Merkez Bankası’nın (TCMB) Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verileri, ekonominin dış finansmana bağımlılığının sürdüğünü ve yurt dışına karşı net yükümlülük pozisyonunun yüksek seviyelerde kalmaya devam ettiğini ortaya koydu.
Verilere göre Türkiye’nin net uluslararası yatırım pozisyonu Mart ayı itibarıyla eksi 360,8 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Rakamlar, Türkiye’nin sahip olduğu yurt dışı varlıkların, yabancıların Türkiye üzerindeki finansal haklarının oldukça gerisinde kaldığını gösterirken, ekonomistler bu tablonun dış kaynak ihtiyacının ve küresel finansal koşullara duyarlılığın devam ettiğine işaret ettiğini belirtiyor.
TCMB verilerine göre Türkiye’nin yurt dışı varlıkları yılın ilk çeyreğinde yüzde 4,4 azalarak 395 milyar dolara gerilerken, yükümlülükleri aynı dönemde yüzde 1,4 artışla 755,8 milyar dolara yükseldi.
Böylece Türkiye’nin net yatırım pozisyonundaki açık daha da büyüyerek 360,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
Ekonomi uzmanları, uluslararası yatırım pozisyonunun bir ülkenin dış dünyaya karşı bilançosu niteliğinde olduğunu belirterek, varlıkların azalırken yükümlülüklerin artmasının dış finansal kırılganlık açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme olduğunu ifade ediyor.
Mart sonu itibarıyla Türkiye’nin yurt dışındaki toplam varlıkları 395 milyar dolar seviyesinde bulunurken, yabancı yatırımcıların Türkiye üzerindeki finansal alacakları ve yatırımları 755,8 milyar dolara ulaştı.
Başka bir ifadeyle Türkiye’nin dış dünyaya karşı yükümlülükleri, sahip olduğu dış varlıkların yaklaşık iki katına yaklaşmış durumda.
Uzmanlara göre bu tablo, küresel sermaye hareketlerindeki değişimlerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisini artırıyor. Özellikle uluslararası piyasalarda risk iştahının azalması veya finansman maliyetlerinin yükselmesi halinde dış kaynak girişlerinde yaşanabilecek yavaşlama ekonomiyi daha hassas hale getirebiliyor.
Verilerde olumlu görünen başlıklardan biri doğrudan yatırımlar oldu.
Türkiye’nin yurt dışındaki doğrudan yatırımları yüzde 3,8 artışla 78 milyar dolara yükselirken, yabancıların Türkiye’deki doğrudan yatırım stoku da yüzde 5,2 artarak 212,7 milyar dolara çıktı.
Ancak ekonomistler, doğrudan yatırımların artmasının olumlu bir gelişme olduğunu kabul etmekle birlikte, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu uzun vadeli ve üretken yatırımlar açısından mevcut seviyelerin yeterli olmadığını belirtiyor.
Son yıllarda küresel doğrudan yatırım hareketlerinden Türkiye’nin aldığı payın geçmiş dönemlere kıyasla daha sınırlı kaldığına dikkat çeken uzmanlar, yatırım ortamına ilişkin güven unsurlarının önemini vurguluyor.
Portföy yatırımları tarafında ise daha karmaşık bir görünüm ortaya çıktı.
Türkiye’nin yurt dışındaki portföy yatırımları yüzde 51,9 gibi dikkat çekici bir artışla 10,2 milyar dolara yükselirken, yabancıların Türkiye’deki portföy yatırımları kaynaklı yükümlülükleri 142,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
Portföy yatırımları genellikle kısa vadeli sermaye hareketleri olarak değerlendirildiği için ekonomistler bu kalemin dış finansal istikrar açısından daha kırılgan bir yapı oluşturduğunu belirtiyor.
Küresel piyasalardaki faiz değişimleri veya jeopolitik gelişmeler nedeniyle bu tür fonların hızlı giriş ve çıkış yapabilmesi, finansal piyasalar üzerinde ani dalgalanmalara yol açabiliyor.
Veriler, yabancı yatırımcıların elindeki devlet iç borçlanma senetlerinde (DİBS) belirgin bir gerilemeye de işaret etti.
Genel yönetimin DİBS yükümlülükleri bir önceki çeyreğe göre yüzde 20,1 azalarak 14,6 milyar dolara düştü.
Bu gerileme, yabancı yatırımcıların kamu borçlanma araçlarına ilgisindeki zayıflamanın sürdüğüne yönelik değerlendirmeleri yeniden gündeme taşıdı.
Ekonomi çevreleri, yabancı yatırımcıların tahvil piyasasına dönüşünün kalıcı hale gelebilmesi için fiyat istikrarı, öngörülebilir ekonomi politikaları ve güçlü rezerv yapısının önem taşıdığı görüşünde.
Mart ayı verilerinde dikkat çeken bir başka gelişme ise bankaların yabancı para varlıklarındaki yükseliş oldu.
Bankaların yabancı para efektif ve mevduat varlıkları yüzde 19,9 artarak 52,7 milyar dolara çıktı.
Uzmanlar, bu artışın bankacılık sektörünün döviz likiditesini güçlendirmesi açısından olumlu görülebileceğini ancak ekonomideki yüksek dolarizasyon eğiliminin de tamamen ortadan kalkmadığını gösterdiğini ifade ediyor.
Uluslararası yatırım pozisyonunun en büyük kalemlerinden biri olan “diğer yatırımlar” kategorisindeki yükümlülükler 400,8 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.
Bu kalem ağırlıklı olarak krediler, mevduatlar ve çeşitli finansal yükümlülüklerden oluşuyor.
Ekonomistler, Türkiye’nin dış finansman ihtiyacının önemli bölümünün bu kalem üzerinden karşılandığını ve küresel kredi koşullarındaki değişimlerin ekonomi üzerinde doğrudan etkili olabildiğini belirtiyor.
Tablo Ne Anlatıyor?
Mart 2026 verileri, Türkiye’nin uluslararası yatırım pozisyonunda yapısal kırılganlıkların devam ettiğini ortaya koyuyor. Net yatırım pozisyonundaki 360,8 milyar dolarlık açık, ülkenin dış dünyaya karşı ciddi bir yükümlülük pozisyonunda bulunduğunu gösteriyor.
Yurt dışı varlıkların azalması, yükümlülüklerin artması ve yabancı sermayeye olan bağımlılığın sürmesi, küresel ekonomik gelişmelerin Türkiye üzerindeki etkisini artıran temel unsurlar arasında yer alıyor.
Uzmanlara göre bu açığın kalıcı biçimde azaltılabilmesi için yalnızca kısa vadeli sermaye girişlerine değil, yüksek katma değerli üretimi destekleyen doğrudan yatırımlara, güçlü ihracat performansına ve sürdürülebilir büyüme politikalarına ihtiyaç bulunuyor. Aksi halde dış finansman koşullarında yaşanabilecek her dalgalanma, Türkiye ekonomisinin en hassas noktalarından biri olmaya devam edecek.


































