CHP’den DEM Parti’ye Ziyaret: Diyalog Ve Müzakere Vurgusu

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile görüşen CHP Lideri Özgür Özel, “Biz bu diyaloğun, bu görüşmenin Türkiye demokrasisine çok önemli katkılar sağlayacağını düşünüyoruz. Ben bir kez daha kendilerine ve Dem Genel Merkezi’nde bizleri ağırlayan hem tüm siyasilere hem de emekçilere Cumhuriyet Halk Partisi adına teşekkür ediyorum” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bugün genel merkezimizde CHP genel başkanı sayın Özgür Özel ve heyetini karşıladık. Çok verimli bir görüşme oldu. Başta ekonomik kriz olmak üzere demokrasi, Kürt meselesi, kayyumlar ve çevre gibi Türkiye’nin yaşamış olduğu meseleleri konuştuk” ifadelerini kullanırken, Tülay Hatimoğulları ise, “Demokrasiye model olması gereken siyasi partilerin sorunlara dair konuşmasını, diyalog yolunun açık olmasını özlemiştik” dedi. Hatimoğulları, “Çözüm kanallarının açık olacağını ümit ediyoruz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile DEM Parti Genel Merkezi’nde bir araya geldi. CHP heyetini, DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcıları Özlem Gündüz ile Mehmet Rüştü Tiryaki karşıladı.

Toplantı sonrası genel başkanlar ortak açıklama yaptı. Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre; İlk olarak söz alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, Özel ile gerçekleştirilen görüşmede Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik, siyasal ve toplumsal boyutları olan çoklu krizler ve bu krizlerin çözümü üzerine istişarelerde bulunduklarını söyledi.

Tuncer Bakırhan, “Siz de bilirsiniz partimizin sürekli dile getirdiği bir şey var: Muhalefet, siyasi partiler sorunları diyalogla, müzakereyle çözer. Bu kadar yoğun sorun yaşadığımız bu süreçte, muhalefet partilerinin daha fazla müzakere ve diyaloga ihtiyacı var. Umarım önümüzdeki günlerde de Türkiye’de bulunan siyasi partiler diyalog ve müzakere sürecini büyüterek devam ettirirler. Biz kendilerine hoş geldiniz diyoruz” dedi.

CHP Lideri Özgür Özel ise, “Dem Partisi’ni Genel merkezinde ziyaret ettik. Daha önce Meclis’te görev yaptığım her aşamada da şunu vurgulamıştım; siyasi partilerin arasındaki diyalog hem o ülkenin demokrasisi açısından hem o parlamentonun üretkenliği açısından hem de o ülkedeki toplumsal barış açısından en önemli temel taşlardan biridir. Bu olmazsa olmaz. Biz kurultayımızı yaptık. Kurultayımızı yaptıktan sonra Sayın Eş Genel Başkanlarım arayarak kutlamışlardı. Sonra takvime baktığımda onlar da bizden hemen önce kurultaylarını yapmışlardı.

Bizim kurultay yoğunluğumuz için de bir hayırlı olsun ziyareti gerçekleşmemişti. Ben bugün heyetimizle birlikte o ziyareti gerçekleştirdim.Tabi görevlerinde başarılar diledik, karşılıklı bu başarı dileklerini ifade ettik. Sayın Eş Genel Başkanın da ifade ettiği gibi bir araya gelmişken yapmamız gereken bir şeyi yaptık; Türkiye’yi değerlendirdik, dünyayı değerlendirdik ve önümüzdeki süreci değerlendirdik. Çok verimli, çok yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiğimizi ifade etmek isterim” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin devam edeceğini söyleyen Özel, “Biz bu diyaloğun, bu görüşmenin Türkiye demokrasisine çok önemli katkılar sağlayacağını düşünüyoruz. Ben bir kez daha kendilerine ve Dem Genel Merkezi’nde bizleri ağırlayan hem tüm siyasilere hem de emekçilere Cumhuriyet Halk Partisi adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Özel’den sonra kısa bir açıklama da DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları yaptı. Tüşlay Hatimoğulları, şunları söyledi: “Gerçekten demokrasiye model olması gereken, Türkiye’deki bütün siyasi partilerin esasen Türkiye’nin sorunlarını görüşmek ve konuşmak üzere ve hep birlikte çözüm üretmek üzere diyalog yolunun açık olması özlediğimiz bir şeydir. Ne yazık ki Türkiye tarihine dönüp baktığımızda, bu konuda siyasi partilerin tarihi çok zengin deneyimlere sahip değil.  Ümit ediyoruz ki biz böylesi bir tabloyu hep birlikte Türkiye’deki bütün siyasi partiler ve Türkiye’deki demokrasi gücünün vicdanı olan yapılarla birlikte yol alırız.”

Paylaşın

COP28 Ülkeleri ‘Geçiş’ İçin İlk İklim Anlaşmasını Kabul Etti

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 28. Taraflar Konferansı (COP28) kapsamında Dubai’de bir araya gelen devletler, fosil yakıtlardan uzaklaşma çağrısı yapan anlaşmayı onayladı.

Haber Merkezi / Anlaşma metninde konferans katılımcılarının birçoğunun talep ettiği gibi, ülkelere enerji sistemlerinde fosil yakıtların kullanımından uzaklaşmaları çağrısında bulunuluyor. Metin, sıcaklık artışlarını 1.5C ile sınırlandırılması için derin, hızlı ve sürekli azaltımlara ihtiyaç olduğunu kabul ediyor.

Henüz taslak halindeki anlaşma özellikle “enerji sistemlerinde fosil yakıtlardan adil, düzenli ve hakkaniyetli bir şekilde uzaklaşılması… böylece bilime uygun olarak 2050 yılına kadar net sıfıra ulaşılması” çağrısında bulunuyor.

Ayrıca 2030 yılına kadar yenilenebilir enerji kapasitesinin küresel olarak üç katına çıkarılması, kömürün azaltılmasına yönelik çabaların hızlandırılması ve karbondan arındırılması zor endüstrileri temizleyebilecek karbon yakalama ve depolama gibi teknolojilerin hızlandırılması çağrısı yapıyor.

Daha önceki hiçbir iklim zirvesinde ülkeler petrol, gaz ve kömürden uzaklaşmak konusunda anlaşmaya varamamıştı. Fosil yakıtlar, iklim değişikliğinin akla gelen ilk sebeplerden biri olsa da bugüne kadarki iklim konferanslarının anlaşma metinlerinde nadiren bahsedildi.

COP28 kapsamında 100’den fazla ülke petrol, gaz ve kömür kullanımının “aşamalı olarak kaldırılması” yönünde güçlü bir dil kullanılması için yoğun lobi faaliyetleri yürüttü.

Ancak bu ülkeler, dünyanın belirli yakıtların kullanımını tamamen bitirmeden emisyonları azaltabileceğini savunan Suudi Arabistan liderliğindeki OPEC grubu ülkelerinin güçlü muhalefetiyle karşılaştı. Taraflar arasındaki mücadele, çarşamba günü zirvenin uzatmalara gitmesine neden oldu.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bütçesine ait petrol şirketi ADNOC’un da başkanı olan COP28 Başkanı Sultan Ahmet El Cebir, 200’den fazla ülkenin üzerinde anlaşmasının sonuç bildirgesinin 1,5 derece küresel ile sınırlandırılması hedefini tutturabilmek için “tarihi bir önlem paketi” olduğunu belirtti.

“Bu uygun, dengeli ve iklim önlemlerini hızlandırma yönünde tarihi bir paket. Bu bir BAE uzlaşması” diyen Cabbar, ilk kez bir BM İklim Konferansı’nda fosil yakıtlara ilişkin karar alındığını söyledi.

BM Genel Sekreteri Antoio Guterres de BM ülkelerinin fosil yakıtlardan uzaklaşmanın uyumlulukla karşılandığını ifade etti. Guterres, “Bilimimizin küresel ısınmanın 1,5 derece ile sınırlandırılması hedefine fosil yakıtları terk etmeden ulaşamayacağımız söylüyor. Ancak, COP28’de giderek büyüyen genişleyen bir destek tarafından da kabul edildi” dedi.

Avrupa Komisyonu’nun İklim Kriziyle Mücadeleden Sorumlu Üyesi Wopke Hoekstra, anlaşma taslak halindeyken basın mensuplarına yaptığı açıklamada anlaşmanın “gerçekten önemli olabileceğini” söyledi.

Hoekstra, bir COP metninde ilk kez fosil yakıtlardan bahsedildiğine atıfta bulunarak, “30 yıldır ilk defa fosil yakıtların sonunun başlangıcına ulaşabiliriz” dedi. Hoekstra, planın, küresel ısınmayı hayati önem taşıyan 1,5C hedefiyle sınırlandırma amacını güvence altına alma yönünde “çok önemli bir adımı” temsil ettiğini söyledi.

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide anlaşmayla ilgili “Dünya ilk kez fosil yakıtlardan uzaklaşılması gerektiği konusunda bu kadar net bir metin etrafında birleşiyor. Bu durum, odadaki fil gibiydi. Meseleye nihayet doğrudan değinildi.” diye konuştu.

Uluslararası İklim Eylem Ağı (CAN) konuyla ilgili basın açıklamasında, sivil toplumun çalışmalarının katkısıyla ilk kez fosil yakıt çağının bitişine dair bir işaret verildiğini vurguladı.

CAN, buna karşın, “fosil yakıtlardan uzaklaşma yolu en başından risk altında çünkü bu enerji geçişinin nasıl fonlanacağı ve tarihsel sorumluluğu olanların küresel Güney’deki kırılgan insanlar ve ülkeler için adalet ve eşitliği güvence altına almakta neleri üstleneceği üzerinde bir uzlaşı yok” uyarısında bulundu.

Açıklamada, “Finansman eksikliği ve anlaşmada yer alan yanlış çözüm boşlukları, fosil yakıt endüstrisine fosil yakıtlardan tam anlamıyla uzaklaşmayı engellemek için açık kapı olamaz.” ifadeleri yer aldı.

Paylaşın

Son 20 Yılda Emekliler İçin En Kötü Dönem: 2023

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da, veriler yaşanan derin ekonomik krizi gözler önüne seriyor. Derin ekonomik krizden en çok etkilenenler ise sabit gelirliler, özellikle emekliler.

Resmi verilere göre son 20 yılda emekliler için en kötü dönem 2023 yılı oldu. En düşük emekli maaşının asgari ücrete oranı 2003 yılından bu yana hiç bu kadar düşmemişti.

2003 yılında en düşük 4a emekli maaşının asgari ücrete oranı 1,47’ydi. Yani en düşük emekli maaşı asgari ücretin 1,5 katıydı. 2023 yılının ikinci yarısında ise bu oran 0,66’ye geriledi. Yani, en düşük emekli maaşı asgari ücretin üçte ikisi yapıyor.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK-AR) verilerine göre de Aralık 2002’de ortalama emekli sandığı aylığı asgari ücretin 2,7 katı iken Temmuz 2023’te bu oran 0,9’a geriledi.

Euronews Türkçe, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerinden yola çıkarak 2001-2023 yılları arasında en düşük 4a emekli maaşı ile net asgari ücreti karşılaştırdı.

Buna göre AK Parti’nin iktidar yıllarının başında 2003 yılında net aylık asgari ücret 226 lira idi. 4a en düşük emekli maaşı ise 332 liraydı. En düşük emekli maaşının asgari ücrete oranı 1,47’ydi. Bu da son 20 yıldaki en yüksek oran olarak kayıtlara geçti.

2016 yılına kadar en düşük emekli maaşı hep asgari ücretten fazla oldu. Ancak bu oran kademeli olarak düştü.

2016 yılında ise işin seyri değişti. 4a en düşük emekli maaşı net asgari ücretten daha düşük hale geldi. Asgari ücret bin 301 lira olurken emekli maaşı bin 265 lira oldu. Böylece en düşük emekli maaşının asgari ücrete oranı 1’in altına düşerek 0,97 oldu.

Sonraki yıllarda da bu durum benzer eğilimde sürdü. Asgari ücret, en düşük emekli maaşından yüksek seyretti. Ancak durum emekliler lehine bozulmaya devam etti.

2022’in ilk yarısında bu oran 0,74’e kadar düştü. 2023 başında 0,69’u gören en düşük emekli maaşının asgari ücrete oranı 2023 ikinci yarısında ise 0,66’ye kadar geriledi. Yani, 4a en düşük emekli maaşı alan bir kişi asgari ücretin üçte ikisi maaş alıyor.

DİSK-AR’ın raporu da son 20 senede maaşların emekliler aleyhine nasıl değiştiğini gösteriyor. Aralık 2002-Temmuz 2023 arasında ortalama emekli sandığı aylığı asgari ücretin 2,7 katı iken 0,89 katına geriledi.

Aynı dönemde en düşük SSK emekli aylığının asgari ücrete oranı da 1,39 kattan 0,66 kata geriledi. En düşük Bağ-Kur esnaf emekli aylığının asgari ücrete oranı da 0,81 kattan 0,66 kara geriledi. Ortalama memur maaşı ise 3,14 kattan 1,97 kata düştü.

Aralık 2002-Temmuz 2023 arasında net asgari ücret nominal olarak 62 kat artış gösterdi. En düşük memur maaşı da 52 kat yükseldi. Ortalama memur emekli aylığı ise aynı dönemde sadece 20 kat arttı.

DİSK-AR’ın aynı raporu asgari ücretin nasıl giderek ortalama ücret (ortalama maaş) haline geldiğini de gösteriyor.

Bu ne demek? Asgari ücrete yakın kazanan işçi oranının giderek yükselmesi demek. Bu olurken asgari ücretten daha yüksek kazananların oranlarının düşmesi anlamına geliyor.

Türkiye’de 10 işçiden 6’sı asgari ücretin yüzde 20 fazlasının altında çalışıyor. Bu oran 20 sene önce 10 kişide 4’tü.

Paylaşın

AB’den Kara Para Ve Terörizmin Finansmanıyla Mücadelede Yeni Adım

Avrupa Birliği (AB), kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele için yeni bir Avrupa kurumu kuracak. Kurumun nerede kurulacağına ilişkin ise henüz bir karar alınmadı.

Kurulacak olan yeni kurum, finans sektöründeki yükümlü kuruluşlar üzerinde doğrudan ve dolaylı denetim yetkisine sahip olacak. Üye ülkelerdeki mali istihbarat birimlerini koordine edecek kurum, ciddi, sistematik veya tekrarlanan kural ihlali durumunda para cezası verebilecek.

BloombergHT’nin aktardığına göre; Avrupa Birliği (AB) Konseyi, üye ülkeler ve Avrupa Parlamentosu (AP) arasında müzakere edilen, kara para aklama ve terörün finansmanıyla mücadeleyi güçlendirmeyi hedefleyen düzenleme üzerinde uzlaşı sağlandığını açıkladı.

Buna göre, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele için yeni bir Avrupa kurumu tesis edilecek. Bu kurum, finans sektöründeki yükümlü kuruluşlar üzerinde doğrudan ve dolaylı denetim yetkisine sahip olacak.

Yeni otorite, yükümlü kuruluşların mevzuata uymasını sağlamak için ulusal denetleyicilerle entegre bir mekanizma oluşturarak, kara para aklamayı önleme ve terörizmin finansmanıyla mücadele çerçevesinin etkinliğini artıracak.

Finans dışındaki sektörler konusunda da destekleyici bir role sahip olacak ve üye ülkelerdeki mali istihbarat birimlerini koordine edecek kurum, ciddi, sistematik veya tekrarlanan kural ihlali durumunda para cezası verebilecek.

Düzenleme, üye ülkeler ve Avrupa Parlamentosu’nun (AP) resmi onayının ardından Avrupa Birliği (AB) Resmi Gazetesi’nde yayımlanarak yürürlüğe girecek. Kurumun nerede kurulacağına ilişkin karar henüz alınmadı.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye Yeni Rusya Yaptırımı

ABD, Türkiye, Çin ve BAE merkezli 250’den fazla firma ve kişiyi Rusya yaptırımları listesine aldığını açıkladı. Yaptırımlar listesinde “Türkiye Merkezli Kuruluşlar” başlığı altında Bosfor Avrasya, Egetir Otomotiv, Globus Turkey, Kartal Exim, Konomar Gemi, Megasan Elektronik ve Özkaya Otomotiv sayıldı.

Adının açıklanmaması kaydıyla konuşan bir Türk yetkili, Türkiye’nin sadece Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan yaptırımları uyguladığını ve tek taraflı önlemlere karşı çıktığını, Ankara’nın yaptırımların delinmesini en aza indirmek için önlemler aldığını söyledi.

VOA Türkçe’nin Reuters’tan aktardığına göre; Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya’nın yaptırımlardan kaçınmasını, gelecekteki enerji kapasitesini, bankalarını ve metal ve madencilik sektörünü hedef alarak Çin, Türkiye ve Birleşik Arap Emirlikleri merkezli olanlar dahil yüzlerce kişi ve kuruluşa yeni yaptırımlar açıkladı.

ABD Maliye ve Dışişleri Bakanlıkları, Washington’un, Rusya’nın Ukrayna’daki savaş nedeniyle ABD ve müttefikleri tarafından uygulanan yaptırımları delmesini engellemeye yönelik son yaptırımlarında, 250’den fazla kişi ve kuruluş yer aldığını bildirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken yaptığı açıklamada “Rusya’nın Ukrayna’da işlediği suçların ve Rusya’nın savaş makinesini finanse eden ve destekleyenlerin hesap verebilirliğini teşvik etmek için elimizdeki araçları kullanmaya devam edeceğiz” dedi.

Maliye Bakanlığı, Çin, Rusya, Hong Kong ve Pakistan’da yerleşik dört kuruluş ve dokuz kişiden oluşan bir ağa, Çin’de üretilen silah ve teknolojilerin Rusya’ya tedarikini kolaylaştırma ve tedarik etme nedeniyle yaptırım uyguladığını açıkladı.

Şebekenin, ABD yaptırımlarını ve Çin’in askeri malzemelerin ihracatı üzerindeki kontrollerini aşmaya çalıştığı belirtildi. Ayrıca bilyalı veya makaralı rulmanlar, uçak parçaları ve X-ray sistemleri dahil teknoloji, ekipman ve girdilerin sevkiyatı konusunda Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin merkezli şirketleri hedef aldı.

Maliye Bakanlığı’nın yaptırım listesinde “Türkiye Merkezli Kuruluşlar” başlığı altında Bosfor Avrasya, Egetir Otomotiv, Globus Turkey, Kartal Exim, Konomar Gemi, Megasan Elektronik ve Özkaya Otomotiv sayıldı.

Bosfor Avrasya, Egetir Otomotiv ve Özkaya Otomotiv, Rusya ekonomisinin imalat sektöründe faaliyet gösterdikleri için; Globus Turkey, Kartal Exim ve Konomar Gemi, Rusya ekonomisinin teknoloji sektöründe, Megasan Elektronik de elektronik sektöründe faaliyet gösterdikleri için yaptırım listesine alındı.

“Ankara, yaptırımların delinmesini en aza indirmek için önlemler alıyor”

Adının açıklanmaması kaydıyla Reuters haber ajansına konuşan bir Türk yetkili, Türkiye’nin sadece Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan yaptırımları uyguladığını ve tek taraflı önlemlere karşı çıktığını, Ankara’nın yaptırımların delinmesini en aza indirmek için önlemler aldığını söyledi.

“Yaptırımların Türkiye üzerinden delinmesine yönelik çabaların sıkı bir şekilde izlenmesi ve önlenmesi, politikalarımızın ayrılmaz bir parçasıdır” diyen yetkili, Türk finans ve ticaret sektörünün ağırlıklı olarak Batı piyasalarıyla iş yaptığına da dikkat çekti.

Yaptırımlar konusunda eğitimsiz ya da umursamaz olan küçük ve önemsiz kuruluşların kaçınma girişimleri olmasının kaçınılmaz olduğunu kaydeden Türk yetkili, “Bu tür kuruluşlar elbette tek taraflı kısıtlayıcı tedbirlerin sonuçlarına maruz kalacaklardır” dedi. Yetkili, ihlaller Türkiye’nin politikasını ihlal eden bir düzen haline gelirse, hukuki tedbirler alacaklarını kaydetti.

Hedef alınan Çin merkezli firmalar arasında, Maliye Bakanlığı’nın Rus paralı asker firması Wagner’e yüksek çözünürlüklü gözlem görüntüleri sağladığını söylediği ticari uydu görüntü şirketleri de bulunuyor.

Dışişleri Bakanlığı ayrıca, kendisi de ABD yaptırımları altında olan Rus devlet holdingi Rostec’e mikroelektronik bileşenler tedarik ettiğini söylediği bir ağa yönelik bir yaptırımda, Çinli kuruluşları hedef aldı. Mikroelektroniklerin elektronik savaş sistemleri geliştirmek için kullanıldığı belirtildi. Şebekeye yönelik adımın bir parçası olarak Rusya, Türkiye ve Hong Kong’daki şirketler de hedef alındı.

Washington, Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkelerin Ukrayna’yı işgali nedeniyle Moskova’ya uyguladığı yaptırımların uygulanmasını sağlamak için, dünya genelinde ülkeler ve özel şirketler üzerindeki diplomatik baskıyı arttırdı. Rusya ve Çin’in Washington’daki büyükelçilikleri yorum taleplerine hemen yanıt vermedi. Rusya Batı’nın yaptırımlarını yasadışı olarak nitelendiriyor ve bunların ekonomisinin gelişmesini engellemeyeceğini söylüyor.

Washington, Rusya’nın gelecekteki enerji üretimine ve yakıt ihracat kapasitesine müdahale etmeye çalışıyor. ABD, Gazprom ve RusGazDobycha tarafından işletilecek olan Rusya’nın kuzeybatısındaki bir Baltık limanında yer alan Ust-Luga sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) terminalini geliştiren üç şirketi de hedef aldı.

Henüz inşa edilmemiş olan tesis, Gazprom’un odak noktasını işleme alanına kaydırma stratejisinin bir parçası. Rusya’nın en büyük gaz işleme tesisi, üretim hacmi açısından dünyanın en büyüklerinden biri olmaya hazırlanıyor.

Yaptırımlar Rusya merkezli Northern Technologies, Joint Stock Compressor Machinery Plant ve Gazprom Linde Engineering şirketlerine uygulandı. Bu hamle, Washington’un Sibirya’da bir başka LNG projesi olan Arctic-2 LNG’yi geliştiren bir kuruluşa yaptırım uygulamasından bir aydan biraz fazla bir süre sonra geldi.

Rusya’nın gelecekteki LNG ihracatının nasıl etkileneceği bilinmiyor; ancak ABD dünyanın en büyük LNG ihracatçısı konumunda. Alman şirketi Linde, Batı’nın yaptırımları nedeniyle 2022 yılında Ust-Luga’daki çalışmalarını durdurdu. Rusya bu yıl Çinli şirketleri tesisin inşasına dahil etmek için Pekin ile görüşüyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı ayrıca Rus işadamı Vladislav Sviblov’u ve onun sahibi olduğu ve kontrol ettiği, Rusya’nın yedinci büyük altın üreticisi olduğunu söylediği İngiltere’de kayıtlı Highland Gold Mining şirketini ve İngiltere’nin Kasım ayında aldığı önlemlerin ardından Sviblov ile bağlantılı diğer şirketleri yaptırım listesine dahil etti.

Bakanlık, Kuzey Kore ve Rusya arasında mühimmat transferinde kullanıldığını belirttiği üç nakliye şirketi ve üç Rus bandıralı ticari gemiye yaptırım uyguladı.

Washington ayrıca aralarında HSBC’nin Rusya’daki işletmelerini satın almak isteyen Expobank’ın da bulunduğu dört Rus finans kuruluşunu ve insansız hava araçları dahil savunma ve sanayi teknolojilerinin ithalatı, üretimi, modifikasyonu ve satışıyla ilgilenen onlarca Rusya merkezli kuruluşu hedef aldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, eski telekom CEO’su Ivan Tavrin ve yönettiği şirketler ağını da yaptırım listesine aldı. Bakanlık, Tavrin’in “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü yasadışı savaşın başlangıcından bu yana Moskova’nın en büyük harp dönemi tüccarlarından biri haline geldiğini” söyledi.

Paylaşın

Özel’den ‘İYİ Parti’ Açıklaması: Umudumu Kaybetmiş Değilim

“İş birliği” teklifini reddeden İYİ Parti’ye ilişkin konuşan CHP Lideri Özel, “Türkiye bizden fedakârlık, iş birliği bekliyor o açıdan ben bir umut bekledim hala daha da umudumu kaybetmiş değilim. İttifak o geniş kapsamda olmaz ama yerele yetki verebilirim” dedi.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ABB Başkanı Mansur Yavaş’ın adaylığına ilişkin de konuşan Özgür Özel, “İmamoğlu ve Yavaş’ın aday olması yönünde benim bir iradem var. Resmileşmesi için prosedörü tamamlayacağız. Parti meclisine teklif edilecek, oylanacak” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Az Önce Konuştum programında Candaş Tolga Işık’ın sorularını yanıtladı. Özgür Özel’in açıklamalarından satır başları:

“Muharrem Başkan ile telefon mesajlaşması yaptık. Ekrem Başkandan randevu istemiş. Bizim Ekrem Başkanla ilişkimiz, birbirimizin bilmesi gereken ne varsa birbirimize söylüyoruz. Ekrem Başkan ‘İnce randevu istiyor’ deyince ‘Ben de siz kamu görevlisisiniz, mutlaka konuşacağı önemli şeyler vardır’ dedim.

İmamoğlu ve Yavaş’ın aday olması yönünde benim bir iradem var. Resmileşmesi için prosedörü tamamlayacağız. Parti meclisine teklif edilecek, oylanacak.

İzmir meselesini Ekrem Bey de söyledi. Ben bir partinin genel başkanına başka bir partinin genel başkanının belediye başkanlığı teklif etmesini saygısızlık olarak görürüm. Muharrem Bey’in de böyle bir talebi olduğu düşünmüyorum. Bu tartışma ne maksatla yapıldı, bilmiyorum.

Partinin partiye katılması başka bir prosedür. Bir siyasi parti ben varlığımı sonlandırıyorum, kendimi yakın hissettiğim partiye dönme iradem var derse ben bu niyet beyan edilir ve geri kalanlar konuşulur. Partinin kapıları ardına kadar açık. Geleceğim diyene seni istemeyiz demeyiz.

Kılıçdaroğlu, yerel seçimle ilgili 3 ismi açıklamıştı. Partinin üç değerinin sokakta karşılığı olduğunu görüyorum. Bu şerh ile söyledim. Seçilmemiş bir kurulun yetkilerini kullanmak istemem. Ben olumlu görüş bildirim. Ümit ediyorum ve kuvvetle görüyorum ki 3 isme karşı çıkan olmaz. Orada hiçbir şüphem yok.”

“Umudumu kaybetmiş değilim”

“İYİ Parti ile ittifak talebiniz reddedildi ne hissediyorsunuz” sorusuna Özel, “Gayet iyi hissediyorum, ben üstüme düşeni yaptım. Türkiye bizden fedakârlık, iş birliği bekliyor o açıdan ben bir umut bekledim hala daha da umudumu kaybetmiş değilim. İttifak o geniş kapsamda olmaz ama yerele yetki verebilirim” şeklinde cevap verdi.

Paylaşın

Türkiye’nin Avrupa Birliği Üyeliğine En Fazla Hangi Ülke Karşı?

Avrupa Birliği’ne üye altı ülkede yapılan bir ankete göre, katılımcıların yüzde 51’i Türkiye’nin üyeliğine karşı olduğunu açıklarken, Batı Balkandaki aday ülkelere karşı çıkanların oranın çok daha düşük olduğu görüldü.

Ankete göre, Avrupa Birliği (AB) vatandaşlarının yüzde 37’si Kosova’nın, yüzde 35’i Arnavutluk ve yine yüzde 35’i Sırbistan’ın üyeliğine karşı.

Ankete katılan AB üyesi ülke içinde en fazla genişlemeye karşı çıkanlar ise Avusturya vatandaşları oldu. Avusturya vatandaşlarının yüzde 53’ü hangi aday ülke olursa olsun yakın bir gelecekte AB genişlemesine karşı çıkarken, bu oranın Türkiye için yüzde 72’ye çıkması özellikle dikkat çekti.

Avusturyalı seçmenin yine yarısından fazlası Ukrayna ve Kosova’nın üyeliğine de karşı. Ankete göre Romanya ve Polonya’daki seçmenler AB genişlemesine en fazla destek veren üyeler arasında ilk sırada.

Euronews Türkç’de yer alan habere göre; Avrupa Birliği’ne üye altı ülkeyi kapsayan araştırma, Türkiye’nin AB’ye katılmına karşı güçlü bir muhalefet olduğunu ortaya koyuyor.

Altı ülkede yapılan ankete katılanların yüzde 51’i Türkiye’nin AB’ye katılımına karşı çıktı. Anket, AB içinde Türkiye’nin üyeliğini en fazla istemeyen ülkenin Avusturya olduğuna işaret ediyor. Polonya vatandaşları ise Ankara’nın üyeliğine en az karşı çıkanlar arasında ilk sırada.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) tarafından düzenlenen ankete göre AB vatandaşları, Ukrayna, Moldova ve Karadağ’ın üyeliklerine karşı açık fikirli olmalarına rağmen, yakın gelecekte birliğin genişlemesi konusunda açık bir destek vermekten kaçınıyor.

Anket sonuçlarına göre, yaş kategorileri ve birliğin yeni veya eski üyelerinin vatandaşları arasında da önemli farklılık görüldüğünü ortaya çıkardı.

Buna göre Avusturya, Almanya, Fransa ve Danimarka vatandaşları, AB’nin yeni bir alımına soğuk bakarken Polonya ve Romanya gibi ülkelerin vatandaşları bu genişleme konusunda daha istekli görünüyor. Anket sonuçları, AB ve Batı Balkan ülkeleri liderlerinin genişleme konusunda Brüksel’de tarihi bir karar verecekleri zirve öncesinde yayımlandı.

AB liderleri bu hafta sonu Ukrayna, Moldova ve Gürcistan ile tam üyelik müzakerelerine başlanıp başlanmaması konusunda karar verecek. Toplam 10 ülke (7’si Batı Balkanlarda bulunan), 27 üyeli AB’ye girmek için resmi veya “potansiyel” aday olarak Brüksel’in kapısında bekliyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından genelde karışık mevzuat yüzünden yavaş işleyen tam üyelik süreci son dönemde AB’nin doğu bölgesinde jeopolitik gücünü artırma adına hız kazandı.

AB Komisyonu, geçen ay Ukrayna ve Moldova ile tam üyelik müzakerelerinin başlamasını tavsiye etti. Bu konuda kesin kararı AB liderleri perşembe günü verecek. Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, Kiev ile tam üyelik müzakerelerine başlanmasına karşı çıkarak, AB liderlerini veto hakkını kullanmakla tehdit ediyor.

Orban dışında Slovakya Başbakanı Robert Fico yine Kiev ile AB arasında müzakerelerin başlatılmasına sıcak bakmadığını ifade etmişti. AB vatandaşlarının sadece yüzde 37’si Ukrayna’nın üyeliğine destek veriyor. ECFR anketine göre, AB vatandaşlarının yüzde 37’si Kiev’in üyeliğini desteklerken, yüzde 33’ü karşı çıkıyor.

Ankete katılanların yüzde 51’i Türkiye’nin üyeliğine karşı olduğunu açıklarken, Batı Balkandaki aday ülkelere karşı çıkanların oranın çok daha düşük olduğu görüldü.

Buna göre AB vatandaşlarının Yüzde 37’si Kosova’nın, yüzde 35’i Arnavutluk ve yine yüzde 35’i Sırbistan’ın üyeliğine karşı. Ankete katılan 6 AB üyesi ülke içinde en fazla genişlemeye karşı çıkanlar ise Avusturya vatandaşları oldu.

Avusturya vatandaşlarının yüzde 53’ü hangi aday ülke olursa olsun yakın bir gelecekte AB genişlemesine karşı çıkarken, bu oranın Türkiye için yüzde 72’ye çıkması özellikle dikkat çekti.

Avusturyalı seçmenin yine yarısından fazlası Ukrayna ve Kosova’nın üyeliğine de karşı. Ankete göre Romanya ve Polonya’daki seçmenler AB genişlemesine en fazla destek veren üyeler arasında ilk sırada.

Türkiye’nin üyeliğine en az Polonya karşı çıkıyor

Romanya vatandaşlarının sadece yüzde 29’u Ukrayna’nın üyeliğine karşı çıkarken, Polonya vatandaşlarının ise sadece yüzde 26’sı Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkıyor. Avusturya vatandaşlarının sadece yüzde 28’i Ukrayna’nın üyeliğine sıcak bakarken  Danimarka vatandaşlarında bu oran yüzde 50.

Ankete katılanların yüzde 45’ine göre, Ukrayna’nın katılımı “AB’nin güvenliği için tehdit oluşturma riski” içeriyor. Yine ankete katılanların yüzde 39’una göre Kiev’in tam üyeliği AB ekonomisi için tehlike oluşturabilir.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Gazze’de İnsanlar Açlıktan Ölüyor

İsrail’in Gazze şeridine yönelik 67 gündür devam eden ablukasına ilişki sosyal medya hesabından açıklamada bulunan UNRWA, “Açlık hiç kimsenin peşini bırakmıyor” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), Gazze’deki durumu, “Krizden felakete dönüştü” sözleriyle tanımlayarak, “Gazze’de çok sayıda insan en az iki, üç gündür yemek yiyemedi” ifadesine yer verdi.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Kudra, İsrail saldırılarında can kaybının 18 bin 205’e, yaralıların sayısının da 49 bin 645’e çıktığını bildirdi.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki duruma da değinen sözcü Kudra, “Gazze Şeridi’nin güneyindeki hastanelerde durum felaket ve dayanılmaz bir hal aldı. Yaralı sayısının çok olması, tedavi ve klinik imkanlarının az olması karşısında sağlık ekipleri kontrolü kaybetti” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre Gazze Şeridi’nde yaşayan yaklaşık 2 milyon 200 bin kişinin 1 milyon 800 bini, yani nüfusun yaklaşık yüzde 80’i savaş sırasında zorla yerinden edildi.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu bugün, İsrail ile Hamas arasında iki aydır devam eden çatışmalarda acil insani ateşkes sağlanmasına ilişkin karar tasarısını oylayacak.

15 üyeli BM Güvenlik Konseyi’nde geçen hafta ABD tarafından veto edilen karar tasarısına benzer ve yine Gazze Şeridi’nde acil ateşkes çağrısında bulunacak tasarı, bugün Genel Kurul’da oylamaya sunulacak.

193 üyeli Genel Kurul’un, kararları bağlayıcı olmamakla birlikte siyasi ağırlık taşıyor ve küresel görüşleri yansıtıyor. Bazı diplomatlar ve gözlemciler, oylamanın Ekim ayında yapılan “acil, kalıcı ve sürekli bir insani ateşkes” çağrısından daha fazla destek toplayacağını tahmin ediyor.

Karar taslağında acil ateşkes çağrısının yanı sıra, tüm rehinelerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması ve savaşan tarafların özellikle sivillerin korunması konusunda uluslararası hukuka uyması talep ediliyor.

BM Genel Kurulu Ekim ayında Gazze’de acil, kalıcı ve sürekli insani ateşkes çağrısında bulunulan karar tasarısını 121 lehte, 14 aleyhte ve 44 çekimser oyla kabul etmişti.

Bazı diplomatlar ve gözlemciler bugünkü oylamada daha büyük bir desteğin çıkacağını tahmin ediyor.

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifalar Devam Ediyor: Hür Ve Müstakilim

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” gireceğini açıklayan İYİ Parti’de istifalar devam ediyor. Son olarak, İYİ Parti İBB Grup Başkanvekili İbrahim Özkan, partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / İbrahim Özkan, istifasına ilişkin yaptığı açıklamada, “Genel Başkan Meral Akşenerin talebi doğrultusunda artık ‘Hür ve Müstakilim.’ İBB İYİ Parti Grup Başkan Vekilliği görevinden istifa ediyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde İYİ Parti ile iş birliği talebinde bulunmuştu. İYİ Parti ise bu talebi reddetmişti. Karara tepki gösteren İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İYİ Parti Grup Başkanvekili İbrahim Özkan, sosyal medya hesabından, “Teşkilatlara rağmen siyaset yapılmaz” ifadelerini kullanmıştı.

İbrahim Özkan kimdir?

1975 yılında Trabzon’un Köprübaşı İlçesi’nde dünyaya gelen İbrahim Özkan, Endüstri Mühendisliği alanında lisans eğitimini tamamladı. Yangın ve Afet Yönetimi alanında yurtiçi ve yurtdışında çalışmaları oldu.

Türkiye Yangınla Mücadele Vakfı, Trabzonlu İş İnsanları ve Bürokratları Derneği ile BNU Bizim Neslin Uşakları Derneği üyesidir. 2009 ve 2014 yıllarında yapılan mahalli idareler seçimlerinde MHP Sancaktepe Belediye Başkan adayı oldu.

2017 yılında İyi Parti Sancaktepe kurucu ilçe başkanı olarak görev yaptı. 2019 yerel seçimlerinde Sancaktepe ve İstanbul Büyükşehir Belediye meclis üyesi olup İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) İYİ Parti Grup Başkanvekili olarak görev yapmaktaydı.

İYİ Parti’de istifalar

Daha öncede, Ankara milletvekili Adnan Beker, Mesut Yılmaz, Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Aylin Anıl Arslan, parti kurucularından Taylan Yıldız, eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem, İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, parti kurucularından Aydın Adnan Sezgin, eski Ankara İl Başkanı Faruk Köylüoğlu, İYİ Parti 27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı da istifa eden isimlerdendi.

Dün de Kocaeli’nin Körfez Belediye Meclisi’nin İYİ Partili meclis üyeleri Fevzi Canbaz, Ender Oğuz, Arif Ersoy, eski Antalya İl Başkanı Ahmet Aydın, İstanbul Milletvekili Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu ve İYİ Parti Niğde İl Başkanı İbrahim Uzun, partilerinden istifa ettiklerini duyurmuşlardı.

Paylaşın

Hamas, İsrail’e En Az 12.000 Füze Fırlattı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşında ikinci ay geride kalırken, İsrail Hükümet Sözcüsü Eylon Levy, Hamas tarafından 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’nden İsrail’e en az 12.000 füze fırlatıldığını söyledi.

Haber Merkezi / İsrail, Gazze Şeridi’ne yönelik operasyonlarda 22 binden fazla noktanın hedef alındığını duyurdu. İsrail’in paylaştığı bilgilere göre, savaşın başlamasından bu yana 98 İsrailli asker hayatını kaybetti, 600 asker de yaralandı.

Tel Aviv yönetimi aynı zamanda dünyanın en yoğun nüfusa sahip yerlerinden biri olan Gazze Şeridi’nin su, elektrik ve yakıt gibi temel ihtiyaçlarını kesmiş durumda. 2,3 milyon Filistinli, yiyecek sıkıntısı nedeniyle açlık tehlikesiyle karşı karşıya.

Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 18 bin 205’e yükseldiğini açıkladı. El-Kudra, yaralı sayısının da 49 bin 645’e yükseldiğini bildirdi.

El-Kudra, “İsrail’in bilinçli olarak hedef aldığı ve çökerttiği sağlık sistemine destek sağlamak amacıyla tüm ülkeleri ve sağlık kuruluşlarını Gazze Şeridi’nin her bölgesinde sahra hastaneleri kurmaya çağırıyoruz” dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre Gazze Şeridi’nde yaşayan yaklaşık 2 milyon 200 bin kişinin 1 milyon 800 bini, yani nüfusun yaklaşık yüzde 80’i savaş sırasında zorla yerinden edildi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de BM Güvenlik Konseyi’nin Gazze’de ateşkes talep etmekte başarısız olmasından üzüntü duyduğunu ve örgütün “felç olduğunu” söyledi.

Doha Forumu’nda konuşan Guterres, kurumun “otoritesinin ve güvenilirliğinin ciddi şekilde sarsıldığını”, ancak “pes etmeyeceğini” söyledi. BM Güvenlik Konsey’inde Cuma günü yapılan oylamada ABD ateşkes çağrısını veto etmişti.

Birleşmiş Milletler’in Filistinli mültecilere yardım kuruluşu UNRWA’nın başkanı Philippe Lazzarini, “Filistinlilerin insanlıktan çıkarılması, uluslararası toplumun Gazze’de devam eden İsrail saldırılarını sineye çekmesine neden oldu” dedi.

Katar’da düzenlenen Doha Forumu’nda konuşan Lazzarini, yeni bir ateşkes çağrısında bulundu ve Gazze’deki “yeryüzü cehennemini” sona erdirmek için bunun hayati önem taşıdığını söyledi.

BM’nin çöküşün eşiğinde olduğunu belirten Lazzarini “Hangi tanımla olursa olsun, bu kesinlikle şimdiye kadar gördüğüm en kötü durum” dedi ve ekledi: İnsanlar korunmak için BM’ye geliyor ama artık mavi bayrak bile korunmuyor. Her halükarda durum felaket boyutlarına ulaşmış durumda.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze’deki şartların ölümcül hastalıkların yayılması için ideal olduğunu söyledi.

Tedros Adhanom Ghebreyesus, Filistin topraklarındaki sağlık koşullarını görüşmek üzere toplanan DSÖ yürütme kurulunda yaptığı konuşmada, çatışmaların, Gazze’de sağlık sistemi üzerindeki sonuçlarının “felaket boyutunda” olduğunu söyledi.

“Çatışmanın sağlık üzerindeki etkisinin felaket boyutunda olduğunu söylemek malumun ilanı olacaktır” diyen DSÖ Genel Direktörü Tedros, “Toplamda sağlık ihtiyaçları çarpıcı bir biçimde arttı ve sağlık sisteminin kapasitesi üçte bir oranında düştü” ifadelerini kullandı.

“Sürekli daha fazla insan daha küçük alanlara taşındıkça, aşırı kalabalık, yeterli gıda, su, barınak ve hıfzısıhha eksikliğiyle birlikte hastalıkların yayılması için ideal koşulları yaratıyor” diyen Tedros, ishal, sarılık, nefes yolu gibi salgın hastalık belirtileri olduğunu ve bunlarla ilgili riskin yaklaşan kış nedeniyle daha da artacağını belirtti.

Gazze Şeridi’nde sağlık sisteminin çökmekte olduğunu belirten Tedros, 36 hastaneden sadece 14’ünün kısmen işler halde olduğunu belirtti. DSÖ Genel Direktörü, Gazze Şeridi’nin güneyindeki iki büyük hastanenin de yatak kapasitesinin üç katı kadar dolu olduğu, stoklarının tükendiği ve yerinden olmuş binlerce kişiye ev sahipliği yaptığını söyledi.

Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı Direktör Yardımcısı Carl Skau Gazze’de yaşayanların yarısının açlık çektiğini söyledi. Carl Skau ihtiyaç duyulan malzemelerin sadece bir kısmının bölgeye ulaştığını kaydetti. Skau’ya göre Gazze’deki her 10 insandan dokuzu her gün yemek yiyemiyor.

Paylaşın