Şubat Ayında, Vatandaşın Borç Yükü Katlanarak Arttı

Şubat ayında tüketici kredileri 2 trilyon 92 milyar liraya ulaştı. Tüketici kredilerinde en büyük pay 1 trilyon 492 milyar lira ile ihtiyaç kredilerinde olurken, konut kredisi ise 531 milyar lira ile ikinci sırada yer aldı.

Bankaların tahsil edemediği ve takipteki alacaklara düşen tüketici kredileri 69 milyar TL’yi aşarken, bireysel kredi kartlarında bu miktar 68 milyar 902 milyon TL oldu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) verilerine göre, tüketici kredileri bireysel kredi kartlarında vatandaşın borç yükü şubat ayında da katlanarak arttı. Tüketici kredilerinde 2024 şubat ayından 2025 yılının şubat ayına kadar olan dönemde 530 milyar 828 milyon TL artış oldu. Yıl başından bu yana iki ayda yasal takibe düşen kredi miktarı da 328 milyar 754 milyon TL’ye ulaştı.

BDDK’nın 21 Şubat 2025 haftalık verilerine göre, tüketici kredileri 2 trilyon 92 milyara TL’ye ulaşırken bireysel kredi kartlarında borç 1 trilyon 875 milyar TL olarak gerçekleşti. Tüketici kredileri geçtiğimiz yıl 23 Şubat haftasında toplam 1 trilyon 562 milyar TL iken 2025 yılının 21 Şubat haftalı aynı dönemine kadar vatandaşın kredi yükünde bir yılda 530 milyar 828 milyon TL artış yaşandı.

En büyük borç ihtiyaç kredilerinde

Vatandaşların borçlanması her geçen gün artarken tüketici kredilerinde yılın ilk ayından bu yana toplamda 73 milyar TL artış oldu. Tüketici kredilerinde en büyük pay 1 trilyon 492 milyar TL ile ihtiyaç kredilerinde olurken, konut kredisi ise 531 milyar TL ile ikinci sırada yer aldı.

BDDK’nın 21 Şubat tarihli verisine göre, takipteki alacaklara düşen kredi miktarında da artış yaşandı. Batık kredi miktarı 328 milyar 754 milyon TL’ye ulaştı. Bankaların tahsil edemediği ve takipteki alacaklara düşen tüketici kredileri 69 milyar TL’yi aşarken, bireysel kredi kartlarında bu miktar 68 milyar 902 milyon TL oldu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Şimşek’ten Enflasyon Açıklaması: Düşüşün Devam Etmesini Bekliyoruz

Mehmet Şimşek, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerine ilişkin, “Dezenflasyon sürecini destekleyen maliye ve gelirler politikaları ile beklentilerdeki iyileşme sayesinde enflasyondaki istikrarlı düşüşün devam etmesini bekliyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Vatandaşlarımızın alım gücünü ve gelir dağılımını kalıcı olarak iyileştirecek olan fiyat istikrarına ulaşmak için politikalarımızı kararlılıkla uygulayacağız.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerini değerlendirdi. Mehmet Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“Dokuz aydır gerileyen yıllık enflasyon şubatta yüzde 39,1 gerçekleşti. Temel mallarda yıllık enflasyon geçen yılın aynı ayına göre 32 puan düşüşle yüzde 21,7, hizmet enflasyonu ise 35 puan düşüşle yüzde 59,8 oldu.

Dezenflasyon sürecini destekleyen maliye ve gelirler politikaları ile beklentilerdeki iyileşme sayesinde enflasyondaki istikrarlı düşüşün devam etmesini bekliyoruz. Vatandaşlarımızın alım gücünü ve gelir dağılımını kalıcı olarak iyileştirecek olan fiyat istikrarına ulaşmak için politikalarımızı kararlılıkla uygulayacağız.”

Enflasyon: TÜİK yüzde 39, ENAG yüzde 79

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Şubat ayı enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre Şubat’ta tüketici fiyat endeksi (TÜFE) önceki aya göre yüzde 2,27 artarken, yıllık bazda artış yüzde 39,05 oldu. TÜFE’de böylece 20 ay sonra ilk kez yüzde 40 seviyesinin altı görüldü.

Piyasa beklentisi aylık enflasyonun yüzde 3 seviyesinde gerçekleşeceği yönündeydi.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış yüzde 20,84 ile giyim ve ayakkabıda kaydedildi. Buna karşılık en yüksek artış ise yüzde 94,90 ile eğitim grubunda hesaplandı.

Aylık bazda bakıldığında ise giyim ve ayakkabıda yüzde 5,06 aşağı yönlü fiyat hareketi görüldü. Eğitim aylık bazda da yüzde 9,92 yükselişle yukarı yönlü hareketin en fazla olduğu grup oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yıl sonunda enflasyonun yüzde 24’e gerileyeceğini öngörüyor. Hükümetin Orta Vadeli Programında ise yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 17,5 olarak belirlenmişti.

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verisine göre ise TÜFE’de aylık değişim yüzde 3,37 yukarı yönlü oldu. Yıllık enflasyon yüzde 79,51 olarak hesaplandı.

ENAG’a göre aylık bazda en yüksek fiyat artışı yüzde 6,77 ile haberleşme kategorisinde görüldü, onu yüzde 5,38 ile gıda ve alkolsüz içecekler izledi. Sağlık grubunda ise önceki aya göre fiyat değişimi kaydedilmedi.

Paylaşın

Türkiye, Enflasyonun En Yüksek Olduğu Beşinci Ülke

Dünya genelinde enflasyonun en yüksek olduğu 5’inci ülke Türkiye. TÜİK’in açıkladığı yüzde 42,1’lik enflasyon rakamı kabul edilirse ,Türkiye’yi 36,5 ile Burundi, 34,8 ile Nijerya ve 34,5 ile İran takip ediyor.

Haber Merkezi / TÜİK’e göre 2003’ten bu yana ortalama fiyatlar 24 kat, gıda fiyatlarıysa 35 kat arttı!

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, “Bu Ramazan mutfakta yangın var: İslam ülkelerinde gıda fiyatları en fazla Türkiye’de arttı!” başlıklı sosyal medya paylaşımı ile Türkiye’deki yüksek enflasyon ve gıda fiyatlarındaki artışa dikkat çekti.

Buğra Gökce, paylaşımında şu bilgilere yer verdi: “Dünyada enflasyonun en yüksek olduğu 5’inci ülke Türkiye. TÜİK’in açıkladığı yüzde 42,1’lik enflasyon rakamı kabul edilirse Türkiye’yi 36,5 ile Burundi, 34,8 ile Nijerya ve 34,5 ile İran takip ediyor. Savaş halindeki Rusya’da enflasyon yüzde 9,2 iken Ukrayna’da sadece yüzde 12.

Türkiye’deki gıda enflasyonu ise ağır saldırı altındaki Filistin’den bile daha yüksek. İsrail’in başlattığı saldırılar nedeniyle Filistin’de gıda enflasyonu 2024 yılı Kasım ayında yıllık bazda yüzde 121’e çıkarken, 2025 yılı Ocak ayında yıllık gıda enflasyon yüzde 21,86’ya düştü. Aynı dönemde Türkiye’de gıda enflasyonu yıllık bazda yüzde 41,76 olarak gerçekleşti.

İran’da yıllık gıda enflasyonu yüzde 27,3 olurken, Mısır’da yüzde 20,8, Suudi Arabistan’da ise sadece yüzde 0,8 olarak gerçekleşti. Yani bu Ramazan gıda fiyatları açısından en çok yoksullaşanlar bizim halkımız oldu.

TÜİK’e göre 2003’ten bu yana ortalama fiyatlar 24 kat, gıda fiyatlarıysa 35 kat arttı!

Gıda fiyatlarındaki artış dar gelirlileri ve çalışanları daha fazla etkiliyor. En düşük yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 6,3’ünü alırken, bu grubun harcamaları içinde gıdanın payı yüzde 36,6. En yüksek yüzde 20’lik gelir grubu toplam gelirin yüzde 48,1’ini elde ederken harcamaları içindeki gıdanın payı sadece yüzde 14,5’.

Yani emekliler, çalışanlar, dar gelirliler gıda harcaması yaptıktan sonra başka harcama kalemlerine daha az oranda para ayırabiliyor, varsıl olanlarınsa bütçesinde gıda harcamaları önemli bir yer tutmuyor.

Yüksek enflasyon ve gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle bu Ramazan’da vatandaşın mutfağında yangın var. İftar sofraları geçen yıllara göre küçülüyor, halkımız Ramazan ayını bile endişe içerisinde yaşıyor.”

Paylaşın

Ramazan Sofraları Küçülecek; Geçen Yıla Göre Yüzde 45 Daha Pahalı

İPA Başkanı Buğra Gökce, ücret artışlarının gıda enflasyonuna yetişemediğini ve bu nedenle birçok ailenin bu yılki Ramazan sofralarının küçüleceğini ifade etti.

Buğra Gökce, “Türkiye’de gıda fiyatları savaş halindeki Rusya ve Ukrayna’dan bile daha fazla artmış durumda. Ücretlerdeki artış bu yükselişe yetişemediği için halkımız ne yazık ki bu Ramazan’ı da ekonomik zorluklarla karşılayacak” dedi.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) tarafından yayımlanan Ramazan Ayı Temel Mutfak Harcamaları Raporu, temel gıda maddelerindeki artışın boyutunu gözler önüne serdi. 2024 Ramazan ayında temel mutfak harcamaları 7 bin 249 TL olarak hesaplanırken, 2025 Ramazanı için bu tutar 10 bin 565 TL’ye yükseldi. Böylece yıllık artış yüzde 45,75 olarak kaydedildi.

Rapora göre, mutfakta en büyük fiyat artışı yüzde 121,79 ile kahvede yaşandı. Kahvenin ardından ayçiçek yağı yüzde 62,28, kırmızı et (et-kıyma) yüzde 55,10, mercimek yüzde 51,61 ve tavuk eti yüzde 43,13 oranında zamlandı. En düşük fiyat artışı ise yüzde 9,75 ile salçada görüldü.

Kahve: Yüzde 121,79
Ayçiçek Yağı: Yüzde 62,28
Kırmızı Et (Et-Kıyma): Yüzde 55,10
Mercimek: Yüzde 51,61
Tavuk Eti: Yüzde 43,13
Un: Yüzde 40,60
Beyaz Peynir: Yüzde 39,90
Şehriye: Yüzde 39,31
Makarna: Yüzde 35,88
Pirinç: Yüzde 33,36
Toz Şeker: Yüzde 28,60
Zeytin: Yüzde 22,35
Salça: Yüzde 9,75

İPA Başkanı Buğra Gökce, 2024 yılı Ramazan sofralarının geçen yıla kıyasla Yüzde 45 oranında daha pahalıya mal olduğunu açıkladı. Gökce, Türkiye’deki gıda enflasyonunun Avrupa’daki 10 ülkenin toplam enflasyonuna eşit olduğunu belirterek, yüksek fiyat artışlarının vatandaşın Ramazan ayında da mutfağını daralttığını vurguladı.

Gökce, asgari ücretin aynı dönemde yalnızca yüzde 30 arttığını belirterek, ücret artışlarının gıda enflasyonuna yetişemediğini ve bu nedenle birçok ailenin Ramazan sofralarının küçüleceğini ifade etti.

Buğra Gökce, “Türkiye’de gıda fiyatları savaş halindeki Rusya ve Ukrayna’dan bile daha fazla artmış durumda. Ücretlerdeki artış bu yükselişe yetişemediği için halkımız ne yazık ki bu Ramazan’ı da ekonomik zorluklarla karşılayacak” diye konuştu.

Paylaşın

Ramazan Öncesi Sebze Fiyatları Yüzde 50 Artabilir

Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Ahencan Tayakısı, zirai don nedeniyle, Ramazan ayı öncesi sebze fiyatlarında en az yüzde 50 artış beklediklerini ifade etti.

Türkiye genelinde etkisini gösteren soğuk hava dalgası, tarım sektörünü olumsuz etkiliyor. Sıcaklıkların sıfırın altına düşmesi nedeniyle tarlalardaki birçok ürün don zararına uğradı. Bu durum çiftçiler için büyük bir ekonomik kayba neden olurken, sebze fiyatlarında sert yükselişlerin yaşanabileceği öngörülüyor.

Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Ahencan Tayakısı, TGRT Haber canlı yayınında yaptığı açıklamada, Ramazan ayı öncesinde sebze fiyatlarında en az yüzde 50 artış beklediklerini belirtti.

Hava sıcaklıklarının eksi 8 dereceye kadar düştüğünü belirten Tayakısı, açık tarla üretimi yapılan sebzelerin büyük zarar gördüğünü söyledi. Özellikle pırasa, ıspanak ve yapraklı sebzelerin tamamen donduğunu ifade eden Tayakısı, “Bu ürünlerde mahsul sıfır! Soğuğa dayanıklı bitkiler bile büyük zarar gördü” dedi.

Sadece açık tarla üretimi değil, seracılık yapan üreticilerin de zarar gördüğünü vurgulayan Ahencan Tayakısı, domates, biber ve salatalık gibi ürünlerde de %50’ye varan üretim kaybı yaşandığını aktardı. Zirai donun yalnızca üreticiyi değil, tüketiciyi de doğrudan etkileyeceğini belirten Tayakısı, piyasadaki ürün arzının azalmasının fiyatlara yansıyacağını söyledi.

“Don olayı henüz tamamen sona ermedi”

“Üretici, mahsul kaybı nedeniyle büyük zarar gördü. Ancak tüketici de bu durumdan etkilenecek. Pazara gelen ürün miktarı düştükçe fiyatlar hızla yükselecek. Sera üretiminde zarar daha düşük olsa da, o bölgelerde de ciddi kayıplar var. Don olayı henüz tamamen sona ermedi ve önümüzdeki günlerde kayıpların daha da artması mümkün” diye konuştu.

Sebze fiyatlarındaki artışın yalnızca zirai don kaynaklı olmadığını belirten Ahencan Tayakısı, üretim maliyetlerinin de giderek yükseldiğine dikkat çekti.

Ahencan Tayakısı, “Geçtiğimiz hafta mazota gelen zamlarla birlikte nakliye maliyetleri arttı. Üretim yapılan yerlerden şehir merkezlerine taşınan ürünlerde lojistik giderler yükseldi. Bu da fiyatlara ek bir maliyet yükü oluşturacak. Önümüzdeki bir hafta içinde fiyatlardaki artışı net bir şekilde göreceğiz. En az yüzde 50 fiyat artışı yaşanması kaçınılmaz” ifadelerini kullandı.

Özellikle Ramazan ayı öncesinde sebze fiyatlarının yükselmesi, hane bütçelerini zorlayacak gibi görünüyor. Uzmanlar, tüketicilere alışverişlerini planlı yapmaları ve fiyat değişimlerini takip etmeleri konusunda uyarıda bulunuyor. Öte yandan, yetkililerin çiftçilerin kayıplarını en aza indirmek ve üretimi desteklemek için acil önlemler alması gerektiği vurgulanıyor.

Paylaşın

Türkiye’de Halkın Yüzde 57’si Borçlu

ING Türkiye’nin araştırmasına göre, Türkiye’de borcu olanların oranı yüzde 57’ye yükseldi. Kadınlarda bu oran yüzde 58’e çıkarken, erkeklerde yüzde 56 olarak belirlendi.

ING Türkiye’nin Temmuz-Eylül 2024 dönemine ilişkin “Türkiye’nin Tasarruf Eğilimleri Araştırması” çarpıcı veriler ortaya koydu.

Karar’ın aktardığı araştırmaya göre, Türkiye’de borcu olanların oranı yüzde 57’ye yükseldi. Kadınlarda bu oran yüzde 58’e çıkarken, erkeklerde yüzde 56 olarak belirlendi. Tasarruf sahibi olanların yüzde 53’ü, tasarruf yapamayanların ise yüzde 62’si borçlu durumda.

Borçlanma araçları incelendiğinde, kredi kartları yüzde 43 ile ilk sırada yer alırken, bunu yüzde 14 ile banka kredileri, yüzde 10 ile eş-dost borçları takip ediyor. Borç sahiplerinin yüzde 79’u, gelirinin yüzde 30’undan azını borç ödemeye ayırdığını belirtiyor.

Türkiye’de her iki kişiden biri tasarruf yaptığını ifade ederken, tasarruf sahiplerinin yüzde 72’si düzenli birikim yaptığını belirtiyor. Ancak tasarruf edemeyenlerin yüzde 59’u gelir yetersizliği nedeniyle birikim yapamadığını söylüyor.

En çok tercih edilen yatırım araçları:

Altın, değerli taşlar ve metal hesapları (yüzde 52)
Türk Lirası (TL) vadeli hesap (yüzde 24)
Yastık altı döviz ve nakit TL (yüzde 20)

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre, merkezi yönetim borç stoku Ocak 2025 itibarıyla 9.6 trilyon TL’ye yükseldi.

İç borç stoku: Aylık yüzde 5.2, yıllık yüzde 54.9 artarak 5.2 trilyon TL oldu.
Dış borç stoku: Aylık yüzde 1.5, yıllık yüzde 20.7 artışla 4.4 trilyon TL’ye ulaştı.

Kartlı harcamalar yüzde 66 arttı

Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) Ocak 2025 verilerine göre, Türkiye’de kredi kartı sayısı 130.2 milyon, banka kartı sayısı 195.6 milyon, ön ödemeli kart sayısı ise 113.1 milyon adede ulaştı.

Bu kartlarla yapılan harcamalar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 66 artarak 1.6 trilyon TL’ye yükseldi.

Kredi kartı harcamaları 1 trilyon 366 milyar TL (+%69)
Banka kartı harcamaları 207.8 milyar TL (+%47)
Ön ödemeli kart harcamaları 32.4 milyar TL (+%78)

Ocak ayında 1.58 milyar adet kartlı ödeme işlemi gerçekleşti. Bu işlemlerin 913.2 milyonu kredi kartı, 538.1 milyonu banka kartı, 125.9 milyonu ise ön ödemeli kartlarla yapıldı.

Türkiye’de vatandaşların borçluluk oranı yükselirken, tasarruf yapabilenlerin sayısı sınırlı kalıyor. Kartlı harcamalardaki artış ve borç stokundaki yükseliş, ekonomik dengelerin kırılganlığını gözler önüne seriyor.

Paylaşın

Türkiye, Yabancı Yatırımcı Pastasından Yalnızca Yüzde 0,03 Oranında Pay Aldı

2023 yılında dünya genelinde toplam 41,1 trilyon dolar tutarında doğrudan yabancı yatırım gerçekleşirken, Türkiye’ye yapılan yabancı yatırım oranı ise 10,7 milyar dolar seviyesinde kaldı.

Başka bir ifadeyle, Türkiye, 41,1 trilyon dolar tutarındaki doğrudan yatırım pastasından yalnızca yüzde 0,03 oranında pay alabildi.

Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre, 2023 yılında dünyada toplam 41,1 trilyon dolar tutarında doğrudan yabancı yatırım (FDI) gerçekleşti. En fazla doğrudan yatırım çeken ülke 5,4 trilyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olurken, 3,7 trilyon dolarla Hollanda ve 3,65 trilyon dolarla Çin onu takip etti.

Ancak Türkiye, bu büyük yatırım pastasından yalnızca 10,7 milyar dolarlık bir pay alabildi. Ekonomist Mahfi Eğilmez, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda bu duruma dikkat çekerek, Türkiye’nin küresel doğrudan yatırımlardan aldığı düşük payın neden sorgulanması gerektiğini vurguladı.

“Niye acaba?”

Eğilmez’in paylaşımı şu şekilde: “2023’de dünyada toplam 41,1 trilyon dolar doğrudan yatırım yapılmış. En çok doğrudan yabancı sermaye çeken ülkeler aşağıda yer alıyor. ABD yaklaşık 5,4 trilyon dolarla ilk sırada. Türkiye 41 trilyon dolarlık pastadan yalnızca 10,7 milyar dolarlık pay alabilmiş. Niye acaba?”

Paylaşın

Türkiye’de Kredi Kartı Sayısı 130 Milyonu Aştı

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) ocak ayı verilerine göre, Türkiye’de kredi kartı sayısı 130,2 milyon, banka kartı sayısı 195,6 milyon ve ön ödemeli kart sayısı 113,1 milyon adet oldu.

Ocak ayında, kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile yapılan toplam ödeme tutarı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 66 artarak 1,61 trilyon lira oldu.

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) Ocak 2025 verilerini açıkladı. Buna göre; Türkiye’de kredi, banka ve ön ödemeli kartlarla yapılan işlemler 1,61 trilyon TL seviyesine ulaşırken, toplam ödeme adedi 1,58 milyar oldu.

Özellikle temassız ve internetten yapılan ödemelerde büyük bir artış yaşandı.

Türkiye’deki toplam kart sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artarak 438,9 milyona ulaştı. Ocak ayı itibarıyla:

Kredi kartı sayısı: 130,2 milyon
Banka kartı sayısı: 195,6 milyon
Ön ödemeli kart sayısı: 113,1 milyon

2024 yılı Ocak ayına kıyasla kredi kartı sayısı yüzde 9, banka kartı sayısı yüzde 3, ön ödemeli kart sayısı ise yüzde 24 arttı.

Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlarla yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 66 artarak 1,61 trilyon TL’ye yükseldi.

Kredi kartlarıyla yapılan ödemeler: 1,36 trilyon TL (yüzde 69 artış)
Banka kartlarıyla yapılan ödemeler: 207,8 milyar TL (yüzde 47 artış)
Ön ödemeli kartlarla yapılan ödemeler: 32,4 milyar TL (yüzde 78 artış)

İnternetten yapılan kartlı ödeme tutarı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 70 artarak 483,6 milyar TL’ye çıktı. Ocak ayında gerçekleştirilen toplam kartlı ödemelerin yüzde 30’u internet üzerinden yapıldı. İnternetten yapılan ödeme adedi de yüzde 8 artarak 230,3 milyon adede ulaştı.

Ocak ayında mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden 4’ü temassız gerçekleşti.

Temassız ödeme adedi: 1,03 milyar (yüzde 19 artış)
Temassız ödeme tutarı: 503,2 milyar TL (yüzde 82 artış)

Paylaşın

Türkiye, OECD Ülkeleri Arasında En Yüksek İşsizlik Oranına Sahip 6. Ülke

Türkiye, OECD (Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü) ülkeleri arasında en yüksek işsizlik oranına sahip 6. ülke oldu. Türkiye’nin önünde yer alan ülkeler sırasıyla İspanya, Kolombiya, Yunanistan, Finlandiya ve Şili oldu.

OECD tarafından yayımlanan verilere göre, OECD genelinde işsizlik oranı 2024 yılında yüzde 4,9 seviyesinde sabit kaldı. Aralık 2024 itibarıyla da bu oran korunurken, Costa Rica, İsrail ve Slovakya gibi ülkelerde tarihi düşük seviyeler kaydedildi.

Karar’dan Berfu Kargı’nın haberine göre; Türkiye yüzde 8,5 işsizlik oranıyla 38 OECD ülkesi arasında en yüksek işsizlik oranına sahip 6. ülke oldu. Türkiye’nin önünde yer alan ülkeler sırasıyla İspanya, Kolombiya, Yunanistan, Finlandiya ve Şili oldu.

İşsizlik oranı 2023 yılına göre düşüş gösterse de OECD ortalamasının neredeyse iki katı seviyesinde bulunuyor. Türkiye’de genç işsizlik oranı da yüzde 16,3 ile OECD ortalamasının yüzde 11,1 üzerinde kaldı.

Aralık ayında 19 OECD ülkesinde işsizlik oranı değişmezken, yedi ülkede artış, altısında ise düşüş gözlendi. İşsizlik oranı yüzde 3’ün altında kalan dört OECD ülkesinden biri olan İsrail, yüzde 2,6 ile rekor seviyeye ulaştı. Ancak dokuz ülkede işsizlik oranı, son 20 yılın en düşük seviyelerinden en az iki puan yukarıda kaldı.

Avrupa genelinde ise Avrupa Birliği’nde işsizlik oranı yüzde 5,9, Euro Bölgesi’nde yüzde 6,3 olarak sabit kaldı. Euro Bölgesi’nde işsizlik oranı, Litvanya, Finlandiya ve Portekiz’de düşüş kaydederken, İtalya’da beş aylık gerilemenin ardından yeniden artış gösterdi.

2024 yılı boyunca kadın ve erkek işsiz sayısı toplamda 34,3 milyona yükselerek bir önceki yılın biraz üzerine çıktı. Kadınlar için işsizlik oranı yüzde 5,2, erkekler için ise yüzde 4,7 seviyesinde sabit kaldı.

Genç işsizlik (15-24 yaş) oranı ise OECD genelinde yüzde 11,1 olarak ölçüldü ve 25 yaş üstü çalışanlarla arasındaki fark yedi puan oldu. Genç işsizliğin yüzde 20’yi aştığı yedi ülke bulunurken, Japonya ve İsrail bu yaş grubunda en düşük oranları kaydetti.

Kuzey Amerika’da Ocak 2025 verilerine göre Kanada’da işsizlik yüzde 6,6, ABD’de ise yüzde 4,0 seviyesinde kaldı. Bu oranlar, bir önceki aya kıyasla belirgin bir değişiklik göstermedi.

Paylaşın

Sosyal Yardıma Bağımlı Hane Sayısı 3,5 Milyonu Aştı

Türkiye’de 2014 yılında 2 milyon 274 bin 182 olan düzenli sosyal yardımlardan yararlanan hane sayısı, 2024 yılında yüzde 55 artarak 3 milyon 537 bin 185’e yükseldi.

Sosyal yardımlara bağımlı hane sayısının her yıl artması, ekonomik daralmanın ve gelir adaletsizliğinin yoksulluk üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yayımlanan rapora göre, 2024 yılı itibarıyla 3,5 milyondan fazla hane, toplamda 14 milyondan fazla yurttaş sosyal yardımlarla geçimini sağlamak zorunda kaldı.

Karar’ın aktardığı bakanlık verilerine göre; Türkiye’de 2014 yılında 2 milyon 274 bin 182 olan düzenli sosyal yardımlardan yararlanan hane sayısı, 2024 yılında yüzde 55 artarak 3 milyon 537 bin 185’e yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri ise sosyal yardımlardan yararlanan birey sayısının 14 milyon 148 bin 740’a ulaştığını ortaya koydu.

Aile Destek Programı, 2024 yılının Aralık ayında 2 milyon 990 bin 408 hane tarafından kullanıldı. Sosyal ve Ekonomik Destek (SED) programı kapsamında ise yıl sonu itibarıyla 170 bin 317 çocuk destek aldı.

Sosyal yardımlar kapsamında farklı destek programlarından yararlanan hane sayıları şöyle sıralandı:

Yakacak yardımı: 1 milyon 587 bin 728 hane
Doğalgaz tüketim desteği: 521 bin 408 hane
Elektrik tüketim desteği: 3 milyon 428 bin 491 hane

Ayrıca, Aralık 2024’te 7 milyon 926 bin 871 kişinin Genel Sağlık Sigortası (GSS) prim borcu devlet tarafından karşılandı.

Bakanlık raporunda, 2024 yılında 21 bin 380 hanenin “oturulamayacak derecede bakımsız” olduğu tespit edildi. Bu durum, dar gelirli vatandaşların barınma krizini derinleştirdiğini ortaya koyuyor.

Paylaşın