Bakırhan’dan “Butlan” Yorumu: Siyasi Partilerin Güvencesi Kalmamıştır
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, CHP’ye yönelik yargı sürecinden Kürt sorunu ve barış sürecine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.
Tuncer Bakırhan, CHP hakkında verilen “mutlak butlan” kararını sert sözlerle eleştirirken, Türkiye’nin temel sorununun “Cumhuriyetin demokrasiyle tamamlanmamış olması” olduğunu savundu.
Konuşmasına Dünya Açlıkla Mücadele Haftası’na değinerek başlayan Bakırhan, Türkiye’de milyonlarca insanın yoksulluk ve açlıkla mücadele ettiğini söyledi.
Kurban Bayramı’nın tarihin en ağır ekonomik koşulları altında geçirildiğini belirten Bakırhan, birçok vatandaşın çocuklarına harçlık veremediğini, evine bayramlık alışveriş yapamadığını ifade etti. Türkiye’nin derin bir ekonomik krizin içinde bulunduğunu söyleyen Tuncer Bakırhan, iktidarın ekonomi politikalarının başarısız olduğunu ileri sürdü.
Toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yapan Bakırhan, vatandaşlara komşularıyla dayanışma içinde olma çağrısında bulunarak, “Bereket paylaştıkça çoğalır, paylaşmak bu toprakların kadim gerçeğidir” dedi.
Tuncer Bakırhan, CHP hakkında verilen mutlak butlan kararının yalnızca hukuki bir mesele olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, kararın demokratik siyaseti dışarıdan şekillendirme girişimi olduğunu savundu.
Siyasetin yargı kararlarıyla dizayn edilmek istendiğini öne süren Bakırhan, “Sandığın iradesini yargı kararnamesiyle iptal eden anlayış, hukukun maskesini kullanmaktadır” ifadelerini kullandı.
Kararın yalnızca CHP’yi değil, tüm siyasi partileri, sivil toplumu ve örgütlenme özgürlüğünü tehdit ettiğini dile getiren Tuncer Bakırhan, Yargıtay’a çağrıda bulunarak söz konusu sürecin bir an önce sonlandırılmasını istedi.
“Bugün CHP’ye Yapılan, Yarın Başka Partilere Yapılabilir”
Hukuksuzluğun zamanla tüm toplumu etkileyen bir hale geldiğini savunan Bakırhan, bugün bir siyasi partiye yönelik uygulamaların yarın diğer partilere de yöneltilebileceğini söyledi.
“Bugün CHP’ye giden kolluk yarın AKP’ye, MHP’ye, DEVA Partisi’ne ya da Gelecek Partisi’ne gidebilir” diyen Tuncer Bakırhan, siyasetin güvencesinin hukuk ve demokratik meşruiyet olması gerektiğini vurguladı.
CHP içerisindeki tartışmalara da değinen Bakırhan, siyasi rekabetin suçlayıcı etiketler ve ithamlar üzerinden yürütülmemesi gerektiğini belirterek, kullanılan dilin siyasi operasyonlara zemin hazırlayabileceği uyarısında bulundu.
Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan siyasi krizlere değinen Bakırhan, Türkiye’nin birçok kritik dönemeçte demokratikleşme yerine baskıcı yöntemleri tercih ettiğini ileri sürdü.
1925’te Takrir-i Sükûn Kanunu’nun, 1960 ve 1980 darbelerinin, 28 Şubat sürecinin ve 2007’deki 367 kararının siyaseti daraltan uygulamalar olduğunu söyleyen Tuncer Bakırhan, 2016 sonrasında da OHAL uygulamalarının kalıcı hale getirildiğini savundu.
DEM Parti yöneticilerinin tutuklanmasını ve son dönemde muhalefete yönelik yargı süreçlerini de bu çerçevede değerlendiren Bakırhan, “Demokrasi ertelendikçe kriz büyüdü, hukuk askıya alındıkça toplum yaralandı” dedi.
“Türkiye’nin Kök Sorunu Demokrasi Eksikliğidir”
Türkiye’nin temel sorununun Cumhuriyet olmadığını ifade eden Bakırhan, asıl problemin Cumhuriyetin demokrasiyle tamamlanamamış olması olduğunu söyledi.
DEM Parti’nin savunduğu “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”nin Cumhuriyeti demokrasiyle buluşturmayı hedeflediğini belirten Tuncer Bakırhan, eşit yurttaşlık, hukuk ve demokratik katılım temelinde yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç olduğunu kaydetti.
CHP’ye yönelik yargı müdahalesinin toplumdaki güvensizlik duygusunu artırdığını ifade eden Bakırhan, bunun aynı zamanda barış sürecine ilişkin kaygıları da derinleştirdiğini dile getirdi.
“Anadolu Çözümü” Vurgusu
Konuşmasının son bölümünde Orta Doğu’daki gelişmelere değinen Bakırhan, bölgenin yeni bir siyasi ve toplumsal dönüşüm sürecinden geçtiğini söyledi.
Türkler ile Kürtler arasındaki tarihsel ilişkinin eşitlik temelinde yeniden tanımlanmasının hem Türkiye hem de bölge açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade eden Tuncer Bakırhan, iç barışını sağlamış güçlü bir Türkiye’nin Orta Doğu’da demokratik bir vizyon ortaya koyabileceğini belirtti.
“Çözümü Trump’ın hesaplarında ya da Londra’nın pozisyonunda değil, bu toprakların kadim tarihinde bulabiliriz” diyen Bakırhan, buna “Anadolu Çözümü” adını verdiklerini söyledi.
Tuncer Bakırhan, Anadolu Çözümü’nün Türklerin güvenliğini Kürtlerin inkârında görmeyen, Kürtlerin haklarını da güvenlik kaygıları altında ezmeyen ortak ve eşit bir gelecek anlayışına dayandığını belirterek, demokratik Türkiye’nin bu temel üzerinde inşa edilebileceğini ifade etti.





























