Erdoğan’dan Muhalefete Sert Eleştiriler

Partisinin grup toplantısına muhalefeti sert sözlerle eleştiren Erdoğan, “Milletin gönlüne şantajla değil, hizmetle girilir” dedi. Erdoğan, hükümetin gerilim siyaseti yerine icraat üretmeye odaklandığını dile getirdi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada muhalefeti eleştirirken, birlik ve beraberlik mesajları verdi.

Konuşmasına Filistin’e destek vurgusuyla başlayan Erdoğan, Kut’ül Amare Zaferi’nin 110. yıl dönümünü anarak bu zaferin önemli bir tarihsel başarı olduğunu ifade etti. Türkiye’nin farklılıklarına rağmen birlik içinde olması gerektiğini belirten Erdoğan, “Köken, mezhep ve görüş ayrılıkları bizi bölmemeli, kardeşliğimizi yüceltmeliyiz” dedi.

Partisinin 25. kuruluş yıl dönümüne yaklaştığını hatırlatan Erdoğan, hükümetin hizmet ve icraat odaklı çalıştığını söyledi. Deprem sonrası konut projelerine değinen Erdoğan, 2027 Mart itibarıyla 500 bin konutun teslimine başlanacağını, bugüne kadar yüz binlerce konut ve iş yerinin inşa edildiğini belirtti. Kentsel dönüşüm kapsamında da milyonlarca bağımsız bölümün yenilendiğini ifade etti.

Muhalefeti sert sözlerle eleştiren Erdoğan, ana muhalefetin basın özgürlüğü konusunda çifte standart uyguladığını savundu. “Milletin gönlüne şantajla değil, hizmetle girilir” diyen Erdoğan, hükümetin gerilim siyaseti yerine icraat üretmeye odaklandığını dile getirdi.

Terörle mücadeleye de değinen Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda önemli aşamaların kaydedildiğini belirterek sürecin kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı. Terör sorununun çözülmesiyle Türkiye’nin kalkınma sürecinin daha da hızlanacağını ifade eden Erdoğan, sürecin dikkatle yönetildiğini ve siyasi partilerin desteğiyle ilerleyeceğini söyledi.

Paylaşın

Siyasette “Görüşürüz” Polemiği: Diyalog Arayışı Tartışmaya Dönüştü

23 Nisan’da verilen “diyalog” mesajları kısa sürede yerini polemiğe bıraktı. “Görüşürüz” ifadesi, iktidar ve muhalefet arasında farklı yorumlanırken, siyasette normalleşme beklentisinin ne kadar kırılgan olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Haber Merkezi / 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında verilen “diyalog” ve “normalleşme” mesajları, aradan geçen kısa sürede yerini sert bir siyasi tartışmaya bıraktı. Törenlerde liderler arasında dile getirilen “Görüşürüz” ifadesi, 24 saat içinde farklı anlamlar yüklenen bir polemiğe dönüşerek başkent kulislerini hareketlendirdi.

23 Nisan kutlamaları sırasında bir araya gelen siyasi liderler, uzun süredir kamuoyunda beklenen “yumuşama” sürecine ilişkin olumlu sinyaller verdi. Resmi törenlerdeki sıcak görüntüler ve karşılıklı diyalog vurguları, siyasette yeni bir sayfa açılabileceği yönünde yorumlandı.

Özellikle liderlerin birbirlerine yönelttiği “Görüşürüz” ifadesi, ilk etapta bir iyi niyet göstergesi ve olası temasların habercisi olarak değerlendirildi. Gün boyunca hâkim olan atmosfer, siyasi tansiyonun düşebileceği yönündeydi.

Ancak 24 Nisan itibarıyla bu iyimser hava yerini tartışmaya bıraktı. “Görüşürüz” ifadesinin içeriği ve tonu, iktidar ve muhalefet arasında farklı şekillerde yorumlandı. Tartışmanın odağında, bu sözün bir davet mi yoksa şartlı bir çağrı mı olduğu sorusu yer aldı.

Muhalefet cephesi, bu tür mesajların somut bir çerçeveye oturtulması gerektiğini savunarak, “görüşme olacaksa gündemi ve koşulları netleşmeli” görüşünü dile getirdi. Aksi halde bu tür ifadelerin sembolik kalacağı ve gerçek bir diyalog zemini oluşturmayacağı vurgulandı.

İktidar kanadı ise “Görüşürüz” ifadesini, devlet geleneği ve siyasi sorumluluğun bir parçası olarak değerlendirdi. Yapılan açıklamalarda, diyalog kapısının her zaman açık olduğu ancak görüşmelerin “Türkiye’nin öncelikleri” doğrultusunda gerçekleşmesi gerektiği ifade edildi.

Polemiğin derinleşmesinde, olası bir görüşmenin hangi başlıklar üzerinden yapılacağı sorusu belirleyici oldu. Ekonomi, yeni anayasa tartışmaları, yerel yönetimlerin yetkileri ve dış politika gibi başlıkların masaya gelip gelmeyeceği belirsizliğini koruyor.

Siyasi kulislerde, tarafların “ön şart” tartışmasına girmeden bir araya gelip gelemeyeceği en kritik eşik olarak değerlendiriliyor. Zira her iki taraf da kendi siyasi tabanına güçlü bir duruş sergileme ihtiyacı hissediyor.

“Mesaj Tabanlara Veriliyor”

Siyasi analistler, 23 Nisan’daki yumuşama mesajlarının kısa sürede sertleşmesini, partilerin kendi seçmenlerine verdiği mesajlarla açıklıyor. Uzmanlara göre, liderler diyalog kapısını tamamen kapatmak istemezken, aynı zamanda “taviz veriliyor” algısından da kaçınmaya çalışıyor.

Bu durum, kamuoyunun beklediği normalleşme sürecinin neden zor ilerlediğini de ortaya koyuyor. Analistler, “Siyasetin dili yumuşamadan, kalıcı bir diyalog zemini oluşturmak kolay değil” görüşünde birleşiyor.

Gelinen noktada, “Görüşürüz” ifadesi yalnızca bir nezaket cümlesi olmaktan çıkıp, siyasi stratejinin parçası haline gelmiş durumda. Önümüzdeki günlerde liderler arasında somut bir görüşme trafiği başlayıp başlamayacağı, bu polemiğin seyrini belirleyecek.

Siyasetteki bu tartışma, yalnızca bir kelimeye yüklenen anlam farklılığından ibaret değil. Aynı zamanda Türkiye’de önümüzdeki dönemin siyasi ikliminin nasıl şekilleneceğine dair önemli ipuçları barındırıyor.

Paylaşın

Erdoğan’dan Yatırımcıya Yeni Destek Paketi

Küresel ekonomik belirsizlikler karşısında Türkiye’nin bir “istikrar adası” olduğunu vurgulayan Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi’ni merkeze alan ve küresel sermayeyi Türkiye’ye çekecek kapsamlı yeni vergi teşviklerini duyurdu.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı”nda konuştu.

Erdoğan, dünya ekonomisinin son dönemde yaşadığı sarsıntılara ve belirsizliklere dikkat çekerek, Türkiye’nin bu süreçte bölgesel bir enerji ve ticaret üssü olarak konumunu sağlamlaştırdığını ifade etti. “Türkiye, kabuk değiştiren dünyanın yeni kutup başlarından biri olmaya namzettir” diyen Erdoğan, ülkeyi küresel bir cazibe merkezi haline getirecek yeni stratejik adımları açıkladı.

Konuşmasında küresel krizlerin üretimden enerjiye, turizmden ticarete kadar her alanı etkilediğini belirten Erdoğan, “Türkiye son yılların en büyük güvenlik krizini başarıyla yöneterek bölgesinin istikrar adası olduğunu bir kez daha tescil etmiştir” ifadelerini kullandı. Erdoğan, Türkiye’nin artık sadece bir “köprü” olarak tanımlanamayacağını, enerji ve ticaret koridorlarının vazgeçilmez bir “üssü” haline geldiğini vurguladı.

Erdoğan’ın açıkladığı en dikkat çekici başlık ise İstanbul Finans Merkezi (İFM) çatısı altında faaliyet gösteren kurumlar için sağlanan teşviklerin artırılması oldu. Bu kapsamda öne çıkan düzenlemeler şöyle:

Transit Ticarete Tam Vergi Muafiyeti: İstanbul Finans Merkezi’nde yürütülen transit ticaret ve yurt dışı alım-satım aracılık faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda vergi indirimi yüzde 50’den yüzde 100’e çıkarılıyor. Yani bu faaliyetlerden kurumlar vergisi alınmayacak.

İFM Dışında da Destek: Bu teşvikler sadece finans merkeziyle sınırlı kalmayacak; İFM dışındaki transit ticaret faaliyetlerinin de yüzde 95’i vergi dışı bırakılacak.

Küresel Şirketlere Bölgesel Merkez Teşviki: Türkiye’yi bölgesel yönetim merkezi olarak seçecek global şirketler için 20 yıl boyunca sürecek güçlü bir vergi avantajı getiriliyor. İFM içindeki kazançların yüzde 100’ü, dışındakilerin ise yüzde 95’i kurum kazancından indirilebilecek.

Nitelikli İstihdama Destek: Bölgesel merkezlerde çalışan nitelikli personele yönelik ücret istisnaları devreye alınacak.

Varlık Barışı: Yurt dışında bulunan para, altın ve menkul kıymetlerin belirli şartlar ve düşük vergi oranlarıyla Türkiye’ye getirilmesine imkân sağlanacak.

“Çekim Gücümüzü Artıracağız”

Yatırım ortamını iyileştirecek hukuki ve idari düzenlemelerin devam edeceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yakında Meclisimize sunacağımız kapsamlı düzenlemeyle ülkemizin çekim gücünü çok daha ileri taşıyacağız” dedi.

Erdoğan, bölgesel gerilimlere ve savaş tehditlerine rağmen Türkiye’nin ihtiyatlı bir iyimserlikle barışçıl diplomasiyi sürdürdüğünü, ekonomide ise altyapıyı güçlendirerek hiçbir boşluk bırakmadan stratejik hedeflere ilerlediklerini belirtti.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “Mertçe Yarışalım” Çağrısı

Özgür Özel, ara seçim çağrısını yineleyerek iktidarı Anayasa’yı ihlal etmekle suçladı ve Erdoğan’a “mertçe yarışalım” mesajı verdi; emekli ve işçiler için ara zam, yargı bağımsızlığı ve siyasi etik yasası konularında da sert eleştirilerde bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, “ara seçim” talebi kapsamında yürüttüğü siyasi temaslar çerçevesinde Gültekin Uysal ile bir araya geldi. Görüşme, Demokrat Parti Genel Merkezi’nde gerçekleşti. Toplantı sonrası düzenlenen ortak basın açıklamasında Özel, hem ekonomik gelişmelere hem de yargı süreçlerine ilişkin iktidara sert eleştiriler yöneltti.

Konuşmasına Polis Teşkilatı’nın kuruluş yıl dönümünü kutlayarak başlayan Özel, güvenlik güçlerinin özlük haklarına dikkat çekti. Küresel ekonomik dalgalanmaların enerji fiyatlarına etkisine değinen Özel, son zamların özellikle dar gelirli kesimleri zorladığını belirterek, “Bu enflasyon ortamında emekliler ve emekçiler için en kısa sürede ara zam yapılmalıdır” dedi.

Ara seçim tartışması: “Anayasal zorunluluk”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Gündemimizde yok” açıklamasına tepki gösteren Özel, ara seçim konusunun yürütmenin değil, Anayasa’nın belirlediği bir süreç olduğunu vurguladı. Anayasa’nın 78. maddesine atıf yapan Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Erdoğan’ın ‘ara seçim gündemimizde yok’ demesi Anayasa’nın açık hükmünü yok saymaktır. 1960’tan bu yana hiçbir siyasi lider ara seçimden kaçmamıştır. Kendi siyasi yolculuğunu da ara seçimle başlatmış bir isim bugün bunu reddediyor.”

CHP’li belediyelere yönelik yargı süreçlerine de değinen Özel, özellikle Mersin Yenişehir ve İzmir Bornova belediyeleri üzerinden yürütülen işlemleri eleştirdi. Adalet Bakanlığı üzerinden savcılara baskı yapıldığına dair iddialar bulunduğunu söyleyen Özel, yargı bağımsızlığının zedelendiğini savundu.

Bornova Belediye Başkanı’na yönelik tutuklama talebini de eleştiren Özel, “Eğer belediyelerdeki idari sorunlar nedeniyle başkanlar tutuklanacaksa, AK Parti’de benzer durumlar yaşayan çok sayıda isim var” ifadelerini kullandı.

“Siyasi etik yasası” vurgusu

Görüşmede ayrıca “Siyasi Etik Yasası” konusunun da gündeme geldiğini belirten Özel, tüm seçilmişlerin mal varlıklarının şeffaf biçimde kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi. Açıklamasının sonunda Demokrat Parti heyetine teşekkür eden Özel, “Milletin iradesine güveniyoruz. Gelin, anayasal çerçevede mertçe yarışalım” diyerek seçim çağrısını yineledi.

Paylaşın

Erdoğan’dan Ortadoğu Mesajı: Barış İçin Diplomasi Şart

Erdoğan, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının bölgede ağır tahribata yol açtığını belirterek savaşın büyümeden durdurulması gerektiğini söyledi ve Türkiye’nin diplomasi yoluyla kalıcı barış için girişimlerini sürdürdüğünü vurguladı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında hem bölgesel gelişmelere hem de iç politikaya değinen Erdoğan, özellikle İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının bölgede ciddi sonuçlar doğurduğunu söyledi.

Konuşmasına yarın kutlanacak olan İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü’nün 105. yıl dönümünü hatırlatarak başlayan Erdoğan, İstiklal Marşı’nın milletin özgürlük iradesinin manifestosu olduğunu ifade etti.

Erdoğan, Mustafa Kemal Atatürk’ün İstiklal Marşı’na ilişkin sözlerini hatırlatarak marşın Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin ruhunu yansıttığını belirtti. İstiklal Marşı’nın yazarı Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle andıklarını dile getiren Erdoğan, Kurtuluş Savaşı başta olmak üzere tüm şehitlere Allah’tan rahmet diledi.

Konuşmasının devamında bölgedeki gelişmelere değinen Erdoğan, Orta Doğu’da uzun süredir çatışmaların sürdüğünü vurguladı.

Erdoğan, “Kuzeyimizden güneyimize kadar mevcut çatışmalar sona ermeden her gün yeni bir kriz ortaya çıkıyor. En son İsrail’in tahrikleriyle komşumuz İran’a başlatılan savaş bölgede ağır bir tahribat oluşturdu” dedi.

Savaşın ilk günlerinde çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini belirten Erdoğan, saldırılar sonucunda İran’da yaşamını yitirenlerin sayısının 2 bine yaklaştığını ifade etti.

“Savaşın küresel ekonomiye etkisi olacak”

Erdoğan, İran’a yönelik saldırıların yalnızca bölgesel değil küresel sonuçlar doğuracağını belirterek savaşın dünya ekonomisi üzerinde de ciddi baskı oluşturduğunu söyledi.

Türkiye’nin krizlere kayıtsız kalan bir ülke olmadığını vurgulayan Erdoğan, hem İran hem de ABD başta olmak üzere bölge ülkeleriyle temas halinde olduklarını dile getirdi. Bu kapsamda çok sayıda telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini belirten Erdoğan, savaşın büyümeden durdurulması gerektiğini söyledi.

Savaşın önlenmesi için diplomatik çabaların sürdüğünü ifade eden Erdoğan, “Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. Diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak mümkündür” dedi.

Türkiye’nin gelişmeleri dikkatle takip ettiğini belirten Erdoğan, olası risklere karşı gerekli tedbirlerin alındığını da sözlerine ekledi.

Erdoğan konuşmasında mezhep temelli tartışmalara da değindi. Türkiye’nin hiçbir zaman bölge halklarına mezhep veya etnik kimlik üzerinden bakmadığını ifade eden Erdoğan, “Bizim için Arap, Kürt, Sünni ya da Şii değil, sadece insan vardır” dedi.

Türkiye’nin haksızlığa uğrayan herkesin yanında olduğunu belirten Erdoğan, mezhepçilik üzerinden yürütülen tartışmaların bölgeye fayda sağlamayacağını dile getirdi.

Dijital dünyada çocuklara koruma

Konuşmasında dijitalleşmenin getirdiği risklere de değinen Erdoğan, internet kullanım sürelerinin ciddi boyutlara ulaştığını söyledi. Yetişkinlerin günde ortalama 6 saat 38 dakika internette zaman geçirdiğini belirten Erdoğan, çocukların ekran sürelerinin ise 9 saate kadar çıkabildiğini ifade etti.

Çocukların zararlı içeriklere erişimini engellemeyi amaçlayan bir yasa teklifinin geçen hafta Meclis’e sunulduğunu hatırlatan Erdoğan, düzenlemenin tüm partilerin desteğiyle yasalaşmasını beklediklerini söyledi.

Konuşmasının sonunda emeklilere yönelik bir müjde de veren Erdoğan, bayram ikramiyelerinin bayram öncesinde hesaplara yatırılacağını açıkladı. Emekli maaşlarının da öne çekileceğini belirten Erdoğan, ödemelerin 14 Mart’tan itibaren başlayacağını söyledi ve vatandaşların Ramazan Bayramı’nı şimdiden tebrik etti.

Paylaşın

Erdoğan: Bölge Yeni Bir Savaşı Kaldıramaz

Erdoğan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla tırmanan çatışmaya ilişkin yaptığı açıklamalarda Orta Doğu’da savaşın büyümesinin tüm bölge için ağır sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.

Ankara’da düzenlenen Büyükelçiler İftar Programı’nda konuşan Erdoğan, çatışmaların hızla sona erdirilmesi gerektiğini vurgulayarak Türkiye’nin diplomasi trafiğini yoğunlaştıracağını söyledi.

Erdoğan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının bölgesel istikrara ciddi zarar verdiğini belirterek, “Orta Doğu’nun yeniden dış müdahalelerin sahası haline getirilmesini kabul etmiyoruz” dedi.Erdoğan, devam eden çatışmaların kontrol altına alınmaması halinde bunun yalnızca bölgeyi değil, Avrupa ve Asya’yı da etkileyecek geniş çaplı sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Türkiye’nin temel önceliğinin savaşın daha fazla yayılmasını önlemek olduğunu vurgulayan Erdoğan, tarafların yeniden müzakere masasına dönmesi gerektiğini dile getirdi. Ankara’nın bu doğrultuda diplomatik temaslarını hızlandıracağını belirten Erdoğan, bölgede kalıcı istikrarın ancak diyalog ve diplomasi yoluyla sağlanabileceğini söyledi.

Öte yandan Erdoğan, İran’ın bazı bölge ülkelerine yönelik saldırılarını da kabul edilemez olarak nitelendirerek, çatışmanın tüm taraflarının itidalli davranması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin sınır güvenliği konusunda gerekli tüm tedbirleri aldığını belirten Erdoğan, bölgedeki gerilimin daha da tırmanmaması için uluslararası toplumun sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti.

Erdoğan, savaşın uzamasının Orta Doğu’da yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratabileceğini belirterek, “Her sorunun onurlu bir çözümü vardır. Önemli olan silahların susması ve diplomasi kapısının yeniden açılmasıdır” mesajını verdi.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Süreç” Açıklaması: Kayda Değer Mesafe Aldık

Erdoğan, Cumhur İttifakı’nın “Terörsüz Türkiye” adını verdiği sürece ilişkin yaptığı açıklamada, “Kısa sürede kayda değer mesafe aldık. Tahrikler karşısında galeyana gelmedik” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nin açılış töreninde yaptığı konuşmada, Cumhur İttifakı’nın “Terörsüz Türkiye” adını verdiği sürece ilişkin konuştu. Erdoğan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Ülkemize hizmetlerimiz sadece yollarla, binalarla, bugün burada olduğu gibi çevre projeleriyle sınırlı değil. İktidar ve ittifak olarak en büyük yatırımı milletimizin kardeşliğine yapıyoruz, Türkiye’nin güvenliğine yapıyoruz. Cumhur İttifakı olarak bundan bir sene önce başlattığımız terörsüz Türkiye sürecinde kısa sürede kayda değer mesafe aldık. Tahrikler karşısında galeyana gelmedik. Şehit yakını ve gazilerimiz başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin hassasiyetlerini gözettik. Özellikle bir tarafı yaparken diğer tarafı yıkmamaya itina gösterdik.

Süreci herhangi bir yol kazası yaşanmadan bugünlere başarıyla getirdik. Münfesih terör örgütü, geçtiğimiz günlerde silahlı unsurlarını ülkemizden çekmekte ve sınır hattından uzaklaştırmakta olduğunu açıkladı. İlgili birimlerimiz sahadaki gelişmeleri anbean titizlikle takip ediyor. Hedefe giden yolda atılan her olumlu adımı önemsiyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisimizde kurulan komisyon, çalışmalarına yoğun bir şekilde devam ediyor.

Son olarak perşembe günü Adalet ve Dışişleri Bakanlarımız komisyonu bilgilendirdi. Biz de külliyemizde DEM Parti heyetini kabul ettik. Kendileriyle son derece yapıcı, verimli ve geleceğe dair umut verici bir görüşme gerçekleştirdik. İnşallah bu görüşmenin yansımalarını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Cumhur İttifakı olarak ülkemizin ve milletimizin hayrına olan işlerde çabuk davranılması gerektiğine inanıyoruz.

Hassas, yapıcı, kucaklayıcı bir yaklaşımla çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Milletimizin ödediği bedellerin boşa gitmediği, sadece sınırlarımız içinde değil, sınırlarımızın ötesinde de barışın, güvenliğin, huzurun ve kardeşliğin egemen olduğu yeni bir dönemi mutlaka başlatacağız. Bunda sonuna kadar kararlıyız. Önce terörsüz Türkiye, sonra terörsüz bölge menziline inşallah varacağız. Tüm bu stratejik adımları atarken elbette şu gerçeğin de bilincindeyiz: Hedefe yaklaştıkça hem yükümüz ağırlaşıyor hem de süreci kundaklamaya dönük çabalar yoğunlaşıyor.

Türkiye’nin yarım asırlık meselesini çözmesini istemeyen odaklar, bilhassa da FETÖ’cü alçaklar operasyonlarına hız vermiş durumdalar. Milletimizi tedirgin etmek, şehit yakınlarımızı huzursuz etmek, kamuoyunu manipüle etmek amacıyla ellerinden geleni yapıyorlar. En büyük hedefleri ise 15 Temmuz gecesi şehitlerimizin mübarek kanlarıyla harcı karılan Cumhur İttifakı’nın birliğini, beraberliğini ve insicamını bozmak. Fakat muvaffak olamayacaklar. Bir olacağız, beraber olacağız, iri olacağız, diri olacağız, hep beraber Türkiye olacağız”

Paylaşın

Erdoğan’dan “İmamoğlu” Yorumu: Devletin Eli Kolu Bağlı Kalamaz

Erdoğan, Ekrem İmamoğlu’nun durumu hakkındaki soruya, “Kim hangi makamda olursa olsun, bir hukuk devletinde hukuku ayaklar altına alamazsınız. Hangi makamda olursanız olun yargı makamları ne gerekiyorsa onu yapmak zorunda. İstanbul’daki süreç böyle işledi” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’i Ankara’da ağırladı. İki ülke heyetleri arasındaki görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Erdoğan ve Merz açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Kıymetli basın mensupları Türkiye ile Almanya arasında müstesna ekonomik ve ticari ilişkiler ise olumlu seyrini sürdürüyor. Almanya, Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük ticaret ortağıdır. 50 milyar dolara ulaşan ticaret hacmimizi yakın vadede 60 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Bu minvalde, gerek ticaretimizi gerek müşterek yatırımları bir üst seviyeye taşıyacak savunma iş birliği konusunu Sayın Şansölye ile değerlendirdik.

Avrupa’da değişen güvenlik koşulları ışığında, savunma sanayi ürünlerinin tedarikinde geçmişte yaşanan sıkıntıları geride bırakarak ortak projelere odaklanmamız gerekiyor. Eurofighter uçaklarının temin süreci gibi Almanya’nın son dönemde bu alanda attığı olumlu adımları memnuniyetle karşılıyoruz.

Bölgesel ve küresel meselelerde de fikir alışverişinde bulunduk. Türkiye olarak Gazze’deki soykırımı ilk günden itibaren uluslararası gündeme taşıdık. Ateşkesin sağlanması ve insani yardımların bölgeye ulaştırılması için yoğun çaba gösterdik. Bu mezalimin yeniden yaşanmaması ve bölgede kalıcı barışın anahtarı olan iki devletli çözüme dair görüşlerimizi kendilerine aktardık. Bölgeye yardımların kesintisiz ulaştırılması gibi, yeniden yapılanma sürecinde de herkesin taşın altına elini koyması gerektiğini ifade ettim.

Sayın Şansölye ile komşumuz Suriye’deki gelişmeleri de ele aldım. Devrimden bu yana geçen 11 ayda, Cumhurbaşkanı Sayın Şara’nın liderliğinde Suriye; kalıcı barış, huzur ve ekonomik kalkınma yolunda ciddi ilerlemeler kaydetti. Yaptırımların kalkmasına paralel olarak bu sürecin daha da hızlanacağı inancındayız. Ülkenin toprak bütünlüğü ve birliğinin muhafazası suretiyle Suriye halkının tüm fertlerinin refah ve esenliği bizim için öncelikli hedeftir. Bu noktada, 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanmasına büyük önem atfediyoruz. Bu yönde verilen mesajları dikkatle takip ediyoruz. Almanya’nın da Suriye konusunda bizimle eşgüdüm içinde çalışmaya atfettiği önemin farkındayız.

Merz’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle; “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın beni Türkiye’ye davetinden dolayı teşekkür ediyorum. Dostane misafirperverliğiniz için çok teşekkürler. Bu özel bir gün, çünkü ortak tarihimizi bugüne kadar şekillendiren bir dönüm noktasını hatırlıyoruz. Bu, söylediğimiz gibi iş gücü anlaşmasının başlangıcıydı. O zamanlar “misafir işçi” olarak tanımladığımız insanlar çağrıldı, ama sadece işçiler değil, aileleriyle birlikte insanlar Almanya’ya geldi. Bu insanlar olmasaydı, bu aileler olmasaydı, Almanya 60 yıl önce ekonomik kalkınmayı aynı şekilde başaramazdı. Bugün o zaman gelen insanlar artık üçüncü kuşakta Almanya’da yaşıyorlar.

Bazıları tarih yazıyor; örneğin bilim insanları arasında BioNTech kurucuları Sayın Uğur Şahin ve Profesör Doktor Özlem Türeci gibi. Bazıları hemşire, polis memuru olarak toplumumuzda sorumluluk taşıyorlar. Ve büyük bir çoğunluğu artık kendilerini devletimizin ve ülkemizin bir parçası, vatandaşları olarak görüyorlar. Çünkü onlar bu toplumun bir parçası.

Burada sağlam bir temel üzerinde inşa edebiliriz. Toplumlarımız ve ekonomilerimiz, az önce de söylediğim gibi, çok yakın bağlar içindedir. Aynı zamanda NATO’da da çok yakın müttefikleriz. Türkiye, neredeyse bizi meşgul eden bütün dış politika ve güvenlik politikası konularında çok önemli bir aktördür. Bu temel üzerinde çalışmaya devam edeceğiz ve yeniden bir stratejik diyalog başlatacağız. Güvenlik politikaları alanında daha yakın iş birliği içinde olacağız. Örneğin, daha önce de değindiğimiz Eurofighter uçaklarının alımı konusunda.

Tabii ki bu ortaklığın birçok fırsat sunduğunu da belirtmek istiyorum. Örneğin, ulaştırma ve demiryolları konusunda önemli gelişmeler yaşayabiliriz. Birçok açıdan bu yeni jeopolitik durumda daha yakın bir iş birliği içinde olmayı sağduyu gerektiriyor. Bu, her iki tarafın da stratejik çıkarınadır. Türkiye ile Almanya arasındaki olgun bir ortaklık, tabii ki hassas konuları da açık ve güvene dayalı bir şekilde ele almamızı gerektiriyor. Heyetlerimiz arasında ve baş başa görüşmemizde de bunu yaptık.

Almanya ve Türkiye, NATO müttefikleri olarak aynı çıkarlara sahiptir. Ankara’da da biliniyor ki, Rusya’nın militan revizyonizmi Avrupa’nın ve Atlantik bölgesinin güvenliğini bir bütün olarak tehdit ediyor. Bu nedenle, Lahey’deki NATO Zirvesi’nde verilen kararları kararlılıkla uyguluyoruz. Bu bağlamda, Almanya’nın da onayını verdikten sonra Türkiye’nin 20 Eurofighter uçağını alma kararından dolayı mutluluk duymaktayız. Şu konuda hemfikiriz: Bu uçaklar hepimizin ortak güvenliğine hizmet edecektir.

Orta Doğu’daki durumu da ele aldık. Rehinelerin serbest bırakılması ve ateşkesin ilerleme kaydetmesi çok olumlu gelişmeler. İlk defa kalıcı bir barış umudu var. Sayın Cumhurbaşkanı’na, Türkiye’nin bu süreçte oynadığı rol için teşekkür ettim. Türkiye, Katar, Mısır ve ABD olmasaydı bu süreç gerçekleşemezdi. Bunun için çok teşekkür ediyorum; bunu mümkün kıldığınız için.

Türkiye’nin bu konuda yine imkânlarını kullanarak, örneğin Hamas’ın silahsızlanması yani sürecin ikinci aşamasına geçilmesi için etkisini kullanmasını arzu ediyoruz. Çünkü durum hâlâ son derece kırılgan. Son çatışmalar da bunu gösteriyor. Bu nedenle umutlu olmalıyız ki burada kalıcı bir barış sağlansın. Federal Hükûmet de bu barışın sürmesi için elinden geleni yapacaktır.

Son olarak, Türkiye’nin Avrupa Birliği perspektifine değinmek istiyorum. Ben ve Federal Hükûmet olarak Türkiye’yi Avrupa Birliği’nin yanında, bu yolda ilerlerken görmek istiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı’na, bu konuda Avrupa düzeyinde bir stratejik diyalog arzu ettiğimi ifade ettim. Kopenhag kriterlerine koşul olarak değindik ve bu konuları bundan böyle de ele almaya devam edeceğiz. Dışişleri Bakanlarımızın stratejik diyaloğunun yeniden başlatılmasını ve JETCO toplantılarının da yakın zamanda beşinci kez toplanmasını arzu ediyoruz. Federal Hükûmet nezdinde de bu konuya değineceğim.”

Soru / Cevap

Konuşmaların ardından soru-cevap kısmına geçildi. İlk soruyu soran Alman gazeteci, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Türkiye’nin AB’ye üye olma perspektifini hatırlatarak “Türkiye, Avrupa Birliği’nden ne istiyor ve birliğe ne sunuyor?” sorusunu sordu ve Türkiye’de hukukun üstünlüğü sorunları olduğunu söyleyerek İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu olduğunu hatırlatarak Başbakan Merz’e döndü. Erdoğan, Alman gazetecinin sorularına şu ifadelerle yanıt verdi:

“Kopenhag kriterleri bizim için olumsuz bir yaklaşım süreci değil, eğer bu kriterler noktasında Türkiye’ye yaklaşılıyorsa bizim de Ankara kriterlerimiz vardır” dedik. Ankara kriterleriyle biz Avrupa ve dünyaya açılırız. Çünkü Türkiye sıradan bir Avrupa veya Asya ülkesi değil. Türkiye Avrupa’da, Asya’da her noktada bu süreci dünyada en iyi işleten ve işleyen bir demokrasi ülkesidir. Bu konuyla ilgili de herhangi bir sıkıntısı yoktur.

İBB ile ilgili bir sorunuz oldu. Herhalde kim hangi makamda olursa olsun, bir hukuk devletinde hukuku ayaklar altına alamazsınız. Hangi makamda olursanız olun, eğer hukuku ayaklar altına alırsanız yargı devletinde yargı makamları ne gerekiyorsa onu yapmak zorundadır. Eğer yapmazlarsa bu defa yolsuzluk, hırsızlık, her tür yanlış alır başını gider. Nitekim İstanbul’daki süreç böyle işlemiştir. Şu anda da bu süreci yargı kendisine yansıdığı şekilde işletmektedir ve gereğini de yapmaktadır.

Örneğin son dönemde hakemler olayı çıkmıştır. Bu olayda da yine futbol sahalarında neler oluyor ve bütün bunlar olurken eli kolu bağlı olarak herhalde bir devlet bunu takip edemez, ne gerekiyorsa yapması lazım. Şu anda da bu yapılmıştır. Vatandaş tribünlerdeki bu gelişmeyi görünce şimdi çok da mutlu olmaktadır. Neler oluyor neler, demeye başlamıştır.”

Paylaşın

Anket: İmamoğlu İle Erdoğan Arasındaki Fark 9 Puan

Son seçim anketine göre; Ekrem İmamoğlu, Recep Tayyip Erdoğan’ın 9 puan önünde. Ankete katılan katılımcıların, yüzde 54.5’i İmamoğlu’na, yüzde 45.5’i ise Erdoğan’a oy verebileceklerini belirtti.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) erken seçim çağrılarını sürdürürken araştırma ve anket sonuçları açıklanmaya devam ediyor.

ALF Araştırma, 06-09 Ekim 2025 tarihleri arasında Türkiye genelinde 2 bin katılımcıyla gerçekleştirdiği “Seçmen Eğilimleri Araştırması” sonuçlarını açıkladı.

“Bu pazar cumhurbaşkanlığı seçimi olsa kime oy verirsiniz” sorusunun sorulduğu ankette, Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Özgür Özel yer aldı.

Ankette yer alan cumhurbaşkanlığı seçim senaryolarında ise Erdoğan’ın üstünlük kuramadığı görüldü:

Ekrem İmamoğlu vs. Recep Tayyip Erdoğan: İmamoğlu yüzde 54.5 oy oranıyla Erdoğan’ı yüzde 45.5’de bırakarak galip geldi.

Mansur Yavaş vs. Recep Tayyip Erdoğan: Yavaş yüzde 55.7 oy oranıyla Erdoğan’ı yüzde 44.3’de bırakarak açık ara önde yer aldı.

Özgür Özel vs. Recep Tayyip Erdoğan: Özgür Özel yüzde 50.5 oy oranıyla Erdoğan’ı yüzde 49.5’de geride bıraktı.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Nadir Elementler” Açıklaması: Verilmesi Sözkonusu Değil

Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından konuşan Erdoğan, “Beylikova’daki nadir toprak elementleri sahasının herhangi bir ülkeye verilmesi asla sözkonusu değildir” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle: “Türkiye’yi hedefleriyle buluşturma çabalarımız hız kesmeden sürüyor. Son kabine toplantımızdan bu yana yine yoğun bir mesai dönemi geçirdik. İçeride toplu açılış törenleri, il ziyaretleri, dışarıda uluslararası zirve ve seyahatler ile millete hizmet mücadelemizi kararlılıkla devam ettirdik. Ana muhalefet partisiyle aramızda ufuk, vizyon ve zihniyet farkı kendini belli ediyor.

Dünyanın içinden geçtiği fırtınalı dönemde Türkiye liyakatli kadroların riyasetinde, emin ve ehil ellerde güvendedir. Yasamada Cumhur İttifakı olarak tam uyum ve koordinasyon içinde çalışıyoruz. Yürütmede kabine üyelerimiz ve bürokratlarımızla ülkemizin sorunlarına çözüm yolları geliştiriyoruz. Yargımız anayasanın sınırları çerçevesinde adaletin tecellisi için gayret gösteriyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin en mühim çıktılarından biri olan bu kazanımları güçlendirerek devam ettirmek kararlılığındayız. Dünyada birçok ülkenin başına gelse yerle yeksan olacağı krizleri biz 86 milyonun kılına dahi zarar germeden başarıyla yönetiyoruz. Son asrın en ciddi sağlık krizi, Rusya-Ukrayna arası savaşı, kanlı çatışmalardan ticaret ve gümrük savaşlarına kadar birçok meselede bunu gördük, yaşadık, bilfiil tecrübe ettik. Tuzağa düşmedik, oyuna gelmedik. Batılı ülkeler bize ne der, diye değil, 23 yılın engin tecrübesi, birikimi, muktesebatı ile politikalarımızı belirledik.

Dün bizi hem koronavirüs salgınında hem de Rusya-Ukrayna krizinde insafsızca yerenler bugün utangaç da olsa hak verir noktaya geldiler. Bizi Avrupa ve Batı bloğundan uzaklaşmakla suçlayanlar bugün takip ettiğimiz politikalara övgüler düzüyor. Bizi tenkit edenlerin kimi zaman 2 yıl kimi zaman 4 yıl kimi zaman çok daha gecikmeli de olsa bizi takdir eder konuma gelmeleri elbette kendi gelişmeleri açısından önemli. Doğruyu bildikleri halde ikrar edemeyenlere maalesef yapacağımız bir şey yoktur.

Onlar boş beleş işler peşinde koşarken biz ülkemize ve milletimize hizmet için aşkla koşturduk. 1 Ekim’de TBMM’nin yasama yılının açılışını gerçekleştirdik. 4 Ekim’de toplam değeri 8 milyar 425 milyon lirayı bulan 50 projemizin açılış ve temel atma törenlerini icra etmek üzere Sultanbeyli ilçemizdeydik. 4 Ekim tarihi bizim için bir başka önemli ve kritik gün oldu. İsrail’in işgal ve soykırımına tepki olarak farklı ülkelerden Gazze’ye doğru yelken açan Sumud filosuna güçlü moral desteği verdik. Vatandaşlarımızın da içinde olduğu aktivistlerin tahliye sürecini başarıyla yönettik.

Toplam 137 aktivisti ülkemize güvenle getirdik. Gözaltına alınan 3 milletvekilimiz de Bakü üzerinden Türkiye’ye sorunsuz, sıkıntısız şekilde ulaştı. Türk Hava Yollarımızın 10 Ekim’deki seferle 18’i vatandaşımız olan toplam 94 aktivisti Türkiye’ye intikal ettirdik. İnsanlığın vicdanına tercüman olan tüm vatandaşlarımıza, aktivistlere bir kez daha teşekkür ediyor, tekrar geçmiş olsun diyorum. Batılı aktivistlerin tahliye operasyonumuzdan övgüyle bahsettiği bu yolda Türkiye’yi suçlayanları milletimin vicdanına havale ediyorum.

Ana muhalefetin Türkiye’nin enerji arz güvenliğini hedef alan yakışıksız iddia ve ithamlarını tek tek çürüttük. Sakarya gaz sahasından şu anda 4 milyon hanemizin doğalgaz ihtiyacını karşılıyoruz. Bu sayı 2026’da 8 milyona 2028’de inşallah 16 milyona çıkacak. Akkuyu’da ilk elektriği çok yakın bir zamanda üreteceğiz. Ana muhalefetin balıkları öne sürerek yaptığı eleştirilere aldırmadan nükleer enerjiye yatırım yapmayı sürdüreceğiz. Yine muhalefetin çarpıttığı konuya açıklık getirmek istiyorum. Sahip olduğumuz madenlerin katma değerli şekilde uluslararası pazarlara sunuluyor.

Özellikle nadir toprak elementleri, savunma sanayinden yenilenebilir enerji sistemlerine, elektrikli araçlardan haberleşme ve uzay teknolojilerinde kritik rol oynuyor. Eskişehir’in Beylikova ilçesinde bugüne kadar 310 ayrı lokasyonda 125 bin metre sondaj yapıldı. Çalışma sahasında nadir toprak elementleri barit ve florit başta olmak üzere 694 milyon ton kaynak olduğu tespit edildi. Bu saha dünyanın ikinci büyük nadir toprak kaynak sahasıdır. 17 nadir toprak elementinin 10’unun bulunduğu Beylikova’da 12,5 milyon ton nadir toprak oksitleri yer alıyor. Dünyanın en büyük 5 üreticisinden birisi olmak istiyoruz. İlk etapta yıllık 1200 ton cevher işleyeceğimiz Eti maden pilot üretim tesisini devreye aldık. Pilot tesisin endüstriyel tesise dönüşmesi için çalışmalarımıza devam ediyoruz.

“Maden tetkik arama çalışmalarını engellemeye çalışıyorlar”

Pekçok ülke teknoloji geliştirme, danışmanlık ve teknoloji transferi için deneyimli ülkelerle anlaşmalar imzalıyor. Biz de teknolojik hafızaya sahip ülkelerin uzman kuruluşları ile işbirlikleri geliştirmek amacıyla görüşmeler yapıyoruz. Beylikova’daki nadir toprak elementleri sahasının herhangi bir ülkeye verilmesi asla sözkonusu değildir. Her kim bunu iddia ediyorsa kendi ülkesine iftira atıyor demektir. Önce maden tetkik arama çalışmalarını engellemeye çalışıyorlar. Bunda başarılı olamayınca bu sefer işletilmesini sabote etmenin derdine düşüyorlar.

Denklem aslında çok basit; mümkünse engellemek değilse itibarsız hale getirmek. Nadir toprak elementleriyle ilgili yaşananlar da budur. Amaç Türkiye’nin bu kaynağından istifade etmesini engellemektir. Hükümetimize iftira atanlar Karadeniz doğalgazı ile Gabar’daki petrol keşiflerimizi dillerine dolayanlardır. Orada da destek vermek yerine hemen bir kulp taktılar. Bugün de aynısını yapıyorlar, yarın da değişen bir şey olmayacak. Milletimden bunlara karşı uyanık olmalarını rica ediyorum.

Dilde, fikirde, işte birlik ilkesi ışığında Türk devletler arasında dayanışma ver ortaklıkları yapıyoruz. Türk devletleri teşkilatı 12. zirvesine katıldık. Zirvede aldığımız kararların ve Gebele bildirisinin Türk dünyası için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. 9 Ekim’de törenle 2025-2026 Yükseköğretim Akademik Yılı’nın açılışını gerçekleştirdik. Yeni akademik yılın hayırlı olmasını diliyorum. 10 Ekim’de yine toplu açılış ve tören atma törenlerimiz vesilesiyle ana-baba ocağımız Rize’deydik.

Burada 37 projemizin toplu açılışını yaptık. Şehrimizdeki sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasıyla bir araya geldik. 12 Ekim’de Trabzon’a geçerek 13 milyar 514 liralık 130 projemizin açılışını gerçekleştirdik. Orada bir müjdemiz oldu. Deniz üzerine üçüncü havalimanımızı Trabzon’da inşa edeceğiz. Projeyi bitirdik ve inşallah ihalesini hemen kısa zamanda yapıyoruz, ardından bütün makineleri çalıştırmaya başlayacağız.

Türkiye’nin yıldızının giderek daha çok parlamasından, küresel siyasette ağırlığının artmasından gurur duyuyoruz. Türkiye dış politikasındaki barış, diyalog, adalet ve çözümden yana aktif tutumuyla günden güne vazgeçilmez bir oyuncu haline geliyor. Özellikle çatışma çözümlerinde Batı’yı takip eden değil Batı’nın takip ettiği, örnek aldığı bir ülke konumundayız. Suriye ihtilafında 13,5 yıl boyunca duruşumuzu asla bozmadık. Suriyeli mazlumları, zalimlerin ve terör örgütlerinin insafına bırakmadık. Ana muhalefetin sürekli övgü yağmuruna tuttuğu Batılı ülkeler mültecileri almamak için dikenli tel örgülerin arkasına saklanırken biz Suriyeli kardeşlerimizi bağrımıza bastık.

3-5 oy uğruna Suriyeli mazlumları hedef gösterenlere rağmen en kritik zamanlarda siyasi bedel ödemeyi gözönüne alarak vicdanlı tavrımızı muhafaza ettik. Neticede tarihin doğru tarafında duran biz olduk. Zaman lümpen ırkçıları, oy avcılarını, mülteci düşmanlarını değil bizi haklı çıkardı. Bugün komşumuz Suriye’yle ilişkilerimiz her alanda güçleniyor. Birbirimizin yüzüne mahçubiyetle değil tebessümle bakıyoruz. Suriye’de istikrar kökleştikçe herşey çok daha iyi olacak. Gazze’de de Türkiye ilk günden itibaren hakkın, haklının, adaletin safında yer almıştır.

Birilerine şirin gözükmek uğruna Filistin direnişine kara çalmadık. Kalbimizden geçen neyse eğip bükmeden kimseden de çekinmeden onu cesaretle haykırdık. 102 bin tonu bulan insani yardımlarımızla Gazze’li kardeşlerimizin yanında olduk. Tüm toplantılarda Gazze’yi ve Filistin davasını korkusuzca savunduk. Bütün bunları yaparken Gazze’de ateşkesin sağlanması için çalışmayı ihmal etmedik. Bir süredir çok farklı kanallardan yürüttüğümüz diplomasinin katkısıyla Gazze’de varılan ateşkes mutabakatını memnuniyetle karşılıyoruz.

Zulmün, vahşetin, soykırımın ardından elhamdülillah Gazze’de kırılgan da olsa güven iklimi oluştu. 2 yıldır bombaların altında hayatta kalma mücadelesi veren çocukların ilk defa yüzlerinde tebessüm çiçekleri açıyor. Yıkıntıların arasında insanlar, bulabildikleri bir parça eşyaya tutunarak hayata yeniden başlamaya çalışıyor. Bunlar bizim tam olarak anlayabileceğimiz değil sadece izleyip tahayyül edeceğimiz mutluluklardır. 2 yıl boyunca çektikleri çileleri en iyi masum çocuklar bilir. 68 bin şehidi toprağa vermenin acısını yüreği yanık anne ve babalar bilir.

Biz sadece empati kurabiliriz. Sadece onları anlamaya çalışabiliriz. GAzzeli mazlumların yükünü azaltan her çaba bizim için değerlidir. Sadece ateşkes imzaladılar diye küçümsemek kimsenin haddi de hakkı da değildir. İsrail’in verdiği sözleri tutmama konusundaki bozuk sicilinin herkes gibi biz de farkındayız. Bu gerçeğin Filistin direniş hareketi Hamas ve Gazzeli kardeşlerimiz daha çok farkında ama buna rağmen umutlu olmak istiyorlar. Bir daha eski soykırım günlerine dönülmemesi için mevcut tüm baskı unsurlarını canlı tutuyoruz.

Orada hem imzacı 4 ülkenin lideri hem de diğer ülkelerin liderleri olarak çok net bir irade ortaya koyduk. Deklerasyonla bölgemizde kalıcı barışa ve istikrara giden yolda kıymetli adım attık. Deklerasyondaki iradenin sonuna kadar arkasında duracağız. Amerika, Mısır ve Katar’ın benzer tavır sergileyeceğine inanıyorum. Rehine ve mahkum takasıyla birlikte yeni bir aşamaya geçilmiş oldu. İnsani yardımaların girişleri hızlandı. 350’ye yakın TIR’ımız giriş yaptı. Dün 900 ton yardım taşıyan 17. iyilik gemimizi Mersin’den bölgeye yolcu ettik. Bunun devamı da gelecek. İnşallah kış bastırmadan insani yardımlarımıza ağırlık vereceğiz.

Şov yapmadan, başkaları gibi piar peşinde koşmadan yardımlarımıza devam edeceğiz. Bağımsız bir Filistin devleti kurulana kadar bu mücadele hız kesmeyecek. Biz mazluma kol kanat gererken sadece Rabbimizin rızasını gösetiyoruz. Hakkın rızası halkın duasından başka kimseden beklentimiz yok. Samimiyet, hasbilik, tevazu rehberimiz olmaya inşallah devam edecek. Son nefesimize kadar doğruluktan, dürüsttlükten, canla başla çalışmaktan geri duymayacağız. Dün Kocaeli’nde Gürcistan’ı 4-1 yenerek milletimize sevinç yaşatan A milli futbol takımımızı tebrik ediyorum. Kendilerine ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum.”

Paylaşın