Dünyanın En Kötü Kokan Meyvesi! Yine De ‘Meyvelerin Kralı’ Olarak Anılıyor

Dünyada kokusuyla insanı kendine çeken pek çok meyve bulunmakta. Örneğin mango severler mangonun ne kadar olgun olduğunu ve tadının nasıl olacağını koklayarak anlayabilirler, aynı şekilde karpuz ve kavunu da.

Haber Merkezi / Elma olsun, üzüm olsun her meyvenin tadı güzeldir ve kokusu da harikadır.

Ancak aromatik meyveler listesine girmeyi hak etmeyen bir meyve var. Çünkü bu meyve dünyanın en kötü kokan meyvesi. Kötü kokusu nedenliyle birçok ülke de yasaklamıştır. Buna rağmen çok pahalıya satılıyor.

Adı ‘Meyvelerin Kralı’ olan Durian’dan (Duryan) bahsediyoruz. Bu meyve dışarıdan nefesi gibi görünse de içi sarı renkli ve yumuşaktır.

Durian, Güneydoğu Asya’da çok yaygın ve kolayca bulunan bir meyve. Ama kokusu o kadar kötü ki insanlar onu deyim yerindeyse kirli ve terli çoraplara benzetiyor.

Durian, kötü kokusu nedeniyle Malezya, Tayland, Singapur, Hong Kong gibi yerlerde tamamen yasaklanmıştır. Ayrıca bu meyvenin dikenleri de çok tehlikelidir ve yemek isteyen kolayca yaralanabilir.

Neden kötü kokuyor?

Bir araştırmaya göre Durian’da koku üreten 44 farklı türde kimyasal bileşik bulunuyor. Bunlardan 3 tanesi doğal bir maddede ilk defa bulunan bileşiklerdir.

Bilim insanları, bu kokunun herhangi bir bileşikten kaynaklanmadığını, tüm bu bileşiklerin bir araya gelmesinden kaynaklandığını söylemektedirler.

Araştırmacılar, bu meyvenin bal, kavrulmuş soğan, kükürt, karamel, çürük yumurta, çürük lahana ve çürük meyve bileşikleri içerdiğini ve bu nedenle çok kötü koktuğunu belirtmektedirler.

Paylaşın

Akşam Yürüyüşlerinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Yürümek, her yaşta bireyin yapabileceği en iyi egzersizlerden biri olarak kabul edilir. Bu egzersizi yapmak isteyenler, yoğun yaşam tarzı nedeniyle ancak akşam zaman ayırabilmekte.

Haber Merkezi / Akşam, egzersiz yapmak, yürümek veya vücut kasları oluşturmak için en iyi zaman dilimi olarak kabul edilir.

Ayrıca, akşam, günün tüm önemli işlerinin tamamlandığı, stres olmadan egzersiz yapmanın veya yürüyüşün tadının çıkarılabileceği zamandır.

Ancak, formda ve sağlıklı kalmak için yapılacak akşam yürüyüşlerinde bazı hususlara dikkat edilmeli.

Eğer akşam yürüyüşleriyle kilo verilmek isteniyorsa, belirli bir süre ve belirli bir dönem, aksatmadan bu egzersizin yapılması gerekmekte.

İlk önce yarım saatlik bir yürüyüşle başlanmalı ve zaman sınırı kademeli olarak artırılmalı.

Yürüyüşe başlamadan önce mutlaka ısınma hareketleri yapılmalı. Yürüyüşe düşük hızda başlanmalı ve zamanla hız arttırılmalı.

Yürüyüş egzersiziyle kilo verilmek isteniyorsa, bir hedefin belirlenmesi çok önemli. Her hafta, ne kadar kilo verildiğine dair kontrol yapılmalı.

Yürüyüş sırasında yorgunluk hissi oluşursa mola verilmeli ve oturarak derin derin nefes alınmalı. Ayrıca iki ila üç yudum su içilmeli.

Bunların dışında doğru ayakkabı seçimi ve kıyafetlerin de rahat olması gerekir.

Yukarıda verilen öneriler yapılırsa uzun süre yürümenin keyfi çıkarılabilir ve kilolar kolayca verilebilir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Sağlıklı Olmak İçin Günde Kaç Adım Atılmalı?

Yürümek, kilo vermenin en kolay ve en etkili yollarından biri. Kalp sağlığı ve ruh sağlığı için de yürüyüş kadar iyi bir egzersiz yoktur. Yürümek, ayrıca, kolesterolü düşürmeye, kan basıncını kontrol altında tutmaya, kas, eklem ve kemiklerin gücünü artırmaya yardımcı olur.

Haber Merkezi / Ancak sağlıklı bir yaşam için bir günde ne kadar yürümeniz gerektiği konusunda farklı görüşler var.

Bazı araştırmalar, günde 10.000 adım yürümenin kalp sağlığını iyileştirebileceğini, bunama ve kanser riskini azaltabileceğini gösteriyor.

Başka bir çalışma, günde en az 3.800 adım yürümenin bilişsel bozulma riskini yüzde 25 azaltabileceğini ortaya koydu. 

Ayrıca başka bir çalışma, günde en az 7.000 adım yürüyenlerin, yürümeyenlere göre erken ölme olasılığının daha düşük olduğunu buldu.

Ancak fitness eğitmenleri, günde 10.000 adım birdenbire yürümeye çalışmanın, hareketsiz yaşam sürdürenler için yarardan çok zarar getirebileceğini söylüyor.

Vücudu ve sınırlamaları anlayarak, yürümede dahil egzersizin yoğunluğu kademeli olarak artırılmalı.

Sabah veya akşam yürüyüş yapmanın yanı sıra, yürüyüş yapmayı günlük hayatın bir parçası haline getirmeye çalışılmalı.

Aşağıda bu konuda yardımcı olacak bazı öneriler verilmiştir:

1. Telefonda konuşurken yürüme,

2. Müzik dinlerken yürüme,

3. Spor salonunda setler arasında yürüme,

4. Arkadaşla vakit geçirirken yürüme.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

DSÖ’den Kovid 19’un “Kıyamet Günü Varyantı” Çıkabilir Uyarısı

DSÖ Başkanı Ghebreyesus, koronavirüs pandemisinin en karanlık günlerinin tarihe geçmesine rağmen, dünyayı başlı başına değiştirme gücüne sahip bir “kıyamet günü varyantı”nın hala ortaya çıkabileceğini öne sürdü.

Dünya Sağlık Asamblesi forumunda konuşan Ghebreyesus, en tehlikeli patojenleri tespit etmek ve “İzlemek için yeni bir küresel plan ortaya koyulmalı” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), tüm ülkeleri Koronavirüs’ten (Covid-19) bile ölümcül bir hastalığa karşı hazırlıklı olmaları konusunda uyardı.

İsviçre’nin Cenevre kentinde düzenlenen Dünya Sağlık Asamblesi forumunda konuşan DSÖ Başkanı Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, başka bir halk sağlığı krizi tehdidinin yolda olduğunu ve buna karşı şimdiden hazırlıklı olunması gerektiğini söyledi.

“Yeni hastalık ve ölüm dalgalarına neden olan başka bir varyantın ortaya çıkma tehdidi devam ediyor” diyen DSÖ Başkanı, “Bu kutuyu böyle yoldan aşağı tekmeleyemeyiz. Meseleyi erteleyemeyiz. Bir sonraki salgın kapıyı çaldığında kararlı ve toplu bir şekilde yanıt vermeye hazır olmalıyız” ifadelerini kullandı.

“Kıyamet günü varyantı”

Ghebreyesus’a göre daha da ölümcül potansiyele sahip başka bir patojenin ortaya çıkma tehdidi oldukça yüksek. 2018’de DSÖ, halk sağlığı için en büyük riski oluşturan dokuz öncelikli hastalık listesi belirlemişti.

Korona türü virüsler tedavi eksikliği veya bir pandemiye neden olma yetenekleri nedeniyle en riskli tür olarak kabul ediliyor.

Ghebreyesus, koronavirüs pandemisinin en karanlık günlerinin tarihe geçmesine rağmen, dünyayı başlı başına değiştirme gücüne sahip bir “kıyamet günü varyantı”nın hala ortaya çıkabileceğini iddia etti.

Tedros Adhanom Ghebreyesus, en tehlikeli patojenleri tespit etmek ve “İzlemek için yeni bir küresel plan ortaya koyulmalı” dedi.

Paylaşın

Obezite Erkeklerde Prostat Kanseri Riskini Artırıyor

Dünya genelinde her yıl 12 binden fazla insanın ölümüne neden olan prostat kanserine ilişkin dikkat çeken bir araştırma yayınlandı. Araştırmaya göre, obezite erkeklerde prostat kanseri riskini artırıyor.

Haber Merkezi / Obez veya kilolu olanlar yaş ilerledikçe, ne yerse yesinler aç kalma eğiliminde olurlar, sonuç olarak vücut ağırlığı artar.

Yakın zamanda yapılan bir araştırma, genç yaşta kilolu veya obez olan erkeklerin prostat kanserine yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

İsveçli bilim insanlarına göre 17 ile 27 yaşları arasında bir kilogram kilo alınsa bile prostat kanseri riski yüzde 27 oranında artıyor.

Uzmanlar, yetişkinlikte kilonun kontrol altına alınamaması durumunda, tek başına bunun bile gelecekte hayatı tehdit eden hastalıklara yol açabileceği konusunda ise uyarıyorlar.

Yaş, aile sağlığı geçmişi ve genetik değiştirilemeyecek şeylerdir. Ancak çoğu kanser önlenebilir. Çoğu prostat kanseri de kilo kontrolü sağlanarak önlenebilir.

Dünya genelinde her yıl 12 binden fazla insanın prostat kanseri nedeniyle öldüğü unutulmamalı.

Prostat

İdrarı vücuttan dışarı taşıyan tüp olan üretra başlangıcında yer alan prostat, yaklaşık küçük bir kivi veya iri bir ceviz büyüklüğündedir. Normal bir prostat 20 ila 30 gram ağırlığındayken, genişlemiş bir prostat 100 grama kadar çıkabilir.

Ekzokrin sistemin bir parçası olarak sınıflandırılır. Bu sistem vücudun dış fonksiyonları için sıvı salgılar. Prostat, meninin yaklaşık yüzde 20 ila 30’unu oluşturan süt benzeri bir madde salgılar. Ayrıca boşalma sırasında meniyi çıkarmaya yardımcı olan kaslara sahiptir.

Prostat, prostatit, iyi huylu prostat hiperplazisi ve kanser dahil bir dizi rahatsızlıktan etkilenebilir. Tüm bu bozukluklar, prostatın iltihaplanmasıyla karakterize edilir, bu nedenle, bu bozukluklardan birinden şüpheleniliyorsa, bir doktor manuel bir rektal prostat muayenesi planlayacaktır.

Doktor parmağını rektumunuza yerleştirecek ve prostatı olağandışı şişlik açısından inceleyecektir. Bu prosedür ağrısızdır ve sadece bir veya iki dakika sürer. Çoğu erkek için utanç verici olsa da, yaygın bir prosedürdür.

Paylaşın

İşyerinde Ayrımcılık Yüksek Tansiyona Neden Oluyor

İşyerinde ayrımcılık, çalışanların karşılaştığı önemli bir sorun olmaya devam ediyor. Birçok kişi meslektaşları tarafından yaş, cinsiyet durumu, kişisel özellikler ve ırk temelinde ayrımcılığa maruz kalmaktadır.

Haber Merkezi / Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan yeni bir araştırma, işyerinde ayrımcılığın bireylerde yüksek tansiyona neden olabileceğini ortaya koydu.

Araştırmada, 2004 ile 2006 yılları arasında yüksek tansiyonu olmayan, erkek ve kadınların eşit oranda olduğu, 1.246 kişinin 2013-2014 yılları arasındaki verileri izlendi.

Verileri izlenenlerin çoğu sigara içmeyen, orta düzeyde alkol tüketen veya alkol tüketmeyen, ayrıca orta veya üst düzey egzersiz yapan kişilerdi.

Araştırma, 45 yaş altı, 46-55 yaş arası ve 56 yaş üstü olmak üzere üç kategoriye ayrıldı. Anketler yardımıyla araştırmaya katılanların iş yerinde karşılaştıkları ayrımcılıklar belirlendi.

Takip döneminde, 319 deneğin yüksek tansiyon geliştirdiği gözlemlendi.

Araştırmada, işyerinde üst düzeyde ayrımcılığına maruz kalan katılımcıların yüksek tansiyona sahip olma ihtimalinin diğerlerine göre yüzde 54 daha fazla olduğu belirlendi.

Araştırma ayrıca, orta derecede ayrımcılığa maruz kalanların, ayrımcılığa uğramayanlara göre yüksek tansiyona sahip olma ihtimalinin yüzde 22 daha fazla olduğuna işaret etti.

Araştırma, ayrımcılığa bağlı aşırı stresin de yüksek kortizol seviyesine neden olabileceğini ortaya koydu.

Araştırmayı yürüten Dr. Jian Li, işyerinde ayrımcılığın bireylerde sürekli strese neden olduğunu ve buna tepki olarak kardiyovasküler sistemin aşırı uyarıldığını söyledi.

Dr. Jian Li ayrıca,  işyerinde ayrımcılığın yüksek tansiyon dahil farklı sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.

Araştırmayı yapan bilim insanları, ayrımcılığın kaygı ve depresyon gibi sorunlara yol açabileceğini ve iş yerlerinden ayrımcılığın ortadan kaldırılması için önlemler alınması gerektiğini önerdiler.

Araştırma, California Üniversitesi Fielding Halk Sağlığı Okulu ve Hemşirelik Okulu’ndan bilim insanları tarafından yapıldı. Araştırma için, Midlife in the United States Study’den alınan veriler kullanıldı.

Paylaşın

Sabah Uyandığınızda Bu Belirtiler Varsa Dikkat!

Kanser, dünya genelinde kalp hastalıklarından sonra ikinci önde gelen ölüm nedenidir. Kanser Türkiye’de de kalp hastalıklarından sonra önde gelen ölüm nedenleri arasında yer almaktadır.

Haber Merkezi / En sık görülen 10 kanser arasında yer alan akciğer kanseri, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biridir.

Akciğer kanserinin belirtileri başlangıçta çok belirgin olmadığı için sessiz katil olarak da adlandırılır.

Akciğer kanserinin semptomları tanımak da teşhiste çok önemlidir. Aşağıda sıralanan belirtiler, akciğer kanseri olanların uyandığında yaşadıkları dört semptomdur.

1. Ateş

ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’nde çalışan uzmanlara göre, akciğer kanseri olan bir hastanın sabah uyandığında vücut ısısı daha yüksektir. Ateş, kanser hücrelerinin neden olduğu enfeksiyondan kaynaklanır.

2. Terli uyanma

Uykuda aşırı terleme ve sabahları terleyerek uyanma akciğer kanserinin belirtileri arasındadır. Uykuda aşırı terleme ve sabahları terleyerek uyanmanın nedeni kanserden kaynaklanan yüksek ateştir.

3. Sürekli kuru öksürük

Arka arkaya üç haftadan fazla kuru öksürük de akciğer kanserine işaret eder. Sabah uyanıldığında balgam çıkarılmayan kuru bir öksürük oluşur.

İstatistikler, akciğer kanseri hastalarının yüzde 65’inin teşhis anından önceki döneminde kalıcı bir öksürük fark ettiğini gösteriyor.

4. Balgamda kan

Kanser ilerledikçe hastanın balgamında kan gibi daha belirgin belirtiler ortaya çıkar. Balgamda kan oluşması da bu belirtiler arasındadır.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

ALAD Porfiri Nedir? Bilinmesi Gereken Her Şey

Porfiriler olarak bilinen bozukluklar grubunda yer alan ALAD porfiri, delta-aminolevulinik asit (ALA) dehidrataz enziminin neredeyse tamamen eksikliği ile karakterize çok nadir görülen genetik bir metabolik hastalıktır.

Haber Merkezi / ALAD porfiri, ALAD genindeki mutasyonlardan kaynaklanır ve hastalık otozomal resesif olarak kalıtılır.

Porfirilerin belirtileri kişiden kişiye büyük ölçüde değişir.ALAD porfirisi olanlarda, semptomlar yoğun olduğunda, nörovisseral veya akut ataklar olarak adlandırılan nöbetler olabilir. Bir nöbet birkaç hafta sürebilir.

Bir nöbet sırasında, etkilenen bireyler şiddetli karın krampları veya kusma ve kabızlığın eşlik ettiği ağrılar yaşayabilir. 

Akut bir atak sırasında, merkezi sinir sistemi dışındaki sinirlerle ilgili sorunlar (periferik nöropati) nedeniyle, ellerde ve ayaklarda uyuşma veya karıncalanma, yanma, dokunma hassasiyeti ve koordinasyon eksikliği ile sonuçlanan başka birçok nörolojik semptom ortaya çıkabilir.

Şiddetli vakalarda, motor sinirler tutulur ve istemli kasları kullanma yeteneğinin kaybı veya kısmen bozulmasıyla sonuçlanır. ALAD porfiri, akut atak sırasındaki psikolojik değişikliklerle de ilişkilendirilebilir. Şiddetli vakalarda, gerçeklikten kopukluk (psikoz) bildirilmiştir.

Akut ataklar sırasında ortaya çıkan ek semptomlar arasında hızlı kalp atışı (taşikardi), yüksek tansiyon (hipertansiyon), nöbetler ve solunum (solunum) bozukluğu yer alır.

ALAD porfiri tanısı, karakteristik semptomların tanımlanmasına, ayrıntılı bir hasta öyküsüne ve kapsamlı bir klinik değerlendirmeye ve idrarda delta-aminolevulinik asidi saptayabilen özel testlere dayanılarak konur.

Moleküler genetik testler, hastalığa neden olan karakteristik genetik mutasyonu tanımlayarak ALAD porfiri teşhisini doğrulayabilir.

ALAD porfirisinin tedavisi, her bireyde mevcut olan spesifik semptomlara yöneliktir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

AIDS Dismorfik Sendromu Nedir? Belirtileri, Nedenleri, Teşhisi, Tedavisi

“AIDS dismorfik sendromu” veya “HIV embriyopatisi” terimi, araştırmacılar tarafından HIV ile enfekte bazı bebeklerde görülen yüz şekil bozuklukları için kullanılır: Örneğin. kutu benzeri bir alın, iri ve geniş gözler dahil; düzleşmiş bir burun köprüsü ve üst dudağın ortasındaki dikey oluk şeklinde belirgin bir filtrum.

Haber Merkezi / HIV enfeksiyonu, vücudun bağışıklık sisteminin ilerleyici bozulmasına yol açar ve edinilmiş immün yetmezlik sendromuna (AIDS) neden olmaktadır.

AIDS dismorfik sendromu, hamilelik, doğum veya emzirme (perinatal bulaşma) sırasında anneden bulaşmadan kaynaklanır.

HIV pozitif olduğu bilinen annelerin bebeklerinde ve/veya HIV enfeksiyonunun belirli karakteristik semptomları veya bağışıklık sistemi anormallikleri olan bebeklerde ve çocuklarda kabul edilir.

Teşhise yardımcı olmak ve hastalığın ilerlemesini ve tedavisini izlemek için bağışıklık fonksiyonunu değerlendirmek için ek laboratuvar testleri de yapılabilir.

Hastalığın tedavisi uzmanlarından oluşan bir ekibin koordineli çabalarını gerektirebilir.

Tedavi, proteaz inhibitörleri olarak bilinen ilaç sınıfına ait üçüncü bir ilaçla kombinasyon halinde, iki nükleosit ters transkriptaz inhibitörü gibi çeşitli antiretroviral ajanlarla kombinasyon tedavisini içerebilir.

Hastalığın tedavisi, belirli enfeksiyonların önlenmesine ve/veya agresif bir şekilde tedavi edilmesine yardımcı olmak için belirli antibiyotiklerin uygulanmasını da içerebilir.

Ek olarak, bazı kortikosteroidler reçete edilebilir. Bağışıklık sisteminin belirli enfeksiyonlarla savaşma yeteneğini artırmaya yardımcı olmak için intravenöz immün globulin de önerilebilir. Ayrıca düzenli tüberküloz taraması yapılması önerilir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Aicardi Goutieres Sendromu Nedir? Bilinmesi Gereken Her Şey

Aicardi Goutieres Sendromu (AGS), doğumdan sonraki ilk bir yılda ortaya çıkan ilerleyici bir beyin hastalığıdır (ensefalopati). Birkaç farklı gendeki değişikliklerin (patojenik varyantlar veya mutasyonlar) AGS’ye neden olduğu bilinmektedir.

Haber Merkezi / AGS en yaygın olarak otozomal resesif bir şekilde kalıtılır (anne ve babanın her ikisi de zararlı gen varyantının taşıyıcılarıdır), ancak hastalık çocukta yeni bir gen varyantından veya bir ebeveynden otozomal dominant kalıtımdan da kaynaklanabilir.

Bu sendromun belirtilerinden bazıları küçük bir kafa (mikrosefali), beyin kalsifikasyonları (bazal ganglionlar ve diğer yerler), beynin beyaz cevher yollarında anormallikler, beyin omurilik sıvısında aşırı lenfositler (bir tür beyaz kan hücresi).

Hastalık ilerledikçe, bebeklerin ayak parmaklarında, parmaklarda ve kulaklarında deri yaraları döküntüler görülebilir. Gözler (glokom), tiroid (hipotiroidizm), akciğerler (pulmoner hipertansiyon), kalp (kardiyomiyopati), karaciğer (otoimmün hepatit), kas (miyopati) ve eklemler (artropati) dahil olmak üzere diğer organlar tutulabilir. 

Bazı bebeklerde büyümüş karaciğer ve dalak (hepatosplenomegali), yüksek karaciğer enzimleri ve düşük trombosit sayısı (trombositopeni) veya kan hücrelerinde diğer anormallikler olabilir.

Aicardi Goutieres sendromu, karakteristik nörogörüntüleme ve laboratuvar bulgularına ek olarak klinik özelliklere dayalı şüphe olduğunda teşhis edilebilir.

Aicardi-Goutieres sendromu için kesin bir tedavi yoktur. Tedavi seçenekleri semptomları hafifletmeye yönelşktir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın