Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy: 2023 Zafer Yılımız Olacak

Rusya’nın başlattığı savaşın yıl dönümünde bir mesaj yayınlayan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, “24 Şubat tarihinde, milyonlarcamız bir tercih yaptı. Beyaz değil sarı-mavi bayrağı (seçti). Kaçmadı, yüzleşti. Direndi ve savaştı” dedi ve ekledi:

“Bu bir yıl acının, hüznün, inancın ve birliğin bir yılı oldu. Ve bu bir yılda yenilmez olarak kaldık. 2023’ün ise zaferimizin yılı olacağını biliyoruz!”

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy bu mesajı paylaştıktan sonra başkent Kiev’deki Ayasofya Katedrali’ndeki törene katıldı.

Alman haber ajansı dpa’nın haberine göre askeri kıyafetle törene katılan Zelenskiy, Ukraynalı askerlere madalya taktı. Törende savaşta hayatını kaybeden Ukrayna askerleri için de bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

Hava sıcaklığının sıfırın altında olduğu Kiev’de tören alanında geniş güvenlik önlemleri alındı ve törenin yapıldığı bölüm tamamen kapatıldı. Savaşın başlamasının yıl dönümünde Ukrayna’nın Buça gibi birçok başka kentinde daha törenler düzenlenmesi bekleniyor.

“Yenilmezlik Yılı”

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Twitter mesajının yanı sıra Ukraynalılara hitaben de “Yenilmezlik Yılı” başlığını taşıyan bir görüntülü mesaj paylaştı.

“Bir yıl önce bugün, yine buradan sabah saat yedi sularında sadece 67 saniye süren kısa bir açıklamayla size hitap etmiştim” diyen Zelenskiy “Güçlüyüz. Her şeye hazırız. Herkesi yeneceğiz. 24 Şubat 2022’de bu böyle başlamıştı. Hayatlarımızın en uzun günüydü. Yakın tarihimizin en zor günüydü. Erken kalktık ve o zamandan beri de uyumadık” ifadelerini kullandı.

Batılı askeri kaynakların Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan beri en geniş çaplı sıcak çatışma olarak değerlendirdiği savaşta iki tarafta da en az 100 bin kişinin öldüğü ya da yaralandığı tahmin ediliyor. 10 binlerce sivilin hayatını kaybettiği çatışmalarda milyonlarca kişi de yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kaldı.

“Hemen hemen herkesin telefonunda bir daha telefonunu asla açamayacak olan bir kişinin ismi kayıtlı. Kısa mesajla gönderilen ‘Nasılsın’ sorusunu yanıtlayamayacak olan bir kişinin..” diyen Zelenskiy bu sorunun savaş yılında yeni bir anlam kazandığını söyledi.

“Büyük bir ordu olduk” diyen Zelenskiy “Birinin bulduğu, birinin paketlediği, birinin getirdiği ama herkesin katkı sunduğu bir takıma dönüştük” diye konuştu.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Rusya’ya Birliklerini Ukrayna’dan Çek Çağrısı

Ukrayna – Rusya savaşının birinci yıldönümü olan 24 Şubat öncesi Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşın yıl dönümünde Moskova’ya Ukrayna’daki tüm birliklerini çekme çağrısı yaptı.

Çok sayıda ülke tarafından hazırlanan karar tasarısına, 193 BM üyesinden Türkiye’nin de aralarında olduğu 141’i lehte oy kullandı.

Ukrayna’da “kapsayıcı, adil ve kalıcı barış” talep eden karar tasarısında Moskova’dan Ukrayna’daki tüm birliklerini “derhal, tamamen ve kayıtsız şartsız” çekmesi istendi.

Yedi ülke (Rusya, Belarus, Kuzey Kore, Eritre, Mali, Nikaragua ve Suriye) oylamada red oyu kullanırken Çin’in de aralarında olduğu 32 ülke çekimser kaldı.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararları bağlayıcılık taşımazken politik olarak önem taşıyor. Genel Kurul’un daha önce aldığı kararlar Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in izlediği siyaset üzerinde etkili olmamıştı.

BM Genel Kurulu Ukrayna konusunda BM’nin önde gelen organı konumunda. Bunun nedeni uluslararası barışı ve güvenliği sağlamakla görevli Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden Rusya’nın Ukrayna’yla ilgili tasarılarda veto hakkını kullanması nedeniyle kilitlenmiş durumda olması.

Genel Kurul tasarılarının Güvenlik Konseyi tasarılarının aksine bağlayıcılığı bulunmuyor, ancak dünya kamuoyunun genel kanısını yansıtan bir ölçek görevi görüyor.

Oylamadan önce iki gün boyunca süren konuşmalarda 75 ülkenin dışişleri bakanları ve diplomatları söz aldı. Bunların çoğu BM Sözleşmesi’nin temel prensiplerinden olan bir üye ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasını savunan tasarıya destek istedi.

Savaş her iki ülkeden binlerce kişinin ölümüne neden oldu ve Ukrayna kentlerinin harabeye dönmesine yol açtı. Artan gıda fiyatları ve yakıt maliyetiyle yükselen enflasyon tüm dünyayı etkiledi.

Venezuela Büyükelçi Yardımcısı, Ukrayna ile ilgili önceki beş kararın neredeyse tamamına karşı oy kullanan veya çekimser kalan 16 ülke; Belarus, Bolivya, Kamboçya, Çin, Küba, Eritre, Ekvator Ginesi, İran, Laos, Mali, Nikaragua, Kuzey Kore, St. Vincent, Suriye, Venezuela ve Zimbabve adına konseye hitap etti.

Diğer ülkeler Rusya’nın eylemlerine odaklanırken, Venezuela Büyükelçi Yardımcısı Joaquín Pérez Ayestarán, dünkü açıklamasında tüm ülkelerin istisna olmaksızın BM Sözleşmesine sıkı şekilde uyması gerektiğini belirterek ABD ve AB’yi ima etti.

Ayestarán, grubundaki ülkelerin Genel Kurul’da “bölücü eylemlere” karşı ve “uzlaşma ruhundan yana” olduğunu söyledi.

Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell gazetecilere yaptığı açıklamada saldırgan ve mağdurun aynı kefeye konulamayacağını belirtti.

Çin’den 12 maddelik metin

Oylamada Çin’in izleyeceği tutum merak konusuydu. Çin’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Büyükelçi Dai Bing nötr bir pozisyon alarak hem Kiev’e hem Moskova’ya çatışmaları sona erdirme ve barış görüşmelerine başlama çağrısı yaptı.

Çin Dışişleri Bakanlığı da internet sayfası üzrinden Ukrayna krizinde “siyasi uzlaşmanın” sağlanması için 12 maddelik bir metin yayınladı.

Metinde “Tüm taraflar Rusya ve Ukrayna’yı aynı yöne doğru çalışma ve olabildiğince hızlı bir biçimde doğrudan diyaloğa yeniden başlama konusunda desteklemelidir” ifadelerine yer verildi.

Çatışma taraflarına da “uluslararası insan haklarına sıkı sıkıya uyma ve sivillere ve sivil binalara saldırılardan kaçınma” çağrısı yapıldı.

Çin ayrıca nükleer silah kullanmama konusunda da uyarıda bulundu. “Nükleer silahlar kullanılamaz ve nükleer savaşlar yürütülemez” diyen Pekin, nükleer silah kullanma tehdidinde de bulunulmamasını istedi.

Çin’in yayınladığı metne Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) hemen eleştiri geldi. ABD’nin Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan CNN televizyonuna yaptığı açıklamada “Rusya Ukrayna’ya saldırılarını durdursa ve birliklerini geri çekse savaş yarın sona erebilir” diye konuştu.

Çin’in yayınladığı metnin ilk maddesinin “tüm ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi” başlığını taşıdığına dikkat çeken Sullivan, “Benim ilk tepkim, metnin birinci maddeden sonra sona erebileceği oldu” diye konuştu.

Sullivan “Rusya’ya saldıran Ukrayna değildi. Rusya’ya saldıran NATO değildi. Rusya’ya saldıran ABD değildi” dedi.

Paylaşın

Avrupa’da Enerji Krizi Derinleşiyor!

Yaptırımlar karşısında Rusya’nın doğal gaz akışını kesmesi Avrupa’da enerji krizini derinleştirdi. Kriz nedeniyle geçen yıl AB ülkelerinde kapatılmış olan 26 kömürlü termik santral ünitesinin yeniden aktive edilmesi ve hazırda bekletilmesi kararları alındı.

Nükleer santraller için de benzer tutum alındı. AB ülkelerinin elektrik üretiminde nükleer santraller ilk sırayı aldı.

Avrupa ülkeleri, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ile başlayan enerji krizi karşısında kullanımına son vermeyi planladıkları kömüre ve nükleer enerjiye yöneldi.

Özellikle doğal gaz, petrol ve kömür gibi fosil yakıtlarda büyük oranda Rusya’ya bağımlı olan Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin uyguladığı çeşitli yaptırımlar karşısında Rusya’nın doğal gaz akışını kesmesi Avrupa’daki enerji krizini daha da derinleştirdi.

AB ülkelerinin elektrik üretiminde son 30 yıl boyunca düşüş eğilimi gösteren kömürün payı 2020 yılında yüzde 13 seviyelerine kadar gerilemişti. Ayrıca, Avrupa ülkeleri savaş ve enerji krizinin öncesinde kıtadaki 300’ün üzerinde kömürlü termik santralin yaklaşık yarısının kapatılması yönünde planlar hazırlamıştı.

Şimdi ise AB ülkelerinin 2022 yılında toplam elektrik üretimlerinde kömürün payı yüzde 16’ya tırmanmış durumda.

26 santral ünitesi yeniden çalıştırıldı

Kriz nedeniyle geçen yıl AB ülkelerinde kapatılmış olan 26 kömürlü termik santral ünitesinin yeniden aktive edilmesi ve hazırda bekletilmesi kararları alındı.

Bu santrallerin görece sıcak geçen kış mevsimi nedeniyle tam kapasitede çalıştırılması gerekmedi; ancak kömür santralleri acil durumlar için hazırda tutuldu.

Almanya, 14 termik santral ünitesini yeniden çalıştırırken 3 üniteyi de acil durumlarda faaliyete hazır konuma getirdi.

Fransa, İspanya ve Finlandiya da birer kömür santralini tekrar hizmete soktu. İtalya ise termik santrallerin kapatılmasını erteleme, hizmetten çıkarılan bir santralin de acil durumda tekrar açılmasına yönelik hazırlıklar yaptı.

Avusturya’da faaliyeti durdurulan kömür bir santrali yeniden kullanıma hazır hale getirildi. Yunanistan’da 7 kömür santralinin faaliyet süresi uzatıldı.

Nükleer santrallerin durumu

Nükleer santraller için de benzer tutum alındı ve Almanya, kışın olası bir enerji sıkıntısına karşı daha önce kapanması planlanan üç nükleer santralin acil durum rezervi olarak beklemede tutulmasına karar verdi.

Belçika’da ise 2025 yılında kapatılması planlanan 2 nükleer santralin faaliyet süresi 10 yıl uzatıldı.

Avrupa’nın en büyük nükleer kapasitesine sahip olan ve elektriğinin büyük kısmını 56 reaktörden sağlayan Fransa’da, 14 yeni nükleer reaktör inşa etme planını açıklandı. Ayrıca Fransa, mini modüler nükleer reaktör (SMR) teknolojilerine yatırım yapmaya karar verdi.

Hollanda’da iki yeni nükleer reaktör yatırımı planlanırken, Polonya da üç yeni nükleer santral planı üzerinde çalışmalara başladı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Vladimir Putin’den Bir Kez Daha Nükleer Güç Vurgusu

Ukrayna savaşının birinci yıl dönüme bir gün kala Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bir kez daha nükleer güç vurgusu yaptı ve ülkesinin nükleer güçlerini arttırmak konusundaki ilgisinin süreceğini söyledi.

Haber Merkezi / Kara, deniz ve havadan nükleer başlıklı füze atabilme kabiliyetlerini geliştirme konusunda daha önceden de olduğu gibi çalışmalara önem vermeye devam edeceklerini ifade eden Vladimir Putin, bu kapsamda birden fazla nükleer başlık taşıyabilen kıtalararası Sarmat füzelerini bu yıl konuşlandırmaya başlayacaklarını da ilk kez açıkladı.

Kremlin Sarayı tarafından paylaşılan Putin’in ulusal bayram mesajında “Havadan atılan hipersonik Kinzhal füzeleri seri üretimine ve denizden fırlatılan Zircon hiperonik füzelerinin de toplu şekilde tedariğini sağlamaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Biden: Putin’in nükleer silah kullanacağını sanmıyorum

Öte taraftan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Yeni START nükleer silah anlaşmasına katılımını askıya alma kararını değerlendiren ABD Başkanı Joe Biden, ABC News televizyonuna verdiği röportajda, “Bu büyük bir hata olur. Hiç sorumlu bir davranış olmaz. Ancak bunu onun nükleer silah kullanmayı değerlendirdiği şeklinde okumuyorum” dedi.

Rusya’nın anlaşmayı durdurmasının dünyayı daha az güvenli bir yer yapıp yapmayacağı sorusuna Biden, “Bakın, her iki tarafın çıkarına ve dünyanın çıkarına olan silah kontrol anlaşmalarından çekildiğimizde bence daha güvensiz durumda oluyoruz” şeklinde cevap verdi.

Ancak Biden, bunun Rusya’nın nükleer pozisyonunda bir değişiklik olduğuna dair delile işaret etmediğini de ekledi. Biden, “Bunun nükleer silah kullanmayı düşündükleri ya da kıtalar arası balistik füze kullanmayı düşündükleri anlamına geldiği fikrini destekleyen delil yok” diye konuştu.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Rusya’nın açıklamasının çok “talihsiz ve sorumsuz” olduğunu söylemiş, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise Putin’e konuyu yeniden değerlendirmesi çağrısı yaparak kararının dünyayı daha tehlikeli bir yer haline getirdiğini söylemişti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de yaptığı açıklamada bir kez daha Rusya’nın nükleer silah tehditlerini kınadı. Guterres “Nükleer silah kullanma konusunda üstü kapalı tehditler duyduk. Nükleer silahların sözüm ona taktiksel kullanımı asla ama asla kabul edilemez. BU noktadan dönme zamanıdır” ifadelerini kullandı.

Putin bu hafta 2010’da varılan Rusya ve ABD’nin nükleer savaş başlığı sayısını kısıtlayan Yeni START silah kontrol anlaşmasını askıya alma kararı aldığını açıklamış ve Moskova’nın nükleer denemelere başlayabileceğini söylemişti.

Ancak Rusya, nükleer füzeler konusunda üzerinde anlaşılan sınırlara uyacağını ve anlaşmayı askıya almasına rağmen ABD’yi yapacağı konuşlandırmalar konusunda bilgilendireceğini belirtmişti.

Rusya’nın ABD ile Rusya arasında 2010 yılında imzalanan anlaşma, iki ülkenin konuşlandırabileceği uzun menzilli nükleer başlık ve nükleer silah taşıyabilecek füze sayısının sınırlandırılmasını öngörüyor. Anlaşmanın süresi 2021 yılında beş yıllığına uzatılmıştı.

Rusya’nın anlaşmadan henüz tamamen çekilmediğini vurgulayan Putin, ABD’nin nükleer silah denemelerini yeniden başlatması durumunda Rusya’nın da aynısını yapabilecek durumda olması gerektiğini kaydetti.

Rusya, tahmini verilere göre 6 bine yakın nükleer savaş başlığıyla dünyanın en büyük nükleer silah envanterine sahip. Rusya ve ABD, dünyadaki nükleer savaş başlıklarının yüzde 90’ını elinde bulunduruyor.

Paylaşın

ABD Başkanı Biden: Putin’in Nükleer Silah Kullanacağını Sanmıyorum

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Yeni START nükleer silah anlaşmasına katılımını askıya alma kararını değerlendiren ABD Başkanı Joe Biden, ABC News televizyonuna verdiği röportajda, “Bu büyük bir hata olur. Hiç sorumlu bir davranış olmaz. Ancak bunu onun nükleer silah kullanmayı değerlendirdiği şeklinde okumuyorum” dedi.

Rusya’nın anlaşmayı durdurmasının dünyayı daha az güvenli bir yer yapıp yapmayacağı sorusuna Biden, “Bakın, her iki tarafın çıkarına ve dünyanın çıkarına olan silah kontrol anlaşmalarından çekildiğimizde bence daha güvensiz durumda oluyoruz” şeklinde cevap verdi.

Ancak Biden, bunun Rusya’nın nükleer pozisyonunda bir değişiklik olduğuna dair delile işaret etmediğini de ekledi. Biden, “Bunun nükleer silah kullanmayı düşündükleri ya da kıtalar arası balistik füze kullanmayı düşündükleri anlamına geldiği fikrini destekleyen delil yok” diye konuştu.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, dün Rusya’nın açıklamasının çok “talihsiz ve sorumsuz” olduğunu söylemiş, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise Putin’e konuyu yeniden değerlendirmesi çağrısı yaparak kararının dünyayı daha tehlikeli bir yer haline getirdiğini söylemişti.

Putin bu hafta 2010’da varılan Rusya ve ABD’nin nükleer savaş başlığı sayısını kısıtlayan Yeni START silah kontrol anlaşmasını askıya alma kararı aldığını açıklamış ve Moskova’nın nükleer denemelere başlayabileceğini söylemişti.

Ancak Rusya, nükleer füzeler konusunda üzerinde anlaşılan sınırlara uyacağını ve anlaşmayı askıya almasına rağmen ABD’yi yapacağı konuşlandırmalar konusunda bilgilendireceğini belirtmişti.

Rusya’nın ABD ile Rusya arasında 2010 yılında imzalanan anlaşma, iki ülkenin konuşlandırabileceği uzun menzilli nükleer başlık ve nükleer silah taşıyabilecek füze sayısının sınırlandırılmasını öngörüyor. Anlaşmanın süresi 2021 yılında beş yıllığına uzatılmıştı.

Rusya’nın anlaşmadan henüz tamamen çekilmediğini vurgulayan Putin, ABD’nin nükleer silah denemelerini yeniden başlatması durumunda Rusya’nın da aynısını yapabilecek durumda olması gerektiğini kaydetti.

Rusya, tahmini verilere göre 6 bine yakın nükleer savaş başlığıyla dünyanın en büyük nükleer silah envanterine sahip. Rusya ve ABD, dünyadaki nükleer savaş başlıklarının yüzde 90’ını elinde bulunduruyor.

Rusya’da nükleer silah kullanma talimatını kim veriyor?

Rusya’nın nükleer doktrinine göre ülkedeki hem stratejik hem de stratejik olmayan nükleer silahlarının kullanımı konusunda son sözü Rusya Devlet Başkanı söylüyor.

Adını Kafkas Dağları’ndaki Cheget tepesinden alan ve Rusya’nın nükleer kodlarını içeren çanta, her an Rusya Cumhurbaşkanı’nın yanında bulunuyor. Rusya Savunma Bakanı (şu anda Sergey Şoygu) ve Genelkurmay Başkanı’nın (şu anda Valeri Gerasimov) da benzer çantalar taşıdığı düşünülüyor.

Cheget adlı çanta, Rusya Cumhurbaşkanı’nın askeri komuta zincirinin en üst rütbeli subaylarıyla iletişim kurmasını sağlıyor. Bu iletişim, Kazbek adı verilen, yüksek gizliliğe sahip elektronik komuta ve kontrol ağıyla sağlanıyor. Kazbek sistemi, Kavkaz olarak bilinen bir başka sistemi destekliyor.

Rus Zvezda televizyon kanalının 2019 yılında yayınladığı görüntüler, nükleer kodların bulunduğu çantalardan birinin içindeki düğmeleri göstermişti. Çantanın içindeki komuta bölümünde iki düğmenin bulunduğu, beyaz düğmenin “fırlatma” kırmızı düğmeninse “iptal” konutlarını gösterdiği görülmüştü. Zvezda’ya göre çantanın aktivasyonu, özel bir bilgi kartıyla sağlanıyor.

Rusya’nın stratejik nükleer saldırıyla karşı karşıya olduğunu düşünmesi durumunda Cumhurbaşkanı, nükleer çantalar aracılığıyla, Genelkurmay Başkanlığı’na ve nükleer kodlara sahip yedek komuta birimlerine doğrudan fırlatma talimatı gönderiyor. Bu talimatlar farklı iletişim sistemlerinden stratejik roket güçlerine basamak basamak aktarılıyor ve Amerika ya da Avrupa’ya nükleer silah atılmış oluyor.

Rusya’ya yönelik herhangi bir nükleer saldırı olduğunun doğrulanması durumunda Cumhurbaşkanı Putin, son adım olarak “Ölü El” olarak bilinen “Perimetr” sistemini harekete geçirebilir. Bu sistem, bilgisayarların kıyamet gününün ne zaman olacağını belirlemesi anlamına geliyor ve bir kontrol roketi, Rusya’nın geniş kapsamlı cephaneliklerinden nükleer saldırı talimatı veriyor.

Paylaşın

İsrail’den Filistin’in Nablus Kentinde Operasyon: 10 Ölü, 102 Yaralı

Filistin yönetimi altındaki Batı Şeria bölgesinin kuzeyinde son bir yıldır operasyonlarına ağırlık veren İsrail ordusu, son olarak Nablus kentinde düzenlediği operasyonda en az 10 kişi öldü, 102 kişi de yaralandı.

İsrail ordusu da Nablus kentinde bir operasyon düzenlendiğini doğrularken, askerlerin kente, daha önce Batı Şeria’da silahlı çatışmalara karışmakla suçlanan üç militanı tutuklamak için girdiğini ve bu üç kişinin saklandıkları yerde kuşatıldığını bildirdi.

Ordu, şüphelilere yönelik teslim olmaları yönündeki çağrıya ise karşı taraftan ateşle karşılık verildiğini ve çıkan çatışmada üç militanın da öldürüldüğünü, İsrail askerleri arasında ise ölen ya da yaralanan olmadığını aktardı.

Filistin Sağlık Bakanlığı 72 yaşındaki Adnan Saabe Baara’nın baskın sırasında öldürüldüğünü belirtti. Bakanlığa göre 61 yaşındaki Abdül Hadi Ashgar ve 16 yaşındaki Mohammed Shaaban da ölenler arasında.

Ölenlerden altısının da Aslan Yuvası adlı örgütün üyeleri olduğu belirtildi. İslami Cihat da ölenler arasında yerel komutanlarından biri olduğunu açıkladı. Sağlık Bakanlığı, 102 kişinin de yaralandığını belirtti.

Üst düzey Filistinli yetili Hüseyin el Sheikh, yaşananları kınadı ve “katliam” diye tanımladı. Filistin lideri Mahmud Abbas’ın bir sözcüsü de, yaşananlarda İsrail hükümetini sorumlu tuttu.

Geçen yıl Ekim ayında, yine İsrail ordusunun Nablus kentinde, “Aslanlar Yuvası” adlı bir örgüte karşı düzenlediği operasyonda beş Filistinli öldürülmüştü. Söz konusu örgüt, İsrailli siviller ile askerlere saldırılar düzenlemekle suçlanıyor.

Bu yıl şu ana dek baskınlarda aralarında siviller ve militanların da olduğu en az 50 Filistinli öldü, Filistinlilerin İsraillileri hedef alan saldırılarındaysa 11 kişi yaşamını yitirdi.

Filistin yönetimi altındaki Batı Şeria bölgesinin kuzeyinde son bir yıldır operasyonlarına ağırlık veren İsrail ordusu, bu operasyonlara gerekçe olarak, “terörist faaliyetlerinden” kuşkulanılan Filistinli militanların takibini gösteriyor.

Filistinli silahlı grupların kaleleri olarak görülen Nablus ve Cenin kentleri, bölgede İsrail baskınlarının en yoğun yaşandığı şehirler.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nde Siyasetin Yargı Üzerindeki Etkisi Artıyor

Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde sivil özgürlüklerin geliştirilmesi için kurulan “Liberties”in raporunda Bulgaristan, Çekya, Almanya, Macaristan, Polonya, Slovakya ve İspanya gibi ülkelerde yargıçların seçilmesi, terfi etmesi ve disiplin cezaları konusunda iktidarların söz sahibi olmasının ciddi bir endişe kaynağı yarattığı uyarısı yapıldı.

Yolsuzluğu sonlandırmak için yürürlükte olan kuralların ve mekanizmaların bu arada bazı ülkelerde “çok zayıf” olduğu eleştirisi getirilen raporda, suçları ihbar edecek muhbirler için yeterli şekilde şeffaflık veya korumanını olmadığı saptamasında bulunuldu.

AB üyesi bir çok ülkede hukukun üstünlüğüyle ilgili endişelerin göz ardı edilmesi sonucu aşırılık yanlısı görüşlerin daha fazla ön plana çıktığı uyarısı yapılan raporda, çoğu AB ülkesinin hukukun üstünlüğü sorunlarını çözmek için son bir yıl içinde “çok az çaba” gösterdiği kaydedildi.

Macaristan ve Polonya’ya sert eleştiriler

Varşova ve Budapeşte’ye yönelik eleştirilerin ön plana çıktığı raporda Polonya ve Macaristan, Brüksel’in onları denetleme girişimlerine rağmen, gücü merkezileştirmek, muhalifleri susturmak, kamuoyunu kontrol etmek ve seçim zaferlerini garanti altına almak için alınan ilave önlemlerle “en sorunlu ülkeler” arasında gösterildi.

Raporda AB’nin maddi yardımları kesme tehdidine rağmen talep edilen reformların çok azını yerine getirdiği eleştirisi yapıldı.

İsveç ve İtalya’daki seçimlerin ardından sağ parti koalisyon hükümetlerinin kurulduğu hatırlatılan raporda, iki ülkede de iktidarların STK’lara ve medyaya yönelik saldırılarında önemli bir artış olduğu uyarısı yapıldı.

“Medyaya baskılar artıyor”
AB içinde 46 insan hakları derneğinin ve 18 ülkenin katkısıyla hazırlanan raporda bir çok üye ülkede gazeteciler için görevlerini yapmanın zorlaştığı belirtilirken, Macaristan ve Polonya başta olmak üzere bazı üye ülkelerde kamu yayıncılarının “iktidarın borazanı” gibi davranmaya başladığı eleştirisi getiriliyor.

Ayrıca özel medya kuruluşu sahipliğinin giderek tekelleşmesi de basın özgürlüğü ve halkın haber alma özgürlüğü açısından tehdit oluşturduğu belirtiliyor.

Siyasetin yargı üzerindeki etkisi artıyor

Siyasetin yargı üzerindeki etkisine işaret edilen raporda Bulgaristan, Çekya, Almanya, Macaristan, Polonya, Slovakya ve İspanya gibi ülkelerde yargıçların seçilmesi, terfi etmesi ve disiplin cezaları konusunda iktidarların söz sahibi olmasının ciddi bir endişe kaynağı yarattığı uyarısı yapıldı.

Yolsuzluğu sonlandırmak için yürürlükte olan kuralların ve mekanizmaların bu arada bazı ülkelerde “çok zayıf” olduğu eleştirisi getirilen raporda, suçları ihbar edecek muhbirler için yeterli şekilde şeffaflık veya korumanını olmadığı saptamasında bulunuldu.

Sivil toplum kuruluşlarına yönelik baskıların da eleştirildiği raporda birçok hükümetin, kar amacı gütmeyen sivil toplum kuruluşlarına karşı “yasal taciz”de bulunarak, hayatta kalmalarını zorlaştırdığı suçlaması yapıldı.

Liberties Yönetim Kurulu Başkanı Balazs Denes, “Avrupa hükümetleri, demokrasilerini beslemeyi başaramayarak, tüm sistemi yıkmaktan çekinmeyecek aşırılık yanlısı politikacıların önünü açtıklarının artık farkına varmalı.” dedi.

AB ülkelerini Macaristan ve Polonya’nın şantajlarına boyun eğdiği görüşünü dile getiren Balazs Denes, hukukun üstünlüğü konusunda verdiği sözlerini tutmayan ve gerekli reformları yapmayan iki ülkeye yönelik fonların gerekirse AB tarafından kesilmesi çağrısında bulundu.

Balazs Denes, “AB fonlarının kesilmesi Polonya ve Macaristan’daki liderlere vatandaşları için demokrasiye dönmekten başka çare olmadığını göstermeli. Çünkü iki ülkede Ukrayna’yı işgal eden Rusya’ya karşı baş edebilmek için AB’ye muhtaç ” ifadesini kullandı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Rusya’nın Nükleer Kapasitesi Ne Kadar, Kullanma Talimatını Kim Veriyor?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile nükleer silahların yayılımını önlemek amacıyla imzaladıkları Yeni Stratejik Silahların Azaltılması (New START) anlaşmasını askıya aldıklarını açıkladı.

Rusya’nın ABD ile Rusya arasında 2010 yılında imzalanan anlaşma, iki ülkenin konuşlandırabileceği uzun menzilli nükleer başlık ve nükleer silah taşıyabilecek füze sayısının sınırlandırılmasını öngörüyor. Anlaşmanın süresi 2021 yılında beş yıllığına uzatılmıştı.

Rusya’nın anlaşmadan henüz tamamen çekilmediğini vurgulayan Putin, ABD’nin nükleer silah denemelerini yeniden başlatması durumunda Rusya’nın da aynısını yapabilecek durumda olması gerektiğini kaydetti.

Rusya, tahmini verilere göre 6 bine yakın nükleer savaş başlığıyla dünyanın en büyük nükleer silah envanterine sahip. Rusya ve ABD, dünyadaki nükleer savaş başlıklarının yüzde 90’ını elinde bulunduruyor.

Peki Rusya’nın sahip olduğu nükleer kapasitenin boyutu nedir? Rusya’nın nükleer silahları kimin komutasında?

Nükleer süpergüç

Sovyetler Birliği’nin nükleer silahlarını devralan Rusya, dünyanın en fazla nükleer savaş başlığına sahip olan ülkesi.

Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin, 2022 yılı itibarıyla yaklaşık 5 bin 977 nükleer başlığı kontrolu altında bulunduruyor. Düşünce kuruluşu Amerikan Bilimadamları Federasyonu’na göre ABD Başkanı Joe Biden’ın kontrolunda bulunan nükleer başlık sayısı 5 bin 528.

Bu savaş başlıklarının 1500 kadarı büyük olasılıkla halen bütünlüğünü korusa da rafa kaldırılmış durumda. 2 bin 889 nükleer savaş başlığının yedek, 1588’ininse konuşlandırılmış stratejik savaş başlığı olduğu düşünülüyor.

Atom Bilimcileri Bülteni’ne göre yaklaşık 812 savaş başlığı karadaki balistik füzelerde, 576’sı denizaltılardaki balistik füzelerde, 200 kadarıysa ağır bombardıman üslerinde konuşlu bulunuyor.

Amerikan Bilimadamları Federasyonu’na göre Amerika’nın yaklaşık bin 644 adet konuşlandırılmış stratejik nükleer savaş başlığı bulunuyor. Çin 350, Fransa 290, İngiltere ise 225 adet konuşlandırılmış stratejik nükleer savaş başlığına sahip.

Bu rakamlar, hem Moskova hem de Washington’un dünyada defalarca kez tahribata yol açabileceğini gösteriyor.

Sovyetler Birliği, Soğuk Savaş sırasında en fazla yaklaşık 40 bin nükleer savaş başlığına sahipti. Amerika’nın sahip olduğu azami nükleer savaş başlığı sayısıysa 30 bin civarındaydı.

Ancak kilit mesele, nükleer savaş başlıklarının füze, denizaltı ve bombardıman uçaklarıyla nasıl atılacağıyla ilgili.

Rusya’nın 400 civarında nükleer donanımlı kıtalararası balistik füzesi olduğu düşünülüyor. Atom Bilimcileri Bülteni’nin tahminine göre bu füzeler 1185 savaş başlığı taşıyabilecek kapasiteye sahip.

Rusya ayrıca azami 800 savaş başlığı taşıyabilecek 10 nükleer silah donanımlı ve nükleer enerjiyle işleyen denizaltıya ve 60 ila 70 nükleer bombardıman uçağına sahip.

Yeni nükleer silahlar

Amerika’nın nükleer kapasitesi, gücü ve politikalarını değerlendiren Nuclear Posture Review’un 2022 yılında yayınladığı rapora göre Rusya ve Çin, nükleer güçlerinin kapsamını genişletiyor ve nükleer kapasitelerini modernleştiriyor. Raporda Washington’un yüksek maliyetli silahlanma yarışının önünü kesmek için silah kontroluna dayalı bir yaklaşım benimseyeceği kaydediliyor.

Putin ise Amerika’nın yeni tür nükleer silah geliştirdiğine ilişkin bilgi sahibi olduğunu söyledi.

Öte yandan Rusya, nükleer silahlarını modernleştiriyor.

Silah kontrolu politikalarını teşvik etmek amacıyla kurulan partilerüstü Arms Control Association’a göre Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında çöküşünden bu yana az sayıda ülke nükleer silah denemesinde bulundu. Amerika en son 1992’de, Çin ve Fransa 1996’da, Hindistan ve Pakistan 1998’de, Kuzey Kore de 2017’de nükleer silah denemeleri yaptı.

Sovyetler Birliği ise son olarak 1990 yılında nükleer deneme yapmıştı.

Rusya’da nükleer silah kullanma talimatını kim veriyor?

Rusya’nın nükleer doktrinine göre ülkedeki hem stratejik hem de stratejik olmayan nükleer silahlarının kullanımı konusunda son sözü Rusya Cumhurbaşkanı söylüyor.

Adını Kafkas Dağları’ndaki Cheget tepesinden alan ve Rusya’nın nükleer kodlarını içeren çanta, her an Rusya Cumhurbaşkanı’nın yanında bulunuyor. Rusya Savunma Bakanı (şu anda Sergey Şoygu) ve Genelkurmay Başkanı’nın (şu anda Valeri Gerasimov) da benzer çantalar taşıdığı düşünülüyor.

Cheget adlı çanta, Rusya Cumhurbaşkanı’nın askeri komuta zincirinin en üst rütbeli subaylarıyla iletişim kurmasını sağlıyor. Bu iletişim, Kazbek adı verilen, yüksek gizliliğe sahip elektronik komuta ve kontrol ağıyla sağlanıyor. Kazbek sistemi, Kavkaz olarak bilinen bir başka sistemi destekliyor.

Rus Zvezda televizyon kanalının 2019 yılında yayınladığı görüntüler, nükleer kodların bulunduğu çantalardan birinin içindeki düğmeleri göstermişti. Çantanın içindeki komuta bölümünde iki düğmenin bulunduğu, beyaz düğmenin “fırlatma” kırmızı düğmeninse “iptal” konutlarını gösterdiği görülmüştü. Zvezda’ya göre çantanın aktivasyonu, özel bir bilgi kartıyla sağlanıyor.

Rusya’nın stratejik nükleer saldırıyla karşı karşıya olduğunu düşünmesi durumunda Cumhurbaşkanı, nükleer çantalar aracılığıyla, Genelkurmay Başkanlığı’na ve nükleer kodlara sahip yedek komuta birimlerine doğrudan fırlatma talimatı gönderiyor. Bu talimatlar farklı iletişim sistemlerinden stratejik roket güçlerine basamak basamak aktarılıyor ve Amerika ya da Avrupa’ya nükleer silah atılmış oluyor.

Rusya’ya yönelik herhangi bir nükleer saldırı olduğunun doğrulanması durumunda Cumhurbaşkanı Putin, son adım olarak “Ölü El” olarak bilinen “Perimetr” sistemini harekete geçirebilir. Bu sistem, bilgisayarların kıyamet gününün ne zaman olacağını belirlemesi anlamına geliyor ve bir kontrol roketi, Rusya’nın geniş kapsamlı cephaneliklerinden nükleer saldırı talimatı veriyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

ABD Başkanı Biden: Rusya Ukrayna’da Asla Zafer Elde Edemeyecek

Polonya’nın başkenti Varşova’da konuşan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Ukrayna’nın “güçlü durduğunu” ve Moskova’nın asla Kiev’i yenilgiye uğratamayacağını söyledi.

ABD Başkanı Biden, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in ise Ukrayna’yı hafife aldığını belirtti.

Biden, ABD ve ortaklarının Moskova’nın yaklaşık bir yıl önce başlayan Ukrayna işgali nedeniyle bu hafta Rusya’ya karşı yeni yaptırım açıklayacağını söyledi.

Başkan Biden, ABD ve müttefiklerinin Ukrayna’ya verdiği desteğe atıfta bulunarak, “Evet, egemenlik için ayağa kalkardık ve öyle de yaptık, evet, demokrasi için ayağa kalkardık ve öyle de yaptık” diye konuştu.

“Putin NATO’nun parçalanacağını düşünüyordu ama NATO her zamankinden daha birlik halinde” ifadesini kullanan Biden, bugün Rusya Cumhurbaşkanı Putin’in daha güçlü demokrasilerle karşı karşıya olduğunu söyledi.

Joe Biden konuşmasında, “Ukrayna’ya destekten feragat edilmeyecek, NATO bölünmeyecek” dedi. Biden, “Otokratların ihtiyaçlarına karşı taviz verilemez, mutlaka karşı durulmalı” diye de ekledi.

“ABD gelecek yıl NATO zirvesine evsahipliği yapacak”

“Rusya Ukrayna’da asla bir zafer elde edemeyecek, asla” diyen Biden, Rusya’nın Ukrayna halkına karşı zulüm işlediğini, bunun da nefret uyandırdığını söyledi.

Batı’nın Rusya’ya karşı saldırı planlamadığını kaydeden Başkan Joe Biden, Rus işgali başladığından bu yana Polonya’nın Ukrayna’ya desteğini övdü.

ABD’nin gelecek yıl, askeri ittifak 75’nci yılına girerken, NATO zirvesine evsahipliği yapacağını açıklayan Biden, “NATO topraklarının her karışını savunacağız, NATO kaya gibi sağlamdır” değerlendirmesinde bulundu.

Biden, “ABD’nin NATO ittifakımıza ve 5. Madde’ye olan taahhüdünün çok sağlam olduğuna şüphe olmasın” dedi.

NATO’nun bir üyesine saldırının tüm üyelere saldırı olduğu şeklindeki ilkesine atıfta bulunan Başkan Biden, “NATO’nun her üyesi bunu biliyor. Rusya da biliyor ki birine yapılan saldırı, herkese yapılmış demektir” diye konuştu.

Paylaşın

Putin, Batı’ya Meydan Okudu: Rusya’yı Yenilgiye Uğratmak Mümkün Değil

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna savaşına ağırlık verdiği Ulusa Sesleniş konuşmasında Batı’ya meydan okuyarak “Rusya’yı yenilgiye uğratmak mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Batı’yı Ukrayna’daki savaşı başlatmak ve sürdürmekle suçlayan Putin, “Savaşı başlatan onlar. Biz ise sona erdirmek için güç kullanıyoruz” iddiasında bulundu.

Putin, Batı’nın “Rusya’yı savaş meydanında yenilgiye uğratmanın mümkün olmadığını bildiğini, bu nedenle saldırgan bir enformasyon harekâtıyla Rus kültürünü, dinini ve değerlerini hedef aldığını” ileri sürdü.

Ukrayna’nın, “ülkeyi işgal eden Kiev rejiminin ve Batılı efendilerinin elinde bir rehin haline geldiğini” savunan Putin, “Batılı elitler hedeflerini gizlemeye çalışmıyorlar. Hedefleri Rusya’yı stratejik yenilgiye uğratmak. Niyetleri, yerel bir çatışmayı küresel bir çatışmaya dönüştürmek” ifadelerini kullandı. Putin, Rusya’nın varlığının hedef alındığını ve buna yanıt vermeye hazır olduklarını söyledi.

Resmi olarak “savaş” kelimesini kullanmaktan kaçınan Rusya, 24 Şubat’ta “özel askeri operasyon” ilan ederek Ukrayna topraklarına girmişti. Rusya 2014’te de halen uluslararası hukukta Ukrayna toprağı olarak kabul edilen Kırım’ı ilhak etmişti.

Batılı gazetecilerin katılımına izin verilmedi

Putin’in 2022 sonunda yapması planlanan Ulusa Sesleniş konuşması gerekçe gösterilmeden ertelenmiş, Rus liderin Ukrayna savaşıyla ilgili gazetecilerin eleştirel sorularıyla karşı karşıya kalmaktan kaçındığı yorumları yapılmıştı. Rus Anayasası, Devlet Başkanının yılda bir Ulusa Sesleniş konuşması gerçekleştirmesini öngörüyor.

Bugünkü Ulusa Sesleniş konuşmasına “dost olmayan ülkeler” listesindeki, aralarında ABD, İngiltere ve AB ülkelerinin de bulunduğu ülkelerden medya mensuplarının bizzat katılması yasaklandı. Kremlin, bu ülkelerden medya mensuplarının yayını izleyerek haber yapabileceklerini bildirdi.

Nükleer anlaşma askıya alındı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ABD ile nükleer silahların yayılımını önlemek amacıyla imzaladıkları Yeni Stratejik Silahların Azaltılması (New START) anlaşmasını askıya aldıklarını açıkladı.

Rusya’nın ABD ile Rusya arasında 2010 yılında imzalanan anlaşma, iki ülkenin konuşlandırabileceği uzun menzilli nükleer başlık ve nükleer silah taşıyabilecek füze sayısının sınırlandırılmasını öngörüyor. Anlaşmanın süresi 2021 yılında beş yıllığına uzatılmıştı.

Rusya’nın anlaşmadan henüz tamamen çekilmediğini vurgulayan Putin, ABD’nin nükleer silah denemelerini yeniden başlatması durumunda Rusya’nın da aynısını yapabilecek durumda olması gerektiğini kaydetti.

Rusya, tahmini verilere göre 6 bine yakın nükleer savaş başlığıyla dünyanın en büyük nükleer silah envanterine sahip. Rusya ve ABD, dünyadaki nükleer savaş başlıklarının yüzde 90’ını elinde bulunduruyor.

Paylaşın