Ford, Binlerce İşçiyi İşten Çıkarmaya Hazırlanıyor

Almanya’nın Köln kentindeki fabrikasında içten yanmalı motorlu araçların üretimini tamamen durdurup, elektrikli araç üretimine geçileceğini duyuran Ford, çok sayıda çalışanının işine son vermeyi planlıyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli otomobil üreticisi Ford’un, Avrupa tesislerinde çok sayıda çalışanının işine son vermeyi planladığı belirtildi. Ford bir süre önce aldığı kararla 14 bin kişinin istihdam edildiği, Almanya’nın Köln kentindeki fabrikasında içten yanmalı motorlu araçların üretimini tamamen durdurup, elektrikli araç üretimine geçileceğini duyurmuştu.

Alman IG Metall sendikası temsilcisi Paul Hecker Köln’de, Ford tesislerinde düzenlenen sendika toplantısının ardından yaptığı açıklamada, şirket yönetiminin işyeri işçi temsilciliğine sunduğu belgelere atıfta bulunarak, işten çıkarmalardan fabrikanın ürün geliştirme biriminde çalışan personelin üçte ikisinin etkileneceğini söyledi.

Yapılan açıklamada, en kötü durumda yönetim kademesinde çalışan her beş personelden birinin de işini kaybedebileceği ifade edildi. Sendika olumsuz gelişmelerden en fazla Ford’un Almanya’da bulunan tesislerinin etkileneceğini kaydetti. Ancak şirketten bu konuda henüz bir açıklama yapılmadı.

“Ford geleceğini baltalıyor”

Sendika temsilcisi Hecker, şirketin aldığı kararı eleştirerek, “Ford geleceğini baltalıyor” dedi. Köln’ün geçmişte Fiesta ve Focus gibi dünya çapında satılan otomobilleri üreterek, burada iyi otomobiller yapılabileceğini kanıtladığını sözlerine ekleyen temsilci, Ford’un gelecekte de bunu sürdürebilmek için gereken kaynakları ortaya koymayı reddettiğini belirtti.

“Ford’un küresel bir tedarikçi olmaktan çıkıp küresel olmayan bir şirket olma yolunda ilerlemesi gibi bir tehlike görüyoruz” ifadelerini kullanan Hecker, şirket yönetiminden planlarını yeniden gözden geçirmesini ve kalkınmayı da içeren yeni projeler için bağlayıcı bir taahhütte bulunmasını talep ettiklerini söyledi.

Sendika temsilcisi Hecker, “Eğer şirket iş birliği yapmama yolunu seçerse, biz her şekilde hazırız” diyerek, karara karşı direniş göstereceklerini kaydetti. Temsilci, IG Metall sendikası olarak, Ford’u Almanya’da ve Avrupa genelinde etkileyebilecek sert önlemlerden kaçınmayacaklarını da sözlerine ekledi.

Köln’deki tesislerinde yaklaşık 14 bin kişiyi istihdam eden Ford’un yönetiminden ise sendikanın açıklamalarına ilişkin bir değerlendirme yapılmazken, Cuma günü yapılan bir duyuruya atıfta bulunmakla yetinildi. Söz konusu açıklamada Ford’un Avrupa’da elektrikli otomobil üretimini desteklediği ve olası bir yeniden yapılanma konusundaki spekülasyonlar hakkında yorum yapılmayacağı kaydedildi.

Kaç kişi çıkarılacak

Radio Köln ise konuya ilişkin haberinde şirketin ürün geliştirme biriminde çalışan 3 bin 800 kişinin yüzde 65’inin 2024 yılına kadar işlerine son verileceği ileri sürüldü. Radyo böylece 2 bin 500 kişinin işten çıkarılacağını kaydetti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Noam Chomsky: Dünyanın Uçurumdan Yuvarlanmasına Ramak Kaldı

ABD’nin en önde gelen muhalif isimlerinden Noam Chomsky, artan nükleer savaş riski, çevre sorunlarını ele almadaki başarısızlık ve sorunları rasyonel şekilde çözme yeteneğinin azalması nedeniyle dünyanın uçurumdan aşağı yuvarlanmasına ramak kaldığını söyledi.

Sputnik’in aktardığına göre, RT’nin Going Underground programına konuşan Noam Chomsky, artan nükleer savaş riski, çevre sorunlarını ele almadaki başarısızlık ve sorunları rasyonel şekilde çözme yeteneğinin azalması nedeniyle dünyanın uçurumdan aşağı yuvarlanmasına ramak kaldığını söyledi.

Programda insanlığın patolojik olarak kendi kendini yok etmeye adanmış olabileceği yönündeki görüşünü açıklaması istenen Arizona Üniversitesi Dilbilim Profesörü Chomsky, insanlığın Armageddon’a (dini metinlere göre dünyanın sonu geldiğinde yapılacak kıyamet savaşı) ne kadar yakın olduğunu yansıtan Kıyamet Saati’nin son yıllarda insanlığın yok oluşunu simgeleyen geceyarısına yaklaştığını ve birkaç gün içinde daha da yaklaşılabileceğini belirtti.

İnsanlığın temel endişelerinin ‘artan nükleer savaş tehdidi ve çok şiddetli ve büyüyen iklim tahribatı tehdidi olduğunu, ikinci sorunun, devletlerin bu krizi çözmek için yapmaları gerektiğini bildikleri şeyi yapmamaları yüzünden devam ettiğini anlatan Chomsky, üçüncü sorunu ‘dünya çapında demokratik güçlerin çöküşü ile birleşen rasyonel şekilde ciddiyetle düşünme, tartışma ve müzakere arenasının bozulması’ olarak tasvir etti.

Ünlü düşünür, ‘üçüncüsünün nükleer savaş ve iklim değişikliği tehdidiyle hiçbir ilgisi yokmuş gibi görünse de, aslında rasyonel tartışmanın ilk ikisiyle başa çıkmak için tek umut olduğunu’ vurgulayarak şöyle devam etti:
“Geçen yıl içinde üçü de önemli ölçüde kötüleşti ve keskin bir tersine dönüş olmazsa, alenen uçuruma ilerleyip yuvarlanarak düşeceğiz, geri döndürülemez şekilde ve çok da uzak olmayan bir gelecekte.”

Geçen hafta eski Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev, Moskova’nın Ukrayna’da yenildiğini görmek isteyenlerin, ‘konvansiyonel bir savaşta nükleer bir gücün kaybetmesinin nükleer savaşın başlamasını tetikleyebileceği’ gerçeğini görmezden geldiği uyarısında bulunmuştu.

Ukrayna ihtilafının ABD ile müttefiklerinin kendisine karşı yürüttüğü bir vekalet savaşı olduğu görüşündeki Moskova’dan yapılan açıklamalarda askeri doktrinin yalnızca devletin varlığı tehdit edildiğinde atom silahlarının kullanılmasına izin verdiği hatırlatılarak olası nükleer savaşın asla çıkmaması gerektiği uyarısı yapılıyor.

Noam Chomsky Kimdir?

Gerçek ismi Avram Noam Chomsky olan Noam Chomsky Amerikan aktivist,dil bilimci, filozof, mantıkçı, siyasi eleştirmen ve yazardır. Yaşayan en önemli aydınlardan kabul edilmektedir.

7 Aralık 1928 yılında Pensilvanya’da Rus Göçmeni bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Ailesi Yahudi kökenlidir , kendisi de bir Yahudidir. Babası William Chomsky İbranice öğretmeni olarak çalışmaktaydı. Ortaçağ döneminin dil bilgisi hakkında bilimsel bir dergi çıkarmaktaydı. Alev Alatlı dahil bir aydın tarafından asıl araştırma alanı İbranice’dir ithamında babasının etkisi çok fazladır.

Noam Chomsky lise eğitiminden sonra Pensilvanya Üniversitesinde Dil Bilim üzerine eğitim aldı. Nelson Goodman gibi radikal bir akademisyenin öğrencisi oldu. Yapısal Dil Biliminin Yöntemi isimli kitabın düzeltmeleri için Harvard’a gitti.

24 Yaşında Avrupayı gezen Chomsky bu gezileri sırasında dil biliminde devrim yaratan kuramının zeminini buldu. Bu kuramın zeminine göre dil doğuştan gelen soyut bir kavramdı. Çocukların doğuştan her dili öğrenmeye yetenekli olduğunu ama çevresinden etkilenerek anne abasının kullandığı dili öğrendiğini açıkladı.

Harvard Üniversitesindeki çalışmalarının meyvesini de almıştır. 1955 yılında Pensilvanya Üniversitesinde doktora 33 yaşında ise profesör unvanını almıştır. Noam Chomsky  Massachusetts Teknoloji Enstitüsünde görev yapmaktadır. Aynı enstitüde Modern Diller ve Dilbilimi alanında çalışmaktadır.

Paylaşın

Irak, IŞİD’in Suriye’deki Kamplarından Endişeli

İsviçre’de düzenlenen Davos konferansına katılan Irak Dışişleri Bakanı Fuat Hüseyin, gazetecilere yaptığı açıklamada, Suriye’deki IŞİD militanlarını ve ailelerinin bulunduğu kampların oluşturduğu tehditten endişe duyduklarını dile getirdi.

Haber Merkezi / Iraklı bakan Hüseyin, güvenlik sorunlarına da değinerek, Türkiye ve İran’ı tehdit eden bazı silahlı örgütlerin varlığı bahanesiyle Irak topraklarını hedef alan operasyonlar konusunda Türkiye ve İran’la bazı sorunlar yaşadıklarını ifade etti.

Irak Cumhurbaşkanı Abdüllatif Reşid, daha önce “Irak her türlü savaşa karşıdır” açıklamasında bulunmuş, komşu ülkelerin kendi içlerinde ve bir kısmı da Irak hükümeti ile çözülmesi gereken sorunlarda tek çözümün diyalog olduğunu vurgulamıştı.

Suriye’deki kamplar

Suriye’de Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) denetiminde Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) üyelerinin ve ailelerinin tutulduğu ve toplam nüfusu 60 binden fazla olan el-Hol Kampı başta olmak üzere 10’un üzerinde sığınmacı kampı bulunmaktadır.

Bunlar sırasıyla; Ebu Haşab Kampı (Deyr ez Zor), el-Hol Kampı (Haseke), Arişe Kampı ve uzantısı (Haseke), Ayn İsa Kampı ve uzantısı (Rakka), Mabruka Kampı (Haseke), Doğu Menbiç Kampı ve uzantısı (Halep), Nevruz Kampı (Haseke), Roj Kampı (Haseke), Serekaniye Kampı (Haseke), Mahmudli Kampı (Rakka), Washokani Kampı (Haseke), Tel Elsamen Daham Kampı (Rakka) ve Twahina Kampı (Rakka)’dır.

En büyük kamp konumunda olan el-Hol Kampı’nda, sığınmacıların yaklaşık yüzde 92’isini kadın ve çocuk, %15’ini ise yabancı ülke vatandaşları oluşturmaktadır.

Paylaşın

Müslüman Kardeşler, Suriye’deki Yeni Liderini Belirledi

Suriye’deki Müslüman Kardeşler, 2014’ten beri bu görevi yürüten Muhammed Hikmet Velid’in yerine Amer al-Busalama’yı Suriye’deki lideri olarak belirledi. Suriye’deki Müslüman Kardeşler, 1920’lerde Mısır’da kurulan Sünni Müslüman hareketinin bir koludur.

Haber Merkezi / Suriye’deki Müslüman Kardeşler, 2014 yılından beri bu görevi yürüten Muhammed Hikmet Velid’in yerine Amer al-Busalama’yı Suriye’deki lideri olarak belirledi.

Müslüman Kardeşler, resmi Facebook sayfasında grubun Şura Konseyi’nin Amer al-Busalama’yı grubun Suriye’deki yeni lideri olarak belirlediğini açıkladı.

1960 yılında Deyrizor’da dünyaya gelen Amer al-Busalama, Bağdat Üniversitesi’nde okudu ve on yıldan fazla bir süredir Türkiye’de yaşıyor.

Suriye’deki Müslüman Kardeşler, 1920’lerde Mısır’da kurulan Sünni Müslüman hareketinin bir koludur. 1980’lerde Suriye hükümeti, grubun Suriye’deki her türlü faaliyetini yasakladı ve Müslüman Kardeşler ile ilgili olarak 1980 tarihli ve 49 sayılı Kanun’u çıkardı.

Müslüman Kardeşler nasıl ortaya çıktı?

Orta Doğu’nun en eski İslamcı örgütlerinden biri olan ve İhvan olarak da bilinen Müslüman Kardeşler, ideolojisini Kuran öğretileriyle temellendiriyor.

1928 yılında Mısır’da Hasan El Benna tarafından kurulan örgüt, siyasi aktivizmle İslami yardım işlerini bir arada yürüten modeliyle dünyanın dört bir yanında İslamcı hareketlere ilham verdi.

Başlangıçta hedeflerini “İslami ahlakı ve hayır işlerini yaymak” olarak açıklayan örgüt ilerleyen yıllarda, özellikle de Mısır’ın İngiliz sömürge yönetiminden ve Batı etkisinden kurtarılması sürecinde siyasallaştı.

Örgüt demokratik prensipleri desteklediğini söylese de aynı zamanda şeriatla yönetilen bir devlet düzeni hedefliyor. En popüler sloganı da “Çözüm İslam’da”.

Paylaşın

ABD’de Silahlı Saldırı: 10 Ölü, 10 Yaralı

ABD’nin California eyaletinin Los Angeles kentinin 13 km doğusunda yer alan Monterey Park’ta gerçekleşen silahlı saldırıda 10 kişi hayatını kaybetti, 10 kişi de yaralandı. Saldırının bir dans kulübünde gerçekleştiği belirtiliyor.

60 bin nüfuslu Monterey Park çok sayıda Asya kökenli yaşıyor. Güvenlik yetkilileri saldırganı arama çalışmalarının devam ettiğini ve şüphelinin erkek olduğunu belirtti.

ABD’nin California eyaletinin Los Angeles kentinde Çin Ay Yeni Yılı kutlamalarında yapılan silahlı saldırıda ölenlerin sayısı 10’a yükseldi. Olayda yaralanan 10 kişinin de tedavi altında olduğu ve bazılarının durumunun kritik olduğu açıklandı.

Los Angeles kent merkezine 13 kilometre mesafede bulunan Monterey Park’ta Çin Ay Yeni Yıl kutlamalarında kan aktı.

Los Angeles polisi tarafından yapılan açıklamada, güvenlik güçlerinin olay yerinde olduğu ve silahlı saldırıda 9 kişinin öldüğü belirtildi. Daha sonra yapılan açıklamada ölü sayısının 10 olduğu kaydedildi.

Los Angeles Şerif Depertmanından Andrew Meyer, 10 kişinin olay yerinde hayatını kaybettiğini ifade etti. 10 kişinin de yaralandığını aktaran Meyer, hastaneye kaldırılanlardan bazılarının durumlarının ağır olduğunu kaydetti.

Saldırının nedenine dair bilgi verilmezken erkek saldırganın, olay yerinden kaçtığı ve arama çalışmalarının sürdüğü açıklandı.

60 bin nüfuslu kentte Asya kökenlilerin yoğun yaşadığı ve her yıl Ay Yeni Yılı kutlamalarının yapıldığı belirtildi.

Görgü tanıkları, silahlı saldırının Ay Yeni Yılı kutlamasından bir saat sonra bir eğlence mekanında gerçekleştiğini kaydetti.

Yerel saatle 21:00’de başlayan ve hafta sonu süren kutlamalar, geçen yıl 100 binden fazla ziyaretçi çekmişti.

Paylaşın

Yunanistan, Türkiye Sınırındaki Duvarı 35 Kilometre Daha Uzatıyor

Yunanistan, Türkiye ile sınır bölgesine çektiği 37,5 kilometreye ulaşan 5 metre yüksekliğindeki çelik duvarı 35 kilometre daha uzatacağını duyurdu. AB’den ilave mali yardım ve lojistik destek talebinde bulunan Yunanistan, sınırın aynı zamanda AB’nin de dış sınırı olduğunu açıkladı.

Haber Merkezi / Yunanistan, Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yaptığı çağrıda göç konusunda kendisine daha fazla mali yardım yapılmasını istedi.

Yunanistan Vatandaşı Koruma Bakanı Takis Theodorikakos, Atina’da AB ülkeleri ile İngiltere ve İsviçre’nin büyükelçileriyle bir araya geldi.

Theodorikakos, Türkiye’den her gün yasa dışı yollarla 400 civarında kişi Yunanistan’a, dolayısıyla da Avrupa Birliği’ne (AB) giriş yapma teşebbüsünde bulunduğunu söyledi.

Geçen yıl Yunan sınır koruma güçlerinin Meriç nehrini aşarak Yunanistan’a giriş yapmaya kalkışan 260 bin kişiyi tespit ettiğini ifade eden Theodorikakos, bölgede göçmen kaçaklığı yaptığı zannıyla da bin 500 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

Türkiye sınırına çekilen tel örgü uzatılıyor

Yunanistan, kaçak göçmenlerin İngiltere, Fransa ve Almanya’ya gitmek istediğini gerekçe göstererek, bu ülkelerin Atina’ya daha fazla maddi destek sağlaması gerektiğini savunuyor.

Meriç Nehri kıyısında Türkiye ile ortak sınırına şu ana kadar 5 metre yüksekliğinde 27 kilometre tel örgü ören Yunanistan, bunu ilk etapta 35 kilometre daha uzatmayı hedefliyor.

Atina, nihai olarak 192 kilometre uzunluğundaki ortak sınırın tamamını tel örgüyle çevirmek istiyor. Sınır koruma duvarının yaklaşık 100 milyon euroya mal olacağı açıklandı.

İnsan hakları ve göçmen kuruluşları, Yunanistan’ı düzensiz yolla ülkeye giriş yapmayı deneyen insanları Türkiye’ye zorla geri itmek (pushback) ile suçluyor.

Atina ise Türkiye’yi göçmenleri Yunanistan’a yollamakla ve göçmenleri Suriye’ye, başka ülkelere veya yasa dışı yollardan Yunanistan’a gitmeye zorlamakla itham ediyor.

Paylaşın

“Cırcır Böceği Tozu” Avrupa Birliği’nin Yeni Gıdaları Arasında

Avrupa Birliği (AB) un kurdu ve çekirgeden sonra cırcır böceğini de gıda ürünlerinde kullanılmak üzere serbest bıraktı. Söz konusu uygulamadan, ilk beş yıl boyunca sadece cırcır böceğinin toz olarak serbest bırakılması için resmi başvuruda bulunan şirket faydalanacak.

Un kurdu ve çekirgenin ardından Avrupa Birliği’nde (AB) cırcır böceği de gıdalarda belli miktarda kullanılabilecek. Vietnamlı bir şirketin 2019’daki kullanım başvurusu üzerine yapılan inceleme sonrasında cırcır böceğinin kimi unlu mamüller, atıştırmalıklar, soslar, makarna, bisküvi ya da et katkı maddesi vb olarak kullanımına izin verilmişti. Uygulama 24 Ocak’ta yürürlüğe giriyor.

Avrupa Birliği’nin (AB) resmi gazetesinde yayınlanan bilgilendirme ile birlikte un kurdu ve çekirgeden sonra cırcır böceği de gıda ürünlerinde kullanılmak üzere serbest bırakılmış oldu. Söz konusu uygulamadan, ilk beş yıl boyunca sadece cırcır böceğinin toz olarak serbest bırakılması için resmi başvuruda bulunan şirket faydalanacak.

Ürünlerin içindekiler kısmında yer alacak

AB’nin yayınladığı genelgeye göre, söz konusu gıdalarda böcek tozu kullanıldığının belirtilmesi şartı bulunuyor. Avrupa’da tüketimi çok da yaygın olmayan ürünler önce incelenip “yeni tür gıda ürünü” olarak derecelendirilyor. AB, Mart 2022’de cırcır böceğini yeni gıda ürünü olarak resmen sınırflandırmıştı. 24 Ocak 2023’ten itibaren de yağsız toz halinde kullanımı resmen yürürlüğe giriyor. Söz konusu ürünlerin kulanımına izin verilmeden önce Avrupa Birliiği Gıda Güvenliği Kurumu (EFSA) tarafından inceleniyor ve özel bir prosedürden geçiriliyor.

Gıdalarda böcek kullanımı diğer maddelerde de olduğu gibi paketin üzerinde, tüketicinin bakabileceği içindekiler bölümünde deklare edilmek zorunda. Halen kullanılan böceklere ilişkin standart bir hukuki tanımlama yer almadığından genellikle hayvanların Latince adı belirtilerek dikkat çekiliyor. Cırcır böceğinin kullanıldığı ürünlerde de örneğin “Acheta Domesticus tozu kullanılmıştır” ibaresinin yer alması bekleniyor. Böceklerin kullanıldığı gıdaların kimi alerjik tepkiye yol açabileceğine dikkat çekilse de alerjik ürün olarak deklare edilmiyor ve tüketicilerin içindekiler kısmına bakması tavsiye ediliyor.

Sevmeyenlerin korkması gerekiyor mu?

Böcekler pahalı malzeme olduğundan gıda ürünlerinde günümüzde yaygın şekilde kullanılmıyor. Ancak protein oranının yüksekligi nedeniyle gelecekte et veya balık gibi ürünlere alternatif olabileceği öngürüsünde bulunuluyor. Değerli Omega 3 ve Omega 6 doymamış yağlar içeren kimi böceklerin ayrıca magnezyum ve fosfor açısından da zengin olabildiği belirtiliyor. Kimi çekirge türlerinin örneğin sığır veya tavuktan çok daha fazla protein içerdiği de bilinen bir gerçek. Protein değeri açısından böceklerin kimi kuru yemiş, tahıl ve hububat ürününden daha değerli olduğu bildiriliyor. Üretim açısından da iklimle daha dost olduklarına dikkat çekiliyor.

AB’nin 2015 yılındaki kararnamesiyle yenilikçi gıda maddelerinin değerlendirme ve izin işlemlerinin kolaylaştırılması ve Avrupa çapında merkezileştirilmesi hedeflenmişti. Böcekler, çevreye fazla zarar vermemeleri ve yüksek besin değerleri nedeniyle sürdürülebilir bir protein kaynağı olarak görülüyor ve pek çok kültürde cırcır böceği, çekirge, un kurdu gibi böcekler zaten sıklıkla tüketiliyor. Avrupa’da ise böcek içeren gıda maddeleri çok küçük bir piyasaya sahip.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD’den Ukrayna’ya Tavsiye: Bekle

Bu hafta Ukrayna’ya yeni bir 2,5 milyar dolarlık askeri yardım paketini onaylayan ABD, ayrıca, Ukrayna ordusunun tedarik edilen yeni silahların önemli ölçüde kullanımını öğrenip yararlarını keşfetmesinin ardından büyük bir saldırı başlatmasının daha başarılı olacağı görüşünde olduğunu da bildirdi.

ABD yetkilileri, Ukrayna’ya “Rusya’ya karşı büyük bir saldırı başlatmak için Washington’dan gelen silah sevkiyatının ve bunların eğitiminin tamamlanması” tavsiyesinde bulundu.

Aralarında Reuters muhabirinin de bulunduğu bazı basın yayın organlarının temsilcilerine konuşan ve ismini açıklanmasını istemeyen bir Beyaz Saray yetkilisi, Kiev’in büyük bir taarruz başlatmadan önce ABD tarafından sağlanan son ağır silahların kullanımıyla ilgili Ukrayna ordusunun eğitiminin tamamlanması gerektiği düşüncesinde olduğunu aktardı.

“Önce silahların kullanımıyla ilgili eğitimler tamamlansın”

Beyaz Saray yetkilisi, ABD’nin Ukrayna ordusunun tedarik edilen yeni silahların önemli ölçüde kullanımını öğrenip yararlarını keşfetmesinin ardından büyük bir saldırı başlatmasının daha başarılı olacağı görüşünde olduğunu bildirdi.

ABD’nin son gönderdiği silahların kullanımıyla ilgili eğitimlerin tamamlanmadığını kaydeden yetkili, büyük bir saldırıdan önce bunun tamamlanmasının mutlaka gerektiğini Kiev yönetimine aktardıklarını bildirdi. ABD’nin Ukrayna’ya şu an için Abrams tankları vermeme konusundaki kararında sürecin devam ettiğini kaydeden Beyaz Saray yetkilisi, bu tankların maliyetli ve bakımı zor olduğu için Ukrayna’ya göndermeyi planlamadıklarını söyledi.

Bu hafta Ukrayna’ya yeni bir 2,5 milyar dolarlık askeri yardım paketini onaylayan ABD Başkanı Joe Biden, basına yaptığı açıklamada, “Ukrayna ihtiyacı olan her türlü yardımı alacak.” ifadesini kullanmıştı.

Abrams tankları vermeyi şu anda kabul etmeyen ABD bununla birlikte, son olarak Ukrayna’ya yüzlerce zırhlı araç gönderme vaadinde bulundu.

ABD’den Ukrayna ordusuna ne tavsiye ediyor?

Bu arada son haftalarda Rusya ve Ukrayna ordusu arasında yoğun çatışmaların yaşandığı Bakhmut kentiyle ilgili soruları yanıtlayan Beyaz Saray yetkilisi, ABD’nin Kiev’in bu kentin savunması için çok fazla kaynak ayırdığı ve büyük bir ihtimalle Rusya’nın eline geçecek bu kentin savaşın seyrini değiştirecek bir stratejik özelliği sahip olmadığı düşüncesinde olduğunu aktardı.

Bu cephedeki savaşla ilgili ABD ve Ukrayna askeri yetkilileri arasındaki görüşmelerin sürdüğünü kaydeden yetkili, Rusları güney Ukrayna’da ellerinde tuttukları bölgelerden çıkarmak için bir büyük saldırıya hazırlanırken Bakhmut’u savunmak için ne kadar enerji harcamanın gerekliliğinin iyi düşünülmesi gerektiği mesajını verdi.

Aynı yetkili, Ukrayna’ya Rusya’nın yıpratma stratejisi izlediği gerekçesiyle Moskova’nın top atışlarına karşılık Kiev’in buna karşılık vermeme yolunu izlemesinin tavsiye edildiğini bildirdi.

Yetkili, ABD’nin en son silah tedarikinin zırhlı araçları içermesinin nedeninin bu olduğunu, çünkü bunun Ukrayna’nın savaş şeklini değiştirmesine yardımcı olacağını sözlerine ekledi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Peru’daki Gösterilerde Can Kaybı 59’a Yükseldi; Devlet Başkan İstifa İddialarını Reddetti

Peru’da Cumhurbaşkanı Castillo’nun görevinden azledilip hapishaneye gönderilmesinin ardından başlayan protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısı 59’a yükselirken, Devlet Başkanı Boluarte, istifa iddialarını reddetti.

Peru’da Cumhurbaşkanı Pedro Castillo’nun görevden alınıp hapishaneye gönderilmesiyle başlayan protestolar devam ediyor. Peru’nun Bolivya sınırındaki Desaguadero kasabasında 4 Haiti vatandaşının, güneyinde ise 2 kişinin daha yaşamını yitirmesiyle hükümet karşıtı gösterilerde ölenlerin sayısı 59’a çıktı.

Devlet Başkanı Dina Boluarte, Devlet Başkanlığı Sarayı’nda düzenlediği basın toplantısında, istifa iddialarını reddederek, “Yalan haberleri yalanlamak istiyorum, hükümet kararlı ve kabinesi her zamankinden daha birliktir” dedi.

Eylemcilerden bazılarının ülkede ‘kaos’ ve ‘istikrasızlığa’ yol açtığını dile getiren Boluarte, “Hukukun üstünlüğünü bozmak istiyorlar, şiddet üreten bu kişiler cezasız kalmayacak. Peruluları temin ederim ki durum kontrol altındadır” diye konuştu.

Ne olmuştu?

Peru Cumhurbaşkanı Pedro Castillo, hükümeti devirmekle suçladığı Kongre tarafından “kalıcı ahlaki yetersizlik” suçlamasıyla görevinden azledildi. Castillo’nun görevinden alınması yönündeki karar, 7 Aralık’taki genel kurul toplantısında altı aleyhte, 10 çekimser oya karşı 101 lehte oyla alındı.

Kongrede Castillo’nun görevden azledilmesi kararına gerekçe olarak “kamu fonksiyonlarını gasp etmeye, devlet yetkilerinin işleyişini engellemeye ve siyasi anayasa tarafından kurulan düzeni ihlal etmeye çalışmak” gösterildi.

Pedro Castillo, Kongreyi feshetme ve ulusal acil durum hükümeti kurma kararının ardından polis tarafından gözaltına alındı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Boluarte, Castillo’nun görevinden alınmasının ardından ülkenin yeni cumhurbaşkanı olarak 8 Aralık’ta yemin etti.

Castillo’nun 7 Aralık’ta azledilmesinin ardından göreve gelen Dina Boluarte, 11 Aralık’ta yaptığı açıklamada, “ülke için sağlıklı olmayan siyasi bir çatışma olduğunu” söylemiş, erken seçim önerisinde bulundu: Birkaç gün içinde Kongreye erken seçim önerisini getireceğim, cumhurbaşkanı olarak görevim çoğunluğun iradesine uymaktır.

Boluarte’nin seçimlerin 2026 yerine Aralık 2023’te yapılması önerisi Kongre’de yapılan oylamada reddedildi. Eski Cumhurbaşkanı Pedro Castillo, 18 ay süreyle “önleyici” bir tedbir olarak tutuklu yargılanıyor.

Paylaşın

Teknoloji Devi Google 12 Bin Çalışanını İşten Çıkarıyor!

Teknoloji devi Google, 12 bin kişinin işten çıkarılacağını duyurdu. ABD’nin bir diğer teknoloji devi Microsoft’ta 10 bin çalışanını işten çıkaracağını duyurmuştu. Amazon ve Meta gibi şirketlerde işten çıkarmaları açıklamıştı.

Şirketin CEO’su Sundar Pichai, çalışanlara gönderdiği mektupta “Bu kararı almaya zorlayan şartların sorumluluğunu üstlendiğini” belirtti.

Dünya çapında 10 bin çalışanının işine son verme kararı alan teknoloji şirketi Microsoft’un ardından Google’ın ana şirketi Alphabet de 12 bin çalışanını işten çıkaracağını açıkladı. Bu, tüm dünyada Alphabet için çalışan emekçilerin yaklaşık yüzde 6’sının işine son verileceği anlamına geliyor.

The New York Times’ın aktardığına göre, bu, Alphabet şirketinin bu zamana kadar aldığı en büyük çaplı işten çıkarma kararı.

Alphabet’in üst düzey yöneticisi Sundar Pichai konuyla ilgili çalışanlara gönderdiği yazıda, “şirketin, dijital hizmetlere olan talepte patlama olduğu pandemi döneminde çok hızlı büyüdüğünü” söyledi: Şimdi ise yapay zeka gibi şirketin geleceğine temel teşkil eden ürünler ve teknolojiye yeniden odaklanmalıyız.

Pichai, “Çalışanları bugün karşı karşıya olunandan farklı bir ekonomik gerçeklik için işe aldıklarını” da kaydetti. Pichai, bu dönemin şirketin odağını keskinleştirmesi, maliyet tabanını yeniden yapılandırması ve şirket içi yetenek ve sermayenin en yüksek önceliklere yönlendirilmesi için “önemli anlar” olduğunu söyledi.

Alphabet’te yapılacak işten çıkarmalar, başta işe alım ve bazı kurumsal işlevler olmak üzere, çeşitli mühendislik ve ürün ekipleri de dahil, küresel çapta tüm şirket genelindeki istihdamı etkileyecek.

Euronews’ün aktardığına göre, Alphabet’in karardan etkilenen çalışanlarına şimdiden e-posta gönderdiği belirtilen notta, kararın ABD’deki personeli hemen etkileyeceği, ancak yerel istihdam yasaları ve uygulamaları nedeniyle diğer ülkelerde daha uzun sürebileceği ifade edildi.

Microsoft da benzer bir karar almıştı

ABD’nin Microsoft teknoloji şirketi de 18 Ocak’ta 2023 yılının üçüncü çeyreğinin sonuna kadar 10 bin çalışanını işten çıkaracağını duyurmuştu.

Buna göre, Microsoft’un işten çıkarma kararı dünya çapındaki çalışanlarının yaklaşık yüzde 5’ini etkileyecek ve şirkete yaklaşık 1,2 milyar dolarlık bir kıdem tazminatı ve yeniden yapılanma maliyeti getirecek.

Kararı çalışanlara bir yazı ile duyuran şirket CEO’su Satya Nadella, dünyanın pek çok bölgesinde ya resesyon olduğunu ya da resesyon beklendiğini, pek çok kişinin ise “ihtiyatlı davranmayı seçtiğini” söyledi.

Şirketin “kilit öneme sahip alanlarda işe alım yapmayı sürdüreceğini” açıklayan Microsoft CEO’su Nadella, şirketin bu dönemden “daha güçlü ve daha rekabetçi çıkacağından emin olduğunu, fakat bu gelişmeler doğrultusunda adımlar atılması gerektiğini” kaydetti.

Nadella, Microsoft’un maliyetlerini geliri ve müşteri talebiyle uyumla hale getireceklerini, bu kapsamda 2023 mali yılının üçüncü çeyreğinin sonuna kadar 10 bin kişinin işine son verileceğini bildirdi.

Paylaşın