Uykusuzluk Kilo Alımına Neden Oluyor

Colorado Üniversitesi Anschutz Tıp Fakültesi araştırmacılarının çalışmaları, yetersiz uykunun yalnızca dikkat ve ruh hâli üzerinde etkili olmadığını; iştahı, yiyecek tercihlerini, kan şekeri dengesini ve vücut ağırlığını da etkileyebildiğini ortaya koyuyor.

Haber Merkezi / Ergenlik dönemi, yaşam boyu devam edecek beslenme, fiziksel aktivite ve uyku alışkanlıklarının şekillendiği kritik bir dönem olarak kabul ediliyor. PubMed’de indekslenen güncel araştırmalar da uykunun hem obeziteyle mücadelede hem de sağlıklı yaşamın sürdürülmesinde önemli bir unsur olduğunu ortaya koyuyor.

Az Uyku, Daha Fazla Kalori

Geleneksel kilo kontrolü yaklaşımları çoğunlukla beslenme ve egzersize odaklanırken, uzmanlar artık uyku düzeninin de bu denklemin önemli bir parçası olduğunu vurguluyor.

Günde 200 ila 300 Kalori Fazla: Yetişkinler üzerinde yapılan araştırmalar, uyku süresi kısıtlanan kişilerin gün içinde ortalama 200 ila 300 kalori daha fazla tüketebildiğini gösteriyor.

Uyku Süresi Artınca Kalori Tüketimi Azalıyor: Gecede 6 saatten az uyuyan kişilerin uyku süreleri 7,5 saate çıkarıldığında, günlük kalori tüketimlerinin yaklaşık 270 kalori azaldığı gözlemlendi.

Uzmanlara göre bunun temel nedenlerinden biri, yetersiz uykunun açlık ve tokluk mekanizmalarını etkilemesi. Uyku eksikliği, beynin ödül sisteminin işleyişini değiştirerek şeker ve yağ açısından zengin, yüksek kalorili yiyecekleri daha cazip hâle getirebiliyor.

Başka bir ifadeyle, yorgunluk yalnızca fiziksel enerjiyi azaltmıyor; kişinin sağlıklı besinler arasından seçim yapmasını da zorlaştırabiliyor.

Uykusuzluk Hareketsizliği Tetikliyor

Yetersiz uyku, yalnızca alınan kalori miktarını değil, gün içinde harcanan enerji miktarını da etkileyebiliyor.

Uyku süresi kısıtlanan kişilerin daha uzun süre uyanık kalmasına rağmen, yorgunluk nedeniyle fiziksel aktivitelerinin azaldığı görülüyor. Yürüyüş yapmak veya egzersiz yapmak yerine daha fazla oturmayı tercih eden bireyler, böylece daha az enerji harcayabiliyor.

Ergenlerde ise tablo daha karmaşık bir hâl alıyor. Gençlerin biyolojik saati, ergenlik döneminde doğal olarak gecenin daha ilerleyen saatlerine kayıyor. Buna karşın okul programları, sabah erken saatlerde uyanmayı zorunlu kılıyor.

Bu durum, gençlerin biyolojik ihtiyaçları ile günlük yaşamın sosyal düzeni arasında ciddi bir uyumsuzluk oluşturuyor.

Amerikan Pediatri Akademisi, ortaokul ve lise derslerinin sabah 08.30’dan önce başlamamasını öneriyor. Ancak birçok okulda dersler daha erken saatlerde başlıyor.

Yoğun ödev ve sınav temposu, sınav kaygısı, spor aktiviteleri ve yatmadan önce uzun süre ekran kullanılması da bu tabloya eklendiğinde, gençlerde uyku yetersizliği kronik bir hâl alabiliyor.

Diyabet ve Kronik Hastalık Riski Artıyor

Uykusuzluğun olası etkileri kilo alımıyla sınırlı kalmıyor. Uzun süreli ve yetersiz uyku, metabolik sağlık açısından da önemli sonuçlar doğurabiliyor.

İnsülin Direnci: Yetersiz veya kalitesiz uyku, vücudun kan şekerini düzenleyen insüline verdiği yanıtı olumsuz etkileyebiliyor. Bu durum zaman içinde insülin direnci riskini artırabiliyor.

Uzun Vadeli Sağlık Riskleri: Gençlik döneminde başlayan kilo ve kan şekeri sorunları, ilerleyen yıllarda Tip 2 diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi kronik sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor.

Araştırmalar, gençlerin uyku sürelerinin yalnızca bir saat artırılmasının bile günlük hareketsiz geçirilen süreyi azaltabileceğine ve fiziksel aktivite düzeyini artırabileceğine işaret ediyor.

Uyku Bir Lüks Değil, Hayati Bir İhtiyaç

Uzmanlar, uykusuzluğun obezitenin tek nedeni olmadığını ve vücut ağırlığının genetik, biyolojik, sosyal ve çevresel çok sayıda faktörden etkilendiğini vurguluyor.

Bununla birlikte uyku, sağlıklı yaşamın göz ardı edilmemesi gereken temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Ders çalışmak, sosyal aktiviteler veya ekran karşısında daha fazla zaman geçirmek uğruna uykudan fedakârlık edilmesinin uzun vadede sağlık açısından önemli sonuçları olabileceği belirtiliyor.

Okul başlangıç saatlerinin ergenlerin biyolojik ritimlerine daha uygun hâle getirilmesi ve gençlerin sağlıklı uyku alışkanlıkları kazanmasının desteklenmesi, yalnızca akademik başarı açısından değil, gelecekte ortaya çıkabilecek metabolik ve kronik hastalıkların önlenmesi açısından da önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Paylaşın

Yetersiz Uyku, Yaşlı Kadınlarda Alzheimer Riskini Artırabilir

Kaliforniya Üniversitesi San Diego’daki araştırmacılar tarafından yürütülen yeni bir çalışma, yaşlı kadınlarda uyku kalitesinin Alzheimer hastalığı riskiyle doğrudan ilişkili olabileceğini ortaya koydu.

Haber Merkezi / Özellikle Alzheimer’a genetik yatkınlığı bulunan kadınlarda yetersiz uyku; hafıza sorunları ve hastalıkla bağlantılı beyin değişiklikleriyle ilişkilendirildi.

Araştırmada, yaşlanma ve Alzheimer riski üzerine devam eden “Kadınlarda Enflamasyon ve Tau Çalışması” kapsamında 65 yaş ve üzerindeki 69 kadın incelendi. Katılımcılar uyku kalitelerine ilişkin anketleri doldururken, aynı zamanda hafıza testlerinden geçirildi ve Alzheimer hastalığında anormal şekilde biriken “tau” proteinini ölçmek amacıyla beyin taramaları yapıldı.

Elde edilen bulgular, kendi bildirimlerine göre daha kalitesiz uyku uyuyan kadınların, Alzheimer’ın erken dönemlerinde etkilenen beyin bölgelerinde daha fazla tau birikimi ve daha düşük görsel hafıza performansı gösterdiğini ortaya koydu. Ancak bu ilişkinin yalnızca Alzheimer açısından yüksek genetik risk taşıyan kadınlarda görüldüğü belirtildi.

Araştırmada, genetik riski düşük olan kadınlarda ise uyku şikayetleriyle hafıza performansı ya da tau birikimi arasında anlamlı bir bağlantıya rastlanmadı. Ayrıca dikkat çeken bir diğer sonuç ise uyku bozukluklarının özellikle görsel hafızayı etkilediğinin görülmesi oldu. Sözel hafıza üzerinde benzer bir etkinin bulunmadığı ifade edildi.

Bilim insanları, elde edilen sonuçların uyku bozuklukları ile Alzheimer hastalığının birbirini tetikleyebileceğine dair artan bilimsel kanıtları desteklediğini belirtti. Önceki araştırmalar da düzensiz uykunun anormal tau proteinlerinin birikmesine katkıda bulunabileceğini, Alzheimer kaynaklı beyin değişimlerinin ise uyku düzenini bozabileceğini göstermişti.

Uzmanlar, dünya genelindeki Alzheimer vakalarının yaklaşık üçte ikisinin kadınlardan oluştuğuna dikkat çekerek, kadınların erkeklere kıyasla daha düşük uyku kalitesi bildirme eğiliminde olduğunu vurguladı. Bu nedenle uyku düzeninin, özellikle yaşlı kadınlar için değiştirilebilir önemli bir risk faktörü olabileceği ifade edildi.

Araştırmacılar ayrıca kişinin kendi değerlendirmesine dayanan uyku şikayetlerinin kolay ve düşük maliyetli bir tarama yöntemi sunduğunu belirterek, bu tür şikayetlerin risk grubundaki bireylerin erken dönemde belirlenmesine yardımcı olabileceğini kaydetti.

Çalışmanın sonuçlarına göre uzmanlar, özellikle genetik riski yüksek kadınlarda uyku kalitesini artırmaya yönelik adımların gelecekte Alzheimer’ı önleme stratejilerinin önemli bir parçası haline gelebileceğini düşünüyor.

Paylaşın

Uyku Pozisyonu Kalp Sağlığını Nasıl Etkiler?

Uyku pozisyonunun kalp sağlığı üzerindeki etkisi genellikle dolaylıdır. Uyku pozisyonu, kalp sağlığını farklı şekillerde etkileyebilir, ancak bu etkiler bireysel sağlık durumuna ve uyku pozisyonuna bağlı olarak değişebilir.

Haber Merkezi / İşte yaygın uyku pozisyonlarının kalp sağlığı üzerindeki etkileri:

Sırt Üstü Uyuma (Supin Pozisyon): Sırt üstü uyuma, vücudun doğal hizasını destekler ve omurga üzerindeki baskıyı azaltabilir. Kalp üzerinde doğrudan bir baskı oluşturmaz, bu da genellikle kalp sağlığı için nötr bir pozisyon olarak kabul edilir.

Horlama veya uyku apnesi problemi olan kişilerde bu pozisyon hava yolunu tıkayabilir, bu da kan oksijen seviyelerini düşürebilir ve kalbin daha fazla çalışmasına neden olabilir. Uyku apnesi, kalp hastalıkları riskini artırabilir.

Yan Yatma (Özellikle Sol Yan): Sağ yan yatma, özellikle hamilelerde önerilir çünkü kalbe ve diğer organlara kan akışını kolaylaştırabilir. Sol yan yatma ise bazı çalışmalarda kalp üzerindeki baskıyı artırabileceği öne sürülse de, bu etki genellikle minimaldir.

Sol yan yatma, bazı insanlarda reflü semptomlarını kötüleştirebilir (gastroözofageal reflü hastalığı – GÖRH), bu da dolaylı olarak kalp sağlığını etkileyebilir, çünkü reflü uyku kalitesini bozabilir.

Yüzüstü Uyuma (Pron Pozisyon): Yüzüstü uyuma, boyun ve omurga için genellikle önerilmez. Ayrıca, bu pozisyon göğüs kafesine baskı yaparak solunumu zorlaştırabilir, bu da özellikle kalp veya akciğer rahatsızlığı olan kişilerde kalbin iş yükünü artırabilir.

Uyku Apnesi ve Kalp Sağlığı: Uyku pozisyonu, özellikle obstrüktif uyku apnesi (OSA) olan kişilerde kalp sağlığı üzerinde dolaylı bir etkiye sahiptir. Yan yatma, uyku apnesini hafifletebilir, bu da kan basıncını düşürerek ve kalbin üzerindeki yükü azaltarak kalp sağlığını koruyabilir.

Genel Öneriler:

Kalp rahatsızlığı olan kişiler için genellikle sağ yan yatma önerilir, çünkü bu pozisyon kalbe en az baskı yapar.

Uyku kalitesini artırmak, stres hormonlarını azaltarak ve kan basıncını düzenleyerek kalp sağlığını destekler. Bu nedenle rahat bir uyku pozisyonu bulmak önemlidir.

Kalp yetmezliği gibi ciddi bir kalp rahatsızlığınız varsa, doktorunuz yatarken başınızın hafif yüksekte tutulmasını (yastıkla desteklenmiş pozisyon) önerebilir, bu da akciğerlerde sıvı birikimini azaltabilir.

Paylaşın

Kadınlar, Erkeklerden Neden Daha Fazla Uyurlar?

Uzmanlara göre; sağlıklı yetişkinlerin günde 7 – 9 saat uykuya ihtiyacı vardır. Ancak araştırmalar, kadınların genellikle erkeklerden biraz daha fazla uyuduğunu göstermektedir.

Haber Merkezi / Kadınlar sadece istedikleri veya alışkanlıkları nedeniyle daha fazla uyumazlar. Uykudaki fark, fizyolojik özelliklerden ve yaşam tarzı faktörlerinden kaynaklanmaktadır.

Kadınların erkeklerden daha fazla uyumasının birkaç nedeni vardır:

Hormonal etki: Kadınların durumu, uyku ihtiyacını belirleyen hormonlardan etkilenir. Bu hormonlar, vücudun sirkadiyen ritmini, yani “biyolojik saati”ni etkileyerek uyku süresini belirlerler.

Sağlık sorunları: Kadınlarda uykusuzluk, huzursuz bacak sendromu ve kalitesiz uyku görülme olasılığı erkeklere göre daha yüksektir ve bu da kronik yorgunluğa yol açar. Bunun olası nedenleri arasında cinsiyetler arasındaki ruh sağlığı farklılıkları yer almaktadır.

Kadınlar ayrıca depresyon, anksiyete ve çeşitli ruhsal hastalıklara daha yatkındır ve bu da soruna katkıda bulunabilir.

Aşırı iş yükü: 2021 tarihli bir araştırma, ücretsiz işlerin yüzde 75’inin kadınlar tarafından yapıldığını ortaya koydu. Bu, ev işlerine, aileye ve sevdiklerinin tıbbi ihtiyaçlarına bakmayı içerir. Bu tür iş yükü genellikle strese ve kronik uyku eksikliğine yol açarak dinlenme ihtiyacını artırır.

Yeterli uyku almak neden önemlidir?

Uyku, sağlığın ve vücudun düzgün işleyişinin korunması için olmazsa olmazdır. Dikkat ve hafızayı geliştirir, stresi yönetmeye yardımcı olur, sağlıklı vücut ağırlığını korur ve bağışıklık sistemini güçlendirir.

Kişi uyuduğunda kalp daha az aktif çalışır, bu da kan basıncını ve kalp atış hızını düşürür. Uyku eksikliği hipertansiyon, koroner kalp hastalığı, felç ve obezite riskini artırır.

Ayrıca uyku, hormon üretimini düzenler. Bu hormonlar insan büyümesini, cinsel olgunlaşmayı ve metabolizmayı etkiler. Çok kısa veya hafif uyku, iştahı ve ruh halini etkileyen maddelerin dengesini bozabilir.

Paylaşın

Aşırı Uyku Alzheimer’ın Erken Belirtisi Olabilir

Aşırı uyku (hipersomni) veya uyku bozuklukları, bilişsel işlevlerde bozulmaya yol açan ilerleyici bir nörodejeneratif bir sağlık sorunu olan Alzheimer’ın erken evrelerinde sıkça gözlemlenen belirtilerinden biridir.

Haber Merkezi / Ancak bu durum her zaman Alzheimer’ı işaret etmez. Uyku bozuklukları, modern yaşam tarzı, stres ve diğer sağlık sorunlarından da kaynaklanabilir. Bu nedenle, aşırı uyku gibi belirtileri değerlendirirken, bireyin genel sağlık durumu, yaşam tarzı ve risk faktörleri (örneğin, ailede Alzheimer öyküsü) dikkate alınmalıdır.

Uyku ve Alzheimer arasındaki bağlantı: Araştırmalar, uyku düzenindeki değişikliklerin Alzheimer hastalığı ile güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu göstermektedir.

Alzheimer hastalığında, beyinde amiloid beta proteinleri birikir ve birikintiler plaklar oluşturur. Bu birikim, bilişsel işlevlerin bozulmasına katkıda bulunur. Sağlıklı uyku, beynin bu toksik proteinleri temizlemesine yardımcı olur (gliyatik sistem aracılığıyla). Ancak, yetersiz veya düzensiz uyku, bu temizleme sürecini bozabilir ve amiloid beta birikimini artırabilir.

Öte yandan, Alzheimer’ın erken evrelerinde beyindeki değişiklikler, uyku-uyanıklık döngüsünü düzenleyen bölgeleri (örneğin, hipotalamus ve beyin sapı) etkileyebilir, bu da aşırı uyku veya uykusuzluk gibi sorunlara yol açabilir.

Aşırı uyku ve Alzheimer’ın erken belirtileri: Alzheimer’ın erken evrelerinde, bireyler gün içinde aşırı uykulu olabilir veya normalden daha uzun süre uyuyabilir. Buna “gündüz aşırı uyku hali” denir. Uyku kalitesinde bozulma, gece sık uyanma veya gündüz – gece döngüsünün tersine dönmesi (örneğin, gece uyanık kalıp gündüz uyumak) gibi belirtiler de görülebilir.

Bu tür uyku değişiklikleri, genellikle hafıza kaybı, konsantrasyon güçlüğü ve zihin hali değişiklikleri gibi diğer erken Alzheimer belirtileriyle birlikte ortaya çıkar.

Aşırı uykunun diğer olası nedenleri: Aşırı uykunun Alzheimer ile ilişkilendirilmesi için, diğer olası nedenlerin dışlanması önemlidir. Çünkü aşırı uyku, birçok farklı sağlık sorunundan da kaynaklanabilir:

Uyku Apnesi: Gece boyunca solunumun kesintiye uğraması, uyku kalitesini düşürür ve gündüz aşırı uykululuğa neden olabilir.
Depresyon: Depresyon, uyku düzeninde değişikliklere (hem uykusuzluk hem de aşırı uyku) yol açabilir.
İlaç yan etkileri: Bazı ilaçlar, özellikle sakinleştiriciler, antidepresanlar veya antihistaminikler, uykululuğu artırabilir.

Tiroid sorunları: Hipotiroidizm gibi durumlar, enerji seviyesini düşürerek aşırı uyku eğilimi artırabilir.
Nörolojik hastalıklar: Parkinson hastalığı veya demans türleri gibi diğer nörolojik durumlar da uyku değişikliklerine neden olabilir.
Yaşlanma: Normal yaşlanma sürecinde uyku düzeni değişebilir, ancak bu değişiklikler genellikle Alzheimer ile ilişkili olanlardan daha hafiftir.

Önleme ve yönetim

Eğer aşırı uyku, Alzheimer’ın erken bir belirtisiyse, erken teşhis ve yönetim hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir. Aşağıdaki öneriler, uyku sağlığını iyileştirmek ve Alzheimer riskini azaltmak için faydalı olabilir:

Düzenli uyku: Her gün aynı saatte yatıp kalkmaya özen göstermek.
Fiziksel aktivite: Düzenli egzersiz, uyku kalitesini artırabilir ve bilişsel işlevleri destekleyebilir.
Sağlıklı beslenme: Akdeniz tipi diyet (bol sebze, meyve, tam tahıl, balık ve zeytinyağı) beyin sağlığını destekler.
Zihinsel aktivite: Bulmaca çözmek, kitap okumak veya yeni bir beceri öğrenmek gibi zihinsel egzersizler, bilişsel rezervin korunmasına yardımcı olabilir.
Uyku hijyeni: Kafein ve alkol tüketimini sınırlamak, yatak odasını rahat ve karanlık bir ortam haline getirmek.

Paylaşın

Kediler Uyurken Neden Yüzlerini Kapatırlar?

Rahatlarına oldukça düşkün olan kediler, hayatlarının neredeyse üçte ikisini uyuyarak geçirirler. Eğer bir kediyi uyurken yüzünü kapattığını fark ettiyseniz, nedenini merak etmiş olabilirsiniz.

Haber Merkezi / Görünen o ki bu hareket, kedilerin uykuya dalmalarını kolaylaştırıyor. Uzmanlara göre, kedilerin yüzlerini kapatması, uykuya dalmalarına çeşitli şekillerde yardımcı oluyor.

Kediler genellikle şekerleme yapmak için güneşli yerler seçerler, ancak ışık parlaması kedilerin hassas gözlerini tahriş edebilir ve uyumalarını engelleyebilir. Kediler, yüzlerini kapatarak kendileri için karanlık bir ortam oluşturabilirler.

Kediler, ayrıca uyurken kıvrılarak vücut ısılarını korumaya çalışabilirler. Uzmanlara göre, bir top gibi kıvrılmak, kuyruğunu sarmak ve yüzünü kapatmak, kedilerin kendi vücut ısılarını korumalarına yardımcı olabilir.

Kedilerin uyurken güvenlik için yüzlerini kapattıkları da ifade ediliyor. Kediler, yüzlerinin savunmasız olduğunu biliyorlar, bu yüzden kediler yüzlerini kapatarak, kendilerini güvende hissediyor olabilirler.

Bazı kediler uyurken sadece rahatlık olsun diye de yüzlerini kapatabilirler. Bu, bizim bir şekerleme sırasında ekstra rahatlık için kollarımızı yastığın etrafına dolamamız veya bacaklarımızın arasına battaniye sıkıştırmamız gibi bir şey.

Kediler, vücutlarını “sahip oldukları” nesnelere ve alanlara sürterek bölgelerini işaretlemeyi severler. Kedi kendi bölgesini işaretlemek için başını yastığa, battaniyeye veya halıya sürtüyor olabilir, bu uyurken yüzünü kapatıyormuş gibi görünebilir.

Sonuncusu ve muhtemelen en komik olanı, kedilerin bakım yaparken uyuyabilirler. Kediler, kendilerini temizlemek için patilerini yalarlar ve yüzlerine sürerler. Bu kedileri yorabilir ve temizlik sırasında uyumalarına neden olabilir.

Paylaşın

Yatmadan Önce Kaçınılması Gereken Beş Yiyecek

Genel sağlık açısından dinlendirici gece uykusu çok önemlidir ve yatmadan önce tüketilen bazı yiyecekler uyku kalitesini önemli ölçüde etkileyebilir. Bazı yiyecekler iyi bir uyku almaya yardımcı olabilirken, bazı yiyeceklerde uyku düzenini bozabilir.

Haber Merkezi / İşte bu nedenle yatmadan önceki saatlerde ne tüketildiğine dikkat etmek çok önemli. Yatmadan önce kaçınılması gereken 5 yiyecek:

Kafein: Kafein, yatmadan birkaç saat önce tüketilse bile uykuya dalmayı zorlaştırabilen bir uyarıcıdır. Kahve, çay, çikolata ve birçok gazlı içecekte bulunan kafeinin uykuyu bozabilmesi şaşırtıcı değildir. Uyku kalitesini artırmak için öğleden sonra ve akşam kafein alımını sınırlamak en iyisidir.

Baharatlı yiyecekler: Baharatlı yiyecekler lezzetli olsa da mide yanmasına ve hazımsızlığa neden olarak uykuya dalmayı zorlaştırabilir. Bunu önlemek için yatma saatine yakın baharatlı yiyeceklerden uzak durmak en iyisidir.

Yağlı gıdalar: Yağ oranı yüksek yiyecekler de uyku düzenini bozabilir. Bu nedenle iyi bir uyku için akşamları daha hafif, kolay sindirilebilen yemekleri tercih edilmeli.

Alkol: Alkol başlangıçta uykulu hissetmeye neden olsa da uyku döngüsünü bozabilir. Alkol, hafızanın pekiştirilmesi ve genel uyku kalitesi için çok önemli olan REM (hızlı göz hareketi) uykusuna müdahale eder. Dinlendirici uyku için, özellikle yatmadan önceki saatlerde alkol tüketimini sınırlamak en iyisidir.

Şekerli gıdalar: Yatmadan önce şeker oranı yüksek gıdaların tüketilmesi kan şekeri seviyelerinde dalgalanmalara neden olabilir, bu da enerji çökmelerine ve uyku kalitesinde bozulmalara neden olabilir. Yatmadan önce şekerli gıdalar yerine, yoğurt veya kuruyemiş gibi atıştırmalıklar tercih edilebilir.

Paylaşın

İyi Bir Gece Uykusunu Etkileyen 6 Faktör

Bilincin değiştiği ve duyusal aktivitenin belirli bir dereceye kadar engellendiği, zihinsel ve fiziksel aktivitenin azaldığı bir durum olarak tanımlanan uyku, genel sağlıkta hayati bir rol oynar.

Haber Merkezi / Aslında iyi bir gece uykusu, bağışıklık sistemini güçlendirmekten hafızayı pekiştirmeye (kısa süreli anıları uzun süreli anılara dönüştürmeye) kadar her şeyi yapabilir.

İyi bir gece uykusunu etkileyen bazı önemli faktörler ise şunlardır:

Işığa maruz kalma: Gözler, ışığı algılayan ve vücuda gece mi yoksa gündüz mü olduğunu söyleyen sinyalleri beyne gönderen, ışığa duyarlı özel hücreler içerir. Bu sinyaller vücudun melatonin hormonu salgılamasını düzenleyen ve ne zaman hareket edeceğinizi belirleyen vücudun iç saatine (sirkadiyen ritim olarak da bilinir) katkıda bulunur.

Elektrik ışığı, TV ekranları ve akıllı telefonların parlaklığı nedeniyle geceleri çok daha fazla ışığa maruz kalınır ve bu da biyolojik saatleri bozarak uyanık tutabilir.

Kimyasallar: Günlük olarak temas edilen ve vücudun uyku programını bozabilecek çok çeşitli kimyasallar vardır: Kafein, nikotin, alkol, antihistaminikler ve reçeteli ilaçlar. Bu kimyasalların birçoğu vücudun uyku döngüsü boyunca hareket etme şeklini değiştirebilir.

Uyku ortamı: Yatak odasının ortamı vücudun uykuya ne kadar kolay dalındığını etkileyebilir. Genel olarak, düşük ışık, gürültüsüz ve ılık sıcaklık iyi bir uyku için en elverişli ortamdır.

Stres ve kaygı: Uyku tamamen biyolojik bir durum değildir; zihinsel sağlığa da bağlıdır. Özellikle stres, anksiyete veya depresyon gibi klinik bir durum varsa, her gece uykuya dalmakta zorluk çekmeye veya gece boyunca birkaç kez uyanmaya neden olabilir.

Vardiyalı çalışma: Pek çok çalışan gündüz çalışıp geceleri uyurken, havayolu pilotlarından sağlık personeline kadar genellikle gece boyunca çalışan birçok meslekte vardır. Bu durum, vücudun uyku düzeni ve iç saatini önemli ölçüde etkiler.

Uyku bozuklukları: Birçok sağlık sorunu gece uykusu yoksunluğuna katkıda bulunur. Uyku apnesi, uyku sırasında vücudun üst solunum yolundan (tıkanıklık veya beyin sinyali nedeniyle) oksijen almayı bıraktığı tıbbi bir durumdur. Uyku apnesi olan kişiler, uyku döngüleri arasında nefes nefese kalarak uyanabilirler.

Narkolepsi, genellikle periyodik “uyku atakları” ile karakterize edilen, uyanık saatlerde aşırı uyku hali yaşanılan bir durumdur. Huzursuz bacak sendromu, özellikle yatakta bacaklarda rahatsız edici hisler yaşaması durumudur.

Paylaşın

Daha Sağlıklı Bir Uyku İçin 5 İpucu

Stres, uzun çalışma saatleri, uyku apnesi ve idrar kaçırma gibi tıbbi durumlar gibi pek çok faktör yetersiz uykuya neden olabilir. Ne kadar uyuyacağınızı kontrol edemeyebilirsiniz, ancak uyku kalitesini kontrol edebilirsiniz.

Haber Merkezi / Ostrüktif uyku apnesi (OSA), hem uyku hem de kalp sağlığı için önemli bir tehdit oluşturan yaygın bir uyku bozukluğudur. Boğazın arka kısmındaki kasların aşırı derecede gevşemesi, hava yollarının daralmasına ve uyku sırasında nefes almada tekrarlanan kesintilere neden olmasıyla ortaya çıkar.

OSA ayrıca pulmoner hipertansiyona (akciğer arterlerini ve kalbin sağ tarafını etkileyen bir tür yüksek tansiyon) katkıda bulunabilir ve kalp yetmezliğine yol açabilir.

Oksijen eksikliği, kalbin çalışma şeklini değiştirmek de dahil olmak üzere vücuttaki her organı etkiler. Hem kalp hem de akciğerler göğüs boşluğunda yer kapladığından, akciğer fonksiyonu üzerindeki artan baskı kalp performansını da etkiler. Bu fiziksel stres, kalp kaslarının kalınlaşmasına ve genel kalp fonksiyonunun bozulmasına neden olabilir. Ayrıca yüksek tansiyon ve yüksek kalp atış hızı da yaşanabilir.

Uyku apnesi, gündüz aşırı yorgunluk, nefes nefese veya boğulma sesleriyle birlikte yüksek sesle horlama, sabah baş ağrıları, uyanırken ağız kuruluğu ve huzursuz uyku olarak kendini gösterebilir. Baş ve boyun anatomisi ve vücut ağırlığı gibi faktörler de riske katkıda bulunabilir.

İşte daha sağlıklı bir uyku için 5 ipucu:

Hafta sonları da dahil olmak üzere her gece aynı saatte yatın ve her sabah aynı saatte kalkın,
Yatak odanızın sessiz, karanlık, dinlendirici ve konforlu bir sıcaklıkta olduğundan emin olun,
TV, bilgisayar ve akıllı telefon gibi elektronik cihazları yatak odasından çıkarın,
Yatmadan önce aşırı yemek, kafein ve alkolden kaçının,
Gün içerisinde fiziksel olarak aktif olmak geceleri daha kolay uykuya dalmanıza yardımcı olabilir.

Paylaşın

Gün Ortası Kısa Uyku Molaları Bunama Riskini Azaltabilir

Uzun vadede beynin toplam hacminin daha büyük kalmasına yardımcı olan gün ortasında verilen kısa uyku molaları, ilerleyen yaşlarda demans (bunama) ve kalp sorunları başta olmak üzere, pek çok hastalığın ortaya çıkma riskini azaltıyor.

Gün ortası kısa uyku molaları kalp sağlığına da iyi geliyor. Bunun için haftada sadece bir ya da iki kez, gün ortasında kısa bir uyku molası vermek yeterli. Kendisini yorgun hissedenlerin, ara sıra gün ortasında 20 ila 30 dakika arasında kısa bir uyku molası vermesi, beyin ve kalp sağlığı için oldukça yararlı.

Sleep Health dergisine göre araştırmacılar, öğle uykusu ile beyin hacminin küçülmesi arasında nedensel bir ilişki kurmayı başardılar. Buna göre ara sıra şekerleme yapmak, uzun vadede beynin toplam hacminin daha büyük kalmasına yardımcı oluyor. Bu da ilerleyen yaşlarda demans (bunama) ve kalp sorunları başta olmak üzere, pek çok hastalığın ortaya çıkma riskini azaltıyor.

Çalışma için Uruguay Üniversitesi ve University College London’dan araştırmacılar, İngiltere’deki Biyobank Araştırması arşivinde kayıtlı olan ve yaşı 40 ila 69 arasında değişen 378 bin 932 kişinin verilerini analiz etti. Uzmanlar, uyuma alışkanlıkları ile genetik özellikler arasında bir bağ tespit etti.

Massachusetts General Hospital’da uyku üzerine uzmanlaşmış doktorlara göre, gün ortasındaki kısa uykunun özellikle önemli olduğu üç tip insan var: Çok erken kalkanlar, uyku bozukluklarından mustarip olanlar ve genetik olarak daha fazla uykuya ihtiyaç duyanlar.

Uzmanlara göre bazı insanlar, genetik özelliklerinden dolayı, dışarıdaki güzel havaya rağmen kendilerini yorgun hissedip uyumaya ihtiyaç duyabiliyor.

Öğle uykusunun, zihinsel yetenekleri geliştirip geliştirmediği henüz bilinmiyor. Michiganlı uyku araştırmacıları, uyku ile bilişsel yetenekler arasında neredeyse hiçbir bağ bulamadı. Uruguay’da yapılan çalışmada da uzmanlar, gün içinde kısa süreli uyuyanlarda refleks veya görsel algılama performansındaki artışa dair bir kanıta rastlamadı.

Diğer yandan Çin’de yapılan bir araştırmaya göre, yaşlılarda öğle uykusunun bilişsel yetenekleri geliştirdiği düşünülüyor. Ancak bu araştırmanın yöntem ve koşulları hakkında çok fazla ayrıntı bilinmiyor.

Öğle uykusu pek çok Batı ülkesinde hoş karşılanmazken, Japonya, Çin ve İspanya gibi ülkelerde hayli yaygın. Delaware Üniversitesi’nden Xiaopeng Ji, “Çin’de öğle uykusu, iş yerindeki birçok yetişkin ve okuldaki öğrenciler için öğle yemeği sonrası rutin programa entegre edilmiş durumda” diyor.

“Hipertansiyon” dergisinde yazılanlara göre, kısa öğle uykusu göründüğü kadar masum ve zararsız değil. Aksine: Yine Çinli uzmanlara dayandırılan bir araştırmaya göre, sık veya düzenli şekerleme yapmanın, hiç öğle uykusu uyumayanlara kıyasla, yüksek tansiyon riskinin yüzde 12 ve felç riskinin yüzde 24 daha yüksek olduğu belirtiliyor.

Ancak söz konusu araştırmanın denekleri arasında çok yüksek oranda erkek, düşük eğitim ve gelir düzeyine sahip katılımcılar, düzenli olarak sigara içen ve alkol alan, uykusuzluk çeken veya “gece kuşu” olma olasılığı daha yüksek kişiler bulunuyor. Bu nedenle araştırma sonuçlarına da temkinli yaklaşmak gerekiyor.

Yüksek tansiyon ve obezite de uykululuğa yol açabilir. Obez insanların genelde uykuya daha fazla meyilli oldukları biliniyor. Arizona Üniversitesi’nden uyku araştırmacısı Michael Grandner, sağlıksız yaşamın yol açtığı pek çok hastalığın sebebi olarak gün içindeki kısa uykuları göstermenin, doğru bir yaklaşım olmadığı görüşünde: “Örneğin kötü bir gece uykusu, vücut sağlığını olumsuz etkiler. Gün içinde kestirmek, gece uykusunu telafi etmek için yeterli değildir.”

Kalp sağlığına iyi geliyor

İsviçre’de yapılan bir başka araştırmaya göre ise arada bir kestirmek, kalp sağlığına iyi geliyor. Bunun için haftada sadece bir ya da iki kez, gün ortasında kısa bir uyku molası vermek yeterli. Bochum Ruhr Üniversitesi Herne Marien Hastanesi Direktörü Dr. Hans-Joachim Trappe, “Ara sıra yapılan bir ‘şekerleme’ kardiyovasküler riskleri önemli ölçüde azaltıyor. Ancak her gün düzenli yapılan öğle uykuları için aynı şeyi söyleyemeyiz” diyor.

Özetle: Kendisini yorgun hissedenlerin, ara sıra gün ortasında 20 ila 30 dakika arasında kısa bir uyku molası vermesi, beyin ve kalp sağlığı için oldukça yararlı. Ancak uzmanlar, özellikle geceleri uykusuzluk çekenlerin, öğle uykusundan uzak durmalarının daha sağlıklı olacağını vurguluyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın