Euro/Dolar 20 Yıl Sonra Eşit Seviyeye Geldi

Pazartesi günü Rusya’nın Avrupa’ya doğalgaz taşıyan Kuzey Akım 1 boru hattını planlı olarak kapattığını duyurmasının ardından, Almanya Ekonomi Bakanı Robert Habeck gaz akışının yeniden başlamama ihtimaline karşı uyardı.

Habeck, Rusya’nın doğalgazı, Kiev’e silah temin eden ve Rusya’ya yaptırım uygulayan Avrupa’ya karşı kullandığını ekledi.

Bunun üzerine Salı günü euro karşısında yükselen dolar sabah saatlerinde pariteyi test etti. Parite iki para biriminin eşitlenmesi ve aynı seviyeyi görmesi anlamına geliyor.

Enerji krizi bir yana euro, ABD Merkez Bankası FED’in doları yükselten agresif faiz oranlarını daha da artıracağı beklentileriyle de darbe alıyor.

Yatırım bankası Goldman Sachs raporuna göre ABD tarım dışı istihdam verisinin ardından dolar daha da güçlendi.

Bloomberg HT’ye göre, Goldman analistleri, “Geleneksel olarak euro bölgesinde 1 puanlık büyüme düşüşü beklentisi, euro/dolarda %2’lik değer kaybına neden oluyor. Euro bölgesine yönelik olumsuz beklentilerimiz gerçekleşirse, euro/dolarda %5’lik daha aşağı yönlü hareket yaşanabilir” görüşünü aktardı.

Dolar endeksi, yüzde 0,3 artışla 108,45’te kaldı. Ekim 2002’deki 108,28 zirvesini aştı.

Paylaşın

KYK Kredisi Borçlarının Geri Ödeme Tutarları En Az 2 Katına Çıktı

Gençlerin KYK kredisi borçlarının geri ödeme tutarları 2-3 katına çıktı. Öğrenciler, “Ekonomik krizin faturasını bizlerin ödemesi bekleniyor. Bu ekonomi yönetiminden en çok kim yarar sağlıyorsa faturayı da onlar ödesin” diyor.

2021-2022 eğitim öğretim döneminin bitmesiyle mezun olan öğrencilerin, eğitim gördükleri süre içinde almak zorunda kaldıkları KYK kredisi borçlarının geri ödeme miktarları da belli oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’ne (Yİ-ÜFE) bağlı olarak hesaplanan geri ödeme miktarı, Türk Lirası’nın yüksek değer kaybı, döviz ve enflasyondaki yükselişle birlikte fırladı.

Öğrencilere çıkarılan geri ödeme tutarları, alınan paranın en az 2-3 katına çıktı. Cumhuriyet’e konuşan ve adını vermek istemeyen yeni mezun bir kişi, “Dört senede 30 bin lira olarak aldığım öğrenim kredisinin geri ödemesi, Saray’ın dahiyane ekonomi yönetimi sayesinde 74 bin TL olarak geldi” dedi.

“Açıklayamıyorum”

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay ise öğrencilerin devleti yönetenler tarafından borç batağına saplandığını belirtti.

“Koca holdinglerin, yandaş müteahhitlerin kredi ve vergi borcunun adaletsizce silindiği bu ülkede, bir gencin ailesinin imkansızlıklarına rağmen okumaya çalışmasının bedeli, onu okutmakla yükümlü olan kurumlara kâr kapısı olmak” diyen Özbay, “Beş yıl önce 34 bin lira olarak çekilen bir KYK kredisinin geri ödemesinin enflasyon farkı ve gecikme faiziyle birlikte 130 bin liraya yükselmesini, bir matematik öğretmeni olarak açıklayamıyorum. Devleti yönetenler, faiz tuzaklı krediler verdiği gençlerden bir de utanmadan kendi sebep oldukları enflasyonun farkını istiyor” dedi.

Paylaşın

Türkiye’de Her 10 Kişiden 8’i Ülke Yanlış Yolda Diyor

Merkezi Paris’te olan ve 1975’ten bu yana pazar araştırması ve danışmanlık hizmeti sunan IPSOS (Institut Publique de Sondage d’Opinion Secteur) 23 Haziran’da bir araştırma sonucunu yayınladı.

Her ay düzenli yapılan araştırmanın adı “Dünyayı ne endişelendiriyor?”.

Araştırmanın en çarpıcı sonucu ise şu: Küresel enflasyonun 11 aydır arttığı ortamda, dünya son 3 aydır en çok kovid ya da artan şiddetten değil enflasyondan endişe duyuyor.

27 ülkede yapılan araştırmada “enflasyon”, yüzde 37 ile tüm endişeleri üzerine çekerken bunu, yüzde 31 ile “yoksulluk ve sosyal adaletsizlik”, yüzde 27 ile “suç ve şiddet”, yüzde 24 ile “finansal ve siyasal yolsuzluk” takip ediyor.

Koronavirüs salgını ise yüzde 12 ile çoktan 10’uncu sıraya düşmüş durumda.

Araştırmaya katılan her 3 kişiden ikisi (yüzde 64) “ülkem yanlış bir yöne doğru gidiyor” diyor. Bu oran Peru’da yüzde 92.

Arjantin (yüzde 85) ve Güney Afrika’da (yüzde 81) ise her 10 kişiden sekizi ülkelerinin yanlış doğrultuda olduğunu düşünüyor.

Türkiye’de her 10 kişiden sekizi “ülke yanlış yolda” diyor

Türkiye için de çarpıcı sonuçlar bulunuyor.

Bunlardan ilki “Ülkenizdeki durum, doğru yöne doğru mu yoksa yanlış yöne doğru mu gidiyor?” sorusuna verilen cevaplar.

“Türkiye yanlış yolda” diyenlerin oranı yüzde 79. Yani neredeyse 10 kişiden 8’i ülkenin yanlış doğrultuda olduğunu ifade ediyor.

Ülke sıralamalarına bakıldığında en fazla ülkesinin doğru yolda olduğunu düşünen Suudi Arabistan halkı.

Ülkede yalnızca yüzde 4’lük bir kesim “yanlış doğrultuda” derken, bir sonraki ülke Hindistan’da bu oran bir anda yüzde 24’e çıkıyor.

Almanya, Kanada, İsveç, Japonya gibi gelişmiş ülkelerde ise her 10 kişiden yedisi “yanlış yolda” yanıtını veriyor.

Suudi Arabistan’da “ekonomi kötü” diyenlerin oranı yüzde 3

Benzer bir tablo, “Ülkenizdeki ekonomik durumu nasıl tanımlarsınız?” sorusunda da karşımıza çıkıyor.

Araştırmaya katılan 27 ülkedeki insanların yüzde 66’sı bu soruya “kötü” yanıtını verdi.

Bu soruya “iyi” diyen ilk üç ülke Suudi Arabistan (Yüzde 97), Hindistan (Yüzde 80) ve İsveç (Yüzde 60).

Türkiye ise en yüksek oranda “kötü” yanıtını veren altıncı ülke.

Yüksek enflasyon, artan yoksulluk ve borç yükü nedeniyle hafta sonu protestolara sahne olan Arjantin, yüzde 93 ile en yüksek oranda “ekonomimiz kötü” diyen ülke.

Arjantin pesosu dolar karşısında Ocak 2020’den bu yana yüzde 70’in üzerinde değer kaybederken, mayısta yıllık enflasyon yüzde 61’i gördü.

En yüksek oranda “Ekonomide durum kötü” diyen diğer ülkeler Peru, Japonya, Kolombiya, Güney Afrika ve Türkiye (yüzde 79).

En çok enflasyondan, yoksulluk ve adaletsizlikten endişe duyuyoruz

IPSOS’un araştırmasına göre dünyaya en çok endişe veren unsurlar şu şekilde:

Tüm dünyanın enflasyondan endişe duymasının en önemli nedeni pandemi sonrası bozulan dengeler.

İnsanları evlerine kapatan, kalkmayan gemiler ve uçaklar nedeniyle uluslararası ticareti durduran pandemi, döşek yayı gibi sıkışan bir talebe dönüştü. Pandeminin sonuna yaklaşıldığında da bir anda patladı.

O dönem dışarı çıkmayanların tüketimi devam edebilsin diye ilk önlem olarak piyasaya trilyonlarca dolar para salan merkez bankaları, şimdi de bu politikanın sonuçları ile karşı karşıya.

Piyasadaki fazla parayı toplayan tüketici, iki yıldır beklettiği ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken, hemen her üründeki arz miktarı bu talebi karşılayamayacak durumda.

Talep çok arz kısıtlı olunca fiyatlar artıyor. Bu da bugün, “küresel enflasyon” olarak karşımıza çıkıyor.

​​​​​​​IPSOS’un araştırmasına göre en yüksek oranda, “En fazla enflasyondan endişeleniyorum” diyen üç ülke Polonya, Arjantin ve Türkiye.

Bu 3 ülkede son açıklanan enflasyon oranları sırasıyla: Yüzde 15,6, yüzde 60,7 ve yüzde 78,6.

ABD ve Birleşik Krallık son 40 yılın en yüksek enflasyonunu yaşarken, yüzde 6 enflasyon oranına sahip Güney Kore’de bu oran son 24 yılın en yüksek seviyesi.

Benzer şekilde Polonya son 25 yılın, Türkiye son 24 yılın en hızlı fiyat artışı döneminde.

IPSOS’un araştırmasında enflasyondan en az endişe duyan ülke Suudi Arabistan.

Ülkenin nisanda yüzde 2,3 olan enflasyonu mayısta yüzde 2,2’ye geriledi.

Enflasyon endişelerine bağlı olan diğer iki endişe ise “Yoksulluk & Sosyal Adaletsizlik” ile “İşsizlik”.

IPSOS’un araştırmasına göre Türkiye’de her 10 kişiden dördü yoksulluk ve adaletsizlikten endişe duyuyor. Ülke, Macaristan, Brezilya ve Hollanda’dan sonra bu konuda en çok endişe duyan dördüncü ülke.

Güney Afrika’da 25-34 yaş arası her 100 gençten 42’si işsiz

Konu işsizlik olunca ise Güney Afrikalıların yüzde 63’ü “en çok işsizlikten endişe duyuyoruz” diyor.

2022’nin ilk çeyreğinde Güney Afrika’da işsizlik oranı yüzde 34,5’ti. 15-24 yaş arası genç işsizlik yüzde 64 seviyesinde, 25-34 yaş grubunun işsizliği ise yüzde 42,1.

Güney Afrika’yı yüzde 13,3’lük işsizliğe sahip İspanya takip ediyor.

Türkiye, 27 ülke arasında “en çok işsizlikten endişe duyuyorum” diyen dokuzuncu ülke. Hollanda ise bu endişeyi en az taşıyan ülke.

İki yıl önce her iki kişiden biri koronavirüsten endişeleniyordu

IPSOS’un çalışmasının öne çıkan sonuçlarından biri de koronavirüs endişesinin tüm dünyada ne kadar gerilediği.

Aynı anket Haziran 2020’de yapıldığında dünyanın en büyük endişesi yüzde 47 ile koronavirüs salgını çıkmıştı. O dönem enflasyon yüzde 9 ile en aşağı sıralarda yer alıyordu.

Geçen iki yılda enflasyon endişesi yüzde 37’ye çıkarken, koronavirüs yüzde 12’ye geriledi.

​​​​​​​126 milyon nüfusa sahip Japonya’da koronavirüs nedeniyle bugüne kadar hayatını kaybedenlerin sayısı 31 bin 363 ve koronavirüsten endişe duyduğunu açıklayanların oranı yüzde 33.

Japonya’yı Suudi Arabistan, Malezya ve Güney Kore takip ediyor.

Türkiye’de ise her 100 kişiden sadece yedisi endişe duymaya devam ettiğini açıkladı.

“Şiddet” en çok Latin Amerika ülkelerini ve İsveç’i endişelendiriyor

Ülkelere göre suç ve şiddetten en fazla endişe duyan ülke, yüzde 61’lik oranla Meksika. Meksika’yı Şili, İsveç ve Peru takip ediyor.

Meksika’da enflasyon yüzde 7,28 ile 21 yılın en yüksek seviyesinde olmasına rağmen ülkede, “beni en çok enflasyon endişelendiriyor” diyenlerin oranı yüzde 30.

Suç ve şiddette en az endişeyi duyan ülke Polonya. Polonya’yı da Güney Kore, Japonya, Macaristan, Suudi Arabistan ve Türkiye (Yüzde 15) takip ediyor.

Türkiye’de her 100 kişiden yalnızca 7’si iklim değişikliğinden endişe duyuyor

Tüm dünyanın uzun vadede belki de en fazla endişe duyması gereken, su ve gıda kaynaklarını kurutabilecek iklim değişikliği, dünyada hâlâ yeteri kadar “endişe unsuru” değil.

IPSOS’un “En çok endişelendiğiniz üç şey nedir?” sorusuna verilen cevaplarla hazırlanan araştırmasında “iklim değişikliği”ni işaretleyenlerin sayısı yüzde 16.

Türkiye de en az endişe (yüzde 7) duyanlardan. En çok endişe duyan ülke ise yüzde 30 oranla Japonya.

Her yıl yağmur ve tayfunlar sonrası sellerle mücadele eden ülkede Çevre Bakanlığı’nın 2018 tarihli raporuna göre sıcaklıklar, küresel ortalamaya kıyasla daha hızlı artıyor. Aynı rapora göre Japonya’daki aşırı yağışların oranı 1970’lerden bu yana yüzde 70 arttı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

G20’ye Kripto Paralar İçin Küresel Kurallar Önerisi

G7 ülkeleri ( Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Japonya, Kanada) tarafından kurulan Finansal İstikrar Kurulu (FSB), gelecek Ekim’de kripto para birimleri için “sağlam” küresel kurallar önereceğini açıkladı.

G20 Maliye Bakanlarına ve Merkez Bankası Başkanlarına sabit kripto paralara ve diğer kripto varlıklara yönelik düzenleyici ve denetleyici yaklaşımlar hakkında rapor sunacağını belirten kurum, sabit kripto paraların bir ödeme aracı olarak kullanılması için “sağlam bir düzenleme” ile ele alınması gerektiğini söyledi.

Şu ana kadar “sistemik bir risk oluşturmadığını” belirterek kripto sektörünü izlemekle yetinen FSB, kripto piyasalarında son dönemde yaşanan “çalkantıların”, bu piyasaların “oynaklığının”, “yapısal kırılganlıklarının” ve daha geniş finansal sistemle bağlantılarının artması nedeniyle devreye girme kararı alındığını açıkladı.

Küresel finansal istikrara katkı sağlayacak etkin, düzenleyici ve denetleyici politikalar geliştirilmesi amacı ile 1999’da kurulan kurumdan yapılan açıklamada, “Bir piyasa oyuncusunun başarısızlığı, yatırımcılara potansiyel olarak büyük zararlar vermenin ve davranış risklerinin kristalleşmesinden kaynaklanan piyasa güvenini tehdit etmenin yanı sıra, riskleri kripto varlık ekosisteminin diğer bölümlerine de hızla aktarabilir” ifadeleri kullanıldı.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin’in değeri, Kasım ayındaki 69 bin dolarlık rekorundan bu yana yaklaşık yüzde 70 düştü ve haftaya 20 bin 422 dolar seviyesinden işlem görerek başladı. Bu durum birçok yatırımcının zarar etmesine neden oldu.

FSB’nin raporlarının ülkeler tarafından uygulanma şartı bulunmuyor. Bununla birlikte üyeleri kendi yetki alanlarında düzenleme ilkelerini uygulamayı taahhüt ediyor.

Fed’den düzenleme çağrısı

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkan Yardımcısı Lael Brainard dün yaptığı açıklamada kripto para piyasasının finansal istikrar riskleri oluşturacak kadar büyümeden sağlam bir düzenlemeye ihtiyacı olduğunu ifade etmişti.

Son oynaklıkların kripto finansal sisteminde ciddi kırılganlıkları ortaya çıkardığına işaret eden Brainard, kripto finansal sisteminin geleneksel finanstan aşina olunan risklere karşı duyarlı hale geldiğini belirtmişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

‘Çanakkale Köprüsü’ Bayramda Dahi Zarar Etti

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Hazine’nin günlük 45 bin araç geçiş garantisi verdiği Çanakkale Köprüsü’nden arefe günü olan 8 Temmuz Cuma günü 14 bin 275 adet araç geçtiğini açıkladı.

Yaklaşık 31 bin araçlık fark için Hazine, her araç başına yaklaşık 17,7 Euro üzerinden şirkete bir günde toplamda yaklaşık 690 bin euro (9,6 milyon TL) ödeme yapacak.

Sözcü’de yer alan habere göre; yap-işlet-devret modeliyle ihaleye çıkarılan projeyi, 16 yıl 2 ay 12 gün işletme süresi teklifiyle kazanan Türkiye ve Güney Koreli firmalardan oluşan ‘Daelim–Limak–SK–Yapı Merkezi Ortak Girişimi’ hayata geçirmişti. Projenin, 88 kilometre otoyol ve 13 kilometre bağlantı yolu olmak üzere toplamda 101 kilometre uzunluğu bulunuyor.

Projede Hazine’nin şirketlere verdiği geçiş garantisi toplamda 6 milyar Euro’yu buluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 18 Mart’taki açılış töreninde Çanakkale Köprüsü’nden otomobil geçiş ücretinin 200 TL olduğunu duyurmuştu.

1915 Çanakkale Köprüsü için günlük 45 bin araç geçiş garantisi verildi. Verilen garantide araç başı ücret 15 euro + KDV oldu. Sözleşmede belirlenen bu ücret Euro bölgesi enflasyonuna göre güncellendiği için 2021 sonu enflasyonu hesaplandığında geçiş garantisi 2022 için 17,7 euro (290 TL) olacak.

Buna göre köprünün yıllık garanti ücreti yaklaşık 380 milyon Euro, işletme süreci boyunca verilecek toplam devlet garantisi miktarı ise yaklaşık 6 milyar Euro oldu.

Feribot işletmesini yapan GESTAŞ’ın taşıdığı yıllık araç sayısı günlük 10 bin araç civarında. Pandemi öncesi dönem olan 2019 yılında ise ortalama 12 bin araç taşındı. Yani feribotun taşıdığı araç sayısı verilen 45 bin araçlık garantinin çok altında.

Osmangazi Köprüsü’nde garanti karşılandı

Osmangazi Köprüsü’nün, İstanbul’u Ege’ye bağlayan İstanbul-İzmir Otoyolu’nun en önemli kesimini oluşturduğuna vurgu yapan Bakan Karaismailoğlu, “Körfezi otomobil ile mevcut yolu kullanarak geçmek 1,5 saat, feribot ile geçmek ise 45 ila 60 dakika sürüyordu. Yoğun günlerde bekleme süresi saatleri buluyordu. Artık, Osmangazi Köprüsü’yle körfez 6 dakikada geçilebiliyor” ifadelerini kullandı.

4 Temmuz’da 43 bin 301 aracın kullandığı Osmangazi Köprüsü’nün garanti karşılama oranının yüzde 108 olduğunu bildiren Karaismailoğlu, şunları söyledi:

“5 Temmuz’da 43 bin 492 araç geçişi ile garanti karşılama oranı yüzde 109, 6 Temmuz’da 49 bin 453 araç ile garanti karşılama oranı yüzde 124 olarak gerçekleşti. 7 Temmuz’da 64 bin 296 araç Osmangazi Köprüsü’nden geçiş yaptı. Garanti karşılama oranı da yüzde 161 seviyesine yükseldi.

Arife günü, yani 8 Temmuz Cuma günü, araç hareketliliğinde ciddi oranlarda artış yaşandı. Toplam 80 bin 624 aracın köprüyü kullandığı belirlendi. Garanti karşılama oranı ise yüzde 202’lere çıktı. Son 6 ayda ortalama 46 bin araç Osmangazi Köprüsü’nü kullandı. Çanakkale Boğazı’nda tarihte ilk kez kesintisiz karayolu bağlantısını sağlayan 1915 Çanakkale Köprüsü ile boğaz geçiş süresi de 6 dakikaya indi.

Tatil dönemlerinde körfezdeki benzer görüntüleri Çanakkale’de de görüyorduk. Saatler süren feribot çilesi, 1915 Çanakkale Köprüsü ile sona erdi. 4 Temmuz’da 7 bin 31 araç Çanakkale Köprüsü’nden geçiş yaparken, 8 Temmuz’da 14 bin 275 araç köprüyü kullandı. Ülkemize katma değer katan bu projemiz de tıpkı Osmangazi Köprüsü’nde olduğu gibi garanti karşılama oranlarını yakalayacak”.

Paylaşın

Dünyanın En Fakir Ülkelerinin Parası TL Karşısında Yüzde 100 Değer Kazandı

Türk lirasının (TL) değer kaybı devam ederken bir yandan dolar endeksi de son 20 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Türk lirası dolar, Euro, Sterlin dışındaki diğer para birimleri karşısında da değer yitirdi. Öyle ki dünyanın en fakir üç ülkesinin para birimleri TL değer kaybedince iki kata kadar değerlendi. 

Cumhuriyet’ten Bora Erdin’in haberine göre; enflasyon baskısı ile birlikte 2003 yılındaki 100 TL’nin gücü bugün 9 TL’ye geldi. Dünyanın en fakir ülkesi Burundi Frangı bir yılda TL karşısında yüzde 90 değer kazandı. TL halen Burundi Frangı karşısında değerli bir pozisyonda konumlanıyor. 11 milyon nüfusa sahip Burindi’de kişi başına sadece 275 dolar düşüyor.

n fakir ikinci ülke de yüzde 63 değer kazandı

Geçen yıl 9 Temmuz’da 0,0044 olan Burundi Frangı bir yılda yüzde 93 değerlenerek 0,0085 seviyesine geldi. Dünyanın en fakir ikinci ülkesi konumunda olan Orta Afrika Cumhuriyeti’nin para birimi de ‘Frank’. Milli geliri 1,5 milyar dolar olan ülkede kişi başı gelir 306 dolar seviyelerinde seyrediyor.

Ülkenin para birimi son 5 yılda neredeyse tüm para birimleri karşısında zayıflarken son bir yılda TL karşısında değerlenmeye başladı. Ülkenin para birimi hala TL’den değersiz. Ancak TL’nin en düşük seviyede olduğu 20 Aralık 2021’de 0,028 seviyesine yükselen Orta Afrika Frangı 9 Temmuz 2022’de 0,027’ye ulaştı. Ülkenin para birimi halen TL karşısında değersiz ancak bir  yılda TL karşından yüzde 63 değer kaydetti ve 0,016’dan 0,027’ye geldi.

Somali şilini yüzde 115 değerlendi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin son on yılda 1 milyar dolardan fazla yardım yaptığını duyurduğu Somali şilini de bir yılda TL karşısında yüzde 115 değer kazandı. Yönetim şekli cumhuriyet olan ülkede milli gelir 5,95 milyar dolar seviyesinde ve ülkenin nüfusu yaklaşık 11 milyon.

(Kaynak: Cumhuriyet)

Paylaşın

10 Kişiden 7’si İşe Artık Aracıyla Gitmiyor

Otomobil sahipleri dertli… Ulaştırma harcama grubu için TÜİK tarafından açıklanan 12 aylık enflasyon yüzde 123,4. Bunun altında yatan önemli nedenlerden biri akaryakıt fiyatlarındaki artış.

Milliyet’te yer alan habere göre IPSOS Araştırma, otomobil kullanımıyla ilgili bir araştırma yaptı. Yapılan araştırmaya göre her dört araç sahibinden üçü artık ailecek araba gezintilerinden vazgeçti. Ayrıca her on araç sahibinden yedisi artık alışverişe araba ile gitmediğini ifade ediyor.

On araç sahibinden dokuzu, aracını eskiden her istediğinde kullandığını ancak artık gerekli olmadıkça kullanmadığını belirtiyor. Her on araç sahibinden yedisi eskiden işe araç ile giderken artık bundan vazgeçtiğini belirtiyor. Bu duruma bir çare olarak yakın oturan iş arkadaşlarının araçlarını işe gidiş geliş için ortak kullanmaya başladıklarını söylüyor. Araç sahiplerinin yarısından fazlası bu yönteme başvurarak yakıt masrafını paylaştıklarını ifade ediyorlar.

Akaryakıta gelen zamlarla birlikte araç sahipleri araçlarını daha az kullanma eğiliminde. Araç sahiplerinin yüzde 91’i araçlarını daha az kullandığını belirtirken sadece yüzde 8’i her zamanki gibi kullanmaya devam ettiğini söylüyor.

Araç sahiplerinin %87’si daha önce istediği vakti aracını kullandığını ama şimdi gerekli olmadıkça kullanmamaya çalıştığını belirtiyor. Araçları ile artık hafta sonu gezmeye gitmediğini söyleyen araç sahiplerinin oranı %76, alışverişe araçları ile gitmeyenlerin oranı %69.

Araç sahibi çalışanların %71’i kendi araçları ile işe gitmektense toplu taşımayı tercih ediyor. Diğer bir tasarruf yöntemi olarak da yakın çevrede oturan arkadaşlar ile birlikte araç ile işe gitmek ve masrafları paylaşma yoluna gidiliyor.

Her 100 araç sahibinden 9’u eskisine göre daha az miktarda benzin almakta. Araç sahiplerinin %51’i daha önce araçlarının deposunu tam doldururken bugün gerektiği kadar aldığını, %39’u hiçbir zaman deposunu tam doldurmadığını ama şimdi eskisine göre daha az akaryakıt aldığını söylüyor.

Araç sahiplerinin %60’ı aracını satmayı düşünmezken, %12’si aracını satıp yerine yenisini almayı istiyor. Diğer taraftan araç sahiplerinin %28’i araçlarını satıp yerine de yenisini almamayı düşünüyor.

Paylaşın

Bitcoin, 10 Bin Dolara Gerileyebilir

Bloomberg’in son MLIV Pulse anketine göre, Wall Street katılımcılarının yüzde 60’ı Bitcoin’in mevcut değerinin yüzde 50’sini kaybederek 10 bin dolara gerilemesinin daha olası olduğunu belirtti.

Ankete göre, yüzde 40’lık kesim ise Bitcoin’in yeniden yükselişe geçeceğini düşünüyor.

Ankette katılımcıların yüzde 28’i kripto varlıkların finansın geleceği olduğu yönünde güçlü bir güven duyarken, yüzde 20’si ise bu varlıkların değersiz olduğu görüşünde.

Kasım ayında yaklaşık 69 bin doları gören Bitcoin, küresel piyasalarda yaşanan sıkılaşma fırtınasında değerinin üçte ikisini kaybetti ve Eylül 2020’den bu yana en düşük seviyelerden işlem gördü.

Bloomberg’e değerlendirmelerde bulunan Tribe Capital Ortağı Jared Madfes, sadece kripto varlıklarda değil dünyanın genelinde korku duymanın oldukça doğal olduğuna dikkat çekti.

Miller Tabak + Co Başstratejisti Matt Maley de gelecek finansal balonların her zaman bir önceki balondan farklı olduğunu belirterek, çoğunluğun bu sefer yaşanacak finansal balon hakkındaki görüşlerinde doğru yönde olduğunu söyledi.

Paylaşın

Hazır Giyim Ve Ayakkabıda Büyük Zam Beklentisi

Küresel ham madde ve emtia fiyatlarındaki düşüşün sürmesi beklense de içeride yüksek kur ve yüksek enflasyon nedeniyle hazır giyim ve ayakkabıya büyük zamlar bekleniyor.

Yaz aylarının bitip sonbaharda yeni sezonun başlamasıyla ayakkabıda vatandaşa yansıyacak zammın en az yüzde 30 oranında olacağı öngörülürken; hazır giyim ürünlerine gelmesi beklenen zam oranı ise bazı sektör temsilcilerine göre yüzde 100’leri de aşacak.

Sözcü’den Gamze Bal’ın haberine göre konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği Başkanı Berke İçten’in ifadeleri şöyle:

Tüketici bizim maliyet ve fiyatlandırmasını şu an yaptığımız ürünleri 6-7 ay sonra raflarda görebiliyor. Fiyatlandırma geriden geldiği için fiyat artışları sınırlı kalıyor.

Maalesef tüketicinin fiyatlarda ciddi bir artış yaşamak durumunda kalmasını bekliyoruz. Kışlık ürünlerin çıkmasıyla birlikte, eylül-ekim aylarında fiyatlarda bir artış hissedilecektir.

Satış adetlerimizde azalma yok ama satın alınan ürünün niteliği değişti. Bu yıl, daha pahalı olan yüksek segmentli deri ayakkabılardan ziyade, daha ekonomik olan tekstil ve sentetik malzemelerden yapılan ayakkabılarda talep artışı var. Deri ayakkabıların toplam satışlar içindeki payı geçen yıl yüzde 18’ler civarındayken bu yıl yüzde 15’lere indi. Dünyada da bu eğilim var ama bizde daha fazla.

Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel ise, halihazırda fiyatlardaki yıllık zam oranlarının yüzde 80’i bulduğunu; kış aylarında yapılacak zamların yıllık bazda yüzde 100’leri aşarak yüzde 130’ları ulaşmasının şaşırtıcı olmayacağını dile getirdi:

Çünkü zor bir dönem. Kur artışına bağlı bir fiyat artışı söz konusu. Emtia ve ham maddede düşüş beklesek de uluslararası enerji maliyetlerindeki artışlar yurt içindeki maliyetlerimizi artırmaya devam edecek. Bu kış da ciddi girdi maliyetleriyle karşı karşıya kalabiliriz. Bu da nihai ürün fiyatlarına yansıyacaktır.

Dünyada olduğu gibi Türkiye de enflasyon çıkmazı içinde. Enflasyon nedeniyle hane halkının ekonomik sıkıntıda olduğunu görüyoruz. Tüketici, cebindeki parayı daha ekonomik olarak kullanacaktır.

Türk müşterilerin alım gücü düştükçe toplam satışlar içinde yabancıların payı arttı. Bazı AVM’lerde turistlere yapılan satışlarda yüzde 40, bazılarında ise yüzde 60 artış var. Bazı markalar yabancılara bu kadar fazla satış yapmaktan endişeli. ‘İlerleyen dönemde turist gelmezse bu satışları kime yapacağız?’ endişesi hakim.

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ramazan Kaya da hazır giyimde fiyatların son bir yılda ikiye katlandığını, bunun etkisiyle satışlarda yıllık bazda yüzde 10 ila 20 aralığında düşüş yaşadıklarını anlattı:

Önceden kârlılığı konuşurken şimdi kârsızlığı konuşuyoruz. Firmalar neredeyse genel gideri karşılayacak etiket fiyatlarıyla hayatlarını devam ettirmeye çalışıyorlar. Son BDDK kararlarıyla finansmana erişim de artık kolay değil. Ancak orta ve uzun vadede finansmana ihtiyacımız var. Maliyetlerin yanında önümüzdeki dönemdeki en büyük sıkıntı, finansmana erişim. Bu konudaki sıkıntılar sürerse, o zaman kapanmalarla karşı karşıya kalabiliriz.

Paylaşın

Kurban Bayramı Yemeğini Enflasyon Yedi

Fransız haber ajansı AFP, yüksek enflasyonun Kurban Bayramı’na gölge düşürdüğünü yazdı. Haberde, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Türklerin yaşam standartlarını düşüren geçen yılki sıradışı ekonomik deneyinden bu yana fiyatlar iki hatta üç katına çıktı” ifadelerine yer verildi.

Erdoğan, bu hafta düzenlenen kabine toplantısının ardından “Bu iktidar faizi artırmayacaktır, tam aksine faizi düşürmeye devam edeceğiz” demiş, aynı ekonomi politikasını sürdüreceklerini belirtmişti.

Hem “Türkiye’nin bayram yemeğini enflasyon yedi” hem de “Türkiye’de bayrama enflasyon zarar verdi” anlamına gelen başlığa sahip haberde, yüksek enflasyonun gelecek yıl düzenlenecek seçimlerde Erdoğan’ın şansını azalttığı gibi Kurban Bayramı’nda yurttaşları zor durumda bıraktığı da savunuldu.

İstanbul’daki hayvan pazarına gelen Gül Er, “Bu kutsal bir görev fakat bu yıl fiyatlar el yakıyor” dedi. Er, metabolik rahatsızlığı nedeniyle sadece etle beslenmesi gereken kızına bunu sağlayamadığını da söyledi.

Satış yapmak için Samsun’dan İstanbul’a gelen besici Galip Toklu da enflasyon altında ezildiğini anlattı.

Toklu, geçen yılki Kurban Bayramı’ndan bu yana yem fiyatlarının 4 katına, İstanbul’a gelirken harcadığı yol masrafının da üç katına çıktığını ifade etti.

Bunları karşılamak için et fiyatlarını iki kat artırmak durumunda kaldığını belirten Toklu, “Geçen yıl 500 kilogram dana etini 20 bin liraya sattım. Bu yıl fiyatı 45 bin liraya çıkardım. Müşteriler de ister istemez bu duruma kızgın” dedi.

Hiç satış yapamadığını söyleyen besici Şinas Ateş ise “Hayvancılık bitti” diye konuştu.

Hayvan pazarına koyun almaya gelen ve masrafı 7 arkadaşıyla bölüşeceğini söyleyen Salih Yeter, “Halkın çoğunlukla et yiyecek parası yok” ifadelerini kullandı.

Erzurum’dan gelen Selahattin Köse ise Kurban Bayramı geleneğinin bağlayıcılığı olduğunu belirterek, “Fiyatlar iki katına çıktı ama bir çaresine bakacağız. Bu Allah’ın emri” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) bu hafta açıkladığı verilere göre haziranda yıllık enflasyon yüzde 78,62 oldu.

Bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise aynı rakamı yüzde 175,55 olarak açıkladı.

Merkez Bankası’nın verilerine göreyse gıda ve alkolsüz içecek fiyatları haziranda yüzde 2,09 artarken, grup yıllık enflasyonu da 2,30 puan yükselerek yüzde 93,93’e ulaştı.

Paylaşın