İskender Hastalığı Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Teşhisi, Tedavisi

İskender hastalığı son derece nadir görülen, genellikle ilerleyici ve ölümle sonuçlanan nörolojik bir hastalıktır. İskender hastalığı tarihsel olarak lökodistrofiler (beynin beyaz maddesinin hastalıkları) arasında yer almıştır.

Haber Merkezi / Bu hastalıklar, belirli sinir liflerinin (aksonlar) etrafında yalıtkan bir örtü (kılıf) oluşturan yağlı materyali (miyelin) etkiler. Miyelin, sinir uyarılarının verimli bir şekilde iletilmesini sağlar ve beynin beyaz maddesi olarak adlandırılan “beyazımsı” görünümü sağlar. 

İskender hastalığı olan erken başlangıçlı hastaların çoğunda ve bazen geç başlangıçlı hastalarda miyelin oluşumunda belirgin bir eksiklik vardır. Özellikle beynin iki yarım küresinin (beyin) ön kısmında (frontal loblar).

İskender hastalığı hastaları arasındaki birleştirici özellik, beyin ve omuriliğin (merkezi sinir sistemi) belirli bölgelerinde “Rosenthal lifleri” olarak bilinen anormal protein kümelerinin varlığıdır.

Bu, beyin ve omuriliğin korunmasına yardımcı olan yaygın bir hücre tipi olan astrositler içinde meydana gelir. Buna göre, İskender hastalığını bir beyaz madde hastalığından (lökodistrofi) ziyade bir astrosit hastalığı (bir astrogliopati) olarak düşünmek daha uygundur.

Semptomlar arasında büyümede başarısızlık ve beklenen oranda gelişememe. Belirli aşamalarda fiziksel, zihinsel ve davranışsal becerilerin gelişimindeki gecikmeler ve nöbetler.

İskender hastalığı vakalarının yaklaşık yüzde 95’ine, yalnızca beyin ve omurilikteki astrositlerde bulunan glial fibriler asidik protein adı verilen yapısal bir protein için GFAP adı verilen bir gendeki mutasyonlar neden olur. Vakaların diğer yüzde 5’inin nedeni bilinmemektedir.

İskender hastalığı teşhisi konulurken, öncelikle benzer semptomları olan ve testlerin mevcut olduğu daha yaygın hastalıklar ekarte edilmelidir. Hastalığın kesin tanısı, hastalığın tanımlanmasına dayanır. Tedavi semptomatik ve destekleyicidir. Genetik danışmanlık hastalar ve aileleri için faydalı olabilir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir. Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Kan Şekerini Düşürmek İçin Yüksek Lifli 5 Sebze

Şeker (diyabet) hastaları, kan şekeri seviyesinin yükselmemesi için beslenmesine dikkat etmesi gerekmektedir. Kan şekeri seviyesinin yüksek olduğu durumlarda, şeker hastalarının beslenmesine lif oranı yüksek gıdalar dahil edilmesi tavsiye edilir.

Haber Merkezi / Lif yönünden zengin besinler, kan şekerinin ani yükselişini engeller ve ayrıca şekerin emilim sürecini yavaşlatır. Şeker hastaları tarafından tüketilebilecek lif bakımından zengin bazı sebzeleri sıraladık.

Taze fasulye: Fasulye yüksek oranda lif içeren sebzeler arasında yer alır. Taze fasulye, protein, vitamin ve birçok mineralin yanı sıra iyi bir lif kaynağıdır.

Taze fasulye, ayrıca iyi bir demir ve kalsiyum kaynağıdır. Fasulye sadece kan şekerini düşürmede yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda kilo vermeye de yardımcı olmaktadır.

Brokoli: Brokoli, sağlık için oldukça faydalı olan sebzeler arasında gelir. Brokoli lifin yanı sıra yüksek oranda C vitamini içermektedir. A, C, E, K ve B12 vitaminleri de brokolide bulunmaktadır.

Ayrıca brokolide bulunan fitokimyasallar kan şekeri seviyesini düşürmeye yardımcı olmaktadır.

Lahana: Lahana, lif açısından zengin olduğu için şeker hastalarının beslenmesinin bir parçası olması tavsiye edilir. Lahana, aynı zamanda uzun süre tokluk hissi verdiği için kilo vermeye de yardımcı olmaktadır.

Havuç: Havuç, yüksek lif oranı nedeniyle şeker hastalarının beslenmesine dahil edilmesi tavsiye edilen bir diğer sebzedir. Havuç ayrıca A, C ve K vitaminleri açısından da zengindir.

Kabak: Şeker hastaları, kan şekeri seviyesini kontrol altına tutmak için kabak tüketebilir. Kabak, aynı zamanda kilo vermeye de yardımcı olmaktadır.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Şeker Hastaları Saç Dökülmesini Nasıl Engelleyebilir?

Şeker (diyabet) hastalığı, kan şekeri seviyesi ile karakterize kronik ve metabolik bir rahatsızlıktır. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre; Şeker hastalığı zamanla, gözler, kalp, böbrekler, kan damarları ve sinirler üzerinde ciddi hasarlara neden olan bir sağlık sorunudur.

Haber Merkezi / Peki şeker hastalığı, saç dökülmesini nasıl etkiler?

Kafa derisine kan akışı arttığında, saçların büyüme oranı da artar. Ancak, yüksek kan şekeri seviyesi kan damarlarına zarar verebilir ve bu durum kafa derisine giden kan akışını azaltabilir. Saç kökleri sağlıklı büyüme için gerekli olan besin ve oksijenden mahrum kalabilir.

Şeker hastalığı, hormonal dengesizliklere neden olabilir. Bu durum, saç dökülmesini hızlandırabilir. Örneğin, aşırı insülin ve androjen hormonları saç dökülmesini tetikleyebilir.

Şeker hastalığı, kronik iltihaba neden olarak saç köklerine zarar verebilir ve saç dökülmesini hızlandırabilir. Ayrıca, şeker hastalığı yönetilmesi zor ve stresli bir hastalıktır. Stres, saç dökülmesini hızlandırabilir.

Şeker hastalığına bağlı saç dökülmesini önlemenin yolları

Kan şekeri seviyesini sağlıklı bir aralıkta tutmak genel sağlık için önemlidir ve saç dökülmesini önlemeye yardımcı olabilir. Bu nedenle, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve gerekli ilaçları içeren bir plan için doktorla birlikte çalışma tavsiye edilir.

Şeker hastaları beslenme yetersizliklerine yatkın olduklarından, beslenmelerine besin açısından yoğun gıdaları dahil etmeleri önerilir. Gerektiğinde takviye de düşünülebilir.

Vücuttaki iltihaplanmayı azaltarak, saç dökülmesini önlemek için de adımlar atılmalı: Antiinflamatuar beslenme, düzenli egzersiz ve stresin yönetilmesi.

Saç dökülmesine katkıda bulunan hormonal dengesizlikleri gidermek için doktora danışılmalı.

Şeker hastalığı ile ilişkili saç dökülmesini önlemeye yardımcı olabilecek topikal tedaviler ise her zaman denenebilir. Örneğin, minoksidil…

Tüm şeker hastalarında saç dökülmesi görülmez. Saç dökülmesinin altında yatan başka nedenler de olabilir. Saç dökülmesinin altta yatan nedeni bulmak ve doğru tedavi seçeneklerini uygulamak için doktorla konuşmak her zaman en iyisidir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Türkiye’de En Fazla Ölüm Nedeni: Dolaşım Sistemi Hastalıkları

Türkiye’de 2022 yılında ölümlerin nedeni incelendiğinde yüzde 35,4 ile dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer alırken, ölüm nedenini yüzde 15,2 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler, yüzde 13,5 ile solunum sistemi hastalıkları izledi.

Haber Merkezi / Dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde ise, ölenlerin yüzde 42,3’ünün iskemik kalp hastalıklarından, yüzde 23,5’inin diğer kalp hastalıklarından, yüzde 19,2’sinin serebro-vasküler hastalıklardan öldüğü görüldü.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, ölüm sayısı 2021 yılında 566 bin 485 iken 2022 yılında yüzde 10,9 azalarak 504 bin 839 oldu. Aynı dönemde ölen kişilerin yüzde 54,6’sını erkekler, yüzde 45,4’ünü kadınlar oluşturdu.

Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden kaba ölüm hızı, 2021 yılında binde 6,7 iken 2022 yılında binde 5,9 oldu. Diğer bir ifade ile 2021 yılında bin kişi başına 6,7 ölüm düşerken 2022 yılında bin kişi başına 5,9 ölüm düştü.

2022 yılında kaba ölüm hızının en yüksek olduğu il, binde 11,7 ile Sinop oldu. Bu ili binde 11,2 ile Kastamonu, binde 10,3 ile Edirne, binde 10,2 ile Kırklareli izledi. Kaba ölüm hızının en düşük olduğu il ise binde 2,4 ile Şırnak oldu. Bu ili binde 2,5 ile Hakkari, binde 2,9 ile Van ve binde 3,0 ile Batman izledi.

Ölümler nedenlerine göre incelendiğinde, yüzde 35,4 ile dolaşım sistemi hastalıkları ilk sırada yer aldı. Bu ölüm nedenini yüzde 15,2 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler, yüzde 13,5 ile solunum sistemi hastalıkları izledi.

Dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölenlerin yüzde 42,3’ünün iskemik kalp hastalıklarından, yüzde 23,5’inin diğer kalp hastalıklarından, yüzde 19,2’sinin serebro-vasküler hastalıklardan öldüğü görüldü.

Dolaşım sistemi hastalıklarından ölenler illere göre incelendiğinde, dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölüm oranının en yüksek olduğu il yüzde 47,0 ile Çanakkale oldu. Bu ili yüzde 46,4 ile Kırşehir, yüzde 44,0 ile Balıkesir, yüzde 43,8 ile Afyonkarahisar izledi. Dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı ölüm oranının en düşük olduğu il ise yüzde 25,5 ile Kilis oldu. Bu ili yüzde 27,5 ile Ağrı, yüzde 28,8 ile İstanbul, yüzde 29,8 ile Van izledi.

İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölümler alt ölüm nedenlerine göre incelendiğinde, ölenlerin yüzde 29,4’ünün gırtlak ve soluk borusu/bronş/akciğerin kötü huylu tümöründen, yüzde 7,9’unun kolonun kötü huylu tümöründen, yüzde 7,8’inin midenin kötü huylu tümöründen öldüğü görüldü.

İyi ve kötü huylu tümörlerden ölenler illere göre incelendiğinde, iyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölüm oranının en yüksek olduğu il yüzde 21,8 ile Ağrı oldu. Bu ili yüzde 18,8 ile Kars, yüzde 18,6 ile Iğdır ve Erzurum, yüzde 18,5 ile Bayburt ve Ankara izledi. İyi ve kötü huylu tümörlerden kaynaklı ölüm oranının en düşük olduğu il ise yüzde 8,5 ile Siirt oldu. Bu ili yüzde 10,0 ile Kilis ve Gaziantep, yüzde 10,1 ile Şanlıurfa, yüzde 10,6 ile Hatay izledi.

Bebek ölüm sayısı, 2021 yılında 10 bin 89 iken 2022 yılında 9 bin 522 oldu. Bin canlı doğum başına düşen bebek ölüm sayısını ifade eden bebek ölüm hızı, 2021 yılında binde 9,3 iken 2022 yılında binde 9,2 oldu. Diğer bir ifade ile 2022 yılında bin canlı doğum başına 9,2 bebek ölümü gerçekleşti.

Doğumdan sonraki beş yıl içinde ölme olasılığını ifade eden beş yaş altı ölüm hızı, 2021 yılında 11,3 iken 2022 yılında binde 11,2 oldu.

Paylaşın

Saçlar İçin Hangi Kuruyemişler Faydalıdır?

Vücudun ihtiyaç duyduğu birçok besin açısından zengin olan kuruyemişler, ayrıca saç sağlığı için de oldukça faydalıdırlar. Sağlıklı saçlara sahip olmak ve saç uzatmak bir numaralı önceliğinizse, hangi kuruyemişlerin saçlarınız için iyi geldiğini bilmeniz gerekir.

Haber Merkezi / Kuruyemişler vücut için faydalı olan bir çok besin sağlar. Vücudunuz bu besinleri almazsa saç dökülmesi gibi saç sorunları yaşayabilirsiniz.

Kuruyemişler, dengeli beslenmenin bir parçası olarak yeterli oranda tüketilmelidir. Her şeyde olduğu gibi kuruyemişlerinde fazla tüketilmesi sağlık açısından olumsuz sonuçlar oluşturabilir.

Sağlıklı saçlara ve saç uzatmaya yardımcı olan kuruyemişler:

Badem

Badem iyi bir E vitamini kaynağıdır. Antioksidan olduğundan saç köklerinin hasar görmesini önlemeye yardımcı olmaktadır. Badem, saç büyümesi için gerekli olan B vitaminlerini de içeren iyi bir biyotin kaynağıdır. Doktorlar günde 15 ila 20 badem yiyebileceğinizi söylüyor.

Ceviz

Ceviz iyi bir omega-3 yağ asitleri kaynağıdır. Saçınızın büyümesine ve hacminin artmasına yardımcı olacaktır. Ceviz aynı zamanda iyi bir E vitamini ve selenyum kaynağıdır. Günde 6 ila 8 küçük ceviz yiyebilirsiniz.

Kaju

Kaju, saçların büyümesi için gerekli olan protein ve çinko bakımından oldukça zengindir. Uzmanlar günde 5 ila 10 kaju yemeyi tavsiye etmektedir.

Fındık

Fındık, saç köklerini hasardan korumaya yardımcı olan önemli bir antioksidan olan E vitamini açısından zengindir. Fındık ayrıca, iyi bir protein, çinko ve selenyum kaynağıdır. Saçların sağlığını korur ve büyümesini destekler.

Bu kuruyemişlerden günde yaklaşık 25 ila 30 gram almak yeterlidir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Soğuk Su İçer Misiniz? O Zaman Bunlara Dikkat

Sıcak havalarda vücudu sağlıklı tutmak için yeterince su içmek çok önemlidir. Ancak içilmesi gereken suyun sıcaklığı konusunda uzmanlar arasında farklı görüşler, soğuk su içmenin güvenli olup olmadığı konusunda da tartışmalar bulunmakta.

Haber Merkezi / Havaların sıcak olduğu zamanlarda herkes soğuk su içmeyi sever. Soğuk su, özellikle kavurucu sıcak ve yorucu fiziksel efordan sonra, enerji verir ve tatmin edici bir duygu oluşturur.

Soğuk suyla birlikte içeriye nüfuz eden soğuk da vücut ısısının düşmesine yardımcı olmaktadır. Ayrıca soğuk su, susuzluğu oda sıcaklığındaki sudan çok daha hızlı giderir. Bazıları, hava koşullarından bağımsız olarak soğuk suyu tercih ederler.

Belirli oranda soğuk su içmek genellikle güvenlidir ve belirli bir soruna neden olmaz. Ancak soğuk su için de dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır.

En önemlisi, aşırı soğuk su içmek kan damarlarını daraltabilir. Bu durum, sindirim sistemini ve vücudun besinleri emme yeteneğini ciddi şekilde etkileyebilir.

Dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli nokta da soğuk suyun sindirim sistemi üzerindeki etkisidir. Soğuk suyun sindirim sistemi üzerindeki etkisi birçok şekilde deneyimlenir.

Genellikle, soğuk su içmenin sindirimi engellediğine ve vücudun yiyecekleri parçalama yeteneğini etkilediğine inanılır. Ancak, bu inancın çok az bilimsel temeli vardır. Bilim bu konuda sınırlı oranda kanıt ortaya koymaktadır.

Ayrıca diş problemi olanlar soğuk su içerken ağrı veya başka rahatsızlıklar yaşayabilirler. Bu nedenle, diş problemi olanlar soğuk sudan kaçınmalı ve bunun yerine ılık suyu tercih etmelidirler.

Paylaşın

Aşırı Alkol Tüketenler Dikkat: Kas Kaybı Riski

Alkol bağımlılığının karaciğer yetmezliğine ve kansere neden olduğunu biliyoruz. Ayrıca araştırmacılar, aşırı alkol tüketiminin ‘kas kaybı’ riski oluşturduğunu ortaya koydular.

Haber Merkezi / İngiltere’deki East Anglia Üniversitesi’nden araştırmacılar tarafından yapılan bir çalışmada, erkekler ve kadınlar aşırı alkol tüketenler, orta düzeyde alkol tüketenler ve alkol tüketemeyenler olarak sınıflandırdı.

Araştırmada pek çok bilgiye ulaşıldı. Aşırı alkol tüketmenin sadece karaciğer, kanser ve kalp hastalığına neden olmadığı, farklı birçok sağlık sorununa yol açabileceğini ortaya koydu.

Araştırma, Avrupa’da yaşayan ve yaşları 37 ila 73 arasında olan yaklaşık yarım milyon insanın çeşitli faktörleri dikkate alarak yapıldı. Ayrıca, araştırma, kadın ve erkekler arasında ayrı ayrı yürütüldü.

Araştırma için sağlıklı kaslı erkekler ve kadınlar alındı ve onlar günde 1 birim şarap içen bir erkek ve günde 2 birim şarap içen bir kadınla karşılaştırıldı (20 birim şarap, 2 şişe şaraba ve 10 şişe biraya eşdeğerdir). Daha sonra 20 birim şarap içen kişinin, diğerlerine göre yüzde 4 ila 5 daha az kas kütlesine sahip olduğu ortaya çıktı.

Aşırı kas kaybının, düşük kemik yoğunluğu, kırıklar, kırılganlık, diyabet ve erken ölüm gibi birçok soruna yol açabileceğine şüphe yoktur. Aşırı derecede alkol tüketenler, gıda alımını azaltmak yerine egzersiz yaparak ve protein açısından yüksek beslenme ile bu kas kaybını önleyebilirler.

Araştırmanın sonuçları, sağlığı ve geleceği konusunda endişe duyan kişilerin kas kaybının etkilerinden korunmak için aşırı alkol tüketiminden kaçınmaları gerektiğini gösteriyor.

Paylaşın

Kalp Hastalıklarına Neden Olan Metaller

Kalp hastalığı, birçok kalp problemini içeren genel bir terimdir. Aynı zamanda kalp ve damar hastalığı anlamına gelen kardiyovasküler hastalık olarak da adlandırılır. Kalp hastalığı, önde gelen ölüm nedenlerinden biridir.

Haber Merkezi / Ancak birçok kalp hastalığını önlemenin ve yönetmenin yolları vardır. Birçok kalp hastalığı türü, sağlıklı yaşam tarzı seçimleriyle önlenebilir veya tedavi edilebilir.

Kalp hastalığının nedenleri, hastalığın türüne bağlıdır. Belirli seviyelerde metallere maruz kalmanın da kalp krizi, felç ve damar sertliği gibi kardiyovasküler hastalık riskini artırabileceği belirtilmektedir.

Araştırmalar, yaygın olarak kullanılan ev aletleri, hava, su, toprak ve yiyecekler yoluyla düşük seviyelerde kurşun, kadmiyum ve arseniğe uzun süreli maruz kalmanın kalp hastalığına ve erken ölüme yol açabileceğini ortaya koymuştu.

Columbia Üniversitesi’nden bir araştırmacı ve kardiyolog olan Gervasio, bu metallerin biyolojik işlevlere müdahale ettiğini ve vücudu oluşturan kemiklerde ve organlarda kaldığını söyledi.

Boya, tütün ürünleri, pasif içicilik, kontamine gıdalar, nargile, parfüm, kozmetik, elektronik ve endüstriyel emisyonlar bu metallerin kaynakları arasındadır.

Kurşun, kadmiyum ve arsenik pigmentler, plastik, seramik, cam ve inşaat ürünlerinde yüksek miktarlarda bulunmaktadır. Kadmiyum içeren fosfat kayası endüstriyel gübrelerde kullanılmaktadır. Bunları tarım alanlarında uygulamak sebzeleri ve yeşil yapraklı bitkileri kirletebilir.

Arsenik, gıda döngüsüne esas olarak yeraltı suları yoluyla girer. Ana yolların, endüstriyel kaynakların ve tehlikeli atık alanlarının yakınlarında yaşayanların etkilenmesi muhtemeldir.

Columbia Üniversitesi’nde çevre bilimcisi olan Profesör Ana Navas-Aesian, bunun artık küresel bir sorun haline geldiğini söyledi.

Paylaşın

Şeker Hastalığına İyi Gelen 5 Sebze

Sağlık açısından oldukça faydalı olan sebzeler, hastalıklardan korunmayı sağlayan birçok doğal besin içerir. Sağlıklı olmak için kadınların günde 2 ila 3 bardak, erkeklerin ise günde 3 ila 4 bardak sebzeye ihtiyacı vardır.

Haber Merkezi / Bazı sebzeler diyabet hastaları (şeker hastalığı) için çok daha faydalı olabilir. Diyabet hastaları, bu sebzeleri tüketerek kan şekerini kontrol altına alabilir. Diyabet hastalığına iyi gelen 5 sebze:

Salatalık

Çoğu kişi, yaz aylarında salatalık yemeyi sever, salatalık vücudun nemli kalmasını sağlayan çok miktarda su içerir. Salatalıkta bulunan su içeriği, şeker seviyesini kontrol etmeye yardımcı olur. 2022 yılında yapılan bir araştırmada, salatalık yemenin şeker hastalığı dışında vücutta oluşan iltihaplardan kurtulmayı yardımcı olduğu tespit edilmiştir.

Ispanak

Diyabet hastaları, mutlaka ıspanak tüketmelidir. Yapılan bir araştırma, ıspanağın tilakoid adı verilen ve insülin duyarlılığını artıran bir zar içerdiğini ortaya koymuştur. Bu zar şeker seviyesini kontrol altında tutmaya yardımcı olur. Ayrıca ıspanak suyu da çok faydalıdır.

Lahana

Lahana sağlık açısından oldukça faydalı bir sebzedir. Bu sebze diyabet hastaları için çok faydalı kabul edilir. Lahana, kan şekerini düşürmeye yardımcı olan çok miktarda lif içerir. Lahana ayrıca, sindirim sistemini de iyileştirir.

Domates

Domates, kan şekerini düşürmede yardımcı olan likopen antioksidan içerir. Domates ayrıca, bağışıklığa iyi geldiği düşünülen C vitamini açısından zengindir. Domatesin kalp sağlığına da iyi geldiği kabul edilir.

Bamya

Bamya, sağlık açısından oldukça faydalı bir sebzedir. Birçok çalışma, bamyanın kan şekerini düşürmeye yardımcı olabileceğini ortaya koymuştur. Bamya, şeker emilimini yavaşlatan lif içermektedir.

Not: Sunulan bilgilerin amacı herhangi bir hastalığı teşhis veya tedavi etmek, iyileştirmek veya önlemek değildir.

Tüm bilgiler yalnızca genel bilginize yöneliktir, tıbbi tavsiye veya belirli tıbbi durumların tedavisinin yerine geçmez. Uygulamadan önce bu bilgileri doktorunuzla görüşün.

Paylaşın

Dikkat Çeken Araştırma: Doğum Kontrol Hapları Depresyona Neden Oluyor

İstenmeyen gebeliklerin oluşmasını önlemenin yanı sıra çeşitli hormonal dengesizlikleri düzenleyerek adet döneminde görülen çeşitli sağlık sorunlarının giderilmesine de yardımcı olan doğum kontrol haplarının depresyona neden olduğu ortaya çıktı.

Ergenlik çağında doğum kontrol haplarına başlayanların yaklaşık yüzde 130 daha yüksek oranda depresif semptomlara sahip olduğu tespit edildi. Benzer bir tablo, yüzde 92 gibi yüksek bir oranla yetişkin doğum kontrol hapı kullanıcılarında görüldü.

Doğum kontrol hapı kullanımının ilk iki yılında düzenli bir depresyon teşhisi alma riskinin ise yüzde 73 olduğu belirtildi.

İsveç’te Uppsala Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen büyük çaplı çalışmada, 250 bin kadının doğumdan menopoza kadar geçirdikleri değişim incelendi.

Sputnik Türkçe’nin aktardığına göre, çalışma, oral kontraseptifler (doğum kontrol hapları) ile depresyon arasındaki bağlantıyı ortaya çıkardı.

Ergenlik çağında doğum kontrol haplarına başlayanların yaklaşık yüzde 130 daha yüksek oranda depresif semptomlara sahip olduğu tespit edildi. Benzer bir tablo, yüzde 92 gibi yüksek bir oranla yetişkin doğum kontrol hapı kullanıcılarında görüldü.

Doğum kontrol hapı kullanımının ilk iki yılında düzenli bir depresyon teşhisi alma riskinin ise yüzde 73 olduğu belirtildi.

Gençler üzerinde daha etkili

Hapların gençler üzerindeki güçlü etkisinin ergenliğin neden olduğu hormonal değişikliklere bağlı olabileceği ifade edildi. Bu yaş grubundaki kadınlar, zaten önemli bir hormonal değişime uğradıkları için sadece hormonal değişimlere değil, aynı zamanda diğer yaşam deneyimlerine de daha duyarlı olabiliyor.

Genç kullanıcıların hapı bıraktıktan sonra bile artan bir depresyon oranına sahip oldukları bulunurken, yetişkin kullanıcılarda benzer bir etki gözlenmedi.

Çalışmaya katılan doktora öğrencilerinden Therese Johansson, “Doğum kontrol yöntemlerinin kadınlar için pek çok faydası olmasına rağmen hem tıp uzmanları hem de hastalar, bu ve benzeri çalışmalarda tespit edilen yan etkiler konusunda bilgilendirilmeli” dedi.

Paylaşın