Bir Haftada Göbek Yağlarından Kurtulmanın 13 Etkili Yolu

Göbek bölgesindeki yağların diyabet, kalp hastalığı, PKOS ve bununla ilişkili daha birçok hastalığa neden olabileceği bilinmektedir. Göbek bölgesindeki yağlarından kurtulmanın bilimsel olarak mümkün olmayabileceğini biliyor muydunuz?

Haber Merkezi / İşte istenmeyen göbek yağlarından olabildiğince çabuk kurtulmanıza yardımcı olabilecek basit ipuçları:

1. Yeterince su içmek:

Yeterince su içmek, göbek bölgesindeki yağları kaybetmenize yardımcı olabilir. Çeşitli araştırmalara göre günde sekiz bardak su içerek yağ mobilizasyonunu artırabilirsiniz.

2. Rafine karbonhidratlardan kaçının:

Göbek bölgesindeki yağlardan kurtulmanın bir başka yolu da şeker ve rafine karbonhidrat tüketmekten kaçınmaktır.

3. Yeşil çay

Yeşil çay, göbek bölgesindeki yağlardan kurtulma için mükemmel bir yoldur. Nedeni, vücudunuzun iltihaplanmasını azaltan ve toksinleri dışarı atan bir antioksidan olan EGCG içermesidir.

4. Çözünebilir lif tüketmek

Beslenmenize daha fazla çözünebilir lif eklemek, göbek bölgesindeki yağlardan kurtulmanıza yardımcı olabilir. Lif, tok hissetmenizi sağlayarak yeme isteğiniz azalır ve kilo vermeyi daha da kolaylaştırır.

5. Alkolün sınırlanması

Hepimiz ara sıra eğlence amaçlı bir bardak alkol alma eğilimindeyiz. Bununla birlikte, araştırmalara göre aşırı alkol tüketmek kilo alımına neden olabilir.

6. Yürüyüş

Yürümek göbek bölgesindeki yağlardan kurtulmanıza yardımcı olabilecek bir egzersiz türüdür.

7. Elma sirkesi

Kan şekeri seviyesini düşürmek ve göbek bölgesindeki yağı azaltmak için beslenmenize elma sirkesi ekleyebilirsiniz.

8. Yüksek proteinli yiyecekler

Protein, kilo yönetiminde önemli bir rol oynayan bir besindir. Protein, tokluk hissini destekleyen PYY hormonunun salgılanmasını destekler. Protein ayrıca, metabolizma hızınızı yükselterek kilo verme sırasında kas kütlesini korumanıza yardımcı olur.

9. Yüksek yoğunluklu aralıklı antrenman

Yüksek yoğunluklu aralıklı antrenman, kilo vermeye yardımcı olan bir antrenman sürecidir. Yüksek yoğunluklu antrenman, adından da anlaşılacağı gibi minimum veya hiç ara verilmeden yapılır. Bu egzersizler vücudu güçlendirmeye, metabolizmayı, yağ yakımını ve kilo kaybını artırmaya yardımcı olur.

10. Şekeri kesin

Hepimizin şekere düşkünlüğü vardır ve canımız çektiğinde bazen aşırıya kaçarız. Bununla birlikte, şekerdeki fruktoz birçok kronik hastalığa neden olabilir. Ayrıca, yüksek şeker alımı ile karın bölgesindeki yağlar arasında artan bir ilişki vardır.

11. Kaliteli uyku

Pek çok araştırmaya göre, insanlar yeterince uyumadıklarında göbek bölgesi yağları dahil daha fazla kilo alma eğilimindeler.

12. Dengeli tabak

Protein, sebzeler, kepekli tahıllar ve sağlıklı yağlar içeren bir öğün tüketmelisiniz. Tabağınızın 1/4’ü sebze, yarısı yağsız protein ve diğer kısmı sağlıklı yağlar ve kepekli tahıllardan oluşmalıdır.

13. Daha az kalori alın

Vücudunuzun ihtiyaç duyduğundan daha az kalori tüketmek, kilo yönetimi ve göbek bölgesindeki yağları kaybetmenize yardımcı olabilecek bir başka yoldur.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Sağlıklı Yaşam İçin Dengeli Beslenmenin Önemi

Sağlıklı bir yaşam için dengeli beslenmenin önemi yeterince vurgulanmamakta. Vücudun ihtiyaç duyduğu temel besin maddelerini karşılayan dengeli beslenme ile sağlıklı uzun bir yaşam tarzı sürdürülebilir.

Haber Merkezi / Uygun bir beslenme planı ayrıca, ideal vücut ağırlığına ulaşmaya ve kardiyovasküler, kronik hastalıklar riskini azaltmaya da yardımcı olur.

Dengeli beslenme nedir? 

Dengeli beslenme tam olarak nedir? Basit bir ifadeyle, vücudun düzgün çalışmasına yardımcı olacak temel besin maddelerinin karşılandığı beslenmedir. Beslenmenin önemi, doğru miktarda kalori alımında yatmakta.

Kalori

Kalori, gıdadaki enerji içeriğinin bir göstergesidir. Ortalama vücut ağırlığına sahip bir kişi, günde yaklaşık 2000 kaloriye ihtiyaç duyar. Kalori ihtiyacı kişinin, cinsiyetine, yaşına ve fiziksel yapısına ve aktivitesine bağlı olarak değişebilir.

Dengeli beslenmenin kapsamına neler girer? 

Dengeli beslenme belirli sağlıklı besin gruplarını içerir:

Yeşil yapraklı ve nişastalı sebzeler, fasulye ve bezelye gibi baklagiller, kırmızı ve turuncu sebzeler,

Bütün meyveler, taze veya dondurulmuş meyveleri içeren ancak konserve meyveleri içermeyen meyveler,

Tam tahıllar. Örneğin kinoa, yulaf, kahverengi pirinç, arpa ve karabuğday,

Yağsız kırmızı et, tavuk, balık gibi protein kaynakları,

Süt, yoğurt, süzme peynir gibi süt ürünleri.

Dengeli ve sağlıklı beslenme için önerilen beş besin grubunun her birinden ihtiyaç olunan kadar içermeli: Yüzde 50 ila 60 karbonhidrat, yüzde 12 ila 20 protein ve yüzde 30 yağ içerir.

Bir kişinin genel sağlığı, iyi beslenmeye, fiziksel egzersize ve sağlıklı vücut ağırlığına bağlıdır.

Dengeli ve sağlıklı bir yaşam için ipuçları:

Daha küçük porsiyonlar: Beynin daha büyük porsiyonlar gibi düşünmesi için küçük porsiyonların kullanılması.

Yemek için zaman ayırılması: Öğünleri, iş arasında aceleye getirilmemesi, tüketilen gıdaların sindirilmesi için zaman ayırılması.

Atıştırmalıkların azaltılması: Sağlıklı beslenmeyi engellediği için sağlıksız atıştırmalıkların kesilmesi.

Duygusal durum: Stres, üzüntü veya endişe durumunda aşırı tüketimin frenlenmesi.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Hailey-Hailey Hastalığı Nedir? Bilinmesi Gereken Her Şey

İlk olarak 1939’da Hailey kardeşler tarafından teşhis edilen Hailey-Hailey hastalığı, genetik bir hastalıktır. Hailey-Hailey hastalığı, en çok ergenlik çağının sonlarında, yirmili ve otuzlu yaşlarda görülür.

Haber Merkezi / Semptomlar en sık boyun yanları, koltuk altı ve kasık bölgelerinde ve meme altında ortaya çıkar. Hailey-Hailey hastalığı riski erkekler ve kadınlar için aynıdır.

Hailey-Hailey hastalığının nedenleri

Hailey-Hailey hastalığına ATP2C1 genindeki genetik bir değişiklik (mutasyon) neden olur. ATP2C1 geni, hücrelerde kalsiyum ve magnezyum pompası görevi gören bir proteini oluşturmak (kodlamak) için talimatlar içerir. Bu protein, kalsiyum veya magnezyum iyonlarını hücrede golgi aygıtı olarak bilinen özel bir organele pompalar.

Hailey-Hailey hastalığının belirtileri ve semptomları

Hailey-Hailey hastalığının semptomları ve şiddeti, aynı ailenin üyeleri arasında bile değişebilir. Hastalık, ilk önce kabarcıklı bir deri döküntüsü olarak ortaya çıkar ve boyun yanları, koltuk altları, kasık bölgelerinde ve meme altlarını etkileyebilir.

Semptomlar sarı kabuklu bir üst tabaka geliştirebilir. Döküntüler kaşınabilir veya yanma hissine neden olabilir.

Hailey-Hailey hastalığının teşhissi

Hailey-Hailey hastalığının teşhisi, kapsamlı bir klinik değerlendirme, ayrıntılı bir hasta öyküsü, karakteristik bulguların tanımlanması ve etkilenen deri dokusunun cerrahi olarak çıkarılması ve mikroskobik inceleme (biyopsi) dahil olmak üzere çeşitli özel testlere dayanarak yapılır.

Hailey-Hailey hastalığının tedavisi

Hailey-Hailey hastalığının tedavisi, her bireyde belirgin olan spesifik semptomlara yöneliktir. Spesifik tedaviler, hastalığın kapsamı, ciddiyeti, bireyin yaşı ve genel sağlığı dahil olmak üzere çeşitli faktörlere bağlıdır.

Hailey-Hailey hastalığı olanlara güneş yanığı, terleme ve sürtünme gibi “tetikleyicilerden” kaçınmaları ve etkilenen bölgeleri kuru tutmaları önerilir. Bazıları için güneş kremi, bol giysiler, nemlendirici kremler ve aşırı sıcaktan kaçınma yardımcı olabilir.

Hafif vakaların tedavisinde soğuk kompresler, pansumanlar, hafif kortikosteroid kremler ve topikal antibiyotikler etkili olabilir. Daha ciddi vakalar, sistemik antibiyotikler veya daha güçlü kortikosteroid kremler gerektirebilir. Uzun süreli kortikosteroid tedavisi, hasarlı cildi daha da zayıflatabileceğinden önerilmez.

Bakteriyel, mantar veya viral enfeksiyonlarda kullanılan ilaçlar, bazen Hailey-Hailey hastalığı ile ilişkili olan ikincil enfeksiyonu tedavi etmek veya önlemek için yaygın olarak kullanılır.

Etkilenen bireyler ve aileleri için genetik danışmanlık önerilir. Diğer tedaviler semptomatik ve destekleyicidir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Galaktozemi Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Galaktozemi, vücudun galaktozu glikoza dönüştürme yeteneğini etkileyen, nadir görülen, kalıtsal bir karbonhidrat metabolizması bozukluğudur. Galaktoz, anne sütü ve diğer süt ürünleri de dahil olmak üzere sütte bulunan bir şekerdir. İnsan vücudu tarafından da üretilir ve buna endojen galaktoz denir. Glikoz farklı bir şeker türüdür.

Haber Merkezi / Klasik galaktozemi nadirdir ve yaklaşık 45.000 kişide 1 görülür. Duarte galaktozemi olarak bilinen daha hafif bir formu daha yaygındır. Duarte galaktozemi, galaktoza karşı gerçek bir intoleranstan daha fazla bir duyarlılıktır ve yaklaşık 4.000 kişide 1 görülür.

Galaktozemiye ne sebep olur?

Galaktozemi, otozomal resesif geçişli bir genetik hastalıktır. Resesif genetik bozukluklar, bir birey her bir ebeveynden çalışmayan bir gen miras aldığında ortaya çıkar. Bir birey, hastalık için bir çalışan gen ve bir çalışmayan gen alırsa, kişi hastalığın taşıyıcısı olur, ancak genellikle semptom göstermez.

Taşıyıcı iki ebeveynin her ikisinin de çalışmayan geni geçirme ve dolayısıyla etkilenen bir çocuğa sahip olma riski her hamilelikte yüzde 25’tir. Ebeveynler gibi taşıyıcı olan bir çocuğa sahip olma riski her hamilelikte yüzde 50’dir. Bir çocuğun her iki ebeveynden de çalışma genleri alma ihtimali yüzde 25’tir. Risk erkekler ve kadınlar için aynıdır.

Galaktozeminin belirtileri ve semptomları nelerdir?

Yenidoğanlarda, klasik galaktozemi belirtileri beslenmeden birkaç gün sonra ortaya çıkmaya başlar. Semptomlar hafif veya şiddetli olabilir:

  • İştah kaybı
  • Letarji
  • Kusma
  • İshal
  • Şiddetli kilo kaybı
  • Zayıflık
  • Gelişememe
  • Sarılık
  • Büyümüş karaciğer
  • Sıvı ( asit ) ile karın şişmesi
  • Beyin çevresinde şişlik (ödem)

Galaktozemi nasıl teşhis edilir?

Tarama, genellikle doğumdan yaklaşık 24 saat sonra, bebeğin topuğuna iğne batırılarak ve biraz kan alınarak yapılır. Çocuğun galaktozemisi varsa, kan testi kanında GALT enzim aktivitesinin azaldığını gösterecektir. Sağlık ekibi, çocuğun sahip olduğu galaktozeminin tipini belirlemek için bu sonuçları genetik testlerle takip edecektir.

Galaktozemiyi nasıl tedavi ediyorsunuz?

Galaktozemiyi tedavi etmenin bilinen tek yolu, galaktozu beslenmeden çıkarmaktır, bu genellikle süt ürünlerinden kaçınmak anlamına gelir. Galaktoz, laktozun bir bileşenidir

Çocukların ve yetişkinlerin, beslenmelerindeki süt ürünleri eksikliğini telafi etmek için kalsiyum ve D vitamini alımlarına takviye yapmaları gerekebilir. Kalsiyum ve D vitamini takviyesi , kemik yoğunluğunun korunmasına yardımcı olur.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Fabry Hastalığı Nedir? Bilinmesi Gereken Her Şey

Fabry hastalığı, genellikle çocukluk döneminde başlayan, birçok farklı semptomu olan ve nadir görülen genetik bir durumdur. Fabry hastalığının semptomları yönetmeye yardımcı olacak tedaviler mevcuttur.

Haber Merkezi / Fabry hastalığı, genellikle kalıtsal olan, yani anneden ve/veya babadan bir X kromozomu yoluyla aktarılabileceği anlamına gelen ‘X’e bağlı’ bir durumdur.

Fabry hastalığı nedir?

Fabry hastalığı, lizozomal enzim α-galaktosidaz A’nın (α-Gal A) yokluğundan veya belirgin şekilde eksik aktivitesinden kaynaklanan, nadir görülen, kalıtsal bir glikosfingolipid (yağ) metabolizması bozukluğudur. Bu bozukluk, lizozomal depo bozuklukları olarak bilinen bir hastalık grubuna aittir.

Fabry hastalığının belirtileri nelerdir?

Fabry hastalığı insanları farklı şekillerde etkiler. İlk belirtiler çoğu zaman çocuklukta ortaya çıkar. Diğer durumlarda, kişi yaşamının ilerleyen zamanlarına kadar herhangi bir semptom göstermez.

Erken çocukluk dönemindeki ağrı genellikle fabry hastalığının ilk belirtisidir.

Çocuklarda, diğer yaygın belirtilerden bazıları şunlardır:

  • Özellikle el ve ayaklarda yanma hissi
  • Ciltte küçük, koyu kırmızı lekeler
  • Göz bulanıklığı
  • Ağrı, ishal ve kabızlık gibi bağırsak sorunları
  • İşitme sorunları

Yetişkinlerde ortaya çıkabilecek diğer semptomlar şunları içerir:

  • Baş ağrısı veya baş dönmesi
  • Kulak çınlaması
  • Çok az veya çok fazla terleme
  • Böbrek sorunları
  • Kalp sorunları

Fabry hastalığı bazen böbrek yetmezliği , kalp krizi veya inme gibi ciddi komplikasyonlara neden olabilir.

Fabry hastalığı nasıl teşhis edilir?

Fabry hastalığı nadir olduğu ve çok farklı semptomlara neden olabileceği için yıllarca teşhis edilemeyebilir.

Fabry hastalığını teşhis etmek için doktor, bir kan testi ve bazen de DNA’ya bakacak bir genetik test için sevk etmesi gerekebilir.

Fabry hastalığı nasıl tedavi edilir?

Fabry hastalığının ana tedavisine enzim replasman tedavisi denir. Bu, vücutta eksik olan enzimi için her iki haftada bir intravenöz infüzyon (damla) almayı içerir.

Oral şaperon tedavisi adı verilen daha yeni bir tedavi türü de mevcuttur, ancak yalnızca belirli bir fabry hastalığı türü olan 16 yaşından büyük kişiler için uygundur.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Uzamış Kovid Sendromunun Dört Ana Biyolojik Nedeni

Dünya çapında en az 65 milyon kişinin uzun Kovid sendromundan muzdarip olduğu ifade ediliyor. Araştırmacılara göre, baş ağrısı, halsizlik, hafıza ve uyku sorunları gibi uzamış Covid sendromunun çoklu semptomları, dört ana biyolojik nedene dayanıyor.

ABD’deki (ABD) Yale Üniversitesi’nden immünolog Akiku Iwasaki, “Ben bu sayının, gerçek tabloya oranla çok düşük olduğunu düşünüyorum” diyor.

Iwasaki, diğer üç bilim insanıyla birlikte Almanya’daki Ulusal Bilimler Akademisi Leopoldina’nın sanal panelinde, Long Covid üzerine yapılan araştırmaların durumu hakkında genel bir değerlendirme yaptı. Panele katılan uzmanlar hemfikir: Virüsle ilgili hâlâ cevap bekleyen pek çok soru var.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 11 Mart 2020’de Kovid 19’u küresel bir pandemi olarak ilan etmesinden bu yana çeşitli aşılar ve ilaç tedavileri geliştirildi. Bu sayede hastalık ilk başlardaki dehşetini büyük ölçüde kaybetti.

Çoğu insan, koronavirüs enfeksiyonu sonrası tamamen iyileşirken, bazıları için ise hastalık, sonu gelmez başka şikayetleri de beraberinde getirdi. İngilizce “Long Covid” şeklinde ifade edilen ve uzamış ya da “post Kovid sendromu” olarak adlandırılan bu sürecin başlıca semptomları arasında kronik halsizlik, baş ağrıları ve hafıza problemlerinin yanı sıra saç dökülmesi ve libido kaybı gibi şikayetler yer alıyor.

65 milyon kişi uzun Covid hastası

Nature Microbiology dergisinde yer alan bir makalede, dünya çapında en az 65 milyon kişinin uzun Kovid sendromundan muzdarip olduğu ifade ediliyor. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) Yale Üniversitesi’nden immünolog Akiku Iwasaki, “Ben bu sayının, gerçek tabloya oranla çok düşük olduğunu düşünüyorum” diyor.

Iwasaki, diğer üç bilim insanıyla birlikte Almanya’daki Ulusal Bilimler Akademisi Leopoldina’nın sanal panelinde, Long Covid üzerine yapılan araştırmaların durumu hakkında genel bir değerlendirme yaptı. Panele katılan uzmanlar hemfikir: Virüsle ilgili hâlâ cevap bekleyen pek çok soru var.

Uzun Covid sendromuyla ilgili veriler çoğaldıkça Iwasaki ve diğer araştırmacılar, vücutta çok sayıda biyolojik değişikliğe yol açan bir dizi Long Covid semptomunu açıklamak için kullanılabilecek dört ana nedeni tanımlamayı başardı.

SARS-CoV-2 kaybolmuyor

ilk nedeni, koronavirüsün müsebbibi SARS-CoV-2’nin vücutta bulunan rezervuarları tarafından tetiklenen kronik enflamasyon olabilir. Enflamasyon, başta enfeksiyon ve yaralanmalar olmak üzere, vücudun herhangi bir zarara karşı verdiği koruyucu bir yanıt. Virüs kümeleri çoğalmaya devam ettikçe bağışıklık sistemi de sürekli teyakkuz durumda kalır.

Iwasaki, “Hem viral antijenlerin hem de viral RNA’nın, akut enfeksiyondan aylar sonra bile vücutta dolaşmaya devam edebildiğini gösteren bulgular giderek artıyor” diyor.

Covid-19 özbağışıklığı tetikliyor

Akut bir enfeksiyon, artık sadece mücadele edilmesi gereken virüse karşı değil, aynı zamanda vücudun kendi hücrelerine saldıran ve onları yok eden özbağışıklık reaksiyonlarını (otoimmünite) da tetikleyebilir. Iwasaki, bulaşıcı hastalıklar ve otoimmünite arasındaki bu bağlantının iyi bilindiğini söylüyor: “Bu nedenle, otoimmünitenin, uzamış Kovid’in başka bir nedeni olması mümkündür.”

Daha çok Kronik Yorgunluk Sendromu (ME/CFS) olarak bilinen Miyaljik Ensefalomiyelit buna bir örnek olabilir. Çoğu kişinin, uzun süreli yorgunluk olarak hissettiği şey aslında onlarca yıldır var olan ciddi bir nörolojik durum.

Berlin’deki Charité Hastanesi’nde kronik yorgunluk sendromu üzerine araştırmalar yürüten immünolog Carmen Scheibenbogen, “Otoantikorların, ME/CFS’nin gelişiminde rol oynadığına dair kanıtlar olduğunu” söylüyor.

Diğer virüslerin yeniden etkinleştirilmesi

Iwasaki, “Araştırdığımız üçüncü hipotez, Epstein-Barr virüsü (EBV) veya herpes (genital uçuk) virüsleri gibi latent (uyuyan) virüslerin reaktivasyonu” diyor.

Herpes virüsleri, enfeksiyondan sonra vücutta kalır ve bağışıklık sistemi teyakkuzda olduğu sürece herhangi bir soruna yol açmaz. Ancak Kovid 19 tarzı bir enfeksiyon durumundaysa herpes virüsü yeniden uyanabilir.

Iwasaki, araştırmacıların peşinde olduğu dördüncü hipotez hakkında şu bilgiyi veriyor: “Akut korona hastalığı ne kadar şiddetli olursa, uzun Kovid semptomlarının neden olabileceği kalıcı hasar olasılığı da o kadar artar. Bu dört biyolojik süreç ayrı ayrı, sırayla veya birlikte gerçekleşebilir.”

Aşılama, uzamış Kovid riskini azaltıyor

İsrail’in Ramat Gan kentindeki Bar-Ilan Üniversitesi’nden epidemiyolog Michael Edelstein, “Uzun Covid sendromunun önlenmesi, aşı olmak için bir başka neden” diyor. Aşılamanın, hastalığın ciddi seyrini bariz bir şekilde önlediğini ve böylece kalıcı hasar olasılığını azalttığını belirten Edelstein, “Meta-analizler, aşılanmış kişilerde uzun Kovid’e yakalanma riskinin yaklaşık yüzde 25-30 oranında azaldığını gösteriyor” saptamasını yapıyor.

Ancak Edelstein, aşılamanın uzamış Kovid sorununa nihai çözüm olmadığını da kabul ediyor.

Uzun Covid psikosomatik bir hastalık değil

Hastalık ve sonraki süreçle ilgili cevap bekleyen birçok soru olmasına rağmen, uzmanlar bir şüpheyi kesinlikle devre dışı bırakıyor: Uzun Kovid sendromunun semptomları arasında psikolojik bir neden bulunmuyor. Sendromdan etkilenen kişilerin günlük yaşamları üzerinde ağır bir yük oluştuğundan, psikosomatik fenomenler elbette bir sonuç olarak ortaya olabilir. Ama kesinlikle bir sebep teşkil etmiyor.

Iwasaki, kendisinin de katıldığı ve henüz hakem değerlendirmesinden geçmemiş bilimsel bir çalışmanın sonuçları hakkında, “Tanımlanan immünolojik özellikler, uzamış Kovid’i yüzde 96 doğrulukla öngörebiliyor. Ancak psikosomatik faktörlerin, hastalık nedeni olarak gösterilmesi için ortada hiçbir neden yok” diyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Eagle Sendromu Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

Eagle sendromu, ağız, boğaz, baş, boyun ve yüzde ağrı ile karakterize bir durumdur. Ağrı, kafatasının alt kısmındaki styloid çıkıntı adı verilen sivri uçlu kemiği boyundaki hyoid kemiğe bağlayan bağın kireçlenmesi ve sertleşmesi sonucu oluşur.

Haber Merkezi / Eagle sendromu, ilk kez 1937’de ABD’deki Duke Üniversitesi bilim insanlarından Watt Weems Eagle tarafından tanımlanmıştır.

Eagle sendromunun nedenleri

Eagle sendromu, tipik olarak boyun veya farinks yaralanması veya travmasından sonra veya tonsillektomi gibi boyun bölgesini içeren bir ameliyattan sonra ortaya çıkar.

Tonsillektomi insizyonunun yakınındaki skar dokularının, retrostyloid bölmedeki yakındaki kan damarlarını ve sinirleri sıkıştırıp gerdiği ve glossofaringeal siniri ve perivasküler karotis sempatik liflerini etkilediği düşünülmektedir.

Kartal sendromunun belirtileri

  • Boğaz, baş, boyun ve yüzde ısırıcı veya donuk bir ağrı
  • Günler, haftalar ve hatta aylar boyunca uzun süre devam eden ağrı
  • Baş, boyun, yüz ağrısı ile aynı tarafta kulak ağrısı
  • Boğazda sıkışmış bir şey hissi
  • Yutma sırasında ağrı veya odinofaji
  • Ses kısıklığı veya disfoni
  • Aşırı tükürük veya salya akması

Kartal sendromunun teşhisi

Teşhis en yaygın olarak, X-ışını, CT veya MRI taraması gibi görüntüleme teknikleri kullanılarak yapılır.

Kartal sendromunun tedavisi

Tedavi esas olarak ağrıyı hafifletmek için steroid olmayan anti-enflamatuar ilaçların kullanılmasını içerir. Bu genellikle çoğu hastayı tedavi etmede başarılıdır ve tekrarlama riski çok azdır. Şiddetli tekrarlayan vakalarda, stiloid çıkıntı cerrahi olarak çıkarılabilir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

C Sendromu Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

C sendromu, nadir görülen bir doğuştan bozukluktur. Yaşamın ilk yılında ölüm oranı yüksektir. Bozukluk otozomal resesif kalıtsaldır. “C”, ilk tanımlanan hastanın soyadının ilk harfidir, bu nedenle C sendromu adı verilmiştir.

Haber Merkezi / Bu bozukluktan etkilenen bebeklerde, dar sivri bir alın, kısa, düz geniş bir burun köprüsü, gözlerin iç köşelerinde dikey kıvrımlardan dolayı hatalı biçimlendirilmiş üçgen şekilli bir kafa, Derin çatık damak, kulak anormallikleri, şaşılık (şaşılık), bükülmüş veya sabit pozisyonda eklemler ve gevşek deri.

C sendromu nedir?

Opitz trigonosefali sendromu veya trigonosefali sendromu olarak da bilinen C sendromu, geniş bir klinik özellikler ve anormallikler grubu tarafından tanımlanan ve nadir görülen bir doğuştan bozukluktur.

C sendromu belirtileri

En önemli belirtilerinden biri, kafatasının üçgen şeklinde olduğu durumdur. Bu, kafatasını oluşturan kemiklerin erken kapanması nedeniyle oluşur.

Bu bozukluktan etkilenenlerde, dar sivri bir alın, kısa, düz geniş bir burun köprüsü, gözlerin iç köşelerinde dikey kıvrımlardan dolayı hatalı biçimlendirilmiş üçgen şekilli bir kafa, Derin çatık damak, kulak anormallikleri, şaşılık (şaşılık), bükülmüş veya sabit pozisyonda eklemler ve gevşek deri.

Ek belirtiler arasında göğüs kemiği (sternum), perdeli el ve/veya ayak parmakları (sindaktili), kısa uzuvlar.

Bu bozukluktan etkilenenlerde merkezi sinir sistemi malformasyonları ve nöbetler olabilir. Gelişimsel (motor, zihinsel veya genel) ve konuşma gecikmesi yaygındır.

C sendromu nedenleri

C sendromu için ortak bir genetik neden yoktur. Son araştırmalar, belirli genlerdeki değişikliklerin (mutasyonların) C sendromu ile ilişkili olabileceğini ileri sürmektedir.

C sendromu teşhisi

Belirtilere dayanarak teşhis yapılabilir. Birden fazla gen (ve kromozomal anormallikler) bu durumla ilişkili olabileceğinden, klinik olarak bu durumla teşhis edilen bazı hastalarda altta yatan moleküler nedeni belirlemek için tam ekzom dizilimi (WES) kullanılabilir.

C sendromu tedavisi

C sendromu için özel bir tedavi yoktur, ancak bazı semptomların tedavisi mümkündür. Trigonosefali şiddetli olduğunda, beyindeki baskıyı hafifletmek ve yüz görünümünü iyileştirmek için ameliyat yapılabilir.

Kalp ve diğer malformasyonlar için başka cerrahi prosedürler endike olabilir. Konuşma terapisi ve disiplinler arası rehabilitasyon gibi destekleyici tedaviler bazı hastalara yardımcı olabilir. Hastalar ve aileleri için genetik danışmanlık önerilmektedir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Babesiosis Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Teşhisi, Tedavisi

Babesiosis, babesia ailesine ait tek hücreli mikroorganizmaların (protozoa) neden olduğu nadir bir bulaşıcı hastalıktır. Babesiosis enfeksiyonu ateş, titreme, baş ağrısı, mide bulantısı, kusma ve/veya kas ağrılarına (miyalji) neden olabilir.

Haber Merkezi / Babesiosis genellikle kendiliğinden düzelir ve çok az belirtiye neden olur veya hiç belirti vermez.

Babesiosis nedir?

Babesiosis, babesia ailesine ait tek hücreli mikroorganizmaların (protozoa) neden olduğu nadir bir bulaşıcı hastalıktır. Babesia protozoanın genellikle keneler (vektörler) tarafından taşındığı ve bulaştığı düşünülmektedir.

Babesiosis öncelikle hayvanlarda görülür; ancak nadir durumlarda insanlarda babesiosis enfeksiyonu oluşabilir. Belirli Babesia türlerinin insanlarda babesiosis enfeksiyonuna neden olduğu bilinmektedir.

Babesiosis belirtileri

Babesiosisli çoğu insan herhangi bir semptom göstermez (asemptomatik) veya sadece hafif semptomlar gösterir. Bununla birlikte, bazı durumlarda babesiosis ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bu ciddi vakalar genellikle 50 yaşından büyük, bağışıklık sistemi zayıflamış veya dalakları alınmış kişilerde görülür.

Babesiosis ile ilişkili semptomlar genellikle parazite maruz kaldıktan yaklaşık bir ila dört hafta (kuluçka dönemi) sonra gelişir. Semptomlar vakadan vakaya büyük ölçüde değişir.

İlk semptomlar ateş, genel bir hastalık hissi (halsizlik), yorgunluk ve iştah kaybı olabilir. Ek erken belirtiler eklem ağrısı (artralji), kas ağrısı (miyalji), titreme, terleme ve baş ağrılarını içerir. Etkilenen bireyler ayrıca mide bulantısı, kusma ve/veya karın ağrısı gibi ek semptomlara sahip olabilir.

Babesiosis nedenleri

Babesiosis, babesia cinsinden tek hücreli mikroorganizmalardan (protozoa) kaynaklanır. Bu mikroorganizmalar, kırmızı kan hücrelerini (eritrositler) istila eden parazitlerdir.

100’den fazla babesia türü vardır. Babesia’nın insanlarda hastalığa neden olan (patojenik) iki türü babesia microti ve Bbabesia divergenstir. İlgili türler, belirli coğrafi konuma bağlı olarak değişir.

Babesiosis teşhisi

Babesiosis tanısı kapsamlı bir klinik değerlendirmeye, ayrıntılı bir hasta öyküsüne (örneğin, son zamanlarda kene ısırığı), karakteristik bulgulara ve kırmızı kan hücrelerinin (eritrositler) içindeki paraziti tarayan kan yaymalarının incelenmesi gibi özel testlere dayanılarak konur. Tanı ayrıca antikor testi (dolaylı immünofloresan testi) ile de doğrulanabilir.

Babesiosis tedavisi

Babesiosis genellikle kendiliğinden düzelir ve çok az belirtiye neden olur veya hiç belirti vermez. Bozuk bağışıklık sistemi olan kişiler, klindamisin, kinin ve/veya diğer antiparazitik veya antibiyotik ilaçlar gibi ilaçlarla tedavi edilebilir. Klindamisin ve kinin, ciddi babesiosis semptomları olan bireyleri tedavi etmek için en yaygın kullanılan ilaçlardır.

Klindamisin ve kininin etkisiz kaldığı hastalarda atovakuon ve azitromisin olmak üzere iki farklı ilaçla tedavi uygulanmıştır. Şiddetli babesiosis vakaları olan ve dalakları alınmış kişiler kan transfüzyonu ile tedavi edilebilir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

B Hücreli Lenfoma Nedir? Bilinmesi Gereken Her Şey

B hücreli lenfoma, bağışıklık sisteminizi etkileyen bir kanser grubunu ifade eder. B hücreli lenfositler, bağışıklık sistemindeki enfeksiyonlarla savaşmaya yardımcı olan antikorları üretir.

Haber Merkezi / B hücreli lenfomayı tedavi etmenin birçok yolu vardır ve araştırmacılar daha etkili tedaviler buldukça hayatta kalma oranları artmaya devam etmektedir.

B hücreli lenfoma nedir?

B hücreli lenfoma, lenfosit adı verilen beyaz B hücresinde başlayan bir kanser türüdür. B hücreli lenfositler, bağışıklık sistemindeki enfeksiyonlarla savaşmaya yardımcı olan antikorları üretir. Genellikle lenf düğümlerinde veya dalak gibi diğer lenfoid dokularda bulunurlar.

B hücreli lenfomada, bazı lenfositler artık sağlıklı değildir ve enfeksiyonla savaşmaz. Bunun yerine kontrolden çıkarak normal hücreleri dışlarlar ve lenf bezlerinin büyümesine neden olurlar. Hastalık ilerledikçe kemik iliği, merkezi sinir sistemi, karaciğer, dalak ve üreme organlarına yayılabilir.

B hücreli lenfoma nedenleri

B hücreli lenfoma, bir lenfositin genetik kodunu değiştiren bir şey olduğunda gelişir. Bu değişiklikler lenfositin enfeksiyonla savaşmasını imkansız hale getirir. Bunun yerine, sadece bölünür ve büyür.

B hücreli lenfomalı çoğu çocuk ve genç erişkinde nedeni bilinmemektedir. Bununla birlikte, DNA onarım kusurları veya bağışıklık eksiklikleri olan veya bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanan kişiler, bu tür kanser geliştirme açısından daha yüksek risk altındadır.

B hücreli lenfoma belirtileri

B hücreli lenfoma belirtileri, vücudun hangi kısmının hastalıktan etkilendiğine, ne kadar hızlı büyüdüğüne ve teşhis anında ne kadar uzağa yayıldığına bağlı olabilir.

Yaygın belirti, boyun, koltuk altı veya kasıktaki lenf düğümlerinin ağrısız şişmesidir. Diğer belirtiler şunları içerir:

  • Bir kitle veya genişlemiş karaciğer veya dalak nedeniyle şişmiş bir karın
  • Tükenmişlik
  • Öksürük veya nefes almada zorluk
  • Kilo kaybı
  • Ateş

B hücreli lenfoma teşhisi

B hücreli lenfoma teşhisinde ilk adım, fizik muayene ve kan tahlili ve ardından görüntüleme testleri yapmaktır. Görüntüleme testleri:

  • Göğüste genişlemiş lenf düğümleri olup olmadığını görmek için göğüs röntgeni
  • Göğüs ve karın bölgesindeki lenfomayı kontrol etmek için bilgisayarlı tomografi (BT) taraması
  • Hastalığın karaciğere, kemiklere, kemik iliğine veya dalağa yayılıp yayılmadığını görmek için pozitron emisyon tomografisi (PET) taraması

Doktorlar ayrıca kitle veya lenf düğümünden biyopsi alır ve dokuyu mikroskop altında inceler. Hastalığa özgü kanser hücrelerinin varlığına, tipine ve düzenine bakarlar.

Bazı hastalarda, B hücreli lenfomanın beyni ve omuriliği çevreleyen sıvıya yayılıp yayılmadığını belirlemek için spinal musluğu (lomber ponksiyon da denir) vardır.

B hücreli lenfoma tedavisi

B hücreli lenfoma için iyi tedaviler var. Seçilen tedavi(ler) kesin teşhise ve hastalığın yayılıp yayılmadığına bağlıdır.

B hücreli lenfoma için standart tedavi kemoterapidir. Hastalık vücudun bir bölgesinde yerleşmişse (lokalize), tedavi planı ameliyatı ve daha kısa, daha az yoğun bir kemoterapi kürünü içerebilir. Hastalık daha ilerlemişse, tedavi genellikle yüksek doz kemoterapi içerir. Bazı hastalar ayrıca radyasyon tedavisine ihtiyaç duyar.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın