Çeşme açıklarında 3.5 büyüklüğünde deprem

İzmir’in Çeşme ilçesi açıklarında 3.5 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyuran Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Muğla’nın Marmaris ilçesi açıklarında 4,6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini bildirdi.

Haber Kaos / AFAD, İzmir’in Çeşme ilçesinin açıklarında deprem olduğunu duyurdu. Saat 19:15’te meydana gelen depremin derinliğinin 7.85 kilometre olduğu aktaran AFAD, depremin büyüklüğünü ise 3.5 olarak açıkladı.

AFAD, daha sonra yaptığı açıklamada ise Akdeniz’de Muğla’nın Marmaris ilçesi açıklarında saat 01.50’de 4,6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini duyurdu. AFAD’dan konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: Akdeniz’de Muğla’nın Marmaris ilçesi açıklarında saat 01.50’de 4,6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.

‘İzmir Şambalisi’ Tarifi Hazırlanışı

İzmir Şambalisi; irmik (buğday irmiği), şeker (toz şeker), süt veya yoğurt, nişasta ve kabartma tozu ile tekniğine uygun olarak hazırlanan hamurun tepside pişirilmesi ve piştikten sonra üzerine şerbet dökülmesiyle elde edilen bir tatlı çeşididir.

Fırına verilmeden önce tatlı hamurunun üstü badem veya fıstıkla süslenebilmektedir. İzmir Şambalisi üretildikten sonra tepsisinde ve uygun koşullarda muhafaza edilmesi şartıyla yaklaşık 15 – 20°C sıcaklıkta yaklaşık 1 hafta süre saklanabilir.

Hamur: Hamuru meydana getiren bileşenler; irmik (buğday irmiği), şeker (toz şeker), süt veya yoğurt, nişasta ve kabartma tozudur.

Şerbet: Şerbeti oluşturan bileşenler: su, şeker, limon/limon tuzu ve vanilyadır. Limon/limon tuzu ve vanilya, şerbete gerekli aromayı verecek oranda kullanır. Bu oran şerbet miktarının %5’inden fazla olmamalıdır. Şerbeti hazırlamak için gerekli olan su ve şeker kaynatılır. Kaynamaya başladıktan sonra 10 dakika süre kaynama sıcaklığında tutulur, içine limon ya da limon tuzu ve vanilya ilave edilip en fazla beş dakika süreyle kaynatılır ve soğumaya bırakılır.

İrmik, şeker, nişasta ve kabartma tozu iyice karıştırılır ve sonra bu karışımın üzerine süt veya yoğurt eklenerek homojen bir hamur elde edilene kadar yoğurulur.

Hazırlanan hamur, tepsiye alınarak ürün kalınlığı 2,5 – 3,5 cm olacak şekilde üzerine elle bastırılıp tüm tepsiye yayılır. Burada önemli olan hamurun eşit kalınlıkta olacak şekilde tepsiye yayılmasıdır.

Badem veya fıstıklar (her bir dilimi üzerinde en az bir fıstık ve badem olacak şekilde) eşit aralıklarla, hafifçe bastırarak hamurun üzerine dizilir. Önceden ısıtılmış fırında 180°C sıcaklıkta 40 – 45 dakika pişirildikten sonra tepsisinde dikdörtgen formda dilimlenerek 15 dakika daha pişirme işlemi uygulanır.

Pişirme işlemi tamamlandıktan sonra, önceden hazırlanıp soğutulmuş şerbet, tepsisine dökülür, tepsi tabanından 0.5-0.6 cm yüksekliğe kadar şerbet ile kaplanır. Ürün soğumaya bırakılır.

 

‘İzmir Boyozu’ Tarifi Hazırlanışı

İzmir Boyozu, tarih boyunca çeşitli kültürlerin etkileşim halinde olduğu İzmir ilinde Osmanlı döneminden beri üretilen ve günümüze ulaşan bir hamur işi türüdür. Evlerde yapılan İzmir Boyozu’nun 500 yıllık bir geçmişi bulunmaktadır. 

İzmir Boyozu, buğday unu, su ve tuz ile hazırlanan hamura yuvarlak göbekli şekli verildikten sonra pişirilmesi ile elde edilmektedir. Ürün, pişmemiş veya yanık görünümünde olmayan hafif karamelize renktedir.

Ürünün yapısında dağılma, kırılma gibi kusurlar meydana gelmemektedir. Şekli yuvarlaktır ve her ürün benzer ebatlarda üretilmektedir. Çapı 7-9 cm, kalınlığı ise 2,5-3,5 cm aralığındadır. Yanık, yabancı tat veya koku bulunmamaktadır. Ağızda kolay dağılır, ne çok sert ne de çok yumuşak bir yapıdadır.

Tarifi, Hazırlanışı:

Un, su ve tuz yoğrularak hamur haline getirildikten sonra, hamur yaklaşık 10-15 dakika oda sıcaklığında (yaklaşık 20-25 ºC) üzeri temiz ve hafif nemli bir bez ile örtülerek dinlendirilir. Dinlenen hamur 250-350 gramlık parçalara kesilerek “beze” olarak tabir edilen küre şekli verilir.

Daha sonra bezeler bağlantı kısımları üst üste gelecek şekilde tezgah üzerinde el veya parmakla hafifçe bastırılarak açılır/yayılır. Bu hamurların birinin üzerine pasta-börek sanayiinde kullanılan pastacılık yağı konur. Bu yağ çok yumuşak, akışkan bir yapıda veya çok sert katı bir yapıda olmamalıdır. Yağlanmış hamurun üstüne yağsız hamur kapatılır ve kenarları eşit şekilde birleştirilerek birbirleriyle bütünleşmesi sağlanır.

Bu işlem için kullanılacak yağ miktarı iki parça hamurun toplam ağırlık miktarına göre hesaplanır. Bu yağ oranı %8-10 aralığındadır. Hazırlanan hamurların üst ve alt kısımlarına az miktarda ayçiçek yağı sürülür. Yaklaşık 10-15 dakika oda sıcaklığında üzeri temiz ve hafif nemli bir bez ile örtülerek dinlendirilir. Dinlenen hamur tezgah üzerinde önce merdane ile kenarları ve iç kısmı eşit derecede bastırılarak genişletilir.

Bu işlemde dikkat edilmesi gereken husus hamurun kenarları ile iç kısmının hemen hemen aynı kalınlıkta olmasıdır. Daha sonra hamur el ile havada döndürerek daire şeklinde olacak biçimde açılmalı ve ince bir hale gelene kadar bu işleme devam edilmelidir. Hamur inceliğe ulaşınca yaklaşık yarısı tezgahın üzerinde olacak şekilde tezgaha serilir. Üzerine az miktarda ayçiçek yağı serpilir. Tezgahın kenarından aşağı sarkan hamur kısmı tezgah üzerindeki diğer hamurun üzerine katlanır.

Tezgah üzerindeki hamur sırasıyla sağ ve sol uçlarından tutularak hamurun orta kısmına doğru katlanır. Sırasıyla iki taraf için yapılan bu işlemden sonra hamurun tezgahın karşı tarafındaki kısmı ortasına doğru katlanır ve bu işlem bir kez daha tekrar edildikten sonra katlanmış hamur hafifçe bastırılır ve yukarıdan aşağıya doğru el ile yuvarlayarak uzun silindir haline getirilir. Elde edilen silindir şeklindeki hamur oda sıcaklığında üzeri temiz ve hafif nemli bezle örtülerek yaklaşık 10-15 dakika dinlendirilir.

Uzun silindir şeklindeki hamur el ile koparılıp kopan orta kısımlarından hamurun merkez kısmına doğru bastırılarak “göbek” olarak tabir edilen kısım meydana getirilir. Pişme tavasına yerleştirilir ve hamurun yuvarlak şekli alması için üzerine el ile hafifçe bastırılır ve oda sıcaklığında yaklaşık 10-15 dakika dinlendirilir.

Hazırlanan hamurları fırında pişirmeden önce üzerlerine az miktarda ayçiçeği yapı serpilir ve fırında yaklaşık 180-200 °C de yaklaşık 15-25 dakika üstü hafif karamelize renge ulaşana kadar pişirilir. Fırından çıkarılan ürün soğuyuncaya kadar oda sıcaklığında bekletilerek servise hazır hale gelir.

Üretildikten sonra hemen tüketilmesi tavsiye edilmektedir. Hemen tüketilmeyecekse tepsisinde oda sıcaklığında kapalı bir ortamda üstü temiz bir bezle örtülerek 1-1,5 gün muhafaza edilebilir. Bu şekilde saklanan ürün hafifçe ısıtılarak servise sunulabilir.

Su oranı, kullanılacak un miktarının %55-60’ı kadardır. Tuz oranı ise, kullanılacak un miktarının % 3,5- 4’ü kadardır.

‘İzmir Kumrusu’ Tarifi Hazırlanışı

Yaklaşık 150 yıldır İzmir’de üretilen ve İzmirliler tarafından hemen hemen her gün tüketilen kumru önceleri soğuk olarak tüketilirken, 1940’lardan sonra sandviç gibi arasına sucuk, salam ve peynir konularak sıcak olarak da tüketilmeye başlanmıştır.

İzmir’de “gevrek” olarak bilinen simit ile peynirin uyumundan yola çıkan fırıncı esnafının yeni bir ürün olarak oluşturduğu tamamen İzmir’e özgü bir tat olan İzmir Kumrusu’nun simidinin şekli alışılagelen yuvarlak ve ortası delik simit şeklinden farklı ve kumru görünümündedir.

Yapıldığı ilk dönemlerde kumru ekmeğinin içerisine sadece peynir, domates ve yeşilbiberin sıkıştırıldığı, ancak günümüzde “Çeşme Kumrusu” olarak da bilinen ve farklılaşan sucuk, salam ve eritilmiş peynir ilavesiyle ve tost makinesinde ısıtılmasıyla malzemesi daha bol ve doyurucu çeşitleri de mevcuttur.

İzmir Kumrusu günümüzde daha çok öğleden sonra, öğle yemeğine yetişemeyenlerin yediği ya da akşamüstü çaylarının atıştırmalığı, içinde görünen tulum peyniri, domatesi ve yeşilbiberi ile iştah açıcı bir lezzettir.

İzmir Kumrusunun ayırt edici özelliği, yapımında kullanılan İzmir Kumru Ekmeğinin İzmirli fırıncı ustaları tarafından uzun yıllardır süregelen yöntemlerle pek çok aşama içeren imal usulü kullanılarak üretilmesinden ve ürünün geçmişten gelen ünü ve bilinirliği ile İzmir ili ile özdeşleşmiş olmasından kaynaklanmaktadır.

İzmir Kumrusu; İzmir Kumru Ekmeğinin içerisine, eğer ürün soğuk servis edilecekse peynir, domates ve yeşilbiber eğer sıcak servis edilecekse sucuk, salam ve eritilmiş peynir koyulması suretiyle imal edilmektedir. İzmir Kumru Ekmeği ise; buğday unu, su ve tercihe göre nohut mayası ile hamurun hazırlanması, fermantasyona bırakılması ve şekillendirilerek pişirilmesi ile yapılmaktadır.

Şekil verilen hamurların üst kısmı ve alt kısmı susam, üzüm veya incir pekmezi ile hazırlanan karışım ile kaplanır. Susam serpilmesi zorunlu değildir. 30-35 °C sıcaklıkta, % 70-80 bağıl nemdeki koşullarda yeterince kabarma meydana gelene kadar fermantasyona bırakılır. Nohut mayalı kumru ekmeğinin üretiminde yaş maya kullanılmadığı için son fermantasyon süresi uzun olacaktır. 1.5-2 saatlik son fermantasyon aşamasından sonra hamurlar tepsiye aralıklı olarak yerleştirilir ve mayalanma sürecinin tamamlanması için 10-15 dakika daha bekletilir. Bu mayalanma sürecine “tepsi mayası” denir. Hamurların üzerine bıçakla hafif derinlikte, verev çizikler atılır. Yaklaşık 280°C sıcaklıktaki fırına atılır, buhar verilir ve fırın sıcaklığı yaklaşık 250°C’ye düşürülerek 18-25 dakika pişirilir. Pişirme işleminin ardından fırından çıkarılan İzmir Kumru Ekmeği 20-25°C’lik koşullarda bekletilerek soğutulur ve İzmir Kumrusu yapımında kullanılmak için hazır hale gelir. İzmir Kumru Ekmeği, yanık ve/veya pişmemiş nitelik ve görünümde olmamalıdır.

Ekmeğin kabuk kısmı çok kalın ve sert olmamalıdır. Ekmeğin dış doku özellikleri ne çok sert ne de çok yumuşak yapıda olmalıdır.

Kumru ekmeği üretiminde odun ateşinde pişirme tavsiye edilmektedir. İzmir Kumru Ekmeği üretilip soğutulduktan hemen sonra tüketilebildiği gibi yaklaşık 1 gün sonra da tüketilebilir. Eğer hemen tüketilmeyecekse kapalı bir ortamda ve hijyenik koşullarda 1 gün muhafaza edilebilir.

İzmir Kumrusu sıcak servis edilen ve soğuk servis edilen olmak üzere ikiye ayrılmaktadır:

  • Sıcak servis edilen İzmir Kumrusu: İzmir Kumru ekmeği iki parçaya bölünmeden ortadan ikiye kesilerek kömür ateşine konulur. Kömür ateşinde yaklaşık 5 dakika süreyle pişirilmiş ve iç yüzeylerine margarin sürülmüş İzmir Kumru ekmeğinin içerisine yine kömürde pişirilmiş 25-30 gram sucuk, 20-25 gram salam, 25-30 gram eski kaşar peyniri ya da kızartılarak ilave edilen taze kaşar peyniri ile 2 dilim (40-50 gram) domates ilave edilir ve servis edilir. İzmir Kumrusu müşterinin isteğine göre sosis ilave edilip çeşitlendirilerek de servis edilebilir.
  • Soğuk Servis Edilen İzmir Kumrusu: İzmir Kumru ekmeği iki parçaya bölünmeden ortadan ikiye kesilir. İçerisine İzmir veya Bergama Tulum Peyniri, 2-3 dilim domates ve yarım veya 1 tam yeşilbiber ilave edilir ve servise sunulur.

‘İzmir Lokması’ Tarifi Hazırlanışı

İzmir’in en çok sevilen lezzetlerinden İzmir Lokması (Saray Lokması), sünnet, düğün, mevlit, kandil gibi önemli günlerin vazgeçilmez lezzetidir.

İzmir Lokması; un (buğday unu), su, tuz, maya ve şeker (toz şeker) ile tekniğine uygun olarak hazırlanan hamurun fermantasyonundan sonra şekil verilip kızgın (bitkisel rafine) yağda kızartılarak şerbette bekletilmesi ile elde edilen bir üründür.

İzmir Lokması, ortası delikli yuvarlak şekliyle farklı şehirlerde üretilen lokmalardan ayrılmaktadır.

Hamurun Hazırlanması:

Hamur Bileşenleri: Hamuru meydana getiren bileşenler; un (buğday unu), su, tuz, maya ve şekerdir (toz şeker). Hamurun temel bileşeni undur.

Un, su, tuz, maya ve şekerden oluşan karışım homojen bir hamur elde edilene kadar 10–12 dakika yoğurulur. Yoğurma işleminden sonra 28 – 32°C sıcaklıkta 1–1,5 saat fermantasyona bırakılır. Fermantasyon süresi ortam sıcaklığına ve kullanılan maya miktarına bağlı olarak değişebilmektedir.

Hamura Şekil Verme İşlemi: Fermantasyon sonunda hamurlara el ile veya otomatik makine ile yuvarlak ortası delikli bir şekil verilir.

Şerbetin Hazırlanması:

Şerbet Bileşenleri: Şerbeti oluşturan bileşenler; su, şeker ve limon suyudur. Limon suyu şerbete gerekli aromayı verecek oranda kullanır. Şerbeti hazırlamak için gerekli olan su ve şeker 5 dakika kaynatılır. Şerbete, şerbet miktarının % 5’ ini geçmeyecek miktarda limon suyu eklenir ve karıştırılır.

Yağ: Lokma kızartması işleminde rafine ayçiçeği yağı kullanılmalı ve yağın sıcaklığının 160 – 180°C arasında olmalıdır.

Yağda Kızartma İşlemi: 160 – 180°C sıcaklıktaki rafine ayçiçeği yağının içine şekli verilen lokmalar atılarak kızartılır.

Şerbette Bekletme İşlemi: Yağdan alınan hamurlar lokma şerbetinde en fazla 5 dakika süreyle bekletilir. Belirtilen süreçlere uygun olarak hazırlanan İzmir Lokması servis yapılır.

İzmir Lokması günlük üretilip tüketilen bir üründür. Servise hazır hale gelen ürün, en fazla 24 saat, oda sıcaklığında (20 – 25°C) ve uygun koşullarda bekletilebilir. Bir günden fazla bekletilen ürünlerde İzmir Lokmasının bilinen gevrekliği kaybolur.

İzmir: İsmet İnönü Müzesi

İsmet İnönü Müzesi; İzmir’in Konak İlçesi, Sarıhafız (Türkyılmaz) Mahallesi, Mekke Yokuşu üzerinde yer alır.

Müze Evi, İsmet İnönü’nün 24 Eylül 1884’de doğduğu evdir. 1999 yılında ziyarete açılan evde İnönü’ye ait eşya ve giysiler sergilenmekte ve ziyaretçilere İnönü belgesel filmi gösterilmektedir.

İzmir: Tarihi Asansör

Tarihi Asansör; İzmir’in Konak İlçesi sınırları içerisinde yer alır. Tarihi Asansöre, Dario Moreno (Asansör Çıkmazı) Sokağı’nın iki yanındaki sakız evlerinin arasından geçilerek ulaşılmaktadır.

En sıcak havalarda bile gece, müzik ve İzmir’in eşsiz körfez manzarası eşliğinde yenilen yemekle tadına doyulmaz bir keyif yaşamanız mümkündür. Mithatpaşa Caddesi ile Halilrıfatpaşa semti arasındaki 50 metre yükselti farkından dolayı, iki semt arasında 155 basamakla çıkılan ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla, 1907 yılında dönemin Bayraklı Mağazası sahibi Musevi işadamı Nesim Levi Bayraktaroğlu Paris ve İtalya’dan getirttiği mühendislere bir Asansör inşa ettirmiştir.

Eski taş ocağının bulunduğu yere inşa edilen Asansör kulesi 3 kattan oluşmaktadır. Birinci Dünya Savaşı sırasında asansörün alt katı kumarhane, orta katı fotoğrafhane ve üst katı da sinema olarak kullanılır. Su gücüyle çalışan ve Karataş Yahudi Hastanesinin başlıca gelir kaynaklarından birini oluşturan Asansör zaman içinde çeşitli kişilere kiraya verilir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında dönemim oldukça popüler Gençlerbirliği Cemiyeti Lokali olarak kullanılan yapının sinema bölümü küçük bir düzenleme ile tiyatro salonu olarak hizmet verir. Asansör, 1942 yılında Şerif Remzi Reyent’e satılır. 1887 yılında doğan Reyent, Türk incirini dünyaya tanıtan kişi olarak bilinen İ.T.O ve Kuru Meyve İhracatçıları Birliği Başkanlığı yapmış iş adamıdır.

1960’lı yılların ortalarında İzmir Belediyesi ile Şerif Remzi Reyent arasında anlaşmazlık çıkar ve Asansör kapatılarak depo olarak kullanılır. Reyent 11 Şubat 1973 te vefat eder ve bir zaman kaderine terk edilen Asansör 1983 yılında yeğeni Ayla Ökmen tarafından İzmir Belediyesi’ne bağışlanır.

1985 yılında Tansaş tarafından restore edilen Asansör eşine az rastlanır bir yapı olarak 105 yıldan bu yana, dimdik ayakta durmakta ve bugün hem bu işlevini sürdürmekte hem de cafe, bar, restoran olarak eşsiz manzarasıyla görenleri bir kere daha bu güzel kente âşık etmektedir. Bir zamanlar ünlü sanatçı Dairo Moreno ‘nun yaşadığı ve sanatçının adıyla anılan sokak ta bu gün geçmişin anılarını sessizce korumaktadır.

İzmir: Karabel Kaya Anıtı

Karabel Kaya Anıtı; İzmir’in Kemalpaşa İlçesi ile Torbalı İlçesi arasındaki yolun Karabel geçidinde bir tepenin güneye bakan yamacındadır.

Tarihçi Herodotos’a göre bu kabartmada betimlenen kişi Mısır kralı Sesotris’dir. Herodotos, bu kralın baş eğdirdiği ülkelerde sütunlar diktirdiğini ve bu sütunlardan Batı Anadolu kıyılarında iki tane olduğunu söyler. Bunlardan biri Fokaia ( Foça ) – Ephesos ( Efes ) yolu üzerinde, diğeri ise Sardes’ten İzmir’e giden yol üzerindedir diye ilave eder.

Bu iki yerde de iki buçuk dirsek yüksekliğinde bir heykel oyulmuştur; sağ elinde bir kargı, sol elinde yay tutar; öbür donatımları da gösterilmiştir. ; Mısır karakteri taşır, göğsünde bir omzundan öbürüne, kutsal Mısır harfleriyle bir yazı kazılmıştır ve bu yazının Herodotos’a göre anlamı : “ Sesotris’in bir omuz vuruşuyla bu ülkeyi yendiğini ve aldığını “ açıklamaktadır. Karabel’deki bu anıt bazı bilim adamlarınca Hititlerin Batı Anadolu’daki egemenliğinin bir kanıtıdır.

Nitekim Hitit kralı IV Tuthaliya’nın, Lydia’ya, ya da o zamanki adıyla Assuwa Bölgesine karşı birkaç sefer düzenlediğini biliyoruz. Bu düşüncelerle kabartmanın IV Tuthaliya olduğu da ileri sürülmüştü ve yaklaşık olarak M.Ö. 1 200 yıllarında yapılmıştır. Nitekim Ekrem Akurgal bu anıtı M.Ö. XIII yy.ın ikinci yarısına tarihler ve muhtemelen bir Hitit kralına ait olduğunu söyler.

Cevat Şakir Kabaağaçlı ise Hititlerin bölgeyi fetihleri sırasında bir Hitit savaşçısının kabartmasının yapıldığını söylemekle yetinir. Söz konusu esere gelince; geçitin batısında, düzgün bir kaya üzerine oyulmuş bir niş içerisinde sağ ayağını ileri uzatmış bir durumda, tipik Hitit giysileri içinde canlandırılmış bir erkek figürü alçak kabartma tekniğinde işlenmiştir. Sağ omzunda bir yay, sol elinde ucu yere bakan bir kılıç vardır.

Yüksekliği yaklaşık 2,5 m, eni ise 1,5 m olan kabartmada hiyeroglif yazıyla yazılmış bir yazıt varsa da, aşınmış olduğu için anlamı çözülemediğinden kabartmanın kesin olarak hangi kral tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Ancak kaya yazıtları üzerinde yalnız kralların değil, yerel krallar ve prenslerin de betimlendiğini göz önüne alırsak yukarıdaki bilgiler ışığında bir Hitit prens-kralının kabartıldığını söyleyebiliriz.

İzmir: Forbes Köşkü

Forbes Köşkü; İzmir’in Buca İlçesi, Kozağaç Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

18. yy sonlarından itibaren İzmir’in Buca ve Bornova İlçeleri Levantenlerin sayfiye yeri olarak gelişmiştir. Bu yüzden her iki semtte de görkemli levanten köşkleri yer alır.

Forbes Köşkü, Buca’daki Levanten malikaneleri arasında en çarpıcı ve görkemli olanıdır. Kentsel dokunun dışında, zamanında çamlık bir koru ile örtülü tepenin üst noktasına yerleştirilmiş ve yapı formuyla tepeyi tamamlayan bir taç görünümündedir. İki kata ilaveten sivri çatısıyla yükseltilmiş ve bir kule biçimindeki köşe bloku yapıya başka bir değer katarak, çevresine egemen bir karakter vermektedir.

Forbes Köşkünün başka bir değeri de detaylarındaki çok kaliteli malzeme ve işçiliktir. Gerek taş gerekse ithal edildiği anlaşılan ahşap çok özenli detay incelikleri yansıtmaktadır. Köşkün bir başka özelliği strüktürel yapısıdır. Yığma taş duvarlar içine gömülmüş ahşap karkas sistem, alışılmamış karma bir konstürksiyon düzeni oluşturmaktadır. İzmir’in zaman zaman depremden büyük zararlar gören bir yöre olmasının mimar yada mimarları böyle bir önlem almaya yönelttiği anlaşılmaktadır.

Yapının gerek planı gerekse formu tamamen kendine özgü bir karakter taşır.Ancak bu karakteri belli bir mimari üsluba bağlamak güçtür. Köşkün 1908 yılında yapıldığı , bir yıl sonra yandığı ve 1910 yılında yeniden yapılarak bugünkü görünümüne ulaştığı bilinmektedir.

Forbes ailesinin antimuan madeni, meyan kökü ihracatı ile zengin olduğu bilinmektedir. Bugün Buca SSK Hastanesi içinde ormanlık tepe üzerinde kalan Forbes Malikanesi’nde Forbes Ailesi’nin İzmir’den ayrılmasından sonra Whittall Ailesi ikamet etmiştir. Forbes Malikanesi bugün boş durmaktadır.

İzmir: Kazak Vadisi Kımız Çiftliği

Kazak Vadisi Kımız Çiftliği; İzmir’in Kemalpaşa İlçesi, Çinili Köy mevkinde yer alır. Çiftlik, Nif Dağı’nın eteklerinde zeytin, çam ve çok çeşitli meyve ağaçlarından oluşan yemyeşil bir ormanın yanı başındadır.

Otağ: Çiftlikte, turistik amaçlı ve sabit olarak düşünüldüğü için betonarme inşa edilen bir “otağ” da bulunmaktadır. (Otağ Orijinalinde kıl ya da keçe çadırdır). Tamamen Kazakistan Türkleri’nin yerel özelliklerine göre düzenlenmiş Otağın içinde. Kazak kıyafetleri içindeki personel tarafından, yöresel el sanatı ürünlerinin tanıtımı ve satışı yapılmaktadır.

Orta Asya Lokantası: Geleneksel Orta Asya mutfağı yemeklerinin servis edildiği bu lokantada; Kazak, Özbek ve Kırgız Türkleri mutfağından seçme yemekler bulmak mümkündür. Bunlar arasında en önemlileri; Özbek pilavı, bavursak, kaz sucuğu, dana etli sebze, kavurdak, şaşlık, buharda pişmiş mantı, kömürde tavuk budu, çiğ börek, kespe köje çorbasıdır. Çiftlikte; özel olarak beslenen koyun ve keçilerin sütünden üretilen leziz yoğurt ve peynirler de alıcıları için satışa sunulmaktadır.

Atlar: Orta Asya Türk kültürü içinde en baskın motif olan atlar, Kazak Vadisi’nin olmazsa olmazlarındandır. Çiftlikte, sadece Orta Asya atları değil, Avusturya orijinli Haiflinger cinsi oldukça uysal ve bol süt veren safkan kısraklar da yetiştirilmektedir. Kımız Çiftliği’ne giden yola saptığınızda, solda havalı yeleleriyle atları görebilirsiniz.

Burada, sakin huylu olmalarıyla ünlü ve binek olarak yetiştirilen Haflinger tayları var. Kımız Çiftliği’nin ziyaretçileri, ücreti karşılığı, isterlerse at binebilme imkanına da sahip oluyorlar. Manejde binilebildiği gibi, geniş çiftlik arazisinde ve ormanda da rehber eşliğinde ata binilebilmektedir. At binmekten ürken ziyaretçiler ise; binlerce gelincik, papatya ve çeşitli çiçeklerle, yemyeşil çim ve ağaçlarla bezeli orman içerisinde, doğa yürüyüşleri yapabilmektedirler.

Kımız Üretme Ünitesi: Bu Orta Asya köşesinin tartışmasız en orijinal figürü, çiftliğe adını da veren, Türklerin en eski milli içkisi at sütünden yapılan “kımız”dır. Kımız, sulu ayran kıvamında, mayalı ve hafif alkollü bir içki olup, tadı Kafkas Türkleri’nin mucizevi bir diğer içeceği kefiri andırır. Kımızın, sağlığa faydalı yönleri, bilimsel yayınlara geçmiş. En iyi kımız, en az iki defa yavrulamış kısrağın sütünden elde edilebiliyor.

Kazak Vadisi-Kımız Çiftliği’nde bulunan Alaş Kımız Üretme Ünitesi, Türkiye’nin ilk ve tek kımız imalatı yapan birimidir. Bu çiftlikte üretilmekte olan kımız; istek üzerine 200cc cam şişelerde veya yarım litrelik plastik şişelerde özel ambalajında, en az 4 litre olarak kargo ile gönderilmektedir. Kemalpaşa’daki Alaş Kımız Çiftliği, kış sezonunda sadece hafta sonları açık. Nisan ayından Ekim’e kadar ise her gün açıktır.

Nasıl Gidilir: İzmir’e sadece yarım saat mesafede. İzmir-Ankara yolundan devam ederken Kemalpaşa ayrımından sağa kıvrılıyor ve Torbalı-Selçuk istikametine doğru geçtikten yaklaşık 4 km sonra, yine sağdaki toprak yoldan 800 metre daha içeri girip Kazak Vadisi-Kımız Çiftliği’ne ulaşılıyor.