Yeşil Sol Parti 81, TİP 49 İlde Kendi Logosuyla Seçime Giriyor

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bileşenlerinden Yeşil Sol Parti 81 ilde, Türkiye İşçi Partisi (TİP) ise 49 ilde seçimlere kendi logosuyla gireceği açıklandı.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, 81 il 87 seçim bölgesinden 80’ninde uzlaşma sağlandığını söyledi ve ekledi:

“Türkiye’de 87 seçim bölgesi var. Türkiye İşçi Partisi bu seçim bölgelerinin 52 tanesinde seçimlere katılacak. Özellikle vurgulamak istediğim bir şey var çok ayrıntılı yapılan çalışmalar neticesiyle sadece 7 seçim çevresinde, HDP’nin daha önce milletvekili çıkardığı seçim bölgesinde Türkiye İşçi Partisi seçimlere girecek. Bu şöylede yorumlanabilir, 87 seçim çevresinin 80’ninde mutabakat sağlandı.”

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın ise, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak 14 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine ilişkin yürüttükleri çalışmaların sonuca ulaştığını belirtti.

Emek ve Özgürlük İttifakı, seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini Mülkiyeler Birliği’nde düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı.

Toplantıya Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Eş Sözcüsü İbrahim Akın, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, Sosyalist Meclisler Federasyonu’ndan (SMF) Barış Kayıoğlu, Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüler Kurulu üyesi Perihan Koca ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz katıldı.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçime yönelik tutum ve politik mutabakat metnini Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın açıkladı.

Akın, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak 14 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine ilişkin yürüttükleri çalışmaların sonuca ulaştığını belirtti.

Akın, 22 Mart’ta Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde nasıl bir tutum alacaklarını açıkladıklarını, bugün de milletvekili seçimlerine dair tutumlarını açıklayacaklarını söyledi.

Akın, ittifakta yer alan EHP, EMEP, HDP, SMF ve TÖP’ün, 81 ilde Yeşil Sol Parti listesinden seçime gireceğini, TİP’in ise seçimlere 49 il ve 52 seçim çevresinde kendi logosuyla gireceğini belirtti. Ayrıca TİP’in diğer tüm il ve seçim bölgelerinde Yeşil Sol Parti’yi destekleyeceğini ifade etti.

“Milletvekili sayısını arttıracak bir yöntemde uzlaştık”

Yeşil Sol Eş Sözcüsü konuşmasının devamında şöyle dedi:

“Tüm seçim bölgeleri tek tek incelenmiş, geçmiş dönemde HDP’nin kazandığı milletvekillikleri temel alınmış, hem oy sayısı hem de milletvekilliği bakımından bunun üzerinde bir kazanıma ulaşmak hedeflenmiştir.

Bu değerlendirmeler sonucunda, milletvekili sayısını artırma hedefini gerçek kılacak bir yöntemde uzlaşıya varıldığını bildirmek isteriz. Emek ve Özgürlük İttifakı olarak varmış olduğumuz bu ortak sonuçla güçlü bir seçim kampanyası yürütmek üzere çalışmalarımızı yeni bir aşamaya taşıyoruz.

Bu kararımızın tek adam rejimine karşı sömürülen, ezilen halkların, işçilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve bütün halk kesimlerinin, tüm bileşenleriyle birlikte Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçimlerden kazanarak çıkmasına hizmet edeceğine inanıyoruz. Bütün işçilere, emekçilere, kadınlara, gençlere ve halklarımıza hayırlı olsun. Birlikte kazanacağız. Halklarımız kazanacak.”

“87 seçim çevresinin 80’ninde mutabakat sağlandı”

TİP Genel Başkanı Erkan Baş ise; 81 il 87 seçim bölgesinden 80’ninde uzlaşma sağlandığını söyledi ve ekledi:

“Türkiye’de 87 seçim bölgesi var. Türkiye İşçi Partisi bu seçim bölgelerinin 52 tanesinde seçimlere katılacak. Özellikle vurgulamak istediğim bir şey var çok ayrıntılı yapılan çalışmalar neticesiyle sadece 7 seçim çevresinde, HDP’nin daha önce milletvekili çıkardığı seçim bölgesinde Türkiye İşçi Partisi seçimlere girecek. Bu şöylede yorumlanabilir, 87 seçim çevresinin 80’ninde mutabakat sağlandı.”

Paylaşın

Demirtaş’tan Dikkat Çeken “TİP” Açıklaması: Başarılar Diliyoruz

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kala Demirtaş, Emek ve Özgürlük İttifakı’ndaki liste tartışmalarının artık bittiğini belirterek bundan sonra hedefin Yeşil ve Sol Parti’nin 100 milletvekili çıkarması olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Yeşil ve Sol Parti listelerinden seçime girmesi için geçtiğimiz günlerde çağrıda bulunan Demirtaş gelinen noktada bunun gerçekleşmediğine işaret ederek artık tartışmaların bitmesi gerektiğini belirtti.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Emek ve Özgürlük İttifakı’ndaki liste tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Demirtaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalarda şu ifadeleri kullandı:

“Uzun tartışmalar ve değerlendirmeler sonucunda, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçime nasıl gireceği artık netleşti.

Herkes, hepimiz görüşlerimizi paylaştık. Bundan sonrası ortak karara saygı duymak, destek vermektir.

Türkiye İşçi Partili arkadaşlarımıza, İttifak çatısı altında kendi amblemleriyle girecekleri seçimde başarılar diliyoruz.

Bizler de hep birlikte, Yeşil Sol Parti’yi en az 100 milletvekiliyle Meclis’e göndermek için canla başla çalışıyoruz.

Şimdi Yeşil Sol zamanı. İş zamanı, çalışma zamanı, başarma zamanı. Hepimize kolay gelsin.”

Paylaşın

TİP Lideri Erkan Baş: Yeni Bir Arayış İçerisindeyiz

Yeşil Sol Parti ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) arasındaki görüşmeler sürerken TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Türkiye’de, 87 seçim bölgesinin hepsinde tek bir taktik geliştirmek zorunda değiliz. Yeni bir şey deniyoruz, yeni bir arayış içerisindeyiz” dedi ve ekledi:

“Biz halkımızın, halklarımızın nasıl bedeller ödediğini biliyoruz. Bu bedellerin sonucunda elde edilmiş kazanımları göz bebeğimiz gibi korumak konusunda da kararlıyız. Daha ileriye taşımanın arayışı içerisindeyiz.”

Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenlerinden Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) seçime en az 41 ilde, kendi amblem ve adaylarıyla girme kararlılığı sürüyor. TİP Lideri Erkan Baş, Mezopotamya Ajansı’na konuştu.

Erkan Baş, sorulara şu yanıtları verdi:

Seçimlerde anahtar rol oynayan Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçim stratejisi temel gündem. Eleştiriler var, öneriler var. Bu eleştirilere yönelik yaklaşımınız ve tutumunuz nedir?

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın tüm toplumsal tabanı son derece politik, duyarlı, dikkatli, özenli bir topluluk. Dolayısıyla siyaseti de çok yakından takip ediyor, siyasete aktif olarak katılıyor. Bunlar bizim açımızdan kıymetli. Eleştiriler de doğal olarak en iyiyi, en güzeli, en doğruyu bulma kaygısıyla yapılıyor. Bu kapsamda iyi niyetli olarak başarıyı arayan her tür eleştiriyi çok kıymetli bulduğumuzu, dikkatle izlediğimizi, değerlendirdiğimizi herkesin bilmesini isterim.

Bu arada kötü niyetli diye tarif edebileceğimiz, esas olarak Türk ve Kürt halklarının mücadele birliğini zedeleyemeye, bu birlikteliği bozmaya dönük yapılan girişimleri de bu kapsamda değerlendirmiyoruz. Onları ciddiye almıyoruz. Devletin de iktidarın da HDP nezdinde Kürt halkını yalnızlaştırma stratejisinin bir uzantısı olarak görüyoruz. Biz Kürt ve Türk halklarının mücadele birliğini en güçlü biçimde hayata geçirmek üzere tartışıyoruz.

Tekrar iyi niyetli olanlara dönecek olursak, burada kaygılar esas olarak seçim sisteminde yapılan değişikliklerle ilgilidir. AKP-MHP iktidarı, kaybeden iktidar olarak seçim sistemini değiştirdi. Zaten derdi, ittifakları birbirine düşürmekti. İttifaktaki partilerin birbirleriyle çelişkilerini derinleştirmek istiyordu. Bizim hep beraber yapmaya çalıştığımız şey, AKP’nin bu oyununu bozmak.

Onlar bir oyun oynadılar, biz bu oyunu daha fazla kenetlenerek, daha fazla düşünerek, nasıl başarıya dönüştürürüz üzerine tartışıyoruz. Bunu hep birlikte başaracağımıza olan inancımız çok güçlü. Hiç kimsenin bir tereddüdü olmasın, halklarımızın hiçbir tereddüdü olmasın. Biz hep beraber bütün bu tartışmalar ve değerlendirmeler ışığında en doğru yolu yine hep birlikte bulacağız. Hiç kimsenin bunda kendi doğrusuna takılıp, diğer değerlendirmeleri gündem dışında tutma şansı yok. Hep birlikte en doğruyu bulacağımıza inanıyorum.

Herkes gibi sizler de seçimlere tarihsel önem atfediyorsunuz. Aynı zamanda Cumhuriyetin ikinci yüzyılını belirleyecek bir seçim. Bu konuda “parti çıkarları mı toplumsal çıkarlar mı?” tartışmaları da var. Emek ve Özgürlük İttifakı, seçmenlerinin “seçime tek listeyle girilmesi” beklentilerini karşılar mı?

Bir kere ne Türkiye İşçi Partisi ne de Emek ve Özgürlük İttifakı’nda herhangi bir müttefik gücümüz asla ve asla kendi çıkarlarını, ittifakın çıkarlarının önüne koymaz. Sizin yaptığınız bugün çok kıymetli. Bu seçim aslında ikinci yüzyıla ilk adım seçimi ve bizim tartışmamız şu; Türkiye ikinci yüzyıla iki düzlem siyasetinin preslendiği, iki düzlem siyasetinin arasına sıkışmış bir ülke olarak mı girecek? Ya da Emek ve Özgürlük İttifakı eliyle Üçüncü Yol’u, Türkiye’de üçüncü bir seçeneği, halktan, emekten, demokrasiden, özgürlükten, barıştan yana bir seçeneği en güçlü biçimde nasıl taşıyacağız? Temel tartışma budur ve bakın bu seçimin en önemli sorunu budur.

Türkiye ilk yüzyılda olduğu gibi mi devam edecek? Yoksa bu sefer biz halklar olarak, emekçiler, kadınlar, gençler olarak yeni bir inisiyatif geliştirebilecek miyiz, yeni bir irade şekillendirebilecek miyiz? Temel kaygımız budur. Tek liste meselesinde de esas olarak odaklandığımız nokta bu. Farklı kaynaklarda gelişen mücadeleleri nasıl Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bir parçası haline getirebiliriz? Nasıl Emek ve Özgürlük İttifakı’nı büyütebiliriz. Bu konuda tabi ki yeni bir süreç. Dolayısıyla tartışmalar oluyor.

Ama unutmayın, hep birlikte çok deneyimli bir gelenekten geliyoruz. Kürt özgürlük hareketine baktığımız zaman, 90’lardan bu yana önce Emek, Barış ve Özgürlük Bloğu ile başlayan yoğun bir mücadele süreci vardı. Bunun çeşitli aşamaları oldu. Ne yaptılar? Bugünkü tartışmaları biraz benzetiyorum. HDP bağımsız adaylarla elde ettiği mevziiyi büyütmek, geliştirmek ve kalıcılaştırmak üzere parti olarak seçimlere girme kararı verdiğinde de aynı tartışmaları yaşamıştık. O zaman da “barajı aşamazsak, elde ettiğimiz bütün kazanımları kaybetme riskiyle karşı karşıyayız” dediler. Bu özel olarak Türkiye İşçi Partisi’nin tercihi değil. Hep beraber Emek ve Özgürlük İttifakı’nı nasıl daha güçlü hale getiririz konusundaki tartışmayı yürütüyoruz. Önümüzdeki günlerde bu tartışmayı tümüyle bitireceğiz.

Biraz da şöyle oluyor, kamuoyu önünde tartışmanın bir şehveti var. Herkes kamuoyu önünde tartışmayı çok seviyor. Ama biz partinin yetkili kurulları, ittifak güçlerimiz, hep birlikte sağduyulu, soğukkanlı, bütünlüklü, uzun vadeli bir tartışmayı tercih etmek durumunda kaldık. Çünkü gerçekten sürecin hassasiyetinin farkındayız. Bu süreçte basın önünde yapılacak herhangi bir konuşma, herhangi bir tartışma, başka yerlere çekilebiliyor, manipüle edilebiliyor. O yüzden yurttaşlarımız, halklarımız şunu bilsinler, biz birlikte bir değerlendirme süreci içerisindeyiz.

Bizim siyaset tarzımız açısından da zaten halktan gizli, halka sorulmadan, tartışılmadan, müzakere edilmeden bir karar almak söz konusu değildir. Herkes kurullarını ve mekanizmalarını bu kapsamda işletiyor. Biz, hep birlikte “cumhuriyetin ikinci yüzyılına halkları en güçlü şekilde nasıl taşıyacağız?”, “bu ilk yüzyılda yaşadığımız acıların bir daha tekrar etmemesinin güvencesini nasıl sağlayacağız” tartışmalarını yürütüyoruz. Şunu paylaşayım, bizim esas hedefimiz, AKP-MHP iktidarına karşı, Cumhur İttifakı denilen faşist bloka karşı 20 yıldır hep birlikte sürdürdüğümüz o mücadeleyi şimdi zafere taşımak. Tamamen buna kilitlenmiş durumdayız. Bunun da en doğrusunu bulacağımızı düşünüyorum.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın oy kaybı ve milletvekili kaybına dair endişeleri var. Nitekim araştırma şirketleri risk olduğuna işaret ediyor. Siz de önceki gün yaptığınız açıklamada ittifakın büyütülmesi ve güçlendirilmesi için güçlü mücadele yürüteceğinizi söylediniz. Henüz zaman var, kararınız değişir mi?

Şimdi şunun görülmesi lazım. Sesimizin ulaştığı herkese şunu söyleyelim: Mesele en güçlü olmanın yolunu aramaksa, bunun tüm Türkiye’de, 87 seçim bölgesinin hepsinde tek bir taktik geliştirmek zorunda değiliz. Yeni bir şey deniyoruz, yeni bir arayış içerisindeyiz. Bakın emin olsun herkes, hem bugün HDP yönetimi hem ittifaktaki diğer güçler hem Türkiye İşçi Partisi yönetimi yapılan araştırmaları, saha araştırmaları, örgütlerimizden gelen verileri, halkla kurduğumuz temasları hep birer veri olarak önümüze koymuş durumdayız. Ve oturmuş il il çalışma yapıyoruz. Bir örnek olsun diye söylüyorum. Kocaeli, bizim açımızdan son derece önemli bir ildir ama Kocaeli’nde HDP’nin geçen seçimde kazandığı bir milletvekilliği var. Bunu büyütmek mümkün.

Ama örneğin Kocaeli’nde Türkiye İşçi Partisi’nin seçime girdiğinde, bakın “kaybedilir” demiyorum, riske girme olasılığı bile olduğunda burada yeni bir düzenleme yapıyoruz. Kocaeli’nde hep beraber gideceğiz, Yeşil Sol Parti’ye oy isteyeceğiz. Türkiye İşçi Partisi’nin parti olarak seçime gireceği yerler, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın herhangi bir bileşeninin, özellikle HDP’nin kazanımına zarar vermeyecek titizlikte planlanmaktadır. İki; diyelim ki her iki partinin seçime gireceği yerlerde de şuna bakıyoruz, orada HDP’nin elde ettiği kazanımın geri düşme riski var mıdır? Hemen burada Türkiye İşçi Partisi adına biz o ilde, o seçim çevresinde girmeyeceğimizi söylüyoruz.

Ama nerelerde seçime giriyoruz, HDP’nin kazanımlarını koruyacağımız, onları güvence altına alacağımız ama bunun üstüne Türkiye İşçi Partisi aracılığıyla yeni birtakım kazanımlar ekleyebileceğimiz illeri ve seçim bölgelerini tayin etmeye çalışıyoruz. Şunu görelim, bence önemli olan noktası burası. Her seçim döneminde AKP-MHP seçim sistemini değiştirerek, aslında insanların kafasını karıştırmaya, bir karmaşa yaratmaya çalışıyor. Biz bu oyunu bozmalıyız.

O yüzden sağda solda konuşulanlardan ziyade, partimizin yetkili kurullarının yaptığı açıklamalara, partimizin değerlendirmelerine biraz daha dikkatle göz atmak, biraz daha dikkate dinlemek ve yorumlamaya çalışmak gereklidir. Biz halkımızın, halklarımızın nasıl bedeller ödediğini biliyoruz. Bu bedellerin sonucunda elde edilmiş kazanımları göz bebeğimiz gibi korumak konusunda da kararlıyız. Daha ileriye taşımanın arayışı içerisindeyiz. Bunun bilinmesini isterim. Daha ileriye taşımak mümkündür, biz bunu hep birlikte yapabileceğimizi düşünüyoruz. Bunu tartışıyoruz. En sonunda da bütün bu değerlendirmeler ışında en doğru kararları alıp, yolumuza devam edeceğiz. Herkesin gönlü ferah olsun demiştim. Herkesin gönlü ferah olsun.

Biz birbirimizle rakip değiliz, bir dost, müttefik güçleriz, yoldaşlarız, biz uzun yıllardır birlikte mücadele ediyoruz. Bundan sonra da bu mücadelenin birlikteliğine hiç kimsenin zarar verme ihtimali yok, kimse buna zarar veremez.

“Tek sosyalist parti biziz” açıklamanıza da eleştiriler geldi. Oysa HDP ve Kürt hareketi de kendisini sosyalist bir hareket olarak tanımlıyor. Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan diğer partiler de sosyalizmi savunuyorlar. 1980 darbesinde ve AKP’nin son 7 yıllık politikalarının siyasal bedellerini bugün tutuklu olarak ödeyen sosyalist bir kadın olan Gültan Kışanak’ın da eleştirileri oldu. Bu açıklamanız Emek ve Özgürlük İttifakı’na zarar vermez mi?

Dün (Önceki gün) açıklamamda da söyledim, bizim siyasal kültürümüzde basın üzerinden yoldaşlarımızla tartışmak yoktur. İkincisi tümüyle haksız, hukuksuz bir biçimde cezaevinde olan çok kıymetli bir yoldaşımızın yaptığı bir değerlendirmeye benim basın üzerinden cevap vermem söz konusu olamaz. Bizim orada bir tek sorumluluğumuz var. Arkadaşlarımızın yeniden özgürlüklerini sağlamaktır. Bunu yapana kadar o arkadaşlarımızla, Gültan hanımla, Selahattin Demirtaş’la, onların nezdinde siyasi tutsakların tümünü kast ediyorum, biz tartışma yapmayacağız.

Bizim onlara karşı bir sorumluluğumuz var. En kısa sürede arkadaşlarımızın haksız, hukuksuz tutuklamalarını bitirilmesini sağlamamız gerekiyor. Şimdi o açıklamalar kamuoyunda, bizle kamuoyunda belki de çok açık ayrıntılı bir biçimde bilgileri paylaşmadığımız için, birtakım kaygıların, birtakım merakların doğmasına neden oldu. Ben yaptığım açıklamalarda esas olarak buna ilişkin yaklaşımımızı paylaşmaya çalıştım. Arkadaşlarımıza cevap olarak değil, kamuoyunda oluşan algıyı kendi cephemizden değerlendirmeye çalıştım.

‘Tek sosyalist biziz’ ya da benzeri açıklamalar için… Şimdi şöyle bir şey olabilir mi? Sosyalistler herhangi bir şeyin özel mülkiyetine karşılar. Dolayısıyla bu ülkedeki, bu coğrafyadaki sosyalistleri sadece Türkiye İşçi Partisi temsil ediyor gibi bir yaklaşım olamaz. Bu belki canlı yayın sırasında söylenmiş bir laftır. Asla kendimiz dışındaki sosyalistleri görmeme, kabul etmeme gibi bir yaklaşım olamaz. Ama gündelik siyaset içerisinde zaman zaman dilimiz, üslubumuz, tarzımız, belki yanlış yerlere çekilebilecek açıklamalar olur ancak kastımız asla böyle bir şey olamaz.

Türkiye’de hem bugün HDP içerisinde mücadele eden hem ittifak güçlerimiz arasında olan, hatta “keşke ittifakımızda olsalar ama değiller” dediğimiz başka sosyalist güçler de elbette var. Bunların mücadelesine dönük de bir saygısızlığımız olamaz. Bu mücadelelerin hepsi bizim mücadelemiz. Bu topraklarda Mustafa Suphilerden bu yana devam eden o köklü geleneğin tümünü kendi değerimiz, kendi mücadelemizin bir parçası olarak görüyor ve onlara layık olmaya çalışıyoruz. Öyle tekçi bir anlayış içerisinde değiliz. Bunu doğru bulmadığımı da paylaşmış olayım.

Bütün bu konulara ilişkin ilgili partilerle, ittifakınızla görüşmeleriniz sürüyor bildiğim kadarıyla. Nasıl bir sonuç beklemeliyiz?

Biz bu seçimlerle beraber Türkiye’nin bu Cumhur İttifakı’ndan, saray rejiminden kurtulmasına odaklanmış durumdayız. Önceliğimiz budur. Bunun hemen yanına yazılan şey, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın en güçlü şekilde bu seçimlerden çıkmasıdır. Bütün ittifak güçlerimiz, bütün müttefiklerimiz buna kilitlenmiş durumda. Kamuoyunda birtakım tartışmalar yapılıyor, ittifak içerisinde böyle yoğun bir tartışma, karşıtlık anlamında bir tartışma yok. Yoğun bir tartışma var ama “en iyi nasıl yapabiliriz” diye bir tartışma var. İnanıyoruz, toplumda gördüğümüz karşılık da budur.

Emek ve Özgürlük İttifakı bir bütün olarak bu seçimlerin gerçekten an itibariyle herkesin kabul ettiği anahtar gücüdür. Ama daha önemlisi Emek ve Özgürlük İttifakı bu sürecin sürpriz güçlerinden biri olacaktır. Beklenmedik bir başarı elde edecektir. Bizim alandan aldığımız veriler budur, artık bu görevimizi seçime kadar hiç ihmal etmeden, seçimlerden en büyük başarıyı elde etmeye odaklanacağız. En küçük bir gevşeme olmayacak. Son gün, son saate kadar bu ülkede yaşayan herkesi Emek ve Özgürlük İttifakı’nın parçası haline getirmeye, bu mücadeleye dahil etmeye çalışacağız.

Esas önemli görevimizin seçimlerden sonra başladığını da biliyoruz. Seçimlerden sonra yepyeni bir dönemin, esas anahtar rolümüzü oynayacağımız dönemin başlayacağı kanaatiyle hareket ediyoruz. Türkiye’de artık barışın konuşulduğu günlerin doğmasını istiyoruz.

Cezaevlerindeki binlerce arkadaşımızın tutsaklığına son verildiği günleri görmek, yaşamak istiyoruz. Emekçilerin, kadınların, gençlerin uğradıkları baskıları, Kürt halkının yok sayılmasını, Alevi yurttaşlarımızın yok sayılmasının son bulduğu bir sürecin ilk adımlarının atılacağı heyecanıyla bu sürece hazırlanıyoruz. Hepimize düşen çok büyük görevler ve sorumluluklar var.

Çok net söyleyeyim, bizim düşmanlarımız var, siyasi düşmanlarımız var. Büyük kararlılıkla mücadele edeceğiz. Rakiplerimiz var, Millet İttifakı’nı kast ediyorum. Rakiplerimize karşı daha büyük başarılar elde etmeye çalışacağız. Esas olan bizim dostlarımız, yoldaşlarımız var.

Hep birlikte zafer kazanmaya odaklanacağız. Bakış açımız budur. Bunu geliştirmeye çalışacağız. Son derece önemli, bakın 90’lı yıllardan bu yana gittikçe gelişen bir mücadele birliğinin şu anda ulaştığı en ileri aşamadayız. Bunu geliştirerek, güçlendirerek, kalıcılaştırarak geleceğe taşımak istiyoruz. Bu seçimler bunun için bir sıçrama tahtası görevi görecektir.

Paylaşın

TİP Lideri Baş: Emek Ve Özgürlük İttifakı’nın Çıkarlarını Önceledik

“Ortak liste” çağrılarının ardından açıklama yapan TİP Lideri Erkan Baş, “Türkiye İşçi Partisi olarak geride kalan dönem boyunca ülkemizin ve Emek ve Özgürlük İttifakı’nın çıkarlarını önceliklendirdik. Şimdiye kadar ileri sürdüğümüz görüşler de hem ülkemizin hem de Emek ve Özgürlük İttifakı’nın çıkarlarını ve toplam kazancını büyüteceğine inandığımız görüşler olmuştur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu inanç, sadece kendi gözlemlerimize değil birçok farklı kaynaktan teyit ettiğimiz verilere dayanmaktadır. Bu denli zor ve detaylı konuları canlı yayınlarda konuşurken zaman zaman kastini aşan ifadelerin dile getirilmesi tüm taraflar açısından muhtemeldir ve karşılıklı iyi niyet gereği partimizin tutumunu çarpıtan kimi sözleri de bu açıdan değerlendiriyoruz.”

TİP’in Yeşil Sol Parti listelerinden sayı, sıra, kontenjan gibi herhangi bir talepte bulunmadığını, Yeşil Sol Parti’nin herhangi bir ilden çekilmesi yönünde taleplerinin de olmadığını ifade eden Baş, liste çıkarmayacakları illeri de açıkladı. Baş, “Partimiz, Adıyaman, Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis, Dersim, Diyarbakır, Gaziantep, Hakkari, Iğdır, Kars, Mardin, Muş. Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van’ın da dahil olduğu bir dizi ilde seçime girmeyeceğini müttefikleriyle paylaşmıştır” dedi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eş Başkanı Gülten Kışanak’ın seçimlere “ortak liste” ile girilmesine yönelik çağrılarının ardından açıklama yaptı. TİP lideri Baş’ın açıklamasının tamamı şu şekilde:

“Kendilerine değerli yorumları için teşekkür ediyorum. Saray Rejimi’ne karşı mücadele bütünlüklü bir özgürlük mücadelesidir. Bunun bir yanı da cezaevlerindeki tüm siyasi tutsakların özgürlüklerine kavuşmasıdır. Bunu henüz başaramamış olmanın yükü omuzlarımızdayken, hukuksuz biçimde tutsak edilmiş yoldaşlarımızla herhangi bir tartışmaya girmek siyasal kültürümüze ve anlayışımıza aykırıdır. Dolayısıyla bu açıklama asla bir cevap değildir.

Tek amacı ilerici kamuoyunu, oluşan kaygılar hakkında bilgilendirmektir. Böyle görülmesini özellikle rica ediyorum. Tüm müttefik güçlerimizin bildiği ve gördüğü gibi, Türkiye İşçi Partisi olarak geride kalan dönem boyunca ülkemizin ve Emek ve Özgürlük İttifakı’nın çıkarlarını önceliklendirdik. Şimdiye kadar ileri sürdüğümüz görüşler de hem ülkemizin hem de Emek ve Özgürlük İttifakı’nın çıkarlarını ve toplam kazancını büyüteceğine inandığımız görüşler olmuştur.

Bu inanç, sadece kendi gözlemlerimize değil birçok farklı kaynaktan teyit ettiğimiz verilere dayanmaktadır. Bu denli zor ve detaylı konuları canlı yayınlarda konuşurken zaman zaman kastini aşan ifadelerin dile getirilmesi tüm taraflar açısından muhtemeldir ve karşılıklı iyi niyet gereği partimizin tutumunu çarpıtan kimi sözleri de bu açıdan değerlendiriyoruz.

Aynı biçimde, bizlerin sarf ettiği kimi sözlerin de dostlarımız ve yurttaşlarımızda kaygı oluşturduğunu gördüğümüzde gerekli adımları atmaktan çekinmiyoruz. Somut bir örnek vermek isterim: Geçen gün bir TV programında Şırnak’tan söz etmemin nedeni orada daha önce çok az oyla AKP’ye giden bir vekilliği geri kazanmanın önemini vurgulamaktır. Şırnak’ta AKP’nin hak etmediği halde bir vekil kazanmış olması beni de en az HDP’li arkadaşlarımız kadar üzmüş ve o duygunun etkisiyle, bunun bir daha yaşanmaması için örnek vermeye çalışmıştım.

Amacım bir oyun bile ne kadar önemli olabileceğinin farkında olduğumuzu vurgulamaktı. Çeşitli mecralarda örneklerini gördüğümüz provokatif ve kötü niyetli yorumları ise görmezden gelmeye, düşmanlaştırma politikalarına karşı Kürt ve Türk halklarının kardeşliğini savunmaya, ittifakımızı ve dayanışma hukukumuzu koruyup güçlendirmek için tüm gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz.

Birçok kez ifade ettiğimiz gibi, 1. Geçmişte olduğu gibi bugün ve bundan sonra da ülkemizin mevcut karanlıktan kurtulmasını zora sokan ve ittifakımızın kazandığı mevzileri riske atan tutum ve girişimlerden uzak duruyoruz. 2. Türkiye İşçi Partisi, kendi programı, örgütü ve siyasal hedefleri olan bağımsız bir partidir; kararlarını kendi kurullarında alır ve bunları müttefikleriyle açıkça müzakere eder. 3. Şu ana kadar kurullarımızın yürüttüğü müzakerelere dair şu hususların ise bilinmesi gerekir:

a. Partimizin Yeşil Sol Parti listelerinden sayı, sıra, kontenjan gibi herhangi bir talebi olmamıştır.
b. Partimizin Yeşil Sol Parti’nin herhangi bir ilden çekilmesi yönünde talebi olmamıştır.
c. Partimiz, Adıyaman, Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis, Dersim, Diyarbakır, Gaziantep, Hakkari, Iğdır, Kars, Mardin, Muş. Siirt, Şanlıurfa, Şırnak ve Van’ın da dahil olduğu bir dizi ilde seçime girmeyeceğini müttefikleriyle paylaşmıştır.
d. Partimiz, iki partinin seçime girmesi halinde milletvekili çıkarma şansının taraflar için riskli olduğu Aydın, Bursa ve İzmir’in birer bölgesi, Kocaeli ve Manisa’da seçime girmeme ve Yeşil Sol Parti’ye oy çağrısı yapma eğilimini müttefikleriyle paylaşmıştır.
e. Partimiz, yasalar gereği seçime katılmak zorunda olduğu en az 41 ilin belirlenmesinde de sadece Yeşil Sol Parti’ye değil, diğer muhalefet güçlerine de zarar vermemeyi esas almıştır.

4. Bu iller ve seçim bölgeleri dışında kalan bölgeler için hem ülkemizin hem de Emek ve Özgürlük İttifakı’nın çıkarlarını azamileştiren ve müttefiklerin birbirine zarar vermeyeceği formüller titizlikle çalışılmaktadır. Emin olunmalı ki, partimiz yalnızca milletvekili çıkarma potansiyeli gördüğü illerde, ittifakımıza ve hatta muhalefetin hiçbir bölmesine zarar vermemeyi esas alan bir yaklaşımla seçimlere katılacaktır.

Türkiye İşçi Partisi, ülkemizde sürdürülen kurtuluş mücadelesini büyütmek konusundaki kararlılığını tüm gücüyle koruyor. Bu kararlılığımız Emek ve Özgürlük İttifakı’na sunduğumuz ve sunacağımız katkıyı büyütmeyi de bir görev haline getiriyor. Hem ittifak hem de parti olarak ülkemizin kurtuluşunu, ittifakımızın güçlenmesini ve yurttaşlarımızın her bir oyunun değerli olabilmesi için gerekli tüm simülasyonları en ince detaylarına kadar değerlendiriyor ve geliştiriyoruz.

Emek ve Özgürlük İttifakı’na ve Türkiye İşçi Partisi’ne desteğini sunan tüm yurttaşlarımızın gönlü rahat olsun. Yoldaşlığımız, dayanışmamız kadar barış ve kardeşlik arzumuz da köklüdür, güçlüdür. Bu sürecin sonunda Saray Rejimi’nden hep birlikte kurtulacağız. Buna inancımız tamdır. Birlikte direndik, birlikte kazanacağız.”

Paylaşın

TİP Lideri Baş: Ortak Tek Adayda Bu İşi Bitirmek Lazım

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partisinin tutumuna ilişki açıklamalarda bulunan TİP Genel Başkanı şu ifadeleri kullandı: “Herkes bilsin halka yalan söylemek suçtur bize böyle öğrettiler. Dolayısıyla TİP önümüzdeki seçimlerde iktidar olmayacak. Bunu biliyorum ve biz seçim beyannamemiz ‘Biz iktidara gelirsek şunu yapacağız’ diye yazdığımız bir şey değil” dedi ve ekledi:

“Biz güçlenen bir TİP’in, güçlenen bir Emek ve Özgürlük İttifak’ının neleri yapabileceğini anlatmaya çalışacağız ve ülkeye yeni bir vizyon sunmaya çalışacağız. Mesela sadece bu 20 yılda ortaya çıkan yıkımın rehabilite edilmesi meselesi değildir. Bu çok önemlidir, bunun için hep beraber iş birliği yapacağız. 3 buçuk yıldır ortak tek adayda bu işi bitirmek lazım diyen bir çizgiden geliyoruz.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, TV100 ekranlarında Uğur Dündar ile Haftanın Panoraması programının konuğu oldu. Programda Dündar’ın sorularına yanıt veren Baş, Türkiye gündemine ilişkin de açıklamalarda bulundu.

Türkiye’deki siyaset anlayışının değişmesi gerektiğini söyleyen Erkan Baş, emekçilerin, kadınların ve gençlerin Meclis’te daha fazla temsil edilmesinin önemine vurgu yaptı. “Biz bir kere dünyayı ve ülkemizi de emek ekseninde değerlendiriyoruz bizim kırmızı çizgimiz emektir, alın teridir ve her emekçi siyasi görüşü, düşüncesi, daha önce oy verdiği parti inancı, etnik kökeni, cinsel kimliği ne olursa olsun bizim açımızdan temel bir kıstas var; emekle sermaye arasındaki mücadelenin hangi tarafındasın? Biz soruyu buradan soruyoruz” diyen Baş şöyle devam etti:

“Sadece iktidarla da sınırlı tutmuyorum, Türkiye’de siyaset düzeni bozuk. Şunu kastediyorum: Yurttaşın yüzde 99’unun emeğiyle, alın teriyle yaşadığı bir ülkede parlamentoda neredeyse hiçbir emekçinin olmaması aslında ne kadar anormali yaşadığımızı gösteriyor. Ülkenin yüzde 50’si kadınlardan oluşuyor parlamentoda kadınların oranı yüzde 17.

Türkiye’de ağzını açan her siyasetçi gençliğin öneminden bahsediyor parlamentoya bakıyorsunuz gençlikten eser yok. Bir kere bizim hem Emek ve Özgürlük İttifakı olarak hem TİP olarak en temel ayrım noktamız budur. Bu ülkede tırnak içinde söylüyorum ‘sıradan’ insanların siyasette daha fazla söz söylemesi lazım.

20 yıllık AKP iktidarının şöyle bir özetini yapabiliriz bence: AKP iktidarı kadın düşmanıdır ve AKP karşıtı Türkiye’de en kararlı muhalefet hareketi kadın hareketedir. Türkiye’nin ana muhalefeti kadınlardır. İstanbul Sözleşmesi’nde çok kararlı bir mücadele sürdürdüler. Kadın cinayetlerine karşı inanılmaz bir kadın dayanışması örgütlenmiş durumdalar.

2022 yılı rakamını söyleyeyim size; 381 kadın katledilmiş. 381 kadının katledildiği bir ülkede İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak nasıl açıklanabilir? Kadının sokağa çıkmasını bile günah ilan eden bir zihniyetle ittifak kurmak, bunları parlamentoya taşımaya çalışmak bu nasıl açıklanabilir? Hiç lafı falan yumuşatmaya gerek yok bu memlekette ciddi bir kadın düşmanlığı var ve bunun somutlandığı yer bugün Cumhur İttifakıdır.

Bu hareket Refah Partisi döneminden bu yana sözde kadını önemseyen, kadını siyasete kazanmayı amaçladıklarını ifade eden bir yaklaşımla geldiler. Şimdi bakın grup başkanvekili, AKP milletvekili sadece bir kanunu savunduğu için ‘Tehdit ediliyorum’ diyor. Kadın düşmanlığının daha belirgin bir hali olabilir mi?”

“‘Sen git beni temsil et’ demesini yeterli görmüyoruz”

Programın devamında Türkiye siyasetindeki temsil mekanizmasının yeniden tarif edilmesi gerektiğini söyleyen TİP Genel Başkanı, “Biz de siyasette aslında tam bunu yapmaya çalışıyoruz. O temsil ilişkisini ortadan kaldırarak insanların birilerine ‘Sen git beni temsil et’ demesini yeterli görmüyoruz” dedi.

Yurttaşların siyasete daha fazla katılması gerektiğini belirten Erkan Baş şöyle devam etti:

“Hiç tartışmaya gerek yok bu iktidar işçi düşmanıdır, bu iktidar kadın düşmanıdır, bu ülke genç düşmanıdır. Bunların açıkça ifade edilmesi gerekiyor. Biz de siyasette aslında tam bunu yapmaya çalışıyoruz. O temsil ilişkisini ortadan kaldırarak insanların birilerine ‘Sen git beni temsil et’ demesini yeterli görmüyoruz. Yurttaşın daha katılımcı bir biçimde bu siyasette özne olabileceği bir şey yapıyoruz.

Hatta şöyle söyleyeyim; Emek ve Özgürlük İttifakı’nın iddiası şudur: Bizim dışımızdaki bütün ittifaklar yurttaşa seçmen gözüyle bakıyor. ‘5 yılda bir sandığa gitsin oyunu versin ve beni iktidar yapsın ondan sonra evinde otursun.’ Biz yurttaşlık kimliğini haklarıyla, ödevleriyle bir bütün olarak görüyoruz ve bunu daha dinamik bir ilişki haline getirmek gerektiğini söylüyoruz.”

Programda partisinin 14 Mayıs’taki seçimlerde milletvekilliği adaylığı için belirlediği isimlere ilişkin de açıklamalarda bulunan Erkan Baş, “Biz ‘Meclis halkın Meclis’i olacak’ diyorduk şimdi onu yapmaya çalışıyoruz” dedi.

“TİP sadece ünlüleri aday gösteriyor” eleştirilerine de yanıt veren Baş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Emine Büyüknohutçu ile henüz tanışmadım. Meryem Göktepe ile bir ay kadar önce tanıştım. İrfan Değirmenci ile daha önce konuk olmuştum. Mehmet Aslantuğ’u partimizin Kültür Sanat Bürosu önerdi. Dediler ki ‘Mehmet Aslantuğ’ adayımız olabilir. Arkadaşlar değerlendirme yaptılar ben de sayın Aslantuğ ile tanıştım. Sohbet ettik birlikte çalışmanın koşulları var mıdır diye baktık sağ olsun kabul etti. Mesela Emine Büyüknohutçu’yu Ekoloji Büromuz önerdi. Bunlar tanınan isimler olduğu için söylüyorum.

İstanbul’da bir İGDAŞ işçisi bizim adayımız sevgili Anıl 13 yıldır İGDAŞ’ta çalışan bir arkadaşımız. İzmir’de Mehmet Kani bir üretici köylü arkadaşımız. Mısra Öz… Türkiye’nin en önemli sorunu adalet değil midir? Düşünsenize 5 yıl önce evladını kaybetmiş. Kaza diye adlandırılan katliam. O gün bugündür yapıştı yakasına adalet arıyor. Gerçekten soruyorum, herkes elini vicdanına koysun; Mısra Öz milletvekilliği hak etmeyecek de kim hak edecek?

Sevgili İrfan tabii ki bir ekran yüzü olduğu için toplumun çok geniş kesimlerinin tanıdığı bir isim. Mehmet Aslantuğ yıllardır sinemada emek veren bir arkadaşımız ve dolayısıyla toplum çok tanıyor ve şöyle algılanıyor: ‘TİP ünlüleri mi milletvekili yapıyor?’ 10 tane aday açıklamışız daha. 600 adaydan 10 tanesi açıklanmış. Anıl İGDAŞ işçisi, Meryem Göktepe belediye işçisi.

Yıllardır KESK’te görevleri var, yöneticilik yapıyor ve yine adalet mücadelesinin önemli isimlerinden bir tanesi. Mehmet Kani üretici köylü. Şimdi onun yanında İrfan’ı ekleyin artık emekli olacak kadar çalışmış bir gazeteci. Mesela Aylin bugün açıkladık belediye işçisi bir arkadaşımız. Emine Büyüknohutçu doğasına, toprağına sahip çıktığı için annesi babası katledilmiş bir arkadaşımız. Şimdi bu hepimizin sorunu değil mi? Biz Meclis halkın Meclis’i olacak diyorduk şimdi onu yapmaya çalışıyoruz.”

“Ülkeye yeni bir vizyon sunmaya çalışacağı”

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde partisinin tutumuna ilişkin de açıklamalarda bulunan TİP Genel Başkanı şu ifadeleri kullandı:

“Herkes bilsin halka yalan söylemek suçtur bize böyle öğrettiler. Dolayısıyla TİP önümüzdeki seçimlerde iktidar olmayacak. Bunu biliyorum ve biz seçim beyannamemiz ‘Biz iktidara gelirsek şunu yapacağız’ diye yazdığımız bir şey değil. Biz güçlenen bir TİP’in, güçlenen bir Emek ve Özgürlük İttifak’ının neleri yapabileceğini anlatmaya çalışacağız ve ülkeye yeni bir vizyon sunmaya çalışacağız.

Mesela sadece bu 20 yılda ortaya çıkan yıkımın rehabilite edilmesi meselesi değildir. Bu çok önemlidir, bunun için hep beraber iş birliği yapacağız. 3 buçuk yıldır ortak tek adayda bu işi bitirmek lazım diyen bir çizgiden geliyoruz.”

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Kürtler Nasıl Bir Rol Oynayacak?

Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) oluşan Emek ve Özgürlük İttifakı, 6 Şubat’taki depremlerinden önce cumhurbaşkanı adayı çıkaracağını açıkladı.

Ancak Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklanmasının ardından Emek ve Özgürlük İttifakı aday çıkarılmayacağı duyuruldu. Kılıçdaroğlu’na fiilen destek anlamına gelen bu açıklamanın ardından Kürtlerin siyasette oynayacağı rol daha fazla tartışılmaya başladı.

VOA Türkçe’den Mahmut Bozarslan’ın aktardığına göre Merkezi Diyarbakır’da bulunan Dicle Toplumsal Aramalar Merkezi (DİTAM) isimli düşünce kuruluşu da bu tartışmalara katıldı. DİTAM tarafından düzenlenen “Türkiye Siyasetinde Kürtler ve Seçimler” konulu toplantıda Kürtlerin siyasette nasıl bir rol oynayacakları sorusuna yanıt arandı.

Toplantıya Fransa’nın başkenti Paris’ten online olarak katılan siyaset bilimci ve tarihçi, Paris Sosyal Bilimler Yüksek Okulu (EHESS)Öğretim üyesi Prof. Dr. Hamit Bozarslan, Türkiye’nin çok kritik bir noktada olduğunu belirterek, “Uzun yıllardır böyle bir beklenti söz konusu değildi” dedi.

“Altılı Masa demokratik bir masa değil”

HDP’nin fiilen destek olacağı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olduğu altılı masaya değinen Bozarslan, altılı masanın demokratik bir masa olmadığını savundu. İyi Parti için “Susurluk geleneğinden gelmekte” ifadesini kullanan Bozarslan, “CHP, İttihat ve Terakki ile ilişkilerini koparmayan bir parti” yorumunu yaptı.

Altılı masanın çözmesi gereken sorunlar arasında Kürt sorununun bulunmadığını hatırlatan Bozarslan, “Bu söylediklerim altılı masanın desteklenmemesi anlamına gelmemekte. Ama altılı masanın mutabakat metninde çözülmesi gereken 2 bin küsur sorun sayılıyor ama bunların içinde Kürt meselesi yok” şeklinde konuştu.

Türkiye’de büyük bir değişim beklentisi olduğunu vurgulayan Bozarslan, “Değişim beklentisi en azından şimdilik demokrasi beklentisi değil. Demokratik hareketin ve Kürt hareketinin değişim beklentisini demokrasi beklentisine dönüştürmesi gerekiyor. Demokrasi beklentisinin oluşturulması için Kürt meselesinin kendi başında meşru bir mesele olarak kabul edilmesi zorunluluğu var. Bu aynı zamanda azınlık haline getirilen diğer Türkiye halklarının meşruluğu anlamına geliyor” şeklinde konuştu.

“Her şey seçimlere indirgenemez”

Bütün beklentilerin seçimlere indirgenemeyeceğini ifade eden Bozarslan, Türkiye’yi demokratikleştirecek faktörler üzerinde yoğunlaşılmasını önderdi. Bozarslan Türkiye’de baskı rejimine rağmen direniş sahalarının da olduğuna dikkat çekerek, “Direniş sahalarının korunması, güçlendirilmesi, uzun bir zaman dilimine yayılması gerekmekte. Türkiye’deki dengeler iktidarın değil direniş sahalarının lehine çalışmakta” dedi.

HDP neden cumhurbaşkanı adayı çıkarmadı?

AK Parti yıllarca Kürt siyasetinin temsil ettiği partilerle birlikte bölgede Kürt seçmenden en fazla oy alan parti oldu. Ancak son aylarda yapılan anketler AKP’nin oylarının düştüğünü gösteriyor. Bozarslan’dan sonra söz alan Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Vahap Coşkun da, Kürt seçmenle AKP arasındaki makasın açıldığına dikkat çekti.

AK Parti oylarının erozyona uğradığını söyleyen Coşkun, CHP’nin iktidar umudu olmasıyla birlikte, HDP’nin oylarının bir kısmının CHP’ye gidebileceğini savundu. Seçim barajının yüzde 7’ye indirilmesinin HDP seçmeni arasında motivasyon bozukluğuna yol açabilme ihtimali olduğuna da vurgu yapan Coşkun, ilk kez oy kullanacak seçmenlerin de HDP için avantaj olduğuna değindi.

Coşkun, HDP’nin cumhurbaşkanı adayı çıkarmamasını beş neden bağladı. HDP’nin 2015’ten bu yana sürdürdüğü AK Parti karşıtlığının tabanda hissiyat yarattığını savunan Coşkun, “HDP istese de artık kendi tabanında AK Parti karşısında nötr ya da destekleyecek pozisyona giremez” dedi.

AK Parti’nin Kürt karşıtı siyasetinin aday çıkarılmamasında önemli bir etken olduğunu dile getiren Coşkun, diğer nedenleri şöyle sıraladı:

“HDP ile ittifak yapan özellikle sol grupların aday hiç çıkartılmaması konusundaki yaptıkları deklarasyon. Kılıçdaroğlu’nun Kürt seçmenin,cumhurbaşkanlığı adayları içerisinde kendisine en yakın adamı olarak görmeleri. Demirtaş gibi gösterebileceği popüler bir adayın olmaması bunlar önemli nedenler. HDP aday göstermiş olsaydı dahi, seçmelerin önemli bir kısmı ilk turda Kılıçdaroğlu’nu tercih edebilirlerdi, bu parti yönetimi açısından doğru bir tablo olmazdı” dedi.

“Kürtler çaba içerisine”

14 Mayıs seçimlerinden iktidar değişimi olacak mı? Toplantının ardından soruları yanıtlayan DİTAM Başkan Yardımcısı Sedat Yurtdaş, iktidar değişiminin sağlanabileceği görüşünde. Peki bu değişim Kürtlere ne getirir? Cumhur ittifakının yerini alması beklenen ve Kürtlerin de destekleyeceği varsayılan Millet İttifakı Kürt sorununu çözebilir mi? Yurtdaş’a göre Millet İttifakı Kürtlerin taleplerine açıkça cevap vermiyor.

Ancak Yurtdaş, Millet İttifakının çabalarına dikkat çekerek, “Genel gidişat bu iktidarın, Erdoğan’ın Kürt karşıtlığı politikasının Kürtler de artık bir karşılığının olmadığıdır. Millet İttifakı’nın her ne kadar Kürtlerin genel özgürlük, hak taleplerine açıkça cevap veren bir konumda olmasa da genel demokrasiyi, hukuk, özgürlükler konusunda ortak bir çaba içerisinde hareket edilebileceğini, dolayısıyla iktidar değişimi sağlanabileceği konusunda genel bir yaklaşım var” diye konuştu.

Kürtlerin de kendi hakları için çaba içinde olduğunu anlatan Yurtdaş, “Şunu gördük ki tek tek bireyler, kurumlar, katılımcıların hepsi bu süreçte en etkili bir şekilde dil, kimlik hakları, yönetime katılma hakları için bir çaba içerisinde olduğunu gösteriyor” dedi.

Paylaşın

“İttifakın Amacı Saray Rejimi’nden Kurtuluşa En Büyük Katkıyı Yapmaktır”

14 Mayıs’ta yapılacak seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan TİP Lideri Baş, ““Emek ve Özgürlük İttifakı’nda şöyle bir ortak kaygımız var: Doludizgin kurtuluşa doğru gidiyoruz. Cumhur İttifakı, Türkiye’de azınlık iktidarıdır. Son kullanma tarihi geçti. Saray Rejimi’nden kurtulduğumuz gün cumhuriyetin ikinci yüzyılına adım atmış olacağız” dedi ve ekledi:

“Tartışmamız şu: Burayı nasıl en eşitlikçi, en özgürlükçü, en barışçıl, herkesin eşit yurttaş olarak hissedebildiği bir ülke haline getirebiliriz? Bizim Millet İttifakı’yla neyin gitmesi gerektiği konusunda ortaklığımız açık ama neyin gelmesi konusunda tartışmak istiyoruz. Farklı görüşlerimiz var. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın temel kuruluş amacı da budur. Türkiye’nin Saray Rejimi’nden kurtuluşunda en büyük katkıyı yapmaktır.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, Halk TV’deki Lider Masası programında bu akşam gazeteciler Bengü Şap Babaeker ve İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtladı. Baş’ın açıklamasından satır başları şöyle:

“Seçimi depremle ilgili bir mücadele alanı olarak görmemiz gerekiyor. Acaba Tayyip Erdoğan söylediklerine inanıyor mu? Depremde sadece bu ülkenin yurttaşları birbirlerine yardım ettiler.

İktidar özür dilemesi gereken bir noktada. Ancak yine meseleyi seçime, siyasi tartışmaya götürüyor. O zaman Tayyip Erdoğan’a sormak lazım; neden insanlardan helallik istiyorsun?”

TİP’in diğer siyasi partilerden farkı ne? Arama-kurtarma yapmak için talimat bekleyenlerin partisi değiliz, bizde tüm üyeler inisiyatif sahibidir. Sorumluluk sahibi yurttaşların örgütlendiği bir parti TİP.

Mesela tarikatlar, ‘Hocaefendimizin selamını getirdik’ diye içeri girip ‘Siz bunları adil dağıtırsınız’ diyerek yardımlarını bize getirdiler.

Türkiye’de en önemli problemimiz hafıza. Unutmamamız lazım. İlk günlerde müdahale edilebilseydi belki de on binlerce yurttaşımız hayatta olacaktı. Kendi selasını dinleyerek öldü insanlar. Bu tarif edilemez bir şey.”

Bu seçim sürecinin sonrasında adil, tarafsız, bağımsız, evrensel hukuk normlarının geçerli olduğu mahkemelerde bu sürecin tüm sorumlularının yargılanması lazım.

Emek ve Özgürlük İttifakı’nda şöyle bir ortak kaygımız var: Doludizgin kurtuluşa doğru gidiyoruz. Cumhur İttifakı, Türkiye’de azınlık iktidarıdır. Son kullanma tarihi geçti. Saray Rejimi’nden kurtulduğumuz gün cumhuriyetin ikinci yüzyılına adım atmış olacağız.

Tartışmamız şu: Burayı nasıl en eşitlikçi, en özgürlükçü, en barışçıl, herkesin eşit yurttaş olarak hissedebildiği bir ülke haline getirebiliriz? Bizim Millet İttifakı’yla neyin gitmesi gerektiği konusunda ortaklığımız açık ama neyin gelmesi konusunda tartışmak istiyoruz. Farklı görüşlerimiz var. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın temel kuruluş amacı da budur. Türkiye’nin Saray Rejimi’nden kurtuluşunda en büyük katkıyı yapmaktır.

Seçime girme yeterliliği olan Yeşil Sol Parti, Türkiye İşçi Partisi ve Emek Partisi, Emek ve Özgürlük İttifakı adı altında bu seçime katılacak. Parlamentoda Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı tarafından temsil edilmediğini hisseden milyonlarca yurttaşımızı bu mücadelenin parçası haline getirmek istiyoruz.

Türkiye’de bir kadın hareketi, iklim hareketi, emek hareketi var. Bunların temsilcilerinin parlamentoda olması lazım.

Bizim hedefimiz 50-55 ilde seçime girmektir. Buralarda da herhangi bir muhalif güce zarar verecek hiçbir yaklaşım içerisinde bulunmayacağız.

60 yıl sonra ilk defa sosyalistler baraj tehlikesi yaşamadan bir seçime giriyor. Yüzde 10 barajı Kürtler ve sosyalistler parlamentoda temsil edilemesinler diye uygulandı.  1965’te barajsız bir seçime girdik biz, 15 milletvekiliyle parlamentoya girdik. Türkiye siyasetinde yepyeni bir dönem açıldı. Bunu engellemek için baraj uyguluyorlardı.

“Sosyalistler 60 yıl sonra ilk defa baraj olmayan bir seçime girecekler”

HDP yüzde 10’u geçerek bunu işlevsizleştirdi. Şimdi o barajı yüzde 7’ye indirdiler. Bir şey daha var, ittifak barajı geçtiği zaman ittifak içindeki tüm partiler de barajı geçmiş sayılır. Bunu bütün yurttaşlarımızın birbirine anlatmalarını çok rica ediyorum. Hiçbir oy boşa gitmez. Sosyalistler 60 yıl sonra ilk defa baraj olmayan bir seçime girecekler.

Tüm yurttaşlara TİP Genel Başkanı olarak söz veriyorum. Vereceğiniz her oy en kıymetli şekilde değerlendirilecek. Eğer bir ilde TİP seçime girecekse sizin verdiğiniz oylarla vekil çıkarabileceğini bildiği için girecek.

İlk defa sosyalizmi insanlara sosyalistler anlatır hale geldi. TİP bunu başardı. Biz, sosyalizmin değerleri ışığında ülkemizin bugünkü sorunlarına bakıp bunlara ilişkin yanıtlar üretmeye çalıştığımız için insanlar teveccüh ediyorlar.

Türkiye siyasetinde şeffaflık eksik. Yurttaşlarımız bizde onu buldular. Benim söylediğim şeyin aynısını söyledi’ diyor insanlar. Aslında milyonlarca insan olarak aynı şeyleri hissediyoruz. Bakmayın iktidarın bizi bölmeye çalıştığına, sokağa çıktığımızda ekmek hepimiz için pahalı.

Türkiye’deki bu kurtuluş arayışının her şeyin üstünde olduğunu düşünüyorum. Hiç kimsenin kendisini, kendi partisini ve kendi ittifakını memleket çıkarlarının üstüne koyma lüksü yoktur.

Geçen seçimde imzayla aday olanların imzaları toplama hızına bakınca, şu anki adayların 60 milyon seçmenin olduğu bir ülkede şimdiye kadar toplamda 100 bin imzayı ancak bulmuş olması bir mesajdır. ‘Üçüncü adaya ihtiyacımız yok’ mesajıdır bu.

İktidarın toplumu bölme çabasına karşın toplumun derinliklerinde inanılmaz bir birleşme arzusu var. Türkiye’de kimin yerli-milli olduğunu belirleyecek kişi Tayyip Erdoğan değildir. Kendilerinden olan herkes yerli ve milli, olmayan terörist. Bunu değiştireceğiz.

Ben 15-16 yaşımdan beri devrimciyim. İnsanların eşit, özgür olmasını istiyorum. Bütün hayalim bu. Tüm dünyada insanların eşit ve özgür olması.

O İletişim Başkanlığı, propaganda metinleri basacak diye o paranın onda biriyle bu memleketteki 30 bin çocuğu ve ailelerini rahat yaşatamıyoruz. Bu eşitsizliklere isyan etmek beni siyasete taşıyan şeydir.

Ben Deniz Gezmiş’in yoldaşıyım. İdam sehpasında tek başına da kalsan doğru bildiğini söyleyeceksin. Galilei, ‘Dünya dönüyor’ dediğinde herkes mahkum etmeye çalıştı ancak dünya yine de dönüyordu. Halkın yararına olan bir şey önümüze geldiğinde kim yaparsa yapsın, ‘Doğrudur’ diyoruz. Halkın aleyhine bir şeyi kim yaparsa yapsın ‘Yanlıştır’ diyoruz.

içbir zaman gömlek değiştirdiğimizi söylemedik. Ben sosyalistim. Sosyalist kalmaya, mümkün olursa sosyalist olarak ölmeye hazırım. Sosyalizmin, Türkiye’nin ve dünyanın aydınlık geleceğinde bir pusula görevi göreceğini düşünüyorum.”

Türkiye İşçi Partisi, işçi sınıfını merkeze alan bir sosyalist parti. Biz, bu ülkenin yüzde 99’unun çıkarlarının savunucusuyuz aynı zamanda. Bize üye olmak, oy vermek için sosyalist, komünist, devrimci olmanız gerekmiyor; insan olmanız, emekten yana olmanız yeterli.

“Türkiye’nin birtakım kırmızı çizgilere ihtiyacı var. Bazı şeyler tartışılmamalı. Laiklik meselesinde TİP bir kırmızı çizgidir. Eşit yurttaşlardan bahsediyorsak bunun zemini laikliktir. Laikliğin olmadığı yerde biat vardır, kölelik vardır.”

Paylaşın

Emek Ve Özgürlük İttifakı Seçim Stratejisini Belirledi

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine sayılı haftalar kala ittifaklarda stratejilerini de netleştiriyor. Seçimlerde cumhurbaşkanı adayı çıkarmama kararı alan Emek ve Özgürlük İttifakı, genel seçimlere dair stratejisini belirledi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) oluşan ittifak, yürütülen müzakereler sonucunda tam uzlaşı sağladı.

Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında seçimlere tek parti ve tek listeyle kararını ittifak toplantısına taşıyan HDP, bu ısrarını sürdürdü. Ancak TİP ve EMEP, aynı toplantıda seçimlere kendi logolarıyla girme eğilimi gösterdi.

MYK’nin müzakere için tam yetki verdiği HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, TİP Genel Başkanı Erkan Baş ve EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ile görüştü.

Müzakere görüşmesinin ardından genel başkanlar, parti kurullarıyla görüşmek için süre istedi. Parti kurullarıyla görüşen Baş ve Akdeniz, ittifak masasına kararlarını bildirdi. Kararların bildirilmesinin ardından partiler arasında seçim stratejisine dair formül netleşti

İttifak çatısı altında seçimlere giriliyor

Anayasa Mahkemesi’nde devam eden kapatma davasının seçim sonrasına bırakılması talebi reddedilen HDP, seçimlere ittifak çatısı altında Yeşil Sol Parti ile girecek. TİP ve EMEP de ittifak çatısı altında kendi logolarıyla seçimlere gidecek. İttifakta yer alan TÖP, EHP ve SMF ise Yeşil Sol Parti listesinden seçimlere girecek.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Emek ve Özgürlük İttifakı’nda “Kılıçdaroğlu” İsmi Ne Zaman Dile Getirilecek?

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nden (TÖP) oluşan Emek ve Özgürlük İttifakı cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair aday kararını açıkladı.

HDP’nin öncülüğünde bir araya gelen Emek ve Özgürlük İttifakı, ocak ayında aldığı cumhurbaşkanı adayı çıkarma kararından vazgeçtiğini duyurdu.

İttifak deklarasyonunu okuyan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday çıkarmayacağımızı deklere ediyoruz, bu kararı paylaşıyoruz” ifadelerini kullandı. Deklarasyon metninde Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dahil herhangi bir isim ifade edilmedi, ancak açıklamada Kılıçdaroğlu “tarif” edildi.

20 Mart görüşmesi ilk adım

Deklarasyonda yer verilen “Türkiye’nin en temel ihtiyacı halkın egemenliğine dayanan gerçek ve güçlü bir demokrasidir”, “Kürt sorununda demokratik ve barışçı bir çözüm için Meclis’in asli bir irade olarak görüldüğü, tüm muhatapların şeffaf bir diyalog ekseninde özgür bir tartışma yürütebildiği, yurttaşların eşit, özgür ve barış içinde bir geleceği kuracağı günler bütün vicdan sahibi insanlarımızın özlem ve talebidir” gibi ifadelerin Kılıçdaroğlu’nun 20 Mart’ta HDP ile görüşmesinde dile getirdiği görüşlerle benzerlikler taşıdığı şeklinde yorumlandı.

DW Türkçe’den Kıvanç El’in haberine göre Kılıçdaroğlu’nun HDP ile görüşmesinde verdiği mesajların ittifak paydaşları tarafından desteklendiği, ayrıca TİP ve EMEP gibi partilerin de Kılıçdaroğlu’nun ziyaretini beklediği kaydediliyor.

Kılıçdaroğlu ismi ne zaman dile getirilecek?

İttifak açıklamasında Kılıçdaroğlu’nun ismi açıkça ifade edilmese de “demokrasi” mesajıyla genel bir tarif yapıldı. İttifak temsilcileri de toplantı sonrası yaptıkları değerlendirmelerde “Kılıçdaroğlu’nu demokrasiyi geliştirebilecek bir güç olarak görüyoruz. Ancak bu açıklamadan ‘Kılıçdaroğlu’na destek verildi’ gibi bir anlam çıkmamalıdır. Süreçte bu isimlendirme ittifak partilerince yapılacaktır. Çok fazla seçenek olduğunu da zaten düşünmüyoruz” ifadelerini kullandı.

Alınan bilgilere göre Kılıçdaroğlu’nun adı daha çok sahada ve mitinglerde dillendirilecek. Kılıçdaroğlu’nun “demokratikleşme”, “Kürt sorunu” başlıklarında verdiği mesajlar yakın takipte olacak. HDP, 2019 yılındaki İstanbul Büyükşehir Belediyesi için yapılan seçimlerinde de aday çıkarmayarak fiilen Ekrem İmamoğlu’nu desteklemişti. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de benzeri bir yol izlenecek.

“İsim vermenin anlamı yok”

Toplantıyı izleyen Kürt siyasetinin önemli isimlerinden Ahmet Türk de gazetecilerin “Kılıçdaroğlu’na destek verecek misiniz?” sorusuna, “Biz demokrasiye destek veriyoruz. Demokratik bir Türkiye mücadelesi veriyoruz. Adres göstermenin bir manası yok zaten seçenekler ortadadır. Demokratik bir seçenek desteklenecektir. Bizim için Türkiye’nin geleceği, demokratik siyasetin güçlü hale gelmesi, halk iradesinin tanınması, iradeye saygı gösterilmesi gerekmekte. Bu ülkede kayyumlar atanıyor, Kürt siyasetçiler kıskaca alınıyor. Bu hukuksuzluğa haksızlığa karşı demokratik bir gelecek mücadeledir. Bir isim vermenin anlamı da yok” ifadelerini kullandı.

Ahmet Türk, Kılıçdaroğlu’nun HDP görüşmesindeki açıklamalarını da “Doğru bir yaklaşımdır, bunu destekleriz” sözleri ile değerlendirdi.

“Siyasi stratejimiz net”

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da toplantı sonrası yaptığı açıklamada “Siyasi stratejimiz net; biz bu iktidarı göndereceğiz, bu düzeni değiştireceğiz. Bu bizim Türkiye halklarına karşı tarihi sorumluluğumuz ve demokratik görevimizdir. Hep birlikte başaracağız, hep birlikte kazanacağız” dedi.

TİP Genel Başkanı Erkan Baş ise “Bu açıklama bir irade beyanıdır. Bütün muhaliflere sorumluluk çağrısıdır. Gün hiçbirimizin kendisini, partisini, ittifakını düşünme günü değil” diye konuştu. EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz de “İttifakımız değerli bir çalışma yaptı. Adayın belirlenmesi sürecinde adayımızın çekilmesi üzerine milyonlarla görüşerek bu irade ortaklaştı. Deklarasyonda milyonların iradesi var. Bizim için esas olan şey başkanlık yetkileri ve bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin lağvedilmesidir” dedi.

Paylaşın

Emek Ve Özgürlük İttifakı Aday Çıkarmayacak: Sorumluluğumuzu Yerine Getireceğiz

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emek Partisi (EMEP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Emekçi Hareket Partisi (EHP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi’nden (TÖP) oluşan Emek ve Özgürlük İttifakı, 14 Mayıs seçimlerinde cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacaklarını açıkladı.

Haber Merkezi / Emek ve Özgürlük İttifakı liderleri, Ankara Dünya Ticaret Merkezi’nde bir araya geldi. Toplantı sonrası ittifakın tutum belgesini HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan okudu.

AK Parti iktidarının 21 yılda ekonomik ve sosyal politikalarının yarattığı yıkıma değinen Buldan, “AKP’nin yarattığı yıkım ve ağır bunalıma karşı Emek ve Özgürlük İttifakı’nın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceğini” belirtti.

Buldan’ın açıkladığı deklarasyon şöyle:

“Türkiye tarihinin en kritik seçimlerinden birine iki aydan az bir zaman kaldı. Ülkenin ve toplumun geleceğini belirleyecek tarihsel bir andan geçiyoruz. Cumhuriyetin ikinci yüzyılının eşiğinde, ülkenin 13. Cumhurbaşkanı seçilecek ve parlamento yeniden oluşturulacak.

AKP iktidarının son yirmi bir yılda uyguladığı ekonomik ve sosyal politikalar hayatın her alanında büyük bir yıkım yaratmış; özgürlükleri kısıtlayan, baskı ve hukuksuzluklara dayalı uygulamalar sınır tanımamıştır. Yaşadığımız çoklu sorunlar, çözümsüzlük ve ağır bunalım her geçen gün derinleşmektedir. AKP-MHP iktidarı, toplumun bugününü çalmıştır ve yarınını da tehdit etmektedir.

“15 Mayıs sabahına umutla uyanacağız”

Ülkeye bir kâbus gibi çökmüş olan bu siyasi iktidar, her türlü tahakküm pratiklerini uygulayarak tek adam yönetimini ülkenin her bir karışına yaymış durumdadır. ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ Türkiye halklarını nefessiz bırakmaktadır.

Türkiye’nin en temel ihtiyacı halkın egemenliğine dayanan gerçek ve güçlü bir demokrasidir. Evrensel hak ve özgürlüklerin tanındığı ve anayasal güvence altına alındığı, demokratik hukuk ilkelerinin geçerli olduğu, sosyal ve ekonomik hakların yaşam bulduğu bir düzen istiyoruz. Yerel katılım mekanizmalarının işlediği güçlü bir yerel demokrasi olmadan bu hedefe ulaşmak mümkün değildir.

Ülke ve toplum olarak 15 Mayıs sabahına umutla uyanacağız. Demokratik değişimi gerçekleştirecek güçlerin parlamentoda çoğunluğu kazandığı, Kürt sorununda demokratik ve barışçı bir çözüm için Meclis’in asli bir irade olarak görüldüğü, tüm muhatapların şeffaf bir diyalog ekseninde özgür bir tartışma yürütebildiği, yurttaşların eşit, özgür ve barış içinde bir geleceği kuracağı günler bütün vicdan sahibi insanlarımızın özlem ve talebidir.

Emek ve Özgürlük İttifakı, emekçilerin ve tüm ezilenlerin taleplerinin sözcüsüdür. Demokratik değişimin gücü ve inşa iradesidir. Halklarımızın haklarının yegane temsilcisi ve teminatıdır. Doğanın talanına karşı mücadelenin adresidir. Gençlerin özgür yaşamının güvencesidir. Türkiye’nin geleceğinin demokrasiyle buluşmasının anahtarıdır.

Emek ve Özgürlük İttifakı olarak kadın özgürlükçü bir yaşamı kuracağız. Kadınların yok sayılmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Kadınların yaşamın tüm alanlarında eşit ve özgür olacağı yarınların teminatı biziz. Kadınların, eşit temsiliyet ilkesiyle siyasette özne olmasının en güçlü savunucusuyuz.

İttifakımız İstanbul Sözleşmesi’ni tekrar yürürlüğe sokacak ve kadınların tüm kazanımlarını anayasal güvence altına almak için var gücüyle mücadele edecektir. Ve bizler, on yıllardan gelen mücadele birikimi, deneyim ve ferasetimizle Türkiye halklarının demokratik egemenliğinin tesis edildiği günlere kavuşmak için kararlıyız.

Türkiye’nin demokratikleşmesinin yolu Meclis’te emek, adalet ve barışta ısrar edenlerin, demokratik değişim ve dönüşümü gerçekleştirecek olanların, yani bizlerin önemli bir gücü elde etmesinden geçmektedir. Tek adam sistemi ve restorasyon arasında sıkıştırılmak istenen halkımızın gerçek alternatifi bizleriz.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tek adam yönetimine karşı tarihsel sorumluluğumuzu yerine getireceğiz. Ülkede demokrasinin, temel hak ve özgürlüklerin, toplumsal adaletin gerçekleşmesi için yoksulluğa, yolsuzluğa, talana ve ranta dayalı bir yönetimi sürdürmüş olan bu iktidardan, büyük tahribatın sorumlularından hesap sorma konusunda kararlıyız.

Bu nedenlerle Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday çıkarmayacağımızı kamuoyu ile paylaşıyoruz. Halkın çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesinin, kamu yönetiminde adaletin sağlanmasının, toplumsal cinsiyet eşitliğinin, doğaya saygının, gençlere özgür yaşamın, barışçıl bir dış politikanın, tarafsız ve bağımsız bir yargının, özgürleşen kimliklerin ve en önemlisi de bütün bunları içeren demokratik bir anayasanın tesis edildiği bir siyasal iklimi inşa etmek acil hedefimiz ve mücadele sebebimizdir.

“Umudu büyüteceğiz”

Türkiye’nin çatışmaya değil aklı selim olanı uygulayarak barışmaya; toplumsal ve siyasal sorunlarımıza kalıcı, gerçekçi ve kapsayıcı çözümler üretmeye ihtiyacı var. Toplumu kutuplaştıran, gerginlik çıkaran, iç ve dış düşmanlar yaratarak huzursuzluğu büyüten, milyonlarca yurttaşın taleplerini ve özlemlerini görmezden gelen bir kişinin kazanma şansı olmayacaktır.

Hep birlikte aydınlık bir geleceğe yürümenin, siyasal demokrasiyi inşa etmenin yolu birlikte mücadeleyi ve umudu büyütmekten, cesaretle yeni bir yaşam için adımlar atmaktan ve toplumun özlemlerini, ihtiyaçlarını karşılayacak politikaları kararlılıkla savunmaktan ve uygulamaktan geçiyor. Hepimize kolay gelsin ve yolumuz açık olsun.”

Paylaşın