Futbolda Transfer Rekoru Kırıldı

2024 yılı yaz transfer döneminde, dünya genelinde uluslararası transferler, bir önceki yıla göre yüzde 4,8 artarak 11 bin kişiye ulaştı. Kulüpler, bu transferlere 6,4 milyar dolardan fazla para harcadı.

Transfer sayısında İngiltere kulüpleri 526 ile ilk sırada yer alırken, onu Brezilya ve Portekiz kulüpleri takip ediyor.

Kadın profesyonel futbolunda yaz transfer döneminde uluslararası transfer ücretlerine harcanan para ise, geçen yıla göre iki kattan fazla artarak 6,8 milyon dolara çıktı.

Futbolda kulüplerin transfer çılgınlığı yaz aylarında da devam etti. Yaz transfer döneminde dünya genelinde rekor sayıda oyuncu bir başka ülkenin yolunu tuttu.

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) tarafından açıklanan verilere göre, söz konusu dönemde yarısından fazlası bonservis bedelsiz olmak üzere 11 bin uluslararası transfer gerçekleşti. Bu dönemde toplam 6,4 milyar dolar bonservis ücreti ödendi.

FIFA verileri, gerçekleşen uluslararası transfer sayısının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,8 arttığını ortaya koydu.

Toplam bonservis ücretiyse geçen yılki rekor meblağ sonrası harcanan en yüksek miktar oldu. Bu yılın Haziran-Eylül arasındaki transfer döneminde, 2023’ün aynı dönemine kıyasla yüzde 13,06 daha az bonservis ücreti ödendi. Söz konusu dönemde 10 bin 490 oyuncu toplam 7,4 milyar dolar bonservis ücretiyle ülke değiştirmişti.

FIFA’nın açıkladığı veriler, aynı ülke içinde gerçekleşen transferleri kapsamıyor. Açıklanan miktarın içinde bonservis bedeli ödenmeden yapılan transferler de yer almıyor. Bu kapsamdaki transferlerin en çarpıcısını geçen yaz Fransız yıldız Kylian Mbappe gerçekleştirdi.

Fransız kulübü Paris Saint-Germain’deki sözleşmesi sona eren Mbappe, İspanyol devi Real Madrid’e bonservis ücreti ödenmeksizin transfer oldu. Ancak Real Madrid’in Mbappe’ye 110 milyon dolarla 165 milyon dolar arasında bir imza parası verdiği bildirildi.

FIFA, toplam 11 bin uluslararası transferin yaklaşık 6 bin 300’ünde futbolcuların bonservis bedeli ödenmeden kulüp değiştirdiğini belirtti.

En yüksek bonservis ücreti ödenen futbolcular ise yaklaşık 83 milyon dolara Manchester City’den Atletico Madrid’e geçen Arjantinli Julián Alvarez ve Lille’den 69 milyon dolara Manchester United’a transfer olan Fransız Leny Yoro oldu.

Toplam bonservis ücretinin 5,58 milyar doları Avrupa’da ödendi. Avrupa’da ise İngiliz kulüpleri başı çekti. Fenerbahçe’den Ferdi Kadıoğlu’nu da kadrosuna katan Brighton & Hove Albion, Bournemouth ya da Premier Lig’e yeni yükselen Ipswich Town gibi daha mütevazı kulüpler dahi yurt dışı transferine 100 milyon doların üzerinde para harcadı.

İngiliz ekipleri yurt dışından oyuncu transferine 1,69 milyar dolar harcarken 1,25 milyar dolar da bonservis geliri elde etti.

İngiltere’yi 825 milyon dolar harcamayla İtalya takip etti. Bu ülkeyi 697 milyon dolarla Fransa, 599 milyon dolarla İspanya ve 572 milyon dolarla Almanya izledi.

Geçen yılın aynı döneminde 875 milyon dolar bonservis ücreti ödeyen Suudi Arabistan kulüpleriyse bu harcamalarını yarıya düşürdü. Suudi kulüpleri, 2024 yaz transfer döneminde toplam 431 milyon dolar bonservis ücreti ödedi. Suudi Arabistan’da transfer sezonu Ekim’de kapanacak.

İtalyan kulüpleri, bonservis gelirinin neredeyse iki katı kadar harcama yaptı. Fransız kulüpleriyse harcadığından fazla bonservis geliri elde etti. Bonservis geliri bakımından İtalyan kulüpleri 425 milyon dolar, Fransız ekipleriyse 756 milyon dolar kazandı.

Yurt dışı transferinde toplam 110 milyon dolar bonservis ücreti ödeyen Belçika kulüplerinin futbolcu satışından 412 milyon dolar kazanması dikkat çekti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Türkiye’deki Gıda Enflasyonu 45 Afrika Ülkesinin 43’ünden Daha Yüksek

Türkiye’deki gıda enflasyonu 45 Afrika ülkesinin 43’ünden daha yüksek. Güney Sudan ve Zimbabve hariç Türkiye’ye en yakın gıda enflasyonu yüzde 41,9 ile Malavi’de bulunuyor.

Haber Merkezi / Türkiye gıda enflasyonu bakımından Kuzey ve Güney Amerika’da Arjantin hariç bütün ülkeleri geride bıraktı. İç sıkıntıları devam eden ambargo altındaki Venezuela’da gıda enflasyonu yüzde 41,4 olurken, Kolombiya’da 5,2, Brezilya’da 4,1 oldu.

Asya ülkeleri arasında Türkiye gıda enflasyonu bakımından en kötü durumdaki ülke. Pakistan’da gıda enflasyonu yüzde 2,4, Azerbaycan’da -0,6, Gürcistan’da -0,2 olarak kaydedildi.

Tüm dünyada Türkiye gıda enflasyonunun en yüksek olduğu 4’üncü ülke. Filistin’de gıda enflasyonu yüzde 30,8 olurken, savaş halindeki Rusya’da 9,8, Ukrayna’da -0,1 olarak gerçekleşti.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Dr. Buğra Gökce, sosyal medya hesabı üzerinden, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı ağustos ayı enflasyon verilerini değerlendirdi.

Paylaşımına, “Mutfakta yangın büyüyor: Gıda enflasyonu açısından OECD üyeleri arasında en kötü durumdaki ülkeyiz” notunu düşen Buğra Gökce, şu ifadeleri kullandı: “Mutfakta yangın büyüyor: Gıda enflasyonu açısından OECD üyeleri arasında en kötü durumdaki ülkeyiz!

TÜİK verilerine göre Türkiye’de gıda enflasyonu yüzde 44,88 olarak açıklandı. AB ülkelerinde gıda enflasyonu ortalama yüzde 1,6 olurken, Türkiye hariç OECD ülkelerinde gıda enflasyonu ortalama yüzde 1,9.

OECD ülkeleri arasında Türkiye’den sonra en yüksek gıda enflasyonu yüzde 7,7 ile Meksika’da. Türkiye ile Meksika arasında yaklaşık 6 kat fark var.

Türkiye’de 2017 Ocak ayında 339 olan gıda endeksi 2024 Ağustos ayında yaklaşık 10 kat artış göstererek 3.374’e çıktı. Aynı dönemde dünyada gıda endeksi 98’den sadece 120’ye ulaştı.

Tüm dünyada Türkiye gıda enflasyonunun en yüksek olduğu 4’üncü ülke. Filistin’de gıda enflasyonu yüzde 30,8 olurken, savaş halindeki Rusya’da 9,8, Ukrayna’da -0,1 olarak gerçekleşti.

Asya ülkeleri arasında Türkiye gıda enflasyonu bakımından en kötü durumdaki ülke. Pakistan’da gıda enflasyonu yüzde 2,4, komşumuz Azerbaycan’da -0,6, Gürcistan’da -0,2 olarak kaydedildi.

Türkiye’deki gıda enflasyonu 45 Afrika ülkesinin 43’ünden daha yüksek. Güney Sudan ve Zimbabve hariç Türkiye’ye en yakın gıda enflasyonu yüzde 41,9 ile Malavi’de bulunuyor.

Türkiye gıda enflasyonu bakımından Kuzey ve Güney Amerika’da Arjantin hariç bütün ülkeleri geride bıraktı. İç sıkıntıları devam eden ambargo altındaki Venezuela’da gıda enflasyonu yüzde 41,4 olurken, Kolombiya’da 5,2, Brezilya’da 4,1 oldu.

Son söz: Kamu yönetiminde yapılan hataların bedelini 85 milyon ödüyor. Eğitim öğretim dönemi açılırken, Türkiye’de her 5 çocuktan biri yeterli beslenemiyor. Yönetimde katılımcılık, şeffaflık, hukuka saygı, liyakat, akıl, bilim olursa sorunlar çözülüyor.”

Paylaşın

Erdoğan BRICS Zirvesine Katılacak Mı? Çin’den Türkiye’ye Destek

Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuriy Uşakov, Erdoğan’ın Rus tarafının Tataristan Cumhuriyeti’nin Kazan kentindeki BRICS Zirvesi’ne katılma davetini kabul ettiğini belirtti. 

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning ise, “Çin, diğer BRICS üyesi ülkelerle birlikte BRICS’in açıklık, kapsayıcılık ve kazan-kazan işbirliği ruhunu sürdürmeye ve benzer düşünen daha fazla ortağın BRICS işbirliğine katılımını desteklemeye hazır” dedi.

Türkiye’nin BRICS’e üyelik başvurusunda bulunduğuna dair iddialar gündemdeki yerini korurken Kremlin’den yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya’daki BRICS zirvesine katılmayı kabul etti. Dönem başkanı Rusya’nın ev sahipliğindeki 16. BRICS Zirvesi, 22-24 Ekim tarihlerinde Kazan’da yapılacak.

Rusya Devlet Başkan Yardımcısı Yuriy Uşakov, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rus tarafının Tataristan Cumhuriyeti’nin Kazan kentindeki BRICS Zirvesi’ne katılma davetini kabul ettiğini belirtti. Uşakov, “Teklif Türk tarafına iletildi ve Erdoğan kabul etti” dedi.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Türkiye’nin BRICS’e üyelik için başvurduğuna dair basında çıkan iddiaları değerlendirdi. Ning, “Çin, diğer BRICS üyesi ülkelerle birlikte BRICS’in açıklık, kapsayıcılık ve kazan-kazan işbirliği ruhunu sürdürmeye ve benzer düşünen daha fazla ortağın BRICS işbirliğine katılımını desteklemeye hazır” ifadesini kullandı.

Mao Ning, “BRICS, biçimlenmekte olan piyasalara sahip ülkeler ve kalkınmakta olan ülkeler arasındaki işbirliği için önemli bir platform” diye ekledi.

ABD basınında Türkiye’nin BRICS’e katılmak için üyelik başvurusu yaptığı iddiası yer almıştı. İddianın Türkiye’yle yakın ilişkilere sahip Rusya’nın BRICS dönem başkanlığı sırasında gündeme gelmesi dikkat çekti.

Erdoğan, 2018 yılında Güney Afrika’da düzenlenen 10. BRICS Zirvesi’ne ‘davetli lider’ olarak katılmıştı. Zirvede BRICS liderleriyle aile fotoğrafı çekiminde yer alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra zirve kapsamındaki BRICS Outreach Çalışma Toplantısı’na katılmıştı.

BRICS, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika ekonomilerini kastetmek için kullanılıyor. 2011 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti’nin birliğe katılmasına kadar orijinal dört üye BRIC (ya da İngilizce “the BRICs”) olarak adlandırılmıştı.

Aynı yıl Çin’in Sanya kentinde düzenlenen zirveye Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma’nın da katılımı ile BRIC grubu adını BRICS olarak değiştirdi. BRICS ülkeleri, bulundukları bölgelerin bölgesel ilişkileri üzerindeki önemli nüfuz potansiyeliyle tanınırlar ve beş ülkenin hepsi G20 üyesidir.

30 ülkenin daha katılmaya hazır olduğu BRICS, küresel ekonomide önemli konuma sahip ve dünya düzeninde alternatif birlik olma yolunda ilerliyor. Ekonomi ağırlıklı BRICS, gelişmekte olan ve ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin hakimiyetine direnç gösteren devletlere uluslararası konularda daha fazla temsil ve söz hakkının verilmesi hedefini de güdüyor.

BRICS, Batı’nın hâkim olduğu kurumlara, özellikle Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi kuruluşlara alternatif olarak kendini konumlandırıyor. BRICS üyeliği, Türkiye’ye bu kuruluşlar aracılığıyla finansmana erişimini, siyasi ve ticari ilişkilerini genişletme fırsatları sunabilir.

Paylaşın

Sizin Felaket Endeksiniz Nedir?

Felaketleştirme, belirli koşullar altında, bir şeyi olumsuz olarak derecelendirme veya yargılama niyetiyle belirli sözcükleri düşünerek veya söyleyerek gerçekleştirilen bir edimsel (dilbilimsel) eylemdir.

Örneğin, ” Eşim beni terk ettiği için hayatım bitti” diye düşündüğünüzde veya söylediğinizde, eşinizin sizi terk etmesiyle ilgili felaketleştirme yaparsınız.

Felaketleştirme eylemi duygusal olarak etkilidir veya etkili olma eğilimindedir. Yani, olumsuz duygularla üretilebilir veya yoğunlaştırılabilir.

Örneğe dönecek olursak, “Eşim beni terk ettiği için hayatım bitti” ifadesi, eşinizin sizi terk ettiğine dair içsel (bedensel) olumsuz duygular üretir veya yoğunlaştırır. Bu nedenle eylem, duygunun dinamik sürecinin bir parçası olabilir.

Genellikle, felaketleştirme bir çıkarımsal çıkarımlar zinciri içinde gerçekleşir. Örneğe dönecek olursak, “Eşim beni terk ettiğinden beri hayatım bitti; bu nedenle yaşamaya devam edemiyorum.” Bu nedenle eylem, daha fazla kendini yok edici dilsel eyleme (varolmaya devam etme kapasitesini reddetme) yol açabilir ve potansiyel olarak kişinin hayatına son verme kararıyla sonuçlanabilir.

Depresyon durumunda, felaketleştirme edimsel eyleminin hedefi, yukarıdaki örnekte olduğu gibi, gerçekleşmiş veya gerçekleşme sürecinde olan bir şeydir; bir ilişkinin bozulması.

Kaygı durumunda, olası bir gelecekteki olaydır; örneğin, işini kaybetme olasılığı. Öfke durumunda, hedef, başkasının bir eylemidir; örneğin, çirkin bir söz veya güvenin suistimali. Suçluluk durumunda, kişinin kendi algıladığı ahlaki ihlaldir; örneğin, bir arkadaşına yalan söylemiş olması.

Felaketleştirmenin göreceliliği

“Felaketleştirme” terimi başka bir şey ima etse de, felaket yargısı “her şey ya da hiçbir şey”den ziyade görecelidir. Bu nedenle, işinizi kaybetme olasılığı hakkında az ya da çok felaketleştirebilirsiniz . Oluşan duyguların yoğunluğu, buna karşılık, böyle bir kaybı ne kadar olumsuz yargıladığınızla pozitif olarak ilişkili olacaktır.

Örneğin, ayrılığınızı “başınıza gelebilecek en kötü şey” olarak algılayabilirsiniz, bu da son derece yoğun, depresif bir duyguyu takip eder. Öte yandan, sınavda başarısız olmayı korkunç bir şey olarak algılayabilirsiniz, ancak başınıza gelebilecek en kötü şey değildir, bu da daha az yoğun bir duyguyu takip eder.

“Berbat” ve “korkunç” gibi kelimler felaketleştirmenin dilsel performatifleri olarak kullanılabilirken, niceliksel olarak belirsizdir; yani, felaketleştirme eğiliminiz varsa bunu tam olarak belirtmek için uygun olmama eğilimindedirler.

Bu, şeyler hakkında felaketleştirme eğiliminiz üzerinde çalışırken ilerlemenizin değerlendirilmesi için sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle, felaketleştirme eğiliminiz varsa bunu nasıl ölçeceğinize dair daha iyi bir anlayışa ihtiyaç vardır.

Felaket ölçme:

0 ile 10 arasında değişen “olumsuz değerler” ölçeğini düşünün; burada 10 “olası en kötü şey”dir. Söz konusu kötü olayı hayal edin ve bu olay hakkında felaket senaryoları yazarken yaşadığınız duygunun yoğunluğunu hissedin.

Söz konusu olayın 10 puanlık olumsuz değer ölçeğinde ne kadar kötü hissettirdiğini derecelendirin. (Örneğin, “Bu sınavda başarısız olmak beni çok büyük kaybeden hissettiriyor. Kötü ölçekte 10 veriyorum!”).

Söz konusu olayın ne kadar kötü olduğunu rasyonel bir şekilde değerlendirmeye odaklanın. (“Bir sonraki sınavda daha iyisini yapmaya çalışabileceğimi biliyorum, bundan daha kötü birçok şey var. Kötülük ölçeğinde 2 veriyorum.”)

(3) ve (4) adımlarından toplanan verilere dayanarak, felaketleştirme endeksini kontrol edebilirsiniz; örneğin, sınavda başarısız olmanın sonucunu, yani 10 puanlık derecelendirme ölçeğinde 8 puanı (10 – 2 = 8) ne kadar felaketleştirdiğini tam olarak ölçebilir.

Bu şekilde, bir şey hakkında felaketleştirme eğiliminizi aşmak için çalışırken, ilerlemenizi periyodik olarak kontrol edebilirsiniz. “Geçen sefer, felaketleştirme endeksim 8’di; şimdi 4’teyim.”

(3) ve (4) adımlar ayrıca duygusal olarak deneyimlediğiniz şey ile entelektüel olarak takdir ettiğiniz şey arasındaki bilişsel uyumsuzluğu da vurgulayabilir. Buradaki önemli nokta, bu adımları karıştırmamaya dikkat etmeniz.

Birçok duygusal rahatsızlık felaketleştirmeyi içerir. Ancak, olağan işleyiş biçimi, felaket düşüncesini tanımlamak için “korkunç”, “dehşet verici” ve “berbat” gibi terimler gibi felaket ifade eden kelimeler aramaktır. Ancak, bu terimler veya ilgili olanlar niceliksel olarak belirsizdir ve felaketleştirme eyleminde bile kullanılmayabilir.

Buna karşılık, burada önerilen metodoloji, felaketleştirme derecenizi niceliksel olarak kendi kendinize değerlendirmenize olanak tanıyabilir ve bu da daha sonra bu kendini yok eden bilişsel çarpıtmanın üstesinden gelmedeki ilerlemenizi izlemenize olanak tanıyabilir.

Bilişsel bir yaklaşım benimseyen terapistler için, danışanlarında felaketleştirmeyi azaltma müdahalelerinin işe yarayıp yaramadığını veya müdahalelerini değiştirmeleri veya iyileştirmeleri gerekip gerekmediğini ölçmenin bir yolunu sağlayabilir.

Gerçekten de, bu metodolojinin uygulanması nispeten hızlı ve kolay olduğundan, terapi seanslarına sorunsuz bir şekilde entegre edilebilir ve yararlı geri bildirimler sağlayabilir.

Paylaşın

Asgari Ücret Sekiz Ayda 5 bin 500 Lira Eridi

Enflasyon, ağustosta aylık bazda yüzde 2,47 olurken yıllık bazda yüzde 51,97 olarak gerçekleşti. 2024 Ocak’ta 17 bin 2 TL olan asgari ücret böylece 8 ayda 5 bin 430 lira 31 kuruş eridi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 2,47, bir önceki yılın Aralık ayına göre ise yüzde 31,94 arttı. TÜFE’deki artış bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 51,97 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 64,91 olarak gerçekleşti.

TÜİK’in verilerine göre bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 28,96 ile ulaştırma oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 120,81 ile eğitim olarak kaydedildi.

Ana harcama grupları itibarıyla Ağustos ayında bir önceki aya göre azalan ana grup yüzde 1,10 ile gıda ve alkolsüz içecekler oldu. Buna karşılık, Ağustos ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 11,34 ile eğitim olarak belirlendi.

TÜİK’in enflasyon verilerini yayımlaması öncesinde Bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) Ağustos ayı enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre, günlük fiyat değişimlerinden elde edilen ENAGrup Fiyat Endeksi (E-TÜFE) aylık bazda yüzde 3,47 arttı. ENAG, yıllık enflasyonu yüzde 90,35olarak hesapladı.

2024’ün başından bu yana maaşların 3’te 1’i eridi

Çalışanlar bu yıl da yüksek enflasyon nedeni ile asgari ücrete ara zam yapılmasını beklerken bu kez 2024 yılında ara zam yapılmadı. Ara zam yapılmayan asgari ücretlilerin yılbaşından bu yana maaşlarının ne kadar eridiği de belli oldu.

Cumhuriyet’ten Savaşkan İskefli’nin haberine göre; 2024 yılında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) belirlemelerine göre şöyle oldu:

2024 Ocak – %6.7
2024 Şubat – %4.53
2024 Mart – %3.16
2024 Nisan – %3.18
2024 Mayıs – %3.37
2024 Haziran – %1.64
2024 Temmuz – %3.23
2024 Ağustos – %2.47

TÜİK’in açıkladığı Tüketici Fiyat Endeksi’ne göre yılın ilk 6 ayında ara zam almayan çalışanların maaşı yüzde 24,73 erirken ilk 8 ayda ise bu oran yüde 31.93 oldu.

2024 Ocak’ta 17 bin 2 TL olan asgari ücret böylece 8 ayda 5 bin 430 lira 31 kuruş eridi.

Paylaşın

IŞİD Liderlerinden “Halid Ahmed El Dandal” Yakalandı

IŞİD’in liderler kadrosunda yer alan Halid Ahmed El Dandal’ın yakalandığı açıklandı. El Dandal’ın Suriye’deki Rakka Gözaltı Tesisi’nden kaçtıktan sonra IŞİD savaşçılarına yardım ettiğinin değerlendirildiği belirtildi.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile birlikte düzenlenen operasyonda Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) liderlerinden Halid Ahmed El Dandal’ın yakalandığını açıkladı.

ABD’nin Ortadoğu’daki birliklerinden sorumlu olan CENTCOM sosyal medya platform X’ten paylaştığı açıklamada, yakalanan IŞİD liderinin Suriye’deki Rakka Gözaltı Tesisi’nden kaçtıktan sonra IŞİD savaşçılarına yardım ettiğinin değerlendirildiğini belirtti.

Açıklamaya göre IŞİD lideri, 1 Eylül sabahı erken saatlerde CENTCOM güçleri ve bünyesinde YPG’yi de barındıran Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile birlikte düzenlenen operasyonda yakalandı.

CENTCOM’un açıklamasında 29 Ağustos’ta ikisi Rus, ikisi Afgan ve biri Libyalı olmak üzere gözaltında olan beş IŞİD savaşçısının Rakka Gözaltı Tesisi’nden kaçtığı belirtildi. Açıklamaya göre bunların ikisi Suriye Demokratik Güçleri tarafından yakalandı. Diğer üç firari IŞİD’linin yakalanmasına yönelik çabaların ise devam ettiği belirtildi.

“IŞİD’in ana hedefi gözaltında tutulan savaşçıların serbest kalmasını ve IŞİD’in yeniden canlanmasını sağlamak. CENTCOM güçleri SDG ile eşgüdüm içinde gelecekte olası firar tehditlerinin etkisini azaltmaya ve IŞİD’in kalıcı şekilde yenilgiye uğratılmasını sağlamaya devam edecek” denildi.

CENTCOM’a göre Suriye’de 9 binden fazla IŞİD’li kontrolü SDG tarafından sağlanan 20’yi aşkın gözaltı tesisinde kalıyor. CENTCOM Komutanı Orgeneral Erik Kurilla, IŞİD savaşçılarının kaçması halinde bunun hem bölge hem de bölge ötesinde büyük bir tehlike yaratacağını vurguladı.

Açıklamada CENTCOM’un “IŞİD’in kalıcı yenilgiye uğratılması ve bölgesel istikrarın teşvik edilmesi için ABD’nin SDG’li ortaklarını desteklemeye yönelik kararlılığının” da altı çizildi.

Geçen hafta ABD, Irak’ın güvenlik güçleriyle birlikte örgüte baskın düzenlediğini ve Irak’ın batısında 15 militanın öldürüldüğünü duyurmuştu. Bu operasyonda 7 ABD askeri de yaralanmıştı. Yaralanan askerlerin sağlık durumlarının stabil olduğu bildiriliyor.

Diğer yandan güvenlik uzmanları “Gazze savaşı, IŞİD ve El Kaide’yi diriltebilir” uyarısında bulunuyor. Analistler, Hamas’ın 7 Ekim’deki Aksa Tufanı Operasyonu’yla başlayan Gazze savaşının Ortadoğu’daki ekonomik krizleri, iç çatışmaları ve istikrarsızlığı daha da körükleyerek bu tarz örgütlerin tekrar güç kazanmasına neden olabileceğini söylüyor.

Birleşmiş Milletler’in şubattaki raporunda da El Kaide ve IŞİD’in aşırılıkçı eylemler için “sosyal medyayı yoğun şekilde kullandığı ve 7 Ekim saldırıları da dahil uluslararası olaylardan yararlandığı” uyarısı yapılmıştı.

(Kaynak: VOA Türkçe, Independent Türkçe)

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel: Erdoğan’ın Aday Olmasını İstiyoruz

Erken seçim yapılması gerektiğini belirten CHP Lideri Özgür Özel, “2025 Kasım’da koyalım sandıkları. Erdoğan da aday olsun. Yeni bir süreci başlatalım. Erdoğan 2026’nın baharında sandığı koysun, aday olsun, biz de onu yenelim” dedi ve ekledi:

“Ben şunu istemem 23 yıl kazandı kazandı aday olamadı gitti. Öyle bir şeyi Türk siyasi tarihine bırakmak istemem. Erdoğan’ı yenebileceğimizden hiçbir şüphem yok. Seçimleri yenileyeceğiz. Bizim kimseden korkumuz yok. Erdoğan’ın aday olmasını ve onu yenerek bu sürecin tamamlanmasını Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye demokrasisi açısından sağlıklı görüyorum.”

Erdoğan’ın yeni anayasa çağrılarını da değerlendiren Özgür Özel, “Anayasa’yı hepimiz Erdoğan’dan daha çok istiyoruz. Ama Erdoğan, yeni bir Anayasa’nın yapılmasının koşullarının ortadan kaldırdı. Önce mevcut Anayasa’ya tam uyulması gerekir. Bu çok kolay bir laf. Ancak Erdoğan için çok zor” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın sunduğu Demokrasi Meydanı programına katıldı. Özgür Özel erken seçim yapılması gerektiğini belirterek şöyle dedi: “2025 Kasım’da koyalım sandıkları. Erdoğan da aday olsun. Yeni bir süreci başlatalım. Erdoğan 2026’nın baharında sandığı koysun, aday olsun, biz de onu yenelim. Ben şunu istemem 23 yıl kazandı kazandı aday olamadı gitti. Öyle bir şeyi Türk siyasi tarihine bırakmak istemem. Erdoğan’ı yenebileceğimizden hiçbir şüphem yok. Seçimleri yenileyeceğiz. Bizim kimseden korkumuz yok. Erdoğan’ın aday olmasını ve onu yenerek bu sürecin tamamlanmasını Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye demokrasisi açısından sağlıklı görüyorum.”

Yeni Anayasa: Özel, yeni anayasaya bir ihtiyaç olduğunu ancak mevcut durumdaki ekonomik koşullar nedeniyle bu konunun halkın gündeminde olmadığını belirterek şunları söyledi: “Toplumsal mutabakat metni, toplumsal mutabakatla olur. Türkiye’nin bir mutabakata ihtiyacı var. Türkiye’nin yüzde 70’i yönetim sisteminden memnun değil. Bugün Türkiye’de insanların ne istediğini sorun, kimse anayasa yazmaz. Ama Anayasa’ya ihtiyaç var mı? Bence var. Aslında yeni bir Anayasa’yı hepimiz Erdoğan’dan daha çok istiyoruz. Ama Erdoğan, yeni bir Anayasa’nın yapılmasının koşullarının ortadan kaldırdı. Önce mevcut Anayasa’ya tam uyulması gerekir. Bu çok kolay bir laf. Ancak Erdoğan için çok zor.”

AK Parti’nin mevcut durumunu değerlendiren Özel, “Sayın Erdoğan’ı farklı yönlere çekmeye çalışan pek çok kişi var. Ancak iktidar, tükenmişlik sendromu içinde. AKP, tarihinin en büyük sarsıntılarından birini yaşıyor. Eskiden yoksul olanlar şimdi derin bir yoksulluğun pençesinde, orta sınıf ise yoksullaşmış durumda. İnsanlar, maaşlarını kiraya verince aç kalıyorlar, karınlarını doyurunca da barınacak yer bulamıyorlar. Bu durum, öfkeye dönüşen bir hüzün yaratıyor, ancak umut ışığı da sönmüş değil. İktidar değişimi için artık günler sayılıyor.”

Teğmenlerin yemini: Bundan Atatürk’ü seven kimse rahatsız olmaz. Yıllardır edilen bir yeminin birkaç yıldır ettirilmemesi ayıp. Bir ülkeyi bölmeye çalışanlara karşı kılıcımız keskindir diyorlar. Bu yemini edenler arasında kaçıp da etmeyenler varsa onları tutup atacaksın oradan. Bundan ‘Keşke Yunan kazansaydı’ var ya, ona inananlar, onun peşinden gidenler rahatsız olur. Bu tartışmalarla yoksulluğu örtmeye çalışıyorlar. İnsanlar geçinemiyor.

Dilruba Kayserilioğlu: Benim gencecik bir kadının sırf konuştu diye içeri atılmasına, gecenin bir yarısında da bırakılmasına itirazım var. Dilruba’nın sözlerinin belli yerleri haklı ama kullandığı bazı ifadeler vatandaşın kalbini kırabilecek, AKP’ye oy veren vatandaşın kalbini kıracak sözler. Buraların da onarılması lazım. Fuar konuşmasında mahsurlu ifadeler gördüm. Serbest kalmak için değil, birçok insan seni yanlış anladı. Ağzından çıkan bazı sözler yanlış anlaşıldı. Bir de onların oy veren kitlesi var, alınmış olabilirler bunu bir yerden düzelt.

Ama günü gelince, serbest kaldıktan sonra münasip bir lisanla düzelt. Dilruba konuştuğundan pişman değil, 6 ay daha yatsa pişman değil ama insanları kırmak istemediğini kendini söylüyor. Önceki sözlerde de mahsurlu ifadeler var. ‘Sözlerimin arkasındayım’ demiş, ben orayı bile mahsurlu gördüm. Kendisine telkin ettiğim şey düşünce özgürlüğü noktasında çok değerli bir noktada duruyorsun, ama Ama Türkiye insanların birbirinin kalbini kırdığı değil birbirine sahip çıktığı bir ülke olması lazım. Dilruba’ya sahip çıkıp işimize bakacağız. Teğmenlere sahip çıkıp işimize döneceğiz.

Paylaşın

Şimşek’ten Enflasyon Açıklaması: Dezenflasyon Belirginleşti

Mehmet Şimşek, enflasyon verilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, dezenflasyonun belirginleştiğini kaydetti. Şimşek, güçlenen finansal istikrar, ekonomideki dengelenme ve beklentilerdeki iyileşmenin etkisiyle son çeyrekte aylık enflasyonun ana eğiliminde düşüş beklediklerini söyledi.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı enflasyon verilerini değerlendirdi. Şimşek, şu ifadeleri kullandı: “Dezenflasyon belirginleşiyor. Yıllık enflasyon son 3 ayda 23,5 puan gerileyerek yüzde 52 gerçekleşti.

Geçici unsurların da etkisiyle aylık enflasyon ağustosta yüzde 2,5, yönetilen-yönlendirilen fiyatlar hariç ise yüzde 1,4 gerçekleşti. Aylık gıda enflasyonu 4 yıl sonra negatif oldu. Güçlenen finansal istikrar, ekonomideki dengelenme ve beklentilerdeki iyileşmenin etkisiyle son çeyrekte aylık enflasyonun ana eğiliminde düşüş bekliyoruz. Böylece yıl sonunda enflasyonun tahmin aralığında gerçekleşmesini öngörüyoruz.

Program hedeflerine ulaşma konusunda kararlılığımız aşikâr. Düşen enflasyon, finansal istikrar ve dengeli büyüme ortamında özel sektörümüzün maliyet ve stok yönetimini iyileştirirken verimlilik, inovasyon ve yüksek katma değerli üretime odaklanması önem arz ediyor.”

Enflasyon: TÜİK’e göre yüzde 51,97, ENAG’a göre yüzde 90,35

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 2,47, bir önceki yılın Aralık ayına göre ise yüzde 31,94 arttı. TÜFE’deki artış bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 51,97 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 64,91 olarak gerçekleşti.

TÜİK’in verilerine göre bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 28,96 ile ulaştırma oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 120,81 ile eğitim olarak kaydedildi.

Ana harcama grupları itibarıyla Ağustos ayında bir önceki aya göre azalan ana grup yüzde 1,10 ile gıda ve alkolsüz içecekler oldu. Buna karşılık, Ağustos ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 11,34 ile eğitim olarak belirlendi.

TÜİK’in enflasyon verilerini yayımlaması öncesinde Bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) Ağustos ayı enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre, günlük fiyat değişimlerinden elde edilen ENAGrup Fiyat Endeksi (E-TÜFE) aylık bazda yüzde 3,47 arttı. ENAG, yıllık enflasyonu yüzde 90,35olarak hesapladı.

Paylaşın

CHP’de “Ön Seçim Ve Dönem Sınırlaması” Masaya Yatırıldı

4 – 9 eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan ve tüzük değişikliklerinin ele alınacağı CHP’nin 20. olağanüstü kurultayı için dün toplanan CHP Parti Meclisi’nde dönem sınırlaması ve ön seçim yönetimi masaya yatırıldı.

Bazı Parti Meclisi (PM) üyeleri ön seçimin hakim gözetiminde olması ve dönem sınırlamasının geçmişe dönük de uygulanması gerektiğini savundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM), tüzük değişikliği gündemiyle toplandı. CHP Lideri Özgür Özel, Parti Meclisi üyelerinin tüzük değişikliğine yönelik önerilerini dinledi. Parti Meclisi üyelerinin bir bölümü, taslak metnin, eski tüzüğe göre daha ilerici olduğunu dile getirdi. Toplantıda en büyük tartışma ise ön seçim ve dönem sınırlaması konularında yaşandı.

BirGün’den Mustafa Bildirci’nin CHP kaynaklarından edindiği bilgiye göre bazı Parti Meclisi üyeleri, milletvekillerini belirlemede genel merkeze yüzde 15 kontenjan verilmesinin, “Milletvekillerinin 90’ının Genel Merkez’den belirlenmesi” anlamını taşıyacağı gerekçesiyle itiraz etti. CHP Lideri Özel ise itirazlara karşı, “Genç ve kadın kotası” vurgusu yaptı. Özel, kontenjanın tamamının genç ve kadınlar için kullanılacağını belirtti. Öte yandan Özel, kontenjanın kullanılacağı seçim çevresinin, “Öneriler doğrultusunda” değiştirilebileceğini dile getirdi.

PM toplantısında öne çıkan bir diğer tartışma ise ön seçim uygulamasına dönük oldu. Edinilen bilgiye göre, bazı PM üyeleri ön seçimin hakim gözetiminde yapılmasını istedi. CHP Lideri Özel ise hakim gözetiminde yapılacak bir önseçimde Genel Merkez’in kontenjanının kullanılamayacağı ve bazı seçim çevrelerinde seçim yenilgisine yol açabileceğini savundu. Genel Merkez, “Örgüt gözetiminde yapalım, çıkan sonuca uyalım” görüşünü kaydetti.

Toplantıda, Kasım 2023’te gerçekleşen kurultayda da tartışma yaratan çarşaf liste konusu da gündeme geldi. Blok listenin yarışı kısıtladığını savunan bazı Parti Meclisi üyeleri, “Çarşaf liste, yarışı güçlendirir, herkesin yarışa dahil olmasını sağlar” yorumunu yaptı. CHP Genel Başkanı Özel, bu yoruma sıcak baktı.

CHP PM Toplantısı’nda, tüzük değişikliğine yönelik öneriler arasında yer alan dönem sınırlaması da masaya yatırıldı. Bazı PM üyeleri, dönem sınırlamasının hemen uygulanması gerektiğini söyledi. CHP Lideri Özgür Özel, önerinin gözden geçirileceğini ifade etse de CHP kaynakları, “Bu, hukuken mümkün olmaz” diyerek dönem kuralının yeni tüzüğün yürürlük tarihi itibarıyla uygulanması gerektiğini bildirdi.

CHP’de bazı PM üyeleri, MYK’nin de PM tarafından belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Özel’in bu talebi not aldığı aktarıldı.

Paylaşın

Asla Pişman Olmayacağınız Kararlar Almak İçin “10 İpucu”

“Doğru” kararları vermek her zaman kolay değildir; aslında, çatışan seçenekler karşısında, genellikle zordur. Korku, endişe ve baskı gibi duygular ağır gelebilir, bunun en büyük nedeni ise pişmanlığın aşılması en zor yaşam deneyimlerinden biri olmasıdır.

Haber Merkezi / En iyi, en anlamlı, en yapıcı ve en etik kararları almak (çünkü evet, “doğru ve yanlış” sisteminizi takip etmek önemlidir) dikkatli bir yaklaşım gerektirir; bu yaklaşım, seçenekler arasında ayrım yapmanıza ve akıl, sağduyuyu ve içgüdü ile dengelemenize yardımcı olacaktır.

Daha iyi, daha bilinçli kararlar almanıza yardımcı olacak, kendinizi daha iyi hissedebileceğiniz ve pişmanlık duymadan yaşayabileceğiniz kararlar almanıza yardımcı olacak aşağıdaki ipuçlarını göz önünde bulundurun:

Zaman ayırın: “Doğruyu yapmaya” çalışırken aceleci olamazsınız. Düşünmek için üretken bir ortam bulun ve derin bir nefes alın, işe koyulun.

Zorluğu tanımlayın: Ne elde etmek istediğinizi tanımlayın. Düşündüğünüz şey hakkında net bir anlayışa sahip olduğunuzdan emin olun. Kendinize şunu sorun: “Bu, sorunu aşmanın en iyi, en doğru yolu mu? Neyi gözden kaçırıyorum?”. En az iki alternatifi değerlendirin ve sonra içgüdünüzle sağlam mantığınızı birleştireni seçin.

Hem kısa hem de uzun vadeli hedefler belirleyin: Kendinize şunu sorun: ” Bu karardan ne elde etmek istiyorum ve neye ihtiyacım var?”. Ardından, bunlardan hangilerinin en önemli olduğuna öncelik verin.

Gerçekleri bilin: Doğru olduğunu düşündüğünüz şeyleri değil; güvenilir kaynaklar ( güvenilir kelimesi burada önemli bir yer tutar) aracılığıyla belirlenebilecek şeyleri bilin. Bilgiyi sağlayan kişi veya kişilerin güvenilir olup olmadığını kendinize sorun. Bir kişi bir şeyin “doğru” olduğunu duyduğunu, gördüğünü veya bildiğini söylerse, dürüstlüğünü ve niyetini ölçün.

Önyargılarınızı kabul edin: Düşüncelerinizi etkileyebilecek veya bulandırabilecek neye karşı savunmasız olduğunuzu düşünün.

Değerlerinizi gözden geçirin: Bazen gerçekten sahip olduğumuz değerler, sahip olduğumuzu düşündüğümüz değerlerden farklı görünür. Değerlerinizi değerlendirirken kendinize şu soruları sorun:

“Ne için ayağa kalkıyorum ve neye karşı duruyorum?” “Neyi asla yapmam?” “Ne yapmayı hayal ediyorum?” “Ne yaptığım veya yapmadığım için kendimden nefret ederim?” “Ne (veya kim) olmadan yaşayamam?” “Neyi asla satmam veya vermem?” “Empati duygumu en çok ne harekete geçirir ve şefkatimi ortaya çıkarır?” “Neye öfkeleniyorum?” “Kime saygı duyuyorum ve neden?” “Korumak için büyük fedakarlıklar yapmaya değer bir şey ne olabilir?”

Seçenekleri keşfedin: Sorunu ele almak ve hedeflerinize ulaşmak için neler yapabileceğinizi belirleyin. En az üç fikir geliştirin. Daha azı varsa yeterince düşünmemişsiniz demektir. Seçenekleri hem nicelik hem de nitelik açısından gerçekçi tutun.

Eylemin sonuçlarını göz önünde bulundurun: Belirttiğiniz temel değerlerin yanındaki her seçeneğe bakın. Hangilerinin bu değerlerle uyumlu olduğunu ve hangilerinin olmadığını not edin. Bunları ihlal eden her şeyi ortadan kaldırın. Sonra, her seçenekle ne kazanacağınızı ve kaybedeceğinizi düşünün, sonra paydaşları düşünün, yani bu seçeneklerden kimlerin etkileneceğini ve nasıl etkileneceklerini.

Son olarak, sizin veya başka birinin ne tür fedakarlıklar yapması gerekeceğini, benzer şekilde, her seçeneği takip etmekten dolayı kimin zarar göreceğini belirleyin.

Kararınızı verin ve harekete geçmeyi taahhüt edin: Hem duygu hem de düşünce olarak “doğru” olduğunu düşündüğünüz ve inandığınız seçeneği seçin; bu cesaret gerektirse bile. Hala “doğru” kararı belirlemekte zorlanıyorsanız, bir profesyonele veya güvendiğiniz birine, özellikle de karakterine ve yargısına saygı duyduğunuz biriyle konuşmayı düşünün.

Zamanla kontrol edin: İleride kendinize şunu sorun: “Verdiğim kararın amaçladığım sonuçları oldu mu?” ve “Herhangi bir beklenmeyen veya olumsuz sonuca yol açtı mı?” Eğer öyleyse, durumu yeniden değerlendirmeyi ve stratejinizi yeniden ayarlamayı düşünün.

Paylaşın