Erdoğan’dan Özel’e “Suç Ortağı” Tepkisi: Hazmedemedi

CHP Lideri Özgür Özel’in ‘suç ortağı’ ifadesine tepki gösteren Erdoğan, “Biz iadeiziyareti yapmak suretiyle siyasete bir yumuşama, bir kibarlık getirelim dedik. Ama bu kibarlıktan anlamayanlar İstanbul’da basın toplantısı yaptılar ve orada belli ki birilerinin etkisi altında kaldılar” dedi ve ekledi:

“Demek ki bazı yerlerden onay aldılar. Bunlar tabii doğru şeyler değil, güzel şeyler değil. Sürece katkı sağlayan şeyler değil. Yani bu, yumuşama değildir. Siyasete yeni bir başlangıç getirme değildir. Bizim iadeiziyaretimizi demek ki hazmedemediler. Eğer bu iade,ziyaretimizi CHP’nin başındaki arkadaş hazmedebilseydi, bu tür bir açıklamayı yapmaya gerek duymazdı.

Böyle bir açıklama karşısında ben Cumhurbaşkanı olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin başkanı olarak, buna cevap vermeyi dahi yanlış bulurum. Ama onlar ne yaparsa yapsın. Biz Cumhur İttifakı olarak aynı duruşumuzu, aynı dayanışmamızı devam ettireceğiz. Şunu da söyleyeyim, Cumhur İttifakı bir altılı masa değildir. Altılı masanın içinde yer alanlar, bildiklerini okusunlar.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İspanya ve İtalya ziyaretleri dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamada bulundu ve soruları yanıtladı. Birgün’ün aktardığına göre; Erdoğan’a yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle:

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Gazze ile ilgili aldığı ateşkes kararının hayata geçirilebilmesi, uygulanabilmesi konusunda ne düşünüyorsunuz? Kısa zaman içerisinde bir ateşkes sağlanabilecek mi? Bir de Filistin devletinin tanıması konusunda yeni bir ivme başladı mı? Bu ivme bir sonuç verir mi sizce? İhtimali nasıl görüyorsunuz?

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bugüne kadar attığı adımlara dikkat ederseniz Amerika Birleşik Devletleri her zaman kesişim noktası olmuştur. Burada da büyük ihtimalle yine öyle olacak. Aslında bizim “dünya beşten büyüktür” tezimizin işaret ettiği nokta da burası. Çünkü İsrail aleyhinde alınması gereken kararlar söz konusu olduğunda Amerika, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni bloke ediyor. Şu anda alınan ateşkes kararında da benim endişem yine bir şekilde Konsey’i bloke edeceği şeklinde. Fakat öyle de olsa, böyle de olsa, bizim için en önemli adım Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden öte, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan çıkan kararlardır.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndan çıkan olumlu kararlarda 150’ye yakın ülke ne yaptı? Bizim düşündüğümüz gibi düşündüler ve Filistin’in yanında yer aldılar. Bunları daha ileri taşımamız lazım. Bunu başardığımız takdirde bu yaklaşım zaman içerisinde inşallah Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni de belli bir noktaya çekecektir. Aslında mevcut durum Birleşmiş Milletler için de bir fırsattır. BM yapılanması başta İsrail olmak üzere bazı hukuk tanımaz ülkelerin yerle yeksan ettiği itibarını yeniden kazanmak istiyorsa, bu fırsatı çok iyi değerlendirmesi gerekir.

İsrail’in durdurulması sadece Gazze’de huzuru sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda BM sistemine, uluslararası hukuka, insan haklarına karşı gerçekleştirilen İsrail saldırılarını da bastıracak. Bu sorumluluk öncelikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyelerinin omuzlarındadır. Birleşmiş Milletler’in sonunun Milletler Cemiyeti gibi olmasını istemiyorsak, bunu sağlamak mecburiyetindeyiz. Her zaman söylediğimiz gibi, bölgede nihai barışın yolu iki devletli çözümden geçer. Bu formül beraberinde kalıcı çözümü getirir. Güvenlik Konseyi üyelerinin Filistin’i devlet olarak tanıması bölgede iklimi değiştirebilir.

ABD Başkanı Joe Biden’in bizzat açıkladığı üç aşamalı bir ateşkes planı var. Fakat daha öncesinde de İsrail’in bu ateşkes çabalarını defalarca sabote ettiğini biliyoruz. Mesela Joe Biden yine Ramazan ayı öncesi bir ateşkes olacağını açıklamıştı ama olmamıştı. İsrail buna uymamıştı. Bu defa ümit var olmak için bu zemini müsait görüyor musunuz? Yani bu defa Joe Biden’in bizzat açıkladığı bu üç aşamalı ateşkes planına İsrail uyar mı sizce? Ümitli misiniz?

Kabataslak baktığımız zaman bu açıklamadan memnuniyet duyuyoruz. Ama bu BMGK’nın beş daimi üyesini Filistin’in yanına çekmeye yetmiyor. Buraya özellikle bakmamız lazım. Ben, inanıyorum ki, Amerika Birleşik Devletleri de İsrail’in artan şımarıklığından rahatsız. Bu rahatsızlığı Amerikan yönetimi açık açık dile getirmese de Amerikan üniversitelerinden, sokaklarından, öğrencilerinden, rektörlerden yükselen sesler, burada artık belli bir dönüşümün başladığını gösteriyor. Bu da İsrail’i ciddi manada rahatsız ediyor. Artık şundan herkes emin ki bu kervan böyle yürümez. İnşallah Amerika’da yaklaşan son seçimlerle birlikte hava çok daha farklı gelişebilir.

Biden’in bu açıklamasından sonra bizim yaptığımız açıklamalar var. Dünyada birçok ülkenin bu konuda yaptığı açıklamalar var. İnşallah isabetli adımları hep beraber atarız ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden bu konuyla ilgili çıkacak kararlar bundan böyle çok daha farklı istikamette gelişir. Sayın Biden’dan bu planın bir seçim yatırımı değil, gerçekten ve samimi olarak Filistin’deki katliamları sonlandırmak için atılmış bir adım olduğunu ispat etmesi doğal olarak beklenir. Güvenlik Konseyi kararı bir adımdır, ancak yeterli değildir. Kağıt üstündeki bir çok kararın İsrail tarafından nasıl yok sayıldığını hepimiz biliyoruz. Sayın Biden da artık bir samimiyet testinden geçmektedir.

Doğu ve Kuzey Suriye’deki seçimler

Suriye’de terör örgütünün yapmaya çalıştığı sözde seçim Türkiye’nin kararı ve tutumu sonrasında ertelendi ama iptal edilmedi ve yeniden deneme ihtimalleri bulunuyor. Eğer yeniden bu seçimi yapmaya çalışırlarsa Türkiye’nin tavrı ne olur?

Ortada seçim falan yok, öncelikle bunu belirtelim. Ortada terör örgütünü meşrulaştırma ve bölgede bir teröristan kurmak için tertiplenmiş bir oyun var. Biz oyun bozma konusunda ne kadar mahir olduğumuzu bundan önceki süreçlerde net bir şekilde gösterdik. Tabii burada Suriye yönetimi de kesinlikle onlara bu noktada rahat adım atma veya hareket etme müsaadesini vermeyecektir, vermez. Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan Moskova’daydı. Moskova’da Sayın Putin’le bu konuları etraflıca görüştüler. Rusya Dışişleri Bakanı Sayın Lavrov’la görüşmeleri oldu. Suriye’de PKK terör örgütünün ve diğerlerinin rahat hareket etme imkanı inşallah olmayacaktır. Böyle bir durum olduğu anda zaten biz de ilgili birimlerimizi gerekli şekilde seferber ederiz. Burnumuzun dibinde bir teröristan kurdurmayız. Bunun için gereken ne ise yapmaktan da asla ve asla imtina etmeyiz.

Eurofighter savaş uçakları

Bu ziyaretinizde Eurofighter meselesi gündeme geldi mi? Almanya’nın bir blokajı var, bunu aşmak mümkün olacak mı?

Bu konuyu Sayın Sanchez’le görüştük. İspanya’nın biliyorsunuz eğitim uçakları önemli. Bu eğitim uçaklarından bize verebilme şansları veya kabiliyetleri var. Ama Almanya’yla temas noktasında bu konuda bize yardımcı olma durumunu kendilerine söyledim. Eurofighter’la ilgili böyle bir görüşme yapabileceğini ifade etti. Ama hepsinden öte bizim için şu anda Eurofighter önemli. Bu konuda Almanya’da artık yumuşadı. İlgili bakanlarımız muhataplarıyla gerekli görüşmeleri yapıyorlar, yapacaklar.

Bizim temel yaklaşımımız bellidir: ihtiyaçlarımızı öncelikle NATO müttefiklerimizden karşılamak isteriz. Fakat sürecin sonunda olumsuz bir sonuç elde edilirse alternatifsiz de değiliz. KAAN’ımız artık kanatlandı. İlerleyen dönemlerde seri üretimin başlaması ve envantere giriş sürecinin tamamlanması sonrası bu konuda sıkıntımız da kalmayacak. Bir dönem benzer süreci insansız hava araçlarında da yaşamıştık. O zaman da müttefiklerimizden bunları alamamıştık. Sonra ne oldu, insansız hava araçlarımızı en yüksek kalitede ürettik. Şimdi birçok ülke bunları alabilmek için Türkiye’nin kapısını çalar hale geldi.

Avrupa Parlamentosu seçimleri

Konuşmanızın başında Avrupa Parlamentosu seçimlerine değindiniz. Avrupa’da aşırı sağ ve ırkçı partilerin yükselişini birkaç yıldır gözlemliyoruz. Son olarak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde birçok ülkede sandıkta ciddi bir güç elde ettiler. Bu durum Türkiye- Avrupa Birliği ilişkilerini nasıl etkileyecek, Türkiye oluşan bu yeni durumla ilgili yeni bir strateji belirleyecek mi?

Şu anda özellikle bizim Avrupa Birliği üyesi ülkelerle atacağımız adımlarda ibre bizden yana dersem abartmış olmam. Bu konuyla ilgili olarak da şu anda Avrupa Birliği’nden Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılan partilerin çoğu Türkiye’nin ne denli haklı olduğunu kabul ediyor. Mesela onlardan biri İspanya Başbakanı Sanchez. Türkiye’nin duruşunu takdirle karşıladığını bizlere ifade etti. Almanya Başbakanı Olaf Scholz da bu noktada olumlu duruş sergiliyor. O da Türkiye’ye bakışı lehte olanlardan. Biz işimize bakacağız. Bu süreçte Türkiye’nin gerek Almanya’da gerek İngiltere’de gerek Fransa’da yakaladığı şanslar var. Biz bu şanslarımızı da güçlü durarak denemeye devam edeceğiz. Bizler uzun zamandan beri, yaklaşan tehlikeyi işaret ediyorduk. Özellikle Avrupa’da yükselen ırkçılığın bir tehlike olduğunu, buna imkan verilmemesi gerektiğini muhataplarımıza anlattık.

Sokaklarını, meydanlarını insanların kutsallarına hakarete, yabancı karşıtlığına açan, onların sırtlarını işlerine geldiği için sıvazlayan ülkeler, şimdi görmezden geldikleri gerçekle yüzleşti. Sık sık söylediğimiz bumerang etkisi işte tam olarak budur. Avrupa’nın “zararın neresinden dönersek kardır” anlayışıyla hareket etmesi ve gerçekçi tedbirleri hayata geçirmesi elzemdir. Yoksa bu ateş herkesi yakacak boyuta ulaşır. Terör konusunda da benzer bir tehlike söz konusudur. Testi kırılmadan Avrupa’ya çağrımızı tekrarlıyorum. Gelin terörün her türlüsü ile ayrım gözetmeksizin mücadele edelim. Gelin terör belasını birlikte gündemimizden nihai biçimde çıkartalım.

Devlet Bahçeli’nin açıklamaları

Biz yola çıktığımızda MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin önemli bazı açıklamaları oldu Sayın Cumhurbaşkanım. Biz de bunu uçaktan takip ettik. Bazı ifadelerini sizinle paylaşmak istiyorum ve bu konuyla ilgili değerlendirmelerinizi rica edeceğim efendim. Siyasette normalleşme arayışlarını temel aldığı açıklamasında Sayın Bahçeli şu ifadeleri kullandı; “Siyasi partiler arasında normalleşme ve yumuşama arayışlarının temel alınarak çok bilinmeyen ve yeni bir denklemin kurulmak istendiği gözlemlenmektedir. Bu kapsamda siparişi yapılan normalleşme ve yumuşama atmosferinin sürdürülebilir hale gelmesinin önünde şayet MHP bariyer olarak telakki ve tarif ediliyorsa, bu konuda da geniş bir ittifak husule gelmişse, bize düşen sorumluluk ülkemiz ve milletimiz uğruna her türlü fedakarlığı göze almak, gereğini ise gönül huzuruyla yapmaktır.” dedi daha sonra AK Parti içindeki gayri memnun kesimden bahsetti. “Eğer devamlı suyu bulandıranlar dikkate alınırsa AK Parti ile CHP arasında geniş tabanlı bir ittifakın vücuda gelmesi, buna da altılı masanın diğer unsurlarının desteği MHP’nin samimi dileği ve temennisidir.” diye devam etti sonra da dedi ki, “Sayın Cumhurbaşkanımızın yaptığı görüşmeler, kurduğu ilişkiler, icra ettiği ikili temaslarını saygı karşılıyor, zatı devletlerine daha da rahatlatmak için bir kez daha feragatle hareket edip karşılıksız inisiyatif alıyor ve bu tercihi aziz milletimizle paylaşıyoruz.” Sayın Cumhurbaşkanım bu açıklamaları cümleleri nasıl değerlendirdiniz efendim?

Sayın Devlet Bey’in yapmış olduğu açıklama bir devlet adamı yaklaşımıyla, sakin, herhangi bir tartışmaya fırsat vermeden yapılmıştır. Konuyu bu şekilde kapatmış olması, bence gayet isabetlidir. Bizler Cumhur İttifakı olarak asla duruşumuzdan taviz vermeyeceğiz. Parti sözcümüz Ömer Çelik Bey zaten gereken açıklamaları detaylıca yaptı. Bu açıklamalarda da dikkat ederseniz tahrik ve dalaşma yoktur. Sadece net bir duruş vardır. Cumhur İttifakı’nın bir tarafı olarak partimizin duruşunu belirtmesi bakımından Ömer Bey’in açıklaması isabetli olmuştur.

Diğer taraftan CHP’den yapılan bazı açıklamalar oldu. Biz iadeiziyareti yapmak suretiyle siyasete bir yumuşama, bir kibarlık getirelim dedik. Ama bu kibarlıktan anlamayanlar İstanbul’da basın toplantısı yaptılar ve orada belli ki birilerinin etkisi altında kaldılar. Demek ki bazı yerlerden onay aldılar. Bunlar tabii doğru şeyler değil, güzel şeyler değil. Sürece katkı sağlayan şeyler değil. Yani bu, yumuşama değildir.

Siyasete yeni bir başlangıç getirme değildir. Bizim iadeiziyaretimizi demek ki hazmedemediler. Eğer bu iade,ziyaretimizi CHP’nin başındaki arkadaş hazmedebilseydi, bu tür bir açıklamayı yapmaya gerek duymazdı. Böyle bir açıklama karşısında ben Cumhurbaşkanı olarak, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin başkanı olarak, buna cevap vermeyi dahi yanlış bulurum. Ama onlar ne yaparsa yapsın. Biz Cumhur İttifakı olarak aynı duruşumuzu, aynı dayanışmamızı devam ettireceğiz. Şunu da söyleyeyim, Cumhur İttifakı bir altılı masa değildir. Altılı masanın içinde yer alanlar, bildiklerini okusunlar.

Yeni Anayasa

Sayın Cumhurbaşkanım gündemdeki önemli konulardan bir tanesi de yeni anayasa. Özgür Özel’le görüşmenizde de bu gündeme geldi. Türkiye artık çağdaş ve sivil bir yeni anayasa yapabilecek mi? Neler düşünüyorsunuz?

Türkiye bu yeni dönemde yeni anayasayı gündemine almak suretiyle bir adım atabilir. Bizim bu ziyaretleri yapmamızın altında yatan gerçek de “her ne kadar ters görünse de CHP ile de böyle bir anayasa yapma başlığı altında buluşabilir miyiz?” arayışıydı. Teklifimizi yaptık. Onlardan “niye olmasın” noktasına gelen bir yaklaşım gördüm. Fakat iki gün sonra ortaya maalesef arzu etmediğimiz bir yaklaşım çıkınca bu durum da bizi üzmedi değil. Türkiye’nin artık darbe anayasası ayıbından kurtulması gerekiyor.

Bu, siyaset kurumunun ve Meclisin millete karşı asli görevidir. Hiçbir siyasi parti bu yükümlülükten kaçamaz. Gerek Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş’un girişimleri, gerek bizim temaslarımız, artık yeni anayasa için adım atmanın zamanının geldiğini ortaya koymuştur. Mevcut anayasada birtakım değişiklikler yapılmış olması, darbe ruhunun anayasamızdan silindiği anlamına gelmiyor. Kaldı ki 1982 yılından bu yana dünya değişti, Türkiye gelişti ve yeni ihtiyaçlar ortaya çıktı. Milletin ihtiyaçlarına tam hizmet eden ideal anayasa bu millete siyasetin borcudur.

Enflasyon

Enflasyonla ilgili uygulanan politikalarda hedefe doğru yaklaşıldığı görülüyor. Tam olarak rahatlama için hedef nedir Sayın Cumhurbaşkanım?

Yılın son çeyreğini bekleyeceğiz. Yılın son çeyreğinde inşallah bunlar tam manasıyla görünecek. Şu anda işi sıkı tutuyoruz. Ama bütün mesele yine geliyor, faiz olayına dayanıyor. İnşallah faizde atacağımız adımlarla enflasyonu son çeyrekte çok daha olumlu bir konuma taşımış olacağız. Nitekim ekonomide dengelenmeye yönelik politikalar meyvelerini veriyor. Cari işlemler açığı önemli ölçüde azaldı.

Mayıs itibarıyla yıllık ihracatımız 260 milyar doları aştı. İthalatımızdaki düşüş aynı şekilde sürüyor. Merkez Bankası rezervlerimiz 146,2 milyar dolarla tarihimizin en yüksek seviyesine çıktı. Rezervlerdeki artış devam edecek. Hayat pahalılığını tetikleyen sebeplerden olan fahiş fiyat artışları ve fırsatçılıkla mücadelemizden de taviz vermiyoruz. Milletin aşına ve ekmeğine kan doğrayanlara göz açtırmayacağız. Bu kritik süreci bir taraftan mali disiplini koruyup, kamuda tasarrufu teşvik ederek, diğer taraftan denetimleri artırarak hassasiyetle yürüteceğiz.

Paylaşın

Erken Seçim Tartışmaları: Erdoğan’dan “4 Yıl” Vurgusu

Erdoğan, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı video mesajda, “Geride bıraktığımız bir yıl içerisinde üst üste üç seçim yaşadık. Bu seçimlerin hepsinden de demokrasimiz güçlenerek çıktı. Hükûmet olarak önümüzde dört yıllık icraat dönemi bulunuyor” dedi.

Son günlerde Cumhuriyet İttifakı ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yaptığı ve “AKP ile anlaşmazlık yaşandığı” ve Bahçeli’nin geçmişte de olduğu gibi “erken seçim talep edebilir” şeklinde yorumlara neden olan açıklamaları dikkat çekmişti. Bayram mesajındaki 2028’e kadar icraat vurgusu Erdoğan’ın gündeminde şimdilik bir erken seçim planı olmadığına işaret ediyor.

Erdoğan, son dönemde kamuoyunda “yumuşama” olarak nitelenen adımlara da dikkat çekerek “Siyasette oluşan yumuşama ikliminin milletimizin tekrar kucaklaşmasına katkı sağladığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. İnşallah, hep birlikte gönül gönüle vererek bu bayramı tam anlamıyla bir kardeşlik şölenine dönüştüreceğimize inanıyorum” diye konuştu.

Erdoğan son olarak geçen hafta CHP Genel Merkezine giderek, 31 Mart yerel seçimlerinden başarıyla çıkan ana muhalefet partisi CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile biraya gelmişti. İki parti lideri, ülkeyi meşgul eden siyasi ve ekonomik konularda karşılıklı talep ve beklentilerini dile getirmişti.

2023’teki seçimlerin ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı’nı devralan Mehmet Şimşek’in reel ekonomik politikaya dönmesi ve alınan sıkı tedbirlere rağmen düşmeyen enflasyon konusuna da değinen Erdoğan, bu konuda yılın ikinci yarısında olumlu gelişemeler yaşanacağı yönündeki sözlerini tekrarladı.

Erdoğan, “Aşımıza, işimize, ekmeğimize ortak olan enflasyon canavarından kurtulma sürecine girdik. Ekonomi programımız üretim, istihdam ve ihracat tarafında meyvelerini veriyor. Enflasyonda da yılın ikinci yarısından itibaren inşallah daha güzel neticeler alacağız” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kurban Bayramı dolayısıyla bir video mesaj yayınladı. Erdoğan, mesajında şunları kaydetti:

“Bu mübarek günlerin milletimize, İslam âlemine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Cenab-ı Allah kestiğimiz kurbanları, yaptığımız ibadetleri katında kabul ve makbul eylesin.

Tüm milletimizin, Ümmet-i Muhammed’in daha nice bayramlara sağlıkla, huzurla, mutlulukla erişmesini temenni ediyorum. Özellikle Gazze’de, soykırımcı İsrail’in mezalimi altında bayramı idrak eden kardeşlerimin Kurban Bayramı’nı yürekten tebrik ediyor; acı çeken, zulme ve her gün katliama uğrayan kardeşlerimizin de bir an önce huzura, güven ve istikrar ortamına kavuşmasını diliyorum.

Bayramlar, birlik, beraberlik, dayanışma ve kardeşlik duygularının en üst seviyede yaşandığı müstesna günlerdir. Bayramlar, yetimlerin, öksüzlerin garip gurebanın hatırlandığı, akrabalık ve komşuluk münasebetlerinin sıklaştığı, millet olarak birbirimize daha sıkı kenetlendiğimiz özel günlerdir.

Koronavirüs salgını sebebiyle, maalesef komşuluk, akrabalık, dostluk ilişkilerimizde araya mesafeler girdi. Bayramlar vasıtasıyla bu mesafeleri kapatıyor, sıla-i rahimi daha çok hatırlıyoruz. Atalarımız ‘gözden ırak olan gönülden de ırak olur’ demişlerdir. Millet olarak her zamankinden daha fazla gönül birliğine, kalp birliğine, dayanışmaya ihtiyacımız olan günlerden geçiyoruz.

Siyasette oluşan yumuşama ikliminin milletimizin tekrar kucaklaşmasına katkı sağladığını memnuniyetle müşahede ediyoruz. İnşallah, hep birlikte gönül gönüle vererek bu bayramı tam anlamıyla bir kardeşlik şölenine dönüştüreceğimize inanıyorum.

Geride bıraktığımız 1 yıl içerisinde üst üste üç seçim yaşadık. Bu seçimlerin hepsinden de demokrasimiz güçlenerek çıktı. Hükûmet olarak önümüzde 4 yıllık icraat dönemi bulunuyor.

“Enflasyonda güzel neticeler alacağız”

Dünyada yüksek seyreden enflasyon hâlen endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Aşımıza, işimize, ekmeğimize ortak olan enflasyon canavarından kurtulma sürecine girdik. Ekonomi programımız üretim, istihdam ve ihracat tarafında meyvelerini veriyor. Enflasyonda da yılın ikinci yarısından itibaren inşallah daha güzel neticeler alacağız.

Biz, çiftçisinden memuruna, beyaz yakalısından işçisine kadar bu milletin refahını yükselten, gelişmiş ülkeler seviyesine getiren bir iktidarız. Salgın, savaşlar, küresel krizler gibi sebeplerle tekrar nükseden enflasyon sorununu, geçmişte olduğu gibi, tek haneli rakamlara mutlaka indireceğiz.

Terörle mücadele konusunda elde ettiğimiz tarihî kazanımlarımızdan taviz vermemiz asla söz konusu değildir. 40 yıldır milletimizin kanını ve kaynaklarını sülük gibi emen bölücü terör belasına son verinceye kadar operasyonlarımızı devam ettireceğiz.

İsrail’in, 7 Ekim’den beri Gazze’de ve işgal edilmiş Filistin topraklarında yürüttüğü soykırım politikası karşısında dik duruşumuzu sürdürüyoruz. Gazze’ye gönderdiğimiz insani yardımların miktarı 55 bin tonu aştı. İsrail ile olan tüm ticari işlemleri durdurduk. Uluslararası Adalet Divanı’ndaki soykırım davasına müdahil olma kararı aldık.

Filistin devletinin tanınması için en yoğun çaba harcayan ülkelerdeniz. Siyonist şebekenin tüm baskısına rağmen, her platformda hakkı, adaleti ve barışı savunuyor, doğruları cesaretle haykırmaktan çekinmiyoruz. Çocuk katili İsrail’in ve destekçilerinin tüm barbarlıklarına rağmen zafer inşallah, Filistin halkının olacaktır.

Bu zorlu mücadelelerde en büyük kuvvet ve ilham kaynağımız milletimizin duası, desteği, birliği, beraberliği ve kendi arasındaki kardeşlik ruhudur. Millet olarak birbirimize ne kadar sıkı sarılırsak sorunların üstesinden o derece kolay gelir, mücadelemizi o derece başarılı veririz. Bayramlar vasıtasıyla yeniden tazelediğimiz kardeşliğimiz, yardımlaşma ve dayanışma şuurumuz bu bakımdan ayrıca önemlidir.

Bu bayramda yine büyüklerimizin ellerinden, küçüklerimizin gözlerinden öpecek, eşimizin, dostumuzun, komşumuzun kapısını çalacak, dargınsak barışacak inşallah, ezelî ve ebedî kardeşliğimizi daha da perçinleyeceğiz.

Bu düşüncelerle mübarek topraklarda hac farizasını yerine getiren kardeşlerimin Allah ibadetlerini kabul etsin, Kâbe’de, Arafat’ta, Müzdelife’de yaptıkları duaları katında makbul eylesin diyorum.

Her bayramda olduğu gibi yola çıkacak sürücülerimize trafik kurallarına uymalarını, yola asla yorgun çıkmamalarını, bilhassa varacakları yere yaklaştıkça dikkatlerini daha da artırmalarını tekrar tavsiye ediyorum. Kurban Bayramı’nın kalplerimize huzur, ülkemize esenlik, Filistin ve Sudan başta olmak üzere gönül coğrafyamıza barış getirmesi diliyorum. Bayramınız mübarek olsun.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Avrupa Birliği” Açıklaması: Samimi Adımlarımız Karşılık Bulmuyor

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ile ortak basın toplantısında konuşan Erdoğan, “Avrupa Birliği’ne yönelik samimi adımlarımız, salt kendi çıkarını düşünen bir takım üyelerin engellemeleri nedeniyle karşılık bulamıyor” dedi ve ekledi:

“AP seçimlerinin ortaya çıkardığı tablo ve endişeyle izlenen aşırı sağın yükselişi bu durumu körükleyecek. Katı vize uygulamaları, gümrük birliği anlaşmasının yenilenememesi durumları da mevcut. İspanya’nın bize verdiği samimi desteğe müteşekkirim. Bu olumlu adımların artarak devam edeceğin inanıyorum.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-İspanya İş Forumu’nda açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamaları şu şekilde:

“Türkiye-İspanya 8. Hükümetler Arası Zirve vesilesiyle düzenlenen bu güzide forumda aranızda bulunmaktan duyduğum memnuniyeti özellikle vurgulamak istiyorum. Toplantılarımızın ülkelerimiz arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin daha da ilerlemesine, yeni ortaklıkların tesisine vesile olmasını diliyorum.

Kıymetli dostum Sanchez’e nazik misafirperverliği için bir kez daha teşekkür ediyorum. Dostumuz ve NATO müttefikimiz İspanya’yla her alanda mükemmel ilişkilere sahibiz. Ülkelerimiz arasındaki köklü ve güçlü ilişkiler, iş dünyamızın attığı cesur ve vizyoner adımlardan da besleniyor. İlişkilerimizin 2021 yılından itibaren kapsamlı ortaklık olarak tanımlanmasına siz değerli iş insanlarımızın katkısı büyüktür.

Son yıllarda gerek Kovid-19 salgını gerekse yakın coğrafyamızda meydana gelen çatışmalar, küresel ticaretin karşı karşıya kaldığı zorlukları artırdı. Mevcut meydan okumalar karşısında dayanışma ve işbirliğimiz hayati önemdedir.

İspanya ile ticaret: Ekonomi, ticaret ve yatırımlar, Sayın Sanchez birlikte başkanlık edeceğimiz hükümetler arası zirve toplantımızın temel sütunları arasında yer alacak. 2002 yılı öncesinde 2 milyar dolar civarında seyreden ticaret hacmimiz geçtiğimiz sene yaklaşık 10 kat artışla 19,2 milyar dolara ulaştı. Böylelikle 20 milyar dolar hedefimizi neredeyse yakalamış olduk.

İspanya’nın 740 firma ve yaklaşık 11 milyar dolarlık stokla Türkiye’de en çok yatırım yapan 6. ülke olması da esasen bu yaklaşımın sonucudur. Bölgesinin cazibe merkezi olan Türkiye, İspanya’dan çok daha fazla sayıda yatırımcıyı özellikle ev sahipliği yapmak üzere ülkemize davet ediyoruz. Müteahhitlik firmalarımız İspanya’da yaklaşık 1,1 milyar dolarlık 6 proje üstlenmiştir. Barcelona’daki stadyum projesi, bu alandaki işbirliğimizin en somut örneklerindendir.

Medeniyetler ittifakı: Gelecek yıl Medeniyetler İttifakı’nın 20. Yıldönümünü idrak edeceğiz. Malum Medeniyetler İttifakı’nı İspanya ile Türkiye olarak birlikte kurduk. Öyleyse bunu birlikte geliştireceğiz. Türkiye ve İspanya bu ittifakın iki önemli kurucu üyesidir. İttifakımız kuruluşundan bu yana çok kritik roller üstlenmiştir.

Dünyamızın savaşlar ve katliamlarla sarsıldığı günümüzde İttifaka olan ihtiyaç daha da artıyor. Bilhassa Gazze’de ve işgal edilmiş Filistin topraklarında 250 gündür yaşanan soykırım vicdan sahibi herkesin yüreğini kanatıyor. Gazze’de 16 bini çocuk olmak üzere 37 binden fazla insan göz göre göre katledildi, 85 bin sivil yaralandı.

Vicdan sahibi hiçbir ülkenin böyle bir tabloyu kabullenmesi mümkün değildir. Ve bu konuda değerli dostum Pedro Sanchez’in takındığı tavrı şahsım ve milletim adına tebrik ediyorum.

İspanya’nın İsrail mezalimi karşısında izlediği tutumu takdirle karşıladığımızı burada vurgulamak istiyorum. Tabi, işin başından itibaren Sayın Sanchez, ilk günden bu yana gerçekten ilkeli, tutarlı ve dirayetli bir politika benimseyerek hem İspanya halkının hem Filistinli kardeşlerimizin hem de Türk milletinin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir.

Avrupa Birliği: Değerli katılımcılar, tüm bu gayretlerimiz Avrupa Birliği’ne tam üyelik projemizin hayata geçirilmesiyle taçlanacaktır. Ne var ki AB’ye yönelik samimi adımlarımız salt kendi çıkarını düşünen Türkiye’nin Birliğe sağlayacağı katma değeri görme yeteneğinden yoksun bir takım üyelerin engellemeleri nedeniyle karşılık bulamıyor.

Avrupa Parlamentosu seçimlerinin ortaya çıkardığı tablo ve Avrupa kıtasında endişeyle izlenen aşırı sağ siyaset bu anlayışı şüphesiz körükleyecektir. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çalışmalarının henüz başlanmaması, iş insanlarımıza yönelik katı vize uygulamaları ekonomik ve ticari alandaki müşterek potansiyelimizi tam kapasite kullanımını engelliyor.

Kıymetli dostum Sayın Sanchez başta olmak üzere İspanya’nın ülkemizi AB’ye üyelik sürecine verdiği samimi destek için müteşekkirim.”

Paylaşın

Zirve Sonrası CHP’den Açıklama: Toplumu İlgilendiren Konuları İlettik

CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Erdoğan – Özel zirvesine ilişkin yaptığı açıklamada, “CHP olarak çığ gibi büyüyen sorunların çözümü konusunda 31 Mart’ta, halkımızın partimize verdiği sorumluluğun bilinciyle hareket ediyoruz” dedi ve ekledi:

“Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel ve Sayın Cumhurbaşkanı, ülkenin sorunlarına ilişkin kendi pencerelerinden gördükleri birçok hususu birbirleriyle paylaştılar. Sayın Cumhurbaşkanı’na ülkenin kanayan yarası olan, tüm toplumu ilgilendiren konuları ilettik.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Tayyip Erdoğan’ın ziyaretine dair Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kanadından ilk açıklamayı CHP Sözcüsü Deniz Yücel yaptı. Yücel, özetle şunları söyledi:

“Bunu ülkemiz demokrasisi açısından son derece önemli bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. İktidarın şimdiye kadar kapattığı diyalog kanallarını CHP’nin açmış olması, Türk siyasi tarihi açısından önemli bir adımdır. Diyalog, istişare, müzakere demokrasinin olmazsa olmaz unsurlarıdır. Topluma faydası olacak, sorunların çözülmesine katkı sunacak her konuda CHP olarak katkı sunmaya hazırız. Bizim normalleşme dediğimiz bu sürecin toplumda da olumlu karşılandığını müşahede ediyoruz. Herkesin etkilendiği temel sorunların çözümünün siyaset kurumunda olduğunu biliyoruz.

Çok uzunca bir süredir devam eden kutuplaşma ve ayrıştırmanın olumlu sonuçlar vermediğini hep birlikte yaşadık. Bu nedenle toplumsal huzuru tesis edecek şekilde siyasi partilerin diyalog içerisinde olmasını önemsiyoruz.

Açılan bu diyalog kanalı, bizi inandığımız ilkeli muhalefetten, toplumun sesi olmaktan vazgeçirmeyecek. Sorunu olan her kesime el uzatacağımızdan ve gerektiğinde en sert muhalefeti yapacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal tıkanmışlığın çözülmesi konusunda kararlı duruşumuz devam edecek. CHP olarak çığ gibi büyüyen sorunların çözümü konusunda 31 Mart’ta, halkımızın partimize verdiği sorumluluğun bilinciyle hareket ediyoruz.

Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel ve Sayın Cumhurbaşkanı, ülkenin sorunlarına ilişkin kendi pencerelerinden gördükleri birçok hususu birbirleriyle paylaştılar. Sayın Cumhurbaşkanı’na ülkenin kanayan yarası olan, tüm toplumu ilgilendiren konuları ilettik. Hükümlü generaller meselesi geçen görüşmede Genel Başkanımız tarafından iletildi. Konu gecikmeli de olsa çözüldü. Bu konuda Özgür Özel, Cumhurbaşkanı’na teşekkürlerini ifade etti. Gezi Parkı eylemleri davasında kanun yararına bozma talebinin Adalet Bakanlığı’na iletilmesini önemli buluyoruz.

Genel Başkanımız, asgari ücrete ara zam yapılması gerektiğini; en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine çekilmesi gerektiğini; üretim maliyetleri altında ezilen çay ve hububat üreticilerinin mağduriyetleri girecek şekilde düzenleme yapılması gerektiğini; atanmayan öğretmenleri; özel okul öğretmenlerinin yaşadığı sorunları; staj ve çıraklık mağdurlarını; emeklilikte kademe bekleyenlerin durumunu ve 6 Şubat’ta çok büyük bir felaketle sarsılan depremzedelerin sona erecek olan kira yardımını da gündeme getirdi.

Sayın Ömer Çelik’in ifade ettiği gibi toplumun ekonomide bir kazanımı olduğunu düşünmüyoruz. Toplumun çok küçük ve dar bir kısmı lehine geçmişte birtakım gelişmeler oldu ancak bu yeterli değil. Ekonomide bir kazanım olacaksa da hayat pahalılığı altında ezilen kesimlerin bir kazanım olması gerektiğini düşünüyoruz. Bugüne kadar kaynak transferi tersine işledi. Kaynak transferlerinin dar gelirli, yoksul, çiftçi lehine yapılması gerektiği Genel Başkanımız tarafından, Sayın Cumhurbaşkanı’na iletildi.

Gelir adaletsizliğinin çözülmesi için öncelikle vergi adaletinin sağlandığı bir sistem kurulması gerektiği, bu nedenle mevcut bütçe üzerinde tüm siyasi partilerin bir araya gelerek, TBMM’nin çalıştırılması gerektiği Genel Başkanımız tarafından iletildi. Biz iktidar geldiğimizde, vergi reformuyla az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alan bir sistemle adaletsizlikleri ortadan kaldıracağız.

Gezi davası, Sinan Ateş davası, Emine Şenyaşar davası ve kayyum meselesi Genel Başkanımız tarafından gündeme getirildi. Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanı’nın Ayşe Ateş’e randevu vermesini çok olumlu ve doğru bulduğunu kendisine ifade etti.

Kayyum meselesinin anayasaya ve demokrasiye aykırı olduğu, anayasamızın 127’nci maddesinde geçici görevden uzaklaştırmanın düzenlendiği ama kayyum uygulamasının kalıcı sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Görevden alınan ve yerine kayyum atanan kişi beraat ederse, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilirse ne olacak. Velev ki suçlu, belediye meclis üyelerinin suçu ne? O siyasi partiye oy veren seçmenin suçu ne? Bir belediye başkan vekili seçilir. Mevcut uygulama demokrasimize ve anayasamıza aykırı.

Sayın Ömer Çelik, bazı belediyelerle ilgili nefret söylemi ve yaşam tarzlarına müdahaleden bahsetti. Ancak Genel Başkanımız ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın görüşmesinde böyle bir konunun konuşulduğun teyit edemiyoruz. Sayın Ömer Çelik dilerse görüşmede hazır bulunan Sayın Elitaş’tan teyit edebilir.

Anayasa meselesi Sayın Cumhurbaşkanı tarafından gündeme getirilmiştir. Siz anayasa değişikliğini, biz vatandaşın ne konuştuğunu önemsiyoruz. Asgari ücret, emekli maaşı, atanmayan öğretmenler, staj ve çıraklık mağdurları…

Anayasa değişikliğinin gündeme gelmesi için önce toplumun belini büken, toplumun kanayan yarası haline gelen bu sorunların çözümü için adım atılması gerektiği Genel Başkanımız tarafından Sayın Cumhurbaşkanı’na iletildi. Bize 17,5 milyon kişi oy verdi, onlar masaya oturmadan bizim oturmamızın bir anlamı yok. Onların masaya oturması da iktidarın mevcut anayasaya uymasından, Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımasından ve gereklerini yerine getirmesinden geçiyor.”

Paylaşın

Erdoğan – Özel Görüşmesinde Neler Konuşuldu: AK Parti’den Açıklama

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Recep Tayyip Erdoğan ile Özgür Özel görüşmesine ilişkin yaptığı açıklamada, “Onların tabiriyle normalleşme, bizim tabirimizle siyasi yumuşama dediğimiz şey siyasi rekabeti husumete çevirmeyelim” dedi ve ekledi:

“Bu çerçevede rekabetin husumete çevrilmemesi konusunda hassasiyeti gözetelim, bu çerçevede oturup, meselelerimizi konuşalım. Türk siyaseti hayatında rekabet öyle zamanlarda husumete çevrilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye’nin darbe anayasasından kurtulması gerektiğini bunun AK Parti anayasası gibi dar bir şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini, en geniş uzlaşmayla toplumsal sözleşme olarak ortaya çıkması gerektiğini ifade ettiler. CHP ve diğer partilerden anayasaya böyle yaklaşılması beklediğini ifade etmiş oldular.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP Genel Merkezi’ne gerçekleştirdiği ziyaret sonrası AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik zirveye dair açıklamalarda bulundu.

“Bugün gerçekleşen iade-i ziyaretle birlikte siyaset hayatında bu tablonun ortaya çıkması memnuniyet verici. Sayın Genel Başkanımız bu tablonun kalıcı kazanımlara dönüşmesi gerektiğini düşünüyor” diyen Çelik özetle şu ifadeleri kullandı:

Diyalog ortamının sürmesinin toplumumuzda çok olumlu karşılandığı, sayın Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği şekilde görüşme, diyalog zemininin güçlü bir şekilde tutulması konusunda iade-i ziyaretle birlikte güçlü mesaj verilmiş oldu. Sayın Cumhurbaşkanımız siyasette diyalog zemininin güçlendirme fırsatlarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade ediyorlar. Bugün gerçekleşen iade-i ziyaretle birlikte Türk siyasi hayatında bu tablonun ortaya çıkmasını memnuniyet verici olarak görüyorlar.

Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız Türkiye’nin darbe anayasasından kurtulması için atılması gereken atılmaları dar inisiyatifle değil en geniş siyasi uzlaşma zeminiyle gerçekleşme konusundaki görüşlerini ifade etmişlerdir. Bütün Türkiye’yi kucaklayan toplumsal sözleşme olarak yeni anayasayı belirtmişlerdir. Yeni anayasaya kavuşmak sürecini Türkiye’nin geleceğini gözeten sorumluluk ve perspektifle ele alınması gerektiğini ifade ediyorlar.

Görüşmede Cumhurbaşkanımız orta vadeli program ve 12. Kalkınma Programıyla elde edilen kazanımların korunacağını vurguluyorlar. Programa zarar verecek tutumlardan kaçınılacağını ifade etmişlerdir. Görüşmede Cumhurbaşkanımız orta vadeli program ve 12. Kalkınma Programıyla elde edilen kazanımların korunacağını vurguluyorlar. Programa zarar verecek tutumlardan kaçınılacağını ifade etmişlerdir. Bu çerçevede sayın Cumhurbaşkanımız arzu edildiği takdirde CHP tarafından Hazine ve Maliye Bakanımız sayın Mehmet Şimşek’in bilgi vereceğini ifade etmişlerdir.

Önümüzdeki dönemde işbirliğinin artırılması önemli olacak. Avrupa’da aşırı sağa cevap verilmesi önemli olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanı bu ortaya çıkan faşizme karşı ortak harekete etmelerini belirtmiştir. Sayın Özel’in o zeminlerde Türkiye’nin tezlerini dile getirmek bakımından önemli bir zemin olduğunu belirtmişlerdir.

PKK’nın Suriye uzantısının o bölgede oluşturmaya çalıştığı teröristan konusu bir diğer konudur. Bu çerçevede baktığımızda hassasiyet dönemidir. Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50. yıldönümü törenlerinde sayın Özel’le birlikte orada, CHP ve diğer partilerle birlikte güçlü şekilde birlik ve beraberlik gösterilmesini ifade etmişlerdir. Bu CHP Genel Başkanı ve yetkililerinin kendi takvimleri içinde değerlendireceği konudur.

Gazze’de soykırım siyasetine karşı bizim bütün siyasi partiler olarak ortak bir duruş ortaya koymamız, Filistin devletine karşı duyarlılığı arttırmamız. Sayın Özel’in sosyalist enternasyonal çerçevesinde bilgilendirici tutum ortaya koyması son derece kıymetli olacaktır. Ekonomiden, siyasi meselelere, iç politikadan, dış politikaya kadar Türkiye’nin hak ve menfaatleri için ortak duyarlılık ve siyaset konusunda Cumhurbaşkanımız ve genel başkanımızın hassasiyeti sözkonusudur. Bunu bütün siyasi partilerden beklentileri sayın Cumhurbaşkanımız ifade etmişlerdir.

Önemli bir konu da, son zamanlarda çeşitli bölgelerde bazı belediye başkanlarının nefret suçu, ırkçılık anlamına gelecek birtakım uygulamalara imza atmaları. Birtakım yaşam tarzlarına dönük olumsuz uygulamalar diyebileceğimiz uygulamaların ortaya çıkmasıdır. Cumhurbaşkanımız her türlü nefret siyasetine karşı ortak tutum geliştirilmesi gerektiğini ifade ettiler. Hayat tarzları konusunda şimdiye kadar elde edilen kazanımların korunması gerektiğini, bu çerçevedeki yapısal reformların devam edeceğini, ekonomi kazanımları koruma konusunda da reform siyasetini devam edeceğini belirtmişlerdir.

Kayyum konusunda tutumumuz nettir. Hangi partiden olursa olsun Cumhurbaşkanımızın ifadesi şu şekildedir ‘hangi partiden olursa olsun millete hizmet eden her belediye başkanına destek vermeye devam edeceğiz’. Ama birisi yetkiyi terör örgütüne destek vermek şeklinde kullanıyorsa, terör örgütü tarafından atanmış komiser tarafından yönetilmesine kapı açılmasına müsaade edilmeyecektir. Bu bir siyasi partiye toptancı bir tutum değildir. Tespit edildiğinde bunların görevden alınması devlet olmanın gereğidir.

Burada toplantıcı anlayışla hareket edilmemektedir. Milletten aldığı yetkiyi millete hizmet için kullanıyorsa belediye başkanı hangi partiden olduğunun önemi yoktur. Bütün siyasi partilerin hassasiyet göstermesi gerektiği, sivil siyaset, demokrasi, hukuk devletinin korunması bakımından sayın Cumhurbaşkanımız her fırsatta dile getirmiştir. Konuşulan pekçok konu var. Ama size vereceğim toplantının geneli ile değerlendirme budur. Diyalog sürecinin güçlü bir şekilde devam etmesi, gerçek siyaset alanında, hizmette yarışılması bizim tutumumuz ve arzumuzdur. Gösterdikleri nezaket için sayın Özel ve CHP’ye bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Soru – Cevap

Sayın Özel’in söylediklerini ifade etme konusunda bizim nezaket gösterip onu CHP’li arkadaşlara bırakmamız daha doğru olur. Ben bizim zaviyemizden bu toplantının nasıl görüldüğünü ifade etmek isterim. Kuşkusuz kendileri ekonomi, reel sektörlerle ilgili konular gündeme geldi. Tarımdan eğitime kadar. Sayın Cumhurbaşkanımız hükümetimizin yaptığını anlattı. Sayın Özel’in değerlendirmelerinin açıklamalarının CHP Genel Merkezi tarafından yapılması daha doğru olur.

Geçen ve bugünkü görüşmede toplumun gündeminde olan her konu gündemdedir. Yürüyen hukuki süreçler, kesinleşmiş davalarla ilgili olarak Cumhurbaşkanımızın mahkemelere karışılmaması gerektiği tutumunu ifade ettiler. Karşılıklı bilgilerde tenakuz teşkil eden bilgiler vardır. Cumhurbaşkanımız değerlendirmeleri paylaşmışlardır. (Sinan Ateş cinayeti) Yargı görevini yapsın, hukukun kapasitesi ve kabiliyetleri içinde değerlendirilsin ve suçlular cezasını alsın. Bu ilkeleri savunmak konusunda herhangi sorun yoktur. Sayın Cumhurbaşkanının kabulü bir kez daha bu mesajın verilmesi şeklinde gerçekleşecektir.

Bundan sonra ihtiyaç olursa kapı açıktır. Onların tabiriyle normalleşme, bizim tabirimizle siyasi yumuşama dediğimiz şey siyasi rekabeti husumete çevirmeyelim. Bu çerçevede rekabetin husumete çevrilmemesi konusunda hassasiyeti gözetelim, bu çerçevede oturup, meselelerimizi konuşalım.

Türk siyaseti hayatında rekabet öyle zamanlarda husumete çevrilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız Türkiye’nin darbe anayasasından kurtulması gerektiğini bunun AK Parti anayasası gibi dar bir şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini, en geniş uzlaşmayla toplumsal sözleşme olarak ortaya çıkması gerektiğini ifade ettiler. CHP ve diğer partilerden anayasaya böyle yaklaşılması beklediğini ifade etmiş oldular.

Paylaşın

Siyasette Normalleşme: Erdoğan’dan Özel’e İade-i Ziyaret

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyasi hayatında ikinci kez Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’ne ziyaret gerçekleştirdi. Erdoğan’a AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Elitaş eşlik etti.

Haber Merkezi / Erdoğan’ı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi önünde genel başkan Özgür Özel ve CHP Milletvekili Namık Tan karşıladı. Erdoğan ve Özel, Genel Merkez önünde tokalaşarak, basın mensuplarına poz verdi ve basın mensuplarını selamladı.

Erdoğan ve Özel karşılamanın ardından Genel Merkez’deki başkanlık makamına çıktı. Yaklaşık bir buçuk saat süren görüşme sonrası iki lider açıklama yapmadı.

CHP Genel Merkezinin önündeki bayraklar arasına, Erdoğan’ın ziyareti dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı forslu bayrak da asıldı.

Erdoğan, en son 10 Temmuz 2006’da başbakanken, dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı beraberindeki bakanların da bulunduğu kalabalık bir heyetle ziyaret etmiş, iki lider görüşme sonrası yapılan ortak açıklamada “siyaset konuşmadıklarını” belirtmişti.

Ne olmuştu?

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2 Mayıs’ta AK Parti Genel Merkezi’nde bir araya gelmişti. Görüşme 1 saat 35 dakika sürmüştü.

Görüşmede, CHP İstanbul Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu Üyesi Namık Tan ile AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş da yer almıştı. Erdoğan ile Özel görüşmesi sonrası basın mensuplarına açıklama yapılmamıştı.

Erdoğan ile Özel’in görüşmesine boş koltuk damgasını vurmuştu. Erdoğan, Özel ile görüşme esnasında Özel’in karşısında değil de ortada ve daha farklı bir koltukta oturması akıllara “Erdoğan eşit değiliz imajı mı yaratmak istiyor?” sorusunu gündeme getirmişti.

AK Parti, boş koltuğun özel bir anlam ifade etmediği, oda düzeninden kaynaklandığı, diğer liderlerle veya konuklarla yapılan görüşmelerdeki protokolün uygulandığı vurgulamıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’a dönerek, en kısa sürede CHP Genel Merkezi’ne iade-i ziyaret gerektiğini söylemişti. Özel, bu ziyaretten memnun olacağını ifade etmişti.

31 Mart seçimlerinde CHP’nin çok sayıda büyükşehir ve belediyelerine yenilerini eklemesinin ardından Özel verdiği demeçlerde Erdoğan ile görüşebileceğini aktarmıştı.

Erdoğan ile Özel, 23 Nisan’da TBMM’de düzenlenen resepsiyonda başka diğer siyasi partilerin de olduğu ortamda ilk kez bir araya gelmiş ve kısa bir görüşmenin ardından özel kalemlerin buluşma tarihi belirleyeceği duyurulmuştu.

Paylaşın

Erdoğan İle Aliyev, Beştepe’de Bir Araya Geldi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çalışma ziyareti kapsamında Türkiye’de bulunan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde görüştü.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i, Esenboğa Havalimanı’nda karşıladı. Aliyev’i uçaktan inişinde karşılayan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik ile Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da eşlik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Aliyev, havalimanında bir süre görüştü. İkili, daha sonra Beştepe’ye geçti. Beştepe’deki görüşme, basına kapalı yapılıyor.

Paylaşın

AK Parti’de Erdoğan Sonrası İçin Senaryolar

2023 yılında yapılan seçimlerde son kez aday olan Recep Tayyip Erdoğan’ın Anayasa’da değişiklik yapılmaz ya da Meclis erken seçim kararı almaz ise yeniden aday olması mümkün değil.

Ancak AK Parti, Erdoğan’ın tekrar aday olması için bu iki yolu da denemeye kararlı. Anayasa değişikliği en zoru ama Meclis’in alacağı erken seçim kararı ile Erdoğan’ın görev süresinin bir 7 yıl daha uzatılması çok kolay. Muhalefetin de gündeme gelebilecek bir erken seçim önerisine “hayır” diyemeyeceği savunuluyor.

Peki her ikisi de olmazsa ne olacak? AK Partililer bu soruya yanıt vermek için çok erken olduğunu söylese de kulislerde kısık sesle de olsa Erdoğan sonrası için çeşitli formüller, isimler konuşuluyor. Herkesin emin olduğu tek konu Erdoğan’ın yeniden aday olamasa da siyaseti bırakmayacağı. Birçok siyasetçi her durumda Erdoğan’ın partisinin genel başkanlığını yürüteceğini söylüyor.

Erdoğan’ın AK Parti Genel Başkanı olarak iyi bir Cumhurbaşkanı adayı çıkarıp çalışmaların yakın takipçisi olacağını söyleyenler “Aday kim olur” sorusuna da “Partide çok deneyimli, etkin olabilecek isimler var” yanıtını veriyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Bu isimler içinde ilk dile getirilen Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar. Mevcut Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un da Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da, son dönemlerde öne çıkan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da böyle bir durumda aday olabileceği konuşuluyor. Partililer Erdoğan’ın yeniden adaylığı söz konusu olmazsa zaman içinde farklı isimlerin de gündeme gelebileceğini söylüyor.

Yeni Anayasa hazırlığı

Öte yandan Yerel seçim nedeniyle Meclis çalışmalarına 1.5 ay ara verildi. Bu durum 1 Temmuz’da tatile girmesi gereken Meclis’in çalışmalarının uzamasına neden oldu.

AK Parti’nin planlamasına göre Meclis 2 ay daha çalıştıktan sonra, 1 Ağustos’ta tatile girecek. 2 aylık sürede kripto yasası, ulaştırma alanında düzenlemeler içeren yasa teklifi, 9. yargı paketi ve hayvan hakları kanun teklifi gibi birçok düzenlemenin yasalaşması bekleniyor. Ancak AK Parti Meclis grubunda yaz tatilinde de yeni döneme hazırlık yapılacak.

Edinilen bilgiye göre Meclis’in anayasası olarak nitelendirilen Meclis İçtüzüğünde değişiklik için kollar sıvanacak. Yaz boyunca sürecek çalışmada, yasa görüşmelerinde komisyonların ağırlığının arttığı, Genel Kurul’da sadece oylamaların yapıldığı yeni bir sistem için değişiklik teklifi hazırlanacak. MHP’nin de sıcak baktığı bu değişiklik konusunda muhalefetle uzlaşma sağlanırsa bunun yeni anayasa yapımının da önünü açabileceği değerlendiriliyor.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Önceliğimiz Enflasyonla Mücadele” Mesajı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önceliğimiz bu ülkeyi hayat pahalılığı sorunundan kurtarmaktır. Enflasyonu düşürmek için politikaları uyum içinde yürütüyoruz. Ekonomi programımızın ilk yılı geçiş yılıydı ve bu dönemi öngördüğümüz şekilde başarıyla tamamladık” dedi ve ekledi:

“Enflasyonda en zor dönemin artık geride kaldığına inanıyoruz. Şimdi dezenflasyon dönemine giriyoruz. Büyüme tarafında da hamdolsun oranlar olumlu seyrediyor. Deprem felaketine rağmen yüzde 4.5’lik büyüme kaydettik. Milli gelirimiz cari fiyatlarla ilk kez 1 trilyon doları aştı. Türkiye ekonomisi dünyada 17. satın alma gücünde 11. sırada yer alıyor.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen TİM 31. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonaları Ödül Töreni’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından önemli satır başları:

“2002’de bir haftada yaptığımız ihracatı artık bir günde gerçekleştiriyoruz. İhracat yapmayan ilimiz kalmadı. Fildişi kulelerinde ahkam kesenler bunları anlamıyor olabilir. Dünyanın dört bir köşesine Türk mallarını götüren siz kardeşlerim bunları çok iyi biliyor… Biz başkalarının ne dediğine değil size bakıyoruz. Sizinle yol yürüyoruz.

İhracatçılarımızı Türk ekonomisinin yurt dışındaki sancaktarları olarak görüyoruz… Tüm bakanlarımız her zaman sizin yanınızdadır. Üreticimizin ulaşamadığı hiçbir bürokrat hiçbir siyasetçi olamaz. Halkımızla arasına mesafe koyanla biz de aramıza mesafe koymaktan çekinmeyiz. Türkiye tüketerek değil, istihdam ederek, ihracat ederek kalkınacak.

Türk ürünlerinin küresel birer markaya dönüşmesine imkan sağlıyorsunuz. Kimsenin bu emeklerini boşa çıkartmayacağız.

Türkiye’nin dış ticarette yazdığı başarı hikayesini sadece biz değil rakamlar da söylüyor. 2023 yılını toplam 355 milyar dolar ihracatla kapattık. 24. 1 milyar dolarlık Mayıs ayı ihracatımız, tarihin en yüksek mayıs ayı ihracatı oldu. Mayıs ayı itibariyle, yıllıklandırılmış ihracatımız 261 milyar dolar olarak rekor kırdı.

İthalatımızda da düşüş eğilimi devam ediyor. Dış ticaret açığımız yıllık bazda yüzde 47.8 düşüş gösterdi. Dış ticaret açığımızdaki iyileşme sürüyor… Cari işlemler açığındaki iyileşme, ticaret ortaklarımızda toparlanma, turizm gelirlerindeki artışla çok daha iyi gerçekleşecek.

2024 sonunda mal ihracatımızı 267 milyar dolara mutlaka taşıyacağız. Bunu da son 21 yıldır olduğu gibi yine sizlerle birlikte başaracağız. İhracatçılarımıza verdiğimiz desteğin artarak devam etmesi, ekonomimize yeni bir ivme kazandırmıştır. Hazine bakanlığımız ve merkez bankamız, ihracatçılarımızın finansallarını geliştirmek için çeşitli formüller üzerinde çalışıyor.

Yıllık 100 milyar lira olmak üzere 3 yıl olarak 300 milyar lira limit tahsis edilmesini planlıyoruz. Verimliliği yüksek yatırımlı uygun koşullarda finansmanını mümkün kılacak. Yüksek teknolojili yatırımların bundan sonra daha güçlü destekleyeceğiz. 10 yıla kadar vade imkanı tanınacak. Yüksek teknolojili ürün ihracatı 4 katına çıktı.

İhracatçılarımız için döviz bozdurma zorunluluğunu yüzde 40’tan yüzde 30’a indirdik. Bu düzenleme pazartesiden itibaren geçerli olacak.

Geçen sene tüm taraflarla görüşerek hazırladığımız orta vadeli programla ekonomideki yol haritamızı sizlerle paylaştık. Programa olan güvenimizi uygulamalarımızla ispat ettik. Bundan 3 ay önce, seçim meydanlarında olmadık sözler verenler, verdikleri sözleri tutmak yerine milleti oyalamanın yollarını arıyor.

Hak hukuk diyenlerin bugün nepotizmin kitabını yeniden yazdığını görüyoruz. Biz tutamayacağımız sözü vermedik. Biz milletimize bedel ödettirmemenin derdindeyiz.

“Dezenflasyon dönemine giriyoruz”

Önceliğimiz bu ülkeyi hayat pahalılığı sorunundan kurtarmaktır. Enflasyonu düşürmek için politikaları uyum içinde yürütüyoruz. Ekonomi programımızın ilk yılı geçiş yılıydı ve bu dönemi öngördüğümüz şekilde başarıyla tamamladık. Enflasyonda en zor dönemin artık geride kaldığına inanıyoruz. Şimdi dezenflasyon dönemine giriyoruz.

Büyüme tarafında da hamdolsun oranlar olumlu seyrediyor. Deprem felaketine rağmen yüzde 4.5’lik büyüme kaydettik. Milli gelirimiz cari fiyatlarla ilk kez 1 trilyon doları aştı. Türkiye ekonomisi dünyada 17. satın alma gücünde 11. sırada yer alıyor.”

Paylaşın

Erdoğan: 28 Şubat Artıklarına Boyun Eğmedik Eğmeyiz

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Tanıtım Programı’nda konuşan Erdoğan, “Birileri bu ülkede yasakların kalmasını istemedi. Adaletsizliklerin giderilmesini müfredatın zenginleştirilmesini, okullar arasındaki eşitliğin azalmasını istemedi” dedi ve ekledi:

“Türkiye’de gerçek manada bir sınıfsal değişimin yaşanmaması için her şeyi yaptılar. Bugün hala kümelendiklerini görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde Ankara’daki bir ilçede buna yine şahit olduk. Öğrencilerin camiye davet edilmesi birilerini rahatsız etti. Güya laiklik maskesiyle kendi zihin dünyalarındaki faşizmi gizleyeme çalıştılar. Laikliği din ve inanç karşıtlığı gibi anlayan bunu herkese dayatan 28 Şubat artıklarına biz bugüne kadar boyun eğmedik bundan sonra da eğmeyiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Tanıtım Programı’nda konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Yeni maarif modelimizin ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum. Bundan 21 yıl evvel Türkiye’ye hizmet yolculuğumuza başladığımızda 4 önceliğimizden birinin eğitim olacağını söyledik ve bu sözümüzü yerine getirdik. Her yıl bütçede aslan payını eğitim için ayırdık. Bütün imkanlarımızı seferber ediyoruz. Her yıl olduğu gibi bu yıl da geleneği bozmayıp 1 trilyon 620 milyar lirayı eğitime ayırdık. Derslik başına düşen öğrenci sayısını ilk öğretimde 23’e, ortaöğretimde ise 22’ye indirdik.

Geride bıraktığımız 1 yılda 13 bin 715 yeni dersliği ülkemize kazandırdık. Cumhuriyet tarihimizin en fazla öğretmen atamasını yapan hükümetiyiz. Tek seferde 45 bin öğretmeni öğrencileriyle buluşturduk. Bu sene atayacağımız 20 bin öğretmenle eğitim ordumuzu daha da güçlendireceğiz.

Aile konusu son günlerde altını çizdiğim üzere bizim için hayati öneme sahiptir. Çocuklar küresel kültürün dayatmalarına maruz kalıyor. Bunların en başında cinsiyetsizleştirme projeleri var. Çizgi filmlerden sinema yapımlarına pek çok alanda evlatlarımız bu projelerle sık sık karşılaşıyor. Hep beraber el ele vererek küresel cinsiyetsizleştirmeyle mücadele edeceğimize inanıyorum.

Dünya değişirken Türkiye nasıl aynı kalmıyorsa, eğitim sistemimizin de yerinde sayması beklenemez. Burada önemli olan yenilenmeyle birlikte köklerden kopmamaktır. Maziden atiye köprü kuran özgün bir anlayışla sürecin yönetilmesi gerekiyor. Eğitim sistemimiz eskiden daha çok ezbere dayanıyordu.

“Boyun eğmedik, eğmeyiz”

Birileri bu ülkede yasakların kalmasını istemedi. Adaletsizliklerin giderilmesini müfredatın zenginleştirilmesini, okullar arasındaki eşitliğin azalmasını istemedi. Türkiye’de gerçek manada bir sınıfsal değişimin yaşanmaması için her şeyi yaptılar. Bugün hala kümelendiklerini görüyoruz. Geçtiğimiz günlerde Ankara’daki bir ilçede buna yine şahit olduk. Öğrencilerin camiye davet edilmesi birilerini rahatsız etti. Güya laiklik maskesiyle kendi zihin dünyalarındaki faşizmi gizleyeme çalıştılar. Laikliği din ve inanç karşıtlığı gibi anlayan bunu herkese dayatan 28 Şubat artıklarına biz bugüne kadar boyun eğmedik bundan sonra da eğmeyiz.

Bu ülkenin çocuklarıyla inanç değerleri arasına kimsenin girmesine izin vermeyiz. Eski Türkiye alışkanlıklarına müsaade etmeyeceğiz. Pedagojik değil tamamen ideolojik kaygılarla eğitim hamlemize karşı çıkanları kendilerini sorgulamaya davet ediyorum. Bu meseleyi ideolojik kavgalarınıza meze yapmaktan bir an önce vazgeçin. Türkiye’nin gözden çıkarabileceği tek bir evladı yoktur. İdeolojik kaygılarla eğitim hamlemize karşı çıkmayın. Sadece ön yargılarla yeni modelimize karşı çıkanların yapıcı davranmasını ümit ediyorum.

Maarif modeli milletimizin tarihini, kültürünü merkeze alan bir bakış açısıyla hazırlandı. Model uluslararası standartlarda. Amaç kendisi ve toplumla barışık, bilge, özgür birey yetiştirmek. Öğrencilerin bilim ve teknolojinin değil aynı zamanda tasarlayıcısı, üreticisi olması hedeflenmiştir. Yeni müfredatımızla öğrencilerimizin milli, manevi değerler istikametinde okuyan, düşünen, araştıran şahsiyetler olarak yetiştirilmesini hedefliyoruz. Çocuklarımızı demokrasiye, cumhuriyete, bizi millet olarak bir arada tutan temel değerlere sahip çıkan bireyler olarak geleceğe hazırlamayı hedefliyoruz. PİSA sonuçlarını yeterli görmesek de son dönemlerde biz yükselişteyiz.”

Paylaşın