ABD’den Ukrayna’ya Yeni Yardım Paketi: 400 Milyon Dolar

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanlığı, Ukrayna’ya 400 milyon dolarlık ek güvenlik desteği açıkladı. Bu, ABD’nin Ukrayna’ya göndereceği 43’üncü güvenlik destek paketi.

Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana ABD, Kiev’e 43 milyar dolardan fazla askeri yardım sağladı. Yeni destek paketi hava savunma füzeleri, zırhlı araçlar ve küçük drone’lar da içeriyor

Pakette ilk kez ABD tarafından tedarik edilen Teledyne FLIR savunma şirketinin ürettiği Black Hornet keşif drone’ları da yer alacak. FLIR İnsansız Hava Sistemleri, ABD ordusuna küçük keşif drone’ları sağlaması için Nisan ayında 93 milyon dolarlık ihalenin sahibi olmuştu.

Silah yardım paketi ayrıca, Patriot hava savunma sistemleri ve Ulusal Gelişmiş Karadan Havaya Füze Sistemleri (NASMS) için mühimmat, Stinger uçaksavar sistemleri, Yüksek Hareketli Topçu Roket Sistemleri (HIMARS) için daha fazla mühimmat; Stryker Zırhlı Personel Taşıyıcıları ve çeşitli diğer füze ve roketleri içeriyor.

Yardım, Başkan’a acil durumlarda Kongre onayı olmaksızın ABD stoklarından diğer ülkelere hızla mal, ekipman ve hizmet transferi yapmasına olanak tanıyan kararname kapsamında sağlandı. Ukrayna’ya gönderilecek bu malzemeler, ABD’nin envanter fazlasından alınacak.

Bu, ABD’nin Ukrayna’ya göndereceği 43’üncü güvenlik destek paketi. Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana ABD, Kiev’e 43 milyar dolardan fazla askeri yardım sağladı.

Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, yardımı açıkladığı sırada Rusya’nın geçen hafta Karadeniz Tahıl Anlaşması’ndan çekilmesinin ardından Ukrayna limanlarına ve altyapısına saldırımasına da değindi.

Blinken, “Rusya her an güçlerini Ukrayna’dan çekerek bu savaşı ve Ukrayna kentleriyle halkına karşı bu zalim saldırılarını sonlandırabilir. Ne kadar zaman alırsa alsın ABD, ortakları ve müttefikleri Ukrayna için birlik olacak” dedi.

Karadeniz Tahıl Anlaşması bir yıl önce Birleşmiş Milletler (BM) ve Türkiye arabuluculuğunda Rusya’nın işgali nedeniyle kötüye giden küresel gıda kriziyle mücadele amacıyla imzalanmıştı.

İngiltere bugün yaptığı açıklamada Rus ordusunun Karadeniz’deki sivil gemileri hedef almaya başlayabileceğine işaret eden istihbarat aldığını söyledi. Öte yandan Avrupa Birliği, Ukrayna’nın neredeyse tüm tarım ürünlerini demiryolu ve karayoluyla ihraç etmesine yardım etme sözü verdi.

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü: İran’da Başörtüsü Baskısı Arttı

İran’da başörtüsü zorunluluğuna ilişkin son zamanlarda sıkılaştırılan denetimleri eleştiren Uluslararası Af Örgütü, “Günümüzde sıkı denetimler, örtünmeyen kadınların otomobillerinde ve yaya bölgelerinde kimlik tespiti yapılan kitlesel gözetimlerle güçlendiriliyor” dedi.

Saçlarını tamamen kapatmadığı gerekçesiyle “ahlak polisi” tarafından gözaltına alınan 22 yaşındaki Jina Mahsa Amini’nin gözaltı sonrasında 16 Eylül 2022’de yaşamını yitirmesi İran’da başörtüsü zorunluluğuna yönelik geniş çaplı protestolara yol açmıştı.

Eylemlerin kanlı şekilde bastırılmasının ardından İran’da birçok kadın başörtüsü zorunluluğunu pasif protestolarla ihlal ediyor.

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), İran’da başörtüsü zorunluluğuna ilişkin son zamanlarda sıkılaştırılan denetimleri eleştirdi.

Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, Çarşamba günü yayınlanan raporda “Günümüzde sıkı denetimler, örtünmeyen kadınların otomobillerinde ve yaya bölgelerinde kimlik tespiti yapılan kitlesel gözetimlerle güçlendiriliyor” dedi.

Amnesty’den yapılan açıklamaya göre, Nisan ayının ortasından itibaren İran’da trafiğe çıkan bir milyondan fazla kadın, polis tarafından başörtüsüz olarak kameralarla tespit edildi ve SMS ile uyarıldı. Kimlikleri araç plakaları üzerinden belirlenen kadınların başörtüsü kurallarını birden fazla ihlal etmeleri durumunda araçlarına el konulabilecek.

Ülkedeki rejim yanlıları, siyasi ve dini liderliğin muhaliflere yönelik daha sert bir tutum izlemesi için aylardır çağrı yapıyor. Bu bağlamda faaliyetleri bir süre önce askıya alınan, kadınların kılık ve kıyafetlerini denetleyen “ahlak polisi” devriyelerine 16 Temmuz’da yeniden başladı.

Amnesty, bu adımı “İran makamlarının egemenlik ve güçlerini yeniden tesis etme çabası” olarak nitelendirdi.

Amnesty raporunda ayrıca yakında İran Parlamentosu’nda oylanması planlanan tartışmalı başörtüsü cezası reformu da sert bir şekilde eleştirildi. Örgüt, planlanan cezaların kadınların sosyal ve ekonomik hakları dahil olmak üzere, insan haklarını ciddi şekilde etkileyeceğini belirtti.

Saçlarını tamamen kapatmadığı gerekçesiyle “ahlak polisi” tarafından gözaltına alınan 22 yaşındaki Jina Mahsa Amini’nin gözaltı sonrasında 16 Eylül 2022’de yaşamını yitirmesi İran’da başörtüsü zorunluluğuna yönelik geniş çaplı protestolara yol açmıştı.

Ülke genelindeki eylemlere katılan 500’den fazla gösterici polisin müdahalesi sonucu hayatını kaybetti, 20 bine yakın insan tutuklandı. Tutuklulardan yedisi ise idam edildi. 100’den fazla kişi de idam istemiyle yargılanıyor. Eylemlerin kanlı şekilde bastırılmasının ardından İran’da birçok kadın başörtüsü zorunluluğunu pasif protestolarla ihlal ediyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Dikkat Çeken İddia: Ukrayna Tankları Rusya Petrolüyle Çalışıyor

Macaristan ve Türkiye’de rafine edilen Rusya petrolünün Ukrayna’ya gönderildiği öne sürüldü. ABD ve Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Japonya, Almanya, ABD ve Kanada’dan oluşan G7, Rusya petrolü için kısıtlama getirmişti.

Moskova, kısıtlamalara petrol satışlarında ABD dolarının kullanılmasını durdurarak yanıt verdi. OPEC+ ülkeleri ise, Washington’un üretimi artırarak telafi etme isteklerini görmezden geldi.

Almanya merkezli ekonomi gazetesi Handelsblatt, Ukrayna’nın kullandığı Batı menşeli tanklar ve dizel jeneratörlerin Rus petrolüyle çalıştırıldığını yazdı. Haberde Macaristan ve Türkiye’de rafine edilen Rus petrolünün Ukrayna gönderildiği öne sürüldü.

Ukrayna gümrük yetkililerine dayandırılan haberde, Macar petrol ve gaz devi MOL’un son 6 ayda Ukrayna’ya satışlarını ikiye katladığı ifade edildi ve MOL’un elindeki rezervlerin çok büyük bir bölümünün Rusya’dan alındığına dikkat çekildi.

Macaristan, Avrupa Birliği üyesi olsa da, boru hatları yoluyla Rusya’dan petrol ithal etmek için Brüksel’den özel bir muafiyet almıştı. Gazete Macaristan’ın yaptırımlar nedeniyle pazardaki payı azalan AB ülkelerine oranla Kiev’e daha düşük fiyatlar teklif edebileceğini yazdı.

Savaş öncesinde Ukrayna, iç ihtiyacının yüzde 30’unu Azerbaycan’dan alınan petrolün işlendiği Poltava bölgesindeki Kremenchug rafinerisinden sağlıyordu. Nisan 2022’de Rus füzelerinin hedefi olan rafineri daha sonra sınırlı kapasitede çalışmaya başlamıştı.

Kiev yönetimi ithal ürünlere bağımlı olsa da NATO ülkelerinin gönderdiği tank ve zırhlı araçlara rağmen şu anda Ukrayna’da bir petrol sıkıntısı bulunmuyor.

Orta Avrupa Enstitüsü’nde analist Michal Paszkowski konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Yakıt sevkiyatı Polonya üzerinden demiryoluyla yapılıyor. Petrol Slovakya ve Macaristan’dan boru hattıyla gelirken, dizel Romanya’dan deniz yoluyla taşınıyor” diye konuştu.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İsrail, İşgal Altındaki Batı Şeria’da 3 Filistinliyi Öldürdü

İsrail Savunma Bakanlığı, askerlere ateş açan üç Filistinlinin öldürüldüğünü açıklarken, Filistin Sağlık Bakanlığı, üç Filistinlinin öldüğünü doğruladı. Filistin medyası ise, İsrail ordusunun ‘silahlı saldırı’ iddiasının gerçeği yansıtmadığını duyurdu.

Haber Merkezi / Batı Şeria’nın Nablus ve Cenin kenti özellikle yoğun çatışmalara sahne olurken, 2023 yılında, Batı Şeria’da 150’den fazla Filistinli öldürüldü. Bu, son on yılın en yüksek rakamı.

Hayatını kaybedenlerin yaklaşık yarısı militan gruplarla ilişkilendirilirken geri kalanlar askeri baskınları ve saldırıları protesto eden ve çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu sivillerden oluşuyor.

Filistinlilerin İsraillileri hedef aldığı saldırılarında da bu yıl en az 25 kişi öldü.

İsrail ordusu işgal altındaki Batı Şeria’da 3 Filistinli militanın öldürüldüğünü açıkladı. Ordudan yapılan açıklamada, 3 kişinin Nablus şehrindeki bir aracın yanındayken askerlere ateş açtıkları bunun üzerine çatışma yaşandığı belirtildi.

Filistin Sağlık Bakanlığı da yaşanan olayda 3 Filistinlinin öldüğünü doğruladı ve bu yönde bir açıklama yaptı.

Filistin televizyonu da olayın yaşandığı yerin görüntülerini yayınladı. Görüntülerde İsrail ordusuna ait bir aracın yolu kapattığı askerlerin olay yerinde inceleme yaptıkları ve bir de ambulans bulunduğu görülüyor.

Filistin medyası, İsrail ordusunun ‘silahlı saldırı’ iddiasının gerçeği yansıtmadığını, öldürülen Filistinlilerin kimliklerinin tespit edilemediği ve naaşlarının da alınamadığını belirten haberler yayınladı.

Tartışmalı yargı reformu paketi onaylandı

Öte yandan İsrail parlamentosu, bazı Yüksek Mahkeme yetkilerini ortadan kaldıran tartışmalı reform paketini onayladı.

Ülkeyi aylardır sarsan anayasal reform krizi ve büyük protestolar sonrası Başbakan Binyamin Netanyahu’nun savunduğu ilk yargı revizyonu tasarısı bu şekilde onaylanmış oldu.

Yargıtay’ın bazı hükümet kararlarını “mantıksız” bulması halinde geçersiz kılmasına olanak tanıyan madde kaldırıldı. Muhalif vekiller oylamayı protesto edip parlamento salonunda çıkınca yasa 64 ‘evet’e karşı 0 ‘hayır’ ile kabul edildi.

Oylamadan hemen sonra ise siyasi gözlemci grupları ve muhalefet liderleri Yüksek Mahkeme’de yasaya itiraz edeceklerini söylediler.

Dindar-milliyetçi koalisyon hükümeti ile muhalefet partileri arasında geçici bir anlaşma ve arayol bulmak için uğraşan Histadrut işçi sendikası da “tek taraflı” dediği reform uygulanırsa ülke genelinde grev ilan edileceğini duyurdu.

Yine de, Netanyahu’nun hükümet organları arasında daha fazla denge oluşturmak için ihtiyaç duyduğunu söylediği reform paketinin mimarı olan Adalet Bakanı Yariv Levin kararlı olduklarını söyledi.

Levin konuşmasında, “Hükümet ve parlamentodan alınan yetkileri geri getirme ve adalet sistemini düzeltmeye yönelik tarihi ve çok önemli bir sürecin ilk adımını attık” dedi.

Reformların yargı bağımsızlığını önemli ölçüde azaltacağı endişe bulunuyor.

Paylaşın

Cezayir’de Orman Yangınları: En Az 34 Can Kaybı

Cezayir’in çeşitli kentlerinde meydana gelen orman yangınlarında en az 34 kişi hayatını kaybederken 26 kişi de yaralandı. Hayatını kaybedenlerden 10’unun asker olduğunu açıkladı.

Haber Merkezi / Yangın söndürme çalışmalarında 8 bin itfaiyeci görev alırken, yaklaşık 1500 kişi de tahliye edildi. Yetkililer, yangının çıkış nedenleri konusunda bir adli soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Cezayir İçişleri Bakanlığı ülke genelinde çıkan orman yangınlarında en az 34 kişinin öldüğünü, binlerce kişinin de tahliye edildiğini açıkladı. 16 bölgede ormanları, tarım ürünlerini ve çiftlik alanlarını etkileyen 97 yangın görüldüğü belirtildi.

Cezayir’in Becaya ve Cicel eyalet savcılıkları, ülkenin çeşitli kentlerinde meydana gelen yangınlarına ilişkin soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Becaya ve Cicel yargı makamlarının yazılı açıklamasına göre, yangınların nedenlerinin araştırılması ve faillerin ortaya çıkarılması için başlatılan soruşturmada, suçun tespiti durumunda, dosya başkentteki Sidi Muhammed Mahkemesi terör ve organize suçlarla mücadele birimine sevk edilecek.

Cezayir’de yaz aylarında ormanlarda ve tarlalarda sıklıkla çıkan yangınlar, bu yıl birçok Akdeniz ülkesinde sıcaklık rekorları kırılmasına yol açan sıcaklık dalgasıyla arttı.

Ülkede Meteoroloji Kurumu önceki gün sıcak hava dalgasına ilişkin alarm seviyesini turuncudan kırmızıya yükseltti ve hava sıcaklığının 48 dereceyi aştığı ağır iklim koşulları yaşandığını açıkladı. Ülke yaklaşık bir aydır, başkentte 48 derece, diğer bölgelerde de 50 dereceye ulaşan sıcaklık değerleri ölçülüyor.

Öte yandan güney Avrupa’nın birçok noktasında daha aşırı sıcaklıklar yaşanıyor. Yunanistan’ı kasıp kavuran orman yangınları günlerdir sürüyor.

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü, Avrupa’daki sıcak hava dalgasının Ağustos ayına kadar devam edebileceğini söyledi, dünyanın birçok noktasında görülen aşırı sıcaklıkların iklim değişikliğiyle ısınan bir dünyada yeni normal olduğu konusunda uyarı yaptı.

Avrupa Birliği’nin (AB) iklim izleme servisi Copernicus’a göre Temmuz ayında kayıtlara geçen en sıcak üç gün yaşandı.

Ortalama dünya sıcaklığı 3 Temmuz’da 16,89 santigrat dereceye, 4 Temmuz’da ise ilk kez 17 dereceyi geçerek 17,04’e ulaştı. Henüz kesinleşmemiş verilere göre sıcaklık 5 Temmuz’da da 17,05 dereceye ulaşarak yeniden rekor kırdı.

Dünya Meteoroloji Örgütü’ne göre dünyada aşırı hava olayları, iklim krizine karşı daha hızlı bir şekilde harekete geçilmesi gerektiğini gösteriyor. İklim değişikliği, orman yangınlarını körükleme olasılığı yüksek olan sıcak ve kurak hava olaylarının ihtimalini artırıyor.

Paylaşın

Danimarka’nın Irak Büyükelçiliği Önünde “Kur’an” Yakma Eylemi

Danimarka’nın başkenti Kopenhag’daki Irak Büyükelçiliği önünde, kendilerine “Danimarkalı Vatanseverler” adını veren bir grubun iki üyesi İslam’ın kutsal kitabı Kuran’ın bir nüshasını yaktı.

Cumartesi günü Bağdat’ta binlerce Iraklı, iktidardaki partilerin ve çoğu İran’a yakın silahlı grupların düzenlediği bir eylemde İsveç ve Danimarka’daki Kuran yakma olayları nedeniyle gösteri yapmıştı.

Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da Irak Büyükelçiliği önünde iki protestocu, İslam’ın kutsal kitabı Kuran ayaklar altında çiğnendi, ardından yerdeki Irak bayrağının yanında ateşe verildi.

İki ülke arasındaki gergin ilişkilerin daha da kötüleşmesi riskini doğuran eylem, kendilerine “Danske Patrioter” (Danimarkalı Vatanseverler) adını veren grup tarafından gerçekleştirildi. Geçen hafta da benzer bir gösteri düzenleyen grup, olayları Facebook üzerinden canlı yayınlamıştı.

Cumartesi günü Bağdat’ta binlerce Iraklı, iktidardaki partilerin ve çoğu İran’a yakın silahlı grupların düzenlediği bir eylemde İsveç ve Danimarka’daki Kuran yakma olayları nedeniyle gösteri yapmıştı.

İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney Cumartesi günü, Kuran’a saygısızlık edenlerin “en ağır ceza” ile karşı karşıya kalmaları gerektiğini söylemişti.

İsveç’te geçen hafta, Kuran’ın yakılmasını içeren protesto gösterisine izin verilmesinin ardından, Irak’taki İsveç Büyükelçiliği’nin önündeki gösteriler büyümüş ve protestocular binaya saldırmıştı.

Bir çok Müslüman ülkede de kalabalıklar sokaklara dökülmüş ve Kuran’a yönelik saldırıları protesto etmişti.

Irak yönetimi geçen perşembe, İsveç’in başkenti Stockholm’de Kur’an-ı Kerim’e yönelik gerçekleştirilmesi beklenen eylem öncesi, İsveç’in Bağdat Büyükelçisi’ni sınır dışı etmişti. Ayrıca Bağdat yönetimi, Irak’ın Stockholm’deki maslahatgüzarını da geri çağırmıştı.

Danimarkalı siyasetçi Rasmus Paludan ve beraberindekiler de Ocak ayında İsveç’in başkenti Stockholm’deki Türkiye Büyükelçiliği önünde Kuran’ı Kerim yakmışlar, Türkiye geçen hafta Paludan ve diğer dokuz kişi hakkında yakalama emri çıkarmıştı.

Eylemi kınayan Irak Dışişleri Bakanlığı, “Aşırılık ve nefretin bulaşmasına neden olan bu gibi eylemler, barışçıl yaşam için gerçek bir tehdit oluşturuyor. Avrupa Birliği (AB) ülkelerini özgürlük ve gösteri hakkının yeniden gözden geçirilmesine çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İspanya Yeniden Seçime Gidebilir

İspanya’da Pazar günü yapılan erken parlamento seçimlerinde ne sağ ne de sol bloğun çoğunluğu elde edememesi üzerine İspanya yeniden seçime gidebilir. Seçimlerde ise en yüksek oyu muhalefetteki muhafazakar Halk Partisi (PP) aldı. Ancak PP mutlak çoğunluğu elde edemedi.

Haber Merkezi / Muhafazakar Halk Partisi (PP) ile aşırı sağcı Vox partisinden oluşması beklenen sağ blok  169’da, iktidardaki Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) ve Sumar adında birleşen sol blok ise 153 sandalye kazanabildi.

Halk Partisi’nin Başbakan adayı Alberto Núñez Feijoo, resmi olmayan seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından başkent Madrid’de yaptığı açıklamada çoğunluğu elde edememelerine rağmen hükümeti kurma görevini üstlendiğini belirtti. Başkentte seçmenlerinin tezahüratları eşliğinde konuşan 51 yaşındaki Feijoo, “Hükümeti kurmak için müzakereleri başlatma görevini üstleniyorum” dedi.

PP parlamentoda sandalye sayısını 47 artırarak, 136 milletvekili çıkardı. PP’nin muhtemel koalisyon ortağı Vox ise 33 milletvekiline ulaştı. Ancak bu sonuç 176 sandalyelik mutlak çoğunluk için yeterli olmadı.

Feijóo’nun hükümeti kuramaması halinde yeniden seçime gidilmesi gerekecek. Bu da İspanya’yı uzun bir siyasi belirsizlik dönemiyle karşı karşıya bırakabilir. Nitekim İspanya’da 2015 ve 2019 seçimlerinden sonra iki kez üst üste hükümet kurulamamış, her seferinde ikinci tur oylamaya gidilmişti. Benzer durumun tekrarı ihtimal dahilinde görülüyor.

Pedro Sánchez başkanlığındaki iktidardaki Sosyalist Parti ise 122 milletvekili çıkarırken, koalisyon ortaklarının içinde yer aldığı SUMAR 31 sandalye elde etti. Halk Partisi’ni 2019’daki seçimlerde iktidara taşıyan küçük bölgesel partilerin elde ettiği oy sayısı da mutlak çoğunluğu sağlamaya yetmiyor. Bu partilerle birlikte sol ittifakın toplam sandalye sayısı 172’yi buluyor.

2017’de görevden alınan eski Katalan bölgesel hükümet lideri Carles Puigdemont’un ayrılıkçı partisi Junts’un elde ettiği 7 sandalye ise Sosyalist Parti’yi iktidarda tutabilirdi. Ancak Belçika’da sürgünde yaşayan Puigdemont daha önce ne PP’yi ne de diğer sol partileri destekleyeceklerini ilan etmişti.

Junts lideri Miriam Nogueras seçim gecesi yaptığı açıklamada siyasi desteğin koşullara bağlı olduğunu dile getirdi. Ayrılıkçı Junts partisi, merkezi devlet iradesine karşı bile olsa, yeni bir bağımsızlık referandumu yapılmasında ısrar ediyor.

Sol cephenin 176 sandalyeye ulaşmak için toplam 23 milletvekiline daha ihtiyacı var ve parlamentodaki geleneksel müttefikleri ERC, Bildu, PNV ve BNG (hepsi bölgesel partiler) birlikte 19 sandalyeye sahipler.

Yaklaşık 37 milyon 500 bin seçmenin bulunduğu İspanya’da vatandaşlar Pazar günü yapılan seçimlerde parlamentonun alt kanadı olan Temsilciler Meclisi’nin yanı sıra parlamentonun üst kanadını oluşturan Senato üyelerini belirlemek için de oy kullandı.

“İspanya bir labirente girdi”

İspanya’nın önde gelen gazetelerinden El Pais seçim sonuçlarını, “İspanya bir labirente girdi” başlığıyla duyurdu.

Haberde aşırı sağcı Vox’un bölgesel partilerle işbirliğine kapıyı kapatması nedeniyle sağ bloğun hükümet kuracak çoğunluğa erişmesi “neredeyse olasılık dışı” olarak görülürken, sol bloğunsa ayrılıkçı Katalanların desteğine ihtiyaç duyduğu belirtildi.

Haberde 2017’deki bağımsızlık referandumuna öncülük eden Junts’un, 4 yıllık Sanchez iktidarı boyuna sağ partiler kadar muhalefet rolünü üstlendiği ve PSOE’nin neredeyse hiçbir politikasına destek vermediği hatırlatıldı.

Birleşik Krallık kamu yayımcısı BBC ise, PP lideri Alberto Núñez Feijóo’nun seçim sonrası yaptığı “Umarım bu İspanya’da bir belirsizlik dönemi başlatmaz” açıklamasını okuyucularına aktarırken, ülkede yıl sonuna doğru yeni bir seçim ihtimalinin en güçlü olasılık olduğunu yazdı.

ABD merkezli New York Times ise, seçim sonuçlarının İspanya’ya muhtemelen haftalar boyu devam edecek bir belirsizlik getireceği yorumunu yaptı.

İspanyol seçmenlerin siyasi krizlere alışkın olduğu vurgulanan haberde 2016’daki 10 aylık siyasi belirsizlik dönemi hatırlatıldı ve benzerin bir sürecin yaşanabileceğine dikkat çekildi.

Seçim sonuçlarıyla ilgili AP’ye değerlendirmelerde bulunan siyasi analist Veronica Fumanal, “Sonuçlar hükümet kuracak çoğunluğa erişemeyen PP için bir Pirus zaferi. Mecliste bir çıkmaz senaryosu öngörüyorum” ifadelerini kullandı.

İspanyol danışmanlık şirketi Atrevia’da kamu politikaları direktörü olarak görev yapan Manuel Mostaza ise, “PP beklentilerinin kurbanı oldu ve Sosyalistler ise Vox’un yükselişinin yarattığı korkudan fayda sağlamayı başardı. Erken seçim kararının Pedro Sanchez için doğru karar olduğu ortaya çıktı” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

Ağustos Ayı İçin “Sıcak Hava Dalgaları” Uyarısı

WMO uzmanlarından John Nairn, iklim değişikliğinin gittikçe daha sık görüleceğini ve mevsimlere yayılacağını belirterek, sıcak hava dalgalarının Ağustos ayı boyunca dünyanın büyük kısmında etkili olmaya devam edeceğini söyledi.

John Nairn, “Küresel sıcaklıkların arttığını, bunun da sıcak hava dalgalarının yoğunluğunun ve sıklığının artmasına katkı sağladığını görüyoruz” diye konuştu.

Nair, “Fosil yakıtları devre dışı bırakırsak bu yaşadıklarımızın enbüyük nedenlerinden birini azaltacağımıza dair çok güçlü delliler var” dedi. Nair, “Hemen işleri tersine çeviremeyiz ama kesinlikle harekete geçebiliriz” ifadelerini kullandı.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) bu hafta başında Kuzey Amerika, Asya, Kuzey Afrika ve Akdeniz’de sıcaklıkların hafta boyunca birçok gün 40 santigrat derecenin üstüne çıkmasının beklendiğini belirtmişti.

27 üyeli Avrupa Birliği’nin de aralarında olduğu bazı ülkeler, iklim değişikliğine neden olan fosil yakıt tüketiminin zaman içinde terk edilmesi konusunda tüm ülkelerin BM iklim müzakerelerinde hemfikir olmasını umuyor.

Aşırı hava sıcaklıkları milyonlarca Amerikalı’nın hayatını da olumsuz etkiledi. Güney California sıcaklardan en fazla etkilenen yerlerden.

ABD California sıcaklarla boğuşuyor

California’da dün aşırı sıcaklar nedeniyle klima kullanımı enerji sıkıntısına neden olmuştu. California’da 32 milyon tüketiciye hizmet veren enerji ağı operatörü ISO bugün talebi karşılamaya yetecek kadar rezervinin olduğunu açıkladı.

ISO 2020 yılının Ağustos ayında birkaç gün boyunca dönüşümlü olarak elektrikleri kesmiş ve 800 bin kadar ev ve işyeri bu durumdan etkilenmişti.

Meteorologlar California’nın en büyük kenti Los Angeles’ta sıcaklıkların 21-25 Temmuz arasında her gün en az 32,8 santigrat dereceye çıkmasını bekliyor. Bu da mevsim normallerinin oldukça üzerinde.

Yangınlar Atina’nın batısında 5 gündür devam ediyor

Avrupa’nın güneyi de turizm mevsiminin zirve yaptığı dönemde rekor hava sıcaklıklarıyla karşı karşıya. Bu da sağlık sorunları ve ölüm riskini arttırıyor.

Yunanistan, Atina’nın batısında 5 gündür devam eden yangınları söndürmek için hala çalışıyor. Ülke bugünden itibaren yeni bir sıcak hava dalgasının etkisi altına girecek.

Pazartesi günü Atina çevresinde yayılan yangına müdahale eden itfaiye ekipleri havadan destek alıyor. Kıbrıs, Fransa, İsrail ve İtalya da bölgeye ekipler gönderdi.

Yangın 100’den fazla evin ve işyerinin büyük hasar almasına neden oldu. Hükümet bugün yangından etkilenen aileler için mali yardım ve kira desteği açıkladı.

Rodos adasındaki ormanlarda ve Yunanistan’ın güneyindeki Lakonya bölgesinde çıkan yangınlar bugün söndürüldü.

Uzmanlar gelecek günlerde hızla geniş alanları etkileyebilecek yeni yangınlar konusunda halkı uyardı.

Cumartesi ve Pazar günleri ülkede sıcaklıkların 45 santigrat dereceyi bulması bekleniyor. Kültür Bakanlığı tüm tarihi binaların öğlen 12 ile akşamüstü 17.30 arası kapalı kalacağını açıkladı.

Çin’de iç bölgeler kavurucu sıcaklarla yüz yüze

İklim olaylarıyla boğuşan bir diğer ülkeyse Çin. Şanghay ve Pekin’in de aralarında olduğu bazı kentler su baskınlarına hazırlanırken iç bölgeler kavurucu sıcaklarla yüz yüze.

Geçmişte Çin’de yağmurların zirve yaptığı mevsim Temmuz sonuydu ancak fırtınalar gittikçe daha yoğun ve öngörülemez hale geldi. Birçok megakent kötü drenaj nedeniyle su baskını tehdidiyle karşı karşıya.

Finans merkezi Şanghay’a bugün saatte 125 milimetre yağmur düşmesi bekleniyor.

Şanghay’da yollar araçların sürüklendiği nehirlere dönüştü, sosyal medya videoları yayaları diz boyuna kadar yükselen suların içinde yürümeye çalışırken gösteriyor.

Başkent Pekin’de yetkililer, onlarca pompa istasyonunu önceden boşaltmak ve yollardaki binlerce su drenaj çıkışını temizlemek için 2.600’den fazla kişiyi görevlendirdi. Banliyölerde ve dağlık bölgelerde çok sayıda otobüs seferi durduruldu.

Jiangxi eyaletinde ise ülkenin en büyük içme suyu kaynaklarından Poyank Gölü’nde su seviyesi 1951’den bu yana en düşük seviyesine indi.

35 santigrat derecenin üzerindeki sıcaklıklar ülkenin birçok bölgesinde etkili oluyor. Şincan’ın kuzeybatısında sıcaklıklar Pazar günü rekor kırarak 52,2 dereceye çıkmasının ardından yüksek seyretmeye devam ediyor. Gansu eyaletinde bazı bölgelerde aşırı sıcaklara karşı uyarı yapılırken bazı yerler ise sel ve toprak kayması tehdidi altında.

Yetkliler Çin’in yoğun nüfusu ve su kaynaklarının eşit dağılmaması nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerine çok açık olduğu uyarısında bulunuyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Putin: Ukrayna’nın Karşı Saldırı Batı’nın Desteğine Rağmen başarısız Oldu

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın başlattığı karşı saldırının Batılı ülkelerin askeri ve mali desteğine rağmen başarısız olduğunu söyledi. Putin,  “Ne Kiev rejimine pompalanan devasa kaynaklar ne de Batılı silahlar, tanklar, toplar, zırhlı araçlar ve füzeler işe yarıyor” ifadesini kullandı.

Polonya’yı eski Sovyet coğrafyasında “toprak hırsı” gütmekle itham eden Vladimir Putin, Moskova’nın müttefiki olan, Polonya’nın komşusu Belarus’u olası saldırılara karşı korumak için elindeki her türlü aracı kullanacağı uyarısında bulundu.

Rusya Devlet Başkanı Putin, “Belarus söz konusu olduğunda, Birlik Devleti’nin bir parçasıdır ve Belarus’a saldırmak Rusya Federasyonu’na saldırmak anlamına gelecektir. Buna elimizdeki tüm imkanlarla karşılık vereceğiz” diye konuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Güvenlik Konseyi toplantısında konuştu. Sputnik’in aktardığına göre Putin, “Ne Kiev rejimine aktarılan devasa kaynaklar ne Batı yapımı silahların, tankların, zırhlı araçların, füzelerin ne de ordumuzun hatlarını yarmaları için Ukrayna’ya gönderilen binlerce yabancı paralı asker ve danışmanın bir yardımı oldu” dedi.

“Dünyanın tamamı, övüle övüle göklere çıkarılan ve yenilmez olduğu söylenen Batı tanklarının alev alev yandığını görüyor” diye ekleyen Rusya devlet başkanı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Fakat en önemlisi, Ukrayna ordusu birimleri, intihar saldırısı denebilecek saldırıları sonucunda büyük kayıplar verdiler. On binlerce insanlarını kaybettiler. Ukraynalılar da gittikçe daha sık, çok meşru olan soruyu sormaya başlıyor: Ne için, kimin bencilce çıkarları için ölüyor akrabalarımız ve yakınlarımız? Onlar da yavaş yavaş ayılıyorlar.”

Avrupalıların, devletlerinin Ukrayna’ya yaptığı yardımlar konusundaki düşüncelerinin de değiştiğini kaydeden Putin, “Avrupalılar ve Avrupalı elitler Ukrayna’ya yapılan yardımları, çöpe atılmış para ve çabalar olarak görmeye başladılar. Bunun, okyanusun ötesindeki hegemonun, çıkarlarına hizmet ettiğini görüyorlar. Zira Avrupa’nın zayıflaması da Ukrayna krizinin sonsuza dek sürmesi de bu ülkenin (ABD) işine yarıyor” dedi.

Rusya Devlet Başkanı, bununla beraber bazı Doğu Avrupa liderlerinin, Ukrayna’da yaşanan trajediyi izlerken “ellerini ovuşturduklarını” kaydetti ve ekledi:

“Basında yer alan ve Polonya-Litvanya-Ukrayna birleşimi olarak anılan planları da görmezden gelemem. Ukrayna topraklarında kullanılması için düzenli bir askeri birim oluşturulacağından söz ediyorlar. Bu birimin, Batı Ukrayna’nın güvenliğini sağlamak adına da kullanılacağını söylüyorlar. İşin aslı, bu toprakları işgal etmek istiyorlar. Nitekim Polonyalı paralı askerlerin, Ukrayna’nın Lviv kenti ya da başka yerlerine girmeleri halinde orada sonsuza dek kalacakları açık.

Kiev rejimi kendini kurtarmak ve varlığını sürdürmek adına her şeyi yapacaktır; Ukrayna halkı, egemenlik ya da ulusal çıkarlar umurlarında değil. Polonyalı liderlere gelince, belli ki istedikleri, NATO şemsiyesi altında bir koalisyon oluşturarak Ukrayna krizine doğrudan müdahil olmak. Bunu da, Ukrayna topraklarından büyükçe bir lokmayı kendilerine ayırmak için yapıyorlar ve tarihi olarak kendilerine ait saydıkları Batı Ukrayna’yı ‘geri almayı’ planlıyorlar.”

“Onların Belarus topraklarıyla ilgili hayalleri olduğunu da biliyoruz” diye devam eden Putin, şu vurguyu yaptı: “Nasıl bir politika izleyeceği Ukrayna rejiminin kendi bileceği iş, ancak Belarus’a karşı, yani onlarla oluşturduğumuz Birlik Devleti’ne karşı saldırganlık sergilemek, Rusya’ya karşı saldırganlık göstermek anlamına gelecektir. Buna da elimizdeki tüm imkanlarla yanıt verilecektir. O nedenle bu planları yapanların, planlarının sonuçlarını iyice düşünmeleri gerekir.”

‘Polonya’nın batı toprakları, Stalin’in Polonyalılara hediyesidir’

Bununla beraber Rusya Devlet Başkanı, Polonya’nın şu anki topraklarına ilişkin, “Polonya, Sovyetler Birliği sayesinde, Stalin’in sayesinde batıda önemli topraklar aldı. Almanya’nın topraklarından söz ediyorum. Bugünkü Polonya’nın batı toprakları, Stalin’in Polonyalılara hediyesidir. Varşova’daki dostlarımız bunu unutmuşa benziyor. Ancak bizler unutmadık” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Buğday Fiyatları Tırmandı; AB: Rusya Gıda Krizinden Sorumlu

Tahıl Koridoru Anlaşmasını askıya alan Rusya’ya tepki gösteren Avrupaa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Rusya’nın büyük bir küresel gıda arzı krizinden sorumlu olduğunu ifade etti.

Josep Borrell ayrıca Rusya’yı Ukrayna’nın liman kenti Odessa’daki tahıl depolama tesislerini kasten vurmakla suçladı; saldırıların gıda krizini daha da derinleştireceğini söyledi.

Rusya’nın pazartertesi gününden bu yanan Odessa’ya yönelik saldırılarında, Ukraynalı yetkililerin verdiği bilgiye göre 60 bin ton civarında tahıl harap oldu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Odessa’ya saldırıların tahıl anlaşmasının askıya alınmasıyla bağlantılı olduğunu savunarak Rusya’nın tahıl anlaşması altyapısını kasıtlı bir şekilde hedef aldığını savundu.

Ukrayna Tarım Bakanı Mikola Solskyi altyapıda meydana gelen hasarın tamamen giderilmesinin en az bir yıl alacağını söyledi. Rusya Savunma Bakanlığı ise saldırıların hedefini cephane depoları ve askeri tesisler olarak açıklamıştı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, taleplerinin karşılanması halinde tahıl anlaşmasına geri döneceğini söyledi. Bu talepler arasında Rusya’nın tarım bankasının küresel bir ödeme sistemine yeniden kabul edilmesi de yer alıyor.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “20 Temmuz 2023 tarihinde Moskova saatiyle 00:00’dan itibaren Karadeniz’den Ukrayna limanlarına giden tüm gemiler potansiyel askeri kargo taşıyıcısı olarak kabul edilecektir” denildi.

Açıklamada “Bu tür gemilerin bayrak devletleri, Kiev rejiminin yanında Ukrayna çatışmasına dahil olmuş sayılacaktır” ifadesi kullanıldı.

Bir Beyaz Saray sözcüsü Rusya’yı sivil gemilere yönelik saldırılardan Ukrayna’yı sorumlu tutmayı planlamakla suçladı.

Türkiye ve BM’nin Rusya ve Ukrayna ile ayrı ayrı imzaladığı anlaşma, savaş sırasında Ukrayna tahılının dünya pazarlarına ihracatını düzenliyordu.

Rusya ile imzalanan diğer anlaşma, Rus tahıl ve gübre ihracatının Batı’nın uyguladığı yaptırımlardan etkilenmemesini güvence altına alıyordu. Rusya, bu konuda yeterli adımların atılmadığı gerekçesiyle daha önce anlaşmayı uzatmama tehdidinde bulunmuştu.

Avrupa borsalarında buğday fiyatları Çarşamba günü bir önceki güne göre yüzde 8,2 artarak ton başına 253,75 euro’ya yükseldi. Mısır fiyatları da yüzde 5,4 arttı.

ABD buğday vadeli işlemleri Çarşamba günü %8,5 artarak Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bu yana en yüksek günlük artışını gerçekleştirdi.

Marex Capital analisti Charlie Sernatinger, bu tür bir tırmanma tehdidinin “hem Rusya hem de Ukrayna’nın Karadeniz’den su yoluyla yapılan tüm tahıl sevkiyatlarını kesebileceğini” ve bunun da savaşın başlangıcındakine benzer bir duruma neden olacağını söyledi.

A/C Trading’in başkanı Jim Gerlach’a göre “Ukrayna’da işler yeniden kızıştı. Orada gerçek bir çatışma yaşanıyor ve kimse bunun ortasında kalmak istemiyor. Orası Avrupa’nın ekmek sepeti ve nakliyeciler geri çekiliyor.”

Paylaşın