Almanya Göçmenler İçin Düğmeye Bastı: Hızla Sınır Dışı Edilecek

Almanya’da hükümet düzensiz göçle mücadele için ay sonuna kadar kabineden geçmesi amaçlanan yeni bir tedbir paketi hazırladı. Paket, suç işleyen ve iltica başvurusu kabul edilmeyenlerin ülkeden hızla sınır dışı edilmesi ve ülkede kalma şansı yüksek olanların çalışma hayatına katılmasının kolaylaştırması gibi düzenlemeleri içeriyor.

Düzenlemede Almanya’da iltica başvurusu reddedilen ancak sınır dışı edilmeleri ertelenerek geçici olarak kalmalarına izin verilen, yani “Müsamaha Belgesi” (Duldung) sahibi olanların çalışmasına ilişkin bir madde de yer alıyor.

Buna göre,  31 Aralık 2022’den önce gelmiş olan Müsamaha Belgesi sahiplerine çalışma izni için başvuruda bulunma hakkı tanınacak. Bu düzenleme şimdiye kadar 2018 sonuna kadar gelenlerin çalışma izni için başvurmasına imkan tanıyor, sonrasında gelenleri kapsamıyordu.

“Göç paketi”  yerel yönetimler ve onların bağlı olduğu 16 eyaletin yönetimlerinin son aylarda sıklıkla dile getirdiği eleştiriler, özellikle düzensiz göçle mücadele ve göçmen sayısının sınırlanması konusundaki talepler ışığında hazırlandı.

Almanya’ya düzensiz göçle mücadelede hükümet üzerindeki baskı artarken, Sosyal Demokrat Parti (SDP), Yeşiller ve Hür Demokrat Parti’den (FDP) oluşan koalisyon hükümeti ay sonuna kadar kabineden geçmesi amaçlanan yeni bir tedbir paketi hazırladı. Paket, suç işleyen ve iltica başvurusu kabul edilmeyenlerin ülkeden hızla sınır dışı edilmesi ve ülkede kalma şansı yüksek olanların çalışma hayatına katılmasının kolaylaştırması gibi düzenlemeleri içeriyor.

İçişleri Bakanı Nancy Faeser’in “göç paketi” diye nitelenen yasal düzenlemeye ilişkin hazırladığı taslağı dün hükümet üyesi partilere sunduğu bildirildi. Ay sonuna kadar üzerinde istişare edilecek paketin Ekim sonunda kabineden geçmesinin hedeflendiği belirtiliyor.

İçişleri Bakanı Faeser’in hazırladığı yasa taslağına göre, iltica başvurusu yapıp sığınmacı ilk kabul yurduna alınan kişilerin 9 yerine 6 ay sonra çalışabilmesinin önü açılacak. Bu konuda koalisyon ortakları SPD, Yeşiller ve FPD’nin uzlaşı sağladığı açıklandı. Başbakan Yardımcısı ve İklim Koruma ve Ekonomi Bakanı Robert Habeck, “Uzun süredir Almanya’da olan ilticacıların çalışması oldukça mantıklı olacaktır” diye konuştu.

Yasa taslağını hazırlayan İçişleri Bakanı Feaser de paketin, Almanya’da kalma şansı olmayan kişilerin ülkeyi daha hızlı terketmesinin ve ülkede kalma şansı olanların istihdama daha çabuk katılabilmesinin önünü açacağının altını çizdi.

Düzenlemeye göre, sığınmacılardan sorumlu yerel dairelerin sığınmacılara “çalışma müsamahası” vermesi de söz konusu. Şimdiye kadar bunun verilmesi “mümkün” kategorisindeydi, yani verip vermeme kararı sorumlu dairenin takdir yetkisine bırakılıyordu. Yasayla bu iznin verilmesi kurala bağlanmış olacak.

Düzenlemede Almanya’da iltica başvurusu reddedilen ancak sınır dışı edilmeleri ertelenerek geçici olarak kalmalarına izin verilen, yani “Müsamaha Belgesi” (Duldung) sahibi olanların çalışmasına ilişkin bir madde de yer alıyor. Buna göre, 31 Aralık 2022’den önce gelmiş olan Müsamaha Belgesi sahiplerine çalışma izni için başvuruda bulunma hakkı tanınacak. Bu düzenleme şimdiye kadar 2018 sonuna kadar gelenlerin çalışma izni için başvurmasına imkan tanıyor, sonrasında gelenleri kapsamıyordu.

Bakan Faeser, hazırlanan düzenlemeyle ayrıca suç işleyen ve bir yıldan fazla ceza alanların da ülkeden sınır dışı edilmesini kolaylaştırmasını hedefliyor. Daha kolay sınır dışı edilme kuralının insan kaçakçıları için de geçerli olacağı kaydedildi. Sınır dışı edilmek üzere gözaltında tutma süresi de 10 günden 28 güne çıkarılacak.

Düzenleme, yerel yönetimlerin talepleri ışığında hazırlandı

İçişleri Bakan Feaser, ay sonunda kabinede onaylanması beklenen yasal düzenlemeyle, geçen yıl Almanya’ya gelen ve sayısı 1 milyon 100 bini geçen Ukraynalı sığınmacılar ile savaş ve terörün yaşandığı dünyanın diğer bölgelerinden gelen, korunmaya muhtaç kişilere hakkıyla yardım etme sorumluluğunun yerine getirebileceğinin de altını çizdi. Faeser, bunun rakamlar göz önünde bulundurulduğunda yerel yönetimler ve toplum için hiç kolay olmadığını da tekrar vurguladı.

“Göç paketi” yerel yönetimler ve onların bağlı olduğu 16 eyaletin yönetimlerinin son aylarda sıklıkla dile getirdiği eleştiriler, özellikle düzensiz göçle mücadele ve göçmen sayısının sınırlanması konusundaki talepler ışığında hazırlandı.

Almanya’daki yerel yönetimler, sadece Ukraynalı sığınmacıların barınma, çocuklarının yuva ve okul ihtiyacı, sağlık ve yaşlılarının bakım hizmeti, Almanca kursları ve istihdam piyasasına dahil edilmesi için yapılması gerekenlerin kendilerini kapasitelerinin sınırına dayandırdığını dile getirerek çözüm talep ediyor. Ukraynalılara ilaveten başta Suriye, Afganistan ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olmak üzere gelen düzensiz göçmen sayısı da rekor seviyede. Yerel yönetimler sadece maddi yüke değil, alt yapı ve personel eksikliğine de dikkat çekerek federal hükümetten sıkı bir tedbir paketi talep ediyor.

Göç konusunda muhalefet partileri de hükümeti baskı altına alıyor. Geçen hafta yüzölçümü açısından en büyük eyalet olan Bavyera’da ve ekonominin kalbinin attığı Hessen eyaletinde parlamento seçimleri yapılmış, her ikisinde de iktidar ortağı partiler hezimete uğramıştı. İki eyalette de ana muhalefet bloku Hristiyan Birlik (CDU/CSU) birinci güç olurken, göçün damgasını vurduğu seçimlerde İslam ve göç karşıtı Almanya İçin Alternatif (AfD) partisi her iki eyalette de oylarını artırmıştı.

Göç konusunda yarın Başbakanlıkta bir zirve düzenlenecek. Başbakan Olaf Scholz’un Eyalet Başbakanları Konferansı dönem başkanı Hessen Başbakanı Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) üyesi Boris Rhein ile dönem başkanlığını ona devreden Sosyal Demokrat Parti (SPD) üyesi Aşağı Saksonya Başbakanı Stephan Weil ile görüşecek. Söz konusu zirveye ana muhalefet lideri Friedrich Merzin de katılacağı açıklandı. Öncesinde Almanya’daki 16 eyaletin başbakanları bu akşam biraraya gelerek iki günlük istişare görüşmelerine başlayacak.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Filistinli Hangi Örgütler “Aksa Tufanı” Operasyonunda Yer Aldı?

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları başlattığı “Aksa Tufanı” operasyonunun ardından başlayan İsrail – Filistin savaşı altıncı gününde. Çatışmalar her geçen dakika daha da sertleşirken, her iki tarafta toplamda 2 bin 500’den fazla can kaybı var.

Peki “Aksa Tufanı” operasyonuna hangi örgütler katılıyor, bu örgütler ne zaman ve nasıl bir araya geldi?

İsrail’in işgal altındaki Doğu Kudüs ve Mescid-i Aksa’da artan ihlalleri ve abluka altındaki Gazze Şeridi’nde 30 Mart 2018’de başlayan ‘Büyük Geri Dönüş Yürüyüşü’ adlı barışçıl eylemlere yönelik saldırıları sonrası Gazze’deki Filistinli direniş gruplarının bir araya gelmesiyle kuruldu.

23 Temmuz 2018’de ‘işgale karşı birleşik bir mücadele cephesi oluşturmak’ ve ‘eylemleri tek merkezden koordine etmek’ amacıyla kuruluşunu ilan eden ‘Filistin Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası’nda farklı çizgilerdeki (İslami, sol ve Marksist-Leninist) 12 Filistinli askeri grup yer alıyor.

‘Ortak Operasyon Odası’nda El-Fetih’in silahlı kanadı El-Aksa Şehitleri Tugayları yer almıyor ancak hareketin İsrail’le ilişkilerini reddeden ve silahlı mücadeleyi sürdürme kararı alan eski El-Aksa kadroları tarafından kurulan örgütler yer alıyor.

İzzeddin el-Kassam Tugayları (Hamas)
Kudüs Tugayları (İslami Cihad)
Nidal el-Amudi Tugayı (El-Fetih)
Fırtına Ordusu (El-Fetih)
Şehit Eymen Cude Grubu (El-Fetih)
Abdulkadir el-Huseyni Tugayları (El-Fetih)

Mücahidin Tugayları (Filistin Mücahit Hareketi)
El-Nasır Selahaddin Tugayları (Halk Direniş Komiteleri)
Ebu Ali Mustafa Tugayları (Filistin Halk Kurtuluş Cephesi)
Filistin Ulusal Direniş Tugayları (Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi)
Şehid Cihad Cibril Tugayları (Filistin Halk Kurtuluş Cephesi-Genel Komutanlık)
Ensar Tugayları (Filistin Özgürlük Hareketi)

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

İsrail Başbakanı Netanyahu: Her Hamas Savaşçısı “Ölü Bir Adam”

Muhalefetteki Ulusal Birlik Partisi lideri Benny Gantz ile “acil durum hükümeti ve savaş kabinesi” kuran İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, yeni acil durum hükümetinin ilk toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.

Başbakanı Binyamin Netanyahu, her Hamas savaşçısının “ölü bir adam” olduğunu söyledi. Benny  Gantz ise, “savaş zamanında” olunduğunu ve yeni kurulan hükümetin “Hamas denen şeyi yeryüzünden silmeye” hazır olduğunu söyledi.

Hamas’ın başlattığı Aksa Tufanı operasyonunun ardından başlayan İsrail – Filistin savaşı altıncı gününde, her iki tarafın can kayıpları da artıyor. Şu ana kadar İsrail’de en az 1300 kişi, Gazze’de ise en az 900 kişi yaşamını yitirdi.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik bombardımanı devam ederken bölgedeki Filistinlilerin durumunun da giderek daha da kötüleştiğine dikkat çekiliyor. İsrail saldırılarının derhal durdurulmasını talep eden Arap Birliği’ne üye ülkeler, saldırıların insani açıdan “felakete” yol açacak sonuçları ve çatışmaların daha da artmasıyla bölgede oluşabilecek güvenlik riskleri konusunda uyarıda bulundu.

Hamas’a yönelik hava bombardımanını sürdüren İsrail’in Gazze Şeridi’ne bir kara harekatı hazırlığı içinde olduğu tahmin ediliyor. İsrail’in kara harekatı için 300 bin askerle hazırlık yaptığı belirtiliyor.

İsrail ordusu sözcüsü Yarbay Jonathan Conricus, savaş uçaklarının Hamas militanları tarafından yer altında kurulan tünelleri hedef aldığını aktardı. Conricus, “Hamas, 20 yıl önce Gazze’deki ve Gazze’ye giden yeraltı tünellerinin kontrolünü ele geçirmek için bir ağ kurdu; bu ağ Han Yunus ve Refah’a kadar uzanıyor” dedi.

Conricus’a göre Gazze’yi iki tabaka olarak düşünmek gerekiyor; biri sivillerin yaşadığı yer üstü diğeri de Hamas militanlarının inşa ettiği yeraltı tünelleri. Conricus, yeraltındaki katmanın hedef alındığını açıkladı.

Bir kara harekatı olasılığı artarken ABD’nin de İsrail ve Mısır hükümetleriyle, Mısır’ın Gazze Şeridi’ne kapalı tuttuğu sınırı sivillerin geçişine açması yönünde görüşmeler yürüttüğü bildirildi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in da bugün İsrail’e hareket ettiği ve Başbakan Benyamin Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile görüşeceği belirtildi.

Gazze Şeridi kuşatma altında

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) Perşembe günü yaptığı açıklamada rehinelerin serbest bırakılması için Hamas ile temas halinde olduğunu bildirdi. Resmi bir kaynağa göre Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Hamas’la müzakerelere başladı.

2007’den bu yana 2,3 milyon Filistinlinin kara, hava ve deniz ablukası altında yaşadığı yoksul ve sıkışık bir bölge olan Gazze Şeridi, İsrail tarafından su, elektrik ve gıda kaynakları kesilerek kuşatma altına alınmış durumda. Bölgenin tek elektrik santrali de yakıt yokluğu nedeniyle durmuş durumda.

BM: Gazze’de 338 bin kişi yerinden edildi

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UNOCHA), Gazze’de durumun çok tehlikeli olduğunu belirterek, insani ateşkes çağrısında bulundu.

UNOCHA Gazze Sorumlusu Hamade el-Beyari, ofisin resmi internet sayfasından yaptığı açıklamada, “Bu aşamada birinci dereceden yapılması gereken, ateşkes ya da insani ateşkes. Böylece, yardım çalışanları, durumları değerlendirme imkanı bulabilir. Biz, şu ana dek sahada, durumları değerlendirecek güvenli bir ortam bulamadık” ifadelerini kullandı.

“Gazze Şeridi’nde durumun gerçekten tehlikeli olduğu belli, zorlayıcı şartlar hiç olmadığı kadar ağır olabilir” diyen Beyari, bu şartlarda insani yardımların sunulmasının da tehlikelerle çevrili olduğuna işaret etti.

Öte yandan Birleşmiş Milletler adına bir araya gelen bağımsız raportörler, Hamas baskını sonrası Gazze’ye yönelik başlatılan harekatı “toplu cezalandırma” olarak tanımladı.

Rapora ilişkin yapılan açıklamada Gazze’deki sivil halk için, “16 yıldır yasa dışı şekilde ablukada yaşıyorlar ve bu süre içinde 5 büyük savaş yaşadılar. ” İfadeleri kullanılıyor.

Açıklama şöyle devam ediyor: “Bu toplu cezalandırma anlamına geliyor. Ama Hamas ama İsrail güçleri tarafından yapılsın, ayrım yapılmaksızın sivil halkın hedef alınması meşrulaştırılamaz. Bu uluslararası yasalarla yasaklanmıştır ve bunun gerçekleşmesi savaş suçu anlamına gelir”

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı; Birleşmiş Milletler’den İnsani Ateşkes Çağrısı

Çatışmaların giderek şiddetlendiği İsrail – Filistin savaşı altıncı gününe girerken, Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UNOCHA), Gazze’de durumun çok tehlikeli olduğunu belirterek, insani ateşkes çağrısında bulundu.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; UNOCHA Gazze Sorumlusu Hamade el-Beyari, ofisin resmi internet sayfasından yaptığı açıklamada, “Bu aşamada birinci dereceden yapılması gereken, ateşkes ya da insani ateşkes. Böylece, yardım çalışanları, durumları değerlendirme imkanı bulabilir. Biz, şu ana dek sahada, durumları değerlendirecek güvenli bir ortam bulamadık” ifadelerini kullandı.

“Gazze Şeridi’nde durumun gerçekten tehlikeli olduğu belli, zorlayıcı şartlar hiç olmadığı kadar ağır olabilir” diyen Beyari, bu şartlarda insani yardımların sunulmasının da tehlikelerle çevrili olduğuna işaret etti.

Beyari kentteki insani duruma ilişkin, şunları aktardı: Tek elektrik santrali yakıt olmadığı için çalışmasını durdurmak zorunda kaldı. Bu da Gazzelileri sağlık ve su hizmeti almak konusunda olumsuz etkileyecek. Kaynak sıkıntısı var, dış dünya ile Gazze arasındaki geçiş kapıları tamamen kapalı, kentte tedarik zinciri kopuk.

Ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UNOCHA), devam eden İsrail bombardımanları nedeniyle Gazze’de yerinden edilenlerin sayısının 338 bin kişiyi geçtiğini duyurdu.

BM Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, İsrail-Filistin çatışmasının başlamasından bu yana 338 binden fazla Filistinlinin evlerinden ayrılmak zorunda kaldığı kaydedildi.

BM Genel Sekreteri daha önce yapmış olduğu açıklamada, 280 bin Filistinlinin Gazze’deki BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansına (UNRWA) bağlı tesislerde barındığını aktarmıştı. Ajansa bağlı bazı merkezlerin de sığınanları karşılamaya uygun olmadığını belirtildi.

ABD Başkanı Biden’den Netanyahu’ya “savaş kurallarına” uyma çağrısı

ABDBaşkanı Joe Biden, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, İsrail’e savaş kurallarına göre hareket etmesi yönünde mesaj verdi ve “Savaşın kuralları vardır” diye hatırlattı. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun takma ismini kullanan Biden’in, “Bibi’yi 40 yıldır tanıyorum” sözleri de dikkat çekti.

ABD Başkanı, İsrail Başbakanı ile dün yaptığı telefon görüşmesinde İsrail ve ABD gibi demokratik ülkelerin hukuk devleti ilkelerine göre hareket etmesinin onları güçlü ve güvenli kıldığını söylediğini vurguladı. Biden, Hamas tarafından kaçırılan ABD vatandaşlarının güvenli şekilde ülkelerine geri getirilmesi için ellerinden geleni yapacaklarını da kaydetti.

Beyaz Saray’da Yahudi cemaatlerini kabul eden Biden, yaptığı konuşmada İranı da uyardı. Tahran’a dikkat olması için açık ve net bir uyarı mesajı verildiğini söyledi.

Trump’tan Binyamin Netanyahu’ya eleştiri

Eski ABD Başkanı Donald Trump, İranlı General Kasım Süleymani’nin ölümüyle sonuçlanan suikastına katılmadığı için İsrail’i sert bir dille eleştirdi. Trump ayrıca, Hamas saldırılarının ardından İsrail’in “kendine çeki düzen vermesi” gerektiğini söyledi.

“Bibi Netanyahu’nun bizi hayal kırıklığına uğrattığını asla unutmayacağım.”diyen Trump, “Bu çok korkunç bir şeydi, bunu söyleyebilirim. Potansiyel olarak çok büyük bir güçle savaşıyorlar. İran’la savaşıyorlar ve yanlış şeyler söyleyen insanlar olduğunda, bu insanlar tarafından her şey sindiriliyor.”

Trump ayrıca, Netanyahu hükümetinin Hamas saldırısına hazırlıksız yakalandığını söyledi ve Netanyahu’nun siyasi duruşunun saldırı nedeniyle ‘büyük yara aldığı’ görüşünü dile getirdi.

İsrail bombardımanı sürüyor

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik bombardımanı devam ederken bölgedeki Filistinlilerin durumunun da giderek daha da kötüleştiğine dikkat çekiliyor. İsrail saldırılarının derhal durdurulmasını talep eden Arap Birliği’ne üye ülkeler, saldırıların insani açıdan “felakete” yol açacak sonuçları ve çatışmaların daha da artmasıyla bölgede oluşabilecek güvenlik riskleri konusunda uyarıda bulundu.

Hamas’a yönelik hava bombardımanını sürdüren İsrail’in Gazze Şeridi’ne bir kara harekatı hazırlığı içinde olduğu tahmin ediliyor. İsrail’in kara harekatı için 300 bin askerle hazırlık yaptığı belirtiliyor.

Bir kara harekatı olasılığı artarken ABD’nin de İsrail ve Mısır hükümetleriyle, Mısır’ın Gazze Şeridi’ne kapalı tuttuğu sınırı sivillerin geçişine açması yönünde görüşmeler yürüttüğü bildirildi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in da bugün İsrail’e hareket ettiği ve Başbakan Benyamin Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile görüşeceği belirtildi.

Paylaşın

ABD’den İsrail’e “Savaş Kurallarına” Uyma Çağrısı

Can kayıplarının binlerle ifade edildiği İsrail – Filistin savaşı altıncı gününe girerken, ABD Başkanı Joe Biden, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, İsrail’e savaş kurallarına göre hareket etmesi yönünde mesaj verdi ve “Savaşın kuralları vardır” diye hatırlattı.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun takma ismini kullanan Biden’in, “Bibi’yi 40 yıldır tanıyorum” sözleri de dikkat çekti. Biden, İsrail Başbakanı ile dün yaptığı telefon görüşmesinde İsrail ve ABD gibi demokratik ülkelerin hukuk devleti ilkelerine göre hareket etmesinin onları güçlü ve güvenli kıldığını söylediğini vurguladı.

ABD Başkanı Biden, Hamas tarafından kaçırılan ABD vatandaşlarının güvenli şekilde ülkelerine geri getirilmesi için ellerinden geleni yapacaklarını da kaydetti. Beyaz Saray’da Yahudi cemaatlerini kabul eden Biden, yaptığı konuşmada İranı da uyardı. Tahran’a dikkat olması için açık ve net bir uyarı mesajı verildiğini söyledi.

Trump’tan Binyamin Netanyahu’ya eleştiri

Öte yandan eski ABD Başkanı Donald Trump, İranlı General Kasım Süleymani’nin ölümüyle sonuçlanan suikastına katılmadığı için İsrail’i sert bir dille eleştirdi. Trump ayrıca, Hamas saldırılarının ardından İsrail’in “kendine çeki düzen vermesi” gerektiğini söyledi.

“Bibi Netanyahu’nun bizi hayal kırıklığına uğrattığını asla unutmayacağım.”diyen Trump, “Bu çok korkunç bir şeydi, bunu söyleyebilirim. Potansiyel olarak çok büyük bir güçle savaşıyorlar. İran’la savaşıyorlar ve yanlış şeyler söyleyen insanlar olduğunda, bu insanlar tarafından her şey sindiriliyor.”

Trump ayrıca, Netanyahu hükümetinin Hamas saldırısına hazırlıksız yakalandığını söyledi ve Netanyahu’nun siyasi duruşunun saldırı nedeniyle ‘büyük yara aldığı’ görüşünü dile getirdi.

BM: Gazze’de 338 bin kişi yerinden edildi

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UNOCHA), Gazze’de durumun çok tehlikeli olduğunu belirterek, insani ateşkes çağrısında bulundu.

UNOCHA Gazze Sorumlusu Hamade el-Beyari, ofisin resmi internet sayfasından yaptığı açıklamada, “Bu aşamada birinci dereceden yapılması gereken, ateşkes ya da insani ateşkes. Böylece, yardım çalışanları, durumları değerlendirme imkanı bulabilir. Biz, şu ana dek sahada, durumları değerlendirecek güvenli bir ortam bulamadık” ifadelerini kullandı.

“Gazze Şeridi’nde durumun gerçekten tehlikeli olduğu belli, zorlayıcı şartlar hiç olmadığı kadar ağır olabilir” diyen Beyari, bu şartlarda insani yardımların sunulmasının da tehlikelerle çevrili olduğuna işaret etti.

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşında Altıncı Gün: İki Taraftan Can Kayıpları Artıyor

Hamas’ın başlattığı Aksa Tufanı operasyonunun ardından başlayan İsrail – Filistin savaşı altıncı gününe girerken, her iki tarafın can kayıpları da artıyor. Şu ana kadar İsrail’de en az 1300 kişi, Gazze’de ise en az 900 kişi yaşamını yitirdi.

İsrail, gece boyunca Gazze Şeridi’nin batısındaki Eş-Şati Mülteci Kampı ve kuzeydeki Cibaliya bölgelerini bombalaması sonucu çok sayıda ölü ve yaralı olduğu belirtildi. Ölü ve yaralılara ilişkin henüz resmi açıklama yapılmadı.

İsrail Sağlık Bakanı Moshe Arbel, İsrail’e saldırı düzenlerken yaralı halde ele geçirilen Filistinlilerin tedavisinin yapılmayacağını bildirdi. Sağlık Bakanı Arbel, dün Başbakan Binyamin Netanyahu’ya yazdığı mektubunda, saldırılarda yaralanan Hamaslıların devlet hastanelerinde tedavilerinin durdurulması emrini verdiğini açıkladı.

Yarbay Richard Hecht, gazetecilere yaptığı açıklamada, İsrail hükümetinin “karar verilmesi halinde bir kara harekatına hazır olduklarını” söyledi. İsrail ordusu saldırı sonrası 360 bin yedek askeri göreve çağırdı. Hamas’ın hafta sonu gerçekleştirdiği geniş çaplı saldırıdan bu yana Gazze’ye yoğun hava saldırıları devam ediyor.

İsrail, Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın saldırıya geçtiği 7 Ekim sabahından bu yana öldürülen askerlerinin sayısının 220 olduğunu açıkladı.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, öldürülen 31 askerin daha kimliğinin açıklanmasına izin verildiği ve askerlerin ailelerinin bilgilendirildiği belirtildi. Açıklamada, Lübnan sınırındaki çatışmalarda hayatını kaybeden iki subay ve bir askerle birlikte 7 Ekim’den bu yana öldürülen İsrail askerlerinin sayısının 220’ye yükseldiği kaydedildi.

ABD Başkanı Biden’den Netanyahu’ya “savaş kurallarına” uyma çağrısı

ABDBaşkanı Joe Biden, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, İsrail’e savaş kurallarına göre hareket etmesi yönünde mesaj verdi ve “Savaşın kuralları vardır” diye hatırlattı. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun takma ismini kullanan Biden’in, “Bibi’yi 40 yıldır tanıyorum” sözleri de dikkat çekti.

ABD Başkanı, İsrail Başbakanı ile dün yaptığı telefon görüşmesinde İsrail ve ABD gibi demokratik ülkelerin hukuk devleti ilkelerine göre hareket etmesinin onları güçlü ve güvenli kıldığını söylediğini vurguladı. Biden, Hamas tarafından kaçırılan ABD vatandaşlarının güvenli şekilde ülkelerine geri getirilmesi için ellerinden geleni yapacaklarını da kaydetti.

Beyaz Saray’da Yahudi cemaatlerini kabul eden Biden, yaptığı konuşmada İranı da uyardı. Tahran’a dikkat olması için açık ve net bir uyarı mesajı verildiğini söyledi.

BM: Gazze’de 338 bin kişi yerinden edildi

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (UNOCHA), Gazze’de durumun çok tehlikeli olduğunu belirterek, insani ateşkes çağrısında bulundu.

UNOCHA Gazze Sorumlusu Hamade el-Beyari, ofisin resmi internet sayfasından yaptığı açıklamada, “Bu aşamada birinci dereceden yapılması gereken, ateşkes ya da insani ateşkes. Böylece, yardım çalışanları, durumları değerlendirme imkanı bulabilir. Biz, şu ana dek sahada, durumları değerlendirecek güvenli bir ortam bulamadık” ifadelerini kullandı.

“Gazze Şeridi’nde durumun gerçekten tehlikeli olduğu belli, zorlayıcı şartlar hiç olmadığı kadar ağır olabilir” diyen Beyari, bu şartlarda insani yardımların sunulmasının da tehlikelerle çevrili olduğuna işaret etti.

İsrail bombardımanı sürüyor

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik bombardımanı devam ederken bölgedeki Filistinlilerin durumunun da giderek daha da kötüleştiğine dikkat çekiliyor. İsrail saldırılarının derhal durdurulmasını talep eden Arap Birliği’ne üye ülkeler, saldırıların insani açıdan “felakete” yol açacak sonuçları ve çatışmaların daha da artmasıyla bölgede oluşabilecek güvenlik riskleri konusunda uyarıda bulundu.

Hamas’a yönelik hava bombardımanını sürdüren İsrail’in Gazze Şeridi’ne bir kara harekatı hazırlığı içinde olduğu tahmin ediliyor. İsrail’in kara harekatı için 300 bin askerle hazırlık yaptığı belirtiliyor.

Bir kara harekatı olasılığı artarken ABD’nin de İsrail ve Mısır hükümetleriyle, Mısır’ın Gazze Şeridi’ne kapalı tuttuğu sınırı sivillerin geçişine açması yönünde görüşmeler yürüttüğü bildirildi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in da bugün İsrail’e hareket ettiği ve Başbakan Benyamin Netanyahu ve Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile görüşeceği belirtildi.

Paylaşın

İsrail’de “Acil Durum Hükümeti Ve Savaş Kabinesi” Kuruluyor

İsrail’de 7 Ekim’deki Hamas saldırılarının ardından Gazze’ye yönelik bombardıman devam ederken Başbakan Benyamin Netanyahu ile muhalefetteki Ulusal Birlik Partisi lideri Benny Gantz arasında gerçekleşen görüşme sonrasında ortak açıklama yapıldı.

Açıklamada, “İki liderin bir acil durum hükümeti ve savaş kabinesi oluşturma konusunda anlaştığı” bildirildi. Ortak açıklamaya göre ülkede 5 üyeli bir savaş kabinesi kurulacak. Kabinede Netanyahu, Gantz ve görevdeki Savunma Bakanı Yoav Gallant ile iki üst düzey görevli gözlemci olarak yer alacak.

Gantz’ın partisinden eskiden genelkurmay başkanlığı görevinde bulunmuş olan Gadi Eisenkot ile Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer’in de kabinede gözlemci olarak yer alacakları bildirildi.

Belgede hükümetin, çatışmalar sürdüğü sürece savaşla ilgili olmayan herhangi bir karar almayacağı belirtildi. Netanyahu koalisyon hükümetinde yer alan aşırı sağ ve Ultra Ortodoks partilerin ise görevlerini yapmaya devam edeceği ve diğer konularla ilgileneceği kaydedildi.

Hamas’ın 7 Ekim’de düzenlediği saldırının ardından İsrail’de acil birlik hükümeti kurulması için çalışmalar hızlanmıştı.

Ana muhalefet lideri Yair Lapid’in ise Netanyahu’nun çağrısına rağmen “acil durum” hükümetine katılmaması dikkat çekti. Ancak Netanyahu ile Gantz’ın ortak yazılı açıklamasında, savaş kabinesinde Lapid’in yerinin hazır olduğuna vurgu yapıldı.

Netanyahu’nun ülke içinde tartışmalara yol açan aşırı sağcı ve aşırı dinci koalisyon ortaklarının da hükümette yer almaya devam edeceği belirtildi. Başbakan Neyanyahu, ülke içinde yoğun protestolar ve kutuplaşmaya yol açan yargı reformu planını ise rafa kaldırdığını açıkladı.

Netanyahu-Gantz ortak açıklamasında bu konuya, “Savaş sırasında, savaşla ilgisi bulunmayan yasa tasarıları ya da hükümete ait teklifler gündeme alınmaz” ifadesiyle yer verildi.

ABD’den açıklama

Beyaz Saray, Gazze’de yaşayan Filistinli siviller için insani yardımın önemli olduğunu belirterek, yardımların devam etmesi gerektiğini, güvenli geçiş koridorunun açılması konusunda da İsrail ve Mısır’la görüştüklerini bildirdi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, günlük basın toplantısında soruları yanıtladı. İsrail-Filistin çatışmasında 22 ABD’linin hayatını kaybettiğini belirten Kirby, 17 ABD’linin de kayıp olduğunu kaydetti. Kirby, bu sayıların artmaya devam edebileceği ihtimaline işaret etti.

Kirby, şu anda rehinelerin kurtarılmasına yönelik herhangi bir operasyonel karar almadıklarını söyledi. Gazze’deki siviller için güvenli geçiş koridoru açılması hususunda İsrail ve Mısır’la aktif olarak görüştüklerini belirten Kirby, “Hamas’ın yaptıklarından siviller sorumlu değil. Onlar yanlış bir şey yapmadılar.” şeklinde konuştu.

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, İsrail’e giden uçağa binerken yaptığı açıklamada “İsrail’in kendisini savunmak için ihtiyaç duyduğu her şeyi aldığından emin olmaya kararlıyız… bu durumdan yararlanmaya çalışan herhangi bir tarafa yönelik çok güçlü mesajımızı bir kez daha teyit ediyoruz. Hamas Saldırılarında öldürülen ABDli sayısı artabilir.” dedi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) istihbarat raporlarına göre, Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırı İran’ın önde gelen liderler için de ‘sürpriz’ oldu. Hamas’ın düzenlediği saldırıya ilişkin hazırlanan ilk ilk istihbarat raporlarına aşina bir kaynak, İsrail’e yönelik beklenmedik saldırının İranlı liderleri de şaşırttığını söyledi.

Aynı kaynak, normalde İranlı liderlerin böyle bir operasyondan haberdar olması gerektiğini öne sürdü. Beyaz Saray, istihbarat raporuna ilişkin sorulan sorularla ilgili yorum yapmadı.

Beyaz Saray ulusal güvenlik danışmanı Jake Sullivan Salı günü yaptığı açıklamada, ABD’nin saldırıda İran’ın bir bağlantısı olduğuna dair teyidi olmadığını söylemişti.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, “Hamas kasıtlı olarak sivilleri hedef aldı, sadece Yahudi oldukları için sivilleri öldürdü” dedi.

BM’den yardım çağrısı

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres de New York’taki BM binasında yaptığı açıklamada “Yakıt, gıda ve su dahil hayati önem taşıyan malzemelerin Gazze’ye girmesine izin verilmeli. Şu anda hızlı ve engelsiz insani erişime ihtiyacımız var.” dedi.

Arap Birliği toplandı

Arap Birliği, İsrail abluka altındaki Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarını ele almak üzere Mısır’ın başkenti Kahire’de dışişleri bakanları düzeyinde olağan dışı toplandı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Arap Birliği Genel Sekreteri Ebu Gayt, “Gazze’deki Filistinliler derhal durdurulması ve kınanması gereken bir katliama maruz kalıyor.” dedi. Ebu Gayt, Gazze’deki Filistinlilerle dayanışma içinde olduklarını vurguladı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının kınandığı toplantının ardından sonuç bildirgesi yayınlanması bekleniyor.

DSÖ: Siviller hedef olmamalı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, İsrail ile Hamas arasındaki savaşta sivillerin ve insani yardım çalışanlarının hedef olmaması ve her zaman korunmaları gerektiğini belirtti.

Ghebreyesus, BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansından (UNRWA) 9 meslektaşının Gazze’de öldüğünü büyük bir üzüntüyle öğrendiğini söyledi. Uluslararası Kızılhaç Kızılay Dernekleri Federasyonu’ndan (IFRC) yapılan yazılı açıklamada ise 5 IFRC ağı üyesinin İsrail ve Gazze Şeridi’ndeki savaşta öldürüldüğü bildirildi.

Mısır,  insani yardım için ABD ile temas halinde

Mısır’ın Gazze’ye insani yardım yapılmasına izin verecek kısıtlı ateşkes için Amerika Birleşik Devletleri ve başka ülkelerle temas halinde olduğu belirtildi. İsimlerinin açıklanmasını istemeyen iki Mısırlı kaynak, abluka altına alınan Gazze’ye insani yardım ulaştırılması için Kahire yönetiminin başta ABD olmak üzere diğer ülkelerle birlikte çalıştığını söyledi.

Refah sınır kapısından Gazze’ye insani yardım yapılabilmesi için sınırlı bir ateşkes ilan edilmesi gerektiği kaydedildi. Gazze’ye uygulanan abluka nedeniyle yakıt eksikliği sonrası elektrikler tamamen kesildi.

Paylaşın

ABD: Mısır, İsrail’i Hamas Saldırısı Konusunda Üç Gün Önce Uyardı

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları’nın başlattığı çatışmalar giderek şiddetlenirken, Mısır’ın İsrail’i böyle bir saldırı olabileceği konusunda üç gün önce ikaz ettiği dile getirildi.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Michael McCaul, “Mısır’ın (saldırıdan) üç gün önce İsrail’i uyardığını biliyoruz. Çok fazla ayrıntılara girmek istemiyorum ama bir uyarı yapıldı. Ancak hangi seviyede yapıldı? Sorulması gereken sorunun bu olduğunu düşünüyorum” dedi.

Cumhuriyetçi McCaul, Hamas’ın söz konusu saldırıyı uzun süredir, belki de bir yıldır planladığını dile getirdi. Michael McCaul açıklamasını, “Bunu nasıl gözden kaçırdık, tam emin değilim. İsrail nasıl gözden kaçırdı, emin değilim” sözleri ile tamamladı.

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları, geçen Cumartesi günü önce binlerce roketle İsrail’e saldırmış, sonra da yüzlerce militan sınırı geçerek İsrail topraklarına girmişti.

Hamas’ın bu saldırısına ilk olarak havadan Gazze’yi bombalayarak yanıt veren İsrail ordusu, sınır hattında da kara kuvvetleri ile Hamas militanlarına karşı çatışmaya girmişti. Her iki tarafta şu ana dek süregelen çatışmalarda binlerce kişi yaşamını yitirdi.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri harekatı giderek şiddetlenirken gelişmeler ve açıklamalar yaşananların boyutlarını ortaya koymaya devam ediyor.

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Tel Aviv’e çağrı yaptı ve İsrail’in orantılı hareket etmesini ve sivillerin yaşamını öncelemesini istedi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ise Gazze’ye yapılan insani yardımların devam etmesi gerektiği çağrısını yapıyor. BM Gazze’de yaşayan 260 bin kişinin evlerini terk ettiğini açıkladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve muhalefet lideri Benny Gantz, ‘olağan üstü hal hükümeti’ kurma konusunda anlaşmaya vardı. Buna göre Netanyahu, Gantz ve ülkenin savunma bakanından oluşan bir “savaş kabinesi” de kurulacak.

Karar, savaş döneminde “savaşın gidişatını ilgilendirmeyen hiçbir yasa tasarısı veya hükümet kararının desteklenmeyeceği” ve tüm üst düzey atamaların savaş döneminde otomatik olarak uzatılacağı anlamına geliyor.

Enkaz kaldırma ekipleri yetersiz

Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü, İsrail bombardımanı sonucunda yıkılan evlerin çokluğundan dolayı ekiplerinin yetersiz kaldığını duyurdu.

Müdürlükten yapılan yazılı açıklamada, Gazze’de birçok bölgede yoğun hava saldırıları sebebiyle çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu belirtildi.

Yoğun bombardıman ve yıkılan evlerin çokluğundan dolayı sivil savunma ekiplerinin yetersiz kaldığı ve ellerinde yeterli ekipmanın olmadığı ifade edilen açıklamada, yıkılan evlerin enkazına acil müdahale edilemediği için ölü sayısının artma ihtimali olduğuna dikkat çekildi.

Gazze Şeridi’nden İsrail’e Aksa Tufanı saldırısının başladığı 7 Ekim’den bu yana, kentin tüm noktaları İsrail savaş uçakları tarafından yoğun bir şekilde bombalanmaya devam ediyor.

“Direnişin İsrailli esirleri öldürmesi, onlara işkence yapması mümkün değildir”

Hamas Hareketi yöneticilerinden Talal Nassar, savaş şartlarından dolayı ele geçirilen İsrailli esirlere işkence yapıldığı ya da öldürüldüğüne ilişkin iddiaları yalanladı.

Katar merkezli Al-Jazeera televizyon kanalına konuşan Nassar, Hamas Hareketi’nin İsrail’e yönelik başlattığı Aksa Tufanı saldırısına ilişkin açıklamalar yaptı. Nassar esirlere ilişkin öldürüldüğü ya da işkence yapıldığı iddialarını yalanlayarak şunları söyledi:

Direnişin İsrailli esirleri öldürmesi, onlara işkence yapması mümkün değildir. Eli kanlı ve gerçek suçlular, gerçekleri çarpıtan işgalcilerdir. Direniş güçleri, esirlere tüm insani şekliyle muamele ediyor.

Paylaşın

Filistin’e Destek Açıklaması Yapan Solcu Partiye “Terörü Övme” Soruşturması

Filistinlilere ve “direnmek için seçtikleri mücadele yöntemlerine” destek veren Yeni Anti-Kapitalist Parti (NPA) hakkında “terörü övme” soruşturması başlatıldı. Fransa İçişleri Bakanı Darmanin, kararı bir televizyon programında açıkladı.

Yeni Anti-Kapitalist Parti (NPA), İsrail yönetiminin işgal karşıtlarını “sonsuz bir döngüde yok etme” stratejisi izlediğini vurgulayarak, “Saldırı bu kez direniş tarafından geldi” ifadelerini kullanmıştı.

Sadece Fransa’da değil tüm Avrupa’daki sol partiler, Hamas’ın saldırılarının ardından Filistin sorununun yeni başlamadığını ve İsrail’in yıllar süren politikalarının gelinen noktada önemli bir rol oynadığını savunan açıklamalar yaptı.

Fransa’da Filistin’e destek açıklaması yapan solcu Yeni Anti-Kapitalist Parti (NPA) hakkında “terörü övme” soruşturması başlatıldı. NPA hakkında başlatılan soruşturmayı Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, katıldığı bir televizyon programında açıkladı.

NPA’nın açıklamasında Filistinlilere ve “direnmek için seçtikleri mücadele yöntemlerine” destek vurgusu yapılmıştı. Parti, İsrail yönetiminin işgal karşıtlarını “sonsuz bir döngüde yok etme” stratejisi izlediğini vurgulayarak, “Saldırı bu kez direniş tarafından geldi” ifadelerini kullanmıştı.

Fransa İçişleri Bakanı Darmanin konuyla ilgili, “Bazı gruplardan, örgütlerden ve bazen siyasi partilerden nefret, ‘intifada’ ve terörü öven alçak açıklamalar duyuyoruz” ifadelerini kullanırken, belirli bir örnek vermekten kaçındı.

Darmanin, Fransa siyasetindeki bir diğer sol parti olan Boyun Eğmeyen Fransa’nın anti-semitik olup olmadığının sorulması üzerine “Aksini göstermediler” diye konuştu.

Boyun Eğmeyen Fransa lideri Jean-Luc Mélenchon saldırıların ardından yapıtığı açıklamada, “İsrail ve Gazze’de yaşanan şiddet sadece bir şeyi kanıtlıyor: Şiddet yalnızca kendini besler” ifadelerini kullanmıştı. Mélenchon’un açıklamasında Hamas’ı kınamaması diğer partiler tarafından eleştirilmişti.

Avrupa solundan Filistin’e destek

Sadece Fransa’da değil tüm Avrupa’daki sol partiler, Hamas’ın saldırılarının ardından Filistin sorununun yeni başlamadığını ve İsrail’in yıllar süren politikalarının gelinen noktada önemli bir rol oynadığını savunan açıklamalar yaptı.

İspanyol solundan Podemos konuyla ilgili açıklamasında, “İsrail ve Filistin’deki şiddet ve ölümler, işgal ve apertheidin bir meyvesidir. Çatışmalara son vermenin tek yolu İsrail’in dokunulmazlığını sonlandırmak ve Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkına saygı duymaktır” ifadelerine yer verildi.

İspanyol solunun seçim ittifakı Sumar’dan yapılan açıklamadaysa, “Hamas da olsa İsrail de olsa sivillere saldırmak Cenevre anlaşmalarının ihlalidir” dendi.

Yunanistan’ın solcu eski maliye bakanı Yanis Varoufakis, Gazze’yi “dünyanın en büyük açık hava hapishanesi”, İsrail’iyse “apartheid devleti” olarak tanımlarken, “İster Güney Afrika’da ister Filistin’de ister İsrail’de olsun apartheid her zaman şiddet yaratır. Çünkü vahşi ve insanlardan nefret eden bir sistemdir” yorumunu yaptı.

Yunanistan Komünist Partisi’nden yapılan açıklamadaysa Filistinlilerin uzun süredir devam eden işgalle mücadele hakkı olduğu vurgulandı.

Birleşik Krallık’ta geleneksel olarak Filistin davasına sempatiyle bakan İşçi Partisi’nin dün yapılan yıllık kongresinde parti lideri Keir Starmer İsrail’de yaşananları “terör saldırısı” olarak tanımladı.

Kuzey İrlanda’nın en büyük partisi Sinn Fein ise Filistin yanlısı paylaşımları nedeniyle eleştirilerin odağı haline geldi. Başkent Belfast’ta bir tepeye yazılan Filistin yanlısı mesajı paylaşan eski Sinn Fein lideri, “Dağ konuşuyor! Özgür Filistin” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Ülkü Karaosmanoğlu Kimdir? Hayatı, Eserleri

2 Temmuz 1955 yılında Tekirdağ’da dünyaya gelen Ülkü Karaosmanoğlu’nun tama adı Ülkü Sever Karaosmanoğlu. İlkokul, ortaokul ve liseyi İstanbul’da tamamladı. Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu öğrenimine 1975 yılında; düzeltmenlik kadrosuyla çalışmaya başladığı Politika gazetesindeki görevi nedeniyle ara verdi.

Röportajlar ve yazı işleri servisinde haber-yeniden yazım süreçlerinde mesleği, bizzat içinde yaşayarak öğrenmeyi okul öğrenimine yeğledi ve dördüncü yılı tamamlamadı. 1982’de Yazko Somut adlı haftalık gazetede çalışmaya başladığında ‘yaşayan edebiyat’ın bizzat içinde çalışmanın heyecanını yaşadı.

Yazko Somut’un yazı işleri müdürü olduğu dönemde, Attilâ İlhan’ın önerisiyle ve onun ekibiyle, 1983’de bir başka edebiyat dergisinde, Sanat Olayı’nda yazı işleri müdürü olarak birlikte çalışma şansını elde etti. Attilâ İlhan’ın Yayın Yönetmenliği’nde yayımlanan Cönk ve Bakış dergilerinin yöneticiliğini üstlendi. 1986’da yönetmenliğini Hüseyin Karakaş’ın yaptığı ‘Aşkın İlk Yarısı adlı filmin senaryosunu yazdı.

1990’da TRT’de ‘Ondan Sonra’ ve ‘Gündemde Sanat Var’ adlı programlarda metin yazarı olarak çalıştı. 1994 ve 1997 yılları arasında TRT 2’de yayınlanan “Cumhuriyete Kanat Gerenler” adlı belgeselde editörlük görevi üstlendi. 264 portrenin çekim aşamalarından, kurgu ve montajına uzanan sahici editörlüğün yorucu ve bir o kadar da; meslekî anlamda öğretici her alanında yetkinleşme çabası içinde oldu.

Bu belgesel; tüm ekibe 1997 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Ödülünü kazandırdı. TRT yıllarında, ilk romanı ‘İsyanın Bin Yüzü’ 1993’de; İkinci romanı ‘Sus’, 1996 yılında Bilgi Yayınevi tarafından yayına hazırlandı. 1997 yılında, metin yazarlığını yaptığı, Cem Yılmaz’ın oyunculuğuyla kotarılan Tekofaks Panasonic cep telefonu ‘O Ayrı’ sloganlı reklam filmi, Kristal Elma Ödülü’nü kazandı.

1998 yılında; yine Attilâ İlhan’la çalışma olanağı bulduğu TV8’de Program Müdürü olarak görev yaptı. 1999’da TRT’de 3 bölüm halinde yayımlanan ve yönetmenliğini Güneş Buharalı’nın yaptığı ‘Harem’ adlı belgesel dizisinin metinlerini yazdı. 2000’li yıllarda Bersay-Kesişim Dergi Grubunun yayın yönetmenliğini üstlendi. Merkezi Los Angeles’ta bulunan uluslararası sosyal ve politik yorum dergisi ‘NPQ Türkiye’ dergisini, Halit Refiğ’in Yayın Danışmanlığındaki Yayın Kurulları ekipleriyle Yayın Yönetmeni olarak, 10 yıl boyunca yönetti.

Aralarında, Prof. Önder Küçükerman’ın Danışmanlığı ve araştırma ekipleriyle birlikte hazırladıkları ‘THY’nin 75. Yıl’ kitabının da bulunduğu çok sayıda kurum kitabında Yayın Yönetmeni olarak imzası vardır. Bir şirketin yöneticilerinden biri olan Memet Karaosmanoğlu’nun annesidir.

Yazıları 1976 yılından itibaren önce Politika adlı gazetede daha sonra da Sanat Olayı, Varlık, Cönk ve Bakış dergilerinde yayımlandı. “Aşkın İlk Yarısı” adlı filmin senaryosunu yazdı. Bu film 1987 yılında çekildi. Reşat Nuri Güntekin’in romanında uyarladığı “Bir Kadın Düşmanı” 1991 yılında filme alındı.

Atillâ İlhan ile birlikte senaryosunu yazdığı ve İlhan’ın romanı olan “Sokaktaki Adam” da film haline getirildi. İlk romanı 1993 yılında basıldı. İsyanın Bin Yüzü adını verdiği bu romanda 1980’li yılların olaylı ve kaotik ortamından sonra ülkemizden ayrılan aydınların başka ülkelerde tutunma çabalarını, arayışlarını ve kimlik sorunlarını anlattı.

İkinci romanı olan ve 1998 yılında yayımlanan Sus’ta 1950’li yıllarda iki bilim insanının; meslekî ve sadece birbirleriyle var olabildikleri çok özel duygu dünyalarında, çevrelerindekilerle olan çatışmasının üstesinden nasıl gelebildiklerini, denilebilir ki; bir anlamda ‘suskunluğun müziği’ni anlamaya, anlatmaya çalıştı.

Ülkü Karaosmanoğlu’nun eserleri: İsyanın Bin Yüzü (1993 Roman), Sus Bilgi (1998 Roman).

Paylaşın