Mahsa Amini Eylemlerine Katılan 23 Yaşındaki Muhammed Kubadlu İdam Edildi

16 Eylül 2022 yılında gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Jina Mahsa Amini için düzenlenen protestolara katılan 23 yaşındaki Muhammed Kubadlu, idam edildi. Kubadlu’nun idamının ertelenmesi için sosyal medyada kampanyalar yürütülüyordu.

Geçtiğimiz iki yıl boyunca İran yargısı, 2022-2023 Jina Mahsa Amini protestolarına katıldığı gerekçesiyle onlarca kişiye idam cezası verdi. İdam edilme tehlikesiyle karşı karşıya olanlardan bazılarının cezaları kamuoyunun baskısı ve yürüten kampanyalar sayesinde hapis cezasına çevrildi.

Rûdaw’ın aktardığına göre, 23 yaşındaki Muhammed Kubadlu Tahran’ın Parand kasabasındaki protestolarda bir polis memurunun öldürülmesi ve beş kişinin de yaralanmasına karıştığı iddiasıyla 2022’de İran Yüksek Mahkemesi tarafından ölüm cezasına çarptırılmıştı. Muhammed Kubadlu bu sabah (23-1-2024 Salı) idam edildi.

Sosyal medya platformlarında idamının durdurulması için çağrılar yapılırken Muhammed Kubatlu’nun avukatı verilen cezanın yasa dışı olduğunu ve davasının yeniden gözden geçirilmesini talep etmişti.

Kubadlu’nun avukatı Amir Reisiyen, “Muhammed Kubatlu’nun temyiz hakkı var, dolayısıyla cezasının infazı yasal olarak yerine getirilemez. Eğer cezası infaz edilirse şüphesiz bu kasıtlı bir cinayet olarak kayda geçer” dedi.

Uluslararası Af Örgütü ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, Muhammed Kubadlu’nun davasının kusurlu olduğunu,  genç adamın psikolojik sorunlarının olduğunu ve “itiraflarının işkence altında alındığını” ve dosya hakkında gizlilik kararı alındığını duyurarak, idam edilmemesi yönünde İran’a çağrıda bulunmuştu.

Oğlunun idamının durdurulması için çaba gösteren Muhammed Kubadlu’nun annesi Masuma Ahmadi sosyal medyada yayınladığı bir videoda “Oğlumun akıl sağlığı yerinde değil. Avukatsız sorgulandı ve mahkemenin ilk duruşmasında ölüm cezasına çarptırıldı” dediği görülüyor.

Geçtiğimiz iki yıl boyunca İran yargısı, 2022-2023 Jina Mahsa Amini protestolarına katıldığı gerekçesiyle onlarca kişiye idam cezası verdi. İdam edilme tehlikesiyle karşı karşıya olanlardan bazılarının cezaları kamuoyunun baskısı ve yürüten kampanyalar sayesinde hapis cezasına çevrildi.

Öte yandan ‘kamu güvenliğine karşı suç işlemek kastıyla eylemde bulunmak’ suçlamasıyla idama mahkum edilen 24 yaşındaki Mahan Saderat Merni hakkındaki karar ise, 16 yıl hapis ve sürgün cezasına çevrildi.

Mizan Haber Ajansı’nın aktardığına göre, Emini protestoları sırasında gözaltına alınan ve ‘bir kişiyi bıçakla yaralamak, kamu güvenliğine karşı suç işlemek kastıyla eylemde bulunmak ve başkasına ait bir motosikleti ateşe vermekle’ suçlanan Merni hakkında karar, Yargıtay tarafından bozuldu.

Ne olmuştu?

22 yaşındaki Jina Mahsa Amini, geçen yıl başkent Tahran’a yaptığı bir gezi sırasında, “başörtüsünü kurallara uygun şekilde takmadığı” gerekçesiyle ahlak polisi tarafından karakola, birkaç saat sonra ise polis gözetiminde hastaneye götürüldü.

O esnada genç kadının baygın, hatta ölmüş olabileceğinden şüpheleniliyor. Üç gün sonra, 16 Eylül’de yapılan resmî açıklamada ise Mahsa’nın öldüğü duyuruldu. Jina Mahsa Amini’nin memleketi olan İran’ın batısındaki Kürt kasabası Sakkız’daki cenaze töreni sırasında başlayan protestolar, hızla ülke geneline yayıldı.

Çoğunluğu genç kadınlardan oluşan protestocular, başörtülerini çıkararak eylem yaptı. Bu mitingler, 1979’da İslam Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana en büyük ve en uzun soluklu protestolara dönüştü. Tahran hükümeti, buna büyük bir baskı ve şiddetle karşılık verdi.

Kesin rakamlar bilinmemekle birlikte, bağımsız insan hakları örgütlerine göre, İran’da güvenlik güçleri 16 Eylül 2022 ile Ocak 2023 sonu arasındaki protestolarda 17’si çocuk olmak üzere en az 527 göstericiyi öldürdü.

Paylaşın

İsrail’den Suriye’ye Füze Saldırısı: 4 İran Devrim Muhafızı Öldü

İsrail’in Suriye’nin başkenti Şam’a düzenlediği füze saldırısında, İran Devrim Muhafızları’na mensup 4 kişi öldü. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ise; saldırıda en az 5 kişinin hayatını kaybettiğini, 10 kişinin yaralandığını duyurdu.

Geçtiğimiz ay Şam yakınındaki bir bölgede İsrail’in gerçekleştirdiğinden şüphelenilen bir hava saldırısında İran Devrim Muhafızları’nın üst düzey bir komutanı öldürülmüştü.

İran’ın önemli bir askeri, siyasi ve ekonomik gücü olan Devrim Muhafızları’nın bazı üst düzey isimlerinin 2011’de başlayan iç savaştan bu yana Suriye’de bulundukları ve isyancılara karşı Devlet Başkanı Beşar Esad yönetiminin desteklenmesine yardımcı oldukları belirtiliyor.

İsrail’in Şam’daki füze saldırısında dört İran Devrim Muhafızları üyesinin hayatını kaybetti. İran devlet radyosu haberi doğruladı. Radyonun Arapça bölümünde yapılan ölenler arasında iki üst düzey askeri bölgenin bulunduğu belirtildi.

İran haber ajansı Mehr de ölenlerin İran Devrim Muhafızları gizli servis subaylarının duyurulduğu duyuruldu. Haberde “Devrim Muhafızları Suriye istihbarat şefi, yardımcısı ve diğer iki Devrim Muhafızları mensubu Suriye’ye İsrail tarafından düzenlenen saldırıda şehit olmuştur” denildi.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ise ölü sayıları beş olarak duyurdu. Açıklamada söz konusu askerlerin beş katlı bir binada “İran’ın müttefiki olan liderlerle” toplantı halinde oldukları belirtildi. Saldırının ardından tamamen ücretsiz olan yapının yer aldığı bölgenin yüksek güvenlikli bölge olarak kabul edildiğini kaydeden Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, burada İran Devrim Muhafızları ülkelerinin İran yanlısı Filistinli bölgelerin üyeleriyle düzenli olarak toplantıda bulunduğunu belirtti.

Suriye resmi haber ajansı SANA da başkent Şam’ın Mezze’ye bir konutun İsrail saldırısına uğradığını bildirdi. Haberde ölü ya da yaralı olup olmadığı hakkında bilgi verilmedi. Şam’ın Mezze birliği, Birleşmiş Milletler’e ait binalar, büyükelçilikler ve çağdaş bir yapıya sahiptir.

İran Devrim Muhafızları dört gün önce Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki Erbil’de bir “İsrail istihbarat kararına” saldırıda bulunduğunu açıklamıştı. Iraklı kaynaklarda yer alan bilgilere göre saldırıda 4 sivil hayatını kaybetti ve 6 kişi de yaralandı.

Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun düzenlediği saldırılarda öldürülen Filistinlilerin sayısının son 24 saatte 165 artarak 24 bin 927’ye, yaralı sayısının 62 bin 388’e yükseldiğini açıkladı.

BM, Gazze’de yerinden edilen 1,9 milyon kişinin yaklaşık 1 milyonunun kadın olduğunu açıkladı. BM Kadın Birimi ise Gazze’deki kadınlar ve kızların durumuna ilişkin verilerin yer aldığı bir rapor yayımladı.

Raporda nüfusu yaklaşık 2,3 milyon olan Gazze’de 1,9 milyon kişinin yerinden edildiği; söz konusu kişilerin 1 milyona yakınının kadınlar oluştuğu belirtildi.

Paylaşın

Pakistan, İran’da Bazı Hedefleri Füzelerle Vurdu

İran’ın iki gün önce Pakistan’da bazı hedefleri vurmasının ardından, Pakistan’da, İran’da ayrılıkçı militanları hedef alan füze saldırıları düzenlendiğini açıkladı.

Haber Merkezi / Pakistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada,, “İstihbarata dayalı operasyonda birkaç terörist öldürüldü” denildi ve saldırılar “teröristlerin saklandığı yerlere karşı yüksek düzeyde koordine edilmiş ve özel olarak hedeflenmiş bir dizi hassas askeri saldırı” olarak tanımlandı.

Açıklamada, “Pakistan’ın İran İslam Cumhuriyeti’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyduğu” vurgulandı ve “Bugünkü eylemin tek amacı Pakistan’ın kendi güvenliği ve ulusal çıkarlarıdır ve bu çıkarlar her şeyden önemlidir ve tehlikeye atılamaz” ifadeleri kullanıldı.

İran devlet televizyonu ise sınır bölgesindeki bir köye Pakistan tarafından gerçekleştirilen füze saldırısında üç kadın ile dört çocuğun hayatını kaybettiğini, ölen kişilerin İran vatandaşı olmadığını bildirdi.

İran haber ajansı Mehr, Sistan-Belucistan’da yer alan Seravan kentine “İHA ve füze saldırısında” bulunulduğunu aktarırken, İran’ın resmi haber ajansı İRNA, Seravan kenti civarında patlamalar yaşandığını duyurdu.

İran’ın önceki gün Pakistan’da militan grup Ceyş el-Adl’ın (Adalet Ordusu) üsleri olarak tanımladığı yerleri hedef alan saldırılar düzenlediği bildirilmişti.

Pakistan saldırılarda, sivillerin vurulduğunu ve iki çocuğun öldüğünü söyleyerek Tahran’ın sorumlu olacağı sonuçlar konusunda uyarıda bulunmuştu. İslamabad dün İran’daki büyükelçisini geri çağırmıştı.

Ceyş el-Adl (Adalet Ordusu), 2012 yılında kurulan ve büyük ölçüde Pakistan sınırında faaliyet gösteren bir Sünni militan grup. Örgüt kendisini İran’ın Sistan-Belucistan eyaletinde “Sünni haklarının savunucusu” olarak tanımlıyor. İran, Ceyş el Adl’ın ABD ve İsrail tarafından desteklendiğini iddia ediyor.

Pakistan ile İran sık sık birbirlerini, karşı tarafa saldırı düzenletmek için, topraklarında aşırıcı güçleri himaye etmekle itham ediyor.

İki ülkenin karşılıklı hava saldırıları, İsrail ile Hamas arasındaki Gazze Savaşı ve Kızıldeniz’de gemilere saldıran Yemenli Husilere ait hedeflerin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve müttefikleri tarafından vurulması ile gerilimin son derece arttığı bölgede tansiyonu daha da yükseltmiş durumda.

Paylaşın

Nobel Barış Ödülü Sahibi Nergis Muhammedi’ye 15 Ay Daha Hapis Cezası

İran Devrim Mahkemesi, Nobel Barış Ödülü sahibi Nergis Muhammedi’yi İslam Cumhuriyeti’ne karşı kara propaganda yaptığı iddiasıyla 15 ay daha hapis cezasına çarptırdı:

Haber Merkezi / “15 ay hapis, iki yıl Tahran ve komşu iller dışına sürgün, iki yıl seyahat yasağı, iki yıl sosyal – siyasi gruplara katılma yasağı, ve iki yıl akıllı telefon kullanma yasağı.”

Hayatının son yirmi yılında birçok kez hapis cezası alan Nergis Muhammedi‘nin ailesi, cezanın 19 Aralık’ta verildiğini ve Muhammedi‘nin duruşmalara özellikle katılmamayı tercih ettiğini açıkladı.

Nergis Muhammedi, şu anda Tahran’da yer alan Evin Hapishanesi’nde iktidara karşı propaganda yapmak, hapishanede itaatsizlik ve yetkililere hakaret etmek suçlarından verilen 30 ay hapis cezasını çekiyor.

1972 doğumlu Nergis Safiye Muhammedi, insan hakları aktivisti ve gazeteci. Nobel Barış Ödülü sahibi Şirin Ebadi’nin başkanlığını yaptığı İnsan Hakları Savunucuları Merkezi’nin başkan yardımcısı.

Kendisi İran’da başörtüsüne karşı kitlesel feminist sivil itaatsizliğin sesli bir savunucusu ve 2023’te hazırlanan başörtüsü ve iffet programının sesli bir eleştirmeni.

Mayıs 2016’da Tahran’da “ölüm cezasının kaldırılması için kampanya yürüten bir insan hakları hareketi” kurmak ve yürütmek suçundan 16 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 2020’de serbest bırakıldı, ancak 2021’de hapishaneye geri gönderildi ve o zamandan beri tutuklu kadınlara yönelik tacize ilişkin raporlar verdi.

Ekim 2023’te hapishanedeyken, “İran’da kadınlara yönelik baskıya karşı ve herkes için insan hakları ve özgürlüğü destekleme mücadelesi nedeniyle” 2023 Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü. İran Dışişleri Bakanlığı Muhammedi’ye ödül verilmesi kararını kınadı.

Nergis Safiye Muhammedi, ayrıca, Alexander Langer Ödülü (2009) ve Andrei Sakharov Ödülü’ne de (2018) layık görüldü.

Paylaşın

İran’da Bir Kadına 74 Kırbaç Cezası: Başı Açık Fotoğraf Çektirdi

İran’ın başkenti Tahran’da yaşayan 33 yaşındaki Kürt aktivist Roya Heshmati, zorunlu başörtüsü olmadan fotoğraf çektirdiği için 74 kez kırbaçlandı. Norveçli sivil toplum kuruluşu “Hengaw”, cezanın 3 Ocak’ta Tahran’ın 7. bölgesindeki savcılıkta infaz edildiğini açıkladı.

Kırbaç işkencesi sırasında baş örtüsü düştüğü için yeni bir ceza ile tehdit edilen Heshmati, sırasında Jîna Mahsa Amini eylemlerinin simgesi haline gelen “‘Jin, Jîyan, Azadî” (Kadın, Yaşam, Özgürlük) sloganı attı.

İran’da tüm kadınların, 1979 İslam Devrimi’nden kısa bir süre sonra kanunen boyunlarını ve başlarını örtmeleri zorunlu kılındı.

İran’da kıyafet kurallarının ihlali nedeniyle kırbaçlama nadir görülen bir durum ancak yetkililer, 2022 yılında Mahsa Amini’nin gözaltındayken öldürülmesinin tetiklediği protestoların ardından sert önlemler alındı.

Bianet’in aktardığına göre; Heshmati, yaşadıklarını insan hakları kuruluşu Hengaw’a yazdığı mektupta anlattı. Mektupta şunları söyledi:

“Bu sabah cezaların infazı için avukatımla iletişime geçtim ve birlikte 7. Bölge adliyesine gittik. Ancak giriş kapısında geri çevrildik ve infaz şubesine giderken başörtümü çıkardım.

Şubedeki yetkili ‘Başınızı belaya sokmamak için başörtünüzü takın’ dedi ama ben ‘Bu kırbaç için geldim, takmayacağım’ diye cevap verdim. Bir yere seslendiler, infazdan sorumlu görevli üst kata çıkıp ‘Başörtünüzü takın ve beni takip edin’ dedi. Ben ‘takmayacağım’ dedim.

‘O zaman ne yapacaksın? Seni nerede olduğunu bilecek şekilde kırbaçlayacağım ve sana yeni bir dosya açacağım, tekrar misafirimiz olman için yetmiş dört kırbaç daha atacağım’ dedi.

Yine takmadım. Aşağıya indik ve alkol içtikleri için birkaç adam daha getirildi. Görevli adam ‘Giymeyecek misin?’ diyerek otoriteyle tekrarladı ama ben yapmadım. İki peçeli kadın gelip defalarca peçemi taktı ama her seferinde başörtümü çıkardım. Arkamdan kelepçeleyip atkıyı üzerime taktılar, ben de birkaç kez peçemi açtım.

Bodruma indik; sonunda demir yataklı bir oda vardı. Yatağın her iki yanında demir kelepçeler ve ayak bileği kelepçeleri vardı ve bu tarafa biraz daha yakın bir yerde şövaleyi andıran demir bir yapıyla tutturulmuştu. Burası bir ortaçağ işkence odasıydı.

Hakim ‘Hanımefendi iyi misiniz? Bir sorununuz var mı?’ diye sordu. Sanki ben yokmuşum gibi cevap vermedim. ‘Hanımefendi, yanınızdayım’ dedi ama cevap vermedim. İnfazdan sorumlu olan adam ‘Ceketinizi getirin’ dedi. Ceketimi ve eşarbımı işkence odasının demir iskeletine astım. ‘Eşarbını tak’ dedi. Ben de ‘Yapmayacağım. Kuran’ı koltuk altına koy, sonra vur’ dedim.

Kadın gelip ‘Lütfen inat etmeyin’ dedi ve atkıyı başıma çekti. Hakim ‘Çok sert vurmayın’ dedi. Adam kararlılıkla omuzlarıma, sırtıma, kalçalarıma ve baldırlarıma vurmaya başladı. Kırbaçların sayısını unuttum ve fısıldadım: ‘Kadın adına, hayat adına: Esaret elbisesi yırtılmıştır. Esaretimizin kara gecesi şafak vakti olacak, bütün taze yaralar iyileşecek, bütün prangalar baltaya dönüşecek.’

Bitti ve dışarı çıktık. Acı çektiğimi düşünmelerine izin vermedim. Hakimin karşısına çıktık. Kapının önünde başımı açtım. Kadın ‘Lütfen şunu giyin’ dedi. Takmadım, hakim odasında yine eşarbı başıma çekti. ‘Biz de bu durumdan memnun değiliz ama bu bir cezadır ve infaz edilmesi gerekiyor’ dedi. Cevap vermedim.

‘Farklı yaşamak istiyorsan ülke dışında olabilirsin’ dedi. ‘Bu ülke herkesindir’ dedim. ‘Evet ama kanunlara saygı duymalısınız’ dedi. ‘Bırakın hukuk işini yapsın, biz direnişimizi sürdüreceğiz’ dedim. Odadan çıktık ve eşarbımı geri attım.”

Avukatı Maziar Tatai ise Heshmati’nin, önce başı açık bir fotoğrafını paylaştığı gerekçesiyle tutuklanıp telefonu ile bilgisayarına el konduğunu, sonrasında İran yargısının suçlamaları birkaç kez değiştirdiğini anlattı.

Avukat, suçlamalar arasında “rejim karşıtı propaganda yapmak”, “dini başörtüsü takmadan sokakta bulunmak”, “ahlaka zarar vermek”, “edebe aykırı içerik paylaşmak” ve “insanları yozlaşmaya teşvik etmek” olduğunu söyledi.

Heshmati’ni önce cezaevinde birkaç gün tutulduğu, sonrasında ise ceza indirimine gidildiğini belirtildi.

Zorunlu başörtüsü dayatmasının uygulanması için ülke çapında güvenlik kameraları yerleştirilirken, cezaların artırılmasını amaçlayan yeni bir yasanın da kabul edilmesi bekleniyor.

İran Ocak 2023’de belgesel yönetmeni Müjgan İlanlu’ya 9 yıl 9 ay hapis ve 74 kırbaç cezası verilmişti.

Tahran İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu toplantısında protesto amacıyla başörtüsünü sahneye atan kadın mühendis Zeynep Kazemi’ye 74 kırbaç cezası verilmişti.

Paylaşın

İran’daki Kanlı Saldırıyı IŞİD Üstlendi?

İran’da eski Devrim Muhafızları Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani”nin Kirman kentinde yer alan mezarı yakınlarında düzenlenen kanlı saldırıyı Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) üstlendi.

Haber Merkezi / Kasım Süleymani’nin, Ocak 2020’de ABD’nin Bağdat’taki saldırısında öldürülmesinin 4. yılı dolayısıyla anma töreninin yapıldığı mezarlığa giden yol üzerinde 20 dakika ara iki patlama meydana gelmişti.

İlk önce 108 olarak açıklanan can kaybı sayısı daha sonra 84’e düşürülmüştü. Saldırıda 280 civarında kişinin de yaralandığı açıklanmıştı.

Süleymani’nin 2020 yılındaki cenaze töreninde izdiham çıkmış ve binlerce kişinin katıldığı törende en az 56 kişi ölmüş, 200’den fazla kişi de yaralanmıştı.

İran’ın bölgesel askeri faaliyetlerinin mimarı olan Kasım Süleymani, İran’daki dini rejimin ulusal simgelerinden biri olarak kabul ediliyordu.

Süleymani ayrıca Suriye’de 2011’deki Arap Baharı protestolarından sonra patlak veren iç savaşta Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat’ın hükümetini güvence altına almaya yardım eden isimlerden biriydi.

Kasım Süleymani, 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgaline kadar İran içinde tanınan bir isim değildi.

Ancak Süleymani’nin popülaritesi, Amerikalı yetkililerin, Amerikan askerlerinin öldürülmesi ve yaralanmasına yol açan militanların silahlanmasına yardımcı olduğu gerekçesiyle öldürülmesi çağrısı yapması üzerine yükselmişti.

İran Devrim Muhafızları Ordusu, çarşamba günkü saldırıyı “güvensizlik yaratmayı ve ulusun İran İslam Cumhuriyeti’ne olan derin sevgi ve bağlılığına karşı intikam almayı amaçlayan korkakça bir eylem” olarak nitelendirmişti.

DMO, “saldırının failleri kararlı ve adil bir şekilde cezalandırma kararlılıklarını güçlendirdiğini” bildirmişti.

İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ve İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Muhbir, onlarca kişinin ölmesine ve yaralanmasına neden olan patlamalar için “intikam” vadinde bulunmuştu.

Paylaşın

İran’da Bombalı Saldırı: 100’den Fazla Can Kaybı

İran’da eski Devrim Muhafızları Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani”nin mezarı yakınlarında düzenlenen çifte bombalı saldırıda 100’den fazla kişinin yaşamını yitirdiği, 200’e yakın kişinin de yaralandığı açıklandı.

Haber Merkezi / Bombalı saldırıya ilişkin görüntüler ilk saldırı ile ikinci saldırı arasında yaklaşık 15 dakika sonra olduğunu gösteriyor.

İkinci patlamanın gecikmesinin militanlar tarafından genellikle olay yerine gelen acil durum personelini hedef almak ve daha fazla can kaybına yol açmak için kullanıldığı belirtiliyor.

2020 yılında ABD’nin insansız hava araçlı saldırısında öldürülen Kasım Süleymani’nin mezarı İran’ın başkenti Tahran’ın yaklaşık 820 kilometre güneydoğusundaki Kerman vilayetinde yer alıyor.

Süleymani’nin 2020 yılındaki cenaze töreninde izdiham çıkmış ve binlerce kişinin katıldığı törende en az 56 kişi ölmüş, 200’den fazla kişi de yaralanmıştı.

İran Devlet Televizyonu, patlamaların ardından ülkede Perşembe günü ulusal yas ilan edildiğini bildirdi.

İran’ın bölgesel askeri faaliyetlerinin mimarı olan Kasım Süleymani, İran’daki dini rejimin ulusal simgelerinden biri olarak kabul ediliyordu.

Süleymani ayrıca Suriye’de 2011’deki Arap Baharı protestolarından sonra patlak veren iç savaşta Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat’ın hükümetini güvence altına almaya yardım eden isimlerden biriydi.

Kasım Süleymani, 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgaline kadar İran içinde tanınan bir isim değildi.

Ancak Süleymani’nin popülaritesi, Amerikalı yetkililerin, Amerikan askerlerinin öldürülmesi ve yaralanmasına yol açan militanların silahlanmasına yardımcı olduğu gerekçesiyle öldürülmesi çağrısı yapması üzerine yükselmişti.

İran İçişleri Bakanı Ahmed Vahidi, Kirman’da düzenlenen bombalı saldırılara ilişkin, İran güvenlik güçlerinin, bu suçu işleyenlere en kısa zamanda ezici ve kararlı bir cevap vereceğini belirtti.

Saldırıyı, daha önce yapılan komploların devamı olarak değerlendiren Vahidi, Kirman’da şu an durumun güvenlik güçlerinin kontrolü altında olduğunu belirtti.

Vahidi, güvenlik güçlerinin patlamanın sorumlularına en kısa sürede “ezici ve kararlı bir cevap” vereceğini ifade etti.

Olaya ilişkin araştırmaların devam ettiğini söyleyen Vahidi, sosyal medyada paylaşılan bilgilere itibar edilmemesi gerektiğini, gerekli bilgilerin kamuoyu ile paylaşılacağını belirtti.

İranlı Bakan ayrıca, bölgedeki iletişim ağında herhangi bir sorun bulunmadığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan başsağlığı mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İran halkına başsağlığı dileklerini iletti.

Erdoğan mesajında, “İran’ın Kirman eyaletinde gerçekleştirilen menfur terör saldırılarından derin üzüntü duyduk. Saldırılarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyorum. Dost ve kardeş İran halkına başsağlığı dileklerimi iletiyorum” ifadelerini kullandı.

ABD: Saldırıya dahlimiz yok

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller, 103 kişinin öldüğü İran’da yapılan bombalı saldırılara bir dahillerinin olmadığını söyledi. Sözcü Miller, saldırılarla İsrail arasında da ilişki kurmadı.

Paylaşın

İran Devrim Muhafızları Komutanı, İsrail Saldırısında Öldü

İsrail tarafından Suriye’nin başkenti Şam yakınlarında düzenlenen bir hava saldırısında, İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan Tuğgeneral Razi Musavi, hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / Tuğgeneral Razi Musavi’nin, ABD tarafından 2020’de öldürülen Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani’nin yardımcısı olduğu belirtiliyor. İran, geçtiğimiz gülerde de Suriye’deki Devrim Muhafızları üyelerinin ikisinin ölümünden İsrail’i sorumlu tutmuştu.

İran’ın Şam Büyükelçisi Hüseyin Ekber, İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, Musavi’nin Büyükelçilik’te diplomat olarak görev yaptığını ve işten eve döndükten sonra İsrail füzeleriyle vurulduğunu söyledi.

Musavi’nin öldürülmesi, İran devlet destekli ajanslar tarafından kamuoyuna ‘son dakika gelişmesi’ olarak duyuruldu.

İran resmi devlet ajansı İRNA haberinde, “Devrim Muhafızları’nın Suriye’deki en deneyimli danışmanlarından biri olan General Razi Musavi, birkaç saat önce Siyonist rejimin Şam’ın güneyindeki Seyyide Zeynep bölgesine düzenlediği saldırıda öldürüldü” ifadelerine yer verdi.

İran devlet televizyonu da normal haber yayınını keserek Razi Musavi’nin öldürüldüğünü duyurdu ve Musavi’yi Devrim Muhafızları’nın Suriye’deki en eski danışmanlarından biri olarak tanımladı.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Musavi’nin suikast sonucu öldürülmesinin İsrail’in zayıflığının bir göstergesi olduğunu söyledi. İran medyası, Reisi’nin “Bu saldırı, Siyonist rejimin bölgedeki umutsuzluğu ve zayıflığının göstergesi; bunun bedelini mutlaka ödeyecekler” dediğini bildirdi.

İran Devrim Muhafızları’nın açıklamasında da, İsrail’in tuğgeneral rütbesi sahibi Musavi’yi öldürmenin bedelini ödeyeceği kaydedildi. Devrim Muhafızları, devlet televizyonunda okunan açıklamada, “Hiç şüphesiz, gaspçı ve acımasız Siyonist rejim bu suçun bedelini ödeyecek” ifadesini kullandı.

Axios haber sitesi, İsrailli bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, İsrail ordusunun, Tahran’ın saldırıya vereceği olası bir cevaba hazırlandığını duyurdu. Ancak İsrail, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerde gerçekleştirdiği İran’la bağlantılı saldırılara ilişkin herhangi bir değerlendirme yapmıyor.

İran, Suriye’de hükümeti desteklemek amacıyla Irak, Afganistan ve Pakistan’da binlerce Şii milisi eğitmeleri ve örgütlemeleri için yüzlerce Devrim Muhafızı’nı “danışman” gönderiyor. Lübnan Hizbullahı da Suriye’deki İranlı ordu komutanlarıyla yakın işbirliği yapıyor.

Paylaşın

İran, Yasaklara Uymayan Kadınları ‘Mobil Mahkemelerde’ Yargılamaya Hazırlanıyor

İran İslam Cumhuriyeti, yasaklara uymayan kadınları anında yargılayıp derhal cezaevine göndermek için, “kamusal alanlarda kuracağı mobil mahkemelerde” yargılama hazırlıkları yapıyor.

Okullarda da kadın öğrenciler, Eğitim Bakanlığı’nın yaptırımlarına maruz kalabilecek, sanal medyada tesettürsüz görsel içerikleri paylaşan “ünlüler” de 10 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanabilecek.

İran İçişleri Bakanı Ahmet Vahidi, “İffet Yasası” Meclis gündemine gelmezden aylar önce kamusal alanda başlarını örtmeyen kadınları baskılayacak bir dizi yönetmeliğe de onay verdi. Bu yönetmelikler İran Devrim Muhafızları, istihbarat birimleri, polis ve askere yeni yetkiler tanıyor.

İran İslam Cumhuriyeti, tesettür emirlerine boyun eğmeyen kadınlar için seyyar düzmece mahkeme uygulamasına geçiyor. Buna göre, alışveriş merkezleri ve benzeri kamusal alanlarda başörtüsü takma kuralına aykırı davranan kadınları anında yargılayıp derhal cezaevine göndermek üzere “mobil mahkemeler” kurulabilecek.

Mezopotamya Ajansı’nın BBC Farsî’nin eriştiği  “gizli belgeler”den aktardığına göre, kadınların “kamusal alanlardaki mobil mahkemelerde” yargılanması hazırlıkları yapılıyor.

Nisan ve Mayıs 2023 tarihli belgelerde, İran yargısının kıyafet kurallarına uymayan kadınlar için alışveriş merkezleri gibi kamusal alanlarda “mobil mahkemeler” kurabileceğinden söz ediliyor.  Okullarda da kadın öğrenciler, Eğitim Bakanlığı’nın yaptırımlarına maruz kalabilecek, sanal medyada tesettürsüz görsel içerikleri paylaşan “ünlüler” de 10 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanabilecek.

İran İslam Cumhuriyeti’nden konuyla ilgili bir yorum gelmezken, belgelerin bazılarını yayımlayan bir İran gazetesine karşı “çok gizli belgeleri açıklama” suçlamasıyla soruşturma açıldı. Gizli belgelerde sözü geçen düzenlemelerden bazıları “Tesettür ve İffet Yasası’na” dahil edilmek üzere. İran yasama organı İslamî Şûra Meclisi’nce Eylül’de onaylanan bu hükümler halen İran Anayasa Koruma Komitesi’nin onayını bekliyor. Komite yasayı kabul eder etmez yeni kurallar uygulamaya girecek.

Medyaya sızan belgelere göre İran İçişleri Bakanı Ahmet Vahidi, “İffet Yasası” Meclis gündemine gelmezden aylar önce kamusal alanda başlarını örtmeyen kadınları baskılayacak bir dizi yönetmeliğe de onay verdi. Bu yönetmelikler İran Devrim Muhafızları, istihbarat birimleri, polis ve askere yeni yetkiler tanıyor.

Buna göre: Polis, Eğitim Bakanlığı’nın gerekli yaptırımları uygulayabilmesi için başlarını açan kadın öğrencileri belgeleyecek.

Sanal medyada başlarını örtmeyen veya başörtüsü kullanmamaya teşvik eden ünlüler ve influencerlar “yozlaşmaya teşvikten” 10 yıla kadar hapis cezası alabilecek. Yetkililer bu kişilerin evlerine girerek, elektronik cihazlarına el koyabilecek.

Başörtüsü kurallarına uymayan işyerleri, yetkililer tarafından mühürlenebilecek veya kapatılabilecek. İşyerlerinin başörtüsü kurallarına uymayan kadın müşterilerine hizmet vermemesi, işyerini terk etmeye zorlaması veya kolluk kuvvetlerini çağırması bekleniyor.

Özellikle okullar ve üniversitelerin yakınlarında bulunan ve geçen yılki protestolarda oynadıkları roller yüzünden “günah yuvası” olarak görülen kafeler kapatılacak.

Başörtüsü takmamaya direnen kadınlara “yozlaşmaya teşvik” suçlaması yöneltilebilecek.

Saçı açık kadınları taşıyan motosikletlerin tespit edilebilmesi için ulusal bir motosiklet plaka veri merkezi kurulacak.

İşyerlerinde kadın çalışanların saçlarını açmasına izin veren şirketler tespit edilecek.

Bu belgelerde yer alan uygulamalardan kafelerin kapatılması ve saçı açık kadınları taşıyan araçların tespit edilmesi gibi önlemler çoktan uygulamaya geçti. Belgelere göre, emniyet müdürlüklerinden “başlarını örtmeyen kadınları tespit etme ve uyarma” görevi için yeterince insan kaynağı tahsis etmeleri istendi.

Paylaşın

“İsrail, Gazze’de Günde 15 Tank Kaybediyor” İddiası

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında 45. gün geride kalırken İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu komutanı Hüseyin Selâmi, İsrail’in Gazze’de her gün en az 15 tank ve çok sayıda zırhlı araç kaybettiğini iddia etti.

Haber Merkezi / Hüseyin Selâmi, İsrail’in Filistin direniş güçlerinin yıpratma ve saldırılarına maruz kaldğını ve İsrail2in her gün çok sayıda askerini kaybettiğini sözlerine ekledi. İsrail’in ahlak testinde de başarısız olduğunu kaydeden Hüseyin Selâmi, bu savaşta Filistinlilerin galip geleceğini öne sürdü.

Gazze’de can kaybı 13 bini aştı

Öte yandan Gazze’de İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybedenlerin sayısı 13 bini aştı. Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, hayatını kaybedenlerden 5 bin 500’ünün çocuk, 3 bin 500’ünün kadın olduğunu belirtti.

Bakanlık, 30 binden fazla yaralının olduğu, yaralıların yüzde 75’inin kadınlar ve çocuklar oluşturduğunu vurguladı. Bakanlık ayrıca, 6.000’den fazla kişinin de kayıp olduğu bildirildi.

Birleşmiş Milletler İnsani  Yardım Ofisi (OCHA), Gazze’deki mevcut insani durumu belirten kısa bir rapor yayınladı. OCHA, Gazze’deki tüm konutların en az yüzde 45’inin yıkıldığını veya hasar gördüğünü açıkladı.

Ateşkes çalışmaları

Katar Dışişleri Bakanı Al Sani, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile başkent Doha’da basın toplantısı düzenledi. AB yetkilisi Borrell ile Gazze’de ateşkesin sağlanmasını ele aldıklarını belirten Al Sani, görüşmede ayrıca “Gazze’de gerçekleşen soykırım, aç bırakma ve zorla yerinden etme” gibi uygulamaları da görüştüklerini söyledi.

Savaşın durmasının yardımların girişi için insani koridorların açılmasının önemine işaret eden Al Sani, “Önceliklerimizin başında, derhal ateşkes, Gazze Şeridi’ne yönelik tüm intikam ve ayrım gözetmeyen saldırılar, soykırım, açlık ve zorla yerinden etme uygulamalarının sona ermesi ve Gazze’ye uzun yıllardır uygulanan haksız kuşatmanın son bulmasıdır.” dedi.

Hamas ile İsrail arasındaki esir takasının yakında olacağına işaret eden Al Sani, “Hamas ile İsrail arasında bir esir takası için önümüzde sadece küçük zorluklar kaldı.” diye konuştu.

Al Sani, Gazze’ye uygulanan ablukanın kırılması ve burada tutulan İsrailli rehineler konusunu da ele aldıklarını aktararak, uluslararası topluma İsrail’in Gazze’de işlediği katliamlara karşı bir duruş sergileme çağrısı yaptı.

İsrail ordusunun abluka altında tuttuğu Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarını yaklaşık bir buçuk aydır sürdürdüğünü vurgulayan Al Sani, uluslararası toplumun durdurmaktan aciz kaldığı söz konusu saldırıların Gazze’de yol açtığı insani, ahlaki ve hukuki felaketin büyümeye devam ettiğine dikkati çekti.

Filistin Yönetimi, Suudi Arabistan, Mısır, Endonezya ve Ürdün dışişleri bakanlarından oluşan bir heyeti Pekin’de ağırlayan Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, “Orta Doğu’da barışı mümkün olan en kısa sürede yeniden tesis etmek için birlikte çalışalım. Uluslararası toplum acilen harekete geçmeli ve bu trajedinin yayılmasını önlemek için etkili tedbirler almalı” dedi.

Pekin’in “Arap ve Müslüman ülkelerin iyi bir dostu ve kardeşi” olduğunu belirten Yi, aralarında İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri’nin de bulunduğu delegelere “Gazze’de insani bir felaket yaşanıyor. Gazze’deki durum dünyadaki tüm ülkeleri etkilemekte, insanlığın doğru ve yanlış anlayışını sorgulamaktadır” diye konuştu.

Yi, “Arap ve Müslüman ülkelerin meşru haklarını ve çıkarlarını her zaman kararlılıkla savunduk ve Filistin halkının meşru ulusal haklarını ve çıkarlarını geri kazanma çabalarını her zaman kararlılıkla destekledik. Çin bu ihtilafta adalet ve hakkaniyetin yanında yer almaktadır.” ifadelerini kullandı.

Paylaşın