Goldman Sachs’tan Merkez Bankası İçin İddialı Faiz Tahmini

ABD merkezli çok uluslu yatırım bankası Goldman Sachs, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2024 yılı sonuna kadar faizi yüzde 25’e indireceği tahmininde bulundu.

Goldman Sachs, 2024 yılında yılsonu enflasyonunun yüzde 42,6 olan konsensüsün oldukça altında, yüzde 30 seviyesinde gerçekleşeceğini öngördüklerini belirterek, “Enflasyonun piyasaların fiyatladığından daha hızlı düşmesiyle birlikte, mevcut piyasa fiyatlamasının aksine, gevşeme döngüsüne yıl ortasında başlamanın prematüre olmayacağını düşünüyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Goldman Sachs ekonomistleri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) keskin bir hamle ile parasal genişlemeye geçiş yapabileceğini ve faiz oranlarının yıl sonuna kadar 20 puan düşebileceğini tahmin etti.

Goldman Sachs ekonomistleri Clemens Grafe ve Başak Edizgil tarafından hazırlanan rapora göre, enflasyonun üçüncü çeyrekten itibaren hızlı bir şekilde düşmesiyle, TCMB politika faizini yüzde 45’den yüzde 25’e düşürecek. Bu oran Bloomberg tarafından derlenen tahminler arasındaki en düşük tahmin olarak öne çıktı.

Grafe ve Edizgil tarafından yazılan raporda” Enflasyonun piyasaların fiyatladığından daha hızlı düşmesiyle birlikte, mevcut piyasa fiyatlamasının aksine, gevşeme döngüsüne yıl ortasında başlamanın erken olmayacağını düşünüyoruz” değerlendirmesi yapıldı.

Merkez Bankası (TCMB) faizi yüzde 45’e çıkardı

Resmi verilere göre yüzde 64,8 ile dünyadaki en yüksek enflasyona sahip ülkelerinden biri olan Türkiye’de, AK Parti iktidarının enflasyonla mücadele amacıyla Haziran ayında başlattığı faiz artırımı sürecinde ara döneme girildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2024 yılının ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında, politika faizini beklentilere paralel olarak, 250 baz puan artırarak yüzde 45’e çıkardı. Faiz kararı sonrasında açıklanan metinde enflasyonla mücadele için “gerekli parasal sıkılık düzeyine ulaşıldığı ve bu düzeyin gerektiği müddetçe sürdürüleceği” mesajı verildi.

Merkez Bankası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zaferle çıktığı 28 Mayıs genel seçimlerinin ardından geçen son sekiz ayda, toplamda 36,5 puanlık faiz artışı gerçekleştirmiş oldu.

Böylelikle Erdoğan’ın seçim öncesinde uyguladığı “faiz düşerse enflasyon da düşer” söylemi ile yüzde 8,5’e kadar düşen TCMB’nin uyguladığı politika faizi yüzde 45’e yükseltilmiş oldu. Faiz kararının ardından dolar ve euro kurundaki artış sürdü. Dolar kuru 30,3 TL’ye kadar çıkarken, Euro kuru 33 TL seviyesine dayandı.

Öte yandan, TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan ve ailesi hakkında medyada yer alan iddialar da oldukça tartışıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise iddialarla ilgili ilk kez dün konuştu. Erdoğan, partisinin Ankara ilçe belediye başkan adaylarının duyurulduğu toplantıda yaptığı konuşmada Erkan’a sahip çıktı.

Konuşmasında “Merkez Bankası rezervleri artıyor, harekete geçiyorlar” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Akla ziyan dedikodularla ekonomide bin bir güçlükle temin ettiğimiz güven ve istikrar iklimini bozacak kampanyalar yürütüyorlar. Tüm umutlarını ülkemizin tökezlemesine bağlayanları, daha önce olduğu gibi yine hüsrana uğratmakta kararlıyız. Dedikodular üzerinden bir bardak suda fırtına koparmaya çalışan fitne tüccarlarını kesinlikle umursamıyoruz.”

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu: Arap Ve İslam Ülkeleri Acz İçinde

‘Küresel Vicdan Bildirisi’ne imza atan aydınlarla 27 Ocak’ta Londra’da yapacakları toplantıyı ve bu girişimlerin arka planını anlatan GP Lideri Ahmet Davutoğlu, “Dünyanın sessiz kaldığı, Arap ve İslam ülkelerinin aciz bir şekilde seyrettiği, Türkiye’nin İsrail ile olan ticaretini dahi kesmediği bu tablo karşısında elimizden geleni tarihi ve vicdani bir görevdi” dedi.

Davutoğlu, Güney Afrika’nın yaptığı öncülüğü ve Türkiye’nin adının Uluslararası Adalet Divanı’nda Gazze konusunda müracatta ve arabuluculuk girişimlerinde bulunun ülkeler arasında neden olmadığına ilişkin ise; “Türkiye’nin Türkiye tabi ki hem Uluslararası Adalet Divanı hem de arabuluculuk konusunda ciddi bir liderlik ve öncülük üstlenebilirdi. Ancak böylesi öncülüklerin olmazsa olmaz üç şartı vardır: kapsamlı bir barış vizyonu, taraflar nezdinde etki edebilme gücü ve uluslararası toplumun genelinde sahip olunan itibar. Bugün Türkiye maalesef bu üç unsurdan da yoksun görünüyor. Bu zaaf yüksek dozlu bir hamaset ile örtülmeye çalışılıyor” ifadelerini kullandı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, dış borca olan bağımlılığın Türkiye’nin Gazze konusunda cesur adımlar atmasını engellediğini söyledi ve Uluslararası Adalet Divanı’nın bugün Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ‘İsrail’in Gazze’de soykırım yaptığı’ başvurusu üzerine vereceği kararı, öncülük ettiği Gazze için ‘Küresel Vicdan Bildirisi’ çağrısıyla 27 Ocak’ta İngiltere, Londra’da düzenleyeceği ilk konferans hakkında çeşitli değerlendirmelerde bulundu.

GP Lideri Davutoğlu, Gazze konusundaki uluslararası girişimi nasıl başlattıklarını, ‘Küresel Vicdan Bildirisi’ne imza atan aydınlarla 27 Ocak’ta Londra’da yapacakları toplantıyı ve bu girişimlerin arka planını şöyle anlattı: “Her şeyden önce şunu ifade etmek isterim ki bugün dünyanın gözü önünde canlı olarak yayınlanan bir soykırım yaşanmaktadır. Hamas’ın 7 Ekim’de başlattığı saldırıyı bahane eden çevreler bu soykırımı meşrulaştırma çabası içindeler. Hiçbir şey boşlukta gelişmez. BM’in 1948’de aldığı Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin etme kararı 75 yıldır hayata geçirilemedi. 1967’da İsrail’in işgal ettiği topraklardan derhal çekilmesini öngören 242 sayılı BMGK kararı da 57 yıldır uygulanmadı ve bir halk sürgünlere, katliamlara maruz bırakıldı.

“Dünyanın sessiz kaldığı, Arap ve İslam ülkelerinin aciz bir şekilde seyrettiği, Türkiye’nin İsrail ile olan ticaretini dahi kesmediği bu tablo karşısında elimizden geleni tarihi ve vicdani bir görevdi. Önce 9 Ekim’de (Saadet Partisi lideri) Sayın Temel Karamollaoğlu ile Filistin Büyükelçiliğini ziyaret ederek atılması gereken adımları kamuoyu ile paylaştık. 11 Ekim’de yaptığım konuşmada Uluslararası Adalet Divanında İsrail’e soykırım davası açması için İslam İşbirliği Teşkilatına çağrı yapılmasını istedim. Daha sonra BM Güvenlik Konseyi üyesi ülkelerin büyükelçiliklerinden randevu talep ederek bu ülkelerin devlet başkanlarına birer mektup gönderdim. Bu çerçevede Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva’ya, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e, Almanya Başbakanı Olaf Scholz’a, AB Konsey Başkanı, Komisyon Başkanı ve Dış Politika Yüksek Komiseri’ne, her ülkenin yapabilecekleri ile ilgili hususları da kapsayan bu mektuplarla uluslararası kamuoyu oluşturma çabalarına katkı vermeye çalıştım.

“Zaaf yüksek dozlu bir hamaset ile örtülmeye çalışılıyor”

Davutoğlu, Güney Afrika’nın yaptığı öncülüğü ve Türkiye’nin adının Uluslararası Adalet Divanı’nda Gazze konusunda müracatta ve arabuluculuk girişimlerinde bulunun ülkeler arasında neden olmadığı sorusuna ise; “Türkiye’nin Türkiye tabi ki hem Uluslararası Adalet Divanı hem de arabuluculuk konusunda ciddi bir liderlik ve öncülük üstlenebilirdi. Ancak böylesi öncülüklerin olmazsa olmaz üç şartı vardır: kapsamlı bir barış vizyonu, taraflar nezdinde etki edebilme gücü ve uluslararası toplumun genelinde sahip olunan itibar. Bugün Türkiye maalesef bu üç unsurdan da yoksun görünüyor. Bu zaaf yüksek dozlu bir hamaset ile örtülmeye çalışılıyor.

İç kamuoyunu tatmin için uluslararası topluma ve BM aleyhine artan şiddetli açıklamalar yapılıyor ama fincancı katırlarını ürkütmemek için hiçbir uluslararası girişimin içinde bulunulmuyor. Krizin daha ilk günlerinde ülke olarak Uluslararası Adalet Divanına, İslam İşbirliği Teşkilatından temsilen bazı ülkelerin Uluslararası Ceza Mahkemesine başvurmasını için çağrıda bulunduk. Ama hiçbir adım atılmadı, çünkü dış borca olan bağımlılık cesur adımlar atılmasını engelledi. Güney Afrika Cumhuriyeti cesur bir tavırla öne çıkınca da “Türkiye Uluslararası Adalet Divanına zaten başvuramazdı, çünkü taraf değildi” gibi bir argümanı yayarak bu acziyete kılıf bulmaya çalışıyorlar. Halbuki BM üyesi bütün ülkelere Uluslararası Adalet Divanına başvurabilir. Türkiye’nin taraf olmadığı mahkeme Uluslararası Adalet Divanı değil, Uluslararası Ceza Mahkemesidir.” şeklinde yanıt verdi.

Murat Yetkin’in, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile yaptığı röportajın tamamını okumak için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan’dan F-16 Açıklaması: Bekliyoruz

Cuma namazının ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda bir gün önce Biden, o da yazılı bir adeta talimatla tüm gerek Temsilciler Meclisi’ne, gerek diğer meclislerin hepsine gönderdi” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Onların da bir an önce bunun meclislerinden çıkarması talebini ifade etti, söyledi. Orayı da bekliyoruz. Tabii bir an önce oradan gelecek olan netice bizler için F-16’ların Türkiye’ye gönderilmesi sürecini ve bunun yanında tüm tamir, bakım, bunlarla ilgili sürecin başlamasını inşallah sağlayacaktır. Bunu bekliyoruz.”

Erdoğan, yerel seçimlere ilişkin de yarın İzmir’e ertesi gün de Eskişehir’e gideceğini ve aday tanıtım toplantıları yapacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Eskişehir’i önemsiyoruz. İzmir’i önemsiyoruz. Buralarda yapacağımız toplantılarla da, nasıl ki İstanbul, Ankara’da çok çok güçlü sesler çıkardıysak buralarda da güçlü sesler çıkararak Cumhur İttifakı’nın nasıl 31 Mart’a hazırlandığını göstereceğiz” diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un projelerine ilişkin ise Erdoğan, “İnanıyorum ki 31 Mart akşamı Murat Kurum’la yeniden İstanbul’u yaşayacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hz. Ali Camii’nde cuma namazının ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan, İsveç’in NATO üyeliğine ilişkin protokolün Meclis’ten geçtiğini, dün itibarıyla kendisine geldiğini ve imzalayıp akşam da Resmi Gazete’de yayımlandığını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda bir gün önce Biden, o da yazılı bir adeta talimatla tüm gerek Temsilciler Meclisi’ne, gerek diğer meclislerin hepsine gönderdi. Onların da bir an önce bunun meclislerinden çıkarması talebini ifade etti, söyledi. Orayı da bekliyoruz. Tabii bir an önce oradan gelecek olan netice bizler için F-16’ların Türkiye’ye gönderilmesi sürecini ve bunun yanında tüm tamir, bakım, bunlarla ilgili sürecin başlamasını inşallah sağlayacaktır. Bunu bekliyoruz” diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın konuyu yakından takip ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Antony Blinken’la bu süreci devam ettiriyor” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden, bu hafta Kongre’nin her iki kanadına yazdığı mektupta, İsveç’in NATO’ya katılımına onay süreci tamamlanır tamamlanmaz, Türkiye’ye F-16 satışı konusunda Kongre’ye resmi bildirimde bulunmak niyetinde olduklarını belirtmişti.

Beyaz Saray, Ankara’nın 20 milyar dolarlık yeni F-16 alımı ve 79 adet modernizasyon kiti talebi konusunda Kongre ile istişare içinde olduğunu kaydetmişti.

Ankara, 2021 yılında F-16 talebini ABD’ye iletti. Ancak hem NATO’nun genişlemesi konusunda Ankara ile yaşanan pürüzler hem de insan hakları konularındaki eleştiriler sebebiyle Kongre’de itirazlar dile getirildi.

Bir gazetecinin, Uluslararası Adalet Divanı’nda (ICJ), Güney Afrika Cumhuriyeti’nin İsrail’e karşı açtığı soykırım davasında ilk kararın bugün açıklanacağını hatırlatması üzerine ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün kararın çıkmasını beklediklerini ve konuyu yakından takip ettiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel seçimlere ilişkin de yarın İzmir’e ertesi gün de Eskişehir’e gideceğini ve aday tanıtım toplantıları yapacağını söyledi.

Erdoğan “Eskişehir’i önemsiyoruz. İzmir’i önemsiyoruz. Buralarda yapacağımız toplantılarla da, nasıl ki İstanbul, Ankara’da çok çok güçlü sesler çıkardıysak buralarda da güçlü sesler çıkararak Cumhur İttifakı’nın nasıl 31 Mart’a hazırlandığını göstereceğiz” diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un projelerine ilişkin ise Erdoğan, “İnanıyorum ki 31 Mart akşamı Murat Kurum’la yeniden İstanbul’u yaşayacağız” dedi.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler Üyesi Devletlere “Gazze” Çağrısı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 112. günü geride kalırken, uluslararası insan hakları örgütlerinden Birleşmiş Milletler (BM) üyesi devletlere “Gazze” çağrısı geldi:

Haber Merkezi / “Derhal ateşkes talep ediyor ve devletleri uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukuku ihlalleri işlemekte kullanılabilecek silahların transferini durdurmaya çağırıyoruz.”

Aralarında Uluslararası Af Örgütü, Oxfam ve Save the Children’ın da bulunduğu 16 insani yardım ve insan hakları örgütü, İsrail’e ve Filistinli silahlı gruplara silah transferine son verilmesini istedi.

Birleşmiş Milletler (BM) üye devletlerine, Gazze’deki krizi körüklemeye son vermeleri, daha fazla insani felaket ve can kaybı yaşanmasını önlemeleri için açık çağrı yaptılar: “Derhal ateşkes talep ediyor ve devletleri uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukuku ihlalleri işlemekte kullanılabilecek silahların transferini durdurmaya çağırıyoruz.”

İmzacı örgütler: Federation Handicap International – Humanity & Inclusion, War Child Alliance, Christian Aid, Norwegian People’s Aid , Médecins du Monde International Network, Mennonite Central Committee, medico international, Oxfam, Center for Civilians in Conflict (CIVIC), Danish Refugee Council, Save the Children, Plan International, Norwegian Refugee Council, Diakonia, Uluslararası Af Örgütü, American Friends Service Committee (AFSC).

Öte yandan Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında 24 saatte 183 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 26 bin 83’e yükseldi. Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 64 bin 487’e yükseldiği kaydedildi.

İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı. Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Ayrıca Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), Güney Afrika’nın açtığı soykırım davasında mahkeme İsrail’in davanın reddedilmesi talebini kabul etmedi.

ICJ, Güney Afrika’nın açtığı davada karar verme yetkisine sahip olduğuna hükmetti. Güney Afrika, mahkemeden, harekatın hemen durdurulması ve Gazze’ye insani yardım girişindeki sınırlamaların kaldırılması ile ilgili ihtiyati tedbir kararı vermesini istemişti.

Mahkeme, İsrail’e, soykırım suçu anlamına gelecek tüm adımları önleme ve cezalandırma talimatı verdi. Adalet Divanı, aynı zamanda İsrail’e, ordu güçlerinin soykırım suçu işlememesini garanti etme ve insani durumu düzeltme talimatı da verdi.

Mahkeme, İsrail’in bu talepler bağlamında bir ay içinde rapor sunması beklendiğini de açıkladı. Filistin heyeti kararı olumlu karşıladıklarını söyledi. Güney Afrika heyeti ise “açık bir zafer” olduğunu yorumladı.

Paylaşın

Muharrem İnce, CHP’yle İttifaka Kapıları Kapattı

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde CHP ile ittifaka kapıları kapatan Memleket Partisi’nde genel başkan Muharrem İnce, “Memleket Partisi, 3’üncü yoldur. İlkeli, omurgalı siyasetten yanayız” dedi.

Haber Merkezi / “Değişmek başka bir şeydir, başkalaşmak başka bir şeydir” diyen İnce “Benim bulunduğum bir parti değil orası. Böyle bir ittifak kurmak… Yarın şartlar değişir o zaman tekrar konuşuruz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’i ‘Dersim’ sözlerine eleştiri getiren Muharrem İnce, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Türkiye’de Dersim diye bir yer yoktur” açıklamasına da destek verdi.

Muharrem İnce, “Bizim ‘Dersim’ diye bir vilayetimiz yoktur, ‘Dersim’ bölgenin adıdır. Vilayetin adı Tunceli’dir. Kamer Genç bile Dersim demiyordu, Tunceli diyordu. Şeyh Sait bir haindir. Atatürk, Nutuk’ta böyle demiştir, haindir” sözlerini sarf etti.

Memleket Partisi lideri İnce, ayrıca CHP’ye İsveç’in NATO üyeliğine ‘evet’ dediği için yüklendi. “Orada olsaydım İsveç’in NATO’ya dönüşüne ‘evet’ oyu vermezdim. CHP sana ne oluyor, oradan İsveç’in NATO üyeliğine ‘evet’ diyorsun. Ayrı dünyaların insanıyız. Bana ‘bölücü’ diyen CHP seçmenine sesleniyorum; arkadaşlar siyahla beyaz kadar ayrıyız, nasıl beraber olalım?” diye konuştu.

Muharrem İnce, “CHP, İsveç’e evet deyince nasıl ittifak kuracağım, her gün DEM’lenirse nasıl kuracağım? Bizim bir duruşumuz olmalı” diye ekledi.

Memleket Partisi lideri İnce, ayrıca, 2023 Türkiye Genel Seçimi tam olarak anlaşılmadan, analiz edilmeden Türkiye’de siyaset düzeninin konuşulamayacağını söyleyip, “Bu iktidar, Türkiye’yi kötü yönetmiştir. Bu iktidarı mutlaka değiştirmeliyiz; ama bu iktidarı değiştirmek için önce bu muhalefeti değiştirmemiz lazım. Bu muhalefet, bu iktidarı değiştiremez” dedi.

Türkiye’nin siyasi çekişmelerden, boş laflardan, kutuplaşmalardan bıktığını ifade eden Muharrem İnce, “İnsanımız, huzur istemektedir. Milletimiz bu iktidardan bıkmıştır; ama bu muhalefete de güvenmemektedir. Kısıtlı imkanlarla girebileceğimiz her yerde seçime girip, alabildiğimiz kadar belediyeyi safımıza katacağız” diye konuştu.

“Müzakereler adaylıklar üzerinde uzlaşılamaması nedeniyle tıkandı”

Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) Muharrem İnce’ye yanıt geldi. CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Memleket Partisi ile müzakerelerin adaylıklar üzerinde uzlaşılamaması nedeniyle tıkandığını bildirdi.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Yücel, İnce’nin açıklamalarını üzülerek dinledilerini belirterek, “Bugün yaptığı açıklamaların ve eleştirilerin müzakereler olumlu sonuçlansa idi asla yapılmayacağını biliyoruz. Değerlendirmeyi kamuoyuna bırakıyoruz” dedi.

Geçtiğimiz haftalarda önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret eden ve destek vermeye hazır olduğunu açıklayan İnce, daha sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i de ziyaret etmişti. Bu görüşmede iki partinin seçim iş birliği konusunda görüşmeler yürütmesi kararlaştırılmıştı.

İki genel başkan kamuoyu önünde bir daha bir araya gelmezken, İnce, “İş birliğine sıcak bakıyoruz ama zamanı tüketip işi öldürmeye çalışırlarsa ben de kısa sürede aday açıklamaya başlarım” demişti.

İnce, 22 Ocak’ta ise sosyal medya hesabından, “Aylardır konuşmuyorum, sabrettiniz. Cuma gününe kadar daha sabretmenizi rica ediyorum. Her şey Memleket için” açıklaması yapmıştı.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 26 Bin 83’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 112. günü geride kalırken Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında 24 saatte 183 kişi hayatını kaybederken, toplamda can kaybı ise 26 bin 83’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze Şeridi’nde, İsrail saldırılarında yaralı sayısının ise 64 bin 487’e yükseldiği kaydedildi. İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarıldı.

Saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulanırken, sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan aralarında Uluslararası Af Örgütü, Oxfam ve Save the Children’ın da bulunduğu 16 insani yardım ve insan hakları örgütü, İsrail’e ve Filistinli silahlı gruplara silah transferine son verilmesini istedi.

Birleşmiş Milletler (BM) üye devletlerine, Gazze’deki krizi körüklemeye son vermeleri, daha fazla insani felaket ve can kaybı yaşanmasını önlemeleri için açık çağrı yaptılar: “Derhal ateşkes talep ediyor ve devletleri uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukuku ihlalleri işlemekte kullanılabilecek silahların transferini durdurmaya çağırıyoruz.”

İmzacı örgütler: Federation Handicap International – Humanity & Inclusion, War Child Alliance, Christian Aid, Norwegian People’s Aid , Médecins du Monde International Network, Mennonite Central Committee, medico international, Oxfam, Center for Civilians in Conflict (CIVIC), Danish Refugee Council, Save the Children, Plan International, Norwegian Refugee Council, Diakonia, Uluslararası Af Örgütü, American Friends Service Committee (AFSC).

Ayrıca Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), Güney Afrika’nın açtığı soykırım davasında mahkeme İsrail’in davanın reddedilmesi talebini kabul etmedi.

ICJ, Güney Afrika’nın açtığı davada karar verme yetkisine sahip olduğuna hükmetti. Güney Afrika, mahkemeden, harekatın hemen durdurulması ve Gazze’ye insani yardım girişindeki sınırlamaların kaldırılması ile ilgili ihtiyati tedbir kararı vermesini istemişti.

Mahkeme, İsrail’e, soykırım suçu anlamına gelecek tüm adımları önleme ve cezalandırma talimatı verdi. Adalet Divanı, aynı zamanda İsrail’e, ordu güçlerinin soykırım suçu işlememesini garanti etme ve insani durumu düzeltme talimatı da verdi.

Mahkeme, İsrail’in bu talepler bağlamında bir ay içinde rapor sunması beklendiğini de açıkladı. Filistin heyeti kararı olumlu karşıladıklarını söyledi. Güney Afrika heyeti ise “açık bir zafer” olduğunu yorumladı.

Paylaşın

Milli Güvenlik Kurulu’ndan Dokuz Maddelik Bildiri

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Toplantısı sonrası dokuz maddelik bir bildiri yayınlandı.

Haber Merkezi / Bildiride, Türkiye ekseni çerçevesinde; milli güvenliğimiz bakımından önem arz eden siyasi, askeri ve iktisadi gelişmelerin değerlendirildiğini belirtildi.

3 saat 45 dakika süren toplantı sonrası yayınlanan bildiride şu ifadelere yer verildi: Türkiye Yüzyılı’nda, Türkiye ekseni çerçevesinde; millî güvenliğimiz bakımından önem arz eden siyasi, askerî ve iktisadi gelişmeler değerlendirilmiş; 2024 yılında karşı karşıya kalınması muhtemel meseleler ile bu çerçevede yürütülecek faaliyetler ve alınacak tedbirler müzakere edilmiştir.

Terör örgütleri PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ VE DEAŞ başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla gerçekleştirilen operasyonlar hakkında kurula bilgi sunulmuştur.

Türkiye’nin kararlılıkla uyguladığı millî güvenlik siyasetinin, proje terör örgütleri üzerinden kurgulanan planlarla akamete uğratılamayacağının altı çizilmiştir. Ülkemiz için tehdit teşkil eden tüm terör örgütlerini ve uzantılarını, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımız çerçevesinde zaman ve mekân ayrımı gözetmeksizin hedef almaya devam edeceğimiz bir kez daha hatırlatılmıştır. Huzurumuzu bozmaya niyet edenleri sınırlarımıza dahi yaklaştırmayarak bertaraf eden Türk Silahlı Kuvvetleri, güvenlik güçleri ve istihbarat birimlerimizin bu mücadeledeki en büyük dayanağının, aziz milletimizden aldıkları sarsılmaz destek olduğu vurgulanmıştır.

Komşumuz Irak ile artan temaslarımızın, terör örgütleriyle mücadelede atılacak somut adımlar başta olmak üzere müşterek coğrafyamızda huzurun sağlanmasına yönelik gayretleri tahkim ettiği ifade edilmiş; bölgemizdeki tüm ülkelerin refahını teminat altına alacak olan kalıcı barış ve istikrarın ancak terörden arındırılmış bir güvenlik ortamının tesis edilmesiyle mümkün olabileceği değerlendirilmiştir.

İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği katliamları sürdürmesinin, bölgedeki barış ve güvenlik ortamıyla hassas dengelerin telafisi mümkün olmayacak şekilde bozulmasına ve çatışmaların yayılmasına sebep olacağı kaydedilmiştir. Bir kez daha müşahede edildiği üzere, Gazze’de işlenen insanlık suçlarına engel olamayan mevcut uluslararası sistemin başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm kurumları ve kurallarıyla hakkaniyeti esas alarak ıslah edilmesinin, küresel barış ve istikrarın sağlanması bakımından aciliyet arz ettiği belirtilmiştir. Türkiye’nin; Gazze’de akan kanın durdurulması, insani yardımların kesintisiz ve engelsiz ulaştırılması, 1967 sınırları temelinde adil ve kalıcı barışın sağlanması ve uluslararası sistemin reforme edilmesiyle ilgili ısrarlı ve kararlı tutumunu sürdüreceği ifade edilmiştir.

Kızıldeniz’deki son gelişmeler değerlendirilmiş; Filistin meselesinin yansımalarını da ihtiva eden ve küresel istikrara yönelik menfi tesirleri bulunan mevcut durumun bir an evvel çözüme kavuşturulmasının önemine dikkat çekilmiştir.

Libya, Somali ve Sudan’daki durum ile muhtemel gelişmeler ele alınmış; Türkiye’nin dost ve kardeş ülkelerin toprak bütünlüğünü destekleyerek mevcut meselelerin çözümüne yönelik çabalarını ilgili taraflarla temas hâlinde sürdüreceği belirtilmiştir.

Bölgesel ve küresel riskleri artıran Rusya-Ukrayna Savaşı’nın acil bir ateşkes ve kalıcı barışın tesisiyle sona ermesinin önemine işaret edilmiş; Türkiye’nin mevcut riskleri bertaraf etmeyi amaçlayan yaklaşım ve uygulamalarını Montrö rejimi çerçevesinde titizlikle sürdürerek Karadeniz’de barış ve istikrarın hâkim olmasına yönelik gayretlerini gerek gıda güvenliği bağlamındaki girişimler gerekse Karadeniz mayın karşı tedbir görev grubu gibi uygulamalarla muhafaza edeceği ifade edilmiştir.

Millî güvenliğimize temel teşkil eden hususlardan biri olan savunma sanayiindeki başarılarımızın yanı sıra uzayda attığımız adımlarla taçlandırılan bilim ve teknolojideki atılımlarımızın, yarınların teminatı olan çocuklarımızın hayalleri, gençlerimizin azmi ve ülkemizin yüksek potansiyelinden istifade edilerek kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır.”

Paylaşın

Merkez Bankası, Seçimlere Kadar Enflasyonda Bekle – Gör Sürecine Girdi

Prof. Dr. Sinan Alçın, Merkez Bankası’nın son faiz kararının işaretlerinin Aralık 2023 toplantısında verildiğini hatırlatıyor. Merkez Bankası’nın faiz artırmaya resmen ara verdiğini ve bundan sonraki süreçte, en azından 31 Mart seçimlerine kadar enflasyondaki gelişmeleri takip edeceğini dile getiren Prof. Alçın, şu görüşleri dile getiriyor:

“Şu andan itibaren enflasyonla mücadelede bekle-gör dönemine girdiğimizi söyleyebiliriz. Bu süreç Haziran veya Temmuz ayına kadar devam edebilir. Ama bu dönem içerisinde, faiz artırımı olmasa da enflasyonla mücadele için kredi kartı taksitlerinde ve kredi çekimlerinde yeni sınırlamalar olabilir.”

Resmi verilere göre yüzde 64,8 ile dünyadaki en yüksek enflasyona sahip ülkelerinden biri olan Türkiye’de, AK Parti iktidarının enflasyonla mücadele amacıyla Haziran ayında başlattığı faiz artırımı sürecinde ara döneme girildi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2024 yılının ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında, politika faizini beklentilere paralel olarak, 250 baz puan artırarak yüzde 45’e çıkardı. Faiz kararı sonrasında açıklanan metinde enflasyonla mücadele için “gerekli parasal sıkılık düzeyine ulaşıldığı ve bu düzeyin gerektiği müddetçe sürdürüleceği” mesajı verildi.

Merkez Bankası, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zaferle çıktığı 28 Mayıs genel seçimlerinin ardından geçen son sekiz ayda, toplamda 36,5 puanlık faiz artışı gerçekleştirmiş oldu. Böylelikle Erdoğan’ın seçim öncesinde uyguladığı “faiz düşerse enflasyon da düşer” söylemi ile yüzde 8,5’e kadar düşen TCMB’nin uyguladığı politika faizi yüzde 45’e yükseltilmiş oldu. Faiz kararının ardından dolar ve euro kurundaki artış sürdü. Dolar kuru 30,3 TL’ye kadar çıkarken, Euro kuru 33 TL seviyesine dayandı.

DW Türkçe‘ye konuşan uzmanlara göre, 31 Mart yerel seçimlerine kadar ekonomideki durgunluğu kontrol etmek amacıyla verilen bu ara, uluslararası yatırımcıları Türkiye’ye çekmek için yeterli olmayacak. Kırklareli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, Merkez Bankası’nın son faiz kararının işaretlerinin Aralık 2023 toplantısında verildiğini hatırlatıyor.

Merkez Bankası’nın faiz artırmaya resmen ara verdiğini ve bundan sonraki süreçte, en azından 31 Mart seçimlerine kadar enflasyondaki gelişmeleri takip edeceğini dile getiren Prof. Alçın, şu görüşleri dile getiriyor: Şu andan itibaren enflasyonla mücadelede bekle-gör dönemine girdiğimizi söyleyebiliriz. Bu süreç Haziran veya Temmuz ayına kadar devam edebilir. Ama bu dönem içerisinde, faiz artırımı olmasa da enflasyonla mücadele için kredi kartı taksitlerinde ve kredi çekimlerinde yeni sınırlamalar olabilir.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aziz Konukman ise son faiz artışı ile yüzde 45’e çıkan politika faizinin enflasyonun yüzde 70’lere çıktığı bir dönemde uluslararası sermaye açısından yeterli olmayacağını dile getiriyor.

AK Parti iktidarının ekonomide “rasyonel politikalara dönüş” hamlesinin temel amacının uluslararası sermayeyi Türkiye’ye çekebilmek olduğuna işaret eden Prof. Konukman, “Öncelikle doğrudan yatırımları değil, kısa vadeli sermaye hareketlerinin Türkiye’ye yönelmesini sağlamak hedefleniyordu. Çünkü Türkiye’nin kredi notu yatırım yapılabilir seviyenin çok altında olduğu için uluslararası şirketlerin Türkiye’de şu anda sıfırdan bir yatırım yapması beklenmiyor. Politika faizinin artırılması ise kâr etmek isteyen sermayenin kısa vadede Türkiye’ye girmesini kolaylaştırıyor. Ancak enflasyon arttığı müddetçe mevcut faizin cazibesi de azalıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.

Hükümetin yıl sonu enflasyon beklentisinin hâlâ yüzde 36 düzeyinde olduğunu hatırlatan Konukman, piyasa beklentisinin ise daha şimdiden yüzde 40-45 düzeyine geldiğine vurgu yapıyor. Konukman, “Şu an politika faizinin geldiği nokta, ancak yıl sonu enflasyon beklentisini karşılayacak düzeye ulaşmış oldu. Yani son faiz kararı henüz yabancı yatırımcının, sıcak paranın Türkiye’ye gelmesini sağlayacak düzeyde değil” diyor.

TCMB’nin faiz kararı sonrası yaptığı “parasal sıkılık düzeyine ulaşıldı” açıklamasını eleştiren Prof. Konukman, “Bu ifadenin kullanılması aslında yatırımcıya ‘seçime kadar faiz indirimi de yapabilirim’ mesajı veriyor. Bana göre, eğer faiz indirimi gibi yanlış bir karar olmazsa, 31 Mart seçimlerine kadar bu seviyede gidilecek. Sonrasında ise faiz artırılmasına devam edilmesi gerekiyor” diye konuşuyor.

Erdoğan, Hafize Gaye Erkan’a sahip çıktı

Öte yandan, son dönemde faiz beklentileri ile birlikte TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan ve ailesi hakkında medyada yer alan iddialar da oldukça tartışıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise iddialarla ilgili ilk kez dün konuştu. Erdoğan, partisinin Ankara ilçe belediye başkan adaylarının duyurulduğu toplantıda yaptığı konuşmada Erkan’a sahip çıktı.

Konuşmasında “Merkez Bankası rezervleri artıyor, harekete geçiyorlar” ifadelerini kullanan Erdoğan, şunları söyledi: “Akla ziyan dedikodularla ekonomide bin bir güçlükle temin ettiğimiz güven ve istikrar iklimini bozacak kampanyalar yürütüyorlar. Tüm umutlarını ülkemizin tökezlemesine bağlayanları, daha önce olduğu gibi yine hüsrana uğratmakta kararlıyız. Dedikodular üzerinden bir bardak suda fırtına koparmaya çalışan fitne tüccarlarını kesinlikle umursamıyoruz.”

Prof. Konukman’a göre, Merkez Bankası Başkanı ile ilgili iddialarının üstü örtülmeye çalışılıyor. “Bu iddialar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri ile kestirilip atılamaz” diyen Konukman, iddiaların soruşturulması ve kamuoyunu tatmin edecek bir sonuca ulaştırılması gerektiğini vurguluyor. Konukman, “Merkez Bankası, ekonomi açısından en hassas kurum. Bu iddiaları iki cümle ile geçiştirmek yerine, güveni sağlamlaştıracak bir dil kullanılması ve iddiaların somut şekilde yalanlanması gerekirdi” diyor.

Prof. Alçın ise TCMB Başkanı ve ailesi hakkındaki iddiaların ne doğru ne de yanlış olduğunun anlaşılamadığını ifade ederek, “Burada ilk iş TCMB Başkanı Erkan’a düşüyor. Kamuoyu ile açık iletişim kurması ve iddialara net yanıtlar vermesi gerekiyor. Bu yapılmazsa, problem halı altına süpürülüyor diye düşünülür” diye konuşuyor.

Paylaşın

Murat Kurum Hedef Aldı; Ekrem İmamoğlu Yanıt Verdi

AK Parti’nin İBB adayı Murat Kurum, katıldığı bir toplantıda yaptığı konuşmada, metro hatları üzerinden mevcut yönetimi hedef aldı. Ekrem İmamoğlu ise katıldığı bir temel atma töreninde Murat Kurum’a yanıt verdi.

Haber Merkezi / AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, “Türkiye Yüzyılı İstanbul Vizyonu” toplantısında yaptığı konuşmada, metro hatları üzerinden mevcut yönetimi hedef alarak şu ifadeleri kullandı:

“İstanbul’da her bir vatandaşımız yılda 288 saatini trafikte kaybediyor. Trafik çilesi ömrümüzden 3,5 yıl alıyor. Hepimiz trafikte zaman enerji kaybediyoruz. Trafikte kaybettiğimiz vaktimizi, ailemizle, kendimize ayırmak istiyoruz. İstanbul’da 2019’da yüzde 47 olan trafik yoğunluğu bugün yüzde 64’e yükselmiş durumda.

Zirve saatlerinde bu oran yüzde 90’ları aşıyor. Açtık dedikleri 40.7 km’lik metro hattının gerçekte 8 km’sini zor yapabildiler. Devam eden metro projelerini iptal ettiler. İptal etmek yetmezmiş gibi kazısı yapılan metro şantiyelerimize kamyon kamyon beton döktüler.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bakırköy’de, KİPTAŞ Kentsel Dönüşüm Projesi Temel Atma Töreni’nine katıldı. Murat Kurum’un metro hatlarıyla ilgili ‘sadece 8 kilometre yaptılar’ sözlerine ilişkin soruya da yanıt veren İmamoğlu şunları söyledi:

“65 kilometrelik metro hattımızı tamamlamış olacağız mart ayında.  Matematiği bile unutarak siyaset yapan arkadaşların. nasıl unutkan olduklarını Kanal İstanbul sorusuna verdiği cevapla görebilirsiniz. Onlar bazı oy ve seçim öncesi zarar verecektir.

Düne kadar hararetle savundukları her şeyi bir anda unutan insanlar ya da seçimde eğer fayda verecekse her türlü yola başvuran anlayışlar olduğunu biliyoruz. Onun için çok önemli değil benim açımdan verdiği rakam. nel projesi iptal edildi. İstanbulluların vicdanına bırakıyoruz. İstanbulluların vicdanı gerekeni yapacak.”

Paylaşın

Açlık Sırını 17 Bin 442 Liraya Yükseldi; Asgari Ücret 17 Bin 2 Lira

Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı ocak ayında bir önceki aya göre 959 lira artarak 17 bin 442 liraya yükseldi. Asgari ücret ise 1 Ocak 2024’ten geçerli olmak üzere 17 bin 2 lira olarak belirlenmişti.

Haber Merkezi / Dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı ise ocak ayında bir önceki aya göre bin 658 lira artarak 48 bin 459 liraya yükseldi.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, Ankara’da dört kişilik bir ailenin, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için tüketmesi gereken gıda ve gıda dışı harcamaları dikkate alarak hazırladığı ocak ayı Açlık-Yoksulluk Araştırması’nı açıkladı.

Rapora göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı ocak ayında 17 bin 442 liraya kadar yükseldi ve 1 Ocak 2024’ten geçerli olmak üzere 17 bin 2 lira olarak belirlenen yeni asgari ücreti daha yılın ilk ayında geride bıraktı. Aynı ailenin yoksulluk sınırı da 48 bin 459 liraya kadar çıktı.

Açlık sınırı ocakta bir önceki aya göre 959 lira artarken, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 699 liralık artışta 31 bin 53 liraya çıktı. Her ikisinin toplamından oluşan yoksulluk sınırı ise önceki aya göre bin 658 lira arttı.

Son bir yıllık dönemde ise sınırı 7 bin 646 lira olan, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 13 bin 855 lira ve yoksulluk sınırı ise 21 bin 501 liralık artış kaydetti.

Ankara’da en fazla alış-veriş yapılan marketlerden derlenen fiyatlara göre, dengeli beslenebilmek için et-balık-yumurtaya aylık olarak harcanması gereken tutar ocak ayında bir önceki aya göre 122 lira, yıllık olarak ise 2 bin 278 lira artarak 4 bin 659 lira oldu. Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 12 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 134 liralık artışla 368 liraya yükseldi.

Bir önceki aya göre 59 lira azalarak 3 bin 666 liraya gerileyen süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcamada son bir yılda ise 994 liralık artış oldu.

Meyve için harcanması gereken para ocak ayında 519 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise bin 388 lira artarak 2 bin 108 lira oldu. Sebze harcaması ise önceki aya göre 208 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise bin 222 lira artarak 2 bin 489 liraya kadar yükseldi.

Paylaşın