Türkiye – Suriye Normalleşmesi: Kazanan Kim?

Türkiye, Suriye ve Rusya’nın savunma bakanları ve milli istihbarat teşkilatı başkanları, Aralık 2022 yılında Moskova’da bir araya geldi. Bu, Türkiye ve Suriye arasında çatışmaların başladığı 2011 yılından bu yana en üst düzey ilk görüşmeydi.

Son olarak Rusya’nın başkenti Moskova’da Türkiye, Rusya, İran ve Suriye’nin dışişleri bakan yardımcıları bir araya geldi. Taraflar, Suriye’nin siyasi geleceğiyle ilgili bir görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmeye Türkiye Dışişleri Bakan Yardımcısı Burak Akçapar, Suriye Dışişleri Bakan Yardımcısı Ayman Susan, İran Dışişleri Bakanı’nın Siyasi İşler Danışmanı Ali Asgar Hacı ve Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov katıldı.

Görüşmelerin kapsamıyla ilgili kamuoyuna ayrıntılı bir açıklama yapılmadı. Ancak haber ajansı Reuters’ın Rus ve Suriyeli kaynaklarına dayandırdığı haberinde, söz konusu görüşmeyi yakın gelecekte dışişleri bakanları düzeyinde bir görüşmenin izleyebileceğini, uzun vadede de devlet başkanları düzeyinde bir görüşmenin mümkün olduğu ihtimali vurgulandı. Rus basınına yansıyan bazı haberlere göre de görüşmede Türkiye ve Suriye dışişleri bakanları arasında ikili bir görüşme yapılmasına ilişkin bir tarih ve mekan belirlenmesinin ele alındığı kaydedildi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yılın başında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’la görüşebileceği mesajını vermişti. Ancak Şam’dan bu konuda açık bir yanıt gelmedi. Suriye lideri Esad, Türkiye ile görüşmelerde bulunulmasına topyekün karşı olmasa da Ankara ile masaya oturmak bazı şartlar öne sürdü. Bunun başında da Türk askerlerinin Esad karşıtlarının kontrolünde olan Suriye’nin kuzeyindeki bölgeden çekilmesi yer alıyor. Türkiye’nin aynı zamanda muhaliflerin son kalesi olarak tanımlanan ve kısmen El Kaide bağlantılı Heyet Tahrir Şam’ın kontrolü altında bulunan İdlib vilayetinde askeri varlığı bulunuyor.

Türkiye ve Rusya’nın çıkarı ne?

Peki canlandırılmaya çalışan bu ilişkilerden kim ne fazla sağlıyor?

Erdoğan’ın Şam’la temas kurmak istemesinin altında büyük ölçüde yaklaşan seçimler yatıyor. Türkiye’deki Suriyeli mülteciler, seçim kampanyalarının önemli bir konusu. Muhalefet, başlattığı seçim kampanyasında Suriyeli mültecileri evlerine göndereceğini vadediyor.

Ankara’da mültecilerle ilgili devam eden tartışmayı değerlendiren Hessen Barış ve Çatışma Araştırmaları Vakfı’nın Suriye uzmanı Regine Schwab, Erdoğan’ın da bugünlerde mültecileri Suriye’ye göndermekle uğraştığını göstermek istediğine dikkat çekiyor. Erdoğan’ın ayrıca Suriye’de Kürtlerin nüfuzunu ve özerkliğini bastırmak için de çaba sarf ettiğini belirten Schwab, “Erdoğan görüşmelerde bu amacını da hayata geçirmek için çabalayabilir” diyor.

Uzmanlara göre, Moskova’da yapılan görüşmelerden uluslararası ortamda Ukrayna savaşı nedeniyle giderek yalnızlaşan Rusya hükümeti aslında önemli ölçüde fayda sağlıyor. Alman Yeşiller partisine yakınlığıyla bilinen Heinrich Böll Vakfı’nın Ortadoğu Bente Scheller, yaptığı değerlendirmede, Rusya’nın bu görüşmelerle Suriye’de oynadığı önemli role dikkat çekmeye çalıştığını vurguluyor. Scheller, “Moskova aslında kendi görüşme formatlarıyla kendi hakikatini kurmak istiyor” saptamasını yapıyor.

Rusya ayrıca geçmişteki tutumunun aksine Suriye rejiminin temsilcilerinin Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında Cenevre’de yapılan görüşmelere katılmasına onay verdi. Scheller bu gelişme ile ilgili olarak da “Rusya bu tavrıyla, Suriye’de ne olduğuna nihai olarak kendilerinin karar verdiğini, uluslararası ortamda yeniden teyit etmiş oldu” diyor.

Görüşmenin asıl kazananı: Esad

İran’daki hükümet karşıtı protesto eylemleri nedeniyle baskı altında bulunan İran hükümeti ise gelecek dönemde Suriye’deki varlığını artırmak ve istikrarlı hâle getirmek isteyecek gibi görünüyor.

Tahran yönetimi, birkaç hafta önce de Suudi Arabistan ile yeniden diplomatik ilişkilere başlanması konusunda mutabakata varmıştı. Böylesine bir adım, Suriye ve Yemen’de şu ana kadar birbirleriyle savaşan grupları destekleyen iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi anlamına gelebilir. Schwab, “İlişkilerdeki olası bir rahatlama, İran’ı, Suriye’deki varlığını daha da artırmaya ve askeri araçlar vasıtasıyla ABD ve İsrail ile sürdürdüğü çatışmalara odaklanmaya itebilir” değerlendirmesini yapıyor.

Moskova’daki görüşmelerin gizli kazananını ise Beşar Esad. Suriye hem Moskova hem de Tahran’ın dış politika hesaplarında önemli bir rol oynuyor. Suriye sayesinde her iki ülke de Akdeniz’de önemli bir varlık sağlamış oluyor.

Birkaç gün önce, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Suriye’yi Mayıs ayında Riyad’da yapılacak Arap Ligi zirvesine davet etti. Bu davet, Esad açısından son derece önemli bir diplomatik başarı olma niteliğini taşıyor. Tüm bu gelişmelerin, 2011 yılında patlak veren “Arap Baharı’nın” beraberinde getirdiği liberal atmosferin bölgede giderek zayıflamasına paralel gerçekleştiğini de unutmamak gerekiyor. Ancak Esad’ın söz konusu başarıdan ekonomik açıdan fayda sağlayıp sağlayamayacağı belirsiz.

İsrail zor durumda

ABD’nin de şu anda Suriye’de IŞİD’le mücadele etme amacı taşıyan yüzlerce askeri bulunuyor. Hatta geçen hafta, Amerikan güçlerinin üst düzey bir IŞİD üyesini öldürdüğü bildirildi. Söz konusu kişinin, Avrupa’da terör eylemleri planladığı ve IŞİD’in mevcut yönetiminin oluşturulmasında önemli bir rol oynadığı belirtiliyor.

ABD hükümeti, Suriye’de Amerikan askerlerine düzenlenen saldırılardan İran destekli grupları sorumlu tutuyor: Örneğin 23 Mart’ta Haseke’deki bir üsse düzenlenen İHA saldırısından. Basına yansıyan haberlere göre, söz konusu saldırıda, bir Amerikalı hayatını kaybederken beş Amerikalı ise yaralandı.

İran aynı zamanda Suriye’de, kendisini bir tehdit olarak tanımlayan İsrail ile de çatışıyor. Örneğin geçen Salı günü İsrail Şam’ın yakınlarında çeşitli hedeflere hava saldırısı düzenledi. Ancak İsrail, Suriye’deki çatışmalarda giderek izole hâle geliyor.

Son yıllarda çeşitli Arap devletleriyle yakınlaşma içerisinde bulunan İsrail, 2020 yılında ABD arabuluculuğunda, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn ile Abraham Mutabakatı’nı imzalamıştı. Suudi Arabistan mutabakatı imzalamasa da anlaşmaya sıcak baktığı biliniyor. Ancak şimdi Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, İran ile bir yakınlaşma içerisinde.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

ABD’nin Hava Harekatında İran Destekli Sekiz Militan Öldü

ABD’nin Suriye’de İran destekli grupların saldırısına karşılık olarak düzenlediği hava harekatında sekiz militanın öldürüldüğü belirtiliyor. Pentagon sözcüsü ölen militanların İranlı olmadıklarını ancak İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı olduklarını değerlendirdiklerini söyledi.

Sözcü, geçtiğimiz hafta İran Devrim Muhafızlarının İHA ve roket saldırılarında yaralanan altı ABD askerinde travmatik beyin yaralanması (TBI) teşhisi konduğunu söyledi.

ABD Başkanı Joe Biden İran’la savaş istemediklerini söylemiş; ancak Amerikalılar’ı korumak için güçlü ve kararlı bir şekilde adım atacakları uyarısında bulunmuştu.

2020 yılında Irak’taki bir üsse İran tarafından düzenlenen füze saldırısının ardından 100’den fazla ABD askerine beyin travması teşhisi konulmuştu.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanlığı Pentagon’dan Perşembe günü yapılan açıklamada, geçtiğimiz hafta Suriye’de konuşlu İran destekli savaşçıları hedef alan hava saldırılarında sekiz militanın öldürüldüğünü bildirdi.

Pentagon Basın Sekreteri Tuğgeneral Pat Ryder Perşembe günü basın brifinginde, öldürülen savaşçıların İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ile ilişkili olduğunu, ancak İranlı olmadıklarını söyledi.

Ryder, geçtiğimiz hafta İran Devrim Muhafızlarının İHA ve roket saldırılarında yaralanan altı ABD askerinde travmatik beyin yaralanması (TBI) teşhisi konduğunu söyledi.

Geçen hafta Perşembe günü, bir ABD üssünde bir Amerikalı müteahhitidi öldüren ve ayrıca altı Amerikalı’nın yaralanmasına yol açan ilk insansız hava aracı saldırısının ardından İran destekli milisler ve ABD güçleri arasında bir dizi karşılıklı çatışma meydana geldi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) daha sonra 24 Mart ve 25 Mart akşamı Suriye’deki ABD ve Koalisyon güçlerini hedef alan üç saldırı daha olduğunu söyledi. Suriye’deki ana savaş izleme grubu, ABD saldırılarının en az 19 savaşçıyı öldürdüğünü söyledi.

Wall Street Journal, Başkan Joe Biden’ın ABD ordusuna, Cuma günü geç saatlerde İran destekli milislere yönelik ikinci saldırı dalgasını durdurma emri verdiğini yazmıştı.

Bu konuda sorulan bir soruya Ryder, ABD’nin misillemesini savunarak karşılık verdi:

“Harekete geçtik, iki Devrim Muhafızları-Kudüs Gücü hedefini vurduk[…]ve bu orantılı bir eylemdi ve ABD kuvvetlerine yönelik saldırıların cezasız kalmayacağına dair mesajımızı ileten kasıtlı bir eylemdi.” dedi. “Güçlerimizin korunmasını sağlamak için kendi seçtiğimiz zamanda ve yerde uygun önlemleri almaya devam edeceğiz.”

Paylaşın

Moskova’da Dörtlü Suriye Zirvesi Nisan’da

Türkiye, Rusya, İran ve Suriye dışişleri bakan yardımcıları Nisan ayında Moskova’da biraraya gelecekleri bildirildi. Dört ülkenin dışişleri bakan yardımcılarının bu ay yapılması planlanan toplantısı ise ertelenmişti.

Rusya, Aralık ayında Suriyeli ve Türk savunma bakanlarının biraraya geldiği bir toplantıya evsahipliği yapmıştı. O tarihten bu yana üçlü görüşmeler, Esat’ın müttefiki ve yakınlaşmayı açıkça destekleyen İran’ı da kapsayacak şekilde genişletilmişti.

Suriye, Türkiye, İran ve Rusya dışişleri bakan yardımcılarının, Suriye savaşı sırasında yıllarca süren düşmanlıkların ardından Ankara ve Şam arasındaki temasları geliştirmek için Nisan ayında Moskova’da biraraya gelecekleri bildirildi. Reuters haber ajansı iddiasını Türk ve İranlı yetkililere dayandırdı.

Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esat’ın müttefiki Rusya’nın teşvikiyle, 12 yıldır süren çatışmanın karşı taraflarında yer alan Suriye ve Türkiye’den yetkililer, ilişkileri normalleştirme amacıyla geçen yıl toplantılar düzenlemişti.

Ancak Esat bu ay, işgalci güçler olarak nitelediği Türk ordusu Suriye’nin kuzeyinden çekilene kadar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmeyi reddetti.

Reuters’a bilgi veren üst düzey bir Türk yetkili, Suriye’deki durumun 3-4 Nisan’da Moskova’da yapılacak görüşmede ele alınacağını söyledi.

Yetkili, “Bu toplantının, normalleşme sürecinde başlayan bakanlar düzeyindeki görüşmelerin bir devamı olması bekleniyor. Ancak bakanlar düzeyinde bir katılım olmayacağı ve toplantı teknik düzeyde yapılacağı için önemli kararlar alınması beklenmiyor” dedi.

İran Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili de toplantının Nisan ayının ilk haftasında Moskova’da yapılacağını doğruladı.

Görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan Suriyeli bir kaynak da, dışişleri bakan yardımcıları arasında yakında bir toplantı yapılacağını doğruladı ancak tarih belirtmedi.

Türk Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, toplantı haberleriyle ilgili henüz yorum yapmadı.

Rusya, Aralık ayında Suriyeli ve Türk savunma bakanlarının biraraya geldiği bir toplantıya evsahipliği yapmıştı. O tarihten bu yana üçlü görüşmeler, Esat’ın müttefiki ve yakınlaşmayı açıkça destekleyen İran’ı da kapsayacak şekilde genişletilmişti.

Dört ülkenin dışişleri bakan yardımcılarının bu ay yapılması planlanan toplantısı ise ertelenmişti.

Rus devlet haber ajansı RIA hafta başında Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mikhail Bogdanov’a dayandırdığı haberinde Rusya, Türkiye, İran ve Suriye dışişleri bakan yardımcılarının Nisan ayı başında Moskova’da istişarelerde bulunabileceğini bildirmişti.

Paylaşın

ABD İle İran Destekli Gruplar Arasında Suriye’de Çatışma: En Az 19 Ölü

Suriye’deki iç savaşı takip eden İngiltere merkezli Suriye Gözlemevi, ABD saldırılarında İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı grupların kullandığı üslerin vurulduğunu ve 19 militanın öldüğünü kaydetti.

Gözlemevi, ABD saldırısında 3 Suriye askeri, 11 Şam hükümeti destekçisi Suriyeli savaşçı ve yine hükümet destekçisi yabancı 5 savaşçının öldüğünü belirtti. Öldürülen yabancı savaşçıların hangi ülkeden olduğuna dair net bilgi elde edilemedi.

Suriye’nin doğusunda 1 ABD sözleşmeli personelin öldüğü, 1 sözleşmeli personel ile 5 askerin de drone saldırısı sonucu yaralanmasının ardından çatışmalar sürüyor.

ABD askerlerinin, İran destekli militanları hedef aldığı saldırılarda can kaybı 19’a yükseldi. İran devlet televizyonu ise Tahran destekli grupların ABD üslerine yönelik saldırılarına ait görselleri paylaştı.

Suriye’de Devlet Başkanı Beşar Esad yönetimine destek veren İran’ın desteklediği gruplarla, bu ülkede başta Kürt gruplar olmak üzere muhaliflere arka çıkan ABD birlikleri arasında çıkan çatışmalar şiddetlendi.

Salı günü 1 ABD sözleşmeli personelin öldüğünü, 1 sözleşmeli personel ile 5 askerin de drone saldırısı sonucu yaralanmasının ardından bölge bir kez daha hareketlendi.

ABD savaş uçakları, Suriye’nin doğusunda Deyrizor ili ve ona bağlı Elbukemal ve Meyadin ilçesinde, İran destekli gruplara ait askeri noktalara hava saldırısı düzenledi.

İngiltere merkezli Suriye Gözlemevi, ABD saldırılarında İran Devrim Muhafızları ile bağlantılı grupların kullandığı üslerin vurulduğunu ve 19 militanın öldüğünü kaydetti.

Suriye’deki iç savaşı takip eden gözlemevi, ABD saldırısında 3 Suriye askeri, 11 Şam hükümeti destekçisi Suriyeli savaşçı ve yine hükümet destekçisi yabancı 5 savaşçının öldüğünü belirtti.  Öldürülen yabancı savaşçıların hangi ülkeden olduğuna dair net bilgi elde edilemedi.

İran devlet televizyonu görsel yayınladı

İran devlet televizyonu İRNA, Deyrizor’da İran destekli yabancı grupların varlık gösterdiği bölgelerden ABD güçlerinin konuşlandığı Ömer petrol ve Kuniko gaz sahalarına düzenlenen roket saldırılarının fotoğraflarını yayınladı.

Sabah saatlerinden bu yana İran destekli terörist guruplar, ABD askerlerinin konuşlandığı Ömer petrol ve Kuniko gaz tesislerine İHA ve roketlerle saldırı düzenliyor.

Pentagon Sözcüsü Ryder, günlük basın toplantısında, yerel saatle dün 08.05 sularında Deyrizor’da ABD tarafından Yeşil Köy olarak adlandırılan üsse 10 roket saldırısı düzenlendiğini açıklamıştı.

ABD Savunma Bakanlığı da söz konusu saldırıda 1 sözleşmeli personelin öldüğünü, 1 sözleşmeli personel ile 5 ABD askerinin yaralandığını duyurmuştu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

ABD’den Türkiye ve İran’daki Dört Kurum Ve Üç Kişiye Yaptırım

İran’ın drone ve silah programlarını hedef alan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), programların geliştirilmesini desteklemekle suçladığı İran ve Türkiye’deki dört kurum ve üç kişiye yaptırım kararı alındı.

ABD bu ay, bir İran şirketine havacılık ekipmanı tedarik ettiği gerekçesiyle Çin merkezli bir firmaya da yaptırım uygulamıştı. Söz konusu yaptırımlar, İran’ın İHA sanayisini hedef almıştı.

ABD Hazine Bakanlığı, söz konusu tedarik ağının İran Savunma ve Silahlı Kuvvetleri yararına faaliyet gösterdiğini belirtti.

Hazine Bakanlığı Terörizm ve Finansal İstihbarattan Sorumlu Müsteşarı Brian Nelson, “İran’ın belgelerle kanıtlanmış İHA ve konvansiyonel silahlarını vekillerine yaymasının bölgesel ve küresel güvenliği tehdit ettiğini” söyledi. Nelson, ABD’nin İran’ın askeri sanayi kompleksini destekleyen yabancı tedarik ağlarını ifşa etmeye devam edeceğini kaydetti.

Hakkında yaptırım kararı alınanlar arasında, İran merkezli Savunma Teknoloji ve Bilim Araştırma Merkezi, bu merkezde ticari yönetici ve satın alma temsilcisi olarak faaliyet gösterdiği belirtilen Amanallah Payidar ve onun kurduğu Farazan Industrial Engineering bulunuyor.

Murat Bukey de yaptırım listesinde

ABD’nin yaptırımlarına maruz kalacak olanlar arasında bir diğer isimse Türk vatandaşı Murat Bukey. Bukey, Payidar’a kimyasal ve biyolojik tanıma sistemlerinin de aralarında olduğu çeşitli ekipmanı temin etmekle suçlanıyor.

Hazine Bakanlığı, Bukey’in ayrıca İHA’larda ve karadan havaya füze sistemlerinde kullanmaya uygun Avrupa menşeli motorları Payidar ve şirketine temin etme girişiminde bulunduğunu, bunun yanı sıra 1 milyon doları aşkın değerdeki 100’den fazla Avrupa menşeli İHA motorunu ve bunlarla ilintili teçhizatı da İran’a ürün gönderdiğinden şüphelenilen şirketlere sattığını belirtti.

İspanya Yüksek Mahkemesi, Amerikan savcıların talebi üzerine Barselona Havalimanı’nda gözaltına alınan Bukey’in geçen yıl Nisan ayında ABD’ye iadesine karar vermişti. Mahkeme, Bukey’in 2021 ve 2013 yıllarında ABD’den balistik füze ve biyolojik tanıma sistemlerinde kullanılabilecek yakıt hücrelerini ithal ederek İran’a sattığından şüphelenildiğini açıklamıştı.

ABD Hazine Bakanlığı’nın açıklamasında, Bukey’in İran’la bağlantılı faaliyetlerini yürütmek için 2018 yılında ortağını Ozene Havacılık ve Savunma Sanayi Ticaret Anonim Şirketi’ni kurması için yönledirdiği, kendisinin de bu şirketin hissedarı olduğu kaydedildi.

Söz konusu yaptırımlar, İran’ın İHA sanayisini hedef alan Washington’ın son adımı. ABD bu ay, bir İran şirketine havacılık ekipmanı tedarik ettiği gerekçesiyle Çin merkezli bir firmaya da yaptırım uygulamıştı.

Paylaşın

İran’da Beş Genç Kız Başörtüsü Takmadan Dans Ettikleri İçin Tutuklandı

İran’da Nijeryalı rapçı Rema’nın şarkısı ‘Calm Down’ (Sakin ol) ‘eşliğinde başkent Tahran’ın yerleşim bölgesi Ekbatan’daki yüksek binaların yakınında dans eden 5 genç kız tutuklandı. Görüntüler özellikle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde yoğun bir şekilde izlendi.

Haber Merkezi / Kızların tutuklanma haberinin ardından sosyal medya hesabından dayanışma mesajı yayımlayan rapçı Rema, “Daha iyi bir dünya için savaşan tüm güzel kadınlara, sizden ilham alıyorum, sizin için şarkı söylüyorum ve sizinle hayal kuruyorum.” dedi.

Mahsa Amini isimli 22 yaşındaki Kürt kadının 16 Eylül’de “ahlak polisi” sorgusunda hayatını kaybetmesi sonrası patlak veren ve İran rejimi karşıtı gösterilere dönüşen eylemlere milyonlarca kişi katılmış, olaylar sırasında İran güvenlik güçlerinin açtığı ateşte 500’ün üzerinde insan yaşamını yitirmişti.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Türkiye-Suriye Normalleşme Sürecinde İkinci Aşama: İran Da Katılıyor

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’in Ankara’yı ziyareti sırasında düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suriye ile normalleşme sürecindeki görüşmelere bundan böyle İran’ın katılacağını da duyurdu.

Bakan Çavuşoğlu, “Yaklaşık 2 ay önce kardeşim Hüseyin (İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan), Ankara ziyaretinde kendilerinin de bu formata Astana’da olduğu gibi katılmak istediklerini bize söylediler. Türkiye olarak ‘İran’ın katılmasının hiçbir mahsuru yoktur’ dedik. Rusya’ya da ‘İran’ın katılmasında bir mahsur yok’ dedik, şimdi toplantı için çalışmalar devam ediyor. Bunu da dörtlü bir şekilde yapmayı planlıyoruz” diye konuştu.

“Rusya’dan olası dışişleri bakanları toplantısının hazırlığı için teknik düzeyde bir toplantı yapma teklifi geldi” diyen Çavuşoğlu, “Gelecek hafta için bakan yardımcımızı da Moskova’ya göndereceğiz ve bu toplantıya İran tarafı da katılacak. Daha sonra yani bu toplantıda dışişleri bakanları toplantısının hazırlıkları yapılacak yine hepimizin uygun gördüğü bir zamanda dışişleri bakanları düzeyinde de toplantı gerçekleştirilebilir” ifadelerini kullandı.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan da, Suriye ve Türkiye’nin bölgenin iki önemli ülkesi olduğunu belirterek, İran’ın bu süreçte üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu kaydetti.

Türkiye ile Suriye arasında 11 yıl sonra ilk üst düzey temas Aralık ayında savunma bakanları arasındaki görüşmeyle  sağlanmıştı. Moskova’da gerçekleşen görüşmede Savunma Bakanı Hulusi Akar ile MİT Başkanı Hakan Fidan Suriyeli mevkidaşlarıyla bir araya gelmişti. Bu ilk görüşmeden sonra, Türkiye-Suriye diyaloğunun siyasi ilişkileri de ele alacak şekilde geliştirilmesi uzlaşısı ortaya çıkmıştı.

Ocak ayında yapılan temaslar sonucu Türkiye-Rusya-Suriye dışişleri bakanlarının üçlü formatta Şubat ayında bir araya gelmesi planı geliştirilmişti.  Ancak bu toplantı önce İran’ın da sürece katılmak istemesi ve bu yönde taraflara baskıda bulunması, ardından da Türkiye ve Suriye’yi vuran 6 Şubat depremleri nedeniyle belirsiz bir tarihe ertelenmişti.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov’un çağrısı üzerine yapılması beklenen toplantıda Türkiye’yi göreve yeni atanan Dışişleri Bakan Yardımcısı Burak Akçapar’ın temsil etmesi öngörülüyor.

Normalleşmenin siyasi gündemi

Gelecek hafta yapılacak teknik çalışmanın öncelikli amacı, dört dışişleri bakanının olası buluşmasının gündeminin oluşturulması.

Aralık ayında yapılan savunma bakanları toplantısının ardından Şam’dan yapılan açıklamalar, Ankara ile normalleşme sürecinin Suriye topraklarındaki Türk askerlerinin çekilmesini de içerecek şekilde ciddi koşullara bağlı olduğunu gösterdi.

Türkiye ise “sınırlarına ve vatandaşlarına dönük terör tehdidi” nedeniyle böyle bir adımı hemen atmasının olanaklı olmadığını, iki ülke arasında terörle mücadele konusunda yapılacak işbirliğinin sonuçlarına göre Suriye’deki askeri varlığını sonlandırabileceğini kaydediyor.

Bu süreçte Türkiye’de bulunan Suriyeli göçmenlerin ülkelerine güvenli dönüşü konusunda Suriye yönetimiyle işbirliği gündemini öncelik olarak gören Türkiye, Suriye’deki iç gerilimin sona ermesi için BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı kapsamında adımlar atıldığını da görmek istediğini kaydediyor.

Bu karar, Suriye’de Esad yönetiminin muhalifler ve sivil toplum ile birlikte yeni bir anayasa hazırlamasını, adil ve özgür seçimlere gidilmesini içeriyor. İsviçre’nin Cenevre kentinde yıllardır süren görüşmelere rağmen Esad yönetiminin blokajı nedeniyle siyasi geçiş konusunda adım atılamıyor.

Deprem sonrası işbirliği

Türkiye ve Suriye arasında diyaloğun başlatılması için son birkaç senedir çaba yürüten Rusya, iki ülkeden binlerce insanın yaşamını yitirmesine neden olan 6 Şubat depremleri sonrasında Ankara-Şam hattında insani yardımlaşma açısından bir fırsat doğabileceği görüşünde.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov, iki ülke arasındaki normalleşme sürecinin hızlanması gerektiğini kaydederken, 6 Şubat depremleri ardından Ankara-Şam arasında pratik bir işbirliğinin kurulması gerektiğini Rus basınına ifade etti.

Moskova’da gelecek hafta yapılacak görüşmelerde, deprem sonrası insani yardımların özellikle Türkiye sınırından Suriye tarafına aktarılmasının da gündeme gelmesi, bu sürecin doğrudan ve etkin olması için Ankara-Şam işbirliğine vurgu yapılması da bekleniyor.

Deprem öncesi süreçte Türkiye’den Suriye’ye sadece Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan Birleşmiş Milletler ve sivil toplum kuruluşu yardım gönderebiliyordu. Suriye’deki depremzedelere yardımın daha etkin geçmesi için Kilis’ten Suriye’ye açılan iki sınır kapısından da insani yardım geçişlerine izin verildi.

İran sürece hangi kaygılarla dahil oluyor?

İran, Türkiye-Suriye arasındaki sürece katılmak istediğini Ocak ayında İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan’ın önce Şam’a sonra Ankara’ya yaptığı ziyaretlerde dile getirmişti. Esad yönetiminin Rusya ile birlikte en önemli destekçisi olan İran, süreçten dışlanması durumunda bölgedeki nüfuzunun azalacağından kaygı duyuyor.

Abdullahiyan, basın toplantısında, “Türkiye ve Suriye bölgede iki önemli ülke,” diyerek Tahran yönetiminin bu iki ülke arasındaki ilişkilerin düzelmesi için çalışmaya ve toplantılara katılmaya hazır olduğunu söyledi.  İranlı bakan, daha önce yapılması planlanan ancak ertelenen İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin Türkiye ziyaretini ileriki dönemde gerçekleştirmeyi planladığını da kaydetti.

(Kaynak: DW Türkçe, BBC Türkçe)

Paylaşın

İran’da Yüzlerce Kız Çocuğu Okula Gitmesinler Diye Kasten Zehirlendi

İran’da yüzlerce kız çocuğunu mide bulantısı, kusma, baş ağrısı ve nefes alma güçlüğü gibi şikayetlerle hastaneye kaldırılırken, İran Eğitim Bakan Yardımcısı Panahi, bazı aşırılık yanlılarının okulların kapatılmasını istediği için öğrencileri kasten zehirlemiş olabileceğini söyledi.

Panahi’ye göre öğrenciler muhtemelen “kimyasal bileşikler” kullanılarak zehirlendi. Panahi, “Bazı kişilerin başta kız okulları olmak üzere tüm okulların kapatılmasını istediğini saptadık” dedi.

Vakalar Mahsa Amini’nin polis nezaretinde ölümü üzerine başlayan protestolar sırasında ortaya çıktı. Amini, başörtüsünü “uygunsuz” taktığı gerekçesiyle gözaltına alınmış ve şiddet görerek hayatını kaybetmişti.

Gizemli bir rahatsızlık dalgası son birkaç aydır İran’daki okullarda yüzlerce kız çocuğunu etkisi altına aldı.

Öğrencilerin birçoğu mide bulantısı, kusma, baş ağrısı ve nefes alma güçlüğü gibi şikayetlerle hastaneye kaldırılıyor.

Üst düzey bir yöneticiden gelen yeni açıklamada ise öğrencilerin kasten zehirlenmiş olabileceği öğrenildi.

İran Eğitim Bakan Yardımcısı Younes Panahi, dün (26 Şubat) yaptığı açıklamada, bazı aşırılık yanlılarının okulların kapatılmasını istediği için öğrencileri kasten zehirlemiş olabileceğini söyledi.

Zehirlenme vakalarına ilk olarak başkent Tahran’ın güneyindeki öğrenciler arasında rastlandı ve daha sonra komşu şehirlerde de görülmeye başlandı.

Panahi’ye göre öğrenciler muhtemelen “kimyasal bileşikler” kullanılarak zehirlendi.

Yerel basında çıkan haberler de bunun kızların okula gitmesini engellemek isteyen fanatiklerin işi olabileceğini gösteriyor.

Vakalar kasım ayı sonlarında, 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin polis nezaretinde ölümü üzerine başlayan protestolar sırasında ortaya çıktı.

Amini, başörtüsünü “uygunsuz” taktığı gerekçesiyle gözaltına alınmış ve şiddet görerek hayatını kaybetmişti.

Bunun ardında başlayan hükümet karşıtı protestolara genç kadınlar ve öğrenciler de katılmıştı.

AFP’nin haberine göre, vakaların büyük çoğunluğu, İran İslam Devrimi’nin temellerinin atıldığı ve başladığı yer olarak bilinen Kum’da görüldü.

Ülkenin din adamlarının ve liderlerinin çoğunun eğitim gördüğü ilahiyat okullarına ev sahipliği yapan Kum, son derece muhafazakar bir bölge olarak biliniyor.

Vakaların Tahran, Erdebil ve Boroujerd de dahil olmak üzere 4 şehirde en az 14 okulu etkilediği bildirildi.

En son olaylardan biri, 22 Şubat’ta Kum’da kayda geçmiş ve 15 kız öğrenci hastaneye kaldırılmıştı. Yerel basına göre, öğrencilerin durumu şu anda stabil

Luristan kendinin vali yardımcısı Majid Monemi de dün yaptığı açıklamada, İran’ın batısındaki Borujerd’de bir lisede okuyan 50 kız çocuğunun tekrar zehirlendiğini duyurdu.

Panahi, düzenlediği basın toplantısında, “Bazı kişilerin başta kız okulları olmak üzere tüm okulların kapatılmasını istediğini saptadık” diye konuştu:

Öğrencileri zehirlemek için kullanılan kimyasal bileşiklerin savaş kimyasalları olmadığı, zehirlenen öğrencilerin ileri tedaviye ihtiyaç duymadığı ve kullanılan maddelerin büyük bir yüzdesinin tedavi edilebilir olduğu tespit edildi.

Rahatsızlanan öğrencilerin ebeveynleri de eğitim görevlileri ve öğretmenlerle karşı karşıya gelmişti.

14 Şubat’ta Kum’daki ebeveynler, yetkililerden “açıklama talep etmek” için valilik önünde toplanmıştı.

Son günlerde de aileler, birçok kız çocuğunun dersleri kaçırmasından endişeli.

Reform yanlısı Shargh gazetesi, Kum’daki birçok okulun “gayri resmi olarak” kapatıldığını yazdı.

Bazı aileler derslerin çevrimiçi yapılmasını talep ediyor.

Paylaşın

İran 1650 km Menzile Sahip Yeni Bir Balistik Füze Geliştirdiğini Açıkladı

ABD ve Avrupa ülkelerinin yoğun şekilde karşı çıkmasına rağmen özellikle balistik füze programını genişletmeye devam eden İran, 1650 km menzile sahip yeni bir seyir füzesi geliştirdiğini duyurdu.

İran yönetimi, füze geliştirme programlarının tamamen savunma amaçlı ve caydırıcı nitelikte olduğunu öne sürüyor.

İran Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Emirali Hacızade uzun menzilli bir seyir füzesi geliştirdiklerini belirtti. Hacızade devlet televizyonunda yaptığı açıklamada “Bin 650 kilometre menzile sahip seyir füzemiz İran İslam Cumhuriyeti’nin füze cephaneliğine eklendi” dedi.

Hacızade ayrıca açıklamasında İran’ın, 2020 yılında İran ordusu komutanlarından Kasım Süleymani’nin öldürülümesinin ardından Irak’taki ABD üslerini hedef alan füze saldırılarında amacın oradaki “zavallı askerleri” öldürmek olmadığını söyledi.

Hacızade “İnşaallah Trump’ı öldürmek istiyoruz. Eski dışişleri Bakanı Pompeo’yu öldürmek istiyoruz. Ayrıca Süleymani’nin öldürülmesi emrini veren komutanlar da öldürülmeli” ifadelerini kullandı.

İran son dönemde ABD ve Avrupa ülkelerinin yoğun şekilde karşı çıkmasına rağmen özellikle balistik füze programını genişletmeye devam ediyor. Tahran yönetimi, söz konusu füze geliştirme programının saldırı değil İran’ın kendini savunma amaçlı olduğunu söylüyor.

Öte yandan İran’ın Ukrayna savaşında Rusya’ya askeri destek verdiğine dair de kaygılar var. İran Ukrayna savaşından önce elindeki insansız hava araçlarından Rusya’ya verdiğini açıklamıştı. Rusya’nın bu silahlı insansız hava araçlarını Ukrayna’daki elektrik santralleri ve şehir altyapılarına yönelik olarak kullandığı da biliniyor.

Kasım ayında ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, Hacızade’nin açıklamarına istinaden İran’ın hipersonik füze geliştirmiş olabileceğini ifade etmişti.

İran, Suriye’ye hava savunma sistemi ihraç edecek

Öte yandan, İran’ın, İsrail’in hava saldırılarına karşı Suriye’ye Khordad 15 adlı hava savunma sistemi ve elektronik harp teçhizatı ihraç etme konusunda Beşar Esad rejimi ile anlaştığı bildirildi.

İran devlet televizyonunun haberine göre, Esad rejiminin Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas’ın da aralarında olduğu Suriye’den üst düzey askeri yetkililer yakın zamanda İran’a bir ziyaret gerçekleştirdi.

Ziyaret kapsamında, İsrail’in hava saldırılarına karşı, İran’dan Suriye’ye hava savunma ve elektronik harp teçhizatı ihraç etme konusunda Tahran ile Esad rejiminin anlaşmaya vardığı belirtildi.

Haberde, “Suriye, hava savunma ağını yeniden yapılandırmaya ve savaş uçakları için hassas güdümlü bombalara ihtiyaç duyuyor. Suriye’nin hava savunmasını güçlendirmek için büyük olasılıkla İran’ın radarlarının ve Khordad 15 sistemi gibi savunma füzelerinin Suriye’ye tedarikine tanık olacağız.” ifadelerine yer verildi.

İran Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani, 22 Şubat’ta Suriyeli mevkidaşı Abbas ile Tahran’da bir araya geldiği görüşmede, “Suriye’nin savunma kabiliyetinin artırılması için tüm kapasitelerin” kullanılması gerektiğini söylemişti.

İran, Haziran 2019’da “Khordad 15” adı verilen yerli hava savunma sistemini tanıtmıştı. İsrail, 2011’den bu yana Suriye’de özellikle İran destekli güçlere sık sık hava saldırıları düzenliyor.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: İran’da Muhalefet Birlik Arayışında

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan kitlesel protestolar İran muhalefetinde de birlik arayışlarını artırdı. 

İran’da 17 Eylül 2022’den bu yana toplam bin 255 protesto gösterisi düzenlendi. Protesto gösterilerinde 600’ye yakın kişi hayatını kaybetti. Protestolar sırasında 68 “rejim kuvveti” mensubu da yaşamını yitirdi.

Protestolarla bağlantılı olarak 20 bine yakın kişi gözaltına alındı.

İran rejimine adeta kafa tutan protestolar fazlasıyla bölünmüş ve derin anlaşmazlıklar yaşayan İran muhalefetinde rejimin devrilmesi yönündeki umutları ve bu yönde atılması beklenen adımlar konusunda üzerlerindeki baskıyı artırdı.

Her ne kadar protestoların başlamasından 5 ay sonra gösteriler azalmış da olsa, muhalefet destekçileri yeni bir protesto dalgasının başlamasının an meselesi olduğu kanısında.

Hapisten yeni çıkan avukat Nasrin Sotoudeh geçen hafta CNN’e verdiği demeçte, “Protestolar biraz azaldı ama bu insanların artık öfkeli olmadığı anlamına gelmiyor. Onlar hala rejim değişikliği istiyorlar” ifadelerini kullandı.

Sürgündeki muhalefetten bu yönde ilk adımsa Washington’daki George Town Üniversitesi’nde başlatılan konferans ile atıldı. İran muhalefetinin önde gelen isimlerini bir araya getirmeyi amaçlayan etkinlikte Amerika Birleşik Devletleri’nde kampanya yürüten Masih Alinejad, İran’ın 2020’de bir Ukrayna uçağını düşürmesi nedeniyle mağdur olan aileleri temsil eden Hamed Esmaeilion ve devrilen Şah’ın oğlu Rıza Pehlevi vardı.

Konferansa video mesajla katılan Nobel Barış Ödülü sahibi Şirin Ebadi, “Şimdi iç çekişme zamanı değil. Rejim 44 yıldır birlik olmadığımız için ayakta duruyor” dedi.

“Rekabeti bir kenara bırakıyoruz”

Etkinlikte söz alan önemli muhalif isimlerden Pehlevi ise monarşinin geri gelmesini değil İran tarihindeki ilk laik demokratik sistemin kurulmasında rol oynamak istediğini vurguladı.

“Bugün birbirimizle rekabeti bir kenara bırakıyoruz, bu hareketin liderliğinin kontrolünü ele geçirmeye çalışmıyoruz” diyen Pehlevi, bir tüzük hazırlandığını ve bir geçiş konseyinin ardından serbest seçimlerin yapılmasını istediklerini ifade etti.

Pehlevi’nin yeni muhalif oluşumun başına geçme olasılığı muhalifler arasında tam bir konsensus oluşturmasa da protesto hareketi üzerine çalışan araştırmacı Arash Azizi Pehlevi hakkında, “Bugün muhalefetin en tanınmış figürü olduğu ve ülke içinde ve dışında en görünür ve örgütlü desteği çektiği tartışılmaz” dedi.

Bununla birlikte muhalefetin başarısında koalisyonda tüm grupların temsili en kritik nokta olarak öne çıkıyor. Oysa yeni oluşum örneğin, İran içinde bir destekçi ağına sahip olduğunu ileri süren monarşi karşıtı İran Halkın Mücahitleri Örgütü (MEK) ile arasına mesafe koymuş durumda.

Birlik ve beraberliğin gerekliliğini vurgulayan aktör ve aktivist Nazanin Boniadi, “Birleşmemiz için tek bir itici güç varsa, o da çok bölünmüş olduğumuz ve demokrasi için birlikte çalışamayacağımız fikrini çürütmektir” diyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın