IMF, Türkiye’nin 2026 Büyüme Tahminini Yüzde 2,7’ye Düşürdü
IMF, Türkiye ekonomisinin 2026’da yüzde 2,7 büyüyüp ortalama yüzde 31,2 enflasyon görmesini, 2027’de ise büyümenin yüzde 3,6’ya çıkmasını enflasyonun yüzde 26,5’e gerilemesini bekliyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nun ekim sayısını yayımladı. Raporda, küresel ekonominin dayanıklılığını koruduğu ancak ülkeler arasındaki büyüme performansının farklılaştığı belirtilirken, Türkiye ekonomisine ilişkin büyüme ve enflasyon beklentileri de paylaşıldı.
IMF, Türkiye ekonomisinin 2026’da yüzde 2,7 büyümesini öngörüyor. Fonun temmuz ayında yayımladığı tahminlerde bu oran yüzde 2,9 olarak açıklanmıştı. Böylece Türkiye’nin 2026 yılı büyüme beklentisi 0,2 puan aşağı yönlü revize edilmiş oldu.
Türkiye ekonomisinin 2027’de ise yüzde 3,6 büyümesi bekleniyor. IMF, temmuz ayındaki tahminlerinde de gelecek yıl için aynı büyüme oranını öngörmüştü. Buna göre Türkiye’nin 2027 yılı büyüme beklentisinde değişikliğe gidilmedi.
Türkiye’de enflasyonun yüksek seyretmesi bekleniyor
IMF’nin Türkiye ekonomisine ilişkin öngörülerinde enflasyon tahminleri de öne çıktı. Rapora göre Türkiye’de ortalama enflasyonun 2026’da yüzde 31,2, 2027’de ise yüzde 26,5 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.
Tahminler, enflasyonun gelecek yıl da yüksek seviyelerde kalmakla birlikte gerileme eğilimini sürdürmesinin beklendiğine işaret ediyor.
Küresel ekonomi 2026’da yüzde 3,1 büyüyecek
IMF, dünya ekonomisinin 2026’da yüzde 3,1, 2027’de ise yüzde 3,4 büyüyeceğini tahmin ediyor. Fon, temmuz ayındaki öngörülerinde 2026 yılı küresel büyüme tahminini yüzde 3, 2027 yılı tahminini ise yüzde 3,4 olarak açıklamıştı.
Raporda, Orta Doğu’da devam eden savaşın ve ticaret gerilimlerinin yarattığı baskılara rağmen 2026’nın ilk yarısında ekonomik faaliyetin beklentilerden daha iyi seyrettiği belirtildi. Yapay zekâ yatırımlarının yön verdiği teknoloji döngüsünün de talebi desteklediği vurgulandı.
Bununla birlikte IMF, enerji ve gıda fiyatlarında yaşanabilecek yeni artışların enflasyonist baskıları güçlendirebileceği ve küresel büyümeyi olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.
Küresel ekonominin karşı karşıya olduğu risklerin aşağı yönlü olduğuna dikkat çekilen raporda, orta vadeli büyüme görünümünün tarihsel ortalamalara kıyasla zayıf kalmayı sürdüreceği ifade edildi.



























