Merkez Bankası Rezervleri Swap Hariç Net Eski 47,1 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı. Buna göre, 7 Nisan itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 1 milyar 756 milyon dolar azalışla 68 milyar 491 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 31 Mart’ta 70 milyar 247 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.

Haber Merkezi / Söz konusu dönemde altın rezervleri ise 436 milyon dolar artarak 52 milyar 176 milyon dolardan 52 milyar 612 milyon dolara çıktı. Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 7 Nisan haftasında bir önceki haftaya kıyasla 1 milyar 320 milyon dolar azalışla 122 milyar 423 milyon dolardan 121 milyar 103 milyon dolara indi.

Swap hariç net rezerv -47,1 milyar dolar

TCMB’nin net rezervi de bu dönemde 4,7 milyar dolarlık düşüşle 13,8 milyar dolara geriledi. TCMB’nin yurt içi ve yurt dışı bankalardan belirli bir süre için swap (takas) ile ödünç aldığı döviz ve altınlar düşüldüğünde net rezerv geçen hafta 4,1 milyar dolarlık düşüşle -47,1 milyar dolara geriledi.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Bankalara ‘Döviz’ Talimatı: Türk Lirasına Dönüşümü Hedefleyin

Bankalara en az yüzde 60 oranında Türk Lirası cinsi mevduat hedefi getiren Merkez Bankası’nın, sektör temsilcileriyle gerçekleştirdiği toplantıda ve ayrı ayrı gerçekleştirdiği görüşmelerde bankacılık sektörüne verdiği mesajlar arasında “Döviz talebi oluşturacak uygulamalardan kaçının” ve “dövizden her ay TL’ye dönüşüme odaklanın” mesajları öne çıktı.

Merkez Bankası’nın piyasa verdiği diğer öne çıkan mesajı da, “Döviz piyasasında talep oluşturduktan sonra yaptıklarımızın kıymeti olmaz”, “Düzenlemelerin etrafından dolanarak yine döviz talebi oluşturacak uygulamalar, yeni düzenlemeler ile engellenmeden önce kendiniz kaçının” oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB), son haftalarda bankalara seçim öncesi döviz talebi yaratabilecek adımlardan kaçınmaları çağrısında bulunduğu bildirildi.

Reuters’ın bankacılara dayandırdığı haberine göre TCMB, daha ziyade döviz mevduatlarının aylık yüzde 5’i kadar bir kısmının liraya dönüştürülmesi gibi hedeflere odaklanması çağrısında bulundu.

On binlerce insanın hayatını kaybettiği 6 Şubat depreminden bu yana Türk Lirası, dolar karşısında yüzde 2,4 değer kaybetti, seçimler yaklaştıkça düşüş trendi de devam ediyor.

Merkez Bankası geçen hafta dolarsızlaştırma (liralaşma stratejisi) hedefini destekleyecek adımlar atarak, bankaların TL mevduatlarının toplam mevduatlarının yüzde 50’si ile yüzde 60’ı arasında olması halinde bulundurmaları gereken menkul kıymet tesisi ve zorunlu karşılıklarda düzenlemeler yapmıştı.

Buna göre, yabancı para mevduat/katılım fonlarından Türk lirası mevduat/katılım fonlarına dönüşüm oranlarının hesaplanmasında gelecek altı aya yönelik hesaplamalarda 31 Mart 2023 tarihi esas alınacağı, Türk lirası mevduatların/katılım fonlarının payı yüzde 70’i aşan bankalara ise kredi faizine göre makro ihtiyati tedbirlerde muafiyet sağlanacağı bildirilmişti.

Ayrıca, Türk lirası mevduatların/katılım fonlarının payı yüzde 60’ın altında kalan bankaların yabancı para zorunlu karşılık oranı yükümlülüklerine tüm vadelerde 5 puan ilave edileceği duyurulmuştu.

2023 yılının ilk yarısı için mevduatta liralaşma hedefi yüzde 60 olarak belirlenmişti. Bankacılar, sektörün neredeyse tamamının yeni belirlenen yüzde 60 dönüşüm oranının üzerinde ya da buna yakın olduğunu tahmin ediyor.

Reuters’ın haberine göre, tüm bankalarin dövizi li̇raya dönüştürmek i̇çi̇n aylık hedefleri̇ bulunuyor.

Merkez Bankası yüksek enflasyona rağmen faiz oranlarını düşürmek gibi alışılmışın dışında bir politika izlerken yetkililer de son yıllarda döviz piyasasını baskı altına almak ve döviz varlıklarını önlemek için adımlar attı.

Konuya vakıf bir bankacı, Merkez Bankası’nın kredi kuruluşlarından “foreks talebi yaratacak önlemlerden kaçınmalarını ve mevduatların her ay dövizden Türk lirasına çevrilmesine odaklanmalarını” istediğini söyledi.

TCMB, konuya ilişkin yorum yapmazken kaynaklar da isimlerinin açıklanmasını istemedi.

Özel sektörden bir kaynak, tüm bankaların dönüşümü gerçekleştirmesi halinde Merkez Bankası’nın bu kanallar aracılığıyla gelecek altı ay boyunca her ay 5 milyar dolara kadar net rezerv katkısı alabileceğini hesapladığını ancak pratikte rezervlere katkının daha düşük olacağını söyledi.

Geçen yıl dolar karşısında yüzde 30, ve 2021’de yüzde 44 değer kaybeden Türk lirası, bugün (12 Nisan) 19,31 seviyesinde. Ancak yabancı kurumlar dahil birçok bankacı, liranın adil değerini (rayiç değerini) 23-25 aralığında görüyor.

Bankacılara göre seçim sonrasında liranın zayıflayacağı beklentisi bile tek başına döviz talebi yaratmaya yetiyor.

Bir başka bankacı ise Merkez Bankası’nın mesajlarının kredi verenlere (bankalara) gelecek aylarda forex (döviz) politikası önünde engel oluşturmamaları için bir uyarı olarak algılandığını söyledi.

Merkez Bankası ithalat ödemeleri için döviz ihtiyacını ihracat gelirleriyle karşılayabilirken, yerel döviz talebi, bankaların enflasyonun çok altında faiz ödeyen hazine bonoları satın almasını zorunlu kılmak gibi düzenlemelerle kısıtlanıyor.

Sektörün elinde bulundurması gereken uzun vadeli, düşük faizli hazine bonolarının hacmi 350 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Bankacılık sektörü de seçim sonrası olası kur ve faiz şoklarına karşı stres testleri yapmaya başladı.

Şu anda bankaların yüksek hacimli TL mevduatları için sunduğu faiz oranı yüzde 32-33 civarında. Yatırım odaklı kredilerin faiz oranları tek haneli rakamlara yakın olsa da işletmeler bu tür kredilere erişememekten şikayetçi.

Paylaşın

Vatandaşın İhtiyaç Kredisi Borcu 815.8 Milyar Liraya Yükseldi

Vatandaşın ihtiyaç kredisi borcu toplamda ise 815.8 milyar liraya ulaştı. Toplam tüketici kredileri borcu 1.3 trilyon liraya dayanırken buna bireysel kredi kartı borçları eklendiğinde ise vatandaşın toplam borcu 1.8 trilyon lirayı aştı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ihtiyaç kredisi için belirlediği faiz sınırı tüketicinin borçlanmasında hızı kesmedi.

Düşen alım gücü karşısında borçlanarak geçinmeye çalışan tüketicinin 31 Mart haftasında ihtiyaç kredi borcu bir haftada 9.7 milyar lira artarak 815 milyar lirayı aştı.

Sözcü gazetesinden Deniz Bilici Göçmen’in haberine göre TCMB’nin 10 Mart tarihinde ihtiyaç kredisinde yüzde 18.56 olarak belirlediği örtülü faiz sınırı bankalarda oluşan ortalama faizin bir haftada 3.8 puan artışla yüzde 30.35’e yükselmesine yol açmış, bu faiz oranı ihtiyaç kredisi kullanımını ise durma noktasına getirmişti.

Ancak takip eden haftalarda faizler yükselmeye devam ederek 31 Mart haftasında yüzde 32.26’ya ulaşsa da ihtiyaç kredisi kullanımında artış sürdü.

Alım gücü düşen vatandaş yüksek faize rağmen kredi kullanımına devam etti. TCMB’nin örtülü faiz sınırının devreye girdiği hafta 2 milyar lira ihtiyaç kredisi kullanılırken takip eden 24 Mart haftasında 10.9 milyar lira ihtiyaç kredisi kullanıldı.

31 Mart haftasında 9.7 milyar liralık ihtiyaç kredisi kullanımı gerçekleşti. Vatandaşın ihtiyaç kredisi borcu toplamda ise 815.8 milyar liraya ulaştı.

Toplam tüketici kredileri borcu 1.3 trilyon liraya dayanırken buna bireysel kredi kartı borçları eklendiğinde ise vatandaşın toplam borcu 1.8 trilyon lirayı aştı.

Paylaşın

Merkez Bankası Rezervleri Eski 43 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 24 Mart haftasında swap hariç net rezervler eksi 43 milyar dolar olurken, 31 Mart haftasında eksi 43 milyar dolar oldu. TCMB verilerine göre yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatlarında 31 Mart haftasında düşüş izlendi.

Haber Merkezi / Yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatları geçen hafta 2,8 milyar dolar azalışla 183,7 milyar dolar oldu. Pariteden arındırılmış döviz mevduatları ise 3,1 milyar dolar azaldı. Döviz mevduatı pariteden arındırılmış olarak gerçek kişilerde 802 milyon dolar, tüzel kişilerde 2,3 milyar dolar azaldı.

TCMB rezervleri 31 Mart haftasında bir önceki haftaya göre 2,3 milyar dolar düşüşle 122,4 milyar dolara geriledi. Böylelikle TCMB rezervlerinde 24 Mart haftasından sonra yine düşüş yaşanmış oldu. TCMB rezervleri 17 Mart haftasında Suudilerin depo hesabının etkisiyle bir önceki haftaya göre 6,9 milyar artış kaydetmişti. 24 Mart haftasına gelindiğinde ise bu artışın 2,2 milyar doları silinmişti.

TCMB verilerine göre 31 Mart haftasında net rezervler de geriledi. Buna göre ilgili dönemde net rezervler 18,9 milyar dolardan 18,5 milyar dolara düştü.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu: Enflasyonda Kalıcı Düşüş Sağlanacak

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, enflasyonun genel görünümünde iyileşme olduğunu ve 2022 yılının ikinci yarısından itibaren ana eğilimde kademeli normalleşmenin başladığını söyledi.

Haber Merkezi / Liralaşma stratejisinin enflasyonda kalıcı iyileşmeyi sağlayacağını savunan Kavcıoğlu, “Önümüzdeki dönemde liralaşma stratejisi kapsamında uygulanan politika bileşimi, sağlıklı kredi büyümesi kanalıyla finansal istikrarı ve finansman maliyeti kanalıyla potansiyel üretimi desteklemeye devam edecektir. Arz talep dengesine de olumlu katkı verecektir. Bu doğrultuda fiyatlama davranışlarında ve enflasyon beklentilerinde iyileşmeyle enflasyonda kalıcı düşüş sağlanacaktır” dedi.

2022’de pandemi ve Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle küresel emtia ve gıda fiyatlarında artış yaşandığını ve enflasyonun küresel ölçekte arttığını söyleyen Kavcıoğlu, Türkiye’nin olumsuzluklara rağmen ekomik olarka büyümeye devam ettiğini belirtti.

“Tüketici fiyatları yıllık enflasyonu geçtiğimiz yılın ilk yarısında küresel enerji, emtia ve gıda fiyatlarındaki hızlı artışlar, tedarik sürecindeki aksaklıklar ve 2021 yılının son çeyreğinde döviz piyasalarında yaşanan ekonomik temellerden uzak fiyat oluşumlarının etkisiyle hızlı bir şekilde artış kaydetmiştir” diyen Kavcığolu, “Küresel arz şoklarının etkilerini yitirmesi ve döviz piyasalarında görülen istikrar ile birlikte 2022 yılının ikinci yarısından itibaren enflasyonun ana eğiliminde kademeli normalleşme süreci başlamıştır” diye konuştu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, TCMB 2022 yılına ait 91. Hesap Dönemi Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda konuştu. Kavcıoğlu’nun açıklamaları şöyle:

“2022 yılında pandeminin olumsuz etkileri henüz tam olarak giderilememişken, yakın coğrafyamızda meydana gelen Rusya-Ukrayna Savaşı sonucunda arz kısıtları tekrar belirginleşmiş; başta enerji olmak üzere küresel emtia ve gıda fiyatlarında hızlı artışlar yaşanmıştır. Savaş sonucunda ortaya çıkan jeopolitik belirsizliklerin yanı sıra pandemi sonrası devam eden arz-talep dengesizlikleri enflasyonun küresel ölçekte hızla artarak tarihi yüksek seviyelere çıkmasına neden olmuştur. Tüm bu gelişmelere ek olarak küresel finansal koşulların da sıkılaşması sonucunda, 2022 yılı gerek jeopolitik gerekse ekonomik ve finansal belirsizliklerin olağanüstü düzeyde yüksek seyrettiği bir yıl olarak kayıtlara geçmiştir.

2022 yılında küresel arz şoklarına ve Rusya-Ukrayna Savaşı kaynaklı olumsuz jeopolitik gelişmelere rağmen Türkiye ekonomisi kesintisiz olarak büyümeye devam etmiştir. İktisadi faaliyet, özellikle yılın ilk yarısında güçlü seyretmiş, yılın ikinci yarısında ise dış talepteki gerilemeye rağmen sağlam görünümünü korumuştur. Bu çerçevede, Türkiye ekonomisi 2022 yılında yüzde 5,6 oranında büyüyerek 2019 yılının son çeyreğinden bu yana gösterdiği büyüme performansıyla G20 ve OECD ülkeleri arasında üst sıralarda yer almıştır.

Buna ek olarak, satın alma gücü paritesine göre hesaplanan milli gelir esas alınarak yapılan sıralamada dokuzuncu sıraya yükselen ülkemiz, küresel ekonomi içerisindeki payını da ikiye katlamıştır. Dolar bazında ise Türkiye ekonomisi 2014 yılından bu yana gerçekleşen en yüksek milli gelir seviyesine ulaşmıştır.

Tüketici fiyatları yıllık enflasyonu geçtiğimiz yılın ilk yarısında küresel enerji, emtia ve gıda fiyatlarındaki hızlı artışlar, tedarik sürecindeki aksaklıklar ve 2021 yılının son çeyreğinde döviz piyasalarında yaşanan ekonomik temellerden uzak fiyat oluşumlarının etkisiyle hızlı bir şekilde artış kaydetmiştir. Küresel arz şoklarının etkilerini yitirmesi ve döviz piyasalarında görülen istikrar ile birlikte, 2022 yılının ikinci yarısından itibaren enflasyonun ana eğiliminde kademeli normalleşme süreci başlamıştır.

Önümüzdeki dönemde, Liralaşma Stratejisi kapsamında uyguladığımız politika bileşimi sağlıklı kredi büyümesi kanalıyla finansal istikrarı ve finansman maliyeti kanalıyla potansiyel üretimi desteklemeye devam edecek ve arz-talep dengesine olumlu katkı verecektir. Bu doğrultuda fiyatlama davranışlarında ve enflasyon beklentilerinde iyileşme ile enflasyonda kalıcı olarak düşüş sağlanacaktır.

2022 yılında, fiyat istikrarının sürdürülebilir bir çerçevede yeniden şekillenmesi amacıyla, tüm politika araçlarında Türk lirasını öncelikleyen geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme sürecini yürüttük. Bu kapsamda, bütüncül bir yaklaşımla oluşturduğumuz Liralaşma Stratejisi’ni uygulamaya koyduk.

Liralaşma Stratejisi ile kısa vadede enflasyon ve fiyatlama davranışlarında döviz kuruna olan hassasiyeti gidermeye çalıştık. Orta vadede ise üretim ve ihracatı desteklemek suretiyle cari işlemler dengesini güçlendirmeyi hedefledik. Bu amaca yönelik olarak devreye aldığımız makroihtiyati araçlar ve kur korumalı mevduat ürünleriyle bankacılık sektörünün hem varlık hem yükümlülük tarafında liralaşma sürecini başlattık. Ülkemizde üretimi ve ihracatı arttırarak cari işlemler dengesinde kalıcı iyileşmeyi sağlayacak finansal koşulların oluşumu açısından ise hedefli kredi anlayışını benimsedik.

Liralaşma Stratejesini uygularken faiz indirimleri ile birlikte finansal istikrar ve fiyat istikrarı üzerindeki riskleri kontrol etmek için makroihtiyati politika setimizi hedefli kredi anlayışımız çerçevesinde güncelledik. Hedefli kredi anlayışımız ile kredilerin yatırımı, üretim ve istihdamı destekleyen faaliyet alanlarında kullanılmasına öncelik veren bir çerçeveyi esas aldık. Makroihtiyati araçlarımızı kullanarak yaptığımız uygulamalarla, kredi büyümesinin fiyat istikrarı ve finansal istikrar açısından oluşturabileceği risklerin de önüne geçtik.

Hedefli kredi anlayışımızın bir diğer ayağında ise ihracatın ve ithal ikamesi malların üretimine yönelik yatırımların artmasını teşvik etmek amacıyla 2 yılı anapara geri ödemesiz ve 10 yıla kadar vadeli yatırım taahhütlü avans kredilerini etkin olarak kullandık. Bugüne kadar, toplamda 67 İldeki 740 adet sanayi ve turizm yatırımlarına 111,47 milyar TL tutarında yatırım taahhütlü avans kredisi (YTAK) tahsis edilmiştir.

Buna ilaveten, ihracatçılar ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetlerde bulunan firmalara kullandırdığımız reeskont kredilerinde limitleri artırmak, faizleri düşürmek ve vadeleri uzatmak suretiyle söz konusu uygun finansman imkanını daha uygun ve erişilebilir hale getirdik. Buna ek olarak, Liralaşma Stratejimiz kapsamında firma bazında kredi limitlerini Liralaşma Stratejisi ile uyumlu olarak Türk lirasına dönüştürürken, bankalara tahsis edilen reeskont kredileri limitlerinin de 2023 yılından itibaren Türk lirası olarak güncellenmesine karar verdik.

2022 yılı içerisinde 346 milyar Türk lirası reeskont kredisini ihracatçılarımız kullanmıştır. Reeskont kredilerine erişimin kolaylaşması geçmiş yıllara göre KOBİ’lere tahsis edilen payda büyük bir artışa neden oldu. 2021 yılında yaklaşık 1.900, 2022 yılındaysa 5.972 KOBİ reeskont kredilerinden yararlandı.

Temel politika aracımız olan bir haftalık repo faiz oranını makroihtiyati politika araçlarımızla birlikte Liralaşma Stratejisi çerçevesinde kullandık. Bu doğrultuda, 2022 yılı ocak-temmuz döneminde politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 14 düzeyinde sabit tuttuk. Diğer taraftan, jeopolitik gelişmelerin ve küresel finansal koşulların etkisiyle küresel resesyona yönelik risklerin giderek yoğunlaşması karşısında ön alıcı bir anlayışla hareket ettik.

Söz konusu risklerin yurt içindeki arz, yatırım ve cari fazla kapasitesi üzerindeki etkilerini sınırlamak ve sanayi üretimi ile istihdamdaki yapısal kazanımların devamını sağlamak için ağustos ayından itibaren faiz indirim döngüsünü başlattık. Kasım ayı itibarıyla toplam 500 baz puanlık faiz indirimi gerçekleştirerek politika faizini yüzde 9 seviyesine indirdik. Bu kararlarımız sayesinde küresel ekonomide tedarik zinciri ve finansman sıkıntıları yaşanırken, Türkiye’nin konumunu güçlendirecek yatırımlara uygun maliyetli finansman ile devam edilmesi imkanını sağladık.

2022 yılında, uluslararası rezervlerimizi güçlendirmeye yönelik olarak da etkin bir rezerv yönetimi uyguladık. Kur dönüşümlü mevduat hesapları, yurtdışında yerleşik vatandaşlarımız için geliştirdiğimiz YUVAM hesapları, fiziki altının finansal sisteme kazandırılmasına yönelik FATSİ hesapları ve ihracat gelirlerinin bir kısmının Merkez Bankasına satılmasına yönelik düzenlemeler sayesinde kaynak çeşitliliği yarattık.

Tüm bu uygulamalarımız sonucunda, uluslararası rezervlerimiz 2021 yılı sonunda 111 milyar Dolar seviyesinden 2022 yılı sonunda 128,8 milyar Dolara ulaşarak yüzde 17 artmıştır. Öte yandan, 2022 yılında merkez bankalarının uluslararası rezervleri, küresel ölçekte yüzde 6 oranında azalmıştır.

Rezerv biriktirme araçlarımızdan biri olan Döviz ve Altından Dönüşümlü mevduatlar dahil Liralaşma politikası çerçevesinde atılan adımlar bankamızın bilançosu için nette bir maliyet oluşturmadan gerçekleştirilmiştir. Döviz ve Altından Dönüşümlü Mevduat hesapları, teminat politikasında yapılan değişiklikler çerçevesinde tutulan Türk lirası cinsi menkul kıymetler, Türk lirası cinsi zorunlu karşılıklarda değişen faiz maliyeti, yabancı para cinsi zorunlu karşılık komisyonların değişimleri ve Türk lirası reeskont senetlerinin reeskont kredilerindeki Liralaşma sonucu artışının bilanço üzerindeki toplam etkisi dengededir.

Bilişim teknolojileri alanındaki vizyonumuzla uyumlu olarak ihtiyaç duyulan teknolojik çözüm ve sistemlerin oluşturulmasını ve bu sistemlerin güvenliği ile sürekliliğinin sağlanması çalışmalarını sürdürdük. Bu çerçevede, ödemeler altyapımızı yenilikçi iş yapma modelleriyle destekledik. 2021 yılında uygulamaya koyduğumuz Fonların Anlık ve Sürekli Transferi uygulamamız FAST’in güvenliğini artırmak amacıyla önemli bir katman servis olan SİPER servisini geliştirerek hizmete sunduk.

Ödemeler alanında bir diğer önemli uygulama olan TR Karekod kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla düzenleme, altyapı ve tanıtım çalışmalarımıza devam ettik. FAST sisteminin alışverişlerde alternatif bir ödeme yöntemi olarak kullanılabilmesi için sürdürülen FAST TR Karekod çalışmalarını başarılı bir şekilde tamamladık. Ayrıca, açık bankacılık hizmetlerini kullanıma açarak, bankalarımızın GEÇİT altyapısı üzerinden hizmet vermelerine olanak tanıdık. Sonuç olarak, ödeme ve para transferi işlemlerinin sorunsuz, hızlı ve güvenilir bir ortamda her an, her yerde gerçekleşebilmesine katkı sağlayan yenilikçi uygulamalarımızla Liralaşma Stratejimize teknolojik açıdan destek sağladık.

2022 yılında finansal inovasyon alanında da önemli adımlar atarak Bankamız öncülüğünde ilgili kurumlarla gerçekleştirdiğimiz mutabakatla Dijital Türk Lirası İşbirliği Platformu’nu oluşturduk. Buna ek olarak, Dijital Türk Lirası İşbirliği Platformu’nun 2023 yılında seçili bankalar ve finansal teknoloji firmalarının katılımıyla genişletilmesine yönelik çalışmalara başladık.

2022 yılında, küresel gündemin öncelikli konuları arasında yer alan iklim değişikliğine ilişkin gelişmeleri yakından izlemeye devam ettik. Ülkemizin “2053 Net Sıfır Emisyon” ve “Yeşil Kalkınma” hedefleri doğrultusunda iklim değişikliğiyle mücadelede Bankamız görev alanında yer alan başlıklarda katkı sağlamak amacıyla ulusal ve uluslararası platformlarda rol aldık. Önümüzdeki dönemde, iklim değişikliğinin ekonomi ve finansal sisteme olan yansımalarının takibini ve bu konuda ulusal ve uluslararası paydaşlarla yaptığımız iş birliğini sürdüreceğiz.

Merkez Bankası olarak, bu yıl yapımı tamamlanan olan İstanbul Finans Merkezi’nde, Cumhuriyetimizin 100. yılını yaşamanın gururu ve sorumluluk bilinciyle, başta para politikaları olmak üzere, fiyat istikrarı ve finansal istikrarla ilgili tüm konularda kalıcı başarı ve sürdürülebilirlik odaklı yoğun bir çalışma içinde olacağız.”

Paylaşın

Merkez Bankası, Faiz Oranını Yüzde 8,5’ta Sabit Tuttu

Merkez Bankası, politika faizini yüzde 8,5’ta sabit tuttu. Banka geçen yıl üst üste dört kez faiz indirimine gitmiş, geçen ayki toplantısında politika faizini 50 baz puan düşürmüştü.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Mart ayı Para Politikaları Kurulu (PPK) toplantısı Başkan Şahap Kavcıoğlu başkanlığında düzenlendi.

Toplantı sonrası yapılan açıklamada, “Yakın dönemde iktisadi faaliyete ilişkin açıklanan veriler tahmin edilenden daha olumlu seviyelerde gerçekleşmesine rağmen, jeopolitik risklerin ve faiz artışlarının da etkisi ile gelişmiş ülke ekonomilerinde resesyon endişeleri sürmekte, finansal istikrarı tehdit eden koşulların oluştuğu gözlenmektedir” denildi.

Açıklamada ayrıca şu ifadeler yer aldı:

“Kurul, 2023 Yılı Para Politikası ve Liralaşma Stratejisi metninde belirttiği üzere, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarını kararlılıkla kullanmaya devam edecek ve fonlama kanalları başta olmak üzere tüm politika araç setini liralaşma hedefleriyle uyumlu hale getirecektir…

“Uygulanan bütüncül politikaların desteğiyle enflasyonun seviyesinde ve eğiliminde iyileşmeler görülmeye başlanmakla birlikte, depremin yol açtığı arz-talep dengesizliklerinin enflasyon üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir.

Sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması deprem sonrasında daha da önemli hale gelmiştir. Bu çerçevede Kurul, politika faizinin sabit tutulmasına karar vermiştir.

Kurul, para politikası duruşunun fiyat istikrarı ve finansal istikrarı koruyarak deprem sonrası gerekli toparlanmayı desteklemek için yeterli olduğu görüşündedir. Depremin 2023 yılının ilk yarısındaki etkileri yakından takip edilecektir.

TCMB, fiyat istikrarının kalıcı ve sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması için Liralaşma Stratejisi’ni tüm unsurlarıyla uygulayacaktır.”

“Daha da düşüreceğiz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu toplantı öncesi 1 Şubat’ta TRT’de yaptığı açıklamada, ”Dünyada faizi sürekli yükselttiler. Ben de tam aksine faizi indirmenin mücadelesini verdim. Şu anda bizde faiz yüzde 9, bunu daha da düşüreceğiz” demişti.

TCMB, geçen yıl dört toplantıda toplam 500 baz puanlık faiz indirimine gitmiş, Aralık ve Ocak aylarında ise politika faizini yüzde 9’da sabit bırakmıştı. Merkez Bankası, Şubat toplantısında ise faizi 50 baz puan aşağı çekerek yüzde 9’dan yüzde 8,5’e indirmişti.

Batı’da faiz artırımları sürüyor

Amerikan merkez bankası Federal Reserve (Fed), Çarşamba günkü toplantısında faizleri 0,25 puan artırarak yüzde 4,75’e yükseltmişti. Bugün de Norveç Merkez Bankası 0,25’lik artırımla faizleri yüzde 3’e, İsviçre Merkez Bankası da 0,5 puanlık artışla yüzde 1,5’e yükseltti.

Paylaşın

Kısa Vadeli Dış Borç Rekor Tazeledi: 153 Milyar Dolar

Kısa vadeli dış borç stoku, ocakta bir önceki aya kıyasla yüzde 3,5 artarak 152,8 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 4,6 artışla 62,9 milyar dolar, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2,8 yükselişle 56,2 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, ocakta bir önceki ay sonuna göre yüzde 2,3 azalışla 10,5 milyar dolara geriledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Ocak 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, ocak sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stoku, 2022 yıl sonuna göre yüzde 3,5 oranında artışla 152,8 milyar dolar oldu. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 4,6 oranında artarak 62,9 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2,8 oranında artarak 56,2 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, 2022 yıl sonuna göre yüzde 2,3 oranında azalarak 10,5 milyar dolar oldu. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 3,7 oranında artarak 21,0 milyar dolar, yurt dışı yerleşik bankaların mevduatı da yüzde 2,0 oranında artışla 17,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ayrıca, yurt dışı yerleşiklerin TL cinsinden mevduatları geçen yıl sonuna göre yüzde 15,8 oranında artışla 14,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Diğer sektörler altında yer alan ithalat borçları, 2022 yıl sonuna göre yüzde 2,3 oranında artarak 50,3 milyar dolara yükseldi.

Borçlu bazında incelendiğinde, tamamı kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu 2022 yıl sonuna göre yüzde 10,0 oranında artarak 31,8 milyar dolara ulaşırken, özel sektörün kısa vadeli dış borcu yüzde 1,7 oranında artarak 87,4 milyar dolar oldu.

Alacaklı bazında incelendiğinde, özel alacaklılar başlığı altındaki parasal kuruluşlara olan kısa vadeli borçlar yıl sonuna göre yüzde 3,9 oranında artarak 76,6 milyar dolar, parasal olmayan kuruluşlara olan borçlar yüzde 3,0 oranında artarak 75,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

2022 yıl sonunda 676 milyon doları olan kısa vadeli tahvil ihraçları, 2023 Ocak sonu itibarıyla 804 milyon dolar oldu. Aynı dönemde resmi alacaklılara olan kısa vadeli borçlar 92 milyon dolar olarak gerçekleşti. 2023 Ocak sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonu yüzde 45,2’si ABD doları, yüzde 25,8’i Euro, yüzde 10,5’i TL ve yüzde 18,5’i diğer döviz cinslerinden oluştu.

2023 Ocak sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 196,0 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşti.

Söz konusu stokun 16,6 milyar ABD dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluşmaktadır. Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün yüzde 21,9, Merkez Bankası’nın yüzde 17,2, özel sektörün ise yüzde 60,9 oranında paya sahip olduğu gözlemlendi.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Swap Hariç Net Rezervleri Eksi 44,3 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) net uluslararası rezervleri 10 Mart haftasında 2 milyar dolar azalarak 18,62 milyar seviyesine düştü. Aynı hafta TCMB’nin swap hariç net rezervi eksi 44,3 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Rezervler kasım ayından bu yana en düşük seviyeye geriledi. TCMB verilerine göre brüt rezervler 10 Mart haftasında 120 milyar dolara geriledi. 3 Mart haftasında TCMB’nin brüt rezervleri 120,4 milyar dolardı.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Ocak Ayında Cari Denge Rekor Açık Verdi

Türkiye ekonomisi ocak ayında ilk ayında aylık bazda 9,85 milyar dolar ile rekor cari açık verdi. 12 aylık cari açık da 51,7 milyar dolarla 2014 yılının şubat ayından bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

Haber Merkezi / Daha önce 2011 yılının Mart ayında 9,4 milyar dolarlık cari açıkla rekor seviye kaydedilmişti.

Reuters ve Anadolu Ajansı, Ocak 2023 cari açık beklentileri için ekonomistlerle iki ayrı anket yapmış, Reuters anketine katılanlar ortalama 10 milyar dolar, AA anketine katılanlar ise 8,8 milyar dolar cari açık beklediklerini aktarmıştı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ocak ayı ödemeler dengesi verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, Türkiye ekonomisi ocak ayında cari denge 9,85 milyar dolar açık verdi.

Daha önce 2011 yılının Mart ayında 9,4 milyar dolarlık cari açıkla rekor seviye kaydedilmişti.

TCMB verilerine göre Ocak ayı itibariyle 12 aylık cari açık 51,7 milyar dolar oldu. Aralık ayında 12 aylık cari açık 48,7 milyar dolar olarak kaydedilmişti. Ocak’ta yıllıklandırılmış cari açık Şubat 2014’ten bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

Çekirdek denge göstergesi olan altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 2,6 milyar dolar fazla verdi. Verilere göre Ocak’ta ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 12,4 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 3,2 milyar dolar olurken bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 2,5 milyar dolar olarak kaydedildi.

Net hata noksanda çıkış

TCMB verilerine göre doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler Ocak’ta 223 milyon dolar oldu.

Portföy yatırımları 490 milyon dolar tutarında net giriş kaydetti. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 486 milyon dolar net satış ve devlet iç borçlanma senetleri piyasasında 22 milyon doları net alış yaptığı görüldü.

Resmi rezervlerde bu ay 9,3 milyar dolar net azalış oldu. Net hata noksan tarafında ise 119 milyon dolarlık çıkış izlendi.

Cari açık, bir ülkenin dünya ile olan ekonomik ilişkilerinde, giderlerinin (ithalat, faiz ve kar transferleri gibi) gelirlerinden (ihracat, dış yardım ve işçi gelirleri gibi) yüksek olduğu anlamına gelir. Cari açığın oluşmasının temel nedeni ise dış ticaret açığı, yani ithalatın ihracattan fazla olmasıdır.

Paylaşın

S. Arabistan’dan Merkez Bankası’na 5 Milyar Dolar Mevduat

Suudi Arabistan Kalkınma Fonu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na (TCMB) fon aracılığıyla 5 milyar dolar mevduat yatırdı. Merkez Bankası’nın geçen Perşembe günkü verileri, net uluslararası rezervlerin 1,4 milyar dolar azalarak 20,2 milyar dolara indiğini gösteriyordu.

Türkiye’nin döviz rezervleri, piyasa müdahaleleri ve 2021 yılı Aralık ayındaki döviz krizi sonrasında hızla azalmıştı. Türk Lirası, geçen yıl dolar karşısında yüzde 30, 2021 yılındaysa yüzde 44 değer kaybetmişti.

Suudi Arabistan Kalkınma Fonu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na (TCMB) fon aracılığıyla 5 milyar dolar mevduat yatırmak için Türkiye’yle anlaşma imzalandığını açıkladı.

Anlaşma, aynı zamanda Suudi Arabistan Turizm Bakanı olan Suudi Kalkınma Fonu Başkanı Ahmed Akil El Katip ve TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu arasında imzalandı.

Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed Bin Abdullah El Cedan, ülkesinin TCMB’ye mevduat yatırma planını Aralık ayında açıklamıştı.

Türkiye’nin Merkez Bankası net döviz rezervleri, geçen yıl yaz aylarında son 20 yılın en düşük seviyesine gerilemişti. Net döviz rezervleri o dönemden bu yana 6 milyar doların biraz üzerine çıkmış olsa da 6 Şubat’ta meydana gelen deprem felaketinden sonra banka 8 buçuk milyar dolar kaybetti.

Merkez Bankası’nın geçen Perşembe günkü verileri, net uluslararası rezervlerin 1,4 milyar dolar azalarak 20,2 milyar dolara indiğini gösteriyordu.

Suudi Arabistan’ın TCMB’ye mevduat yatırımı, hem Ankara hem de Riyad’ın 2018 yılında gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürülmesinden sonra bozulan ilişkileri onarma çabalarını izliyor.

Türkiye’nin döviz rezervleri, piyasa müdahaleleri ve 2021 yılı Aralık ayındaki döviz krizi sonrasında hızla azalmıştı. Türk Lirası, geçen yıl dolar karşısında yüzde 30, 2021 yılındaysa yüzde 44 değer kaybetmişti.

Paylaşın