YRP’den Ankara, İstanbul Ve İzmir’de Cumhur İttifakı’nı Destekleme Kararı

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerde konumlarını netleştiriyor. Son olarak YRP’nin büyükşehirler de aday çıkarmayarak Cumhur İttifakı’nın adaylarını destekleme kararı aldığı öne sürüldü.

Destek karşısında Yeniden Refah Partisi’ne (YRP) “belediye meclis üyeliği” ve birkaç yerde ilçe belediye başkanlığı teklif edildiği ileri sürüldü.

14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerine Cumhur İttifakı çatısı altında katılan Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) yerel seçimlere ilişkin AK Parti ile yaptığı işbirliği görüşmeleri “tıkanmıştı.”

YRP’nin genel başkanvekili Prof. Dr. Doğan Aydal’ın, AK Parti ile yürütülen ittifak görüşmelerine ilişkin “Onların bizimle yaptığı toplantıların havanda su dövme toplantıları olduğunu fark ettik. Biz, AK Parti’yi kazandırmak için var olan bir parti değiliz” sözleri, AK Parti ile YRP arasında “krize” neden olmuştu.

YRP ile AK Parti’nin heyetleri, yaşanan kriz sonrasında önceki gün yeniden bir araya geldi. Edinilen bilgiye göre görüşmede “YRP’nin Ankara, İstanbul ve İzmir’de aday çıkarmayarak Cumhur İttifakı’nın adaylarını destekleme kararını aldığı” ifade edildi.

Cumhuriyet gazetesinden Selda Güneysu’yun haberine göre; AK Parti’nin, destek karşısında YRP’ye ise “belediye meclis üyeliği” ve birkaç yerde ilçe belediye başkanlığı teklif ettiği ileri sürüldü.

Paylaşın

Hedeflenenin 2 Katı Motorlu Taşıtlar Vergisi Toplandı

2023 yılında motorlu taşıtlardan alınan ÖTV 18,6 milyar dolar oldu. 2022’de bu miktar 10,1 milyar dolardı. 2022 yılından önce ise en yüksek oran 2021’de 7,5 milyar dolar ile gerçekleşmişti.

Türkiye Avrupa’da ve Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyeleri arasında sıfır km araç satışlarında açık ara en çok vergi alan ülke konumunda.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre; Hükümet, motorlu taşıt ÖTV’sinden 441,2 milyar lira gelir elde etti. Sene başındaki hedef 203 milyar liraydı. Böylece motorlu taşıtlardan alınan ÖTV’de hedefin iki katından fazla vergi toplandı.

Motorlu taşıtlardan alınan ÖTV lira bazından 2022 yılına göre yüzde 164 artış gösterdi. Dolar kurundaki artışa rağmen motorlu taşıtlardan alınan ÖTV son bir yılda yüzde 84 arttı. Türkiye Avrupa’da ve Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyeleri arasında sıfır km araç satışlarında açık ara en çok vergi alan ülke konumunda.

Avrupa’da euro bazında araç fiyatlarının en pahalı olduğu ülke de Türkiye. 2022 yılında 27 Avrupa Birliği (AB) ülkesi genelinde 100 euro karşılığı satın alınan bir aracın Türkiye fiyatı 144 euro oldu. Motorlu taşıtlardan alınan ÖTV’ye bakıldığında bu sürpriz değil. Çünkü yüzde 80 ÖTV ve yüzde 20 KDV eklendiğinde vergisiz fiyatı 100 lira olan aracın vergiler dahil satış fiyatı en az 226 lira oluyor.

Hükümetin tahsil ettiği toplam vergi gelirleri içinde motorlu taşıtlardan alınan ÖTV’nin payı da 2023’te rekor kırdı. Hazine ve Maliye Bakanlığı verileri motorlu taşıtlardan alınan ÖTV’nin son iki senede nasıl büyük hacme ve paya ulaştığını ortaya seriyor.

Buna göre 2023 yılı motorlu taşıtlar ÖTV geliri 441,2 milyar TL oldu. 2022’de bu miktar 167,1 milyar liraydı. Dolar bazında da 2023 rekor yılı oldu. TCMB’nin yıllık kur ortalamasından hesaplandığında 2023 yılında motorlu taşıtlardan alınan ÖTV 18,6 milyar dolar oldu. 2022’de bu miktar 10,1 milyar dolardı.

2022’den önce ise en yüksek oran 2021’de 7,5 milyar dolar ile gerçekleşmişti. 2023 yılında dolar kuru da seçimlerden sonra hızla yükselmişti. Motorlu taşıtlar ÖTV geliri 2000’li yılların başında 2 milyar dolar altında seyretti. 2015’te 6 milyar dolarını aşan tahsilat 2019’da 2,4 milyar dolara kadar geriledi. Ancak sonra hızla yükselmeye başladı.

Dolar bazında motorlu taşıtlardan toplanan ÖTV son 4 yılda yüzde 675 artış gösterdi. 2018-2023 yılları arasındaki son beş yılda ise ÖTV geliri yüzde 417 arttı. Tahsil edilen toplam verginin ne kadarı motorlu taşıtlar ÖTV’sinden geliyor? Bu da önemli bir gösterge.

2000 yılından itibaren bu oran 2020’ye kadar hiç yüzde 5’i görmedi. İlk yıllar bu oran yüzde 2-3 civarında seyrederken 2015 yılında yüzde 4,2’ye çıktı. 2019’da ise yüzde 2 oldu. Bu ne demek? Hükümetin 2019 yılında topladığı 100 liralık verginin 2 lirası motorlu taşıtlardan alınan ÖTV’den geldi.

2020 yılında ise bu oran ilk kez yüzde 5’i aştı. 2022’de yüzde 7,1’i gördü. 2023’te ise yüzde 9,8’e kadar yükselerek tüm zamanların rekorunu kırdı. Bu sene hükümetin şu ana kadar tahsil ettiği 100 lira verginin 9 lira 80 kuruşu motorlu taşıtlar özel tüketim vergisinden geldi. Üstelik buna KDV dahil değil.

Paylaşın

Ahmet Davutoğlu’ndan Devlet Bahçeli’ye “Münafık” Yanıtı

Gelecek – Saadet ortak grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, “Bahçeli, MHP grubunda doğrudan benim ismimi vererek munafık suçlamasında bulundu. İslamı kavramları kullanırken insanın zihninden diline doğru giden süreç elli filtreden geçmesi lazım. Ben kimseye munafık demem kimseye kafir de demem. Kalpleri bilen Allah’tır” dedi ve ekledi:

“Sayın Bahçeli, biz de herkes şahit olduğumuz gibi göründük göründüğümüz gibi olduk. Böyle olduğumuz için siyasi ahlak dediğimiz ve davasına başımızı koyduğumuz değerler adına siyasi ahlak mücadelesi verdiğimizde olduğumuz gibi görünmemek ya da göründüğümüz gibi olmamak için sizin peşinde olduğunuz başbakanlık makamını terk ettik ama hep olduğumuz gibi göründük göründüğümüz gibi olduk.”

Davutoğlu, konuşmasının devamında, “Koalisyon görüşmeleri için gittiğimizde odanızda saat 17.25’e ayarlıydı ve önce masaya koyduğunuz 17-25 dosyaları açılsın, yolsuzluk meseleleri çözülsün ondan sonra hükümet kurarız dediniz, ne oldu o günden bugüne Sayın Bahçeli? Neden olduğunuz gibi görünüyorsanız 17-25 dosyalarını ve yüce divanı işletin. Göründüğünüz gibi olacaksanız bir daha ağzınızı açmayın lütfen, yolsuzluk demeyin teslim olduk deyin iktidara. Bir takım bürokratik makamlara yakınlarımızı veya bizim fikriyatımızdan insanları yerleştirmek için yolsuzlukları unuttuk deyin” ifadelerini kullandı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Gelecek-Saadet ortak grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Davutoğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şu şekilde:

“Diyarbakır’da Kulp da bir olay yaşında Merkez Başkanı ile ilgili iddialar var TÜİK’in enflasyon rakamları var ve hemen hemen hangi konuya dokunursanız dokunun milletin değerleriyle devletin kurumsallaşması arasında bağ kurmayan bir iktidar var.

Diyarbakır Kulp’ta ne oldu bizim tutumumuz açıktı şu anda da son derece açık bazı olaylar vardır ki olup olmaması kadar duyulması dahi toplumu sarsar hutbe okuyan bir imama kaymakamın müdahalesinde bahsediyorum. Sadece müdahale değil darp iddiaları da ve bu iddialar da reddedilmiş değil.

Şimdi hepimiz Anadolu topraklarından geldik. Bir küçük köyde eğer bir boşanma olsa iki aile ihtilaf etse, o köy de bir felaket olsa, üç kanaat önderi bir araya gelir. Muhtar imam ve öğretmen. Muhtar halkı temsil eder, imam halkın değerlerini temsil eder, öğretmen irfanı öğretmeni temsil eder.

Şehitlerimiz bizim en yüce miraslarını başımızın tacı kıldığımız yetimlerini evladımız, eşlerini bacı bildiğimiz en yüce değerlerimizdir, kimse şehitlerimiz üzerinde bir istismara asla kalkışmasın. Şehitlerin ruhu ve maneviyatı o şehitler adına konuşan yüce milletimize, meclisimize aittir. Bundan hiçbir taviz vermeyiz.

Diyelim ki imam şehitlerimizle ilgili iki paragrafı unuttu, sehven veya bilerek okumadı. Bir kaymakamın yapması gereken bunu not alması ve daha sonra idari soruşturma ile gereğini yapması. Eğer sehven olmuşsa mesele hallolur, eğer bilinçli veya bir örgüt iltisatı varsa bunun gereğini yapıp adli makamlara teslim etmesidir.

Bir kaymakam suç ne olursa olsun ceza makamı değildir. Demokratik hukuk devletinde ceza makamı mahkemelerdir. Eğer herkes kendisi adaletin yerine geçip ceza uygulamaya başlarsa toplumda huzur kalmaz.

Kaymakamı destekleyen diğer kaymakamlar arkası arkasında açıklama yaptılar. Memur-Sen açıklama yaptı. Bir devlette olmaması gerek şey, devletin bürokratı kaymakamı sendika değildir. Ortada suç varsa yeri ve otoritesi bellidir. Kaymakamlar tek tek devleti temsil ederler. Toplumca bir refleks vermeye başladıklarında ortak beyanatlarda bulunan askeri yetkililerin vesayeti gibi bir tablo ortaya çıkar. Hatırlarsanız 28 Şubat’ta.

Devlet bürokratı kendi başına konuşmaz, devlet bürokratı devlet adına konuşur ve siyasi iktidar gerçekten iktidarsa önce o konuşur sonra bürokrat konuşur. Demokratik hukuk devletinde böyle şey yaşanmaz. Kaymakam MHP kökenliymiş, imam AK Partiliymiş. MHP ile AK Parti arasında bir güç mücadelesi varmış. Çok net ifade edeyim. İmamın siyasi kimliği olmaz, imamın tek kimliği vardır; islam islam islam.

Bir devlet adamı olarak ifade ediyorum; kaymakamın siyasi kimliği olmaz kaymakamın tek kimliği vardır devlet devlet devlet. Siyasi kimlikler üzerinden kaymakamları imamları karşı karşıya getirirsek olacak şey toplumsal kaostur. Biz bunları söyledik diye, şehitlerimize sahip çıktığınız gibi devlete ve camilerimize sahip çıkın dediğimizde itirazlarımıza sert eleştiriler yöneltenler oldu.

“Kimseye munafık, kafir demem”

Dün Sayın Bahçeli, MHP grubunda doğrudan benim ismimi vererek munafık suçlamasında bulundu. İslamı kavramları kullanırken insanın zihninden diline doğru giden süreç elli filtreden geçmesi lazım. Ben kimseye munafık demem kimseye kafir de demem. Kalpleri bilen Allah’tır.

Sayın Bahçeli, biz de herkes şahit olduğumuz gibi göründük göründüğümüz gibi olduk. Böyle olduğumuz için siyasi ahlak dediğimiz ve davasına başımızı koyduğumuz değerler adına siyasi ahlak mücadelesi verdiğimizde olduğumuz gibi görünmemek ya da göründüğümüz gibi olmamak için sizin peşinde olduğunuz başbakanlık makamını terk ettik ama hep olduğumuz gibi göründük göründüğümüz gibi olduk.

Koalisyon görüşmeleri için gittiğimizde odanızda saat 17.25’e ayarlıydı ve önce masaya koyduğunuz 17-25 dosyaları açılsın, yolsuzluk meseleleri çözülsün ondan sonra hükümet kurarız dediniz, ne oldu o günden bugüne Sayın Bahçeli? Neden olduğunuz gibi görünüyorsanız 17-25 dosyalarını ve yüce divanı işletin. Göründüğünüz gibi olacaksanız bir daha ağzınızı açmayın lütfen, yolsuzluk demeyin teslim olduk deyin iktidara. Bir takım bürokratik makamlara yakınlarımızı veya bizim fikriyatımızdan insanları yerleştirmek için yolsuzlukları unuttuk deyin.

Biz Doğu Türkistan diye bu salonları bu meydanları ve sayın grup başkanımız Japonya’da gür sesle Doğu Türkistan’ı haykırırken siz neredeydiniz? Olduğunuz gibi gerçekten ‘Kızıl Elma’ bir takım idealleriniz var idiyse niye Doğu Türkistan’dan bahsetmezseniz.

Hepimiz takdir ettik 24 saat süre verdiniz İsrail’e değil mi Sayın Bahçeli. Hala alkışlıyorum o sözü. Hala alkışlıyorum o sözü. Peki 24 saat üzerinde kaç 24 saat geçti. Anladık İsrail’e sözün geçmiyor ama bari iktidara sözünüz geçsin de İsrail ile olan şu ticareti durdurun diye bir sesinizi duyalım Sayın Bahçeli.

Serok Ahmet diyerek bana atıfta bulunmuş yine, bakın her dil azizdir Rabb’imin milletlere lütfettiği dil mukaddestir. Taaruf için milletlerin birbirini tanıması için yaratılmış her dil bizim için saygı dahil ve mukaddestir. Onun için bana her Serok Ahmet dendiğinde Kürtçe olarak, “sersera ser çava” derim; göz baş üzere derim. Ama bilirler ki hani Atatürk’ün gidin bakın ülke krizdeyse Toros dağlarında Yörük çadırlarında duman tütüyorsa ülke emniyettedir çünkü Yörükler ayaktadır dediği Yörük doğmuş Yörük Ahmet’im ben.

Gidemediniz ama Uygur’a bir gidin, sokağa çıkın Rumçi’ye Ahmet Davutoğlu deyin Uygur o derler, Cengiz Dağcı’nın Kırım’daki mezarına gidin Tatarlar, Tatar Ahmet derler. Biz bu milletin her rengini temsil etmeyi başımızın tacı biliriz. Milleti birleştiririz, bölmeyiz. dilleri kardeş kılarız düşman kılmayız. Bu topraklarda konuşulan hiçbir dili de yabancı dil kabul etmeyiz.

Biz Dicle ile Fırat’ı Meriç’e Sakarya’ya kardeş kılanlarız. Şimdi herkes iddiasıyla mesuldür. Şimdi gelelim daha net bir ifade ile söyleyeceğim. İmamlarımıza güveniyor muyuz, diyanet işlerimize güveniyor muyuz. Peki o zaman niye Ankara’dan merkezi hutbe gönderilir, niye Türkiye’nin her yerinde aynı hutbe milli güvenlik kurulu bildirisi gibi okunur. 70’li yıllarda İstanbul’da yaşayan bilir hepimiz Gönenli Mehmet Efendi’nin hutbesini dinlemeye giderdik Sultanahmet’e. Gönenli Mehmet Efendi, Ankara’dan gönderilmiş hutbeyi okumazdı.

Şimdi bizim Toros Dağları’ndaki Taşkent’teki hutbe ile Şişli’deki hutbe aynı hutbe. Edirne’deki hutbe ile Hakkari’deki hutbe aynı hutbe. Din adamı ve imam cemaatini bilir, cemaatine sahip çıkar, cemaatine ne söyleyeceğini de bilir. Ne zaman çıktı bu hutbelerin merkezileşmeleri biliyor musunuz? Hep darbe sonrasında. 1962’dedir ilk genelgelerden biri çünkü imamların çoğunun 27 Mayıs karşıtı ve Demokrat Partisi yanlısı olduğu düşünülmüştür. 12 Eylül’de başörtüsünü yasaklayanlar helikopterle Kur’an-ı Kerim bildirileri attılar. 28 Şubat’ta hutbelere ve ezanın mikrofonuna ayar getirmeye kalkıştılar.

Çekin elinizi dinimizin üstünden, bırakın gerçekten iyi yetişmişlerse imamlarımız, din adamlarımız hür özgürce konuşsunlar. Hutbelerin bu niteliği dolayısıyla gençler, siyasi bildiri gibi bir şey dinlememek için camilerden koptular, uzaklaştılar.

Biz olsaydık ne yapardık. Bu haber geldiği anda İçişleri Bakanı’na derhal soruşturma açmasını isterdim, bir mülkü amir nasıl bir din adamını caminin içinde rencide eder diye. Sonra da Diyanet İşleri Başkanlığı’na derhal bir soruşturma açın, gerçekten bu imam sehven mi unuttu yoksa bilinçli örgütsel bir yapımı var ve gözünün yaşına bakmadan ikisini de gerekli şekilde cezalandırırdım ta ki milletin, devletin kaymakamına ve dinin imamına karşı güveni kaybolmasın.

Biz bunları söyledik diye üstümüze gelenlere sesleniyorum. Devlete sahip çıkmak slogan atmakla olmaz, devletin valisinin kaymakamının halk tarafında itibar sahibi kılınmasıyla olmasıyla olur. Dine sahip çıkmak her ne suretle olursa olsun gidip Cuma namazında oturmak ve merkezi hutbe dinlemek değil, ahlaken dine sahip çıkmakla olur hal ile dine sahip çıkmakla olur. Ahlakçı olmakla değil ahlaklı olmak ile dine sahip çıkılır.

“Amerika’da yapamadıklarını burada yapıyorlar”

Bir aydır neredeyse daha önce söylenti halindeydi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan hakkında iddialar var. Daha 6 ay oldu ya, nasıl Amerika’dan Türkiye şartlarına bu kadar kolay intibar ettiler bilmiyorum ama dünyayı tanırız Amerika’da herhangi bir şirketin hanımefendinin başında bulunduğu bankanın CEO’su babasını bırak oda ayırmayı, benim kızım buradan çalışıyor diyerek resepsiyondan bile geçemez kimliğini göstermesi lazım veya ne yapacaksınız diye sorarlar çünkü bir dakikasını bile ayıramaz bir bürokrat görev yaparken bir dakika bile haramdır, işinizi yapacaksınız. Amerika’da yapamadıklarını burada yapıyorlar.

Amerika’da yapamadıklarını burada yapıyorlar. Özel odalar ayrılmış, memurlar onların çocuklarına bakıyor. Bir göreve bir kişi atandığında sülalesiyle atanıyor, cümbür cemaat geliyorlar.

Balık baştan kokar derler, siz damadınızı bakan yaparsanız, Varlık Fonu’nun başkanını kayınpeder, yardımcısı, vekili damat olursa demek usul Türkiye’de böyle der dışardan gelen de aynı usulü kendisi yerleştirir. Kimi eleştiriyorsunuz, nepotizm diye başbakanken ilk kullandığımda herkes sözlüklere bakmıştı. Tam da bu işte akraba kayırmacılığı, bir gece yarısı üst düzey bir bürokratı saat 1’de akrabalarını yanında çalıştırıyor diye görevden aldığım zaman bir hafta içinde bütün bakanlıklardan akrabalar temizlenmişti.

Nerede Merkez Bankası Başkanı’mız, 1 Ocak’tan itibaren Christmas’tan bu yana Amerika’dalar. Amerika’dan ayrılmak bu kadar zorsa gelmeyecektiniz Hanımefendi. Neredeyse yılda bir kere merkez bankası başkanı değişiyor, göreceksiniz yakında bu da değişir. Kurumsallaşma nerede.

Kulp olayında İçişleri Bakanlığı’nın teamülü, milletin teamülü ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın teamülü sarsıldı, burada da Merkez Bankası gibi devlete çok ciddi bir bürokrat yetiştirmiş bir okul gibi olan bir kurum, su anda lime lime dökülüyor. Sayın Erdoğan’ın ne Kulp olayıyla ilgili ne Merkez Bankası olayıyla ilgili herhangi bir açıklamasını görmüyorsunuz, varsa yoksa muhalefete isim takma peşinde.

Nedir kanaatiniz Sayın Cumhurbaşkanı Kulp olayıyla ilgili, pozisyonunuz nedir, kim haklı kim haksız ya da ikisi de haksızsa ne yaptınız. Birisi haklıysa hangi soruşturmayı yaptınız. Devletin itibarını korumak Cumhurbaşkanlığı makamının görevidir. Aynı şekilde Merkez Bankası Başkanı ile ilgili iddialarda, kimi iddialar eski damat bakanın bir komplo kurduğu, kimi iddialar şu anki Maliye Bakanı ile Merkez Bankası Başkanı’nın arasının açık olduğu. Siyaset saray dedikoduları haline dönüşmüşse millet kendini güvende hissetmez.

TÜİK’in resmi açıklaması enflasyon yüzde 64,7, bir kaç gün önce yine bir açıklama yaptı; hissedilen enflasyon açıkladığımız enflasyonun iki mislidir yani yüzde 129,7’dir dedi. Bu bir itiraf, hissedilen enflasyon halkın hissettiği, TÜİK enflasyonu ne demek biliyor musunuz, memura işçiye düşük maaş vermek için devletin tayin ettiği enflasyon. TÜİK Başkanı’na da sesleniyorum, sizin hissedilen enflasyon dışında ürettiğiniz her enflasyon rakamı memurun, çiftçinin cebinden para çalmaktan farkı yoktur. Bunun adı memurun, çiftçinin dolandırılması, bunun adı hırsızlıktır.

Kamu özel işletme köylülere ödenirken hissedilen ödeme yok, orada ne yazılırsa o yazıyor. Halbuki her köprü geçişinde acı hissediyor millet, siz bu acının da hissedilenini bir düşünün bakalım. Emekliler kan ağlıyor. Yapmayın etmeyin 10 bin lirayla geçinemez bu emekli dedik ve rakam verdik. 2016’da emekli maaşı asgari ücretin 1.2 katıydı ve şimdiki rakama vurursak 20 bin lira olması gerekirdi emekli maaşı.

Şimdi 10 bin lirayla asgari ücretin yüzde 60’ına denk geldi, neredeyse yarı yarıya asgari ücretin. Ne istiyorsunuz emeklilerden, onurla yaşamak dışında yaşamak dışında hiçbir beklentisi kalmamış son nefeste kimseye muhtaç olmayayım diyen emekliden kefen parasını bile neredeyse esirgeyen bir yaklaşım içindesiniz.

Yandaş müteahhitlerden ucuz kredi verdiğiniz yandaş sermayeden hiçbir şey esirgemiyorsunuz. Gelir adaletinin sağlanması lazım. Biz geldiğimizde gelir adaletini sağlayacağız. Bunların döneminde kim haksız rant elde etmişse önce onları vergilendireceğiz sonra bu vergilerle milletin sosyal yardım fonlarını artıracağız.

Gazze’de dördüncü ayına yaklaşıyoruz savaşın, hala İsrail ile ticaret devam ediyor hala İsrail’e Türkiye yakıt, gıda ve bir çok malzeme göndermeye devam ediyor. Sayın Erdoğan bu konuda hiçbir izahat getirmiyor, Ticaret Bakanı bir takım teknik kendilerince izahat getiriyor. Ama vaka değişmiyor Türkiye İsrail’i lojistik olarak desteklemeye devam ediyor. Dökülen her kanda, ölen her çocuğun bedeninde sizin gönderdiğiniz malzemelerin izi varsa bunun hesabını millet de Allah’ta sorar ve soracak.”

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği TBMM’de Onaylandı: 287 Kabul, 55 Ret, 4 Çekimser

İsveç’in NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliğine onay veren protokolle ilgili kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edildi.

Haber Merkezi / Genel Kurul’daki oylamada 287 kabul, 55 ret ve 4 çekimser oy kullanılırken, bundan sonraki süreçte Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzası ve Resmî Gazete aşaması beklenecek.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından 2022 yılında NATO askeri ittifakına katılma talebinde bulunmuştu. Ancak NATO müttefiki Türkiye, iki ülkenin Ankara’nın terörist olarak gördüğü grupları koruduğunu kaydederek, üyeliklere karşı çıkmıştı.

Türkiye geçen Nisan ayında Finlandiya’nın katılım protokolünü onayladı; ancak İsveç’i, Avrupa Birliği ve ABD’nin de terörist olarak tanımladığı PKK’nın İsveç’teki yerel üyelerine karşı tutumunu sertleştirene kadar bekletti.

Bunun üzerine Stockholm, bir terör örgütüne üye olmayı yasadışı hale getiren yeni bir terörle mücadele yasası çıkardı. İsveç ve NATO üyeleri Finlandiya, Kanada ve Hollanda da Türkiye’ye silah ihracatı politikalarını gevşetmek için adımlar attı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan İsveç’in teklifini Ekim ayında TBMM’ye göndermiş; ancak onaylanmasını ABD’nin Türkiye’ye F-16 savaş uçağı satışını onaylamasına bağlamıştı.

Mart 2023’te Finlandiya’nın katılımı için yapılan oylamada hiçbir siyasi parti grubu ‘hayır’ oyu kullanmamıştı. AKP, CHP, İYİ Parti ve MHP üyeliğe onay verirken HDP, TİP, BBP, DEVA, DP ve ZP oylamaya katılmamıştı.

Türkiye’nin ardından Macaristan’ın da İsveç’in üyeliğine onay vermesi gerekiyor. Macaristan Başbakanı Viktor Orban, İsveç’in NATO’ya üyeliğini görüşmek üzere Başbakan Ulf Kristersson’a davet mektubu gönderdiğini duyurdu.

Orban, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “İsveç’in NATO’ya katılımı konusunda müzakerelerde bulunmak üzere bugün Başbakan Ulf Kristersson’a Macaristan’a ziyaret gerçekleştirmesi için davet mektubu gönderdim.” ifadesini kullandı.

Viktor Orban’ın özel kalem müdürü Gergely Gulyas “İsveç onlara güvenimizi artırmak; kendilerini müttefikimiz ve dostumuz olarak görmemiz için hiçbir adım atmıyor. Sanki NATO üyeliği öncelikleri değil gibi” diye konuşmuştu.

Gulyas, “İsveç Başbakanı veya Dışişleri Bakanı bizi arayıp Macaristan Parlamentosu’nun çekincelerinin neler olduğunu sormalı” demişti.

İsveç’in NATO’ya üyeliğinin, Macar parlamentosunda 2023’ün sonbaharında görüşülmesi bekleniyordu ancak İsveç’te bazı milletvekillerinin Budapeşte yönetimine ilişkin ifadeleri, taraflar arasında gerginliğe yol açmış, bu nedenle de süreç uzamıştı.

Diğer NATO üyelerine kıyasla Rusya ile daha iyi ilişkilere sahip Macaristan, Finlandiya’nın üyeliğine de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Finlandiya NATO’ya üye olabilir” açıklamasından 10 gün sonra onay vermişti.

Paylaşın

İmamoğlu Duyurdu: İstanbul’da İlk’ler Ve En’ler Dönemi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, 5 yıldır görevde olduğu sürece imza attığı projeleri sıralayarak İstanbul’da ilkler ve enler dönemi olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, belediye başkan adayları da çalışmalarına hız verdi.

İstanbul’da Cumhur İttifakı’nın adayı Murat Kurum ile yarışacak olan mevcut İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden 5 yılda yaptığı icraatları sıraladı.

Açıklamasında, İstanbul’da ilkler ve enler dönemi olduğunu ifade eden İmamoğlu’nun sıraladığı icraatları şöyle:

İstanbul, tarihinin en çok metro yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok restorasyon yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok altyapı yatırımı yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok yeşil alan yapılan dönemini yaşıyor.

İstanbul, tarihinin en çok sosyal proje yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok çevre yatırımı yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en şeffaf ve liyakatli dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en ciddi şehir planı yapılan dönemini yaşıyor.

İstanbul, tarihinin en çok kentsel dönüşüm yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok kültür sanat etkinliği yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok meydan yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok sokak hayvanlarına bakım yapılan dönemini yaşıyor.

İstanbul, tarihinin en çok deniz ulaşımı yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok halk ekmek üretilen dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok otopark yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok imar ve tapu çözümü üretilen dönemini yaşıyor.

İstanbul, tarihinin en çok özel sektörde istihdam üretilen dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok tarım desteği olan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin ilk kreş ve yurt yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinde ilk kez ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına Halk Süt dağıtılan dönemini yaşıyor.

İstanbul, tarihinin ilk kent lokantaları açılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok burs verilen dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok cadde düzenlemesi yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok spor etkinliği yapılan dönemini yaşıyor.

İstanbul, tarihinin en çok spor yatırımı yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok kütüphane yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok dayanışma projesi üretilen dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinde ilk kez annelerin ücretsiz yolculuk yaptığı dönemini yaşıyor.

İstanbul, tarihinde en çok kadınlara ve gençlere özel projelerin geliştirildiği dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinde ilk kez çöpten enerji üretilen dönemini yaşıyor.

Paylaşın

Cumhur İttifakı’nda ‘BBP’ Krizi

Katıldığı bir televizyon programında yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin Sivas’ta ve İstanbul’un ilçelerinden aday çıkaracağını duyurdu.

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinde çalışmaları hız kazandı.

Yeniden Refah Partisi (YRP) kendi adaylarıyla seçimlere gireceğini daha önce ilan etmişti. Cumhur İttifakı’nın bir diğer bileşeni Büyük Birlik Partisi’nden (BBP) de benzer bir açıklama geldi.

Haber Global’de yayınlanan Buket Aydın ile Yüz Yüze programına katılan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin Sivas’ta ve İstanbul’un ilçelerinden aday çıkaracağını duyurdu.

Destici şu ifadeleri kullandı: “Pazar günü Sivas ve bölge illerimizin aday tanıtım toplantılarımızı gerçekleştireceğiz. 27 Ocak’ta da İstanbul’un ilçelerindeki belediye başkan adaylarımızı açıklayacağız.

Biz elbette ki Cumhur İttifakı’nı önemsiyoruz. Cumhur İttifakı 15 Temmuz hain FETÖ darbe gecesi sokakta kurulmuş bir ittifaktır. Ben de o gece sokakta olan siyasi liderlerdendim. Bu daha sonra bir ittifaka dönüştü. 2018, 2019 ve 2023 seçimlerinde.

Biz Sivas’ı istedik ama bir pazarlık olarak değil. BBP’nin tabanının motivasyonun arttırılması lazım. O yüzden Sivas’ın verilmesi ile taban motive olur. AKP Sivas adayını açıklayınca bunu kabul edilmediğini gördük, biz de kendi adayımızı açıkladık. Cumhur İttifakı ortağı ile yarışacağız, kim kazanırsa Cumhur İttifakı kazanmış olacak.”

Paylaşın

SSK ve Bağ-Kur Emekli Zammı Yüzde 49,25’e Yükseltildi

Katıldığı bir televizyon programında açıklamalarda bulunan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “SSK ve Bağ-Kur emeklilerimizin emekli aylıklarındaki artışı Ocak ayı itibarıyla yüzde 49,25’e yükseltiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 16 Ocak’ta kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada bu yıl en düşük emekli maaşının 7.500 TL’den 10.000 TL’ye yükseltileceğini duyurmuştu.

2024’ü “Emekliler Yılı” ilan ettiklerini belirten Erdoğan memur, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yapılan zamlar arasındaki farklılığın rahatsızlık yarattığını, bu yüzden SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 5 ek zam yapılacağını açıklamıştı.

Böylece bu iki grubun maaş zammı yüzde 42,6 olarak belirlenmişti.

En düşük emekli aylığının 10 bin liraya yükseltilmesi ile SSK ve Bağ-Kur emekli maaşlarında ek yüzde 5 artış içeren kanun teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda 18 Ocak’ta kabul edilmişti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, TRT Haber’e açıklamalarda bulundu. Bakan Işıkhan’ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:

“İşgücü piyasalarının iki boyutu var. Aktif ve pasif işgücü politikalarımız. İŞKUR aracılığı ile yürütmüş olduğumuz aktif iş gücü piyasası programlarını daha etkili ve kapsamlı hale getirmeyi düşünüyoruz.

Kurs ve programlarda program süresinin 3 katı olarak uygulanan istihdam yükümlülüğünü biz 2 katına indirdik. Kurs ve Program sonrası istihdam taahhüt oranı yüzde 60’a indirildi.

Daha güçlü iş gücü piyasası oluşturmayı hedefliyoruz.

Kısa çalışma ödeneği, özellikle bölgesel, sektörel ya da afetler sonrasında çalışanlarımıza verdiğimiz doğrudan bir nakti destekti. Bu rakam 8 bin ile 12 bin arasında çalışana doğrudan verdiğimiz bir destekti. Biz bunu işsizlik sigortası fonundan karşılıyoruz.

Asgari prim ödeme gün sayısını 600 günden 450 güne indiriyoruz.

SSK ve Bağ-Kur emeklilerimizin emekli aylıklarındaki artışı ocak ayı itibarıyla yüzde 49,25’e yükseltiyoruz.”

Paylaşın

ENAG’dan TÜİK’e ‘Hissedilen Enflasyon’ Cevabı: Bu Bir İtiraf

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hissedilen enflasyonu yüzde 129,4 olarak açıklamasını değerlendiren Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), konuya ilişkin yaptığı açıklamada, bunun tam anlamıyla bir itiraf olduğunu belirtti.

Haber Merkezi / Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), 2023 yılı için yıllık enflasyonu yüzde 127.21 olarak hesaplamıştı.

TÜİK, 2023 yılının son enflasyon oranını yüzde 64.77 olarak açıklamasının ardından kurum içinde yaptığı sunumlarda hissedilen enflasyonun yüzde 129.4 olarak ölçtü. TÜİK açıklanan resmi verilerle kurum içinde yapılan sunumlarda açıklanan hissedilen enflasyon ölçümünün kişilerin tüketim alışkanlığından kaynaklandığını belirtmişti.

ENAG, TÜİK’in kurum içinde yaptığı sunumda paylaştığı bu veriye sosyal medya hesabından tepki gösterdi. ENAG açıklamasında, “Ekonomi literatüründe ‘sunulan enflasyon’ ve ‘hissedilen enflasyon’ diye bir ayırım yoktur” dedi. ENAG açıklamasında halkın yoksullaşmasının nedenini, “TÜİK’in fiyat verileri halkın gelir seviyesi ile uyumunu kaybetmiş, halk bundan dolayı fakirleşmiştir” dedi.

ENAG, TÜİK’in hissedilen enflasyon açıklamasına ise, “Bu oranın TÜİK tarafından açıklanması ise tam anlamıyla bir itiraftır ve bunun hukuki sonuçları olacaktır” sözleriyle tepki gösterdi.

ENAG’ın açıklamaları şöyle:

“Haber içeriklerinden elde ettiğimiz bilgilere göre, TÜİK 2023 yılına ait hissedilen enflasyonun %129,4 olduğunu açıklamış, kamuoyuyla paylaştığı resmi verilerle ‘hissedilen enflasyon’ farkın nedenini tüketim alışkanlıkları ve harcama kalıplarına bağlamıştır.

Devletin veri tekelini bünyesinde taşıyan ve toplumsal hayatı doğrudan etkileyen TÜİK’in, bu veri farklılıklarının nedenlerini açıklarken, Enflasyon Araştırma Grubu’nu (ENAG) verileri yanlı sunan, siyasi amaçlı bir kuruluş olarak suçlamamıştır.

Kamuoyunun bilmesi gereken çok önemli bir gerçek vardır. Ekonomi literatüründe ‘sunulan enflasyon’ ve ‘hissedilen enflasyon’ diye bir ayırım yoktur. Dahası hissedilen enflasyon kavramı üniversitelerde gündeme bile gelmemektedir.

Sadece fiyat ve enflasyon verilerini değil, fiyat verileri ile bağlantılı olan daha birçok veriyi de taraflı ve gerçek olandan farklı sunan güzide kurumumuz TÜİK’i yönetenlerin bilmesi gereken birkaç önemli konu vardır:

TÜİK’in fiyat verileri halkın gelir seviyesi ile uyumunu kaybetmiş, halk bundan dolayı fakirleşmiştir.

Fiyat verileri ile reel hale dönüştürülen ekonomik büyüme oranları da gerçeği yansıtmamaktadır. Bu ise gelir paylaşımını bozmaktadır.

Hissedilen enflasyon oranı, literatürde yeri olmasa da, esas itibariyle günümüz Türkiye’sinde genel fiyat endeksindeki değişimi birebir yansıtmaktadır.

Bu oranın TÜİK tarafından açıklanması ise tam anlamıyla bir itiraftır ve bunun hukuki sonuçları olacaktır.

Günümüzde yaşanan bu veri sorunları, 2006-2013 döneminde Arjantin’de tecrübe edilenin bir karbon kopyasıdır. Orada da sunulan gerçek dışı enflasyon verileri halkın fakirleşmesine neden olmuş, ülkedeki ekonomik sorunlar günümüze kadar artarak gelmiştir.

Özetle; devlet kurumlarının yaptığı hataları dedikodu yaparak düzeltmesi rasyonel bir yöntem değildir. Akademik özelliğe sahip, Harvard Üniversitesi bünyesindeki benzer bir kuruluşla aynı metotları uygulayan grubumuz ENAG’a saldırması TÜİK’in güvenilirliğini artırmayacaktır.

2020 yılının Eylül ayından itibaren günlük fiyat verileri ile oluşturulan enflasyon oranlarını halkımız ile paylaşan ENAG aynı çizgide, kararlılıkla yoluna devam etmektedir.”

Türkiye, son iki yılda dünyanın en yüksek enflasyona sahip ülkelerinden biri

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Eylül 2021’den itibaren uygulamaya koyduğu faiz politikası ile Türkiye, son iki yılda dünyanın en yüksek enflasyona sahip ülkelerinden biri haline geldi.

Mayıs 2023 seçimlerinden zaferle çıktıktan sonra ekonominin başına Mehmet Şimşek’i, Merkez Bankası’nın başına Hafize Gaye Erkan’ı getiren Erdoğan, faiz artırımına da yeşil ışık yaktı. Haziran ayından bu yana yedi kez faiz artıran Merkez Bankası, politika faizini yüzde 8,5’ten yüzde 42,5’e çıkardı.

2024 yılında ise gözler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) enflasyonla mücadelesinde geri adım atıp atmayacağında olacak. Türkiye ekonomisinin önümüzdeki birkaç yılda nasıl bir seyir izleyeceğini, 31 Mart yerel seçimleri sonrasında enflasyonla mücadelede atılan adımlar belirleyecek.

Hükümetin faiz indirme politikası ile birlikte son iki yılda rekor hızla artarak resmi verilere göre tüketici fiyatlarında yüzde 90’ları, üretici fiyatlarında ise yüzde 160’ları gören enflasyon, 2023 yılının ilk yarısını genel seçimlerin gölgesinde geçirdi.

Haziran ayına kadar yüzde 40’lar seviyesine kadar gerileyen Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), seçimler sonrasında kurulan yeni ekonomi yönetimi ve faiz artırımı politikasına geçilmesi sonrasında, yeniden yükselişe geçti.

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) Kasım 2023 verilerine göre, yıllık enflasyon TÜFE’de yüzde 61,98 düzeyinde gerçekleşti. Yurt içi üretici fiyatları ise yüzde 42,25 oldu. Ocak 2024’ün ilk günlerinde açıklanacak aralık ayı enflasyonu ile birlikte, 2023’ün yüzde 65 seviyesinde bir enflasyonla kapanması bekleniyor.

2024 yılı için ise hükümetin açıkladığı Orta Vadeli Program’da (OVP) yılsonu hedefi yüzde 33, Merkez Bankası beklentisi ise yüzde 36 olarak açıklandı. Gerek ulusal gerekse uluslararası kurumlar ise 2024 sonunda Türkiye’de enflasyonun yüzde 45-50 arasında seyretmesini bekliyor.

Paylaşın

“İsrail, Hamas’a İki Aylık Ateşkes Önerisinde Bulundu” İddiası

Filistin – İsrail savaşının 109. günü geride kalırken, İsrail tüm rehinelerin serbest bırakılması ve rehine cenazelerinin Katar ve Mısır’ın arabuluculuğuyla birkaç aşamada İsrail’e iade edilmesini öngören bir teklifte bulundu.

İnternet portalı Axios’un İsrailli yetkililere dayandırdığı haberde bunun karşılığında İsrail’in iki aylık bir ateşkesi kabul etmeye hazır olduğu belirtildi.

Plana göre Hamas ilk aşamada kadınlar, 60 yaş üstü erkekler ve hastaları serbest bırakacak. Bunu kadın askerler, ordu mensubu olmayan 60 yaş altı erkekler, erkek İsrail askerleri ve son olarak da rehinelerin cenazeleri izleyecek. Plan çerçevesinde İsrail de cezaevlerindeki Filistinli mahkumları salıverecek. Mahkumların sayısı üzerinde önceden anlaşmaya varılacak ve her bir Filistinlinin ismi müzakere edilerek belirlenecek.

Ancak habere göre söz konusu plan ne savaşın sona ermesini ne de uzun vadeli bir siyasi çözüm içeriyor. İsrail askerleri Gazze Şeridi’ndeki büyük kentlerde varlıklarını azaltacak ve Filistinlilerin Gazze Şeridi’nin kuzeyine dönmelerine izin verilecek.

Öte yandan Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında 24 saatte 195 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 25 bin 490’a yükseldi. Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 63 bin 354’e yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Gazze Şeridi’nde, yaşanan yoğun çatışmalarda son 24 saat içinde 24 İsrail askeri öldürüldü. İsrail ordu sözcüsü Tuğamiral Daniel Hagari, roket güdümlü bir el bombasının İsrail güçlerini koruyan bir tanka isabet etmesi sonucu 21 askerin öldüğünü söyledi.

Aynı zamanda, askerlerin yıkmak için patlayıcı yerleştirdiği iki katlı iki binada bir patlama meydana geldi. Patlama binaların İsrail askerlerinin üzerine yıkılmasına neden oldu. Hagari sabah erken saatlerde düzenlediği basın brifinginde “Olayın detaylarını ve patlamanın nedenlerini hâlâ araştırıyoruz” dedi.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ise, “dayanılmaz derecede zor bir sabah” diye nitelediği olayla ilgili, “Tüm ulus adına aileleri teselli ediyor ve yaralıların iyileşmesi için dua ediyorum. Bu üzücü ve zor sabahta bile güçlüyüz ve birlikte kazanacağımızı hatırlıyoruz” açıklamasında bulundu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Hamas’ı yok edene ve Gazze’de esir tutulan 100’den fazla rehine özgürlüğünü kazanana dek savaşa devam edileceğini açıklamıştı.

Fakat son saldırının ardından İsrail’de de başbakana karşı büyüyen bir tepki ve savaş konusunda fikir ayrılıkları oluşmaya başladı. Pazartesi günü rehinelerin aile üyeleri İsrail parlamentosundaki bir komite toplantısını basarak “Onlar orada ölürken siz burada oturmayacaksınız!” diye bağırdı.

Paylaşın

Yeniden Refah İle AK Parti’nin İttifak Görüşmelerinde İlerleme Yok

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerin de seçime yönelik çalışmaları hız kazandı. Bu kapsamda Yeniden Refah Partisi (YRP) ile Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) arasında yürütülen ittifak görüşmelerinde ilerleme sağlanamadı.

Yerel seçimlerde Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) yanı sıra, 14 Mayıs seçimlerindeki ittifak ortakları ile de seçim işbirliğini genişletmek isteyen AK Parti, YRP dışındaki partilerle uzlaşma sağladı.

AK Parti adaylarına destek için bazı büyükşehir ve ilçe şehirlerini istediği kulislere yayılan YRP ile görüşmeler bir süredir kesilmişti.

AK Parti’den genel başkan yardımcıları Efkan Ala, Ali İhsan Yavuz ve Yusuf Ziya Yılmaz, YRP’den genel başkan yardımcıları Doğan Bekin ve Nureddin Gül’den oluşan heyetler dün yeniden bir araya gelerek seçim işbirliği olanaklarını ele aldı. YRP İstanbul’un bazı ilçeleri ve Malatya’da ısrarlı oldu.

Edinilen bilgiye göre YRP, AK Parti’nin adayını açıkladığı Malatya’nın yanı sıra, İstanbul’da Arnavutköy, Sultangazi, Sultanbeyli’nin de aralarında bulunduğu partinin güçlü olduğu ilçeler ile Ankara’da da Çubuk’un kendilerine bırakılmasını istedi. AK Parti’nin ise YRP’nin Bursa’da kendilerine destek vermesini istediği öğrenildi.

Taraflar görüşmede ilerleme sağlayamazken, AK Parti heyeti, YRP’nin önerilerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ileteceklerini bildirdiler.

Kulislere yansıyan bilgilere göre görüşmede, özellikle İstanbul’da YRP’nin destek vermemesi halinde seçimin kaybedilme olasılığı da değerlendirildi. YRP heyeti, Ankara, İstanbul ve İzmir’in halen CHP tarafından yönetildiğine işaret ederek, “seçim işbirliği olmazsa bir kaybettiren olmayacaklarını, ama uzlaşma sağlanırsa, AKP’nin seçilmesini sağlayabilecekleri” görüşünü ilettiler.

Görüşmelerden sonuç alınamaması üzerine Erdoğan’ın, bir kez daha YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan’la görüşebileceği belirtilirken, YRP kaynakları, bundan sonra heyetler arası görüşme olmasını beklemediklerini söylediler.

YRP’den “sürpriz adaylar” açıklaması

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a konuşan YRP’li bir parti yöneticisi, uzlaşma sağlanamaması halinde Şanlıurfa’nın yanı sıra Ankara, İstanbul ve İzmir’de “sürpriz adaylar” çıkaracaklarını söyledi.

YRP’nin ilk sürpriz adayı ise kısa süre önce AK Parti’den istifa eden MKYK üyesi ve eski Şanlıurfa Milletvekili Kasım Gülpınar oldu. AK Parti’nin yeniden mevcut başkan Beyazgül’ü Şanlıurfa Büyükşehir adayı olarak göstermesi nedeniyle Gülpınar, partiden istifa etmişti. Gülpınar’ın adaylığını Genel Başkan Fatih Erbakan sosyal medya hesabından da duyurdu.

Paylaşın