Ford, Binlerce İşçiyi İşten Çıkarmaya Hazırlanıyor

Almanya’nın Köln kentindeki fabrikasında içten yanmalı motorlu araçların üretimini tamamen durdurup, elektrikli araç üretimine geçileceğini duyuran Ford, çok sayıda çalışanının işine son vermeyi planlıyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli otomobil üreticisi Ford’un, Avrupa tesislerinde çok sayıda çalışanının işine son vermeyi planladığı belirtildi. Ford bir süre önce aldığı kararla 14 bin kişinin istihdam edildiği, Almanya’nın Köln kentindeki fabrikasında içten yanmalı motorlu araçların üretimini tamamen durdurup, elektrikli araç üretimine geçileceğini duyurmuştu.

Alman IG Metall sendikası temsilcisi Paul Hecker Köln’de, Ford tesislerinde düzenlenen sendika toplantısının ardından yaptığı açıklamada, şirket yönetiminin işyeri işçi temsilciliğine sunduğu belgelere atıfta bulunarak, işten çıkarmalardan fabrikanın ürün geliştirme biriminde çalışan personelin üçte ikisinin etkileneceğini söyledi.

Yapılan açıklamada, en kötü durumda yönetim kademesinde çalışan her beş personelden birinin de işini kaybedebileceği ifade edildi. Sendika olumsuz gelişmelerden en fazla Ford’un Almanya’da bulunan tesislerinin etkileneceğini kaydetti. Ancak şirketten bu konuda henüz bir açıklama yapılmadı.

“Ford geleceğini baltalıyor”

Sendika temsilcisi Hecker, şirketin aldığı kararı eleştirerek, “Ford geleceğini baltalıyor” dedi. Köln’ün geçmişte Fiesta ve Focus gibi dünya çapında satılan otomobilleri üreterek, burada iyi otomobiller yapılabileceğini kanıtladığını sözlerine ekleyen temsilci, Ford’un gelecekte de bunu sürdürebilmek için gereken kaynakları ortaya koymayı reddettiğini belirtti.

“Ford’un küresel bir tedarikçi olmaktan çıkıp küresel olmayan bir şirket olma yolunda ilerlemesi gibi bir tehlike görüyoruz” ifadelerini kullanan Hecker, şirket yönetiminden planlarını yeniden gözden geçirmesini ve kalkınmayı da içeren yeni projeler için bağlayıcı bir taahhütte bulunmasını talep ettiklerini söyledi.

Sendika temsilcisi Hecker, “Eğer şirket iş birliği yapmama yolunu seçerse, biz her şekilde hazırız” diyerek, karara karşı direniş göstereceklerini kaydetti. Temsilci, IG Metall sendikası olarak, Ford’u Almanya’da ve Avrupa genelinde etkileyebilecek sert önlemlerden kaçınmayacaklarını da sözlerine ekledi.

Köln’deki tesislerinde yaklaşık 14 bin kişiyi istihdam eden Ford’un yönetiminden ise sendikanın açıklamalarına ilişkin bir değerlendirme yapılmazken, Cuma günü yapılan bir duyuruya atıfta bulunmakla yetinildi. Söz konusu açıklamada Ford’un Avrupa’da elektrikli otomobil üretimini desteklediği ve olası bir yeniden yapılanma konusundaki spekülasyonlar hakkında yorum yapılmayacağı kaydedildi.

Kaç kişi çıkarılacak

Radio Köln ise konuya ilişkin haberinde şirketin ürün geliştirme biriminde çalışan 3 bin 800 kişinin yüzde 65’inin 2024 yılına kadar işlerine son verileceği ileri sürüldü. Radyo böylece 2 bin 500 kişinin işten çıkarılacağını kaydetti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Açlık Sınırı 9 Bin 796, Yoksulluk Sınırı 26 Bin 994 Liraya Yükseldi

Temel gıda fiyatlarında yaşanan yüksek oranlı artışlar dört kişilik bir ailenin açlık sınırını ocak ayında 9 bin 796 liraya kadar çıkarırken, yoksulluk sınırı da 26 bin 994 lirayı buldu. Açlık sınırı ocakta bir önceki aya göre 737 lira artarken, yoksulluk sınırı da 870 lira arttı.

Bir yıl öncesine göre ise açlık sınırı 4 bin 872 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 7 bin 109 lira arttı. Ailelerin gıda ve gıda dışı ihtiyaçlarını insan onuruna yaraşır bir şekilde yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken toplam harcama tutarını gösteren yoksulluk sınırı son bir yılda toplam 11 bin 981 liralık artış gösterdi.

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun Ar-Ge birimi KAMU-AR, ocak ayı Açlık-Yoksulluk Araştırması sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, açlık sınırı ocakta bir önceki aya göre 737 lira artarken, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 133 lira artarak 17 bin 198 liraya yükseldi. Ocakta yoksulluk sınırı önceki aya göre da 870 lira arttı. Bir yıl öncesine göre ise açlık sınırı 4 bin 872 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 7 bin 109 lira arttı. Ailelerin gıda ve gıda dışı ihtiyaçlarını insan onuruna yaraşır bir şekilde yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken toplam harcama tutarını gösteren yoksulluk sınırı son bir yılda toplam 11 bin 981 liralık artış gösterdi.

Açlık sınırı

Ankara’da en fazla alış-veriş yapılan marketlerden derlenen fiyatlara göre, dengeli beslenebilmek için et- balık- yumurtaya aylık olarak harcanması gereken tutar bir önceki aya göre 268 lira, 2022 yılının aynı ayına göre ise 975 lira artarak 2bin 381 lira oldu. Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 6 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 78 liralık artışla 234 liraya yükseldi.

Süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcama ocakta bir önceki aya göre 217 lira artarak 2 bin 672 liraya yükseldi. Son bir yıllık dönemde ise 1.515 liralık artış oldu. Meyve için harcanması gereken para ocakta 24 lira artarken, geçen yılın aynı ayına göre ise 338 lira artarak 680 lira oldu. Sebze harcaması da önceki aya göre 110 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 755 lira artarak 1.267 lira oldu.

Ocakta, 2 lira artarak 937 liraya yükselen ekmek, un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama son bir yılda 182 lira arttı.  Pirinç ve bulgur harcamaları ocakta önceki aya göre 37 lira artarken son bir yılda ise 317 lira zamlanarak 445 lira oldu. Yağ için yapılması gereken harcama ise 10 lira daha artarak 265 lira oldu.

Şeker, bal, pekmez, reçel gibi gıda maddelerine yapılması gereken harcama da ocakta 37 lira artarak 692 lira oldu. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise önceki aya göre 28 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 121 lira artarak 224 liraya çıktı.

Yetişkin erkek için 2.800, yetişkin kadın için 2.200, genç için 3.000 ve çocuk için de 1.600 kalori esas alınarak yapılan hesaplamaya göre ocakta açlık sınırı yetişkin erkek için 2 bin 860 lira, yetişkin kadın için 2 bin 245 lira, çocuk için 1.630 lira ve genç için de 3 bin 60 lira oldu.

Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı gereksinimlerin fiyat artışları da esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini “yoksunluk hissi duymadan” karşılayabilmesi için gereken harcama tutarı da ocakta 133 liralık artışla 17 bin 198 liraya yükseldi.

Ocakta dört kişinin giyim ve ayakkabı harcamaları 1.011 liraya inerken, barınma (kira dahil) harcamaları 4 bin liraya, ev eşyası harcamaları 2 bin 440 liraya, sağlık harcamaları 716 liraya yükseldi. Ulaştırma harcamaları 4 bin 622 liraya inerken, haberleşme harcamaları 730 lira, eğlence ve kültür harcamaları 620 lira, eğitim harcamaları 380 lira, tatil-otel harcamaları bin 593 lira ve çeşitli mal ve hizmetlerle ilgili harcamalar 1.086 lira oldu.

Yoksulluk sınırı

Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır bir şekilde yoksunluk hissi çekmeden yaşayabilmesi için yapması gereken gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı (içki ve sigara harcamaları hariç) ise ocakta 870 lira daha artarak 26 bin 994 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırında, son bir yıllık dönemdeki artış ise 11 bin 982 lira olarak gerçekleşti.

Teknoloji Devi Google 12 Bin Çalışanını İşten Çıkarıyor!

Teknoloji devi Google, 12 bin kişinin işten çıkarılacağını duyurdu. ABD’nin bir diğer teknoloji devi Microsoft’ta 10 bin çalışanını işten çıkaracağını duyurmuştu. Amazon ve Meta gibi şirketlerde işten çıkarmaları açıklamıştı.

Şirketin CEO’su Sundar Pichai, çalışanlara gönderdiği mektupta “Bu kararı almaya zorlayan şartların sorumluluğunu üstlendiğini” belirtti.

Dünya çapında 10 bin çalışanının işine son verme kararı alan teknoloji şirketi Microsoft’un ardından Google’ın ana şirketi Alphabet de 12 bin çalışanını işten çıkaracağını açıkladı. Bu, tüm dünyada Alphabet için çalışan emekçilerin yaklaşık yüzde 6’sının işine son verileceği anlamına geliyor.

The New York Times’ın aktardığına göre, bu, Alphabet şirketinin bu zamana kadar aldığı en büyük çaplı işten çıkarma kararı.

Alphabet’in üst düzey yöneticisi Sundar Pichai konuyla ilgili çalışanlara gönderdiği yazıda, “şirketin, dijital hizmetlere olan talepte patlama olduğu pandemi döneminde çok hızlı büyüdüğünü” söyledi: Şimdi ise yapay zeka gibi şirketin geleceğine temel teşkil eden ürünler ve teknolojiye yeniden odaklanmalıyız.

Pichai, “Çalışanları bugün karşı karşıya olunandan farklı bir ekonomik gerçeklik için işe aldıklarını” da kaydetti. Pichai, bu dönemin şirketin odağını keskinleştirmesi, maliyet tabanını yeniden yapılandırması ve şirket içi yetenek ve sermayenin en yüksek önceliklere yönlendirilmesi için “önemli anlar” olduğunu söyledi.

Alphabet’te yapılacak işten çıkarmalar, başta işe alım ve bazı kurumsal işlevler olmak üzere, çeşitli mühendislik ve ürün ekipleri de dahil, küresel çapta tüm şirket genelindeki istihdamı etkileyecek.

Euronews’ün aktardığına göre, Alphabet’in karardan etkilenen çalışanlarına şimdiden e-posta gönderdiği belirtilen notta, kararın ABD’deki personeli hemen etkileyeceği, ancak yerel istihdam yasaları ve uygulamaları nedeniyle diğer ülkelerde daha uzun sürebileceği ifade edildi.

Microsoft da benzer bir karar almıştı

ABD’nin Microsoft teknoloji şirketi de 18 Ocak’ta 2023 yılının üçüncü çeyreğinin sonuna kadar 10 bin çalışanını işten çıkaracağını duyurmuştu.

Buna göre, Microsoft’un işten çıkarma kararı dünya çapındaki çalışanlarının yaklaşık yüzde 5’ini etkileyecek ve şirkete yaklaşık 1,2 milyar dolarlık bir kıdem tazminatı ve yeniden yapılanma maliyeti getirecek.

Kararı çalışanlara bir yazı ile duyuran şirket CEO’su Satya Nadella, dünyanın pek çok bölgesinde ya resesyon olduğunu ya da resesyon beklendiğini, pek çok kişinin ise “ihtiyatlı davranmayı seçtiğini” söyledi.

Şirketin “kilit öneme sahip alanlarda işe alım yapmayı sürdüreceğini” açıklayan Microsoft CEO’su Nadella, şirketin bu dönemden “daha güçlü ve daha rekabetçi çıkacağından emin olduğunu, fakat bu gelişmeler doğrultusunda adımlar atılması gerektiğini” kaydetti.

Nadella, Microsoft’un maliyetlerini geliri ve müşteri talebiyle uyumla hale getireceklerini, bu kapsamda 2023 mali yılının üçüncü çeyreğinin sonuna kadar 10 bin kişinin işine son verileceğini bildirdi.

Vatandaş Borcunu Ödeyemiyor!

Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 13 Ocak itibarıyla bir önceki haftaya göre 1 milyar 382 milyon lira artarak 161 milyar 653 milyon liraya yükseldi. Söz konusu takipteki alacakların 140 milyar 656 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.

Sektörün kredi hacmi 13 Ocak itibarıyla 107 milyar 813 milyon lira artarken toplam kredi hacmi 7 trilyon 681 milyar 230 milyon liraya çıktı. Bankacılık sektöründeki toplam, geçen hafta 224 milyar 314 milyon lira arttı. Söz konusu haftada bankacılık sektörü toplam mevduatı, 9 trilyon 83 milyar 302 milyon lira oldu.

Yaşanan derin ekonomik kriz Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine yansıdı.

BDDK tarafından yayımlanan haftalık bültene göre tüketici kredileri tutarı, 13 Ocak itibarıyla 13 milyar 717 milyon lira arttı. Tüketici kredileri tutarı 1 trilyon 107 milyar 477 milyon liraya yükselirken bunların 361 milyar 483 milyon lirası konut, 51 milyar 233 milyon lirası taşıt ve 694 milyar 761 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.

BirGün’de yer alan habere göre; söz konusu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 981 milyar 435 milyon liraya çıktı. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları da yüzde 2,8 yükselerek 463 milyar 825 milyon lira oldu. Bireysel kredi kartı alacaklarının 227 milyar 727 milyon lirası taksitli, 236 milyar 98 milyon lirası taksitsiz oldu.

Vatandaş borcunu ödeyemiyor

BDDK verilerine göre, bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 13 Ocak itibarıyla bir önceki haftaya göre 1 milyar 382 milyon lira artarak 161 milyar 653 milyon liraya yükseldi. Söz konusu takipteki alacakların 140 milyar 656 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.

Sektörün kredi hacmi 13 Ocak itibarıyla 107 milyar 813 milyon lira artarken toplam kredi hacmi 7 trilyon 681 milyar 230 milyon liraya çıktı. Bankacılık sektöründeki toplam, geçen hafta 224 milyar 314 milyon lira arttı. Söz konusu haftada bankacılık sektörü toplam mevduatı, 9 trilyon 83 milyar 302 milyon lira oldu.

Açlık Sınırı 8 Bin, Yoksulluk Sınırı 28 Bin Lirayı Aştı

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Metal-İş Araştırma Merkezi (BİSAM), aralık ayında açlık sınırının 8 bin 167 liraya, yoksulluk sınırının ise 28 bin 249 liraya yükseldiğini duyurdu.

Sağlıklı beslenmenin günlük maliyetinin 270 lirayı aştığı, sadece süt ve süt ürünleri için ise günlük 100 lira harcama yapılması gerektiği belirtilen BİSAM raporunda şunlar kaydedildi:

“TÜİK, Aralık 2022 harcama gruplarına göre endeks rakamları, 2003 madde fiyatları ile İstanbul Halk Ekmek, zincir market internet fiyatları ve BİSAM Beslenme Kalıbı üzerinden yapılan hesaplamaya göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Aralık 2022 için 8 bin 167 liradır.

Bu harcama tutarı sadece gıda için yapılması gereken minimum tutardır. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 28 bin 249 lira olarak gerçekleşmiştir.

‘Sağlıklı beslenmenin aile bütçesine maliyeti 7 bin 552 lira’

Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 2 bin 66 liradır. Bu değer yetişkin bir kadın için bin 953, 15-18 yaş bir genç için 2 bin 129, 4-6 yaş arası bir çocuk için bin 405 liradır.

Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 7 bin 552 lira olarak tespit edilmiştir. Bu tutar, söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 26 bin 123 liraya ulaşmaktadır.”

‘En yüksek maliyet grubu süt ve süt ürünleri’

BİSAM raporuna göre, Aralık 2022’de günlük harcamalarda en yüksek maliyet grubunu, 99,91 liralık harcama gereksinimi ile süt ve süt ürünleri grubu oluşturdu. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı 41,76 lira olarak kaydedilirken, sebze ve meyve için yapılması gereken günlük harcama tutarı ise 47,26 liraya ulaştı.

Raporda, ekmek için yapılması gereken harcama tutarının günlük 23,41 lira olarak tespit edildiği, katı yağ ve sıvı yağ için 18,37 lira, yumurta için 6,92 lira, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 8,51 lira harcama yapılması gerektiği belirtildi.

Emek Ve Özgürlük İttifakı Seçim Startını Kartal’da Verdi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nin (TÖP) oluşturduğu Emek ve Özgürlük İttifakı “Birlikte Değiştirelim” şiarıyla ilk mitingini İstanbul Kartal Meydanı’nda gerçekleştirdi. 

Miting öncesi Emek ve Özgürlük İttifakı içerisinde yer alan siyasi partilerin eş genel başkanları, eş sözcüleri ve başkanları, kortej halinde mitingin gerçekleştirileceği Kartal Meydanı’na yürüyüş gerçekleştirdi.

Kortejde, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu Perihan Koca, Pelin Kahiloğulları, Juliana Gözen, Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) Dönem Sözcüleri Barış Kayaoğlu ve Dilşad Canbaz ile partililer yer aldı. Kortejde, “Savaşa, yoksulluğa, baskılara dur diyelim. Birlikte değiştirelim” pankartı açıldı. Kurulan kortejde HDP bileşenleri Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Devrimci Parti, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), SODAP, SYKP, Yeşil Sol Gelecek Partisi de yer aldı.

Mitinge ayrıca Karhan Gümrükleme işçileri, Halkevleri, Kaldıraç, Uluslararası İşçi Derneği, LİMTER-İŞ’te örgütlü direnişçi LCW işçileri, Kadın Meclisleri, Demokratik Emekliler Sendikası, Doğu-Güneydoğu Dernekleri Federasyonu, İstanbul Amed Federasyonu, Muş Dernekler Federasyonu, Silvanlılar Derneği, Batman Dernekleri Federasyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri, Alevi Bektaşi Federasyonu, Amed Dernekleri Federasyonu, Birleşik Emekliler Sendikası, KESK Başkanı Mehmet Bozgeyik, Patnos Federasyonu, Demokratik Alevi Dernekleri İstanbul ve Gebze şubeleri ve eş başkanı, Hubyar Sultan Derneği, Devrimci Sosyalist İşçi Partisi’nden Şenol Karakaş, Adalet Nöbeti tutan anneler ve DDKD Temsilcisi Mehmet Eminen, Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz ve Abisi Gürkan Korkmaz, Karakoçan Dernekler Federasyonu, Iğdır Dernekler Federasyonu, Dersim Dernekler Federasyonu, Van Dernekler Federasyonu, Silvan Siirt Dernekler Federasyonu, KAYDER, Bitlis Dernekler Federasyonu, Diyarbakır Bismil Derneği, Diyarbakır Silvan Tokluca Köy Derneği, İkitelli Muş Derneği ile diğer pek çok kurumun yönetici ve üyeleri, yazarlar, sanatçılar da katılarak destek verdi.

Ayrıca tüm engellere rağmen mücadelelerinden vazgeçmeyen kadınlar ve LGBTİQ+’lar, hakları için yıllarca mücadele eden Emekliler ve EYT’liler; parasız, özgür ve anadilinde eğitim mücadelesi veren gençler, dünyayı emekleriyle var eden ve işyerlerinde direnişe devam eden işçiler ve emekçiler, ülkenin dört bir yanında devam eden ekoloji mücadelesini yürütenler miting kürsüsünden selamlandı.

Barış Anneleri Meclisi üyeleri, beyaz tülbentleriyle Kartal Meydanı’na zılgıtlarla giriş yaptı. Meydandaki kitle, Barış Annelerini alkışlarla karşıladı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü “Savaşa, yoksulluğa, baskılara dur diyelim. Birlikte değiştirelim” sloganıyla gerçekleşen miting öncesinde bazı yolların trafiğe kapatıldığını duyurdu. Miting alanına gökkuşağı bayraklarıyla girmek isteyenlerin bayrakları polisler tarafından içeri alınmadı. Mitingde Gezi direnişinde hayatını kaybedenlerin isimleri ve hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden tutuklanan Gezi tutsaklarının isimleri okundu. Mitinge katılan yurttaşlar, alkışları ve sloganlarıyla Gezi tutsaklarına desteğini ifade etti.

Demirtaş, Demirtaş’ın Sürprizi ile Başladı

Edirne Cezaevi’nde 2016 yılından bu yana  tutuklu bulunan HDP eski  Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, mitinge sosyal medyadan mesaj gönderdi. Demirtaş, paylaşımında “Ben yola çıktım, geliyorum, halayda buluşalım #EmekveÖzgürlükİçin” ifadelerine yer verdi. Ayrıca mitingin startı, sözlerini ve müziğini Selahattin Demirtaş’ın yazdığı “Emekçiyiz” şarkısıyla verildi.

Sefalet düzeni değil, demokratik cumhuriyet”

TÖP Sözcüsü Juilana Gözen: 15 Ocak 2023. Bu tarihi kimse unutmayacak. Bu tarih Türk halkıyla Kürt halkının kendi seçeneğini yarattığı tarih olarak kayıtlara düşecek. İşçilerin insanca çalışabildiği, onurlu bir yaşam sürebildiği günlere bir adım daha atıyoruz. Söz veriyoruz kardeşler; ülkeyi bataklığa sürükleyenleri göndermeye söz veriyoruz. Hoş geldiniz dostlar; emeği ve özgürlüğü için savaşanlar hoş geldiniz. Şimdi emin olun ki birilerinin ödü kopuyor. Yargılanacağı günler yakın diye korkuyorlar, korksunlar, korkmakta haklılar. Çünkü her birinden tek tek hesap soracağız. Bizden çaldıkları ne varsa geri alacağız. Bizden çaldıkları hayatları, hakları geri alacağız. Söz bitti artık kardeşler saflar netleşti. Dibine kadar suça batmış bu faşist iktidar kendi koltuğunu korumak pahasına halka savaş açmış.

Ülkeyi çetelerle, mafyalara tarikatlarla cehenneme çevirdiler, işçileri açlığa sürükleyip neymiş hukuk onun iki dudağının arasındaymış. Neymiş seçim tarihini de kendisi belirleyecekmiş. Seçimlere kimlerin gireceğini belirleyecekmiş. Seçimlerde hangi partilerin yer alacağını belirleyecekmiş. Neymiş milyonlarca insanın iradesi olan HDP’yi kapatacakmış. Ne yaptıysan ne ettiysen bu 20 yıllık iktidarında bu halk sana boyun eğmedi şimdi mi eğecek, hadi oradan hadi oradan.

Diğer taraftan kardeşler, sanki iktidarın ekmeğine yağ sürmek için kurulmuş, ‘İktidar bir hamle yapsın bir Kürtlere, Alevilere, gençlere, kadınlara saldırısın da arkasında dizilelim’ diyen 6’lı Masa. Aman ha işçiler bir adım önce çıkmasın, aman ha gençler ayaklanmasın, kadınlar sokakları doldurmasın. Doldurmasın ki onların iktidarında onların başına bela olmasın. Ama öyle yağma yok. Zamanında işçilerin onlarca grevini yasaklayanlar şimdi bize ekonomik kalkınmadan bahsediyor. Türkiye’yi Orta Doğu’da savaş bataklığına sürükleyenler şimdi bize barıştan bahsediyor. 17 bin faili meçhul ile anılanlar şimdi gelmiş bize iç huzuru anlatıyor. Şimdi onlar bu sicile bu geçmişle burada toplananların, işçilerin Kürtlerin, Alevilerin, gençlerin, kadınların, LGBTİ+ iradesini yok sayacak öyle mi? Nasıl olsa bizim adayımıza mahkumlar diyecekler öyle mi?

Kardeşler bilsinler ki işçiler, Kürtler, Aleviler, gençler, kadınlar seçeneksiz değil. Biz varız biz. Emek ve Özgürlük İttifakı var. İşte buradayız. İttifakımız patronlarla sendikal ağalarının değil işçilerin ittifakıdır, ittifakımız Türklerle Kürtlerin, Alevilerle Sünnilerin, Çerkezlerin, Ermenilerin, Arap Alevilerinin ittifakıdır. Bu topraklarda görülecek bir hesabımız var. Hiçbir yere gitmiyoruz, üniversitelerimizi de memleketimizi de biz özgürleştireceğiz diyen gençlerin ittifakıdır ittifakımız. Ve kadınlar, erkek egemenliğinin ‘camını çerçevesini indireceğiz’ diyen kadınların ittifakıdır ittifakımız.

Karadeniz’de gürül gürül akan derelerin Şırnak’ta kesilen ağaçlarla Ege’deki zeytinliklerin ittifakıdır bizim ittifakımız. Bu topraklara onurlu bir barış ve özgürlük getirecek yegane güç işte buradadır sevgili kardeşler. İşte buradayız. Kimsenin şüphesi olmasın devrimciler, sosyalistler, yurtseverler bu toprakların yüz akıdır. Sorumluluğunu bilir ama bizi çantada keklik sananlar bilsinler bu halk kendi seçeneğini yaratmasını da bilir. Kardeşler burada hep birlikte bir söz veriyoruz söz veriyoruz 7 gün boyunca cenazesi yerde yatan Taybet Ana için.

10 Ekim’de Suruç’ta kaybettiğimiz arkadaşlarımız yoldaşlarımız için söz veriyoruz. Veysel için, Polen için, Cebrail için, Ezgi için söz veriyoruz. Soma’da tekmelenen maden işçileri için söz veriyoruz. İzmir’de HDP il binasında katledilen Deniz için, Deniz Poyraz için söz veriyoruz. Söz veriyoruz kardeşler, bu iktidarı göndereceğiz, bu iktidarı göndereceğiz, onurlu bir barışı ve demokratik bir cumhuriyeti hep birlikte emek ve özgürlük ittifakı ile inşa edeceğiz. Yolumuz açık olsun.

“Göndereceğiz: Kamulaştıracağız, demokratikleştireceğiz”

EHP Genel Başkanı Hakan Öztürk: Hoş gelmişsiniz, kardeşler, arkadaşlar, hevaller, ne kadar güzelsiniz, ne kadar çoksunuz, yıldızlar kadar çok gelmişsiniz. Hoş gelmişsiniz, sefalar getirmişsiniz. Bugün şansımıza hava güneşli, siz de çok güzelsiniz. Bakıyorum, görüyorum ki işçiler, emekçiler gelmiş buraya, Kürt halkı gelmiş, Aleviler gelmiş, kadın kurtuluş mücadelesi veren kadın kardeşlerimiz gelmiş. Gökkuşağı bayrağını taşıyan, eşitlik isteyen kardeşlerimiz gelmiş. Doğayı savunanlar gelmiş, gençler gelmiş. Ne kadar iyi etmişsiniz.

Buradan sesleniyoruz, defalarca da seslendik. Dedik ki: ‘Bu ülkede bir Kürt meselesi var. “Gelin bunu çözün” dedik. Onlar ne yaptılar? Diyarbakır’da, Mardin’de, Van’da, Şırnak’ta ne yaptılar? Kayyım atadılar kayyım. Var mı böyle eşitlik, var mı böyle aynı gemide olmak, var mı böyle özgürlük, olur mu böyle? Ne yaptılar? Gittiler, Selahattin Demirtaş’ı dört duvarın arasına koydular. Bunu kabul eder miyiz biz? Kabul etmeyiz tabii ki sevgili kardeşler, sevgili yoldaşlar. Dediler ki “Suriye sınırını geçeceğiz, Irak sınırını geçeceğiz”. Dediler ki, “Bir gece ansızın hep bu sınırları geçeceğiz.” Biz onlara buradan diyoruz ki: Devletin kendisinin açıkladığı rakamlara göre bu ülkede halkın yaşadığı bir açlık sınır var. Emekçilerin aldığı ücretler açlık sınırında. Ey AKP, ey Erdoğan, gücün yetiyorsa gel de bu açlık sınırını geç! Bırak Suriye sınırını, Irak sınırını; barıştan yana ol. Operasyonu ve savaşları bırak. Kürt halkıyla barış.

Halklarımız o dağılmış pazar yerlerinde ezik, çürük sebzeleri toplamaya çalışıyor. Halkımız ucuza bayat ekmek alabilmek için fırınlarda sıra bekliyor. Halkımızın durumu bu. Bu mitingin başlığı var ya “yoksulluğa karşı” diye, yoksulluk bu düzeyde. Halkımız başvurduğu hastanelerde randevu alamıyor, inim inim inliyor. Halkımız doktor bulsa ilaç bulamıyor. Bir de bakıyoruz ki öbür tarafta yandaşların koca koca binalarda büyük, mermer hastaneleri duruyor. Böyle sağlık sistemi olmaz. Biz halkın sağlık sorunlarını çözebilmek için çok büyük kamu yatırımları yapacağız ve o yandaşların büyük hastaneleri eğer halka randevu vermiyorsa onları da kamulaştıracağız. Halkımıza o randevuları verecekler!

Bu arada işçi ücretleri açıklandı. Erdoğan işçi ücretlerini açıklarken dedi ki “Bizim sırtımızda yumurta küfesi var.” Sonra da kameralara bakarak gülümsedi. Soruyorum buradan Erdoğan, o esnada kimin için gülümsedin? O esnada patronlar için mi, 5’li çete için mi gülümsedin? Yoksa o vicdansız hükümetin için mi gülümsedin? Buradan sesleniyorum, sakın unutma Erdoğan: Orada güldün ama son gülen iyi güler. Ve halk bu işin sonunda çok iyi gülecek.

Birleşiyoruz, kuvvetleniyoruz. Birleşmiş ve örgütlenmiş bir halkı asla hiçbir kuvvet yenemez. Yenilmedik. Gördüğünüz gibi halkımız burada toplanmış, geri çekilmemiş, korkmamış, yenilmemiş, yenilmedi. Seni yeneceğiz AKP. Seni göndereceğiz AKP, seni GÖN-DE-RE-CEĞİZ! Birleştik, bütün gücümüzle göndereceğiz. “Kim gönderecek beni?” mi diyorsun? Türkiye halkları gönderecek seni. İşçiler ve emekçiler gönderecek. Emek ve Özgürlük ittifakı: Biz göndereceğiz seni!

Göndereceğiz onları! O nedenle diyorum ki, burada sorunları dile getirdiğimiz gibi büyük umutlarımızı da dile getirdik. Büyük gücümüzü de ortaya koyduk. Sevgili hevaller, kardeşler, yoldaşlar: Üreten biziz ve üreten bizsek yöneten de biz olacağız! Yaşasın Emek ve Özgürlük İttifakı! Yolumuz açık olsun.

Bağımsız, demokratik Türkiye ve insanca yaşamı birlikte kazanacağız

EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz: Arkadaşlar dediler ki ‘yahu bu miting nasıl olacak, toplayabilecek miyiz?’ Kartal Meydanı almadı, almadı. Helal olsun size. Özgürlük çığlığı geliyor, Türkiye’yi böyle özgürleştireceğiz. Faşizmi sıradanlaştırmaya çalışıyorlar. Hatırlayın Almanya faşizme teslim olduğunda, İtalya faşizme teslim olduğunda ne demişti o Alman papaz: ‘Önce Yahudileri götürdüler sesim çıkmadı, sonra sosyalistleri götürdüler sesim çıkmadı, sonra komünistleri götürdüler sesim çıkmadı, Çingeneleri götürdüler sesim çıkmadı sıra bana geldiğinde baktım ses çıkaracak kimse kalmamıştı.’ Şimdi bugün sana söylüyorum kardeşim bak iyi dinle; Kürtleri götürdüler sesin çıkmadı, belediyelere, kayyım atadılar sesin çıkmadı, HDP’yi kapatmaya çalıştılar sesin çıkmadı, grevleri yasakladılar sesin çıkmadı. Bak sıra sana geldiğinde ses çıkaracak kimse kalmaz, bunu bil. İşte burası ses çıkaranların meydanı buraya gel buraya.

Biz İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne, Türkiye’nin en büyük şehrinin seçme ve seçilme iradesine darbe vurdukları zaman tereddütsüz oraya gittik. Dedik ki: ‘HDP’li belediyelere uygulanan kayyım ne ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne uygulanan operasyon da aynı şeydir.’ Ama sizler de Saraçhane’den buraya geleceksiniz buraya. Emek ve Özgürlük İttifakı olmadan İstanbul bu kuşatmayı kıramaz. Diyarbakır’ı yanına almadan İstanbul bu ablukayı dağıtamaz. Gelin birleşelim, bu ülkeyi birlikte özgürleştirelim. Bu mitingde emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Seçim ekonomisi ile giriyor Erdoğan ve yönetimi. Açıkça buradan söylüyoruz, kaşıkla verecekler kepçe ile değil kazanla seçimden sonra geri alacaklar. Halkın tepesine vergiyi, borcu yıkacaklar. Buna izin vermeyeceğiz. Tek adam yönetimini, arkasındaki sermaye düzenini, çete mafya düzeni, bu çürümüş düzeni bizler, halk gönderecek. Çünkü halk birden büyüktür.

Bakın burada dipten gelen bir dalga var bu dalgaya kulak varan. Bekaert’te grev yasağını dinlemediler işçiler, Erdoğan kararnamelerini dinlemediler, fiili grev yaptılar ve kazandılar. EYT’liler uzun süre mücadele ettiler ve emeklilik hakkını kazandılar. Kadınlar bir öğün yemek hakkı için mücadele ettiler, anasınıfında, yurtlarda bir öğün yemek hakkını çocuklar için kazandılar. Liman işçileri, tersane işçileri aramızda dalga dalga geliyor işçiler. Antep’te döküm işçileri ayaktalar. Saya işçileri ayaktalar. Diyarbakır’da, Amed’de bugün fırın işçileri ayaktalar. Metal sektöründe 2 bin işçi grev kararı alıyor. İşte kazana kazana birleşe birleşe geliyoruz. Neşeyle, umutla coşkuyla geliyoruz. Bütün engelleri bütün bariyerleri aşacağız çocuklarımız özgür karınlarının tok olduğu mutlu bir memlekette yaşayacak.

Bitirirken şunu söylemek istiyorum: Burada sadece İstanbul’dan, Türkiye’den yurttaşlarımız yok. Burada Gezi’den Kobanî Davasına kadar tutuklu eş başkanlardan milletvekillerine ve belediye başkanlarımıza kadar tutsak arkadaşlarımız da var, bu mitingde el ele kol kolayız. Bu da böyle bilinsin. Şimdi bize soruyorlar diyorlar ki ‘seçimlerde ne yapacaksınız.’ Biz 5 Ocak’ta Emek ve Özgürlük İttifakı partileri olarak bir bildiri yayınladık. Birinci olarak en geniş toplumsal mutabakatla ortak bir adayın ortaya çıkması için işe başlıyoruz, kolları sıvıyoruz buna var mısınız dedik.

İkinci olarak bak kardeşim bu sese kulak vermiyorsan ısrarla bu sese kulak kapatıyorsan bak sana söylüyorum bu ülkede işçilerin oyları, yoksul emekçilerinin oyları, kamu emekçilerinin oyları, kadınların gençlerin oyları, Kürt halkının oyları, eşit yurttaşlık isteyen Alevilerin oyları çantada keklik değil kardeşim, bunu da bileceksin. Eğer inkarcı tutumunu sürdürürsen Emek ve Özgürlük İttifakı kendi adayını çıkaracak kardeşim. Halkla birlikte bu meydanlardan çıkaracak. Tekrar soruyorum kardeşlerim bu yetkiyi Emek ve Özgürlük İttifakı partilerine veriyor musunuz? Veriyor musunuz? (Evet sesleri) O zaman göreceksiniz el mi yaman bey mi yaman.

Sözlerimi Nâzım Hikmet’in dizeleriyle bitiriyorum. Nâzım Hikmet’in doğum günü bugün. Şan olsun. Ne diyor Nâzım:

Onlar umudun düşmanıdır sevgilim. Akar suyun meyve çağında ağacın düşmanı sana düşman bana düşman düşünen insana düşman. Vatan ki bu insanların evidir onlar vatana düşman. Ve elbette bir daha geri dönmemecesine yıkılıp gidecekler, ve elbette dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle, dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya, işçi tulumuyla bu güzel memlekette hürriyet, selam olsun.

Bu meydandan iktidara kaybettireceğimiz seçimin startını veriyoruz”

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan: Merheba hevalino, merheba gelê me yê hêja. Merheba dayikên hêja, ciwanên delal. Hûn bi xêr hatine, ser serê min, ser çavên min re hatine.

Emek burada, özgürlük burada, cesaret burada, kararlılık burada. Sevgili halkımız, hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz, sefalar getirdiniz, baş göz üzerine geldiniz. Bugün bu mitingi düzenleyen, bizleri sizlerle buluşturan, bu organizasyonda emeği geçen bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Sağ olsunlar var olsunlar. Bir kez daha görüyoruz ki emek burada, özgürlük burada, cesaret burada kararlılık burada. İyi ki buradasınız, iyi ki varsınız.

Bugün savaşa karşı yoksulluğa karşı baskılara dur demek için buradayız. Tecrit politikalarına, savaş politikalarına, siyasi irade gaspına, kayyım rejimine dur demek için buradayız. Evet bugün kadınların ve gençlerin özgürlüğü için buradayız ama aynı zamanda jin jiyan azadî demek için buradayız. Doğa talanına, yaşam talanına, hukuk talanına dur demek için buradayız sevgili arkadaşlarım. Demokrasinin şehri güzel İstanbul’u karanlığın merkezi yapmaya çalışan AKP-MHP rejimine karşı, dur demek için buradayız.

Bugün Emek ve Özgürlük İttafakı’nın ilk mitingini İstanbul’da gerçekleştiriyoruz. Bu daha başlangıç sevgili arkadaşlarımız. Herkes, 82 milyon bu havayı hissedecek, bu rüzgarı hissedecek, bu havayı soluyacak ve seçimlerde İstanbul bir kez daha kendisini ispat edecek. Bundan hiç kimsenin kaygısı ve kuşkusu olmasın. Çünkü asıl hikaye bizim hikayemizdir. 7 Haziran’da başlayan bir başarı hikayemiz var. bu başarı hikayesini şimdi ülkeyi yönetme hikayesine çevireceğiz. Halklarımızla birlikte, dostlarımızla, bileşenlerimizle, ittifaklarımızla birlikte seçimlere damgamızı vuracağız sevgili arkadaşlarım.

Bizim mücadelemiz İstanbul kadar büyüktür, İstanbul kadar kararlıdır. Bunun için diyoruz ki bizim ittifakımız İstanbul kadar güzeldir, İstanbul’un bahçesidir. Hepimiz için bu ittifak hayırlı uğurlu olsun. Sevgili arkadaşlarım, İstanbul demek elbette ki Türkiye demek. Seçimlerde İstanbul’da kazandık mı Türkiye’de de kazandık demektir. Çünkü şunu biliyoruz İstanbul Amed’dir, Cizîra Botan’dır, Serhat’tır, Akdeniz’dir, Karadeniz’dir, Ege’dir, Çukurova’dır. Yani kısacası İstanbul HDP’dir. Ama şunu da ifade etmek isterim ki bu meydan Mahirlerin, Kemallerin, İboların, Mazlumların, Orhan Doğanların, Berkin Elvanların, Mehmet Sincarların, Musa Anterlerin meydanıdır. İşte bu meydandan yapılacak olan seçimlerin startını verdiğimizi ilan ediyoruz.

Elbette ki hedefimiz daha da büyümektir, bu ittifak daha da büyüyecek, daha da genişleyecek ve bu düzeni mutlaka değiştirecek bu ittifak. Bunun için bu seçimler tarihi öneme sahiptir. Yapılacak olan seçimler aydınlık ile karanlık arasında yapılacak olan bir tercih olacaktır. Demokrasi ile faşizm arasında yapılacak olan bir tercih seçimi olacaktır. Aynı zamanda bu seçimler AKP ve MHP ittifakının fişini çekeceğimiz bir seçim olacaktır.

Onurlu bir barışın yolunu açacaktır, bu seçimler tecride son verileceğinin, bu seçimler aynı zamanda İstanbul Sözleşmesi’ni geri getireceğimiz bir seçim olacaktır. Buradan kadınlara bunun sözünü veriyorum. Ama bir şey daha daha ifade etmek isterim. İşte şimdiden seçimlere gece demeden, gündüz demeden, 7’den 70’e, Kürd’üyle, Türk’üyle, Alevi’siyle Sünni’siyle Ermeni’siyle, Süryani’siyle her birimiz çalışacağız, kazanacağız ve başaracağız. Kazanacağız arkadaşlar, başarı bizimdir. Serkeftin hevalino. An azadî, an azadî, an serkeftin an serkeftin. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

İstanbul’u emeğin ve özgürlüğün, demokrasinin üssü yapacağız”

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar: Gelên Stenbolê yên hêja, gelên Tirkiyeyê yên bi rûmet ez we hemûyan bi dilgermi silav dikim.

Sevgili İstanbul halkları, hepinizi yürekten selamlıyorum. Bu coşkulu buluşmayı gerçekleştiren bütün emekçi arkadaşlarımıza huzurlarınızda teşekkürlerimizi sunuyoruz. Hepsi sağ olsunlar, var olsunlar. Sizler sağ olun var olun. Günlerdir söylüyoruz; bekle bizi İstanbul diye. İşte buluşmaya, kucaklaşmaya geliyoruz. Emek ve Özgürlük İttifakı Türkiye halklarının bütün renklerinin bulunduğu bu şehirde kucaklaşmaya geliyor dedik. Ve bizleri kucakladınız. Coşkunuzla, heyecanınızla, sevginizle bu sesi bütün ülkeye en gür şekilde yansıttınız. Hepinize teşekkür ediyorum. Sağ olun dostlar.

Neden İstanbul’dan başladık çünkü bu zulüm ve yıkım iktidarı İstanbul’u faşizmin üssü yapmak istiyor. Türkiye’ye giydirmek istedikleri rejimi burada pişirmek istiyorlar ama biz dedik ki: ‘Hayır, İstanbul faşizme karşı dimdik duracak ve bunu bu meydanda gösterecek’ dedik, İşte gösteriyoruz hep birlikte. ‘İstanbul’u emeğin ve özgürlüğün, demokrasinin üssü yapacağız’ dedik. İşte sözümüzün karşılığı sizin yüreklerinizin gümbür gümbür sesidir.

Geliyor Emek ve Özgürlük İttifakı. Bütün baskılara, sömürüye, savaş politikalarına, polis baskınlarına, kumpas davalarına rağmen HDP ile birlikte yürüyor Emek ve Özgürlük İttifakı. Büyüyerek geliyor. Bu ülkeyi güzelleştirmeye geliyor, bu iktidarı göndermeye geliyor, bu düzeni değiştirmeye geliyor Emek ve Özgürlük İttifakı.

Değiştireceğiz bu düzeni ve göndereceğiz bu iktidarı. Bu iktidar ve düzen savaştan ve sömürüden besleniyor, talandan ve yalandan besleniyor. Biz de diyoruz ki, hep birlikte savaş oyunlarını bozacağız. Savaşa karşı barışın en güçlü ittifakını kuracağız. Her savaş ve operasyon aşımızdan, ekmeğimizden çalınması demektir. Savaş politikalarıyla yoksul halkı daha da yoksullaştırıyorlar. Ekmeği, aşı çalıyorlar. Bu ülkenin geleceğini gasp etmek istiyorlar. Bu ülke halkını daha da yoksullaştırıyorlar. İşte biz buna dur diyoruz, savaşa hayır diyoruz. Yaşasın barış ittifakı.

‘Değiştirmeye geliyoruz’ dedik. Burada başlıyoruz. Seçimler var önümüzde, seçimlerle birlikte hayatın her alanında mücadeleyi büyüteceğiz. Bu ittifakı genişleterek geleceğin inşasının merkezi gücü haline getireceğiz. Yeni bir başlangıç, demokrasi ve barış, emek ve özgürlük üzerine kurulacak yeni bir cumhuriyet, demokratik cumhuriyet için geliyoruz, eşit yurttaşlık için, doğanın hakları için, kadın hakları için, gençlerin hakları için geliyoruz. Halklar birleşiyor, inançlar, gençler, kadınlar, birleşiyor.

Halkların görkemli mücadelesi bu denizi büyütüyor, gençler önümüzü açıyor. Geliyoruz, değiştirmeye geliyoruz. Savaşa karşı barışı, sömürüye karşı onurlu barışı kurmak için geliyoruz. Yalana karşı hakikati kurmak için geliyoruz. Bu iktidarı göndereceğiz, bu düzeni değiştireceğiz, burada olan olmayan bütün yoldaşlarımızla birlikte bu inançla yürüyeceğiz. Kazanacağız, mutlaka kazanacağız kimsenin şüphesi olmasın. Bu güç bu ülkeyi demokrasiye barışa emek ve özgürlüğün olduğu bir geleceğe taşıyacak. Em ê bi ser bikevin, bawer bikin, serkeftin ji bo me. Mutlaka kazanacağız. Hepinizi bu inançla bu kararlılıkla yürekten selamlıyorum.

Dertleri halkın değil kendilerinin çıkarını ve iktidarını korumak”

SMF Sözcüsü Barış Kayaoğlu: Hür yaşama özlemini haykırırken, kavgayı sevinçle kuşanan kadınlar merhaba. Üniversitelerde, barikatlarda geleceği bilimle harmanlayan gençler merhaba. Fabrikada, tarlada, sokakta yok sayılan emeklerine bükülmez kılıç olup ısrarla sahip çıkan işçi ve emekçiler merhaba. Tarihin zifiri karanlığını, devrimci kararlılıkla aydınlatanlar, zalimin karşısında kızıl nehir olup akanlar, engin denizlere akanlar, tüm dillerin kültürlerin bir arada yaşamasını savunanlar, dünyayı yeniden kurma cüretini gösteren siper yoldaşlarımız, dostlarımız merhaba.

Hepinizi Sosyalist Meclisler Federasyonu adına selamlıyorum hoş geldiniz yoldaşlar dostlar. Hepinizin bildiği gibi hegemonyasını eşitsizlik, sömürü gasp ve korku üzerinden sürdüren yasakçı iktidarın derdi sermayeye uşaklık etmektir. Yüzde 10 zengin zümrenin hissesini artırmaktır. Bu iktidarın derdi kendinden olmayan kim varsa, kendinden korkmayan kim varsa damgalayıp yasaklamak ve ötekileştirmektir. Dertleri halkın değil kendilerinin ve yüzde 10’luk zengin zümrenin çıkarını ve iktidarını korumak. Irkçılığı, tekçiliği, cinsiyetçiliği yaymak ve sömürüyü aklamaktır. Onların derdi esasta gündem yaratıp yolsuzluklarını, hukuksuzlukların, rant ve talan için yaptıkları soygunun üstünü örtmektir.

Hepinizin bildiği gibi geçen gün iktidarın faşist politikalarının bir yansıması olarak HDP’nin hazine yardımına bloke konuldu. Hep birlikte bu gidişata dur demezsek, birlikte değiştirmek için ısrar etmezsek bu faşist abluka her geçen gün daha da büyüyecek.

Hepinizin bildiği gibi parlamentoda 2023 bütçe görüşmelerinde işçiden, emekçiden, yoksuldan alıp zengine verdiler, eğitime, bilime, istihdama değil savaşa yatırım yaptılar. Bıçağın keskin ucunu emekçiye doğrultup krizin faturasını dar gelirliye, emekçiye ödetmeye çalışıyorlar. İşçiden, emekçiden alıp zenginlere veriyorlar. Biz biliyoruz sahip oldukları servet bizden çaldıklarıdır. Onların sahip olduğu servet işçiden emekçiden çalıntıdır. Bu soygun düzenine, bu bezirgan saltanatına, bu zulüm çarkına dur diyeceğiz. Birlikte değiştireceğiz. Hakları gasp edilen işçi ve emekçiler olarak hiçbirimiz bu soygun düzenine mecbur değiliz. Şiddete, istismara maruz bırakılan kadınlar, LGBTİ+, çocuklar bunlara mecbur değil.

Daha adil, eşit, özgür bir dünyada yaşayabiliriz, bunu hep birlikte kurabiliriz. İşte Emek ve Özgürlük İttifakı bunun en güzel örneğidir. Daha da önemlisi artık sermaye partileri arasında tercih yapmaya mecbur değiliz. Kendimizi, kentimizi ülkemizi, ekonomimizi yönettiğimiz, söz, yetki ve kararın işçi ve emekçilerde olduğu bir yaşamı inşa edebiliriz. Biz buna inanıyoruz ve bu uğurda mücadele ediyoruz. Bir arada durmakta ısrar ederek tüm sorunlarımızı aşabileceğimize inanıyoruz. Irkçılığın, ötekileştirmenin olmadığı eşit, adil ve özgür bir dünyada farklılıklarımızla bir arada yaşayabiliriz. Emek ve Özgürlük İttifakı ile birlikte bu yolda birlikte yürüyecek ve birlikte yol alacağız.

Son olarak düşüncelerinden vazgeçirmek için çıplak arama, işkence, tecrit gibi uygulamalara maruz bırakılan binlerce ama binlerce tutsak yoldaşımız var. Ezilen halkların hak mücadelesi için tecrit altında, bilinçlerine tutularak özlemlerini haykıran devrimci tutsaklara buradan selam olsun. Yine insanca onurlu bir yaşam mücadelesi hepinizin bildiği gibi dünyanın her bir köşesinde sürüyor. Latin Amerika’dan Uzak Doğu’ya, Avrupa’dan Afrika’ya özgürleşme mücadelesinde omuzlayan ve dövüşenler var. Selam olsun meydanlarda emekçilerin barış sloganlarını haykıranlara. Özgürlük ve barış sloganları haykıranlara selam olsun, işçilere, emekçilere kadınlara gençlere selam olsun. Bu bezirgan saltanatı, bu zulüm sürmesin diye verdiğiniz mücadeleyi ve sizleri bir kez daha saygıyla selamlıyorum.

Memur Ve Emekli Zam Oranlarına KESK’ten Tepki

Memur ve emekli maaşlarına yapılan zam oranlarına tepki gösteren Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu, Ankara Ulus Meydanı’nda açıklama yaptı.

“Yoksulluk Sınırının Üzerinde, İnsanca Yaşayacak Bir Ücret İstiyoruz” talebiyle bir araya gelen kitle, “Rakamlar Yalan, Yoksulluk Gerçek” pankartı taşıdı. Sık sık “Hükümet zammını al başına çal” , “Zam zulüm işkence işte AKP” sloganları attı.

Açıklamaya Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM SEN), Türk Tabipleri Birliği (TTB), Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Cumhuriyet Halk Partisi( CHP) Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya ve birçok kurum temsilcisi katıldı. Kitle adına açıklamayı KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Sadri Ünal yaptı.

“Maaş zammı ‘sıfır’ zam demek”

Kamu emekçilerinin ve emeklilerin adeta “Bermuda Şeytan Üçgeni” ile karşı karşıya olduğunu söyleyen Ünal şöyle devam etti:

“Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve yandaş konfederasyonun yarattığı girdap ile emekçiler karın tokluğu dahi diyemeyeceğimiz bir sefalet ücreti ile yaşamaya çalışmaktadır. Yıllardır bu üçlü aynı oyunu oynuyor. Yandaş Konfederasyon enflasyon altındaki oranların altına imza atıyor, TÜİK her altı ayda bir iktidarın ekonomi politikalarına uygun oranlar açıklayarak gerçek enflasyonu gizliyor ve iktidar TÜİK verilerine göre enflasyon farkını vererek lütfedercesine artış oranı açıklıyor. Oysa her zaman altını çizdiğimiz üzere enflasyona göre maaş zammı ‘sıfır’ zam demektir. Sahte rakamlardan ibaret TÜİK verilerine göre maaş zammı ise reel gelirimizin erimesi, yoksulluğumuzun artması demektir.”

En temel talepleri sağlanıncaya kadar fiili ve meşru mücadeleyi farklı eylem ve etkinliklerle sürdürmeye devam edeceklerini kaydeden Ünal şöyle devam etti:

“İktidarın sermayeden yana politikalarının ağır sonuçlarını yaşayan tüm kesimlerle birlikte mücadele ederek insan onuruna yaraşır bir yaşamı inşa edeceğiz. KESK olarak, iktidarlardan icazet beklemek yerine her zaman olduğu gibi tüm kamu emekçilerini ve emeklilerini bugünün acil talebi olan en az asgari ücret artışı talebine olduğu kadar, en temel talebimiz olan insanca yaşamaya yetecek yoksulluk sınırı üzerinde ücret talebine sahip çıkmak için omuz omuza vermeye çağırıyoruz.”

“Pası TÜİK’e atıyorlar”

KESK Eş Genel Başkanı Şükran Kablan Yeşil ise “Biz örgütlü mücadele yürütürken karşımıza iktidarın kurmuş olduğu kurumlar bizi kötülükleriyle karşı karşıya bırakıyor. Enflasyon farkını bu ülkede zam olarak yutturmaya çalışıyor, ama yetmiyor üstüne pası TÜİK’e atıyor. Kamu emekçilerinin karnı buna artık tok. Bu sefalet zammına, güvencesiz çalışma bütününe anti demokratik uygulamalarla birleşerek kazanacağız. Birlikte ortak mücadele yürütmeye çağırıyoruz” dedi.

(Kaynak: MA)

DİSK-AR Açıkladı: İşsiz Sayısı 8 Milyona Ulaştı

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR) Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) raporunu referans alarak hazırladığı verilere göre, geniş tanımlı işsiz sayısı pandemi öncesine göre 2,4 milyon artarak 8 milyona ulaştı.

Haber Merkezi / Açıklanan verilere göre, geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 20,8, geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 27,5 oldu.

TÜİK’in Kasım 2022 Hanehalkı İşgücü Araştırması bugün yayımlandı. Mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 10,2, mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 20,8 seviyesinde gerçekleşti.

DİSK-AR tarafından TÜİK verilerinden yararlanarak yapılan hesaplamaya göre mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı ise Kasım 2022’de 7 milyon 872 bin kişi olarak gerçekleşti. TÜİK’e göre Kasım 2019’da yüzde 13,3 olan işsizlik Kasım 2022’de yüzde 10,2 olarak gerçekleşti. Ancak aynı yıllarda geniş tanımlı işsizlik yüzde 18,4’ten yüzde 20,8’e yükseldi.

Ümidini kaybedenlerin sayısı arttı

Öte yandan dar ve geniş tanımlı işsizlik oranı arasındaki fark pandemi öncesine göre artış gösterdi. Pandemi öncesinde 6,4 puan olan fark Kasım 2022’de 10,2 oldu. Bu da iş bulma ümidini kaybedenlerin, iş aramayıp çalışmaya hazır olanların ve iş arayıp işbaşı yapamayacak olanların sayısının arttığını gösterdi.

TÜİK verilerine göre işsizlik türlerinin en yüksek olduğu kategori yüzde 27,5 ile geniş tanımlı kadın işsizliği oldu. İkinci en yüksek işsizlik kategorisi yüzde 23,9 ile genç kadın (15-24 yaş) işsizliği oldu.

Öte yandan işsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarının ağır olması ve işsizlik sigortası kaynaklarının amacı dışında kullanılması sebebiyle işsizlerin büyük çoğunluğu işsizlik ödeneğinden yararlanmasını zorlaştırdı.

Kasım 2022’de TÜİK toplam dar tanımlı işsiz sayısını 3 milyon 576 bin kişi olarak açıklarken İŞKUR’un Kasım 2022 verilerine göre ise bu ayda işsizlik ödeneği alabilenlerin sayısı 408 binde kaldı. Böylece Kasım 2022’de resmi işsizlerin sadece yüzde 11,4’ü işsizlik sigortası alabildi.

Doktorlar Eylemde: Sağlık Bakanlığı Hakkımızı Gasp Ediyor

Mesleki bağımsızlığına ve serbest meslek hakkını gasp eden yönetmelik değişikliğine karşı Kadıköy’de eylem yapan hekimler adına açıklama yapan İstanbul Tabip Odası Özel Hekimlik Komisyonundan Güray Kılıç, “Sözleşme yapabilen azınlık hekim grubuna ise özel hastanelerce ağır koşullar dayatılıyor” dedi ve ekledi:

“Bu saldırı yalnız serbest meslek hakkını kullanan hekimlere yönelik değil, tüm hekimlere ve tıp mesleğini tercih eden-edecek olan öğrencilere de yöneliktir. Asırlardır hekimlik mesleğinin ve hekimlerin en doğal hakkı olan serbest meslek hakkı, sağlık sermayesinin isteği doğrultusunda Sağlık Bakanlığı eliyle gasbedilmektedir. 7 Ocak 2023 tarihli yönetmelikle yeni açılacak muayenehaneler yönünden daha da ağırlaşan düzenlemeler öngörmekle, bu durumu apaçık ortaya koyuyor.”

Kılıç, açıklamasının devamında, “Bilinmesini isteriz ki dün yapılan düzenleme ile hali hazırda muayenehaneleri olan hekimler ve 60 yaş üstü hekimlerin sadece bir yerde kadro sınırlamasından muaf tutulması ve belli koşullarda bazı ameliyatların istenilen yerde yapılabilmesine sağlık müdürlüğünün vaka bazında izin verilebilecek olması, hak ihlallerini gidermiyor.” ifadelerini kullandı.

İstanbul Tabip Odası ve Türk Tabipler Birliği (TTB), hekimlerin mesleki bağımsızlığına ve serbest meslek hakkını gasp eden yönetmelik değişikliğine karşı Kadıköy’de eylem yaptı.

66 uzmanlık derneğinin destek verdiği eylemde  “Muayeneme dokunma” dövizlerinin taşındı. Hekimler sık sık “Emek bizim söz bizim”, “Direne direne kazanacağız” sloganları attı.

Basın açıklamasını İstanbul Tabip Odası Özel Hekimlik Komisyonundan Güray Kılıç okudu.

“Yönetmelik değişti ama…”

Kılıç, yönetmeliğin sağlığa etkilerini anlattı ve hekimlerin mesleklerini yapamaz hale getirildiğini söyledi ve ekledi:

“Sağlık Bakanlığı’nın 6 Ekim 2022 tarihinde yaptığı yönetmelik değişiklikleri ile hekimlerin mesleki bağımsızlığına ve serbest meslek hakkına bir saldırı gerçekleştirdi. Bu düzenlemeye göre 7 Ocak 2023 tarihinden itibaren serbest meslek hakkını kullanan hekimler özel sağlık kuruluşlarıyla sözleşmeleri yoksa hastalarının tedavilerini kesmek zorunda kalacak ve bir daha da hastalarına bakamayacak.

“Bu kuruluşlarla ancak çok az sayıda hekim sözleşme yapabilecek. Bu nedenle açtığımız davalar ve yapılan etkinlikler üzerine 7 Ocak 2023 tarihinde yönetmelikler yeniden değiştirildi.

Buna göre;

  • Tüm hekimler için sadece bir hastane ile yıllık sözleşme yapılması koşulu aynen korunmuş olup sadece belli koşullarda il sağlık müdürlüklerinin izni ile ameliyatların sözleşme diş hastanede yapılabilmesine izin verildi.
  • Halen muayenehaneleri olan hekimler ve 60 yaş üstü hekimler için özel hastane ve tip merkezlerinin toplam kadro sayıları üzerinden getirilen kısıtlama kalkmış gibi gösterilmek istense de hali hazırda muayenehaneleri olanlara branş bazında kadrolu hekim sayısı üzerinden getirilen kısıtlamanın devam etmesi nedeniyle, yine az sayıda hekim sözleşme yapabilecek. 60 yaş üstü hekimleri için branş bazı kadro kısıtlaması koşulu söz konusu değildir.
  • Yeni muayenehane açacak olan 60 yaş altı hekimler için ise 6 Ekim Yönetmeliği’ndeki tüm kısıtlamalar aynen devam edecek.

“Sağlık Bakanlığı hakkımızı gasp ediyor”

“Sözleşme yapabilen azınlık hekim grubuna ise özel hastanelerce ağır koşullar dayatılıyor. Bu saldırı yalnız serbest meslek hakkını kullanan hekimlere yönelik değil, tüm hekimlere ve tıp mesleğini tercih eden-edecek olan öğrencilere de yöneliktir.

“Asırlardır hekimlik mesleğinin ve hekimlerin en doğal hakkı olan serbest meslek hakkı, sağlık sermayesinin isteği doğrultusunda Sağlık Bakanlığı eliyle gasbedilmektedir. 7 Ocak 2023 tarihli yönetmelikle yeni açılacak muayenehaneler yönünden daha da ağırlaşan düzenlemeler öngörmekle, bu durumu apaçık ortaya koyuyor.

“Bilinmesini isteriz ki dün yapılan düzenleme ile hali hazırda muayenehaneleri olan hekimler ve 60 yaş üstü hekimlerin sadece bir yerde kadro sınırlamasından muaf tutulması ve belli koşullarda bazı ameliyatların istenilen yerde yapılabilmesine sağlık müdürlüğünün vaka bazında izin verilebilecek olması, hak ihlallerini gidermiyor.”

“Öğrencilerin de hakkı gasp ediliyor”

TTB Merkez Konseyi 2. Başkanı Ali İhsan Ökten de  “Serbest hekimlik mesleği uygulama hakkını ortadan kaldıran ‘Medipol Yasası’nı kabul edilemez buluyoruz” dedi.

TTB Özel Hekimlik kolundan Nursen Şahin ise, şunları söyledi: “Bugün burada iktidarın çok uzun süredir kimlerle yan yana olduğunu, kimleri gözettiğini bir kez daha görüyoruz. Bu yönetmelik yalnızca hekimlerin değil tıp fakültelerinde okuyan gençlerin de hakkını gasbetmektedir.”

(Kaynak: Bianet)

2022 Yılında Her Gün En Az 5 İşçi İş Kazasında Hayatını Kaybetti

2022 yılında en az 1843 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Bu her gün en az 5 işçinin iş kazasında hayatını kaybettiği anlamına geliyor. AK Parti’nin iktidar yılları boyunca iş kazalarında en az 30 bin 546 işçi hayatını kaybetti.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG Meclisi), 2022’deki iş cinayetleri bilançosuna göre bu yılda en az 1843 işçi çalışırken hayatını kaybetti.

Ocak’ta 120, Şubat’ta 109, Mart’ta 123, Nisan’da 130, Mayıs’ta 178, Haziran’da 189, Temmuz’da 172, Ağustos’ta 189, Eylül’de 161, Ekim’de 163, Kasım’da 128 ve Aralık’ta da en az 181 iş cinayeti yaşandı.

Bu her gün en az 5 işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiği anlamına geliyor. İSİG Meclisi verileri paylaşırken “en az” vurgusu yapıyor çünkü tespit ettikleri verilerin yüzde 68’ini ulusal basından, yüzde 32’sini ise bildirimlerden elde ediyor.

İSİG Meclisi’ne göre AKP’nin iktidar yılları boyunca iş cinayetlerinde en az 30 bin 546 işçi hayatını kaybetti.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 30 Haziran 2012’de Resmi Gazete’de yayınlanmasının ardından sonraki süreçte yine İSİG Meclisi’nin verilerine göre 2013’te en az 1235, 2014’te 1886, 2015’te 1730, 2016’da 1970, 2017’de 2 bin 6, 2018’de 1923, 2019’da 1736, 2020’de 2 bin 427, 2021’de 2 bin 170 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

Ölenlerin yüzde 95’i sendikasız

2022’deki 1843 iş cinayetinin istihdam biçimlerine göre dağılımı 1600 ücretli (işçi ve memur) ve 243 kendi nam ve hesabına çalışan (çiftçi ve esnaf) şeklinde oldu. Ölenlerin yüzde 87’sini ücretliler yüzde 13’ünü ise kendi nam ve hesabına çalışanlar oluşturdu.

Hayatını kaybeden 1843 kişiden 108’i kadın işçi, 1735’i ise erkek işçilerdi. Ölenlerin sadece 92’si (yüzde 4,99) sendikalı işçiydi. 1751’i ise (yüzde 95,01) sendikasız işçiydi.

2022’de 18 yaş altı 64 çocuk/genç işçi hayatını kaybetti. İş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle:

  • 14 yaş ve altı 27 çocuk işçi,
  • 15-17 yaş arası 37 çocuk/genç işçi,
  • 18-29 yaş arası 390 işçi,
  • 30-49 yaş arası 756 işçi,
  • 50-64 yaş arası 428 işçi,
  • 65 yaş ve üstü 99 işçi,
  • Ve yaşı belirlenemeyen 106 işçi.

90 mülteci/göçmen işçi hayatını kaybetti

Yine bu yılda iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçilerden 90’ı mülteci/göçmendi. Ölen işçilerin 39’u Suriye’den, 20’si Afganistan’dan, 8’i Türkmenistan’dan gelmişti. 5’er işçi de İranlı ve Özbekistanlı; 3 işçi Rusyalı; 1’er işçi ise Azerbaycanlı, Belaruslu, Endonezyalı, Iraklı, Kuveytli, Nijeryalı, Pakistanlı, Sırbistanlı, Ukraynalı ve Yunanistanlıydı.

En çok ölüm inşaat, yol işkolunda 

2022’de iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle:

  • İnşaat, yol işkolunda 374 işçi,
  • Tarım, orman işkolunda 359 emekçi (186 işçi ve 173 çiftçi),
  • Taşımacılık işkolunda 220,
  • Madencilik işkolunda 105,
  • Metal işkolunda 101,
  • Ticaret, büro, eğitim, sinema işkolunda 99,
  • Belediye, genel işler işkolunda 97,
  • Konaklama, eğlence işkolunda 95,
  • Sağlık, sosyal hizmetler işkolunda 61,
  • Enerji işkolunda 52,
  • Gemi, tersane, deniz, liman işkolunda 43,
  • Petro-kimya, lastik işkolunda 35,
  • Tekstil, deri işkolunda 32,
  • Savunma, güvenlik işkolunda 31,
  • Gıda, şeker işkolunda 22,
  • Ağaç, kâğıt işkolunda 22,
  • Çimento, toprak, cam işkolunda 16,
  • Basın, gazetecilik işkolunda 7,
  • İletişim işkolunda 5;
  • Banka, finans, sigorta işkolunda 3,
  • Ve çalıştığı işkolu belirlenemeyen 64 işçi…

En çok ölüm nedeni trafik, servis kazası 

İş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı ise şöyle:

  • Trafik, servis kazası nedeniyle 422 işçi,
  • Ezilme, göçük nedeniyle 347,
  • Yüksekten düşme nedeniyle 295,
  • Kalp krizi, beyin kanaması nedeniyle 201,
  • Patlama, yanma nedeniyle 97,
  • Elektrik çarpması nedeniyle 78,
  • Zehirlenme, boğulma nedeniyle 77,
  • İntihar nedeniyle 71,
  • Şiddet nedeniyle 68,
  • Covid-19 nedeniyle 46,
  • Nesne çarpması, düşmesi nedeniyle 27,
  • Kesilme, kopma nedeniyle 14,
  • Diğer nedenlerden dolayı da 100 işçi…

Rapordan çıkanlar

İSİG Meclisi 2022’deki iş cinayetleriyle ilgili raporda şu noktalara dikkat çekti:

İş cinayetleri bu yıl da “mevsimlik çalışmanın arttığı” (havaların ısınmasıyla esas olarak tarım işkolundaki mobilizasyon ve üretim artışıyla) Mayıs-Eylül periyodunda artış gösterdi. Ancak genel olarak baktığımızda da ucuz emek cenneti haline çevrilen Türkiye’de bu yıl iş cinayetlerinde kısmi artış var.

İş cinayetlerinin yoğunlaştığı (953 işçi ölümü) üç işkolu bulunuyor. ‘Güvencesiz çalışma’nın hakim olduğu inşaat, tarım ve taşımacılık. Uzun çalışma saatleri, yoğun çalışma, sigortasız çalışma ve her türlü kuralsızlığın hakim olduğu bu işkollarında sendikal örgütlenme yok gibi ya da zayıf ve belli mesleklerde öbekleniyor.

İnşaatlarda dış cephe iskele, çatı, asansör boşluğu vb. yüksekten düşmeler ölümlerin yarıdan fazlasını oluştururken diğer iki temel neden ise ezilme/göçük ile elektrik çarpmaları.

Diğer yandan özellikle mevsimlik tarım işçilerinin çalıştıkları bölgelere ya da tarlaya yolculuğu sırasında uygun olmayan ulaşım araçlarının kullanılması, eskiyen traktörler, işçilerin barınma-dinlenme-temizlik alanlarının yetersizliği, kene ısırmaları vb. ölümlerin temel nedenlerini oluşturuyor.

En çok işçi ölümünün meydana geldiği üçüncü işkolu ise taşımacılık. Yoğun çalışma, mobbing, uzun çalışma saatleri, uygun olmayan yollar ve araçlar, beslenme ve uyku düzensizliği vb. sorunlar iş cinayetlerine davetiye çıkarıyor. Ölümlerin yüzde 75’ini trafik kazaları oluştururken diğer önemli bir neden ise çalışma koşullarına bağlı kalp krizleri.

Bu yıl moto kurye ölümleri de bu nedenlerden dolayı ölümlerin arttığı bir meslek olarak öne çıkıyor. Pandemi ile birlikte giderek genişleyen ve işçi profilinin çoğunlukla 20’li yaşların başında olduğu sektörde işçi sağlığı açısından en net sonuç ortada: 2022’de en az 55 moto kurye iş cinayetlerinde hayatını kaybetti.

Diğer yandan sanayi işkollarındaki ölümler ilk üç sırada olmasa da sanayinin çok farklı işkollarında (maden, metal, enerji, tekstil, kimya, gıda vd.) olduğu gerçeğinin altını çizmek gerekiyor. Aslında bu işkollarının toplamını aldığımızda “sektörel olarak en fazla ölüm sanayide” meydana geliyor. Özellikle sendikasızlaştırmanın sonuçlarının ortaya çıktığı ve genç işçi ölümlerinin yoğunlaştığını gözlemliyoruz.

İş cinayetlerinin bir numaralı nedeni trafik, servis kazaları. Ancak bu ölümler iş cinayeti olarak değil trafik kazası olarak görülüyor. Sanayi işkollarında iş cinayetlerinin oransal olarak artışı ile birlikte ezilme, patlama, yanma, elektrik çarpması, zehirlenme vb. ölüm nedenlerinde de gözle görülür bir yaygınlaşma mevcut. Sağlık ve eğitim emekçilerine yönelik işyerlerinde yaygın bir şiddet yaşanıyor.

Ekonomik kriz, mobbing ve fazla çalışmaya bağlı işçi intiharları devam etmektedir. Özellikle geçinemeyen işçilerin banka ve tefecilerden aldıkları borçları geri ödeyememeleri sonucu yapılan baskılar bu intiharların önemli bir nedeni. Yine genç işçi, işsizlerin güvencesizleştirme kıskacında geleceksizleştirilmeleri intiharların diğer önemli nedeni.

Aşırı-yoğun-fazla-sağlıksız çalışmaya, beslenme-barınma-yaşam koşullarına bağlı kalp krizi ve beyin kanaması gibi ani işyeri ölümleri de artarak sürüyor.

Bir yandan tüm iş cinayetlerinde ölen işçilerin yüzde 5’i sendikalıdır tespitiyle “sendikalı olmak iş cinayetlerini önler” diyebiliriz. Diğer yandan Amasra örneğini de değerlendirince “sadece sendikalı olmak yetmez örgütlü de olmak gerekir” demek lazım. Zira iş cinayetlerini işçi örgütlülüğü, işçi denetimi önler; sendikaya üye olmak ve toplu sözleşme imzalamak, Soma’da olduğu gibi Amasra’da da bu örgütlülüğün ve denetimin hayata geçirilmediğini göstermiştir.

NOT: İSİG Meclisi iş kazalarını iş cinayetleri olarak adlandırıyor.