Kalamarlı Olivier, Malzemeleri, Hazırlanışı

Kalamarlı olivier, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın!

Haber Merkezi /  Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

1 adet patates
1 adet havuç
2 adet tavuk yumurtası
2 adet salatalık turşusu
1 adet kalamar
100 gr konserve bezelye
Tuz VE karabiber
Mayonez

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım. İlk önce kalamarı akar su altında iyice yıkayın ve derin bir kaseye koyun, ayrı bir kapta su kaynatın, kalamarın olduğu kaseye kalamarı kapatacak şekilde aktarın. Kalamarın kaynar suda birkaç dakika kalmasına izin verin, bir kevgirle çıkarın ve hafifçe soğutun.

Kalamarın kırmızımsı yüzeyini bir bıçakla temizleyin, üzerinde mutfak makası ile bir kesi yapın ve iç kısımları çıkarın, tekrar kaseye aktarın ve üzerini tekrar kaynar suyla kaplayarak 2-3 dakika bekletin. Kalamar pişip yumuşayana kadar bu işlemi tekrarlayın. Kalamarları küçük küpler halinde kesin.

Yumurtaları sert bir kıvamda olacak şekilde haşlayın, soğutun, soyun ve küpler halinde doğrayın. Salatalık turşusunu yıkayın ve küçük parçalar halinde kesin. Patatesleri ve havuçları yıkayın iyice haşlayın, soğutun, soyun ve küçük parçalar halinde doğrayın

Patates, havuç, kalamar, salatalık turşusu, yumurta ve konserve bezelyeyi derin bir salata kasesine ekleyin ve karıştırın. Tuz, karabiber ve mayonez ile tatlandırın ve tekrar karıştırın. Servis yapmadan önce taze yeşillikler ile süsleyin. Afiyet olsun…

Paylaşın

Fasulye, Mısır Ve Kruton Salatası, Malzemeleri, Hazırlanışı

Fasulye, mısır ve kruton salatası, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. 

Haber Merkezi / Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın!  Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

130 gr kuru fasulye (haşlanmış)
1 kutu konserve mısır
150 gr beyaz turp
70 gr kruton
1 demet (50 gr) ıspanak
5 dal maydanoz
Tuz ve karabiber
Mayonez

Hazırlanışı;

Tüm malzemelerinizi hazırlayın, başlayalım… Haşlanmış fasulyeyi ve konserve mısırı ayrı ayrı akar su altında yıkayın ve süzülmeye bırakın. Beyaz turpu soyun ve küpler halinde doğrayın. Ispanağı ve maydanozun saplarını çıkarın ve dilimler halinde kesin.

Derin bir salata kasesine üste geçen malzemeleri ekleyin ve karıştırın. Tuz, karabiber ve mayonez ile tatlandırın ve tekrar iyice karıştırın. Servis yapmadan önce krutonları ekleyin. Afiyet olsun…

Paylaşın

Cevdet Yılmaz “Orta Vadeli Program” İçin Tarih Verdi

TÜİK’in açıkladığı büyüme verilerini değerlendiren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Orta Vadeli Program’ın (OVP) 5 Eylül’de açıklanacağını söyledi. Yılmaz, OVP’nin Erdoğan’ın onaylaması ve Resmi Gazete’de yayınlanması gerektiğini de belirtti.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı büyüme verileri ve Orta Vadeli Program (OVP) ile ilgili açıklamalar yaptı. Yılmaz’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Tüketimin iç talebim payı gerilerken dış talebin net ihracatın payının yarıdan fazlasının dış talep kaynaklı net ihracat kaynaklı olduğunu görüyoruz. Bu gerçekten sevindirici ve bizim de öngörülerimizle uyumlu. Büyümeyi yorumlarken dünyadaki durumu Bölgemizdeki durumu da mutlaka dikkate almamız lazım. Büyüme oranlarımız tarihsel ortalamaların bir miktar altında. Niye böyle 2 temel meselemiz var.

Bir taraftan Tabii enflasyonu düşürmek için sıkı bir politika izliyoruz, sıkı para politikası disiplinli maliye politikası bunun şüphesiz etkileri var. Diğer taraftan dünya talebi dünya büyümesi de iyi değil Maalesef dünya büyümesine baktığınızda özellikle temel pazarımız olan Avrupa’ya baktığınızda maalesef büyüme oranları çok düşük. 2023 yılında sadece 0,5 oranında büyüyebilmiş Avrupa yüzde biri bile olmamış.

2024’te 0.9 büyüme bekleniyor Avrupa’da. Dünya büyümesine baktığınızda %3’ler civarında dolaşıyor. İşte dünyanın da tarihsel ortalamaların altında büyüdüğü bir dönemdeyiz. Buna ilave olarak bölgemizde jeopolitik gelişmeler gerilimler maalesef son bir yılda artmış durumda kuzeyimizde malum Ukrayna, Rusya çatışması yoğun bir şekilde devam ediyor. Güneyimizde de hepimizin içini yakan manzaraları Gazze’de görüyoruz ve bölgesel yansımalarını da görüyoruz. Bütün bu ortam içinde bir de geçen yıl tarihimizin en büyük deprem afetini yaşadık. 11 ilimizi 14 milyon nüfusumuzu etkileyen bir deprem bu.

Uzun bir süredir çalışıyoruz güncellenmiş OVP ile ilgili. Bir taraftan teknik çalışmalar yürütüyor kurumlarımız, Strateji Bütçe Başkanlığımız Cumhurbaşkanımıza bağlı biliyorsunuz yoğun bir şekilde bu konuları çalışıyor. Hazine Maliye Bakanlığımız yine yoğun bir şekilde mesai sarf etti. Diğer ilgili tüm bakanlıklarımız çalıştılar fakat teknik çalışmalarla da yetinmedik. İlgili tüm kesimlerle katılımcı bir anlayışla istişare sürecini de yine yürüttük.

Paylaşın

Yeniden Refah Partisi’nde İstifa Furyası

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar’ın Yeniden Refah Partisi’nden istifa etmesinin ardından birçok belediye meclis üyesinin de YRP’den istifa ettiği öğrenildi.

Sözcü’den Evren Demirdaş’ın haberine göre; YRP’den istifa eden belediye meclis üyeleri şunlar: Ahmet Oruç, Sait Ağan, Cuma Demir, Osman Kaya, Mehmet Alak, Mehmet Şık, Celal Yeten, Ahmet Yıldız, Şavak Açar.

Gülpınar, gazetecilere yapmış olduğu açıklamada yeni bir partiye geçmeden bağımsız başkanlık görevini sürdüreceğini söyledi. Sözcü TV’de açıklamalarda bulunan Fatih Erbakan, Gülpınar’ın AK Parti’ye geçme ihtimaline ilişkin, “Kendisi için ‘sirk cambazı’ ve ‘Zübük’ ifadelerini kullanan bir yapıya giderse diyecek bir şey yok” ifadelerini kullandı.

Gülpınar’ın “Kararı YRP ile istişare ederek aldık” sözlerine yanıt veren Erbakan “Bir takım duyumlar geliyordu ama kesin bir bilgi yoktu. Biz açıklamasına şaşırdık. Herhangi bir istişare olmadı bizimle. Üzülerek söylüyorum bizimle bir istişare olmadı. İstişare kelimesi çok mantıklı değil. Bilgi olarak da söylüyorsa öyle bir şey de olmadı” dedi.

Erbakan Gülpınar istifa duyurusunu yaptığı meclis toplantısındaki konuşmasına da değinerek, “Bugün belediye meclis üyeleriyle yaptığı toplantıda da kendisi bizzat söylüyor ‘Ben anket yaptırdım halkın yüzde 79’u istifa etme diyor ama ben çalışamıyorum, baskılar oluyor, projelerim onaylanmıyor, taleplerim geri çevriliyor o nedenle istifa edeceğim diyor. Yüzde 79’a rağmen yapılan bir işten hayır geleceğini zannetmiyorum” ifadelerini kullandı.

Partisinden 14 belediye başkanının istifa edip AK Parti’ye geçtiğinin anımsatılması üzerine Erbakan şu yanıtı verdi: “AK Parti bugün Türkiye’nin en hızlı küçülen partisi. Adeta bir kar topu gibi eriyor. Her ay yüzbinlerce üye kaybı ve yapılan ciddi kamuoyu yoklamalarında da ayda yüzde 5 ila 6 oranından oy kaybediyor. Bugün kararsızlar dağıtılmadığında yüzde 20 civarında görünüyor. Karasızlarla beraber yüzde 25 civarında AKP”

Erbakan’ın bu açıklamalarını Kasım Gülpınar, Sözcü TV’ye değerlendirdi. Serap Belovacıklı’ya konuşan Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Kasım Gülpınar, “Ben halkla istişare ettim. Beni belediye başkanlığına yönlendiren de onlardı. Halkla istişare neticesinde halk da çoğunlukla benim AK Parti’ye geçmemi istemiyor. Benim bağımsız devam etmemi istiyorlar” dedi.

Şirk cambazı sözleriyle ilgili de Gülpınar, “Polemiğe girmeyeyim. Fatih bey naif ve saygın bir insan ama ben polemiğe girmek istemiyorum. Netice olarak ben bağımsız devam edeceğim”  dedi.

Paylaşın

Kuş Embriyoları Ebeveynlerini Dinliyor!

Martılar üzerine yapılan yeni bir araştırma, yavru embriyoların yumurtanın içinden ebeveynleri arasındaki konuşmaları dinlediğini ve embriyoların duyduklarından davranışsal olarak etkilerini ortaya koydu.

Haber Merkezi / Glasgow Üniversitesi’nde Francisco Ruiz-Raya ve Vigo Üniversitesi’nden Alberto Velando, İspanya’nın Sálvora Adası’nda yaşayan 44 sarı bacaklı martı ailesini inceledi. Ruiz-Raya ve Alberto Velando, her yuvadan iki kardeş yumurta aldılar ve bunları yapay kuluçka makinelerinde farklı seslere maruz bıraktılar.

Yumurtaların yarısı çok konuşan ebeveynlerin ses kayıtlarını dinlerken, diğer yarısı ise daz az konuşan ebeveynlerin seslerine maruz bırakıldı. Yavrular yumurtadan çıktıktan hemen sonra, her iki kardeş martılar birlikte büyütülmek üzere bir martı koruyucu ailesine yerleştirildi.

Ruiz-Raya. “Kardeş martılar arasındaki tek fark, doğum öncesi gelişim sırasında ebeveyn iletişiminin farklı ipuçlarına maruz kaldıkları bu kısa dönemdi” dedi ve ekledi: “Ortak bir genetik geçmişe sahiplerdi ve aynı aile bağlamında yetiştirildiler.”

Ruiz-Raya ve Velando’nun bulguları, doğum öncesi sese maruz kalmanın martı yavruları üzerinde uzun süreli fizyolojik ve davranışsal etkilere sahip olduğunu göstermektedir.

Daha çok konuşan ebeveyn seslerine maruz kalan yumurtaların çatlaması daha uzun sürdü. Ayrıca, kardeş martılar arasındaki gelişim mekanizmalarında değişiklikler gözlemlendi. Araştırmacılar özellikle, daha az konuşan ebeveynlere doğum öncesi maruz kalan yavru martılar hormonal stres tepkisinde ve DNA metilasyonunda (hangi genlerin hangi zamanlarda aktif olduğunu değiştiren biyolojik bir değişiklik) artışlar buldular.

Araştırmacılar, yavruların uçmaya başlayana kadar büyümesini ve beslenmesini, koruyucu ebeveynleriyle ne kadar iyi iletişim kurduklarını değerlendirmek için izlediler. Daha fazla konuşan ebeveyn seslerine maruz kalan yavruların, daha az konuşan ebeveynlere maruz kalanlara göre daha sesli yalvarma davranışı gösterdiğini ortaya koydular.

Araştırma sonuçlarını değerlendiren Ruiz-Raya, “Embriyoların bilgi edinebildiğini ve ebeveyn – yavru çatışmasında aktif rol oynadığını göstermek heyecan verici” dedi ve ekledi:

“Bu çalışmanın diğer şaşırtıcı sonucu, bu belirli doğum öncesi olayların doğum sonrası yaşamda, hatta muhtemelen yetişkinlikte bile kalıcı bir etkiye sahip olabilmesiydi. Bu, sosyal çevrenin gelişmekte olan embriyolar için bile ne kadar önemli ve sonuç verici olduğunun farkında olmamız gerektiğini gösteriyor.”

Paylaşın

Biden’dan Netanyahu’ya “Barış İçin Yeterli Çaba Göstermiyor” Eleştirisi

Beyaz Saray’da basın mensuplarıyla bir araya gelen ABD Başkanı Joe Biden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gazze’de ateşkesin sağlanması için yeterli çaba sarf etmediğini söyledi. 

Haber Merkezi / Biden, Gazze’de Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik nihai bir teklif sunmaya çok yakın olduklarını belirtti. Biden, nihai anlaşma teklifi sunup sunmayacaklarına ilişkin soruları yanıtlarken buna çok yakın olduklarını belirtti; bu anlaşmanın önceki tekliflerle kıyaslandığında başarı şansının ne olduğu yönündeki soruyu da “Umut hiçbir zaman tükenmez” sözleriyle yanıtladı.

Washington Post gazetesi, 2 Eylül’de yayımlanan haberinde ABD’nin İsrail ve Hamas’la nihai bir “ya kabul et ya da terk et” anlaşması yapmaya hazırlandığını iddia etmişti.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 48 artarak 40 bin 786’ya yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 70 artarak 94 bin 224’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İngiltere Dışişleri Bakanlığı İsrail’e yönelik silah ihracatına kısıtlama getirileceğini duyurdu. Satış lisansı askıya alınan ihraç kalemleri arasında askeri ekipman parçaları ve yer hedeflemede kullanılan helikopterler ile İnsansız Hava Araçları (İHA) da var.

Öte yandan İsrail haftaya genel grevle başladı. Gazze’de tutulan rehinelerin geri alınamamasını protesto etmek için İsrail’de yapılan genel grev çağrısı, Pazartesi günü ülkenin ana uluslararası havaalanı Ben Gurion dahil ülke çapında kapanmalara ve aksaklıklara yol açtı. Ancak bu çağrının bazı bölgelerde görmezden gelinmesi, ülkedeki derin siyasi bölünmeleri yansıttı.

Gazze’de altı rehinenin ölü bulunmasının ardından 10 binlerce İsrailli Pazar günü geç saatlere kadar sokaklardaydı. Aileler ve halkın büyük bir kısmı Başbakan Benyamin Netanyahu’yu suçladı ve yaklaşık 11 aydır devam eden savaşı sona erdirmek için Hamas’la bir anlaşma yapılarak, rehinelerin sağ olarak iade edilebilmesinin sağlanabileceğini söyledi.

Bazılarıysa Netanyahu’nun 7 Ekim’de İsrail’e saldırarak savaşı tetikleyen Hamas’a yönelik askeri baskıyı aralıksız sürdürme stratejisini destekliyor ve stratejinin, militanları İsrail’in taleplerine boyun eğmeye zorlayacağını, kurtarma operasyonlarınınn daha başarılı olacağını ve nihayetinde örgütü yok edeceğini düşünüyor.

İsrail’in en büyük sendikası Histadrut, savaşın başlangıcından bu yana ilk kez bu hafta başı için genel grev çağrısında bulundu. Grevin amacı bankacılık, sağlık hizmetleri ve ülkenin ana havalimanı Ben Gurion’un işletimi dahil ekonominin önemli sektörlerini kapatmak veya aksatmak oldu.

Ben-Gurion Uluslararası Havalimanı’ndaki havayolları sabah 08.00-10.00 arasında kalkış uçuşlarını durdurdu. Bu uçaklar ya erken kalktı ya da biraz gecikti. Sınırlı kesintiye rağmen yolcuların check-in kontuarlarında sıraya girdiği görüldü. İsrail Havaalanları İdaresi’ne göre bu süre zarfında havaalanına gelen uçuşlar her zamanki gibi aksamadan devam etti.

Grev nedeniyle bankalar, bazı büyük alışveriş merkezleri ve devlet daireleri kapalı ve toplu taşıma sınırlı sağlanıyor. Tel Aviv dahil İsrail’in yoğun nüfuslu merkezi bölgesindeki belediyeler greve katılıyor, bu da okul saatlerinin kısalmasına ve kamuya açık kreşlerle anaokullarının kapanmasın yol açtı.

Ancak Kudüs dahil birçok belediye, greve katılmıyor. İsrail medyası, devletin grevin siyasi amaçlı olduğunu öne sürerek iptal edilmesi için mahkemeye başvurduğunu bildirdi.

Pazar günkü gösteriler savaşın başlangıcından bu yana en büyük gösteri olarak nitelendi. Gösterileri düzenleyenler 500 bin kadar kişinin ülke çapındaki etkinliklere ve Tel Aviv’de düzenlenen ana mitinge katıldığını açıkladı.

Netanyahu’nun Gazze’de tutulan ve üçte birinin öldüğü düşünülen yaklaşık 100 rehineyi iade etmesi için bir anlaşmaya varmasını talep eden protestocular, bunu savaş süresince yıpranan Hamas’ı olduğu gibi bırakıp bölgeden çekilmek anlamına gelse bile istediklerini dile getiriyorlar. Birçok İsrailli bu görüşü desteklerken diğerleri, rehinelerin özgürlüğünden çok militan grubun yok edilmesine öncelik veriyor.

Gazze’de 86 bin çocuk felci aşısı yapıldı

Ayrıca Birleşmiş Milletler Filistin Yardım ve Çalışma Ajansı (UNRWA), Gazze Şeridi’nden başlatılan aşı kampanyasında ilerleme sağlandığını ancak ailelerin aşı merkezlerine ulaşmakta zorlandığını kaydetti. UNRWA, devam eden askeri saldırılar nedeniyle aşıların dağıtımında da sıkıntılar yaşandığını belirtti. Kuruluşun verdiği bilgilere göre sadece belirli bölgelerde yerel saatle 06.00 ile 14.00 arasında insani ara uygulanıyor.

UNRWA Sözcüsü Louise Wateridge, çatışmaların tamamen durmadığını, gece ve öğleden önce askeri saldırıların sürdüğünü kaydetti. Bazı aileler için aşı merkezlerine gitmenin tehlikeli olduğunu ifade eden Wateridge, mobil aşı ekipleri için de bu ailelere ulaşmanın zor olduğunu söyledi. Pazar günü 86 bin çocuğun çocuk felcine karşı aşılandığını ifade eden Wateridge, Salı gününe kadar Gazze Şeridi’nin orta bölgesinde bulunan 10 yaş altı yaklaşık 156 bin çocuğa erişim sağlanmasının hedeflendiğini belirtti. Wateridge, çocukların dört hafta sonra ikinci doz aşıya ihtiyacı olduğunu da hatırlattı.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Gazze Şeridi’nde olası çocuk felci salgının engellenmesi için bölgedeki çocukların yüzde 90’ından fazlasının aşılanması gerektiğini vurguluyor. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, 23 Ağustos’ta Gazze’nin Deyr el-Balah kentinde 10 aylık bir bebeğin çocuk felci nedeniyle kısmi felç geçirdiğinin doğrulandığını duyurmuş, hastalığın yayılmasından büyük endişe duyduklarını açıklamıştı.

DSÖ daha önce de Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus ile orta kesimindeki Deyr el-Belah kentlerinde tür iki çocuk felci virüsü tespit edildiği bilgisini paylaşmıştı. BM’ye göre İsrail – Hamas savaşı nedeniyle Gazze’de rutin aşılamanın yapılamaması, 25 yıl sonra hastalığın yeniden yayılmasında etkili oldu.

Paylaşın

Akşam Yemeğini Erken Yemenin Beş Şaşırtıcı Faydası

Tıpkı kahvaltı gibi, akşam yemeğinin de doğru bir zamanı vardır. Herhangi bir zamanda yemek yemek, vücuda zamanında yemek yemenin sağladığı faydaları sağlamaz.

Haber Merkezi / Akşam yemeği, akşamın erken saatlerinde, genellikle 17:00 ile 19:00 arasında, bireysel programlara ve kültürel normlara bağlı olarak yemek anlamına geliyor. İşte akşam yemeğini erken yemenin beş şaşırtıcı faydası:

Kilo vermeyi kolaylaştırır: Akşam yemeğini zamanında yediğinizde, vücut o yiyeceği daha iyi sindirir, bu da metabolizmanızı hızlandırır. Akşam yemeğini erken yemek  ayrıca kalori yakar, bu da kilo vermeyi kolaylaştırır.

Yiyecekler daha iyi sindirilir: Yemek ve uyku vakti arasında bir boşluk bıraktığınızda, yiyecekler daha iyi sindirilir.

Diyabetin kontrol altına alınmasına yardımcı olur: Diyabet (şeker) hastaları yemeklerini zamanında yemelidir. Akşam yemeğini zamanında yediğinizde, vücut tüketilen gıdaları glikoza dönüştürmek için gerekli zamana sahip olur. Bu da, diyabetin kontrol altına alınmasına yardımcı olur.

İyi bir uyku çekmenize zemin hazırlar: Sindirim süreci yemekten sonra başlar, geç yemek yemek uyku sürecinde kesintiye neden olabilir. Akşam yemeğini zamanında yediğinizde, vücut tüketilen gıdaları daha iyi sindirmek için yeterli zamana sahip olur. Bu da, iyi bir uyku çekmenize zemin hazırlar.

Mide sorunlarına neden olabilir: Geç yemek yemek, yiyeceklerin sindirilmesi için yeterli zamanı kısıtlar, bu da mide ekşimesi, gaz ve asitliğe neden olabilir. Ayrıca kalple ilgili hastalıklar riski de artar. Bu nedenle her zaman zamanında yemek yemek önerilir.

Paylaşın

Erdoğan: Nefret Siyaseti Fayda Getirmez

Adli Yılı Açılış Töreni’nde konuşan Erdoğan, “Adalete kolay erişim ile onarıcı ve telafi edici adalet uygulamalarını da sistemimize kazandıracağız. Türkiye kuşatıcı ve özgürlükçü bir anayasaya da hazırdır. Yeni anayasa meselesinin önündeki en büyük engel ise önyargılardır” dedi ve ekledi:

“Özellikle muhalefet çevrelerinde bir özgüven eksikliği görüyoruz. Kemikleşmiş önyargılardan kaynaklı bir kakofoni yürüyor. Yeni anayasayı da haklarımızı, kardeşliğimizi içeren bir toplum sözleşmesi olarak görüyoruz. Hep birlikte ülkemizi geleceğe taşıyacak bir anayasa hazırlayacağız. Darbe mahsulü mevcut anayasadan kurtulma vakti geldi, biz samimi ve kararlıyız. Sorunlarımızı kavga ederek değil ancak konuşarak yaparız.”

Erdoğan, konuşmasının devamında “Nefret siyaseti fayda getirmez. Hakaret edenleri kahramanlaştıranı millet affetmez. Son günlerde altı harlanan nefret ve kavga siyasetinin demokrasimize, milletimize fayda sağlamadığını herkesin görmesi, buna göre siyaset üretmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2024 – 2025 Adli Yılı Açılış Töreni’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Yargıtay Başkanımız Sayın Ömer Kerkez’i canı gönülden tebrik ediyorum ve görevinde başarılar diliyorum. Toplumun huzuru iç barışı, refahı için vazgeçilmez kavramlar vardır. Bunların en başında adalet gelir. Osmanlıyı asırlarca yaşatan formül de adalettir. Devletin temel direği varlık sebebi meşruiyet kaynağı adalettir. Refah toplumunu inşa etmenin yolu da adaletten geçer.

Siyasetimizin merkezine kalkınmayla birlikte adaleti yerleştirdik. Yaklaşık 22 yıla ulaşan iktidarlarımız boyunca bu önceliğimize hep sadık kaldık. Devlet ve vatandaş arasındaki bağı güçlendirmenin çabasında olduk. Adalet sitemimizin etkin ve bağımsız olması için her alanda adımlar attık. Hedef süre uygulamasından, hakim savcı sayılarının artırılmasına, yeni hizmet binalarının artırılmasına, mahkeme salonlarının çoğaltılmasında, yargıdaki vesayetçi yapıların tasfiyesine kadar çok sayıda çalışma gerçekleştirdik. İstinaf mahkemeleriyle Yargıtay’ın iş yükünü azalttık. Sayısız reform ve yeniliği adalet sistemine kazandırdık.

Modern adliye binaları ve teknolojiden istifade edilmesi önemlidir. Ama aslolan vicdanların sükûn bulmasıdır. Adalet insan için insanı yaşatmak içindir. Bu yıl iki yeni uygulamayı hayata geçiriyoruz. Bunlardan ilki hukuk mesleklerine giriş sınavıdır. İlk sınavı 29 Eylül’de gerçekleştireceğiz. Diğer uygulama da hakim ve savcı yardımcılığı sistemi olacak.

“Hep birlikte ülkemizi geleceğe taşıyacak bir anayasa hazırlayacağız”

Adalete kolay erişim ile onarıcı ve telafi edici adalet uygulamalarını da sistemimize kazandıracağız. Türkiye kuşatıcı ve özgürlükçü bir anayasaya da hazırdır. Yeni anayasa meselesinin önündeki en büyük engel ise önyargılardır. Özellikle muhalefet çevrelerinde bir özgüven eksikliği görüyoruz. Kemikleşmiş önyargılardan kaynaklı bir kakofoni yürüyor. Yeni anayasayı da haklarımızı, kardeşliğimizi içeren bir toplum sözleşmesi olarak görüyoruz.

Hep birlikte ülkemizi geleceğe taşıyacak bir anayasa hazırlayacağız. Darbe mahsulü mevcut anayasadan kurtulma vakti geldi, biz samimi ve kararlıyız. Sorunlarımızı kavga ederek değil ancak konuşarak yaparız. Nefret siyaseti fayda getirmez. Hakaret edenleri kahramanlaştıranı millet affetmez. Son günlerde altı harlanan nefret ve kavga siyasetinin demokrasimize, milletimize fayda sağlamadığını herkesin görmesi, buna göre siyaset üretmesi gerekiyor.

Kamuoyuna yansıyan bazı kararlarda bazı hakimler ve savcılarımız hedefe konuluyor. Sosyal medya organize kötülüğün merkezi haline geldi. Hemen hemen her gün bir kişi sosyal medyada hedef oluyor. “

Paylaşın

Türkiye’den BRICS Hamlesi: Katılmak İçin Başvuru Yaptı

Türkiye, önde gelen gelişmekte olan ülkelerin oluşturduğu BRICS grubuna katılmak için resmen başvuruda bulundu. BRICS, Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika ekonomilerini kastetmek için kullanılır.

2011 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti’nin birliğe katılmasına kadar orijinal dört üye BRIC (ya da İngilizce “the BRICs”) olarak adlandırılmıştı. Aynı yıl Çin’in Sanya kentinde düzenlenen zirveye Güney Afrika Cumhurbaşkanı Jacob Zuma’nın da katılımı ile BRIC grubu adını BRICS olarak değiştirdi. BRICS ülkeleri, bulundukları bölgelerin bölgesel ilişkileri üzerindeki önemli nüfuz potansiyeliyle tanınırlar ve beş ülkenin hepsi G20 üyesidir.

Bloomberg’in haberine göre, BRICS, ekim ayında Rusya’da düzenlenecek zirvede genişlemeyi görüşecek. Haberde, Türkiye’nin BRICS grubuna katılma girişiminin, küresel nüfuzunu artırma ve geleneksel Batılı müttefiklerinin ötesinde yeni ittifaklar kurma çabalarının bir parçası olarak görülüyor.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye, bu hamle ile çok kutuplu bir dünyada hem Doğu hem de Batı ile ilişkilerini güçlendirmek istiyor.

Türkiye’nin bu yeni diplomatik hamlesi, Avrupa Birliği’ne (AB) katılma sürecindeki ilerlemenin yavaşlaması ve NATO üyesi ülkelerle yaşanan bazı gerilimler sonrasında gelirken, özellikle 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini sürdürmesi, NATO içinde bazı çatışmalara yol açmıştı. Türkiye, BRICS üyeliği ile Rusya ve Çin gibi ülkelerle ekonomik iş birliğini artırmayı ve AB ile Asya arasında bir ticaret köprüsü olmayı hedefliyor.

BRICS, Batı’nın hâkim olduğu kurumlara, özellikle Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi kuruluşlara alternatif olarak kendini konumlandırıyor. BRICS üyeliği, Türkiye’ye bu kuruluşlar aracılığıyla finansmana erişimini, siyasi ve ticari ilişkilerini genişletme fırsatları sunabilir.

Erdoğan, Türkiye’nin hem Doğu hem de Batı ile aynı anda ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini vurgulayarak, ülkenin BRICS’e katılmasının, küresel ekonomik sistemde farklı yaklaşımlar, kimlikler ve politikalar geliştirmesine katkı sağlayacağını belirtti. Erdoğan ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde reform yapılması çağrısını yineleyerek, Türkiye’nin NATO’nun rakibi olarak görülen Şanghay İşbirliği Örgütü’ne de katılma isteğini dile getirdi.

Türkiye’nin BRICS’e katılma girişimi, ülkenin Batı ile olan ilişkilerini tamamen koparmak istemediğini, aksine bu ilişkileri daha dengeli ve çeşitlendirilmiş bir dış politika ile güçlendirmek istediğini gösteriyor. Aynı zamanda, AB ile üyelik görüşmelerini canlandırma çabaları da devam ederken, bu da stratejik hedeflerden biri olmaya devam ediyor.

Paylaşın