TCMB Rezervleri 2002’den Beri En Düşük Seviyede

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan haftalık verilere göre, net uluslararası rezervler 8 Temmuz itibarıyla bir önceki haftaya göre yaklaşık 1,4 milyar dolar azalarak 6,1 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Rezervler, haziran ortasında 7 milyar dolara düşerek Haziran 2002’den bu yana en düşük seviyeye gerileyip ardından sınırlı düzeyde yükselmişti.

TCMB’nin net uluslararası rezervleri, döviz piyasasına müdahaleler ve BOTAŞ başta olmak üzere KİT’lere yaptığı döviz satışlarıyla yıl içinde sert düşüşler kaydetti.

TCBM, öncesinde de BDDK kararlarından sonra ve özellikle 2021’in sonlarında kamuoyuyla paylaşarak döviz satıp piyasaya müdahale etmişti. TCBM’nin kamuoyuna duyurmadan da satışlar yapıldığı belirtiliyor.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Fitch: Türkiye’nin Yeni Ekonomi Politikası Riski Artırdı

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmesinde yeni ekonomi politikasının kamu finansmanında riskleri artırdığına dikkat çekerken söz konusu politikanın makroekonomik ve finansal istikrara yönelik riskleri azaltmadığını belirtti.

Fitch raporunda “zorlu dış ortama rağmen politika karışımının özellikle Haziran 2023’teki seçimlere kadar hala yüksek büyüme ve istihdama odaklı olduğunu düşünüyoruz” ifadeleri yer aldı.

2021’de hayata geçirilen kur korumalı mevduat sistemiyle ihracat öncülüğündeki ekonomik modelde faiz artırmadan TL’nin desteklenmesinin amaçlandığı belirtilerek “ancak TL üzerindeki baskı yeniden artarak derinleşti. Dolarizasyon yüksek, uluslararası rezervler geriliyor, enflasyon da çok yüksek” değerlendirmesi yapıldı. Politika tepkisinin kamu finansmanında doğrudan ve dolaylı maliyeti olduğuna dikkat çekildi.

Bllomberg HT’nin aktardığına göre; Geçen hafta Türkiye’nin kredi notunu düşürülmesine dair “not düşüşü, bu politika tepkisinin cari açığı fonlamak için sermaye girişlerini çekmekte yetersiz kalmasını, Tüketici Güvenini düşürebileceği ve dış finansman konusundaki riskleri yansıtıyor” dendi.

Fitch geçen hafta Türkiye’nin kredi notunu B+’dan B’ye indirdiğini, görünümünü ise “negatif” olarak teyit ettiğini açıklamıştı.

Paylaşın

Geniş Ve Dar Tanımlı İşsizlik Arasındaki Fark Gittikçe Açılıyor

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Araştırma Merkezi (DİSK-AR), Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı işsizlik verilerinin ardından bir rapor yayımladı.

İşsizlik ve İstihdamın Görünümü ismini taşıyan rapora göre geniş tanımlı işsizlik pandemi öncesine göre 2 milyon kişi artarak 8 milyon 387 bin kişiye ulaştı. DİSK-AR raporunda “TÜİK’e göre Mayıs 2019’da yüzde 13,7 olan işsizlik Mayıs 2022’de yüzde 10,9’a düştü. Ancak geniş tanımlı işsizlik yüzde 18,6’dan yüzde 22,4’e yükseldi.” dedi.

Kadınlarda geniş tanımlı işsizlik daha yüksek

DİSK-AR, geniş tanımlı işsizlik oranının kadınlarda daha yüksek olduğuna vurgu yaptı. Erkeklerde yüzde 18,7 olan geniş tanımlı işsizliğin kadınlarda yüzde 29’a yaklaştığını belirtti. DİSK-AR “Kadın işsizliği tüm işsizlik türlerinde en yüksek kategori olarak görülmeye devam ediyor” dedi ve şu eklemeyi yaptı:

“Mayıs 2022 verilerine göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategori bu ay da yüzde 29 ile geniş tanımlı kadın işsizliği oldu. Salgın döneminde diğer işsizlik kategorilerine göre kadın işsizlik türleri genele göre çok daha yüksek gerçekleşti ve bu eğilim devam ediyor.”

Geniş ve dar tanımlı işsizlik arasındaki fark 11,5 puan

Dar ve geniş tanımlı işsizlik oranları arasındaki farkın giderek arttığını belirten DİSK-AR raporunda şöyle dedi:

“Türkiye’de 2018 Eylül’de başlayan ekonomik kriz ve 2020 Mart ayından bu yana yaşanan salgınının da etkisiyle işgücü piyasası dışına çıkış eğilimi artıyor. Zamana bağlı eksik istihdamda artış ve iş bulma ümidinin kaybedilmesine paralel olarak dar ve geniş tanımlı işsizlik oranları arasındaki açılıyor. Örneğin, Ocak 2019’da dar tanımlı işsizlik yüzde 13,6 iken geniş tanımlı işsizlik yüzde 19,7 olarak gerçekleşmişti. Bu dönemde geniş tanımlı işsizlik dar tanımlı işsizlikten 6,1 puan yüksekti.

“Mayıs 2022’de ise dar tanımlı işsizlik yüzde 10,9 iken geniş tanımlı işsizlik yüzde 22,4 olarak gerçekleşti. Dar ve geniş işsizlik arasındaki fark bu dönemde 11,5 puan oldu. Dar ve geniş işsizlik arasındaki makasın bu denli açılmasının en önemli nedeni salgın dönemindeki işten çıkarma yasağının dar tanımlı işsizliği sınırlı düzeyde tutmuş olması ve işbaşında olunan sürenin azalmasıdır. Böylece dar tanımlı işsizlik sınırlı kalırken geniş tanımlı işsizlik fırlamıştır.”

Paylaşın

TÜİK Verileri İle İŞKUR Başvuruları Arasında 1 Milyon Kişi Fark Var

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan mayıs ayı iş gücü verilerini değerlendirdi. TÜİK verilerine göre, işsiz sayısının mayısta bir önceki aya kıyasla 56 bin kişi azalarak 3 milyon 785 bin kişi olarak saptanmasını İŞKUR verileri ile karşılaştıran Ağbaba, aradaki 1 milyon 153 bin kişilik farka dikkat çekti.

TÜİK’in işsizlik rakamları ile İŞKUR’a yapılan başvuruların 1 milyon 153 bin kişilik fark oluşturduğunu ifade eden Ağbaba, şöyle konuştu:

“TÜİK mevsim etkilerinden arındırılmış iş gücü verilerine göre Mayıs 2021 yılında 4 milyon 293 bin olan işsiz sayısı, Mayıs 2022 itibariyle 3 milyon 785 bine düştüğünü açıklıyor. Yani TÜİK’e göre işsiz sayısında son bir yılda 509 bin kişilik azalma olduğu görülüyor. Devletin bir diğer kurumu İŞKUR ise kendisine kayıtlı işsiz sayısını; Mayıs 2021 de 2 milyon 893 binden Mayıs 2022’ye 3 milyon 537 bin kişiye yükseldiğini açıklıyor. TÜİK verilerinde bir yılda 509 bin kişi azalan işsiz sayısı, kayıtlı İŞKUR verilerinde 644 bin kişi artıyor. TÜİK ile İŞKUR arasında tamı tamına 1 milyon 153 bin kişilik fark oluşuyor. Bunun izah edilebilecek hiçbir yanı yoktur.”

“TÜİK kendince illüzyon yaparak”

CHP’li Ağbaba, TÜİK’in yayınladığı işsizlik verilerinin İŞKUR tarafından doğrulanmadığına işaret ederek, “TÜİK’in her ay kronikleşmiş işsizlik yalanını devletin bir diğer kurumu İŞKUR ortaya çıkarıyor. TÜİK bu ayda deyim yerindeyse suçüstü yakalanmış durumda. TÜİK, işsizliği bir ayda 56 bin kişi azaldığını açıklıyor. Lakin İŞKUR verilerine göre nisan ayında işsizlik ödeneğine bugüne kadar başvuranların sayısı 16 milyon 341 iken mayıs ayında bu rakam 16 milyon 454 bin kişiye yükselmiş görünüyor. Yani işsiz kaldığı ve işsizlik ödeneğine başvuru sayısındaki artış bir ayda 113 bin iken TÜİK ise bir ayda işsizliğin 56 bin kişi azaldığını açıklıyor. TÜİK kendince illüzyon yaparak işsizliği yok ettiğini düşünse de gerçek verileri işsizlerin hiçbir yer kaybolmadığını TÜİK’e gösteriyor” ifadelerine yer verdi.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Doların Euro İle Eşitlenmesi 3 Alanda Sıkıntı Yaratacak

ABD Merkez Bankası’nın faiz artırım politikası nedeniyle euro/dolar paritesi neredeyse eşitlenmiş durumda. Yılbaşında 1,1370 olan euro/dolar kuru bugün 1.004’ten güne başladı.

İktisatçı Mahfi Eğilmez, ihracatı euro, borcu ise dolar ağırlıklı olan Türkiye’nin bu durumdan olumsuz etkileneceğini belirtirken, Dünya gazetesi ekonomi yazarı Alaattin Aktaş ise 3 alanda sıkıntı yaşanacağının altını çizdi.

Aktaş, Başımıza bir de parite belası çıktı!’ başlıklı yazısında, “Euro kazanıp dolar harcamak, abartılı bir benzetmeyle ‘Dolar kazanıp TL harcamak’ gibiydi. Şimdi durum değişti; artık ‘TL kazanıp dolar harcamak’ durumundayız” değerlendirmesinde bulundu.

Dolar ile euronun eşitlenmesinin özellikle dış ticaret ve turizm gelirleri ile dış borç ödemeleri açısından sıkıntı yaratacağını vurgulayan Aktaş’ın yazısı özetle şöyle:

“Döviz gelirimizin çoğu euro cinsinden ama giderimizde ağırlık dolar. Dolayısıyla giderek değer yitiren bir para cinsinden gelir elde ediyor, öte yandan değer kazanan bir parayla harcama yapmak durumunda kalıyoruz.

…Yıllardan beri euronun dolardan daha değerli olmasının avantajını kullanan, kullanması gereken Türkiye, şimdi tam tersi bir tabloyla karşı karşıya. Üstelik bu durumla yüz yüze geldiğimiz şu dönemde bir dizi sorunumuz zaten var.

Döviz açığımız, yani cari açığımız rekor kıra kıra artıyor. Bu kış enerji faturamız çok daha büyüyebilir ve bundan dolayı ithalat ve bağlı olarak cari açık daha da tırmanabilir. Bu açığı veriyorsak tabii ki öncesinde bir şekilde finanse etmiş oluyoruz ama bu finansmanın kalitesi giderek bozuluyor.

Ne doğrudan yatırım var, ne portföy yatırımı. Bulursak, çok pahalı borç buluyoruz ya da yama yapa yapa bir düzeyde tutmaya çalıştığımız Merkez Bankası rezervinden yiyoruz.”

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: İşsizlik, Mayıs Ayında Yüzde 10.9

15 ve yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı Mayıs ayında bir önceki aya göre 56 bin kişi azalarak 3 milyon 785 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,3 puanlık azalış ile yüzde 10,9 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran erkeklerde yüzde 9,5, kadınlarda ise yüzde 13,8 olarak tahmin edildi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) İşgücü İstatistikleri Mayıs 2022 verilerini açıkladı. Verilere göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2022 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre 56 bin kişi azalarak 3 milyon 785 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,3 puanlık azalış ile yüzde 10,9 seviyesinde gerçekleşti. Geniş tanımlı işsizlik oranı (atıl işgücü) mayısta yüzde 22.4 olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı yüzde 47,8

İstihdam edilenlerin sayısı 2022 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre 358 bin kişi artarak 30 milyon 839 bin kişi, istihdam oranı ise 0,5 puanlık artış ile yüzde 47,8 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 65,3 iken kadınlarda yüzde 30,6 olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı yüzde 53,6

İşgücü 2022 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre 302 bin kişi artarak 34 milyon 624 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,4 puanlık artış ile yüzde 53,6 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 72,2, kadınlarda ise yüzde 35,5 oldu.

Genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 20,3

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,2 puanlık artış ile yüzde 20,3 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 17,6, kadınlarda ise yüzde 25,5 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2022 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre 0,9 saat azalarak 44,0 saat olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmış atıl işgücü oranı yüzde 22,4

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2022 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre 0,8 puan artarak yüzde 22,4 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 16,0 iken potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 17,7 olarak tahmin edildi.

Paylaşın

İnşaat Maliyeti Bir Yılda Yüzde 105.73 Arttı

İnşaat maliyet endeksi, mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3.97 bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 105.73 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 4,97, işçilik endeksi yüzde 0,18 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 130,73 işçilik endeksi yüzde 44,06 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İnşaat Maliyet Endeksi Mayıs 2022 verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, inşaat maliyet endeksi, 2022 yılı mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3.97 bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 105.73 arttı.

Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 4,97, işçilik endeksi yüzde 0,18 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 130,73 işçilik endeksi yüzde 44,06 arttı.

Bina inşaatı maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 3,84, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 102,32 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 4,88, işçilik endeksi yüzde 0,06 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 126,55, işçilik endeksi yüzde 43,98 arttı.

Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, bir önceki aya göre yüzde 4,37, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 117,40 arttı. Bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 5,23, işçilik endeksi yüzde 0,64 arttı. Ayrıca bir önceki yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 144,66, işçilik endeksi yüzde 44,34 arttı.

Paylaşın

Türkiye’de Konut Fiyatları Artışı AB Ortalamasının 10 Katı

Avrupa’da 2021 – 2022’nin ilk çeyrekleri arasında konut fiyatları en çok Türkiye’de artış gösterdi. Türkiye’deki artış yıllık yüzde 110 olurken Avrupa Birliği’nde (AB) bu oran yüzde 10’da kaldı. Resmi verilere göre kira fiyatlarında ise artış sınırlı kaldı. Aynı dönemde Türkiye’de yıllık kira artışı yüzde 15,4 olurken AB’de yüzde 1,4 oldu.

Kirada yıllık resmi enflasyonun bu kadar düşük olması Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hesaplama yönteminden kaynaklanıyor. AB İstatistik Ofisi (Eurostat) 2021 ile 2022 ilk çeyrekleri arasında konut ve kira fiyatlarının yıllık ne kadar yükseldiğini açıkladı.

2022’nin ilk çeyreğinde geçtiğimiz senenin aynı dönemine göre Türkiye’de ev fiyatları yüzde 110 yükseldi. İkinci sıradaki Çekya’da yıllık artış yüzde 25; 27 AB ülkesinin ortalaması ise yüzde 10,5.

Konut fiyatlarının en az arttığı ülkeler ise yüzde 1 ile Kıbrıs ve yüzde 4 ile Finlandiya oldu. Diğer bazı ülkelerde ev fiyatları son bir yılda şu kadar yükseldi: Hollanda yüzde 19, Almanya yüzde 12, Bulgaristan yüzde 12, İspanya yüzde 9, Fransa yüzde 7 ve İtalya yüzde 5.

Türkiye’de yıllık kira artışı yüzde 20

Kira fiyatları ise Mayıs 2022 itibariyle son bir yılda Türkiye’de yüzde 20 yükseldi. Türkiye, Slovenya (yüzde 26,4) ve Estonya’nın (yüzde 24,5) ardından bu alanda 3. sırada bulunuyor. AB’de ise bu dönemde kiralar yüzde 1,7 yükseldi. Avusturya yüzde eksi 0,9 ile kiraların düştüğü tek ülke oldu.

Mayıs 2022 itibariyle son bir yılda diğer ülkelerde yaşanan kira artışı şöyle: Polonya yüzde 13,9; İrlanda yüzde 10,1; Bulgaristan yüzde 6,3; Belçika yüzde 2,9; Almanya yüzde 1,6 ve Yunanistan yüzde 0,9.

2021-2022 ilk çeyrekler arasındaki değişime bakıldığında da Türkiye yüzde 15,4 ile üçüncü sırada yer alıyor. Bu dönemde AB ortalaması ise yüzde 1,4 oldu.

Kira enflasyonu nasıl hesaplanıyor?

Türkiye’de kanuna göre gelecek bir yıl için geçerli olacak kira artışı, geçmiş 12 aylık ortalama TÜFE’den fazla olamıyor. Ancak bu kanun mevcut kiracılar için geçerli. Ev sahipleri yeni kiracı bulurken istediği fiyatı talep edebiliyor. Bundan dolayı resmi kira enflasyonu daha düşük çıkıyor.

Emlak sitelerindeki yıllık fiyat artışı ise yüzde 100’ü aşmış durumda. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (BETAM) sahibinden.com verileri üzerinden yaptığı son hesaplamaya göre Türkiye genelinde ortalama kiralık konut ilan yıllık artış oranı nisan ayında yüzde 182,7 oldu.

BETAM’a göre yıllık kira artış oranı Nisan ayında İstanbul’da yüzde 140, Ankara’da yüzde 133,9, İzmir’de ise yüzde 110,8 ölçüldü.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Üreticinin Gündemi Aynı: Artan Maliyetler, Düşen Üretim

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’de yaşanan sel nedeniyle ektiği patatesler çürüyen ve ikinci kez ekim yapmak zorunda kalan üreticiler ile bir araya geldi.

Maliyet artışlarına dikkat çeken üreticiler, 1 kilogram patatesin maliyetinin işçilik ve nakliye giderleriyle birlikte 5 buçuk lirayı bulduğunu, gübre atamadıkları için de verim kaybı yaşanacağını söyledi.

Çiftçiler ayrıca Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıt olmalarına rağmen Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) sigortası yaptıramadıklarını, sel nedeniyle ürünlerin çürümesi sonucu oluşan zararları kendilerinin karşıladığını ve bu nedenle ciddi mağduriyet yaşadıklarını kaydetti.

Çiftçilerin sorunlarını dinleyen Niğde Milletvekili Gürer ise mazottaki Katma Değer Vergisi (KDV) ve Özel Tüketim Vergisi’nin (ÖTV) kaldırılması ve gübrenin de üreticiye sübvanse edilmesi gerektiğini ifade etti.

“30 bin lira zarar ettim”

Gürer ile bir araya gelen çiftçilerden Fatih Altıner, ÇKS’ye kayıtlı olduğunu, fakat çeşitli nedenlerle ürününe TARSİM sigortası yapamadığını söyledi. Sel nedeniyle tarlasına ikinci kez ekim yapan Altıner, 30 dönüm patates ektiğini, sel nedeniyle 15 dönüm ekili alandaki patatesin çürüdüğünü, 30 bin lira zarar ettiğini belirterek yeniden ekim yapacağını anlattı.

Benzer bir sorun yaşayan Mahmut Teke de maliyet artışlarına dikkat çekerek 130 bin lira masraf yaparak ektikleri tarlalarını aşırı yağışlar sonrası sel bastığını ve ektikleri patateslerin çürüdüğünü söyledi.

Teke ayrıca TARSİM’e kayıtlı olmadıkları için hiçbir destek almadıklarını ve zararlarının 200 bin lirayı geçtiğini ifade etti: “İlk ekimde gübre atmıştık. Sel ile ürün çürüdü. Yeniden ekim yaptım. İkinci kez patates ekince bu kez gübre atamadık. Çünkü çok pahalı olan gübre canımızı yaktı. Ot ilacı atacağız ancak gübre atamadığımız için verim kaybı olacak.”

Çiftçi Teke, ilaç, gübre, mazot ve diğer girdilerle maliyetin arttığına dikkat çekerek, “İşçilik ve nakliye hariç 1 kilo patatesi maliyeti 4 lira oldu. İşçilik ve nakliyeyi de eklersek maliyet 5 buçuk lirayı bulur” dedi: “Büyük mağduriyet yaşıyoruz. Alnımızın teriyle kazanamadıktan sonra, niye bu işi yapalım? 35 yaşındayım, kendimi bildim bileli çiftçilik yaparım. Bu seneki kadar hiç görmedim. Böyle bir dönem olmadı. Her şey çok pahalı.”

“Çiftçi patates üretiminden uzaklaştı”

CHP Niğde Milletvekili Gürer ise Niğdeli patates üreticilerinin sorunları ile ilgili özetle şu değerlendirmeleri paylaştı:

“Niğde bölgesinde 2 yıl önce patates eken çiftçinin ürünü depoda kaldı. 100 bin ton patates çürüdü. Çiftçi üretimden uzaklaştı.

Niğde’de geçen yol 300 bin ton daha ürün alındı. Bu yıl da patates üreticisinin yeni sorunları var. Küresel ısınma ile oluşan hava değişimi üreticiyi olumsuz etkiledi. Mevsiminde yağış olmadı. Sonrası aşırı yağışlar ekili alanlara büyük zarar verdi.

Patates zamanında hasat edilemeyecek. Verim kaybı da yaşanacak. Büyük kentlerde patatesin artan fiyatından tüketici şikâyetçi. Çiftçi rafta artan fiyattan fayda sağlamıyor. Başta elektrik, mazot, gübre artışları çiftçi maliyetini katladı. Beklenmeyen afetlerde çiftçinin belini büktü.

Aslında patates raftaki fiyat artışı üreticide maliyet ve sonrası o kadar arttı ki çiftçi patates ekmekte zorlanır oldu. İki yıl önce depoda çürüdüğü için de üretim yapanların sayısı azaldı. Patatesten kar eden çiftçi olmayınca, insanlar patates ekiminden uzaklaştı.

Girdi maliyetleri çok arttı. İlaç, gübre, tohum fiyatları kat kat yükseldi. Mazotun yanına yaklaşılamıyor. O nedenle iktidar mazotta KDV ve ÖTV’yi kaldırmalı. Ayrıca üreticiye gübreyi sübvanse etmeli…”

“Ankara’dakiler gerçekleri görmüyor”

Öte yandan, CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun da bugün (12 Temmuz) Kurban Bayramının dördüncü gününde Süleymanpaşa’da Kurbanlık Hayvan Pazarı’nı ziyaret etti. Sorunlarını Aygun ile paylaşan üreticiler özetle şöyle konuştu:

“Geçen yıl 100 tane büyükbaş hayvan sattım. Bu yıl ise 20 tane satabildim. Küçükbaş hayvan satışında da zarar ettik. Hayvan yeminin geçen sene torbası vadeli satış ile 80 liraydı. Bu yıl peşin fiyatına torbasına 350 lira istiyorlar. Yakında besici kalmayacak. Ankara’dakiler gerçekleri görmüyor.

Bayramın dördüncü günündeyiz. 45 küçükbaş getirdim, 12 tanesi elimizde kaldı. Durum vahim. Geçen yıl 80-100 lira arasında olan yemin torbası bu yıl 350 lira. Üstelik geçen yıl vadeli satış ile yem alabiliyorduk. Bu yıl peşin fiyatına yemin torbasına 350 lira istiyorlar.

Çalışırken batıyoruz. Hiç çalışmasak daha iyi. Ankara’dan bakınca durumu iyi gösteriyorlar. Gelsinler bu işleri onlara devredelim, onlar satsın hayvanlarımızı.

Süt üreticisi de perişan. Bu yıl keçi sütünü alan kalmadı. Süt keçilerini hayvan pazarına getirip satmaya çalışıyorlar.

Maliyetler 3-4 kat arttığı halde geçen sene 2500 liraya sattığım koçu bu yıl da aynı fiyata sattım. Zarar ediyoruz, bırakacağız bu işi. Herkes borçlu. Hayvanlarımı satarak, borçlarımı ödeyeceğim.”

Paylaşın

Yurttaşların Gündemi Bayramda Da Ekonomik Kriz

Çiftçinin, üreticinin, yurttaşın gündemi bayramda da artan maliyetler, zamlar ve hayat pahalılığı oldu. Bayramda, Eskişehir’in Sarıcakaya ve Mihalgazi ilçelerindeki üreticileri ziyaret eden CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, çiftçilerin bayramını kutlayarak sorunlarını dinledi.

Çakırözer’e “Bütün ülkeyi biz doyuruyoruz ama karşılığını alamıyoruz. Hep zarardayız,” diyen çiftçiler tarlada bir kilo domatesin maliyetinin 4 lira, marketlerdeki satış fiyatının ise 15-20 lira olduğunu söylediler.

Çakırözer’e CHP’li ilçe yöneticilerinin eşlik ettiği bayramlaşma ziyaretlerinde, İstanbul ile Ankara’nın sebze ihtiyacının büyük bölümünü karşılayan Eskişehirli üreticiler artan girdi maliyetleri nedeniyle üretim yapamamaktan dert yandı

Domates, salatalık, marul, roka, maydanoz gibi sebzelerin ağırlıkla olarak yetiştirildiği bölgedeki üreticiler Çakırözer’e şunları anlattı:

“Bayram gelmiş ama neyimize? Gübre, tohum, fide, ilaç, mazot katlandıkça katlanıyor. Tek kalemde yüzde 300’leri bulan artış var. Tarlada bir kilo domatesin maliyeti 4 – 5 liraları buluyor. Ama biz bunu 5 liraya satabiliyoruz. 50 kuruş, 1 lira kârla üretim yapmaya çalışıyoruz. O da yapabilirsek. Pazarda, marketlerde ise fiyat 15-20 liraları buluyor. Bazılarımız bahçesini boş bırakmak zorunda kaldı.”

“Başka çaremiz yok”

Çitfçiler gibi, hayvancılıkla geçimini sağlayan köylüler de gün geçtikçe artan maliyetler nedeniyle hayvancılığı bıraktıklarını ve/veya bırakmak üzere olduklarını söyledi. Önceki yıllarda 30 büyükbaş hayvanının yarısını satmak zorunda kaldığını belirten bir hayvan yetiştiricisi:

“Artık çaremiz kalmadı. 30 hayvanım vardı. Önce 15’e düşürdüm şimdi de hepsini satmak zorunda kaldım. Hayvanlarımızın sayısını arttıracağımıza satmak zorunda kalıyoruz. Çünkü yem, saman fiyatları yerinde durmuyor. İnsanlar artık bakamadığı için elindeki hayvanı satmaya çalışıyor. Başka çaremiz yok. Satıyoruz en azından zararda olmuyoruz, borçlu olmuyoruz.”

“Önlem alınmazsa bedelini ödeyeceğiz”

Çiftçinin üretimden, hayvan yetiştiricilerinin besicilikten vazgeçtiğini söyleyen CHP’li Çakırözer ise “Memleketlerimizde emekli de, emekçi de, üretici de artık ağız tadında bayramı karşılayamıyor. Herkesin tek derdi hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı. Artan maliyetler karşısında kendi üreticimiz, kendi çiftçimiz üretemez, hayvan yetiştiremez halde. Ülkeyi yönetenler ise Venezuela’dan toprak kiralayıp buğday üretmenin peşinde. Maliyetler karşısında emeğinin karşılığını alamayan çiftçi ektiğine, besici hayvan yetiştirdiğine pişman. Önlem alınmazsa bedelini ülke olarak ödeyeceğiz,” dedi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın