Siirt: Hadrianus Kilisesi

Hadrianus Kilisesi; Siirt’in Merkez İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. İl merkezine 3 km. mesafededir.

Tarihsel turizm kaynakları arasında yer alan kiliseler önemli dini yapılardır. Bu yapıların tarihi ve mimarisi turizm bakımından ilgi çekicidir. Siirt ve çevresinde çok sayıda kilise bulunmakla birlikte, bunlar büyük oranda yıkılmış ve kullanılamaz durumdadır.

Hadrianus Kilisesi de Siirt’te bulunan önemli dini yapılardandır. Deyr Mir Yakup Manastırı’na yakın bir konumda bulunan önemli bir turizm kaynağıdır. Kilisenin ana duvarlarının büyük kısmı günümüze kadar sağlam ulaşmakla birlikte, kilisenin giriş kısmı, kuzey ve batı kenarları neredeyse tamamen yıkılmış durumdadır.

Kilise doğrudan dışarı ile bağlantılı nef ve neften kapı açıklığıyla geçilen bema bölümü olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Moloz taşlarla örülmüş duvarlarının üzeri sıvanarak inşa edilmiş yapı gönünüm bakımından oldukça sadedir. Hadrianus Kilisesi, tarihsel ve inanç turizmi bakımından önemli bir potansiyele sahiptir

Paylaşın

Siirt: Deyr Mir Yakup Manastırı

Deyr Mir Yakup Manastırı; Siirt’in Merkez İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. İl merkezine 6 km. mesafededir.

Tarihsel turizm kaynakları arasında yer alan kiliseler önemli dini yapılardır. Bu yapıların tarihi ve mimarisi turizm bakımından ilgi çekicidir. Siirt ve çevresinde çok sayıda kilise bulunmakla birlikte, bunlar büyük oranda yıkılmış ve kullanılamaz durumdadır. Deyr Mir Yakup Manastırı da Siirt’te bulunan önemli dini yapılardandır.

Deyr Mir Yakup Manastırı turizm açısından değerlendirilebilecek dini yapılardan biridir. Siirt’in güney batısında Deyr adı verilen sahada yer alır. Manastıra ait kitabe çalındığından, bu yapının tarihi hakkında tam bir bilgi bulunmamakta, ancak plan ve malzeme bakımından XVII. yüzyılın ortalarına tarihlemek mümkündür.

16. ve 17.yüzyıllarda önemli bir Doğu Süryani merkezi olarak bilinen manastır, yöredeki dini ve sivil mimari yapılarıyla kullanılan malzeme (Cas harcı) ve inşa tekniği açısından büyük benzerlik gösterir.

Ana kilise, keşiş odaları, kütüphane, yemekhane ve misafirhaneden oluşan manastırın ancak bir bölümü kalıntı olarak günümüze kadar varlığını koruyabilmiştir. Ayrıca manastır Siirt’in fıstık ve nar bahçelerinin bulunduğu Botan Çayı’na hakim bir tepe üzerinde bulunan konumu ile de doğa turizmi bakımından dikkat çekicidir.

Paylaşın

Siirt: Ayn Salip Çeşmesi

Ayn Salip Çeşmesi; Siirt’in Merkez İlçesi, Batı Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Taş malzemeden yapılan çeşme, çeşme ve su deposu olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Çeşme etrafında çeşitli halk inançları şekillenmiştir.

Örneğin, çocuk sahibi olmak isteyenler bu çeşmenin suyundan kana kana içmekteydi. Ayrıca çeşmenin suyunun hazım sıkıntısı çekenleri iyileştirdiği düşüncesinden hareketle bir halk hekimliği pratiği yer almaktaydı.

Çeşme, 1991 yılında Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından koruma altına alınmış, ancak bu tarihi çeşme kaderine terk edilerek, adeta tarihe karışmıştır.

Birçok kez bu çeşmenin kurtarılması için ilgili merciler tarafından restore kararı alınmasına rağmen burada hiç bir çalışmanın olmamıştır.

Paylaşın

Siirt: Çarşı (Asakir) Camii

Sancak Çarşı (Asakir) Camii; Siirt’in Merkez İlçesi, Cumhuriyet Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Camiyi Artukoğullarından Melik-üs Salih Nasuriddin 1265 yılında yaptırmıştır. Cumhuriyet Caddesi’nin yeniden açılışı sırasında caminin portali ve ön bölümü kamulaştırılmıştır. Bu nedenle de cami 1966 yılında yaptırılmış,  2003 Yılında tamamen yeniden yaptırılarak Siirt Hacı Abdulhakim Sancak Çarşı camii adını almıştır.

İlk yapılışında kesme taştan dikdörtgen planlı olan camiye iki kubbeli bir mekân eklenmiş ve böylece Siirt’in diğer camilerinde olduğu gibi enine gelişen bir plan şekli ortaya çıkmıştır. Caminin önünde dört kubbeli bir son cemaat yeri bulunmaktadır. Buradan iki kapı ile ibadet mekânına girilmektedir.

Bu arada kuzey yönüne, biraz altına da üzeri beşik tonoz örtülü abdest alma musluklarının bulunduğu bir mekân o yıllarda eklenmiştir. Ayrıca cami içerisinde onunla bağlantılı Es Şeyh Hasan Askeri’nin türbesi bulunmaktadır. Bu türbeden ötürü de camiye Asakir Cami ismi verilmiştir.

Camide aynı anda 5 bin kişi ibadet edebilmektedir. Cami yapılırken, eski mimaride yer alan girişteki 3 kubbenin aynısı inşa edildi. Tek büyük kubbe olarak olarak tasarlanan Cami içinde yer alan büyük camlar ferah ve aydınlık  bir görüntü sergiliyor. Camii inşaatının tamamlanması ve hizmete açılmasının ardından, Carşı cami adını Hacı Abdulhakim Sancak Çarşı Camii olarak aldı.

Paylaşın

Siirt: Kral Yolu

Kral Yolu; Siirt’in Merkez İlçesi, Gökçebağ Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. İl merkezine 10 km uzaklıktadır. 

Botan Vadisi’nde akan Botan Çayı’nın (Uluçay) batı kenarında sarp yamaç boyunca uzanmaktadır. Asfalt yoldan Botan Vadisi’nin tabanına kadar inen yolun uzunluğu yaklaşık 2.4 km’dir.

Antik döneme ait yolların günümüze kalan parçaları da arkeolojik turizmin konusu içine girmektedir. Siirt il sınırları içerisinde iki antik yol kalıntısı bulunmaktadır. Bunlardan birisi “Kral Yolu” adıyla bilinir.

Kral Yolu da Botan Vadisi’nde bulunan Siirt Akabesi (Asur Yolu) gibi taşlarla döşenmiş olup, zikzaklar çizerek vadiyi tırmanmaktadır. Ortaçağ’da kullanılmış antik bir yoldur. Tarihte Botan Vadisi’ndeki Onbinlerin Yürüyüşü’ne sahne olan bu yol, Anadolu için büyük öneme sahiptir.

BOTAN KANYONU

MÖ 400’lü yıllarda yaşamış Yunanlı bir savaş muhabiri olan ve Yunan ordusu ile birlikte bu yürüyüşe katılmış olan Ksenophon’un “Anabasis (On Binlerin Dönüşü)” kitabına göre, bu bölge de Onbinlerin Yürüyüşünün gerçekleştiği mekanlardan biridir.

MÖ 401 yılında Pers Prensi Kyros, ağabeyi Pers Kralı Artakserkses’e karşı MÖ 401 yılında Grek paralı askerlerini de içine alan bir ordu ile Lidya’nın Sardes kentinden başlayarak çıktığı seferde bu yolu da kullanmıştır. Dolayısıyla bu yol tarihsel önemi nedeniyle bölge turizmi açısından çok büyük önem taşımaktadır.

Paylaşın

Siirt: Asur Yolu (Siirt Akabesi)

Asur Yolu (Siirt Akabesi); Siirt’in Merkez İlçesi ile Merkez İlçeye bağlı Yerlibahçe Köyü arasında yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Antik döneme ait yolların günümüze kalan parçaları da arkeolojik turizmin konusu içine girmektedir. Siirt il sınırları içerisinde iki antik yol kalıntısı bulunmaktadır. Bunlardan birisi “Siirt Akabesi” adıyla bilinir.

İnsan eliyle yapılan, antik çağdan kalan yeryüzündeki üç akabeden biri olan Siirt Akabe yolu, arkeolojik turizm açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Akabe tehlikeli, sarp ve zor geçit anlamına gelmektedir.

Bu yol Asurlar tarafından yapılmıştır. Dolayısıyla “Asur Yolu” olarak da adlandırılabilir. Siirt Akabesi Batı ile Doğu arasındaki ulaşımı sağlayan önemli yollardan birinin üzerinde yer almaktadır.

Aşağı Botan Vadisi’nde yamaç boyunca 6 metre genişliğinde ve yaklaşık 3,5 km uzunluğunda, büyük taşların dizilmesiyle oluşturulmuş basamaklar şeklindedir. Bu yolun basamakları Botan Vadisi’nin yamacı boyunca uzanarak, Botan Çayı (Uluçay) kıyısında sona erer.

Bu antik yol, arkeolojik turizmin yanı sıra doğa yürüyüşleri içinde uygundur. Bir kısmı doğa olayları sonucu zamanla tahrip olan Siirt Akabesi’nin yapısına uygun şekilde restore edilmesi gerekmektedir.

Paylaşın

Siirt: Erzen Şehri ve Kalesi

Erzen Şehri ve Kalesi; Siirt’in Kurtalan İlçesi, Şeyh Yunus Köyü ile Batman’ın Kozluk İlçesi, Oyuktaş Köyü, Yeşilyurt Mezrası arasında Garzan Nehri’nin doğusunda yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Ne zaman ve hangi koşullarda kurulduğuna dair bir bilgi bulunmayan şehre, Romalıların Arzan, Süryanilerin Arzon, Ermenilerin Arzn/Artzn, Arapların ise Erzen adıyla andıkları bilinmektedir. Ortaçağın bölgedeki önemli şehirlerinin başında gelen Erzen Şehri’nin tarihi İslam Öncesi, İslam Dönemi olarak iki ayrılmaktadır şehrin ismine ilk defa Asurlara ait çivi yazılı metinlerde rastlanmaktadır.

Bu metinlerde Asurlularca ele geçirilen şehirlerden sayılması Erzen’nin IX. yy’dan önceki zamanlarda kurulduğunu ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca şehrin Roma ve Bizans medeniyetlerine de ev sahipliği yaptığı bilinmektedir. Coğrafi konumu nedeniyle sürekli savaş ve istilalara maruz kalmıştır. İslam Dönemi’nde ise en uzun ve en önemli dönemini, Anadolu’nun en eski ve Artuklulardan sonraki en uzun ömürlü Türkmen beyliği olan Dilmaçoğulları devrinde
(1085-1394) yaşamıştır.

Günümüzde toprak altında kalan kent kalıntıları üzerinde tarım yapılmaktadır. Şehirden iç kale, dış kale (66 tane burç tespit edilmiştir) ve üç giriş kapısı günümüze kadar varlığını koruyabilmiştir. Antik Erzen Şehri ve kalesinin konumu hakkında birbirinden farklı görüşler söz konusudur. Bu şehrin tarihinin netleştirilmesi ve turizme kazandırılması önem arz etmektedir

Paylaşın

Siirt: Gökçebağ Kaya Yerleşkesi

Gökçebağ Kaya Yerleşkesi; Siirt’in Merkez İlçesi, Gökçebağ Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Siirt İl Merkezinin yaklaşık 10 km. mesafededir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Gökçebağ Kaya Yerleşkesi, Botan Vadisi’nde akan Botan Çayı’nın (Uluçay) batı kenarında sarp yamaçlarda çok sayıda mağaranın birleşmesinden oluşmaktadır. Botan Çayı (Uluçay) ve mağaralara “Kral Yolu” denilen yer yer onarılmış bir antik yoldan inilmektedir.

Tarihte Botan Vadisi’ndeki Onbinlerin Yürüyüşü’ne sahne olan bu yol, Anadolu için büyük öneme sahiptir. Bu yolun karşı yamacındaki kayalık sahada 5 gruba ayrılan 31 kaya ev bulunmaktadır. Mağaraların girişleri çoğunlukla yamacın güneye bakan tarafındadır.

Bu mağaralar Milattan önceki devirlerden beri tarih boyunca insanlar tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Kireçtaşlarının erimesi sonucu oluşmuş bu doğal mağaraların çoğu, insanlar tarafından oyulmak suretiyle şekillendirildikleri görülmektedir.

Mağaralarda genelde oturma veya yatma yerlerine benzer oyma yapılar, bazı odalarda ise şömine, havalandırma delikleri, duvarlara eşya koymak, mum veya ateş bırakmak için oyulmuş raflar, sarnıç, buğday dövmek için veya benzeri bir sebeple odaların ortasına açılmış delikler ve oyuklar görülmektedir.

Mağaraların hayvanlar için ayrılan odalarında ise yemlikler bulunmaktadır. Bu mağaralarda yerleşmenin kesin tarihi belirlenememiştir. Bu nedenle prehistorik turizm ve sonraki yüzyıllarda da kullanıldığından arkeolojik turizmde değerlendirilebilir.

Paylaşın

Siirt: Başur Höyüğü

Başur Höyüğü; Siirt’in Merkez İlçesi, Aktaş Köyü, Bakır Mezrası sınırları içerisinde yer almaktadır. Siirt İl Merkezinin yaklaşık 20 kilometre batısındadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Bilimsel araştırmalarla sürekli değişse de, insanın dünyadaki varlığı olarak bilinen 2.8 milyon yılı aşan sürenin hemen tamamında insan mağarada yaşamış MÖ 12.000’li yıllarda höyük adı verilen köyler kurarak mağara yaşamından çıkmışlardır.

Siirt, Doğu Anadolu Bölgesinin, Güneydoğu Anadolu Bölgesiyle bağlantısını sağlayan kapı olması ve coğrafyasının insan yaşamına son derece uygun olmasından dolayı her zaman dikkat çekici olmuştur. Yapılan kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılan buluntulardan anlaşıldığı üzere Siirt ve çevresinde tarih öncesi dönemlerde çeşitli medeniyetlere ait kentler veya köyler kurulmuştur. Başur Höyüğü’de bu yerleşim yerlerinden biridir.

Başur Çayı’nın yaklaşık 200 m batısında, bir terasın üzerinde yer alan Başur Höyüğü, erken dönemlerden itibaren Van Gölü’nün batısındaki volkanik dağlarda bulunan obsidyen yatakları ilişkili olarak Botan ve Bitlis Vadileri, Mezopotamya ile Doğu Anadolu arasında yoğun bir şekilde kullanılması bu vadilerde Başur höyük gibi çok sayıda yerleşmenin kurulmasının nedenidir. Bölgenin en büyük höyükleri arasında olmasını bulunduğu konuma borçludur.

Başur Höyüğü, tarih turizmi açısından değerlendirilebilecek diğer bir yerleşmedir. MÖ 7000’li yıllarda iskân edildiği, sonraki süreçte zaman zaman yerleşim kesintiye uğrasa da MS 12-14 yüzyıllara dek yerleşimin sürdüğü tahmin edilmektedir. Başur Höyüğü, Yukarı Dicle Vadisi’nde bulunduğu jeopolitik konumu ve Geç Kalkolitik döneme ait tabakaları ile önemli bir yerleşmedir.

Başur Höyüğü’nde yapılan kazılar sonucunda MÖ 3 binyıla tarihlenen bir mezardan ele geçirilen, iki kişi oynandığı düşünülen 39 parçadan oluşan oyun takımı oldukça ilgi çekicidir. Dönemi içerisinde bilinen en zengin oyun taşı grubunu oluşturan takım, domuz, köpek, pramidal, yuvarlak ve mermi şeklindeki değişik renklerde, değişik türde taşlardan oluşmaktadır. Yakındoğuda mantığa ve matematiğe dayalı bir oyunun varlığını göstermekte olan
takım, Yakındoğu’nun en eski oyun takımı olmaya adaydır.

 

 

 

Paylaşın

Siirt: Çattepe Höyüğü

Çattepe Höyüğü; Siirt’in Kurtalan İlçesi, Çattepe (Tilli/ Til) Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Çattepe Höyüğü, Botan Çayı’nın (Uluçay) Dicle Nehri ile birleştiği sahada doğal bir yarımada üzerindedir. MÖ 4. bin yıldan Orta Çağa kadar yerleşilen Çattepe Höyüğü, sahip olduğu antik liman şehri özelliği ve konumu ile önemli bir turizm merkezidir.

Bilimsel araştırmalarla sürekli değişse de, insanın dünyadaki varlığı olarak bilinen 2.8 milyon yılı aşan sürenin hemen tamamında insan mağarada yaşamış MÖ 12.000’li yıllarda höyük adı verilen köyler kurarak mağara yaşamından çıkmışlardır.

Siirt, Doğu Anadolu Bölgesinin, Güneydoğu Anadolu Bölgesiyle bağlantısını sağlayan kapı olması ve coğrafyasının insan yaşamına son derece uygun olmasından dolayı her zaman dikkat çekici olmuştur. Yapılan kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılan buluntulardan anlaşıldığı üzere Siirt ve çevresinde tarih öncesi dönemlerde çeşitli medeniyetlere ait kentler veya köyler kurulmuştur.

Çattepe Höyüğü’nün eski adı Tell-Fafan’ dır. Önemli bir Ortaçağ Arap Coğrafyacısı olan Al-Makdisi, Çattepe (Tell-Fafan) yerleşimini, “Ceziret-i İbn Ömer’e (Cizre) bir konak (24 saat) mesafede, bahçelerle bezeli, kapalı çarşıları ve kerpiçten evleri bulunan, hayatın ucuz olduğu bir şehir” olarak tanımlamıştır.

Su taşımacılığına uygun iki büyük nehrin birleşme noktasında olmasından dolayı Arap coğrafyacılara göre Dicle üzerinde gemi taşımacılığının başladığı ilk yer ve özellikle M.S. 10. yüzyıl süresince El-Cezire’nin önemli ticari şehir ve limanlarından biridir.

Yerleşmede Geç Roma Dönemi’nde yapılan büyük boyutlu kale, höyüğün önemli ölçüde tahrip olmasına yol açmakla birlikte, kalenin bulunduğu alanda çıkartılan buluntular buranın prehistorik dönemlerden itibaren yerleşilmiş bir höyük olduğunu göstermektedir. Çattepe Höyüğü, farklı dönemlerde çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yaptığından dolayı farklı dönemlere ait yapılar ve kalıntılar barındırmaktadır.

 

Paylaşın