Rusya, Ukrayna’nın Saldırılarına Karşı Yeni Bir Ordu Kuruyor

Rusya’nın Ukrayna’nın saldırılarına karşı ülkenin güneyinde yeni bir ordu kuracağı öne sürüldü. Yeni ordunun büyük olasılıkla ağırlıklı olarak mobilize edilmiş personelden oluşacağı ve Ukrayna’nın güneyindeki savunma amaçlı güvenlik operasyonlarından sorumlu olacağı iddia edildi.

Öte yandan Ukrayna, Rusya’nın işgal ettiği liman kenti Mariupol’le ilgili bir “Kalkınma Planı” üzerinde çalıştığını duyurdu. Ukrayna ordusuna bağlı Ulusal Direniş Merkezi’nin raporuna göre Rusya, Mariupol’e ülkeden 300 bin Rus vatandaşını yerleştirmeyi planlıyor. Böylece buradaki Rus nüfusu artırmayı hedefliyor.

Bunun yanı sıra İngiliz istihbaratı Rusya’nın Ukrayna’nın saldırılarına karşı ülkenin güneyinde yeni bir ordu kurduğunu duyurdu. İngiltere Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Rusya bu planıyla “savaş gerçeğini” kabul etmiş oldu. Bakanlık, ordu ile amacın kilit noktalarda savaşması için çok daha deneyimli birliklerin görevlendirilmesi. Bakanlık, Herson bölgesindeki hava indirme birliklerinin ağır çatışmaların yaşandığı Orikhiv bölgesine doğru ilerdiğini tahmin ediyor.

Yeni 18. ordunun öncelikle farklı birliklerden oluştuğu ve halihazırda Herson’da konuşlandırıldığı bildiriliyor. Savunma Bakanlığı’nın açıklamasında, “18. ordu büyük olasılıkla ağırlıklı olarak mobilize edilmiş personelden oluşacak ve Ukrayna’nın güneyindeki savunma amaçlı güvenlik operasyonlarından sorumlu olacak” ifadesine yer verildi.

Öte yandan Alman medyasında yer alan haberlere göre Ukrayna, Rusya’nın işgal ettiği liman kenti Mariupol’le ilgili bir “Kalkınma Planı” üzerinde çalıştığını duyurdu. Alman medyasında yer alan, Ukrayna ordusuna bağlı Ulusal Direniş Merkezi’nin raporuna göre Rusya, Mariupol’e ülkeden 300 bin Rus vatandaşını yerleştirmeyi planlıyor. Böylece buradaki Rus nüfusu artırmayı hedefliyor.

Merkez, bölgedeki direniş gruplarının işgal yönetiminin ilgili belgelerine ulaştığını, Rusya’nın 300 bin kişinin yerleştirilmesini 2035 yılına kadar tamamlamayı planladığını duyurdu. Plana göre Kremlin Rusya’dan insanların Ukrayna’nın işgal edilen bölgelerine taşınmalarını teşvik etmek için gayrimenkuller için ucuz ipotek programı başlattı. Mariupol ve işgal edilen diğer bölgelerde yaşayan Ukraynalıların zor kullanılarak Rusya’ya gönderileceği de belirtiliyor. Mariupol, Rusya’nın aralıksız devam eden ve üç ay süren saldırıları sonucunda geçen yıl Mayıs ayında Rus güçlerin eline geçmişti.

Rusya’dan Ukrayna’ya F-16 sözüne tepki

Öte yandan Hollanda ve Danimarka’nın Ukrayna’ya son teknoloji F-16 uçakları hibe edeceklerini resmen ilan etmesine Rusya’dan tepki geldi. Rusya’nın Danimarka Büyükelçisi Vladimir Barbin Danimarka haber ajansı Ritzau’ya yaptığığ açıklamada, bu adımın savaşı tırmandıracağı uyarısında bulundu. Büyükelçi, “Danimarka, fiili ve sözlü olarak Ukrayna’ya Rusya ile askeri çatışmayı sürdürmekten başka bir seçenek bırakmamaya çalışıyor” ifadesini kullandı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Suudi Arabistan, Yüzlerce Göçmen Ve Sığınmacıyı Öldürdü

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Suudi Arabistan’ın yüzlerce göçmen ve sığınmacıyı öldürdüğünü açıkladı. HRW, Riyad’a göçmen ve sığınmacılara karşı ölümcül güç kullanma politikasını “derhal ve acilen iptal etmesi” çağrısında bulundu.

HRW, Birleşmiş Milletleri (BM) iddia edilen cinayetleri soruşturmaya çağırdı. Geçen yıl BM uzmanları, 2022’nin ilk 4 ayında Suudi Arabistan’ın güneyinde ve Yemen’in kuzeyinde “Suudi Arabistan güvenlik güçleri tarafından sınır ötesi topçu bombardımanı ve hafif silah ateşinin yaklaşık 430 göçmeni öldürdüğüne dair endişe verici iddialar olduğunu” bildirmişti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) yayınladığı yeni bir raporda, Suudi sınır muhafızlarının Yemen sınırından geçmeye çalışan göçmenleri vurduğunu ve yüzlercesinin geçen yıldan bu yana hayatını kaybettiğini bildirdi.

HRW araştırmacısı Nadia Hardman yaptığı açıklamada, “Suudi yetkililer bu uzak sınır bölgesinde dünyanın geri kalanının gözleri önünde yüzlerce göçmen ve sığınmacıyı öldürüyor” dedi.

Hardman ayrıca, “Suudi imajını iyileştirmek için profesyonel golf, futbol kulüpleri ve büyük eğlence etkinliklerini satın almak için milyarlar harcayarak, dikkatleri bu korkunç suçlardan saptırmamalıdır” dedi.

New York merkezli HRW, yaklaşık 10 yıldır Suudi Arabistan ve Yemen’deki Etiyopyalı göçmenlere yönelik ihlalleri belgelediğini, ancak son cinayetlerin “yaygın ve sistematik” göründüğünü ve insanlığa karşı suç anlamına gelebileceğini kaydetti.

Geçen yıl BM uzmanları, 2022’nin ilk 4 ayında Suudi Arabistan’ın güneyinde ve Yemen’in kuzeyinde “Suudi Arabistan güvenlik güçleri tarafından sınır ötesi topçu bombardımanı ve hafif silah ateşinin yaklaşık 430 göçmeni öldürdüğüne dair endişe verici iddialar olduğunu” bildirmişti.

Riyad’ın hemen yorum yapmadığı iddialar, Afrika Boynuzu’ndan Suudi Arabistan’a uzanan ve yüz binlerce Etiyopyalının yaşadığı ve çalıştığı tehlikeli “Doğu Rotası” boyunca ihlallerin önemli ölçüde arttığına işaret ediyor.

Suudi yetkililer AFP’nin rapora ilişkin yorum talebine yanıt vermezken, HRW raporunda Suudi içişleri ve savunma bakanlıklarına, insan hakları komisyonuna ve Yemen’in kuzeyini kontrol eden Huti isyancılarına gönderdiği mektuplara yanıt gelmediği belirtildi.

Suudi yetkililer 2015 yılında, Yemen’in başkenti Sana’yı bir önceki yıl uluslararası tanınırlığa sahip hükümetten ele geçiren Hutileri devirmek için bir koalisyonu harekete geçirmişti.

HRW tarafından açıklanan ihlallerin çoğunun, Nisan 2022’de yürürlüğe giren ve geçtiğimiz Ekim ayında resmen sona ermesine rağmen büyük ölçüde devam eden ateşkes sırasında meydana gelmiş olabileceğine işaret etti.

BM’ye cinayetleri soruşturma çağrısı

HRW raporunda, Yemen’den Suudi Arabistan’a geçmeye çalışan 38 Etiyopyalı göçmenle yapılan görüşmelerin yanı sıra uydu görüntüleri ve sosyal medyada yayınlanan “veya diğer kaynaklardan toplanan” video ve fotoğraflardan yararlanıldı.

Rapora göre görüşülen kişiler, havan topu mermileriyle yapılan saldırılar da dahil olmak üzere 28 “patlayıcı silah olayı” tanımladı. Raporda, hayatta kalan bazı kişilerin yakın mesafeden saldırıları anlattığı ve Suudi sınır muhafızlarının Etiyopyalılar’a “vücutlarının hangi uzuvlarından vurulmayı tercih edeceklerini” sorduğu belirtildi.

HRW, Riyad’a göçmen ve sığınmacılara karşı ölümcül güç kullanma politikasını “derhal ve acilen iptal etmesi” çağrısında bulundu ve BM’yi iddia edilen cinayetleri soruşturmaya çağırdı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna, F-16 Savaş Uçaklarına Kavuşuyor

Danimarka ve Hollanda Ukrayna’ya son teknoloji F-16 uçakları hibe edeceklerini resmen ilan etti. F-16’lar Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yapımı olduğu için uçakların Ukrayna’ya sevkiyatına Washington’ın onay vermesi gerekiyordu.

F-16 desteğinin Ukrayna ordusuna ve sivillere yeni bir motivasyon ve güven sağlayacağını belirten Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, “Ukrayna ve tüm Avrupa için yeni sonuçlar doğuracağından eminim” dedi.

Hollanda ve Danimarka Ukrayna’ya son teknoloji F-16 uçakları hibe edeceklerini resmen ilan etti. Açıklama Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Hollanda’yı ziyareti sırasında yapıldı.

Eindhoven kentindeki hava üssünde Hollanda Başbakanı Mark Rutte ile biraya gelen Zelenskiy sosyal medya hesabından “42 jet. Ve bu daha başlangıç” diye açıklama yaptı.

Rutte, uçakların teslim zamanının, Ukraynalı pilotların eğitim sürecinin tamamlanmasına bağlı olduğunu belirtti. Rutte önümüzdeki ay değil ama en kısa sürede teslimatı yapmayı umduklarını kaydetti.

F-16 desteğinn Ukrayna ordusuna ve sivillere yeni bir motivasyon ve güven sağlayacağını belirten Zelenskiy, “Ukrayna ve tüm Avrupa için yeni sonuçlar doğuracağından eminim” dedi.

Danimarka da bir açıklama yaparak Ukrayna’ya F-16 hibe etmeyi kabul ettiklerini duyurdu. Savunma Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada “Danimarka diğer ülkelerin de koalisyona katılması ve Ukrayna’nın özgürlük mücadelesine katkıda bulunması için çalışacaktır” denildi.

Ukrayna’ya F-16 tedariki amacıyla Hollanda ve Danimarka’nın öncülüğündeki ülkeler, Ukraynalı pilotları NATO’da yaygın kullanılan ABD yapımı F-16 savaş uçakları için eğitmeyi Mayıs ayında kabul etmişti.

F-16’lar ABD yapımı olduğu için uçakların Ukrayna’ya sevkiyatına Washington’ın onay vermesi gerekiyordu.

Hollanda Savunma Bakanlığı, 18 Ağustos’ta Hollanda’nın Ukrayna’ya F-16 savaş uçaklarını teslim etmesinin ABD tarafından onaylandığını açıklamıştı.

Savunma Bakanı Kajsa Ollongren, yaptığı açıklamada, “ABD’nin, F-16 savaş uçaklarının Ukrayna’ya teslimatını onaylamasını memnuniyetle karşılıyoruz. Bu, bizim Ukraynalı pilotların eğitimini tamamlamamıza olanak tanıyor” ifadelerini kullanarak, sonraki adımlar için Avrupalı ortaklarıyla temas halinde olduklarını bildirmişti.

Ukrayna, Şubat 2022’de ülkeyi işgal eden Rusya’nın hava üstünlüğüne karşı koyabilmek için uzun süredir ABD yapımı sofistike savaş uçaklarını istiyordu.

Ukrayna’ya F-16 tedariki amacıyla Hollanda ve Danimarka’nın öncülüğündeki ülkeler, Ukraynalı pilotları NATO’da yaygın kullanılan ABD yapımı F-16 savaş uçakları için eğitmeyi mayısta kabul etmişti.

Hollanda ile Danimarka, son zamanlarda Ukraynalı pilotların F-16 kullanımı için eğitilmeleri ve Rusya’nın hava üstünlüğüne karşı koymalarına yardımcı olacak jetlerin teslimi için uluslararası çabalara öncülük ediyor.

En erken 2024 yazında

Hollanda’nın envanterinde 24’ü aktif kullanımda olmak üzere toplam 42; Danimarka’da da 30 adet F-16 uçağı bulunuyor. Daha önce eski Doğu Bloku ülkeleri tarafından, Ukrayna’ya Rus yapımı savaş uçakları teslim edilmişti.

F-16 savaş uçaklarının en erken 2024 yaz aylarında Ukrayna’ya verilebileceği belirtiliyor. Danimarka Dışişleri Bakanlığı, savaş uçaklarının teslimatı koşullarından birinin, “başarıyla seçilmiş, test edilmiş ve eğitilmiş Ukraynalı personeli” olduğunu açıkladı.

Batılı 11 ülkenin oluşturduğu koalisyon öncülüğünde Danimarka’da Ukraynalı pilot, mühendis ve teknisyenlerden oluşan hava kuvvetleri personelinin eğitimi devam ediyor.

Ukrayna İsveç ile de savaş uçakları konusunda görüşüyor. Volodimir Zelensky, eşi Olena ile birlikte Cumartesi günü Başbakanı Ulf Kristersson ile görüşmek için İsveç’e gitmişti.

Zelenskiy, Ukraynalı pilotların İsveç’in Gripen savaş uçaklarında da eğitime başladığını söyledi. İsveç hükümeti, Haziran ayında Ukraynalı pilotlara, Saab yapımı çok maksatlı ve hafif tek motorlu Gripen savaş uçaklarını test etme şansı vereceğini açıklamıştı .

Hollanda şu ana kadar Ukrayna’ya yaklaşık 2 milyar euroluk askeri yardımda bulundu. Lahey yönetimi, Almanya ile birlikte Ukrayna’ya zırhlı obüsler ile 100 adet Leopard 1 tankı ve 2 Patriot hava savunma sistemi gönderdi.

Paylaşın

BM’den “Ukrayna” Çağrısı: Bu Vahşi Savaşa Bir Son Verin

Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Yüksek Komiseri Izumi Nakamitsu, Ukrayna’da savaş alanındaki kayıpların ve giderek artan ölü sayısının ciddi bir endişe olmaya devam ettiğini söyledi.

Nakamitsu, ‘’24 Şubat 2022’den, bu yılın 13 Ağustos tarihine kadar, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Ukrayna’da sivil kaybının 9 bin 444, yaralı sayısının da 16 bin 940 olduğunu açıkladı. Gerçekte sivil kayıpların sayısı verilen bu sayılardan önemli ölçüde daha fazla” dedi ve ekledi:

“BM, sivillere ve sivil altyapıya yönelik saldırıları şiddetle kınıyor. Bu saldırıların derhal durdurulması çağrısında bulunuyor. Ukrayna’daki Rus askeri saldırısı, BM Tüzüğü ve uluslararası hukuku ihlal ederek, en savunmasız olanları en sert şekilde vuruyor. Bu vahşi savaşa bir son verilmesi bir zorunluluktur.”

Ukrayna konusunda yapılan son Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplantısında ülkenin bir silah yığınağı haline geldiği, karşılıklı olarak tırmanan silahlanmanın hem Ukrayna hem de bölge ülkeleri için, savaş sona erse bile büyük riskler taşıdığını belirtilerek ‘’ Silahlandırmaya son verin. Bu vahşi savaşı sonlandırın’’ çağrısı yapıldı.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu‘nun aktardığına göre; BM Silahsızlanma Yüksek Komiseri Izumi Nakamitsu, konsey üyelerine hitaben yaptığı konuşmada, Ukrayna’da devam eden savaşta taraflar arasındaki silahlanmanın son dönemde hızla tırmanışa geçtiğini söyledi.

Nakamitsu, ülkede hızla tırmanan silahlanmanın hem devam eden savaşta hem de savaş sonrası açısından ciddi riskler taşıdığını ifade etti. Nakamitsu, hükümetlerin son zamanlarda Kiev’e yaptığı silah sevkiyatlarıyla ilgili açık kaynaklardan edinilen bilgiler arasında tanklar, zırhlı savaş araçları, savaş uçakları, helikopterler, büyük kalibreli topçu bataryaları, füze sistemleri ve insansız hava araçları gibi ağır silahlar, uzaktan kumandalı patlayıcı mühimmatlar, küçük ve hafif silahlarla birlikte çok sayıda mühimmatın sevk edildiğini ifade etti.

Yüksek Komiser Nakamitsu, son dönemde bazı ülkelerin Ukrayna’da kullanılmak üzere insansız hava araçları ve mühimmat da dahil olmak üzere silahları, Rus silahlı kuvvetlerine devrettiğini veya aktarmayı planladığını gösterdiğini söyledi.

Nakamitsu, Ukrayna’da sayısı hızla artan silahların yetkisiz kişilerin eline geçmesi, bu kişiler tarafından kullanılması hem Ukrayna hem de bölgedeki ülkeler arasında daha fazla istikrarsızlık ve güvensizliğe yol açabilecektir dedi. Yüksek Komiser, BM’ye üye devletlerin, konvansiyonel silahların uluslararası sevkiyatına getirdiği ortak standartlar oluşturan ve BM’nin bağlayıcı olan ‘’Silah Ticareti Anlaşması‘’ da dahil olmak üzere ilgili tüm uluslararası silahlanma anlaşmalarına saygı duyulması çağrısı yaptı.

Ukrayna’da savaş alanındaki kayıpların ve giderek artan ölü sayısının ciddi bir endişe olmaya devam ettiğini belirten Nakamitsu, ‘’24 Şubat 2022’den, bu yılın 13 Ağustos tarihine kadar, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Ukrayna’da sivil kaybının 9 bin 444, yaralı sayısının da 16 bin 940 olduğunu açıkladı. Gerçekte sivil kayıpların sayısı verilen bu sayılardan önemli ölçüde daha fazla.

BM, sivillere ve sivil altyapıya yönelik saldırıları şiddetle kınıyor. Bu saldırıların derhal durdurulması çağrısında bulunuyor. Ukrayna’daki Rus askeri saldırısı, BM Tüzüğü ve uluslararası hukuku ihlal ederek, en savunmasız olanları en sert şekilde vuruyor. Bu vahşi savaşa bir son verilmesi bir zorunluluktur” dedi.

Paylaşın

Rusya’dan Ukrayna’ya Füze Saldırısı: 7 Ölü, 117 Yaralı

Rusya Ukrayna’nın başkenti Kiev’e 45 km mesafede yer alan Çernihiv kentini füzelerle vurdu. Saldırıda biri çocuk yedi kişi öldü, en az 117 kişi yaralandı. Yaralılardan 12’sinin çocuk 10’unun da polis memuru olduğu belirtildi.

Ukrayna İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, saldırının olduğu sırada bölge halkının kiliseden çıkıp dini bir bayramı kutlamak için toplanmaya başladığı vurgulandı. İçişleri Bakanlığı, füze saldırısı esnasında şehrin merkezindeki tiyatro binasının çatısının da çöktüğünü açıkladı.

İsveç’te bulunan Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodomir Zelenski Telegram hesabından yaptığı açıklamada “Çernigiv şehrinde üniversite ve tiyatronun da bulunduğu şehrin merkezindeki bir meydan bir Rus füzesi tarafından vuruldu” ifadelerini kullandı.

Rusya geçen yıl Şubat ayında başlattığı Ukrayna saldırıları kapsamında zaman zaman sivil hedefleri de vurdu. Uluslararası kamuoyunun tepkilerine rağmen Moskova yönetimi sivil hedefleri vurduğunu sürekli reddetti.

Çernihiv Ukrayna’nın kuzeyinde, Belarus sınırına yaklaşık 45 km mesafede bulunuyor. Çernihiv bölgesi, Şubat 2022’de başlayan Rus işgalinin ilk döneminde, yaklaşık iki ay kuşatma altında kalmıştı.

Birleşmiş Milletler de sivilleri hedef almanın savaş suçu olduğunu hatırlatarak saldırıyı kınadı.

Öte yandan New York Times gazetesinin, ABD hükümet çevrelerine dayandırdığı haberinde, geçen yıl Şubat ayında Rusya’nın saldırısı ile başlayan savaşta, yaklaşık 300 bin Rus askerinin öldüğü ya da yaralandığı öne sürülerek, Moskova’nın asker kaybının Ukrayna’ya göre daha yüksek olduğu ifade edildi.

Haberde yaklaşık 120 bin Rus askerinin çatışmalarda yaşamını yitirdiği, 170 ila 180 bin askerin de yaralandığı iddia edildi. Ukrayna tarafında ise 70 bine yakın askerin öldüğü, 100 ila 120 bin askerin de yaralandığı aktarıldı.

Paylaşın

Rusya – Ukrayna Savaşı: Yaklaşık 500 Bin Zayiat

Rusya’nın saldırısı ile başlayan Ukrayna – Rusya savaşında, yaklaşık 300 bin Rus askerinin öldüğü ya da yaralandığı öne sürülürken, Moskova’nın asker kaybının Ukrayna’ya göre daha yüksek olduğu iddia edildi.

Yaklaşık 120 bin Rus askerinin çatışmalarda yaşamını yitirdiği, 170 ila 180 bin askerin de yaralandığı iddia edilirken, Ukrayna tarafında ise 70 bine yakın askerin öldüğü, 100 ila 120 bin askerin de yaralandığı öne sürüldü.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) medyasında yer alan haberlerde, Ukrayna Savaşı’nda bugüne dek, iki tarafta yaklaşık 500 bin askerin öldüğü ya da yaralandığı belirtildi.

New York Times gazetesinin, ABD hükümet çevrelerine dayandırdığı haberinde, geçen yıl Şubat ayında Rusya’nın saldırısı ile başlayan savaşta, yaklaşık 300 bin Rus askerinin öldüğü ya da yaralandığı öne sürülerek, Moskova’nın asker kaybının Ukrayna’ya göre daha yüksek olduğu ifade edildi.

DW Türkçe’nin aktardığı haberde yaklaşık 120 bin Rus askerinin çatışmalarda yaşamını yitirdiği, 170 ila 180 bin askerin de yaralandığı iddia edildi. Ukrayna tarafında ise 70 bine yakın askerin öldüğü, 100 ila 120 bin askerin de yaralandığı aktarıldı.

Bu arada Ukrayna Genelkurmayı’ndan yapılan açıklamada, ülkenin güneydoğusundaki cephede bir köyün Rus işgalinden kurtarıldığı öne sürüldü ve bunun 27 Temmuz’dan bu yana elde edilen ilk başarı olduğu bildirildi.

Söz konusu bölgenin Ruslar tarafından yoğun bir biçimde mayınlandığını ve Rus ordusunun buradaki savunma hatlarını güçlü bir biçimde tahkim ettiğini aktaran Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı, hava desteği olmadan böyle bir alanda ilerlemenin büyük bir başarı olduğunu dile getirdi.

Geçen yıl Şubat ayında Rusya, batı komşusu Ukrayna’ya karşı geniş çaplı bir işgal başlattı. Kremlin, hızlı bir “özel askeri operasyon” olmasını umuyordu, ancak çatışmalar hala devam ediyor ve görünürde bir son yok.

Putin, 24 Şubat 2022’de sabahın erken saatlerinde televizyondan “Ukrayna’da özel askeri operasyon” başlattıklarını açıkladı.

“Özel askeri operasyonun” gerekçesini anlatan Putin, sözde ayrılıkçı yönetimlerin Rusya’dan askeri yardım talebinde bulunduğunu bildirdi. Putin, “Operasyonun amacı 8 yıldır Kiev rejimi tarafından istismara, soykırıma maruz kalan insanları korumaktır ” ifadelerini kullandı.

Rus ordusu, Ukrayna’daki stratejik hedeflere yönelik sık sık uzun menzilli, yüksek hassasiyetli füzeler kullandı. ABD ve Avrupa ülkeleri, Ukrayna’ya silah desteğini artırdı. Rus ve Ukrayna ordusunun karşılıklı saldırılarında sivil kayıplar yaşandı.

22 Temmuz 2022’de Türkiye, Rusya, Ukrayna ve Birleşmiş Milletler (BM) arasında dünyadaki olası bir gıda krizini önleyecek “Tahıl ve Yiyecek Maddelerinin Ukrayna Limanlarından Emniyetli Sevki Girişimi Belgesi” imzalandı.

Rusya, “Kırım Köprüsü ve Sivastopol deniz üssüne Ukrayna’nın saldırısını” gerekçe göstererek tahıl anlaşmasını askıya almak istedi ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da girişimiyle anlaşmalar 120 günlük periyotlarla yinelendi.17 Mayıs’tan itibaren 60 gün uzatılan anlaşmanın tekrar uzatılması için çabalar sürüyor.

Anlaşma sayesinde 33 milyon tona yakın tahıl ihtiyaç sahiplerine ulaştı. Ayrıca Erdoğan ve Putin, yoksul ülkelere gübre ve tahıl gönderilmesi konusunda anlaştı.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’ya meydan okuyan Wagner’in kurucusu Yevgeniy Prigojin’in idaresindeki paralı savaşçılar, Rostov-na-Donu şehrini kontrolü altına alarak Rus Güney Askeri Bölge Karargah binasını ele geçirdi. Bir grup Wagner savaşçısı da askeri araçlarla Moskova’ya yöneldi.

Devreye Belarus Cumhurbaşkanı Lukaşenko’nun girmesiyle isyan sona erdi. Prigojin ve savaşçılarının eylemlerine son verip Belarus’a gitmesine izin verildi ve kriz çözüldü.

BM’ye göre Ukrayna’da 11 milyondan fazla kişi yerinden edildi

BM verilerine göre, Ukrayna’dan yaklaşık 11,6 milyon kişi yerinden edildi. Bunlardan 5,9 milyonu ülke içerisinde yerinden olurken 5,7 milyonu ise komşu ülkelere gitmek zorunda kaldı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğine göre ise savaşta 24 Şubat 2022’den bu yana en az 8 bin sivil yaşamını yitirdi, 13 binden fazla sivil yaralandı.

Savaş devam ederken Rusya ve Ukrayna heyetleri, ateşkes sağlanması için 3’ü Belarus, biri Türkiye’de olmak üzere 4 defa yüz yüze müzakere yaptı.

Savaşın siyasi ve sosyal etkileriyle ekonomik alanda alınan Rusya’ya yönelik yaptırım kararları, tüm dünyada doğrudan veya dolaylı olarak etkisini gösterdi.

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, ABD ve diğer Batılı ülkeler, Ukrayna’ya askeri müdahalede bulunan Rusya’ya karşı finans, enerji, ulaşım, ihracatın kontrolü ve finansmanı ile vize politikası gibi çeşitli alanlarda yeni yaptırımlar belirledi.

AB, savaş boyunca Rusya’ya karşı 11 yaptırım paketi kabul ederek 1000’in üzerinde kişi ve 200’den fazla kuruluşa yaptırım kararı aldı. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısıyla pek çok sektörde dünyada önde gelen 1000’in üzerindeki uluslararası şirket, boykot amacıyla Rusya’yı terk etti veya faaliyetlerini kısıtladı.

AB, Rus petrol ve doğal gazına yönelik tavan fiyat uygulaması kararı aldı, karara bazı diğer Batı ülkeleri de katıldı. Rusya da bu kararlara karşı yaptırımlarla cevap verdi.

Paylaşın

İsveç’te Bu Kez İran Büyükelçiliği Önünde Kur’an-ı Kerim Yakıldı

İsveç’te yaşayan Iraklı Hristiyan Salwan Momika, İran’ın Stockholm Büyükelçiliği önünde Kur’an-ı Kerim yaktı. Momika, eylemlerini Müslüman bireyleri değil, İslam dinini hedef aldığını söylüyor.

Kuran’ın yakılması, Müslüman ülkelerde ateşli protestolara, İsveç diplomatik misyonlarına yönelik saldırılara ve aşırı İslamcıların tehditlerine yol açmıştı.

Aşırı sağcı Danimarka- İsveç yurttaşı Rasmus Paludan, Ocak sonunda İsveç’te Türkiye Büyükelçiliği önünde Kuran yakmıştı. Bu olay İsveç’in Türkiye hükümetiyle NATO üyeliği konusundaki müzakerelerinin askıya alınmasına ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülkesinin İsveç’in üyeliğini desteklemeyeceğini söylemesine yol açmıştı.

Önceki haftalarda Türkiyelilerin devam ettiği cami önünde Kuran yakarak Türkiye ve İsveç yönetimleri arasında gerilime yol açan Salwan Momika, Cuma öğlen saatlerinde gösteri özgürlüğünü korumaya alan polisler eşliğinde İran’ın Stockholm Büyükelçiliği önünde benzer bir eylemde bulundu.

Kur’an-ı Kerim’i, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin fotoğrafını ve İran bayrağını ayağının altına alan Momika, daha sonra bunları ateşe verirken kendisine bir başka Iraklı Salwan Najem eşlik etti.

Momika, ateşe verdiği simgelerle gösterisini sürdürürken izleyenler arasından bir kadın Momika’nın ateşe verdiği Kuran’ı yangın söndürme tüpüyle söndürmeye çalıştı. Ancak polis tarafından göz altına alındı.

Polis sözcüsü Towe Hägg, o sırada kimliği belirlenemeyen kadının, kamu düzenini bozma ve bir polis memuruna karşı şiddet uygulamaktan şüpheli olarak gözaltına alındığını söyledi.

Gösteriden sonra Momika ve Najem olay yerinden zırhlı polis aracıyla ayrılırlarken çok sayıda polis aracı ve zırhlı araç eskort verdi. İsveç polisi, Momika’ya yönelik olarak önceki gösterilerinden sonra nefret söylemi gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmakla birlikte, soruşturma sonuçlanana kadar ifade özgürlüğü kapsamında gösterilerine koruma veriyor.

Savcılar, İsveç’in ırk, din veya cinsel yönelime dayalı olarak gruplar ya da bireylere yönelik nefret kışkırtmayı yasaklayan “nefret söylemi yasası” uyarınca Momika’nın eylemlerinin suç oluşturup oluşturmadığını soruşturuyor.

Momika, eylemlerini Müslüman bireyleri değil, İslam dinini hedef aldığını söyleyerek savunuyor. Kuran’ın yakılması, Müslüman ülkelerde ateşli protestolara, İsveç diplomatik misyonlarına yönelik saldırılara ve aşırı İslamcıların tehditlerine yol açtı.

İsveç Ulusal Güvenlik Servisi (SAPO) Perşembe günü ülkenin öncelikli hedef haline gelmesini gerekçe göstererek beş düzeyli güvenlik sisteminde alarmı dördüncü düzeye çıkardı. SAPO başkanı Charlotte von Essen, “Bu kararı almamızın nedeni saldırı tehditlerini değerlendirdiğimizde durumun kötüleştiğini ve tehditlerin daha uzun bir süre devam edeceğini saptamamız oldu.” dedi.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson da kendi basın toplantısında “planlanmış bazı terör eylemlerinin önlendiğini” söyledi. Hem İsveç’te hem de yurt dışında gözaltına alınanlar olduğunu belirten Kristersson, ayrıntıya girmedi.

İsveç’te Kuran yakma eylemleri

Aşırı sağcı Danimarka- İsveç yurttaşı Rasmus Paludan, Ocak sonunda İsveç’te Türkiye Büyükelçiliği önünde Kuran yakmıştı. Bu olay İsveç’in Türkiye hükümetiyle NATO üyeliği konusundaki müzakerelerinin askıya alınmasına ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ülkesinin İsveç’in üyeliğini desteklemeyeceğini söylemesine yol açmıştı.

Olayın ardından İsveç polisi iki kez güvenlik gerekçesiyle aşırı sağcı grupların Kuran yakma eylemlerini engellemişti.

Şubat’ta Iraklı bir Hristiyan Arap olan Salwan Momika, Irak’ın Stockholm Büyükelçiliği’nin önünde ve Afrika kökenli Chris Makoundout, Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği’nin önünde Kuran yakmak istemiş; polis güvenlik gerekçesiyle bu girişimlere izin vermemişti. Momika ve Makoundout, polisin kararını mahkemeye taşımıştı.

İsveç İdare Mahkemesi ise “güvenlik riski endişelerinin” gösteri yapma hakkını sınırlamak için yeterli olmadığını savunarak, polisin kararını 4 Nisan’da iptal etmişti. Bunun üzerine Stockholm polisi kararı Yüksek Mahkemeye taşımıştı.

Yüksek Mahkeme, İdare Mahkemesinin bu kararını onaylayarak polisin Kuran yakma yasağını 12 Haziran’da kaldırmıştı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

ABD’den Kritik “Ukrayna” Kararı: F-16 Gönderilmesini Onayladı

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Ukrayna’ya Rusya’ya karşı savunmada kullanılmak üzere F-16 jetleri gönderilmesini onayladığı açıklandı. Danimarka ve Hollanda üzerinden gerçekleşecek sevkiyat için bu iki ülkede yürütülen pilot eğitimlerinin tamamlanmasının beklendiği belirtildi.

ABD Başkanı Joe Biden Mayıs ayında Ukraynalı pilotların F-16’larla eğitim programlarını onaylamıştı. Danimarka’daki eğitimin yanı sıra Romanya’da da bir eğitim merkezi kurulması öngörülüyor.

Reuters’in haberine göre, ABD Başkanı Anthony Blinken Hollandalı ve Danimarkalı taraflara mektubunda, “ABD’nin hemF-16 savaş uçaklarınınUkrayna’ya transferi hem de Ukraynalı pilotların nitelikli F-16 eğitmenleri tarafından eğitilmesine verdiği desteği dile getirmek için yazıyorum” ifadelerini kullandı.

Blinken, mektupta “Ukrayna’nın devam eden Rus saldırganlığına ve egemenlik haklarının ihlaline karşı kendini tek başına savunabilmesi kritik durumda olmayı sürdürüyor” dedi. Blinken, “üçüncü tarafların taleplerine” verilen onayın, Ukrayna’ya pilotların eğitimi tamamlanır tamamlanmaz yeni kazanılan yeteneklerden yararlanma fırsatı vereceğini belirtti.

F-16’lar ne kadar işlevsel olacak?

Ukrayna hava kuvvetleri sözcüsü Yuriy İhnat bir Ukrayna televizyonuna yaptığı açıklamada Kiev’in F-16 savaş uçaklarını bu sonbahar ve kış kullanamayacağını belirtmişti.

Amerikalı yetkililer de özel yorumlarında, Rusların hava savunma sistemleri ve Ukrayna üzerindeki tartışmalı hava sahaları dikkate alındığında, F-16’ların Ukrayna’nın mevcut karşı savunmasına çok az katkı vereceği ve savaşın seyrini değiştirmesinin beklenmediğini bildirmişti.

Ukrayna, Rus güçlerinin hava üstünlüğüne karşı Amerikan yapımı F-16’ları talep ediyor; Danimarka ve Hollanda da ABD’den resmi onay bekliyordu. Amerikan yapımı savaş uçaklarının müttefiklerinden Ukrayna’ya transferi için ABD’nin onayı gerekiyor.

Öte yandan Rusya, Moskova şehir merkezine saldırı düzenleyen Ukrayna’ya ait bir İHA’nın düşürüldüğünü açıkladı. Moskova Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, Telegram’dan yaptığı açıklamada İHA’nın düşürülmesi sonrası enkazının Expo merkezi yakınlarına düştüğünü ancak ciddi hasar vermediğini belirtti.

Paylaşın

Taliban Yönetimindeki Afganistan’da “Siyasi Partiler” Yasaklandı

Afganistan’da Taliban yönetiminin Adalet Bakanı Abdül Hekim Şerii, siyasi partilerin yasaklandığını, “Bu ülkede siyasi partilerin faaliyet göstermesini sağlayacak bir şeriat kanunu yok. Onlar ne ülkenin ulusal çıkarlarına hizmet ediyor ne de halk onları takdir ediyor” ifadeleriyle duyurdu.

Afganistan’da iki yıl önce Taliban yönetime gelene kadar olan sürede ülke genelinde irili ufaklı 70’den fazla siyasi parti bulunuyordu.

Taliban’ın siyasi partileri olmayan diğer Körfez ülkelerini örnek aldığını söyleyen Afgan siyasi yorumcu Torek Farhadi, “İhtiyaç duyulan şey kadınların ve toplumun her kesiminden insanların, ülkenin geleceğine ilişkin tartışmalara katılmasıdır. Her ne kadar kulağa siyaseten yanlış gelse de, siyasi partiler bugün Afganistan’da gereksiz bölünmeler yaratabilir ve bu ülkenin ihtiyaç duyduğu son şeydir” değerlendirmesini yaptı.

Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Taliban, ülkedeki tüm siyasi partileri yasakladığını açıkladı. Taliban kararına gerekçe olarak şeriat kurallarını gösterdi. Sözkonusu karar Batılı ülke askerleri ve ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi üzerine Taliban’ın ülkede yönetimi ele geçirmesinin ikinci yıldönümden bir gün sonra açıklandı.

Siyasi partilere yasak kararını, Taliban yönetiminin Adalet Bakanı Abdül Hekim Şerii başkent Kabil’de düzenlediği basın toplantısında açıkladı. Şerii yaptığı açıklamada, “Bu ülkede siyasi partilerin faaliyet göstermesini sağlayacak bir şeriat kanunu yok. Onlar ne ülkenin ulusal çıkarlarına hizmet ediyor ne de halk onları takdir ediyor” dedi.

Afganistan’da iki yıl önce Taliban yönetime gelene kadar olan sürede ülke genelinde irili ufaklı 70’den fazla siyasi parti bulunuyordu. Taliban idaresinde ülkede iki senedir ifade özgürlüğü, protesto ve benzeri her tür faaliyet de yasaklanmış durumda.

Taliban yönetimde bulunduğu iki yıllık süreçte, katı şeriat kuralları uygulayarak kızların okula gitmesini ve kadınların çalışmasını ve sosyal hayata karışmasını da yasakladı. Benzer şekilde Afganistan’da medya üzerinde de kurulan yoğun baskı nedeniyle ülke genelinde çok sayıda medya kuruluşu kapanırken gazeteciler de ülkeden ayrılmak zorunda kaldı.

Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlar ülkede insan haklarının giderek kötüleşmesini kınıyor ve Taliban’dan sözkonusu uygulamaları kaldırmasını istiyorlar. Taliban 15 Ağustos 2021’de, ABD ve NATO’nun 20 yıl süren Afgan savaşının ardından tüm askerlerini geri çekmesiyle iktidarı ele geçirdi.

İsyancıların yönetimi ele geçirmesi, önde gelen Afgan siyasi parti liderlerinin ve politikacıların, ABD destekli eski hükümetle olan ilişkileri nedeniyle cezalandırılmaktan korkarak ülkeyi terk etmelerine yol açtı. Sürgündeki pek çok Afgan siyasetçi bugüne dek Taliban’a karşı silahlı direniş çağrılarında da bulundular ancak bu çağrılar uluslararası alanda destek bulmadı.

Yabancı ülkeler Taliban’ı, Afgan kadınlarına yönelik muameleleri ve diğer etnik ve siyasi grupları ülke yönetimine dahil etmemeleri nedeniyle ülkenin meşru yöneticileri olarak tanımayı reddediyor.

VOA Türkçe’den Ayaz Gül‘ün haberine göre; Afgan siyasi yorumcu Torek Farhadi, Taleban’ın siyasi partileri olmayan diğer Körfez ülkelerini örnek aldığını söyledi. Farhadi, “İhtiyaç duyulan şey kadınların ve toplumun her kesiminden insanların, ülkenin geleceğine ilişkin tartışmalara katılmasıdır. Her ne kadar kulağa siyaseten yanlış gelse de, siyasi partiler bugün Afganistan’da gereksiz bölünmeler yaratabilir ve bu ülkenin ihtiyaç duyduğu son şeydir” değerlendirmesini yaptı.

Öte yandan BM, yıllardır süren savaş ve uzun süreli kuraklığın, nüfusun üçte ikisinin yardıma ihtiyaç duyduğu ülkedeki insani krizi daha da kötüleştirdiğini belirtiyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den “Taliban’a Baskı Yapın” Çağrısı: Hiçbir Özgürlük Bırakmadı

Taliban’ın Afganistan’ın yönetimini ele geçirmesinin üzerinden iki yıl geçmesi vesilesiyle açıklamada bulunan BM Kadın Birimi İcra Direktörü Sima Bahous, “Taliban, 50’den fazla ferman, emir ve kısıtlama yoluyla kadınların hayatlarının dokunulmamış hiçbir yönünü bırakmadı, hiçbir özgürlük bırakmadı” dedi.

Afganistanlı kadınlara daha fazla destek çağrısında bulunan Bahous, “Uluslararası toplumu, insani yardım camiasının çağrısına cevap vermek ve Afganistan’a yönelik insani çağrıyı tamamen finanse etmek de dahil olmak üzere, değişim için baskı yapmak için ellerindeki her yolu kullanmaya ve her türlü baskıyı uygulamaya devam etmeye çağırıyorum” dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nin geçen hafta hazırladığı rapora göre; Afganistan kadın hakları konusunda en kötü karneye sahip ülkeler arasında yer alıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Kadın Birimi İcra Direktörü Sima Bahous, Taliban’ın Afganistan’ın yönetimini ele geçirmesinin üzerinden iki yıl geçmesi vesilesiyle açıklamada bulundu.

UN Newse göre, Bahous, uluslararası toplumu Afganistan’da değişim için baskı yapmaya devam etmeye çağırarak Taliban’ı ülke genelinde “kadınların ve kızların haklarına yönelik en kapsamlı, sistematik ve benzersiz saldırıyı” uygulamakla suçladı.

Taliban’ın kadınlara yönelik kitlesel baskı üzerine kurulu bir sistem yarattığına dikkat çeken Bahous, “50’den fazla ferman, emir ve kısıtlama yoluyla kadınların hayatlarının dokunulmamış hiçbir yönünü bırakmadı, hiçbir özgürlük bırakmadı” dedi.

Birimlerinin Afganistanlı kadınlarla temas halinde olduğunu belirten Bahous, “Bu zorluklara rağmen Afgan kadınları da bana pes etmeyeceklerini veya boyun eğmeyeceklerini söylüyor. Baskılarına karşı mücadeleye öncülük etmeye devam edecekler” ifadelerini kullandı:

“En düşmanca koşullar karşısında ihlallere karşı seslerini yükseltiyorlar, hayat kurtaran hizmetler sunuyorlar, işletme sahibi oluyorlar ve işletiyorlar ve kadın örgütlerini yönetiyorlar. Cesaretleri bize daha büyük eylemler için ilham vermeli.”

Afganistanlı kadınlara daha fazla destek çağrısında bulunan Bahous, “Uluslararası toplumu, insani yardım camiasının çağrısına cevap vermek ve Afganistan’a yönelik insani çağrıyı tamamen finanse etmek de dahil olmak üzere, değişim için baskı yapmak için ellerindeki her yolu kullanmaya ve her türlü baskıyı uygulamaya devam etmeye çağırıyorum” dedi.

Taliban kadınları kamusal alanlardan uzaklaştırıyor

2021’de iktidarı ele geçiren Taliban, kadınların toplumdaki rolünü kısıtlayan ve onları kamusal alanlardan uzaklaştıran uygulamaları hayata geçiriyor. Kadınların lise ve üniversite eğitimi almalarını yasaklayan Taliban, kamusal alanda örtünme zorunluluğu getirmiş, parklara, lunaparklara ve spor salonlarına girmelerini engellemiş, güzellik salonları ve kuaförleri kapatmıştı.

Afganistanlı kadınların birleşmiş milletler ve sivil toplum kuruluşlarında çalışmaları da yasaklanmış, devlet dairelerinde çalışan kadınlar da işten çıkarılmıştı. Öte yandan BM İnsan Hakları Konseyi’nin geçen hafta hazırladığı rapora göre; Afganistan kadın hakları konusunda en kötü karneye sahip ülkeler arasında yer alıyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın