Sağlıklı Tahıl

Yıllar boyunca ekmek ve makarna gibi ürünler karbonhidrat dolu oldukları için kötü bir üne sahip oldular. Birçok insan, beslenmesini daha sağlıklı hale getirmek için, ekmek ve makarna gibi ürünleri beslenmelerinden çıkardılar. 

Haber Merkezi / Son dönemlerde ise, ekmekler ve makarn gibi ürünler yeniden popüler hale geliyor, ancak etiketlerinde yalnızca “tam tahıllar” içerdiği yazıyorsa.

Tahıllar düzenli beslenmemizin önemli bir parçasıdır. Tahıllar aynı zamanda beslenmemizdeki en zengin karbonhidrat kaynaklarıdır ve kalp için sağlıklı doymamış yağlar, B-kompleks vitaminleri, mineraller, lif ve bitkiye göre değişen bir dizi fitokimyasal sağlar.

Tahıllar, bitkinin 3 ana bölümünü içerir:

  • Kepek (dış lifli tabaka): Lif kaynağı, B-Vitaminleri ve demir gibi mineraller sağlar.
  • Germ (tane çekirdeği): Çoklu doymamış yağlar, vitamin –E ve mineraller içerir.
  • Endosperm (iç tabaka): Enerji sağlayan nişastalı tabaka.

Tahıllar iki çeşittir:  Tam Tahıllar ve Rafine Tahıllar

Tam tahıllar, tahılın üç ana bölümünü de içerir ve bize karmaşık karbonhidratlar sağlarlar, daha besleyici olarak kabul edilirler. Araştırmalar, prebiyotik liflerinin, iyi bakterileri besleyen dirençli nişastaların bir işlevi olan mikrobiyom üzerinde faydalı sonuçları olduğunu göstermektedir. Tahıllar içinde bulunan lifler, tokluk hissi verir ve kolesterolun dengelenmesine ve bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı olur.

Tam tahıllara birkaç örnek: Kırmızı pirinç, kahverengi pirinç, kepekli buğday, darı, kepekli ekmek, arpa, tam mısır, kinoa vb.

Rafine edilmiş tahıllar, yalnızca besin açısından eksik olan, nişasta bakımından zengin endospermi bırakır ve bize basit karbonhidratlar sağlar. Bu tahıllar Vitamin-B, E, K ve Folat gibi besinlerden yoksundur; Magnezyum, Potasyum, Selenyum, Lif vb. mineraller.

Rafine edilmiş tahıllar, tam tahıllara göre daha yüksek glisemik indekse sahiptir.

Rafine tahıllara birkaç örnek: Beyaz pirinç, rafine buğday unu, mısır unu, beyaz ekmek vb.

Ürünün içindekiler listesine bakın ve tam tahıldan bahsedilip bahsedilmediğini kontrol edin. İçerik listesinde tam tahıllardan, rafine edilmiş tahıllara oranla daha fazla bahsedilir.

Tahıl miktarı limitleri aşılırsa kilo alımına, insülin direncine, kalp hastalıklarına, inflamasyonun artmasına ve bağışıklık fonksiyonunun azalmasına neden olabilir.

Paylaşın

Çocuğun Burnuna Bir Şey Kaçtığında Ne Yapılmalı?

En uyanık ebeveyn bile, yürümeye başlayan çocuğu her tehlikeden uzak tutmak için mücadele eder. Peki, çocuk burununa bir şey soktuğunda veya burun deliğine bir şey kaçtığında acil servise gitmeden önce ne yapılmalı?

Haber Merkezi / Çocuklar genellikle bir ile üç yaşları arasında burunlarına nesneler sokarlar ve çoğu zaman bunun farkında olmazlar. Buruna bir şeyin kaçtığını gösteren birkaç uyarı işareti vardır:

  • Sürekli akan bir burun, özellikle sadece bir burun deliğinden geliyorsa
  • Burun kanaması
  • Burun çevresinde hassasiyet veya ağrı
  • Burundan nefes alırken ıslık benzeri ses veya nefes alma zorluğu

Ne yapılmalısınız?

1. adım: Mümkünse nesnenin ne olduğunu kontrol edin: Çocuğunuzdan, eğer yapabilirse, orada neyin takıldığını size söylemesini isteyin. Çoğu nesne panik yapacak kadar ciddi değildir, ancak bir düğme veya benzeri herhangi bir şey ciddi sonuçlara neden olabileceğinden, doğrudan acil servise gidin.

2. adım: Çocuğunuzu sakinleştirin ve ağzından nefes almasını sağlayın: Çocuğunuza sarılın ve endişelenecek bir şey olmadığını söyleyin. Çocuğunuza burnundan değil ağzından nefes almasını hatırlatın.

3. adım: Öne doğru eğin: Çocuğu yere yatırmak cazip gelebilir, bundan kaçınmaya çalışın. Bunun yerine çocuğun nefes almasına yardımcı olmak için onu öne doğru eğilin.

4. adım: Burundaki tıkanıklığı görsel olarak kontrol edin: Çocuğun burnunu kontrol edin ve tıkanıklığı tespit etmeye çalışın.

5. adım: Burun deliğini kapatın ve kapalı burun deliğinden üflemesini sağlayın: Nesnenin hangi burun deliğine takıldığını biliyorsanız, diğer burun deliğini kapatın ve nesnenin kaçtığı burun deliğinden üflemesini sağlayın.

6. adım: Künt cımbızla nesneyi nazikçe çıkarmaya çalışın: Bunu yalnızca nesneyi görebiliyorsanız deneyin, yeterince büyükse ve cımbızla tutabilmeniz için makul bir şansınız varsa. Nesneyi burnun içine daha fazla itme olasılığı olduğu için daha küçük nesnelerde bundan kaçınmaya çalışın.

7. adım: Acil servise görünün: Unutmayın, çocuğunuz nefes almakta zorlanıyorsa, sorunu hafife almayın hemen acil servise gidin.

Paylaşın

Dengeli Beslenme Nasıl Olur Ve Avantajları Nelerdir?

Dengeli bir beslenme, vücuda düzgün çalışması için gerekli besinleri sağlayan gıdaların bir karışımı olarak tanımlanır. Dengeli bir beslenme, meyveler, sebzeler, tahıllar ve süt ürünleri gibi tüm besin gruplarından yiyecekler içerir. Bu gıdalar, vücudun büyümesi, gelişmesi ve hayatta kalması için kullanılan  karbonhidratları, proteinleri, yağları, mineralleri, vitaminleri ve suyu sağlar.

Haber Merkezi / Ancak dengeli bir beslenme sadece tüm besin gruplarının dahil edilmesi değil, aynı zamanda oranlarıdır. Bu nedenle, dengeli beslenmenin bileşenleri, her şeyi gerekli miktarda içerecek şekilde orantılıdır.

Dengeli beslenmenin bileşenleri 

Yukarıda bahsedildiği gibi, dengeli bir beslenme, proteinler, karbonhidratlar, lipitler, vitaminler, mineraller ve su olmak üzere altı ana besin grubu altında besin sağlayan gıdalardan oluşur.

Yaş, cinsiyet ve fiziksel aktivite düzeyine bağlı olarak, ortalama bir kişinin sağlığını koruması için günde yaklaşık 2.000-2500 kaloriye ihtiyacı vardır. Bu günlük kalorinin yüzde 45 ila 65’i karbonhidratlardan, yüzde 10 ila 30’u proteinlerden ve yüzde 25 ila 35’i görünür ve görünmez yağlardan gelmelidir. Su, hidrasyon için önemlidir ve vücutta kimyasal reaksiyonları gerçekleştirmek için bir ortam görevi görür. Su gereksinimi günde 2,7 ila 3,7 litre arasında değişir.

Dengeli beslenmenin faydaları

Dengeli bir beslenmenin hemen hemen tüm sağlık sorunları için her derde deva olarak görülmesi boşuna değildir. Dengeli beslenmenin faydaları şunlardır:

1. Büyüme ve gelişmeye yardımcı olur; Çocukluk yıllarında proteinler, kas ve kemiklerin büyümesi ve gelişmesi için önemlidir. Yaşlandıkça, kas gücünün onarımı ve korunması için yeterli protein gerekir. Kalsiyum ve D vitamini, güçlü kemikler ve sağlıklı dişler için çok önemlidir.

2. Kilo yönetimi için önemli; Tüketilen besinler sindirim sürecinden geçer. İşlem sırasında, günlük işleri gerçekleştirmek için kullanılan enerjiyi üretmek için parçalanır. Enerjisi yoğun, besin değeri düşük gıdalar tüketmek, besin değeri sağlamadan kalori sayımına katkıda bulunur. Gün içinde yakılandan daha fazla kalori almak yağ olarak depolanır.

3. Eksiklik hastalıkları geliştirme riskini ortadan kaldırır; İyi dengelenmiş bir beslenme, eksiklik hastalıklarını uzak tutmanın anahtarıdır. Temel besinler, vücudun iyi sağlığı destekleyen bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olur.

4. Beyin gücünü artırır: İyi dengelenmiş bir beslenme, hafızayı ve öğrenme yeteneğini geliştirmek için gerekli olan yeterli miktarda omega-3 yağ asidi sağlar. Bu temel besinler aynı zamanda zayıflatıcı zihinsel bozuklukları uzak tutmak için de önemlidir.

5. Düzenli ve kaliteli uyku: İyi bir gece uykusu, vücut kaslarının onarılmasına, yenilenmesine ve gençleşmesine yardımcı olur. Uyku eksikliği çeşitli sağlık sorunlarına yol açar. Ancak iyi dengelenmiş bir beslenme, yeterli beslenmeyi sağlar ve açlık hissini giderir. Ayrıca vücudu iyi bir gece uykusuna hazırlar.

6. Enerji ve verimliliği artırır: Kötü veya çarpık beslenme planları üretkenlik üzerinde ciddi bir etkiye sahiptir. Bir vücut temel besinlerden yoksun olduğunda, halsiz hisseder. Ayrıca, boş kalori tüketmek yalnızca anlık enerji artışlarına yol açar ve genel üretkenliği artırmaz.

7. Ömrü uzatır: Sağlıklı bir beden ve zihin, uzun ve aktif bir yaşamın yolunu açar. Bir vücut, hastalıklardan kurtulduğunda, verimli çalışması için yeterli besinleri aldığında ve yeterince uyuduğunda gençleşir ve tazelenir.

Dengeli beslenme nasıl olur?

Dengeli bir beslenme, kırmızı, mor, mavi, turuncu, sarı, yeşil ve beyaz olmak üzere yedi renk kategorisinin tümünden gıdaları içermelidir. Yemeğinizi hazırlarken bunu kriteriniz olarak düşünün. Dengeli beslenmeye ilişkin bazı ipuçları:

1. Meyve ve sebzeleri dahil edin: Tabağınızın yaklaşık yarısında mevsim meyveleri ve sebzeleri bulunmalıdır. Tüm renkleri ve çeşitleri dahil etmeye çalışın. Bunlar iyi bir antioksidan, vitamin, mineral kaynağıdır.

2. Karbonhidratlarınızı alın: Tabağınızın dörtte biri tahıl içermelidir. Tam tahılları rafine una tercih edin, çünkü birincisi besin ve vitamin açısından zengindir. Ayrıca tokluk hissi veren ve kan şekeri ve insülin seviyeleri üzerinde daha hafif bir etkiye sahip olan lif içerirler.

3. Karbonhidrat türleri: Dengeli bir beslenme tükettiğiniz karbonhidrat miktarı kadar, tükettiğiniz karbonhidrat türleri de önemlidir . Karbonhidratlar, şekerli gıdalarda bulunan karmaşık karbonhidratlar ve basit karbonhidratlar olabilir. Karbonhidratları meyvelerden, yüksek lifli kepekli tahıllardan ve sebzelerden almayı tercih edin ve basit karbonhidratlar veya ilave şekerden kaçının.

4. Proteinleri dahil edin: Proteinler tabağınızın dörtte birini oluşturmalıdır. Hem bitki bazlı proteinler hem de hayvan bazlı proteinler iyi protein kaynaklarıdır. Ancak balık, kümes hayvanları, fasulye, kuruyemiş, mercimek ve baklagiller gibi çok yönlü protein kaynakları eklemeyi unutmayın.

5. Yağlara dikkat edin: Yağları ölçülü alın. Yemeklerinizi zeytin, kanola, soya, mısır ve ayçiçeği gibi sağlıklı bitkisel yağlar kullanarak hazırlayın. Ancak hidrojene yağlardan ve trans yağlardan kaçının.

6. Baharatları ve taze yeşillikleri dahil edin: Baharatlarınızı iyi kullanın. Baharatların yiyeceklerin lezzetini ve aromasını arttırdığı bilinmektedir. Baharatlar, taze bitkilerden elde edildiğinden, aynı zamanda iyi bir bitkisel besin kaynağıdır. Bu bitkisel besinlerin antioksidan, anti-inflamatuar ve anti-kanser özellikleri vardır.

7. Bol su için: Şekerli içeceklerden ve paketlenmiş meyve sularından, yüksek miktarda ilave şeker içerdiğinden kaçının. Kahve ve çayı ise günde iki küçük fincanla sınırlayın.

8. Birkaç çiğ gıda alın: Yemek pişirmek bazı temel vitamin ve mineralleri aşındırdığı için çiğ meyve ve sebzeleri beslenmenize salata şeklinde ekleyin.

9. Probiyotikleri dahil edin: Beslenmenize yoğurt ve lor gibi fermente gıdalar ekleyin. Bunlar probiyotikler açısından zengindir ve bağırsak sağlığını iyileştirmeye yardımcı olur. Bunun yanında öğünlerinize prebiyotik besinler ekleyin. Bu besinler bağırsakta iyi bakterilerin büyümesine yardımcı olur.

10. Lif çeşitleri: Beslenmenizin hem çözünür hem de çözünmez lif içerdiğinden emin olun. Çözünür lif yulaf, bezelye, fasulye, meyve ve sebzelerde bulunur. Dolgunluk hissini arttırırlar ve kolesterol ve kan şekeri düzeylerini düşürmeye yardımcı olurlar. Öte yandan, çoğunlukla kepekli tahıllarda ve meyve kabuğunda bulunan çözünmeyen lif, vücut tarafından sindirilmez ve bağırsakta yığın oluşturur. Çözünmeyen lif, sağlıklı bağırsak hareketlerini sürdürmek için önemlidir.

11. Süt ürünlerini dahil edin: Günlük beslenmenize yeterli miktarda süt ürünü ekleyin. Süt ürünleri zengin bir protein ve kalsiyum kaynağıdır. Bunlar güçlü kemikleri ve dişleri korumak için önemlidir.

12. Farklı protein kaynaklarını birleştirin: Bitki proteinleri, amino asitlerin doğru dengesini sağlamadıkları için tam proteinler değildir. Hayvan bazlı proteinlerin eklenmesi bu nedenle önemli hale gelir.

13. İşlenmiş gıdalardan kaçının: Bazı gıdalar lezzet ve raf ömrünü artırmak için işlenir. Ancak bu işlenmiş gıdalar süreç içerisinde besin değerlerini kaybederler. Ayrıca yüksek miktarda şeker ve koruyucu içerirler. Bu nedenle işlenmiş gıdalar dengeli bir beslenme gıdası değildir .

14. Tuzu azaltın: Beslenmenize çok fazla tuz eklemeyin. Yüksek tuz alımı tansiyon riskini artırır. Günlük tuz alımınızı 5-6 gram ile sınırlayın. Bunun yerine, yiyecekleri tatlandırmak için baharatları kullanın. ‘Tuz ilavesiz’ için gıda etiketlerini okuyun. Yine, yüksek miktarda tuz içerdiğinden işlenmiş gıdalardan kaçının.

15. Porsiyon büyüklüğünü izle: Porsiyon büyüklüğünüzü yakından izleyin. Dengeli bir beslenmede aşırı yemek kilo sorunlarına da yol açabilir. Unutmayın, enerji üretmek için yakılmayan kaloriler vücutta yağ olarak depolanır. Çok fazla kalori tüketmekten kaçınmak için porsiyon boyutunuzu sınırlayın.

16. Alkol alımınızı ölçün: Alkol alımınıza dikkat edin. Bir birim saf alkol, hacimce 10 ml ve ağırlıkça 8 gm’ye eşittir. Erkekler ve kadınlar, alkol tüketimini haftaya eşit olarak dağıtarak haftada 14 birim ile sınırlamalıdır. Ayrıca haftada en az iki alkolsüz gün gözlemlenmelidir. Hamile kadınlar, emziren kadınlar ve hamile kalmaya çalışan kadınlar alkolden uzak durmalıdır.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Kilo Verme Ve Proteinler

Yaşam için hayati öneme sahip olan proteinler, fiziksel gelişim ile organ ve hücre fonksiyonları için gerekli olduğu için Yaşamın Yapı Taşları olarak adlandırılır. Beslenmedeki makro besinler olarak vücut kompozisyonunun iyileştirilmesine yardımcı olan proteinler, amino asit zincirlerinden oluşur ve karbon, hidrojen, oksijen ve azot içerir.

Haber Merkezi / Hayvansal gıda kaynaklarından elde edilen proteinler, daha eksiksiz bir amino asit karışımı sağladığı için biyolojik değeri yüksek proteinler, bitki besin kaynaklarından gelen proteinler düşük biyolojik değerli proteinler olarak bilinir ve tüm amino asitleri yeterli miktarda içermezler.

Proteinlerin işlevleri:

  • Bağışıklık sistemi için antikorlar,
  • Metabolik süreçlerin düzenleyicileri olarak hormonlar,
  • Besinlerin ve oksijenin taşınması için kan proteinleri,
  • Besinlerin sindirimi ve emilimi için enzimler,
  • Kas, karaciğer ve bağırsak için önemli bir enerji kaynağı,
  • İskeletin şeklini belirleyen kolajen ve kıkırdağı oluşturur.

Yakın tarihli bir meta-analizi, yaşlı yetişkinlerin (50+), yüksek proteinli bir beslenme ile kilo verme sırasında yağsız vücut kütlesini daha etkili bir şekilde koruyabildiğini ortaya koymuştur. Araştırmaya göre, yüksek proteinli öğünlerden sonra tokluk hormonları yükselmiş ve bu da daha fazla tokluk algısı ile sonuçlanmış ve öğün miktarının azaltılmasına yardımcı olmuştur.

Ancak kilo verme diyeti uygulanırken önerilen miktardan fazla protein alımı, amino asit yıkımından kaynaklanan atıkları metabolize etme ve vücuttan atma gibi iki hayati organa, yani karaciğer ve böbreklere olan yükü artırır. Planlanan diyet günde daha fazla protein ve yetersiz kaloriden oluştuğunda, diyet proteini enerji kaynağı olarak oksitlenir ve doku proteininin parçalanması gerçekleşir. Protein-enerji oranı, farklı yaşlar ve farklı aktiviteler arasında farklılık gösterir.

Karbonhidrat ve proteinlerin sağladığı kalori aynıdır yani bu besinlerin her ikisinin de 1 gramı 4 kcal verir ancak bu besinlerin vücuda etkisi farklıdır. Yani hem karbonhidrat hem de protein dengesi gereklidir. Bu, proteinleri enerji için hızla parçalanmaktan kurtaracak ve proteinlerin vücut geliştirme ve onarım ile düzenleyici ve koruyucu işlev için kullanılmasını kısıtlayacaktır. Protein kullanımı ve birikimi, yeterli enerji alımına bağlıdır.

Herhangi bir takviyeye bağımlı olmaktansa yeterli miktarda karbonhidrat ve mikro besin ile birlikte önerilen protein alımı ile dengeli bir diyet uygulamadır.

Proteinlerin besin kaynakları:

Proteinin besin kaynakları bakliyat, süt ve süt ürünleri, yumurta, balık ve kümes hayvanları ile et, kuruyemiş ve yağlı tohumlar vs.’dir.

Paylaşın

İklim Değişikliği, Kanserden İki Kat Daha Ölümcül Olabilir

İklim değişikliğinin bazı bölgelerde kanserden iki kat daha ölümcül olabileceğini gösteren bir rapor yayınlandı. Örneğin Bangladeş’in başkenti Dakka’da 2100’e kadar her yıl 100 bin kişiden 132’sinin bu sebepten öleceği kaydedildi. Bu sayı, kentteki kanser ölümlerinin iki, trafik kazası ölümlerinin 10 katı.

Raporda krizin, ülkelerarasında insan sağlığına dair eşitsizlikler doğurduğuna ve gelecekte bunun daha da artabileceğine dikkat çekildi.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (United Nations Development Programme/UNDP) ve İklim Etkisi Laboratuvarı iklim değişikliğiyle ilgili korkutucu bir rapor yayımladı.

Dün paylaşılan bulgular, karbon emisyonunun yüksek seviyelerde kalması halinde, iklim değişikliğinin bazı bölgelerde kanserden iki kat daha ölümcül olabileceğini gösterdi.

Örneğin Bangladeş’in başkenti Dakka’da 2100’e kadar her yıl 100 bin kişiden 132’sinin bu sebepten öleceği kaydedildi. Bu sayı, kentteki kanser ölümlerinin iki, trafik kazası ölümlerinin 10 katı.

Raporda krizin, ülkelerarasında insan sağlığına dair eşitsizlikler doğurduğuna ve gelecekte bunun daha da artabileceğine dikkat çekildi.

G20 ülkelerinin üçte birinin iklim değişikliği kaynaklı ölümler göreceği, ancak bu sayının En Az Gelişmiş Ülkeler arasında dörtte üçe ulaşacağı belirtildi.

Verilere göre ülkeler içinde de eşitsizlikler artacak.

Yüksek karbon emisyonu devam ederse Kolombiya’nın kuzeyindeki liman kenti Barranquilla’da, artan sıcaklıklar sebebiyle her yıl 100 bin kişiden 37’sinin ölmesi bekleniyor. Bunun, Kolombiya’da bugünkü meme kanserinden ölüm oranının 5 katı olduğuna ve başkent Bogota’da daha az iklim kaynaklı ölümün gerçekleşeceğine dikkat çekildi.

Rapora göre sadece iklim değişikliğini azaltmak için değil, etkilerine uyum sağlamak için de hızlı hareket edilmesi gerekiyor. İklim değişikliği seviyesi azalsa bile Pakistan’ın Faysalabad kentinde bu sebepten ölümler 2020-2039’da yılda 100 bin insan başına ortalama 36 olacak. Ancak uyum çabaları olmasaydı bu sayının 67’ye çıkabileceğinin altı çizildi.

UNDP, insanlar sebebiyle atmosferdeki karbondioksitin tehlikeli seviyelere ulaştığını, sıcaklıkların yükseldiğini ve aşırı hava olayı sayısının arttığını belirtti. Ortak ve acil bir şekilde harekete geçilmeden, iklim değişikliği kaynaklı eşitsizliklerin kötüleşeceği vurgulandı.

Verilere göre Paris İklim Anlaşması’ndaki maddelerin uygulanması halinde 2100’e kadar aşırı sıcaktan kaynaklanacak ölümlerin yüzde 80 azaltılabileceği ve on milyonlarca hayatın kurtarılabileceği düşünülüyor.

İklim Etkisi Laboratuvarından Sol Hsiang, küresel verileri ve ayrıntılı iklim modellerini birleştirip analiz ettiklerini söyledi. Hsiang’a göre bulgular, iklim değişikliğinin en çok bugünün en sıcak ve yoksul bölgelerini etkilediğini gösteriyor: Neyse ki dünya hala emisyonları hızlı bir şekilde azaltarak rotasını değiştirebilir.

Paris İklim Anlaşması maddeleri arasında küresel sıcaklık artışını, 2 dereceyle sınırlamak ve mümkünse 1,5 derecenin altında tutmak var. Ayrıca insan kaynaklı sera gazı emisyonunun 2030’a kadar en az yüzde 50 azaltılması hedefleniyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Anoreksiya Nervosa Hamileliği Nasıl Etkiler?

Genellikle anoreksi olarak adlandırılan anoreksiya nervosa, bir tür yeme bozukluğudur. Anoreksiyalı kişiler o kadar az yer ki sağlıksız şekilde kilo kaybederler ve tehlikeli derecede zayıflarlar. Zayıf olduklarında bile fazla kilolu veya şişman olduklarını düşünebilirler.

Haber Merkezi / Anoreksiya, erkeklerden daha fazla kadınları etkiler. Anoreksiya, özellikle hamile kalma ve hamilelik sırasında sorunlara neden olabilir.

Aşırı kilo kaybı adet dönemlerinin gecikmesine neden olabilir: Yumurtlamayabilir veya yumurtalıktan bir yumurta bırakamazsınız. Yumurtlamak için yeterince kilonuz olmadığında hamile kalmak zordur.

Hamilelik sırasında anoreksiyanın oluşturacağı riskler:

  • Düşük (gebelik kaybı)
  • Erken doğum veya 37 haftalık hamilelikten önce doğum
  • Sezaryen ile doğum
  • Düşük doğum ağırlıklı bir bebek (doğumda beş kilodan az)
  • Bebek doğduktan sonra depresyon (doğum sonrası depresyon)

Anoreksiya Nervosa belirtileri nelerdir?

Fiziksel belirtiler:

  • Aşırı kilo kaybı
  • Kansızlık
  • Düzensiz kalp ritmi
  • Yorgunluk
  • Uyku bozukluğu (İnsomnia)
  • Erkeklerde testis oranında düşüş
  • Kadınlarda adet düzensizliği ya da adet görememe
  • Baş dönmesi ve bayılma
  • Tırnaklarda mavimsi renk değişikliği
  • Saçlarda incelme ve azalma
  • Kabızlık
  • Kuru ya da sarımsı cilt
  • Kemik erimesi
  • Kol ya da bacakların şişmesi
  • Böbrek sorunları

Duygusal ve davranışsal belirtiler:

  • Sürekli besinlerle ilgilenme,
  • Açlık hissini reddetme,
  • Kilo alma korkusu,
  • Sosyal hayattan geri çekilme,
  • Sinirli olmak,
  • Depresif ruh hali ve depresyona girme.

Anoreksiya Nervosa nedenleri?

Anoreksiya nervozanın kendine özgü bir nedeni yoktur. Ergenlik döneminde görülen bir hastalık olan anoreksiyanın gençlerin ergenlik değişimlerine uyum sağlamada karşılaştığı gülüklerden dolayı ortaya çıktığı söylenebilir. Çevresel, psikolojik ve biyolojik faktörlerin bir araya gelmesi sonucu ilerleyen hastalık tedavi edilmediğinde hastanın hayatını kaybetmesine neden olabilir.

Biyolojik nedenler; Anoreksiya nervoza hastaları genellikle duyarlı, azimli ve mükemmeliyetçi kişiliğe sahiptir. Genetik yatkınlığı olduğuna dair kesinleşmiş çalışmalar olmamasına rağmen ailesinde anoreksiya hikâyesi olanlarda hastalığın görülme riski yüksek olabilir.

Psikolojik nedenler; Bebeklik ve çocukluk dönemindeki yanlış beslenme davranışları ilerleyen dönemlerde anoreksiya gelişimi için risk yaratabilir. Utangaç, depresif, boyun eğen, obsesif kompülsif kişilik bozukluğuna sahip gençlerde hastalık daha sık görülür.  Ebeveynleri ile arasında sevgi bağı düşük olanlarda ve geçmişte cinsel istismara uğramış kadınlarda anoreksiya nervoza görülme riski yüksektir.

Çevresel faktörler; Moda dünyasında zayıf vücudun popüler olması özelikle ergenlik dönemindeki gençleri olumsuz etkiler. Zayıf bir bedene sahip olmak amacıyla gençler diyet yapmaya başlar ve ince görünmek konusunda takıntılı bir ruh haline bürünür. Dansçılar, balerinler, mankenler, jokeyler iş yaşamlarındaki rekabetten ve beklentilerden dolayı sürekli kilolarını korumak zorundadır. Bu meslek grubundakilerde yeme bozuklukları görülme riski yüksektir.

Anoreksiya için ne zaman doktora başvurmak gerekir?

Anoreksiya, diğer yeme bozuklukları gibi ömür boyu sürebilen bir hastalıktır. Anoreksiyalı kişiler hastalığın en başından itibaren tedavi olmayı reddeder. Kişide fiziksel ve duygusal belirtilere ek olarak aşağıdaki durumlarda varsa anoreksiyadan şüphelenerek doktora başvurmak gerekir:

  • Öğün atlamak,
  • Yemek porsiyonlarını küçültmek,
  • Yemek yememek için bahaneler üretmek,
  • Besinlerin yağ ve kalorilerini sürekli hesaplamak ve bu değerlere göre beslenmek,
  • Lezzetli yemeklerden kaçmak,
  • Sürekli kaç kilo olduğunu tartmak,
  • Toplum içinde yemek yemeyi reddetmek,
  • Ayna karşısında kendini çok sık kontrol etmek,
  • Ne kadar ince olursa olsun kilolu olduğunu savunarak şikayet etmek,
  • Bol kıyafetler giyerek vücudu saklamak,
  • Kimsenin kendileri hakkındaki görüşüne önem vermemek.

Anoreksiya nervoza tedavi yöntemleri

Anoreksiya nervozanın tedavisi uzman bir psikiyatrist, diyetisyen, psikolog, ortopedi, endokrinoloji, fizyoterapist, hemşire gibi sağlık personelinin katkısıyla oluşturulan ekip çalışması gerektirir. Hastanın ve ailesinin tedaviye katılımı tedavinin başarısı açısından oldukça önemlidir.  Hastanın uygun bir beden ağırlığa gelmesinin fiziken ve ruhen etkileri açıkça anlatılabilmelidir. Hastanın ikna edilmesi ve hastalığının etkilerini fark etmesi sağlanmalıdır.

Hasta olması gereken vücut ağırlığının %30’unu kaybetmişse genellikle tedavi için hastaneye yatırılır ve kilo alımı kontrol altında tutulur. Bireyin kimlik duygusunu ve öz saygısını geri kazanmasını sağlamak amacıyla psikoterapi seansları ailesi ile birlikte düzenlenebilir. Hasta istenilen ağırlığa geldiğinde hastaneden taburcu edilebilir ancak hastalığın nüksedebilme oranının yüksek olması nedeniyle sürekli kontrol altında tutulması önemlidir.

Paylaşın

Bilgisayar Oyunları, Çocukların Beyinlerini Geliştirebilir Mi?

JAMA Network Open dergisinde yayınlanan yeni “Video Oyunları – Bilişsel Yardım mı Engel mi?” başlıklı araştırma, bilgisayar oyunlarının bilişsel (idrak, kavrama) faydalarının olabileceğini ortaya koydu.

ABD merkezli Vermont Üniversitesi’nden psikiyatri uzmanı ve araştırmanın başyazarı Bader Chaarani, nöro-görüntüleme alanındaki uzmanlığının yanı sıra ateşli bir bilgisayar oyuncusu olarak konuya bizzat ilgi duyduğunu söylüyor.

Daha önce bu alanda yapılan araştırmalar, oyun oynamayı depresyon ve artan saldırganlıkla ilişkilendirerek bu oyunların çocuklar üzerindeki zararlı etkilerine odaklanıyordu.

Ancak Charaani, söz konusu araştırmaların özellikle de beyin görüntülemesini içerenlerin, nispeten az sayıda katılımcıyla (denek) sınırlı kaldığını belirtiyor.

Yeni araştırmada Chaarani ve meslektaşları, ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü tarafından finanse edilen büyük çaplı Ergen Beyni Bilişsel Gelişim ( Adolescent Brain Cognitive Development/ABCD) Çalışması’ndan elde edilen verileri analiz etti.

Araştırma kapsamında ‘hiç oyun oynamayanlar’ ve ‘günde üç saat veya daha fazla oyun oynayanlar’ diye iki gruba ayrılan dokuz, on yaşlarındaki yaklaşık 2 bin çocuğun anket cevabı, bilişsel test sonuçları ve beyin görüntüleri incelendi.

Bu eşik, Amerikan Pediatri Akademisi’nin daha büyük çocuklar için bir ya da iki saatlik video oyunu ekran süresi uygulamasını aştığı için seçildi.

Dürtüler ve hafıza

Gruplar verilen iki görev kapsamında değerlendirildi.

İlki, sağı ya da solu gösteren okları görmeyi içeriyordu ki çocuklardan olabildiğince hızlı bir şekilde sol ya da sağa basmaları istendi.

Ayrıca, dürtülerini ne kadar iyi kontrol edebildiklerini ölçmek için de “dur” sinyali gördüklerinde herhangi bir şeye basmamaları telkin edildi.

İkincisinde ise, çalışma hafızalarını test etmek amacıyla insanların yüzleri gösterildi ve daha sonra gösterilen bir resmin (öncekiyle) eşleşip eşleşmediği soruldu.

Ebeveyn geliri, IQ (zeka seviyesi, zeka katsayısı) ve zihinsel sağlık semptomları gibi sonuçları etkileyebilecek değişkenleri kontrol etmek için istatistiksel yöntemler kullandıktan sonra ekip, video oyuncularının her iki görevde de tutarlı bir şekilde (devamlı olarak) daha iyi performans gösterdiği sonucuna ulaştı.

Görevleri yerine getirirken, çocukların beyinleri fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) kullanılarak tarandı. Video oyunu oynayanların beyinlerinde dikkat ve hafıza ile ilişkili bölgelerde daha fazla hareketlilik görüldü.

Araştırmacılar, makalenin sonuç kısmında, “Sonuçlar, video oyunlarının ölçülebilir nörobilişsel etkilere sahip bilişsel bir eğitim deneyimi sağlayabileceği yönündeki ilgi çekici olasılığı artırıyor.” ifadelerine yer verdi.

Uzmanlar bununla birlikte uzun süre ekran karşısında kalmanın çocuklar için zararlı olduğunu belirtiyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Çikolata Veya Yağlı Yiyecekler Sivilceye Neden Olabilir Mi?

Ölü deri hücreleri ve ciltteki yağın kıl köklerini tıkamasıyla oluşan bir tür cilt rahatsızlığı olan sivilce, kadınların ve erkeklerin, yaşamları boyunca en az birkaç kez karşı karşıya aldığı bir sorundur.

Haber Merkezi / Erkeklerin daha ciddi sivilce sorununa sahip olma olasılığı daha yüksekken, kadınlarda ise sivilce sorunu daha rastgele olma eğilimindedir.

Çikolata veya yağlı yiyecekler yemek sivilceye neden olabilir mi?

Birçok kadın çikolata veya yağlı yiyecekler yemenin sivilceye neden olduğunu düşünürken, su ana kadar yapılan araştırmalar, beslenme ve sivilce arasında bir bağlantı ortaya koyamadı.

Konunun uzmanları, yiyeceklerin sivilce üzerinde çok az etkiye sahip olduğunu ifade ediyorlar. Ancak, uzmanlar, sağlıklı beslenmenin her zaman önemli olduğunu belirtiyorlar.

Kadınlarda sivilceleri neler tetikler?

  • Ergenlik döneminde hormon değişiklikleri. Ergenlik döneminde kadınlarda androjen adı verilen erkek cinsiyet hormonlarında artış olur. Bu artış bezlerin büyümesine ve daha fazla sebum üretmesine neden olur.
  • Adet döngüsü en yaygın akne tetikleyicilerinden biridir.
  • Hamilelik ve menopoz gibi diğer hormon değişiklikleri bazı kadınlarda sivilceleri iyileştirir. Ancak bazı kadınların bu seyir tersine olur.
  • Doğum kontrol haplarının kullanımı da sivilce oluşumunda rol oynayabilir.
  • İlaçlar: Epilepsi ve depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar.
  • Makyaj.
  • Ciltte basınç veya sürtünme.
  • Aile de sivilce yaygınlığı.

Akne izleri için ameliyat ne zaman yapılmalı?

Akne izleriniz varsa, dermatoloğunuz ameliyat önerebilir. Lazer tedavisi, akne izlerini azaltabilir. Dermabrazyon, yüzeysel izleri giderebilen ve derin izlerin derinliğini azaltabilen bir ameliyat türüdür.

Diğer bir seçenek ise vücudun bir bölgesinden yüze yağ transferi yapmaktır. Bazı durumlarda, tek bir tedavi akne izine yardımcı olabilir. Ancak kalıcı sonuçlar için genellikle birkaç seansa ihtiyaç vardır. Akne izleri için topikal tedaviler de vardır.

Fotodinamik terapi yeni bir akne tedavisidir. Bu tedavi hafif mikrodermabrazyon ile başlar, yüzün yüzeyindeki ölü deri hücrelerini çıkarmak için kullanılır. Daha sonra cilde 30 ila 60 dakika arasında bir asit sürülür. Son olarak cilt lazerle tedavi edilir. Bu tedavi yöntemi hala araştırılmaktadır, ancak uzun vadede olumlu sonuçlar verdiği görülmektedir.

Paylaşın

Kadınlarda Sivilceleri Neler Tetikler?

En sık görülen deri hastalıklarından sivilce, kadın ve erkekleri farklı şekilde etkilemektedir. Sivilceler, çoğunlukla yüz, boyun, sırt, göğüs ve omuzlarda ortaya çıkar. Sivilceler, ciddi bir sağlık tehdidi olmasa da şekil bozukluklarına ve kalıcı yara izlerine neden olabilir.

Haber Merkezi / Günümüzde, hemen hemen tüm sivilce sorunlarının tedavisi mümkündür. Sivilceyi önlemeye nasıl olabileceğini konusunda doktorunuzla konuşun.

Kadınlarda sivilceleri neler tetikler?

  • Ergenlik döneminde hormon değişiklikleri. Ergenlik döneminde kadınlarda androjen adı verilen erkek cinsiyet hormonlarında artış olur. Bu artış bezlerin büyümesine ve daha fazla sebum üretmesine neden olur.
  • Adet döngüsü en yaygın akne tetikleyicilerinden biridir.
  • Hamilelik ve menopoz gibi diğer hormon değişiklikleri bazı kadınlarda sivilceleri iyileştirir. Ancak bazı kadınların bu seyir tersine olur.
  • Doğum kontrol haplarının kullanımı da sivilce oluşumunda rol oynayabilir.
  • İlaçlar: Epilepsi ve depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar.
  • Makyaj.
  • Ciltte basınç veya sürtünme.
  • Aile de sivilce yaygınlığı.

Sivilce izleri için ameliyat ne zaman yapılmalı?

Sivilce izleriniz varsa, dermatoloğunuz ameliyat önerebilir. Lazer tedavisi, sivilce izlerini azaltabilir. Dermabrazyon, yüzeysel izleri giderebilen ve derin izlerin derinliğini azaltabilen bir ameliyat türüdür.

Diğer bir seçenek ise vücudun bir bölgesinden yüze yağ transferi yapmaktır. Bazı durumlarda, tek bir tedavi sivilce izine yardımcı olabilir. Ancak kalıcı sonuçlar için genellikle birkaç seansa ihtiyaç vardır. Sivilce izleri için topikal tedaviler de vardır.

Fotodinamik terapi yeni bir sivilce tedavisidir. Bu tedavi hafif mikrodermabrazyon ile başlar, yüzün yüzeyindeki ölü deri hücrelerini çıkarmak için kullanılır. Daha sonra cilde 30 ila 60 dakika arasında bir asit sürülür. Son olarak cilt lazerle tedavi edilir. Bu tedavi yöntemi hala araştırılmaktadır, ancak uzun vadede olumlu sonuçlar verdiği görülmektedir.

Paylaşın

Kilo Vermek Zordur; Başarılı Kilo Kaybı İçin İpuçları

Kilo vermek için hızlı ve kesin bir çözüm yoktur. Kilo vermek, daha sağlıklı bir yaşam tarzı yaşamanın bir parçasıdır. Anahtar, hayatınızın geri kalanında sadık kalabileceğiniz küçük, sağlıklı değişikliklere odaklanmaktır.

Haber Merkezi / Daha sağlıklı bir yaşam için kilo verme mücadelenizde bu ipuçlarından bazılarını deneyin.

Başarı için bir plan yapın

  • İyi bir zaman seçin: Hayattaki bazı dönemler diğer dönemlere oranla daha streslidir. Taşınmak, evlenmek veya boşanmak, mezun olmak veya yeni bir işe girmek gibi büyük bir değişiklik varsa, kilo vermeye başlamak için iyi bir zaman olmayabilir.
  • Ölçülebilir gerçekçi hedefler belirleyin: İlk ayda 30 kilo vermeyi beklemeyin. Haftada 450 gr. hedef belirleyin ve takip edin.
  • Önce diğer sağlık sorunları üzerinde çalışın: Örneğin, uyku apneniz varsa, uyku apnesinin tedavisi için doktorunuzla konuşun
  • Yemeklerinizi planlayın

Sağlıklı beslenin

  • Ne yediğinizi ve neden yediğinizi düşünün: Her yemek yediğinizde ne yediğinize ve neden yediğinize dikkat edin.
  • Dışarıda yemek yerken daha küçük porsiyonlar seçin: Restoran yiyecekleri genellikle tuz, yağ ve kalori bakımından yüksektir. Küçük veya daha düşük kalorili seçenekleri sipariş edin.
  • Önce su için: Bazen açlık sandığınız şey aslında susuzluktur. 
  • İçeceklerden elde edilen kaloriler: İçtiğiniz içeceklerden edindiğiniz kalorileri günlük almanız gereken kaloriye eklemeyi unutmayın.
  • Yemek pişirmeyi öğrenin: Televizyonlardaki gibi en iyi şef olmak zorunda değilsiniz, ancak sağlıklı beslenenler, kendileri veya aileleri için birkaç basit yemek pişirmeyi bilirler.
  • Evde yemek yerken daha küçük porsiyonlar tercih edin: Porsiyon kontrolü zamanla kilo vermenize yardımcı olacaktır.

Harekete geçin

  • Kendinizi meşgul edin: Gerçekten aç değilseniz zihninizi yemeklerden uzak tutacak bir şeyler deneyin.
  • Ekran süresini sınırlayın: Ekranın, özellikle de televizyonun önünde geçirilen zaman, kilo alımıyla bağlantılıdır.
  • Ağırlık çalışın: Fiziksel aktivite yapmak sadece kilonuzu korumanıza veya vermenize yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda birçok hastalık riskinizi azaltır ve ruh halinizi iyileştirir.

Zihinsel olarak sağlıklı olun

  • Stres ile başa çıkın: Stres kilo alımını daha olası hale getirebilir. Stresi azaltmanın yollarını bulun: Meditasyon, yoga, okuma, arkadaşlarınızla ve ailenizle zaman geçirme…
  • Kendi değerinizi bilin: Fazla kilolu veya şişman olmak sizi kötü veya zayıf birisi yapmaz. Başarılı bir şekilde kilo vermek için kendinizi tanıyın. Kilo verme özveri ve azim gerektirir.

Pes etmeyin

  • Denemeye devam edin: Kilo vermenin anahtarlarından biri denemeye devam etmektir.
  • Geçici bir durum olarak kabul edin: Aşırı kiloyu veya kiloyu size geçici rahatsızlık veren bir durum olarak düşünün.
  • İlham bulun: Düğün, yaş günü veya tatil gibi tarihler belirleyin.
  • Yeni ödüller bulun: Sizi neyin iyi hissettirdiğini önceden belirleyin; uzun bir banyo yapmak, sevdiklerinizle vakit geçirmek, bir hobinin tadını çıkarmak.
  • Uykuya odaklanın: Uyku kilo kontrolünde önemli bir rol oynar. Araştırmalar, geceleri 7 saatten az uyumanın kilo alımına yol açabileceğini gösteriyor.
  • Aldığınız ilaçlar hakkında doktorunuzla konuşun
  • Farklı bir şey deneyin: Geçmişte kendi başınıza kilo vermeyi denediyseniz ve işe yaramadıysa, bir kilo verme grubuna katılmayı deneyin.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın