Avrupa Birliği’nden İsrail’e İki Devletli Çözüm Çağrısı

Hamas’ın Aksa Tufanı operasyonu ile başlattığı Filistin – İsrail savaşının 108. günü geride kalırken, Avrupa Birliği’nden (AB) İsrail’e iki devletli çözüm çağrısı geldi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında can kaybı 25 bin 105’e yükselirken, yaralı sayısının ise 62 bin 681’e yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarını eleştirirken iki devletli çözüm çağrısını yineledi.

AB dışişleri bakanlarının Brüksel’de İsrailli ve Filistinli en üst düzey diplomatlarla gerçekleştireceği toplantı öncesi gazetecilere konuşan Borrell, “Yapmak istediğimiz şey, iki devletli bir çözüm inşa etmek. Bu yüzden bu konu hakkında konuşalım” dedi.

Borrell, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun Gazze’deki savaş sona erdikten sonra bir Filistin devleti kurulmasına yönelik çağrıları reddetmesini “kabul edilemez” olarak tanımlayan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in bu tepkisine de destek verdi.

İsrail’e “barış ve istikrarın sadece askeri yollarla inşa edilemeyeceğini” söyleyen Borrell, “Akıllarında başka hangi çözümler var? Tüm Filistinlilerin ayrılmasını sağlamak mı? Ya da hepsini öldürmek mi?” dedi.

Borrell, “Amacın, Hamas’ı ortadan kaldırmak olduğunu söylemek tek taraflı. Çünkü bu, Hamas’ın ne zaman yeterince zayıf olduğuna karar vermenin İsrail’e bağlı olacağı anlamına geliyor. Bu şekilde çalışmaya devam edemeyiz” diye konuştu.

İki devletli çözüm neydi?

İki devletli çözüm anlaşmasının taslağı, İsrail ve Yaser Arafat’ın El Fetih örgütü liderliğindeki FKÖ’nün, Norveç’in arka planda aracılık ettiği müzakerelerin ardından 1993 yılında iki devletin karşılıklı olarak birbirini tanımasını kabul etmesinden sonra oluşturuldu.

Oslo süreci olarak adlandırılan süreçte, hiçbir zamansona gelinemedi ve geride çözülmesi eskisinden çok daha zor olan sorunlar kaldı.

Barış için toprak anlaşmaları, Filistin Yönetimi’nin İsrail’in 1967’deki 6 Gün Savaşı’nda ele geçirip işgal ettiği topraklarda özyönetim kurmasını sağladı.

Ancak askeri işgal ve Yahudi yerleşim faaliyetleri devam etti ve “kalıcı statü sorunları” adı verilen meseleler daha sonraki müzakerelere bırakıldı.

Bunlar arasında, 1948’deki ilk Arap-İsrail Savaşı’nın ardından Birleşmiş Milletler’in 1947’de bölünme yönünde oy kullanmasıyla İsrail’in kurulduğu topraklardaki Filistinli mültecilerin durumu da vardı.

İsrail, 1967’de Doğu Kudüs’ü ilhak etmişti ve bu da bir başka muammaydı çünkü kutsal mekanlar her iki taraf için de taviz vermeyi kabul etmeyecek kadar önemliydi.

Yıllar süren diplomatik tartışmalardan sonra, sorunlar nihayet 2000 yılında Camp David’de dönemin ABD Başkanı Bill Clinton’ın ev sahipliği yaptığı basına kapalı zirvede ele alındı, ancak İsrail Başbakanı Ehud Barak ve Filistin Yönetimi Başkanı Yaser Arafat arasındaki uçurum kapanmadı.

Başarısızlıkla ilgili herkes birbirini suçladı. İsrailli ve ABD’li yetkililer Arafat’ın o güne kadar elde edebileceği en cömert anlaşmayı geri çevirdiğini söyledi. Filistinlilerse anlaşmayı, Doğu Kudüs’te bir başkent kurulması gibi şartların çok altında kalan bir sahtekarlık olarak nitelendirdi.

İsrail’in ana düşmanını etkisiz hale getirme hedefine çoktan ulaştığını savunan eleştiriler yapıldı. Peki, Filistin nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde güvenlik kontrolü Filistin Yönetimi’ne devredilirken, bu kadar çok yatırım yaptığı yerden neden vazgeçiyordu?

Arafat, müzakereleri zayıf bir pozisyonda yürütürken, ABD’li arabulucu İsrail ile tarihteki tüm devletlerden tartışmasız daha yakın bir ilişki içindeydi. İki devletli çözüme giden yolda aşılamaz olduğu ortaya çıkan başka önemli faktörler de vardı.

1987’de Gazze’de kurulan İslami Direniş Hareketi (Hamas), rakibi El Fetih’in barış konusundaki tavizlerine karşı çıktı ve 1994’ten itibaren görüşmeleri intihar saldırılarıyla sabote etmek için çok sayıda fırsat buldu.

Yahudi yerleşimciler aynı zamanda Tanrı’nın kendilerine vaat ettiğine inandıkları topraklardaki varlıklarını genişletmek ve güçlendirmek için bu ertelemeleri fırsat olarak kullandılar.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a “Bizi İzlemeye Devam Etsin” Yanıtı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini hedef alınmasına ilişkin değerlendirmede bulunan İBB Başkanı İmamoğlu, “Artık o devir kapandı, yeni bir devir açıldı. Bu devirde 16 milyon insanın şehri yönettiği bir devir. Bizi izlemeye devam etsin” dedi.

Cumhuriyet’ten Nagihan Yılkın’ın haberine göre; İBB Başkanı İmamoğlu, sesi değiştirilerek hazırlanan sahte videoyla ilgili “İnsanları aldatmanın, tanıtıma katkı sunacağına inanan bir anlayışla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Enstütü İstanbul İSMEK Eğitmenler Zirvesi’nde gerçekleştirdiği açılış konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir etkinlikte kendisini hedef almasına ilişkin İBB Başkanı İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:

“İnanın, Sayın Cumhurbaşkanı’nın benimle ilgili bu ilgisini, bu alakasını ve bu sürekli dile getirme tutkusunu anlayabiliyorum. Çünkü kendisine ait olduğunu ve tümden kendi kişisel olarak kendisinin yönetme hakkı olduğunu düşündüğü ve yanıldığı bir şehri, gerçek sahibi 16 milyon İstanbulluya kazandıralı 5 yıla yakın bir zaman oldu.

Bu böyle devam edecek. Bu şaşkınlık, bu yanılgı hâlâ devam ediyor ve bunu bir türlü aşamadılar. Hep söylüyorum. Bu sorulara ve bu tür beni muhatap alan duygularına cevap verirsem ben, kampanya döneminde sadece kendisine cevap vermekle geçer günlerim.

Çünkü eminim ki bu seçimdeki tek emeli, tek derdi Sayın Cumhurbaşkanı’nın, İstanbul’u yine kendi kişisel hakkı ve hukuku çerçevesinde ele alan cümleler kuracak. Biz de diyoruz ki artık o devir kapandı. Yeni bir devir açıldı. Bu devirde 16 milyon insanın şehri yönettiği bir devir. Bizi izlemeye devam etsin diyerek cevap vereyim.”

İmamoğlu ayrıca buradaki konuşmasında sesi değiştirilerek hazırlanan sahte videoyla ilgili şunları söyledi: “İmamoğlu’nun konuştuğu kelimeleri yapay zeka ile çevirerek insanları aldatmanın, tanıtıma katkı sunacağına inanan bir anlayışla karşı karşıyayız.

Bu üzüntü verici bir yanıyla da karşımızda yönetime gelmeye yönelik adım atan anlayışın ortaya koyduğu, metodun sadece şu olduğunu görüyoruz; kararlamak, aşağılamak. Ne inancımıza ne evrensel değerlere uygun olmayan kişilere, siyasi partilere ya da bu insanlara ben Allah akıl versin diyorum. Akla, tekniğe, eğitime ihtiyacı olanları da İSMEK’e bekliyorum.

Kendisine ait olduğunu, kendisinin yönetme hakkı olduğunu düşündüğü ve yanıldığı bir şehrin gerçek sahibine, 16 milyon İstanbulluya kazandıralı beş yıla yakın bir zaman oldu. Bu böyle devam edecek. Bu şaşkınlık, bu yanılgı hala devam ediyor ve bunu bir türlü aşamadılar.”

Paylaşın

MHP’nin Seçim Sloganı: Cumhur Bizim, Türkiye Hepimizin

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinde çalışmaları hız kazandı. MHP’li Semih Yalçın, seçim kampanyasında kullanılacak sloganın, “Cumhur Bizim, Türkiye Hepimizin” olarak belirlendiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, sosyal medya hesabından, partisinin düzenleyeceği açık hava toplantılarının ilkini açıklamalarda bulundu. Açık hava toplantılarının ilkinin 28 Ocak’ta Mersin’de gerçekleştirileceğini bildiren Semih Yalçın, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan bugüne kadar büyük badirelerden geçmiş, milletimiz ciddi imtihanlarla sınanmıştır. Kuruluş yıllarından sonra yaşanan toplumsal çalkantılara, askeri darbelere, vesayet rejimi kurma çabalarına, ülkemizi Batı’nın uydusu konumunda tutma gayretlerine, azgın bölücü eylemlere rağmen; devletimiz bağımsızlığını, milletimiz bütünlüğünü korumayı bilmiştir.

Aziz milletimiz; şanlı geçmişinden, sahip olduğu binlerce yıllık tarihi birikimden, köklü bir yönetim ve insan anlayışından beslenen tecrübesini toplum hayatına yansıtarak devletimizi ayakta tutmuştur. Türk milleti; mevcudiyetini hedef alan her türlü iç ve dış tehdidi, sarsılmaz bir azim ve aşınmaz bir dirençle savuşturmuştur. Milletimizin gösterdiği bu yüksek direnç ve varlık refleksi; daima ilham kaynağımız olmuş, yolumuzu aydınlatmıştır.

Milletimizi tarih sahnesinden silmek ve yaşadığımız coğrafyayı parçalara ayırmak üzere emperyalist ülkelerin Birinci Dünya Savaşı öncesinde yaptığı gizli ve açık anlaşmaların kapısı hala açık tutulmaktadır. Varlığımıza ve topraklarımıza yönelik kirli planlar, bölgede sahneye konulan yeni oyunlar ve vekalet savaşları yoluyla yeniden hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Bölücü tehdit azalmamış, bilakis şiddetini arttırmıştır. Düşman pusuda, içerideki iş birlikçileri de fesat ve tezgah peşindedir.

Ancak hem birlik ve bütünlüğümüzü muhafaza etme, hem de Cumhuriyet’imizi ayakta tutma azim ve kararlığı; Milli Mücadele dönemindeki kadar azametli ve caydırıcı surette maşeri vicdanda yaşamaktadır. MHP, siyasi faaliyetlerini daima bu bilinci diri tutma anlayışıyla sürdürmektedir. Bugün; bekasına yönelik bölücü tehdide karşı Türkiye’nin uluslararası hukuka dayanan, meşru askeri operasyonlarını bile sorgulama aymazlığını gösteren, bu uğurda verdiğimiz şehitleri politika malzemesi yapmaya cüret eden siyasi partiler varken bize düşen, kararlılıkla milletimizin yanında olmaktır.

Bilindiği üzere, son Osmanlı Mebusan Meclisi’nde 28 Ocak 1920 tarihinde kabul edilen Misak-ı Milli ile hayat sürdüğümüz topraklardaki egemenlik haklarımızın ve bağımsızlığımızın yılmadan savunulacağı dünyaya ilan edilmiştir. 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanan Birinci TBMM’de ise Misak-ı Milli’yi hayata geçirme kararı alınmıştır. Bu tarihi beyannamede yer alan esaslar, Türkiye Cumhuriyeti’nin ebedi rehberi olmuştur. Türkiye’de siyaset yapan herkes ve her siyasi parti için Misak-ı Milli kararlarına sadakat bir vecibedir. Misak-ı Milli’ye bağlılık, namus borcudur. Bu gerçekten hareketle denilebilir ki Cumhur İttifakını var eden siyasi ilkeler, Misak-ı Milli’nin günümüzdeki sürümüdür.

Partimizin mitinglerimizde kullanacağımız seçim sloganlarından biriside, aynı anlayışa paralel olarak “Cumhur Bizim, Türkiye Hepimizin.” şeklinde belirlenmiştir. MHP’nin 31 Mart 2024 tarihli Yerel Seçimlere hazırlık mahiyetindeki açık hava toplantılarının ilki, 28 Ocak’ta Mersin’de yapılacak ve milli söz birliğimiz dünyaya bir kez daha ilan edilecektir. Cumhur İttifakı anlayışı ile bu güzide ilimizde “Mersin Bizim, Türkiye Hepimizin” diyeceğiz. Partimizin “Manisa Bizim, Türkiye Hepimizin.” Temalı ikinci açık hava toplantısı ise 4 Şubat’ta Manisa’da gerçekleştirilecektir.”

Paylaşın

DEM Parti’den İstanbul Açıklaması: Henüz Bir Netlik Sağlanamadı

Yerel seçimlere ilişkin değerlendirme bulunan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Yeni dönem motto’muz ‘kazandırmak kaybettirmek değil, kazanmak.’ Bizim bu seçimlerdeki alamet-i farikamız kent uzlaşısı. Bunu ön seçimde de bir yöntem olarak uyguladık” dedi ve ekledi:

“Ön seçimi yaptığımız yerler neresiydi? Ağırlıklı olarak Kürt illerinde, yani birinci parti olarak çıktığımız yerlerde yaptık ön seçimi. O illerin en geniş çeperine kadar ulaşabilecek bir delegasyon listesi oluşturmayı hedefleyerek, kent uzlaşısını hayata geçirdik. Yalnızca kendi partimizin üyelerine, yalnızca bileşenlerimizin üyelerine oy kullandırtmadık.  Kent uzlaşısının bir diğer ayağı da parti olarak birinci çıkmadığımız ama kent uzlaşısı için diğer partilerle güç birliği yapabileceğimiz iller. Biz güç birliği için bir parti adreslemedik yola çıkarken.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü ve Şırnak Milletvekili Ayşegül Doğan, T24’ten Cansu Çamlıbel’e açıklamalarda bulundu. İstanbul için de henüz bir netliğin sağlanamadığını belirterek “Biz güç birliği için bir parti adreslemedik yola çıkarken” diyen Doğan’ın açıklamalarından bir kısmı şöyle:

“Kürt halkının Erdoğan’a mesajı”

“AKP bölgede artık yok denecek bir noktaya geldi. Kürt illeri haritasına baktığımızda, Cumhurbaşkanı Erdoğan tamamen kaybetmiş durumda. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın din ve muhafazakarlık üzerinden kurduğu söylemler başarılı olsaydı Kürt illerinde bu sonucu alamazlardı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde oransal olarak İzmir’i geçen bir Diyarbakır vardı. Peki bu, Kılıçdaroğlu siyasetine destek olarak mı okunmalı? Hayır elbette. Bu, Kürt halkının doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mesajıydı. Ve aynı zamanda Kürt halkının tüm Türkiye kamuoyuna mesajıydı.

“Alamet-i farikamız kent uzlaşısı”

Yeni dönem motto’muz “kazandırmak kaybettirmek değil, kazanmak.” Bizim bu seçimlerdeki alamet-i farikamız kent uzlaşısı. Bunu ön seçimde de bir yöntem olarak uyguladık. Ön seçimi yaptığımız yerler neresiydi? Ağırlıklı olarak Kürt illerinde, yani birinci parti olarak çıktığımız yerlerde yaptık ön seçimi. O illerin en geniş çeperine kadar ulaşabilecek bir delegasyon listesi oluşturmayı hedefleyerek, kent uzlaşısını hayata geçirdik. Yalnızca kendi partimizin üyelerine, yalnızca bileşenlerimizin üyelerine oy kullandırtmadık.  Kent uzlaşısının bir diğer ayağı da parti olarak birinci çıkmadığımız ama kent uzlaşısı için diğer partilerle güç birliği yapabileceğimiz iller. Biz güç birliği için bir parti adreslemedik yola çıkarken.

“Biz kınasak Kürt meselesi bitecek mi?”

Askerlerin maalesef ölüm haberinin geldiği sabah Meclis’te bütçe görüşmeleri devam ediyordu. Ben o gün Meclis kürsüsünde konuştum. O gün de söyledim, bugün bir daha söylüyorum; yürek yangınını en iyi biz biliriz. Biz böylesi acıları yaşayan bir gelenekten geliyoruz. Bu çatışmalı durum dolayısıyla bedel ödememiş insan kalmamış vaziyette, canı yanmamış insan yok. Mesela 27 Kasım’dan bu yana süren açlık grevleri var.

Yüzü aşkın cezaevinde yüzlerce siyasi tutsak, Kürt sorununa demokratik çözüm ve Öcalan’la görüşmelerin yolunun açılması için açlık grevinde. Bütün bunlar varken, hepimiz “konuşalım, bu sorunu diyalogla çözelim” derken olayı “kınadınız, kınamadınız” noktasına sıkıştırınca bir yere varılmıyor. Bunları daha önce de tecrübe ettik. Kınayarak bu sorun çözülmüyor. Mesele kınamak, kınamamak, mesafe koymak ya da koymamak değil. Biz yarın kınasak Kürt meselesi bitecek mi? Sorunu hapsedildiği bu kısır döngüden çıkarmak gerekiyor.”

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Yurt Dışı Üretici Enflasyonu Yüzde 58,40

Yurt dışı üretici enflasyonu, aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 2,28, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 58,40, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 58,40 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 50,92 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) Aralık 2023 verilerini yayınladı.

Buna göre; YD-ÜFE aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 2,28, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 58,40, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 58,40 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 50,92 arttı.

Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 60,92, imalatta yüzde 58,35 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında yüzde 51,29, dayanıklı tüketim malında yüzde 62,73, dayanıksız tüketim malında yüzde 63,44, enerjide yüzde 55,06, sermaye malında yüzde 66,37 arttı.

Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 2,64, imalatta yüzde 2,28 artış oldu.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara malında yüzde 1,98 artış, dayanıklı tüketim malında yüzde 3,31 artış, dayanıksız tüketim malında yüzde 2,30 artış, enerjide yüzde 3,32 azalış, sermaye malında yüzde 4,04 arttı.

YD-ÜFE sektörlerinden kağıt ve kağıt ürünleri yüzde 40,87, ağaç ve mantar ürünleri (mobilya hariç) yüzde 43,50, basım ve kayıt hizmetleri yüzde 44,99 ile endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu.

Buna karşılık diğer mamul eşyalar yüzde 71,40, mobilya yüzde 71,29, b.y.s. makine ve ekipmanlar yüzde 70,74 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

YD-ÜFE sektörlerinden tütün ürünleri yüzde 10,09, kok ve rafine petrol ürünleri yüzde 3,32 ile endekslerin azalış gösterdiği alt sektörler oldu.

Buna karşılık motorlu kara taşıtları, römork ve yarı römork yüzde 4,92, diğer mamul eşyalar yüzde 4,37, bilgisayarlar ile elektronik ve optik ürünler yüzde 4,00 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın

Sahte Ekrem İmamoğlu Videosu Ortaya Çıktı: Rakibimiz Sahtecilikte Bir Şey Deniyor!

Yaklaşık 2.5 ay sonra yapılacak yerel seçimlerde, seçim sonucu en çok merak edilen kent İstanbul olurken, yapay zeka marifetiyle oluşturulan sahte Ekrem İmamoğlu videosu ortaya çıktı.

Bazı sosyal medya hesaplarından İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Ekrem İmamoğlu imzasıyla sunulan bir ‘metro’ videosu paylaşıldı.

Videoda bir öğrencinin arıdından İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu “Vatandaşlarımız evine, okuluna, işine hızla ve konforla ulaşsın diye AK Parti döneminde büyük metro atılımları yapılmıştı. Biz de bu metroların kimini durdurduk kimine devam ettik. Mutluyum, çünkü tarihimizin en çok metro hattına çöken yönetimi biz olduk.” ifadelerini kullanıyor.

İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun da sosyal medya hesabından videoya tepki gösterdi: “Rakibimiz sahtecilikte bir şey deniyor! Sahte otobüs işi, sahte drone işi, sahte ses taklidi işi, sahte vatandaş işi..”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a: Milletin Derdi DEM Değil, Zam Zam Zam

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a DEM Parti sözlerine yanıt veren CHP lideri Özgür Özel, “Sürekli polemik yapmak, kavga çıkarmak, olmadık yalanlarla, iftiralarla partimizi, bizi bir araya getirmek istiyor. İstiyor ki onla kavga edelim” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Erdoğan, bizim kavgamız yoksullukla, açlıkla, insanların düştüğü durumladır. Türkiye’de büyük bir ekonomik kriz vardır. Sen başta emekliler olmak üzere, emekçileri ve emeklileri büyük sıkıntı içinde bıraktın. Erdoğan, milletin derdi DEM değil, milletin derdi zam zam, zam.

Özel, konuşmasının devamında, “Tutturmuş, bir DEM, DEM, DEM. CHP ayrı bir parti, o söylediği DEM Parti ayrı bir parti. Bize ziyarete geldiler. Dedik ki ‘Ne görüyorsanız burada. Açık açık gözünüzün önünde.’ CHP’nin, milletin görmediği hiçbir anlaşması, angajmanı, hiç kimseyle bir ilişkisi yok. Herkes gözler önünde” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, eski CHP Milletvekili Kamer Genç’in ölüm yıl dönümü nedeniyle yarın Dersim’de yapılacak anma törenine katılacak. Özel, Dersim ziyareti öncesi bugün gittiği Elazığ Havalimanı’nda kendisini karşılayan vatandaşlara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kendisi ve CHP’yle ilgili iddialarına cevap veren Özel, özetle şunları söyledi:

Rahmetli Kamer abi sağlığındayken Meclis’te onun hep yanındaydık. Ölümünden çok kısa süre önce Veli Ağbaba ile bana ‘Seneye ben olmam. Bakalım ne yapacaksınız’ dedi. Biz de dedik ki ‘Sen olmasan da biz senin yanında oluruz. Biz seni yalnız bırakmayız’ dedik. 2016 yılının Ocak ayından beri hem Veli Ağbaba hem Nurettin Demir hem de o dönem, bu dönem milletvekillerimiz sürekli Kamer ağabeyin ölüm yıl dönümlerinde Tunceli’de Nazımiye’de mezarı başında oluyoruz.

Bu sene de buraya bu kez CHP sıfatıyla geldim. Biz siyasette Kamer Genç gibi dürüst, korkusuz ve söylediği sözü zamana bırakan ama hiçbir zaman haksız çıkmayan ilkeli siyasetimizle varız.

Buradan bir kez daha Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyoruz. Sürekli polemik yapmak, kavga çıkarmak, olmadık yalanlarla, iftiralarla partimizi, bizi bir araya getirmek istiyor. İstiyor ki onla kavga edelim. Erdoğan, bizim kavgamız yoksullukla, açlıkla, insanların düştüğü durumladır. Türkiye’de büyük bir ekonomik kriz vardır. Sen başta emekliler olmak üzere, emekçileri ve emeklileri büyük sıkıntı içinde bıraktın.

Erdoğan, milletin derdi DEM değil, milletin derdi zam zam, zam. Tutturmuş, bir DEM, DEM, DEM. CHP ayrı bir parti, o söylediği DEM Parti ayrı bir parti. Bize ziyarete geldiler. Dedik ki ‘Ne görüyorsanız burada. Açık açık gözünüzün önünde.’ CHP’nin, milletin görmediği hiçbir anlaşması, angajmanı, hiç kimseyle bir ilişkisi yok. Herkes gözler önünde.

Ancak tutturmuş bir DEM. DEM’i bırak da artık biraz zamma bak. 10 bin lira yaptığın emekli maaşı kimseye yetmiyor. Önce sen zammı ver. Emekliye en az bir asgari ücret ver. Ondan sonra gel bizimle uğraş. Bana diyorsun ki ‘Özgür Efendi.’ Efendiliğimi bozmadan sana sesleniyorum. Millet aç, yoksul. En düşük emekli maaşını asgari ücret yapmadan karşıma gelme. Seninle muhatap olmuyorum.”

Paylaşın

Hamas’tan 7 Ekim Saldırısına İlişkin İlk Açıklama

Filistin – İsrail savaşının 107. günü geride kalırken, Hamas yayınladığı 16 sayfalık bir belge ile İsrail’e düzenlediği 7 Ekim saldırısının örgüte göre nedenlerini açıkladı.

Hamas, İsrail işgaline karşı bu saldırının gerekli olduğunu savundu. Bu Hamas’ın, saldırı ile ilgili ilk açıklaması olarak da kayda geçti.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre; Hamas açıklamasında dikkat çekici bölümlerden biri, saldırıda bazı hataların yapıldığının kabul edilmesi oldu. Örgüt bu hataların, İsrail güvenlik sisteminin hızlı şekilde yıkılması nedeniyle yaşandığını savundu.

7 Ekim saldırısında ağırlıkla siviller olmak üzere 1200 kişi öldürüldü. 250’ye yakın kişi de rehin alınarak Gazze’ye götürüldü.

Örgüt açıklamasında sivil ölümlerinin İsrail askerleri ile çatışma sırasında kazayla yaşandığı savunuldu. Raporda, “Birçok İsraillinin ordu ve polis tarafından karışıklık içinde öldürüldüğü” de iddia edildi.

Gazze’de can kaybı 25 bini aştı

Öte yandan Gazze’de sağlık yetkilileri 7 Ekim’den bu yana bölgede yaşamlarını yitirenlerin sayısının 25 bini geçtiğini açıkladı.

Bölgede iki devletli çözümü reddeden İsrail savaş alanında amacına ulaşmaktan uzak görünüyor. İsrail Hamas’ın elinde tuttuğu 100’den fazla rehinenin kurtarılması konusunda ilerleme sağlayabilmiş değil.

Gazze’deki yıkım, can kayıplarının fazlalığı, evlerinden olan insanların sayısı savaşı iki taraf arasında yaşananların açık ara en kanlısı, yıkıcısı haline getirmiş durumda.

İsrailli yetkililer savaşın birkaç ay daha devam edeceğini belirtirken, yavaş ilerleyen süreç, rehinelerin hala Gazze’de tutuluyor olması İsrailliler’i bölmüş durumda. İsrail – Filistin savaşının uzaması çatışmaların bölgeye yayılma riskini de son günlerdeki gelişmeler ışığında arttırmışa benziyor.

7 Ekim’de 1200’den fazla kişinin yaşamını yitirdiği Hamas’ın İsrail’e saldırısının ardından İsrail Gazze’yi yoğun bombardımana tuttu, ardından da kara harekatı başlattı. 7 Ekim’den bu yana 25,105 Filistinli’nin yaşamını yitirdiği belirtilirken, 62,681 Filistinli de yaralandı.

Yetkililer aslında can kaybı sayısının daha fazla olduğunu çünkü çok sayıda cansız bedenin enkaz yığınları altında olduğunu kaydediyor. Bölgedeki sağlık yetkililerinin verdiği bilgiye göre yaşamını yitirenlerin üçte ikisi kadın ve çocuk.

İsrail ordusu kanıt göstermeden 9 bin civarında Hamas militanının öldürüldüğünü belirtiyor. İsrail ordusu ayrıca Gazze’ye kara harekatının başlamasından bu yana 195 askerin hayatını kaybettiğini de kaydediyor.

Savaş Gazze’de yaşayan 2,3 milyon insanın yüzde 85’inin evlerini terk etmesine neden oldu. Binlerce kişi Birleşmiş Milletler’in yönetimindeki barınak ve çadır kamplara yerleşti.

Birleşmiş Milletler 2,3 milyonluk nüfusun çeyreğinin insan yardımın azlığı, çatışma ve İsrail kısıtlamaları nedeniyle açlıkla karşı karşıya olduğunu belirtiyor.

İsrail Başbakanı Netanyahu İsrail tam bir zafere ulaşana ve rehineler geri dönene kadar harekatın devam edeceğini belirtiyor ama bazı üst düzey İsrailliler bile artık bunun ulaşılması zor bir amaç olabileceğini kabullenmeye başladılar.

İsrail Savaş Kabinesi üyesi eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot geçen hafta kalan rehineleri serbest bırakmanın tek yolunun ateşkesten geçtiğini söylemişti.

İsrail hükümeti şimdilik ateşkes fikrine sıcak bakmıyor ama rehinelerin ailelerinin baskısıyla karşı karşıya. İsrailli rehinelerin aileleri yeni bir takas için baskı yapıyor. Binlerce kişi hafta sonunda Tel Aviv’de bir araya gelerek seçim çağrısı yaptı.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’nun Seçim Şarkısı: Ulaa Tam Yol İleri…

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, belediye başkan adaylarının da çalışmaları hız kazandı. İmamoğlu’nun Karedeniz ezgilerinin ön planda olduğu yeni seçim şarkısı paylaşıldı. 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, İBB adaylığı için hazırlanan seçim şarkısı yayınlandı. İmamoğlu’nun seçim şarkısındaki Karadeniz vurgusu dikkat çekti.

İBB Haber Twitter hesabı üzerinden yapılan duyuruda “Ekrem İmamoğlu’nun yeni seçim şarkısını İhsan Eş seslendirdi” notu düşüldü.

Trabzonlu şarkıcı İhsan Eş ise şarkıyı sosyal medya hesabından, Ekrem İmamoğlu’nu etiketleyerek “Ulaa tam yol ileri…” notuyla paylaştı.

Kısa sürede çok sayıda kullanıcı tarafından paylaşılan şarkının sözleri şöyle:

İstanbul’a yakıştı Trabzon’un evladı
Çok lafının eridir, dediklerini yaptı
Memleketini seven, maneviyatını bilen,
Allah korusun onu ana duası ile

Fatih Sultan Mehmet’ten İstanbul emanettir
Atatürk’ün izinde yürüyen bir evlattır
Yüzüncü Yılı geçtik yaşasın Cumhuriyet
Ne büyük tarihi var bu millet büyük millet

İstanbul’da hep alır İmamoğlu oyları
Başkan bize söyledi ula Tam Yol İleri

Bir kerelik seçimi
İki defa kazandı
Bu kadar haksızlığa
Ekrem iyi dayandı

İftiralar attılar
Çalışmıyor dediler
Aynı anda 10 metre acep nerde gördüler

18 tane saydım yeni yeni meydanlar
Allah’ım razı olsun hep gerekliydi bunlar

Yeşil yeşil alanlar
Parklarda hep çocuklar
İmamoğlu’nu sever bütün İstanbullular

Unutmadı kimseyi
Hele öğrencileri
Yeni yurtlar yaptırdı sevindirdi gençleri

Adam gibi adamsın
Yolların açık olsun
Gene seçeceğiz seni
İstanbul’a başkansın

İstanbul’da hep alır İmamoğlu oyları
Başkan bize söyledi ula Tam Yol İleri

Paylaşın

31 Mart’taki Seçimlerde Yedi Milletvekili Belediye Başkan Adayı

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerde seçim ve aday çalışmalarını hızlandırdı. İYİ Parti 6 AK Parti ve CHP’de birer milletvekilini seçimlerde aday gösteri.

AK Parti, eski Çevre Bakanı, İstanbul Milletvekili Murat Kurum’u İstanbul’a, İYİ Parti’den AK Parti’ye geçen Nebi Hatipoğlu’nu Eskişehir’e, Aydın Milletvekili Mustafa Savaş’ı da Aydın’a belediye başkanı adayı gösterdi. İYİ Parti ise İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş ve Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu’nu seçildikleri kentlerde belediye başkanı adayı ilan etti.

CHP’de Grup Başkanvekili Burcu Köksal seçim bölgesi Afyon’dan belediye başkan adayı yapıldı, Kocaeli Milletvekili Nail Çiler, Gebze Belediye Başkanı adayı olarak belirlendi. Ancak Çiler sağlık sorunlarını gerekçe göstererek “af talebinde” bulundu. Çiler’in adaylığının bir sonraki Parti Meclisi’nde geri çekilmesi bekleniyor. Bu durumda Meclis’ten 7 milletvekili belediye başkanı adayı oldu. Bu milletvekilleri seçimleri kazanmaları durumunda Meclis’teki milletvekili sayısı da düşecek.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Aday belirleme çalışmalarını sürdüren siyasi partilerin şubat ayı başında kampanya sürecini başlatması bekleniyor. Seçim kampanyası sürecine milletvekillerinin katılımı için de Meclis’in ara vermesi planlanıyor. Edinilen bilgiye göre Meclis’in gündeminde emeklilere ek zam, asgari ücret desteğini içeren teklifin yanı sıra, Rekabet Kurulu, Sağlık ve İçişleri Bakanlığının taleplerini içeren tekliflerle, bir yargı paketi gelecek.

İsveç’in NATO üyeliği de gündemdeki başlıklar arasında. AK Partili yetkililer 31 Mart 2019 seçimlerinde Meclis’in mart ayı başında ara verdiğini belirterek önümüzdeki seçimler için de benzer bir takvim uygulanacağını kaydediyor. Planlandığı gibi olursa milletvekilleri de yerel seçim sürecinde son bir ay sahada olacak.

Paylaşın