Peru’daki Protestolarda Can Kaybı 53’e Yükseldi

Peru’da Cumhurbaşkanı Castillo’nun görevinden azledilip hapishaneye gönderilmesinin ardından başlayan protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısı 53’e çıktı, yaralı sayısı ise 700’ü geçti.

Peru’da Cumhurbaşkanı Pedro Castillo’nun görevden alınıp hapishaneye gönderilmesiyle başlayan protestolar devam ediyor.

Castillo’nun 8 Aralık 2022’de görevden alınmasının ardından göreve getirilen Peru Cumhurbaşkanı Dina Boluarte’nin istifa etmesini ve erken seçime gidilmesini talep eden protestocular ile polis arasında çıkan çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısı 53’e yükseldi.

Carabaya eyaletine bağlı Macusani kasabasında sağlık yetkilisi Dr. Ivan Fernandez, protestolarda yaşanan şiddet olaylarında iki kişinin hayatını kaybettiğini, bir kişinin de yaralandığını açıkladı.

Olayın ardından protestocular, polis karakolunu ve mahkeme binasını ateşe verdi. Macusani Polisi, ateşe verilen karakoldan güvenlik güçlerinin helikopterle ayrılmak zorunda kaldığını açıkladı.

Hükümet karşıtı gösterilerde 11 Aralık 2022’den bu yana hayatını kaybedenlerin sayısı 53’e çıktı, yaralı sayısı ise 700’ü geçmiş durumda.

Ombudsman Ofisi verilerine göre, eylemlerde ölen 53 kişiden en az 42’si doğrudan güvenlik güçlerinin saldırısı sonucu yaşamını yitirdi.

Cumhurbaşkanı Dina Boluarte, göstericilere 10 Ocak’ta bir kez daha diyalog çağrısında bulunmuş, eylemlerin son bulmasını istemişti.

Protestocular sınır kapısına giden yolu kapattı

Öte yandan, protestocular, Peru-Bolivya sınır kapısının olduğu Desaguadero bölgesinde, Boluarte’nin istifası, gözaltında bulunan eski Castillo’nun serbest bırakılması, Kongre’nin kapatılması ve erken seçime gidilmesi talebiyle yaptıkları gösteride sınır kapısına giden yolları kapattı.

Göstericilerin sınır kapısına giden yolları ablukaya alması sebebiyle yüzlerce tır otoyolda sıralandı.

Ne olmuştu?

Peru Cumhurbaşkanı Pedro Castillo, hükümeti devirmekle suçladığı Kongre tarafından “kalıcı ahlaki yetersizlik” suçlamasıyla görevinden azledildi. Castillo’nun görevinden alınması yönündeki karar, 7 Aralık’taki genel kurul toplantısında altı aleyhte, 10 çekimser oya karşı 101 lehte oyla alındı.

Kongrede Castillo’nun görevden azledilmesi kararına gerekçe olarak “kamu fonksiyonlarını gasp etmeye, devlet yetkilerinin işleyişini engellemeye ve siyasi anayasa tarafından kurulan düzeni ihlal etmeye çalışmak” gösterildi.

Pedro Castillo, Kongreyi feshetme ve ulusal acil durum hükümeti kurma kararının ardından polis tarafından gözaltına alındı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Boluarte, Castillo’nun görevinden alınmasının ardından ülkenin yeni cumhurbaşkanı olarak 8 Aralık’ta yemin etti.

Castillo’nun 7 Aralık’ta azledilmesinin ardından göreve gelen Dina Boluarte, 11 Aralık’ta yaptığı açıklamada, “ülke için sağlıklı olmayan siyasi bir çatışma olduğunu” söylemiş, erken seçim önerisinde bulundu: Birkaç gün içinde Kongreye erken seçim önerisini getireceğim, cumhurbaşkanı olarak görevim çoğunluğun iradesine uymaktır.

Boluarte’nin seçimlerin 2026 yerine Aralık 2023’te yapılması önerisi Kongre’de yapılan oylamada reddedildi. Eski Cumhurbaşkanı Pedro Castillo, 18 ay süreyle “önleyici” bir tedbir olarak tutuklu yargılanıyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern’den Sürpriz İstifa Kararı

Başbakanlığın “ülkenin en ayrıcalıklı” görevlerinden biri olduğunu söyleyen Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern sürpriz bir kararla en geç 7 Şubat’ta görevinden ayrılacağını duyurdu. Ardern başbakanlık görevinin yanı sıra İşçi Partisi liderliğini de bırakacak.

Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern sürpriz bir kararla en geç 7 Şubat’ta görevinden ayrılacağını duyurdu. Ardern Wellington’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu işin ne gerektirdiğini biliyorum. Ve bunun gereğini yerine getirmek için yeterli gücüm kalmadığını da” dedi.

Başbakanlığın “ülkenin en ayrıcalıklı” görevlerinden biri olduğunu söyleyen Ardern, “Ama aynı zamanda en zorlarından biri” ifadesini kullandı. Sonbaharda yapılacak seçimlere atfen “Önümüzdeki dört yıl için yeterli gücü kalmadığını” söyleyen Ardern, “Ben bir insanım. Yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Ne kadar yapabilirsek. Ama benim için için gitme zamanı” dedi.

Yeni Zelanda’da seçimler 14 Ekim’de yapılacak. Ardern seçimler yapılana dek milletvekili olarak görev yapmaya devam edecek. Çocuğuyla daha uzun süre vakit geçireceği için mutlu olduğunu söyleyen Ardern, hayat arkadaşı ile de artık evlenmek istediğini vurguladı.

Ardern başbakanlık görevinin yanı sıra İşçi Partisi liderliğini de bırakacak. Ancak istifa kararının kendisi ve partisi ile ilgili kamuoyu anketlerinden çıkan olumsuz sonuçların etkili olduğu iddialarını reddeden Ardern, “Gelecek seçimleri kazanamayacağımız için gitmiyorum. Çünkü kazanabiliriz ve kazanacağız da” dedi.

Ardern 2017 Ekim ayından bu yana Başkanlık görevini yürütüyor. 37 yaşında göreve geldiğinde hem ülkesinin hem de dünyanın “en genç kadın başbakanı” sıfatını almıştı. Ülkesinin pandemi döneminde sert kısıtlamalar ve kapanma önlemleriyle mümkün olduğunca az zarar görmesini sağlayan siyasetçi, 2020 yılı Ekim ayında yapılan seçimlerde yeniden bu göreve seçilmişti.

Ardern görev süresi içinde pandemide kriz yönetiminin yanı sıra 2019 yılında Christchurch’te iki camiye düzenlenen, 51 kişinin yaşamını yitirdiği terör saldırıları sonrasında başörtüsü takarak yaptığı konuşma ile de övgü almıştı. Konuşmasında saldırıyı kınayarak dünya genelinde Müslümanlarla dayanışma mesajı vermişti.

Ardern, Nanaia Mahuta’yı kabinesine alarak, ilk kez yerli halk Maori’den bir kadını dışişleri bakanlığı görevine getirmişti. Jacinda Ardern dünya genelinde başbakanlık görevini yürütürken anne olan ikinci siyasetçi. Bu unvanı ilk alan siyasetçi Pakistan’da 1990 yılında görevdeyken anne olan Benazir Butto’ydu.

Paylaşın

İsveç Ve Finlandiya’nın NATO Üyelikleri Süreci: ABD’den Türkiye’ye Onaylama Çağrısı

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre, İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularının güçlü destekçisi olduklarını ve iki ülkenin NATO üyeliklerinin müttefikler tarafından hızla onaylanmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi.

Sözcü Jean-Pierre, iki ülkenin NATO üyeliklerini henüz onaylamamış olan müttefiklere de onay sürecini en kısa sürede tamamlamaları çağrısında bulundu.

Beyaz Saray’da düzenlenen günlük basın toplantısında İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleri ve henüz iki ülkenin NATO’ya katılım sürecini onaylamamış olan Türkiye’nin tutumu gündeme geldi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre bir soru üzerine Türkiye’yi güvenilir bir müttefik olarak gördüklerini belirtti, müttefiklerin iki ülkenin NATO’ya katılımına ilişkin onay süreçlerini en kısa sürede tamamlama çağrısında bulundu.

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre’e , İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerine ilişkin süreç bağlamında, “ABD Başkanı Joe Biden’ın Türkiye’yi güvenilir bir NATO müttefiki olarak görüp görmediği” sorusu yöneltildi.

Sözcü Karine Jean-Pierre, Türkiye’yi güvenilir bir müttefik olarak gördüklerini belirterek söze girdi.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvurularının güçlü destekçisi olduklarını ve üyelik başvurularını onaylamak üzere hızla harekete geçmek için Senato ile çalıştıklarını vurgulayan Jean-Pierre, iki ülkenin NATO üyeliklerinin müttefikler tarafından hızla onaylanmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi.

Karine Jean-Pierre, ‘’Geri kalan müttefiklerin de onay süreçlerini en kısa sürede tamamlama çağrısında bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

Türkiye ile bu iki ülke arasında devam eden görüşmeler ve olası anlaşma konusunda yorum yapmamayı tercih eden Beyaz Saray sözcüsü, bu konudaki soruları Türk hükümetine yönlendirdi.

Sözcü Jean-Pierre, iki ülkenin NATO üyeliklerini henüz onaylamamış olan müttefiklere de onay sürecini en kısa sürede tamamlamaları çağrısında bulundu.

Macaristan Şubat ayında onaylayacağını açıklamıştı

NATO’nun 30 üyesinden 28’i Rusya’nın Ukrayna işgalinden sonra NATO üyeliği başvurusunda bulunan İsveç ve Finlandiya’nın ittifaka katılımına kendi parlamentolarında onay vermiş durumda.

Türkiye ve Macaristan henüz onay sürecini tamamlamamış olan iki NATO üyesi. Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, Şubat ayında Meclis toplandığında İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerini onaylayacaklarını belirtmişti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Brezilya’da 39 Kişiye “Darbe” Suçlaması

Brezilya Başsavcılığı, eski Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro yanlılarının baskınına yönelik soruşturma kapsamında 39 kişiye “darbe yapmak”, “silahlı bir suç örgütü ile iltisak”, “kamu malına zarar” ve “demokratik hukuk devletini şiddet yoluyla yıkma girişimi” suçlaması yöneltti.

Brezilya’da 8 Ocak’ta Ulusal Kongre, Devlet Başkanlığı Sarayı ve Yüksek Mahkeme binalarına yönelik baskınlara ilişkin soruşturma devam ediyor.

Brezilya Başsavcılığı, eski Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro yanlılarının baskınına yönelik soruşturma kapsamında 39 kişiye “darbe yapmak”, “silahlı bir suç örgütü ile iltisak”, “kamu malına zarar” ve “demokratik hukuk devletini şiddet yoluyla yıkma girişimi” suçlaması yöneltti.

The Guardian’ın haberine göre, Başsavcılık ayrıca Kongre’yi basıp yağmalamak ile suçlanan 39 kişinin “önleyici bir tedbir olarak” tutuklanmasını ve binada meydana gelen hasarın tazmini için 7,7 milyon dolar değerindeki mal varlıklarının dondurulmasını talep etti.

Brezilya Başsavcılığının konuyla ilgili dün (17 Ocak) yaptığı yazılı açıklamada sanıkların kimliği açıklanmadı.

Savcılığın açıklamasına göre, Kongre binasını basan sanıklar “şiddet ve ciddi tehdit kullanarak demokratik hukuk devletini ortadan kaldırmaya, anayasal yetki kullanımını önleme veya kısıtlamaya” çalıştı: “Saldırının nihai amacı (…) alternatif bir hükümet rejimi kurmaktı.”

Öte yandan, saldırganlara “terör” suçlaması yöneltilmedi. Brezilya kanunlarına göre, bu suçlamanın yöneltilebilmesi için ırk, etnisite veya din temelli bir yabancı düşmanlığı veya önyargı durumunun olması gerek.

Brezilya Başsavcılığı suçlamalara ilişkin dosyayı Yüksek Mahkeme’ye gönderirken, binlerce kişinin katıldığı Kongre baskınıyla bağlantılı olarak başka şüphelilere de suçlama yöneltilmesi bekleniyor.

Ne olmuştu?

Ordudan müdahale talebiyle slogan atan Bolsonaro yanlısı gruplar, polis bariyerini aşarak 8 Ocak’ta Kongre binasına girmişti.

Aşırı sağcı Bolsonaro yanlısı protestocuları dağıtmak için göz yaşartıcı gaz ile müdahale eden polis, grupların daha sonra devlet başkanlığı ve Yüksek Mahkeme binasına zorla girmesine engel olamamıştı.

Güney Amerika’nın en büyük ülkesi olan ve nüfusu 212 milyonu aşan Brezilya’da 30 Ekim 2022’de düzenlenen ikinci tur devlet başkanlığı seçiminde ülkeyi iki dönem yöneten sol görüşlü eski Devlet Başkanı Lula yüzde 50,9, aşırı sağcı Bolsonaro ise yüzde 49,1 oy almıştı.

Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından Bolsonaro destekçileri önce ülkede günlerce süren otoyol kapatma eylemleri yapmış, ardından da ordu karargahları önünde düzenledikleri gösterilerde silahlı kuvvetleri Lula’nın devlet başkanlığı görevini devralmasına karşı müdahaleye çağırmıştı.

Ülkede Cumhuriyetin ilanının 123. yıl dönümü olan 15 Kasım’da Bolsonaro yanlıları, başkent Brasilia, Sao Paulo, Rio de Janeiro, Recife ve Belen şehirlerinde orduyu Lula da Silva’ya karşı müdahaleye çağırıp askeri karargahların yakınında gösteriler düzenlemişti.

Brezilya’da devlet başkanlığı seçiminin ikinci turunu kazanan eski Devlet Başkanı Lula da Silva, 1 Ocak 2023’te parlamentoda yemin etmişti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

2022 Yılında 86 Gazeteci Öldürüldü

2022 yılında dünyada 86 gazetecinin öldürüldüğünü açıkladı. Öldürülen gazetecilerin yaklaşık yarısı iş başında değilken hedef alındı. Bu gazetecilerden bazıları seyahat ederken saldırıya uğrarken ya da haber takibinde değilken kamusal alanda hedef alınırken, öldürülen gazetecilerden bazıları evlerindeyken saldırıya uğradı.

Dünyada ülke çapında en ölümcül ülkeler ise 19 gazetecinin öldürüldüğü Meksika, 10 gazetecinin öldürüldüğü Ukrayna ve dokuz gazetecinin öldürüldüğü Haiti’ydi. Asya ve Pasifik ülkelerinde 16 gazeteci öldürülürken Doğu Avrupa’da 11 gazeteci öldürüldü.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 2022 yılında dünyada 86 gazetecinin öldürüldüğünü açıkladı. Bu, yaklaşık her dört günde bir gazetecinin öldürülmüş olduğu anlamına geliyor.

UN News haber sitesinin aktardığına göre, dünyada öldürülen gazetecilerin sayısında son üç senede düşüş yaşanmıştı. Fakat 2021 yılı ile karşılaştırıldığında öldürülen gazetecilerin sayısı yaklaşık yüzde 50 arttı.

Buna göre, dünya çapında 2021 yılında 55 gazeteci öldürülmüştü. 2022 yılında ise tüm dünyada 86 gazeteci öldürüldü.

UNESCO, konuyla ilgili açıklamasında, raporun ortaya koyduğu bulguların “gazetecilerin çalışmaları sırasında karşı karşıya kalmaya devam ettiği büyük risk ve kırılganlıkları gözler önüne serdiğini” belirtti.

UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay, raporun bulgularını “endişe verici” olarak nitelendirdi: “Yetkililerin bu suçları durdurmak için çabalarını arttırması ve bu suçların faillerinin cezalandırıldığından emin olması gerekiyor çünkü bu şiddet ikliminde kayıtsızlık önemli bir faktör.”

Cezasızlık devam ediyor

UNESCO’nun raporuna göre, 2022 yılında öldürülen gazetecilerin yaklaşık yarısı iş başında değilken hedef alındı.

Bu gazetecilerden bazıları seyahat ederken saldırıya uğrarken ya da haber takibinde değilken kamusal alanda hedef alınırken, öldürülen gazetecilerden bazıları evlerindeyken saldırıya uğradı.

UNESCO raporu, “Bu, gazeteciler için boş zamanlarında bile güvenli bir ortamın olmadığını gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Rapora göre, son beş yıl içinde bu konu hakkında bir ilerleme kaydedilmiş olsa da dünyadaki gazeteci cinayetlerinde cezasızlık oranı yüzde 86 ile “şok edici düzeyde yüksek” seyretmeye devam ediyor.

23 gazeteci çatışmada öldürüldü

Dünyadaki gazeteciler, cinayetlerin yanı sıra 2022 yılında farklı şiddet şekilleriyle de karşı karşıya kaldı. Buna göre, gazeteciler aynı zamanda zorla/ gözaltında kaybetme, kaçırma, keyfi tutukluluk, yasal taciz ve başta kadınlar olmak üzere dijital şiddet ile karşı karşıya kaldı.

Gazeteciler için en ölümcül ülkenin Meksika olduğunu ortaya koyan UNESCO raporundan öne çıkan diğer noktalar şöyle:

“2022 yılında Latin Amerika ve Karayip ülkeleri gazeteciler için en ölümcül ülkelerdi. 44 gazeteci bu bölgelerde öldürüldü.

Dünyada ülke çapında en ölümcül ülkeler ise 19 gazetecinin öldürüldüğü Meksika, 10 gazetecinin öldürüldüğü Ukrayna ve dokuz gazetecinin öldürüldüğü Haiti’ydi. Asya ve Pasifik ülkelerinde 16 gazeteci öldürülürken Doğu Avrupa’da 11 gazeteci öldürüldü.

Çatışmada öldürülen gazetecilerin sayısı 2021 yılında 20’ydi. Bu sayı, 2022 yılında 23’e yükseldi.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Ukrayna’da Helikopter Kazası: İçişleri Bakanı Hayatını Kaybetti

Ukrayna’nın başkenti Kiev’in yaklaşık 20 kilometre kuzeydoğusundaki Brovary kasabasında meydana gelen helikopter kazasında Ukrayna içişleri bakanı Denis Monastırskiy de dahil olmak üzere en az 17 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Kazada 10’u çocuk en az 22 kişi yaralandığı ve yaralıların hastaneye kaldırıldığı açıklandı.

Ukrayna İçişleri Bakanlığı, kazaya ilişkin olası nedenler arasında sabotaj, ekipman arızası ve güvenlik kuralları ihlalinin değerlendirildiğini açıkladı.

Ukrayna içişleri bakanlığı olası nedenler olarak sabotaj, ekipman arızası ve güvenlik kurallarının ihlalini değerlendirdiğini söyledi.

Düşen helikopterin Acil Durumlar Hizmetleri’ne bağlı olduğu kaydedildi. Polis ve sağlık ekiplerinin kaza mahallinde çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi.

Kazanın ardından kreş yakınında yangın çıktı. Kreşte bulunan çocuklarla birlikte personel binadan tahliye edildi.

Kaza sırasında havanın karanlık ve sisli olduğu bildirilirken, helikopterin önce bir apartmana ardından da kreşe çarptığı belirtildi.

Ukrayna Başkanlık Ofisi Başkan Yardımcısı Kirilo Timoşenko, “Bir uçak az önce bir sosyal altyapı tesisine düştü. Kurbanlar ve koşullar hakkında bilgi ediniyoruz. Devlet Acil Durumlar Servisi ve tüm servisler halihazırda olay yerindedir” diye belirtti.

Ukrayna First Lady’si Olena Zelenska İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu oturumuna katılmadan dakikalar önce gözyaşlarına hakim olamadı.

Forum Başkanı Borge Brende oturumu açtıktan sonra kazada ölen Ukraynalı yetkililer için 15 saniye saygı duruşunda bulunulmasını istedi.

Paylaşın

Insight Crime: 2023’te Kokain Pazarı 75 Milyar Doları Aşabilir

Kolombiya’daki Insight Crime adlı örgüt bu yıl dünya kokain üretiminin 2 bin 500 tonu, ticaretinin de 75 milyar doları aşabileceğini açıkladı. Kokainin fiyatı, üretici ülkelerden uzaklığı, taşıma ve kokaini ülkeye sokma zorluğu, cezai yaptırımlar gibi değişkenlere bağlı.

2022 Dünya Uyuşturucu Raporu’na göre 2020 yılında üretilen 1982 ton kokainin 1424 tonu ele geçirildi. 2021’de ele geçirilen kokainin yüzde 90’ının deniz yoluyla yapıldığına dikkat çekilen raporda kokain kaçakçılığındaki hedef ülkelerin Kuzey Amerika ve Avrupa’dan Asya ve Afrika ülkelerine doğru genişlediği tespiti yapılıyor.

Latin Amerika’dan Avrupa ve Ortadoğu’ya kokain ticaretinin yeni geçiş noktalarından birinin Türkiye olduğu ve Türk grupların dünya kokain ticaretindeki etkisinin arttığı iddialarıyla gündeme gelen Kolombiya’daki Insight Crime adlı örgüt bu yıl dünya kokain üretiminin 2 bin 500 tonu, ticaretinin de 75 milyar doları aşabileceğini kaydediyor.

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC), Beyaz Saray Ulusal Uyuşturucu Kontrol Politikası Ofisi (ONDCP) ve Peru resmi verilerine dayanarak yapılan araştırma, Kolombiya, Peru ve Bolivya’daki kokain üretiminin geçen yılın ilk 10 ayında 2 bin 586 ton olduğunu ortaya koyuyor.

Kokainin yapımında kullanılan koka ekiminin 204 bin hektarı bulduğu Kolombiya, yıllık 1400 ton üretimle dünyanın en büyük kokain üreticisi ülkesi konumunda. Kolombiya’yı 869 ton kokain üretimiyle Peru ve 317 tonla Bolivya takip ediyor.

Son yıllarda adı koka ekimi ve kokain üretimiyle anılan diğer Latin Amerika ülkeleriyse organize suç örgütlerinin etkin olduğu ve uyuşturucu sevkiyatında da kullanıldığı bilinen Venezuela, Ekvador, Honduras, Guatemala ve Meksika. Ancak bu ülkelerdeki koka ekimi ve kokain üretiminin sınırlı olduğu kaydediliyor.

“Kokaine olan talep artıyor”

UNODC verilerine göre 2019 yılında bir kilo kokainin toptan fiyatı Kolombiya’da 1491 dolarken bu miktar Meksika’da 12 bin 433; El Salvador’da 28 bin 873; ABD’de ise 69 bin dolar. UNODC verilerine göre kokainin kilosu Avustralya’da 150 bin; Kuveyt’te ise 200 bin doların üzerine çıkıyor.

Kokainin fiyatının üretici ülkelerden uzaklığı, taşıma ve kokaini ülkeye sokma zorluğu, cezai yaptırımlar gibi değişkenlere bağlı olduğu bildiriliyor.

2022 Dünya Uyuşturucu Raporu’na göre 2020 yılında üretilen 1982 ton kokainin 1424 tonu ele geçirildi. 2021’de ele geçirilen kokainin yüzde 90’ının deniz yoluyla yapıldığına dikkat çekilen raporda kokain kaçakçılığındaki hedef ülkelerin Kuzey Amerika ve Avrupa’dan Asya ve Afrika ülkelerine doğru genişlediği tespiti yapılıyor.

Insight Crime uzmanları Latin Amerika’da ve dünyada kokaine olan talebin artması, ekonomik kriz ve yoksullaşma, uyuşturucuyla mücadele modellerindeki değişim, yeni aktörler sayesinde kurulan alternatif rotalar gibi sebepler düşünüldüğünde bu yıl 2 bin 500 ton kokain üretiminin oldukça muhafazakâr bir tahmin olduğunu kaydediyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Çin’de 1961’den Bu Yana Bir İlk: Nüfus, 800 Bin Kişi Azaldı

Çin’in nüfusu 2021’de 1 milyar 412 milyon 600 bin iken, 2022’de 1 milyar 411 milyon 800 bin olarak belirlendi. Ülkede 2022’de 9,56 milyon bebek dünyaya gelirken, doğum sayısı önceki yıla göre yüzde 9,8 azaldı. Ölüm oranı binde 7,37 olurken nüfus artış hızı eksi yüzde 0,6’ya düştü.

Çin nüfusunun azalma eğilime girmesiyle, Hindistan’ın “dünyanın en büyük nüfusa sahip ülkesi” olarak Çin’i geride bırakacağı tahmin ediliyor.

Ulusal İstatistik Bürosunun (UİB) verilerine göre, Çin ana karasının nüfusu 2021’de 1 milyar 412 milyon 600 bin iken, 2022’de 1 milyar 411 milyon 800 bin olarak belirlendi.

Ülke nüfusu, 1960’ların başında Komünist yönetimin tarımda kolektifleştirme hamlesine giriştiği dönemde yaşanan kuraklık ve kıtlık yıllarından bu yana ilk kez azaldı. O dönemde 30 milyon kişinin yaşamını yitirmesi 1960 ve 1961 yıllarında ülke nüfusunun azalmasına yol açmıştı.

Doğum oranı 2022’de binde 6,77’ye gerileyerek ulusal kayıtların tutulmaya başlandığı 1949 yılından bu yana en düşük seviye olarak kayıtlara geçti. Ülkede 2022’de 9,56 milyon bebek dünyaya gelirken, doğum sayısı önceki yıla göre yüzde 9,8 azaldı.

Ölüm oranı binde 7,37 olurken nüfus artış hızı eksi yüzde 0,6’ya düştü.

Uzmanlar, son yıllarda ekonomik büyümenin yavaşlamasının, çocuk yetiştirme ve yaşam maliyetlerinin artmasının ve son 3 yılda Covid-19 salgını nedeniyle uygulanan katı kontrol tedbirlerinin nüfusta azalmayı tetiklediği değerlendirmesini yapıyor.

2016’dan beri nüfus artışı hızının azaldığı Çin’de hükümet, 1980’lerden itibaren uygulanan “tek çocuk” politikasını terk ederek önce 2016 yılında çocuk sahibi olma sınırını 2’ye çıkarmış, ardından 2021’de ailelerin 3 çocuk sahibi olmasına izin veren yasa değişikliğini kabul etmişti.

Hindistan nüfusunun bu yıl Çin’i geride bırakacağı tahmin ediliyor

Çin nüfusunun azalma eğilime girmesiyle, Hindistan’ın “dünyanın en büyük nüfusa sahip ülkesi” olarak Çin’i geride bırakacağı tahmin ediliyor.

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Dairesinin yayımladığı “Dünya Nüfus Beklentileri 2022” raporunda, Çin nüfusunun 2023’ün başından itibaren “mutlak azalma sürecine” gireceği, Hindistan nüfusunun ise artışını sürdürerek dünyanın en kalabalık ülkesi olarak Çin’i geride bırakacağı öngörüsüne yer verilmişti.

Raporda Çin nüfusunun 2050’de 1 milyar 317 milyona, yüzyıl sonunda ise 766 milyona kadar gerileyeceğinin tahmin edildiği belirtilmişti.

Nüfus artış hızının eksiye düşmesinin, yaşlanan nüfusla birlikte gelecekte Çin’in iş gücü potansiyelinde azalmaya yol açacağı, bunun ekonomiye etkilerinin hissedileceği öngörülüyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Finlandiya: Türkiye, Güncel Bir İade Listesi Göndermedi

Finlandiya Radyosu Yle’ye konuşan Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto, NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyelikleri konusunda Türkiye’nin kendilerine güncellenmiş bir iade listesi göndermediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “130 civarında teröristleri bize vermeniz lazım dedik. Maalesef yapamadılar” açıklamasını değerlendiren Haavisto, bunun ‘Stockholm’deki kuklalı Erdoğan protestosuyla’ ilgili olduğunu kaydetti. Haavisto, “Bu kesinlikle son birkaç gündür yaşanan olaylara bir tepkiydi” dedi.

Erdoğan, “(İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği) Meclis’ten bunun geçmesi için her şeyden önce 100’ü aşkın 130 civarında, listeleri de verip, bu teröristleri bize vermeniz lazım dedik. Bunlar maalesef bunu yapamadılar” ifadesini kullanmıştı.

Türkiye ve ABD arasında yapılması beklenen F-16 anlaşmasının NATO üyelik sorunun çözümünde rol oynayacağını belirten Haavisto, “Bu anlaşması gerçekleşirse, düğümün çözülmesinin bir parçası olabileceğini düşünüyorum” dedi.

Ne olmuştu?

Öte yandan İsveç’in başkenti Stockholm’de PKK destekçileri tarafından düzenlenen gösterilerde yaşananlar, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir gerilim yaratmıştı.

İsveç gazetesi Aftonbladet’e konuşan Savcı Lucas Eriksson, yapılanların İsveç yasalarına aykırı olmadığını söylemişti.

Eriksson, “Dosya, masama hakaret diye geldi, ancak ben hakaret teşkil edecek ağırlıkta bir şey göremedim. Bu yüzden de bir ön soruşturma başlatmama kararı aldım” demişti.

Stokholm’de geçen hafta PKK destekçisi oldukları belirtilen bir grup, belediye binasının önünde toplanarak, Erdoğan’a benzetilen bir kuklayı ters olarak asmıştı. Eylem, Ankara’nın tepkisini çekerken, İsveç Büyükelçisi de Dışişleri Bakanlığı’na çağrılmıştı.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, eylem hakkında, “NATO üyeliği başvurusuna karşı sabotaj olarak tasarlandı” diye konuşmuştu.

İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye ile imzaladıkları üçlü muhtırada verdikleri sözleri yerine getirdiği konusunda bir şüphesinin olmadığını belirten Kristersson, “Müzakerelerde büyük bir değişim olduğunu düşünmüyorum” demişti.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği için Türkiye’nin onayı gerekiyor. Finlandiya ve İsveç, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından mayısta NATO üyeliği için başvuru yapmıştı.

Türkiye, iki kuzey ülkesinin Ankara’nın terör örgütü olarak tanımladığı gruplara tolerans gösterdiğini belirterek, üyeliğe şerh düşmüştü.

Türkiye ve Macaristan dışında tüm NATO ülkeleri, iki ülkenin katılım protokollerini ulusal meclislerinden geçirdi.

Paylaşın

NATO Üyeliği Süreci: İsveç Başbakanı Kristersson’dan Yeni Açıklama

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliği için Türkiye ile müzakerelerde hala iyi bir pozisyonda olduklarını söyledi. İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği için Türkiye’nin onayı gerekiyor.

Reuters’ın aktardığına göre İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye ile imzaladıkları üçlü muhtırada verdikleri sözleri yerine getirdiği konusunda bir şüphesinin olmadığını belirten Kristersson, “Müzakerelerde büyük bir değişim olduğunu düşünmüyorum” dedi.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği için Türkiye’nin onayı gerekiyor. Finlandiya ve İsveç, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından mayısta NATO üyeliği için başvuru yapmıştı.

Türkiye, iki kuzey ülkesinin Ankara’nın terör örgütü olarak tanımladığı gruplara tolerans gösterdiğini belirterek, üyeliğe şerh düşmüştü.

Türkiye ve Macaristan dışında tüm NATO ülkeleri, iki ülkenin katılım protokollerini ulusal meclislerinden geçirdi.

İsveç, kriz yaratan eylemle ilgili soruşturma açmayacak

Öte yandan İsveç’in başkenti Stockholm’de PKK destekçileri tarafından düzenlenen gösterilerde yaşananlar, iki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir gerilim yaratmıştı.

İsveç gazetesi Aftonbladet’e konuşan Savcı Lucas Eriksson, yapılanların İsveç yasalarına aykırı olmadığını söyledi.

Eriksson, “Dosya, masama hakaret diye geldi, ancak ben hakaret teşkil edecek ağırlıkta bir şey göremedim. Bu yüzden de bir ön soruşturma başlatmama kararı aldım” dedi.

Ne olmuştu?

Stokholm’de geçen hafta PKK destekçisi oldukları belirtilen bir grup, belediye binasının önünde toplanarak, Erdoğan’a benzetilen bir kuklayı ters olarak asmıştı. Eylem, Ankara’nın tepkisini çekerken, İsveç Büyükelçisi de Dışişleri Bakanlığı’na çağrılmıştı.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, eylem hakkında, “NATO üyeliği başvurusuna karşı sabotaj olarak tasarlandı” diye konuşmuştu.

Paylaşın