Sermaye Sınıfından “Orta Vadeli Program”a Tam Destek

TOBB, İTO, TİM, İSO gibi sermaye sınıfının önde gelen örgütlerinden, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan “Orta Vadeli Program”a (OVP) tam destek açıklamaları geldi.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Orta Vadeli Program’ın (OVP) uygulanma sürecinde, finansmana erişimin kolaylaştırılması başta olmak üzere, reel sektörün sesine daha fazla kulak verilmesini ve kamu özel sektör istişaresinin artırılmasını önemli gördüklerini belirtti.

TİM Başkanı Mustafa Gültepe, yeni Orta Vadeli Program’ın (OVP) yine ihracat ekseninde şekillendiğini belirterek, bu alanlarda atılacak yeni adımları heyecanla beklediklerini bildirdi.

İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, “Yeni OVP dönemi boyunca ekonomik büyüme, istihdam, finansal istikrar ve fiyat istikrarı hedeflerine ulaşmak için kapsamlı ve çok boyutlu bir yaklaşımın benimsenmiş olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullanırken, İTO Başkanı Şekib Avdagiç ise, programın üreteceği sonuçların reel sektörün yapısal gücüne halel getirmemesini vazgeçilmez gördüklerini söyledi.

Sermaye sınıfının önde gelen örgütleri Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan Orta Vadeli Program’a ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, revize edilen OVP’nin dezenflasyonu temel öncelik olarak ilan ederken, programın üreteceği sonuçların reel sektörün yapısal gücüne halel getirmemesini vazgeçilmez gördüklerini söyledi. Türkiye’nin kapsamlı bir ekonomik program yürüttüğü bu dönemde, OVP’nin güncellenmesinin proaktif bir yaklaşım olduğunu belirten Avdagiç, “Bununla birlikte OVP’nin ‘dengelenme programı’ olarak ilerlemesini ve terazinin iş dünyası kefesini ihmal etmemesini istiyoruz.

Farkındayız: Ekonomik programın uygulama sürecinde sıra zor kazanımları elde etmeye geldi. Kalıcı düşük enflasyona ivedi şekilde ulaşılması önemli. Zorlu hedeflere, iş dünyasının üretim ve istihdam hedeflerinden ödün vermeden ulaşmak daha da önemli. Görüyoruz ki yeni OVP’de hem enflasyon tarafında hem büyüme tarafında revizyonlar oldu. Böylece ekonominin gerçekleriyle uyumlu, yeni gelişmeler karşısında anında refleks gösterebilen bir yönetim anlayışı ortaya kondu.” değerlendirmesinde bulundu.

Avdagiç, OVP hedeflerinin yakalanmasının bir ayağı topyekûn kararlılık ise diğerinin de bugünkü programda sıkça vurgulandığı gibi yatırım ortamının süratle iyileştirilmesi olduğunu kaydetti.

İTO Başkanı Avdagiç, şunları kaydetti: “Yeni Türkiye ekonomisi hikayesinin temelleri, mutlaka reel sektörün eliyle atılacaktır. Bu nedenle özellikle KOBİ’lerin, ayakta kalmak için finansman imkanlarının artmasına, üretimlerini güçlendirecek şekilde yatırım koşullarının revize edilmesine ihtiyacı var. Bir kere daha ifade etmeliyiz ki; enflasyonla mücadele ederken üretim, ihracat, istihdam ekosistemini korumayı ihmal edemeyiz.

Özel sektörün nefesi güçlü olmalı ki hedeflerimizi gerçekleştirebilelim. OVP hedeflerinin yakalanmasının önemli ayaklarından biri, kur politikasının gerçekçi olmasıdır. 2025 sonrası kur ve enflasyon arasında bir korelasyon öngörülmüş olmakla beraber, 2024 için öngörülen kur, ihracatçıyı ve ihracata çalışan sektörleri ciddi şekilde zorlamaya devam edecektir. Bu durumun ithalatı artırarak cari dengede bir risk oluşturmaması için gerekli tedbirlerin alınacağının beklentisi içindeyiz.”

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Orta Vadeli Program hakkında şu değerlendirmede bulundu: “Yeni OVP dönemi boyunca ekonomik büyüme, istihdam, finansal istikrar ve fiyat istikrarı hedeflerine ulaşmak için kapsamlı ve çok boyutlu bir yaklaşımın benimsenmiş olduğunu görüyoruz. Özellikle enflasyonla mücadeleyi iş ve ekonomi dünyamızın en büyük hedefi olarak gördüğümüzden dolayı; yeni OVP’de bu konunun temel felsefe olarak ele alınması noktasındaki kararlı duruşunu çok önemli ve değerli buluyoruz.

Ancak toplumun bu mücadeleye olan inancının oluşması için yapılması gereken fedakarlıklar noktasında bir uyumun olması da kaçınılmaz. Bu bağlamda yine OVP yılları için konulan büyüme oranlarını bu enflasyon hedeflerine ulaşılmasında biraz iyimser bulduğumuzun bilinmesini isteriz. Çünkü OVP’de 2025-2027 arası enflasyon tahminleri ile büyüme tahminleri arasında bir tutarsızlık bulunmaktadır. Enflasyonla mücadeleye halkın güvenmesi çok büyük önem taşırken bu tür tutarsızlıklardan kaçınılması gerektiğini, sağlıksız bir yüksek büyüme yerine; ekonominin gerçekleriyle uyumlu, sürdürülebilir nitelikli bir büyümenin hedeflenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Sanayinin üretiminde uzun vadeli katma değer ve nitelik artışı için konulan hedefler de önemli. Fakat dezenflasyonist süreçten kaçınılmaz olarak etkilenecek olan reel sektörümüzün, başta finansmana erişim olmak üzere bu sürece adapte olmasına dönük, güçlü, proaktif tedbir ve önlemlere de ihtiyaç olduğunun altını çizmek durumundayız.

Her zaman belirttiğimiz istihdam odaklı hedeflerin ve politikaların yeni OVP’de bulunmasını da çok olumlu buluyoruz. Ama unutmamalıyız ki nitelikli istihdam yaratabilmenin yolu uzun vadeli eğitim politikalarından geçmektedir. Bu nedenle Türkiye’nin uzun vadeli istihdam ihtiyaçlarını gözeten eğitim politikalarının da artık OVP’lerde yön belirleyici bir şekilde bulunması gerektiğinin altın çizmek isteriz.

Kabul etmek gerekirse geçtiğimiz yıl açıklanan OVP, hedeflerini önemli ölçüde tutturması açısından toplumsal bir referans olmuştur. Umuyoruz ki bu OVP de kararlılıkla uygulanacak. Böylece geçen yıldan gelen olumlu motivasyonla, kredisini güçlü bir şekilde koruyacak bir OVP dönemi daha yaşayacağız.”

“Yeni adımları heyevanla bekliyoruz”

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, yeni Orta Vadeli Program’ın (OVP) yine ihracat ekseninde şekillendiğini belirterek, bu alanlarda atılacak yeni adımları heyecanla beklediklerini bildirdi. Gültepe, yazılı açıklamasında, 2025 ihracat hedefinin 279,6 milyar dolar, 2026 hedefinin 296,1 milyar dolar, 2027 hedefinin ise 319,6 milyar dolar şeklinde belirlendiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

“İhracatçılarımızın yaşadığı sorunları her platformda dile getiriyoruz. Bir önceki OVP’ye göre 3 yıllık periyodun toplamında 13 milyar dolarlık bir hedef düşüşü var. Bu arzu ettiğimiz bir tablo değil. İhracat ailemizin yaşadığı sorunların net bir göstergesi olan bu rakamları iyi okumamız gerektiğine inanıyorum. Diğer yandan dış ticaret açığı noktasında programda önemli bir iyileşme öngörülüyor. Özellikle ithalatta beklenen düşüş bir önceki OVP’ye göre 71 milyar doları aşıyor. Toplam dış ticaret hacmi de bu eksende negatif yönde revize edilmiş durumda.

Büyüme hedefimiz kısmen gerilerken, enflasyon beklentisi ise yükseldi. İşsizlik oranlarında da bir iyileşme mevcut. Makroekonomik göstergeler ve politika araçlarında ürün ve pazar çeşitlendirmesi, etkin ticaret diplomasisi, ticaretin kolaylaştırılması, ihracatın finansmanı, ithalat bağımlılığının azaltılması, hizmet ihracatının geliştirilmesi, ihracatta yeşil ve dijital dönüşüme vurgu yapılmış olması son derece önemli. Yeni OVP yine ihracat ekseninde şekilleniyor. Bu alanlarda atılacak yeni adımları heyecanla bekliyor, açıklanan programın ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyoruz.”

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Orta Vadeli Program’ın (OVP) uygulanma sürecinde, finansmana erişimin kolaylaştırılması başta olmak üzere, reel sektörün sesine daha fazla kulak verilmesini ve kamu özel sektör istişaresinin artırılmasını önemli gördüklerini belirtti.

Hisarcıklıoğlu, yazılı açıklamasında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından kamuoyuyla paylaşılan ve 2025-2027 dönemini kapsayan OVP’ye ilişkin değerlendirmede bulundu. OVP’nin ülke ve millete hayırlı olmasını dileyen Hisarcıklıoğlu, iş dünyası olarak temel beklentilerinin finansal istikrar, öngörülebilirliğin artması, enflasyonun tek haneye düşürülmesi, sürdürülebilir büyüme ve yapısal reformlara öncelik verilmesi olduğunu vurguladı.

Hisarcıklıoğlu, programdaki yapısal reformlar konusunda atılacak güçlü adımların ülkenin küresel rekabet gücünü artıracağına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Bugün açıklanan OVP, enflasyonla mücadele, öngörülebilirlik ve sürdürülebilir büyüme için önemli bir yol haritası sunmaktadır. Özellikle bir hususu vurgulamak isterim. Programın uygulanma sürecinde, finansmana erişimin kolaylaştırılması başta olmak üzere, reel sektörün sesine daha fazla kulak verilmesini ve kamu özel sektör istişaresinin artırılmasını önemli görüyoruz. Bizler de, iş dünyası olarak, ülkemizin hedefleri doğrultusunda tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.”

(Kaynak: BloombergHT)

Paylaşın

Her Sabah Aç Karnına Fesleğen Yemenin Beş Faydası

Ballıbabagiller familyasından olan ve genellikle ılıman bölgelerde yetişen fesleğen, A, C ve K vitaminlerinin yanı sıra kalsiyum, demir, magnezyum ve potasyum gibi mineraller içerir.

Haber Merkezi / Fesleğen ayrıca, önemli miktarda protein ve lif içerir. İşte her sabah aç karnına fesleğen tüketmenin beş faydası:

Bağışıklığı güçlendirir: Fesleğen yaprakları bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olan antioksidanlar ve uçucu yağlar açısından zengindir. Bunları aç karnına tüketmek vücudun savunma mekanizmalarını güçlendirerek enfeksiyonlara ve hastalıklara karşı daha dirençli hale getirir. Fesleğenin antimikrobiyal özellikleri ayrıca zararlı bakteri ve virüslerle savaşmaya yardımcı olur.

Sindirime yardımcı olur: Fesleğen yaprakları sindirim sistemini uyarır, sindirimi kolaylaştırır ve şişkinlik, hazımsızlık ve gaz gibi yaygın sindirim sorunlarını önler. Yapraklar, yiyeceklerin daha verimli bir şekilde parçalanmasına yardımcı olan sindirim enzimlerinin üretimini teşvik ederek daha iyi besin emilimine yol açar.

Stresi ve kaygıyı azaltır: Fesleğen, vücudun strese uyum sağlamasına yardımcı olan bir adaptojen olarak bilinir. Sabahleyin fesleğen yaprakları tüketmek, stres hormonu olan kortizol seviyesini düzenlemeye yardımcı olur, böylece kaygıyı azaltır ve zihinsel berraklığı destekler.

Vücudu detoksifiye eder: Fesleğen yaprakları, vücudu toksinlerden arındırmaya yardımcı olan detoks edici özelliklere sahiptir. Fesleğen, aç karnına alındığında karaciğeri uyarır ve kandaki atık ürünleri ve toksinleri temizleme yeteneğini artırır.

Solunum sağlığını iyileştirir: Fesleğen yaprakları solunum sağlığına fayda sağlayan güçlü anti-inflamatuar, anti-bakteriyel ve anti-viral özelliklere sahiptir. Bunları günlük olarak tüketmek soğuk algınlığı, öksürük ve astım gibi solunum yolu rahatsızlıklarını önlemeye yardımcı olabilir. Fesleğen ayrıca doğal bir balgam söktürücü olarak etki ederek hava yollarından mukusu temizlemeye ve akciğer fonksiyonunu iyileştirmeye yardımcı olur.

Fesleğen yaprakları tüketmenin yolları:

Taze yaprakları çiğneyin: Birkaç taze fesleğen yaprağını koparın, iyice yıkayın ve sabahları doğrudan çiğneyin.

Fesleğe çayı: Bitkisel çay yapmak için birkaç fesleğen yaprağını 5-10 dakika suda kaynatın. Ekstra lezzet için biraz bal veya limon ekleyebilirsiniz.

Fesleğen Suyu: Fesleğen yapraklarını bir bardak suyun içinde bir gece bekletin ve sabah aç karnına bu suyu için.

Fesleğen tozu: Fesleğen yapraklar yoksa, fesleğen tozu kullanabilirsiniz. Yarım çay kaşığı tozu bir bardak ılık suya karıştırın ve sabahın ilk saatlerinde için.

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan Dikkat Çeken “Erken Seçim” Yorumu

İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Kim aday olursa olsun Anayasamıza göre Cumhurbaşkanı 2 defa seçiliyor, Tayyip Bey üçüncü defa seçildi. Önümüzdeki dönem 4 oluyor” dedi ve ekledi:

“Erken seçim meclisle alınırsa, aday oluyor; başımızın üstüne. YSK, Tayyip Bey’in adaylığına müsamaha gösterdi. Bu seçimde de olamaması gerekirdi. Recep Tayyip Erdoğan, bir seçim mağlubiyeti yaşayarak gitmelidir.”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Halk TV canlı yayınında İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtladı.

Erken seçim tartışmalarını değerlendiren Müsavat Dervişoğlu, “Erken seçim telaffuz ederseniz, hemen seçim talebinde bulunacaksınız. Bu ülkeyi yönetemiyorsa iktidar, artık yeni bir iktidara ihtiyaç vardır sonucu çıkar bu tabloda. Bu vadeye yayılan bir şey olamaz. Bugün erken seçim talep edeyim, Sayın Özgür Özel ifadelerimden sakın alınmasın, Tayyip Erdoğan’ın takvimini belirleyeceği seçimi erken seçim olarak göremem” diye konuştu.

“Seçim adına Cumhurbaşkanı tekrar aday olacak diye endişe taşımıyorum” diyen Dervişoğlu, İYİ Parti’nin seçime her zaman hazır olduğunu söyledi.

Dervişoğlu, “Bunu sadece ben birinci partiyim ya da bir diğeri ben iktidarım diye takvimi tanzim etmeye yönelik yol haritası şayet ederlerse spekülatif buluruz. En başında beri erken seçim çağrılarını spekülatif buluyorum. Bu seçime davet değil, düelloya davet” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aday olamayacağını belirten Müsavat Dervişoğlu, “Kim aday olursa olsun Anayasamıza göre Cumhurbaşkanı 2 defa seçiliyor, Tayyip Bey üçüncü defa seçildi. Önümüzdeki dönem 4 oluyor. Erken seçim meclisle alınırsa, aday oluyor; başımızın üstüne. YSK, Tayyip Bey’in adaylığına müsamaha gösterdi. Bu seçimde de olamaması gerekirdi. Recep Tayyip Erdoğan, bir seçim mağlubiyeti yaşayarak gitmelidir” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Siyasette “Parmak Sallama” Polemiği

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu arasında “parmak sallama” açıklamaları devam ediyor. Bakan Tunç’un “Kimse yargıya parmak sallayamaz” sözlerine yanıt veren İmamoğlu, “Ben yargıya parmak sallamadım sana salladım” dedi ve ekledi:

“Senin gibi yargıyı etkileyen, hükümetin mensuplarına parmak salladım. O parmak, benim parmağım değil, milletin parmağı. Onun da yeri sandık, siz sandığa gitmek zorunda kalacaksınız. Yargıtay daha hükmetmeden gitmek zorunda kalacaksınız.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ile 5 yıl siyasi yasak cezası aldığı İstinaf Mahkemesi’ne taşınan dava için “Bin tane hukukçuya sorsanız bir tanesi ahmak diye bir kelimeden ceza kesmez. Ahmak kime denmiş? O belli. Bilirkişi raporu belli. Yapılan hamleler belli. Buradan dava üretiyorsun. Ayıptır. Bunu kendine reva gören iktidar bu işin mesulüdür. Hodri meydan. Ceza mı keseceksiniz? Buyurun kesin. Size söz: Bu millet ayağa kalkar.” sözlerine Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, yanıt vermişti.

Yargının bağımsız olduğunun altını çizen Tunç, “Yargımız başta Anayasa ve ilgili mevzuatlar çerçevesinde karar verir. Kime yargıya parmak sallayamaz. Hukuk sistemimiz açısından doğru olmadığını ifade etmek istiyoruz. Millet bu tavırlar içerisine girenlere gerektiğinde cevabını verir. Yargı kararları eleştirilemez değil. İtiraz ve temyiz mercileri bellidir. Çıkıp TV programları ve ya sosyal medyadan parmak sallayarak Yargı mensuplarını etkileyemezsiniz. Yargı mensuplarımız bağımsızlık içinde karar verirler.” demişti.

Bakan Tunç’un “Kimse yargıya parmak sallayamaz” sözlerine yanıt veren İBB Başkanı İmamoğlu, şunları kaydetti: “Lisede çok gürültü yapan arkadaşlar olarak, en arka sırada otururduk. Öğretmen de kızarak bize, ‘Siz arkadakiler’ derdi. Biz, döner duvara bakardık. Şimdi arkadaşımız da siniyor, lafı başkasına aktarmaya çalışıyor. Ben direkt kendine söyledim, yargıya falan değil. O ve onun gibi, bugünkü iktidarın mensuplarına söyledim. Bu işi nasıl etkiledikleri, nasıl baskı altında tuttuklarına dair. Direkt kendine. Onun için sinip ‘yargı’ demesin. Sonuçta, cümlenin sonrasında da dedim; ‘En erken yapılacak seçimde, o seçimde Yargıtay süresini bile dolduramayacaklar.

Bu millet, öyle bir sert cevap verecek ki onlara ve o ilk seçimde de biz milletçe, bu ahmakça davada eğer bu baskıya devam ederlerse -onun için ‘hodri meydan’ dedim- ceza vermeye kalkarlarsa, Yargıtay’daki süreci göremeden sandıkta -sandığın anlamı nedir?- gereken cevabı alacaklar ve gidecekler’ dedim. Bu kadar basit cevabı algılayamayan bir insan, Adalet Bakanlığı yapma konusunda, kendini bir gözden geçirsin.

Bir. İkincisi; bakın ben size bir hatırlatma daha yapayım. Bunlar hep unutuluyor. Bana hakaret eden bakan, ben ona cevap verdikten sonra, hakkımda suç duyurusunda bulunuyor. Ve o dava, hala mahkemede duruyor. Niye? Çünkü istinaftaki sonucu bekliyor. Yazı yazıyor, ‘Hadi karar verin de ben de ona göre karar vereyim.’ Ne için? Bakan diyor ki, ‘Bana dedi.’ Şimdi istinaftaki bekleyen kararı bekliyor öbür mahkeme. Diyor ki, ‘Siz de diyorsunuz ki, bunu illa YSK üyelerine dedi diye iddia ediyorsunuz. Bir karar verin de bakanın açtığı davayı yürürlüğe koyayım!’ Yani istinaf lehimize karar verirse, benim bir de bakana lafını iade ettiğim için, bana açtığı davadan bir de bakanla hesaplaşacağız. Zaten bıraksınlar hesaplaşalım.

Ben dava açmışım, ‘Bakan bana ahmak dedi’ diye. O davayı da ‘Ben bakan yargılayamam, dokunulmazlığı var’ diye mahkeme ta o zaman hükümsüz bırakmış. Şimdi bu mahkemeyi konuşmak bile, insanın içini burkuyor. Yani yargı adına içini burkuyor. Ben, yargıya parmak sallamadım, sana salladım. Senin gibi yargıyı etkileyen, yargıyı arka planda zorda bırakan, baskı altında tutan hükümetin mensuplarını parmak salladım. O parmak, benim parmağım değil; milletin parmağı. Dedim ki, ‘Onun da yeri sandık. Siz, sandığa gitmek zorunda kalacaksınız. Ve o gittiğimiz gün de Yargıtay daha kararını veremeden, ülkenin başından gideceksiniz. Bu millet de sizden kurtulacak.’ Daha özeti olabilir mi bu işin? Bu kadar net.”

‘Ahmak’ davası nedir?

Ekrem İmamoğlu, ilk kez İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığına seçildiği 2019 yılının kasım ayında Fransa’nın Strazburg kentinde düzenlenen Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’ne davetli olarak katılmış ve bir konuşma yapmıştı.

O dönem Türkiye İçişleri Bakanı olarak görev yapan AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, İmamoğlu için “Avrupa Parlamentosu’na gidip, Türkiye’yi şikayet eden ahmağa söylüyorum. Bunun bedelini bu millet sana ödetecek,” demişti.

İmamoğlu ise Soylu’ya “31 Mart’ta seçimi iptal edenler ve dünyada, Avrupa’da, onların gözünde nereye düştüğümüz noktasında, o olan şeylere, biten şeylere baktığımızda, tam da işte 31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır. Önce ona bir odaklansın.” cevabını vermişti.

Bunun üzerine Türkiye’deki seçimleri organize eden Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) üyeleri hakarete uğradıklarını ve mağdur olduklarını belirterek İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazılı suç duyurusunda bulunmuştu.

Başsavcılığın hazırladığı iddianamede “kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen hakaret” suçundan İmamoğlu’nun 1 yıl 3 ay 15 günden 4 yıl 1 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenmişti. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk ayağında Ekrem İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay 15 gün hapis ve siyasi yasak cezası verilmişti.

Dava, son iki yıldır Türkiye’de “Temyiz Mahkemesi” olarak da kabul edilen Yargıtay’ın bir alt basamağı İstinaf Mahkemesi’nde görülmeye devam ediyor.

Paylaşın

2024’te Türkiye’de 280 Kadın Öldürüldü

2024 yılının ilk sekiz ayında en az 280 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Öldürülen kadınların 134’ü evli, 73’ü bekar, 41’inin medeni durumu ise bilinmiyor.

Haber Merkezi / Kadınları öldüren erkeklerin 105’i aile içinden, 43’ü ise kadınların boşanma veya ayrılma aşamasında olduğu erkek. Kadınların 153’ü ateşli silahla, 60’ı kesici aletle öldürüldü.

Kadınların 162’si kendi evinde, 9’u çalıştığı yerde, 82’si kamusal alanda öldürüldü.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF), “Kadın Cinayetleri 8 Aylık Raporu”nu açıkladı.

Buna göre; 1 Ocak-31 Ağustos süresince 280 kadın erkekler tarafından katledildi. Kadınları öldüren erkeklerin 105’i aile içinden, 43’ü ise kadınların boşanma veya ayrılma aşamasında olduğu erkek. Katledilen kadınların 50’si şüpheli ölüm olarak kaydedildi.

Kadınların 153’ü ateşli silahla, 60’ı kesici aletle öldürüldü. Öldürülen kadınların 134’ü evli, 73’ü bekar, 41’inin medeni durumu bilinmiyor. Kadınların 162’si kendi evinde, 9’u çalıştığı yerde, 82’si kamusal alanda öldürüldü.

Ağustos ayında 31 kadın öldürüldü

Ağustos ayında ise 31 kadın cinayeti işlendi. Kadınları öldüren erkeklerin 4’ünün boşanma veya ayrılma aşamasında olduğu belirlendi.

Kadınların 13’ü ateşli silahla, 8’i kesici aletle öldürüldü. Öldürülen kadınların 13’ü evli, 10’u bekar, 5’inin medeni durumu bilinmiyor. Kadınların 14’ü kendi evinde, 1’i çalıştığı yerde, 12’si kamusal alanda öldürüldü.

Paylaşın

Orta Vadeli Program Açıklandı: Enflasyon Hedefleri Yükseldi

2025 – 2027 dönemini içeren Orta Vadeli Program’a göre; 2024 enflasyon hedefi yüzde 33’ten yüzde 41,5’e revize edildi. Geçen yıl 15,2 olarak belirlenen 2025 enflasyonu da yüzde 17,5’e yükseltildi. 2026 için ise önceden yüzde 8,5 olan hedef, yüzde 9,7’ye çıkarıldı. 

2024 büyüme tahmini yüzde 4’ten yüzde 3,5’e çekildi. Önceki programda 2025 için 4,5 olan tahmin de yüzde 4’e indirildi. 2026 büyümesi de 0,5 puan indirilerek yüzde 4,5 olurken, 2027 ise yüzde 5 olarak hedeflendi. Böylece, önceki program tahmin ufkundaki bütün büyüme oranları 0,5 puan aşağı çekilmiş oldu.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 2025-2027 dönemini içeren Orta Vadeli Programı açıkladı. Habertürk’ün aktardığına göre; Cevdet Yılmaz’ın açıklamasındaki satırbaşları şu şekilde:

“Bu programın amacı makroekonomik politikaları belirlemek ve temel ekonomik büyüklükleri ve borçlanma durumunu ele almaktır. Uygulamaya koyduğumuz ekonomi programıyla politika belirsizliklerini ortadan kaldırdık. OVP’nin ilk yılına yönelik uygulanacak politikalar ve somut tedbirler, 2025 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda ayrıntılı olarak yer alacak.

OVP, makroekonomik politika çerçevesi ve hedefleri ile öncelikli reform alanlarını ve takvimini ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, ekonomik istikrarı sağlamak ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemek için belirlenen politikalar ve reformlar, önümüzdeki üç yıllık dönemde ekonomimizin yol haritasını oluşturacaktır. Bu çok yönlü ve katılımcı süreçle birlikte, siyasi sahiplenmenin yanı sıra OVP’nin tüm kesimler tarafından sahiplenilmesi ve uygulanabilirliğinin artırılmasını hedefliyoruz.

Öngördüğümüz takvime uygun olarak dezenflasyon sürecinin etkileri 2024 yılı Haziran ayından itibaren başladı. Büyüme kompozisyonundaki dengelenme ile birlikte cari işlemler dengesi, beklentilerimizin de altında gerileyerek olumlu bir tablo çizdi. İşsizlik oranları hedeflerimizin de üzerinde bir iyileşme göstermiştir. Programımız başarıyla çalışıyor ve çözüm üretiyor.

Enflasyon tarafına baktığımızda biliyorsunuz başından itibaren 3 dönemden bahsettik. Geçiş döneminin bu program yılında tamamlandığını ve dezenflasyon döneminin başladığını görebiliyoruz. İstihdamdaki artış ve işsizlikteki düşüş, uygulanan ekonomi politikalarının etkinliğini ortaya koyuyor. Türk Lirasına olan güven önemli derecede artmıştır.

TL mevduatlarının toplam mevduatlar içindeki payı ciddi bir yükseliş kaydetti. TL’ye olan güven arttı ve vatandaşların tasarruflarının yerli para biriminde değerlendirme eğilimleri güçlendi. TL’nin güçlenmesi ve milli para birimine olan güvenin artması da enflasyonla mücadelede son derece olumlu bir gelişme. Kur Korumalı Mevduat bakiyesi 47,8 milyar dolara kadar indi.

Rezervlerdeki artış, risk primindeki düşü ve TL mevduatlarının artışı, ekonomi politikalarının doğru yönde ilerlediğinin somut göstergeleridir. Temel amaçlar, enflasyonun kademeli olarak tek haneli seviyelere düşürülmesi, büyüme potansiyelinin enflasyonist baskı oluşturmadan yükselmesi, yapısal reformlarda verimliliğe dayalı yatırım, istihdam, üretim ve ihracatın artırılmasıdır.

Ekonomik büyümenin herkes için eşit fırsatlar sağlaması temel amacımızdır. Kadın ve gençlerin ekonomiye katılımının artırılması da kritik hedeflerimiz arasındadır. Yeni OVP dönemi Türkiye’nin ekonomik yapısını güçlendirmek için önemli adımları kapsamaktadır.

Öncelikli reform alanlarını belirlemiş durumdayız. Bunlar makroekonomik ve finansal istikrarın kalıcı hale getirilmesi, kamu reformlarının hayata geçirilmesi, ar-ge yenilikçilik kapasitenin geliştirilmesi, yeşil ve dijital ekonomiye geçişe yönelik teknolojik dönüşümün sağlanması, beşeri sermayenin güçlendirilmesi, işgücü piyasasının etkinleştirilmesi, iş ve yatırım ortamının iyileştirilmeye devam edilmesi ve ekonomide kayıt dışılığın azaltılmasıdır.

2025-27 yılları arasında küresel büyüme oranının yüzde 3,1 ila yüzde 3,3 arasında yatay seyretmesini bekliyoruz. Özellikle Euro Bölgesi ve ABD ekonomilerinde büyüme oranlarının daha düşük seviyelerde olması bekleniyor. Dış talep koşulları destekleyici olackai bu da Türkiye’nin dış ticaret dengesine ve genel ekonomik büyümesine olumlu yansıyacak.

Diğer yandan küresel finansal koşullara baktığımızda burada da özellikle gelişmekte olan ülkeleri ve Türkiye’yi olumlu etkileyecek bir görünüm var. Diğer yandan yine küresel emtia fiyatlarına baktığımızda da Türkiye için olumlu bir perspektif oluştuğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Son dönemlerde giderek normalleştiğini görüyoruz.

OVP Hedefleri

Öncelikle büyüme ile başlamak istiyorum. 2023 yılında GSYİH büyümesi 5,1 olarak gerçekleşmiştir. Bu Türkiye ekonomisinin direncinin yansıtmaktadır. Büyüme oranının 2024’te yüzde 3,5 olarak gerçekleşmesi beklemektedir.

OVP’de büyüme tahmini yüzde 4’ten yüzde 3,5’a; 2025 yılı büyüme tahmini yüzde 4,5’ten yüzde 4’e; 2026 yılı büyüme tahmini ise yüzde 5’ten yüzde 4,5’a indi. OVP’de 2024 yılı işsizlik oranı tahmini yüzde 10,3’ten yüzde 9,3 seviyesine indirildi. 2026 yılı işsizlik oranı tahmini yüzde 9,2; 2027 yılı tahmini ise yüzde 8,8 olarak belirlendi.

OVP hesaplamasında kullanılan ortalama Dolar/TL tahmini 2024 için 33,2; 2025 için 42; 2026 için 44,4; 2027 için ise 46,9 oldu. Uygulamaya konulan sıkı maliye politikaları için enflasyon oranının yüzde 41,5’e gerileyerek önemli bir mesafe kat edilmesi beklenebilir.

2024’te yüzde 33 olan enflasyon beklentisi 41,5’e, 2025’te 15,2’den 17’5’e, 2026’da 8,5’ten 9,7’ye yükseltildi. 2027 için enflasyon tahminimiz ise yüzde 7’dir. OVP’de 2025 yılı cari işlemler açığının milli gelire oranının yüzde 2 seviyesinde olması öngörüldü.

Yıl sonu itibarıyla ihracatımızın 264 milyar dolar, dönem sonunda ise 320 milyar dolara yakın seviyelerde olmasını bekliyoruz. OVP dönem sonunda 83 trilyon TL’lik ekonomik büyüklük, 1 trilyon 774 milyar dolarlık ekonomik hacim ve 20 bin dolar seviyelerine çıkmış kişi başına geliri hedefliyoruz.

İthalatımızın yıl sonu itibarıyla 345 milyar dolardan OVP dönemi sonunda 417 milyar dolar seviyesine çıkmasını bekliyoruz. Program dönemi sonunda bütçe açığının milli gelire oranının, uzun dönem ortalamasının altına, yüzde 2,5 oranına gerilemesini hedefliyoruz.

OVP’de bütçe açığının milli gelire oranı beklentisi yüzde 4,9 olarak belirlendi. 2025 yılı bütçe açığının milli gelire oranı beklentisi yüzde 3,1 olarak belirlendi. 2027 yılı beklentisi ise yüzde 2,5 oldu.

Büyüme noktasında sanayide yapısal dönüşüm, ar-ge ve yenilik ekosistemi, yeşil dönüşümün hızlandırılması, dijital dönüşüme geçişin desteklenmesi, beşeri sermayenin güçlendirilmesi, kamu altyapı ve yatırımlarının etkinleştirilmesi, tarımda verimliliğin ve üretimin artırılması öne çıkmaktadır.

İstihdam tarafında ise yeni nesil çalışma biçimleri ile sektörel dönüşümler, işgücüne katılımda güçlük yaşayan kesimlerin istihdamı, beşeri sermaye ile beceri uyumu ile iradi işsizliğin azaltılması öne çıkmaktadır.

Finansal düzenlemeleri sadeleştireceğiz. Seçici kredi uygulaması, sermaye piyasalarının, katılım finansal sistemin ve finansal teknolojilerin geliştirilmesi sağlanacak, tasarruflar artırılacak. Ödemeler dengesinin iyileştirilmesi için ürün ve pazar çeşitlendirilmesi büyük önem taşıyor.

Paylaşın

Midi Etekler Nasıl Giyilir? Beş Kombin Fikri

Mini ve maksi eteklerin uzunluğu arasında kalan midi etekler, ipek, deri, şifon, pamuk ve rayon gibi dökümlü veya dar kumaşlardan yapılır. Tüm giysiler gibi, farklı durumlar için yüzlerce binlerce farklı midi etek türü var.

Haber Merkezi / Midi etekler o kadar çok yönlüdür ki, kolayca daha şık veya daha sade hale getirilebilir. İşte midi etekleri farklı durumlarda giymek için beş kombin fikri:

İş kıyafeti: Profesyonel bir kıyafet için dar bir midi etek deneyin. Kalem etekler, genellikle iş ortamında giyilen vücuda oturan midi eteklerdir; bu eteği klasik bir kombinasyon için düğmeli bir gömlek ve topuklu ayakkabılar veya botlarla eşleştirin.

Uzun kollu gömleğinizin ucunu şık bir düğümle bağlayabilir veya belinizi vurgulamak için Fransız kıvrımı oluşturabilirsiniz. Görünümü bir blazer ile tamamlayın veya daha soğuk havalarda düğmeli gömleğinizi balıkçı yaka ile değiştirin.

Resmi: Malzemeye bağlı olarak bazı midi etekler resmi durumlara uygun olabilir. Örneğin, düğünler ve partiler gibi resmi etkinlikler için topuklu ayakkabılarla ipek, saten veya şifondan yapılmış A kesim veya pileli midi etek giyebilirsiniz.

Yarı resmi: Sosyal etkinlikler için midi etekler tasarlayın. Dar kesim siyah midi etek, ışıltılı aksesuarlarla giyebileceğiniz veya daha cesur bir midi etek görünümü için leopar desenli bir üst ve deri ceket ile eşleştirebileceğiniz çok yönlü bir parçadır.

Yazlık: Mini etek bacaklarınızı açığa çıkarmadan yaz sıcağında sizi serin tutabilir. Keten, pamuk veya şifon gibi hafif bir malzemeden yapılmış bir etek seçin ve bu kıyafeti bir atlet veya kısa üst ve düz sandaletlerle eşleştirin.

Hafif bir yazlık midi eteği, bol bir tişört ve beyaz spor ayakkabılarla da kombinleyebilirsiniz. Ekstra bir katman için grafik tişörtünüzü eteğinizin içine sokun ve bu gündelik görünüme bir kot ceket ekleyin.

Kışlık: Rahat bir kış kıyafeti için, örme veya kot eteği bir hırka, body, tayt ve bir çift bilek botuyla (örneğin, savaş botları veya chelsea botları) kombinleyin. Eteğinizin ve büyük boy kazağınızın üzerine bir kemer geçirerek belinize şekil verin.

Paylaşın

Avukatı Konuştu: Demirtaş Hala Siyasi Ve Hala Rehine!

Selahattin Demirtaş’ın avukatı Mahsuni Karaman, “Aihm, Aym, derece Mahkemeleri, siyaset kurumu, biz avukatlar. 8 yıl oldu, gözümüzün önünde rehin tutuluyor, o konuşmadıkça çıt çıkmıyor kimseden” dedi ve ekledi:

“Onu konuşmak için, önce onun konuşması gerekiyor adeta. Oysa o, ‘tutuklu’ sıfatıyla hala cezaevinde! AİHM, O ve F. Yüksekdağ’ın ‘siyasi rehine’ olduğuna karar verdi. Cari iktidarın kabulü de bu zaten.”

Kobani davasından 42 yıl hapis cezasına çarptırılan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatı Mahsuni Karaman, sosyal medya hesabı üzerinden, sitem dolu bir açıklama yaptı.

Mahsuni Karaman, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Demirtaş’ın suskunluğu, herkesi kendi konfor alanına sabitlemiş görünüyor. Herkes memnun, açık veya zımni bir uzlaşı var gibi..

Aihm, Aym, derece Mahkemeleri, siyaset kurumu, biz avukatlar. 8 yıl oldu, gözümüzün önünde rehin tutuluyor, o konuşmadıkça çıt çıkmıyor kimseden. Onu konuşmak için, önce onun konuşması gerekiyor adeta. Oysa o, “tutuklu”sıfatıyla hala cezaevinde!

AİHM, O ve F. Yüksekdağ’ın “siyasi rehine” olduğuna karar verdi. Cari iktidarın kabulü de bu zaten. Onu / onları konuşmak için yeter sebep bu!

Aihm kararına rağmen, Kobani dosyasında o ve arkadaşlarına hukuksuzca onlarca yıl ceza verildi, aylar geçti gerekçeli karar yok, hala aranıyor!

Aihm kararını infaz edemeyen Avrupa kaygılı! Aym, korkudan başvuruları gündeme almıyor! Siyaset, 2028’e kadar gün geçirme peşinde!

Her şeyin, herkes tarafından bilindiği böyle bir gerçek karşısında susmaması gerekenlerin suskunluğu bir tercihtir elbette. Onu bilmem ama, bana en çok da dokunan bu. Unutmayalım, unutturmayalım, çünkü Demirtaş hala siyasi ve hala rehine!”

Paylaşın

Erdoğan Ve Sisi’den Ortak Basın Toplantısı: Gazze Vurgusu

Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Türkiye ve Mısır’ın bölgesel barış ve istikrara katkıları hayati önemdedir. Gazze başta olmak üzere bölgesel meselelerin çözümüne yönelik düzenli istişarelerde mutabık kaldık” dedi ve ekledi:

“Filistin’de son durum itibariyle görüşmelerimiz odağında bu yer aldı. Türkiye ve Mısır ortak bir duruşa sahiptir. 11 aydır devam eden soykırımın sona ermesi, kalıcı ateşkesin tesisi, insani yardımların engelsiz akışı önceliğimiz olmaya devam ediyor. Gazze’ye toplam yardımın yüzde 32’si Türkiye’den gitmiştir. Bu yardımların ulaştırılmasında Türk Kızılayı, AFAD’la işbirliği içinde hareket eden Mısır Kızılay’ı ve Mısır makamlarına teşekkür ediyorum.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “İsrail, insani yardımları engelleyerek işlediği suçlara bir yenisini daha ekliyor. Binlerce ton bomba ile kıramadığı direniş azmini, Filistin halkını açlığa ve susuzluğa mahkum ederek kırmaya çalışmaktadır. Ölen her masumun sorumlusu İsrail ve destekçileridir. Mısır, Katar, Amerika ile birlikte müzakerelere arabuluculuk yapıyor. Biz de Dışişleri Bakanlığımız ve MİT Başkanlığımız vasıtasıyla destek veriyoruz. İsrail’in uzlaşmaz ve engelleyici tutumu halen devam ediyor. İsrail, müzakere yürüttüğü muhatabını şehit ederek nasıl bir zihniyete sahip olduğunu göstermiştir” ifadelerini kullandı.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine bugün Türkiye’ye ilk kez resmi ziyarette bulundu. Bu, 12 yıl aradan sonra Mısır’dan Türkiye’ye cumhurbaşkanı düzeyinde yapılan ilk ziyaret oldu. İki lider çeşitli konularda 17 anlaşma imzaladıktan sonra ortak basın toplantısı düzenledi.

Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler: Mısır Cumhurbaşkanı Sayın El Sisi’yi ülkemizde ağırlamaktan duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Kendisine şahsım, milletim adına hoş geldiniz diyorum. Sayın Cumhurbaşkanı Kahire’deki ziyaretimde teveccüh göstermiş bizleri çok sıcak ağırlamıştı. O günden bugüne diyaloğumuzu ve işbirliğimizi en üst seviyede tuttuk. Daima yakın istişare halinde olduk. İşbirliğimizi değerli kardeşimin iadei ziyareti ile daha da ileriye taşıyoruz. Mısır’la ortak geçmişe, yakın dostluk bağlarına sahibiz. Önümüzdeki sene diplomatik ilişkilerimizin 100. yıl dönümünü kutlayacağız.

Medeniyetlere beşiklik yapmış iki kadim ülkeyiz. Köklü ve çok boyutlu ilişkileri müşterek çabalarımızla sürekli güçlendiriyoruz. Çalışmalarımızın semerelerini görmekten ayrıca memnuniyet duyuyoruz. Sayın Sisi ile Kahire’deki görüşmemizde Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyimizi yeniden yapılandırma kararı almıştık. Bu mekanizmanın ilk toplantısını bugün gerçekleştirdik.

Sanayi, ticaret, savunma, sağlık, çevre, enerji dahil her alanda ilerleme irademizi teyit ettik. Ticaret ve ekonomi işbirliğimizin en güçlü boyutunu oluşturuyor. Son 10 yılda Mısır’ın ilk 5 ticaret ortağı arasında yer aldık. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde 15 milyar hedefine doğru kararlı bir şekilde ilerliyoruz. İşadamlarımız 3 milyar dolara yaklaşan yatırımlarıyla Mısır ekonomisine katkı sağlıyor.

Girişimcilerimizi teşvik ediyor Mısırlı yatırımcıları Türkiye’ye bekliyoruz. Doğalgaz, nükleer enerji başta olmak üzere enerji alanında işbirliğimizi geliştirmek durumundayız. Kardeş Mısır halkı Türkiye’ye yoğun ilgi gösteriyor. İlişkilerimizde olumlu ivmenin turizm alanına da yansıyacağına inanıyorum. Türkiye ve Mısır’ın bölgesel barış ve istikrara katkıları hayati önemdedir. Gazze başta olmak üzere bölgesel meselelerin çözümüne yönelik düzenli istişarelerde mutabık kaldık.

Filistin’de son durum itibariyle görüşmelerimiz odağında bu yer aldı. Türkiye ve Mısır ortak bir duruşa sahiptir. 11 aydır devam eden soykırımın sona ermesi, kalıcı ateşkesin tesisi, insani yardımların engelsiz akışı önceliğimiz olmaya devam ediyor. Gazze’ye toplam yardımın yüzde 32’si Türkiye’den gitmiştir. Bu yardımların ulaştırılmasında Türk Kızılayı, AFAD’la işbirliği içinde hareket eden Mısır Kızılay’ı ve Mısır makamlarına teşekkür ediyorum.

İsrail, insani yardımları engelleyerek işlediği suçlara bir yenisini daha ekliyor. Binlerce ton bomba ile kıramadığı direniş azmini, Filistin halkını açlığa ve susuzluğa mahkum ederek kırmaya çalışmaktadır. Ölen her masumun sorumlusu İsrail ve destekçileridir. Mısır, Katar, Amerika ile birlikte müzakerelere arabuluculuk yapıyor. Biz de Dışişleri Bakanlığımız ve MİT Başkanlığımız vasıtasıyla destek veriyoruz. İsrail’in uzlaşmaz ve engelleyici tutumu halen devam ediyor. İsrail, müzakere yürüttüğü muhatabını şehit ederek nasıl bir zihniyete sahip olduğunu göstermiştir.

Netanyahu’nun Mısır’a yönelik ithamlarını reddettiğimizi çok net söylemek isterim. İsrail’e baskıların artırılması noktasında elimizden geleni yaptık yapıyoruz. Güney Afrika’da UAD’de açtığı soykırım davasına müdahil başvurumuzu resmen ilettik. İsrail’li yetkililerin uluslararası mahkemelerde hesap vermesi için çalışmalarımızı yoğun şekilde söylüyoruz. 41 bin masum insanın katillerin yeri Meclis kürsüleri değil mahkeme salonlarıdır.

Uluslararası topluma düşen sorumluluğu hatırlatmaya devam ediyoruz. Bazı ülkeler halen kayıtsız şartsız destekle işlenen suçlara ortak oluyor. Netanyahu hükümetinin tüm dünyayı tehlikeye atan katliam politikasını durdurulması konusunda caydırıcı adımlar atılmıyor. İsrail’in bölgemizi daha fazla gerilime sürüklemesinin önüne geçmek, ikircikli politikaların terk edilmesiyle mümkün olacaktır. Yanlıştan dönülmesi çağrımızı bir kez daha tekrarlıyorum.

İstişarelerimizde Gazze’nin yanı sıra başta Doğu Akdeniz, Suriye, Libya, Sudan ve Afrika olmak üzere bölgesel konuları ele aldık. Benzer tutum ve hedeflere sahip olduğumuz Mısır’la istişarelerimizi güçlendirme noktasında kararlıyız. Bundan sonra daha yakın işbirliği içinde olacağız. Çok boyutlu münasebetlerimizi kazan kazan anlayışıyla ileriye taşıyacağız.”

“Dost ülkeye yapmış olduğumuz ilk ziyaret…”

Sisi’nin açıklamalarından öne çıkan bölümler: Değerli kardeşim Recep Tayyip Erdoğan. Sözümün başında bana karşı göstermiş olduğu yakın ilgi ve misafirperverlikten dolayı en içten teşekkürlerimi iletmek isterim. Dost ülkeye yapmış olduğumuz ilk ziyaret iki ülke arasındaki köklü ilişkilerin çok daha gelişeceğinin göstergesidir.

Şüphesiz bizleri bir araya getiren birçok ortak paydamız, ortak tarihimiz bulunmaktadır. Geçtiğimiz dönem içerisinde turizmle birlikte Türk halkı ile Mısır halkı arasında daha fazla iletişimi gördük. Ticaret ve ticaretin ötesinde ülkemizde Türk yatırımlarıyla birlikte ilişkinin daha da arttığını görmekteyiz.

Sayın Erdoğan’ın Şubat ayındaki ülkemize yaptığı ziyaret ilişkileri daha da artırmıştır. Ticaret, turizm, tarım gibi birçok alanda ortak adımlar atma kararı aldık. Şüphesiz iki ülke arasında ticaretin artırılması, serbest ticaret anlaşmasının geliştirilmesi, 15 yıllık ticaret hacminin gerçekleştirilmesi ortak hedeflerimiz alanında yer almaktadır. Türk yatırımcılara sunmuş olduğumuz olanaklar bizim için önemli husustur. Türklerin ülkemize yatırım yapması önemli husustur.

Türkiye ile Mısır arasındaki ilişkiler bağlamında beraber koordinasyonun çok önemli olduğunun altını çizdim. Bölgesel konuları ele alarak insani krizin önüne geçme konusunda çalışmalıyız diye karar aldık. Gazze ve Filistin’deki kardeşlerimiz için daha yoğun çalışmalıyız. Türkiye ve Mısır olarak bir an önce ateşkesin sağlanması, Batı Şeria’daki insani ihlallerin son bulması, Filistin’in başkenti Doğu Kudüs olan bir devleti kurma haklarının bir an önce hayata geçmesi gerektiğini vurguladık.

İnsani yardımların ulaşması için elimizden gelen çabayı harcamaktayız. İlgili kurumlarımız arasında yakın koordinasyon, güvenlik ve istikrar meselelerini ele almaktayız. Libya konusunda hem başkanlık hem parlamento seçimlerinin yapılması, güvenlik ve esenliğin sağlanması, silahlı unsurların ayrılmaları Libya’nın geleceği için önemli husustur.

Suriye’yi etkileyen krizin son bulmasını ele aldık. Türkiye ile Suriye arasındaki yakınlaşmayı memnuniyetle karşılaşıyoruz. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve terörle mücadelede hemfikiriz. Sudan, Somali ve Afrika boynuzundaki sorunları ele aldık. Güvenliğin tesisinin öneminin altını çizdik. Ortadoğu’da güvenlik ve esenliğin sağlanması mevcut anlaşmazlıkların ortadan kaldırılmasıyla tesis edilecektir. Son olarak çok değerli kardeşim Recep Tayyip Erdoğan’ın bana ve heyetime karşı göstermiş olduğu misafirperverliğe teşekkür ediyorum.”

Paylaşın

Rusya Açıkladı: Türkiye BRICS İçin Başvurdu Değerlendirileceğiz

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in danışmanlarından Yuri Ushakov, “Türkiye tam üyelik başvurusunda bulundu, değerlendireceğiz” dedi. Türkiye’nin üyeliğinin 22 – 24 Ekim’de Kazan’da yapılacak zirvede ele alınacağı belirtiliyor.

BRICS, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika ekonomilerini kastetmek için kullanılır. 2011 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti’nin birliğe katılmasına kadar orijinal dört üye BRIC (ya da İngilizce “the BRICs”) olarak adlandırılmıştı.

Aynı yıl Çin’in Sanya kentinde düzenlenen zirveye Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma’nın da katılımı ile BRIC grubu adını BRICS olarak değiştirdi. BRICS ülkeleri, bulundukları bölgelerin bölgesel ilişkileri üzerindeki önemli nüfuz potansiyeliyle tanınırlar ve beş ülkenin hepsi G20 üyesidir.

BRICS, 2001’de dönemin Goldman Sachs’ın baş ekonomisti Jim O’Neill tarafından kaleme alınan ve Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin’in büyüme potansiyellerini değerlendiren bir araştırma makalesinden ilham alarak kuruldu.

İlk etapta Güney Afrika’nın üye olmadığı grup, 2009’da Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Batılı müttefiklerin dünya düzeni hegemonyasına karşı bir platform oluşturmak amacıyla, Rusya’nın girişimiyle kuruldu.

Sputnik’te yer alan habere göre; Uşakov, Türkiye’nin tam üyelik için başvurduğunu ve Ankara’nın talebinin BRICS ülkeleri tarafından değerlendirileceğini söyledi. 9’uncu Doğu Ekonomik Forumu’nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Uşakov; başvuru yapıldığını teyit etti.

ABD merkezli Bloomberg haber sitesi, 2 Eylül’de Türkiye’nin BRICS’e katılmak üzere aylar önce resmi olarak başvuruda bulunduğu iddiasını dile getirdiği haberinde, Türkiye’nin ‘Batı’nın ötesinde ittifaklar kurmak için’ böyle bir yol izlemek istediğini yazmıştı.

Türkiye’nin BRICS’e katılmak için başvuru yaptığı iddialarına ilişkin Avrupa Birliği’nden (AB) açıklama gelmişti. Avrupa Komisyonu Dışişleri ve Güvenlik Politikası Sözcüsü Peter Stano, “Aday ülkelerin AB’nin değerlerini paylaşmalarını ve dış politikalarını bizimkiyle uyumlu hale getirmelerini bekliyoruz” diye konuşmuştu.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de “Üye olmak istediğimizi Sayın Cumhurbaşkanımız çeşitli defalar ifade etti. Bu konudaki talebi açıktır. Süreç işlemektedir. Ancak somut bir gelişme yoktur. Somut bir gelişme olursa, BRICS’in aldığı bir karar gibi, sizinle paylaşırız” açıklamasını yapmıştı.

Çelik resmen bir başvuru yapılıp yapılmadığı veya böyle bir adım atıldıysa ne zaman gerçekleştiğine dair ayrıntı vermezken, “Somut bir gelişme yok” demekle yetinmişti.

Türkiye’nin üyeliğinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılması beklenen 22-24 Ekim’de Rusya’nın Kazan şehrinde yapılacak zirvede ele alınacağı belirtiliyor.

Paylaşın