Cezayir’de Orman Yangınları: En Az 34 Can Kaybı

Cezayir’in çeşitli kentlerinde meydana gelen orman yangınlarında en az 34 kişi hayatını kaybederken 26 kişi de yaralandı. Hayatını kaybedenlerden 10’unun asker olduğunu açıkladı.

Haber Merkezi / Yangın söndürme çalışmalarında 8 bin itfaiyeci görev alırken, yaklaşık 1500 kişi de tahliye edildi. Yetkililer, yangının çıkış nedenleri konusunda bir adli soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Cezayir İçişleri Bakanlığı ülke genelinde çıkan orman yangınlarında en az 34 kişinin öldüğünü, binlerce kişinin de tahliye edildiğini açıkladı. 16 bölgede ormanları, tarım ürünlerini ve çiftlik alanlarını etkileyen 97 yangın görüldüğü belirtildi.

Cezayir’in Becaya ve Cicel eyalet savcılıkları, ülkenin çeşitli kentlerinde meydana gelen yangınlarına ilişkin soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Becaya ve Cicel yargı makamlarının yazılı açıklamasına göre, yangınların nedenlerinin araştırılması ve faillerin ortaya çıkarılması için başlatılan soruşturmada, suçun tespiti durumunda, dosya başkentteki Sidi Muhammed Mahkemesi terör ve organize suçlarla mücadele birimine sevk edilecek.

Cezayir’de yaz aylarında ormanlarda ve tarlalarda sıklıkla çıkan yangınlar, bu yıl birçok Akdeniz ülkesinde sıcaklık rekorları kırılmasına yol açan sıcaklık dalgasıyla arttı.

Ülkede Meteoroloji Kurumu önceki gün sıcak hava dalgasına ilişkin alarm seviyesini turuncudan kırmızıya yükseltti ve hava sıcaklığının 48 dereceyi aştığı ağır iklim koşulları yaşandığını açıkladı. Ülke yaklaşık bir aydır, başkentte 48 derece, diğer bölgelerde de 50 dereceye ulaşan sıcaklık değerleri ölçülüyor.

Öte yandan güney Avrupa’nın birçok noktasında daha aşırı sıcaklıklar yaşanıyor. Yunanistan’ı kasıp kavuran orman yangınları günlerdir sürüyor.

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü, Avrupa’daki sıcak hava dalgasının Ağustos ayına kadar devam edebileceğini söyledi, dünyanın birçok noktasında görülen aşırı sıcaklıkların iklim değişikliğiyle ısınan bir dünyada yeni normal olduğu konusunda uyarı yaptı.

Avrupa Birliği’nin (AB) iklim izleme servisi Copernicus’a göre Temmuz ayında kayıtlara geçen en sıcak üç gün yaşandı.

Ortalama dünya sıcaklığı 3 Temmuz’da 16,89 santigrat dereceye, 4 Temmuz’da ise ilk kez 17 dereceyi geçerek 17,04’e ulaştı. Henüz kesinleşmemiş verilere göre sıcaklık 5 Temmuz’da da 17,05 dereceye ulaşarak yeniden rekor kırdı.

Dünya Meteoroloji Örgütü’ne göre dünyada aşırı hava olayları, iklim krizine karşı daha hızlı bir şekilde harekete geçilmesi gerektiğini gösteriyor. İklim değişikliği, orman yangınlarını körükleme olasılığı yüksek olan sıcak ve kurak hava olaylarının ihtimalini artırıyor.

Paylaşın

Danimarka’nın Irak Büyükelçiliği Önünde “Kur’an” Yakma Eylemi

Danimarka’nın başkenti Kopenhag’daki Irak Büyükelçiliği önünde, kendilerine “Danimarkalı Vatanseverler” adını veren bir grubun iki üyesi İslam’ın kutsal kitabı Kuran’ın bir nüshasını yaktı.

Cumartesi günü Bağdat’ta binlerce Iraklı, iktidardaki partilerin ve çoğu İran’a yakın silahlı grupların düzenlediği bir eylemde İsveç ve Danimarka’daki Kuran yakma olayları nedeniyle gösteri yapmıştı.

Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da Irak Büyükelçiliği önünde iki protestocu, İslam’ın kutsal kitabı Kuran ayaklar altında çiğnendi, ardından yerdeki Irak bayrağının yanında ateşe verildi.

İki ülke arasındaki gergin ilişkilerin daha da kötüleşmesi riskini doğuran eylem, kendilerine “Danske Patrioter” (Danimarkalı Vatanseverler) adını veren grup tarafından gerçekleştirildi. Geçen hafta da benzer bir gösteri düzenleyen grup, olayları Facebook üzerinden canlı yayınlamıştı.

Cumartesi günü Bağdat’ta binlerce Iraklı, iktidardaki partilerin ve çoğu İran’a yakın silahlı grupların düzenlediği bir eylemde İsveç ve Danimarka’daki Kuran yakma olayları nedeniyle gösteri yapmıştı.

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney Cumartesi günü, Kuran’a saygısızlık edenlerin “en ağır ceza” ile karşı karşıya kalmaları gerektiğini söylemişti.

İsveç’te geçen hafta, Kuran’ın yakılmasını içeren protesto gösterisine izin verilmesinin ardından, Irak’taki İsveç Büyükelçiliği’nin önündeki gösteriler büyümüş ve protestocular binaya saldırmıştı.

Bir çok Müslüman ülkede de kalabalıklar sokaklara dökülmüş ve Kuran’a yönelik saldırıları protesto etmişti.

Irak yönetimi geçen perşembe, İsveç’in başkenti Stockholm’de Kur’an-ı Kerim’e yönelik gerçekleştirilmesi beklenen eylem öncesi, İsveç’in Bağdat Büyükelçisi’ni sınır dışı etmişti. Ayrıca Bağdat yönetimi, Irak’ın Stockholm’deki maslahatgüzarını da geri çağırmıştı.

Danimarkalı siyasetçi Rasmus Paludan ve beraberindekiler de Ocak ayında İsveç’in başkenti Stockholm’deki Türkiye Büyükelçiliği önünde Kuran’ı Kerim yakmışlar, Türkiye geçen hafta Paludan ve diğer dokuz kişi hakkında yakalama emri çıkarmıştı.

Eylemi kınayan Irak Dışişleri Bakanlığı, “Aşırılık ve nefretin bulaşmasına neden olan bu gibi eylemler, barışçıl yaşam için gerçek bir tehdit oluşturuyor. Avrupa Birliği (AB) ülkelerini özgürlük ve gösteri hakkının yeniden gözden geçirilmesine çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İspanya Yeniden Seçime Gidebilir

İspanya’da Pazar günü yapılan erken parlamento seçimlerinde ne sağ ne de sol bloğun çoğunluğu elde edememesi üzerine İspanya yeniden seçime gidebilir. Seçimlerde ise en yüksek oyu muhalefetteki muhafazakar Halk Partisi (PP) aldı. Ancak PP mutlak çoğunluğu elde edemedi.

Haber Merkezi / Muhafazakar Halk Partisi (PP) ile aşırı sağcı Vox partisinden oluşması beklenen sağ blok  169’da, iktidardaki Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) ve Sumar adında birleşen sol blok ise 153 sandalye kazanabildi.

Halk Partisi’nin Başbakan adayı Alberto Núñez Feijoo, resmi olmayan seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından başkent Madrid’de yaptığı açıklamada çoğunluğu elde edememelerine rağmen hükümeti kurma görevini üstlendiğini belirtti. Başkentte seçmenlerinin tezahüratları eşliğinde konuşan 51 yaşındaki Feijoo, “Hükümeti kurmak için müzakereleri başlatma görevini üstleniyorum” dedi.

PP parlamentoda sandalye sayısını 47 artırarak, 136 milletvekili çıkardı. PP’nin muhtemel koalisyon ortağı Vox ise 33 milletvekiline ulaştı. Ancak bu sonuç 176 sandalyelik mutlak çoğunluk için yeterli olmadı.

Feijóo’nun hükümeti kuramaması halinde yeniden seçime gidilmesi gerekecek. Bu da İspanya’yı uzun bir siyasi belirsizlik dönemiyle karşı karşıya bırakabilir. Nitekim İspanya’da 2015 ve 2019 seçimlerinden sonra iki kez üst üste hükümet kurulamamış, her seferinde ikinci tur oylamaya gidilmişti. Benzer durumun tekrarı ihtimal dahilinde görülüyor.

Pedro Sánchez başkanlığındaki iktidardaki Sosyalist Parti ise 122 milletvekili çıkarırken, koalisyon ortaklarının içinde yer aldığı SUMAR 31 sandalye elde etti. Halk Partisi’ni 2019’daki seçimlerde iktidara taşıyan küçük bölgesel partilerin elde ettiği oy sayısı da mutlak çoğunluğu sağlamaya yetmiyor. Bu partilerle birlikte sol ittifakın toplam sandalye sayısı 172’yi buluyor.

2017’de görevden alınan eski Katalan bölgesel hükümet lideri Carles Puigdemont’un ayrılıkçı partisi Junts’un elde ettiği 7 sandalye ise Sosyalist Parti’yi iktidarda tutabilirdi. Ancak Belçika’da sürgünde yaşayan Puigdemont daha önce ne PP’yi ne de diğer sol partileri destekleyeceklerini ilan etmişti.

Junts lideri Miriam Nogueras seçim gecesi yaptığı açıklamada siyasi desteğin koşullara bağlı olduğunu dile getirdi. Ayrılıkçı Junts partisi, merkezi devlet iradesine karşı bile olsa, yeni bir bağımsızlık referandumu yapılmasında ısrar ediyor.

Sol cephenin 176 sandalyeye ulaşmak için toplam 23 milletvekiline daha ihtiyacı var ve parlamentodaki geleneksel müttefikleri ERC, Bildu, PNV ve BNG (hepsi bölgesel partiler) birlikte 19 sandalyeye sahipler.

Yaklaşık 37 milyon 500 bin seçmenin bulunduğu İspanya’da vatandaşlar Pazar günü yapılan seçimlerde parlamentonun alt kanadı olan Temsilciler Meclisi’nin yanı sıra parlamentonun üst kanadını oluşturan Senato üyelerini belirlemek için de oy kullandı.

“İspanya bir labirente girdi”

İspanya’nın önde gelen gazetelerinden El Pais seçim sonuçlarını, “İspanya bir labirente girdi” başlığıyla duyurdu.

Haberde aşırı sağcı Vox’un bölgesel partilerle işbirliğine kapıyı kapatması nedeniyle sağ bloğun hükümet kuracak çoğunluğa erişmesi “neredeyse olasılık dışı” olarak görülürken, sol bloğunsa ayrılıkçı Katalanların desteğine ihtiyaç duyduğu belirtildi.

Haberde 2017’deki bağımsızlık referandumuna öncülük eden Junts’un, 4 yıllık Sanchez iktidarı boyuna sağ partiler kadar muhalefet rolünü üstlendiği ve PSOE’nin neredeyse hiçbir politikasına destek vermediği hatırlatıldı.

Birleşik Krallık kamu yayımcısı BBC ise, PP lideri Alberto Núñez Feijóo’nun seçim sonrası yaptığı “Umarım bu İspanya’da bir belirsizlik dönemi başlatmaz” açıklamasını okuyucularına aktarırken, ülkede yıl sonuna doğru yeni bir seçim ihtimalinin en güçlü olasılık olduğunu yazdı.

ABD merkezli New York Times ise, seçim sonuçlarının İspanya’ya muhtemelen haftalar boyu devam edecek bir belirsizlik getireceği yorumunu yaptı.

İspanyol seçmenlerin siyasi krizlere alışkın olduğu vurgulanan haberde 2016’daki 10 aylık siyasi belirsizlik dönemi hatırlatıldı ve benzerin bir sürecin yaşanabileceğine dikkat çekildi.

Seçim sonuçlarıyla ilgili AP’ye değerlendirmelerde bulunan siyasi analist Veronica Fumanal, “Sonuçlar hükümet kuracak çoğunluğa erişemeyen PP için bir Pirus zaferi. Mecliste bir çıkmaz senaryosu öngörüyorum” ifadelerini kullandı.

İspanyol danışmanlık şirketi Atrevia’da kamu politikaları direktörü olarak görev yapan Manuel Mostaza ise, “PP beklentilerinin kurbanı oldu ve Sosyalistler ise Vox’un yükselişinin yarattığı korkudan fayda sağlamayı başardı. Erken seçim kararının Pedro Sanchez için doğru karar olduğu ortaya çıktı” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

Ağustos Ayı İçin “Sıcak Hava Dalgaları” Uyarısı

WMO uzmanlarından John Nairn, iklim değişikliğinin gittikçe daha sık görüleceğini ve mevsimlere yayılacağını belirterek, sıcak hava dalgalarının Ağustos ayı boyunca dünyanın büyük kısmında etkili olmaya devam edeceğini söyledi.

John Nairn, “Küresel sıcaklıkların arttığını, bunun da sıcak hava dalgalarının yoğunluğunun ve sıklığının artmasına katkı sağladığını görüyoruz” diye konuştu.

Nair, “Fosil yakıtları devre dışı bırakırsak bu yaşadıklarımızın enbüyük nedenlerinden birini azaltacağımıza dair çok güçlü delliler var” dedi. Nair, “Hemen işleri tersine çeviremeyiz ama kesinlikle harekete geçebiliriz” ifadelerini kullandı.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) bu hafta başında Kuzey Amerika, Asya, Kuzey Afrika ve Akdeniz’de sıcaklıkların hafta boyunca birçok gün 40 santigrat derecenin üstüne çıkmasının beklendiğini belirtmişti.

27 üyeli Avrupa Birliği’nin de aralarında olduğu bazı ülkeler, iklim değişikliğine neden olan fosil yakıt tüketiminin zaman içinde terk edilmesi konusunda tüm ülkelerin BM iklim müzakerelerinde hemfikir olmasını umuyor.

Aşırı hava sıcaklıkları milyonlarca Amerikalı’nın hayatını da olumsuz etkiledi. Güney California sıcaklardan en fazla etkilenen yerlerden.

ABD California sıcaklarla boğuşuyor

California’da dün aşırı sıcaklar nedeniyle klima kullanımı enerji sıkıntısına neden olmuştu. California’da 32 milyon tüketiciye hizmet veren enerji ağı operatörü ISO bugün talebi karşılamaya yetecek kadar rezervinin olduğunu açıkladı.

ISO 2020 yılının Ağustos ayında birkaç gün boyunca dönüşümlü olarak elektrikleri kesmiş ve 800 bin kadar ev ve işyeri bu durumdan etkilenmişti.

Meteorologlar California’nın en büyük kenti Los Angeles’ta sıcaklıkların 21-25 Temmuz arasında her gün en az 32,8 santigrat dereceye çıkmasını bekliyor. Bu da mevsim normallerinin oldukça üzerinde.

Yangınlar Atina’nın batısında 5 gündür devam ediyor

Avrupa’nın güneyi de turizm mevsiminin zirve yaptığı dönemde rekor hava sıcaklıklarıyla karşı karşıya. Bu da sağlık sorunları ve ölüm riskini arttırıyor.

Yunanistan, Atina’nın batısında 5 gündür devam eden yangınları söndürmek için hala çalışıyor. Ülke bugünden itibaren yeni bir sıcak hava dalgasının etkisi altına girecek.

Pazartesi günü Atina çevresinde yayılan yangına müdahale eden itfaiye ekipleri havadan destek alıyor. Kıbrıs, Fransa, İsrail ve İtalya da bölgeye ekipler gönderdi.

Yangın 100’den fazla evin ve işyerinin büyük hasar almasına neden oldu. Hükümet bugün yangından etkilenen aileler için mali yardım ve kira desteği açıkladı.

Rodos adasındaki ormanlarda ve Yunanistan’ın güneyindeki Lakonya bölgesinde çıkan yangınlar bugün söndürüldü.

Uzmanlar gelecek günlerde hızla geniş alanları etkileyebilecek yeni yangınlar konusunda halkı uyardı.

Cumartesi ve Pazar günleri ülkede sıcaklıkların 45 santigrat dereceyi bulması bekleniyor. Kültür Bakanlığı tüm tarihi binaların öğlen 12 ile akşamüstü 17.30 arası kapalı kalacağını açıkladı.

Çin’de iç bölgeler kavurucu sıcaklarla yüz yüze

İklim olaylarıyla boğuşan bir diğer ülkeyse Çin. Şanghay ve Pekin’in de aralarında olduğu bazı kentler su baskınlarına hazırlanırken iç bölgeler kavurucu sıcaklarla yüz yüze.

Geçmişte Çin’de yağmurların zirve yaptığı mevsim Temmuz sonuydu ancak fırtınalar gittikçe daha yoğun ve öngörülemez hale geldi. Birçok megakent kötü drenaj nedeniyle su baskını tehdidiyle karşı karşıya.

Finans merkezi Şanghay’a bugün saatte 125 milimetre yağmur düşmesi bekleniyor.

Şanghay’da yollar araçların sürüklendiği nehirlere dönüştü, sosyal medya videoları yayaları diz boyuna kadar yükselen suların içinde yürümeye çalışırken gösteriyor.

Başkent Pekin’de yetkililer, onlarca pompa istasyonunu önceden boşaltmak ve yollardaki binlerce su drenaj çıkışını temizlemek için 2.600’den fazla kişiyi görevlendirdi. Banliyölerde ve dağlık bölgelerde çok sayıda otobüs seferi durduruldu.

Jiangxi eyaletinde ise ülkenin en büyük içme suyu kaynaklarından Poyank Gölü’nde su seviyesi 1951’den bu yana en düşük seviyesine indi.

35 santigrat derecenin üzerindeki sıcaklıklar ülkenin birçok bölgesinde etkili oluyor. Şincan’ın kuzeybatısında sıcaklıklar Pazar günü rekor kırarak 52,2 dereceye çıkmasının ardından yüksek seyretmeye devam ediyor. Gansu eyaletinde bazı bölgelerde aşırı sıcaklara karşı uyarı yapılırken bazı yerler ise sel ve toprak kayması tehdidi altında.

Yetkliler Çin’in yoğun nüfusu ve su kaynaklarının eşit dağılmaması nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerine çok açık olduğu uyarısında bulunuyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Putin: Ukrayna’nın Karşı Saldırı Batı’nın Desteğine Rağmen başarısız Oldu

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın başlattığı karşı saldırının Batılı ülkelerin askeri ve mali desteğine rağmen başarısız olduğunu söyledi. Putin,  “Ne Kiev rejimine pompalanan devasa kaynaklar ne de Batılı silahlar, tanklar, toplar, zırhlı araçlar ve füzeler işe yarıyor” ifadesini kullandı.

Polonya’yı eski Sovyet coğrafyasında “toprak hırsı” gütmekle itham eden Vladimir Putin, Moskova’nın müttefiki olan, Polonya’nın komşusu Belarus’u olası saldırılara karşı korumak için elindeki her türlü aracı kullanacağı uyarısında bulundu.

Rusya Devlet Başkanı Putin, “Belarus söz konusu olduğunda, Birlik Devleti’nin bir parçasıdır ve Belarus’a saldırmak Rusya Federasyonu’na saldırmak anlamına gelecektir. Buna elimizdeki tüm imkanlarla karşılık vereceğiz” diye konuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Güvenlik Konseyi toplantısında konuştu. Sputnik’in aktardığına göre Putin, “Ne Kiev rejimine aktarılan devasa kaynaklar ne Batı yapımı silahların, tankların, zırhlı araçların, füzelerin ne de ordumuzun hatlarını yarmaları için Ukrayna’ya gönderilen binlerce yabancı paralı asker ve danışmanın bir yardımı oldu” dedi.

“Dünyanın tamamı, övüle övüle göklere çıkarılan ve yenilmez olduğu söylenen Batı tanklarının alev alev yandığını görüyor” diye ekleyen Rusya devlet başkanı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Fakat en önemlisi, Ukrayna ordusu birimleri, intihar saldırısı denebilecek saldırıları sonucunda büyük kayıplar verdiler. On binlerce insanlarını kaybettiler. Ukraynalılar da gittikçe daha sık, çok meşru olan soruyu sormaya başlıyor: Ne için, kimin bencilce çıkarları için ölüyor akrabalarımız ve yakınlarımız? Onlar da yavaş yavaş ayılıyorlar.”

Avrupalıların, devletlerinin Ukrayna’ya yaptığı yardımlar konusundaki düşüncelerinin de değiştiğini kaydeden Putin, “Avrupalılar ve Avrupalı elitler Ukrayna’ya yapılan yardımları, çöpe atılmış para ve çabalar olarak görmeye başladılar. Bunun, okyanusun ötesindeki hegemonun, çıkarlarına hizmet ettiğini görüyorlar. Zira Avrupa’nın zayıflaması da Ukrayna krizinin sonsuza dek sürmesi de bu ülkenin (ABD) işine yarıyor” dedi.

Rusya Devlet Başkanı, bununla beraber bazı Doğu Avrupa liderlerinin, Ukrayna’da yaşanan trajediyi izlerken “ellerini ovuşturduklarını” kaydetti ve ekledi:

“Basında yer alan ve Polonya-Litvanya-Ukrayna birleşimi olarak anılan planları da görmezden gelemem. Ukrayna topraklarında kullanılması için düzenli bir askeri birim oluşturulacağından söz ediyorlar. Bu birimin, Batı Ukrayna’nın güvenliğini sağlamak adına da kullanılacağını söylüyorlar. İşin aslı, bu toprakları işgal etmek istiyorlar. Nitekim Polonyalı paralı askerlerin, Ukrayna’nın Lviv kenti ya da başka yerlerine girmeleri halinde orada sonsuza dek kalacakları açık.

Kiev rejimi kendini kurtarmak ve varlığını sürdürmek adına her şeyi yapacaktır; Ukrayna halkı, egemenlik ya da ulusal çıkarlar umurlarında değil. Polonyalı liderlere gelince, belli ki istedikleri, NATO şemsiyesi altında bir koalisyon oluşturarak Ukrayna krizine doğrudan müdahil olmak. Bunu da, Ukrayna topraklarından büyükçe bir lokmayı kendilerine ayırmak için yapıyorlar ve tarihi olarak kendilerine ait saydıkları Batı Ukrayna’yı ‘geri almayı’ planlıyorlar.”

“Onların Belarus topraklarıyla ilgili hayalleri olduğunu da biliyoruz” diye devam eden Putin, şu vurguyu yaptı: “Nasıl bir politika izleyeceği Ukrayna rejiminin kendi bileceği iş, ancak Belarus’a karşı, yani onlarla oluşturduğumuz Birlik Devleti’ne karşı saldırganlık sergilemek, Rusya’ya karşı saldırganlık göstermek anlamına gelecektir. Buna da elimizdeki tüm imkanlarla yanıt verilecektir. O nedenle bu planları yapanların, planlarının sonuçlarını iyice düşünmeleri gerekir.”

‘Polonya’nın batı toprakları, Stalin’in Polonyalılara hediyesidir’

Bununla beraber Rusya Devlet Başkanı, Polonya’nın şu anki topraklarına ilişkin, “Polonya, Sovyetler Birliği sayesinde, Stalin’in sayesinde batıda önemli topraklar aldı. Almanya’nın topraklarından söz ediyorum. Bugünkü Polonya’nın batı toprakları, Stalin’in Polonyalılara hediyesidir. Varşova’daki dostlarımız bunu unutmuşa benziyor. Ancak bizler unutmadık” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Buğday Fiyatları Tırmandı; AB: Rusya Gıda Krizinden Sorumlu

Tahıl Koridoru Anlaşmasını askıya alan Rusya’ya tepki gösteren Avrupaa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Rusya’nın büyük bir küresel gıda arzı krizinden sorumlu olduğunu ifade etti.

Josep Borrell ayrıca Rusya’yı Ukrayna’nın liman kenti Odessa’daki tahıl depolama tesislerini kasten vurmakla suçladı; saldırıların gıda krizini daha da derinleştireceğini söyledi.

Rusya’nın pazartertesi gününden bu yanan Odessa’ya yönelik saldırılarında, Ukraynalı yetkililerin verdiği bilgiye göre 60 bin ton civarında tahıl harap oldu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Odessa’ya saldırıların tahıl anlaşmasının askıya alınmasıyla bağlantılı olduğunu savunarak Rusya’nın tahıl anlaşması altyapısını kasıtlı bir şekilde hedef aldığını savundu.

Ukrayna Tarım Bakanı Mikola Solskyi altyapıda meydana gelen hasarın tamamen giderilmesinin en az bir yıl alacağını söyledi. Rusya Savunma Bakanlığı ise saldırıların hedefini cephane depoları ve askeri tesisler olarak açıklamıştı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, taleplerinin karşılanması halinde tahıl anlaşmasına geri döneceğini söyledi. Bu talepler arasında Rusya’nın tarım bankasının küresel bir ödeme sistemine yeniden kabul edilmesi de yer alıyor.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “20 Temmuz 2023 tarihinde Moskova saatiyle 00:00’dan itibaren Karadeniz’den Ukrayna limanlarına giden tüm gemiler potansiyel askeri kargo taşıyıcısı olarak kabul edilecektir” denildi.

Açıklamada “Bu tür gemilerin bayrak devletleri, Kiev rejiminin yanında Ukrayna çatışmasına dahil olmuş sayılacaktır” ifadesi kullanıldı.

Bir Beyaz Saray sözcüsü Rusya’yı sivil gemilere yönelik saldırılardan Ukrayna’yı sorumlu tutmayı planlamakla suçladı.

Türkiye ve BM’nin Rusya ve Ukrayna ile ayrı ayrı imzaladığı anlaşma, savaş sırasında Ukrayna tahılının dünya pazarlarına ihracatını düzenliyordu.

Rusya ile imzalanan diğer anlaşma, Rus tahıl ve gübre ihracatının Batı’nın uyguladığı yaptırımlardan etkilenmemesini güvence altına alıyordu. Rusya, bu konuda yeterli adımların atılmadığı gerekçesiyle daha önce anlaşmayı uzatmama tehdidinde bulunmuştu.

Avrupa borsalarında buğday fiyatları Çarşamba günü bir önceki güne göre yüzde 8,2 artarak ton başına 253,75 euro’ya yükseldi. Mısır fiyatları da yüzde 5,4 arttı.

ABD buğday vadeli işlemleri Çarşamba günü %8,5 artarak Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana en yüksek günlük artışını gerçekleştirdi.

Marex Capital analisti Charlie Sernatinger, bu tür bir tırmanma tehdidinin “hem Rusya hem de Ukrayna’nın Karadeniz’den su yoluyla yapılan tüm tahıl sevkiyatlarını kesebileceğini” ve bunun da savaşın başlangıcındakine benzer bir duruma neden olacağını söyledi.

A/C Trading’in başkanı Jim Gerlach’a göre “Ukrayna’da işler yeniden kızıştı. Orada gerçek bir çatışma yaşanıyor ve kimse bunun ortasında kalmak istemiyor. Orası Avrupa’nın ekmek sepeti ve nakliyeciler geri çekiliyor.”

Paylaşın

Kadınlar Dünya Kupası Öncesi Silahlı Saldırı: 2 Ölü

FIFA (Uluslararası Birlik Futbolu Federasyonu) Kadınlar Dünya Kupası’nın başlamasına saatler kala Yeni Zelanda’nın Auckland şehir merkezindeki yüksek katlı şantiyeyi basan silahlı bir kişi, işçilere ateş ederek iki kişiyi öldürdü.

Silahlı saldırı da dört sivilde yaralandı. Saldırgan, bir polis memurunun yaralandığı çatışmanın ardından ölü ele geçirildi. Çatışma, Norveç Takımı ve diğer futbol takımlarının kaldığı otellerin yakınında meydana geldi.

Yeni Zelanda Başbakanı Chris Hipkins saldırının bir terör olayı olarak değerlendirilmediğini belirtti ve turnuvanın planlandığı gibi başlayacağını ifade etti.

Hipkins, polisin tehdidi etkisiz hale getirdiğine dair halka güvence verdi ve devam eden herhangi bir risk olmadığını vurguladı. Başbakan, saldırının arkasında herhangi bir siyasi ya da ideolojik motivasyonun tespit edilmediğini belirtti.

Hipkins ayrıca “açılan ateşe ve doğrudan tehlikeye koşan Yeni Zelanda Polisi’nin cesur erkek ve kadınlarına” teşekkür etti.

Polis Komiseri Andrew Coster, silahlı saldırganın daha önce şantiyede çalışmış 24 yaşında bir genç olduğunu ve saldırıyı gerçekleştirme motivasyonunun şantiyedeki işiyle bağlantılı göründüğünü söyledi.

Coster, silahlı saldırganın aile içi şiddet geçmişi olduğunu ve ev hapsi cezası aldığını ancak Queen Street’in alt kısmındaki şantiyede çalışmak için muafiyeti olduğunu söyledi.

Silahlı saldırgan sabah 7:20 sularında ateş etmeye başladı. Coster, birçok işçi kaçarken ya da saklanırken saldırganın bina içinde dolaşarak insanlara ateş ettiğini söyledi.

Coster, silahlı saldırganın daha sonra üçüncü kattaki bir asansör boşluğuna barikat kurduğunu, özel harekat polislerinin üst ve alt katları emniyete aldıktan sonra saldırganla çatışmaya girdiğini söyledi.

Coster, “Saldırgan polise ateş ederek bir memuru yaraladı,” dedi. “Karşılıklı ateş açıldı ve saldırgan daha sonra ölü bulundu.”

Coster, silahlı saldırganın polis tarafından mı vurulduğunun yoksa kendisinin mi intihar ettiğinin henüz netlik kazanmadığını söyledi. Saldırganın silah ruhsatı olmadığını ve bu nedenle silah bulundurmaması gerektiğini söyledi.

Belediye Başkanı Wayne Brown da tüm FIFA personeli ve futbol takımlarının güvende olduğunu belirtti. Spor Bakanı Grant Robertson ise güvenlik için ek polis güçlerinin görev yapacağını belirtti.

Yeni Zelanda 2019 yılında, bir silahlı saldırganın Christchurch kentindeki iki camide 51 kişiyi katletmesinden haftalar sonra, ülkenin en kötü toplu katliamında saldırı silahlarını yasakladı.

Bunu takip eden bir geri alım programıyla silah sahipleri 50.000’den fazla AR-15 tarzı tüfeği ve diğer saldırı silahlarını polise teslim etti.

Kadınlar Dünya Kupası’nın açılış maçı Türkiye saatiyle 10:00’da Yeni Zelanda ve Norveç arasında oynanacak.

Paylaşın

Tahıl Koridoru Anlaşması: Rusya’dan BM’ye Üç Ay Süre

Bu gece yarısından itibaren Karadeniz’de Ukrayna’ya doğru giden tüm gemilerin potansiyel askerî hedef sayılacağını bildiren Rusya, Tahıl Koridoru Anlaşması’nın koşullarını yerine getirilmesi için Birleşmiş Milletlere (BM) üç ay süre verdi.

Türkiye ve BM’nin Rusya ve Ukrayna ile ayrı ayrı imzaladığı anlaşma, Ukrayna tahılının dünya pazarlarına ihracatını düzenlerken, Rusya ile imzalanan diğer anlaşma, Rus tahıl ve gübre ihracatının Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımlardan etkilenmemesini güvence altına alıyordu. Rusya, bu konuda yeterli adımların atılmadığı gerekçesiyle daha önce de defalarca anlaşmayı uzatmama tehdidinde bulunmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zaharova, Rus tahıl ve gübresinin ihracatıyla ilgili anlaşmanın uygulanması ve Rusya’nın masaya dönmesi için topun BM’de olduğunu belirterek “Rusya-BM memorandumu, aynen alıntılıyorum, üç yıllığına yürürlükte kalacaktır. Taraflardan birinin anlaşmadan çekilmek istemesi durumunda üç ay önceden bildirimde bulunması gerekmektedir. Biz şu an bu bildirimde bulunmuş oluyoruz” diye konuştu.

Buna göre BM’nin somut sonuçlar ortaya koymak için üç ay süresi bulunduğunu belirten Zaharova, “Dolayısıyla BM Sekreterliği’ndekiler mikrofonlara koşmasınlar, bu üç ayı somut sonuçlara ulaşmak için kullansınlar. Somut sonuçlar çıkarsa bu kapsamlı konuda görüşmelere geri döneriz” ifadelerini kullandı.

Rusya ayrıca, Tahıl Koridoru Anlaşması ile ilgili yaşanan gerginliğin ardından Karadeniz’de Ukrayna yönüne gitmekte olan yük gemilerini potansiyel askerî hedef olarak göreceğini bildirdi.

Rusya Savunma Bakanlığından yapılan açıklamada, “20 Temmuz Moskova saatiyle gece yarısı saat 00.00’dan itibaren Karadeniz’de, Ukrayna limanlarına doğru seyretmekte olan tüm gemiler, potansiyel askerî kargo taşıyıcısı olarak değerlendirilecektir. Bu gemilerin bayrak devletleri, Kiev rejimi yanında Ukrayna ihtilafına taraf olmuş sayılacaktır” ifadesine yer verildi. Karadeniz’in kuzeydoğu ve güneydoğu kesimlerindeki uluslararası karasuları, seferler açısından “geçici olarak tehlikeli” ilan edildi.

Rusya Pazartesi günü, Türkiye ve Birleşmiş Milletler (BM) arabuluculuğunda geçen yıl Temmuz ayında İstanbul’da imzalanan Tahıl Koridoru Anlaşmasını, Rusya’ya yönelik taahhütlerin yerine getirilmediği gerekçesiyle askıya almıştı. Türkiye ve BM’nin Rusya ve Ukrayna ile ayrı ayrı imzaladığı anlaşma, Ukrayna tahılının dünya pazarlarına ihracatını düzenlerken Rusya ile imzalanan diğer anlaşma, Rus tahıl ve gübre ihracatının Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımlardan etkilenmemesini güvence altına alıyordu. Rusya, bu konuda yeterli adımların atılmadığı gerekçesiyle daha önce de defalarca anlaşmayı uzatmama tehdidinde bulunmuştu.

Ukrayna’dan devriye çağrısı

Ukrayna ise Türkiye’nin boğazlardan geçişlere izin vermesi durumunda anlaşmanın Rusya’sız da devam ettirilebileceğini savunmuş, ayrıca Karadeniz’e kıyısı bulunan ülkelere yük gemilerinin güvenliğini sağlama çağrısı yapmıştı. Rusya ise Ukrayna’yı, Karadeniz tahıl koridorunu askerî amaçlarla suistimal etmekle suçluyor.

Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Danışmanı Mihail Podolyak Çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Türkiye, Bulgaristan gibi bölgeyle irtibatlı ülkeleri içerecek bir askerî devriye oluşturmak için” BM tarafından görevlendirme yapılması önerisini gündeme getirdi.

“Batı anlaşmayı siyasi şantaj aracına dönüştürdü”

Karadeniz’de gerilim artarken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batılı ülkeleri, tahıl anlaşmasını siyasi amaçlarına alet etmekle suçladı. Putin, “Batı, gerçekten ihtiyacı olan ülkelere yardım etmek yerine anlaşmayı siyasi şantaj için kullandı, anlaşmayı küresel tahıl pazarındaki çokuluslu şirketler ve spekülatörleri zenginleştirmeye yönelik bir araca dönüştürdü” suçlamasında bulundu.

Tahıl anlaşmasının mevcut haliyle tüm anlamını yitirdiğini belirten Putin, Rusya’nın taleplerinin bütünüyle karşılanması durumunda tahıl anlaşmasına geri dönmeyi düşüneceklerini de sözlerine ekledi. Rusya’nın öncelikli talepleri arasında, tarım ürünleri ihracatında faaliyet gösteren Rus bankalarının SWIFT ödeme sistemine erişiminin sağlanması bulunuyor.

60 bin ton tahıl harap oldu

Rusya’nın, Ukrayna’nın liman kenti Odessa’ya Pazartesi başlattığı hava saldırıları Salı gecesi de sürdü. Çok sayıda füze ve silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) düzenlenen saldırılarda Ukrayna verilerine göre 60 bin tondan fazla tahıl harap oldu.

Ukrayna Tarım Bakanı Mykola Solskyi, saldırılarda Odessa ve Çornomorsk limanlarındaki tahıl depoları ve altyapının kasıtlı olarak hedef alındığını kaydetti. Solskyi, Salı gecesi Odessa yakınındaki Çornomorsk limanında ihracat için depolanan 60 bin tonluk tahılın harap olduğunu belirterek altyapıda meydana gelen hasarın tamamen giderilmesinin en az bir yıl alacağını söyledi. Rusya Savunma Bakanlığı ise saldırıların hedefini cephane depoları ve askeri tesisler olarak açıklamıştı.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de, Odessa’ya saldırıların tahıl anlaşmasının askıya alınmasıyla bağlantılı olduğunu savunarak Rusya’nın tahıl anlaşması altyapısını kasıtlı bir şekilde hedef aldığını savundu. Zelenskiy, “Her Rus füzesi sadece Ukrayna değil, dünyada normal ve güvenli bir yaşam sürdürmek isteyen herkes için bir darbedir” dedi.

Rusya ise Odessa’ya saldırıların, 2014’te ilhak ettiği Kırım Yarımadası’nı Rus ana karasına bağlayan köprüye düzenlenen saldırıya misilleme amacı taşıdığını bildirmişti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Kuzey Kore İki Balistik Füze Daha Fırlattı

ABD’ye ait askeri denizaltının Güney Kore’ye demirlemesinden saatler sonra Kuzey Kore, iki balistik füze fırlattı. Japonya, ilk füzenin 50 km irtifaya ulaştığını ve 550 km menzil kat ettiğini, ikincisinin ise 50 km kadar yükseğe çıkarak 600 km uçtuğunu duyurdu.

Son fırlatma, Kuzey Kore’nin en son Hwasong-18 kıtalararası balistik füze denemesinden yaklaşık bir hafta sonra gerçekleşti. Pyongyang yönetimi önceki denemeyle ilgili “ABD ve diğer düşmanlara karşı bir uyarı” şeklinde açıklama yapmıştı.

ABD’ye ait bir balistik füze denizaltısının Güney Kore’ye ait limana ulaşmasından birkaç saat sonra Kuzey Kore iki balistik füze denemesinde bulundu. Kuzey Kore’nin füze fırlattığına dair bilgi Japonya ve Güney Kore orduları tarafından duyuruldu.

Ohio sınıfı nükleer silahlı bir balistik füze denizaltısı olan USS Kentucky, ülkenin güneydoğusundaki Busan limanına yanaştı.

Denizaltının gelişi ABD ile Güney Kore’nin, Kuzey Kore’ye karşı askeri işbirliğini geliştirdiğibir döneme rastlıyor. İki ülkenin işbirliği kapsamında 40 yıl sonra ilk kez bir ABD denizaltısı Güney Kore sularına demirlemiş oldu. Washington ve Seul, Kuzey Kore ile bir nükleer savaş durumunda karşı ülkeye nasıl karşılık verileceğine dair koordinasyonlara başlamıştı.

Denizaltına çıkan Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, denizaltının gelişinin ittifakın ABD’nin stratejik varlıklarını konuşlandırma ve nükleer koruma sağlaması yönündeki kapasitesini vurguladığını söyledi.

Yoon yaptığı konuşmada, “Kuzey Kore’nin nükleer bir provokasyon düşünmesini imkansız hale getireceğiz. Eğer böyle bir şey yaparsa bunun rejiminin sonu olacağı konusunda açıkça uyardık” dedi.

Japonya Savunma Bakanlığı, Kuzey Kore tarafından ateşlenen her iki füzenin de Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesinin dışına düştüğünü açıkladı.

Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı, Pyongyang yönetimine bu tür fırlatmaları durdurma çağrısında bulundu. Güney Kore ordusundan yapılan açıklamada, “Kuzey Kore’nin art arda balistik füze fırlatmasını, Kore Yarımadası’nın ve uluslararası toplumun barış ve istikrarına zarar veren ve BM Güvenlik Konseyi kararlarının açık bir ihlali olan ciddi provokatif eylemler olarak şiddetle kınıyoruz” denildi.

ABD ordusu füze fırlatmalarından haberdar olduğunu ve müttefikleri ve ortaklarıyla yakın istişare halinde olduğunu bildirdi.

ABD Hint-Pasifik Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada fırlatılan füzelerin ABD ya da müttefikleri için acil bir tehdit oluşturmadığı ancak bu olayların Kuzey Kore’nin yasadışı silah programının istikrarı bozucu etkisinin altını çizdiği belirtildi.

Japonya Savunma Bakanı Yasukazu Hamada gazetecilere yaptığı açıklamada, ilk füzenin 50 km irtifaya ulaştığını ve 550 km menzil kat ettiğini, ikincisinin ise 50 km kadar yükseğe çıkarak 600 km uçtuğunu söyledi. Hamada, Japonya’nın Kuzey Kore’yi diplomatik kanallar aracılığıyla protesto ettiğini söyledi.

Son fırlatma, Kuzey Kore’nin en son Hwasong-18 kıtalararası balistik füze denemesinden yaklaşık bir hafta sonra gerçekleşti. Pyongyang yönetimi önceki denemeyle ilgili “ABD ve diğer düşmanlara karşı bir uyarı” şeklinde açıklama yapmıştı.

Kuzey Kore’ye kaçan ABD askeri

Diğer yandan disiplin cezasıyla karşı karşıya olan Güney Kore’deki bir ABD askerinin yasadışı şekilde Kuzey Kore geçmesiyle ayrı bir kriz yaşanıyor. ABD Ordusu askerin kimliğini 2021 yılında birliğe er Travis T. King olarak açıkladı.

ABD Savunma Bakan Lloyd Austin, askerin salı günü iki Kore arasındaki sınırda bulunan Ortak Güvenlik Bölgesi’nde oryantasyon turundayken “kasıtlı olarak ve yetkisiz bir şekilde” Kuzey Kore’ye geçtiğini söyledi. Askerin akıbetini belirlemeye çalışan ABD’li yetkililer King’in Kuzey Kore’nin gözetimi altında olduğuna inandıklarını belirtti.

Seul’deki Ewha Üniversitesi profesörlerinden Leif-Eric Easley, “Kuzey Kore’nin son balistik füze ateşlemesinin muhtemelen bir Amerikan askerinin sınırı geçmesiyle ilgisi yok, ancak böyle bir olay da sorunların çözümüne yardımcı olmuyor” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

WMO’dan “Aşırı Sıcak” Uyarısı: Kalp Krizi Ve Ölüm Riskini Tetikliyor

Sıcak havalar nedeniyle artan kalp krizi riski konusunda uyarı yapan Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), sıradışı seyreden hava sıcaklıklarının kalp krizi kaynaklı ölüm riskini arttırdığını bildirdi.

WMO tarafından yapılan açıklamada “Etkisini hissettiren sıcak hava dalgasıyla birlikte Kuzey Amerika, Asya ve Kuzey Afrika’da hava sıcaklıkları uzun süre 40 derecenin üzerinde seyredecek. Çoğunlukla gündüz maksimum seviyeye ulaşan sıcaklıklara odaklanılıyor ancak gece yüksek seyreden sıcaklıklar özellikle yaşlılar ve çocuklar için risk oluşturuyor” denildi.

Uzmanlar ise mevcut hava sıcaklıklarının daha da artabileceğini, Avrupa’da etkili olan ve Türkiye’yi de vuran sıcak hava dalgasının etkisini daha da arttırabileceğini belirtiyorlar.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), kuzey yarımkürede görülen aşırı sıcak hava dalgalarının bu hafta içinde yeni sıcaklık rekorlarına yol açacağını duyurdu. Örgüt, Kuzey Amerika, Asya, Kuzey Afrika ve Akdeniz’de bu hafta sıcaklığın, pek çok yerde 40 derecenin üzerinde seyredeceğini, bunun nedeninin de sıcak hava dalgalarının artması olduğunu açıkladı.

WMO, önümüzdeki günlerde, gündüz sıcaklıklarının yanı sıra, geceleri ölçülen sıcaklıklarda da yeni rekorlar kırılabileceği uyarısında bulunarak, bu nedenle kalp krizi riskinin ve can kayıplarının artabileceğine dikkat çekiyor.

Asıl riskin gece düşmeyen hava sıcaklığı olduğunu, bunun da insan sağlığı için en büyük tehlikeyi beraberinde getirdiğini vurgulayan WMO, özellikle de risk grubu diye adlandırılan kesimler için, geceleri yüksek seyreden sıcaklıkların büyük risk oluşturduğuna işaret ediyor. Bunun nedeninin de vücudun gece de dinlenememesi ve kendini yenileyememesi olduğu belirtiliyor.

WMO uzmanlarının basın mensuplarıyla düzenlediği toplantıda ayrıca şu dönem Avrupa’da yaşanan sıcak hava dalgalarının gelecekte daha da artacağı öngörüsü paylaşıldı. WMO’nun aşırı sıcaklıkla ilgili araştırmacıları arasında yer alan John Nairn’e göre dünya artık giderek daha da artan sıcak hava dalgalarına hazır olmalı; zira sıcak hava dalgaları sadece artmakla kalmayacak, yaşanan bu dalgalardaki yoğunluk da artış gösterecek.

WMO uzmanı Nairn, 1980’lerden beri kuzey yarımkürede meydana gelen aşırı sıcak hava dalgalarının altı kat arttığını da vurgulayarak, bu durumun insan sağlığını ve yaşam alanını çok ciddi bir şekilde tehdit ettiğini ifade etti.

Güncel bir araştırmaya göre geçen yıl sadece Avrupa’da aşırı sıcaklarla bağlantılı sağlık sorunları yüzünden 61 bin kişi hayatını kaybetti. Sıcak hava dalgaları insan ve hayvan sağlığı kadar, sebebiyet verdiği orman yangınları nedeniyle çevre açısından da en önemli tehditlerinden birini oluşturuyor.

Paylaşın