Turgut Kazan: HDP’nin Hazine Yardımına Tedbir İsteği Tam Bir Hukuk Skandalı

İstanbul Barosu eski başkanlarından Turgut Kazan, HDP’ye Hazine yardımının kesilmesi talebine ilişkin olarak, “HDP’nin alacağı hazine yardımına tedbir isteği tam bir hukuk skandalıdır” dedi ve ekledi:

“[Anayasanın 69. Maddesi’nde] davada öne sürülen aykırılık saptanmışsa (nihai olarak) bu yardımdan ‘kısmen veya tamamen yoksun bırakma kararı verilebileceğini’ söylüyor.Dolayısıyla bir yaptırım, asla bir tedbir olarak uygulanamaz.”

İstanbul Barosu eski başkanlarından avukat Turgut Kazan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın HDP’nin kapatılması davası kapsamında Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) yaptığı “hazine yardımı içeren hesapların bloke edilmesi” talebini “tam bir hukuk skandalı” olarak değerlendirdi.

Kazan peş peşe paylaştığı iki tvitin ilkinde HDP’ye Hazine yardımının kesilmesi talebine ilişkin olarak, “HDP’nin alacağı hazine yardımına tedbir isteği tam bir hukuk skandalıdır. [Anayasanın 69. Maddesi’nde] davada öne sürülen aykırılık saptanmışsa (nihai olarak) bu yardımdan ‘kısmen veya tamamen yoksun bırakma kararı verilebileceğini’ söylüyor.Dolayısıyla bir yaptırım, asla bir tedbir olarak uygulanamaz.” dedi.

Kazan ikinci tvitinde de AYM’yi “yanlışlık”tan kaçınmaya çağırdı: “Özellikle, seçimlerin nisanda / mayısta yapılabileceği konuşulurken ve seçim yılı nedeniyle (yasa gereği) partilere daha çok yardım yapılırken HDP’yi ayrı tutmak yeni bir seçim hilesi sayılır, sayılacaktır. İnanmak istiyorum ki AYM böyle bir yanlışlık yapmayacaktır, yapmamalıdır.”

AYM 6 Ocak’ta Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının talebini görüşerek karara bağlayacak.

Arka plan

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, 19 Aralık’ta AYM Başkanlığı’na başvurarak HDP’nin Hazine yardımı bulunan hesaplarının  “HDP’nin terör örgütü ile organik bağı[nın] dava sürecinde de devam e[ttiği|” gerekçesiyle “acilen bloke” edilmesini istedi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı talebini şu gerekçelere dayandırdı: “Haziran 2021 tarihli iddianamemiz ve 29 Kasım 2021 tarihli esas hakkındaki görüşümüzde ayrıntılarıyla açıklanan ve davalı partinin terör örgütü ile organik bağını gösteren eylem ve söylemlerine devam ettiği anlaşılmakla, sadece partinin ihtiyaçları veya parti çalışmalarında kullanılmak gayesiyle verilen devlet yardımlarının parti faaliyetleri dışında terör örgütünün amaçları doğrultusunda kullanılmasının engellenmesi bakımından bu yardımların geri alınmasındaki olası güçlükler gözetilerek, devlet yardımlarının bulunduğu banka hesabına tedbiren bloke konulmasına karar verilmesini yeniden talep etmek zarureti hasıl olmuştur.”

Ancak, Bekir Şahin’in talepnamesine temel teşkil eden, iddianame ve esas hakkındaki mütalaada ileri sürülenlerden farklı ne gibi bir yeni kanıt sunulduğu henüz savunmasını yapması için HDP’ye iletilmedi.

Medyada yer alan haberlere göre Şahin’in “hazine yardımına bloke” talebi, “[…] davalı parti hakkında kapatma kararı veya devlet yardımından yoksun bırakılma kararı verilmesi halinde [önceden] ödenen ya da ödenecek devlet yardımının harcanma ihtimali”ne dayandırılıyor; “davada delillerin toplandığı ve karar aşamasına geldiği” öne sürülerek “talebin ivedilikle görüşülüp” karar alınması isteniyor.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin tarafından “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve ortadan kaldırmayı amaçladığı” gerekçesiyle Halkların Demokratik Partisi’bin temelli kapatılması ve partinin eş genel başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan’ın da bulunduğu 687 üyeye siyasi yasak getirilmesinin talep edildiği iddianame, 17 Mart 2021’de Yüksek Mahkemeye gönderilmişti.

Şahin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gösterilen beş adayın dördüncüsüyken 4 Haziran 2020’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tercihiyle Başsavcılığa atanmıştı.

HDP’nin kapatılması talebini ilk kez 11 Aralık 2020’de yaptığı basın açıklamasında Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli gündeme getirdi. “HDP’nin kapısına açılmamak üzere kilit vurulmalıdır. Yani demem odur ki, HDP’yi Türk siyasetinin taşıma ve hazmetme kapasitesi dolmuştur. Bu terör ve bölücülük yatağı kapatılmalıdır.”

AKP Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş’un, “Parti kapatmalarının Türkiye’de olumlu sonuçları görülmedi.” yanıtına karşın Bahçeli, 11 Ocak 2021’de çağrısını yineledi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı dava açmadığı takdirde başvuruyu kendilerinin yapacağını belirtti.

Bahçeli 2 Mart 2021’de “HDP’nin terör örgütleriyle iltisaklı olduğu” gerekçesiyle kapatma davasının açılmasını talebini bir kez daha yineledi.

İddianame ve savunma

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Bekir Şahin’in 17 Mart’ta sunduğu iddianameyi “usul eksiklikleri” gerekçesiyle iade eti. AYM 15 Nisan’da, gerekçeli kararını Yargıtay’a gönderdi.

Bekir Şahin incelemesini tamamlayarak iddianemesini 7 Haziran’da yeniden AYM’ye gönderdi. Ön incelemesini tamamlayan raportör, iddianamenin kabulünü istedi. AYM, 21 Haziran’da iddianameyi oy birliğiyle kabul etti.

Dava prosedürlerinde öngörülen işlemlerin çoğu tamamlandı. HDP, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının esasa ilişkin mütalaasına karşı savunmalarını AYM’ye teslim etti. AYM, 10 Ocak 2023’teki toplantısının gündemine HDP’nin kapatılması istemiyle açılan davayı aldı.

Bekir Şahin belirlenen tarihte mahkemeye gelerek sözlü açıklama yapacak.

Şahin’in açıklamasının ardından belirlenecek günde ise HDP sözlü savunmasını verecek.

Anayasa Mahkemesi raportörü, Şahin’in sözlü açıklaması ve HDP yetkililerinin sözlü savunmasının ardından, davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak ve esas hakkındaki raporunu hazırlayacak.

Raporun, Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılması sonrası mahkeme başkanı toplantı için bir gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.

15 üyenin 10’uyla

HDP’nin kapatılması talebiyle açılan davayı, 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla, yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

Siyasi parti kapatma davası sonucunda verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilecek ve Resmî Gazete’de yayımlanacak.

Anayasa Mahkemesi’nin siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olduğunu belirlemesi halinde bu kişiler, kesin kararın Resmî Gazete’de gerekçeli yayımlanmasından başlayarak beş yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve denetçisi olamayacak.

(Kaynak: Bianet)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir