Sennur Sezer kimdir? Hayatı, Eserleri

12 Haziran 1943 yılında Eskişehir’de dünyaya gelen Sennur Sezer, 7 Ekim 2015 yılında hayatını kaybetti. Asıl adı Şennur Fatma Çelik. Şennur Çelik, Fatma Çelik, Fatma Abla imzalarıyla da yazdı. Öykücü Adnan Özyalçıner’le evli. İlkokula Eskişehir’de ikinci sınıftan başladı, Kasımpaşa Karma Ortaokulu’nda tamamladı.

Haber Merkezi / İstanbul Kız Lisesi’nde öğrenimini yarıda bırakıp (1959), Taşkızak Tersanesi’nde ikmal ve muhasebe memuru oldu (1959-1964). Daha sonra 1965-1958’de Varlık Yayınevi’nde düzeltmen olarak çalıştı. 1969-1975 yılları arasında Cumhuriyet ve Vatan gazetelerinde resim sergileri, ressamlar ve yazarlarla ilgili yazılar, TRT’ye radyo oyunları yazdı. 1975’te Arkın Yayınevi’nin ansiklopedilerinde redaktör ve metin yazarı olarak görev aldı.

Yapı Kredi Bankası Sanat Dünyası dergisi, Asa Ajansı, Gelişim Ansiklopedisi ve Görsel Yayınlar, emekli olana kadar (1983) çalıştığı kuruluşlar arasında. 1999 yılında kısa süre TYS genel sekreterliği yaptı. 1983’ten sonra serbest yazarlık yapan Sezer’in yazdığı yayınlar arasında, Varlık, Yeditepe, Hürriyet Gösteri, Yazko Edebiyat, Hürriyet gazetesi Avrupa baskısı, Cumhuriyet Kitap Eki, Elele, Beaute dergi ve gazeteleri bulunuyor. Çalışmaları Evrensel ve Cumhuriyet gazetesi ile Radikal Kitap, Varlık, Evrensel Kültür dergilerinde yer aldı. İlk şiiri Sanat Dünyası dergisinde 1958’de, ilk şiir kitabı Gecekondu, 1964’te yayımlandı.

Eserleri;

Şiir; Gecekondu, Yasak, Direnç, Sesimi Arıyorum, Kimlik Kartı (ilk üç kitaptan seçmeler), Bu Resimde Kimler Var,
Afiş, Direnç Şiirleri (Toplu Şiirler), Kirlenmiş Kâğıtlar, Dilsiz Dengbej, Bir Annenin Notları (Seçme Şiirler), Akşam Haberleri, İzi Kalsın

Deneme; Şiir Gündemi

İnceleme-Araştırma; İstanbul’un Taşı Toprağı Altın (eski İstanbul yaşayışı ve folkloru, Adnan Özyalçıner’le), Osmanlı’da Fal ve Falnameler, Nâzım, Dünya ve Biz (Şükran Kurdakul’la), Üç Dinin Buluştuğu Kent istanbul (Adnan Özyalçıner’le), Az Masraflı ve Kolay Yemekler

Çocuk kitapları; Gerçeğin Masalı, Sümüklü Böceğin Masalı, Keloğlan ile Köse (Adnan Özyalçıner’le), Hasır Ören Padişah, Robin Hood, Pencereden Bakan Çocuk, Anadolu’dan Öyküler (Adnan Özyalçıner’le), Masal Evi (masallar, Adnan Özyalçıner’le), İğne Mızrak Mercimek Kalkan

Anlatı; Türk Safo’su Mihri Hatun, Kerem ile Aslı, Binbir Gece Masalları, Şahmaran, Öyküleriyle İstanbul Anıtları, Antoloji, Uçuk Seçik Şiirler, Emek Öyküleri I, II, III, IV (Ekmek Kavgası, Grev Bildirisi, Motorize Köleler, Dokumacının Ölümü, öykü seçkisi, Adnan Özyalçıner’le), ’68’in Edebiyatı, Edebiyatın 68’i

Ödülleri; 1980 yılında kadınlara yönelik yazıları ve şiirleri için Kadınların Sesi Dergisinin 8 Mart Ödülü, 1987’de Bu Resimde Kimler Var adlı kitabıyla Halil Kocagöz Şiir Ödülü, 1990’da Adnan Özyalçıner’le birlikte yazdığı Keloğlan ile Köse adlı öykü kitabı için Sıtkı Dost Çocuk Edebiyatı Ödülü, 1998’de “şiiri alanlara taşıdığı için” Pir Sultan Abdal Dernekleri Edebiyat Ödülü, 2000 yılında Oğuzkaan Koleji’nin “2000 yılı şiir ustaları” sanını Fazıl Hüsnü Dağlarca ve Sunay Akın’la birlikte, Kirlenmiş Kâğıtlar adlı kitabıyla 2000 Yılı Yunus Nadi Şiir Ödülü, Ş.Avni Ölez Şiir Emeği Ödülü, PEN Şiir Ödülü

Paylaşın

Selma Ağabeyoğlu kimdir? Hayatı, Eserleri

1952 yılında Ankara’da dünyaya gelen Selma Ağabeyoğlu, , 18 Aralık 2009’da beyin kanaması sonucu Ankara’da hayatını kaybetmiştir. İlköğretim yıllarını Ankara’da Tamamladı ve 1977 yılında Yıldırım Beyazıt Lisesi’nden mezun olduktan sonra Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ni bitirdi.. Çeşitli kamu kuruluşunda memur ve yönetici olarak görev yapmıştır.

Haber Merkezi / Bir dönem Türkiye Yazarlar Sendikası’nın Ankara Temsilciliği’ni de yürüten sanatçı, üç dönem Edebiyatçılar Derneği Yönetim ve Yürütme Kurullarında görev aldı. Ankaralı Aydın ve Sanatçılar Girişimi ile Emek Partisi üyesiydi. Emekliye ayrıldıktan sonra kendini tamamen edebiyat ve sanata adayan Ağabeyoğlu’nun başta Damar, Dize, Evrensel Kültür, Kum, Deliler Teknesi, Yaklaşım, Esmer gibi dergilerde yazılarını ve şiirlerini yayımladı. Evrensel Gazetesi’nde de köşe yazarlığı yaptı.

Şiir alanında pek çok ödüle layık görülen Selma Ağabeyoğlu, 1994 Salih Bilgin Şiir Ödülü birinciliğine; 1998 Yeni Gün Gazetesi Şiir Ödülü İkinciliğine; 2002 Homeros Şiir yarışmasında jüri özel ödülüne ve TTB 2000 Behçet Aysan Şiir Ödülü’nde övgüye layık bulunmuştur. Şiir dışında fotoğrafçılık sanatıyla da uğraşan sanatçı, çeşirli fotoğraf sergileri de açmıştır.

Şiir kitaplarının yanında Hep Aklımda Kaldı adlı, köşe yazılarından oluşan bir deneme kitabı da vardır. Şiirlerinde kadın ve anne duyarlılığı, yaşama sevinci, emek, kardeşlik vb. temaları hümanist bir bakış açısıyla ele almıştır. Eserlerinde sade, yalın bir dili tercih eden sanatçı, duru bir türkçe ile eserlerini kaleme almıştır. Türk edebiyatında toplumcu şiirin temsilcilerinden biri olarak sayılabilecek Ağabeyoğlu, şiirini ve şairliğini politikadan ayrı tutmamıştır.

Bu konuda Ağabeyoğlu; “Öncelikle şunun altını çizmemde yarar var. Şairin partisi şiiridir söylemi bana çok yanlış geliyor. Gündelik hayattan beslenmeyen bir şiiri nereye koyacaksınız. Gündelik hayatsa tam da politikanın merkezinden kaynağını alırken. Gerçeğe sırt dönmüş bir anlam taşıyor bu cümle. O zaman Nâzım’ı nereye koyacaksınız. Aragon’u Brecht’i, Ritsos’u… Kaba bir gerçeklikten bahsetmediğimiz doğru. Şiirimi inceliklerle, imgelerle kurarken estetik kaygılarımdan ödünsüz yazmaya çalışırken, onu besleyen kaynaklara gözlerimi kapatıp, kulaklarımı tıkarsam namuslu ve onurlu bir yazar olmanın vicdani hesaplaşmasında başımı yere eğmek istemiyorum gibi ahlak penceresinden de bakmam çok doğaldır…” sözleriyle şiiri ve politik kimliği arasındaki ilişkiyi açıklar. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Selim Temo kimdir? Hayatı, Eserleri

27 Nisan 1972 yılında Batman’ın Merina köyünde dünyaya gelen Selim Temo, ilkokulu doğduğu köyde, ortaöğrenimini Batman’da tamamladı; Batman 60. Yıl Cumhuriyet Ortaokulu (1986), Batman Lisesi (1991). 2000 yılında Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Etnoloji Bölümü’nden mezun oldu.

Haber Merkezi / Yüksel Lisansını “Cemal Süreya Şiirinde Bedenin Yazınsallaşması” başlığıyla, Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı (2003). Aynı bölümde doktora yaptı.

Türkçe yazan Kürt kökenli şairlerimizdendir. Ah Tamara adlı ilk şiir yapıtı 1995’te yayımlandı ve kısa sürede üç baskı yaptı. Esmer dergisinde yazıları yayımlanan Temo, son dönemde Multi-Kulti dergisinde yazmakta ve söz konusu derginin Kürtçe eki olan Çavreş’in yayın kurulunda yer aldı. Şiirlerinin yanı sıra Kürtçe’den Türkçe’ye yaptığı şiir çevirileri ve 2 çiltlik ‘Kürt Şiiri Antolojisi’ile edebiyat dünyasında yerini sağlamlaştırdı.

Eserleri; O, Deniz ve İntihar, Ah! Tamara, Kırgın Nehirler Meseli, Çiftlere Cinayet Dersleri, Uğultular, Kürt Şiiri Antolojisi

Çevirileri; Amidabad; Göç, Çocuk ve Irmak (Fawaz Husên – Amîdabada), Solgun Romans (Firat Cewerî), Abdalın Bir Günü (Mehmed Uzun – Rojek ji Rojên Evdalê Zeynikê), Sen (Mehmed Uzun –  Tu), Yaşlı Rindin Ölümü (Mehmed Uzun – Mirina Kalekî Rind), Yitik Bir Aşkın Gölgesinde (Mehmed Uzun – Siya Evînê), Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık (Mehmed Uzun – Ronî Mîna Evînê, Tarî Mîna Mirinê ), Serê Şevê Çîrokek (Her Geceye Bir Masal)

Ödülleri; Halkevleri Ödülü (roman) (1998), Yaşar Nabi Nayır Ödülü (şiir) (1997)

Paylaşın

Selçuk Yamen kimdir? Hayatı, Eserleri

1966 yılında Kars’ın Susuz İlçesi’nde dünyaya gelen Selçuk Yamen, ilk ve orta öğretimini değişik yer ve okullarda tamamladı. Susuz Öğretmen Lisesi’nin ardından 1988 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.

Haber Merkezi / Ömer Şişman, Hasan Basri Ünlü ve Sevgi Köse’yle mevsimlik şiir dergisi Ağır Ol Bay Düzyazı’nın son üç sayısını (2003) yayına hazırladı. Avukatlık yapıyor. Gebze, Kocaeli’de yaşıyor.

1998 yılından bu yana, şiirleri, öyküleri ve yazıları bachibouzouck, Güney, İmece, Kuzey Yıldızı, Pencere vb. gibi dergilerde yayımlandı.

“Kırık Bir Gitar”

Ya da Yusuf Eroğlu’nun Yağmurları

1-
Bir el tutar yanaklarını
yağmurlar havalanır
denizle dolar bahçe
ıssız adalara yelken açar sandal
sen geçerken çoğalır taşlar
güneş
gece ardından
ne varsa bulur çiftini
sen bulamazsın.
Çin saraylarında bülbüldün eskiden
hüzünlerinle neşe kaynağı kalabalığın
gülmek yasaklanmıştır bir kez
ayrılığın yasada yeri var
uzak sevmeler kolaçan eder tüylerini
nehirler küser sesine
akşamsefaları kıskanır hüznünü
her iniltinde bir yıldız kayar
ben duyarım
bir şiir bulaşır üstüme
gitmek bilmez,
düştüğün yerler mimlenir
bir şarkı dökülür dudaklarından
bestesi istanbul
güftesi anadolu

2-
Şairim bekçisiyim hüzünlerin
bir ayrılık yaşanır taş devrinde
bütün şaraplarım devrilir
kırık bir gitar inler peşimde
acının elçisi diz çökmez
ben çökerim,
padişahlar bozar oyunu.

“Son Martı”

Gül’e

Bir öğle sonrası, güneşli
vitrin…ardında resim sergisi
içeri girsem benim baldırı çıplaklığım
içeride lordlar kamarası, kalırım dışarıda…
her gün bir üniversite kurulur beynimde,
her gün yerle bir olur kitaplar.
bir resme diksem gözlerimi
bunu anlatırım kendime, camekan dağılır.
yayılan içki kokusudur şimdi
sergiden kalsa kalsa bu kalır geriye
diye düşünürken
günlerden cumartesi hızla çıkar karşıma
dövülen kadınlar…eksilen güvercinler…

işe gitmediğim bir cumartesi tuhaf duruyor.
böyledir yaşamak, soluklanıp üç şiir okumanın
altı gün çalıştırılmaktır cezası.
saf şey kalmış mıdır dünyada,
pazarlanırken ay ışığı, gece ve yıldızlar…
gökyüzünün altında demire keser insan sevgisi.
Taşı fırlatan çocuğun düşlerindeki
martılarla dans eden kızdan kalan
kum taneleri dağılır.
Yitmez bu fırtınada o ağıt yeniden yakılır.
Denizinden en son martılar kovulur.

“Yüzünün Yanlışlığında”

başkası yok
Sokaklar nehirlere açılıyor bu gün
kırmızının maviye dökülüşü geçiyor önümden
bir renk kirlenmesidir diyorum yeni renk
kırmızının acısı mavinin dinginliğine
melez duygular ekliyor bir kez daha

bütün sabahları gece okuluna göndermişler
hava aydınlanmıyor öğleden önce
bozuk türkçesiyle korkuyor cengaver
-çıkmışta gelmiş ulaşılmaz zamanlardan-
suyun aydınlığında bir kurbağa
yüzünün yanlışlığını anlıyor
yüzünün öpücüklerle doğrulanmasını diliyor içinden.
“ne yaptım peygamberlere
bütün kitaplar
çirkin imgelerimle donatılmış,
bana bir peygamber yarat
benden bir peygamber donat tanrım”
yakarırken tanrıya-o yalancı tanrıya-
ağlıyor sahip olamadığı şeylere
ağlıyor sahip olamadıklarının ne olduğunu bilmeden
içinden geçiyor zaman,
üstünden zemin kaygan
her suya düşüşünde biraz daha ihtiyarlıyor
“yaptığım şeylerden aldığım sevinç ne saçma
ölüm yaklaşıyor
bana bir peygamber gerek” diyor doğrulduğunda
suya düştükçe unutuyor
bir ayak sesi yaklaşıyor kulaklarında
“unutma” diyor cengaver
“unutmak hatırlayamamaktır
unutmak kurbağa kalmaktır”
susuyor kurbağa
susuyor ve düşüyor suyun dayanılmaz maviliğine
unutuyor
susuyor ve ağlıyor çıktığında
“bütün kurbağalar sağırdır
bütün kelebekler…”
ses kesiliyor, rüzgarda susuyor
yağmurun da sesi diniyor
başkası yok
oluyor suya düşerken.

Paylaşın

Selami Karabulut kimdir? Hayatı, Eserleri

15 Şubat 1970 yılında Tokat’ın Artova İlçesi Aktaş Köyü’nde dünyaya gelen Selami Karabulut, İlkokulu, Aktaş Ortaokulu, Gölcük (Kocaeli) Endüstri Meslek Lisesi, Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunudur.

Haber Merkezi / 1993’ten itibaren Adalet Bakanlığında, Ankara Adliyesinde ve Adli Sicil Genel Müdürlüğünde memur olarak çalıştı.

İlk şiiri Yaba Edebiyat dergisinde yayımlandı. Daha sonra şiirlerini Hürriyet Gösteri, Damar, Dize, Akatalpa, Kül, E, Kum, Çıkın, Kavram Karmaşa, Akköy, Yaratım, Değirmen, Turnalar, Sonsuzluk ve Bir Gün ve Varlık dergilerinde yayımladı. Deneme ve günceler yazdı. Bazı edebiyatçılarla yaptığı söyleşiler Cumhuriyet Kitap, Hürriyet Gösteri, ve Damar dergilerinde yayımlandı.

Eserleri; İz ve Kaçak, Kendine Kırgın, Yarım Kalan

Ödülleri; 2000 yılında Muzaffer Tayyip Uslu Şiir Ödülü, 2001 yılında Hatay ( Cemal Süreya anısına ) Şiir Ödülü, 2002 yılında Hasan Bayri Şiir Ödülü, 2002 yılında SES 5.Kültür Sanat Şiir Ödülü, 2006 yılında Uluslar arası Altınsafran Şiir Ödülü, 2009 Behçet Aysan Şiir Ödülü “Yarım Kalan” ile

“Endişe”

geç mi oldu bu saçaklardan sarkan gölgeler de ne?
anımsadığını kendi sanan, geçmişini unutan bellek
kalkıp gitsem diyorum… ansızın omzumda bir el
gençliğim, eskimiş yanım! hissedebiliyorum endişeni
orada, heceleyerek adımı boşluğa seslenen de kim?

ömrün upuzun bir karanlığından süzüyor anılar
şaşıyorum kendime, o günlerden daha daönce
bir rastlantı mıydı gökyüzüne bakıp hayıflanmam?
benden sırrını esirgeyen zaman: dünden ne kaldı
hiç kimseydim belki de uyumsuz taşralı sesimle

unutmak nedir ki acımasız bir hevesten başka?
kalbim savunmasız kalem… kim bilmek ister sonunu
bakıp da alnındaki hatların elevereceği esrara
bilmeden yaşamak; tutunup geçmişin yalancı ipine
git gidebilirsen, kayıpların da yaşadıkların değil mi?

“Gölge”

şaşkınlığımı saymazsam benim geçmişim olmadı.
tuhaf… ilandaki kayıba ne çok da benziyor yüzüm.
görmesem çıldırırdım, sildim izlerini; kırgınlığa yenik
düşlerimin. günün telaşıyla geçiştirdiğim zaman, nasıl
anlatsam ki; akrebin ufku kuyruğundaki zehirmiş.

bakıp da düne bir tutarı yokmuş diyorum ömrümün.
yalan hepsi… küçücük bir sır belki de bu cehenneme
katlanmama sebep. delili yok biliyorum, kimseler
inanmayacak sayıklamalarıma. biraz da umarsızım
yine de; yalnızlığın kıskacında kıvranırken tenim.

gövdeme zehirli bir korkuyla kazıdım öfkemi.
vebalı bir gölgeyim, geçidim yok kendimden öte.
neye dokundumsa ince bir hastalıktı ellerime
bulaşan. suç ve itiraf: ansızın tetiğe uzanan
parmak; başka bir kıyı yok diyorlar bana.

ah! ömrüm, ölüm kadar hükmün geçmiyor zamana.
giderayak çözdüm yokmuş kılavuzumun sırrı.
buradayım işte; durmadan yırtılan göğün altında
daha ne olsun ki bu dehşete düşmernek için.
yaşadıklarımın diyeti bile olmayacaksa intiharım.

pes doğrusu… ne çabuk da alışmıştım arsızlığa.
bir tebessüm bile yetermiş demek, kalbimi talana
açmaya. ayıplıyım, üsteli bir o kadar da hırçın.
vay ki tanrım! kırılsın belleğimin sahte fanusu.
bildim özrümü de geçemedim acısından aşkın.

Paylaşın

Selahattin Yolgiden kimdir? Hayatı, Eserleri

7 Mart 1977 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Selahattin Yolgiden, mütevazı bir ailede büyüdü. Liseyi İstanbul’da bitiren Selahattin Yolgiden, üniversite eğitimini tamamlamadı. Bir zincir kitabevinin müzik direktörlüğünü yapan Yolgiden, hiç evlenmedi.

Haber Merkezi / İstanbul’da yaşayan Selahattin Yolgiden’in ilk şiiri “Gölge” 2000 yılında E dergisinde yayımladı. Daha sonra şiirlerini Öteki-siz, Uç, Üç Nokta, Eski, Kitap-lık, Sözcükler, Özgür Edebiyat gibi dergilerde ve internette yayımladı. Bir süre Adam Sanat dergisinde yazdı.

Adam yayınlarından çıkardığı Su Kıyısında Kimse Yoktu adlı kitabı edebiyat dünyasında ilgi gördü. Bu eserle 2004’te Cemal Süreyya Şiir Ödülünü kazandı. 2007’de Gün Geceye Küstüğünde adlı ikinci kitabı ile de KEGEV’in organize ettiği M. Sunullah Arısoy Şiir Ödülüne layık görüldü.

“Annem İncecikti”

annem incecikti, ne zaman bana seslense
kaybolur giderdi rüzgarda sesi.
akşamüstleri, tatilcilerin terk ettiği sayfiyelerde
elimdeki el işi kağıdından yıldızların
göğün neresine yakışacağını düşünürdüm.

denizden esen rüzgara aldırmadan çıplak ayak…
akşamları ağır bir yorgan altında öksürürdüm
annemin elleri gelip bulduğunda saçlarımı
durmadan düşünürdüm: bu denizden başka deniz
var mı, bu denizin ötesinde farklı ülkelerde aynı anneler
böyle üşüten oğullarının saçlarını sıvazlar mı?

ilkbahar kucağında çiçeklerle geldiğinde saygı
duruşuna geçilirdi evlerimizde
her hıdrellez bir dal erik çiçeği takardı annem kapıya
baharın geldiğini bilsinler diye.
akşamları ateşten yanmış ayaklarımıza sürülen
merhemlerin serinliğine sığınırdık odalarımızda.

saatler işliyor durmadan, bırakıyor yerini anılara.

annem incecikti, bir şey söylemeye çalışsa
sesinden önce kendi giderdi uzaklara

“Doğu”

dilimin altında kasnı ve kenevir…
hep aynı lezzet: zorun ülfeti!
bildiği yoldan şaşmayan topal,
her geçene yarasını gösteren mesih
ve golgotha ve ikon: eziyet, eziyet…
” kirie eleison! ”
şimdi ıssız yollarda eğri kasnağın ardından uçan çocukluğum,
ipek yolunda kendini kalender sanan gölge;
” ah sustuğum, sustuğum… ”
kıldan çadırlarda göçebe düşler,
harabe temellere yeni kaprisler gömen umut
ve filistin
ve ibrahim
ve ince bir saç teli sıcak kumlarda bulduğum.
” ah sustuğum, sustuğum… ”
ey gamlı derviş,
gözyaşlarını her zaman kumla paylaşma,
kendi ipimle asmışlardı beni eşiğime,
unutma, unutma…
ah düşümün yarısını paylaşmak için yalvaran doğu;
her sabah güneşi ilk kucaklayan toprak;
nasıldı aşkların senin bir masal gibi yaşanan
ve hafız
ve sadi
ve hayyam…
kemiğin kuma olan aşkının abideleri şimdi!
çalışmayan saat,gülistan, süryani
ve güvercin
ve mardin
ve ince bir saç teli
sıcak kumlarda bulduğum.
” ah sustuğum, sustuğum… ”

“Yaz Sonu”

balıkçılar yengeç sunuyorlar giden yaza
başlarında,
hanımların ördüğü takke, işte yaz da el sallıyor
bak, kumulların ardından… konuşmaktan usanmış
hatipler birer birer eğiyorlar başlarını, her zamanki
yılgınlıkları gözlerinde. yıkıntıların önünde
kediler

üzgün, süzgün şekiller dolanıyor ardı sıra
sokaklarda,

gölgelerin saltanatı bitti önümüzdeki yıla kadar.
senin evlerinin önünde ey necatigil, başlarını
örgüden kaldırıp kafa sallıyor çok bilmiş yaşlı
kadınlar: yaz gidiyor! yaz gitsin şair, bir sensin
gelecek hazanı hevesle bekleyen. ellerinden ilk
dizeleri çıkmışken buruk bir şiirin hazan seni
selamlıyor şimdi bir gün önceden

Paylaşın

Sefa Kaplan kimdir? Hayatı, Eserleri

1956 yılında Çorum’da dünyaya gelen Sefa Kaplan, nüfus kaydını İstanbul’a getirerek hayli geç sayılabilecek bir yaşta İstanbullu oldu. İlk ve orta öğrenimini Samsun, Urfa, Konya ve Ankara’da tamamladı. Gazi Eğitim Enstitüsü’nü bitirdi.

Haber Merkezi / Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hocalık yaptığı kürsüde asistan olabilmek amacıyla İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ne girdi. Arkasından hem Edebiyat Fakültesi’ni hem öğretmenliği bırakarak gazeteciliğe başladı.

Aktüel dergisinde yazdığı bir yazı dolayısıyla mahkûm olduğu için 1995-2000 yılları arasında Londra’da yaşadı. Şiirler ve hikâyeler yazdı, araştırmalar yaptı. İlk şiirleri Türk Edebiyatı dergisinde (1978) çıkmıştı. İnsan Bir Yalnızlıktır adlı eseriyle 1990 Behçet Necatigil Şiir Ödülünü kazandı.

Eserleri;

Şiir; Sürgün Sevdaları, İnsan Bir Yalnızlıktır, Seferberlik Şiirleri, “Disconnectus Erectus” (2+1) (ilk iki kitap birarada bir şiir eklenmiş olarak), Londra Şiirleri

Deneme-İnceleme; Tarih Tereddütten İbarettir, Terörün Soldurduğu, Kemal Derviş – Bir Kurtarıcı Öyküsü, Derviş’in Siyaseti Siyasetin Dervişi, 1915’te Ne Oldu?

Öykü; Öyküler Seni Söyler

Derleme; Yahya Kemâl Beyatlı-Seçmeler (şiir ve nesirlerinden seçmeler)

“Ankebut”

kafdağı’nı aşan bulut anan baban sağ mıdır
beynindeki görklü tırpan bir uluca dağ mıdır

cinnet mülkü devşiren kan kayseri ankebut
rahimde bir şehzade gönüllerde yağ mıdır

gülü üç kez görmeden öpmeye kıyamazdım
çakır mızrak dikeni ektikleri bağ mıdır

bizi böyle ölümlü bir dünyaya ram eden
sen söyle kalbim şimdi devran mıdır çağ mıdır

sefa’mız ne olmakta deyüben gelir bir gün
can dostum kan kardaşım yunus emre sağ mıdır

“Cinnetten Cennete”

cesetlerinden cinnetler devşirdiğim bu kent
-ben ölürüm ah gülüm- cennete döner bir gün

ömrümün hikayesi buğulu bir intihar
bu titrek aydınlığım apansız söner bir gün

dünya değirmeninde kavrulmuş bir türküyüm
yarı açık perdeler yüzüme iner bir gün

canlı geldi bedenim cesur bir cinayete
tabutum toparlanır acılar diner bir gün

koy kıblene kalbini secde vur tabut üzre
ömrümüz musallada bu hüznü yener bir gün

zaten neyimiz kaldı bu yorgun bedenimiz
körpecik omuzlara usulca biner bir gün

babam kimin katili ben kimin maktulutüm
şol böcek aşireti belki de siner bir gün

eziyyeti banadır gözü kanlı gecenin
ben ölürüm bu dünya cennete döner bir gün
‘İnsan Bir Yalnızlıktır’

Paylaşın

İçli Omlet, Malzemeleri, Hazırlanışı

Kabarık yumuşak omlet sever misiniz? O zaman bu tarifi denemelisiniz. Genellikle omletler yumurta ve sebzelerin karıştırılmasıyla yapılır, ancak burada en sevdiğiniz omlet versiyonunu yapıyoruz. Önce sade bir omlet hazırlanır ve ardından içine sebzeli bir iç yapılır. Dilediğiniz sebzeleri kullanabilir ve tarifi daha besleyici hale getirebilirsiniz. 

Haber Merkezi / Lezzetini arttırmak için bu içli omlete biraz peynir de ekleyebilirsiniz. İster kahvaltıda, ister ara öğünde, isterseniz akşam yemeğinde tüketebilirsiniz. Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

Hazırlanışı;

Bir kase alın, içine iki yumurta kırın ve iyice çırpın. Damak zevkinize göre tuz ve karabiber ekleyip tekrar çırpın. Ne kadar çırparsanız omletiniz o kadar kabarık olur.

Ardından orta ateşte bir tava koyun ve 1 yemek kaşığı tereyağı ekleyin. Üzerine yumurtalı karışımı dökün ve 2-3 dakika pişirin. Ondan sonra diğer tarafa çevirin ve kabarık olana kadar pişirin ve bir tabağa alın.

Aynı tavaya 1 yemek kaşığı tereyağı daha koyun; ince doğranmış soğanı, domatesi, biberi ve havucu ekleyin. Birkaç dakika soteleyin, damak zevkinize göre tuz ekleyin. Bu karışıma kekik ve pul biber de ekleyebilirsiniz.

Son olarak pişmiş omleti bir tabağa koyun ve içi ekleyin. Ortadan ikiye katlayın ve kişniş yapraklarıyla süsleyin. Yumuşacık dolgulu omletiniz servise hazır. Afiyet olsun…

 

Paylaşın

Çilekli Tarçınlı Rulo, Malzemeleri, Hazırlanışı

Çilekli Tarçınlı Rulo, kalorisi düşük son derece lezzetli bir tattır. Çilek ve tarçınla yapılan bu rulolar, o kadar yumuşaklar ki, bir ısırık aldığınızda ağzınızda eriyorlar. Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Haber Merkezi / O zaman sadece bazı basit adımlarla bizi takip edin ve tarifimizin keyfini çıkarın!

Malzemeleri;

Hamuru için;

Dolgusu için;

Hazırlanışı;

Fırını önceden ısıtın. Daha sonra geniş bir kaba sütü, şekeri, tereyağını, tuzu ve mayayı ekleyin. Karıştırın ve ardından karışımın köpüklü olması için 10 dakika kadar bekleyin. Ondan sonra unu ekleyin ve iyice karıştırın.

Hazırlanan hamuru yaklaşık 4-5 dakika yoğurun ve bir süre dinlenmeye bırakın. Ardından dolgu malzemesini yapmaya geçin. Bir kaseye çilekleri, mısır nişastasını ve tarçını atın ve iyice karıştırın.

Ondan sonra iyi bir zeminde, biraz un serpin ve hamuru yuvarlayın ve üzerine dolguyu ekleyin. Şimdi hamuru kütük şeklini oluşturacak şekilde yuvarlayın ve rulonun uçlarını kapatın.

Ardından ruloyu 12 parçaya kesin ve bir fırın tepsisine koyun. Son olarak ruloları yaklaşık 20 dakika pişirin ve piştikten sonra 5 dakika dinlendirin. Çilekli tarçınlı rulolarınız artık servise hazır. Afiyet olsun…

 

Paylaşın

Kremalı Tavuk, Malzemeleri, Hazırlanışı

Evde çok fazla çaba harcamadan yapabileceğiniz kremalı ve peynirli bir tavuk tarifi için can atıyorsunuz. Kremalı tavuk, sarımsak, tuz ve biberle tatlandırılmış otların aromatik bir karışımına sahip kremalı sosta pişirilmiş tavuk göğsünün mükemmel bir tadıdır.

Haber Merkezi / Sevdiklerinizi etkilemek için hızlı bir tarif arıyorsanız, bu tarife bakmalısınız. Bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

Hazırlanışı;

Bu lezzetli tariflere başlamak için tavuk göğsünü yıkayın ve dörde bölün. Ardından tavuk parçaları kuruduktan sonra sarımsak tozu, soğan tozu, tuz, karabiber, 1 yemek kaşığı taze maydanoz, biberiye, kekik ile marine edin; onları bir kenara kaldırın.

Ondan sonra bir tava alıp tereyağını ekleyin, tereyağı erimeye başlayınca kıyılmış sarımsağı ekleyin, kıyılmış sarımsaklar altın rengi alana kadar kavurun. Daha sonra kekiği, biberiyeyi, maydanozu ekleyip bir dakika kavurun ve sütü ekleyin. Ardından alevi azaltın ve karıştırmaya devam edin, ardından mısır nişastası ve su karışımını ekleyin. 

Sosun kıvamını damak zevkinize göre ayarlayabilirsiniz. Son olarak sos kaynamaya başlayınca tavuk parçalarını ekleyip tuz ve karabiberle tatlandırın. Dilediğiniz gibi süsleyip sıcak servis yapın. Afiyet olsun…

Paylaşın