“Depremlerin Yol Açtığı Maddi Hasar 100 Milyar Doları Aşacak” Tahmini

11 ilde büyük yıkıma ve on binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin yol açtığı maddi hasarın 100 milyar doları aşacağı tahmininde bulunuldu.

Depremlerin yol açtığı maddi hasarın üstüne toparlanma maliyetlerinin de ekleneceği belirtildi.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) yetkilisi Louisa Vinton, Kahramanmaraş merkezli depremlerin Türkiye’de yol açtığı hasarın 100 milyar doları aşacağı yönündeki öngörüyü kamuoyuyla paylaştı.

Gaziantep’ten video konferans aracılığıyla gazetecilere açıklamada bulunan Vinton, “Yapılan hesaplamalardan hasarın 100 milyar doları aşacağı açık şekilde görülüyor” dedi. BM yetkilisi, bu meblağın üstüne toparlanma maliyetlerinin de ekleneceğini belirtti.

Vinton, Türkiye ve Suriye’deki depremzedeler için bağış toplanması amacıyla 16 Mart’ta Belçika’nın başkenti Brüksel’de düzenlenecek uluslararası konferans için de 100 milyar dolar olarak hesaplanan geçici verinin esas alındığını söyledi.

Türkiye’ye yurt dışından yapılan ayni yardımlar

Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin ardından dış temsilcilikler eşgüdümüyle Türkiye’ye ulaştırılan ayni yardımlara ilişkin son verileri paylaştı.

Dışişleri Bakanlığının Twitter hesabından yapılan grafikli paylaşıma göre, deprem bölgelerinde 16 ülke 34 sahra hastanesi kurdu. Ayrıca şu ana kadar 179 bin 655 çadır, 2 bin 76 yaşam konteyneri ve 2 bin 75 mobil hijyen ünitesi Türkiye’ye getirildi.

Ayni yardımlar kapsamında 1 milyon 879 bin 145 battaniye, 269 bin 747 uyku tulumu, 96 bin 462 yatak, 33 bin 810 jeneratör, 7 bin 488 ton giyecek, 4 bin 109 ton hijyen tıbbi malzeme ve 6 bin 908 ton gıda da Türkiye’ye ulaştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Hazine Piyasaya 17 Milyar 281,4 Milyon Lira Borçlandı

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da gelişmeler iktidarın açıklamalarını yalanlıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı, bugün piyasaya 17 milyar 281,4 milyon lira borçlandı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, bugün 17 milyar 281,4 milyon lira borçlanmaya gitti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı ilk ihalede, 9 ay (280 gün) vadeli, kuponsuz hazine bonosunun yeniden ihracını gerçekleştirdi.

İhalede basit faiz yüzde 9,81, bileşik faiz ise yüzde 9,91 oldu. Nominal teklifin 1 milyar 346 milyon lirayı bulduğu ihalede, nominal satış 936 milyon lira, net satış 870,4 milyon lira olarak kaydedildi.

Kamudan teklifin gelmediği ihalede, piyasa yapıcılarından 1 milyar 717 milyon liralık teklif alındı ve bu kesime 1,2 milyar liralık satış yapıldı.

İkinci ihalede ise 10 yıl (3507 gün) vadeli, 6 ayda bir yüzde 5,2 kupon ödemeli, sabit kuponlu devlet tahvilinin yeniden ihracı gerçekleştirildi. İhalede basit faiz yüzde 11,56, bileşik faiz ise 11,90 oldu.

Nominal teklifin 11 milyar 350 milyon lirayı bulduğu ihalede, nominal satış 8 milyar 970 milyon lira, net satış 8 milyar 711 milyon lira olarak kayıtlara geçti.

Kamudan teklifin gelmediği ihalede, piyasa yapıcılarından 9 milyar 202 milyon liralık teklif alındı ve bu kesime 6,5 milyar liralık satış yapıldı. Hazine böylelikle piyasaya 17 milyar 281,4 milyon lira borçlandı.

Paylaşın

2022 Yılında En Az 327 Kadın Öldürüldü

2022 yılında en az 327 kadın öldürüldü. Bu sayıya, geçmiş yıllarda işlenen ancak basına 2022 yılında yansıyan 14 cinayet de eklenirse sayı 341 oluyor. Bu 14 cinayetin bazıları, geçmiş yıllarda basına “faili meçhul” veya “şüpheli ölüm” olarak yansımıştı.

2022 yılında transların da olduğu en az 198 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı.

Bağımsız İletişim Ağı (Bianet) Erkek Şiddeti Çetelesi Raporu’na göre, 1 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022 tarihleri arasında erkekler en az 327 kadını katletti.

Bianet, yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği erkekler tarafından kadınlara yönelik cinayetlerin ve şiddete ilişkin 2022 raporunu yayınladı.

Raporun detayları şöyle:

2022’de erkeklerin öldürdüğü kadın sayısı 327. Bu sayıya, geçmiş yıllarda işlenen ancak basına 2022’de yansıyan 14 cinayet de eklenirse sayı 341 oluyor.  Bu 14 cinayetin bazıları, geçmiş yıllarda basına “faili meçhul” veya “şüpheli ölüm” olarak yansımıştı.

Yine aynı dönemde basına yansıyan verilere göre (1 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022) erkekler 39 çocuğu öldürdü, 32 kadına tecavüz etti, 442 kadını seks işçiliğine zorladı,156 kadını taciz etti, 238 çocuğu istismar etti. Erkekler 793 kadını yaraladı.

2022’de aralarında transların da olduğu en az 198 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı.

Erkekler, 2022’de, en az 12 kadını öldürmeye teşebbüs etti, 42 kadını öldürmekle veya şiddet uygulamakla tehdit etti.

Basına yansıyan bilgilere göre erkekler, en az 26 kadını, “koruma”, “uzaklaştırma” kararı ve “talebine” rağmen öldürdü.

2022’de en az dört kadın, kendisine şiddet uygulayan ve cinsel saldırıda bulunan erkeklerden korunmak için meşru müdafaa hakkını kullandı.

Cinayet

Erkekler, 2022’de en az 327 kadını öldürdü.  Ayrıca erkekler, cinayet sırasında kadınların yanında olan en az 37 erkeği öldürdü.

Erkeklerin öldürdüğü 23 kadın göçmendi. Erkekler, 2022’de Günay Özyıldız ve İpek Ağmaz isimli LGBTİ+’ları öldürürdü, en az 16 LGBTİ+’yı da yaraladı.

Çocuk cinayetleri

Bianet’in 1 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022 döneminde Türkiye’deki yerel, ulusal ve internet basınına yansıyan haberlerden derlediği güncellenmiş verilere göre, erkekler 2022’de şiddet uyguladıkları kadınlara zarar vermek veya öç alma “bahanesiyle” en az 39 çocuğu öldürdü.

Öldürülen çocuklar arasında erken yaşta zorla evlendirilenler de vardı.

Cinsel saldırı – tecavüz

bianet’in 1 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022 döneminde Türkiye’deki yerel, ulusal ve internet basınına yansıyan haberlerden derlediği güncellenmiş verilere göre erkekler, 32 kadına tecavüz etti.

Erkeklerin tecavüz ettiği dokuz kadın zihinsel engelliydi.

Taciz

Erkekler, 2022’de en az 156 kadını taciz etti. En az 16 taciz sistematik olarak gerçekleşti. Erkeklerin taciz ettiği kadınlar arasında göçmen kadınlar da vardı.

Çocuk istismarı

Bianet’in 1 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022 döneminde Türkiye’deki yerel, ulusal ve internet basınına yansıyan haberlerden derlendiği güncel verilere göre, erkekler, 2022’de aralarında oğlan çocukların da olduğu 238 çocuğu istismar etti.

Şiddet yaralama

Erkekler 2022’de en az 793 kadına şiddet uyguladı. Erkekler, 72 kadını “ağır olarak” yaraladı.

Bir faile elektronik kelepçe takıldı. 22 fail intihar etti. 20 fail hakkında hiçbir işlem yapılmadı. Beş fail hakkında dava açıldı. 30 fail hakkında soruşturma açıldığı bilgisi basına yansırken en az 300 failin hukuki süreci basına yansımadı.

Fuhuşa zorlama

Erkekler, 2022’de en az 442 kadını fuhşa zorladı. Fuhşa zorlanan kadınlar arasında 18 yaşının altındaki çocuklar da vardı.

Fuhşa zorlanan 232 kadın Türkiye vatandaşı değildi.

Paylaşın

Deprem Bölgelerinin Yeniden İnşa Maliyeti 100 Milyar Doları Bulabilir

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler sonrası bölgenin yeniden inşasının 100 milyar dolar bulabileceği öne sürüldü.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, depremlerde yaşanan can kayıplarına ilişkin son resmi rakamları paylaştı. Soylu’nun açılamasına göre depremlerde can kaybı 45 bin 968’e yükseldi.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye Direktörü Arvid Tuerkner, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yıkımın ekonomik boyutuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Deprem bölgelerinde işsizlik oranları ve gelir eşitsizliğinin yüksek olduğunu söyleyen Tuerkner, belediyeler ile çalışacaklarını söyledi.

Bloomberg HT yayınında konuşan Tuerkner, “Bölgede tekrar altyapıyı kurmak için belediyelerle ortak çalışacağız. Çalışmak için önceliğimiz deprem bölgesi olacak. Orada işleri yeniden hayata geçirebilmek için yardımcı olacağız, mentor desteği vereceğiz. 2 milyar dolar portföy o bölgeye aktarılmış durumda” dedi.

Yıkımın maliyeti

Bazı finans kurumları ile birkaç program yürüttüklerini söyleyen Tuerkner, deprem bölgelerindeki finans sektörünün de çok zor durumda olduğunu savundu.

Dünya Bankası’nın yıkımıın maliyetini 34 milyar dolar olarak açıklamasına ilişkin de konuşan Tuerkner, “Buraları yeniden inşa etmek çok daha maliyetli olacaktır. Yeniden inşanın 100 milyar dolara kadar yükselebileceği söyleniyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

ABD’den Rusya’ya Uygulanan Yaptırımlar Deliniyor Uyarısı: Türkiye Detayı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Adalet, Ticaret ve Maliye Bakanlıkları, Rusya’ya yönelik yaptırım ve kısıtlamaların aşılması için kullanılan taktikler karşısında dikkatli olma çağrısı yaptı. Açıklamada, yaptırımların delinmesine çalışıldığını gösteren olası ipuçları arasında, paravan şirket kullanımı, takma isimler ve gizlenmiş nakliye bilgileri gibi işaretler olduğu belirtildi.

Haber Merkezi / Bakanlıklar tarafından yapılan açıklamada satışı yasaklı ürünlerin “yasa dışı olarak” Rusya ve Belarus’a yönlendirilmesinde Türkiye, Çin, Ermenistan ve Özbekistan gibi ülkelerin “aktarma noktası” olarak kullanıldığı belirtildi. “Tüm işletmelerin sorumlu şekilde davranıp kontrollere titiz biçimde uymaları gerektiği” ifade edildi.

Ortak açıklamada, “aktörler, Rusya bağlantılı yaptırımlar ve ihracat kontrollerinden kaçınmaya çalışmaya devam ediyor” denildi. Bakanlıklar, söz konusu kişilerin bu amaç doğrultusunda üçüncü tarafların aracı olarak kullanılması gibi yöntemlere başvurduğunu belirtti.

Olası taktikler ve tehlike işaretleri

Açıklamada Rusya yaptırımlarının delinmesine çalışıldığını gösteren bazı olası işaretler şu şekilde sıralandı:

– Müşterinin bir ürünün nihai kullanımı konusunda bilgi vermemesi

– Uluslararası para transferlerinde paravan şirket kullanımı

– Satın alınan malın kurulumu, bakımı gibi hizmetlerin geri çevrilmesi

– IP adresinin müşterinin bildirdiği lokasyon verisiyle örtüşmemesi

– Nakliye talimatlarında son dakika değişiklik yapılması

– Ödemenin daha önce bildirilmeyen üçüncü bir ülke veya şirket üzerinden yapılması

– Şirket ve kurumsal e-mail adresleri yerine şahsi e-mail hesaplarının kullanılması

– İnternette hiç varlık göstermeyen kurumlar üzerinden işlem yapılması

– İşlem belgelerinde değişiklik yapılması

– İç yazışmalardan bilgi çıkarılması

– Yabancı ülkelerdeki paravan şirketlerden ABD banka hesaplarına para transferi ve kaynağını gizlemek amacıyla paranın dağıtımının hızla yapılması.

Rusya-Ukrayna savaşının 24 Şubat 2022 tarihinde başlamasının ardından ABD ve çoğu Avrupa ülkesi koordinasyon içinde Ukrayna’ya askeri destek sağlamaya ve Rusya’ya yönelik çok sayıda yaptırım uygulamaya başladı. Fakat aralarında Türkiye, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika’nın da olduğu ülkeler bu yaptırımlara katılmadı.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini kınayan Türkiye, Kiev’e silahlı İHA tedarik ederek destek verdi. Ancak Ankara aynı zamanda Batı’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlarına da karşı çıkıyor. Buna karşın Türk hükümeti, uluslararası yaptırımların Türkiye’de etrafından dolaşılmayacağına dair söz verdi.

ABD bir süredir bu ülkeler üzerinden yaptırımların delinmesine göz yummayacaklarına yönelik açıklamalar yapıyor. Özellikle çip ve askeri sanayide kullanılabilecek ürünlerin ticareti takip ediliyor. ABD Ticaret Bakanlığı kısa süre önce aralarında Rusya ve Çin’deki şirketlerin de bulunduğu 90 tüzel kişiliğe yaptırım uygulamıştı.

Uyarı ziyareti

ABD Hazine Bakanlığı Terörizm ve Mali İstihbarattan Sorumlu Hazine Müsteşarı Brian Nelson, geçen ay Ankara ve İstanbul’da gerçekleştirdiği temaslarda, “Türk işletmeleri ve bankaları, yaptırım uygulanan Rus kuruluşlarıyla iş yaparak yaptırım riski ve G7 pazarlarına erişimlerini kaybetme riski ile karşı karşıya kalabilir” uyarısında bulunmuştu.

Nelson, Türk işletmeleri ve bankalarının “Rus askeri-endüstriyel kompleksi tarafından kullanılabilecek potansiyel ikili kullanıma sahip teknoloji aktarımları ile ilgili işlemlerden uzak durmak için ilave önlem almaları” gerektiğini dile getirmişti.

Nelson, Türkiye Bankalar Birliği’ndeki konuşmasında, “Yaptırım risklerini azaltmak için, finansal kurumlar olarak hepinize, özellikle istismara müsait sektörler de dâhil olmak üzere, Rus kurum ve şahısları ile yapılan işlemlerde daha fazla denetim yapma çağrısında bulunuyorum” demişti.

Paylaşın

Şubat Ayında En Az 11 Kadın Öldürüldü

Şubat ayında en az 11 kadın erkekler tarafından öldürülürken, en az dokuz kadının ölümü de basına “şüpheli” olarak yansıdı. En az 40 kadına şubat ayında şiddet uygulanırken, en az iki kız ve oğlan çocuğunu istismar edildi.

Geçen yıl şubat ayında erkekler 22 kadını öldürürken, 78 kadına da şiddet uygulamıştı.

Bianet’ten Evrim Kepenek’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler Şubat’ta en az 11 kadını öldürdü.

Şubat’ta en az dokuz kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı. Şubat’ta iki çocuğun ölümü de basına şüpheli olarak yansıdı.

Erkekler, en az 40 kadına şiddet uyguladı, en az iki kız ve oğlan çocuğunu istismar etti, en az bir kadını taciz etti. Şubat 2023’te basına yansıyan bir tecavüz vakası oldu.

Cinayet

Erkekler, en az 11 kadını öldürdü; geçen yıl da aynı ay bu sayı 22 idi. Erkekler, kadınların yanındaki iki erkeği de öldürdü.

Erkekler, en az iki kadını koruma kararına rağmen öldürdü.

Erkekler altı kadını “ayrılmak istediği”, “barışmak istemediği” için öldürdü. Erkeklerin beş kadını öldürme “bahanesi” basına yansımadı.

Sekiz kadını kocası, eski kocası, sevgilisi erkekler, bir kadını babası, bir kadını damadı, bir kadını da arkadaşı öldürdü.

Erkekler, üç kadını sokak, park, iş yeri gibi ev dışı alanlardan, yedi kadını ev içinde öldürdü. Erkeklerin bir kadını nerede öldürdüğü bilgisi basına yansımadı.

Erkekler, altı kadını kesici silahlarla, beş kadını ateşli silahla öldürdü.

Taciz

Şubat 2023’de erkekler en az bir kadını taciz etti. Bu sayı geçen yıl aynı ay, yedi idi.

Erkekler, kadını sözlü ve fiziki yollarla taciz etti.

Erkekler bir kadını işyerinde taciz etti. Bir kadını, patronu taciz etti.

Çocuk İstismarı

Erkekler, Şubat’ta en az iki kız ve oğlan çocuğunu istismar etti. Geçen yıl aynı ay bu sayı 26 idi.

Erkekler, bir çocuğu okulda bir çocuğu da sokakta istismar etti. Bir çocuğu öğretmeni istismar ederken, bir çocuğu kimin istismar ettiği bilgisi basına yansımadı.

Cinsel Saldırı/ Tecavüz

Şubat’ta erkekler, basına yansıyan bilgilere göre bir kadına tecavüz etti.

Zihinsel engelli bir kadına tecavüz eden erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Şiddet / Yaralama

Erkekler, Şubat’ta 40 kadına şiddet uyguladı. Geçen yıl da aynı ay bu sayı, 78 idi.

Erkeklerin şiddet uyguladığı en az dört kadın “ağır” hasta olarak hastaneye kaldırıldı. İki kadın depremzedeydi. Erkekler en az altı kadına “koruma kararını” ihlal ederek şiddet uyguladı.

En az 33 kadını kocası, sevgilisi erkekler yaraladı. Beş kadını, abi, baba gibi aile üyeleri yaraladı. İki kadını yaralayan erkeklerin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Erkekler, 12 kadına boşanmak istediği/barışmak istemediği için şiddet uyguladı. Bir kadına “gasp etmek” için şiddet uygulayan erkekler, bir kadını da “izin almadan evden çıktığı” için şiddet uyguladı. Erkeklerin 26 kadına şiddet uygulama bahanesi basına yansımadı.

Erkekler, 33 kadını darp ederek, üç kadını ateşli silahlarla, üç kadını kesici aletlerle yaraladı. Erkekler, bir kadına yakıcı madde attı.

Erkekler, 34 kadını ev içinde, altı kadını ormanlık alan, gazino ve sokak gibi ev dışı alanlarda yaraladı.

Seks İşçiliğine Zorlama

Şubat’ta basına yansıyan seks işçiliğine zorlama vakası olmadı. Basına yansımaması olmadığı anlamına gelmiyor.

Paylaşın

Fransa’da “Asuri-Keldani Soykırımı” Kararı; Türkiye’den Tepki

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde Asuri ve Keldanilere “soykırım” yapıldığına dair Fransız Senatosu’nda geniş oy çoğunluğuyla kabul edilen, ancak hukuksal planda bağlayıcılığı olmayan karara Türkiye’den tepki gecikmedi.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tanju Bilgiç, konu hakkındaki bir soruya, “Türkiye’nin kimseden tarih dersi almaya ihtiyacı yoktur. Hukuki ve tarihi temelden yoksun bu basiretsiz teşebbüsün Fransa Senatosu’nun itibarsızlığını pekiştirmekten başka bir sonucu ya da ciddiye alınacak bir yönü bulunmamaktadır. Fransa Senatosu, başkalarına tarih dersi vermek yerine, kendi tarihine bakmalıdır” yanıtını verdi.

DW Türkçe’den Kayhan Karaca’nın haberine göre, Fransız parlamentosu 1915-1918 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu topraklarında yaşayan Asuriler ve Keldanileri hedef aldığını belirttiği katliamların Fransa tarafından “soykırım” olarak tanınması için yasal girişim başlattı. Fransız hükümeti girişimi şimdilik desteklemiyor.

Girişim ilk olarak parlamentonun üst kanadı olan Senato’da gündeme geldi. Senato’da çoğunluğu oluşturan sağ eğilimli Cumhuriyetçiler (LR) partisine mensup 76 senatör tarafından sunulan “1915-1918 döneminde Asuri ve Keldanilere Yönelik Soykırımın Tanınması” başlıklı karar tasarısı 8 Şubat’ta genel kurulda tartışıldı. Türkiye’deki yıkıcı deprem felaketine rağmen oturumun ertelenmesine gerek görülmedi. Tasarı oturum sonunda 2’ye karşı 300 oyla kabul edildi.

Tasarıda Fransız hükümetine, “1915-1918 yılları arasında Osmanlı makamları tarafından 250 binden fazla Asuri ve Keldaniye yönelik kitlesel imhayı, sürgünü ve kültürel mirasının ortadan kaldırılmasını soykırım olarak tanıması,” “bu soykırımı açıkça kınaması” ve “her yıl 24 Nisan gününü Ermeni soykırımını ve Asuri-Keldani soykırımını anma günü ilan etmesi” çağrısında bulunuluyor.

“Fransa’nın Doğu Hristiyanları yükümlülüğü”

Karar tasarısının mimarı olan LR grubu üyesi Marsilya senatörü Valérie Boyer, oylama öncesi genel kurulda yaptığı konuşmada, 1915-1918 döneminde Osmanlı İmparatorluğu topraklarında yaşayan “2,5 milyon Hristiyan’ın fiziksel, kültürel ve dinsel soykırım kurbanı olduğunu” savundu.

Fransa’nın, Kanuni Sultan Süleyman ile Fransa Kralı 1. François arasında imzalanan kapitülasyonlardan bu yana “Doğu Hristiyanlarını koruma rolü olduğunu” dile getiren Boyer, “Fransa bu tarihi ve manevi yükümlülüğüne sadık kalmalıdır” dedi. Boyer konuşmasında, Doğu Hristiyanlarının 1915-1918 döneminde Osmanlı İmparatorluğu topraklarında yaşadıkları ile IŞİD’in bugün Irak ve Suriye’deki eylemleri arasında paralellik de kurdu.

Valérie Boyer, Nicolas Sarkozy’nin cumhurbaşkanlığı döneminde gündeme gelen ve “Ermeni soykırımını inkârın cezalandırılmasını” öngören yasal girişimlerin de öncülüğünü yapmıştı.

Fransız hükümeti “soykırım” kararına karşı

Oturumda söz alan Dış Ticaret Bakanı Ollivier Becht ise Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve hükümetinin tasarıyı desteklemedikleri mesajı verdi. Tarihin tarihçilere bırakılması gerektiğini belirten Fransız Bakan, “Bir soykırımı tanımak için Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Hakkında Sözleşme ve uluslararası mahkemelerin tüzükleriyle oluşan uluslararası bir organ temelinde hukuksal bir karar gerektiğini” söyledi.

1915 olayları ile IŞİD kurbanları arasındaki paralelliğe de karşı çıkan Fransız Bakan, “1915’de kurbanların tamamı Hristiyan’dı. Oysa IŞİD’in kurbanlarının çoğunu Müslümanlar oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

Senato’daki oturumdan bir gün önce Paris’te Fransa Asuri-Keldani Koordinasyon Komitesi’nin yıllık yemeği düzenlendi. Fransız hükümetinin Enerji Bakanı Agnes Pannier-Runacher tarafından temsil edildiği yemeğe eski Cumhurbaşkanı François Hollande ve eski başbakanlar François Fillon ve Bernard Cazeneuve de katıldı.

Ankara tepki gösterdi

Senato’da geniş oy çoğunluğuyla kabul edilen, ancak hukuksal planda bağlayıcılığı olmayan karara Ankara’dan tepki gecikmedi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Tanju Bilgiç, konu hakkındaki bir soruya, “Türkiye’nin kimseden tarih dersi almaya ihtiyacı yoktur. Hukuki ve tarihi temelden yoksun bu basiretsiz teşebbüsün Fransa Senatosu’nun itibarsızlığını pekiştirmekten başka bir sonucu ya da ciddiye alınacak bir yönü bulunmamaktadır. Fransa Senatosu, başkalarına tarih dersi vermek yerine, kendi tarihine bakmalıdır” yanıtını verdi.

Meclis gündemine geliyor

Senato’nun kararı sonrası benzer bir girişim şimdi de Fransız Ulusal Meclisi’nde gündeme getiriliyor. Meclis’teki girişimin arkasında da LR mensubu parlamenterler var. Ancak LR Senato’da olduğu gibi Meclis’te çoğunluğa sahip değil. LR bu nedenle “Asuri-Keldani soykırımı” tezine ilişkin olarak Meclis’e bir karar tasarısı, bir de yasa teklifi sundu. Karar tasarısı Senato’daki karar metni ile tamamen aynı ifade ve tezleri içeriyor.

Yasa teklifi ise iki maddeden oluşuyor. İlk maddede “Fransa, Birinci Dünya Savaşı sırasında Asuri ve Keldaniler’e yönelik soykırımı açıkça tanır” ifadeleri kullanılıyor. İkinci maddede ise “Fransa her yıl 24 Nisan’da Birinci Dünya Savaşı’ndaki Asuri soykırımının kurbanlarını anar” önerisine yer veriliyor.

Karar tasarısı ve yasa teklifinin Meclis genel kurul gündemine ne zaman geleceği henüz belli değil. Hükümetin Senato’da olduğu gibi karar tasarısına karşı çıkması bekleniyor. Karar tasarısı kabul edilse dahi, son söz hükümet ve Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a ait.

Yasa teklifi için durum daha karmaşık. Teklif Meclis’ten geçerse Senato’ya gidecek. Yasalaşması için burada da kabul edilmesi gerekiyor. Senato’nun, konuyu ilk gündeme getiren ve ilk kararı alan yasama organı olarak yasa teklifini de kabul edeceği tahmininde bulunuluyor.

Yasalaşırsa Anayasa Konseyi’nden dönebilir

Parlamentonun bu şekilde oylayacağı yasaya Cumhurbaşkanı, Başbakan, yasama organlarının başkanlarından biri ya da 60 milletvekili veya senatör tarafından “Anayasaya aykırılık” temelinde Anayasa Konseyi önünde itiraz edilebiliyor.

Benzer bir senaryo Şubat 2012’de yaşanmış, “Ermeni soykırımını inkârın cezalandırılması” konusunda Fransız parlamentosu tarafından oylanan yasa, bir grup parlamenterin itirazı üzerine Anayasa Konseyi tarafından “ifade özgürlüğüne aykırı olduğu” gerekçesiyle iptal edilmişti. Anayasa Konseyi’nin iptal kararı öncesi Paris-Ankara hattında siyasi ve diplomatik ilişkiler kopma noktasına gelmişti.

Paylaşın

Seçimler Öncesi Döviz Piyasasına İlişkin Uyarı

14 Mayıs’ta yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri öncesi döviz piyasasına ilişkin ABD yatırım bankası Goldman Sachs’tan di,kkat çeken bir uyarı geldi.

Goldman Sachs, seçimler öncesi döviz piyasasında istikrarsızlık ve çalkantı yaşanabileceği yorumunda bulundu.

Goldman Sachs’ın yayımladığı araştırma notunda, Türkiye’de döviz likiditesi risklerinin özel sektörden kamuya kaydığı belirtilerek, “Seçimlerin ardından gelecekte para politikasının nasıl olacağına dair belirsizlik, zamanında yönetilmesi gereken likidite risklerini beraberinde getiriyor” yorumu yapıldı.

Reuters’ın haberleştirdiği bilgi notunda ayrıca, bankanın analistleri, “Enstrümanların kısa vadeli doğası dikkate alındığında, zamanın yetkililerin lehinde olması pek olası değil. Bu nedenle, ara çözümlere ihtiyaç duyulacağına inanıyoruz. Mevcut piyasa belirsizliği önemli riskler oluşturuyor” görüşlerini paylaştı.

Bankaya göre ayrıca, “alınacak önlemlere rağmen Türk Lirası’nda değer kaybı yaşanabileceğinin ve önemli likidite risklerinin mevcut olduğununun” altı çizilerek, daha ortodoks ekonomi politikalarına geri dönüşün uzun vadede Türkiye için faydalı olabileceği kaydedildi.

Goldman Sachs altın, ikili takas hatları ve IMF Özel Çekme Hakları gibi likit olmayan varlıklar denklemden çıkarıldığında, depremlerin ardından Türkiye’nin rezervlerinin 42 milyar dolar olduğunu tahmin ediyor.

Dünya Bankası yayınladığı son raporda, Türkiye’deki depremlerin ekonomiye faturasının 34 milyar doları aşabileceğini bildirmişti.

Paylaşın

Finlandiya Parlamentosu, NATO’ya Katılımı Öngören Yasa Tasarısını Onayladı

200 sandalyeli Finlandiya Parlamentosu’nun 184 milletvekili ülkenin NATO’nun üyesi olmasına izin veren yasa tasarısını kabul etti. Finlandiya’nın NATO üyeliği, Türkiye ve Macaristan’ın onaylaması durumunda gerçekleşecek. Halihazırda 28 NATO ülkesi, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğini kabul etti.

Finlandiya haber ajansı YLE’nin aktardığına göre, parlamento, Finlandiya’nın NATO üyeliğini 184’e karşı yedi oyla onayladı. Sol İttifak’ın altı temsilcisi ve “Güç Halka Aittir Partisi”nden Ano Turtiainen, Finlandiya’nın NATO üyeliğine karşı oy kullandı.

Finlandiya Parlamentosu’ndaki oylamadan önce açıklama yapan Sol İttifak milletvekili Markus Mustajarvi, anlaşmanın ‘nükleer silahların Finlandiya’ya konuşlandırılmayacağı konusunda bir garanti içermediği’ eleştirisinde bulunmuştu. Sol İttifak milletvekili Johannes Yrttiaho da “Finlandiya, eylemlerinin nükleer güçler arasındaki tansiyonu artırmaktan ziyade yatıştıracağı bir yol izlemelidir” demişti.

Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto ise milletvekillerine hitaben yaptığı konuşmada bu eleştirilere “Katılım kararı ve ilgili yasal düzenlemeler Finlandiya’nın nükleer silahlar konusundaki tutumunu değiştirmeyecektir” yanıtını vermişti.

Katılım anlaşmasının mecliste onaylanması, Finlandiya’nın 2 Nisan’daki genel seçimler öncesinde, yeni hükümet kurulmadan da NATO üyeliği için harekete geçebilmesi anlamına geliyor.

Finlandiya’da kamuoyu yoklamaları ve siyasi aritmetik, seçim sonucundan bağımsız olarak NATO üyeliğine güçlü destek bulunduğunu ortaya koyuyor.  Ülkenin Mayıs ayındaki üyelik başvurusuna meclisteki 200 milletvekilinin 188’i onay vermişti.

Türkiye ile yaşanan süreç

Finlandiya ve İsveç, Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’ya saldırması sonrasında askeri tarafsızlık ilkesini terk ederek Mayıs ayında NATO’ya katılım başvurusunda bulunmuş, ancak Türkiye’nin veto tehdidiyle karşılaşmıştı. Haziran ayında Madrid’de düzenlenen NATO zirvesi çerçevesinde Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında üçlü mutabakat metni imzalanmış, ancak Türkiye’nin özellikle İsveç’e yönelik eleştirileri sürmüştü.

Stockholm’deki Türk Büyükelçiliği önünde Kur’an yakma eylemine izin verilmesi nedeniyle İsveç ile ipler daha da gerilmiş ve Türkiye, üç ülkenin yürüttüğü ortak mekanizma görüşmelerini Ocak ayında askıya almıştı.

Ankara, Kur’an yakma eylemi sonrasında Finlandiya’nın NATO üyeliğine yeşil ışık yakabileceği, ancak İsveç için onayın mevcut koşullarda söz konusu olmayacağı mesajını vurgulamış, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de “sıralamanın değil, iki ülkenin de NATO’ya dahil olmasının önem taşıdığını” belirterek bu seçeneğe kapı aralamıştı.

Cumhurbaşkanının imza için üç ay süresi var

Finlandiya’da hükümet ve Cumhurbaşkanının eylemlerinin yasalara uygunluğunu denetlemekle görevli Adalet Şansölyesi Tuomas Poysti, katılım anlaşmasının mecliste onaylanması sonrasında Cumhurbaşkanının anlaşmayı imzalamak için azami üç ay bekleyebileceğini belirtti.

Ancak Cumhurbaşkanı Sauli Niinisto geçen hafta gazetecilere yaptığı açıklamada anlaşmayı yürürlüğe sokan yasayı “meclis onaylar onaylamaz” imzalamak istediğini, ancak “pratik nedenlerin ortaya çıkması durumunda bekleyebileceğini” söylemiş, “Ama Nisan’daki seçimlerin sonrasına kalmaz” demişti.

Stoltenberg: Türkiye ile ilerleme var

Mecliste tarihi sürecin başladığı gün başkent Helsinki’yi ziyaret eden NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de “Şimdi Finlandiya ve İsveç’in tam üyeliğini onaylama zamanıdır” diyerek meclis onay sürecini henüz başlatmayan Türkiye ve Macaristan’a çağrısını yineledi.

Finlandiya Başbakanı Sanna Marin ile bir araya gelen Stoltenberg, Türkiye ile ilerleme sağlandığını ve üç ülke arasında ortak mekanizma toplantısının gelecek hafta Brüksel’de yapılacağını belirtti. Başbakan Marin de, ülkesinin üyelik sürecinin Temmuz ayında düzenlenecek NATO zirvesine kadar sonuçlanmasını umutla beklediklerini kaydetti.

Rusya sınırına 200 kilometrelik tel örgü

NATO üyeliğiyle ilgili süreç hızlanırken, Finlandiya’dan dikkat çekici bir adım daha geldi. Rusya ile 1300 kilometrelik sınırı bulunan İskandinav ülkesi, sınıra planlanan 200 kilometrelik tel örgünün yapımına başlandığını açıkladı.

Finlandiya Sınır Muhafazasından yapılan açıklamada, ormanlık alanda arazi çalışmalarına başlandığı, yol yapımı ve tel örgü inşasının Mart ayında başlamasının hedeflendiği kaydedildi. Ülkenin güneydoğu sınırındaki üç kilometrelik pilot projenin Haziran ayı sonuna, 70 kilometrelik bölümün 2025 yılına kadar tamamlanması hedefleniyor. Toplam uzunluğunun 200 kilometreyi bulması planlanan, dikenli teller, gece görüşlü kameralar, ışık ve hoparlörlerle donatılacak üç metre yüksekliğindeki tel örgünün 380 milyon euroya mal olması bekleniyor.

Finlandiya’nın mevcut sınırları, daha çok büyük baş hayvan geçişini önlemek üzere dikilen tahta çitlerden oluşuyor. Helsinki, artan gerilim nedeniyle Rusya’nın sınırda siyasi amaçlarla göç akını başlatmasından endişe ediyor.

Paylaşın

Moody’s Türkiye İçin Büyüme Tahminini Yukarı Yönlü Revize Etti

New York merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye için 2023 büyüme tahminini yüzde 2’den yüzde 2,3’e çıkardı. Kuruluş, depremin yıktığı bölgelerde yeniden inşa ile birlikte ortaya çıkacak ekonomik aktiviteyi hesaba kattı.

Türkiye’deki gelişmeleri izlemeye devam edeceğini belirten Moody’s, 2024 için büyüme tahminini ise yüzde 3’ten yüzde 4’e yükseltti.

Moody’s aralarında Türkiye’nin de olduğu birçok G20 ekonomisi için büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize etti.

ABD, Kanada, Euro Bölgesi, Rusya, Hindistan, Meksika ve Türkiye için 2023 reel büyüme projeksiyonlarını anlamlı şekilde yükselten Moody’s, Çin için yüzde 4,0 olan 2023 ve 2024 büyüme tahminlerini yüzde 5,0’a çıkardı.

Bloomberg’in haberine göre Türkiye için 2023 ve 2024 GSYH tahminlerini daha önce açıkladığı yüzde 2,0 ve 3,0’den yüzde 2,3 ve 4,0’a çıkaran Moody’s, Türkiye için büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize etmesine neden olarak depremin yıktığı bölgelerde yeniden inşa ile birlikte ortaya çıkacak yeni ekonomik aktiviteyi hesaba kattı.

Moody’s yaptığı değerlendirmede, “Yeniden inşanın her yıl yol açacağı yeni ekonomik aktivitenin hızı ve kaynakların nasıl dağıtılabileceği bilinmezler arasında. Bu, maliye ve para politikası desteğinin büyüklüğüne bağlı olacak. Türkiye’deki gelişmeleri izlemeye devam edeceğiz, ekonomik görünüm önümüzdeki aylarda belirsiz olmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.

Paylaşın