Antalya: Köprülü Kanyon Milli Parkı

Köprülü Kanyon Milli Parkı; Antalya’nın Manavgat İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Milli Park, 366.140 dekarlık bir alanı kapsamaktadır.

Antalya – Manavgat karayolu üzerinde, Serik ilçesini geçtikten 5 km sonra, sol taraftaki “Taşağıl-Beşkonak-Köprülü Kanyon Milli Parkı” tabelası bulunan sapaktan dönerek kuzeye doğru yaklaşık 37 km ilerledikten sonra ulaşılabilir.

Milli Park’ın kaynak değerini oluşturan Köprüçay’ın Bolasan köyü ile Beşkonak arasında meydana getirdiği yarma vadi, 14 km uzunluğu ve 100 m’yi aşan duvar yüksekliği ile Türkiye’nin en uzun kanyonlarından biridir.

Toros Dağları’ndan doğarak doğa harikası kanyonlardan geçen Köprüçay, Serik’in güneyinden Akdeniz’e dökülür. İki tarafı dik, çıkılması hemen hemen imkansız olan kanyonlardaki yeraltı suları ile beslenen Köprüçay, Türkiye’nin en güzel doğal rekreasyon alanlarından birisini teşkil eder. Bunun yanı sıra, nehrin batısındaki dağlık arazide bulunan antik Selge kenti; nehrin kenarındaki kaleler, su kemerleri, Roma Devri’ne ait köprüler ve tarihi yollar gibi pek çok arkeolojik kaynaklar, Köprülü Kanyon’un önemini artırmaktadır.  Köprülü Kanyon Milli Parkı’nın kaynak değerleri arasında;

  • Dik duvarlı kanyonlar içinde sayısız kaynaklarla beslenen; yaz kış yüksek bir debiye sahip olması nedeniyle rafting ve su sporlarına elverişli Köprüçay nehri,
  •  M.Ö. 5. yy.da kurulmuş olan antik Selge kentinin tiyatrosu, agorası, Zeus ve Artemis tapınakları, sarnıçlar, su kemerleri; Köprüçay nehri ve Koca Çay üzerinde bulunan Oluk ve Büğrüm köprüleri ile Selge’yi Pamfilya’nın sahil şehirlerine bağlayan taş kaplamalı tarihi yolu,
  • Milli Park içinde kapladığı 400 hektarlık alanla, tüm Akdeniz bölgesinin en büyük doğal servi ormanı,
  • Çok ilginç jeomorfolojik özellikli Adam (diğer anıldığı şekliyle Şeytan) kayaları,
  • Kapladığı alan içinde 150 ila 2500 metre yükseltide bulunan nadir ve tehlike altında 48 türü (44’ü endemik), küresel ölçekte tehlike altındaki 5 türü, Avrupa ölçeğinde tehlike altındaki 39 türü, ulusal ölçekte tehlike altındaki 4 türü barındıran zengin florası,
  • Dağ Keçisi, Anadolu’nun tek endemik kuş türü Anadolu Sıvacısı, nesli tükenmekte olan Kızıl Akbaba, sadece bu yörede yaşayan Kara Semenderi türlerini barındıran zengin faunası,
  • Aziz (St.) Paul’un Anadolu’daki ilk misyonerlik macerası sırasında yürüdüğü yol olarak bilinen ve 45 km’lik kısmının Milli Park sınırları içinde kaldığı Aziz Paul Yolu, sayılabilir.

Köprülü Kanyon Milli Parkı, barındırdığı doğal, tarihi ve kültürel zenginlikler sayesinde ziyaretçilerine çok sayıda etkinlik seçeneği sunmaktadır. Başta, Türkiye’nin en önemli rafting rotalarından biri olan Köprüçay üzerinde rafting, kano ve kanyoning (kanyon geçişi) sporları olmak üzere; yüzme, doğa yürüyüşü, kaya tırmanışı, oryantiring, bisiklet, olta balıkçılığı vb. sportif etkinlikler ile botanik-yaban hayatı gözlemciliği, jeolojik yapı gözlemciliği, kampçılık, fotoğrafçılık, piknik, cip safari, yayla gezileri… gibi çok çeşitli etkinliklere katılma olanağı bulunmaktadır.  Bölgeye gelen ziyaretçiler, Milli Park içindeki Selge antik şehri ile bir bölümü Milli Park içinde bulunan Aziz Paul Yolu’nu da gezi programlarına dahil edebilirler.

Köprülü Kanyon Milli Parkı’nda dinlenme ve konaklama için, nehrin iki yanında konumlanan yeme-içme tesisleri, günübirlik ve çadır kamp kullanma alanları ile Park sınırları içindeki bungalov evleriyle hizmet veren pansiyonlar değerlendirilebilir. Antalya kent merkezi, ilçeleri ve Milli Park içinde, rafting ve diğer etkinlikleri kapsayan programlarıyla günübirlik turlar düzenleyen seyahat acenteleri mevcuttur. Milli Park’a giriş, ücretsizdir.

Antalya: Etenna Antik Kenti

Etenna Antik Kenti; Antalya’nın Manavgat İlçesi, Sırtköy sınırları içerisinde yer almaktadır. Sırtköy dolmuşları ile özel araçlarla ulaşım mümkündür.

Denizden 900 metre yüksekte kurulu Etenna Antik Kenti’nde, çam ormanları arasında bulunan antik kalıntıların içinde ilk dikkati çeken, kenti çevreleyen şehir surlarıdır. Pamfilya özelliğinden ziyade, kalıntılar diğer kıyı antik kentlerine göre bir Pisidya kenti özelliği taşımaktadır. Bu akropol kent, yöre halkınca “Dedekalesi” olarak isimlendirilmiştir.

Hereon,  bazilika, agora, kilise, hamam, kaya mezarları ve sarnıçlar kentin önemli kalıntılarıdır. Kentin tarihi hakkında pek fazla bilgi olmamasına rağmen çevredeki diğer akropol kentler ile aynı tarih ve kaderi paylaştığı sanılmaktadır. Etenna, Selge’den sonra sikke basan Pisidya kentidir. Etenna Antik Kenti, yılın her dönemi, gün ve saat sınırlaması olmaksızın, ücretsiz ziyaret edilebilir; antik kent ve çevresinde doğa yürüyüşü yapılabilir.

Antalya: Kargıhan

Kargıhan; Antalya’nın Manavgat İlçesi, Beydiğin Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Köy dolmuşları veya özel araçlarınızla ulaşabilirsiniz.

İç Anadolu Bölgesi’ni Akdeniz Bölgesi’ne bağlayan eski ticaret yolu üzerinde yer almaktadır. Kitabesi mevcut olmayan han, mimari üslubuna göre Anadolu Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev (1236-1246) dönemine tarihlenmektedir. Kalın beden duvarlarıyla çevrili han, kuzeyde doğu batı doğrultusunda dikdörtgen bir kapalı bölüm ve güneyde kare şeklinde açık  bir avlu  etrafında açık ve kapalı hücrelerden oluşmaktadır.

Kapalı bölüm ve  avlunun batısındaki hücreler kare payelerle iki sahna ayrılır. Ana salon ve diğer hücreler tonoz örtülüdür. Güney beden duvarı ortasında yer alan taç kapısı avluya açılır. Dikdörtgen şeklinde beden duvarlarından çıkıntı yapan taç kapı benzersizdir. Eyvan şeklinde sivri kemer açıklığı içerisinde basık kemerli giriş kapısı yer alır.

Antalya: Selge Antik Kenti

Selge Antik Kenti; Antalya’nın Manavgat ilçesi, Altınkaya (Zerk) Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Antalya- Manavgat karayolunun Taşağıl yol ayrımından itibaren kuzeye doğru Köprüçay Irmağı’nı takip eden 55 kilometre uzunluğunda asfalt bir yolla ulaşılır.  İlçe merkezine 80 kilometre mesafededir. 

Pisidya Bölgesi’nin önemli kentlerindendir. Bağlantısı (Eurymedon) Köprüçay Vadisi üzerinden Pamfilya kentleriyledir. Ticareti Aspendos’un bu ırmak ağzındaki limanıyla yürütülmüştür ve Aspendos’la kurduğu para birliği ile de ilişkiler pekişmiştir. Bu doğal bağımlılık nedeniyle de M.S. 25 yılında Pamfilya eyaleti sınırları içine çekilmiştir. Kuruluşu sonradan yazılan Helen destanlarında Kalchas’a bağlanır. Bir yerli Anadolu kenti olduğu gerçeği ise paralar üzerinde okunan Estlegiiys adından anlaşılır.

Yöre M.Ö. 547 Pers istilası öncesinde Lidya Krallığı’na bağlıydı. M.Ö. 334’te Makedonyalı İskender gelene kadar da Pers egemenliği altında olmuş; İskender’e zorluk çıkarmayışının ödülünü ise Helenistik Dönem’de (M.Ö.330 – M.S.30) bağımsızlık kazanarak almıştır. En parlak zamanını Roma Dönemi’nde yaşayan kentin nüfusunun, Strabon’a göre, 20 bin kişiye çıktığı zamanlar olmuştur. Bu süreç halkın Hıristiyanlaştığı Bizans Dönemi’ne kadar sürer. M.S 13’üncü yüzyılda Türklerin egemenliği altına girer ve Selge’den uyarlanan Zerk adıyla göçer bir yerleşime dönüşür.

Bugünkü şehir kalıntıları çoğunlukla surlardan ve akropolisten oluşmaktadır. Gymnasium, stoa, stadium ve bazilika kalıntıları günümüze kadar gelmiştir. Bununla beraber iki tapınağın temel hatları da kalmıştır. Günümüze ulaşan en sağlam yapı M.S. 3’üncü yüzyılda restore edilen tiyatrodur. Köprüçay Irmağı üzerinde ve onu takip eden yol güzergâhında çok sayıda antik yapı bulunmaktadır. (Kemer Köprü, Böğrüm Köprü, Antik Yol, Garnizon Binaları, Su Yolu, Şapel vb.)

Selge aynı zamanda bir çok endemik canlı türünü barındıran ormanları, doğa harikası bir jeolojik oluşuma sahip kanyonları, peyzaj değeri yüksek bir rekreasyon alanı olan Köprülü Kanyon Milli Parkı sınırları içinde kalmaktadır.

Antalya: Side Müzesi

Side Müzesi; Antalya’nın Manavgat İlçesi, Side Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır. 

Side Antik Kenti’nde, M.S. 2.yüzyıla tarihlenen ve M.S. 5. – 6. yüzyıllardaki ilave ve değişikliklerle günümüze kadar gelen  Antik bir hamam binası (Agora Hamamı) içinde yer almaktadır. Hamam, 1959 – 1961 yılları arasında, Yüksek Mimar Ragıp – Selma Devrez çifti tarafından üç bölümünün üzeri kapatılarak restore edilmiş ve 1962 yılında Müze olarak hizmete açılmıştır.

Hamamın restorasyonla üzeri kapatılan 2 (Sudatorium),  3 (Caldarium) ve 4 (Tepidarium)  numaralı salonları kapalı; 1 (Frigidarium) ve 5 (Tepidarium) numaralı salonları ile avlu bölümleri açık teşhir alanları olarak düzenlenmiştir.  Bir zamanlar gymnasiumun bir parçası olan Müze bahçesinde, Selçuklu Dönemi’nden kalma mezar kitabeleri, yazıtlar, Roma Dönemi’nden frizler, lahitler, sütun kaideleri ve sütunlar, mozaik parçaları, büstler ve heykeller yer almaktadır.

Müze girişinden ilerleyip bahçeye girmeden sağa dönülürse, teşhir salonlarına ulaşılır. Burada ilk olarak, silah kabartmaları, ortasında da Geç Hitit Dönemi’ne ait bazalt bir sütun başının yer aldığı üstü açık bir salon ve çok güzel bir havuzla karşılaşılır. Havuzun nişlerini bir zamanlar imparator ve tanrı heykellerinin süslediği tahmin edilmektedir. Havuzun ortasında da bir Roma güneş saati vardır.

Müzenin üstü kapalı salonlarında cam eserler, sikkeler, kandiller, heykelcikler, takılar, süs eşyaları, lahitler ve heykeller sergilenmektedir. M.S. 2. yüzyıla ait güzelliği, zarafeti ve bereketi simgeleyen Üç Güzeller Heykeli, Side Müzesi’nin en nadide eserlerinden biridir. Hera, Aphrodite ve Athena ile özdeşleştirilen üç güzel, müze salonunda zarafetleri ve güçleriyle göz kamaştırmaktadır.

Antalya: Side Antik Tiyatrosu

Side Antik Tiyatrosu; Antalya’nın Manavgat İlçesi, Side Mahallesi, Liman Caddesi üzerinde yer almaktadır. Özel araçların yanı sıra Antalya ve Alanya otogarlarından otobüsle de ulaşmak mümkündür.

Side Antik Tiyatrosu, Side Antik Kenti’nin yer aldığı yarımadanın daraldığı kesimde ve kentin merkezinde yer almaktadır. Tiyatronun Helenistik bir öncü yapısı olduğu halen kanıtlanabilmiş değildir. Roma Devri’nde yapı plan açısından Helenistik gelenekte yarım daireden taşan biçimde yapılmış olmasına karşın inşa tekniği açısından Roma mimarisi geleneğinde yapılmıştır. Caveanın (oturma sıraları) diazomaya (basamakların ortasındaki yol) kadar olan kısmı bir yamaca yaslanmış; üst kısım ise tonozlar üzerinde eğimli olarak şekillendirilmiş düzleme oturtulmuştur.

Tiyatro bu özelliği ile Anadolu’nun tekil örneklerindendir. Sahne binası üç katlıdır. Süslemelerinde Antoninler Dönemi barok özelliği görülmektedir. Birinci katın podyumunda Dionysos Frizi yer alır. Frizde şarap tanrısı ve tiyatronun hâkimi Dionysos’un hayatı, batıdan doğuya doğru kronolojik olarak anlatılmakta ve doğu uçta Gigantomakhia ile sonuçlanmaktadır. Sahne binasının cephesi, mimari süslemeler ve heykellerle oldukça hareketlendirilmiştir.

Antalya: Lyrbe Antik Kenti

Lyrbe Antik Kenti; Antalya’nın Manavgat İlçesi, Bucakşeyhler Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Köy araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Antik kentin önerilen ilk adı Seleukeia, gemicilerin el kitabı olan Stadiasmus Maris Mayni’ye dayanarak ileri sürülmüştür. Ancak günümüzde kentin Side diliyle yazılmış bir yazıtında söz edilen kutsal alana dayanarak bir dağ kenti kimliğiyle eski bir Pamfilya kenti olan Lyrbe olması gerektiği, Seleukeia’nın Manavgat Çayı ile ulaşılabilen başka bir noktada bulunması gerektiği kanısı ağırlık kazanmaktadır.

Üç tarafı derin yarlarla çevrili olduğu için kentin sadece güney yönünde bugüne kadar oldukça iyi korunmuş surlar bulunmaktadır. Şehre güneyden girişi sağlayan anıtsal kapı, surların hemen hemen ortasında yer almaktadır. Bu kapı, iki anıtsal kule ile sınırlandırılmıştır. Anıtsal kapının her iki tarafından doğu ve batı yönüne kadar uzanan surlar uçuruma kadar devam etmektedir.

Surların dış yüzeyi kesme kumtaşı bloklardan düzgün olmayan rektagonal teknikte örülmüştür. Kentin merkezindeki agoranın batı tarafı yamaca yaslatılmış, doğu kıyısına iki katlı yapılar yerleştirilmiştir. Genel çizgileriyle Helenistik Dönem’e tarihlenen agoranın içine güneydoğudaki anıtsal kapı ile girilmektedir. Bu tetropylon, dört ayaklı kapı tarzında yapılmış ve olasılıkla agoraya sonradan eklenmiştir. Agora’nın batısında bulunan yapılar Galeri I ve II olarak tanımlanmaktadır. Agora’nın kuzey kanadı ise önemli yapılardan oluşmaktadır.

Bunlardan Yedi Bilgeler Mozaiği’ni içeren mekân yapısal işlevleri yüzünden kütüphane olarak tanımlanmaktadır. Antik kentin güneybatısında ise üç kısımdan meydana gelmiş bir hamam kompleksi ile iki katlı bir yapı olan kilise yer alır. Nekropol kentin güneydoğu ve güneybatısındadır. Lyrbe, bir dağ yerleşmesi olmakla beraber mevcut kalıntılar, özellikle Roma döneminde oldukça gelişmiş bir kent olduğunu göstermektedir.

Antalya: Manavgat Şelalesi

Manavgat Şelalesi; Antalya’nın Manavgat İlçesi, Yukarı Pazarcı Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi toplu ulaşım araçları ile ulaşım sağlanmaktadır. 

Batı Torosların doğu yamaçlarından doğarak Sorgun bölgesindeki boğazdan Akdeniz’e karışan ve büyük yeraltı sularından beslenen 93 km uzunluğundaki Manavgat Nehri, yaklaşık 5 metre yüksekliğindeki falezlerden dökülen Manavgat Şelalesini oluşturur.

Birçok balık ve kuş türüne (alabalık, sazan, kefal, levrek, karabalık, sutavuğu, ördek, kaz, yalıçapkını, değişik türlerde balıkçıllar, martılar vb.) ev sahipliği yapan Manavgat Nehri, söğüt, çınar, kavak, dut, karacaağaç gibi birçok ağaç türü ve zengin bir bitki çeşitliliğine de sahiptir. Ayrıca, tüm bu doğal güzelliklerin içinde macera yaşamaya imkan veren nehrin, belirli etaplarında rafting ve kano gibi çeşitli doğa sporları yapılabilmektedir.

Manavgat Belediyesince doğal yapıya uygun çevre düzenlemesi yapılarak turizme yeniden kazandırılan Manavgat Şelalesi’nde, tüm ziyaretçilerin keyifle gezebileceği ve hizmet alabileceği rekreatif alanlar (restoran, büfe, satış üniteleri, dinlenme yerleri, tuvaletler ve seyir terasları vb.)  oluşturulmuştur. Muhteşem bir doğa manzarasına sahip olan şelale, şehrin gürültüsünden ve kalabalığından kaçmak isteyenler için oldukça iyi bir seçenektir.