4 Milyon Vatandaş Bankalara Borçlu

Prof. Dr. Şenol Babuşcu, şubat 2025 itibarıyla bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemeyen ve hala borcu devam eden gerçek kişi sayısının 3 milyon 998 bin 602 olduğunu açıkladı.

Prof. Dr. Şenol Babuşcu, sosyal medya hesabından ekonomiye dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Babuşçu, Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine dayanarak yaptığı değerlendirmeye göre, Ocak-Şubat döneminde borçlarını ödeyemeyen kişi sayısı geçen yılın aynı dönemine göre çarpıcı biçimde arttı.

“Bireysel kredi veya kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 44 arttı, 259 bin kişi oldu.” diyen Babuşcu, özellikle kredi kartı borçlarında yaşanan sıçramaya dikkat çekti. Aynı dönemde yalnızca kredi kartı borcu nedeniyle yasal takibe alınan kişi sayısı yüzde 52’lik artışla 167 bine ulaştı.

Şubat 2025 itibarıyla bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödeyemeyen ve hâlâ borcu devam eden gerçek kişi sayısı 3 milyon 998 bin 602 olarak açıklandı. Bu kişiler arasında hem banka takibinde olanlar hem de borcu varlık yönetim şirketlerine devredilmiş olanlar yer alıyor. Babuşcu, “Bireysel kredi kartlarında yasal takibe geçen kişi sayısı Şubat 2025 sonunda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 58,6 artarak 345 bin kişi oldu.” ifadesini kullandı.

Verilere göre, bireysel kredi borcu devam edenlerin sayısı 1 milyon 694 bin, kredi kartı borcu devam edenlerin sayısı ise 1 milyon 671 bin kişi düzeyinde bulunuyor. Hem kredi hem kredi kartı borcu bulunanların toplamı ise 2 milyon 570 bin kişi. Öte yandan, varlık yönetim şirketlerinde yasal takip sürecinde olan ve tahsilat işlemleri süren kişi sayısı 2 milyon 48 bin olarak kaydedildi.

Vatandaş ihtiyaç kredilerini ödeyemiyor

Şubat 2025 itibarıyla bireysel kredilerde toplam kredi hacmi 4 trilyon 281 milyar lira seviyesine ulaştı. Bu kredilerin 163 milyar liralık kısmı tasfiye olacak alacaklar arasında yer aldı. Bireysel kredi türleri arasında en yüksek takip oranı yüzde 5 ile ihtiyaç kredilerinde gerçekleşti. Babuşcu, bu tabloyu “Bireysel kredilerde en yüksek ödenmeme oranı yüzde 5 ile ihtiyaç kredilerinde.” sözleriyle değerlendirdi.

Kredi kartlarında ise takip oranı yüzde 4 düzeyinde seyrediyor. Konut ve taşıt kredilerindeki takip oranları sırasıyla yüzde 0,1 ve yüzde 0,4 ile görece düşük kalırken, “diğer” kategorisinde yer alan tüketici kredileri 82 milyar lira tasfiye olacak tutarla dikkat çekiyor.

Sektörel bazda değerlendirildiğinde, en yüksek takip oranı yüzde 4,9 ile inşaat sektöründe görülürken, bu sektörü yüzde 4,8 ile perakende ticaret izledi. Ancak Babuşcu’nun dikkat çektiği üzere, “rakamsal olarak diğer grupta yer alan eğitim sektörü takip oranı açısından yüzde 5 ile Şubat 2025 sonunda ilk sırada.” ifadesi, sosyal hizmetlerde de borçlanma krizinin etkili olduğunu gösteriyor.

(Kaynak: Karar)

Paylaşın

Borsa’da Kayıplar Durdurulamıyor; Türkiye’nin Risk Primi Zirvede

Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS / Credit Default Swap) puanı 372 seviyesine yükseldi. Böylelikle Türkiye’nin risk primi son 1,5 yılın en yüksek seviyesine çıktı.

Haber Merkezi / Borsa İstanbul 100 endeksi ise, yeni haftaya yüzde 2,80’lik bir düşüşle 9.117 puandan başladı.

Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS / Credit Default Swap) puanı 372 baz puanı görerek Kasım 2023’ten bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

19 Mart’ta yurt içinde siyasi gündemdeki olaylarla Türkiye’nin risk priminde yukarı yönlü bir hareket görülerek 300 baz puanın üzerine çıkmıştı. Trump’ın gümrük vergilerini açıklaması sonrasında risk priminde hareketlilik sürdü. Bloomberg verilerine göre, 18 Mart’ta 255 baz puan olan Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i 7 Nisan’da 373 puana yaklaştı.

Borsa İstanbul 100 endeksi, yeni haftaya yüzde 2,80’lik bir düşüşle 9.117 puandan başladı. Günün ilerleyen saatlerinde endeks kayıplarını daha da artırarak yüzde 3,50 civarında geriledi.

Bankacılık endeksi yüzde 3,61, holding endeksi ise yüzde 2,80 değer kaybetti. Analistler, 9.100 ve 9.000 seviyelerinin destek, 9.200 ve 9.300 seviyelerinin direnç noktaları olarak dikkat çektiğini belirtiyor.

“Ekonomideki son çalkantı kalıcı değil”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Tarım ve Orman Şurası’nda yaptığı konuşmada ekonomik politikalara ve küresel gelişmelere dair önemli mesajlar verdi.

Son dönemde döviz kurundaki hareketliliğe de değinen Şimşek, Türk Lirası’ndaki yüzde 3 ila 3,5 seviyesindeki değer kaybının kısa vadede bazı etkiler yaratabileceğini, ancak bu etkinin kalıcı olmayacağını belirtti.

Şimşek, “Lirada nisan ayına özgü sınırlı etkiler olabilir. Ancak orta ve uzun vadede bu oynaklığın kalıcı bir baskı yaratmasını beklemiyoruz. Aksine, dezenflasyon sürecine katkı sağlayacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

EPDK Açıkladı: Elektriğe Yüzde 25 Zam

EPDK, elektrik perakende satış fiyatlarında mesken abone grubu için yüzde 25, tarımsal faaliyetler abone grubu için yüzde 12,4 oranında artış yapıldığını duyurdu.

5 Nisan 2025 tarihinden itibaren geçerli olacak zamla birlikte 100 kWh elektrik tüketimi olan bir mesken abonesi için ödenecek tutar 259,04 lira oldu.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan (EPDK) yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Elektrik üretim ve dağıtım maliyetlerinde yaşanan artış nedeniyle nihai elektrik perakende satış fiyatlarında mesken abone grubu için %25, kamu ve özel hizmetler sektörü abone grubu için %15, sanayi abone grubu için %10 ve tarımsal faaliyetler abone grubu için %12,4 oranında artış yapılmıştır.

Bu artışla beraber 100 kWh elektrik tüketimi olan bir mesken abonesi için ödenecek tutar 259,04 TL olmuştur.

Ayrıca BOTAŞ’ın internet sitesinde ilan ettiği BOTAŞ doğal gaz toptan satış fiyatları ışığında: Nihai doğal gaz satış fiyatlarında sanayi tüketicileri için ortalama %20, elektrik üretim santralleri için ise ortalama %24,2 oranında artış söz konusudur. Tarifeler 5 Nisan 2025 tarihi itibariyle geçerli olacaktır.”

Paylaşın

Gıda Enflasyonu: Türkiye Dünyayı Beşe Katladı

Mart ayında küresel gıda fiyatlarında yıllık enflasyon yüzde 6,9 olurken, aynı dönemde Türkiye’de gıda enflasyonu yüzde 37,12 olarak kayıtlara geçti. Böylelikle Türkiye’de gıda enflasyonu küresel enflasyonu beşe katlamış oldu.

BloomberHT’nin haberine göre; Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından derlenen, tahıllar, yağlı tohumlar, süt ürünleri, et ve şeker fiyatlarındaki aylık değişimleri izleyen dünya gıda fiyatları endeksi Şubat ayındaki revize edilmiş 126.8 seviyesinden Mart ayında 127.1’e çıktı. Endeks, geçen yılın Mart ayına göre yüzde 6,9 arttı.

Aynı dönemde Türkiye’de gıda fiyatları yıllık bazda yüzde 37,12 arttı. Böylelikle Türkiye ile dünya arasındaki gıda enflasyonu makası 30 puana yükseldi.

Endeksin detaylarına baktığımızda ise dünya tahıl ve şeker fiyatlarındaki düşüşlerin, bitkisel yağ fiyatlarındaki kayda değer artışla dengelendiği göze çarpıyor.

FAO Tahıl Fiyat Endeksi Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2.6, yıllık bazda ise yüzde 1,1 geriledi. Küresel buğday fiyatlarındaki düşüş başlıca Kuzey Yarımküre ihracatçı ülkelerdeki üretim koşullarına ilişkin endişelerin hafiflemesiyle ilişkilendirilirken, döviz hareketleri fiyatların daha da gerilemesini sınırladı. Mısır, arpa ve sorgum fiyatları da Şubat ayına göre düşüş gösterdi. FAO Tüm Pirinç Fiyat Endeksi ise zayıf ithalat talebi ve bol miktarda ihracat arzı nedeniyle yüzde 1.7 azaldı.

Buna karşılık FAO Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi, Şubat ayına göre yüzde 3.7 artarak bir önceki yıla göre ortalama yüzde 23.9 yükseldi. Palm, soya, kolza ve ayçiçeği yağı fiyatları, güçlü küresel ithalat talebine bağlı olarak arttı.

FAO Et Fiyat Endeksi ise özellikle Almanya’nın ayak-ağız hastalığından ari statüsünü yeniden kazanmasının ardından Avrupa’da domuz eti fiyatlarının yükselmesi ve Euro’nun ABD doları karşısında güçlenmesi nedeniyle aylık yüzde 0.9 ve yıllık bazda ise yüzde 2.7 artış gösterdi. Dünya kanatlı eti fiyatları, bazı büyük üretici ülkelerdeki yaygın kuş gribi salgınlarının yarattığı zorlukların devam etmesine rağmen Mart ayında büyük ölçüde sabit kaldı.

FAO Süt Ürünleri Fiyat Endeksi, uluslararası peynir fiyatlarındaki düşüşün tereyağı ve süt tozu fiyatlarındaki artışla dengelenmesiyle Şubat ayına göre değişmedi.

FAO Şeker Fiyat Endeksi ise Mart ayında küresel talebin zayıfladığına dair işaretlerin etkisiyle yüzde 1.4 düştü. Brezilya’nın güneyindeki önemli şeker kamışı yetiştirme alanlarında son zamanlarda görülen yağışlar bu düşüşte etkili olurken, Hindistan’daki üretim beklentilerinin zayıflaması ve Brezilya’daki genel üretim koşullarına dair süregelen belirsizlikler ise fiyatlardaki düşüşü sınırladı.

Paylaşın

Son Beş Yılda, Et fiyatları Yüzde 1.230 Arttı

2020 yılında ortalama 32,35 lira olan dana karkas etin kilogram fiyatı, 2025 yılı itibarıyla 432 liraya ulaştı. Başka bir ifadeyle et fiyatlarını beş yılda yüzde 1.230 oranında arttı.

Türkiye’de et fiyatları son beş yılda tarihi seviyelerde artış göstererek dar gelirli ve emeklilerin sofrasından hızla uzaklaştı. Tarım ve hayvancılık politikalarında yaşanan yapısal sorunların yanı sıra maliyet baskıları ve arz yetersizliği, et fiyatlarını 2020’ye göre yüzde 1.230 oranında artırdı. Bu artış, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir sorun olarak da derinleşiyor.

Nefes Gazetesi’nin haberine göre, 2020 yılında ortalama 32,35 liradan olan dana karkas etin kilogram fiyatı, 2025 yılı itibarıyla 432 liraya ulaştı. Söz konusu artışla birlikte et, temel gıda maddesi olmaktan çıkarak, toplumun geniş kesimleri için erişilemez hale geldi.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), 2023 yılı verilerini “Doğru Dürüst Yemek” başlığıyla kamuoyuna sundu. Türkiye, “İki günde bir etli yemek, tavuk veya balık tüketmeye ekonomik gücü yetmeyenler” sıralamasında yüzde 39,1 ile 36 Avrupa ülkesi arasında ilk sırada yer aldı. Türkiye’yi bu alanda Romanya (yüzde 23,2), Bulgaristan (yüzde 19,9) ve Slovakya (yüzde 17,8) izledi.

Et ve Süt Kurumu’nun 2023 yılı Sektör Raporu’na göre, dünyada kişi başına en yüksek kırmızı et tüketimi 44,4 kilo ile Uruguay’da, onu Arjantin izliyor. Dünya ortalaması 28,5 kilo iken, Türkiye’de bu oran 2022 verilerine göre yalnızca 18,44 kilo. Bu oran, hem beslenme yetersizliği hem de gelir adaletsizliğine dair çarpıcı bir gösterge olarak değerlendiriliyor.

Mart ayında da yükselişini sürdüren et fiyatları, Ramazan Bayramı öncesinde birçok haneye et girmemesine neden oldu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin yayımladığı 28 Mart tarihli “Ramazan Sonu ve Mart Ayı Üretici-Market Fiyatları” raporuna göre, şubat ayında 644,37 TL olan dana eti fiyatı, mart sonunda 692,12 TL’ye çıkarak %7,4 oranında arttı.

Uzmanlar, artan fiyatlar karşısında özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerin protein kaynaklarına erişiminde büyük sıkıntılar yaşandığına dikkat çekiyor. Sağlıklı ve dengeli beslenme için vazgeçilmez olan etin, artık yalnızca yüksek gelir gruplarının düzenli tüketebildiği bir ürün haline gelmesi, halk sağlığı açısından da ciddi riskler barındırıyor.

Paylaşın

Otomotiv Sektörü: Yabancı Şirketler Türkiye’den Çıkış Hazırlığında

TAYSAD Eski Başkanı Albert Saydam, Türkiye’de uzun yıllardır faaliyet gösteren bazı küresel otomotiv tedarikçilerinin, artan maliyetler ve azalan rekabet gücü nedeniyle Türkiye’deki yatırımlarını gözden geçirdiğini açıkladı.

Albert Saydam, “Yıllardır Türkiye’de üretim yapan, binlerce çalışanı bulunan ve alanında küresel lider konumunda olan bazı firmalar, yönetim kurulu düzeyinde Türkiye’deki varlıklarını sorgulamaya başladı. Hatta bu firmalardan biri, gelecek yıl fabrikalarından birini kapatmayı değerlendiriyor” dedi.

Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD), Türk otomotiv sektörüne ilişkin kritik uyarılarda bulundu. Derneğin yeni başkanı Yakup Birinci ve eski başkanı Albert Saydam, İstanbul’da düzenledikleri basın toplantısında hem üretim verilerine dair endişeleri hem de yabancı sermayeli firmaların Türkiye’deki varlıklarını gözden geçirmeye başladığını duyurdu.

Yakup Birinci, küresel ekonomide yaşanan dalgalanmalar, ticaret savaşları ve arz zinciri sorunları nedeniyle dünya genelinde otomotiv üretiminin beklenen 100 milyon adedin altında, 92-93 milyon adet bandında seyrettiğini ifade etti. Bu küresel daralma karşısında Türkiye’nin üretim kapasitesinde düşüş eğilimi gösterdiğine dikkat çekti.

Ekonomim’in haberine göre; Birinci, “Şu anda üretim 1,8 milyon adet civarında seyrediyor. Ancak bu rakamın 2026 yılında 1,4 milyon adede kadar düşme riski bulunuyor. Türkiye’nin toplam pazardaki payı azalıyor. İç pazarın daralması da bu düşüşte belirleyici faktörlerden biri,” dedi. Sektör için “tehlike çanları çalıyor” uyarısında bulunan Birinci, rekabet gücünün korunamaması halinde Türkiye’nin küresel sıralamadaki konumunun sarsılabileceğini vurguladı.

Türkiye’nin 2025 yılında ilk kez küresel otomotiv üretiminde ilk 10 ülke arasına girmesinin mümkün olduğunu belirten Birinci, bu başarının kalıcı hale gelmesi için yıllık üretimin 2 milyon adete yaklaşması gerektiğini söyledi. “Aksi takdirde 10’unculuktan bir anda 15’inci sıraya düşmek işten bile değil” ifadelerini kullandı.

“Firmalardan biri, gelecek yıl fabrikalarından birini kapatmayı değerlendiriyor”

TAYSAD Eski Başkanı Albert Saydam ise Türkiye’de uzun yıllardır faaliyet gösteren bazı küresel otomotiv tedarikçilerinin, artan maliyetler ve azalan rekabet gücü nedeniyle Türkiye’deki yatırımlarını gözden geçirdiğini açıkladı. Saydam, “Yıllardır Türkiye’de üretim yapan, binlerce çalışanı bulunan ve alanında küresel lider konumunda olan bazı firmalar, yönetim kurulu düzeyinde Türkiye’deki varlıklarını sorgulamaya başladı. Hatta bu firmalardan biri, gelecek yıl fabrikalarından birini kapatmayı değerlendiriyor” dedi.

TAYSAD yönetimi, üretimde sürdürülebilirliği sağlamak ve Türkiye’yi küresel otomotiv değer zincirinde üst sıralarda tutabilmek için devlet destekli yapısal reformlara ihtiyaç olduğunu vurguladı. Kur, enerji, iş gücü maliyetleri ve yatırım ortamının yeniden ele alınması gerektiği ifade edildi.

Paylaşın

Türk Kahvesinin Fiyatı 8 Yılda 16,5 Kat Arttı

2018’de ortalama 2,73 lira olan 100 gram Türk kahvesinin fiyatı 2025 yılında ortalama 45 liraya yükseldi. Başka bir ifadeyle 8 yılda Türk kahvesinin fiyatı ortalama 16,5 kat arttı.

Bayramda tatlının yanında kahve olmazsa olmaz ikramlardandır. Son yıllarda gerek küresel iklim değişiklikleri gerek de yurt içinde enflasyonla kahve fiyatlarında artış görülüyor. Ramazan Bayramı dönemlerinde 2018’den bu yana Türk kahvesinin fiyatlarındaki değişim de dikkat çeken bir yükseliş gösteriyor.

Bayramlarda tatlı ve kahve tüketimi artıyor. En önemli ikramlardan olan kahve tatlıyı reddeden olsa da misafirlere mutlaka sunuluyor.

Özellikle pandemi döneminde hem tedarik hem de iklim değişiminin etkileriyle önemli yükselişlerin görüldüğü küresel kahve fiyatlarının 2018’den bu yana seyrine bakıldığında yılbaşında 110 dolar seviyesinde olan vadeli Arabica kahvenin güncel fiyatı 379,60 dolar olarak görülüyor.

Dünyada pandeminin başladığı Şubat 2020’nin başından bu yana yükseliş yaklaşık yüzde 209 oranında oluyor. 2025 yılı yılbaşından bu yana kahve fiyatları son haftalarda gerilese de yüzde 19 oranında yükseldi.

Türkiye’de 2018’den bu yana yükselen enflasyon, 2021 sonrası hızlanırken, küresel kahve fiyatlarının yükselişi de eklenince dikkat çeken bir artış yaşandı.

2018 yılı Ramazan Bayramı için kahve alan bir tüketici; zincir marketlerde çok satılan markalardan birinin 100 gramlık bir paketini yaklaşık 2,73 TL’ye alırken, 2025 yılında ikram etmek için aynı kahveyi yüzde 1551 oranında artışla 45 TL’ye alıyor.

8 yılda asgari ücret yüzde 1279 oranında artarken, bayramda sadece kahve ikram etmek isteyen bir asgari ücretli 8 yıl önce 588 paket kahve alabilirken, 2025’te 491 paket kahve alabiliyor.

40 yıl hatırı olan kahve, Türk mutfağı için vazgeçilmez bir lezzet ve bayramların önemli ikramı olarak yerini koruyor.

(Kaynak: Karar)

Paylaşın

Gıda Fiyatları, Son Bir Yılda Yüzde 68,3 Arttı

Gıda fiyatları, mart ayında bir önceki aya göre yüzde 6,8, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 68,3 arttı. Türkiye, dünyada gıda fiyatlarının en hızlı arttığı sekizinci ülke konumunda.

Haber Merkezi / Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Ar-Ge birimi KAMUAR, “Halkın Enflasyonu” Mart 2025 raporunu yayınladı. Raporda öne çıkan bölümler şöyle:

“İçinde bulunulan yüksek enflasyon sürecinin en ağır faturasını gıda fiyatları yüzünden ücretliler, dar gelirliler ve yoksullar ödüyor. Vatandaşlar bu faturayı, gıdaya daha fazla para ayırabilmek için, eğitim, sağlık, giyim, barınma ve benzeri diğer temel ihtiyaçlarına yönelik harcamalarını kısarak ödüyorlar.

Türkiye’nin, ne zaman sona ereceği tahmin edilemeyen enflasyon sarmalına sürüklendiği Eylül 2021’den bu yana gıda fiyatları yüzde 1.165 oranında arttı. Eylül 2021’de 100 liraya satın alınan bir gıda sepeti için vatandaşlar bu yıl ocak ayında 1.159 lira, şubat ayında 1.185 lira, martta ise 1,265 lira ödemek zorunda kaldılar.

Gerek gıda fiyatlarında gerekse de genel enflasyon oranlarında yıllık olarak baz etkisiyle yaşanan düşüşler, fiyatların, dolayısıyla hayat pahalılığının azaldığı anlamına gelmiyor. Aksine fiyatlar, artış oranı önceki aylara göre azalsa da artmaya devam ediyor. Diğer bir ifadeyle hızı düşse bile sabit gelirlilerin yoksullaşma süreci devam ediyor.

Eylül 2021’den bu yana kamu çalışanlarının ücretlerinde yüzde 881,5 oranında artış yaşandı. Diğer bir ifadeyle söz gelimi Eylül 2021’de 100 lira olan ortalama kamu çalışanı ücreti Ocak 2025 zammıyla birlikte 982 lira düzeyine çıktı. Ücretlerindeki artış gıda fiyatlarındaki artışı bile karşılamaya yetmeyen kamu çalışanlarının alım gücü gıda fiyatlarına karşı erimeye devam ediyor.

Nitekim bu yıl ocak ayında kamu çalışanlarına geçmiş enflasyon farkı hariç yapılan yüzde 6 oranındaki toplu sözleşme zammının tamamı daha ilk iki ayda eridi. Çalışanlar daha yılın ilk üç ayında devletten alacaklı konumuna geldi.

Birleşik Kamu-İş’in gıda fiyatları endeksi Haziran 2020’den bu yana yani 58 aydır aralıksız olarak bir önceki aya göre artıyor. Bu 58 aylık dönemde gıda fiyatları 16 katı arttı. Gıda fiyatlarındaki bu aralıksız artış Haziran 2020’de 100 liraya alınan bir sepet gıda maddesinin bugün1.850 liraya alınabilir hale getirdi.

Martta yağ ve ekmek, pirinç, un, bulgur makarna grubu dışındaki tüm harcama gruplarında fiyatlar değişik oranlarda arttı. Ekmek-pirinç-un-bulgur harcamaları martta, pirinç fiyatlarındaki artışa rağmen makarna fiyatlarındaki düşüş nedeniyle bir önceki aya göre yüzde 0,5 oranında azalırken, et ve balık grubu harcamalarında yüzde 11,2 oranında yükseliş oldu.

Süt, süt ürünleri ile yumurta grubunda fiyatlar bir önceki aya göre yüzde 3,8 oranında zamlandı. Tereyağı dışındaki yağ harcamaları ise ay çiçeği yağı fiyatlarındaki düşüşe bağlı olarak önceki aya göre yüzde 2,5 oranında azaldı. Meyve fiyatlarının yüzde 12,7 oranında yükseldiği martta sebze fiyatlarında da bir önceki aya göre yüzde 19,8 oranında artış kaydedildi.

Bakliyat fiyatlarının önceki aya göre değişmediği mart ayında salça, zeytin, bal, çay, tuz ve benzeri işlenmiş gıda maddelerinden oluşan diğer gıda fiyatları ise yüzde 0,3 oranında yükseldi. Vatandaşlar mevcut gıda tüketim alışkanlıklarına göre seçilen 64 gıda maddesinden oluşturulan gıda sepetini satın alabilmek için martta bir önceki aya göre yüzde 6,8 oranında daha fazla para ödemek zorunda kaldı. 

Gıda fiyatları bu yıl ocak ayında yüzde 4, şubatta ise yüzde 2,2 oranında artmıştı. Ocak-mart dönemindeki toplam artış ise yüzde 13,6 olarak gerçekleşti.

İlk üç ayda ekmek, pirinç, un, bulgur, makarna fiyatlarında ortalama yüzde 6,3, beyaz ve kırmızı et fiyatlarında yüzde 17,8, süt, süt ürünleri ve yumurta fiyatlarında yüzde 16 artış oldu. Yağ fiyatlarında yüzde 1,5 oranında düşüş oldu. Meyve fiyatları yüzde 18, sebze fiyatları yüzde 24,8, bakliyat yüzde 5,7 ve diğer işlenmiş gıda fiyatları da yüzde 3,5 oranında yükseldi.

Ekmek, un, bulgur, makarna fiyatları bu yıl mart ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 44,8, et-balık fiyatları 29,6, süt ve süt ürünleri ile yumurta fiyatları yüzde 33,4 oranlarında artış gösterdi. Bir yıl öncesine göre yağ fiyatları yüzde 34,7 oranında zamlandı.

Meyve fiyatları yüzde 123,8, sebze fiyatları ise yüzde 179,7 oranında yükseldi. Bakliyat fiyatları son bir yılda yüzde 18,8, diğer gıda fiyatları ise yüzde 34,7 oranında zamlandı. Gıda fiyatlarında yıllık olarak yüzde 54,2 oranında artış oldu.

Yıllık ortalama artış yüzde 68,3

Mart 2025 sonu itibariyle son 12 aydaki ortalama gıda fiyatları, Mart 2024 sonu itibariyle son 12 aylık ortalama fiyatlara göre ise yüzde 68,3 oranında arttı. 12 aylık ortalama fiyat artışı ekmek, un, bulgur, makarna fiyatlarında yüzde 46,9, et-balık fiyatlarında 49,5, süt ve süt ürünleri ile yumurta fiyatlarında yüzde 42,1 oldu.

Yıllık ortalamalara göre yağ fiyatları yüzde 58,2, meyve fiyatları yüzde 123,8, sebze fiyatları ise yüzde 179,7 oranında arttı. Bakliyatta son 12 aylık ortalama fiyatlar bir önceki 12 aylık döneme göre yüzde 40,2, diğer gıda fiyatları ise yüzde 68,3 oranında zamlandı.”

Paylaşın

Piyasalar Altüst: Şimşek’ten “Oynaklığa İzin Vermeyeceğiz” Açıklaması

Ekonomiye dair önemli mesajlar veren Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, piyasalarda bundan sonraki dönemde yaşanabilecek aşırı oynaklığa izin vermeyeceklerini söyledi.

Mehmet Şimşek, ekonomik istikrarı korumak için gerekli önlemleri almaya devam edeceğini ifade etti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bankacılık sektörü temsilcileriyle iftar yemeğinde bir araya geldi. Habertürk’te yer alan habere göre; Şimşek, ekonomi politikalarına dair önemli mesajlar ve

Şimşek’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: “Orta vadeli ekonomi programı ekonominin dayanıklılığını artırdı ve güçlü bir temele oturtdu. Türkiye’deki finansal piyasalar yakından takip ediliyor.

Program sayesinde önemli kazanımlar elde ettik. Bu kazanımları korumak için gerekli tüm adımları atmaya devam edeceğiz. Elimizde yeterli araç var ve programın uygulanmasına ilişkin hiçbir tereddüt bulunmuyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik gerçekleştirilen operasyonun ardından yabancı yatırımcı çıkışı sınırlı oldu. İlk aşamada çıkmak isteyen yatırımcılar piyasadan çekildi. Bundan sonra önemli bir şok yaşanmadığı sürece büyük çaplı bir yabancı yatırımcı çıkışı beklemiyoruz.

Finans sektörü, ekonomik programın uygulanmasında önemli bir rol oynuyor. Bankalar ve piyasa aktörleriyle yakın temasta olmaya devam edeceğiz.”

Merkez Bankası ile bankalar arasında olağanüstü toplantı

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yönetimi de banka yöneticileriyle buluşacak.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) ile gerçekleştirilecek toplantının 15:00’da başlaması öngörülüyor. Toplantının ardından TBB’nin açıklama yapacağı belirtildi.

TCMB, İmamoğlu’nun gözaltına alınması sonrasında bir dizi önlemi hayata geçirmişti. Olağanüstü toplantıyla gecelik borç verme faizini yükselten TCMB haftalık repo ihalelerine de ara verme kararı almıştı.

Likidite yönetimi konusunda da adımlar atan TCMB likidite senedi ihraçlarına başlanacağını belirtmişti.

Paylaşın

Türkiye’nin Dış Borcu 684 Milyar Lira Arttı

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ekonomik etkilerine dair konuşan CHP’li Faik Öztrak, “Türk lirasının değerindeki çakılış Türkiye’nin dış borcunun karşılığını 684 milyar lira artırdı” dedi ve ekledi:

“Bu parayla 1 Osmangazi Köprüsü dâhil İzmir Otoyolu, üstüne ilave olarak 1 Yavuz Sultan Selim Köprüsü, o da yetmez, üstüne ilave olarak 1 Atatürk Köprüsü ve üstüne 3 tane de Avrasya Tüneli yapılırdı. Kalan parayla da her bir emeklinin ikramiyesine 787 lira ilave yapılırdı.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, Meclis Genel Kurulu’nda İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ekonomik etkilerine dair konuştu.

Artı Gerçek’in aktardığına göre; Faik Öztrak, hukuksuz gözaltının TL’nin değerini düşürdüğünü belirterek “Hukuksuz gözaltının ardından Türk lirasının değerindeki çakılış Türkiye’nin dış borcunun karşılığını 684 milyar lira artırdı. Bu parayla, bu yıl her bir emekliye 41 bin lira emekli ikramiyesi vermek mümkün. Sarayın sebep olduğu, kurdaki tsunami hükümetin ‘yüksek faiz, kontrollü kur’ politikasıyla döviz açığı artan şirketlere tam 185 milyar lira kur farkı zararı yazdırdı. Bunun faturası milletimize işsizlik ve pahalılık olarak çıkacak.”

Merkez Bankası ve kamu bankalarının kuru tutmak için milyarlarca dolar rezervi sattığını söyleyen Öztrak, “Bununla da yetinmediler, ileriye dönük kur sözleşmelerinin önünü açtılar. Borsa, Maraş depreminden daha fazla değer kaybetti, şirketlerin değeri tam 831 milyar lira düştü. Bu parayla 1 Osmangazi Köprüsü dâhil İzmir Otoyolu, üstüne ilave olarak 1 Yavuz Sultan Selim Köprüsü, o da yetmez, üstüne ilave olarak 1 Atatürk Köprüsü ve üstüne 3 tane de Avrasya Tüneli yapılırdı. Kalan parayla da her bir emeklinin ikramiyesine 787 lira ilave yapılırdı” diye ifade etti.

Paylaşın