İran’da Başörtüsü Takmayanlara Yönelik Yeni Uygulama

Başörtüsü takmayanlara yönelik yeni uygulamaların yürürlüğe gireceğini duyuran İran Polis Teşkilatı Sözcüsü Seyid Muntazer Mehdi, “Başörtüsü kuralını ısrarla ihlal edenlere karşı ülke genelinde arabalı ve yaya devriyeler kurulacak” dedi ve ekledi:

“Polis tarafından bu kişiler uyarılacak. Uyarıların dikkate alınmaması durumunda söz konusu kişiler adli makamlara sevk edilecek.”

İran’da geçen yıl eylül ayında, 22 yaşındaki Mahsa Amini’nin ahlak polisi tarafından gözaltına almasının ardından hayatını kaybetmesiyle ülke genelinde gösteriler başlamıştı. Protestolar sırasında 1979’dan bu yana uygulanan başörtü yasasının esnetilmesi talepleri yeniden gündeme gelmişti.

İran’da geçtiğimiz aralık ayında feshedildiği söylenen ahlak polisi uygulaması geri geliyor.

İranlı yetkililer kadınları kamusal alanlarda başörtüsü takmaya zorlamak için yeni bir kampanya başlatırken Polis Teşkilatı Sözcüsü Seyid Muntazer Mehdi, ahlak polisinin kadınları önce uyarmaya sonra da gözaltına almaya başlayacağını duyurdu.

Tahran sokaklarında da erkek ve kadın ahlak polisi ekiplerinin işaretli araçlarla devriye gezdiği görüldü.

Geçen yıl eylül ayında 22 yaşındaki Mahsa Emini ahlak polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybetmişti. Ardından ülke çapında geniş çaplı protestolar patlak vermişti.

Bu süreçte ahlak polisi büyük oranda devriyelerini sonlandırmış, aralık ayında da tamamen feshedildiği açıklanmıştı.

Sert bir şekilde bastırılan protestolar, bu yıl başından itibaren kademeli olarak azalmıştı. Polisin müdahalesi sırasında 500’den fazla protestocu hayatını kaybetmiş 20 bin kişi de gözaltına alınmıştı.

İran’ın dini liderleri, başörtüsünü İslami devrimin en önemli ayaklarından biri olarak görüyor. Farklı kıyafetleri ise ‘Batının bozguncu etkisi’ olduğunu savunuyor.

Başörtüsü takmama, geçen yıl başlayan ve kadınların ön plana çıktığı protestolarda sembol haline gelmişti. Başörtüsü karşıtı gösteriler kısa sürede rejim karşıtlığına dönüşmüş, yöneticiler de protestoları dış güçlerin provokasyonu olarak tanımlamıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İran’da 2 Kişi Halka Açık Alanda İdam Edildi

İran’da 13 kişinin yaşamını yitirdiği ve 23 kişinin yaralandığı Şah Çerağ Türbesi saldırısının faili oldukları iddiasıyla 2 kişi hakkında verilen idam cezası halka açık alanda infaz edildi.

Haber Merkezi / İran Yargıtayı 24 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, Muhammed Ramiz Reşidi ve Naim Haşimi’nin idam cezasına çarptırıldıklarını duyurmuştu.

Yargıtay, Reşidi ve Haşimi’nin İran Ceza Hukuku’na göre idam cezasına çarptırılmalarının gerekçesi olan “Allah’a isyan, devlete savaş açmak ve yeryüzünde bozgunculuk çıkartma” suçlarının sabit görüldüğüne hükmetmişti.

Şiraz’daki Şah Çerağ Türbesi’ne 26 Ekim 2022’de düzenlenen silahlı saldırıda 13 kişi hayatını kaybetmiş, 30 kişi yaralanmıştı. Saldırıyı, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) üstlenmişti.

İran medyasında yer alan habere göre, iki kişi, türbeye yapılan saldırıdan önce komşu ülke Afganistan’da IŞİD’lilerle temas kurarak saldırının organize edilmesine yardım ettiklerini itiraf etmişti.

6 ayda 354 kişi idam edildi

Öte taraftan Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü, İran’da 2023 yılının ilk 6 ayında 354 kişiyi idam edildiğini duyurmuştu.

İran İnsan Hakları Örgütü, İran hükümetini ülke çapındaki protestoları bastırmak ve protestocular arasında korku uyandırmak için ölüm cezasını artırmakla suçlamıştı.

Örgüt ayrıca, Ocak – Haziran 2023 döneminde gerçekleştirilen infaz sayısının Ocak – Haziran 2022 dönemine göre yüzde 36 daha fazla olduğunu bildirmişti.

İdam edilen 354 kişiden 206’sı uyuşturucu bağlantılı suçlardan idam cezasına çarptırılmıştı. Ayrıca, 6 kadın idam edilmişti. İki kişinin de idam cezası halka açık alanda infaz edilmişti.

İran İnsan Hakları Örgütü Direktörü Mahmud Amiri Moghadam, 2023’ün ilk altı ayında gerçekleştirilen infazlarla ilgili olarak, “İran hükümeti, toplumda korku uyandırmak ve protestoları önlemek için infazlar gerçekleştirdi” demişti.

Paylaşın

İran, 6 Ayda 354 Kişiyi İdam Etti

İran, 2023 yılının ilk 6 ayında 6’sı kadın 354 kişiyi idam etti. İdam edilen 354 kişiden 206’sı uyuşturucu bağlantılı suçlardan idam cezasına çarptırıldı. İki kişinin idam cezası halka açık alanda infaz edildi.

Haber Merkezi / Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü, İran’da 2023 yılının ilk 6 ayında 354 kişiyi idam edildiğini duyurdu.

İran İnsan Hakları Örgütü, İran hükümetini ülke çapındaki protestoları bastırmak ve protestocular arasında korku uyandırmak için ölüm cezasını artırmakla suçladı. 

Örgüt ayrıca, Ocak – Haziran 2023 döneminde gerçekleştirilen infaz sayısının Ocak – Haziran 2022 dönemine göre yüzde 36 daha fazla olduğunu bildirdi.

İdam edilen 354 kişiden 206’sı uyuşturucu bağlantılı suçlardan idam cezasına çarptırıldı. Ayrıca, 6 kadın idam edildi. İki kişinin de idam cezası halka açık alanda infaz edildi.

İran İnsan Hakları Örgütü Direktörü Mahmud Amiri Moghadam, 2023’ün ilk altı ayında gerçekleştirilen infazlarla ilgili olarak, “İran hükümeti, toplumda korku uyandırmak ve protestoları önlemek için infazlar gerçekleştirdi” dedi.

Paylaşın

Suriye İle Normalleşme: “Çözüm Atılımı” Hazırlığı

Türkiye, Rusya, İran ve Suriye Dışişleri Bakan Yardımcılarının Astana’daki görüşmesi öncesinde Suriye basınında yer alan haberlere göre, yeni Dışişleri Bakanı Astana öncesinde İstanbul ve Ankara’da gerçekleşecek bir etkinlik kapsamında Arap yetkililerle bir dizi temasta bulundu.

Girişilen angajmanlar parlamenterleri ve medyayı kapsıyor ve Suriye’deki çatışma kapsamında “önemli bir atılım” gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Ancak bu girişimin Türkiye ve Suriye arasındaki uzlaşma açısından net bir yol açıp açmayacağının belirsizliğini koruduğu bildiriliyor.

Haberlere göre, bu gelişmeler doğrultusunda, Milli Güvenlik Kurulu’nun, Bakan Hakan Fidan ve yeni MİT Başkanı İbrahim Kalın’a Suriye’yle ilişkileri yönetmede tam yetki verdiği yazıldı. Türkiye’nin bu bağlamda Suriye’yle gündemdeki sorunları çözmek amacıyla kapsamlı hukuksal ve siyasal önlemler aldığı bildirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 20-21 Haziran’da Kazakistan’ın başkenti Astana’da gerçekleşecek dörtlü toplantı öncesinde güvenlik, siyaset ve diplomasi bahsinde en önemli önceliğin Suriye’ye verildiği bir dizi acil gereksinimi onayladığı, dün Şam’ın rejim yanlısı basınının manşetlerindeydi.

Rusya ve İran’ın Esad’ı, NATO üyesi Türkiye’nin Esad karşıtı siyasal ve silahlı muhalefeti desteklediği iç savaşın patlak vermesinden 12 yıl sonra Rusya, Suriye, Türkiye ve İran, Suriye’nin geleceğini müzakere etmek üzere bir araya geliyor.

Dört ülkenin Dışişleri Bakanları 10 Mayıs’ta Moskova’da bir araya gelmişler ve Rusya bakan yardımcılarının bir yol haritası hazırlamakla görevlendirildiğini açıklamıştı. Astana gündeminde bu yol haritası olacak.

The Syrian Observer, Esad yönetimine yakın Asr Press’te yer alan bir yorumda, Ray el-Yevm gazetesinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a yakın kaynaklara atfen Suriye konusunun son derece acil bir şekilde ele alındığını bildirdi.

Bugün gerçekleşen hazırlık çalışmalarındaki ikili görüşmelerde Çarşamba günü nihai biçimi verilecek yol haritasına ilişkin son düzenlemeler yapıldı ve ardından dörtlü görüşmeler başladı.

“Çözüm atılımı” hazırlığı

Suriye basınındaki haberlere göreyse, yeni Dışişleri Bakanı Astana öncesinde İstanbul ve Ankara’da gerçekleşecek bir etkinlik kapsamında Arap yetkililerle bir dizi temasta bulundu. Girişilen angajmanlar parlamenterleri ve medyayı kapsıyor ve Suriye’deki çatışma kapsamında “önemli bir atılım” gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Ancak bu girişimin Türkiye ve Suriye arasındaki uzlaşma açısından net bir yol açıp açmayacağının belirsizliğini koruduğu bildiriliyor.

Gazete, bu gelişmeler doğrultusunda, Milli Güvenlik Kurulu’nun, Bakan Hakan Fidan ve yeni MİT Başkanı İbrahim Kalın’a Suriye’yle ilişkileri yönetmede tam yetki verdiğini yazdı. Türkiye’nin bu bağlamda Suriye’yle gündemdeki sorunları çözmek amacıyla kapsamlı hukuksal ve siyasal önlemler aldığı bildirildi.

Rusya “açıklık” istiyor

Asr Press, Türkiye-Suriye görüşmelerinin, özellikle Kremlin’in verdiği özel önem dolayısıyla Rusya’nın doğrudan gözetimi altında bu kez daha kapsamlı olmasının beklendiğini vurguluyor. Rusya’nın, başlangıçta Moskova’da kararlaştırılan Devlet Başkanları Esad ve Erdoğan arasında yapılması kararlaştırılan, ancak Türkiye cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu sonrasına bırakılan bir zirve toplantısının da ötesine geçme talebi de konuşulan konular arasında. Moskova, hızlı, taktik ve stratejik ilişkiler kurmanın yanı sıra iki ülke arasında kayda değer bir açıklık düzeyi yakalanmasını cesaretlendirmek istiyor.

Makale, Rusya’nın Suriye meselesinde söz sahibi Türk seçkinlerinin önde gelenlerinden biri olarak kabul edilen Hakan Fidan’a oynadığını vurguluyor. Moskovadakiler, Fidan’ın anlayış ve deneyiminin, tam bir bölgesel değişime yönelik bir açıklık düzeyi yakalanmasını sağlayabilecek önemli müzakereleri hızlandırabileceğine inanıyorlar.

Bu değişim güvenlik boyutunun ötesine geçiyor ve diplomatik ilişkileri yeniden kurmayı amaçlıyor. Bakan Fidan, Suriye ile karmaşık ilişkilerin yönetiminde yeni bir diplomatik yaklaşım, güçlü bir temele dayanan ve bir müzakere döneminden geçerek adım adım ilerleyen bir süreç öneriyor. Yoruma göre, Rusya’nın gözetiminde ilerleme kaydedilmesine rağmen, süreç henüz tamamlanmadı.

Gazete ayrıca, Türkiye’nin Suriye ile ilişkilerine ilişkin tüm detayları Rus tarafına açıklamamayı tercih ettiğini belirtiyor. Türkiye, ikili ilişkiler ve komşu ülkeler olmaktan kaynaklanan karmaşıklıklar konusunda belirli bir gizlilik seviyesini korumayı amaçlıyor.

The Syrian Observer, “Bu karmaşıklıklar arasında çekişmeli sınır sorunları, kapalı geçişler, doğal afetlerin ardından koordinasyon eksikliği ve sınır güvenliği kaygıları var. Müzakerelerin odak noktasını, terörizmin tanımı konusunda bir anlaşmaya varılması oluşturuyor. Türkiye, Suriye topraklarındaki ‘terörizm’den doğrudan etkilendiğini söylüyor.” diye yazıyor.

Normalleşme sürecinin ilk adımı 28 Aralık’ta atıldı

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atıldı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alındı.

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirildi.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım oldu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtildi.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yineledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz.

Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin. Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Tahran İle Kabil Arasında Gerilim: Sınırda Çatışma

İran ile Afganistan arasındaki ortak sınırın “Makki” bölgesinde çıkan çatışmada en az 3 kişi öldü, 2 kişi de yaralandı. İki tarafın sınırdaki askeri yetkililerinin çatışmanın nedenini değerlendirmek için toplantı yaptığı duyuruldu.

2021 yılında Afganistan’da yönetimi ele geçiren Taliban, İran askerlerinin Nimroz eyaletinin Kang ilçesine bağlı sınır bölgesinde ateş açmasının iki taraf arasında çatışmalara neden olduğunu duyurdu.

İran ise, Taliban güçlerinin sınırdaki Sasuli Karakolu’na ağır silahlarla ateş açmaya başladığını ve İran sınır muhafızlarının da ateşe karşılık verdiğini açıkladı.

İran ile Afganistan arasındaki sınır bölgesinde sık sık çatışmalar yaşanıyor. Gerek Tahran gerek ise Kabil bugüne dek yaşanan bu çatışmaların “yanlış anlama” nedeniyle meydana geldiğini ifade ediyor ve 921 kilometre uzunluğundaki sınır hattı ile ilgili bir görüş ayrılığı olmadığını dile getiriyordu.

Helmand anlaşmazlığı

Son dönemlerde ise iki ülke arasında, Helmand nehri ile ilgili yoğun tartışmalar yaşanıyor.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada Taliban’ı, Helmand nehri suyunun kullanımı ile ilgili, iki ülke arasında on yıllardır var olan ve İran’a her yıl belli bir miktar su akışını temin eden anlaşmaya riayet etmesi konusunda uyarmıştı.

Taliban, bin kilometreden fazla uzunluğa sahip nehrin suyunu, hem elektrik üretimi, hem de tarım alanlarının sulanması için nehirle aynı ismi taşıyan Helmand eyaletindeki barajda biriktiriyor.

Taliban, yaşanan kuraklık ve iklim değişikliği sebebiyle komşu ülke İran’a yeterince su akışı sağlanmasının imkansız olduğunu dile getiriyor.

Ancak bu açıklamadan birkaç gün sonra İRNA, yayınladığı uydu görüntüleri ile Taliban’ın öne sürdüğü gerekçenin doğru olmadığını öne sürdü.

Uzmanlar, birkaç yıldan bu yana, özellikle iklim değişikliği neticesinde bölgede artan kuraklık konusunda uyarılarda bulunuyor.

Paylaşın

Çin, Tüm Dünyadan Daha Fazla Çelik Üretiyor

Gelişmişliğin bir göstergesi olan, ekonomik ve endüstriyel açıdan önemli kabul edilen çelik, dünya genelinde, köprü, bina ve diğer altyapı inşasında kullanılan önemli bir bileşendir.

Haber Merkezi / Çelik, aynı zamanda araç imalatı, gemi yapımı, makine imalatı, gübre imalatı gibi çeşitli sektörlerde de kullanılmaktadır.

Dünyanın en büyük çelik üreticisinin hangi ülke olduğunu biliyor musunuz? 

İlginç bir şekilde, dünyanın en büyük çelik üreticisi olan ülke, tek başına o kadar çok çelik üretiyor ki, tüm dünya bu kadarını üretemiyor.

World of Statistics, sosyal medya platformu Twitter’da maksimum çelik üretilen ülkelerin bir listesini yayınladı.

Bu liste Çin, Hindistan, Japonya, Amerika, Rusya, Güney Kore, Almanya, Türkiye, Brezilya ve İran gibi ülkeleri içeriyor.

Yayınlanan listeye göre Çin, çelik üretiminde ilk sırada yer alıyor. Çin, dünyadaki toplam çelik üretiminin yüzde 53,9’unu oluşturuyor.

Hindistan, listede ikinci sırada yer alıyor. Hindistan, çelik üretiminin yüzde 6,6’sı oluşturuyor.

ABD dördüncü sırada

Japonya yüzde 4,8 çelik üretimiyle üçüncü sırada yer alırken Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yüzde 4.3 çelik üretimiyle listede dördüncü sırada kendisine yer buluyor.

Rusya, dünyanın toplam çelik üretiminin yüzde 3,8’inin yapıldığı beşinci sırada yer alıyor.

Çelik nedir ve özellikleri?

Çeliğin en önemli özellikleri; şekillendirilebilirlik ve dayanıklılık, iyi bir akma ve çekme dayanımına sahip olması ve iyi bir ısıl iletkenliğinin olmasıdır.

Bu önemli özellikler kadar, paslanmaz çeliğin yüksek korozyon dayanımı, en önemli karakteristik özelliğidir.

Çelik Nasıl Yapılır?

En basit haliyle çelik, karbon ve demirin çok yüksek sıcaklıklarda (2600 ° F’nin üzerinde) karıştırılmasıyla yapılır. Birincil çelik üretimi , “pik demir” adı verilen bir üründen çelik oluşturur.

Pik demir, çelik için doğru olandan daha fazla karbon içeren cevherden elde edilen eritilmiş demirdir.

Çelik nasıl bir metaldir?

Çelik, demir elementi ile genellikle yüzde 0,02 ila yüzde 2,1 oranlarında değişen karbon miktarının bileşiminden meydana gelen bir alaşımdır. Çelik alaşımındaki karbon miktarları çeliğin sınıflandırılmasında etkin rol oynar.

Paylaşın

İran’da 5 Ayda 200’den Fazla Kişi İdam Edildi

Jîna Mahsa Amini gösterileri nedeniyle dün 3 kişinin idam edildiği İran’da kadınları fuhuş yaptırmak için başka ülkelere kaçırdığı iddia edilen bir şebekenin başındaki ismi idam edildi.

Uluslararası kuruluşlar tarafından sık sık eleştirilen İran’da 2023 yılı başından beri 200’den fazla kişi idam edildi.

Reuters’ın İran Yargı Erkine bağlı Mizan Haber Ajansı’na dayandırdığı habere göre; Yargı Erki, insan kaçakçılığı yapan bir şebekenin başında olduğu iddia edilen Şehruz Sohenveri’nin dün idam edildiğini duyurdu.

“Alex” lakabıyla bilinen Sohenveri’nin “fuhuş amacıyla insan ticareti şebekesi kurmak ve yönetmekle” suçlandığı ve 2020’de Interpol tarafından Malezya’da tutuklanarak İran’a iade edildiği belirtildi.

Sohenveri’nin , 2021’de yargılandığı mahkeme tarafından İran Ceza Kanunu’nda en ağır suçlardan biri olan “yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak” suçundan ölüm cezasına çarptırıldığı ve kararın kısa süre önce Yargıtay tarafından onandığı ifade edildi.

HRANA haber ajansı ise; aynı davada çok sayıda kadının da tutuklandığını ve ciddi suçlamalarla karşı karşıya kaldığını belirtti.

3 kişi daha idam edilmişti

İran benzer bir suçlamalarla iki yıl önce de iki kadını idama mahkum etmiş ancak sivil toplum kuruluşları ve LGBTİ+ örgütleri kadınların LGBTİ+ aktivisti olduklarını ve suçsuz olduğunu savunmuşlardı.

İran dün Jîna Mahsa Amini gösterileri sırasında İsfahan eyaletinde üç güvenlik görevlisinin öldürüldüğü olayla ilgili “devlete karşı savaş açmak (muharebe)” suçunu işledikleri iddiasıyla 3 kişi daha idam edildi.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: 3 Kişi Daha İdam Edildi

Mahsa Amini’nin ölümüyle başlayan protestolarla bağlantılı olduğu öne sürülen üç kişi daha idam edildi. İdam edilen 3 kişinin ülkede ‘terör örgütü’ kabul edilen Halkın Mücahitleri Örgütü ile bağlantılı oldukları iddia edildi.

Haber Merkezi / Salih Mirhaşimi, Mecid Kazımi ve Said Yakubi; “devlete karşı savaş açtıkları” iddiasıyla yargılandıkları davada Ocak ayında suçlu bulunmuşlardı. Yargıtay, karara yapılan itirazı reddetmiş ve 10 Mayıs’ta mahkumiyet kararlarını onamıştı.

Salih Mirhaşimi, Mecid Kazımi ve Said Yakubi’nin, İran’da “terör örgütü” kabul edilen Halkın Mücahitleri ile bağlantılı oldukları öne sürülmüştü.

Londra merkezli insan hakları kuruluşu Amnesty International’a (Uluslararası Af Örgütü) göre ise 3 ismin yargı süreci hızlandırıldı ve bu kişiler işkenceyle itirafa zorlandı. İran ise bu yöndeki suçlamaları reddediyor.

İran Ceza Kanunu’na göre, “bozgunculuk” ve “devlete karşı savaş açmak” gibi suçlarla itham edilenler ölüm cezası istemiyle yargılanıyor ve genellikle bu kişilerin haklarında idam kararları veriliyor.

Aralarında Uluslararası Af Örgütü’nün de bulunduğu insan hakları örgütlerinin verilerine göre İran, infaz edilen idam cezalarında Çin’in ardından dünyada ikinci sırada yer alıyor.

İnsan hakları örgütleri 2022’deki infaz sayısının bir önceki yıla göre yüzde 75 oranında arttığına işaret ederek bu yıl da şimdiye kadar 220 kişinin idam edildiğini bildirmişti.

Norveç ve Fransa merkezli iki insan hakları örgütü; “Iran Human Rights” ve “Together Against the Death Penalty”, Nisan ayında kamuoyuyla paylaştıkları ortak raporda, geçen yıl İran’da en az 582 kişinin idam edildiğini, bunun 2015 yılından bu yana kaydedilen en yüksek rakam olduğunu açıklamıştı. 2021’de idam sayısı 333 olarak kaydedilmişti.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk de bu ayın başında yaptığı açıklamada, İran’da infazların ulaştığı boyutu “korkunç” diye nitelendirmiş, ülkede haftada ortalama 10 kişinin idam edildiğine işaret etmişti.

Mahsa Amini Protestoları

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete giden 22 yaşındaki Mahsa Amini, erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlâk polisince gözaltına alınmıştı.

Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

İran devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Amini’nin akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olmadığını açıkladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak, görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti ise konuyla ilgili açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Amini’nin ahlâk polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Paylaşın

İran’da Her Altı Saatte Bir Kişi İdam Ediliyor

Ülkede her altı saatte bir kişinin idam edildiğini açıklayan İran İnsan Haklarını Koruma Komisyonu, yalnızca son 10 gün içinde 42 kişinin idam edildiğini bildirdi.

Haber Merkezi / İran’da uyuşturucu kaçakçılığı da dahil bir çok suç idamla cezalandırılırken, İran İnsan Hakları Komisyonu endişelerini dile getiriyor.

Öte yandan Uluslararası Af Örgütü 2022 yılında dünya çapında 20 ülkede 883 kişi hakkında verilen idam kararlarının infaz edildiğini açıkladı. Örgüt tarafından yayınlanan raporda söz konusu sayının, idamlarda son beş yılda rekor düzeyde artışa işaret ettiği belirtildi.

Salı günü Berlin’de küresel ölçekte idam cezası uygulamalarıyla ilgili açıklanan rapora göre, 2017 yılından bu yana infaz edilen idam cezaları 2022 yılında yeni bir zirveye ulaştı.

En çok infazın gerçekleştirildiği ülkeler Birleşik Arap Emirlikleri ve İran olarak kayıtlara geçti. İdamların yüzde 90’ı bu iki ülkede gerçekleştirildi. Çin, Kuzey Kore ve Vietnam’da idam cezalarına ilişkin verilerin devlet sırrı olarak değerlendirilmesinden dolayı bu ülkelerde uygulanan infazlar raporda yer almadı.

Rapora göre İran’da 2021 yılında gerçekleştirilen infaz sayısı 314 iken 2022 yılında bu sayı 574’e ulaştı. Birleşmiş Milletler’in rakamlarına göre ise İran’da bu yıl en az 209 kişi idam edildi. Rapora göre Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu sayı 2021 yılında 65 iken 2022 yılında196’ya ulaşarak üç katına yükseldi.

Bu rakam rekor bir artışla Uluslararası Af Örgütü tarafından son 30 yıl içinde kaydedilen en yüksek idam rakamı olarak kayda geçti. Yine Birleşik Arap Emirlikleri’nde geçtiğimiz yıl sadece bir gün içinde 84 insan infaz edilirken aynı günde 24 kişinin idam edildiği bir diğer ülke ise Mısır oldu.

ABD’de ise 2021’de 11 olan infaz sayısı 2022’de 18’e yükseldi.

Avrupa Birliği ülkelerine çağrı

Uluslararası Af Örgütü Almanya Genel Sekreter Yardımcısı Julia Duchrow Alman kamu televizyonu ZDF’e verdiği demeçte AB ülkelerinin idam cezalarına karşı daha net bir tutum sergilemesi için çağrıda bulundu.

İran’da “benzeri görülmemiş bir infaz dalgası” yaşandığını ifade eden Duchrow, geçen yıl genç Kürt kadını Mahsa Amini’nin öldürülmesinden sonra başlayan kitlesel protestolar şiddetle bastırılırken, en az dört göstericinin idam edildiğini söyledi. Duchrow, “Protestolarla bağlantılı olarak düzinelerce insan daha ölüm cezasına çarptırılma riski altında” dedi.

İran’da hakkında idam kararı verilen İran ve Alman vatandaşı Cemşit Şarmehd’ın cezasının her an infaz edilebileceğini belirten Duschrow, “Çok az zamanımız var. Bu yüzden Alman hükümetinin çok net bir tavır sergilemesine ihtiyacımız var” dedi. İş insanı Şarmehd Dubai’de 2020 yılında İran gizli servisi tarafından kaçırıldı ve hakkında terör suçu işlediği gerekçesiyle yargılandığı İran’da idam cezasına çarptırıldı.

Uluslararası Af Örgütü, idam cezasına çarptırılanların ağırlık olarak uyuşturucu suçlarından mahkum olduklarını bildirdi.

Paylaşın

Moskova’da Dörtlü Zirve: Şam, Normalleşme Şartlarını Yineledi

Rusya’nın başkenti Moskova’da Türkiye, Suriye, Rusya ve İran dışişleri bakanlarını bir araya getiren Dörtlü Dışişleri Bakanları Toplantısı sona erdi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad, Suriye’de savaşın başladığı 2011 yılından bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk kez görüştü.

Haber Merkezi / Dörtlü zirve sonrası yapılan açıklamada ise görüşmelerin devam edeceği belirtildi.

Çavuşoğlu, toplantı sonrası yaptığı açıklamada “Terörle mücadelede iş birliği, geri dönüşlerin altyapısının iş birliği içinde sağlanması, siyasi sürecin ilerletilmesi ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurguladık” ifadesini kullandı.

Suriye devlet ajansı SANA’nın aktardığına göre ise Mikdad, ‘Suriye’nin ana hedefinin topraklarındaki Türk kuvvetleri de dahil olmak üzere her türlü yasa dışı askeri varlığı sona erdirmek olduğunu’ yineledi. Mikdad, “Bu konuda ilerleme olmadan gerçek bir sonuca varmayacağız ve her durumda geri çekilme konusunda çalışmaya, talep etmeye ve ısrar etmeye devam edeceğiz” dedi.

Mikdad, şöyle devam etti: “Türk Dışişleri Bakanı’nın, Türk kuvvetlerinin çekilmesi durumunda oluşan boşluğu terör örgütlerinin dolduracağına ve bunun Türkiye’nin güvenliğini tehdit edeceğine dair açıklamalarını okudum. Bununla ilgili yorum yaparak, açıklığa kavuşturmak isterim ki, Türkiye’den Suriye’den güçlerini çekeceğine dair açık bir kamuoyu onayının alınmasını istiyoruz. Buna göre, bunu organize, koordineli ve üzerinde anlaşmaya varılmış bir şekilde uygulamak için pratik adımlar üzerinde anlaşmaya varılacaktır.’’

Dışişleri’nden açıklama

Toplantının ardından Dışişleri Bakanlığı’nın yayınladığı açıklamada ise, şu ifadelere yer verildi:

“Katılımcılar, 2254 sayılı BMGK Kararı ve ‘Astana Formatı’ çerçevesinde yayınlanan resmi bildiriler uyarınca, Suriye’nin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve terörizmin tüm biçim ve tezahürleriyle mücadeleye olan bağlılıklarını teyit ettiler. Suriyelilerin anavatanlarına gönüllü, güvenli ve onurlu dönüşlerinin sağlanması ve ihtilaf sonrası yeniden inşanın kolaylaştırılması bakımından, Suriye’ye yönelik uluslararası yardımın artırılmasının taşıdığı önemin altı çizildi.

Katılımcılar ayrıca, Türkiye ve Suriye arasındaki ilişkilerin ilerletilmesine yönelik olarak Dışişleri Bakan Yardımcılarını, dört ülkenin Savunma Bakanlıkları ve İstihbarat birimleri ile koordinasyon halinde bir yol haritası hazırlamaları hususunda talimatlandırmayı kararlaştırdılar.”

Normalleşme sürecinin ilk adımı 28 Aralık’ta atıldı

Ankara ile Şam arasındaki normalleşme sürecinde Rusya’nın da girişimleriyle ilk somut adım bakanlar düzeyinde 28 Aralık’ta atıldı.

Moskova’da 28 Aralık 2022’de Türkiye, Rusya ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla yapılan üçlü toplantıda Suriye krizi, mülteci sorunu ve Suriye topraklarında bulunan tüm terör örgütleri ile ortak mücadele çabaları ele alındı.

Şam yönetimi, Türk birliklerinin çekilmesini istiyor

İlk görüşmede Şam yönetiminin, Türkiye’den, topraklarından çekilmesini ve Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) “terörist” olarak tanınmasını istediği ancak bu taleplerin Türkiye tarafından geri çevrildiği bildirildi.

Nisan başında dışişleri bakan yardımcıları düzeyinde yapılan toplantıya İran da katıldı. Türkiye, Suriye, Rusya ve İran savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katıldığı 25 Nisan’da yapılan toplantı, Ankara ile Şam arasında başlatılan normalleşme sürecinde yeni bir adım oldu.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Türkiye “Suriye topraklarında her şekliyle terör örgütleri ve tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele, Suriyeli mültecilerin topraklarına dönmelerine yönelik çabaların yoğunlaştırılması”na vurgu yaptı ve tarafların “Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit” ettikleri belirtildi.

Suriye ise “Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi” talebini yineledi.

Erdoğan sinyalini vermişti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Aralık toplantısı öncesinde Suriye’nin kuzeyindeki YPG güçlerine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili açıklamada bulunurken, “Biz şu an itibarıyla Suriye, Türkiye, Rusya üçlü olarak bir adım atalım istiyoruz. Bunun için de önce istihbarat örgütlerimiz bir araya gelsin, ardından savunma bakanlarımız bir araya gelsin, daha sonra dışişleri bakanlarımız bir araya gelsin.

Onların yaptığı görüşmelerden sonra da biz liderler olarak bir araya gelelim. Bunu da Sayın Putin’e teklif ettim. O da buna olumlu baktı. Böylece bir dizi görüşmeler zincirini başlatmış olacağız” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarının ardından Rus medyasına yansıyan haberlerde, Moskova’nın Türkiye tarafından önerilen üçlü diplomasi mekanizması fikrine sıcak baktığı belirtilmişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kasım ayında Suriye Devlet Başkanı Esad ile görüşebileceğinin sinyalini vermiş ancak Esad, Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki askerlerini çekmeyi kabul etmediği müddetçe Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeyeceğini söylemişti.

Paylaşın