Kadın, Arkadaşıyla Kahve İçerken Göktaşı Çarptı

Fransa’da 6 Temmuz günü inanılmaz derecede sıra dışı bir olay meydana geldi. Kimliği henüz açıklanmayan bir kadına, terasta bir arkadaşıyla kahve içerken göktaşı çarptı.

Fransız gazetesi Les Dernières Nouvelles d’Alsace’ye göre, söz konusu kişi son derece nadir yaşanan bu olaydan sağ kurtulan ilk kişi olabilir.

Gazeteye verdiği röportajda kadın, “Yanımızdaki çatıdan büyük bir ‘boom’ sesi geldiğini duydum. Bir saniye sonra kaburgalarımda bir şok dalgası hissettim. Önce hayvanlardan, özellikle de yarasadan şüphelendim” diye konuştu.

Bazı hesaplamalara göre, bir insana meteorit çarpma olasılığı kabaca büyük piyangoyu iki kez kazanma veya yazı tura atıp arka arkaya 44 kez tura gelme olasılığına eşit.

NASA her gün kabaca 48 tonluk göktaşının Dünya’ya indiğini tahmin etse de bunların çok büyük kısmı insansız bölgelere veya denizlere düşüyor.

Kadına çarpan gizemli nesneyi inceleyen jeolog Thierry Rebmann, cismin demir ve silikon karışımından oluştuğunu tespit etti. Bu da nesnenin gerçekten bir göktaşı olma ihtimalini kuvvetlendiriyor.

Rebmann, “Ilıman ortamlarda onları bulmak çok zordur” dedi: Çünkü bu ortamlarda diğer elementlerle birleşirler. Öte yandan çöl ortamında onları daha kolay buluruz.

İnsanlara göktaşlarının çarptığına dair çok az sayıda tarihi kayıt var.

1954’te ABD’de bir kadına 9 kiloluk göktaşı çarptığı biliniyor. Bu göktaşı evin tavanını delerek kadının üzerine düşmüştü. Bu olay, göktaşının bir insana çarptığı, doğrulanmış tek vaka diye de anılıyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Rusya – Ukrayna Savaşı’nda 9 Bin 287 Sivil Hayatını Kaybetti

Rusya – Ukrayna Savaşı’nda 9 bin 287 sivilin hayatını kaybettiği, 16 bin 384 kişinin de yaralandığı açıklandı. Savaşta çocukların en fazla etkilenen grup arasında yer aldığını ifade edilirken, 537 çocuğun öldürüldüğü bildirildi.

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde düzenlenen Ukrayna oturumunda, katılımcılar Rusya’ya savaşı sonlandırma ve Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’na dönme çağrısı yaptı.

BM Siyasi ve Barış İnşası İşlerinden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, burada yaptığı konuşmada, Rusya’nın Ukrayna savaşının üzerinden 500 gün geçtiğini, bu dönemin Ukrayna halkı için ” cehennem” gibi olduğunu söyledi.

DiCarlo, savaşın başlangıcından bu yana teyit edilen bilgilerin 9 bin 287 sivilin hayatını kaybettiğini, 16 bin 384 kişinin ise yaralandığını gösterdiğini belirtti.

Çocukların en fazla etkilenen grup arasında yer aldığını ifade eden DiCarlo, 537 çocuğun öldürüldüğünü bildirildi.

DiCarlo, bu yıl 79 ülkeden yaklaşık 345 milyon kişinin gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalacağının öngörüldüğünü kaydedilerek, “Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması 33 milyon ton gıdanın ihracatını sağladı. Küresel gıda fiyatlarını düşürdü.” açıklamasında bulundu.

BM ve Rusya arasındaki mutabakat zaptının da somut sonuçlar verdiğini aktaran DiCarlo, BM’nin çabalarını sürdürmeye devam edeceğini söyledi.

İngiltere Dışişleri Bakanı James Cleverly ise Rus kamplarında yaklaşık 19 bin Ukraynalı çocuğun bulunduğunu belirterek, “Rusya Ukrayna’nın kimliğini ve kültürel tarihini çocukları savaş aracı olarak kullanarak silmek istiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“Dünya izliyor ve Rusya sorumlu tutulacaktır.” vurgusunda bulunan Cleverly, savaşın sadece Ukrayna halkını değil, tüm dünyadaki muhtaç toplumlara zarar verdiğini kaydetti.

Cleverly, “Rusya’ya masaya dönme ve Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nı sonsuz olarak uzatma ve tam olarak uygulama çağrısında bulunuyoruz” dedi.

Rusya’nın faaliyetlerinin “yemeği insanların ağzından aldığını” belirten Cleverly, savaşın bir 500 gün daha sürmesine izin verilmemesi gerektiğinin altını çizdi.

Zelenskiy BM Genel Sekreteri Guterresile görüştü

Öte yandan, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nı telefonda görüştü.

Zelenskiy, Telegram kanalından yaptığı açıklamada, Guterres ile telefon görüşmesi yaptığını bildirdi.

Guterres ile görüşmesinde Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nı ele aldıklarını belirten Zelenskiy, “Rusya’nın küresel gıda piyasasını istikrarsızlaşmaya çalıştığını ve Ukrayna’nın gıda ürünlerine bağlı çeşitli ülkelerdeki 400 milyon kişinin hayatını tehlikeye attığını” savundu.

Zelenskiy, “Tahıl anlaşmasının sürdürülmesi gerekiyor. Guterres ile gıda güvenliği ve Karadeniz’de gıda yollarının sağlanması amacıyla sorumlu devletlerle de birlikte çalışma konusunda mutabık kaldık” dedi.

Tahıl anlaşması

Türkiye, Ukrayna, Rusya ve BM arasında 22 Temmuz 2022’de İstanbul’da tahıl sevkiyatı anlaşması imzalanmıştı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nın durdurulduğunu belirterek, ilgili şartlar uygulandığında Rusya’nın anlaşmaya geri döneceğini dün bildirmişti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da söz konusu anlaşmaya, Batı’nın Rus gıda ve gübresine yaptırım uygulamaktan vazgeçmesi halinde döneceklerini açıklamıştı.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Türkiye ile BM’ye Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması’nı Rusya’sız sürdürme teklifini içeren mektup gönderdiğini belirterek, “Ukrayna, BM ve Türkiye, birlikte gıda koridorunun çalışmasını ve gemilerin denetlenmesini sağlayabilir.” ifadelerini kullanmıştı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Tahıl Koridoru Anlaşması: Rusya Çekildi

Mevcut şartlarda anlaşmaya katılımlarını durdurduklarını, gerekli koşullar sağlanırsa anlaşmaya geri döneceklerini söyleyen Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, “Anlaşma bugün itibariyle artık yoktur” dedi.

Temmuz 2022’de Birleşmiş Milletler ve Türkiye’nin arabuluculuğundan varılan anlaşma, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle limanlarda abluka altında olan Ukrayna tahılının güvenli bir şekilde ihraç edilmesini sağlayarak küresel gıda krizini hafifletmeyi amaçlıyordu.

RIA haber ajansı Kremlin’in kararını Türkiye, Ukrayna ve BM’ye bildirdiğini kaydetti.

Anlaşma Rusya’nın Ukrayna işgalinin neden olduğu küresel gıda krizini önlemek için Birleşmiş Milletler ve Türkiye arabuluculuğunda geçen yıl Temmuz ayında imzalanmıştı. Anlaşmayla, çatışmalar nedeniyle Karadeniz üzerinden Ukrayna tahılının dünya piyasalarına güvenli şekilde taşınmasına yeniden başlanması hedefleniyordu.

Birçok kez uzatılmış olan anlaşmanın süresi bugün doluyor. Rusya aylardır anlaşmayı bir kez daha uzatması için gerekli koşulların yerine getirilmediğini kaydediyor.

Rusya, anlaşma kapsamında sözü verilen kendi tahıl ve gübresini ihraç etmesini sağlayacak adımların atılmadığını söylüyor.

Rusya’nın gıda ve gübre ihracatı Batı’nın Ukrayna savaşı nedeniyle uyguladığı yaptırımlardan muaf olsa da Moskova ödeme, lojistik ve sigorta kısıtlamalarının ihracat önünde engel oluşturduğunu belirtiyor.

Moskova’nın temel taleplerinden biri Rus Tarım Bankası Rosselkhozbank’ın SWIFT sistemine yeniden bağlanmasıydı. Banka AB tarafından 2022 yılının Haziran ayında Rusya’nın işgali yüzünden sistemden çıkartılmıştı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, geçen hafta Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e bir mektup yazarak Karadeniz’den tahıl ihracatına birkaç ay daha izin vererek AB’ye Rosselkhozbank’ın şubesini SWIFT’e bağlamak için zaman tanımasını istediğini aktarmıştı.

Rusya bugün Ukrayna’yı gece saatlerinde Kırım köprüsüne deniz drone’larıyla saldırarak iki kişiyi öldürmekle suçladı.

Erdoğan: Dostum Putin’in…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Körfez ülkelerine ziyareti öncesi düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin temennisinin anlaşmanın devam etmesi olduğunu söyledi.

Erdoğan, “Diplomatik gayretlerimizi yoğunlaştırdık. Bugün yapılan açıklamaya rağmen dostum Putin’in bu insani köprünün devamını istediğine inanıyorum. Bu arada Dışişleri Bakanım muhatabıyla görüşmelerini yapacak. Ben de seyahatten döner dönmez Sayın Putin ile görüşeceğim. Kendisiyle Ağustos ayında Türkiye’de bir araya geldiğimizde tüm bu hususları konuşacağız” dedi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ayrıca Rus tahıl ve gübresinin sevkinin önünün açılması için nasıl hareket edilmesi gerektiğini de istişare edeceğiz…Temenni ediyorum ki bir mesafe alırız ve aralık vermeden yolumuza devam ederiz. Belki Ağustos ayını beklemeden Sayın Putin ile telefon görüşmesi gerçekleştirerek adımlarımızı atarız.”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin kendi gıda ihracatı ve diğer önemli düzenlemelerin önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik sözlerin tutulmadığını söylemiş ve anlaşmadan çekilebileceklerinin sinyalini vermişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Cuma günü Putin ile telefon görüşmesi sonrası yaptığı açıklamada, anlaşmanın yeniden uzatılacağına inandığını söylemişti.

Paylaşın

Ukrayna, Karşı Taarruz Harekatında Taktik Değiştirdi

Rusya’ya karşı başlatılan taarruzda verilen zararlar nedeniyle Ukrayna ordusunun taktik değiştirdiği top ve uzun menzilli füzelerle saldırılar düzenlediği ifade ediliyor.

Ukrayna’nın başlattığı karşı taarruz harekatının ilk iki haftasında sahaya sürdüğü silahların yüzde 20’sini kaybettiği, taktik değişiklikten sonra, kaybın yüzde 10 seviyelerine düştüğü belirtiliyor.

Yaklaşık 1 ay önce karşı taarruz harekatına başlayan Ukrayna ordusunun hızını azaltan en önemli faktörlerden birinin Rus güçleri tarafından döşenen mayın tarlaları olduğu belirtiliyor.

ABD merkezli New York Times gazetesi, Ukrayna ordusunun başlattığı karşı taarruz harekatının ilk iki haftasında sahaya sürdüğü silahların yüzde 20’sini kaybettiğini öne sürdü.

Amerikalı ve Avrupalı yetkililere dayandırılan habere göre, Ukrayna ordusunun kaybettiği silahların içinde Batı ülkelerinden gelen tanklar ve zırhlı personel taşıyıcıları da bulunuyor.

Gazete NATO tarafından eğitilen 47. Mekanize Birliği’nin elindeki 99 Bradley zırhlı muharebe aracının yüzde 30’unu iki haftada kaybettiğini, 33. Mekanize Birliği’ninse elindeki Almanya yapımı Leopard tanklarının üçte birini bir hafta içinde kaybettiğini yazdı.

Verilen zararlar nedeniyle Ukrayna ordusunun taktik değiştirdiği ve Rus güçlerine top ve uzun menzilli füzelerle saldırılar düzenlediği ifade edilirken, ilerleyen haftalarda kaybın yüzde 10 seviyelerine düştüğü belirtildi.

Rus savunma hattı nedeniyle Ukrayna ordusunun yaklaşık 100 kilometrelik ilerleme hedefinin sadece 8 kilometresini kat edebildiği ifade edildi.

Ukrayna ordusunun güney cephesinde yürüttüğü taarruz harekatında denize ulaşarak Rus güçlerini ikiye bölmeyi planladığı biliniyor.

Bir Ukrayna askeri bağlı olduğu birliğe ait droneların Velika Novosilka kasabasının güneyinde topçu ateşine yakalanan Batı yapımı zırhlı araçları görüntülediğini söyledi.

İsminin Igor olduğunu söyleyen asker, “Hepsi yandı. Herkes bir ilerleme olmasını umuyor” diye konuştu.

Mayın tarlaları yavaşlatıyor

Yaklaşık 1 ay önce karşı taarruz harekatına başlayan Ukrayna ordusunun hızını azaltan en önemli faktörlerden birinin Rus güçleri tarafından döşenen mayın tarlaları olduğu belirtiliyor.

Konuyu gündeme taşıyan Washington Post gazetesi, ülkenin doğusunda ve güneyinde yürütülen harekat öncesi sürecin uzun tutulması nedeniyle Rus ordusunun savunma hazırlıkları için yeterli zamanı bulduğunu ve elinde tuttuğu bölgelerin 5-15 kilometre önlerine kadar anti-tank, anti-personel mayınları ve tuzak telleri döşediğini bildirdi.

Mayın tarlalarının sıklığı nedeniyle Kiev güçlerinin strateji değiştirdiği ve zırhlı araçları geride bırakarak yürüyerek ilerlemeye başladığı kaydedildi.

Konuyla ilgili konuşan Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujni, “Artık sadece zırhlı bir tankla hiçbir şey yapamazsınız. Çünkü mayın tarlası çok derin. Er ya da geç durdurulup, yoğun ateşle imha edilir” ifadelerini kullandı.

Zalujni durumu aşabilmek için uzaktan mayın temizleyecek cihazlara ve F-16 benzeri modern savaş uçaklarına ihtiyaç duyduklarını söyledi.

Gazete Ukrayna’nın mayın tarlalarıyla mücadelesinin tanklar ve zırhlı araçların zayıflıklarını da ortaya çıkardığını belirtti. Taarruz için kilit önemde olduğu iddia edilen Bradley zırhlı muharebe araçları ve Leopard tanklarının da bu durumdan mustarip olduğunu yazdı.

Ukrayna ordusunun, isabet almasına rağmen bu araçları övdüğü belirtilen haberde, Bradley ve Leopardların içinde bulunan birçok askerin mayın patlamalarını hafif yaralanmalarla atlattığına dikkat çekildi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İran’da Başörtüsü Takmayanlara Yönelik Yeni Uygulama

Başörtüsü takmayanlara yönelik yeni uygulamaların yürürlüğe gireceğini duyuran İran Polis Teşkilatı Sözcüsü Seyid Muntazer Mehdi, “Başörtüsü kuralını ısrarla ihlal edenlere karşı ülke genelinde arabalı ve yaya devriyeler kurulacak” dedi ve ekledi:

“Polis tarafından bu kişiler uyarılacak. Uyarıların dikkate alınmaması durumunda söz konusu kişiler adli makamlara sevk edilecek.”

İran’da geçen yıl eylül ayında, 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ahlak polisi tarafından gözaltına almasının ardından hayatını kaybetmesiyle ülke genelinde gösteriler başlamıştı. Protestolar sırasında 1979’dan bu yana uygulanan başörtü yasasının esnetilmesi talepleri yeniden gündeme gelmişti.

İran’da geçtiğimiz aralık ayında feshedildiği söylenen ahlak polisi uygulaması geri geliyor.

İranlı yetkililer kadınları kamusal alanlarda başörtüsü takmaya zorlamak için yeni bir kampanya başlatırken Polis Teşkilatı Sözcüsü Seyid Muntazer Mehdi, ahlak polisinin kadınları önce uyarmaya sonra da gözaltına almaya başlayacağını duyurdu.

Tahran sokaklarında da erkek ve kadın ahlak polisi ekiplerinin işaretli araçlarla devriye gezdiği görüldü.

Geçen yıl eylül ayında 22 yaşındaki Mahsa Emini ahlak polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmişti. Ardından ülke çapında geniş çaplı protestolar patlak vermişti.

Bu süreçte ahlak polisi büyük oranda devriyelerini sonlandırmış, aralık ayında da tamamen feshedildiği açıklanmıştı.

Sert bir şekilde bastırılan protestolar, bu yıl başından itibaren kademeli olarak azalmıştı. Polisin müdahalesi sırasında 500’den fazla protestocu hayatını kaybetmiş 20 bin kişi de gözaltına alınmıştı.

İran’ın dini liderleri, başörtüsünü İslami devrimin en önemli ayaklarından biri olarak görüyor. Farklı kıyafetleri ise ‘Batının bozguncu etkisi’ olduğunu savunuyor.

Başörtüsü takmama, geçen yıl başlayan ve kadınların ön plana çıktığı protestolarda sembol haline gelmişti. Başörtüsü karşıtı gösteriler kısa sürede rejim karşıtlığına dönüşmüş, yöneticiler de protestoları dış güçlerin provokasyonu olarak tanımlamıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

ABD’de 181 Günde 28 Toplu Saldırı: 140 Ölü

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 1 Ocak ve 30 Haziran tarihleri arasında, yani 181 günde yaşanan 28 toplu saldırıda 140 kişi hayatını kaybetti. 24 saat içinde, saldırgan hariç dört ya da daha fazla kişinin öldürüldüğü saldırılar, toplu katliam olarak değerlendiriliyor.

Bazı uzmanlar toplu katliamlardaki artışı silah sahibi olanların sayısındaki artışa bağlıyor. Toplu silahlı katliamlar, Amerika’da bireysel silahlanma yasalarında bazı reform girişimlerine yol açsa da bu çabalar her zaman başarılı olmuyor.

Daha önce görülmemiş düzeyde silah şiddetine rağmen, ABD’de silah lobisinin en önemli temsilcisi sayılan Ulusal Tüfek Birliği ise (NRA) AR-15 dahil, ateşli silahlarda yasal düzenlemelere şiddetle karşı çıkıyor.

Bireysel silahlanma sorunun kronikleştiği Amerika, 2006’dan bu yana an kanlı altı ayını geride bıraktı. 1 Ocak-30 Haziran arasında 28 toplu katliam yaşandı.

Associated Press ve USA Today’in Northeastern Üniversitesi ile birlikte oluşturduğu ve silah şiddetini 2006’dan bu yana takip eden veri tabanına göre, Amerika o zamandan bu yana en kanlı altı ayını yaşadı.

Veri tabanına göre 1 Ocak ve 30 Haziran tarihleri arasında, yani 181 günde yaşanan 28 toplu saldırıdan biri hariç hepsinde silah kullanıldı. Altı ay içinde düzenlenen saldırılarda 140 kişi hayatını kaybetti.

24 saat içinde, saldırgan hariç dört ya da daha fazla kişinin öldürüldüğü saldırılar, toplu katliam olarak değerlendiriliyor.

Northeastern Üniversitesi’nden kriminoloji uzmanı James Alan Fox, “Eskiden bir yıl içinde 20-30 silahlı saldırı oldu derdik. Yılın yarısında 28 saldırı sarsıcı bir istatistik” diyor.

27 Mart’ta Tennessee eyaletinin Nashville kentinde özel bir okulda eski bir öğrencinin düzenlediği saldırı sırasında üç çocuğu sınıfta bulunan Brent Leatherwood, “Ailenizin bu şekilde bir istatistiğin parçası olacağı insanın aklına hiç gelmiyor” sözleriyle hislerini anlatıyor.

Silahlanmaya ilişkin yasaları güçlendirmeyen Tennessee eyaletinde yaşayan Cumhuriyetçi Leatherwood, yakın çevresini etkileyen saldırının şokunun ardından, şiddet eğilimi olan kişilerin elinden silahların alınması için bir şeylerin yapılması gerektiğini düşünüyor.

Saldırılardaki artışın sebebi ne?

Bazı uzmanlar toplu katliamlardaki artışı silah sahibi olanların sayısındaki artışa bağlıyor. Toplu silahlı katliamlar, Amerika’da bireysel silahlanma yasalarında bazı reform girişimlerine yol açsa da bu çabalar her zaman başarılı olmuyor.

Cumhuriyetçi Partili Tennessee Valisi Bill Lee, Nashville’deki okul saldırısının ardından eyalet meclisine ateşli silahların kendilerine ya da başkalarına zarar verme eğilimi olan kişilerden uzak tutulması için bir yasa çıkarılması çağrısında bulundu.

Ancak Tennessee eyaletinde böyle bir yasayı meclisten geçirmek çok zor. Cumhuriyetçiler’in çoğunlukta olduğu eyalet meclisi silah denetimi konusunu ele almadan tatile girdi. Vali Lee, Ağustos ayı için özel bir oturum planlamak zorunda kaldı.

Tennessee Cumhuriyetçi Partisi’nin eski icra direktörlerinden olan Brent Leatherwood, eyalet meclisi temsilcilerine mektup yazarak Vali Lee’nin yasa teklifini kabul etmeleri çağrısında bulundu.

Nashville saldırısını zanlısı saldırıda AR-15 tipi saldırı tüfeği dahil üç silah kullanmıştı.

Daha önce görülmemiş düzeyde silah şiddetine rağmen, ABD’de silah lobisinin en önemli temsilcisi sayılan Ulusal Tüfek Birliği ise (NRA) AR-15 dahil, ateşli silahlarda yasal düzenlemelere şiddetle karşı çıkıyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

İsveç’ten Tevrat Yakmaya İzin: İsrail’den Kınama

İsveç, bu kez de Tevrat yakılmasını içeren bir protesto gösterisine izin verdi. Eylemin başvurusunu yapan kişi, bu gösteriyle Kur’an-ı Kerim yakılmasına bir yanıt vermek istediğini ifade etti. Gösteriye toplam 3 kişinin katılması bekleniyor.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog konuyla ilgili açıklamasında “İsveç’te kutsal kitapların yakılmasına izin verilmesini kesin bir dille kınıyorum” dedi. Dünya Siyonist Örgütü Başkanı Yakov Hagoel de eyleme izin verilmesinin “ifade özgürlüğü değil, antisemitizm olduğunu” savundu.

İsveç’te Haziran ayında Iraklı bir sığınmacı olan Salvan Momika, Kur’an yakmıştı. Stockholm polisinin eyleme izin vermesi tüm dünyadan tepki çekmişti.

Kur’an-ı Kerim yakma eylemlerine izin verdiği için tepki çeken İsveç polisi bu kez de Tevrat ve İncil yakılmasını içeren bir protesto eylemine izin verdi. Gösterinin Cumartesi günü başkent Stockholm’deki İsrail Büyükelçiliği önünde Türkiye saati ile saat 14’te düzenlenmesi planlanıyor. Eylemin başvurusunu yapan kişi, bu gösteriyle Kur’an-ı Kerim yakılmasına bir yanıt vermek istediğini ifade etti. Gösteriye toplam 3 kişinin katılması bekleniyor.
İsveç polisi: İzni gösteriye veriyoruz

Stockholm polisi, Fransız haber ajansı AFP’ye yaptığı açıklamada verilen iznin İsveç yasaları uyarınca kamusal alanda toplanmaya olduğunu, bu toplanmalar sırasındaki fiillere yönelik olmadığını vurguladı. Stockholm polisi basın sözcüsü Carina Skagerlind “Polis, çeşitli dini metinlerin yakılması için izin vermez, polis halka açık bir toplantı düzenlenmesi ve bir görüşün ifade edilmesi için izin verir” diye konuştu. Skagerlind bunun önemli bir ayrım olduğunu vurguladı.

İsrail’den kınama

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog konuyla ilgili açıklamasında “İsveç’te kutsal kitapların yakılmasına izin verilmesini kesin bir dille kınıyorum” dedi. Herzog “Tüm dünyadaki Müslümanlar için kutsal olan Kur’an-ı Kerim’in yakılmasını kınadım ve şimdi de Yahudi halkının ebedi kitabı olan Yahudi İncili’ni aynı akıbetin bekliyor olmasından çok üzgünüm” diye konuştu.

Dünya Siyonist Örgütü Başkanı Yakov Hagoel de eyleme izin verilmesinin “ifade özgürlüğü değil, antisemitizm olduğunu” savundu.

İsveç’te Haziran ayında Iraklı bir sığınmacı olan Salvan Momika, Kur’an yakmıştı. Stockholm polisinin eyleme izin vermesi tüm dünyadan tepki çekmişti. Eylemi bir caminin yakınında gerçekleştirmesi nedeniyle Momika hakkında eylem sonrasında “(halkı) bir etnik gruba karşı (kin ve düşmanlığa) kışkırtma” suçu işlediği şüphesiyle soruşturma başlatılmıştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Öğrencilerini Zehirleyen Anaokul Öğretmeni İdam Edildi

Çin’de 25 öğrencisini zehirleyen anaokul öğretmeni Wang Yun idam edildi. Wang’ın amacının öldürmek olup olmadığı tespit edilememişti. İlk etapta 9 ay hapis cezasına çarptırılan Wang’ın hükmü daha sonra idama çevrilmişti.

Çin’de kesin rakamlar devlet sırrı olduğu gerekçesiyle açıklanmasa da dünyada en fazla idamın gerçekleştirildiği ülke olduğuna inanılıyor. İdam cezaların çoğu kafanın arkasına sıkılan bir kurşunla yapılırken bazı durumlarda taşınabilir modüllerle zehirli iğne ile de infaz gerçekleştirilebiliyor.

Çin’de 2019 yılında 25 öğrenciyi zehirleyip birinin ölümüne yol açan anaokulu öğretmeni idam edildi. Mahkeme, suçlu bulunan anaokulu öğretmeninin cezasının infazının perşembe günü gerçekleştirildiğini duyurdu.

40 yaşındaki Wang Yun isimli bir öğretmen bir meslektaşı ile girdiği tartışma sonrası anaokulu öğrencilerinin yemeğine toksik sodyum nitrit karıştırmaktan suçlu bulunmuştu. Öğrencilerin 24’ü kısa sürede iyileşirken birisi 10 ay süren tedavisinin ardından çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetmişti.

Wang’ın daha önce de internetten aldığı aynı maddeyle kocasını zehirlediği ortaya çıkmıştı. Kocası da hafif hastalıklarla zehirlenmeyi atlatmıştı.

Wang’ın motivasyonu intikam olarak sunulsa da amacının öldürmek olup olmadığı tespit edilememişti. İlk etapta 9 ay hapis cezasına çarptırılan Wang’ın hükmü daha sonra idama çevrilmişti. Wang’ın itirazları da üst mahkemelerce reddedildi.

Çin’de kesin rakamlar devlet sırrı olduğu gerekçesiyle açıklanmasa da dünyada en fazla idamın gerçekleştirildiği ülke olduğuna inanılıyor. İdam cezaların çoğu kafanın arkasına sıkılan bir kurşunla yapılırken bazı durumlarda taşınabilir modüllerle zehirli iğne ile de infaz gerçekleştirilebiliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

DSÖ’den “Aspartam” Uyarısı: Ne Kadarı Zararlı?

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Beslenme ve Gıda Güvenliği Direktörü Francesco Branca, “Şirketlere (aspartam içeren) ürünleri raflardan kaldırma, tüketicilere de bunun tüketilmesine tamamen son verme çağrısı yapmıyoruz. Sadece ölçülü kullanılmasını öneriyoruz” dedi.

Sentetik yollardan üretilen yapay tatlandırıcı aspartam, diyet içecekler, hamur işi gıdalar, süt ürünleri, kahvaltı gevrekleri, şekersiz sakızlar, hazır kahveler, puding ve hazır gıdaların yanı sıra bazı ilaçlarda da kullanılabiliyor.

DSÖ’nün tahminlerine göre aspartam dünya genelinde 200 milyon insan tarafından düzenli olarak tüketiliyor. Aspartamın katkı maddesi olarak Avrupa Birliği (AB) içindeki kodu E 951.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), şeker içermeyen yapay tatlandırıcı aspartamın insan sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin olarak Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Gıda Katkı Maddeleri Ortak Uzman Komitesi’nin (JECFA) yaptığı değerlendirmeleri açıkladı.

DSÖ Beslenme ve Gıda Güvenliği Direktörü Francesco Branca, Cenevre’de yaptığı açıklamada, “Şirketlere (aspartam içeren) ürünleri raflardan kaldırma, tüketicilere de bunun tüketilmesine tamamen son verme çağrısı yapmıyoruz. Sadece ölçülü kullanılmasını öneriyoruz” dedi.

Aspartamı “insanlar için muhtemelen kanserojen (Grup 2B)” olarak sınıflandıran IARC, sınırlı kanıtlara dayandırarak, insanlarda bir tür karaciğer kanseri olan hepatoselüler karsinom ile ilgili söz konusu tespitte bulundu. Bu konuda hayvanlar üzerinde yapılan deneyler de sınırlı.

Aspartam ne kadarı zararlı?

Değerlendirmelerde aspartam kullanımının riskleri de mercek altına alındı. Veriler ışığında aspartam kullanımında günlük dozda bir değişiklik yapılmasına gerek görülmedi.

Buna göre 1981 yılından beri aspartam kullanımının günlük en fazla kilo başına 40 mg alınması önerildi. Örneğin 200 ya da 300 miligram aspartam içeren bir kutu ya da şişe içecek, 70 kilogram ağırlığındaki bir insan tarafından günde 9-14 kutudan fazla tüketilmemeli.

DSÖ yetkilisi Branca, “Sorun tüketicilerin aşırı tüketimi” diyerek arada sırada aspartam tatlandırıcı içeren içecekleri tüketenlerin tedirgin olmasına gerek olmadığını belirtti.

Branca tüketicilere şeker ve yapay tatlandırıcı tüketimini azaltma çağrısında bulunarak, “Şekerli mi yoksa yapay tatlandırıcı içeren bir içecek mi’ sorusunu soranlar üçüncü seçeneği düşünmeli: Yani su içmeyi” dedi.

Footwatch yetkilisi Wiemann ise, “Diyet kolanın sağlıklı bir içecek olarak susuzluğunu gidereceğini düşenenler, yanlış yolda” ifadesini kullandı.

Sentetik yollardan üretilen yapay tatlandırıcı aspartam, diyet içecekler, hamur işi gıdalar, süt ürünleri, kahvaltı gevrekleri, şekersiz sakızlar, hazır kahveler, puding ve hazır gıdaların yanı sıra bazı ilaçlarda da kullanılabiliyor.

DSÖ’nün tahminlerine göre aspartam dünya genelinde 200 milyon insan tarafından düzenli olarak tüketiliyor. Aspartamın katkı maddesi olarak Avrupa Birliği (AB) içindeki kodu E 951.

Bilimsel çalışmalar ne diyor?

Aspartam üzerine yıllardır geniş çaplı çalışmalar yürütülüyor. Geçen yıl Fransa’da 100 bin yetişkinin katıldığı kapsamlı bir gözlem çalışması yürütüldü. Buna göre büyük miktarlarda aspartam da dahil yapay tatlandırıcı içeren ürün tüketenlerin hafif yüksek kanser riski taşıdığını ortaya koydu.

Bu çalışmanın öncesinde, 2000’li yılların başında İtalya’daki Ramazzini Enstitüsü’ndeki başka bir çalışma da kobaylarda bazı kanserlerin aspartama bağlı olduğu sonucuna varılmıştı.

Ancak İtalya’daki çalışma, aspartamın kanser riskini yükselttiğini kanıtlamadı. Fransa’daki çalışma içinse gözlemsel olması nedeniyle sonuçları açısından yönteme ilişkin olarak yetersiz bulundu.

Hangi ürünlerde aspartam var?

Mevcut tüm kanıtları gözden geçiren düzenleyiciler tarafından dünya çapında kullanım için yetkilendirilen bir yapay tatlandırıcı olan aspartam büyük gıda ve içecek üreticileri tarafından on yıllardır kullanıyor.

ABD merkezli sağlık sitesi Healthline “diyet”, “sıfır şeker”, “sıfır ya da az kalori” diye etiketlenen ürünlere dikkat edilmesi gerektiğine işaret ediyor. Buna göre diyet, şekersiz ya da kalorisiz gazlı içecekler, dondurmalar, meyve suları, sakızlar, ketçap ve soslar, yoğurtlar, çikolata ve şekerleme ürünlerinin bir çoğu aspartam ya da başka bir yapay tatlandırıcı içeriyor.

IARC, 2015 yılı raporunda “kanserojen olması muhtemel” değerlendirmesinde bulunduğu glifosat içeren ürünlerden yabani ot öldürücü ve tarım ilaçları Alman ilaç ve kimyasal devi Bayer’i zor durumda bırakmıştı.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler Duyurdu: Küresel Kamu Borcu Rekor Düzeyde

2022 yılında yıl küresel kamu borcu 92 trilyon dolarla rekor kırdı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, durumu “Görünen piyasalar değil, insanlar acı çekiyor” sözleriyle özetledi.

Antonio Guterres, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, “Bazı çok yoksul ülkeler borçlarını ödemekle halklarına hizmet etmek arasında seçim yapmaya zorlanıyor” ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler raporuna göre, küresel kamu borcu 2022 yılında 92 trilyon dolara yükselerek bir rekora imza attı. Dünya genelinde iç ve dış kamu borcu son 25 yılda 5 kattan fazla yükseldi.

Özellikle de borç yükü gelişmekte olan ülkelerin sırtında. Gelişmekte olan ülkelerin kamu borcu küresel kamu borcunun toplamının nerdeyse yüzde 30’unu oluşturuyor.

59 gelişmekte olan ülke, gayri safi milli hasılasına kıyasla çok yüksek seviyelerde borç içinde. Gelişmekte olan ülkelerin borçlarının yüzde 62’si bankalar, tahvil sahipleri gibi özel kredi verenlere.

Afrika’da özel kredi sağlayanlara borç 2010’da yüzde 30 iken, 2021’de yüzde 44’e yükselmiş. Latin Amerika’da da devletlerin dış borcunun yüzde 74’ü özel kredi sağlayanlara.

BM raporu, uluslararası mali piyasaların gelişmekte olan ülkelere krediyi yetersiz ve yüksek faizle verdiğine de dikkat çekiyor. Rapor, borçların ödenmesi konusunda ayrıntıya girmeden bir mekanizma kurulması çağrısı yapıyor.

Rapora göre, ülkeler yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını gibi krizlerle mücadele edebilmek için borca yöneldi.

Paylaşın