Türkiye’nin Sorunlarını Hangi Parti Çözer? CHP Yüzde 17, AK Parti Yüzde 2.4

ASAL Araştırma’nın anketine katılanların, yüzde 39.5’u Türkiye’nin sorunlarını hiçbir siyasi partinin çözemeyeceği görüşünde. AK Parti çözer diyenlerin oranı yüzde 2.4, CHP çözer diyenlerin oranı ise yüzde 17 oldu.

ASAL Araştırma, 21-28 Mart 2025 tarihleri arasında NUTS-2 bölgeleme sistemine göre toplam 26 ilde yaşayan kişilerle CATI (bilgisayar destekli telefon) anket yöntemi ile gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçlarını sosyal medya hesabından paylaştı.

Araştırmaya 2 bin kişi katıldı. Yüzde 95 güven düzeyinde, hata payı yüzde 2,5 olarak hesaplandı. Araştırmada yaş, cinsiyet kotaları uygulandı.

Araştırma seçmen yaşı 18 ve üzeri yaş grupları ile gerçekleştirildi. İllere göre dağılımda son genel seçimlerdeki seçmen sayıları baz alındı, kadın ve erkek nüfusun dengeli dağıtılmasına özen gösterildi.

Araştırmaya İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Konya, Adana, Kocaeli ile Mardin, Erzurum, Van, Ağrı’nın da aralarında bulunduğu 26 ilden katılım oldu.

Ankete katılanlara “Türkiye’nin sorunlarını hangi siyasi parti çözebilir?” diye soruldu. Sonuçlara göre ankete katılanların yüzde 39.5’u Türkiye’nin sorunlarını hiçbir siyasi partinin çözemeyeceği görüşünde.

AK Parti çözer diyenler yüzde 2.4, CHP yüzde 17, DEM yüzde 3.5, MHP yüzde 2.9 olurken, fikrim yok diyenlerin oranı ise yüzde 8.4 oldu.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, Konut Fiyatlarının Maaşlara Göre En yüksek Olduğu Ülke

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye devam ederken, veriler yaşanan ekonomik krizin derinliğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor. 2024 yılında konut fiyatlarının maaşlara oranla en yüksek olduğu ülke Türkiye oldu.

2024 yılı, dünya genelinde konut piyasasında yaşanan dalgalanmalar ve yüksek faiz oranları nedeniyle ev sahibi olmanın giderek zorlaştığı bir yıl oldu. Konut fiyatlarındaki artış, özellikle gelişmekte olan ülkelerde vatandaşların alım gücüyle kıyaslandığında daha belirgin bir krizi ortaya koydu.

Uluslararası veri platformu Numbeo’nun 10 Eylül 2024 verilerinden yararlanarak BestBrokers tarafından hazırlanan analiz, konut fiyatlarının maaşlara oranla ne kadar erişilebilir olduğunu ortaya koydu.

Türkiye, bu çarpıcı tabloda ilk sıraya yerleşerek 2024’te konutun en erişilemez olduğu ülke olarak öne çıktı.

Analiz, ülkelerdeki konutların metrekare bazında ABD doları cinsinden fiyatları ile ortalama yıllık maaşlar karşılaştırılarak hazırlandı. Gelir-konut fiyatı oranının hesaplandığı sıralamada Türkiye, yüzde 81,45’lik oranla listenin en üst sırasında yer aldı. Bu oran, Türkiye’deki bir bireyin yıllık gelirinin neredeyse tamamını bir konutun sadece bir bölümünü satın almak için harcaması gerektiğini gösteriyor.

Yani bir Türkiye vatandaşının ortalama bir konut satın alabilmesi için neredeyse bir ömür boyu çalışması gerektiği anlamına geliyor. Artan döviz kurları, inşaat maliyetlerindeki yükseliş, yüksek faizli mortgage kredileri ve düşük gelir düzeyleri bu tablonun başlıca nedenleri olarak öne çıkıyor.

Ekonomim’de yer alan habere göre; listenin ikinci sırasında yüzde 59,04’lük oranla Nepal yer alırken, Hindistan yüzde 49,86 ile üçüncü sıraya yerleşti. Bu ülkeleri sırasıyla Endonezya, Ermenistan, Güney Kore, Peru, Dominik Cumhuriyeti, Brezilya ve Şili izledi.

Bu durum, yüksek yaşam standartlarıyla bilinen gelişmiş ülkelerde konut fiyatlarının pahalı olmasına rağmen gelir düzeylerinin yüksek olması sayesinde konutun daha ulaşılabilir olduğunu gözler önüne seriyor.

Araştırmanın dikkat çekici yönlerinden biri, en pahalı konutların bulunduğu ülkelerin aynı zamanda “erişilemez konut” listesinde yer almaması. Çünkü konutun erişilebilirliğinde belirleyici olan tek unsur fiyat değil; maaş düzeyiyle doğrudan ilişkilendirilen satın alma gücü.

Türkiye örneğinde ise, konut fiyatları her ne kadar bazı gelişmiş ülkelere göre daha düşük görünse de, alım gücünün zayıflığı ve yüksek enflasyon konutu erişilemez hale getiriyor.

Paylaşın

Aç Karnına Spor Yapmak Bu Altı Hastalığa Yol Açabilir

Aç karnına spor yapmanın daha fazla yağ yakmaya yardımcı olduğuna inanılıyor. Bu fikir kulağa hoş gelse de gerçek farklıdır. Spor öncesi öğün atlamak faydadan çok zarar verebilir.

Haber Merkezi / Aç karnına spor yapmak, zamanla ciddileşebilecek çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir.

Düşük kan şekeri (hipoglisemi): Aç karnına egzersiz yapmak kan şekeri seviyesinde ani düşüşe neden olabilir. Vücut enerji için yakacak kadar glikoza sahip olmadığında, temel işlevleri yavaşlatarak tepki verir.

Bu, baş dönmesine, titremeye, kafa karışıklığına, baş ağrılarına ve hatta bayılmaya yol açabilir. Bazıları için, sadece yorgun hissetmekle başlayabilir, ancak tekrarlayan ataklar tehlikeli hale gelebilir.

Yağ kaybı yerine kas kaybı: Aç karnına spor sırasında vücut yağ yakmak yerine, devam etmek için kas proteinini kullanır. Zamanla bu, kas kaybına, daha zayıf güce ve daha yavaş bir metabolizmaya yol açar. Buna kas katabolizması denir.

Hormonal dengesizlik: Spor öncesi öğün atlamak stresi ve metabolizmayı düzenleyen hormonları etkileyebilir. Örneğin stres hormonu kortizol, vücut baskı altındayken ve yakıtı azken yükselir.

Kortizol seviyesi zamanla yüksek kaldığında uykuyu bozabilir, göbek yağını artırabilir ve hatta bağışıklık sistemini zayıflatabilir. Bunun gibi hormonal dengesizlikler sağlıklı kalmayı veya herhangi bir spor hedefine ulaşmayı zorlaştırabilir.

Mide sorunları ve asitlik: Midede yiyecek olmadığında, sindirim için üretilen asit zararlı hale gelebilir. Spor sırasında, bu asit mide astarını tahriş edebilir ve asit reflüsüne, şişkinliğe veya hatta gastrite yol açabilir.

Bazıları için hafif bir rahatsızlık olarak başlar, ancak uzun vadede günlük yaşamı etkileyen kronik sindirim sorunlarına dönüşebilir.

Kalp sorunları riskinin artması: Bir araştırma, aç karnına yapılan sporun bazı bireylerde kalbe giden kan akışını geçici olarak azaltabileceğini ortaya koydu. Bu, altta yatan kalp rahatsızlığı olanlar için özellikle risklidir.

Sağlıklı bireylerde bile, düşük enerji seviyeleri yoğun egzersizler sırasında kalbe ekstra yük bindirebilir ve düzensiz kalp ritmi ve göğüs ağrısı riskini artırabilir.

Yorgunluk ve zayıf antrenman performansı: Aç karnına spor yapmak, yorgunluğa, nefes darlığına ve egzersiz performansında büyük bir düşüşe yol açar. Zamanla, bu sürekli yorgunluk tamamen tükenmişliğe veya aktif kalmak için motivasyon kaybına yol açabilir.

Paylaşın

Cilt Tonuna Uygun Saç Rengi Nasıl Seçilir?

Saç renginizi değiştirmeyi ilk düşündüğünüzde, cilt tonunuza uygun bir ton seçmenin ne kadar önemli olduğunu fark edersiniz. Cilt tonunuza uygun doğru saç rengini seçmek, fark yaratabilir.

Haber Merkezi / Yeni saç renginiz, özelliklerinizin parlamasına ve doğal, hoş bir görünüm oluşturmanıza yardımcı olabilir.

Birkaç ipucuyla, cilt tonunuza göre mükemmel saç rengini bulmak çok daha kolay ve çok daha eğlenceli hale gelir.

Muhtemelen “soğuk”, “sıcak” ve “nötr” alt tonlar hakkında bir şeyler duymuşsunuzdur, ancak hangisine sahip olduğunuzu anlamak biraz kafa karıştırıcı gelebilir.

Cilt tonunuz cildinizin genel rengidir – açık, orta veya koyu – alt tonlar ise yüzeyin altındaki ince tonlardır. Bu alt tonlar renklerin (saç boyaları gibi) cildinize karşı nasıl göründüğünü etkiler.

Alt tonunuzu belirlemenin hızlı bir yolu bileğinizdeki damarlara bakmaktır: mavimsi görünüyorlarsa, muhtemelen soğuk alt tonlara sahipsinizdir; yeşilimsi görünüyorlarsa, muhtemelen sıcak alt tonlara sahipsinizdir.

Her ikisinin bir karışımını görüyorsanız, nötr alt tonlara sahip olabilirsiniz.

Cilt tonunu belirleme:

Sıcak ton: Altın, sarımsı veya şeftali alt tonlar. Güneşte kolay bronzlaşır, damarlar yeşilimsi görünür.

Soğuk ton: Pembe, kırmızı veya mavimsi alt tonlar. Güneşte kolay yanar, damarlar mavimsi görünür.

Nötr ton: Sıcak ve soğuk tonların dengesi. Damarlar net bir renk göstermez.

Hızlı test: Gümüş mü altın takılar mı cildinizde daha iyi duruyor? Gümüş soğuk, altın sıcak tonu işaret eder.

Cilt tonuna göre saç rengi önerileri

Sıcak cilt tonu: Bal köpüğü, karamel, altın sarısı, tarçın, kestane, çikolata kahve bu cilt tonuyla uyumlu renklerdir. Çok küllü veya soğuk tonlar (platin sarı, kül grisi) cildi soluk gösterebileceği için bu cilt tonunun kaçınılması gereken renklerdir.

Soğuk cilt tonu: Platin sarı, kül sarısı, soğuk kahve, siyah, mavi-siyah, kirli sarı bu cilt tonuyla uyumlu renklerdir. Turuncu veya çok sıcak tonlar (kızıl, altın sarısı) ciltte kızarıklık yaratabileceği için bu cilt tonunun kaçınılması gereken renklerdir.

Nötr cilt tonu: Kumral, çikolata kahve, pastel tonlar, soft kızıl, bej sarısı bu cilt tonuyla uyumlu renklerdir. Çok aşırı tonlar (neon renkler) doğal dengeyi bozabileceği için bu cilt tonunun kaçınılması gereken renklerdir.

Diğer faktörler:

Göz rengi: Saç rengi, gözleri öne çıkarabilir. Mavi gözler için soğuk tonlar, yeşil/kahve gözler için sıcak tonlar uyumlu olabilir.

Cilt alt tonuyla kontrast: Açık ciltte koyu renkler dramatik, koyu ciltte açık renkler aydınlık bir etki yaratır.

Yaşam tarzı: Bakım gerektirmeyen renkler (kök uzaması az belli olan tonlar) pratik olabilir.

Paylaşın

Kaş Microblading Nedir? Kusursuz Kaşlar İçin Eksiksiz Bir Kılavuz

Seyrek kaşlarınızı doldurmaktan yorulduysanız veya sadece kusursuz kaşlarla uyanmak istiyorsanız, kaş microbladingi size doğal, az bakım gerektiren bir görünüm kazandırır. 

Haber Merkezi / Kaş microbladingi, bir teknisyenin cildinizde ince, kıl benzeri çizgiler oluşturmak için minik iğneli bir alet kullandığı yarı kalıcı bir işlemdir.

Bu çizgiler gerçek kaşlarınızla uyum sağlayarak onlara daha dolgun, daha belirgin bir görünüm kazandırır.

2 ile 3 saat arasında süren kaş microbladingi işlemi, 1 ile 3 yıl arasında kalıcıdır, cilt tipine ve bakımına bağlı olarak bu süre değişebilir.

İşlem sonrası, ilk haftalarda su temasından kaçınılmalı, güneşten korunmalı ve önerilen kremler kullanılmalıdır.

Kaş microbladingi işlemi sırasında, hafif bir ağrı hissedilebilir, ancak ağrı lokal anestezik kremlerle azaltılır.

Kaş microbladingi hakkında sıkça sorulan sorular:

Microblading ağrılı mıdır?

İşlemden önce uyuşturucu bir krem ​​uygulanır, bu yüzden sadece hafif bir kaşıntı hissi hissedebilirsiniz.

Microblading işlemi ne kadar sürer?

Genellikle 2-3 saat sürer. Bu, kaşları tasarlamak, pigmenti uygulamak ve son rötuşları yapmak anlamına gelir.

Microblading her cilt tipine uygun mudur?

Evet, tüm cilt tiplerinde işe yarar. Ancak yağlı cilde sahip kişiler daha sık rötuşlara ihtiyaç duyabilir.

Microblading kaşlardaki eşitsizliği düzeltebilir mi?

Kesinlikle! Microblading, düzensiz kaşları düzeltmek ve onlara simetrik, cilalı bir görünüm kazandırmak için mükemmeldir.

Paylaşın

Avokado Yağının Cilt İçin 6 Önemli Faydası

Doğanın inanılmaz bir iyileştirme kapasitesi vardır ve Avokado yağı da bunun mükemmel bir örneğidir. Avokado yağı, Cildi derinlemesine besler, nemlendirir ve gençleştirir.

Haber Merkezi / Avokado yağı sadece topikal olarak uygulandığında faydalı değildir; beslenmenizin bir parçası olarak cildiniz için içeriden dışarıya doğru inanılmaz faydaları olabilir.

Sağlıklı yağların bir kaynağı olarak, avokado yağı hem doymuş yağ hem de doymamış yağlar açısından zengindir. Özellikle, cildi nemli ve esnek tutarak cildin sağlığını destekleyen tekli doymamış yağ açısından zengindir.

Avokado yağı ayrıca, E vitamini gibi yüksek antioksidan seviyeleri iltihapla savaşmaya ve cilt hücrelerinizi hasardan korumaya yardımcı olur.

Beslenmenizde, örneğin salata soslarında sızma Avokado yağı kullanmak, avokado yağının birçok sağlık faydasından yararlanmanızı sağlar.

İşte Avokado yağının cilt için altı faydası:

Nemlendirir: İçeriğindeki omega-3 yağ asitleri ve E vitamini, cildi derinlemesine nemlendirir ve kuruluğu önler.

Antioksidan etki: E ve C vitaminleri sayesinde serbest radikallerle savaşır, cilt yaşlanmasını yavaşlatır.

Cilt yenileme: Oleik asit, cilt hücrelerinin yenilenmesini destekler ve yaraların iyileşmesini hızlandırabilir.

Tahrişi azaltır: Anti-inflamatuar özellikleri ile kızarıklık, egzama veya akne gibi cilt problemlerini yatıştırır.

Esneklik sağlar: Kolajen üretimini destekleyerek cildin elastikiyetini artırır, kırışıklıkları azaltır.

UV koruması: Hafif bir güneş koruyucu etkisi vardır, ancak SPF yerine kullanılmamalıdır.

Paylaşın

Soyut Durum Makinesi Dili Nedir? Başlıca Faydaları

Soyut Durum Makinesi Dili (AsmL), yazılım sistemlerini modelleme ve belirleme amacıyla özel olarak tasarlanmış, pratik, üst düzey bir programlama dili olarak hizmet eder.

Haber Merkezi / İnsan sezgisi ile biçimsel titizlik arasında bir köprü sağlamayı amaçlar ve geliştiricilerin ve sistem tasarımcılarının algoritmaları ve sistem davranışlarını soyut ancak kesin bir şekilde rahatça ifade etmelerine olanak tanır.

Bu, sorun alanına çok benzeyen ve potansiyel tasarım hatalarını geliştirme sürecinin erken aşamalarında tespit etmeye yardımcı olan durum tabanlı bir gösterimde yüksek seviyeli yapıları ve matematiksel işlevleri simüle ederek elde edilir. Ayrıca, AsmL model kontrolü, test etme ve kod oluşturma gibi çok çeşitli faaliyetler için değerlidir ve sağlam, verimli ve güvenilir yazılım çözümlerinin oluşturulmasına yardımcı olur.

Özellikle etkileşimlerin karmaşıklığının geleneksel test yöntemlerini daha az etkili hale getirdiği eşzamanlı ve dağıtılmış sistemlerin analizi için oldukça uygundur. AsmL bu tür sistemlerin belirlenmesini basitleştirir ve daha güvenilir yazılımlara yol açan otomatik akıl yürütmeyi mümkün kılar.

Geliştiriciler ve tasarımcılar Soyut Durum Makinesi Dilini kullanarak genel yazılım kalitesini iyileştirebilir, geliştirme verimliliğini artırabilir ve sistem uygulaması sırasında ortaya çıkabilecek hata riskini azaltabilirler.

Soyut Durum Makinesi Dili Hakkında sıkça sorulan sorular

Soyut Durum Makinesi Dilini kullanmanın başlıca faydaları nelerdir?

ASML kullanmanın bazı temel faydaları arasında ifade gücü, basitliği ve kullanım kolaylığı yer alır. Karmaşık sistemleri ve davranışlarını temsil etmenin açık ve öz bir yolunu sunarak paydaşlar arasında daha iyi bir anlayış ve iletişimi kolaylaştırır.

Ayrıca, ASML oldukça uyarlanabilir ve genişletilebilirdir ve sistem tasarımı, doğrulama, simülasyon ve kod üretimi gibi çeşitli alanlarda ve çeşitli amaçlar için uygulanmasına olanak tanır.

Soyut Durum Makinesinin temel bileşenleri nelerdir?

Soyut Durum Makinesinin temel bileşenleri durumlar, geçişler, değişkenler ve koruyuculardır. Bir durum, bir sistemin belirli bir yapılandırmasını temsil eder, bir geçiş, durumların birinden diğerine değişimini tanımlar, bir değişken, bir durumla ilişkili verileri yakalar ve bir koruyucu, bir geçişin etkinleştirilip etkinleştirilmediğini belirleyen bir Boole ifadesidir.

ASML, UML veya SysML gibi diğer modelleme dillerinden nasıl farklıdır?

ASML, sistemlerin dinamik yönlerini tanımlamaya odaklanırken, UML ve SysML hem statik hem de dinamik yönleri tanımlamak için daha kapsamlı bir modelleme yapıları kümesi sağlar.

ASML’nin birincil gücü, sistem davranışlarını modellemedeki basitliği ve ifade gücünde yatmaktadır ve bu da onu sistemin dinamik doğasına odaklanılan belirli uygulamalar için daha uygun hale getirir. Ancak, ASML’nin daha eksiksiz bir modelleme çözümü sağlamak için UML gibi diğer modelleme dilleriyle entegre edilebileceği unutulmamalıdır.

ASML ile çalışmak için herhangi bir araç veya çerçeve var mı?

Evet, ASML ile çalışmak için çeşitli araçlar ve çerçeveler mevcuttur. Bazı örnekler arasında ASMETA (Abstract State Machine Metamodel and Toolset), AsmL (Microsoft’s Abstract State Machine Language) ve AsmGofer (Soyut Durum Makinesi yürütme ve analizi için Haskell tabanlı bir kütüphane) bulunur.

Bu araçlar ve çerçeveler, ASML düzenleme, simülasyon, kod oluşturma ve model doğrulaması gibi çeşitli yetenekler sunar.

Paylaşın

Adele Sendromu: Kırık Bir Kalp Asla İyileşmez

Aşk güzel bir şey olabilir ama bazen bireyin hayatını mahveden bir saplantıya da dönüşebilir. Adele sendromu, bir kişiye karşı duyulan duyguların normal sınırları aşarak duygusal ve ruhsal çöküntülere yol açtığı patolojik bir aşk bağımlılığıdır.

Haber Merkezi / Rahatsızlık adını Fransız yazar Victor Hugo’nun kızı Adele Hugo’dan almaktadır. Polis memuru Albert Pinson’a deliler gibi aşık olan Adele Hugo, Pinson’ın kendisine karşı hislerine karşılık vermemesine rağmen onu takip eder. Bu takıntısı öyle yıkıcı bir hal alır ki ailesi onu bir psikiyatri kliniğine yatırmak zorunda kalır.

Bu sendrom, kişinin gerçeklikten koparak karşılıksız bir sevgiye tutkuyla bağlanması ve bu uğurda mantıksız davranışlar sergilemesiyle karakterizedir.

Belirtileri:

Takıntılı düşünceler: Sevilen kişiyle ilgili sürekli düşünme, hayaller kurma.
Gerçeklikten kopma: Karşılıksız sevginin karşılık bulduğuna inanma.
Aşırı fedakârlık: Sevilen kişi için mantıksız fedakârlıklarda bulunma (örn. maddi harcamalar, hayatını değiştirme).
Depresif belirtiler: Reddedilme durumunda derin üzüntü, umutsuzluk.
Sosyal izolasyon: Diğer insanlara ve aktivitelere ilgisizlik.
Riskli davranışlar: Sevilen kişiye ulaşmak için tehlikeli veya uygunsuz eylemler.

Nedenleri:

Duygusal travmalar veya çocuklukta yaşanan bağlanma sorunları.
Düşük öz saygı ve onaylanma ihtiyacı.
Romantik idealleştirme eğilimi.
Psikolojik yatkınlıklar (obsesif-kompulsif özellikler, borderline kişilik yapısı).

Tedavisi:

Psikoterapi: Bilişsel davranışçı terapi (BDT) veya psikodinamik terapi, takıntılı düşünceleri anlamaya ve yönetmeye yardımcı olur.
Psikiyatrik destek: Gerektiğinde anksiyete veya depresyon için ilaç tedavisi.
Destek grupları: Benzer deneyimler yaşayanlarla paylaşım.
Öz bakım: Sağlıklı ilişkiler kurma ve kişisel sınırlar oluşturma becerisi geliştirme.

Paylaşın

Abdullah Öcalan: Devlet Bahçeli Değiştiyse Herkes Değişir

DEM Partili Pervin Buldan, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın “Bu ülkede Devlet Bahçeli değiştiyse herkes değişir” dediğini aktardı. Buldan, Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne kavuşması ve özgür çalışma koşullarının sağlanması gerektiğini de söyledi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti Üyesi Buldan, İtalya’nın başkenti Roma’da dün başlayan “Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Kürt Sorununa Çözüm Uluslararası Konferansı”na katıldı.

Buldan, 29 Ekim 2024’te MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin DEM Parti milletvekilleriyle Meclis’te tokalaşmasının ardından başlayan sürece dair açıklamalarda bulundu.

Artı Gerçek’te yer alan habere göre, Buldan şu ana kadar yapılan görüşmelerin satır başlarını şöyle özetledi: “Siyasi heyet olarak üç görüşme gerçekleştirdik. Bu görüşmelerde Sayın Öcalan’ın vurguladığı üç temel kavram vardı: barış, Türk ve Kürt ittifakı, Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun demokratikleşmesi. Bu üç kavram üzerine yoğunlaştık.

Öcalan, ilk görüşmede, “50 yıl boyunca süren isyanın sebepleri, Kürt halkının inkarı, dilinin ve kimliğinin yasaklanmasıydı. Ancak son 20-25 yıldır bu sorunun silah ve çatışma yoluyla çözülemeyeceği kanaatine vardım” dedi.

“Türkler ve Kürtler arasında bir birlikteliğin sağlanabilmesi için geçmişin yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.”

Buldan, yaptıkları görüşmelerde barışın önündeki engellerin kaldırılmasının önemli olduğu mesajını verdiklerinde Öcalan’ın oldukça mutlu olduğunu belirtti ve şunları ekledi: “Sayın Öcalan, ‘Kürtler kendilerini sevdiği kadar Türkleri de sevmeli, çünkü biz kardeşiz’ dedi.”

27 Şubat Çağrısı metninin devlet yetkilileriyle ortak bir mutabakatla yazıldığını vurgulayan Buldan, “Bu, sadece Sayın Öcalan’ın yazdığı bir metin değil” şeklinde konuştu.

Öcalan’ın “Bu ülkede Devlet Bahçeli değiştiyse, herkes değişir” sözünü aktaran Buldan, her görüşmenin oldukça olumlu bir atmosferde geçtiğini ve herkesin sürece katkı sunma isteğini dile getirdiğini belirtti.

Buldan, Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne kavuşması ve özgür çalışma koşullarının sağlanması gerektiğini vurguladı. Bunun için yasal hazırlıkların hızla hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Ayrıca, 10 yıl önceki ilk müzakerelerde Öcalan’ın mevcut koşullar altında çalışamayacağını belirttiğini hatırlatarak, “O dönemde İmralı’daki odası biraz daha genişletildi. Ancak diğer üç kişi hala 12 metrekarelik odalarda kalıyor. Bu koşullar, Sayın Öcalan’ın süreci verimli şekilde yürütebilmesi için yeterli değil” dedi.

Paylaşın

ABD’nin Savaşı Bitirme Planı Belli Oldu: Ukrayna’nın Bölüşülmesi

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna ve Rusya Özel Temsilcisi Keith Kellogg, II. Dünya Savaşı sonrası Berlin’i örnek göstererek Ukrayna’nın da benzer şekilde “bölünebileceğini” belirtti.

Keith Kellogg, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in böyle bir öneriyi kabul etmeyebileceğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna ve Rusya Özel Temsilcisi Keith Kellogg, Ukrayna’da Britanya ve Fransa birliklerinin konuşlandırılabileceği “kontrol bölgeleri” oluşturulabileceğini söyledi.

Kellogg, Britanya gazetesi The Times’da dün yayımlanan söyleşisinde, II. Dünya Savaşı sonrası Berlin’i örnek göstererek Ukrayna’nın da benzer şekilde “bölünebileceğini” belirtti.

II. Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası’nın yenilgiye uğramasının ardından Berlin, Amerikan, Fransız, İngiliz ve Sovyet bölgelerine ayrılarak dörde bölünmüştü.

Trump’ın ilk döneminde, Başkan Yardımcısı Mike Pence’in Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak da çalışan Kellogg, Britanyalı ve Fransız birliklerin kontrol bölgelerinde “güvenlik gücü” görevi yapabileceğini söyledi.

Temsilci, bu birliklerin Dnipro nehrinin batısına yerleştirilebileceğini ve karşı kıyıda Rus işgali altındaki bölgeyi Ukrayna’dan ayıran askerden arındırılmış bir bölge oluşturabileceğini bildirdi. Böylelikle müttefik askerleriyle Rus birlikleri arasında çatışmaların önlenebileceğini, olası ateşkes ihlallerinin daha kolay denetlenebileceğini belirtti. Diğer yandan temsilci, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in böyle bir öneriyi kabul etmeyebileceğini de sözlerine ekledi.

Kellogg, Trump ve Ukrayna lideri Volodimir Zelenski arasında şubatta yaşanan gerginliğin, maden anlaşmasında ilerleme kaydedilmesiyle çözüldüğünü söyleyerek, ABD’li yetkililerin gelecek günlerde “iş anlaşmasını diplomatik anlaşmaya dönüştüreceğini” belirtti.

Öte yandan Kellogg, The Times’ın “Ukrayna, savaş sonrası Berlin gibi bölünebilir” başlığıyla yayımlanan söyleşisinin çarpıtıldığını da savundu. Ukrayna’nın bölünmesinden değil ülkenin “egemenliğini desteklemek üzere ateşkes sonrası kurulacak bir güçten bahsettiğini” söyledi. Muhtemel senaryoda Amerikan askerlerinin Ukrayna’ya konuşlandırılmayacağını da ifade etti.

Birleşik Krallık ve Fransa’nın başını çektiği bir grup Avrupa ülkesi, Rusya’yla Ukrayna arasında varılacak bir barış anlaşmasının uygulanmasını sağlamak amacıyla ülkeye asker göndermeyi planlıyor. Associated Press’in şubattaki haberinde, planın Aralık 2024’te Zelenski’yle paylaşıldığı aktarılmıştı.

Paris’te martta düzenlenen Ukrayna zirvesinin ardından konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ukrayna’ya asker gönderme konusunda fikir birliği olmadığını ancak planın az sayıda ülkeyle hayata geçebileceğini söylemişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın