Eşeklerin ‘Nerede Ve Ne Zaman’ Evcilleştirildiği Ortaya Çıktı

Yapılan yeni bir araştırma eşeklerin ilk kez 7 bin yıl önce Doğu Afrika’da evcilleştirildiği belirlendi. Evcil eşeklerin yük hayvanları olarak ilk ortaya çıktığı noktanın Sudan, Mısır veya Somali olabileceği düşünülüyor.

Fransa’daki Toulouse Antropobiyoloji ve Genomik Merkezi’nden araştırmacılarla dünyanın farklı bölgelerindeki 37 kurumdan bilim insanları, eşeklerin evcilleştirilme sürecini daha iyi anlamak için şimdiye kadarki en eksiksiz gen haritasını oluşturdu.

Bunun sonucunda eşeklerin ilk kez 7 bin yıl önce Doğu Afrika’da evcilleştirildiği belirlendi.

Hakemli bilimsel dergi Science’ta yayımlanan araştırmada 7 kıtada bugün yaşayan 207 eşeğin genetiği dizilendi. Araştırmacılar ayrıca eşeklerin ortaya çıktığı dönemden kalma fosilleri kullanarak 31 erken dönem eşeği ve 15 yabani eşeğin genetik verilerini de kullandı.

Verilerin incelenmesinin ardından eşeklerin Afrika’da ilk kez MÖ 5000’de, Sahra’nın bugünkü gibi çöl bölgesi haline geldiği dönemde evcilleştirildiği ortaya çıktı.

Bunun yanı sıra hayvanların evcilleştirildikten 2 bin 500 yıl sonra Afrika’dan çıkıp Avrupa ve Asya’ya ulaştığı ve bugün halen var olan soylara evrildikleri anlaşıldı.

Fransız genetikçi ve çalışmanın ortak yazarı Ludovic Orlando, “Somali Yarımadası ve Kenya’yı, ilk evcilleştirilen eşeklerin en yakın akrabalarına ev sahipliği yapan bölge olarak belirledik” dedi.

Université Paul Sabatier’de görev alan Orlando, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ataları yakınlardaki başka bir bölgede yaşamış olabilir. O yüzden bu bulgu, söz konusu iki bölgenin eşeğin anavatanının kesin konumu olduğu anlamına gelmez.”

Araştırmacılar, evcil eşeklerin yük hayvanları olarak ilk ortaya çıktığı noktanın Sudan, Mısır veya Somali olabileceğini düşünüyor.

Ancak daha kesin bir başlangıç ​​noktası belirlemek için ileri arkeolojik araştırmaların yapılması gerektiği belirtiliyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Adana: Belemedik Tabiat Parkı

Belemedik Tabiat Parkı; Adana’nın Pozantı ile Karaisalı ilçeleri sınırları içerisinde yer almaktadır. Tabiat Parkı, 4.349 hektar alana sahiptir. 

Tabiat Parkı’nın, farklı rekreasyonel aktivite Günübirlik kamp alanları, akarsu üzerinde olta balıkçılığı, ormanlık alanda bisiklet ve yürüyüş yolları, kamp alanları, sehir terasları yerleri, çoban köşkleri, kayalık alanlarda hiking-kaya tırmanışı imkanları mevcuttur.

Alanda orman, dağ ve akarsu ekosistemi yer almaktadır. Saha, zengin doğa manzarası ile tamamen bakir durumda olup; bitki örtüsü, faunası, peyzaj özelliği, rekreasyonel potansiyeli ve iklimi sebebiyle seyir maksatlı potansiyel değerlere sahiptir.

Ayrıca alanda, I. Dünya Savaşı’nda burada görev yapan Alman personelin kullandığı yapılar ve mezarlar mevcuttur.

Alan, doğal yapısı bozulmamış görsel ve fiziksel peyzaj değerleri, orman ekosistemi, manzara güzellikleri,  ekoturizm, rekreasyonel  potansiyeli olup bu kaynak değerlerinin geleceğe sağlıklı biçimde taşınabilmesi maksadıyla tabiat parkı olarak belirlenmiştir.

Paylaşın

Adana: Küp Şelaleleri

Küp Şelaleleri; Adana’nın Aladağ İlçesi, Küp Köyü sınırları içerisinde, Zamantı Irmağı üzerinde yer almaktadırlar. İlçe merkezine 37 kilometre uzaktaki şelaleler, huzur veren doğasıyla ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

Etrafındaki yürüyüş alanlarında spor yapma, şelalenin oluşturduğu küçük göletlerde ise yüzme imkanları yakalayan turistler, büyük şehirlerin gürültülü ortamından uzaklaşmanın keyfini yaşayabiliyor.

Doğayla iç içe bir tatil geçirmek isteyenlerin yakınlarında kamp yapabileceği şelaleler, yazın çok sıcak geçtiği Çukurova’da yaşayanların serin havasıyla tercih ettiği yerler arasında geliyor.

Paylaşın

Adana: Akören Antik Kenti

Akören Antik Kenti; Adana’nın Aladağ İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Birinci derece sit alanıdır. İlçe merkezinden ulaşım sağlanmaktadır.

Akören 1 (Göveren) ve Akören 2 olarak adlandırılan iki yerleşim yeri vardır. Gövören olarak adlandırılan birinci kısım köyün üst rafında güney batı yamacındadır. Bulgulara göre burada yaklaşık 30’dan fazla hane bulunuyor.

Bizans Döneminde inşa edildiği tahmin edilen bu kalıntılar, bugün dahi önemini koruyacak durumdadır. Köy merkezinde dar sokak aralarında birbirine bitişik evlerin arasında üç kubbeli bir kilise mevcuttur. Kilisenin güney kapısının üstündeki kalker taşından yapılmış konsolun üzerinde 572 tarihi yazılmıştır. Bizanslılar tarafından bu kilisenin birkaç kez restore edildiği tespit edilmiştir. Burada günlük yaşama dair çeşitli taşlar bulunduğu gibi yağ yapımında kullanılan taşlar da mevcuttur.

Akören 2 olarak adlandırılan diğer yerleşim yerinin girişi Kayabaşı olarak adlandırılmıştır. Yerleşim alanının doğusunda ve batısında yan yana sıralanmış, sık biçimde duran elli kadar ev olduğu görülmektedir. Güney batısında kiliseye ait olan bir haç işareti bulunmaktadır.

Burada ayrıca birçok yazıtta vardır. Bunların bir kaşında M.S. 525 tarihi yazmaktadır. Kuzey kısmında ise ikinci bir kiliseye ait kalıntılar vardır. Bunun yanı sıra Bizans döneminden kalma büyük ve ihtişamlı mezarlıklar bulunmaktadır. Yazıtlarda M.S. 170 tarihinin kazıldığı görülmüştür. Mezar odaları da mevcuttur.

Paylaşın