Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borcu 222,3 Milyar Dolar

Türkiye’nin orijinal vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borçları 222,3 milyar dolar olarak kayıtlara geçti. Borçların yüzde 35’ini Dolar, yüzde 27’sini Euro, yüzde 23’ünü Türk Lirası ve yüzde 15’ini diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Gelişmeleri Mayıs 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borç (KVDB) stoku, bir önceki aya göre yüzde 1,2 oranında artarak Mayıs ayı itibarıyla 170,3 milyar dolar oldu. Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış borçları gösteren kalan vadeye göre KVDB stoku 222,3 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Yurt içi bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, bir önceki aya göre yüzde 7,8 oranında azalarak 12,0 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Yurt dışı yerleşik bankaların yurt içindeki mevduatı yüzde 1,2 oranında azalışla 18,8 milyar dolar olmuştur. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 0,1 oranında artışla 20,4 milyar dolar olurken, TL cinsinden mevduatları yüzde 9,9 oranında artarak 22,7 milyar dolar oldu.

Diğer sektörler kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 2,0 oranında artarak 66,8 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Dış ticaret işlemlerinden kaynaklanan ticari krediler yüzde 0,5 oranında artarak 62,1 milyar olurken, nakit krediler kaynaklı yükümlülükler yüzde 25,5 artarak 4,7 milyar dolar olarak kaydedildi.

Kalan vadeye göre KVDB stokunda, Mayıs ayı itibarıyla bankalar ve diğer sektörlerin kredi yükümlülükleri yaklaşık 62,0 milyar dolara gerilemişken, yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’de yerleşik bankalardaki mevduat stoku ise yaklaşık 62,0 milyar dolara yükseldi.

Paylaşın

Bankalara Bireysel Borçlar 5 Trilyon Liraya Dayandı

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Yurttaşlarımızın bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçları, 27 Haziran- 4 Temmuz günleri arasındaki haftada 38,7 milyar lira daha artarak 4 trilyon 826 milyar liraya yükselmiş bulunmaktadır” dedi.

Ömer Fethi Gürer, icra dairelerine 1 Ocak-11 Temmuz günleri arasında UYAP üzerinden gelen yeni dosya sayısının, 2024 yılının aynı dönemine göre yüzde 11,7 oranında artarak 5 milyon 363 bine yükseldiğini de kaydetti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ekonomik gelişmelere ilişkin basın toplantısı yaptı. Gürer, “Yurttaşlarımızın bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçları, 27 Haziran- 4 Temmuz günleri arasındaki haftada 38,7 milyar lira daha artarak 4 trilyon 826 milyar liraya yükselmiş bulunmaktadır” dedi ve ekledi:

“Varlık yönetim şirketlerine ve TOKİ’ye olan borçlarıyla birlikte vatandaşın toplam finansal borcu 4 trilyon 985 milyar liraya ermiştir. Haftada bireysel kredilerin bakiyesi 13,5 milyar lira artarak 2 trilyon 490 milyar liraya yükselirken, kredi kartı borç bakiyesi ise 25,2 milyar lira artarak 2 trilyon 336 milyar liraya tırmanmıştır. Bireylerin bankalara olan kredi kartı ve bireysel kredi borçlarında, 2024 yılı sonuna göre yüzde 22,6 oranında (888 milyar lira) artış yaşandığı görülmektedir.”

Borcunu ödeyemeyenlerin icra ile varlıklarını kaybettiği bir sürecin yaşandığını ifade eden Gürer, şunları söyledi: “Bankalar ve tüketici finansman kuruluşları, bu yılın ilk beş aylık döneminde 775 bin 160 kişiyi kredi kartı, 636 bin 860 kişiyi de bireysel kredi borcunu vadesinde ödeyemediği için icra takibine aldı.

Hem kredi kartı hem de bireysel kredi borcu nedeniyle takibe alınanlar tek kişi sayıldığında, beş ayda toplam 1 milyon 38 bin 700 kişi bankalar ve finansman şirketlerine borcunu ödeyemedi. Borcunu ödeyemeyenlerin sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 289 bin 178 kişi artış gösterdi. Kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 224 bin 129, bireysel kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısı ise 182 bin 570 kişi arttı.”

Geliri artmayıp sabit kalan dar gelirli, emekliler, çiftçiler ve esnaf için zor bir dönem yaşandığını belirten Gürer, şu ifadeleri kullandı: “Önceki yıllardan gelenlerle birlikte, halen bankaların takibinde 2 milyon 656 bin 164 kişi; varlık yönetim şirketlerinin takibinde ise 2 milyon 94 bin 827 kişi bulunuyor. Hem bu yıl hem de önceki yıllarda bankalar ve finans kuruluşları tarafından icra takibine alındıkları halde borcunu ödeyemeyenlerin sayısı hem bankalar ve finans kuruluşlarının hem de varlık yönetim şirketlerinin takibinde olanlar tek kişi sayıldığında, 4 milyon 96 bin 259 kişiye yükseldi.”

İcra dosyaları rekor kırdı

İcra dairelerine 1 Ocak-11 Temmuz günleri arasında UYAP üzerinden gelen yeni dosya sayısının, 2024 yılının aynı dönemine göre yüzde 11,7 oranında artarak 5 milyon 363 bine yükseldiğini kaydeden Gürer, “İcra dairelerine, 2024 yılında bu dönemde 4 milyon 800 bin yeni dosya gelmişti. Aynı günler arasında 3 milyon 564 bin dosya da ya sonuçlandırıldı ya da işlemden kaldırıldı” dedi.

“UYAP üzerinden açılan ve icra dairelerinde derdest bulunan toplam dosya sayısı, 11 Temmuz itibarıyla 24 milyon 54 bine çıktı. Derdest dosya sayısı, son bir yılda net olarak 1 milyon 684 bin adet arttı” diyen Gürer, ülkede derin yoksulluğun geniş kesimleri sardığını ve iktidarın sorunları görmezden gelip ötelemekten başka bir şey yapmadığını ifade etti.

Paylaşın

Bankaların Faiz Gelirlerinde Rekor: 3,1 Trilyon

Mayıs 2025 itibarıyla bankaların faiz gelirleri rekor düzeye ulaşarak 3 trilyon 134,5 milyar lirayı buldu. Bu rakam, bir önceki aya göre yüzde 27’lik bir artışa işaret ediyor.

Enflasyonun etkisi ve yüksek yaşam maliyetleri nedeniyle borçlanmanın yaygınlaştığına işaret eden uzmanlar, bu tablonun hanehalkı üzerindeki finansal baskıyı artırdığına dikkat çekiyor.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, Türkiye’de ekonomik daralma ve alım gücündeki gerileme yurttaşları borçlanmaya itti. Karar’da yer alan habere göre; Mayıs 2025 itibarıyla bankaların faiz gelirleri rekor düzeye ulaşarak 3 trilyon 134,5 milyar lirayı buldu. Bu rakam, bir önceki aya göre yüzde 27’lik bir artışa işaret ediyor.

Kredilerden elde edilen faiz gelirleri toplam gelirin yüzde 63’ünü oluştururken, bu kalem 1 trilyon 984,8 milyar liraya yükseldi. Tüketici kredilerinden sağlanan faiz geliri ise yıllık bazda yüzde 47’lik artış göstererek 271,5 milyar liraya çıktı.

Kredi kartı faiz gelirlerinde de kayda değer bir yükseliş gözlendi. Geçen yılın aynı ayında 122,8 milyar lira olan kredi kartı faiz geliri, bu yıl 188,5 milyar liraya ulaştı. Takibe alınan alacaklardan elde edilen faiz gelirleri ise yıllık bazda yüzde 142’lik artışla 14,9 milyar liradan 36,1 milyar liraya çıktı.

Enflasyonun etkisi ve yüksek yaşam maliyetleri nedeniyle borçlanmanın yaygınlaştığına işaret eden uzmanlar, bu tablonun hanehalkı üzerindeki finansal baskıyı artırdığına dikkat çekiyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre Haziran ayında yıllık enflasyon yüzde 35’e gerilese de, Merkez Bankası’nın yıl sonu hedefi olan yüzde 24’ün hâlâ üzerinde seyrediyor.

Öte yandan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in göreve geldiği Haziran 2023’te başlatılan sıkı para politikası kapsamında politika faizi Mart 2024 itibarıyla yüzde 50’ye kadar çıkarılmıştı.

Aralık 2024’te başlatılan faiz indirim süreci Mart 2025’te duraklarken, son enflasyon verisinin ardından gözler 24 Temmuz’da toplanacak Para Politikası Kurulu’na çevrildi. Piyasalar, bu toplantıda faiz indiriminin yeniden gündeme alınabileceğini öngörüyor.

Paylaşın

Vatandaş En Temel ihtiyaçlarını Bile Krediyle Karşılıyor

Giderek ağırlaşan ekonomik tabloya dikkat çeken CHP Milletvekili Gülcan Kış, “Vatandaş en temel ihtiyaçlarını bile krediyle karşılıyor. Emekli geçinemiyor, gençler borçla ayakta kalıyor, çalışan ise icralık oluyor” dedi.

Ekonomik krizle birlikte borç ve icra sarmalı da derinleşiyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Gülcan Kış, “Halk borca, ülke çöküşe mahkûm edildi” ifadeleriyle iktidarın ekonomi politiklarını eleştirdi.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre; Gülcan Kış, Türkiye’de giderek ağırlaşan ekonomik tabloya dikkat çekti. “Vatandaş en temel ihtiyaçlarını bile krediyle karşılıyor. Emekli geçinemiyor, gençler borçla ayakta kalıyor, çalışan ise icralık oluyor” diyen Kış, iktidarın bu duruma sessiz kaldığını savundu.

Ekonomideki mevcut tabloyu “borç ve faiz düzeni” olarak nitelendiren Kış, “AKP’nin faizi yüksek, adaleti yok. Saray’daki yöneticilerin halkın yaşadığı ekonomik sıkıntılarla ilgilendiği yok” ifadelerini kullandı.

Bankalara ve finans kuruluşlarına olan toplam bireysel kredi ve kredi kartı borcu 4 trilyon 726 milyar liraya yükseldi. TOKİ ve varlık yönetim şirketlerine olan borçlarla birlikte toplam borç 4 trilyon 885 milyar liraya ulaştı. 2024 yılı başından bu yana borçlardaki artış 788 milyar lirayı buldu.

Gülcan Kış, “Ekonomiyi güya rasyonelleştireceğiz diye halkı borç girdabına soktular. Rasyonellik adı altında halk yoksulluğa, Saray ise lükse teslim edildi” dedi.

Bankaların icraya verdiği bireysel kredi ve kart borcu 177,3 milyar liraya çıktı. Yıl başından bu yana batık kredi oranı yüzde 58,7 arttı. 2025’in ilk altı ayında icra dairelerine 4 milyon 711 bin yeni dosya geldi. Toplam icra dosyası sayısı ise 23 milyon 817 bine ulaştı.

Gülcan Kış, “Her gün binlerce kişi icralık oluyor. Mersin sokaklarında halkın cebindeki borç kâğıdı Saray’daki şatafata akıyor” sözleriyle iktidarı sert şekilde eleştirdi.

“Vatandaş faize çalışıyor”

İhtiyaç kredisi faiz oranları yüzde 70,89’a, ticari kredi faizleri ise yüzde 63,95’e yükseldi. Hazine’nin iç borçlara ödediği faiz yükü 7 trilyon 166 milyar lirayı aştı.

CHP’li Kış, “Bu düzende vatandaş faize çalışıyor, üretici icrada, ülke borç kıskacında. Saray saltanatı sürsün diye herkes borçlandırılıyor” dedi.

Yüksek faiz oranları, konut sektöründe ciddi bir durgunluk yarattı. Alım talepleri ertelenirken, müteahhitler yeni yatırım yapmaktan çekiniyor. Yabancı yatırımcılar ise konut alımını büyük ölçüde durdurdu.

Gülcan Kış, “Mehmet Şimşek’in politikaları barınma hakkını lüks haline getirdi. Halkın ev sahibi olma ihtimali ortadan kalktı, faiz lobisi kazandı, Saray izlemekle yetiniyor” dedi.

Kış, faiz politikası üzerinden yaşanan tartışmaların, ekonomi yönetimi içinde klik çatışmasına dönüştüğünü belirtti. Mehmet Şimşek’in ekonomi modeli, Saray içindeki güç mücadelesinin merkezine oturdu.

“AKP merkezinde çarklar dönüyor, Mehmet Şimşek’in rasyonel sözleri inandırıcı değil. Halk borç yükü altında ezilirken, Saray’da iç hesaplaşmalar sürüyor” diyen Kış, ekonomi politikalarının halkı değil rantı öncelediğini söyledi.

CHP’li Kış, “Halkın sırtındaki borç kamburu büyürken, Saray’daki hesap savaşları ülkeyi iflasa sürüklüyor. Kriz, halkın yaşadıklarına değil, rantın kimde olacağına odaklanmış bir anlayışla çözülemez” diyerek hükümeti sert biçimde eleştirdi.

Paylaşın

Özel Sektörün Yurt Dışı Kredi Borcu 185,9 Milyar Dolar

Merkez Bankası verilerine göre; Nisan sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2024 yıl sonuna göre 13,8 milyar dolar artarak 185,9 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Vadeye göre incelendiğinde, 2024 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 16,7 milyar dolar artarak 173,5 milyar doları, kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 2,9 milyar dolar azalarak 12,5 milyar doları düzeyinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcu Gelişmeleri Nisan 2025 Raporu’nu yayınladı. Buna göre; Merkez Bankası verilerine göre; Nisan sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2024 yıl sonuna göre 13,8 milyar dolar artarak 185,9 milyar dolar oldu.

Vadeye göre incelendiğinde, 2024 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 16,7 milyar dolar artarak 173,5 milyar doları, kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 2,9 milyar dolar azalarak 12,5 milyar doları düzeyinde gerçekleştiği gözlemlendi.

2024 yıl sonuna göre finansal kuruluşların toplam borcu 3,3 milyar dolar, finansal olmayan kuruluşların toplam borcu ise 10,4 milyar dolar arttı. Aynı dönemde finansal kuruluşların uzun vadeli borçları 6,3 milyar dolar, finansal olmayan kuruluşların uzun vadeli borçları 10,4 milyar dolar arttı. Kısa vadede ise finansal kuruluşların borçları 2,9 milyar dolar azaldı ve finansal olmayan kuruluşların borçları 0,3 milyar doları arttı.

Döviz kompozisyonuna bakıldığında, dolar cinsinden borçlanmanın en yüksek paya sahip olduğu görüldü. 173,5 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 57,9’unun Dolar, yüzde 33,0’ının Euro, yüzde 2,1’inin Türk Lirası ve yüzde 7,0’ının ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu; 12,5 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 46,0’ının Dolar, yüzde 19,5’inin Euro, yüzde 31,1’sinin Türk Lirası ve yüzde 3,3’sının ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü.

Nisan sonuna göre özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcunun 1 yıla kadar olan vade dağılımı incelendiğinde, toplam borç tutarının 56,6 milyar dolar olduğu görüldü. Bu tutarın 37,9 milyar dolar bankalara, 14,5 milyar dolar finansal olmayan kuruluşlara, 4,2 milyar dolar ise bankacılık dışı finansal kuruluşlara aittir.

Paylaşın

Türkiye’nin Kredi Risk Primi 300 Puanı Aştı

Türkiye’nin 5 yıllık CDS (Credit Default Swap) puanı 300 seviyesini aştı. Uzmanlar, bu artışı hem bölgesel güvenlik tehdidinin hem de Türkiye ekonomisinin hâlihazırda taşıdığı kırılganlıkların bir yansıması olarak değerlendiriyor.

İsrail’in cuma sabahı İran’ın başkenti Tahran, İsfahan’daki Natanz nükleer tesisi ve diğer stratejik noktalara düzenlediği saldırılar, sadece bölgesel değil küresel dengeleri de sarstı. Saldırılarda İran Genelkurmay Başkanı ve Devrim Muhafızları Komutanı dahil çok sayıda üst düzey isim hayatını kaybederken, misilleme olarak İran’ın gece saatlerinde İsrail’e füzelerle karşılık vermesi tansiyonu daha da yükseltti.

Bu gelişmelerin ardından Türkiye’nin ekonomi cephesi de hızlı bir tepki verdi. Ülkenin 5 yıllık kredi risk primi (CDS), yalnızca birkaç saat içinde 15 baz puan artarak yeniden 300 seviyesinin üzerine çıktı. Uzmanlar, bu artışı hem bölgesel güvenlik tehdidinin hem de Türkiye ekonomisinin hâlihazırda taşıdığı kırılganlıkların bir yansıması olarak değerlendiriyor.

CDS’teki yükselişin yanı sıra, Borsa İstanbul’da da sert kayıplar yaşandı. BIST 100 endeksi gün içinde yüzde 4’ten fazla gerilerken, yatırımcıların güvenli limanlara yönelmesiyle altının ons fiyatı 3.445 dolara kadar çıktı.

İsrail-İran çatışmasının Hürmüz Boğazı’na sıçraması ihtimali, petrol ve doğal gaz fiyatlarını da yukarı çekti. Brent petrol yüzde 8 yükselerek 75 dolar seviyesini aşarken, Türkiye’de benzin ve motorine 1 lira 70 kuruşluk zam beklentisi oluştu. Bu durum, Türkiye’de enflasyon baskılarını artırabilecek yeni bir dalganın da habercisi olabilir.

Karar’da yer alan habere göre; Ekonomistler, Türkiye’nin zaten yüksek faiz, düşük rezerv ve siyasi istikrarsızlık sarmalıyla mücadele ettiğini hatırlatıyor. İsrail-İran savaşı gibi jeopolitik bir şokun, hem döviz piyasalarında baskıyı artırabileceği hem de Türkiye’nin dış finansmana erişimini daha da zorlaştırabileceği uyarısında bulunuluyor.

CDS primi nasıl hesaplanıyor?

Ülkelerin dış borçlanmalarına karşı CDS’leri genelde büyük uluslararası yatırım bankaları sağlıyor ve o ülkelerin borcunu çevirememesi halinde ödemeyi bu banka üstlenmiş oluyor. Bu bankalar da söz konusu ülkenin geri ödeme yeteneğini, makroekonomik koşullarını inceleyerek bir risk oranı belirliyor.

Bu oran belirlenirken uluslararası derecelendirme kuruluşlarının verdiği notlar önemli bir rol oynasa da bunun dışında da bir çok faktör göz önünde bulunduruluyor.

Ekonomisi sağlam ve geri ödeme sorunu yaşamayacağı düşünülen ülkelerin risk primi düşük olurken geri ödemekte sorun yaşayacağı düşünülen ülkelerin risk primi yüksek bir orandan belirleniyor.

CDS priminin artmasının sonuçları ne olur?

Kamunun ve özel sektörün dış borçlanma maliyetleri CDS primine paralel olarak artar.

Burada kendini besleyen bir döngü oluşur. Borçlanma maliyetinin artması döviz girişini azalttığı için dış borcu ödemeyi zorlaştırır. Bu da riski daha da çok yükseltir.

Artan maliyetler, daha fazla kaynağın borç ödemesine ayrılması ve daha az harcanabilir gelir (yani refah kaybı) anlamına gelir.

Döviz girişinin azalması içerideki likidite krizini daha da derinleştirirken enflasyonist baskıları artırır.

Ulaşılabilecek en uç nokta, CDS ile sigortalanan temerrüt riskinin gerçekleşmesi durumudur. Dış borcun çevrilemez hale gelmesi ya da “iflas” durumu, başta enerji olmak üzere ithal ettiğimiz pek çok ürünü alamayacak hale gelmemiz, ithal ara malına dayalı üretim yapımızın durması anlamına gelir.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Döviz Satışı 57 Milyar Dolara Çıktı

Ekonomist Prof. Dr. Hakan Kara, Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı 19 Mart’tan bu yana Merkez Bankası’nın sattığı döviz miktarının 57 milyar dolar olduğunu açıkladı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, MB’nin rezervlerini eritmesiyle ilgili eleştirilere ”Rezerv iç ve dış şoklara karşı bir tampondur. Rezervler kullanılmak üzere biriktirilir” yanıtını vermişti.

Ekonomistler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı 19 Mart’tan bu yana Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) dövizi baskılayabilmek için yaklaşık 57 milyar dolar satış yaptığını hesapladı.

Ekonomist Prof. Dr. Hakan Kara’nın aktardığına göre, Merkez Bankası (TCMB) 18 Mart’tan bu yana net 57 milyar dolarlık döviz satışı gerçekleştirdi. Bu satışlar, 2024 yılı başından itibaren gözlenen döviz alımlarını tamamen silerken, rezervlerin ciddi şekilde zayıflamasına neden oldu.

Haftalık bazda bakıldığında, nisan ayında Merkez Bankası’nın (TCMB) döviz satışları 15 milyar dolara kadar çıktı. Kara’nın yayımladığı grafiklerde, satışların martta sert başladığı, nisanda doruğa ulaştığı ve mayıs başı itibarıyla kademeli olarak azalmaya başladığı görülüyor. Kara, “Belki bir teselli olarak döviz satışlarının giderek azaldığını söyleyebiliriz” değerlendirmesini yaptı.

Bu tabloya karşılık, Merkez Bankası’nın (TCMB) altın rezervleri kritik bir dengeleyici unsur olarak öne çıktı. Ekonomist İris Cibre’nin analizine göre, eğer TCMB 2023 Mayıs ayındaki altın rezerv seviyesini bugün de korumasaydı, net döviz pozisyonu 3 milyar dolar daha ekside olacaktı. 2020’den bu yana 7,4 milyon ons altın alımı yapılırken, ons fiyatındaki artış sayesinde rezervlere 54,6 milyar dolarlık katkı sağlandığı belirtildi.

İris Cibre, altın rezervlerinin önemini “Kısaca, altın biriktirmemiş olsak yanmışız…” sözleriyle vurguladı.

Merkez Bankası (TCMB), 25 nisan ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınlamıştı. Verilere göre 25 nisan haftasında brüt rezervleri 5,5 milyar dolar seviyesinde azalarak 141 milyar dolar düzeyine gerilemişti.

Net rezerv ise 38,6 milyar dolardan 35 milyar dolara gerilemişti. Swap hariç net rezervlerde 19 mart sonrası görülen düşüş ivmesi devam etmişti.

Paylaşın

Vatandaşın Bankalara Borcu 4,3 Trilyon Lirayı Aştı

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye devam ederken, vatandaşın banka borçları 28 Mart – 4 Nisan arasındaki haftada, 49,7 milyar lira artarak 4 trilyon 329 milyar liraya kadar yükseldi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, sosyal medya hesabı üzerinden ekonomiye dair açıklamalarda bulundu. Gökan Zeybek, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Ekonomide kara delik açıldı. Sandık tek çare. Vatandaşın banka borçları 4,3 trilyonu geçti. Vatandaşların, bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçları, 28 Mart – 4 Nisan günleri arasındaki haftada, artan kredi faizlerine rağmen 49,7 milyar lira artarak 4 trilyon 329 milyar liraya kadar yükseldi. Takipteki 4 milyon kişi yıllardır borcunu ödeyemiyor.

Hem bankalar ve finans kuruluşları hem varlık yönetim şirketleri tarafından takip edilenler tek kişi sayıldığında takipteki toplam vatandaş sayısı 3 milyon 998 bin 602’yi buluyor.

“Bankalar rekor gelir sağladı”

Halk battı, banka çıktı. Artan hayat pahalılığı karşısında geliri yetersiz kalan yurttaş, yüksek faiz oranlarına rağmen banka kredilerine yönelmek zorunda kaldı. Bankalar da hem yüksek faizden hem de batık kredilerden rekor gelir sağladı. Batık kredilerden sağlanan faiz geliri, yılın ilk iki ayında yüzde 181,3 oranında artarak 13 milyar 980 milyon liraya ulaştı.

Dolarizasyon:19 Mart darbesiyle birlikte hem vatandaşlar hem şirketlerden dövize yoğun bir talep geldi. Söz konusu üç haftada döviz cinsinden mevduatlar da 12 milyar dolar artarak 216 milyar dolara kadar çıktı.

Üç ayda en az 455 bin işçi işinden çıkarıldı. Bu yılın ilk üç aylık döneminde en az 455 bin 574 kişi işvereni tarafından işinden çıkarıldığı için işsizlik ödeneği alabilmek umuduyla İşsizlik Sigortası Fonuna başvurdu.

İşsizin parası nereye harcanıyor. Bu yılın ilk üç ayında İşsizlik Sigortası Fonundan toplam 61,5 milyar lira harcama yapıldı. Bu harcamanın yalnızca 21,8 milyar lirası işsizlik ödeneği alanlara yapılan ödemeler ile bunlar adına yapılan genel sağlık sigortası primi ve damga vergisi ödemelerinden oluştu.

“İcra dairelerine 2,9 milyon yeni dosya geldi”

İcra dairelerine 2,9 milyon yeni dosya geldi. İcra dairelerine 1 Ocak – 12 Nisan günleri arasında UYAP üzerinden gelen yeni dosya sayısı 2024 yılının aynı dönemine göre yüzde 4,6 oranında artarak 2 milyon 900 bin oldu.

Emeklilik yaşı sefalet çağı oldu. Yaşlılık aylığı alan her 6 emekliden biri çalışmak zorunda. 60 yaş üstü yurttaşların İŞKUR’a kayıtlı işsiz sayısı arttı. İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin 30 bin 367’sini 60 yaş ve üzerindeki işsizler oluşturdu. Bu sayı geçen yılın mart ayında 28 bin 510 kişiydi. Üstelik toplam işsiz sayısı azalırken 60 yaş ve üzerindeki başvuruda artış yaşandı. Ocak-mart döneminde 60 ve üzeri yaştaki 3 bin 640 kişi İŞKUR aracılığıyla işe yerleştirildi.”

Paylaşın

Merkez Bankası’nda Takvim Dışı Karar: Gecelik Borç Verme Faizi Yükseltildi

Takvimde yer almayan olağanüstü bir toplantı yapan Merkez Bankası (TCMB) gecelik borç verme faizini 2 puan artırarak yüzde 46’ya çıkardı. Banka, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 41’de sabit tuttu.

Haber Merkezi / Merkez Bankası (TCMB), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını da yüzde 42,5’te sabit tuttu. Banka, son olarak 6 Mart’ta politika faizinde 250 baz puanlık indirime gitmişti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Para Politikası Kurulu (PPK), takvimde yer almayan olağanüstü bir toplantıyla faiz kararı aldı. Toplantı sonrası Merkez Bankası (TCMB) yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Para Politikası Kurulu (Kurul), finansal piyasalardaki gelişmeleri değerlendirmek üzere toplanmıştır. Söz konusu gelişmelerin enflasyon görünümü açısından oluşturabileceği riskler değerlendirilerek, sıkı parasal duruşu destekleyici tedbirler alınmıştır.

Bu doğrultuda Kurul, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranının yüzde 46’ya yükseltilmesine karar vermiştir. Politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 42,5’te, Merkez Bankası gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 41’de sabit tutmuştur.

Ayrıca, piyasadaki oynaklığı sınırlamak üzere TL ve döviz likiditesine yönelik tedbirler alınmıştır. Finansal piyasaların etkin işleyişinin sürdürülmesi amacıyla gerekli görülmesi halinde ek önlemler alınacaktır.

Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır.”

Paylaşın

Türkiye’de Kredi Kartı Sayısı 130 Milyonu Aştı

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) ocak ayı verilerine göre, Türkiye’de kredi kartı sayısı 130,2 milyon, banka kartı sayısı 195,6 milyon ve ön ödemeli kart sayısı 113,1 milyon adet oldu.

Ocak ayında, kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile yapılan toplam ödeme tutarı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 66 artarak 1,61 trilyon lira oldu.

Bankalararası Kart Merkezi (BKM) Ocak 2025 verilerini açıkladı. Buna göre; Türkiye’de kredi, banka ve ön ödemeli kartlarla yapılan işlemler 1,61 trilyon TL seviyesine ulaşırken, toplam ödeme adedi 1,58 milyar oldu.

Özellikle temassız ve internetten yapılan ödemelerde büyük bir artış yaşandı.

Türkiye’deki toplam kart sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artarak 438,9 milyona ulaştı. Ocak ayı itibarıyla:

Kredi kartı sayısı: 130,2 milyon
Banka kartı sayısı: 195,6 milyon
Ön ödemeli kart sayısı: 113,1 milyon

2024 yılı Ocak ayına kıyasla kredi kartı sayısı yüzde 9, banka kartı sayısı yüzde 3, ön ödemeli kart sayısı ise yüzde 24 arttı.

Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlarla yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 66 artarak 1,61 trilyon TL’ye yükseldi.

Kredi kartlarıyla yapılan ödemeler: 1,36 trilyon TL (yüzde 69 artış)
Banka kartlarıyla yapılan ödemeler: 207,8 milyar TL (yüzde 47 artış)
Ön ödemeli kartlarla yapılan ödemeler: 32,4 milyar TL (yüzde 78 artış)

İnternetten yapılan kartlı ödeme tutarı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 70 artarak 483,6 milyar TL’ye çıktı. Ocak ayında gerçekleştirilen toplam kartlı ödemelerin yüzde 30’u internet üzerinden yapıldı. İnternetten yapılan ödeme adedi de yüzde 8 artarak 230,3 milyon adede ulaştı.

Ocak ayında mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden 4’ü temassız gerçekleşti.

Temassız ödeme adedi: 1,03 milyar (yüzde 19 artış)
Temassız ödeme tutarı: 503,2 milyar TL (yüzde 82 artış)

Paylaşın