Rusya – Ukrayna Savaşı: Rusya Önemli Askeri Güç Kaybı Yaşıyor

Ukrayna savaşı yüzünden Rusya’nın en modern teçhizatının çoğu da dahil olmak üzere önemli bir askeri güç kaybına uğradığı ortaya çıktı. Rusya, taktik savaş uçaklarının yüzde 6 ila 8 oranında kaybederken, bazı uçak türlerinde ise kayıplar bu yüzde 10 ila 15 arasında değişiyor.

Rus tank filosunun önemli kayba uğradığı “T-72B3” ve “T-72B3M” model tanklarının yaklaşık yarısının ve T-80’lerinin ise çoğunun tahrip olduğu ve bu nedenle Rus ordusunun bu kayıpları telafi etmek için eski teçhizatı sahaya çıkarmak zorunda kaldığı ortaya çıktı.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün (IISS) yayımladığı “2023 silah dengesi” başlıklı rapor, Ukrayna savaşı yüzünden Rusya’nın en modern teçhizatının çoğu da dahil olmak üzere önemli bir askeri güç kaybına uğradığını ortaya koydu.

Raporda, Ukrayna’nın yurt dışından gelen askeri yardımlarla ordusunu tamamen modernleştirdiği, Çin’in askeri harcamalarında ise benzeri görülmemiş bir artış görüldüğü bildirildi.

Ukrayna’daki savaşa önemli yer verilen raporda Rusya’nın askeri kayıplarını ilan ettiği seferberlikle kapattığı belirtilirken, bununla birlikte yeni gelen askerlerin tecrübesiz olduğunun altı çizildi.

Rus tank filosunun uğradığı kayba işaret edilen IISS, raporunda, “T-72B3” ve “T-72B3M” model tanklarının yaklaşık yarısının ve T-80’lerinin ise çoğunun tahrip olduğu ve bu nedenle Rus ordusunun bu kayıpları telafi etmek için eski teçhizatı sahaya çıkarmak zorunda kaldığı saptamasında bulunuldu.

IISS’ye göre Rusya, taktik savaş uçaklarının yüzde 6 ila 8 oranında kaybederken, bazı uçak türlerinde ise kayıplar bu yüzde 10 ila 15 arasında değişiyor.

Ukrayna’nın daha az savaş uçağına sahip olduğu ve orantılı olarak daha fazla kayıp yaşadığına işaret eden IISS, Kiev’in taktik savaş uçağı envanterinin ise yaklaşık yarısını kaybettiği tahmininde bulundu.

Ukrayna silahlarını modernleştirdi

Sovyet dönemi silah stoklarından büyük ölçüde yararlanan Ukrayna’nın, Batılı ülkelerden gelen kara silahları tedarikiyle ordusunda bir dönüşüm başlatarak, muharebe yeteneklerini artırdığı kaydedilen raporda, daha modern ekipmanlara almak için yarışan Doğu Avrupa tarafından sağlanan Sovyet dönemi tanklarından da Kiev’e önemli ölçüde sevkiyat yapıldığı vurgulandı.

Çin savunma harcamalarını yüzde 7 artırdı

Raporda NATO’ya üye 20’ye yakın ülkenin savunma harcamalarında veya harcama hedeflerinde acil veya uzun vadeli artışlar açıkladığı kaydedildi.

Çin ordusunun modernleşe çalışmalarının “ABD için ciddi bir endişe kaynağı” yarattığı ifade edilen raporda, Çin’in 2022’deki savunma bütçesinde bir önceki yıla göre eşi görülmemiş yüzde 7’lik bir artış olduğuna dikkat çekildi.

(Kaynak: Eurnews Türkçe)

Paylaşın

Başörtüsüz Yarışmaya Katılan İranlı Satranççı Hakkında Tutuklama Emri

Kazakistan’ın Almatı kentinde Uluslararası Satranç Federasyonu (FIDE) tarafından aralıkta düzenlenen Dünya Hızlı ve Yıldırım Satranç Şampiyonası’na başörtüsüz katılmasıyla gündem olan satranç oyuncusu Sara Hadım, İran yönetiminin kendisi hakkında tutuklama emri çıkarttığını söyledi.

Sara Hadım, turnuvanın ardından İran’a dönmeyip eşi Ardeşir Ahmedi ve 1 yaşındaki oğlu Sam’le altın vize hizmetinden yararlanarak İspanya’ya yerleşmişti. Altın vize kurallarına göre ülkede yaklaşık 500 bin euro değerinde gayrimenkul satın alanlara oturma izni veriliyor.

Uluslararası yarışmaya başörtüsüz katılarak gündem olan İranlı kadın satranç oyuncusu Sara Hadım, Birleşik Krallık’ın (BK) kamu yayımcısı BBC’ye konuştu. 25 yaşındaki satranççı, İran yönetiminin 25 Ocak’ta kendisi hakkında tutuklama emri çıkarttığını söyledi.

Hadım bunun, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in kendisini davet ettiği güne denk geldiğini de belirtti.

Sporcu, Kazakistan’ın Almatı kentinde Uluslararası Satranç Federasyonu (FIDE) tarafından aralıkta düzenlenen Dünya Hızlı ve Yıldırım Satranç Şampiyonası’na başörtüsüz katılmasıyla gündem olmuştu.

Hadım, turnuvanın ardından İran’a dönmeyip eşi Ardeşir Ahmedi ve 1 yaşındaki oğlu Sam’le altın vize hizmetinden yararlanarak İspanya’ya yerleşmişti. Altın vize kurallarına göre ülkede yaklaşık 500 bin euro değerinde gayrimenkul satın alanlara oturma izni veriliyor.

Satranççı, söyleşisinde Sanchez’le görüştüğü ve kararı öğrendiği günle ilgili şunları söyledi:

Tam da o gün ülkemde benim tutuklanmam için emir çıkarıldı. Dolayısıyla karışık duygular içindeydim. Bu ülkede takdir edildim. Fakat kendi ülkemde, birçok başarı kazandığım yerde, benim için tutuklama emri verildi.

İran’daki ailesini özlediğini ama yaptıklarından pişmanlık duymadığını belirten Hadım, “Ben hâlâ İran’ı temsil ediyorum, İranlıyım ve halk da beni öyle görüyor” dedi.

Genç satranç oyuncusunun müsabakaya başörtüsüz çıkması, İran’ı ayağa kaldıran Mahsa Amini protestolarıyla ilişkilendirilmişti.

Aslında doğrudan protestolara katılmak istediğini ama oğlunu düşündüğü için eylemlere başka şekilde destek olmaya karar verdiğini söyleyen Hadım, aktivist olmadığını yineleyerek, şöyle konuştu:

Ben aktivist değilim. Bu kadar çok şeyi riske atan kişiler için bir mesajım da yok. Sokaklardaki protestolara katılanlar bana ve daha birçok kişiye ilham veriyor.

Sporcu, BK’nin önde gelen gazetelerinden Telegraph’a geçen ay verdiği söyleşide de benzer tutum sergilemiş, “Ben satranç oyuncusuyum. Politik figür değilim” ifadelerini kullanmıştı.

Satranççı, söz konusu söyleşide müsabakaya başörtüsüz katıldığı için özür dileyerek olaydan ötürü Batı’yı suçladığı bir video çekmesini İranlı yetkililerin kendisinden istediğini de öne sürmüştü.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Suudi Arabistan İle Suriye İlişkilerinde 11 Yıl Sonra Bir İlk

Suudi Arabistan’ın gönderdiği 35 tonluk gıda yardımı taşıyan uçağın bugün Halep Uluslararası Havalimanı’na indiği bildirildi. Suudi Arabistan’dan Suriye’ye en son Şubat 2012’de bir uçuş gerçekleştirilmişti.

Haber Merkezi / Suriye’deki iç savaşın başlamasının ardından 2012’de Beşar Esad hükümetiyle ilişkiyi kesen Suudi Arabistan, çatışmaların ilk yıllarında silahlı muhaliflere destek vermişti.

Riyad, depremlerin ardından hem muhaliflerin elindeki hem de rejimin kontrolündeki bölgelere yardım sözü vermişti. Suudi Arabistan, bölgeye ilk yardımını karadan göndermişti.

Kahramanmaraş merkezli depremler sonucunda Suriye’de 3 bin 600’ü aşkın insan hayatını kaybetti.

Çok büyük oranda rejimin kontrolünde olan Halep vilayeti, Suriye’de depremlerden en fazla etkilenen bölge oldu. Dünya Sağlık Örgütü, Halep’te 200 binden fazla insanın evsiz kaldığını duyurdu.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad deprem sonrası yeniden inşa için BM’den yardım istedi

Öte yandan Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, Birleşmiş Milletler İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Martin Griffiths ile yaptığı toplantıda deprem sonrası ülkenin yeniden inşası için uluslararası topluma yardım çağrısında bulundu.

Suriye devlet başkanlığından yapılan açıklamada, Esad’ın ülkenin altyapısının yeniden kurulması için uluslararası yardımların hayati önemde olduğunu vurguladığı belirtildi.

On yılı aşan iç savaş sırasında batı ile ilişkileri sıfır düzeyine inen Şam yönetimi ülkenin içinde olduğu sıkıntıların sorumlusu olarak 2011’de sivil ayaklanmayla başlayan sonrasında iç savaşa dönüşen krizde Batılı ülkelerin uyguladığı yaptırımları gösteriyordu.

Yaptırımlara rağmen BM aracılığı ile ülkeye uluslararası yardımlar ulaştırılmaya devam etti.

Deprem’den etkilenen Halep şehrine geçmeden önce Griffiths, Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mekdad ile de bir araya geldi.

Kahramanmaraş merkezli depremlerde Suriye’de 3 bin 500’den fazla kişi hayatını kaybederken sadece Halep’te 200 binden fazla kişi evsiz kaldı.

Ülkedeki iç savaş ve depremlerin hem Şam yönetiminin hem de muhaliflerin kontrolündeki bölgeleri etkilemesi nedeniyle kurtarma faaliyetleri ve yardımların ulaştırılması daha da zorlaşıyor.

Deprem öncesinde muhaliflerin kontrolünde olan ve 4 milyondan fazla kişinin yaşadığı bölgeye yardımların neredeyse tamamı Türkiye üzerinden Cilvegözü sınır kapısından iletiliyordu.

Deprem sonrası bu kapıdan geçişler durdurulsa da kısa sürede tekrar başlatıldı ama yardımların daha hızlı taşınabilmesi için daha fazla kapının açılması çağrıları arttı.

Paylaşın

Portekiz’de Kiliselerde 4 Bin 815 Çocuk Cinsel İstismara Uğradı

Portekiz’de Pedro Strecht başkanlığında bağımsız uzmanlar tarafından oluşan heyetin kaleme aldığı bir rapor, kiliselerde son 70 yılda 4 bin 815 çocuk cinsel istismar kurbanı olduğunu ortaya koydu.

Raporun ekinde yer alan ancak basına açıklanmayan gizli bölümünde ise suçlamalara hedef olan din adamlarının kimlikleri de yer alıyor.

Portekiz’de bağımsız uzmanlar tarafından kaleme alınan bir rapor, 1950’den bu yana Katolik Kilisesi’nde görevli din adamlarının küçüklere yönelik cinsel tacizinden mağdur olanların sayısının en az 4 bin 815 kişi olduğunu ortaya koydu.

Pedro Strecht başkanlığındaki 6 kişilik heyet, Katolik Kilisesi’nin talebi doğrultusunda bir yıldır süren çalışmalarıyla ilgili raporunu bugün kamuoyuna açıkladı.

Komite raporunda mağdur olduğunu belirten 512 kişinin doğrudan kendileriyle temasa geçtiği aktarıldı.

Portekiz Piskoposlar Birliği, raporu gelecek ay tartışmaya açacak.

Pedro Strecht, raporunun tanıtımıyla ilgili düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, tanıklarla doğrudan yapılan görüşmeler sonucu en az 4. bin 815 kurbanın mağdur olduğu tahmininde bulunduklarını bildirdi.

Raporun ekinde yer alan ancak basına açıklanmayan gizli bölümünde ise suçlamalara hedef olan din adamlarının kimlikleri de yer alıyor.

Bu bölümün sadece Portekiz Piskoposlar Birliği ile polise gönderildiği aktarıldı.

Rapora göre, suçlananların yüzde 77’si rahip, diğerleri ise kilise kurumlarında görevli. Kendilerine doğrudan gelip konuşanların yüzde 48’ini ilk kez mağduriyetlerini dile getirenler oluştururken, bunlar içinde yüzde 47’sinin kadın, geri kalanını erkek olduğu aktarıldı.

Raporda ihbar edilen suçların önemli bir kısmının zaman aşımına uğradığı belirtilirken, bunlar içinden 25’inin doğrudan savcılığa iletildiği bildirildi.

Son yıllarda kiliselerde din adamlarının karıştığı cinsel taciz suçlamalarına ilişkin Almanya, Fransa, İrlanda, Avustralya ve Hollanda’da kapsamlı raporlar kaleme alındı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Esad, Muhaliflerin Elinde Bulunan Bölgelere Sınırları Açmayı Düşünmeye İstekli

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Suriye’nin kuzeybatısındaki muhalif güçlerin elinde bulunan depremzedelere yardım ulaştırılması için sınır kapılarını açmayı değerlendirmeye istekli olduğu duyuruldu.

Suriye’de Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremler nedeniyle şu ana kadar 3 bin 500’ün üzerinde can kaybının olduğu bildirildi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Esad’ın Suriye’nin kuzeybatısındaki muhalif güçlerin elinde bulunan depremzedelere yardım ulaştırılması için sınır kapılarını açmayı değerlendirmeye istekli olduğunu söyledi.

Ghebreyesus, “Bu öğleden sonra Devlet Başkanı Esad ile görüştüm ve kendisi bu acil durum için sınır ötesi erişim noktalarını değerlendirmeye açık olduğunu belirtti” dedi. Şam hükümeti geçen hafta da kuzey bölgesine yardım göndermeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Ankara da geçen hafta, Şam’la diplomatik ilişkilerin başlaması yönünde atılan adımlar sonrasında Suriye’de hükümetin kontrolündeki bölgelerle doğrudan bir sınır kapısı açmaya istekli olabileceğini açıklamıştı.

“Heyet Tahrir el-Şam nedeniyle bölgeye yardımlar gecikiyor”

Öte yandan Birleşmiş Milletler, Suriye’nin hükümet kontrolündeki bölgelerinden muhaliflerin kontrolündeki bölgelere yapılan deprem yardımlarının, Heyet Tahrir el-Şam örgütü ile yaşanan “onay sorunları” nedeniyle geciktiğini söyledi.

Suriye’de deprem nedeniyle şu ana kadar bildirilen 3 bin 500 ölümün büyük bir kısmının Heyet Tahrir el-Şam’ın elinde tuttuğu bölgede meydana geldiği bildiriliyor.

Hükümetle cephe hatlarının kapalı olması ve sadece tek bir sınır kapısının kuzeydeki Türkiye’ye bağlanması nedeniyle bölge çok az yardım alabiliyor.

BM ve ABD’nin terör örgütü olarak sınıflandırdığı gruptan isminin açıklanmasını istemeyen bir kişi Reuters’a yaptığı açıklamada, Şam yönetiminin yardım ederek durumdan “çıkar sağlamaya çalıştığını” bu sebeple de Suriye’nin hükümet kontrolündeki bölgelerinden sevkiyat yapılmasına izin verilmeyeceğini belirtti.

BM Sözcüsü Jens Laerke ise Türkiye ile muhaliflerin kontrolündeki bölge arasında yardım sevkiyatı için iki sınır noktası daha açarak sınır ötesi operasyonları hızlandırmayı umduğunu söyledi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Kahramanmaraş Merkezli Depremler: Suriye’de Can Kaybı 3 Bin 581’e Yükseldi

Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde meydana gelen 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin ardından Suriye’de de can kayıpları artmaya devam ediyor. Son açıklamalara göre, Suriye’de can kaybı 3 bin 581’e yükseldi.

North Press Agency Syria’nın aktardığına göre, Suriye Sağlık Bakanlığı, Şam yönetiminin kontrolündeki bölgelerde ölü sayısının bin 408’e yükseldiğini, 2 bin 341 kişinin ise yaralı olduğunu duyurdu.

Suriye’nin kuzeybatısında yaşanan can kaybı ve yaralanmalar ile ilgili bilgi paylaşan İdlib’deki Sivil Savunma kurumu ise bölgede 2 bin 167 kişinin depremlerde hayatını kaybettiğini, 2 bin 950 kişinin yaralandığını, İdlib ve Halep’teki arama-kurtarma çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne bağlı Sağlık Birimi ise depremlerde altı kişinin yaşamını yitirdiğini, 57 kişinin yaralandığını duyurdu.

Şam yönetimi, Maraş merkezli depremlerden en fazla etkilenen Lazkiye, Hama, Halep ve İdlib’i ‘afet bölgesi’ ilan etmiş, bu illerde yeniden inşa çalışmaları için fon oluşturulacağı bilgisi paylaşılmıştı.

DSÖ Genel Direktörü’nden Halep’e ziyaret

Öte yandan, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus da dün (11 Şubat) Maraş merkezli depremlerden etkilenen Suriye’nin Halep ilinde incelemelerde bulundu.

Ghebreyesus, ziyarete ilişkin yaptığı paylaşımda, “Ülke genelindeki insanlara yardım etmek amacıyla Halep’e, Suriye’ye ulaştım. Hayatta kalanların karşı karşıya olduğu dondurucu hava, barınak, yiyecek, su, ısı ve tıbbi bakım sorunu gibi koşulları görmek beni üzüyor” dedi.

BM’den can kaybı sayısı iki katına çıkabilir tahmini

Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye ve Suriye’yi vuran depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısının şu ana kadar açıklanan rakamın iki katına kadar çıkabileceğini kaydetti.

Cumartesi günü depremin merkezi olan Kahramanmaraş’a gelen İnsani İşlerden Sorumlu BM Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, Sky News’e yaptığı açıklamada, “Enkazın altına girilmesi gerektiği için henüz tam bir tahmin yapmanın zor olduğunu düşünüyorum ancak (sayının) iki katına ya da üzerine çıkacağından eminim” diye konuştu.

Griffiths, can kayıplarının henüz gerçek anlamda saymaya başlanmadığını sözlerine ekledi.

Paylaşın

Depremlerin Vurduğu Suriye’de 5 Milyondan Fazla İnsan Evsiz Kaldı

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddatindeki depremler Türkiye’de olduğu gibi Suriye’de de büyük yıkıma neden oldu. Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre, depremler Suriye’de 5 milyondan fazla kişinin evsiz kalmasına yol açtı.

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) Suriye’deki temsilcisi Sivanka Dhanapala, ülke genelinde depremlerden etkilenen tahmini 5 milyon 370 bin kişinin barınma yardıma ihtiyacı olduğunu söyledi.

Sivanka Dhanapala, “Bu çok büyük bir rakam ve zaten kitlesel yerinden edilmeden muzdarip olan bir nüfusu vuruyor” diye ekledi.

Dhanapala, iç savaş halindeki Suriye için deprem felaketini “kriz içinde kriz” olarak nitelendirdi. Ülkenin son dönemde ekonomik kriz ve Korona pandemisinden de ağır etkilendiğini hatırlatan Dhanapala, kışın ortasında yaşanmasının ağırlaştırdığı koşullara da dikkat çekti.

Yardımlar depremzedelere ulaştırılamıyor

Türkiye’de 10 ili etkileyen ve ağır kayıplara yol açan depremler Suriye’yi de vurmuştu. Ülkede hayatın kaybedenlerin sayısı 3 bin 550’yi aşarken, yaralı sayısı 5 bin 276 olarak açıklandı.

Suriye’ye uygulanan yaptırımlar nedeniyle yardımların ülkeye ulaştırılmasında ise sıkıntı yaşanıyor. ABD Hazine Bakanlığı, Perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkeye yapılacak deprem yardımlarıyla ilgili işlemlere yönelik 180 günlük bir yaptırım muafiyeti için lisans yayımlandığını bildirdi.

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo, “Uluslararası müttefikler ve insani yardım partnerleri (depremden) etkilenenlere yardım etmek için harekete geçerken Suriye’deki ABD yaptırımlarının Suriyeliler için hayat kurtarıcı çabaların önünde durmayacağını vurgulamak isterim” ifadelerini kullanmıştı.

Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ise, ABD’nin bu hamlesini “yanıltıcı” olarak nitelendirerek ABD’yi “tek taraflı zorlayıcı önlemlere, düşmanca uygulamalara ve uluslararası hukuk ihlallerine son vermeye” çağırmıştı.

Dışişleri Bakanlığı, resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada ülkelere ve uluslararası kuruluşlara çağrıda bulunarak, “Suriye halkına uygulanan insanlık ve etik dışı yasa dışı ablukanın koşulsuz olarak kaldırılmasını talep etmelerini” istemişti.

Devlet Başkanı Beşar Esad da ulaşmayan yardımlardan Batı’yı sorumlu tutarken, Esad’a da depremleri araçsallaştırarak uluslararası izolasyondan kurtulmaya çalışma eleştirileri geliyor.

Birleşmiş Millet Güvenlik Konseyi, yardımların önümüzdeki hafta ülkenin kuzeybatısında muhaliflerin kontrolündeki bölgeye Türkiye üzerinden birden fazla sınır kapısından ulaştırılması için BM’ye onay verilip verilmeyeceğini masaya yatıracak.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Uluslararası Topluma Türkiye Ve Suriye Çağrısı

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde binlerce kişi hayatını kaybederken, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, uluslararası topluma yardım çağrısında bulundu.

BM Genel Sekreteri Guterres, Türkiye’nin milyonlarca mülteciyi ve yerinden edilmiş insanı kabul edip koruduğunu kaydederek, “Şimdi uluslararası topluma aynı cömertliği göstermeleri ve Türkiye ve Suriye halkları için ayağa kalkmaları çağrısında bulunuyorum.” dedi.

Guterres basına yaptığı açıklamada, Suriye’nin kuzeybatısında muhaliflerin kontrolü altındaki bölgeye giden 6 kamyondan oluşan insani yardım konvoyunun Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan geçerek İdlib’deki Babülhava Sınır Kapısı’ndan giriş yaptığını duyurdu.

Konvoyda, ilaçlar, battaniye, çadır, barınak kitleri ile ilk yardım malzemeleri bulunduğunu kaydeden Guterres  BM üyelerine bölgeye daha fazla yardım göndermeleri çağrısında bulundu.

BM’nin ilk etapta Suriye’de insani yardım ihtiyaçlarını karşılamak için 25 milyon dolarlık yardım fonunun kullanılmasına karar verdiğini kaydeden Guterres, önümüzdeki hafta bu yardımın artırılması yeni bir çağrının yapılacağını ifade etti.

BM Genel Sekreteri, “Suriye’deki depremden etkilenenler için bağışçıların yapacağı desteğin artması için yeni bir çağrı yapacağız.” dedi.

BM’nin İnsani Yardımlara Koordinatörü Martin Griffiths’in depremden etkilenen bölgelerde inceleme yapacağını kaydeden Guterres, son durum yerinde tespit edildikten sonra BM’nin Suriye’ye yardım için yeni adımlar atacağı mesajını verdi.

BM Genel Sekreteri, “Türkiye’nin muazzam bir dayanışma gösterisiyle milyonlarca mülteciyi ve yerinden edilmiş insanı kabul edip koruduğunu” kaydederek, “Şimdi uluslararası topluma aynı cömertliğin göstermeleri ve Türkiye ve Suriye halkları için ayağa kalkmaları çarısında bulunuyorum.” dedi.

Guterres, “Afet değerlendirme uzmanları görevlendirdik. Onlar arama ve kurtarma ekiplerini koordine ediyor. Acil yardım gıdası, tıbbi malzeme, termal battaniye ve diğer hayat kurtarıcı malzemeleri sağlıyoruz. Biz çok daha fazlasını yapmaya kararlıyız.” dedi.

BM’nin sınır ötesi yardımları kapsamında İdlib’e giriş yapan tırlardaki insani yardım malzemeleri, ülkenin kuzeyinde Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Suriyelilere ulaştırılacak.

Merkez üssü Kahramanmaraş olan 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde, Suriye’nin çeşitli bölgelerinde en az 3 bin 162 kişi ölmüş, en az 5 bin 235 kişi yaralanmıştı.

BM Güvenlik Konseyinin 2014’te kabul ettiği karara göre, Suriye’nin kuzeybatısındaki bölgelere uluslararası yardım gönderiliyor. Özellikle zorla yerinden edilerek Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’e sığınan halk, bu insani yardımlara bel bağlıyor.

Sınır ötesi bu yardımlarla Suriye’deki ihtiyaç sahiplerine gıda, ilaç ve hijyen malzemeleri gönderiliyor.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü 3. Seviye Acil Durum İlan Etti

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye ve Suriye’de binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler nedeniyle ‘3. Seviye Acil Durum’ ilan edildiğini açıkladı.

Haber Merkezi / Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Direktörü Dr. Hans Kluge, dün gerçekleşen DSÖ Yönetim Kurulu’na Türkiye ve Suriye depremi ile ilgili bilgilendirme sunumunda yaptığı açıklamada, “Kendi hayatları tehlikedeyken müdahale eden Gaziantep’teki saha ofisimizdeki DSÖ personeli de dahil olmak üzere ilk müdahale ekiplerini takdir ve takdirle karşılıyorum” dedi.

Hans Kluge, DSÖ Avrupa’nın ekiplerinin Gaziantep, Ankara ve İstanbul’da faaliyet gösterdiğini belirterek “Hayat kurtarmak için dikkate değer bir müdahale operasyonu başlatan Türk yetkililerini takdir ediyorum. Muazzam bir dayanışma gösteren Üye Devletlere teşekkür ederim. Uluslararası toplumu desteğini artırmaya devam etmeye, Türkiye Hükümeti ve DSÖ ile tam koordinasyon sağlamaya davet ediyorum” diye konuştu.

DSÖ’nün 3. Seviye Acil Durumu, en yüksek acil durum olarak değerlendirilmektedir ve DSÖ’nün kurum çapındaki varlıkların seferber edilmesi anlamına geliyor.

3. Seviye Acil Durumu nedir?

DSÖ’nün 3. seviye acil durumu, en yüksek acil durum olarak değerlendiriliyor. Bu seviye DSÖ’nün kurum çapındaki varlıkların seferber edilmesi anlamına geliyor.

DSÖ görevleri

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), (İngilizce: World Health Organization, WHO) Birleşmiş Milletler’e bağlı olan ve toplum sağlığıyla ilgili uluslararası çalışmalar yapan örgüttür.

Sağlık alanında uluslararası nitelik taşıyan çalışmalarda yönetici ve koordinatör makam sıfatıyla hareket etmek.

BM, İhtisas Kuruluşları, sağlık idareleri, meslek grupları ve uygun görülecek diğer örgütlerle fiili bir iş birliği kurmak ve sürdürmek.

Hükümetlere, istek üzerine, sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi için yardım yapmak.

Uygun teknik yardım yapmak ve acil durumlarda, hükûmetlerin istekleri ya da kabulleri ile gereken yardımı yapmak.

BM’in isteği üzerine, manda altındaki ülkelerin halkı gibi özelliği olan topluluklara sağlık hizmetleri götürmek ve acil yardımlar yapmak ya da bunların sağlanmasına yardım etmek.

Epidemiyoloji ve istatistik hizmetleri de dahil olmak üzere gerekli görülecek idari ve teknik hizmetleri kurmak ve sürdürmek.

Epidemik, pandemik vb. hastalıkların ortadan kaldırılması yolundaki çalışmaları teşvik etmek ve geliştirmek.

Gerektiğinde diğer İhtisas Kuruluşları ile iş birliği yaparak kazalardan doğan zararları önleyebilecek önlemlerin alınmasını teşvik etmek.

Gerektiğinde diğer İhtisas Kuruluşları ile iş birliği yaparak, beslenme, mesken, eğlence, ekonomik ve çalışma koşullarının ve çevre sağlığı ile ilgili diğer bütün unsurların iyileştirilmesini kolaylaştırmak.

Sağlığın geliştirilmesine katkıda bulunan bilim ve meslek grupları arasında iş birliğini kolaylaştırmak.

Uluslararası sağlık sorunlarına ilişkin sözleşmeler, anlaşmalar ve tüzükler teklif etmek, tavsiyelerde bulunmak ve bunlardan dolayı Örgüt’e düşebilecek ve amacına uygun görevleri yerine getirmek.

Ana ve çocuk sağlığı ve refahı lehindeki hareketleri geliştirmek, ana ve çocuğun tam bir değişme halinde bulunan bir çevre ile uyumlu halde yaşamaya olan kabiliyetlerini artırmak.

Ruh sağlığı alanında özellikle insanlar arasında uyumlu ilişkilerin kurulmasına ilişkin her türlü faaliyetleri kolaylaştırmak.

Sağlık alanında araştırmaları teşvik ve rehberlik etmek.

Sağlık, tıp ve yardımcı personelin öğretim ve yetiştirilme normlarının iyileştirilmesini kolaylaştırmak.

Gerekirse diğer ihtisas kuruluşları ile iş birliği yaparak kamu sağlığı, hastane hizmetleriyle sosyal güvenlik de dahil koruyucu ve tedavi edici tıbbi bakıma ilişkin idari ve sosyal teknikleri incelemek ve tanıtmak.

Sağlık alanında her türlü bilgi sağlamak, tavsiyelerde bulunmak ve yardımlar yapmak.

Sağlık bakımından aydınlatılmış bir kamuoyu oluşumuna yardım etmek.

Hastalıkların, ölüm nedenlerinin kamu sağlığı uygulama metotlarının uluslararası nomanklatürlerini tayin etmek ve ihtiyaca göre yeniden gözden geçirmek.

Teşhis yöntemlerini gerektiği kadar standart hale getirmek.

Yiyeceklere, biyolojik, farmasötik ve benzeri ürünlere ilişkin uluslararası normlar geliştirmek, kurmak ve bunların kabulünü teşvik etmek.

Genel olarak Örgüt’ün amacına ulaşmak için gereken her önlemi almak.

Paylaşın

Depremler Suriye’yi De Vurdu: En Az 2,500 Can Kaybı

Kahramanmaraş, Adıyaman, Hatay, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Malatya ve Adana’da binlerce kişinin ölümüne neden olan Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler Suriye’de de büyük yıkıma neden oldu.

Suriye’de, hayatını kaybedenlerin sayısı 2 bin 500’ü aştı. Sağlık Bakanlığı, hükümetin kontrolündeki bölgelerde ölü sayısının bin 250’ye, yaralı sayısının 2 bin 54’e yükseldiğini açıkladı.

İdlib’de yardım örgütü olarak faaliyet gösteren El Kaide bağlantılı Beyaz Miğferler ise, ülkenin kuzeyinde silahlı grupların kontrolündeki bölgelerde 1280’den fazla can kaybı olduğunu, yaralı sayısının 2 bin 600’ü geçtiğini duyurdu. Açıklamada, “Depremden 50 saat sonra hala enkaz altında yüzlerce aile var. Ölü sayısının önemli oranda artması bekleniyor” ifadeleri kullanıldı.

‘Yaptırımlar felaketi körükledi’

Öte yandan, depremlerin ardından ülkedeki duruma ilişkin açıklamalarda bulunan Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad, ABD yaptırımlarının yardımların ulaşmasını engellediğini söyledi. Lübnan merkezli Al Mayadeen kanalına konuşan Mikdad, uluslararası insanı yardımların yaptırımlara tabi olmadığını ancak ABD ve Batılı ülkelerin Suriye’ye uyguladığı yaptırımların, felaketi körüklediğini dile getirdi.

“Yıkıcı depremin ilk anlarında Devlet Başkanı Beşar Esad acil kabine toplantısına liderlik ederken, ulusal bir acil durum planının kabul edilmesiyle tüm potansiyeller deprem bölgelerine seferber edildi” diyen Mikdad, depremin ardından arama-kurtarma çalışmalarına destek veren ve yardım gönderen ülkelere teşekkür etti.

İç savaşın etkileri yardım çalışmalarına da engel oluyor 

Suriye’ye yardım götürmek için uğraşan insani yardım çalışanları, iç savaşın etkilerinin kendilerine sıkıntı yarattığını vurguluyor.

Depremden önce dahi ülkenin her bölgesine yardım ulaştırmak siyasi ve lojistik engellerle karşılaşırken şimdi bu sorunlar daha da büyüdü.

Suriye’de muhaliflerin kontrol ettiği bölgelere Türkiye üzerinden yapılan yardımlar, yolların ve altyapının hasar görmesiyle durduruldu. Salı günü açıklama yapan bir BM sözcüsü, ülkenin kuzeybatısındaki bu bölgelere yapılan yardıma ara verilmek zorunda kalındığını bildirdi.

2011’de başlayan iç savaşın ardından Beşar Esad yönetimine yaptırımlarla cephe alan ABD ve Avrupa ülkeleri, hâlâ yardımları ona iletmek istemiyor. Yardımların muhaliflerin kontrolündeki bölgelere hiç gönderilmeyerek Esad yönetimine bağlı kişi ve kurumlara yönlendirilebileceği endişesini taşıyorlar.

Sahadaki acil durum çalışanlarıysa gecikmenin pek çok cana mal olacağını vurguluyor.

Diğer yandan Washington merkezli Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nden Natasha Hall, özellikle şu anda acil harekete geçilmesi gerektiği için yardımın muhaliflerin kontrolündeki bölgelere Şam üzerinden ulaştırılmasının mantıklı olmadığını ifade ediyor: Şam’dan onay almak hem lojistik açıdan hem de idari olarak aşırı zor. Suriye hükümetinin ülkenin kuzeybatısındaki sivil toplum kuruluşlarını tanımaması yardımın koordinasyonuna engel oluyor.

Washington merkezli Ortadoğu Enstitüsü’nden Emma Beals, Hatay Havalimanı ve Bab el Hava sınır kapısına giden yolun gördüğü hasarın yardımları engellediğini söylüyor. BM’nin yalnızca Bab el Hava’dan yardım gönderilmesine yetki verdiğini hatırlatıyor.

“Türkiye’de de devasa ihtiyaç var” diyen Beals, uluslararası kurtarma ekiplerinin Suriye’de Heyetu Tahriru’ş Şam’ın kontrolündeki yerlere gitmekten emin olamadığını, zira bu grubun ABD tarafından terör örgütü olarak kabul edildiğini bildiriyor: Örgütün varlığı, bölgeye yardım etmeye hazır olan pek çok bağışçının elini kolunu bağlıyor.

Bu durum Şam ve müttefiki Moskova’nın elini güçlendirdi. Esad yönetimi, yardımların Şam üzerinden dağıtılması gerektiğini daha güçlü bir dille ifade ediyor.

Salı günü düzenlediği basın toplantısında Suriye Arap Kızılayı Başkanı Halid Hbubati, “Yıkıcı depremin yansımalarıyla yüzleşmek için Suriye’ye uygulanan ablukanın ve ekonomik yaptırımların kaldırılması çağrısında bulunuyoruz. Yaptırımlar ve abluka yüzünden yardım ve kurtarma konvoylarına verecek benzinimiz bile yok” dedi.

Hbubati, ülkenin her yerine yardım ulaştırmaya hazır olduklarını ve muhaliflerin kontrol ettiği bölgelere yardımın BM aracılığıyla yapılabileceğini söyledi.

Rusya başta olmak üzere Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, İran ve Cezayir gibi ülkeler Esad yönetiminin kontrolündeki havalimanlarına yardım yolladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, pazartesi günü gazetecilere bölgedeki partnerleriyle çalışmayı sürdüreceklerini vurgulayarak şöyle dedi: Kendi halkına 12 yıldır gaddarca davranan bir hükümele yardım eli uzatmamız ironik olur ve ters etki edebilir.

Birleşik Krallık’tan da benzer bir açıklama geldi. Dışişleri, İngiliz Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi sözcüsü, “Yaptırım rejimi, hükümet ve yandaşlarının insan hakları ihlalleri ve diğer istismarlı yüzünden başlatıldı” ifadelerini kullandı.

ABD ve Birleşik Krallık’ın desteklediği Suriye Sivil Savunması, muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteriyor. ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı Yöneticisi Samantha Power Beyaz Baretliler olarak da bilinen grubun başkanı Raid Salih’le dün görüşerek bölgeye nasıl yardım gönderilebileceği konusunda görüş alışverişinde bulundu.

Avrupa Birliği’yse BM ve sivil toplum kuruluşları üzerinden tüm Suriye’ye yardım sağlamaya çalıştığını Avrupa Komisyonu Sözcüsü Balazs Ujvari aracılığıyla açıkladı. Macar sözcü, arama kurtarma ve sağlık ekipleri konusunda Esad yönetiminin henüz kendilerinden resmen yardım talep etmediğini söyledi.

Teoride ABD ve AB yaptırımlarının, Esad yönetiminin kontrol ettiği bölgelere yapılabilecek insani yardımları engellememesi gerekiyor, zira bu yardımlar için yaptırımlarda istisna maddeleri var. Ancak pratikte durum değişiyor. Bankalar yaptırımları ihlal etme korkusuyla para transferini engelleyebiliyor.

Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdat da El Mayadin televizyon kanalına yeni verdiği röportajda, ABD yaptırımlarının kendilerine yönelik yardımları engellediğini vurguladı.

BM, Kızılhaç ve sivil toplum kuruluşlarına yardım talebinde bulunduklarını söyleyen Mikdat, “ABD ve Batı ülkelerinin uyguladığı yaptırımlar, felaket ve yıkımı büyüttü” dedi. Mikdat, BM Güvenlik Konseyi kararlarına göre insani yardımın yaptırımlardan etkilenmemesi gerektiğinin çok açık bir şekilde belli olduğunu savundu.

Beyaz Baretliler Başkanı Raid Salih, “Bize yardım konusunda vaatler verilse de buraya gelen hiçbir şey yok” diyor.

Suriye’de Beşar Esad yönetimine karşı gösterilerin vahşice bastırılmasıyla 2011’de başlayan iç savaş, yabancı askerlerin ve cihatçıların bölgeye girmesiyle farklı bir boyut kazanmıştı.

Hâlâ yönetimin tamamını kontrol edemediği Suriye’deki iç savaşta yaklaşık yarım milyon kişi öldü. Ülkeden kaçan milyonlarca kişi başta Türkiye olmak üzere çevre ülkelere ve dünyaya yayıldı.

Paylaşın