Piyasalar Altüst: Merkez Bankası 3 Günde 26 Milyar Dolar Sattı

Merkez Bankası (TCMB), Türk Lirası’ndaki yaklaşık yüzde 12’lik değer kaybını durdurmak için çarşamba günü yaklaşık 12 milyar dolarlık, perşembe ve cuma günleri de toplamda 14 milyar dolarlık döviz satışı gerçekleştirdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 106 kişi hakkında gözaltı kararı verilmesinin ardından piyasalarda yaşanan sert dalgalanma, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı (TCMB) şimdiye kadarki en büyük müdahalesine zorladı.

Financial Times’ın aktardığına göre, Türk Lirası’ndaki yaklaşık yüzde 12’lik değer kaybını durdurmak için TCMB çarşamba günü yaklaşık 12 milyar dolarlık döviz satışı gerçekleştirdi.

Gün içerisinde yapılan yaklaşık 12 milyar dolarlık döviz satışıyla kur, yeniden 38 liranın altına çekildi. Müdahale sadece çarşamba günüyle sınırlı kalmadı. Ekonomistlerin ve piyasaların hesaplamalarına göre, Merkez Bankası perşembe ve cuma günleri toplamda 14 milyar dolarlık ek satış gerçekleştirdi. Böylece sadece üç gün içinde piyasaya verilen toplam döviz desteği 26 milyar doları buldu.

19 Mart Çarşamba günü, İstanbul’daki büyükşehir ve ilçe belediyelerine yönelik “terör” ve “yolsuzluk” soruşturması kapsamında gözaltı kararları kamuoyuna yansıdı. Gelişmenin ardından döviz piyasalarında hızlı bir yükseliş yaşandı. Dolar/TL kuru 41,53 ile tarihi zirvesine ulaşırken, avro 45 liranın üzerine çıktı. Ancak TCMB’nin müdahalesiyle kurlar gün sonunda düşüşe geçti; dolar yeniden 38 TL’nin altına geriledi.

Financial Times’a konuşan bir Türk bankacı, çarşamba sabahı piyasalarda “kontrolün kaybedildiğini” ve bunun yatırımcı güvenine zarar verdiğini belirtti. JP Morgan da aynı gün yayınladığı notta, “yüksek sermaye çıkışları nedeniyle lira likiditesinde bozulma yaşandığını” ifade etti.

Merkez Bankası, yaşanan gelişmelerin ardından 21 Mart Perşembe günü Para Politikası Kurulu’nu olağanüstü topladı. Gecelik borç verme faiz oranı yüzde 44’ten yüzde 46’ya yükseltildi. Yapılan açıklamada, “piyasadaki oynaklığı sınırlamak üzere TL ve döviz likiditesine yönelik tedbirler alındığı” belirtildi.

Açıklamanın devamında, “Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır” ifadelerine yer verildi.

Finans çevreleri, 12 milyar dolarlık döviz satışının TCMB kayıtlarına geçmiş en büyük müdahale olduğunu belirtiyor. Bu tutarın, önceki müdahalelerin neredeyse dört katına ulaştığına dikkat çekiliyor. Uzmanlar, bankanın muhtemelen perşembe ve cuma günleri de piyasaya müdahaleyi sürdürdüğünü tahmin ediyor.

(Kaynak: Karar)

Paylaşın

Merkez Bankası’nda Takvim Dışı Karar: Gecelik Borç Verme Faizi Yükseltildi

Takvimde yer almayan olağanüstü bir toplantı yapan Merkez Bankası (TCMB) gecelik borç verme faizini 2 puan artırarak yüzde 46’ya çıkardı. Banka, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 41’de sabit tuttu.

Haber Merkezi / Merkez Bankası (TCMB), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını da yüzde 42,5’te sabit tuttu. Banka, son olarak 6 Mart’ta politika faizinde 250 baz puanlık indirime gitmişti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Para Politikası Kurulu (PPK), takvimde yer almayan olağanüstü bir toplantıyla faiz kararı aldı. Toplantı sonrası Merkez Bankası (TCMB) yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Para Politikası Kurulu (Kurul), finansal piyasalardaki gelişmeleri değerlendirmek üzere toplanmıştır. Söz konusu gelişmelerin enflasyon görünümü açısından oluşturabileceği riskler değerlendirilerek, sıkı parasal duruşu destekleyici tedbirler alınmıştır.

Bu doğrultuda Kurul, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranının yüzde 46’ya yükseltilmesine karar vermiştir. Politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 42,5’te, Merkez Bankası gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 41’de sabit tutmuştur.

Ayrıca, piyasadaki oynaklığı sınırlamak üzere TL ve döviz likiditesine yönelik tedbirler alınmıştır. Finansal piyasaların etkin işleyişinin sürdürülmesi amacıyla gerekli görülmesi halinde ek önlemler alınacaktır.

Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.”

Paylaşın

Döviz Mevduatları 178,8 Milyar Dolara Yükseldi

14 mart ile biten haftada, Merkez Bankası’nın (TCMB) verilerine göre, döviz mevduatlarının büyüklüğü, 667 milyon dolar artarak 178,8 milyar dolara seviyesine yükseldi.

Haber Merkezi / Aynı haftada Merkez Bankası’nın (TCMB) toplam rezervleri bir önceki haftaya göre 1,2 milyar dolar seviyesinde artarak 171,1 milyar dolar seviyesine yükseldi.

Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları 14 mart haftasında, 26,6 milyar lira azalarak 798,8 milyar liraya geriledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) verilerine göre, 14 Mart haftasında yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatları parite etkisinden arındırılmış veriye göre 667 milyon dolar arttı. Mart’ın ilk haftasında da döviz mevduatlarında 2,5 milyar dolarlık artış görülmüştü.

14 Mart haftasında tüzel kişilerin döviz mevduatlarında yükseliş dikkat çekti. TCMB verilerine göre tüzel kişilerin döviz mevduatları aynı dönemde 708,2 milyon dolar arttı. Gerçek kişilerin döviz mevduatları ise 41,2 milyon dolar geriledi. 14 Mart haftası itibariyle döviz mevduatlarının büyüklüğü ise 178,8 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Merkez Bankası (TCMB), 14 mart ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini de yayınladı. Buna göre, 14 mart itibarıyla toplam rezervler 169,9 milyar dolar seviyesinden, 171,1 milyar dolar seviyesine yükseldi.

Aynı hafta, Merkez Bankası’nın (TCMB) net rezervleri 74,3 milyar dolardan 73,9 milyar dolara geriledi. Swap hariç net rezervler de aynı dönemde 65,8 milyar dolardan 65,4 milyar dolara indi.

Öte yandan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) haftalık bülteninde yer alan bilgilere göre, kur korumalı TL mevduat ve katılma hesapları 825,4 milyar liradan 798,8 milyar liraya geriledi.

Merkez Bankası (TCMB) KKM ile ilgili son olarak 2 Ocak tarihinde yayımlanan düzenleme ile döviz yükümlülüğü bulunan şirketlere KKM desteğini sonlandırma kararı almıştı. TCMB 2025 para politikası çerçevesini sunduğu metinde de yıl içinde KKM uygulamasının sonlandırılmasının planlandığını duyurmuştu.

Paylaşın

Yatırım Bankası Morgan Stanley Borsa İstanbul’dan Çekildi

Uzun yıllardır Türkiye sermaye piyasalarında faaliyet gösteren ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley Menkul Değerler A.Ş., Borsa İstanbul üyeliğini iptal etme kararı aldı.

Haber Merkezi / Karar, Borsa İstanbul A.Ş. tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklama ile duyuruldu.

Duyuruda, “Faaliyet izinlerinden tamamen feragat etme başvurusu Sermaye Piyasası Kurulunca olumlu karşılanarak sahip olduğu Dar Yetkili Aracı Kurum Belgesi iptal edilen Morgan Stanley Menkul Değerler A.Ş. (Üye Kodu:MSI), Borsamız Yönetim Kurulunun 12/03/2025 tarihli kararı ile Borsa üyeliğinden çıkarılmıştır” ifadelerine yer verildi.

Karar, İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik operasyonu takiben Borsa İstanbul’da görülen sert düşüş sonrasında geldi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve 100’den fazla kişiye yönelik gözaltı kararının ardından TL diğer tüm para birimleri karşında değer kaybetti. Dolar ve Euro kurları yeni zirve yaptı.

Dolar/TL ilk kez 41 seviyesini aşarken, Euro/TL de 44’ün üzerine çıkarak rekor seviyeyi gördü. Dolar 41,64, Euro 44,88’e kadar yükseldi. Ancak daha sonra dolar 38, Euro da 42 seviyesinde doğru düştü.

Operasyonun ardından döviz kurlarında yaşanan sert yükseliş altına tarihi bir zirve yaptırdı. Gram altının fiyatı tarihte ilk kez 4 bin TL’yi aştı. Merkez Bankası’nın müdahalesi sonrası gram altın kademeli olarak düşüşle 3 bin 800’ün altına indi.

Borsa İstanbul, güne yüzde 6,87 oranında düşüşle başladı. Endeks açılışta 741 puan kayıpla 10.060,48 puana geriledi. BIST-100 endeksi 741 puan gerileyerek 10.060,48 puandan işlem görmesinin ardından, Borsa İstanbul’da açılışta devre kesici uyguladı.

Açıklamada, “Saat 09:55:19 itibarıyla endekse bağlı devre kesici tetiklenmiş ve Pay Piyasasındaki tüm işlem sıralarında, Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasasındaki (VİOP) Pay ve Pay Endekslerine dayalı sözleşmelerde ve Borçlanma Araçları Piyasası (BAP) Pay Senedi Repo Pazarında işlemler geçici olarak durdurulmuştur,” denildi.

Borsa İstanbul saat 10:30 itibarıyla yeniden işleme açıldı. Öğleden sonra değer kaybının yüzde 7 civarına gelmesiyle Borsa İstanbul’da yine devre kesici uygulandı.

5 ila 10 milyar dolar arasında satış yapıldı

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) bu süreçte dövize müdahale ettiğini ve 5 ila 10 milyar dolar arasında satış yaptığını yazdı. Bloomberg’e konuşan bir Merkez Bankası yetkilisi de sekiz milyar dolar satıldığını belirtti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Şimşek “Piyasaların sağlıklı işleyişi için gereken her şey yapılıyor. Uygulamakta olduğumuz ekonomi programı kararlılıkla devam ediyor” dedi.

Şimşek’in sözlerine tepki gösteren CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ise, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Bir netleşelim. Bu uygulamakta olduğunuz ekonomi programı değil. Uygulamakta olduğunuz şey, ağır hukuksuzluklar ve demokrasi yıkımıdır. Bedelini halk derin yoksullaşmayla ödüyor. Sorumlusunuz” dedi.

Soruşturmalar hakkında neler biliniyor?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 100’den fazla kişi gözaltına alındı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan yapılan ilk açıklamada İmamoğlu ile birlikte 100 şüpheli hakkında “suç örgütü liderliği’ suçlamasında bulunulurken, “suç örgütü irtikap, rüşvet, dolandırıcılık, ihaleye fesat karıştırma” gibi suçlardan gözaltı kararı verildiği kaydedildi.

Soruşturmalardan ilki “belediye iştiraklerinde usulsüz ihaleler, ihaleye fesat karıştırma, nitelikli dolandırıcılık, kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme, rüşvet eylemlerini örgütlü bir şekilde işleme” gibi iddialarla ilgili. Bu soruşturma kapsamında İmamoğlu dahil 100 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

Başsavcılıktan yapılan açıklamada soruşturmanın kamuoyunda “CHP’de para sayma görüntüleri” olarak bilinen olayın ardından başlatıldığı vurgulandı. İmamoğlu hakkında “çıkar amaçlı suç örgütü lideri” ifadesi kullanılan açıklamada iddiaların Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine dayandığı kaydedildi.

Başsavcılık, büyükşehir belediyesinin iştirakleri olan MEDYA A.Ş, KÜLTÜR AŞ., KİPTAŞ ve İSFALT firmalarının da bu eylemlerde kullanıldığını iddia etti.

İkinci soruşturma 31 Mart yerel seçimlerinde hayata geçirilen “kent uzlaşısı” kapsamında terör soruşturması. Bu soruşturma kapsamında İmamoğlu dahil yedi kişi hakkında gözaltı kararı verildi. İkisinin ismi açıklanmadı.

DEM Parti’nin 31 Mart 2024 seçimlerinde gündeme getirdiği bir yerel seçim stratejisi olan kent uzlaşısı, “kentin tüm dinamiklerinin üzerinde uzlaştığı adaylarla seçimlere katılmayı” ifade ediyor.

Bu strateji çerçevesinde DEM Parti, Batı’daki bazı seçim noktalarında aday çıkarmayarak işbirliği temelinde CHP adaylarını destekledi. Başsavcılık bu faaliyetlerin PKK’nın metropollerdeki etkinliğini artırma amacı taşıdığını iddia etti.

Savcılık, CHP kontenjanından seçilen bazı belediye meclis üyeleri ile atanan belediye başkan yardımcılarının terörle bağlantılı olduğunu ve İBB iştiraki olan İPA ve BİMTAŞ bünyesinde de terör örgütü mensupları ve sempatizanlarının işe alındığını iddia etti.

Açıklamada İmamoğlu’nun diğer şüphelilerle birlikte yerel seçimlerde belediye meclis üyesi listelerini şahsen onayladığı vurgulandı, bu nedenle PKK/KCK terör örgütüne yardım etme suçunu işledikleri iddia edildi.

Üçüncü soruşturma 2013 yılında düzenlenen Gezi Parkı protestoları ile ilgili. Gazeteci İsmail Saymaz bu soruşturma kapsamında sabah saatlerinde gözaltına alındı. Saymaz, Taksim Dayanışması içinde görev almak ve eylemlerin derinleştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla faaliyette bulunmakla suçlandı.

Başsavcılığın açıklamasında ayrıca Osman Kavala’nın internet sitesinin hazırlanmasında rol aldığı, Gezi davasında tutuklu diğer kişilerle yoğun irtibatı olduğu, sosyal medya hesaplarında Gezi Parkı olayları ile ilgili çok sayıda paylaşımda bulunduğu suçlamaları yer aldı.

 

Paylaşın

Mahfi Eğilmez’den Dikkat Çeken “Faiz” Yazısı: Tek Başına Ekonomiyi Kurtaramaz

Faiz politikasının tek başına ekonomik sorunları çözmeye yetmeyeceğini belirten ekonomist Mahfi Eğilmez, yapısal reformların gerekliliğine dikkat çekti. Eğilmez, Türkiye’nin 2001 krizini IMF desteğiyle uyguladığı para ve maliye politikalarının yanı sıra yapısal reformlarla atlattığını vurguladı.

Mahfi Eğilmez, ancak zamanla bu reform sürecinin sekteye uğradığını belirterek, “Önce Avrupa Birliğiyle ilişkiler programlandığı şekilde ilerlemez oldu, ardından yapısal reformlar yapılacak yerde yapılmış olanlar da tersine çevrilmeye başlandı. 2018 yılında girilen başkanlık sistemiyle birlikte kamu yönetimi iyiden iyiye zayıfladı, ekonomi politikasında, özellikle faiz politikasında yanlış adımlar atılmaya başlandı ve bu yanlışlar 2021 yılında enflasyon yükselirken faizi düşürme hamlesiyle doruk noktasına çıktı” dedi.

Ekonomist Mahfi Eğilmez, “Faiz Tek Başına Ekonomiyi Kurtaramaz” başlıklı yazısında, ekonomi yönetiminin uyguladığı “faiz” politikalarına ilişkin eleştirilerini sıraladı. Eğilmez, yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Faiz politikası, karşılıklar politikası, makro ihtiyati önlemler, önemli yapısal sorunları olmayan ekonomilerde ortaya çıkan sorunları çözmeye yarar. Mesela küresel kriz ortaya çıktığında ABD ve Avrupalı gelişmiş ekonomiler sorunlarını asıl olarak para politikası aracılığıyla çözmeye giriştiler. O zamana kadar ekonomi politikasının en büyük günahı kabul edilen para basarak finansman sağlama meselesi tabu olmaktan çıkarılıp bir politika uygulaması olarak devreye sokuldu. Parasal genişleme olarak adlandırılan bu uygulama kökeni 1900’lerin başına kadar uzanan modern para teorisinin de yaşama geçirilmesini sağladı.

Bir yandan para basıp piyasaya sürerek bir yandan faizleri sıfıra kadar düşürerek gelişmiş ülkeler, ekonomide karşılaştıkları çöküşten çıkmayı ve toparlanmayı başardılar. Bunu başarırken de önemli oranda enflasyon yaratmadılar. Çünkü paraları rezerv paraydı, o nedenle bastıkları paralar kendi ülkelerinde kalmadı ve yatırım fonları aracılığıyla bankalardan ödünç alınıp dışarıda daha yüksek getiri veren ülkelere gitti. Bu uygulamalar sırasında maliye politikası pek fazla devreye girmedi.

ABD ve Euro Bölgesi ülkeleri ekonomi ve hukuk, demokrasi, eğitim gibi diğer alanlarda alt yapıları önemli ölçüde yeterli ülkeler oldukları için para politikasını uygularken ayrıca büyük ölçüde yapısal reformlara girişmeye ihtiyaç duymadılar, ufak tefek düzeltmeler onlar için yeterli oldu.

Bizim yaşadığımız en önemli krizlerden birisi gelişmiş dünyanın karşılaştığı küresel krizden yedi yıl kadar önce 2001’de çıktı. Bu kriz sırasında IMF desteğiyle faiz politikası, zorunlu karşılıklar gibi düzenlemelerle para politikası, vergilerin yeniden düzenlenmesi ve bütçe açıklarının giderilmesi yoluyla kamu mali disiplininin sağlanması gibi maliye politikası önlemlerine yer verirken bankacılık reformu gibi yapısal reformların da yapılması sağlandı. Bunlara ek olarak ekonomi ve diğer alanlarda ileri düzenlemelere geçişi sağlayacak olan Avrupa Birliğiyle tam üyelik müzakereleri başlatıldı. Bütün bu olumlu düzenleme ve adımların sonucu olarak Türkiye kısa sayılabilecek bir sürede krizden çıktı, cari denge dışında bütün göstergeleri kriz öncesi durumla kıyaslanamayacak kadar olumlu bir görünüm aldı.

İlk kez orta gelir tuzağından çıkış umudu doğdu. Ne var ki bu olumlu görünüm çok sürmedi. Önce Avrupa Birliğiyle ilişkiler programlandığı şekilde ilerlemez oldu, ardından yapısal reformlar yapılacak yerde yapılmış olanlar da tersine çevrilmeye başlandı. 2018 yılında girilen başkanlık sistemiyle birlikte kamu yönetimi iyiden iyiye zayıfladı, ekonomi politikasında, özellikle faiz politikasında yanlış adımlar atılmaya başlandı ve bu yanlışlar 2021 yılında enflasyon yükselirken faizi düşürme hamlesiyle doruk noktasına çıktı. Faiz negatif hale gelince dövize yöneliş oldu, bu kez bu yönelişi önlemek için KKM uygulamasıyla kur garantisi getirildi.

2023 yılı ortasında bu yanlışlardan dönüş için yeni bir program uygulamaya kondu. Bu program faiz ve zorunlu karşılıklar düzenlemesi gibi para politikası araçlarının kullanılmasına dayanıyor. Kamu kesiminin, özellikle yüksek yöneticilerin yarattığı büyük israfla ilgili hiçbir düzenleme içermiyor. Maliye politikasıyla harcamaları kısmak yolunda düzenleme yapılamayınca bu kez enflasyonu yükselttiği bilinen dolaylı vergileri artırmaya ağırlık verilmek zorunda kalındı.

2021 yılından itibaren iki yıl boyunca enflasyona göre çok düşük faizle kredi kullanmaya başlamış olan iş âlemi, faizlerdeki yükselişe ayak uyduramadı. Ülke riskinin yüksekliği (CDS primi halen 257 bp düzeyinde bulunuyor) ve düşürülmeye çalışılması bir yana tam tersine risk artırıcı açıklamalar yapılması doğrudan yabancı sermaye girişinin önünü kesti. Doğrudan yabancı sermaye girişi çok düşük düzeyde kalınca yabancı sıcak para çeşidi olan carry trade yoluyla ve Türk yatırımcıların dolar hesaplarını bozdurup Türk Lirası hesaplara geçmesini sağlayan bir sistemle finansman çevrilmeye çalışılıyor.

Böyle bir ortam ülke ekonomisinin çekici gücü olan sanayi kesimi üretiminin ciddi darbe almasına yol açıyor. Sanayi üretimi 2024 sonunda kısa bir çıkış göstermiş olsa da bunun bir “ölü kedi sıçraması” olduğu görülebiliyor.

Özetle bugün geldiğimiz durumdan bugün uyguladığımız gibi yalnızca para politikasıyla çıkmak mümkün görünmüyor. Enflasyonda tümüyle baz etkisine dayalı geçici düşüşlere bakarak sorun çözülüyor gibi düşünmek çok yanlış olur. Artık bir dakika bile kaybetmeden hukukun üstünlüğü ve güçler ayrımına dayalı demokrasinin kurulmasından başlayarak vergi reformu, kamu harcama reformu, teşvik sisteminin doğru kullanılması gibi yapısal reformlara başlamamız gerekiyor.”

Paylaşın

Emeklinin Bayram İkramiyesi Belli Oldu: Dört Bin Lira

Yaklaşık 16. 5 milyon emekliyi ilgilendiren Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı ikramiyeleri 4 bin lira oldu. Bayramı ikramiyeleri, 2024 yılında 3 bin liraya yükseltilmişti.

AK Parti, Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde değişiklik yapan 18 maddelik yasa teklifi Meclis Başkanlığına sundu. Yaklaşık 16. 5 milyon emekliyi ilgilendiren bayram ikramiyelerindeki artışta yasa teklifinde yer aldı.

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, “Emeklilerimize verilen Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı ikramiye tutarını yapılan değerlendirmeler sonucunda 3 bin liradan 4 bin liraya çıkartıyoruz” dedi.

ANKA’nın AK Partili kaynaklardan edindiği bilgiye göre, hem Ramazan hem de Kurban bayramlarında emeklilere yapılacak 4 biner lira ikramiyenin bütçeye maliyetinin 127 milyar TL olarak hesaplandı.

Yetkililer, teklifin yasalaşmasının ardından 27 Mart Perşembe ve 28 Mart Cuma günleri emeklilerin hesaplarına yatırılacak şekilde planlama yapıldığını bildirdi.

Ramazan Bayramı arifesi 29 Mart Cumartesi gününe denk geliyor. Ramazan Bayramı 30 Mart Pazar-1 Nisan Salı 2025 tarihlerinde kutlanacak.

Emeklilere her yıl Ramazan ve Kurban Bayramları öncesinde ödenen bayram ikramiyeleri, 2024 yılında yüzde 50 artırılarak 3 bin TL’ye yükseltilmişti.

Paylaşın

Gıda Enflasyonu, Türkiye’de Yüzde 41.7 Uganda’da Yüzde 0.6

Gıda enflasyonu, resmi rakamlara Türkiye’de yüzde 41,7, İran’da yüzde 26, Lübnan’da 20.8, Bangladeş’te yüzde 10,7, Kamerun’da yüzde 7,3, Burkina-Faso’da yüzde 8,9, Uganda’da ise yüzde 0,6.

Haber Merkezi / İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, sosyal medya hesabı üzerinden, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi 57 ülkenin gıda enflasyonu verilerini paylaştı. Buğra Gökce, paylaşımında şu bilgilere yer verdi:

“İslam İşbirliği Teşkilatı’na (İİT) üye 57 ülke arasında gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülke Türkiye.

İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi 57 ülkenin 8’inde çatışma koşulları veya yerel sorunlar nedeniyle gıda enflasyonu güncel verileri bulunamazken, kalan 49 ülkede ortalama gıda enflasyonu 6,7. Türkiye hariç ortalama gıda enflasyonu ise sadece 6.

Türkiye’de gıda enflasyonu resmi rakamlara göre yüzde 41,7 oldu. Halkımızın geniş kesimi bu enflasyondan çok daha yüksek rakamlara maruz kalıyor. Buna rağmen Türkiye’yi yüzde 27,3 ile İran, yüzde 26 ile Nijerya, yüzde 21,8 ile Filistin ve yüzde 20.8 ile Lübnan takip ediyor.

Bangladeş’te gıda enflasyonu yüzde 10,7 olarak gerçekleşirken, Togo’da 9,1, Kamerun’da 7,3, Burkina-Faso’da ise yüzde 8,9 olarak gerçekleşti.

Uganda’da yıllık gıda enflasyonu yüzde 0,6. Afganistan’da -3, Pakistan’da ise -3.1 ile gıda fiyatları bir önceki yıla göre ucuzladı.

Dünya genelinde de gıda fiyatları azalma eğiliminde. FAO Gıda Fiyatları Endeksi Aralık ayına göre 2,1 puan düşerek 124,9 seviyesine indi. Bu seviye yaklaşık olarak Ağustos 2008 fiyat seviyesi ile aynı.

Türkiye’de gıda fiyatları hem dünya genelinden hem de İslam İşbirliği Teşkilatı üye ülkelerden marjinal şekilde ayrıştı. Bunun temel nedeni uygulanan ekonomi politikası nedeniyle Türk lirasının değerini kaybetmesi, genel yoksullaşma ve yüksek enflasyon oldu.

Ne yazık ki Ramazan ayında yüksek gıda enflasyonu nedeniyle vatandaşlarımız rahatça ne sahura kalkabiliyor, ne de iftarını yapabiliyor. Ekonomideki kötü yönetim vatandaşın sofrasını ağır şekilde vuruyor.”

Paylaşın

Sosyal Yardım Alan Hane Sayısı 4,5 Milyonu Aştı

2024 yılında toplam 4 milyon 574 bin 684 hane sosyal yardımlardan faydalandı. Sosyal yardımların yüzde 96’sı nakdi destekten oluşurken, yardımların yüzde 89’u düzenli yapılan ödemelerden oluştu.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın raporu, Türkiye’de yoksulluk oranlarının endişe verici seviyelere ulaştığını ortaya koydu. 2024 yılı itibarıyla aşırı yoksulluk sınırının altında yaşayan hane sayısı 3,6 milyona yükselirken, sosyal yardım harcamalarında da rekor artış yaşandı.

Bakanlığın verilerine göre, 2024 yılında sosyal yardım harcamaları 491,7 milyar TL’ye ulaştı. Bu rakam, 2023 yılına göre yüzde 61’lik bir artışı ifade ediyor. Sosyal yardımların yüzde 96’sının nakdi destek olarak sağlandığı belirtilirken, yardımların yüzde 89’u düzenli yapılan ödemelerden oluştu.

Rapora göre, 2024 yılında toplam 4 milyon 574 bin 684 hane sosyal yardımlardan faydalandı. Öne çıkan bazı destek kalemleri ise şöyle:

Elektrik tüketim desteği: 4 milyon 87 bin 785 hane
Şartlı Eğitim Yardımı: 1 milyon 744 bin 442 kişi – toplam 1,3 milyar TL
Gıda yardımları: 4 milyon 262 bin 105 kişi
Barınma yardımları: 21 bin 380 hane
Doğalgaz tüketim desteği: 702 bin 253 hane
Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borçlusu kişi sayısı: 9 milyon 444 bin 458

Çocuklar risk altında

Bakanlık raporunda, 2024 yılında 272 bin 348 çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığı belirtilirken, bu çocuklardan 252 bin 348’ine Sosyal ve Ekonomik Destek Programı kapsamında yardım sağlandığı aktarıldı.

Paylaşın

Otomotiv Satışları Yüzde 14,2 Azaldı

Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, yılın ilk iki aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 14,2 oranında azalarak 159 bin 384 adet olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Otomobil satışları, yılın ilk iki aylık döneminde geçen yıla göre yüzde 9,8 oranında azalarak 131 bin 965 adet, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 30,4 azalarak 27 bin 419 adet oldu.

Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD), Otomobil ve Hafif Ticari Araç Pazarı Şubat, Ocak – Şubat 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, yılın ilk iki aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 14,2 oranında azalarak 159 bin 384 adet olarak kayıtlara geçti.

Otomobil satışları, yılın ilk iki aylık döneminde geçen yıla göre yüzde 9,8 oranında azalarak 131 bin 965 adet, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 30,4 azalarak 27 bin 419 adet oldu.

Şubat ayında otomobil ve hafif ticari araç pazarı geçen yılın şubat ayına göre yüzde 14,4 azalarak 90 bin 730 adet oldu. Şubat ayında otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,6 azalarak 76 bin 021 adet olurken, hafif ticari araç pazarı yüzde 38,0 azalarak 14 bin 709 adet oldu.

Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 10 yıllık şubat ayı ortalama satışlara göre yüzde 59,3 arttı. Otomobil pazarı, 10 yıllık şubat ayı ortalama satışlara göre yüzde 75,8 arttı. Hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık şubat ayı ortalama satışlara göre yüzde 7,4 arttı.

Otomobil pazarı segmentlere göre; Pazarın yüzde 82,6’sını vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 74 bin 343 adetle yüzde 56,3 pay, B segmenti otomobiller 34 bin 175 adetle yüzde 25,9 pay aldı

Otomobil pazarı gövde tiplerine göre; Gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde ise en çok tercih edilen gövde tipi SUV otomobiller (Yüzde 58,6 pay, 77 bin 344 adet) oldu. SUV otomobilleri, yüzde 24,6 pay ve 32 bin 481 adet satış ile Sedan, yüzde 16,1 pay ve 21 bin 238 adet satış ile H/B otomobiller takip etti.

Otomobil pazarı motor tipine göre; Benzinli otomobil satışları 65 bin 517 adetle yüzde 49,6 pay, Hibrit otomobil satışları 37 bin 864 adetle yüzde 28,7 pay, Elektrikli otomobil satışları 16 bin 698 adetle yüzde 12,7 pay ve Dizel otomobil satışları 11 bin 430 adetle yüzde 8,7 pay, Otogazlı otomobil satışları 456 adetle yüzde 0,3 pay aldı.

Elektrikli otomobil pazarı elektrik motor gücüne göre; 160 kW altındaki elektrikli otomobil satışları yüzde 41,1 artarak yüzde 9 pay, 160 kW üstü elektrikli otomobil satışları yüzde 259,1 artarak yüzde 3,6 pay aldı.

Otomobil pazarı motor hacmine göre; 1600cc altındaki otomobil satışları yüzde 32,8 azalarak yüzde 58 pay, 1600-2000cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 31,9 azalarak yüzde 0,4 pay, 2000cc üstü otomobil satışları yüzde 22 artarak yüzde 0,3 pay aldı.

Otomatik şanzımanlı otomobiller; 124 bin 287 adetle yüzde 94,2 pay alırken, manuel şanzımanlı otomobiller 7 bin 678 adetle yüzde 5,8 pay aldı.

Hafif ticari araç pazarı gövde tipine göre; Van gövde tipi yüzde 73,5 pay ve 20.158 adet ile en çok tercih edilen gövde tipi olurken; Kamyonet gövde tipi yüzde 12,9 pay ve 3 bin 544 adetle 2. sırada yer aldı.

Paylaşın

Türkiye, OECD Ülkeleri Arasında Enflasyonda Zirvede

Şubat ayını 39,05 enflasyonla kapatan Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD) üye ülkeler arasında en yüksek enflasyon oranına sahip ülke olmaya devam etti.

Haber Merkezi / OECD’yi, dünya ekonomisinin yönetimine alt yapı oluşturan, küresel bağlamda önem kazanmakta olan konuları analitik düzeyde inceleyen temel ve öncü kuruluşlardan biri olarak nitelemek mümkündür. OECD esas itibariyle, ekonomik konularda uzmanlaşmış hükümetlerarası bir istişare kuruluşu görünümündedir

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), Türkiye’nin enflasyon verilerine ilişkin yeni bir değerlendirme yayımladı. Açıklamada, Türkiye’nin yüksek enflasyon oranıyla OECD ülkeleri arasında ilk sırada yer aldığı belirtilirken, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı resmi enflasyon rakamlarına yönelik tartışmaların sürdüğü vurgulandı.

TÜİK tarafından açıklanan verilere göre, 2025 Şubat ayı itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 39,05, aylık enflasyon ise yüzde 2,27 olarak gerçekleşti. Sektörel bazda en yüksek fiyat artışı yüzde 94,90 ile eğitim alanında görülürken, onu yüzde 70,81’lik oranla konut harcamaları ve yüzde 45,90 ile lokanta ve oteller takip etti. Gıda ve alkolsüz içecekler grubundaki yıllık fiyat artışı ise yüzde 35,11 seviyesinde gerçekleşti.

DİSK-AR tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’de uzun süredir devam eden yüksek enflasyonun özellikle düşük ve sabit gelirli kesimler üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekildi. Açıklamada, “Büyük ölçüde baz etkisi nedeniyle enflasyonun artış hızı yavaşlamış olsa da fiyatlar artmaya devam ediyor. Enflasyonun artış hızındaki düşüş, fiyatların düştüğü anlamına gelmiyor. Aksine, farklı toplumsal kesimler enflasyonu farklı şekillerde hissediyor. Yüksek enflasyon, dar gelirli vatandaşların alım gücünü çok daha fazla düşürüyor ve gelir dağılımındaki adaletsizliği derinleştiriyor” ifadelerine yer verildi.

DİSK-AR, TÜİK’in Haziran 2022 itibarıyla madde fiyat listesini açıklamayı bırakmasıyla enflasyon verilerinin daha da tartışmalı hale geldiğini vurguladı. Kurumun değerlendirmesinde şu ifadeler kullanıldı: “TÜİK’in açıkladığı enflasyon verileri, halkın hissettiği gerçek enflasyonu tam olarak yansıtmıyor. Ancak resmi verilere göre bile Türkiye’de enflasyon seviyesi oldukça yüksek. Ülkemiz, enflasyon oranları açısından dünyada en kötü birkaç ülke arasında yer alırken, OECD ülkeleri içinde en yüksek enflasyona sahip ülke konumunu uzun süredir koruyor.”

Enflasyon: TÜİK yüzde 39, ENAG yüzde 79

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Şubat ayı enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre Şubat’ta tüketici fiyat endeksi (TÜFE) önceki aya göre yüzde 2,27 artarken, yıllık bazda artış yüzde 39,05 oldu. TÜFE’de böylece 20 ay sonra ilk kez yüzde 40 seviyesinin altı görüldü. Piyasa beklentisi aylık enflasyonun yüzde 3 seviyesinde gerçekleşeceği yönündeydi.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış yüzde 20,84 ile giyim ve ayakkabıda kaydedildi. Buna karşılık en yüksek artış ise yüzde 94,90 ile eğitim grubunda hesaplandı. Aylık bazda bakıldığında ise giyim ve ayakkabıda yüzde 5,06 aşağı yönlü fiyat hareketi görüldü. Eğitim aylık bazda da yüzde 9,92 yükselişle yukarı yönlü hareketin en fazla olduğu grup oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yıl sonunda enflasyonun yüzde 24’e gerileyeceğini öngörüyor. Hükümetin Orta Vadeli Programında ise yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 17,5 olarak belirlenmişti.

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verisine göre ise TÜFE’de aylık değişim yüzde 3,37 yukarı yönlü oldu. Yıllık enflasyon yüzde 79,51 olarak hesaplandı. ENAG’a göre aylık bazda en yüksek fiyat artışı yüzde 6,77 ile haberleşme kategorisinde görüldü, onu yüzde 5,38 ile gıda ve alkolsüz içecekler izledi. Sağlık grubunda ise önceki aya göre fiyat değişimi kaydedilmedi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerini değerlendirdi. Mehmet Şimşek, şu ifadeleri kullandı: “Dokuz aydır gerileyen yıllık enflasyon şubatta yüzde 39,1 gerçekleşti. Temel mallarda yıllık enflasyon geçen yılın aynı ayına göre 32 puan düşüşle yüzde 21,7, hizmet enflasyonu ise 35 puan düşüşle yüzde 59,8 oldu.

Dezenflasyon sürecini destekleyen maliye ve gelirler politikaları ile beklentilerdeki iyileşme sayesinde enflasyondaki istikrarlı düşüşün devam etmesini bekliyoruz. Vatandaşlarımızın alım gücünü ve gelir dağılımını kalıcı olarak iyileştirecek olan fiyat istikrarına ulaşmak için politikalarımızı kararlılıkla uygulayacağız.”

Paylaşın