Hatice Çarpar Kimdir? Hayatı, Albümleri

6 Aralık 1978 yılında İzmir’in Narlıdere ilçesinde dünyaya gelen Hatice Çarpar, aile toplantılarında ve düğünlerde amatörce şarkı söyleyerek başladığı müzik hayatına İner misin Çıkar mısın? isimli yarışma programında müzik dalında birinci seçilerek profesyonelce devam etme şansını yakaladı.

Hatice Çarpar, bir süre Çürük Elma programını sunduktan sonra müziğe olan ilgisinin daha ağır basması sonucunda Eyüpsultan Musiki Cemiyeti’ne kayıt oldu ve Nejat Yertut’tan ders aldı. Hatice Çarpar, aynı zamanda Arif Sağ Müzik Okulu’na devam ederek müzik üzerine akademik kariyerinin yeterince olgunlaştığı kanısına vardıktan sonra profesyonel çalışmalara başladı.

Hatice Çarpar, 2 Temmuz 1999 tarihinde Prestij Müzik ile Vol. 1 isimli albümü piyasaya sürdü. Bu albümde “Fidayda” büyük bir başarıya ulaştı. Çıt Çıt ve Şeker Oğlan gibi parçalar oldukça hit oldu. Hatice Çarpar, 2000 yılında Vol. 2 isimli albümü piyasaya sundu ve “Farfara”, “Lorke” ve “Kezban Yenge” oldukça hit oldu. Hatice Çarpar, 2002 yılında Vol. 3 isimli albümü çıkarttı. Bu albümde “Dilala” ve “Hoppala” isimli şarkılar oldukça popüler oldu.

Hatice Çarpar, 27 Ocak 2005 tarihinde vefat eden kocasına yazdığı şarkıları piyasa sürdü. 12 şarkılık albümde Güldür Yüzümü ve Bir Kızıl Gonca şarkılarının cover’ları da var. Doyamıyorum, Dönmemen Gerek, Hani Gitmeyecektin, Nazar Değmesin, Haram Geceler gibi şarkılar Hatice’yi, kariyerindeki en yüksek zirveye ulaştırdı.

Hatice Çarpar, 2006 yılında Canımın Ötesi isimli albümü piyasaya sürdü ve Eller Yansın gibi şarkılar zirveye oturdu ancak öbür albümü kadar ses getirmedi. Hatice Çarpar, Eylül 2008’de Tenin Tenime isimli albümü piyasa sürdü. Hakketmişim, Sevmiyor muyum Seni, Ne Olur ve Sensizlik parçaları popüler oldu.

Hatice Çarpar, 2012 yılının Aralık ayında Çok Uzadı Bu Ayrılık isimli albümü piyasaya sundu. Hatice Çarpar, 2014 yılında Sarmaş Dolaş, 2016 yılında Kuşkulanma adlı teklileri yayımladı. Hatice Çarpar, 2017’de Hüzünleri Sattım isimli şarkıyı yayımladı. 2019 yılında Dert Olsun adlı tekliyi yayımlayan Hatice Çarpar, 24 Ekim 2020 tarihinde ise Hoşçakal adlı tekliyi yayınlarken 19 Ocak 2021 tarihinde ise Sensiz de Yaşanıyor adlı tekliyi yayınladı.

Paylaşın

AK Parti’de “Değişim” Sancısı

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de Erdoğan’ın partide olası bir değişim için “yeni isimlerin partiye katılmasını beklediği” iddia ediliyor. 

Erdoğan’ın “yeterli kadro oluşmadığı gerekçesiyle” de değişimi 2025 olağan kurultayında gerçekleştirmek istediği, o tarihe kadar da parti programındaki il ve ilçe teşkilatları kurultaylarının ancak tamamlanabileceği ifade ediliyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre; AK Parti’de bir kesim “değişimin” hemen şimdi olması gerektiği, 2025 yılının ekim ayında yapılacağı belirtilen kurultayın “değişim” için geç olacağını belirtirken “Artık yeni şeyler söylememiz gerek. Değişimin gecikmesi durumunda oy kaybı artabilir ve çöküş sürecine girilebilir” kaygıları dile getiriliyor.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 31 Mart yerel seçimleri sonrasında hemen hemen her konuşmasında “sandıktan çıkan sonucun mesajını aldıklarını” belirterek partide “değişim” mesajı veriyor. AK Parti’de “değişimin” yerel seçimlerden hemen sonra olacağı beklentisi yüksekti. Ancak yerel seçimlerin üzerinden 2 ay geçti, “değişim” olmadı.

Beklenen değişimin 2025 yılının ekim ayında yapılacak kurultayda gerçekleştirileceği belirtiliyor. Ancak partide, “değişim” için bu tarihin “geç olduğunu” düşünen önemli bir kesim bulunuyor.

“Değişimin hemen şimdi yapılması ve ardından yeni isimlerle 2028 yılındaki seçimlere hazırlanılması gerektiği” belirtilirken “Eğer parti yönetiminde bir değişim olmazsa 2028 seçim süreci riske girer. Bir an önce değişim gerçekleşmeli ve partiye vizyoner isimler gelmeli. Halkın beklediği de bu. Artık yeni şeyler söylememiz gerek. Değişimin gecikmesi durumunda oy kaybı artabilir ve çöküş sürecine girilebilir” endişeleri dile getiriliyor.

AK Parti Erdoğan’ın partide olası bir değişim için “yeni isimlerin partiye katılmasını beklediği” de iddia ediliyor. Partinin Kızılcahamam kampında da 2028 seçimleri sürecine giderken yeni adımların atılması ve toplum tarafından sevilen isimlerin partiye katılması kararı da alınmıştı.

Erdoğan’ın “yeterli kadro oluşmadığı gerekçesiyle” de değişimi 2025 olağan kurultayında gerçekleştirmek istediği, o tarihe kadar da parti programındaki il ve ilçe teşkilatları kurultaylarının ancak tamamlanabileceği ifade ediliyor.

Ayrıca Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, AK Parti’de “değişim” sürecinin zamana yayılmasının tartışmalara yol açtığını aktardı. Babacan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın değişimin başlayacağı kongre tarihi için ikna edildiği ama parti içinde karşı düşünceler olduğunu belirtti.

“AK Parti’de ince hesaplar yapanların savaşı sürüyor. ” diyen Babacan, “Yerel seçimlerden sonraki ilk MYK’da parti kongresinin bu yılın kasım ayında yapılması kararlılığı, bir anda yerini Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı ikna etme turlarına döndü. Genel merkez yönetiminin neredeyse tamamı kongrenin ertelenmesi ve 2025 yılında yapılması için kulis başlattılar. Başta Teşkilat Başkanı Erkan Kandemir olmak üzere mevcut yönetimin kongrenin önümüzdeki yıl yapılması konusunda kulis yaptığı biliniyor.” ifadelerini kullandı.

Babacan’ın yazısından öne çıkanlar şöyle: “Seçim sonuçlarının bedelini ödemekten kaçınan yönetime kızanlar, “Partide değişim olacaksa, şu anda genel merkezde oturanlardan başlamak gerekir. Değişimi siz alttan yukarıya doğru başlatmak istiyorsunuz. Değişim, yukarıdan aşağıya olmalı” diyerek tepki gösteriyorlar. Bu tezi savunanlar, partiyi yeni kongreye götürecek “yeni bir ekip oluşturulması” gerektiğini söylüyorlar.

Eleştirilen parti yönetiminin savunmasına gelince. Cumhurbaşkanıyla yaptıkları toplantılarda kullanılan argümanın, “Bu yıl kongre yapılırsa, 2028 yılına kadar yeni bir kongre sürecine girmemiz lazım. Seçim öncesinde kongre tartışmaları bizi olumsuz etkiler. Bu nedenle, kongreyi 2025 yılında yaparsak, yeni vitrin ve yeni kadro AK Parti’yi 2028 seçimine götürür. Zaten seçimlerin öne alınması ihtimali de yüksek. Bu nedenle iç tartışmalar, kongre tartışmalarını 2025 yılında bitirip, önümüze bakmalıyız” olduğu anlatılıyor”

Paylaşın

Mayıs Ayında Borsa Kazandırdı Altın Kaybettirdi

Mayıs ayında, BIST 100 Endeksi yatırımcısına en çok kazandıran yatırım aracı olurken, BIST 100 Endeksi’nden sonra en çok kazandıran yatırım aracı ise Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) oldu.

Haber Merkezi/ Son üç ayda ve son bir yılda yatırımcısına en çok kazandıran yatırım aracı külçe altın olurken, son altı ayda ise BIST 100 endeksi yatırımcısına en çok kazandıran yatırım aracı oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları Mayıs 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Aylık en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 6,89, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 5,44 oranlarıyla BIST 100 endeksinde gerçekleşti.

Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından mevduat faizi (brüt) yüzde 1,19 ve Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) yüzde 0,38 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Euro yüzde 1,44, Dolar yüzde 2,25 ve külçe altın yüzde 3,72 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde; mevduat faizi (brüt) yüzde 0,19, DİBS yüzde 0,99, Euro yüzde 2,79, Dolar yüzde 3,58 ve külçe altın yüzde 5,03 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

Külçe altın, üç aylık değerlendirmede; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 8,75, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 7,84 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu. Aynı dönemde DİBS, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 5,42, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 6,21 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Altı aylık değerlendirmeye göre BIST 100 endeksi; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 11,70, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 5,43 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olurken; aynı dönemde Dolar, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 5,65, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 10,95 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Finansal yatırım araçları yıllık olarak değerlendirildiğinde BIST 100 endeksi; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 44,44, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 29,81 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu.

Yıllık değerlendirmede, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından külçe altın yüzde 14,76, Dolar yüzde 3,37 ve Euro yüzde 2,82 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; mevduat faizi (brüt) yüzde 26,08 ve DİBS yüzde 46,01 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde külçe altın yüzde 3,14 oranında yatırımcısına reel getiri sağlarken, Dolar yüzde 7,10, Euro yüzde 7,59, mevduat faizi (brüt) yüzde 33,57 ve DİBS yüzde 51,48 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

Paylaşın

AK Parti’de “Değişim” Tartışmaları: Koltuk Sevdası Ve İnce Hesaplar

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de Erdoğan’ın değişimin başlayacağı kongre tarihi için ikna edildiği ama parti içinde karşı düşünceler olduğu öne sürüldü.

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, AK Parti’de “değişim” sürecinin zamana yayılmasının tartışmalara yol açtığını aktardı. Babacan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın değişimin başlayacağı kongre tarihi için ikna edildiği ama parti içinde karşı düşünceler olduğunu belirtti.

“AK Parti’de ince hesaplar yapanların savaşı sürüyor. ” diyen Babacan, “Yerel seçimlerden sonraki ilk MYK’da parti kongresinin bu yılın kasım ayında yapılması kararlılığı, bir anda yerini Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı ikna etme turlarına döndü. Genel merkez yönetiminin neredeyse tamamı kongrenin ertelenmesi ve 2025 yılında yapılması için kulis başlattılar. Başta Teşkilat Başkanı Erkan Kandemir olmak üzere mevcut yönetimin kongrenin önümüzdeki yıl yapılması konusunda kulis yaptığı biliniyor.” ifadelerini kullandı.

Babacan’ın yazısından öne çıkanlar şöyle: “Seçim sonuçlarının bedelini ödemekten kaçınan yönetime kızanlar, “Partide değişim olacaksa, şu anda genel merkezde oturanlardan başlamak gerekir. Değişimi siz alttan yukarıya doğru başlatmak istiyorsunuz. Değişim, yukarıdan aşağıya olmalı” diyerek tepki gösteriyorlar. Bu tezi savunanlar, partiyi yeni kongreye götürecek “yeni bir ekip oluşturulması” gerektiğini söylüyorlar.

Eleştirilen parti yönetiminin savunmasına gelince. Cumhurbaşkanıyla yaptıkları toplantılarda kullanılan argümanın, “Bu yıl kongre yapılırsa, 2028 yılına kadar yeni bir kongre sürecine girmemiz lazım. Seçim öncesinde kongre tartışmaları bizi olumsuz etkiler. Bu nedenle, kongreyi 2025 yılında yaparsak, yeni vitrin ve yeni kadro AK Parti’yi 2028 seçimine götürür. Zaten seçimlerin öne alınması ihtimali de yüksek. Bu nedenle iç tartışmalar, kongre tartışmalarını 2025 yılında bitirip, önümüze bakmalıyız” olduğu anlatılıyor”

Ayrıca Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre; AK Parti’de bir kesim “değişimin” hemen şimdi olması gerektiği, 2025 yılının ekim ayında yapılacağı belirtilen kurultayın “değişim” için geç olacağını belirtirken “Artık yeni şeyler söylememiz gerek. Değişimin gecikmesi durumunda oy kaybı artabilir ve çöküş sürecine girilebilir” kaygıları dile getiriliyor.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 31 Mart yerel seçimleri sonrasında hemen hemen her konuşmasında “sandıktan çıkan sonucun mesajını aldıklarını” belirterek partide “değişim” mesajı veriyor. AK Parti’de “değişimin” yerel seçimlerden hemen sonra olacağı beklentisi yüksekti. Ancak yerel seçimlerin üzerinden 2 ay geçti, “değişim” olmadı.

Beklenen değişimin 2025 yılının ekim ayında yapılacak kurultayda gerçekleştirileceği belirtiliyor. Ancak partide, “değişim” için bu tarihin “geç olduğunu” düşünen önemli bir kesim bulunuyor.

“Değişimin hemen şimdi yapılması ve ardından yeni isimlerle 2028 yılındaki seçimlere hazırlanılması gerektiği” belirtilirken “Eğer parti yönetiminde bir değişim olmazsa 2028 seçim süreci riske girer. Bir an önce değişim gerçekleşmeli ve partiye vizyoner isimler gelmeli. Halkın beklediği de bu. Artık yeni şeyler söylememiz gerek. Değişimin gecikmesi durumunda oy kaybı artabilir ve çöküş sürecine girilebilir” endişeleri dile getiriliyor.

AK Parti Erdoğan’ın partide olası bir değişim için “yeni isimlerin partiye katılmasını beklediği” de iddia ediliyor. Partinin Kızılcahamam kampında da 2028 seçimleri sürecine giderken yeni adımların atılması ve toplum tarafından sevilen isimlerin partiye katılması kararı da alınmıştı.

Erdoğan’ın “yeterli kadro oluşmadığı gerekçesiyle” de değişimi 2025 olağan kurultayında gerçekleştirmek istediği, o tarihe kadar da parti programındaki il ve ilçe teşkilatları kurultaylarının ancak tamamlanabileceği ifade ediliyor.

Paylaşın

Dikkat Çeken Keşif: Yaşam Sanılandan Daha Önce Başlamış Olabilir

Cambridge Üniversitesi’nden bilim insanlarının yaptığı yeni araştırma, yaşama uygun koşulların başlangıcına dair bilinenlere meydan okuyor. Araştırma, evrendeki yaşama uygun koşulların sanılandan çok daha önce mevcut olabileceğine işaret ediyor.

Öte yandan araştırma, Dünya’da 3,7 milyar yıl önce başladığı kabul edilen yaşamın tarihine dair bilinenleri değiştirmiyor.

Standart teoriye göre yaklaşık 13,8 milyar yıl önce gerçekleşen Büyük Patlama’yla oluşan evren ilk dönemlerinde, neredeyse tamamen hidrojen ve helyumdan meydana gelirken çok az miktarda lityumu da barındırıyordu.

Daha ağır elementlerse yıldızların içinde oluşarak bu gökcisimlerinin ömrünün sonunda geçirdiği süpernova patlamasıyla evrene saçıldı. Zaman içinde bu elementlerin miktarının artmasıyla gezegenler ve yaşama uygun koşullar oluşmaya başladı.

Toz parçacıklarına dönüşerek ilk gezegenleri yaratan karbon, aynı zamanda yaşamın temel bileşenleri arasında yer alıyor. Karbonun yüksek miktarlara çıkmasının Büyük Patlama’dan yaklaşık 1 milyar yıl sonra gerçekleştiği düşünülüyordu.

Ancak Cambridge Üniversitesi’nden bir ekibin liderliğinde yürütülen yeni araştırma bu düşünceye ve yaşama uygun koşulların başlangıcına dair bilinenlere meydan okuyor.

NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu’nu kullanan gökbilimciler evren yaklaşık 350 milyon yaşındayken oluşan bir galaksiyi inceledi. Bugüne kadar gözlemlenen en uzak 5. galaksi olan bu gökada, Samanyolu’ndan 100 bin kat daha küçük.

Halihazırda ön baskı versiyonu yayımlanan ve yakında Astronomy & Astrophysics adlı hakemli dergide çıkacak makalenin başyazarı Dr. Francesco D’Eugenio “Gözlemlediğimiz sırada sadece bir galaksi embriyosuydu fakat Samanyolu kadar büyük bir şeye dönüşebilir” diyor ve ekliyor: Ancak bu kadar genç bir galaksiye göre muazzam boyutta.

Teleskobun Yakın Kızılötesi Spektrograf (Near Infrared Spectrograph/NIRSpec) adlı cihazı bu genç galaksiden gelen ışığı analiz etti. Bu sayede galaksideki elementleri tespit etme imkanı bulan araştırmacılar karbonun yanı sıra belli belirsiz oksijen ve neonla karşılaştı. Bu iki elementin varlığının doğrulanması için başka çalışmalara ihtiyaç var.

Bilinen yaşamın yapıtaşları arasında yer alan karbonun, evrenin bu kadar eski bir döneminde gözlemlenmesi, yaşama uygun koşulların düşünülenden çok daha önce var olabileceğine işaret ediyor. Öte yandan bulgular, Dünya’da 3,7 milyar yıl önce başladığı kabul edilen yaşamın tarihine dair bilinenleri değiştirmiyor.

Çalışmanın ortak yazarı Prof. Roberto Maiolino “Bu, hidrojenden daha ağır bir elemente dair bugüne kadar elde edilen en eski bulgu” diyor. Gelişmeyi “muazzam bir keşif” diye adlandıran Prof. Maiolino şöyle ekliyor: Bu kadar uzak bir galakside büyük miktarda karbon bulunması, yaşamın evrenin çok erken dönemlerinde, kozmik şafağa çok yakın bir zamanda ortaya çıkmış olabileceğine işaret ediyor.

Öte yandan Paris (Sorbonne) Üniversitesi’nden astrofizikçi Dr. Rafael Alves Batista bu sonuca hemen varılamayacağı görüşünde. Araştırmada yer almayan Dr. Batista bulguları ileriye doğru büyük bir sıçrama diye nitelendirse de “Benim yapacağım bir sıçrama değil” diyor:

“Bu erken yıldızların çoğu çok büyük kütleli olduğundan çok hızlı ölüyorlar. Gezegenler var olsa bile, yaşam için gerekli koşulları barındırdıklarına dair pek iyimser değilim. Bulgular çok ilginç ancak bir sonuca varmak için yeterli olduklarını sanmıyorum.”

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Aziz Yıldırım: Kazanırsam Federasyon Başkanını Değiştireceğiz

Halk TV’de açıklamalarda bulunan Fenerbahçe başkan adayı Aziz Yıldırım, “Ben kazanırsam Federasyon başkanını değiştireceğiz. Başkanlık için aday bir kişiyle görüştüm, ona ‘Yeni gelecek heyet de birilerinin hatırı için federasyon kurmayın.’ dedim” ifadelerini kullandı.

Fenerbahçe başkan adayı Aziz Yıldırım, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın “Yeni Bir Sabah” programına katıldı. Aziz Yıldırım’ın açıklamalarından öne çıkan satırbaşları şöyle:

“4 yıl benim başkanlık sürecimde, 6 yıllık Ali Koç’un başkanlık döneminde şampiyon olamadık. Bunun vermiş olduğu bir mutsuzluk var. Trabzonspor maçının ardından Fenerbahçe yönetimi, 2 Nisan’da kongre üyelerini stada çağırdı ligden çekilme karar için ancak yapmadı. Yönetim korktu, bir sonraki sene yöneticiler ceza görecekti. Onlar sırf başkan veya yönetici olma şanslarını kaybederler diye kararı kongre vermiş gibi yapıp ligden çekilmediler.

Mourinho: Mourinho’nun Fenerbahçe’ye gelmesinin nedeni ben ve arkadaşlarım. Ben Mourinho ile Roma’da görüştüm ve orada Jose Mourinho’ya ‘Fenerbahçe’nin size ihtiyacı var, sizin de Fenerbahçe’ye ihtiyacınız var’ dedim. Daha sonra Mahmut Uslu ve Önder Fırat Porto’ya gitti ve biz 15 Milyon Euro’ya anlaştık. Bizim bir riskimiz vardi biz seçilirsek gelecekti. Ali Bey’in yönetimi de araya girmiş. Ben Jose Mourinho’yu açıklamasam İsmail Kartal ile devam edeceklerdi.

Ali Koç: Biz başkanlık döneminde mahkemeler nedeniyle Fenerbahçe Spor Kulübüyle ilgilenemedik ama şimdi kafamızda sadece Fenerbahçe var. Bu yıl şampiyon yapacağım eğer yapamazsam, sezon sonu kongreye gideceğim. Ali Koç Fenerbahçe’yi bu kadar çok seviyorsa aday olmaması gerek. Bizi şampiyon yapmayan kim bunu açıklaması gerek. Sen ligden çekilmek için o kadar insanı kongreye topluyorsun ama kararını değiştiriyorsun.

Ali Koç lider değil. Herkes başkan olabilir ama Ali Koç lider değil. Kara alıyorsun ligden çekileceğiz diye ama sonra cezalar nedeniyle karardan vazgeçtiler. Bunu öngörmesi gerekirdi… Çatıya Atatürk olur mu ya? Değerler bu kadar düşürülür mü? Ya öne koyacaksınız ya da hiç koymayacaksınız. Engelleri aşamıyorsa, çatıya koymayacak. Yıllar önce, bizlerden çok önce stadın üstünde Atatürk heykeli varmış. O zaman getirin, bizim stadımızdaki beton çıkıntıların üstüne Atatürk’ün Kocatepe’deki heykelini koyun, bitti. İlla uçakla, helikopterle geçen insanlar mı görecek? Vatandaş görmeyecek ki.

Fenerbahçe bu sene şampiyon olamadı çünkü hep dışarıya konsantre olduk. Ben olduğum sürece Fenerbahçe’yi şampiyon yapmazlar lafının üzerine herkes ne de olsa biz şampiyon olamayacağız mentalitesi oturmaya başladı. Maçta bazı hatalar oluyor onun ardından iyice hevesleri kaçıyor çocukların.

Ben kimsenin adamı değilim. Ben Fenerbahçe’nin adamı ve adayıyım. Ben kimseden onay almadım. Ben 1998’de de kendim çıktım, şimdi de kendim çıktım. Raydan çıkmış Fenerbahçe’yi raya oturtmak için aday oldum. Ben siyasetle hiç uğraşmadım. Ben Atatürkçü, Laik ve Cumhuriyetçiyim. Ben Recep Tayyip Erdoğan ile 6 seneye yakındır hiç görüşmedim… Çalışan bütün personeli göndermeyeceğiz. Bütün taraftarları çağıracağız ve bütün sorunları çözeceğiz. Kadınların da kulübün içerisinde daha çok yer almalılar. Bunun için çalışacağım.

Benim onursal başkanlık gibi bir beklentim veya isteğim yok. Buna ihtiyacım da yok. Ben liderim, onursal başkanlıkla işim olmaz. Ben gerekirse Fenerbahçe’nin kapısında bekçi olurum. Ben kavgaya gelmiyorum ben Fenerbahçe’yi kurtarmaya geliyorum… Tarih şampiyonları yazar, puanları yazmaz. Eğer ben seçilirsem Türkiye Kupası’na katılacağız. Fenerbahçe her yerde mücadele eder ve kazanır. Fenerbahçe’nin menfaatleri doğrultusunda hareket etmemiz lazım.

Şekip Mosturoğlu: Şekip, bey üyelerin oyuyla seçilmiş bir kişi, sen çalışmam diyemezsin. Herksin Şekip Beye bir vefa borcu var. Bu nedenle herkesin gelip Şekip Beye vermesini istiyoruz. Benim kabul edemediğim ‘Ben onunla çalışamam’ demesi.

Federasyon: Ben kazanırsam Federasyon başkanını değiştireceğiz. Başkanlık için aday bir kişiyle görüştüm, ona ‘Yeni gelecek heyet de birilerinin hatırı için federasyon kurmayın.’ dedim.

Paylaşın

AK Parti’de “Ekrem İmamoğlu” Krizi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun AK Partili rakibine fark atarak, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) başkanı seçilmesi AK Parti’de adeta bir krize yol açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaşanan duruma tepki gösterdiği öğrenildi. Erdoğan, delegelerin tamamını oy kullanmaya getiremeyen AK Parti Yerel Yönetimler Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ı azarladı. Kongreye kadar makamda kalmak istediği belirtilen 75 yaşındaki Yusuf Ziya Yılmaz’ın istifası istendi.

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Meclis Toplantısında yapılan oylamada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu en fazla oyu alarak Birlik Başkanı seçildi. Yapılan seçimlerde Ekrem İmamoğlu 515 oy alırken, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ise 250 oy aldı.

TBB’nin Başkan Vekili Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar oldu. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın ise ikinci Başkan Vekili olma hakkı kazandı.

AK Parti’den de oy gitti

Ekrem İmamoğlu’na AK Partili belediye başkanlarının da oy verdiği ortaya çıktı. TBB’de büyükşehir, il ve nüfusu 100 binin üzerinde olan ilçe belediyelerinin başkanları doğal delege kabul ediliyor. Seçilmiş delegelerle birlikte TBB’nin delege sayısı 868’e ulaşıyor.

CHP 448 delegesi ile tek başına çoğunluğu sağladı. Ancak Ekrem İmamoğlu CHP’nin delege sayısını 67 farkla geçerek 515 oyla seçildi. İktidarın desteklediği AK Partili Trabzon Büyükşehir Başkanı Ahmet Metin Genç ancak 250 oy alabildi. Bu 67 farkın içinde İYİ Parti, DEM Parti ve YRP’nin de etkisi var. Ancak AK Parti’li belediye başkanının da İmamoğlu’na destek verdiği anlaşıldı.

ODA TV’de yer alan habere göre; Bu durum AK Parti’de adeta bir krize yol açtı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yaşanan duruma tepki gösterdiği öğrenildi. Erdoğan, delegelerin tamamını oy kullanmaya getiremeyen AK Parti Yerel Yönetimler Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ı azarladı. Kongreye kadar makamda kalmak istediği belirtilen 75 yaşındaki Yusuf Ziya Yılmaz’ın istifası istendi.

Yusuf Ziya Yılmaz’ın “Ekrem İmamoğlu’na oy veren AK Partili belediye başkanlarını bulacağım bana müsaade edin diye” genel merkez koridorlarında bağırdığı öğrenildi.

Paylaşın

Türkiye, ABD’nin F-16 Satış Kabul Mektubunu İmzaladı

Türkiye’nin 32 aydır beklediği F-16 savaş uçaklarının satışında yeni bir gelişme yaşandığı duyuran ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, Türkiye’nin, F-16 savaş uçaklarının satın alımı için teklif ve kabul mektubunu imzaladığını açıkladı.

Gün içerisinde ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi ve Askeri İlişkiler Bölümü’nden yapılan açıklamada, “ABD, Türkiye’nin, sadece en yakın müttefiklere ve ortaklara temin edilen, şimdiye kadar üretilmiş en ileri F-16 Blok 70 savaş uçaklarını satın alması konusunda bugün ileriye dönük önemli bir adım atıldığını açıklamaktan gurur duymaktadır. Bu, ABD’nin Türkiye ile tesis ettiği güvenlik ortaklığına olan sarsılmaz bağlılığının en son örneklerinden yalnızca biri” denilmişti.

Benzer şekilde ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeff Flake de, “Türkiye’nin son nesil F-16 Blok-70 savaş uçaklarını alması ve mevcut F-16 filosunu modernize etmesi konusunda bugün ileriye dönük önemli bir adım atıldı. Bu, ABD’nin ulusal güvenliği, Türkiye’nin ulusal güvenliği ve NATO’nun birlikte çalışabilirliği açısından iyi bir adım” ifadelerine yer verdiği bir mesaj paylaşmıştı.

ABD’li Lockheed Martin firmasınca üretilen F-16 savaş uçakları için satın alma talebini ilk kez Ekim 2021’de dile getiren Türkiye, 40 adet yeni F-16 uçağı satın almak ve filosundaki 79 uçağın da modernizasyonu için ABD’ye başvurmuştu. Ancak savaş uçaklarına ait mühimmat ve teçhizatı da kapsayan talep, uzun süre ABD Kongresinin engeline takılı kalmıştı.

Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya katılım protokolüne onay vermesinin ardından, Ankara’nın 2021’de ABD’den talep ettiği F-16 uçakları ve modernizasyon kitleri için ABD Kongresi’den yeşil ışık gelmişti. Üretim ve teslimat süreçlerine geçilmesi için, taraflar arasında bir süredir gidip-gelen taslak teklif ve kabul mektubunun nihai hali için çalışılıyordu.

Milli Savunma Bakanlığı’ndan bugün yapılan açıklamada, “Hava Kuvvetleri Komutanlığımızın ihtiyaçları doğrultusunda satın alınacak F-16 Blok-70 ve modernizasyon kitleri ile diğer malzeme, mühimmat ve teçhizatın tedarik süreci daha önce açıkladığımız takvime uygun olarak olumlu şekilde devam etmektedir” denilmişti.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Swap Hariç Net Rezervleri Artıya Geçti

Merkez Bankası’nın (TCMB), 31 mayıs ile biten haftada, swap hariç net rezervleri 1,5 milyar dolara yükseldi. Bankanın toplam rezervleri ise 143,6 milyar dolara yükseldi.

Haber Merkezi / Aynı hafta Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları toplam büyüklük36,8 milyar lira geriledi. Toplam Kur Korumalı Mevduat büyüklüğü 2,12 trilyon lira olarak gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 31 mayıs ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınladı. Buna göre; Merkez Bankası’nın (TCMB) 31 mayıs ile biten haftada brüt rezervleri 143,6 milyar dolara yükseldi. Net rezervler de aynı dönemde 45,46 milyar dolara çıktı. Aynı hafta swap hariç net rezervler ise 1,5 milyar dolar oldu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları 31 mayıs ile biten haftada 36,8 milyar TL düşüş kaydetti. Kur korumalı mevduat toplamı 2,12 trilyon TL’ye geriledi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Rezervlerimiz ve makro finansal istikrarımız güçleniyor. Swap hariç net rezervlerimiz, 2020 yılı mart ayından sonra ilk defa pozitife döndü. Son 2 ayda swap hariç net rezervler 67 milyar dolar arttı. Brüt rezervler ise 143,6 milyar dolara ulaştı” dedi.

Şimşek, açıklamasında, “Rezervlerimizin daha da artırılması için yeşil dönüşüm, enerji verimliliği ve yeni sanayi politikalarıyla sürdürülebilir cari açığa ulaşılması, doğrudan yabancı yatırımları artırmaya yönelik politikalar ve sermaye benzeri dış kaynağa erişim önem arz etmektedir. Bunu da programı kararlılıkla uygulayarak başaracağız” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan – Özel Görüşmesinin Tarihi Belli Oldu: 11 Haziran

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i 11 Haziran Salı günü saat 16.00’da CHP Genel Merkezi’nde ziyaret edecek.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Erdoğan ile 11 Haziran Salı günü partisinin genel merkezinde bir araya geleceklerini açıklayan Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Cumhurbaşkanı ile 11 Haziran’da saat 16.00’da görüşeceğiz. CHP Genel Merkezi’nde aynı heyetlerle ağırlayacağız. Oturma düzeni siyasi parti genel başkanları şeklinde olacak.

31 Mart seçimlerinde seçmenin karşısına çıktığımızda çok net olarak şunu söyledik. ‘Biz sesinizi duyuracağız. Eğer siz de sesinizi duyurmak istiyorsanız, siz de bu seçimde 10 bin lira en düşük emekli maaşını reva görenlere, asgari ücretinize zam yapmamayı düşünenlere, 1 milyon öğretmeni atamayanlara, işçilere hak ettiğini vermeyenlere sesinizi duyurun’ dedik. Bugün de söylüyorum 31 Mart seçim sonuçları CHP’yi 47 yıl sonra birinci parti yaptı. Bizim net olarak söylediğimiz şudur.

Biz bir erken seçim çağrısı yapmıyoruz. Erken seçim kararını millet verir. Ben CHP’nin 127 milletvekiliyle erken seçim kararını zaten alabilecek güçte değilim. Olsa yarın alırım, öbür pazar iktidara gelirim. CHP erken seçim istemez mi? Evet ister ama erken seçimin yapılabilmesi için bunun milletin gündemi olması lazım.”

Ne olmuştu?

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2 Mayıs’ta AK Parti Genel Merkezi’nde bir araya gelmişti. Görüşme 1 saat 35 dakika sürmüştü.

Görüşmede, CHP İstanbul Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi Namık Tan ile AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş da yer almıştı. Erdoğan ile Özel görüşmesi sonrası basın mensuplarına açıklama yapılmamıştı.

Erdoğan ile Özel’in görüşmesine boş koltuk damgasını vurmuştu. Erdoğan, Özel ile görüşme esnasında Özel’in karşısında değil de ortada ve daha farklı bir koltukta oturması akıllara “Erdoğan eşit değiliz imajı mı yaratmak istiyor?” sorusunu gündeme getirmişti.

AK Parti, boş koltuğun özel bir anlam ifade etmediği, oda düzeninden kaynaklandığı, diğer liderlerle veya konuklarla yapılan görüşmelerdeki protokolün uygulandığı vurgulamıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’a dönerek, en kısa sürede CHP Genel Merkezi’ne iade-i ziyaret gerektiğini söylemişti. Özel, bu ziyaretten memnun olacağını ifade etmişti.

31 Mart seçimlerinde CHP’nin çok sayıda büyükşehir ve belediyelerine yenilerini eklemesinin ardından Özel verdiği demeçlerde Erdoğan ile görüşebileceğini aktarmıştı.

Erdoğan ile Özel, 23 Nisan’da TBMM’de düzenlenen resepsiyonda başka diğer siyasi partilerin de olduğu ortamda ilk kez bir araya gelmiş ve kısa bir görüşmenin ardından özel kalemlerin buluşma tarihi belirleyeceği duyurulmuştu.

Paylaşın