ABD Ve İngiltere’den Türkiye’ye Hamas Uyarısı

Filistin – İsrail savaşını başlatan Hamas’a yönelik dördüncü yaptırım paketini açıklayan ABD ve İngiltere, üçü Türkiye’de olmak üzere Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’da faaliyet gösteren toplam sekiz Hamas yetkilisini yaptırım listesine aldı.

Bu kararın, batılı başkentler tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan Hamas’ı “direniş hareketi” olarak tanımlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tutumunu nasıl etkileyeceği, bu kişilerin hesaplarının bulunduğu Türk bankaların nasıl bir tutum takınacağı ise henüz bilinmiyor.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; ABD ve İngiltere, yaptırım listesine alınan üç ismin Türkiye’deki bu faaliyetlerinin odağında olduklarının belirlendiğine işaret etti.

ABD Hazine Bakanlığı bünyesindeki Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC) tarafından yayımlanan açıklamada, yaptırım listesine dahil edilen isimlerin “Hamas’ın şiddete dayalı faaliyetlerini idame ettiren ve finansmanını yöneten kilit yetkililer” oldukları belirtildi, ayrıca bu kişilerin İngiltere ile yakın koordinasyon halinde yürütülen çalışmalar sonucunda tespit edildiğine dikkat çekildi.

Türkiye’deki faaliyetleri sonucunda yaptırım listesine dahil edilen bu isimler Mansur Yakup Nasır el Din (Haroun Mansour Yaqoub Nasser Al-Din, Harun Naser el-Din), Cihad Yağmur (Jihad Muhammad Shaker Yaghmour) ve Mehmet Kaya.

ABD’nin Terörizm ve Mali İstihbarattan Sorumlu Hazine Müsteşarı Brian E. Nelson, yeni yaptırım kararı hakkında yaptığı açıklamada, Hamas’ın bu faaliyetlerine olanak tanınmasını da eleştirmesi dikkat çekti.

Hamas’ın Gazze’deki askeri faaliyetlerini desteklemek için bağış kampanyası yürüttüğünü ve yasa dışı yollardan gelir topladığına işaret eden Nelson, örgütün “bu faaliyetlerine gösterilen müsamahakârlıktan istifade ettiğine” vurgu yaptı.

Nelson ayrıca “Müttefiklerimiz ve ortaklarımız gibi biz de Hamas’ın yeni saldırıları finanse etme yetkinliğini azaltmak ve bölgeyi daha da istikrarsızlaştırmasını engellemek için kollektif araçlarımıza ve yetkimize odaklanmaya devam ediyoruz” dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller de son yaptırım kararı ile “Hamas’ın mali kaynaklarını besleyen ağları çökertmeyi” hedeflediklerini, bunun “Hamas’ın terörist faaliyetlerini önleme ve caydırmaya yönelik çabanın bir parçası olduğunu” kaydetti.

ABD tarafından yapılan açıklamada yaptırım listesine alınan Mansur Yakup Nasır el Din’in Hamas’ın Türkiye’deki finansal faaliyetlerini yöneten kilit isimler arasında yer aldığı, ayrıca Türkiye ve Gazze’den Batı Şeria’daki Hamas komuta merkezine mali kaynakları transfer eden ağın da bir üyesi olduğu belirtiliyor.

Cihad Yağmur’un ise Hamas’ın Türkiye’deki resmi temsilcisi olduğu aktarılıyor. Yağmur’un üst düzey Hamas liderlerinin oluşturduğu delegasyonları organize ettiğine ve bu delegasyonların içinde de bizzat yer aldığına, ayrıca “örgütün gizli terör faaliyetlerinin yürütülmesinde rol oynadığına” işaret ediliyor.

Cihad Yağmur, İsrailli asker Gilad Şalit’in kaçırılmasıyla bağlantılı olduğu gerekçesiyle İsrail tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış, 2011 yılında Şalit’in serbest bırakılması karşılığında serbest bırakılan bini aşkın Hamas mahkûmu ile serbest kalmış, Türkiye’ye sürgün edilmişti. Açıklamada, Yağmur’un Türkiye’de yasal kültürel faaliyetler kisvesi altında Hamas’a hizmet eden faaliyetler yürüttüğü belirtiliyor.

Yaptırıma dahil edilen üçüncü isim de Mehmet Kaya. Kaya’nın yıllar boyunca Hamas adına çok sayıda para transferinde rol aldığı, “Hamas için on milyonlarca dolarlık finansal hizmet sağladığı” kaydediliyor.

Yaptırım kararı Türkiye’yi de etkileyebilir mi?

Yaptırım listesine dahil edilen bu kişilerin ABD’de bulunan veya ABD’lilerin denetimi altında bulunan mülkleri ve mülklerinden yararlandıkları menfaatleri bloke edildi.

Yaptırım kararının, Türkiye’deki kişileri ve banka gibi finansal kuruluşları da ilgilendiren bir boyutu var. Çünkü açıklamanın “Yaptırımların etkileri” alt başlığı altında şu uyarı yer alıyor:

“ABD’li olmayan finans kuruluşları ve kişiler de haklarında yaptırım kararı alının kurum ve kişilerle belirli işlem ve faaliyetlere girişmeleri durumunda, yaptırım riski ya da haciz işlemi ile karşı karşıya kalabilir.”

Washington’dan Hamas’ın terör faaliyetlerine imkan sağladığı gerekçesiyle Türk hükümetine de yaptırım uygulanması yönünde çağrılar yükseliyor.

Washington merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı’nın (FDD) Araştırmadan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Jonathan Schanzer, yaptığı açıklamada Hamas’ın uluslararası bir terör örgütü olduğunu, son ilan edilen yaptırımların da bunun altını çizdiğini vurguladı.

Hamas’ın Türkiye’deki varlığının özellikle dikkat çekici olduğuna işaret eden Schanzer, şunları kaydetti: “NATO üyesi olan bu ülke on yılı aşkın bir süredir Hamas’ın İstanbul’da kurduğu karargâh üzerinden faaliyet göstermesine izin vermiştir. Bu durum artık Washington ya da NATO tarafından daha fazla tolere edilemez.

Bir sonraki adımda Ankara’daki hükümete karşı yaptırımlar ilan edilmelidir. Türk bankalarının ABD öncülüğündeki finans sistemiyle bağlantısı kesilmelidir. Türkiye, Terörizmin Devlet Sponsoru olarak bile ilan edilebilir. Bu noktada hiçbir seçenek masadan kaldırılmamalıdır.”

Paylaşın

2023’te En Çok Uluslararası Ziyaretçi İstanbul’a Geldi

Euromonitor International ve veri şirketi Lighthouse’un ortaklaşa hazırladığı Seyahat İçin En İyi 100 Şehir Endeksi’ne göre, 2023’te en çok uluslararası ziyaretçi İstanbul’a geldi. İstanbul’u Londra, Dubai ve Antalya takip etti.

Turizm altyapısı, politikaları ve performansı, sürdürülebilirlik, ekonomik performans, sağlık ve güvenlik gibi kriterlere göre sıralanan endekse göre Paris bir kez daha dünyanın en cazip seyahat şehri oldu.

Küresel pazar araştırma şirketi Euromonitor International ve veri şirketi Lighthouse’un ortaklaşa hazırladığı Seyahat İçin En İyi 100 Şehir Endeksi, 2023 yılı için dünyanın dört bir yanından önde gelen şehirleri inceledi.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Turizm altyapısı, politikaları ve performansı, sürdürülebilirlik, ekonomik performans, sağlık ve güvenlik gibi kriterlere göre sıralanan endekse göre Paris bir kez daha dünyanın en cazip seyahat şehri oldu. 2023’te en çok uluslararası ziyaretçi ise İstanbul’a geldi.

En cazip seyahat şehirlerinde Avrupa, ilk 10 şehirden yedisi ve ilk 100’de yer alan 63 şehir ile üstünlük sağladı. İlk 10’da Avrupa’dan olmayan şehirler ikinci sıradaki Dubai, dördüncü Tokyo ve sekizinci olan New York.

Madrid üçüncü sırada yer alırken, Amsterdam, Berlin ve Roma sırasıyla 5, 6 ve 7 numaralarda yer aldı. Barselona ve ardından Londra ilk 10’u tamamladı. Türkiye’den İstanbul 23’üncü sırada yer alırken, ilk 100’de Antalya 57’inci, Muğla 93’üncü oldu.

İlk 100’e bu yıl turizm performanslarını arttıran dört yeni şehir de girdi. Bu şehirler 48’inci sıradaki Washington, 68’inci sıradaki Montreal, 88’inci sıradaki Santiago ve 92’nci sıradaki Vilnius oldu.

Rapor Avrupa’nın başarısını “hızlı kentleşme ve teknolojinin yaygın olarak benimsenmesine” bağladı. Gezginler artık yüksek hızlı internet, esnek rezervasyon seçenekleri ve uzaktan çalışmaya uygun rahat çalışma ortamları sunan hizmetler istiyor.

Singapur (11), Seul (14), Osaka (16) ve Hong Kong’un (17) listeye girmesiyle Asya, ilk 20’de güçlü bir şekilde temsil edildi.

Tokyo, turizm altyapısındaki gelişmeler sayesinde ilk kez ilk 10’a girdi. COVID-19 ile ilgili düzenlemelerin hafifletilmesine ek olarak, 2022’den bu yana Yen’in zayıflamaya devam etmesi turistleri şehre çekerek otel doluluklarını arttırdı ve çok düşük fiyatlarla tüketici deneyimlerinin tadını çıkardı.

Pandemi sonrası uluslararası seyahatler güçlü şekilde toparlanmayı sürdürdü. İstanbul bir önceki yıla göre yüzde 26’lık artışla, 2023 yılında uluslararası ziyaretçi sayısı açısından listenin başında yer aldı. İstanbul’u Londra, Dubai ve Antalya takip etti.

2023 yılı sonuna kadar seyahat sayısının 1,3 milyara ulaşarak küresel turizm harcamalarında yaklaşık 1,7 trilyon dolar yaratacağı tahmin ediliyor.

Tüketici güvenini düşüren hayat pahalılığı ve dalgalı enflasyonun, özellikle küresel durgunluğun ortaya çıkması halinde, 2024 ve 2025 yıllarında turizm sektörün büyümesinin önündeki en büyük zorluklar olması bekleniyor. Jeopolitik dalgalanmalar da seyahat sektörü için bir başka risk teşkil ediyor.

Aşırı turizmin yarattığı zorluklar

Ancak Euromonitor International’dan yapılan açıklamada, aşırı turizmin yarattığı zorluklara da dikkat çekildi.

Turizmin COVID-19 krizinden toparlanırken yerel toplulukları ve çevreyi etkilediği belirtilen açıklamada, “Bazı destinasyonlar turist akınını sınırlandırmak ve kültürel mirası korumak için kısıtlamalar, yüksek vergilendirme veya otel kapasitesini azaltma yoluna giderken, diğerleri alternatif veya alışılmışın dışındaki destinasyonları teşvik eden stratejileri benimsiyor” denildi.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 18 Bin 787’ye Çıktı

Hamas’ın Aksa Tufanı operasyonuyla başlattığı Filistin – İsrail savaşının 68. günü geride kalırken, Gazze’de İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 179 artarak 18 bin 787’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, yaralıların sayısının da 50 bin 897’ye çıktığını bildirdi.

Sağlık bakanlığı, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’daki Cenin’e düzenlediği saldırıda en az 11 Filistinlinin öldürdüğünü doğruladı. Ekim ayının başından bu yana Batı Şeria’da 290’dan fazla Filistinli İsrail saldırılarında hayatını kaybetti.

İsrail ise, Batı Şeria’daki operasyonlarında silahlı örgüt mensuplarını hedef aldıklarını savunuyor.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre Gazze Şeridi’nde yaşayan yaklaşık 2 milyon 200 bin kişinin 1 milyon 800 bini, yani nüfusun yaklaşık yüzde 80’i savaş sırasında zorla yerinden edildi.

Birleşmiş Milletler’in (BM) uydu görüntülerine atıfta bulunduğu raporunda, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana bombaladığı Gazze Şeridi’ndeki binaların en az yüzde 18’inin yıkıldığı kaydedildi.

Paylaşın

Putin’den Ukrayna Açıklaması: Hedeflerimize Ulaştığımızda Barış Olacak

Yıllık basın toplantısında konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’daki duruma ilişkin yaptığı açıklamada, “Hedeflerimize ulaştığımızda barış olacak” dedi ve şöyle devam etti:

“Askerden arındırmaya gelince, eğer bir anlaşmaya varmak istemezlerse, askeri çözümler dahil olmak üzere farklı önlemler almak zorunda kalacağız. Ya da belirli şartlar üzerinde anlaşacağız. İstanbul’daki görüşmelerde bunlar üzerinde anlaşmıştık. Ancak daha sonra bu anlaşmalar rafa kaldırıldı. Ama bu meselede anlaşılmıştı.”

“Başka ihtimaller de var” ifadesini kullanan Putin, “Ya bir anlaşmaya varacağız ya da bu meseleyi güç kullanarak çözeceğiz. Biz de bunun için çaba göstereceğiz.” diye konuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geleneksel olarak düzenlediği yıllık basın toplantısında konuştu. Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Putin, Ukrayna’da barışın ancak “Kiev’in tarafsızlığı”, “silahsızlandırılması” ve “askerden arındırılması” ile mümkün olabileceğini söyledi.

“Ukrayna için hedeflerinin değişmediğinin” ve “hedefe ulaşana kadar” mevcut durumun devam edeceğinin altını çizen Putin, Moskova’da düzenlediği yıllık basın toplantısında “Size ne hakkında konuştuğumuzu hatırlatmak isterim: Ukrayna’nın silahsızlandırılması, askerden arındırılması ve tarafsızlık statüsü.” ifadelerini kullandı.

Moskova’nın “tarafsızlıktan” kastı, Kiev’in NATO askeri ittifakına katılmaması anlamına geliyor.

“Hedeflerimize ulaştığımızda barış olacak” diyen Putin şöyle devam etti: “Askerden arındırmaya gelince, eğer bir anlaşmaya varmak istemezlerse, askeri çözümler dahil olmak üzere farklı önlemler almak zorunda kalacağız. Ya da belirli şartlar üzerinde anlaşacağız. İstanbul’daki görüşmelerde bunlar üzerinde anlaşmıştık. Ancak daha sonra bu anlaşmalar rafa kaldırıldı. Ama bu meselede anlaşılmıştı.”

“Başka ihtimaller de var” ifadesini kullanan Putin, “Ya bir anlaşmaya varacağız ya da bu meseleyi güç kullanarak çözeceğiz. Biz de bunun için çaba göstereceğiz.” diye konuştu. Putin, Rusya’nın ekonomik yaptırımlara, Ukrayna’daki savaşa ve Batı ile karşı karşıya gelmesine rağmen “ilerleyecek” kadar kendinden emin olduğunu iddia etti.

Ekonominin dış yaptırımlara karşı direnci konusunda ise, ülkesinin “Rus toplumunun güçlü konsolidasyonu”, “mali ve ekonomik sisteminin istikrarı” ve “artan Rus askeri yetenekleri” sayesinde “yeterli güvenlik marjına” sahip olduğunu aktardı.

Putin: Hükümet gerekli önlemleri alıyor

Putin, “En önemli gösterge ekonomik büyümedir. Yılsonu itibariyle GSYH büyümesinin yüzde 3,5 olması bekleniyor. Bu iyi bir gösterge, geçen yılki düşüşü telafi ettiğimiz anlamına geliyor ve ileriye doğru nispeten ciddi bir adım attık. Ne yazık ki enflasyon arttı. Yılsonunda yüzde 7,5, belki biraz daha fazla yüzde 8 olması bekleniyor, ancak Merkez Bankası ve hükümet gerekli önlemleri alıyor.” dedi.

Rusya’nın ikinci bir yedek asker seferberliği dalgasına ihtiyacı olmadığını, ülke genelinde her gün bin 500 kişinin orduya alındığını söyleyen Putin, halihazırda Ukrayna’da savaşan 617 bin Rus askeri bulunduğu bilgisini verdi. Başkana göre bunlardan 244 bini profesyonel diğerleri, seferberlik çağrısı sonrası gelen kişiler.

Ukrayna’yı ‘özel operasyon bölgesi’ olarak tanımlayan Putin, şöyle devam etti: “Kısmi bir seferberlik yaptık, 300 bin kişiyi çağırdık. Çocuklar iyi savaşıyor, gerçekten iyi… Sanırım 244 bin kişi özel askeri operasyon bölgesinde. Bunun ardından, insanların gönüllü olarak silahlı kuvvetlerle sözleşme imzalaması için bir kampanya başlattık. Dün akşam itibariyle 486 bin kişiye ulaştığımızı öğrendim. Ellerinde silahlarıyla vatanımızı savunmaya hazır kişilerin akışı azalmıyor. Gönüllülerle birlikte yaklaşık yarım milyon kişi olması lazım.”

Bu yıl ağırlıklı olarak Rus muhabirlerin bulunduğu basın toplantısında Putin, “Neden seferberlik? Buna gerek yok” ifadesini de kullandı.

71 yaşındaki Rus lider, İsrail ordusunun Hamas’a yönelik saldırıları kapsamında bombaladığı Gazze Şeridi’ndeki durumu “felaket” olarak nitelendirdi ve bunun Ukrayna’daki durumla kıyaslanamayacağını söyledi.

Putin, “(Ukrayna’daki) özel askeri operasyona bakın ve Gazze’de olanlara bakın ve aradaki farkı görün. Ukrayna’da böyle bir şey yok” sözleriyle Ukrayna’da yıkım olmadığını kaydetti.

Kasım ayı sonunda G20’de yaptığı sanal konuşmada Putin, her türlü savaşın bir “trajedi” olduğunu söylemiş, ancak Batı’yı seçici davranmakla suçlayarak onları “Filistin’de sivillerin yok edilmesinin” hesabını vermeye çağırmıştı.

Paylaşın

“Saadet – Gelecek Meclis Grubu” Düştü

Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’in hayatını kaybetmesinin ardından, Saadet ve Gelecek Partisi’nin oluşturduğu Saadet ve Gelecek Meclis Grubu’nda vekil sayısı 19’a düştü. Böylelikle iki partinin de Meclis’teki grubu da düşmüş oldu.

Haber Merkezi / 14 Mayıs’ta yapılan genel seçimde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) listelerinden seçime giren ve 10’ar milletvekili çıkaran Saadet ve Gelecek partileri, Temmuz ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) ortak grup kurmuştu.

Grubun düşmemesi için Saadet ve Gelecek Meclis Grubu’na bir milletvekilinin katılması gerekiyor. Grubun varlığını devam ettirebilmesi için gözler DEVA Partisi’ne çevrildi. DEVA, 14 Mayıs’taki genel seçim sonrasında grup kurma görüşmelerinden çekilmiş, bunun üzerine Gelecek Partili 10 isim Saadet Partisi’ne geçmişti.

Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nin mecliste grup kurması sayesinde Başkanlık Divanında ve İhtisas komisyonlarında üye bulundurma, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nda (RTÜK) üye bulundurma, genel kurulda yapılan görüşmelerde grup adına 20 dakika konuşma, Genel Kurul’da genel görüşme açma ve genel seçimlerde cumhurbaşkanı adayı çıkarma gibi haklar elde etmişti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) grubu olan partiler sahip olduğu bazı haklar nedeniyle grubu olmayan partilere göre daha etkililer.

Saadet Partisi ve Gelecek Partisi TBMM’de grup kurma aşamasında ittifakın gerekçelerini şöyle sıralamışları;

Geniş toplum kesimlerinin önüne daha güçlü bir alternatif koyabilmek,
Siyasi yelpazedeki dağınıklığı giderebilmek,
Muhalefetin TBMM’ndeki denetim gücünü artırabilmek,
Genel seçimler sonrası oluşan alternatifsizlik duygusuna dayalı karamsar toplumsal psikolojiyi dağıtarak yeni bir umut ve vizyon dalgası oluşturmak,

Yerel seçimlere hazırlıkları daha etkin şekilde yürütebilmek,
İktidarın milli ve manevi değerlerimizi istismar ederek sürdürdüğü otoriter yolsuzluk düzenine karşı siyasi ahlak başta olmak üzere ortak değerlerimizi siyasi hayatımıza egemen kılmak,

Yanlış ekonomik politikaların yol açtığı yoksullaşma süreci ile büyük bir çoğunluğu açlık sınırının altında yaşamak zorunda bırakılan halkımızın gür sesi olmak,
Temel hak ve özgürlükler bağlamında siyasi çıkarları değil insan onurunu ve adaleti yücelten bir siyasi iklimin oluşmasını sağlamak,
İktidarın kutuplaştırmaya, sloganlara ve kaba hakaret diline dayalı siyaset yöntemine karşı ortak aidiyet bilincine, akla, vicdana ve siyasi nezakete dayalı bir siyaset yöntemine öncülük edebilmek.

Paylaşın

Merkez Bankası, Aralık Ayında Kaç Puan Faiz Artıracak?

14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası yönetimi değişen Merkez Bankası (TCMB), para politikalarında agresif adımlar atmış ve politika faizini yüzde 40’a kadar yükseltmişti.

Haber Merkezi / 2023 yılının son toplantısını haftaya perşembe günü yapacak olan Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz ile ilgili atacağı adım veya adımlar piyasaların sıkı takibinde.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) bu ay da faiz artışlarına devam etmesi, ancak artış hızını son üç toplantıdaki 500 baz puandan bu ay 250 baz puana düşürmesi bekleniyor. Merkez Bankası, bir önceki metinde mesajını verdiği üzere, kısa sürede sıkılaştırmayı tamamlayacak.

Merkez Bankası (TCMB), haziranda 650, temmuzda 250, ağustosta 750 baz puan, eylül, ekim ve kasımda 500’er baz puan olmak üzere altı toplantıda toplam 3 bin 150 baz puan faiz artırmıştı. Reuters anketine katılan 12 ekonomistin tamamı yüzde 40 seviyesindeki politika faizinde 250 baz puan artış bekliyor.

Kasım ayında beklentilerin üzerinde politika faizi artışı yapan Merkez Bankası (TCMB) dezenflasyonun tesisi için gerekli parasal sıkılık düzeyine önemli ölçüde yaklaşıldığını belirtmişti.

Ankette 2024 sonu gelmeden faiz indirimlerinin başlayabileceği de öngörülüyor. On ekonomistlerin 2024 sonu için politika faizi tahminlerinin medyanı yüzde 37.5 seviyesinde. Tahminler yüzde 35 ile yüzde 45 bandında yer alıyor.

“Türk lirasına geçiş zamanı gelmiştir”

Öte yandan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Dr. Hafize Gaye Erkan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Sektörler Konseyi toplantısına katıldı.

TİM’den yapılan açıklamaya göre, Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, fiyat istikrarının istikrarlı ve sürdürülebilir büyüme için önemine değindiği konuşmasında hem ihracatçıların dış talep nedeniyle yaşadığı zorlukların hem de ekonominin güçlü taraflarının farkında olduklarını belirtti.

Merkez Bankası Hafize Gaye Erkan, küresel ekonominin geçirdiği dönüşümle birlikte Türkiye’nin yükselen potansiyelinden bahsederek “Fiyat istikrarı yoluyla öngörülebilirliğin artması, sizlerin bu potansiyeli gerçekleştirmesinin en güçlü destekçisi olacaktır” dedi.

Merkez Bankası Erkan konuşmasında, uygulanan politikanın etkisinin zamana yayıldığını, diğer yandan öncü gösterge niteliğinde bazı olumlu sonuçların alınmaya başladığını ifade etti.

Erkan, “2024’ün ikinci yarısında başlayacak dezenflasyon döneminden önceki geçiş sürecinde talepte dengelenme yaşanırken, doğru politika tasarımlarıyla, üretimin sürekliliğinin sağlanmasına katkı vermeyi sürdüreceğiz” dedi.

Kasım Ayı Para Politikası Kurulu kararına atıfta bulunarak dezenflasyonun tesisi için gerekli parasal sıkılık düzeyine önemli ölçüde yaklaşıldığını ifade eden Merkez Bankası Başkanı Erkan, “Türk lirasına geçiş zamanı gelmiştir. Bunun en doğrudan yansımalarını mevduat gelişmelerinde görüyoruz” dedi.

Paylaşın

İYİ Parti’de Bir İstifa Daha: Ülkem İçin Mücadele Edeceğim

Partisinden istifa ettiğini duyuran İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ece Güner, “Bildiğiniz gibi, en azından İstanbul ve Ankara’da iş-birliği için mücadele ettim ve GİK toplantısında bu yönde güçlü şekilde söz almış, cesaretle mücadele etmiş, az sayıda kişiden biriyim” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Çıkan kararı savunamayacağımı düşünerek, yapabileceğim tek şey saygı duymak ve istifa etmektir. Yıllardır ‘tek adam sistemine’ karşı mücadele ediyorum. Bağımsız bir hukukçu olarak ilkelerim doğrultusunda ülkem için mücadeleme devam edeceğim.”

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme karar alan İYİ Parti’de istifalar devam ediyor. Son olarak, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ece Güner, sosyal medya hesabından yaptığı bir açıklama ile partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Güner, istifa açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bugün benim için çok zor bir gün Sebebini anlatmadan önce biraz İstanbul’dan bahsetmek istiyorum…. İstanbul’un kaybedilmesi bir memleket meselesi, bir Cumhuriyet meselesi, ve demokrasi meselesidir.

İstanbul kaybedilirse, güç zehirlenmesi tavan yapmış, hiçbir engel kalmamış, kopkoyu bir tek adam sistemi yerleşir. Cumhuriyet değerlerinden daha da uzaklaşırız. Ülkemizi orta doğulaşma projesi daha da güçlenir. Milletimiz daha da yoksullaşır ancak artık bu durumu değiştirme morali ve gücü kalmaz.

Milletimiz siyasetten kopar, hatta siyasetten nefret eder hale gelir. İşte o gün demokrasi tam olarak ölür. İstanbul sadece İstanbul değildir. İstanbul Türkiye’nin kalbidir, Türkiye’nin her köşesinden insanımızın buluştuğu, Türkiye’nin özetidir.

Abarttığımı düşünüyorsanız kendinize sadece şu soruyu sormanız yeterlidir: Neden Sayın Erdoğan’ın tek hedefi, tek hayali İstanbul’u tekrar kazanmaktır? Neden 28 Mayıs’ta koskoca Türkiye’yi kazanmışken, ilk konuşmasında “İstanbul’u tekrar kazanmalıyız demiştir? Mart 2019’da Sn. İmamoğlu “ilk” seçimi sadece 14.000 oy farkla kazanmıştı. Oyların 60,1’1 civan bir farkla… Binde biri…

Bu seçimde 1 oyun bile önemi olacaktır! İktidar tüm gücüyle İstanbul’u kazanmaya odaklanacaktır. Tüm orantısız gücüyle oyları bölersek, AK Parti’nin adayı kazanacaktır. Bu somut bir gerçektir. Bu yüzden, vicdanı kanaatim şöyledir; kazanabilecek tek aday (ve başarılı bir Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu için, hepimiz tek 1 oy bile fire vermeden Sayın Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’u tekrar kazanmasını desteklemeliyiz.

Bu bir parti meselesi değil, bu bir memleket meselesidir. Bu bir cumhuriyet meselesidir. Şimdi neden bugün benim için zor bir gün ona geleyim. Yıllardır ülkemin iyiliği için, demokrasi için, Cumhuriyet değerlen ve Atatürk ilkeleri için mücadele veren bir hukukçuyum. Referandumun baskıcı (OHAL) döneminde cesaretle bu “tek adam sistemine karşı mücadele ettim, onlarca programda konuştum, 4 kitap yazdım. Her zaman ilkelerim doğrultusunda hareket ettim. Mayıs 2023 seçimlerinde Sn. Meral Akşener’in teveccüh ile hayatında ilk defa bir siyasi partiye (İYİ Parti’ye) üye oldum ve İstanbul’dan milletvekili adayı gösterildim.

Sıradan adaydım ve seçilemedim. (Milletvekili değilim). Milletvekili seçilemeyince, Sn. Meral Akşener beni Genel Başkan Yardımcısı olarak atadı. Ben de sandığım 4 Temmuz 2023 ten beri elimden geldikçe kendisine ve partimize faydalı çalışmalar yapmaya çalıştım İYİ Parti’de gerçekten harika insanlarla tanıştım, Toplumsal Politikalar Başkanı olarak, engelliler grubumuzda, derin yoksulluk grubumuzda, şehit ailelerimiz ve gazilerimiz grubumuzda, iyi niyetle, inançla çalışan harika insanlar tanıdım.

Ülkemizin birçok gerçeğine ilişkin kalp gözüm daha da fazla açıldı, 4 Temmuz öncesine göre sanırım daha da duyarlı bir insan oldum. Dostlarım; hepinizi seviyorum ve sizden öğrendiklerimi asla unutmayacağım. Sayın Meral Akşener’e bana bu fırsatı verdiği için müteşekkirim. Başta Sayın Meral Akşener olmak üzere, sık sık mesai yaptığım değerli divan üyeleri arkadaşlarım ve birlikte mesai yaptığım bazı Milletvekili arkadaşlarım, İYİ Parti’nin tüm çalışanları (sabah güler yüzle bana kapıyı açan güvenlik görevlilerinden, dizel kalem ekiplerine, asistan ve güvenlik ekiplerine) ve İYİ Parti’nin tüm gönüllülerine; hepinize çok teşekkür ediyorum.

Beni daima bir ‘ailede’ gibi hissettirdiniz. Üzüntüm insani boyuttadır: Bu yüzden, samimiyetle umarım ki dost kalırız. Hakkınızı lütfen helal edin, ben de tabii ki helal ediyorum. Asla benden Sayın Meral Akşener veya il Parti hakkında 1 tek olumsuz kelime duymayacaksınız, Ancak affımı rica ediyorum. Siyasete ünvan için girmedim; Türkiye’yi ve Türk milletini bu korkunç yoksullaşma ve otoriteleşmeden kurtarmak İçin girdim.

Ve şahsi görüşüm 4 Aralık tarihli GK kararının bu amaç yönünde doğru bir karar olmalıdır. Bildiğiniz gibi, en azından İstanbul ve Ankara’da işbirliği için mücadele ettim ve GK toplantısında bu yönde güçlü şekilde söz almış, cesaretle mücadele etmiş, az sayıda kişiden biriyim. Çıkan karan savunamayacağımı düşünerek, yapabileceğim tek şey saygı duymak ve istifa etmektir.”

Paylaşın

İYİ Parti’de “İBB Meclisi” Krizi: Bütün Üyeler Disipline Sevk Edildi

İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun, “İYİ Partimizin İBB Grup Başkanvekilinin istifası, dün bir araya geldiğimiz bir toplantının ardından bizzat şahsım tarafından istenmiş ve İbrahim Özkan da bu doğrultuda görevinden istifa etmiştir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Buna rağmen bazı İYİ Parti İBB Meclis Üyelerinin, bilgim dışında ve teamüllere aykırı olarak kendisini yeniden Grup Başkanvekili seçmesi kabul edilemez. Bu doğrultuda, bu kararın altında imzası bulunan bütün İBB Meclis Üyelerinin “kesin ihraç” talebiyle disipline sevk edilmiştir.”

Meral Akşener’in talebi üzerine istifa eden İYİ Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclis Grup Başkanvekili İbrahim Özkan, İYİ Partili meclis üyelerinin oylarıyla yeniden Grup Başkanvekili seçildi.

İYİ Parti İBB Meclis üyelerinin, teamüllere aykırı şekilde İbrahim Özkan’ı yeniden Grup Başkanvekili olarak seçmelerinin ‘kabul edilemez’ olduğunu ifade eden İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun, bu kararın altında imzası olan meclis üyelerinin ihraç talebiyle disipline sevk edildiğini belirterek şu açıklamayı yaptı:

“İYİ Partimizin İBB Grup Başkanvekilinin istifası, dün bir araya geldiğimiz bir toplantının ardından bizzat şahsım tarafından istenmiş ve İbrahim Özkan da bu doğrultuda görevinden istifa etmiştir. Buna rağmen bazı İYİ Parti İBB Meclis Üyelerinin, bilgim dışında ve teamüllere aykırı olarak kendisini yeniden Grup Başkanvekili seçmesi kabul edilemez. Bu doğrultuda, bu kararın altında imzası bulunan bütün İBB Meclis Üyelerinin “kesin ihraç” talebiyle disipline sevk edilmiştir. ”

İbrahim Özkan, partisinin 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde ittifak yapmama kararını eleştirerek şu ifadeleri kullanmıştı:

“Teşkilatlara rağmen siyaset yapılmaz. Genel İdare Kurulu’nun vermiş olduğu bir karar var. Bu karar nasıl değiştirilebilir. Ayetleri tefsirciler tartışabiliyor. Genel İdare Kurulu, Genel Başkana yetki verdi. Şuan böyle bir yetki yok. Bence istişare kanallarının kapanması diye bir şey yok. 20 Şubat’a kadar bu süreç devam edebilir. Somut bir öneri getirilirse, Genel Başkan nezaketli bir insan. Genel kanaat işbirliği yapılması yönündedir.”

Salim Ensarioğlu’da disipline sevk edilmişti

Dün de İYİ Parti Milletvekili Mehmet Salim Ensarioğlu, sosyal medyadaki Şeyh Said paylaşımları nedeniyle disipline sevk edilmişti. İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, Ensarioğlu’nun “İYİ Parti’nin kuruluşundaki temel değerlerini ve bugüne kadar sürdürdüğü siyasi mücadele ve tutumunu yok sayan açıklamalarının asla kabul etmediklerini” dile getirmişti.

Zorlu, “Milli Mücadelenin ruhuna ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesinin ortaya koyduğu tarihi ve milli gerçeklere aykırı paylaşımını reddediyoruz. Böyle bir anlayışın partimizle hiç bir ilişkisi yoktur ve bundan sonra da olamayacaktır. Söz konusu paylaşımla alakalı, genel başkanımızın talimatlarıyla, gereken disiplin süreci ivedilikle başlatılmıştır” demişti.

Ensarioğlu Şeyh Said’in isminin Diyarbakır’da bir bulvara verilmesine ilişkin başlayan tartışmalar hakkında şunları söylemişti: “Son günlerde Diyarbakır’da bir bulvara bölgemizin en önemli değerlerinden Şeyh Said efendinin isminin verilmesi üzerinden başlayan tartışmalarda bölgenin toplumsal ve dini değerlerinden birine dönüşen Şeyh Said’e yönelik ithamları şiddetle reddediyorum.

Bu tür ithamları ifade edenler toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmek dışında herhangi bir amaca hizmet etmeyenlerdir. Biz toplumun tüm değerlerine saygı ve hürmeti bir hafıza barışı olarak görüyoruz. Bu minvalde daha önce de defalarca dile getirdiğim üzere Şeyh Said gibi büyük değerlere dönüşen Beddiüzzaman Said Nursi ve Seyid Rıza’nın da mezar yerlerinin açıklanması hafıza barışına hizmet edecektir.

Anılan değerlerin mezar yerleri aleni bir değer iken devlet sırrı diye ifadelendirilmesi akla ziyan olmakla beraber hafıza barışına hizmet etmemektedir. Ülkemizde öncelikli olarak bir hafıza barışından başlanıp huzur ikliminin kalıcı olarak sağlanmasının tüm kesimlerin dahli ile mümkün olabileceği inancının kırılmasına müsade etmeyeceğimizi ilgili taraflar bilmelidir. Ayrıca bu inancı taşıyan ilgili kamuoyunun taşıdığı bu inancını daha yüksek bir sesle dile getirmesini temenni ediyorum.”

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 18 Bin 608’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 68. günü geride kalırken, Gazze’de İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 196 artarak 18 bin 608’e çıktı.

Haber Merkezi / Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, yaralıların sayısının da 50 bin 594’e çıktığını bildirdi. Bakanlık, ölenlerin çoğunun kadın ve çocuk olduğu belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre Gazze Şeridi’nde yaşayan yaklaşık 2 milyon 200 bin kişinin 1 milyon 800 bini, yani nüfusun yaklaşık yüzde 80’i savaş sırasında zorla yerinden edildi.

Birleşmiş Milletler’in (BM) uydu görüntülerine atıfta bulunduğu raporunda, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana bombaladığı Gazze Şeridi’ndeki binaların en az yüzde 18’inin yıkıldığı kaydedildi.

Öte yandan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, Gazze’deki çatışmanın dünya genelinde yerinden edilen insan sayısını daha da arttırabileceği uyarısında bulundu.

Sudan ve Ukrayna dahil devam eden onlarca çatışmadan kaçan yaklaşık 40 milyon mülteci de dahil olmak üzere dünya genelinde 114 milyon insan evlerinden olmuş durumda.

Grandi, Cenevre’de dört yılda bir düzenlenen Küresel Mülteci Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Gazze Şeridi’nde büyük bir insanlık felaketi yaşanıyor ve şu ana kadar Güvenlik Konseyi şiddeti durdurmakta başarısız oldu” dedi.

“Daha fazla sivil ölümü ve acının yanı sıra bölgeyi tehdit eden daha fazla yerinden edilme öngörüyoruz” diyen Grandi uluslararası toplumu, insanları yerinden eden diğer krizleri unutmamaya çağırdı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun Gazze’de “acil insani ateşkes” talep eden ancak bağlayıcı olmayan bir tasarıyı onaylamasının ardından Gazze’ye bombardımanını sürdüren İsrail giderek yalnızlaşıyor.

İsrail Başbakanı Netanyahu yaptığı açıklamada ABD’nin kendilerine verdiği desteği takdir ederek ülkesinin Gazze Şeridi’ne yönelik kara operasyonunda ABD’den tam destek aldığını söyledi.

İsrail ordusunun, Gazze Şeridi’nde Hamas tarafından kullanıldığı iddia ettiği yer altı tünellere deniz suyu doldurmaya başladığı belirtildi. Tünelleri suyla doldurma operasyonunun birkaç hafta sürebileceği ifade edildi.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye Sert Eleştiriler, Somut Talepler

14 – 15 Aralık’ta düzenlenecek Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi öncesi, Türkiye ile ilgili tutum belgesini yayımlayan AB, Türkiye’ye sert eleştiriler yöneltilirken somut taleplerde de bulundu.

Avrupa Birliği (AB) Konseyi, liderler zirvesinin gündemini hazırlarken, Türkiye konusunu tartışma gündeminden çıkardı. Liderler toplantıda, AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in hazırladığı, AB-Türkiye ilişkilerinin geleceğine ilişkin yeni öneriler içeren raporunu da ele alması bekleniyordu.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Avrupa Birliği (AB), Brüksel’de 14 – 15 Aralık tarihlerinde düzenlenecek liderler zirvesi öncesinde Türkiye dahil tüm aday ve potansiyel aday ülkelerle ilgili tutum belgesi açıklandı.

AB ülkelerinin Avrupa ilişkileri bakanlarından oluşan Genel İşler Konseyi’nin dün Brüksel’de yaptığı zirveye hazırlık toplantısında Türkiye, Karadağ, Bosna-Hersek, Sırbistan, Kuzey Makedonya, Arnavutluk, Kosova, Moldova, Ukrayna ve Gürcistan ile ilgili değerlendirme sonuçları yer aldı.

AB devleti ve hükümet başkanlarını temsil eden AB Konseyi’nin açıkladığı değerlendirme sonuç belgesinde, Türkiye’nin “bir günlük ülke ve ortak çıkarların bulunduğu çeşitli alanlarda kilit önem taşıyan bir ortak”; olduğu belirtildi ve “dünyanın en fazla mülteci nüfuslarından birini barındırmada devam eden çabalarından dolayı Türkiye övüldü.

Konsey’in değerlendirme sonuç belgesinde Türkiye’ye ayrılan bölüm, AB Komisyonu’nun 8 Kasım’da açıkladığı Türkiye raporu< a i=2> ile benzer ifadeler içerdi.

Belgede, Doğu Akdeniz’de bir araya gelerek güvenli bir atmosferin ve Türkiye ile karşılıklı fayda ve iş birliğine dayalı tanıtımların geliştirilmesinin AB açısından değerlendirilmesinin önem taşıdığı vurgulandı. AB’nin Türkiye ile “aşamalı, sürekli ve geriye doğru yolculuk edebilir”; bir şekilde çeşitli ortak çıkar alanları birlikte çalışmaya hazır olduğu belirtildi, samimi ve açık bir diyaloğun sürdürülmesinin kesilmesi, ortak çıkar alanları arasında göç, kamu sağlığı, iklim, terörle mücadele ve bölgesel konular sayıldı.

Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerde son dönemdeki iyileşmenin olumlu bir şekilde alınmadığı ifade edilirken bu iyileşmenin kalıcı olması halinde vurgu yapıldı. Doğu Akdeniz’de gerilimin düşmesinden kurtulmanın yanı sıra Türkiye’nin iyi komşuluk ilişkilerine ve gerekirse Uluslararası Adalet Divanı’na gittiğinizde, yolda barışçı çözümün taahhüdüne bağlı kalması dile getirildi.

Türkiye’nin AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti ile uyumlu olması ve tüm AB ülkelerinin toprak bütünlüğü ile egemenlik hakları tanıması talebine yer verilen belgede AB’nin BM kararları çerçevesinde Kıbrıs özetinin özeti çözümü taahhüdüne bütünüyle bağlı olmaya de vurgulandı ve Türkiye’nin Bu arada barışçı çözüme bağlılığının bildirilmesi ve katkı sağlanmasının hayati önem taşıdığı kaydedildi.

Belgede ayrıca Kıbrıs’taki Kapalı Maraş’ın açıklamalarının önemine işaret edilerek Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olduğu, türdeki tek taraflı eylemlerin kınandığı belirtildi, bu tür eylemlerin geri toplanması istendi.

Konsey, Türkiye’nin demokrasi, hukuk refahı ve temel haklar alanında devam eden ve derin üzüntü yaratan gerilemeyle ilgili ciddi endişelerin olduğu nu yineledi, yargının bağımsızlığındaki sistem eksiklikleri ve büyük baskının yanı sıra medya özgürlüğü ve ifade özgürlüğündeki sorunlar da derin endişelerin yaratılmasıya devam ettiği kaydedildi .

Konsey belgesinde Türkiye ayrıca Avrupa Konseyi ile iş birliğini artırmaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının tüm kararlarını hayata geçirmeye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi dahil, taraf olduğu insan hakları alanındaki sözleşmeleri tam olarak uygulamaya çağrıldı.

Türkiye’nin AİHM kararlarını uygulamayı sürdürmesinin, hukukun üstünlüğü, temel haklara saygı ve Türkiye’nin uluslararası kurallara yönelik taahhütleri konusunda soru desteklerinin oluşturulduğu da ifade edildi.

Ekonomi alanında daha fazla istikrar odaklı makroekonomik politikalara geri dönüşün sürdürülmesi ve Türkiye’deki piyasa ekonomisinin uygun faaliyetlere yönelik devam eden endişelerin takip edilmesi istendi. AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliğinin uygulanışıyla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmesi ve tüm AB üyesinin performansının etkili bir şekilde finansal olarak sağlanmasını sağlamak istendi.

içeriğin hem askeri hem de sivil alanda temsil edildiği “çifte kullanımlı”; Ürünlerin bulunduğu, piyasaya sürülen serbest cihazların, AB’nin yaptırımlarını bozmaması de vurgulandı. AB üyeleri, Rusya yaptırımlarının Türkiye toprakları üzerinden delindiği konusunda daha önce de tam uyarılarda bulunmuştu.

Göç ve mülteci mutabakatı

Göç konusunda da Türkiye ile 2016’da imzalanan mülteci mutabakatının sonuçları devam ettirilen sağlıklıek Türkiye, anlaşmayı bütünüyle ve ayrımcılığa yer olmaması, AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti’ni de sağlıklı şekilde çalıştırılmaya çağrıldı. Bu bağlamda geri kabul anlaşmasının da etkili bir şekilde iyileştirildiği ve tüm AB ülkeleri ile yargı ve içişleri alanında iş birliğinin büyük önem taşıdığı vurgulandı.

Türkiye’den AB’nin vize politikalarına uyum sağlanması da istenerek Türk dış politikasının AB’nin yaşamlarıyla çatışmasının derin endişelerinin uyandırıldığı kaydedildi. Belgede, Türkiye’nin AB ortak dış politikası ve güvenlik politikaları ile yaptırımlarına uyum sağlamayı yüksek profilli olarak ele alma yönünde “güçlü beklenti”; dile getirildi.

Konsey, Türkiye’nin Ukrayna’daki satışlarında oynadığı profesyonel rol takdiriyle birlikte Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarına uymamasından büyük üzüntü duyduğunu bildirdi ve yaptırımların çalıştırılmasının engellenmesinin çok büyük önem taşıdığını vurguladı.

Türkiye ile ilgili bölümün son maddesinde, “Konsey, Türkiye’nin AB’nin daha da uzaklaşmasını üzüntüyle not etmek ve ‘Türkiye’nin AB’ye üyelik müzakerelerinin bu nedenle fiilen durakladığı ve bu bu nedenle yeni fasılların açılması ya da konuşmanın alınamayacağı’ bölgelerdeki geçmiş Konsey kararlarını hatırlatmaktadır” ifade yer aldı.

Paylaşın