İsveç’te İncil, Tevrat Ve Kuran Yakmak İçin 3 Başvuru

İsveç’in başkenti Stockholm’de polisin Kur’an yakma eylemine izin vermesinin ardından, farklı dinlerin kutsal kitaplarını yakmak için ikisi başkent Stockholm’de biri Helsingborg kentinde olmak üzere üç başvuru yapıldığı açıklandı.

Iraklı sığınmacı Salvan Momika, İsveç’in başkenti Stockholm’de bir caminin önünde Kur’an’ı yakmıştı. Aşırı sağcı Stram Kurs partisi lideri Rasmus Paludan’ın 21 Ocak’ta Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde Kuran yakarak gerçekleştirdiği eylem Türkiye ve İsveç arasında da gerilime neden olmuştu.

İsveç kamu yayıncısı STV’nin haberine göre başvurulardan birinde Yahudilerin kutsal kitabı Tevrat ile Hristiyanların kutsal kitabı İncil’in birlikte yakılması için izin talep edildi.

Stokholm’deki caminin önünde Kuran yakmak için yapılan başvuruda “mümkün olan en kısa sürede” notuyla başvuru yapıldı. 50’li yaşlarında bir kadının yaptığı başvuruda eyleme ilişkin saat bildirilmedi.

STV’ye konuşan kadın, geçen haftaki Kuran yakma eyleminden sonra bu eylemi kararlaştırdığını ve yalnızca kendisine ait olan başvurunun arkasında durduğunu belirtti. Helsingborg kentinde ise 30’lu yaşlarda bir erkek 12 Temmuz günü kent meydanında Kuran yakmak için izin istedi.

Başkentteki bir diğer eylem başvurusu 15 Temmuz için yapıldı. 30’lu yaşlarda bir erkek tarafından yapılan başvuruda İsrail’in Stokholm Büyükelçilik binası önünde hem Tevrat hem de İncil yakılması için izin istendi.

Başvuruyu yapan kişi, eylemin geçen haftaki Kuran-ı Kerim yakma eylemine tepki olduğunu ve “ifade özgürlüğü” adına sembolik bir toplantı olacağını ifade etti.

İsrail’in Stokholm Büyükelçisi Ziv Kulman başvurulardan endişe duyduğunu belirtti. Sosyal medyadan tepkisini paylayan büyükelçi “Kuran da olsa, tevrat ya da herhangi bir kutsal kitap, nefret dolu bir eylemin durdurulması gerektiği açıktır.” dite yazdı.

Stokholm polisi başvuruları teyit etti

Stokholm polisinin her iki başvurunun da alındığını teyit ettiği bildirildi, ancak henüz karara dair bilgi açıklanmadı.

Polisten yapılan açıklamada her başvurunun bireysel olarak düzenlemelerle uyumlu olarak gerekli koşulları yerine getirip getirmediğinin değerlendirileceğini belirtti.

Helsingborg’daki başvuruyla ilgili olarak da Kuzeybatı Skane bölge polis amiri “Bizim görüşümüz, bunun belirli bir dine yönelik olmayabileceği, ancak ifade özgürlüğünün ve şu anda devam etmekte olan tartışmanın bir parçası olduğu yönündedir.” diye konuştu.

Eski İsveç Başbakanı Carl Bildt, sosyal medyadan STV’nn haberine atıf yaparak “Bunun devam etmesi halinde ortaya çıkabilecek durumun ciddiyetini hafife almak akıllıca olmayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

STV haberinde, ülkede daha önce izin verilen Kuran-ı Kerim yakma eylemlerinin İsveç’in NATO’ya üyelik sürecini geciktirdiği yorumuna da yer verdi.

İsveç Dışişleri Bakanlığı, geçen haftaki Kuran yakma eylemini kınamış, Dışişleri bakanı Tobias Billström de eylemi “islamofobik eylemler” olarak tanımlamıştı.

Geçen haftaki eylem ayrıca Papa Francis’in de tepkisini toplamış, İslam dünyasında öfkeye neden olan eylem üzerine Birleşmiş Milletler acil toplantı yapma kararı almıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: Biden’dan Dikkat Çeken Açıklama

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’la görüşen ABD Başkanı Joe Biden, “ABD’nin İsveç’in NATO üyeliğini tamamen, tamamen desteklediğini tekrarlamak isterim. Bunun önemi çok açık. İsveç ittifakımızı daha da güçlü hale getirecek ve NATO içinde sahip olduğumuz aynı ilkelere sahip. NATO’ya üye olmanızı sabırsızlıkla bekliyoruz” dedi.

Haber Merkezi / ABD’nin hemen hemen her konuda İsveç ile aynı görüşte olduğunu vurgulayan ve ortak demokratik değerlerin altını çizen Joe Biden, İsveç’in Ukrayna halkının Rusya işgaline karşı kendilerini savunması konusundaki çabalarından da övgüyle söz etti.

İsveç Başbakanı Ulf Kistersson da ABD Başkanı Biden’a daveti için teşekkür etti ve Biden’ın NATO üyeliği konusundaki desteğini takdirle karşıladıklarını belirtti.

Kristersson, “İsveç ve ABD’nin çok sayıda değer ve öncelikleri paylaştığını düşünüyorum. Buna Ukrayna savaşını nasıl ele alacağımız da dahil. Liderliğiniz ve kurmak için uğraştığınız transatlantik birlik için teşekkür ediyorum. İsveç’in NATO üyeliğine verdiğiniz güçlü desteği takdir ediyorum. Bizim için anlamı çok büyük. Ortak korumayı amaçlıyoruz. Ancak katkıda bulunabileceğimiz şeyler olduğunu da düşünüyoruz” diye konuştu.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden gelecek hafta Vilnius’ta düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde İsveç Başbakanı Ulf Kristersson ile Beyaz Saray’da bir araya geldi.

İki lider görüşme öncesinde ortak açıklama yaptı. Biden, NATO’ya katılımına Türkiye ve Macaristan’ın henüz onay vermediği İsveç’in üyeliğine desteğini yineledi.

Gelecek hafta düzenlenecek NATO zirvesine hazırlık yaptıklarını hatırlatan Biden, “Bir kez daha tekrarlamak istiyorum: ABD, İsveç’in NATO üyeliğini tamamen destekliyor” dedi.

İsveç’in ittifakı güçlendireceğini ifade eden Biden, İsveç’in NATO’ya üye olmasını “sabırsızlıkla” beklediğini de sözlerine ekledi.

Başkan Biden’a desteği için teşekkür eden Başbakanı Kristersson, “İsveç’in NATO’ya kabulü için verdiğiniz güçlü desteğe çok değer veriyoruz” şeklinde konuştu. NATO üyeliği ile “ortak koruma” aradıklarını belirten Kristersson, aynı zamanda NATO’nun güvenliği için katkı sağlayacaklarını düşündüğünü ifade etti.

Kristersson, Biden ile yaptığı görüşme sonrasında ise “Gelecek hafta Vilnius’ta yapılacak zirve İsveç’in katılımı için kesinlikle uygun bir zaman ancak Türkiye’nin kararlarını sadece Türkiye alabilir” görüşünde ABD Başkanı ile hemfikir olduklarını söyledi.

Brüksel’de, İsveç’in NATO üyeliği görüşülecek

İsveç, Türkiye ve NATO temsilcileri bugün Brüksel’deki NATO karargahında bir araya gelerek İsveç’in üyeliğini görüşecek. Toplantıda Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil edecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün akşam Hollanda Başbakanı Mark Rutte ile telefon görüşmesinde “İsveç’in terörle mücadele mevzuatındaki değişikliğin doğru yönde bir adım olduğunu fakat PKK yanlılarının gösterilerine izin verilmesi nedeniyle bu adımın boşa çıktığını” söylemişti.

NATO’da İsveç’in üyeliğine onay vermeyen yalnızca Türkiye ve Macaristan kaldı. Avrupa Birliği’nin geri kalanına kıyasla Rusya ile daha iyi ilişkileri olan Macaristan daha önce, Türkiye’nin onay vermesi durumunda kendilerinin de İsveç’in üyeliğini onaylayacağını açıklamıştı.

İsveç, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Finlandiya’yla birlikte NATO üyeliğine başvurmuş fakat iki ülke de Türkiye’nin engeline takılmıştı.

İskandinav ülkelerini PKK’ye destek olmakla suçlayan Türkiye, Stockholm ve Helsinki hükümetleriyle bir üçlü muhtıra imzalamış ve üyeliklerin ancak bu muhtırada verilen sözler yerine getirildiğinde mümkün olacağını belirtmişti.

Türk hükümeti bu yıl Finlandiya’nın verdiği vaatleri yerine getirdiğini açıklayarak üyeliğini onaylamış, fakat İsveç’in hl atması gereken adımlar olduğunu belirtmişti.

İsveç’in yeni terörle mücadele kanunun 1 Haziran’da yürürlüğe girmesinin ardından ülkede ilk defa bir kişi PKK’ye yardım için haraç toplamakla suçlanmış, Ankara bunu olumlu bir adım olarak karşılamıştı. Öte yandan İsveç’te bir kişinin Kuran yakmasına izin verilmesi iki ülke arasında gerilime yol açmıştı.

Paylaşın

İsrail, Cenin’den Çekildi: 12 Ölü, Yüzlerce Yaralı

İsrail’in Batı Şeria’nın Cenin bölgesine düzenlediği saldırılar sona erdi. İsrail’in Cenin kentinde ve Cenin Mülteci Kampı’nda iki gün boyunca havadan ve karadan düzenlediği saldırılarda 12 Filistinli yaşamını yitirdi.

İsrail, iki gün süren operasyonun resmen sona erdiği ve askerlerin bölgeden ayrıldığı duyuruldu. Binden fazla askerin katıldığı operasyonun gece saatlerinde sonlanmasının ardından kampı terk edenler karanlıkta yerleşkelerine dönmeye başladı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, (BMGK) Filistin’deki durumu görüşmek için 7 Temmuz’da toplantı yapacak.

Filistin ile İsrail yönetimi arasında 1995’te imzalanan “İkinci Oslo Anlaşması” çerçevesinde Batı Şeria A, B ve C bölgelerine ayrıldı. Batı Şeria’nın yüzde 18’ini kapsayan “A bölgesi”nin yönetimi, idari ve güvenlik olarak Filistin’e, yüzde 21’lik “B bölgesi”nin idari yönetimi Filistin’e güvenliği ise İsrail’e devredilirken, yüzde 61’ini kapsayan “C bölgesi”nin idare ve güvenliği İsrail’e bırakılmıştı.

İsrail ordusu Cenin mülteci kampına Pazartesi gününün ilk saatlerinde bir insansız hava aracıyla saldırmaya başlamıştı. İsrailli yetkililer bu saldırının, Hamas da dahil olmak üzere farklı silahlı grupların bir araya gelerek oluşturduğu Cenin Tugayları’nın “komuta merkezin” yapıldığını söylemişti.

İlerleyen saatlerde ise insansız hava araçlarının saldırıları sürerken İsrail ordusu mülteci kampına girerek içerdeki silahlı Filistinlilerle çatışmaya başladı.

Salı günü Cenevre’de bir basın toplantısı düzenleyen Birleşmiş Milletler, hava ve kara saldırılarının boyutu nedeniyle endişe duyduklarını, özellikle böylesine yoğun nüfuslu bir yere yapılan hava saldırılarının sivillere zarar verme riski olduğunu aktardı. BM’ye göre saldırılar nedeniyle kampa elektrik ve su verilemiyor.

Filistin Sağlık Bakanlığı saldırılarda hayatını kaybedenler arasında 17 yaşında iki çocuk ve 16 yaşında bir çocuk olduğunu açıkladı. Bakanlık 100’den fazla Filistinli’nin yaralandığını ve 20’sinin durumunun ağır olduğunu da ekledi.

Filistin Kızılayı ise aralarında hasta ve yaşlıların da olduğu yaklaşık 3 bin kişinin gece çatışmalar sürerken kamptan ayrılmasına izin verildiğini söyledi.

Cenin merkezinde ise bir hastane yakınında Filistinli protestocular bir askeri araca taş attı. Araç ise göz yaşartıcı gazla karşılık verdi.

Sınır Tanımayan Doktorlar, İsrail ordusunun pek çok noktada yolları buldozerlerle kullanılamaz hale getirdiğini ve bu yüzden sağlık çalışanlarının araçlarını bırakıp yürümek zorunda kaldığını aktardı.

Cenin son dönemde hem İsrail işgaline ve bunun getirdiği kısıtlamalara karşı hem de Filistin yönetiminin yetersizliğine öfkeli olan genç militanların sayıca artışta olduğu bir kent. Geçen yıl da Filistinlilerin İsraillilere yönelik saldırılarının ardından bu kente operasyonlar düzenlenmişti.

Netanyahu’dan açıklama

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, operasyonun amacını “Cenin geçen aylarda İsrailli erkek, kadın ve çocuklara yönelik sinsi saldırıların düzenlendiği terörizmin yuvası haline geldi. Buna son vereceğiz” sözleriyle açıklamıştı.

Netanyahu, Pazartesi akşamı yaptığı açıklamada İsrail birliklerinin militanların komuta merkezlerini yıktığını ve silah depoları ile fabrikalarına el koyduğunu belirtmişti.

Netanyahu, “İsrail kendini savunma hakkını sağlamak için tüm çabayı gösterirken, İsrailli askerler de sivillerin ölümünü engellemek için çaba gösteriyor” şeklinde konuştu. Netanyahu, askeri operasyonun “görevi tamamlamak” için gerektiği kadar süreceğini söylemişti.

Abbas, İsrail ile güvenlik koordinasyonu askıya aldı

İsrail ordusunun Cenin’e yönelik saldırısına tepki olarak, Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas İsrail tarafı ile iletişimi ve güvenlik alanındaki koordinasyonu askıya aldığını açıklamıştı.

Pazartesi akşamı yapılan yazılı açıklamada, Filistin Özerk Yönetimi’nin önde gelen isimleri ile Abbas’ın yaptığı toplantıda söz konusu alındığı belirtildi. Abbas, daha önce sözcüsü aracılığıyla yaptığı açıklamada da, İsrail’in saldırısına “yeni bir savaş suçu” sözleriyle tepki göstermişti.

Filistin Özerk Yönetimi, daha önceki saldırılar sırasında da İsrail tarafı ile güvenlik alanındaki koordinasyonun askıya alındığını açıklamış, ancak bu tam olarak hayata geçirilmemişti.

Terör saldırılarının önlenmesi ve Filistin Özerk Yönetimi kontrolü altındaki bölgelerde büyük çaplı operasyonların koordinasyonu için iki taraf da karşılıklı olarak istihbarat bilgilerini paylaşıyor.

ABD’den İsrail’e destek

İsrail ile Filistinliler arasında yaşanan gerilim uluslararası toplumda da kaygılara neden oluyor. ABD,İsrail’in kendini savunma hakkına vurgu yaparken, güvenlik koordinasyonun sürdürülmesi çağrısında bulunmuştu.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü “İsrail’in güvenliğini ve Hamas, İslami Cihat ve diğer terörist gruplara karşı halkını savunma hakkını destekliyoruz” dedi. Sözcü, “can kaybını önlemek için gereken bütün önlemleri” alma çağrısı da yapmıştı.

Batı Şeria’da son aylarda İsrail ve Filistinliler arasında yaşanan şiddet arttı. Bu yılında başından beri bölgede en az 185 Filistinli, 25 İsrailli, bir Ukraynalı ve bir İtalyan yaşamını yitirmişti.

İsrail, Filistin toprağı olan Batı Şeria’yı 1967’deki Altı Gün Savaşı’nda işgal etmişti. Filistinliler Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’ü kapsayan topraklarda bir devlet kurmayı hedefliyor.

Paylaşın

İran, 6 Ayda 354 Kişiyi İdam Etti

İran, 2023 yılının ilk 6 ayında 6’sı kadın 354 kişiyi idam etti. İdam edilen 354 kişiden 206’sı uyuşturucu bağlantılı suçlardan idam cezasına çarptırıldı. İki kişinin idam cezası halka açık alanda infaz edildi.

Haber Merkezi / Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü, İran’da 2023 yılının ilk 6 ayında 354 kişiyi idam edildiğini duyurdu.

İran İnsan Hakları Örgütü, İran hükümetini ülke çapındaki protestoları bastırmak ve protestocular arasında korku uyandırmak için ölüm cezasını artırmakla suçladı. 

Örgüt ayrıca, Ocak – Haziran 2023 döneminde gerçekleştirilen infaz sayısının Ocak – Haziran 2022 dönemine göre yüzde 36 daha fazla olduğunu bildirdi.

İdam edilen 354 kişiden 206’sı uyuşturucu bağlantılı suçlardan idam cezasına çarptırıldı. Ayrıca, 6 kadın idam edildi. İki kişinin de idam cezası halka açık alanda infaz edildi.

İran İnsan Hakları Örgütü Direktörü Mahmud Amiri Moghadam, 2023’ün ilk altı ayında gerçekleştirilen infazlarla ilgili olarak, “İran hükümeti, toplumda korku uyandırmak ve protestoları önlemek için infazlar gerçekleştirdi” dedi.

Paylaşın

Taliban’dan Bir Yasak Daha: Güzellik Salonları Kapatılıyor

Taliban’ın 2021 yılında yönetimi ele geçirdiği Afganistan’da güzellik salonları kapatılıyor. Taliban’ın Ahlak Bakanlığı Sözcüsü Muhammed Sadık Akif, “Kadınlara özel güzellik salonlarının kapatılması için bir aylık süre var” açıklamasında bulundu.

Haber Merkezi / Afganistan’da başkent Kabil ve diğer büyük kentlerde Taliban’ın 2001’de iktidardan düşmesinden sonra birçok güzellik salonu açılmıştı. Taliban’ın 2 yıl önce yeniden iktidara gelmesinden sonra güzellik salonları açık kalmış, ancak tabelaları ve pencerelerinin üstü örtülmüştü.

Taliban’ın dini ve siyasi lideri Hibetullah Ahundzade, yakın bir zamanda yaptığı açıklamada, şu ana kadar atılan adımların kadınlara “şeriat kurallarına göre konforlu ve müreffeh bir yaşam” sunduğunu iddia etmişti.

Taliban Lideri Ahundzade, “Toplumun yarısı olan kadınların yaşamının iyileştirilmesi için gerekli adımlar atıldı. Tüm kurumlar kadınların evlenebilmesi, miras ve diğer haklarını kullanabilmesi için yardımcı olmakla yükümlüdür” diye konuşmuştu.

“20 yıllık işgalin kadınların örtünmesi ve yanlış yönlendirilmesiyle ilgili olumsuz yönleri yakında son bulacak” diyen Hibetullah Ahundzade, Aralık 2021’de çıkarılan kararnameyle kadınlara tanınan “haklara” dikkat çekmişti.

Ağustos 2021’de Afganistan’da iktidarı yeniden ele geçiren Taliban, kadınların ve kız çocuklarının lise ve üniversitelerde eğitim görmesini yasaklamış ve kadınların parklara, spor salonlarına ve hamamlara girişini engelleyen yeni yasalar çıkarmıştı.

Kadınların evden çıkarken örtünmesini zorunlu hale getiren Taliban, birçok kadın devlet görevlisinin işlerine de son vermişti. Taliban’ın 2021’deki kararnamesi zorla evlendirmeleri yasadışı ilan etmiş ve kadınlara miras ve boşanma hakkı vermişti.

Taliban ve Afganistan

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

ABD’de Bir Silahlı Saldırı Daha: 5 Ölü, 2 Yaralı

ABD’nin Pensilvanya Eyaleti’nin Philadelphia kentinde düzenlenen silahlı saldırıda 5 kişi hayatını kaybederken, 2 kişi de yaralandı. Saldırganın gözaltına alındığı açıklanırken, olayda, saldırgana ateşle karşılık veren başka bir kişinin daha gözaltına alındığı bildirildi.

Resmi rakamlara göre, 2023 yılı içerisinde kentte 212 cinayet gerçekleşti. Bu sayı, geçen yılın aynı zamanına göre, yüzde 19 daha az. 2 Temmuz 2023 tarihine kadar tüm kentte 744’ü can kaybı yaşanmayan, 185’i ölümle biten silahlı saldırı oldu.

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) Philadelphia’nın güneybatısındaki Kingsessing bölgesinde, dün kitleye silahlı saldırı gerçekleşti.

Philadelphia polisi ilk açıklamasında, yaşları 59, 22 ve 20 olan üç kişi ile yaşı belirlenemeyen bir kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

CBS’in haberine göre, saldırının ardından basına açıklama yapan Polis Komiseri Danielle Outlaw, ölü sayısının 5’e yükseldiğini, ölenlerinin tümünün erkek olduğunu söyledi. Yaralılardan biri 2, diğeri 13 yaşında, durumları iyi.

Saldırgan kurşungeçirmez yelek giyiyordu

Danielle Outlaw, 40 yaşlarında olduğu düşünülen şüphelinin kurşungeçirmez yelek giydiğini, saldırı tipi tüfek ve bir tabanca taşıdığını ve gözaltında olduğunu açıkladı.

Olayda, saldırgana ateşle karşılık veren başka bir kişi daha gözaltına alındı.

Polis Komiseri Outlaw, “Olayın neden gerçekleştiği konusunda en ufak bir fikrimiz yok” dedi, vurulanların saldırganla bir bağlantısının tespit edilmediğini ekledi.

Philadelphia Inquirer’in haberine göre, Belediye Başkanı Jim Kenney açıklama yaptı, “Bu yıkıcı şiddet sona ermeli” dedi ve saldırıya dair bilgisi olanları polisi aramaya davet etti.

Resmi rakamlara göre, 2023 yılı içerisinde kentte 212 cinayet gerçekleşti. Bu sayı, geçen yılın aynı zamanına göre, yüzde 19 daha az. 2 Temmuz 2023 tarihine kadar tüm kentte 744’ü can kaybı yaşanmayan, 185’i ölümle biten silahlı saldırı oldu.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

İsrail’den Batı Şeria’ya Havadan Ve Karadan Saldırı: 9 Ölü

İsrail, Batı Şeria’da yer alan Cenin’deki mülteci kampına hem havadan hem karadan saldırıyor. Hava saldırılarında ve çıkan çatışmalarda en az dokuz Filistinlinin yaşamını yitirdiği, 100 civarında kişinin yaralandığını ve bunlardan 20’sinin hayati tehlikesi bulunduğu bildirildi.

Birleşmiş Milletler’e (BM) göre 14 bin kişinin kaldığı bu kamp 0,42 kilometrekarelik bir alana yayılıyor. İsrail bu operasyonun, İsraillilere saldırı düzenleyen Filistinli militanları hedef almak için yapıldığını söylüyor. İsrail, geçen yıl da Cenin’e operasyon düzenlemişti.

İsrail ordusu operasyonda, çeşitli Filistinli silahlı grupların bir araya gelerek oluşturduğu Cenin Tugayları’na ait bir “müşterek harekat merkezine” saldırdıklarını açıkladı. İsrail’e göre bu merkez Filistinli savaşçılar tarafından hem bir iletişim merkezi hem silah ve patlayıcı deposu hem de gözlem merkezi olarak kullanılıyordu.

Filistin medyasına yansıyan haberlerde İsrail ordusunun, Filistinlilere mülteci kampını terk etme çağrısı yaptığı belirtildi. İsrail medyasının İsrailli güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberlerde ise ordunun kampın tahliye edilmesi yönünde çağrı yapmadığı kaydedildi.

Buna rağmen Filistin tarafından verilen bilgilere göre, İsrail askerlerinin kente girdiği Pazartesi sabahından bu yana yaklaşık 3 bin kişi mülteci kampını terk etti.

Cenin Vali Yardımcısı Kemal Ebu El Rub, Fransız haber ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada, mülteci kampını terk eden Filistinlilerin kentteki okul gibi yerlere yerleştirildiğini söyledi. Cenin mülteci kampında yaklaşık 18 bin Filistinli yaşıyor. Cenin mülteci kampı silahlı Filistinli grupların da kalesi olarak biliniyor.

Netanyahu’dan açıklama

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, operasyonun amacını “Cenin geçen aylarda İsrailli erkek, kadın ve çocuklara yönelik sinsi saldırıların düzenlendiği terörizmin yuvası haline geldi. Buna son vereceğiz” sözleriyle açıkladı. Netanyahu, Pazartesi akşamı yaptığı açıklamada İsrail birliklerinin militanların komuta merkezlerini yıktığını ve silah depoları ile fabrikalarına el koyduğunu belirtti.

Netanyahu, “İsrail kendini savunma hakkını sağlamak için tüm çabayı gösterirken, İsrailli askerler de sivillerin ölümünü engellemek için çaba gösteriyor” şeklinde konuştu. Netanyahu, askeri operasyonun “görevi tamamlamak” için gerektiği kadar süreceğini söyledi.

Abbas, İsrail ile güvenlik koordinasyonu askıya aldı

İsrail ordusunun Cenin’e yönelik saldırısına tepki olarak, Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas İsrail tarafı ile iletişimi ve güvenlik alanındaki koordinasyonu askıya aldığını açıkladı. Pazartesi akşamı yapılan yazılı açıklamada, Filistin Özerk Yönetimi’nin önde gelen isimleri ile Abbas’ın yaptığı toplantıda söz konusu alındığı belirtildi. Abbas, daha önce sözcüsü aracılığıyla yaptığı açıklamada da, İsrail’in saldırısına “yeni bir savaş suçu” sözleriyle tepki göstermişti.

Filistin Özerk Yönetimi, daha önceki saldırılar sırasında da İsrail tarafı ile güvenlik alanındaki koordinasyonun askıya alındığını açıklamış, ancak bu tam olarak hayata geçirilmemişti. Terör saldırılarının önlenmesi ve Filistin Özerk Yönetimi kontrolü altındaki bölgelerde büyük çaplı operasyonların koordinasyonu için iki taraf da karşılıklı olarak istihbarat bilgilerini paylaşıyor.

ABD’den İsrail’e destek

İsrail ile Filistinliler arasında yaşanan gerilim uluslararası toplumda da kaygılara neden oluyor. ABD,İsrail’in kendini savunma hakkına vurgu yaparken, güvenlik koordinasyonun sürdürülmesi çağrısında bulundu. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü “İsrail’in güvenliğini ve Hamas, İslami Cihat ve diğer terörist gruplara karşı halkını savunma hakkını destekliyoruz” dedi. Sözcü, “can kaybını önlemek için gereken bütün önlemleri” alma çağrısı da yaptı.

Batı Şeria’da son aylarda İsrail ve Filistinliler arasında yaşanan şiddet arttı. Bu yılında başından beri bölgede en az 185 Filistinli, 25 İsrailli, bir Ukraynalı ve bir İtalyan yaşamını yitirdi. İsrail, Filistin toprağı olan Batı Şeria’yı 1967’deki Altı Gün Savaşı’nda işgal etmişti. Filistinliler Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’ü kapsayan topraklarda bir devlet kurmayı hedefliyor.

(Kaynak: DW Türkçe, BBC Türkçe)

Paylaşın

Kur’an Yakılmasına Papa’dan Tepki: Öfke Ve Tiksinti Duyuyorum

Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) yayımlanan Al Ittihad gazetesine konuşan Katoliklerin ruhani lideri Papa Françesko, geçen hafta İsveç’in başkenti Stockholm’de gerçekleştirilen Kur’an yakma eylemini  kınadı. Papa, “Kutsal kabul edilen her kitap, inananlarına saygı göstermek için saygı görmelidir” dedi.

Haber Merkezi / İsveç’teki eylemler türündeki eylemlerin kendisini “öfkelendirdiğini ve tiksindirdiğini” belirten Papa, “İfade özgürlüğü hiçbir zaman başkalarını hor görmek için bir araç olarak kullanılmamalıdır” dedi. Papa, bu türden eylemlerin “reddedilmesi” ve izin verilmemesi gerektiğini söyledi.

Iraklı bir sığınmacı olduğu açıklanan bir kişi geçen hafta İsveç’in başkenti Stockholm’de Kur’an-ı Kerim’i yakarak eylem düzenlemişti. İsveç makamlarının eyleme izin vermesi, birçok Müslüman ülkenin tepkisini çekmişti.

Papa daha önce de 2015’te Fransa’da Charlie Hebdo dergisine düzenlenen saldırının ardından “ifade özgürlüğünün sınırları olduğunu” söylemiş ve “Anneme küfreden yumruk yemeyi de beklemeli” demişti.

İslam dünyasında tepki çeken karikatürlerin ardından düzenlenen saldırıda 12 kişi öldürülmüştü. Papa bu saldırıdan birkaç gün sonraki açıklamasında şunları söylemişti: “Ben hem din özgürlüğünün, hem de ifade özgürlüğünün temel insan hakları olduğuna inanıyorum. Hiç kimse din adına, Tanrı adına başkalarına zarar veremez, savaşamaz, öldüremez.

İsveç’in başkenti Stockholm’de Kur’an-ı Kerim’i yakan Salvan Momika, Kurban Bayramı’nın ilk gününde Stockholm’deki bir cami önünde, resmi makamların yapılmasına müsaade ettiği bir eylem çerçevesinde, yüz kadar izleyicinin gözleri önünde Müslümanların kutsal kitabı olan Kur’an’ı çiğnemiş, İsveç bayrağı sallamış, daha sonra elindeki Kur’an’ın sayfaları arasına domuz pastırması dilimleri koymuş, akabinde de elindeki Kur’an’dan birkaç sayfayı tutuşturarak yakmıştı.

Salvan Momika, eylemi öncesinde İsveç makamlarından, yaptığı protestonun düşünce özgürlüğü kapsamına girdiği talebiyle müsaade almayı başarmıştı.

Hem İsveç hem de uluslararası toplumda büyük tepkiye neden olan eylem sonrasında İsveç polisi de “etnik bir gruba yönelik kışkırtma” suçuyla soruşturma başlatıldığını açıkladı. 37 yaşındaki eylemci ise yaptığının nefret suçu veya bir gruba yönelik kışkırtma olmadığını savunuyor.

İsveç polisi, mevcut yasalara göre, Kur’an yakmanın doğuracağı güvenlik risklerinin, “bu talebi reddetme kararını meşru gösterebilecek” bir durum teşkil etmediğini belirtmişti. Polis, bölgede alınan güvenlik önlemleri kapsamında ülkenin diğer kentlerinden de takviye güç istediğini duyurmuştu.

İsveç polisi, Müslümanların kutsal kitabı Kuranı Kerim-i yakmayı planladığını söyleyen kişilere güvenlik gerekçesiyle daha önce izin vermemişti.

İsveç’te temyiz mahkemesi geçtiğimiz haftalarda, polisin Stockholm’de benzer iki eyleme izin vermeyi reddetme kararını haksız bulmuştu. Polis, geçen Ocak ayında Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde Kur’an yakılmasının ardından yükselen gerilim sonrası verdiği yasak kararında güvenlik endişelerini gerekçe göstermişti.

Aşırı sağcı Stram Kurs partisi lideri Rasmus Paludan’ın 21 Ocak’ta Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde Kuran yakarak gerçekleştirdiği eylem Türkiye ve İsveç arasında da gerilime neden olmuştu.

Aralarında Suudi Arabistan, Ürdün ve Kuveyt’in de bulunduğu çok sayıda Arap ülkesi de Ocak ayındaki Kur’an yakma eylemini kınamış, protesto gösterileri düzenlenmişti. Büyükelçilik önündeki eylem, haftalarca süren protestolara ve İsveç ürünlerine yönelik boykot çağrılarına neden olurken Stockholum’ün NATO üyelik sürecini de sekteye uğratmıştı.

Paylaşın

Karadeniz Tahıl Anlaşması: Rusya Uzatmamakta Kararlı

Rusya’nın Cenevre’deki Birleşmiş Milletler (BM) elçisi Gennady Gatilov, Izvestia gazetesine verdiği mülakatta Karadeniz tahıl anlaşmasını sürdürmek için hiçbir gerekçelerinin olmadığını söyledi.

Gennady Gatilov, mülakatta Rusya’nın anlaşmanın uzatılması için öne sürdüğü koşulların karşılanmadığını kaydetti. Bu koşullar arasında Rus Tarım Bankası’nın (Rosselkhozbank) SWIFT bankacılık ödeme sistemine yeniden dahil edilmesi de yer alıyor.

Gatilov, “Rusya olumlu değişiklikler umuduyla anlaşmayı defalarca uzattı. Ancak şu anda gördüklerimiz, anlaşmanın devamını kabul etmemize gerekçe oluşturmuyor” dedi.

Temmuz 2022’de Birleşmiş Milletler ve Türkiye’nin arabuluculuğunda Rusya ve Ukrayna arasında imzalanan Karadeniz Tahıl Anlaşması, Rusya’nın işgali nedeniyle sıkışan Ukrayna tahılının Karadeniz limanlarından güvenli şekilde ihraç edilmesini sağlayarak küresel gıda krizini önlemeyi amaçlıyor.

Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının ardından küresel gıda krizini önlemek için geçen yıl BM ile Türkiye arabuluculuğunda Ukrayna’dan tahıl ihracatının devamını sağlamak için varılan anlaşmanın süresi 17 Temmuz’da doluyor. Rus yetkililerden anlaşmadan çekilmeyi düşündüklerine dair açıklamalar gelmeye devam ediyor.

Rus Izvestia gazetesi bugün yayınladığı bir haberde, Rusya’nın Cenevre’deki BM elçisi Gennady Gatilov’un Karadeniz tahıl anlaşmasını sürdürmek için hiçbir gerekçelerinin olmadığını söylediğini bildirdi.

Gatilov gazeteye verdiği geniş kapsamlı bir mülakatta Rusya’nın anlaşmanın uzatılması için öne sürdüğü koşulların karşılanmadığını kaydetti. Bu koşullar arasında Rus Tarım Bankası’nın (Rosselkhozbank) SWIFT bankacılık ödeme sistemine yeniden dahil edilmesi de yer alıyor.

Gatilov, “Rusya olumlu değişiklikler umuduyla anlaşmayı defalarca uzattı. Ancak şu anda gördüklerimiz, anlaşmanın devamını kabul etmemize gerekçe oluşturmuyor” dedi.

Temmuz 2022’de Birleşmiş Milletler ve Türkiye’nin arabuluculuğunda Rusya ve Ukrayna arasında imzalanan Karadeniz Tahıl Anlaşması, Rusya’nın işgali nedeniyle sıkışan Ukrayna tahılının Karadeniz limanlarından güvenli şekilde ihraç edilmesini sağlayarak küresel gıda krizini önlemeyi amaçlıyor.

Birleşmiş Milletler geçen hafta, tahıl yüklü 29 geminin başvuruda bulunmasına rağmen 26 Haziran’dan bu yana hareketlerine izin verilmemiş olmasından endişe duyduğunu açıkladı.

Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin geçen ay, ülkesinin Ukrayna’nın tahıl ihracatına devam edebilmesini sağlayan Karadeniz tahıl anlaşmasından çekilmeyi düşündüğünü söylemişti.

Rusya, anlaşmanın süresini uzatmak için kendisine uygulanan yaptırımların kaldırılmasını istiyor. Rusya’nın gıda ve gübre ihracatı yaptırımlara tabi olmasa da, Moskova ve önde gelen Rus tahıl ve gübre ihracatçılarına göre Batı’nın ödemeler, lojistik ve sigorta konularındaki kısıtlamaları sevkiyatların önünde engel teşkil ediyor.

Rusya ve Ukrayna dünyanın en büyük tarım üreticilerinden ikisi ve buğday, arpa, mısır, ayçiçeği tohumu ve ayçiçeği yağı ihracatında önemli rol oynuyor.

“ABD ile yeni bir anlaşma olabilir”

Rusya’nın BM elçisi Gatilov açıklamalarında ABD ile Rusya arasındaki son silah anlaşması olan “New Start” nükleer silah anlaşmasına da değindi.

İki ülkenin stratejik nükleer cephaneliklerini sınırlandıran ve Rusya’nın askıya aldığı anlaşmanın feshedilmesi seçeneğinin değerlendirilmesine gerek kalmamasını umduğunu söyleyen Gatilov, Moskova’nın, Rusya’nın nükleer silahların azaltılması anlaşmasına ancak Washington’un Rusya’yı “stratejik bir yenilgiye uğratma yönündeki yıkıcı tutumundan” vazgeçmesi halinde döneceğini ifade etti. Rus yetkili, ülkesinin yeni bir anlaşma için görüşmelere açık olabileceğini de sözlerine ekledi.

Gatilov, “Keşke bunun yerine Şubat 2026’dan sonra yeni bir anlaşmayı görüşmeye başlayabilsek” dedi. 2010’da imzalanan anlaşmanın süresi 2026’da doluyor.

Gatilov ayrıca Izvestia’ya verdiği demeçte, Rusya’nın Ukrayna krizine diplomatik bir çözüm bulmaya açık olduğunu ancak “Kiev ve Batı’nın askeri güç kullanımı konusunda iddialı olmaya devam etmesi nedeniyle şu anki görünümün karanlık olduğunu” dile getirdi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

İsrail’den Batı Şeria’da Operasyon: En Az 3 Filistinli Öldü

İsrail tarafından Batı Şeria’daki Cenin kentine düzenlenen askeri operasyonda en az üç Filistinli hayatını kaybetti. İki Filistinli ve dört İsraillinin hayatını kaybettiği saldırılar sonrası bölgede İsrailli yerleşimciler ve Filistinliler arasında şiddet olayları yaşanıyor.

İsrail, Filistin toprağı olan Batı Şeria’yı 1967’deki Altı Gün Savaşı’nda işgal etmişti. Filistinliler Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’ü kapsayan topraklarda bir devlet kurmayı hedefliyor.

İsrail’in operasyonu sonrasında Hamas, Batı Şeria’daki Filistinlilere harekete geçmeleri çağrısı yaparken, Cenin’deki savaşçılarına da destek sözü verdi. Militan Filistinlilerin örgütü İslami Cihat da, “Bu saldırganlık sona ermediği sürece, olası misillemeler geniş ve kapsamlı olacak” açıklamasını yaptı.

Gazze Şeridi’nde kontrolü elinde bulunduran radikal İslamcı Hamas’ın yanı sıra İslami Cihat gibi örgütler de son yıllarda Cenin’de nüfuzunu artırdı.

Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, operasyon sonucu 20’den fazla kişinin de yaralandığı, bunlardan yedisinin durumunun ciddi olduğu belirtildi.

İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, “Ev ve bahçe” adı verilen operasyonun “terörist altyapıyı” hedef aldığı ve Pazartesi sabahı da sürdüğü ifade edildi. Cenin ve yaklaşık 17 bin nüfuslu mülteci kampı, militan Filistinlilerin kalesi olarak biliniyor.

İsrail ordusunun açıklamasında, düzenlenen hava operasyonunda “silah deposu, teröristlerin buluşma yeri ve gözlem noktası olarak kullanılan bir komuta ve iletişim merkezinin” hedef alındığı ifade edildi. Hava saldırılarının ardından, İsrail ordusu yaklaşık 100 askeri araç ve kara birlikleri ile kente girdi.

İsrail ordu sözcüsü Richard Hecht, operasyonun “gerektiği kadar uzun” süreceğini söyledi. Ordunun Cenin mülteci kampına odaklandığını belirten Hecht, burada dün gece “en az yedi teröristin etkisiz” hale getirildiğini belirtti. Hecht, mülteci kampında yaşayanların İsraillilere yönelik onlarca saldırı düzenlediğini aktardı.

İsrail Savunma Bakanı Joav Galant da, Cenin’de ordunun “aktif ve kararlı bir şekilde ilerleyeceğini” söyledi. Galant, İsrail’in savunma unsurlarının her senaryoya hazırlıklı olduğunu da sözlerine ekledi.

Filistinliler, Cenin’de elektriklerin kesildiğini bildirirken, bölgeden gelen görüntülerde çok sayıda caddenin hasara uğradığı görüldü.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın