Gıda Fiyatları, Dünya Genelinde Sabit Kalırken Türkiye’de Yüzde 3.02 Arttı

Türkiye’de gıda fiyatları son bir ayda yüzde 3.02 artarken, dünya genelinde yatay bir seyir izledi. Bu durum, Türkiye’de gıda fiyatları üzerinde enflasyonist baskının sürdüğünü gösteriyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), uluslararası gıda fiyatlarındaki değişimleri izleyen FAO Gıda Fiyat Endeksi’nin Ağustos ayı sonuçlarını açıkladı. Buna göre, ağustos ayında dünya genelindeki gıda fiyatları stabil kalırken, Türkiye’de durum farklı bir tablo çizdi.

Birleşmiş Milletler raporları küresel fiyatlarda sınırlı bir artışa işaret ederken, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verileri, Türkiye’deki gıda enflasyonunun hızla yükselmeye devam ettiğini gösterdi. Bu durum, Türkiye’nin ekonomik olarak dünyadan ayrıştığına dair yeni bir gösterge oldu.

FAO tarafından hazırlanan ve tahıl, yağlı tohum, süt ürünleri, et ile şeker fiyatlarındaki aylık değişimleri takip eden küresel gıda fiyat endeksi, ağustos ayında 130,1 seviyesine yükseldi. Öte yandan temmuzdaki endeks rakamı 130’a revize edildi.

Et, şeker ve bitkisel yağ fiyatlarındaki artışların tahıl ve süt ürünleri fiyatlarındaki düşüşleri dengelemesi, fiyatlardaki artışı sınırlandırdı. Bitkisel yağ fiyatları ağustosta aylık yüzde 1,4 artarak son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Tahıl fiyatları aylık yüzde 0,8 geriledi. Uluslararası buğday fiyatları, Avrupa Birliği ve Rusya’daki büyük hasatların etkisiyle düştü.

Et fiyatları, özellikle Çin ve ABD’deki güçlü talebin etkisiyle ağustos ayında yüzde 0,6 oranında artarak rekor seviyeye ulaştı. Bu dönemde büyükbaş ve küçükbaş hayvan etlerinin fiyatı yükselirken, domuz etinde kayda değer bir değişim görülmedi. Kanatlı etinde ise fiyatlar düşüş gösterdi.

Süt ürünleri fiyatları Asya pazarlarından gelen zayıf talep nedeniyle tereyağı, peynir ve tam yağlı süt tozu fiyatlarının düşmesiyle aylık yüzde 1,3 oranında geriledi. Şeker fiyatları ise temmuzda önceki aya göre yüzde 0,2 oranında hafif bir artış gösterdi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ağustos ayında gıda fiyatları bir önceki aya kıyasla yüzde 3,02 artarken, yıllık bazda yüzde 33,28’e ulaştı. Öte yandan Türk-İş’in açıkladığı mutfak enflasyonu verileri, aylık yüzde 2,64, yıllık ise yüzde 41,46 olarak hesaplandı.

Paylaşın

Çaya Üç Ayda Yüzde 28 Zam

ÇAYKUR’un kuru çay fiyatları haziran ayından bu yana toplam yüzde 28 oranında zamlandı. Sektör temsilcileri, önümüzdeki haftalarda da zam beklediklerini dile getiriyor.

ÇAYKUR, Haziran’dan bu yana kuru çaya üçüncü zammını gerçekleştirdi. Eylül ayı itibariyle çaya yüzde 7.5 zam gelirken, yeni fiyat listeleri bugün itibariyle toptancı bayileri ve distrübütörlere gönderildi.

Yeni fiyatlar bugün itibarıyla uygulanmaya başlanıyor.

Hatırlanacağı üzere kuru çaya Haziran ayının ortalarında yüzde 15 zam yapılmış, Temmuz sonunda ise yüzde 3,5 oranında ikinci bir zam gerçekleştirilmişti.

Şimdi de Eylül itibariyle ÇAYKUR yüzde 7,5’luk fiyat artışıyla kuru çayda üçüncü zammını gerçekleştirmiş oldu.

Böylece ÇAYKUR’un ardı ardına gelen zamları sonucu kuru çay fiyatları Haziran’dan bu yana yaklaşık yüzde 28 arttı.

Bloomberg HT’den İrfan Donat‘a bilgi veren sektör temsilcileri, Eylül ayındaki yüzde 7,5 oranındaki üçüncü zammın ardından önümüzdeki haftalarda benzer oranlarda bir zam daha beklendiğini dile getirdi.

Paylaşın

Türkiye’de Kiralar Bir Yılda Yüzde 66 Arttı

2024 yılının üçüncü çeyreğinde 954,5 olan Türkiye kira endeksi, 2025’in üçüncü çeyreğinde 1.588 puana yükseldi. Bu, 12 aylık sürede Türkiye’de kira fiyatlarının yüzde 66,4 oranında arttığını gösteriyor.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), 2025 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin kira fiyat endeksini yayımladı. 2015 yılını 100 baz puan kabul eden sisteme göre hazırlanan veriler, Türkiye’de kira fiyatlarının son bir yılda keskin bir artış gösterdiğini ortaya koydu.

2024 yılının aynı döneminde 954,5 olan Türkiye kira endeksi, 2025’in üçüncü çeyreğinde 1.588 puana yükseldi. Bu veriler, yalnızca 12 aylık sürede Türkiye’de kira fiyatlarının yüzde 66,4 oranında arttığını gösteriyor.

Aynı dönemde OECD genelinde kira artışı çok daha sınırlı kaldı. 2024’ün üçüncü çeyreğinde 141 olan OECD ortalaması, 2025’in aynı döneminde 149,8’e çıktı. Bu da OECD ülkeleri genelinde kira fiyatlarının yüzde 6,2 oranında arttığını ortaya koyuyor.

OECD’ye üye ülkeler arasında Türkiye, kira fiyatlarının en fazla arttığı ülke oldu. 2025’in üçüncü çeyreğinde Türkiye’yi izleyen ülkeler arasında Macaristan (204,6), Litvanya (184,1) ve İzlanda (177,7) yer aldı. Ancak bu ülkelerin endeks değerleri bile 200 puanın altında kalırken, Türkiye’nin değeri 1.500 seviyesini aşarak istatistiksel olarak uç bir noktaya ulaştı.

Kira endeksindeki bu seviye, Türkiye’de kiraların 2015 yılına göre yüzde 1.488 oranında arttığını ortaya koyuyor. OECD ortalamasında aynı dönem için artış sadece yüzde 49,8 düzeyinde gerçekleşti.

Türkiye’de son yıllarda konut maliyetlerindeki genel artışa paralel şekilde seyreden kira artışları, özellikle büyükşehirlerde barınma sorununu daha da derinleştiriyor. Geliri sınırlı kesimlerin kent merkezlerinden dışlanması, üniversite öğrencilerinin barınacak yer bulmakta zorlanması ve tek maaşla geçinen ailelerin taşınabilir ev bulamaması gibi sorunlar, giderek daha görünür hale geliyor.

2024-2025 arasında yaşanan kira artış hızının, OECD ortalamasının yaklaşık 11 katı olması, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal açıdan da ciddi bir ayrışmaya işaret ediyor.

(Kaynak: Karar)

Paylaşın

Üretici Enflasyonu Yüzde 24,19

Yurt içi üretici enflasyonu, ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 2,48, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 20,62, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25,16 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 26,28 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) Ağustos 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Yurt içi üretici enflasyonu, ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 2,48, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 20,62, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25,16 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 26,28 arttı.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 27,62, imalatta yüzde 24,73, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 26,68 ve su temininde yüzde 55,35 arttı.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 22,02, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 30,22, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 28,94, enerjide yüzde 24,76 ve sermaye mallarında yüzde 26,61 arttı.

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 1,97, imalatta yüzde 1,78, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 10,09 ve su temininde yüzde 0,82 arttı.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 1,34, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 1,26, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 3,21, enerjide yüzde 6,39 ve sermaye mallarında yüzde 1,11 arttı.

Paylaşın

Otomobil Satışları Yüzde 8 Arttı

Otomobil satışları, 2025 yılının ilk altı sekiz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,02 oranında artarak 654 bin 413 adet, hafif ticari araç pazarı ise aynı dönemde yüzde 4,1 artarak 162 bin 932 adet oldu.

Haber Merkezi / Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) Ağustos 2025 Otomobil ve Hafif Ticari Araç Pazarı Raporu’nu açıkladı.

Buna göre; Otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2025 yılının ilk sekiz aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7,24 oranında artarak 817 bin 345 adet oldu.

Otomobil satışları, 2025 yılının ilk sekiz aylık döneminde geçen yıla göre yüzde 8,05 oranında artarak 654 bin 413 adet, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 4,1 artarak 162 bin 932 adet oldu.

Ağustos ayı otomobil ve hafif ticari araç pazarı geçen yılın ayına göre yüzde 12,78 artarak 101 bin 650 adet oldu. Ağustos ayında otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 18,7 artarak 82 bin 215 adet olurken, hafif ticari araç pazarı yüzde 6,77 azalarak 19 bin 435 adet oldu.

Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 10 yıllık Ağustos ayı ortalama satışlara göre yüzde 60,0 arttı. Otomobil pazarı, 10 yıllık Ağustos ayı ortalama satışlara göre yüzde 70,6 arttı. Hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık Ağustos ayı ortalama satışlara göre yüzde 26,8 arttı.

Otomobil pazarı segmentlere göre; Pazarın yüzde 81,9’unu vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 366 bin 708 adetle yüzde 56 pay, B segmenti otomobiller 166 bin 469 adetle yüzde 25,4 pay aldı.

Otomobil pazarı gövde tiplerine göre; Gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde ise en çok tercih edilen gövde tipi SUV otomobiller (yüzde 62,8 pay, 410 bin 891 adet) oldu. SUV otomobilleri, yüzde 22,1 pay ve 144 bin 878 adet satış ile Sedan, yüzde 14,2 pay ve 92 bin 716 adet satış ile H/B otomobiller takip etti.

Otomobil pazarı motor tipine göre; Benzinli otomobil satışları 304 bin 618 adetle yüzde 46,5 pay, hibrit otomobil satışları 172 bin 366 adetle yüzde 26,3 pay, elektrikli otomobil satışları 120 bin 857 adetle yüzde 18,5 pay ve dizel otomobil satışları 52 bin 253 adetle yüzde 8 pay, otogazlı otomobil satışları 4 bin 319 adetle yüzde 0,7 pay aldı.

Elektrikli otomobil pazarı elektrik motor gücüne göre; 160 kW altındaki elektrikli otomobil satışları yüzde 106,6 artarak yüzde 13,5 pay, 160 kW üstü elektrikli otomobil satışları yüzde 285,9 artarak yüzde 5 pay aldı.

Otomobil pazarı motor hacmine göre; 1400cc altındaki otomobil satışları yüzde 21,9 azalarak yüzde 33,2 pay, 1400-1600cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 21,2 azalarak yüzde 21,2 pay, 1600-2000cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 3 artarak yüzde 0,6 pay, 2000cc üstü otomobil satışları yüzde 18,8 artarak yüzde 0,2 pay aldı.

Otomobil pazarı emisyon seviyelerine göre; 120-140 gr/km arasındaki otomobiller 198 bin 085 adetle yüzde 30,3 pay, <100 gr/km arasındaki otomobiller 166 bin 277 adetle yüzde 25,4 pay aldı.

Otomatik şanzımanlı otomobiller; 618.688 adetle yüzde 94,5 pay alırken, manuel şanzımanlı otomobiller 35 bin 725 adetle yüzde 5,5 pay aldı.

Hafif ticari araç pazarı gövde tipine göre; Van gövde tipi yüzde 73,4 pay ve 119 bin 673 adet ile en çok tercih edilen gövde tipi olurken; Kamyonet gövde tipi yüzde 9,9 pay ve 16 bin 133 adetle 2. sırada yer aldı.

Paylaşın

Her 10 Emekliden 7’si Çalışmaya Devam Ediyor

TÜİK verilerine göre, Haziran 2025 itibarıyla 12.2 milyon emeklinin 8.6 milyonu ya bir işte çalışıyor ya da iş arıyor. Bu oran, toplam emekli nüfusunun yüzde 70.8’ine denk geliyor.

Dünya gazetesinden Naki Bakır’ın analizine göre, Türkiye’deki emeklilerin büyük bir kısmı yaşam maliyetlerinin yükselmesi nedeniyle çalışma hayatına geri dönüyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Haziran 2025 itibarıyla 12.2 milyon emeklinin 8.6 milyonu ya bir işte çalışıyor ya da iş arıyor. Bu oran, toplam emekli nüfusunun yüzde 70.8’ine denk geliyor.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verileri, Türkiye’de yaşlılık aylığı alan kişi sayısının 12 milyon 196 bin 336’ya ulaştığını gösteriyor. Buna karşılık, TÜİK’in ikinci çeyrek iş gücü verilerine göre, emekli olduğu için iş gücüne katılmayanların sayısı yalnızca 3 milyon 562 bin seviyesinde kalıyor. Bu rakamlar, Türkiye’de neredeyse her 10 emekliden 7’sinin geçimini sağlamak için aktif olarak iş gücü piyasasında yer aldığını ortaya koyuyor.

Naki Bakır, özellikle hayat pahalılığı karşısında emekli aylıklarının alım gücünün düşmesinin bu tabloyu yarattığını belirtiyor. Emeklilerin bir kısmı kayıtlı olarak Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) ödeyerek çalışırken, birçoğu da kayıt dışı yollarla iş hayatında kalmaya devam ediyor. Özellikle Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesi sonrasında SGDP ödeyen emekli sayısı 2.2 milyona ulaştı.

Paylaşın

TÜİK’e Göre Türkiye Ekonomisi Yüzde 4,8 Büyüdü

TÜİK’e göre, GSYH, 2025 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 4,8 arttı. TÜİK verileri, Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,3 büyüdüğünü ortaya koymuştu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) bu yılın Nisan-Haziran dönemine ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) verilerini açıkladı. Buna göre GSYH, 2025 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 4,8 arttı.

GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2025 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; inşaat sektörü toplam katma değeri yüzde 10,9, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 7,1, sanayi sektörü yüzde 6,1; ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 5,6; mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 5,4, ürün üzerindeki vergiler eksi sübvansiyonlar yüzde 3,0, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 2,6, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 2,6 ve diğer hizmet faaliyetleri yüzde 2,1 arttı.

Tarım sektörü yüzde 3,5, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri ise yüzde 1,2 azaldı.

TÜİK verilerine göre, Nisan-Haziran döneminde Türkiye ekonomisinin çeyreklik bazdaki büyüme oranı yüzde 1,6 olarak gerçekleşti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,6 arttı.

Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2025 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 4,6 yükseldi.

Üretim yöntemiyle GSYH tahmini, yılın ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 43,7 artarak 14 trilyon 578 milyar 556 milyon lira oldu. GSYH’nin ikinci çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 377 milyar 622 milyon olarak gerçekleşti.

Yerleşik hane halklarının nihai tüketim harcamaları 2025 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 5,1 arttı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 5,2 azalırken gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 8,8 arttı.

Mal ve hizmet ihracatı, 2025 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 1,7, ithalatı ise yüzde 8,8 yükseldi.

İş gücü ödemeleri, 2025 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 42 arttı. Net işletme artığı/karma gelir yüzde 46,3 arttı.

İş gücü ödemelerinin cari fiyatlarla gayrisafi katma değer içerisindeki payı geçen yılın ikinci çeyreğinde yüzde 38,8 iken, bu oran 2025 yılında yüzde 38,4 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 39,5 iken yüzde 40,2 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Hazine, Rekor Borçlanmaya Hazırlanıyor!

Hazine, yılın son üç aylık döneminde, toplam 823,2 milyar lira tutarında rekor bir borçlanma hedefliyor. Borçlanma, Hazine’nin hem mevcut borçlarını çevirme hem de yeni finansman sağlama politikasını gözler önüne seriyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2025 yılının son çeyreğine girilirken eylül, ekim ve kasım aylarını kapsayan üç aylık iç borçlanma stratejisini kamuoyu ile paylaştı.

Açıklanan programa göre Hazine, bu üç aylık dönemde piyasalardan toplam 823,2 milyar lira tutarında rekor bir borçlanma hedefliyor. Program, Hazine’nin hem mevcut borçlarını çevirme hem de yeni finansman sağlama politikasını gözler önüne seriyor.

Bakanlık tarafından yayımlanan strateji, önümüzdeki üç ay boyunca Hazine’nin atacağı adımlara ilişkin piyasalara net bir yol haritası sunarken, borçlanma takviminin en yoğun olduğu ayın ekim olacağı dikkat çekiyor.

Açıklanan strateji, Hazine’nin bu dönemde yapacağı borç geri ödemeleri (iç borç servisi) ile bu ödemelere karşılık piyasadan ne kadar yeni borçlanma yapacağını detaylı bir şekilde ortaya koyuyor. Buna göre aylık planlama şu şekilde:

Eylül 2025: Hazine, ay içinde vadesi gelecek olan 255,7 milyar liralık anapara ve faiz ödemesini (iç borç servisi) karşılamak için piyasalardan 346 milyar liralık iç borçlanma gerçekleştirecek.

Ekim 2025: Üç aylık periyodun en yüksek borçlanmasının yapılacağı ekim ayında, 263,5 milyar liralık iç borç servisine karşılık 350,7 milyar liralık bir borçlanmaya gidilecek.

Kasım 2025: Yılın sonuna yaklaşırken borçlanma temposunun düşeceği kasım ayında ise 94,9 milyar liralık borç servisine karşılık 126,5 milyar liralık iç borçlanma yapılması öngörülüyor.

Paylaşın

Bu Yaz 10 Kişiden 6’sı Tatile Gitmedi

Araştırma şirketi Ipsos’un yaptığı son çalışma, halkın tatil alışkanlıklarında yaşanan dramatik değişimi ortaya koyuyor. Bulgulara göre, her 10 kişiden 6’sı bu yaz tatil yapmadı ve yapmayı da düşünmüyor.

Türkiye’de ekonomik koşullar, yaz tatilini pek çok kişi için ulaşılması güç bir hayale dönüştürdü. Araştırma şirketi Ipsos’un yaptığı son çalışma, halkın tatil alışkanlıklarında yaşanan dramatik değişimi ortaya koyuyor. Bulgulara göre, her 10 kişiden 6’sı bu yaz tatil yapmadı ve yapmayı da düşünmüyor. Katılımcıların yüzde 90’ı bu durumun sebebini doğrudan ekonomik sıkıntılar olarak açıklıyor.

Araştırmada dikkat çeken bir diğer veri, tatil planı yapanların oranındaki düşüş oldu. 2024’te yüzde 24 olan oran bu yıl yüzde 20’ye geriledi. Yükselen enflasyon ve artan yaşam maliyetleri, tatili birçok kişi için lüks haline getirdi.

Ekonomim’de yer alan habere göre, katılımcıların neredeyse tamamı tatil yapamama gerekçesi olarak ekonomik koşulları gösteriyor. Barınma, ulaşım ve yeme-içme fiyatlarındaki artış, özellikle yurt içi tatili pahalı bir seçenek haline getiriyor.

Araştırmaya göre, yurt dışı tatil tercihinde artış gözleniyor. Katılımcıların yüzde 10’u tatilini yurt dışında geçirdiğini belirtirken, bunun temel sebebi yurt içi maliyetlerinin bazı komşu ülkelere kıyasla daha yüksek olması. Vize istemeyen ülkelerdeki uygun fiyatlı turlar, tatilciler için cazip bir alternatif yaratıyor.

Eskiden aile yanında tatil yaygınken, bu eğilim gerilemeye başladı. Araştırma, insanların “gerçek anlamda dinlenmek” için otel ve pansiyon gibi konaklama seçeneklerini daha çok tercih ettiğini gösteriyor. Bu seçenekler, bireylere yemek ve temizlik gibi detaylarla uğraşmadan konforlu bir tatil imkânı sunuyor.

Halk yorgun bıkkın ve endişeli

Araştırmada, katılımcılara son dönemdeki ruh hallerine dair sorular da yöneltildi. Cevaplar; yorgunluk, bıkkınlık ve endişe duygularının hâkim olduğunu gösterdi. Uzmanlara göre bu ruh halinin en önemli nedenlerinden biri, dinlenme fırsatlarının azalması.

Tatil yapabilenlerin büyük çoğunluğu yurt içi destinasyonları tercih etti. Ancak otel ve pansiyon konaklamalarında artış gözlenirken, aile yanında geçirilen tatiller azaldı. Ödeme yöntemi olarak kişisel gelir hâlâ ilk sırada, fakat banka kredisiyle tatil yapanların sayısı geçen yıla göre artış gösterdi.

Ekonomik zorluklar nedeniyle tatil artık ertelenen veya iptal edilen bir plan haline geldi. Araştırma sonuçları, yaz tatilinin pek çok kişi için hayal olmaktan öteye geçemediğini ortaya koyuyor.

Paylaşın

Türkiye’de Her Dört Haneden Üçü Geçim Sıkıntısı Yaşıyor

Türkiye’de her dört haneden üçü, temel harcamalarını karşılamakta güçlük çekiyor. Ekonomistler bu tabloyu, “hayat pahalılığı artık kalıcılaştı” şeklinde yorumluyor.

Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (Eurostat), Türkiye’de geçinme zorluğu yaşayan hane halklarının oranının 2024 itibarıyla yüzde 76,8’e yükseldiğini açıkladı. Bu oran, 2018’de yalnızca yüzde 30,3 seviyesindeydi. Böylece son altı yılda geçim sıkıntısı yaşayan hanelerin oranı yaklaşık 2,5 katına çıktı.

Verilere göre artık her dört haneden üçü, temel harcamalarını karşılamakta ciddi güçlük çekiyor. Karar’dan Berfu Kargı‘nın aktardığına göre; Ekonomistler bu tabloyu, “hayat pahalılığı artık kalıcılaştı” şeklinde yorumluyor.

Eurostat’ın “geçim güçlüğü” anketi kapsamında Türkiye verileri yıllara göre şöyle:

2020: Yüzde 46,8
2021: Yüzde 63,0
2022: Yüzde 73,0
2023: Yüzde 75,0
2024: Yüzde 76,8

2018’de yalnızca üç haneden biri geçim zorluğu yaşadığını belirtirken, bu oran 2024’te dört haneden üçüne çıkmış durumda. Artışta pandemi sonrası bozulan gelir dengeleri, yüksek enflasyon ve ücretlerin satın alma gücündeki kayıp belirleyici oldu.

Eurostat, geçinme zorluğunu üç ayrı kategori altında sınıflandırıyor: “çok zorlananlar”, “zorlananlar” ve “biraz zorlananlar”. 2024 verilerine göre Türkiye’de:

Gelirinin giderlerine kesinlikle yetmediğini ve “çok zorlandığını” söyleyenlerin oranı yüzde 2,8, “zorlananlar” yüzde 29,4, “biraz zorlananlar” yüzde 44,6 seviyesinde.

Eurostat’ın verileri, geçim algısının TÜİK’in resmî enflasyon oranlarının çok ötesinde olduğunu gösteriyor. Temel tüketim harcamalarının yüksek seyretmesi, sabit gelirli yurttaşların yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor.

TÜRK-İŞ’in Temmuz 2025 tarihli Açlık-Yoksulluk Sınırı Araştırması da geçim baskısının ulaştığı boyutu ortaya koyuyor:

Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı: 26.413 TL
Yoksulluk sınırı: 86.036 TL
Bekar bir çalışanın yaşama maliyeti: 33.982 TL

Bu tabloya karşın Türkiye’de net asgari ücret 22.104 TL seviyesinde kalıyor. Yani bir çalışanın geliri, hem temel beslenme harcamalarının hem de kişisel yaşam maliyetinin altında kalmış durumda.

Araştırma, mutfak enflasyonunun da hız kesmeden sürdüğüne işaret ediyor. Buna göre, gıda fiyatları temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,14 oranında arttı. Son 12 ayda mutfak enflasyonu yüzde 37,32 olarak ölçülürken, yıllık ortalamada bu oran yüzde 42,60’a ulaştı.

Paylaşın