Menemen Enflasyonu Belli Oldu: Yüzde 44,87

Türkiye’de sıklıkla tüketilen domates, yumurta, biber, peynir ve soğan gibi ürünlerin fiyatlarında meydana gelen değişimleri incelemek için hazırlanan menemen enflasyonu, temmuz ayında yıllık yüzde 44,87 olarak kaydedildi.

Haber Merkezi / Aylık bazda verilere bakıldığında ise, menemen enflasyonu yüzde 1,6 olarak gerçekleşti. Kullanılan ürünlerdeki fiyat artışları üzerinden yapılan ‘menemen endeksi’ne göre en fazla artış ‘çarliston biber’de yaşandı.

Özel üniversitede finans üzerine dersler veren Dr. Caner Özdurak tarafından geliştirilen “menemen endeksi” 1986 yılında The Economist dergisinde ilk kez yayınlanan Big Mac Endeksi’ne benzese de ülkemizin satın alma gücü için önemli bir gösterge niteliğindedir.

Ekonomist Doç. Dr. Caner Özdurak’ın hazırladığı menemen endeksi temmuz ayı enflasyonu, çarliston biberdeki yüzde 12,77’lik, kuru soğandaki yüzde 10.20’lik ve domatesteki yüzde 1,56’lık artışın etkisiyle aylık yüzde 1,60 yıllık ise yüzde 44,87 olarak kaydedildi.

Doç Dr. Caner Özdurak’ın sosyal medya üzerinde yaptığı paylaşımda şunları dile getirdi:

“Temmuz ayı menemen enflasyonu yumurtada görülen yüzde 2.64’lük ve çarliston biberdeki yüzde 12,77’lik artışa rağmen ve kuru soğan ve domateste görülen sırasıyla yüzde 10.20 ve yüzde 1,56’lık aylık düşüşlerin de etkisiyle aylık yüzde 1,60, yıllık ise ile yüzde 44,87 olarak gerçekleşti.”

Paylaşın

Şimşek’ten Bilindik Sözler: 2027’de Tek Haneli Enflasyona Ulaşacağız

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Enflasyonla mücadele sürecinin kararlılıkla devam ettiğini vurgulayarak, 2027 yılında tek haneli enflasyona ulaşmayı hedeflediklerini belirtti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Reuters’a verdiği röportajda Türkiye ekonomisine ilişkin kapsamlı bir değerlendirmede bulundu.

Enflasyonla mücadele sürecinin kararlılıkla devam ettiğini vurgulayan Şimşek, 2027 yılında tek haneli enflasyona ulaşmayı hedeflediklerini belirtti. Ayrıca, döviz rezervlerinin arttığını, kur korumalı mevduattan (KKM) çıkışların hızlandığını ve cari dengede iyileşme yaşandığını ifade etti.

Şimşek, uygulanan ekonomik program sayesinde Türkiye’nin dış kırılganlıklarını azalttığını ve şoklara karşı direncini artırdığını söyledi. “Türkiye ekonomisi pozitif bir döngüye girmiş durumda” diyen Bakan, kalıcı ve sürdürülebilir yüksek büyüme için sağlam bir zeminin oluştuğunu belirtti.

2025’in ilk çeyreğinde ekonominin yüzde 2 oranında ılımlı bir büyüme gösterdiğini kaydeden Şimşek, bu dönemde özel tüketimin yavaşladığını ancak toplam yatırımların büyümeye pozitif katkı sunduğunu ifade etti. Sanayi üretimindeki daralmanın ise büyük ölçüde çalışma günü eksikliğinden kaynaklandığını vurguladı.

Bakan, 2025 yılı genelinde büyümenin Orta Vadeli Program (OVP) hedefinin bir miktar altında gerçekleşmesini beklediklerini ancak bunun “sert bir inişten ziyade, geçici bir yavaşlamaya” işaret ettiğini söyledi.

Enflasyonla mücadeledeki kararlılıklarını yineleyen Şimşek, dezenflasyon sürecinin kesintisiz 14 aydır devam ettiğini belirtti. Temmuz ayında yıllık enflasyonun yüzde 33,5’e gerileyerek 44 ayın en düşük seviyesine indiğini hatırlatan Şimşek, gıda enflasyonunun yüzde 28’e, temel mal enflasyonunun ise yüzde 20,7’ye düştüğünü söyledi.

Hizmet enflasyonunun üç yılı aşkın bir aradan sonra ilk defa yüzde 50’nin altına gerilediğine dikkat çeken Şimşek, bu gelişmelerin dezenflasyon sürecinin kalıcı nitelikte ilerlediğini teyit ettiğini ifade etti.

Şimşek, enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin ve maliye politikasıyla sağlanan eşgüdümün süreci desteklediğini vurguladı. Jeopolitik risklerin halen canlı olduğunu ancak gerekli adımların atılarak dezenflasyonun kesintiye uğramasının önleneceğini belirtti. Bakan, “2027 yılında tek haneli enflasyona ulaşmayı hedefliyoruz” dedi.

Ekonomik programın, zorluklar karşısında başarılı olduğunu belirten Şimşek, brüt uluslararası rezervlerin Mayıs ayından bu yana 33 milyar dolar artarak 171,8 milyar dolara ulaştığını açıkladı. Göreve geldikleri tarihten bu yana toplam rezerv artışının ise 73,4 milyar dolar olduğunu söyledi.

Şimşek, cari açıkta geçici etkilerin ötesine geçen yapısal bir iyileşme olduğunu ifade etti. 2024’te uygulanan politikalar sayesinde cari açığın milli gelire oranla yüzde 0,8’e düştüğünü ve altın hariç cari fazla verildiğini belirten Şimşek, 2025’te de bu seyrin devam edeceğini öngördü.

Bakan, sanayi, yeşil ve dijital dönüşüm alanlarında reformlara odaklandıklarını söyledi. Stratejik ve yüksek katma değerli üretimi destekleyen Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) ve Hit-30 Programı gibi projelerden bahseden Şimşek, yeşil dönüşümü çevresel ve ekonomik bir gereklilik olarak gördüklerini, bu kapsamda yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırıldığını belirtti.

Kayıt dışı ekonomiyle mücadele ve mali disiplin

Kayıt dışı ekonomiyle mücadelenin en önemli önceliklerinden biri olduğunu vurgulayan Şimşek, yapay zeka destekli analizlerle riskli mükelleflerin tespit edildiğini söyledi. 2025’in ilk altı ayında yapılan denetimlerde yaklaşık 13 bin kayıt dışı mükellefin tespit edildiğini belirten Şimşek, vergi beyanname sayılarında ve beyan edilen gelirlerde önemli artışlar olduğunu kaydetti.

Şimşek, bütçe açığının OVP hedeflerinin üzerinde gerçekleşme ihtimaline değinerek, “Harcama disiplinine sıkı sıkıya bağlıyız. 2025 Bütçe Kanunu’nda belirlenen nominal harcama tavanı bizim için mutlak bir sınırdır” dedi. Faiz dışı bütçe harcamalarında da bütçe tavanının altında kalacaklarını vurguladı.

Paylaşın

Mehmet Şimşek Borçlanmayla Övündü

Mehmet Şimşek, Dünya Bankası’nın toplam 657,7 milyon avroluk bir finansman paketini onaylamasına ilişkin yaptığı açıklamada, bu onayın Türkiye’nin ekonomi programına olan güvenin bir göstergesi olduğunu söyledi.

Dünya Bankası, Türkiye’nin enerji altyapısını güçlendirmek amacıyla “Türkiye İletim Sisteminin Dönüştürülmesi Projesi” (İSDP) için toplam 657,7 milyon avro tutarında bir finansman paketini onayladı. Bu paket, Türkiye’nin enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji entegrasyonu hedeflerini destekleyecek.

Söz konusu finansman paketi şu bileşenlerden oluşuyor:

625 milyon avro Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) kredisi
32,798 milyon avro (yaklaşık 38 milyon dolar eşdeğeri) Temiz Teknoloji Fonu (CTF) kredisi
2 milyon dolar tutarında CTF hibesi

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bu onayın Türkiye’nin ekonomi programına duyulan güvenin bir göstergesi olduğunu belirtti.

Şimşek, “Ekonomi programımıza duyulan güven sayesinde uluslararası kuruluşlardan temin edilen uzun vadeli ve uygun koşullu dış finansman artıyor. Kalkınma hedeflerimiz doğrultusunda 2025 yılında sağladığımız kaynak tutarı 7 milyar dolara ulaştı” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Türkiye’de Her 10 Kişiden 8’i Geçinemiyor

ASAL Araştırma’nın anketin katılan vatandaşların yüzde 53’ü zar zor geçindiğini, yüzde 29,4’ü “hiç geçinemediğini, borçlandığını söyledi. Bu, vatandaşların yüzde 82,4’ünün ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor.

ASAL Araştırma ve Danışmanlık tarafından yapılan “Türkiye Siyasi Gündem Temmuz 2025” araştırması, Türkiye’de yaşanan ekonomik sorunların toplumsal etkilerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne serdi. 7-13 Temmuz 2025 tarihleri arasında 26 ilde 1985 kişiyle yapılan anket, halkın büyük çoğunluğunun geçim sıkıntısı yaşadığını ortaya koydu.

Ankete göre, vatandaşların yüzde 53’ü “zar zor geçindim” derken, yüzde 29,4’ü “hiç geçinemedim, borçlandım” yanıtını verdi. Bu iki yanıt birlikte değerlendirildiğinde, Temmuz ayında toplumun yüzde 82,4’ünün ciddi ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldığı görülüyor.

Ankete katılanların sadece yüzde 9,5’i ekonomik olarak zorluk yaşamadığını, “geçim konusunda sorun yaşamadım” diyerek ifade etti. “Geçindim ve kenara para da ayırabildim” diyenlerin oranı ise yüzde 4,2 ile sınırlı kaldı. Öte yandan, herhangi bir görüş belirtmeyen ya da soruya yanıt vermeyenlerin oranı yüzde 3,9 olarak kayıtlara geçti.

Araştırma sonuçlarına göre, geçim sıkıntısı yaşayanların oranı her 10 kişiden 8’i aşarak yüzde 82,4’e ulaştı. Bu durum, temel ihtiyaçların karşılanmasında yaşanan zorlukların geniş kitleler üzerinde etkili olduğunu gösterdi.

ASAL’ın yayımladığı bilgilere göre araştırma, Türkiye genelinde 26 ilde, 18 yaş ve üzeri seçmen nüfusu temsil eden 1985 kişiyle bilgisayar destekli telefon görüşmeleri (CATI) yöntemiyle gerçekleştirildi. yüzde 95 güven düzeyi ve ±2,45 hata payı ile yapılan çalışmada, örneklem dağılımı TÜİK NUTS-2 sistemine göre belirlendi.

Paylaşın

Ekmek Fiyatları Son İki Yılda Yüzde 153 Arttı

1 Ağustos’tan itibaren geçerli olan düzenlemeyle 200 gram ekmek 15 liraya, 270 gram ekmek ise 20 liraya yükseldi. Bu zamla birlikte, ekmek fiyatlarındaki artış son iki yılda yüzde 153’e ulaştı.

2025 yılı için net 22 bin 104 lira olarak belirlenen asgari ücrete yıl içinde herhangi bir ara zam yapılmazken, temel gıda maddelerinden biri olan ekmekte yeni bir fiyat artışı daha yaşandı. 1 Ağustos’tan itibaren geçerli olan düzenlemeyle 200 gram ekmek 15 TL’ye, 270 gram ekmek ise 20 TL’ye yükseldi. Böylece ülke genelinde ekmeğin kilogram fiyatı 75 lira olarak belirlendi.

Fiyat artışı, ocak ayında belirlenen 62,5 liralık kilogram tavan fiyatına göre yüzde 20’lik bir zamma işaret etse de, çalışanların alım gücü açısından etkisi bununla sınırlı kalmadı. Çünkü aynı asgari ücretle, zam öncesi dönemde 12 TL olan ekmek fiyatı üzerinden 1.842 adet ekmek alınabiliyorken, zam sonrası bu sayı 1.473’e düştü. Yani, asgari ücretli yalnızca bu zam nedeniyle 369 adet daha az ekmek alabilir hâle geldi.

Ekonomist İnan Mutlu tarafından kamuoyuyla paylaşılan grafik, bu farkı görsel olarak da ortaya koydu. Temmuz 2023’ü 100 kabul eden endekse göre, Temmuz 2025’te ekmek fiyatları 252,92 puana yükselirken, asgari ücret endeksi 193,86 puanda kaldı. Mutlu, paylaşımında “Temmuz 2023’ten beri asgari ücret yüzde 94 arttı, ekmek fiyatlarındaki artış ise yüzde 153’e ulaştı” ifadelerine yer verdi. Endeksler başlangıçta aynı seviyede olmasına rağmen, iki yıl içinde yaklaşık 60 puanlık bir fark oluştu.

Bu tablo, yalnızca fiyat artışlarını değil, aynı zamanda çalışanların temel gıdaya erişimindeki kademeli kaybı da gözler önüne seriyor. Aynı maaşla daha az ekmek alınabiliyor olması, yalnızca zam oranlarıyla değil, yaşamsal ihtiyaçlarla doğrudan ilgili bir sorun hâline geliyor.

Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, yapılan artışın maliyetlere göre hesaplandığını ve yıl sonuna kadar yeni bir zam öngörülmediğini açıkladı. Ocak ayında 62,5 lira olarak uygulamaya konan kilogram tavan fiyatının, Temmuz sonu itibarıyla 75 liraya çıkarıldığını belirten Balcı, bu artışın “yüzde 20 ile sınırlı” olduğunu söyledi. Ancak açıklanan oran, son iki yıllık eğilimlerle birlikte değerlendirildiğinde çalışanlar açısından daha geniş bir alım gücü kaybına işaret ediyor.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Rezerv Birikimi Hız Kesmiyor

25 Temmuz ile biten haftada, Merkez Bankası’nın (TCMB) toplam döviz rezervleri bir önceki haftaya göre, 3,2 milyar dolar seviyesinde artarak 171,8 milyar dolar düzeyine yükseldi.

Haber Merkezi / Aynı hafta Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları 489,2 milyar lira seviyesine geriledi. Merkez Bankası (TCMB), yıl içinde KKM uygulamasının sonlandırılmasının planlandığını duyurmuştu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 25 Temmuz ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınladı. Buna göre,  brüt rezervler 171,8 milyar dolara çıktı. Bir önceki hafta brüt rezervler 168,6 milyar dolar düzeyindeydi.

25 Temmuz haftasında net rezervler ise 62,8 milyar dolardan 64,5 milyar dolara yükseldi. Swap hariç net rezervlerde de toparlanma eğilimi sürdü. Bir önceki hafta 44,3 milyar dolar olan swap hariç net rezervler 46,7 milyar dolara çıktı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) haftalık bülteninde yer alan bilgilere göre, kur korumalı mevduatlar 25 Temmuz haftasında 506,5 milyar lira seviyesinden 489,2 milyar milyar lira seviyesine geriledi.

Merkez Bankası (TCMB) KKM ile ilgili son olarak 2 Ocak tarihinde yayımlanan düzenleme ile döviz yükümlülüğü bulunan şirketlere KKM desteğini sonlandırma kararı almıştı. TCMB 2025 para politikası çerçevesini sunduğu metinde de yıl içinde KKM uygulamasının sonlandırılmasının planlandığını duyurmuştu.

Paylaşın

ABD Merkez Bankası’ndan Faiz Oranlarını Sabit Tutma Kararı

ABD Merkez Bankası (Fed), politika faizini yüzde 4,25 – 4,50 aralığında sabit tutma kararı aldı. Fed Başkanı Jerome Powell, mevcut para politika duruşunun olası gelişmelere çabuk yanıt verebilmek için uygun bir pozisyonda olduğunu söyledi.

ABD Merkez Bankası (FED), Federal Açık Piyasa Komitesi politika toplantısının sonunda, piyasa beklentilerine paralel olarak, politika faizini yüzde 4,25 – 4,50 aralığında sabit tutma kararı aldı. Fed böylece 5 toplantı üst üste faizlerde değişikliğe gitmedi.

Faiz kararı 2’ye karşı 9 oyla alındı. Fed üyelerinden Michelle Bowman ve Christopher Waller 25 baz puan indirimden yana oy kullandı. Böylece 1993 yılından beri ilk kez 2 Fed üyesi karara karşı oy kullandı.

Karar metninde, “Net ihracattaki dalgalanmalar verileri etkilemeye devam etse de, son göstergeler yılın ilk yarısında ekonomik aktivitede büyümenin ılımlılaştığını gösteriyor” ifadesi yer aldı. Fed daha önce büyümeyi “sağlam bir hızda” büyüme olarak nitelendirmişti.

Çoğu politika yapıcı, Fed’in tarifelerin enflasyon üzerindeki etkisini ölçmek için faiz indirimlerinden uzak durması gerektiğini savundu. Bazı yetkililer ise güçlü işgücü piyasasının sabırlı kalmalarına olanak sağladığını vurguladı.

Açıklamada işsizlik oranının düşük seyretmeye devam ettiği, işgücü piyasasının sağlam olduğu ve enflasyonun “bir miktar yüksek kalmaya devam ettiği” ifade edildi.

Haziran toplantısında Fed yetkilileri, yıl sonuna kadar 2 indirim öngörmüştü. Yatırımcıların bu toplantıda faiz indirimi beklentisi çok düşüktü, ancak piyasalarda Eylül ayında faiz indirimi ihtimali yaklaşık yüzde 60 olarak fiyatlanıyor.

Sıkça Fed Başkanı Powell’ı faiz konusunda eleştiren ABD Başkanı Donald Trump karardan hemen önce açıklama yaparak Fed’den bugün indirim beklemediğini söyledi. Trump “Fed’in Eylül’de faiz indireceğini duydum. Bugün faiz indirse bile Powell her zaman fazla geç kalıyor” dedi.

Karar sonrası konuşan Fed Başkanı Jerome Powell mevcut para politika duruşunun olası gelişmelere çabuk yanıt verebilmek için uygun bir pozisyonda olduğunu söyledi. Powell Eylül ayına dair henüz bir karar almadıklarını, verileri göz önünde bulundurarak karar vereceklerini belirtti.

Powell’ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle;

Artan belirsizliğe rağmen ekonomi iyi konumda.
İşsizlik düşük ve dar bir bantta hareket etmeye devam ediyor.
Para politikamız ılımlı şekilde sıkılaştırıcı.
Enflasyon 2022’ye göre geriledi ancak hala yüksek.
Tarife müzakerelerinde gelişmeler var ama biz hala beklemek istiyoruz. Hala çok belirsizlik var.
Tüketici fiyatlarında bir miktar yukarı hareket görmeye başlıyoruz.
Şu anda gördüğümüz şey, gümrük vergileri kaynaklı enflasyonun başlangıç aşaması.

ABD’de Haziran ayında enflasyon, beşinci ay üst üste tahminlerin altında kaldı; ancak oyuncaklar, giyim eşyaları ve elektronik eşyalar gibi gümrük vergilerine doğrudan maruz kalan bazı malların fiyatları arttı. İşsizlik oranı ise yüzde 4,1’e geriledi.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Ekonomiye Güven Azaldı

Ekonomik güven endeksi haziran ayında 96,7 iken, temmuz ayında yüzde 0,4 oranında azalarak 96,3 değerini aldı. Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ekonomik Güven Endeksi Temmuz 2025 verilerini açıkladı. Buna göre; Ekonomik güven endeksi haziran ayında 96,7 iken, temmuz ayında yüzde 0,4 oranında azalarak 96,3 değerini aldı.

Bir önceki aya göre Temmuz ayında tüketici güven endeksi yüzde 1,8 oranında azalarak 83,5 değerini, reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi yüzde 0,5 oranında artarak 98,9 değerini, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 0,8 oranında azalarak 110,0 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 0,5 oranında azalarak 107,9 değerini, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 2,2 oranında artarak 88,8 değerini aldı.

Ekonomik güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir. Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır. Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır.

Ekonomik güven endeksinin hesaplamasında kullanılan alt endeksler her ayın ilk iki haftasında derlenen veriler kullanılarak hesaplanmaktadır. Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Paylaşın

IMF, Türkiye’nin Büyüme Tahminini Yüzde 3,1’e Çıkardı

Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye ekonomisinin bu yıl için büyüme tahminini yüzde 2,7’den yüzde 3’e, gelecek yıl için büyüme tahminini ise yüzde 3,2’den yüzde 3,3’e yükseltti.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Temmuz ayı Küresel Ekonomik Görünüm raporunu yayımladı. Raporda, 2025 yılı küresel büyüme tahmini yüzde 3, 2026 yılı tahmini ise yüzde 3,1 olarak güncellendi. IMF, nisan ayında yayınladığı önceki raporunda bu oranları sırasıyla yüzde 2,8 ve yüzde 3 olarak öngörmüştü.

Raporda ayrıca, 2026 yılına ilişkin küresel büyüme beklentisinin de 0,1 puanlık artışla yüzde 3,1 seviyesine çıkarıldığı bildirildi. Büyüme tahminlerindeki bu artış; yüksek gümrük vergileri beklentisiyle öne çekilen talepler, ortalamanın altında kalan tarife oranları, ABD dolarındaki zayıflama ve bazı büyük ekonomilerde uygulanan mali genişlemeler gibi faktörlere bağlandı.

IMF, küresel manşet enflasyonun 2025 yılında yüzde 4,2’ye, 2026’da ise yüzde 3,6’ya gerilemesini bekliyor. Enflasyonun ABD’de hedefin üzerinde kalmayı sürdüreceği, buna karşın diğer büyük ekonomilerde daha ılımlı bir seyir izleyeceği kaydedildi.

Ancak raporda ekonomik görünüme dair risklerin ağırlıklı olarak aşağı yönlü olduğu ifade edildi. Küresel tedarik zincirlerinde jeopolitik nedenlerle yaşanabilecek aksamaların emtia fiyatlarını yükseltebileceği, yüksek bütçe açıklarının veya artan riskten kaçınma eğiliminin ise uzun vadeli faiz oranlarını yukarı çekerek finansal koşulları sıkılaştırabileceği vurgulandı. Ayrıca, yüksek belirsizlik düzeyinin ekonomik faaliyet üzerinde baskı oluşturabileceği belirtildi.

Olumlu senaryoda ise, ticaret müzakerelerinde öngörülebilir bir çerçevenin oluşması ve tarife oranlarında düşüş sağlanması halinde küresel büyümenin daha da ivme kazanabileceği değerlendirmesi yapıldı.

IMF raporunda Türkiye ekonomisine yönelik beklentilerde de yukarı yönlü revizyon yapıldı. Buna göre, Türk ekonomisinin 2025 yılı büyüme tahmini yüzde 2,7’den yüzde 3’e, 2026 tahmini ise yüzde 3,2’den yüzde 3,3’e çıkarıldı.

Rapora göre, ABD ekonomisine ilişkin 2025 büyüme tahmini yüzde 2’ye yükseltilirken, 2026 yılı için beklenti yüzde 1,8’den yüzde 1,9’a çıkarıldı. Avro Bölgesi’nde ise 2025 yılı büyüme tahmini yüzde 0,8’den yüzde 1’e yükseldi, 2026 tahmini yüzde 1,2’de sabit tutuldu.

Almanya için 2025 büyüme beklentisi yüzde 0’dan yüzde 0,1’e çıkarılırken, 2026 için yüzde 0,9’da bırakıldı. Fransa’nın büyüme beklentisi bu yıl için yüzde 0,6 ve gelecek yıl için yüzde 1 olarak korunurken, İtalya’nın bu yıla dair tahmini yüzde 0,4’ten yüzde 0,5’e yükseltildi. İspanya için beklentiler 2025’te yüzde 2,5 ve 2026’da yüzde 1,8 olarak sabit kaldı.

Birleşik Krallık için 2025 büyüme beklentisi yüzde 1,1’den 1,2’ye çıkarıldı, 2026 tahmini ise yüzde 1,4’te sabit tutuldu. Japonya ekonomisi için 2025 büyüme tahmini yüzde 0,6’dan 0,7’ye yükseltilirken, 2026 tahmini yüzde 0,6’dan yüzde 0,5’e indirildi.

Yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülkeler grubunda, Çin ekonomisine dair 2025 büyüme tahmini yüzde 4’ten yüzde 4,8’e yükseltildi. 2026 yılı için tahmin ise yüzde 4’ten yüzde 4,2’ye çıkarıldı.

Hindistan’ın büyüme beklentisi 2025 için yüzde 6,2’den yüzde 6,4’e, 2026 için ise yüzde 6,3’ten yüzde 6,4’e yükseltildi. Buna karşın Rusya’nın 2025 büyüme tahmini yüzde 1,5’ten yüzde 0,9’a düşürüldü. 2026 tahmini ise yüzde 0,9’dan yüzde 1’e çıkarıldı.

Paylaşın

Çaya Bir Zam Daha!

Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR), kuru çay fiyatlarına ortalama yüzde 3,5 oranında zam yaptı. Zamlı fiyatlar bugünden itibaren raflara yansımaya başladı.

Kuru çaya en son Haziran ortasında yüzde 15, ondan önce ise Eylül 2024’te yüzde 18 oranında zam yapılmıştı.

Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR), kuru çay fiyatlarına ortalama yüzde 3,5 oranında zam yaptı. Zamlı fiyatlar bugünden itibaren raflara yansımaya başladı.

Kuru çaya en son Haziran ortasında yüzde 15, ondan önce ise Eylül 2024’te yüzde 18 oranında zam yapılmıştı.

Artan yaş çay ürün fiyatı, işçi ve işletme maliyetleri gerekçe gösterilerek yapılan zamların önümüzdeki aylarda da devam etmesi bekleniyor.

Sektör temsilcileri, Ağustos ve sonrasında da aylık bazda benzer oranlarda çaya zam yapılmasının beklendiğini söyledi.

Sektör temsilcileri, söz konusu aylık bazda zamların yıl sonuna kadar devam edebileceğini dile getirdi.

Paylaşın